İ.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ MEDENİ HUKUK FİNAL SINAVI SORULARI VE YANITLARI
Tek Numaralı Öğrenciler İçin
(Sınav tarihi: 27.05.2014)
OLAY I:
17 yaşındaki bayan (B) ile 19 yaşındaki bay (A) nişanlanırlar. Bay (A) bayan (B)’ye pırlanta bir yüzük
hediye eder ve evleneceğinin teminatı olarak 50 bin lira öder.
SORULAR VE CEVAPLARI:
S-1) (A) ile (B) arasındaki nişanlanma geçerli midir? Nişanın bay (A) tarafından bozulması halinde
(A), yüzüğün iadesini (B)’den isteyebilir mi? (B)’nin yüzüğü (C)’ye satıp teslim etmesi halinde
varacağınız sonuç değişir mi? (C) nin yüzüğün hediye olduğunu ve nişanın akıbetini bilmesi onun
iktisabını sakatlar mı? (12 puan)
C-1) Bayan (B), ergin olmadığından tam ehliyetli değildir. Temyiz kudreti bulunmadığına ilişkin bir
veri olmadığından sınırlı ehliyetsiz (TEKİNAY/AKMAN/BURCUOĞLU/ALTOP’un terminolojisi ile
sınırlı ehliyetli) olarak kabul edilmelidir. MK m.118/II’ye göre; “Nişanlanma, yasal temsilcilerinin
rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz”. Hükmün ifadesinden hareketle bazı yazarlar; diğer
hukuki işlemlerde olduğu gibi, ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlının yasal temsilcisinin rızasına
kadar hiçbir şekilde nişanlanma ile bağlı olmadığını ancak icazet alması durumunda nişanlanmanın
sınırlı ehliyetsiz bakımından da geçmişe etkili olarak hüküm ifade edeceğini savunmaktadır.
Doktrindeki bir başka görüş ise, nişanlanmanın kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olması nedeniyle,
kullanılmasının yasal temsilcinin rızasına bağlı olmadığını ancak yasal temsilcinin rızası mevcut
değilse nişanlananın, nişanın mali sonuçlarından sorumlu olmayacağını ileri sürmektedir.
MK m.122 gereği nişanlılık, evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya
ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki
hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz
zenginleşme hükümleri uygulanır. Bu nedenle (A), (B)’den, verilen yüzüğün aynen veya mislen
iadesini ister. (B) yüzüğü (C)’ye satıp devrettiği ihtimalde de aynen iade mümkün ise aynen, aynen
iade mümkün değilse (B) aynı yüzüğü piyasadan sağlayarak mislen (B)’ye iade etmelidir. Yüzüğün,
piyasada bulunmayan tek, özel bir yüzük olması durumunda iade mislen sağlanamadığından sebepsiz
zenginleşme hükümlerine göre iade söz konusu olur. (C)’nin yüzüğün hediye olup olmadığını bilmesi
(A)’nın (B)’ye olan talebini ileri sürmesini engellemez, bu talep, şahsi bir hakkın kullanılması
niteliğinde olduğundan, (C) yüzüğün hediye olduğunu bilse de bilmese de (C)’ye karşı ileri sürülemez.
Ancak (B), yüzüğü (C)’ye devri sırasında henüz 18 yaşını doldurmamışsa bu iktisap (C)’nin iyiniyetli
olup olmamasına bakılmaksızın yasal temsilcinin rızası ile geçerli olur.
S-2) Nişanı bozan (A) 50 bin lirayı geri isteyebilir mi? Bu para başlık parası olarak (A) tarafından
(B)’nin babası (D)’ye verilmiş olsa idi durum değişir mi idi? (12 puan)
C-2) MK m.119/II’ye göre, evlenmeden kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı veya ceza
koşulu dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez. (A)’nın (B)’ye evleneceğinin
teminatı olarak verdiği 50.000 TL. evlenmeden kaçınma hali için öngörülen, kişiyi evlenmeye
zorlayıcı nitelikteki cayma tazminatı niteliğinde kabul edilir. Bu durumda MK m.119/II gereği 50.000
TL.’nin iadesi mümkün değildir.
Başlık parasının iadesinin mümkün olup olmadığı ise tartışmalıdır. Başlık parası şayet evlenmeden
kaçınmayı zorlaştırıcı ödeme olarak nitelendirilirse MK m.119/II kapsamında verilen başlık parasının
iadesi mümkün olmayacaktır. Yargıtay’ın başlık parası ödemesinin nişanlı adına baba tarafından
alındığı gerekçesiyle hediyelerin iadesi kapsamında değerlendirdiği kararları vardır. Bu kararlar,
gözönüne alınarak hediyelerin iadesi kapsamında değerlendirilirse iadesi mümkün olacaktır.
