TARIM TARİHİ VE DEONTOLOJİSİ
ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ
ZİRAAT FAKÜLTESİ
TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ
Hüseyin UYSAL
(Yrd. Doç. Dr.)
3. DERS
‐İyi Tarım Uygulamaları(ITU=GAP)
TARIMIN GELİŞİMİ
‐Tarihçe
‐Tarım Tarihi ile İlgili Çeşitli Bulgular
‐Çiftçiliğin Başlaması
‐Kıtalara Göre Tarımın Gelişimi
İyi Tarım Uygulamaları (ITU) = Good
Agricultural Practices (GAP)
Tarım ve Gıda sektöründe yer alan üretim ve tüketim çevreleri son yıllarda gıda güvenliği, kalite ve çevre gibi sorunlara daha fazla ilgi göstermeye başlamışlardır. Temelde, tarımsal üretime ilişkin çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği hedefleyen bu uygulamalar düşük girdili tarım ve peşine Organik tarım uygulamalarını kapsayan bir süreçten sonra son yıllarda iyi tarım uygulamaları üzerinde yoğun çalışmalar yapmaya başlamıştır. İTU esasen gıda işleme zinciri üzerine odaklanmıştır. Bu uygulamada temel hedef tarım uygulamalarının insana ve çevreye zarar vermeyecek şekilde uygulanmasını sağlamaktır.
2
İTU, tarımsal üretimin planlanması, kayıt altına alınarak geliştirilmesi, pazarlanması, güvenli ürünleri gıda güvenlik zinciri içinde tüketicilere ulaştırılması ile ilgili bütün iş ve işlemler olarak tanımlanmaktadır. Bu uygulamada her ürünün bir kimliği vardır ve kimlik kayıt sistemi içerisinde üretimden pazarlamaya kadar bütün aşamalar kayıt altına alınmaktadır. Arzu eden kişi kimlik kayıt takip numarası ile ürünün üretimden pazarlamaya kadar geçirdiği bütün aşamaları inceleyebilmektedir.
3
Eurogap
Günümüzde İTU’nı en kapsamlı şekilde ele alan uygulama, 1999 yılında Avrupa’lı perakendecilerden oluşan bir organizasyon tarafından hazırlanmış olan EUROGAP isimli (Avrupa Perakendeciler Çalışma Grubu İyi Tarım Uygulamaları) protokolüdür. Eurogap belgesini diğer İTU’dan farklı kılan temel nokta, İTU sisteminin bir kalite güvence sistemi olan HACCP prensipleri ile birleştirilmiş olmasıdır. Yani EUROGAP sadece İTU prensiplerini vermekle kalmayıp aynı zamanda bunlara uyulması için alınması gereken önlemleri, uygunluk kontrollerini ve uygunsuzluk anında alınması gereken önlemleri de ortaya koymaktadır. Bu sistemle halen 40’a yakın ülkede 12 bin üretici yaklaşık 4 milyon dekarlık alanda yaş meyve sebzede EUROGAP disiplinine uygun üretim yapmaktadır.
4
Türkiye Tarımı Açısından İTU’nın Değerlendirmesi
İTU esasen her ülkenin uygulaması gereken bir sistem olmakla beraber uygulanabilirliği ülkenin gelişmişlik düzeyi ve tarımsal alt yapısı ile yakından ilişkilidir.
Ülkemizin mevcut durumunda çoğu küçük ölçekli işletmeler ve tarımla uğraşan kesimin eğitim düzeyi düşüktür. Durum böyle olunca İTU sisteminin ülkemizde uygulanabilirliği de oldukça zor olmaktadır.
Ülkemiz dünyanın önemli yaş sebze ve meyve üreticilerinden biri olmasına rağmen ihracat çok düşüktür. Bunun başlıca nedeni ihracata konu olan meyve ve sebze çeşitlerinin, ulusrarası
piyasalarda talep edilen çeşitlere uygun olmayışı, üretimden tüketime kadar geçen süreçte miktar ve kalite ayıplarının yüksekliğidir. İTU konusundaki çalışmalar ülkemizde Tarım Bakanlığı, Üniversiteler, Tarım İl Müdürlükleri, Valilikler ve Araştırma Enstitüleri tarafından yürütülmektedir. Başta Antalya olmak üzere bu konuda özellikle Akdeniz Bölgesinde önemli uygulamalar vardır.
5
TARIMIN GELİŞİMİ
1. Tarihçe
İlk tarımsal faaliyetler bölgelere ve medeniyetlere bağlı olarak yeryüzü tarihinin çeşitli zamanlarına rastlar. Tarımın ilk olarak Asya’da, sonra Afrika ve Avrupa’da, en sonunda da Amerika’da yapıldığı sanılmaktadır. İnsanlar ilk başlarda sadece toplayıcılık ve avcılıkla geçimini sürdürmüşlerdir. Sonrasında topladığı ürünleri saklamayı ve işlemeyi keşfetmiştir.
