AR&GE BÜLTEN
2014 OCAK – SEKTÖREL
KRİZLERİN TURİZM SEKTÖRÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Nesrin Suna SARIÇAY
Müge ÜNAL
Kriz kelimesi olumsuz bir durumu
yansıttığından kullanılması çok da arzu
edilmeyen bir kelime olarak algılanıyor.
Çünkü bu kelime bilimin her alanında
farklı bir anlama bürünebiliyor.
Tıpta kriz; bir organda birden bire
ortaya çıkan fizyolojik bozukluk olarak
tanımlanıyor. Kalp krizi, sinir krizi vb.
gibi.
Ekonomide kriz; bir mal veya hizmetin kıt hale gelmesi, bir ülkenin resmi parasının
değer kaybetmesi, borsa endeksinin aniden düşmesi, enflasyon olarak bilinen fiyatlar
genel düzeyinin sürekli yükselme eğiliminde olması vb. durumları çağrıştırıyor.
Siyasette kriz; ülkede aniden gelişen, siyasi dengeleri sarsan ve istikrarsızlık
oluşturan “her durum” olarak karşımıza çıkıyor.
Kriz kelimesi bazen de karşımıza; bir şeye duyulan ani ve aşırı istek olarak da
çıkabiliyor. Tatlı krizi, çikolata krizi gibi.
Bu noktada; krizin şekli ve çağrıştırdığı algı ne olursa olsun turizm faaliyetleri kitleleri
etkileyen her krizden etkilenir, bazen bireysel krizler bile turistlerin rotalarını
değiştirmelerine, tatil hayallerinin bir başka bahara kalmasına neden olabilir.
Ülkelerin turizm sektörlerini olumsuz yönde etkileyen uluslararası krizleri aşağıdaki
şekilde sıralamak mümkün.
 İkiz Kulelere Yönelik Terör Saldırıları
11 Eylül 2000 tarihi Amerika’da ve dünyada bir dönüm noktası olmuştur. Bu olayın
ABD turizmine verdiği zararı saptamaya yönelik olarak Hawaii Üniversitesi Ekonomi
Profesörü Carl Bonham başkanlığında hazırlanan bir raporda;
15
AR&GE BÜLTEN
2014 OCAK – SEKTÖREL
 2000 yılında Amerika’da 51 milyon olan uluslararası ziyaretçi sayısının 46
milyona düştüğü,
 2004 yılına kadar 27 milyon ziyaretçi kaybı yaşandığı ABD’nin bu süreçte
turizm kaybının milyar dolarları bulduğu belirtilmiştir.
 2004 Hint Okyanusu Depremi ve Tsunami
Hint Okyanusu Depremi ve Tsunami
sırasında en çok can kaybı yaşanan
ülkelerden
birisi
Tayland
olmuştur.Felaket sonrasında ülkenin
turizm endüstrisinin de büyük zarar
gördüğünü belirtmek mümkündür.
Aynı şekilde İngiltere’de FMD (Ayak ve
Ağızda Görülen Bulaşıcı Hastalık),
Sars krizi vb. de uluslararası alanda
oluşup ülkelerin turizm faaliyetlerini
etkilemiştir.
Ülkemiz turizmini etkileyen krizleri ise aşağıdaki gibi sayabiliriz.
 Körfez Savaşı
1990 yılında Ağustos ayında turizm sezonunun bittiği dönemde gerçekleşen Körfez
Savaşı savaş bölgesine yakın olan ülkemizin imajını da kötü yönde etkilemiştir.
1990 yılında 3,2 milyon $ olan turizm gelirleri 1991 yılında 2,6 milyon $’a düşmüştür.
Ülkemize 1990 yılında AB ülkelerinden gelen ziyaretçi sayısı 2,7 milyon iken 1991
yılında 1,7 milyona, OECD ülkelerinden gelen ziyaretçi sayısı da 1990 yılında 3,3
milyon iken 1991 yılında 2,4 milyona düşmüştür.