1
S-3) Nişanın bozulmasından sonra bayan (E) ile evlenen bay (A), bundan 1 sene geçmeden,
evlendirme memuruna rüşvet vererek bayan (F) ile de evlenir ve bu evlilikten 6 ay sonra trafik
kazasında yaşamını yitirir. İkinci evlenmenin iptali dava edilebilecek midir? (F) nin (A) ya mirasçı
olması söz konusu olabilir mi? (12 puan)
C-3) Geçerli bir evlilik varken Bay (A)’nın yaptığı ikinci evlenme ile bir mutlak butlan sebebi ortaya
çıkmıştır. Ancak hakim hükmü ile mutlak butlan sebebine dayanarak evlilik iptal edilene kadar geçerli
bir evliliğin hüküm ve sonuçları doğar. Bay (A)’nın ölümüyle bu evlilik ölümle sona ermiştir. MK
m.147/I’e göre sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından re'sen dava
edilemez; fakat her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. Her ilgili Bay (A)’nın
ölümünden sonra ölümle sona ermiş ikinci evliliğin mutlak butlanını dava edebilir. Ancak MK
m.147/III’de, evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden
önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar
verilemeyeceği düzenlenmiştir.
MK m.159’a göre dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal
mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan
hakları da kaybeder. Her ilgili, MK m.159 hükmüne göre, açtıkları butlan davasında ikinci evlilikteki
eşin iyiniyetli olmadığını ispat ettikleri durumda (F)’nin mirasçılık sıfatını engelleyebilir. Şayet
iyiniyetli olmadığını ispat edemezlerse iyiniyetli (F) mirasçı olacak, MK m.147/III gereği evliliğin
butlanına hükmedilemeyecektir.
S-4) Bayan (E), (A) nın ölümünden 8 ay sonra (Ç) adında bir çocuk doğurur. Bu çocuğun soybağı
durumu nedir? (A) nın kan hısımları çocuğun (A)’dan olmadığını ileri sürebilirler mi? Nasıl? (12
puan)
C-4) MK m.285 hükmü gereği evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç
yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Olayda evlilik sona erdiği tarihten üç yüz gün içinde
(Ç) adında bir çocuk doğmuştur bu çocuğun babası, babalık karinesi gereği koca Bay (A)’dır. (Ç) ile
(A) arasında kurulan bu soybağının ortadan kaldırılması için soybağının reddi davası açılması
mümkündür. Olaydaki veriler ışığı altında baba öldüğünden MK m.291 gereği dava açma süresinin
geçmesinden önce kocanın ölmesi hâlinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia
eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi
davasını açabilir. Bu davada, MK m.287 hükmü gereği evlilik sona erdiği tarihten itibaren üç yüz gün
içinde doğan çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılmasından bu kişiler, anne ile Bay
(A)’nın cinsel ilişkide bulunmasının imkansızlığını veya anne ile Bay (A) cinsel ilişkide bulunmuş
olsa dahi çocuğun bu cinsel ilişki sonucunda doğmadığını (illiyet bağının yokluğu) ispat etmeleri
gerekir.
S-5) Bayan (B), doğurduğu (K) isimli çocuğun babasının (A) olduğunu ileri sürebilir mi? Nasıl? (B)
nin (A) nın mirasçılarından mali (parasal) taleplerde bulunması mümkün müdür? (12 puan)
C-5) Bayan (B), doğurduğu (K) isimli çocuğun babasının (A) olduğunu babalık davası açarak ileri
sürebilir. MK m.301 gereği bu dava babaya veya babanın ölmesi durumunda mirasçılarına karşı
açılabilir. Annenin bu davayı açma hakkı MK m.303 gereği çocuğun doğumundan itibaren bir yılın
geçmesiyle düşer. MK m.302 hükmüne göre davalının, çocuğun doğumundan önceki üç yüzüncü gün
ile yüz sekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine sayılır. Bu
sürenin dışında olsa bile fiilî gebe kalma döneminde davalının ana ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit
edilirse aynı karine geçerli olur. Anne bu davada MK m.302 düzenlenmiş karineden yararlanabilir.
Davalı ise MK m.302/III gereği çocuğun babası olmasının olanaksızlığını veya bir üçüncü kişinin baba
olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu ispatlarsa karine geçerliliğini kaybeder.