Bilim adamları dünyanın oluşumundan bugüne kadar geçen süreyi çeşitli dönemlere ayırmışlarıdır. İnsanlık var olmadan önceki süreç 4 farklı dönemde değerlendirilmektedir ve dördüncü dönemde sert ve uzun buzul dönemlerinin sona ererek iklimin genel olarak yumuşadığından bahsetmektedirler.
6
Havalar ısındıkça insanlar mağaralardan çıkıp açık havada yaşamaya başlamışlar ve temel işlevlerini sürdürebilmek için tarımsal faaliyetlere başlamışlardır ve bu arada yakaladığı vahşi hayvanları da yakın çevresinde evcilleştirmiştir. Böylece Cilalıtaş devrinin ilk yıllarından başlayarak (M:Ö: 8000‐7000) göçebelikten yerleşik hayata geçen insanlar ilkel bir tarıma başlamışlar ve bu giderek gelişmiştir.
7
Tahıllar ilk ekilen bitkiler arasında yer almıştır. Uzun bir süre insanlar beslenmelerini tahıllardan yaptıkları lapalar, peksimetler ve ekmekler gibi yiyeceklerle sağlamışlardır. Daha sonrasında ise kökler, çeşitli bitkilerin soğanları yada yer altı yumruları keşfedilmiş ve değerli bir besin haline gelmiştir. Daha sonralarda beslenme zincirine sebze ve meyvelerin eklenmesi ile yemek kültürü oluşmuştur.
Çiftlik hayvanları uzunca bir süre sadece otlarla beslenmiş, yem bitkileri üretiminin keşfi ile daha çok sayıda ve daha çeşitli hayvanların beslenmesine geçilmiştir.
8
2. Tarım Tarihi ile İlgili Çeşitli Bulgular
Tarım ve çiftçiliğin tarihini öğrenmek için birçok arkeolojik kazıdan elde edilen tarım aletleri, tarımsal atıklar gibi bulgular değerlendirilmiştir. Bu bulguların en önemlisi batı Çin’de bulunan çeşitli tip özellikteki mumyalar olmuştur. M. Ö. 1800’lü yıllara ait olduğu sanılan mumyaların devlet adamlarına ait olmayıp çiftçilikle uğraşan kişilere ait olduğu düşünülmektedir.
9
Mumyalar
Dünyanın en iyi korunmuş mumyaları Mısır ‘da yada Peru’da değil, Batı Çin’de Tarım Havzası’nın büyük bir kısmını oluşturan Taklamakan Çölünde bulunmuştur. İnsan öldükten sonra yapay olarak korunmasını amaçlayan eski Mısır ve İnka uygarlıklarının aksine çiftçilere ait olan bu mumyalar Asya’nın ikinci büyük çölünün kuru ve tuzlu kumları arasında son derece doğal olarak korunmuştur.
İlk başlarda ipek yolu üzerinde bazı araştırmacılar çiftçilerin mumyalarına rastlasalar da bunları korumak için batı müzelerine götürememişlerdir. Ancak son yıllarda Çinli ve Uygur arkeologlar bölgede daha bilimsel araştırmalar gerçekleştirmişlerdir. Şu anda batı Çin’de MÖ 1800’lü yıllardan kalma 300’den fazla mumya vardır. Çok daha fazla sayıda mumyada bu tarihten sonrasına aittir.
10
Mezarlar ve Kumaşlar
Arkeologlar mumyaları sığ çukur mezarlarda, kat kat saz, kütük ve hayvan postu altında derin çukurlarda ve tuğla odalarda bulunmuştur.
Kurumuş olan Lobnur Tuz gölü yakınlarında mezarlıklarda bulunan en eski mumyalar basit örtülerle ve yünlü battaniyelerle sarılıdır ancak MÖ 1000 yılından sonra kalanlar ise giyimli, tüylü şapkalı, gömlekli pelerinli, pantolonlu, yünlü çoraplı hatta ekose kumaşlara sarılmışlardır. Mumyalar dokuma kumaş uzmanları için çok önemli bir tarih öncesi kumaş kaynağıdır. Bu mumyaların yüzlerinde yapılan analizler tarım havzasının bu ilk yerleşimcilerinin Kafkasya’dan yada Avrupa’dan gelmiş olduklarını göstermektedir.
11
Tarım havzası yalnızca çok sayıda insanı ve diğer organik kalıntıları korumakla kalmamış , çok geniş bir ilk el yazmaları koleksiyonu da korumuştur. Burası Çin’de Budizmi
benimseyen ilk bölgelerden biridir. Budizm de yazılı söze değer veren bir dindir.