 1999 Kocaeli Depremi
Bu depremden sonra Türkiye’nin turizm gelirlerinin bir önceki yıla göre yüzde 40
azalması depremin turizm talebi üzerindeki doğrudan etkisini göstermektedir.
Bunların dışında;






2005 yılındaki Katrina Kasırgası,
ABD’nin en büyük enerji şirketlerinden olan Enron’un iflası,
Mavi Çarşı’nın bombalaması,
Güneydoğu’da yaşanan terör olayları,
Domuz gribi ve
1929 ekonomik krizinden sonra en büyük ekonomik kriz olarak adlandırılan
2009 ekonomik krizi de turizm sektörünü olumsuz etkileyen krizler arasındadır.
16
AR&GE BÜLTEN
2014 OCAK – SEKTÖREL
Ayrıca son dönemde; Küresel Ekonomik Krizin de ülkemiz turizmini olumsuz yönde
etkilediğini belirmek mümkündür.
Küresel boyutta finans piyasalarında yaşanan kriz dünya ülkelerini ve Türkiye
ekonomisini de ciddi boyutlarda etkilemiştir. Çünkü turizm harcaması zorunlu bir
harcama olmadığı gerekçesi ile ilk kısılan harcama olarak değerlendirilmektedir.
Turizm sektörünün küreselleşmeden önemli ölçüde etkilenmesi sebebiyle de
yaşanan krizin en fazla etkilediği sektörlerin başında turizm sektörü gelmektedir.
Sonuç olarak; turizm gelirleri ülkelerin ekonomik dengelerine her zaman pozitif yönde
katkıda bulunmakla birlikte; en ufak bir krizden etkilenmekte ve toplamda bütçe
gelirleri de negatif yönde etkilenmektedir.
Bu noktada; ülkelerin sadık müşteri potansiyeli olan turizm türlerini geliştirip
pazarlamaları bu suretle de turizm dirençlerini arttırmaları gerekmektedir.
Sadık müşteri potansiyeli olan turizm türlerinin başında sağlık, termal, inanç, kültür, iş
ve fuar turizmi gelmektedir.
Bu noktada; kentimizin kıyı turizmi yanı sıra, alternatif turizm türleri açısından da
eşsiz imkanlara sahip olduğu göz önüne alınarak; kruvaziyer, sağlık, termal, kongre,
kültür, inanç, spor ve tarih gibi çok çeşitli turizm olanakları değerlendirilmeli bu
olanaklar turizme gelir olarak kaydedilmelidir.
Bu gerçekten hareketle; Odamız; turizm arzının doğru ve etkin bir şekilde
kullanılması, gelir seviyesi yüksek, kent ekonomisine faydası olacak turist profilinin
hedef kitle olarak belirlenmesi için turizm vizyonunu “YIL 12 AY TURİZM” olarak
belirlemiştir.
Kentimizde turizmin 12 ay canlı kalabilmesi için; turistlerin hayallerine hitap edecek
alternatif turizm türleri geliştirilmesi gereğinden hareketle bu vizyon belirlenmiştir.
İzmir’in Odamızın büyük çabaları ile kruvaziyer turizminde yakaladığı başarıyı kongre
turizminde, sağlık turizminde, termal turizmde, inanç turizminde, spor turizminde,
kent turizminde de yakalaması gerekmektedir.
İzmir’de; turizm arzının doğru ve etkin bir şekilde kullanılması ve gelir seviyesi
yüksek, kalış süresi uzun, kent ekonomisine faydası olacak turist profilinin hedef kitle
olarak belirlenmesi son derece önemlidir.
Bu kapsamda;
 İzmir ve hinterlandına tur düzenleyecek uluslararası tur operatörleri ile iletişime
geçilmeli, gerekirse kendilerine uçak ve konaklama garantisi verilmelidir.
 40.000 civarındaki konaklama kapasitesi Mermer Fuarı organizasyonu
haricinde tam kapasite ile çalışmamaktadır. İzmir’de yerli ve yabancı ihtisas
fuarlarının düzenlenmesi, sayılarının arttırılması gerekmektedir.