Babalığa hükmedilirse, anne mirasçılardan MK m.304 gereği mali talepte bulunabilir. Anne,
mirasçılardan doğum giderlerini, doğumdan önceki ve sonraki 6 haftalık geçim giderleri, gebelik ve
2
doğumun gerektirdiği diğer giderleri talep edebilir. Ayrıca çocuğun bakım ve gözetim giderlerinin
karşılanmasını amaçlayan (A)’nın ölümüne kadar işlemiş iştirak nafakası talebinde de bulunabilir.
OLAY II:
17 yaşındaki (A), girdiği bir mağazada çok beğendiği motosikleti almak için mağaza sahibi (B) ile
anlaşmaya varır. (A) motosikletin parasını öder, motosikleti kullanarak eve dönerken hakimiyeti
kaybederek, kaldırımda yürümekte olan (C)’ye çarparak yaralanmasına neden olur. (A)’nın anne ve
babası durumu öğrenince motosikleti iade etmek üzere derhal (B)’nin mağazasına giderler ve (A)’nın
yaşının küçük olduğunu söylerler. (B), (A)’nın yaşının oldukça büyük göründüğünü üstelik kendisini
avukat olarak tanıttığını söyleyerek kendisini kandırdığını, bu sebeple malı iade alamayacağını
söyleyerek, iade talebini reddeder.
SORULAR VE CEVAPLARI:
S-1) (C), uğradığı zararları (A)’dan talep edebilir mi? Açıklayınız? (5 puan)
C-1) MK m.16/II gereği ayırtetme gücüne sahip küçükler kural olarak kusurlu olmak şartıyla
işledikleri haksız fiillerinden sorumludur. Bu sebeple kaldırımda yürüyen (C)’ye çarparak
yaralanmasına sebep olan (A), (C)’nin uğradığı maddi ve manevi zararları tazmin etmekle
yükümlüdür.
S-2) (B), motosikleti iade almak zorunda mıdır? (B)’nin, (A)’nın yaşını daha büyük zannetmesinin
duruma etkisi nedir? Açıklayınız. (5 puan)
C-2) MK m.16/I gereği, ayırtetme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası
olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Yapılan sözleşme ayırtetme gücüne sahip küçüğü
bağlamaz, işlem askıdadır. Yasal temsilcinin icazeti alınamazsa, işlem kesin hükümsüz hale gelir. Bu
durumda daha önce verilenlerin iadesi gerekir. Bu sebeple (A), iade talebi kendisine karşı
yöneltildiğinde talebi kabul etmek zorundadır. (B)’nin, (A)’nın yaşının küçük olduğunu bilmemesi ve
kendisinden bilmesinin beklenmemesi, bu iade borcuna etki etmez, bu durumda (B)’nin iyiniyeti,
(A)’nın tam fiil ehliyetine sahip olmaması karşısında korunmaz. Bu durumdan zarar gören (B), şayet
(A)’nın yanıltması nedeniyle bir zarara uğramış ise kıyasen MK m.452/II gereği zararının tazmin
edilmesini talep edebilir.
OLAY III:
Bayan (A) ile bay (B), 01.04.2007 tarihinde evlenmişler ve mal rejimine ilişkin herhangi bir sözleşme
de yapmamışlardır. Çift, bir süre sonra aralarında geçimsizlik baş göstermesi üzerine boşanma kararı
alarak, mahkemeye başvurur ve boşanır. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi sırasında bay (B)’nin,
kazancından biriktirdiği 400.000 TL. ile 03.05.2005’de satın aldığı bir evi; yine kazancından
biriktirerek satın aldığı, 09.09.2009’da evin değeri 250.000 TL. iken, bayan (A)’nın babasının
kendisine bağışladığı 25.000 TL.’yi vererek içinde tadilat yaptırdığı tasfiye sırasındaki değeri 230.000
TL. olan başka bir evi; kendisine hediye edilen 40.000 TL. değerinde bir saati bulunmaktadır. Bayan
(A)’nın ise kazancından biriktirdiği para ile evliliği sırasında satın aldığı 150.000 TL. değerindeki
mücevheri, babasından miras kalan 350.000 TL.si ve boşanma davası açıldıktan sonra satın aldığı