12
3. Çiftçiliğin Başlaması
Günümüzden 12.000 – 4. 500 yıl önce çiftçiliğin başladığı tahmin edilmektedir. Çiftçiliğin ilk başlangıç noktasında yakın doğu bölgesinin olması ve Mezopotamya'nın verimli hilal olarak adlandırılan bölgelerinde elde edilen bulgulardan görülmüştür. Ortadoğu'nun bu önemli bölgesi dışında da insanların yaşamlarını sürdürdüğü çeşitli arkeolojik kazılarda elde edilen bulgularla ortaya çıkarılmıştır. Çiftçiliğin 12.000 yıl önce ilk kez Ortadoğu topraklarında başlamış olduğu söylenmektedir. Bu tarihten sonrada dünyanın farklı bölgelerinde birbirinden bağımsız olarak çiftçilik başlamıştır. 9 bin yıl önce Meksika’da, Güney ve Kuzey Çin’de 7 bin yıl önce Orta Andlar’da ve 4500 yıl önce de Kuzey Amerika ve Orta ve Güney Afrika’da görülmüştür. Bu birbirinden bağımsız gelişmelerin hepsinin ortak noktası buzul çağından sonra olması ve nufustaki önemli artışlardan sonra olması.
13
Ancak her bölgede yetiştirilen ürün ve hayvanlar da farklılık arz etmektedir. Ortadoğu’da arpa, buğday, koyun ve keçi, Meksika’da mısır, Çin’de pirinç, Orta Afrika’da darı ve büyük baş hayvan yetiştiriciliğinin yapıldığı sanılmaktadır.
Filistin Eriha’da bir yerleşim höyüğünün tabanında insanların küçük yuvarlak barınaklarda yaşadıkları ilk çiftçi köylerinin kalıntıları bulunmuş tur.
14
Suriye’de Ebu Hureyra avcı‐toplayıcı yerleşim birimi, çizimi yapılan kerpiç tuğla evli çiftçi kasabasının altında bulun muştur.
14 500 yıl önce Ortadoğu’nun kıyıları ve nehir vadilerinin sık meşe ormanlarıyla kaplı olduğu geri kalan kısımlarında ise yenilebilir çeşitli bitkilerle kaplı bir bozkır olduğu tahmin edilmektedir. Bu bitkiler arasında kültüre alınan buğday ve arpanın atası da vardır. Avcı‐toplayıcılar, sıcak hava ve bol yağmur yerine 1000 yıl süren buzul çağı koşulları ve onun getirdiği kuraklık ve toplanacak bitkilerde ve avlanacak hayvanlarda bir kıtlık dönemi yaşadılar. Bu dönem avcı ve toplayıcı nüfusun aşırı bir şekilde arttığı döneme rastladığı için insanlar yiyecek bulabilmek için tekrardan göçebe hayata geri dönmek zorunda kaldılar.
15
Terk edilmiş köyleri mezarlıklar olarak kullanmaya başladılar. Bu dönemi Genç Dryas dönemi takip etmiştir. 10‐13 bin yıl öncesine rastladığı varsayılan bu dönemde insanlar bitkileri ekerek ve sulayarak yeterli besin maddesi elde etmeye çalışmışlardır. Bu durumda insanların yetiştirdikleri ürünlerin daha fazla ürün vermesine neden olmuştur. Bununla beraber insanlar olgunlaşınca dökülmeyen bitki üzerinde kalan buğday, fasulye gibi çeşitleri keşfetmişler ve bir nevi bunları ıslah etmişlerdir. Bu sayede de insanlar ekecekleri tohumları bu bitkilerden seçmişlerdir.
16
İnsanlar yabani bitkilerin Şeria Vadisinin alüvyonlu topraklarında, özellikle doğal pınarların çevresinde daha iyi yetiştiklerini keşfetmişlerdir. 11600 yıl önce ani küresel ısınma ile gelen yağmurlarla birlikte insanlar tekrar yerleşik hayata geçmişler ve başta Eriha’da olmak üzere kerpiç evler yapmışlardır. Burada tahminen su taşkınlarından korunmak için bir duvar ve büyük bir taş kule inşa etmişlerdir.
İlk neolitik köylerin en gelişmişleri Türkiye’nin güneyinde ve Irak’ın kuzey doğusunda inşa edilmiştir. İlk başlarda köyler birbirine volkanik cam ve deniz kabuğu ticareti ile bağlanmışlar bunu buğday ve sonralarda fasulye ve mercimek gibi çeşitli tarım ürünlerinin ticareti izlemiştir. 1000 yıl içinde de keçi ve ardından büyük baş hayvanlar evcilleştirilmiştir.
Köyler 2 katlı taş evleri, sokakları ve depolarıyla kasabalara dönmüştür.