 Uluslararası standartlarda şehir müzeleri kurulmalıdır.
 Tarihi, kültürel ve mimari özelliği olan yapılar ve ören yerleri restore edilmelidir.
17
AR&GE BÜLTEN
2014 OCAK – SEKTÖREL





Kentimizin ve bölgemizin meşhur el sanatlarından deri, halı, takı gibi ürünlerin
sunulacağı Kapalıçarşı benzeri otantik alışveriş merkezleri, yeni çarşılar
yapılmalıdır.
Havaalanı-kent merkezi toplu taşım sistemleri kurulmalı, mevcutların
iyileştirilmesi gerekmektedir.
Belirlenecek ve pazarlanacak turistik yerlere yönelik yön levhaları ve
bilgilendirme tabelaları konulmalıdır.
İzmir şehir turları kapsamında tur güzergahını ve çekim noktalarını gösterir
özel şehir haritaları ve broşürleri basılmalıdır.
Rekabet gücü yüksek, çevreye duyarlı, sürdürülebilir gelişen ve değişen
tercihleri göz önünde bulunduran turistik ürünler oluşturulup, pazarlanmalıdır.
Raporumuzu sonuçlandırmadan önce; henüz kriz haline gelmemiş ama gelecekte
turizm açısından risk oluşturabilecek bazı unsurlara da dikkat çekmek istiyoruz.
Bu noktada;







Turizm
arzının
kitle
turizmi
çerçevesinde yoğun kullanılması ve
sürdürülebilir
turizme
önem
verilmemesi,
Kültürel değerlerin korunmaması,
Doğal kaynakların kalitesinin korunup
geliştirilmesine dayalı turizm ürün ve
hizmetlerinin yeterince üretilmemesi,
Turizmden
kısa
sürede
yüksek
ekonomik kârlılık sağlama düşüncesi
ile hareket edilmesi,
Sanayileşmiş
tarım
faaliyetlerinin
yarattığı olumsuzluklar,
Kıyılardaki çarpık yapılaşmalar,
Türkiye’nin ucuz turizm ülkesi olması algısının silinememesi de ileride ülkemiz
turizminde krize neden olabilecek riskler arasında sayılabilir.
Özetle; turizm dinamik bir sektördür, diğer sektörlere nazaran ulusal ve uluslararası
boyutta yaşanan krizlerden daha kolay etkilenebilmektedir.
Sektördeki arzın fazla olması, yerli ve yabancı turistlerin tercihlerinde çok kolay ve
rahatlıkla değişiklik yapabilmesine olanak sağlamaktadır. Turizm sektöründeki
işletmeler her ticari işletmede olduğu gibi talepteki düşüşlerden de önemli ölçüde
etkilenmektedir.
Krizlerin olumsuz etkilerini azaltmada, kriz yönetiminde etkin ve belirleyici unsur krizin
önceden tahmin edilmesi ve doğru kararların zamanında alınmasıdır.
Bu kapsamda, özellikle küresel krizlerden mümkün olduğunca az etkilenmek için
dünyadaki gelişmeler, ulusal ve uluslararası düzeydeki rakiplerin tepkileri ve
uygulamaları yakından izlenmeli, alternatif planlar yapılmalıdır.
18
AR&GE BÜLTEN
2014 OCAK – SEKTÖREL
Kaynaklar:
 Akademik Araştırmalar Dergisi 2010, Sayı 44, Sayfalar 139-155 “Krizlere En
Hassas Sektör Turizmde Etkin Kriz Yönetimi” Nur ÜNDEY KALPAKLIOĞLU
 Emel BAHAR, Ferudun KAYA, Ferah KEKLİK, “Konaklama Sektöründe Krizle
Mücadele Stratejileri”
 Turizm Bakanlığı
 Turizm Gazetesi
19
Download

KRİZLERİN TURİZM SEKTÖRÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Nesrin