50.000 TL. değerinde bir otomobili bulunmaktadır.
SORULAR VE CEVAPLARI:
S-1)Bayan (A), evlenmesine rağmen yalnızca kendi kızlık soyadını taşımayı arzu etmektedir. Bu
mümkün müdür? Açıklayınız. (10 puan)
C-1) Medeni Kanun ve Soyadı Kanunu’nda bu hususa izin veren bir hüküm bulunmamakla birlikte,
Anayasa Mahkemesi, yapılan bireysel başvuru sonucunda verdiği bir kararında (06.03.2014 tarihli
karar RG. 25.04.2014, 28982’de yayımlanmıştır), kadının evlilikten sonra sadece kendi kızlık soyadını
kullanmasının mümkün olması gerektiğini, aksi sonucun Anayasa’nın “kişinin dokunulmazlığı, maddi
ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi kapsamında korunan, kişinin manevi varlığını koruma ve
geliştirme hakkının ihlali, anlamını taşıyacağına hükmetmiştir. Bu durumda, (A)’nın arzusunu yerine
3
getirmesi halihazır yürürlükte olan mevzuat bakımından mümkün olmamakla birlikte Anayasa
Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru sonucunda mümkün görünmektedir.
S-2) Bayan (A) ile bay (B) arasındaki mal rejimini tasfiye ederek kimin ne kadar katılım alacağına
sahip olacağını hesaplayınız? (20 puan)
C-2) Bay (B)’nin 400.000 TL. değerindeki evi, evliliğin kurulmasından önce (evlilik 01.04.2007
tarihinde kurulmuş, ev 03.05.2005 tarihinde satın alınmıştır) satın alındığından kişisel mal
niteliğindedir, tasfiyede gözönüne alınmayacaktır. (MK m.220/I b.2)
(A)’nın babasının kendisine bağışladığı 25.000 TL. kişisel maldır. Bu mal ile Bay (B)’nin kazancından
biriktirerek satın aldığı ev evlilik öncesinde satın aldığı belirtilmediğinden kural olarak edinilmiş mal
niteliğindedir. (A)’nın kişisel malından (B)’nin edinilmiş malına bir katkı söz konusudur. Ancak bu
evin değeri 09.09.2009 tarihinde 250.000 TL. iken tasfiye tarihinde 230.000 TL.’ye düştüğünden MK
m.227 gereği değer artış payında değer azalmaları dikkate alınmayıp, başlangıçtaki değer gözönüne
alınacağından (A)’nın kişisel malından yaptığı katkı 25.000 TL. olarak değerlendirilecektir. Bu 25.000
TL. (A)’nın kişisel malının aktifine (B)’nin edinilmiş malının pasifine yazılacaktır. (MK m.227)
Ayrıca bu ev evlilik birliğinin devamı sırasında elde edildiğinden, evin tasfiye tarihindeki değeri olan
230.000 TL. (B)’nin edinilmiş malının aktifine yazılacaktır.
(B)’nin kendisine hediye edilen 40.000 TL. değerinde bir saati bulunmaktadır. Bu kişisel mal
niteliğindedir.(MK m.220/I b.2)
(A)’nın 150.000 TL. değerindeki mücevheri kaynağı hangi mal kesiminden olursa olsun kişisel
kullanımına tahsis edilmiş mal olduğundan kişisel mal olarak değerlendirilecektir (MK m.220/I b.1).
(A)’nın babasından kalan 350.000 TL. kişisel maldır (MK m.220/I b.2). Ayrıca (A)’nın boşanma
davası açıldıktan sonra aldığı 50.000 TL. değerindeki otomobil, boşanma davası açıldığı ve
boşanmaya karar verildiği durumda mal rejimi davanın açıldığı tarihte sona ereceğinden otomobil bu
tarihten sonra satın alındığından kişisel maldır (MK m.225/II, MK m.220). Bu kalemler tasfiyede
gözönüne alınmayacaktır.
Tasfiye’de gözönüne alınacak değerler: (B)’nin 230.000 TL. değerindeki edinilmiş malının aktif
kısmına giren değer ile 25.000 TL. pasif kısmında yer alan değerdir. Artık değer 230.000-25.000=
205.000 TL.’dir (MK m.231).
MK m.236 hükmüne göre artık değere katılmada eşler farklı bir oran kararlaştırmadığından her bir eş
diğerinin artık değer payının yarısı oranında katılma alacağına sahiptir.
Sonuç olarak; 205.000 TL./2= 102.500 TL. Bayan (A)’nın, Bay (B)’den talep edebileceği katılma
alacağı miktarıdır.
4
Download

Medeni Hukuk Dersi Final Sınavı Cevap Anahtarı (Tek)