17
Verimli hilal olarak adlandırılan bölge Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan Mezopotamya ovalarını ve Asi nehri boyunca ilerleyen ve Ürdün nehri ile gösterilen yöre anlatılmaktadır. Büyük nehirlerin oluşturduğu bu yay, ilk yerleşim birimlerinin ve ilk uygarlıkların ortaya çıktığı yerlerdir. Tarımın başlangıcı eski çağlardan bu yana hep merak konusu olmuştur. Hiç kuşkusuz Kutsal kitaplara göre Hz. Adem çiftçilerin piridir.
18
5. Kıtalara Göre Tarımın Gelişimi
1. Batı Asya
Dünyanın bu bölgesi Eski Dünya olarak adlandırıldı ve tarımın doğuşunda olağanüstü rol oynadı. Bu bölgede bitki türlerinin zenginliği, toprakların verimliliği, iklimin yumuşaklığı ve yörede ilk oturanların zihinsel düzeyinin yüksek olmasıyla son derece gelişmiş bir kır uygarlığı oluştu. İran bozkırlarının ve Arabistan çöllerinin göçebelerinin işledikleri Fırat ve Dicle’nin verimli alüvyonları, Babil’i göz kamaştırıcı bir bahçeye dönüştürdü. Kraliçe Semiramis’in Babil’deki asma bahçeleri büyük ün kazandı. 19
Yılda iki kez ürün alınan tahıllar bölgenin beslenmesine yetip de artıyordu. Suların bolluğu sayısız meyve ağaçlarının yetişmesine olanak veriyordu. Ağaçlık alanların oluşturduğu gölgelikler çok sayıda sebzenin yetişmesine olanak veriyordu. Suriye ve Filistin tarihin ilk çağlarından başlayarak çok verimli yerler oldular. Yörede bol miktarda tahıl, zeytin, incir, nar, hurma, üzüm gibi çeşitli meyveler yetiştiriliyordu. Iran toprakları da tarım için çok elverişli idi. Burada da zengin tarım ürünlerinin yanında tahıllar, yonca, keten, kenevir, pamuk, üzüm, zeytin, hurma gibi sayısız sebze ve meyve çeşidi yetiştirilmektedir.
20
2. Güney ve Doğu Asya
Tarım Hz. İsa’nın doğumundan önceki yıllarda Hintlilerin yaşamında önemli bir yer tutuyordu. Sanskrit belgelerinden, yerlilerin toprağı sürerek tohum ektikleri anlaşılmıştır. Tahıl, muz, turunçgiller, şekerkamışı ve birçok meyve ve sebze yetiştiriliyordu. Baharat bitkileri ve çeşitli boya ve süs bitkileri de oldukça değerli idi. Çin’de tahıllar, meyveler, soya ve Çay önemli miktarda yetiştiriliyordu.
21
3. Afrika
M. Ö. Mısırlılar buğday, arpa, üzüm, hurma ve keten yetiştirdiler. Daha sonra pirinç, zeytin, nar, kendir otu, pamuk, aspir ve susam yetiştirmişlerdir. Nil vadisi boyunca zengin meyve bahçeleri ve bostanlar vardı. Büyük Sahra’da o dönemde su imkanı vardı ve tahıl yetiştiriliyordu. 22
4. Amerika
Amerika’ya ilk insanların 20 ‐ 25 bin yıl önce Asya’dan geldikleri düşünülmektedir. Yerleşik düzene geçmeden önce avcılık ve toplayıcılıkla bir yaşam sürdüler. Meksika’nın yüksek yaylalarında And sıra dağlarında yerli kabileler mısır, patates, fasulye, yer fıstığı, biber ve vanilya yetiştirmişlerdir. İnka’lar bazı tarımsal ürün figürlerine yapmış oldukları çanak ve çömleklerin üzerinde yer vermişlerdir.
23
5. Avrupa
M. Ö. Yunanlılar ve Avrupa’da bulunan diğer uluslar nispeten gelişmiş bir tarım uyguluyorlardı. Buğday, arpa, zeytin, çeşitli meyve ve sebzeler yetiştiriyordu. Nadas, gübreleme, iyi tohumluların seçilmesi gibi uygulamalar yaygındı. Germenler ve Keltler tahıl, pancar, lahana, ve çeşitli sebze ve meyveleri yetiştiriyorlardı. Buğdayları çok beğenilen Galya, Roma’nın olduğu kadar Kuzey Avrupa’nın da tahıl ambarıydı. M.S. VIII. Yüzyılda Arapların Akdeniz havzasına girmesiyle pirinç, şekerkamışı, pamuk, turunçgil, hurma da yetiştirilmeye başlanmıştır.
24
Download

tarım tarihi ve deontolojisi - Adnan Menderes Üniversitesi