7. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu
- 37 -
KÜÇÜKMENDERES HAVZASINDA SU KAYNAKLARININ
GELİŞTİRİLMESİNİN KIYI BÖLGESİNE OLAN ETKİLERİ
Aslı ERDENİRSİLAY1, Ahmet TOMAR2
1
DSİ 2. Bölge Müdürlüğü, Planlama Şube Müdürü, Bornova / İZMİR
Tel:0232 4355100 Fax:4353742 [email protected]
DSİ 2. Bölge Müdürlüğü, Tarımsal Ekonomi Başmühendisi, Bornova / İZMİR
Tel:0232 4355100 Fax:4353742 [email protected]
2
Özet
Küçükmenderes havzasının en önemli akarsuyu Küçükmenderes nehri ve yan kolları olan Fetrek deresi, Uladı deresi, Ilıca deresi, Değirmen dere, Aktaş deresi, Rahmanlar deresi, Rahmanlar deresi, Yuvalı dere, Eğridere, Birgi deresi, Çevlik deresi ve Keles deresidir.
Küçükmenderes havzası Türkiye’nin batısında, Ege Bölgesi’nde yer almaktadır. Küçükmenderes havzası uzunluğuna 110 km, genişliğine ise 15-50 km arasında değişmekte olup, ortalama
30 km genişliğindedir. Havzanın orta bölümünde, yoğunluğu tarım arazisi olarak kullanılan
düz bir ova yer almaktadır.
Küçükmenderes nehrinin oluşturduğu alüvyonel ovanın kıyı kesiminde, 74 ha genişliğinde ve 4
m derinliğine sahip tatlı Çakal gölü, 75 ha genişliğinde ve 5 m derinliğindeki hafif tuzlu Gebekirse gölü ve büyük bataklıklar yer almaktadır. Bu göl ve bataklıklar Küçükmenderes deltasını
oluşturmaktadır.
Küçükmenderes havzasında yüzeysel su kaynaklarını değerlendirmek üzere DSİ’ce büyük projeler önerilmiştir. Bu projelerin tümü havzanın orta kesimi olan Bayındır, Ödemiş, Beydağ ilçeleri ve civarındadır. Önerilen projeler ile havzada sulama suyu amaçlı 6, içme suyu ve sulama
amaçlı 1 baraj öngörülmektedir. Beydağ, Aktaş, Burgaz, Ergenli, Uladı, Ödemiş barajları havzanın kuzeyinde, Bademli barajı ise güneyinde yeralır. Bu barajlar ile sulanacak toplam tarım
alanı 35 048 hektardır. Bu barajlardan Beydağ barajının inşaatı tamamlanmış,, Aktaş, Bademli
ve Zeytinova (Burgaz) barajlarının inşatına başlanılmış, Ödemiş barajı yatırım programında,
Ergenli, Uladı barajları projelendirme aşamalarındadır.
Bu çalışmada havzada su kaynaklarının geliştirilmesinin ve korunmasının gerekliliği ortaya
konarak, kıyı kesimine olan etkilerinin minimize edilmesi yönünde öneriler verilecektir.
Çalışmada kıyı kesiminin sorunları irdelenirken sadece kıyı kesimi ile sınırlı kalınmayarak havza bütünü ile ilişkilendirilecektir. Özellikle kıyı kesimindeki sulak alanların havzada Devlet Su
İşleri tarafından yürütülen çalışmalarından nasıl etkileneceği irdelenecektir.
Anahtar: Havza, Su kaynakları, kıyı bölgesi (sulak alanlar)
ABSTRACT
The Küçükmenderes river basin’s most important streams are the Küçükmenderes river and
- 38 -
7. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu
its branches; Fetrek, Uladı, Ilıca, Değirmen, Aktaş, Rahmanlar, Yuvalı, Eğridere, Birgi, Çevlik,
Keles.
The Küçükmenderes river basin is located the west part of Turkey; in Aegean region. It has 110
km length and variable width as 15-50 km, on average 30 km. On the middle part of the Küçükmenderes river basin, there is a flat plain which is using mostly for agriculture.
At the coast section of the alluvial plain which is created by Küçükmenderes river, there are 2
lake and big marshes. One of the lake is, fresh watered Çakal Lake, 74 hectare wirth and 4 m
depth another one is the little salt water one; Gebekirse Lake, 75 hectare wirth and 4 m depth.
These lakes and marshes form the Küçükmenderes delta.
DSİ suggested the big projects for evaluating the superficial water sources at the Küçükmenderes river basin. All the project places are at the basin’s middle part; Bayındır, Ödemiş, Beydağ
Districts etc.. 6 irrigation oriented dam and 1 drinking and irrigation oriented dam projects are
projected. Beydağ, Aktaş, Ergenli, Burgaz, Uladı, Ödemiş dams are located at the north part of
river basin whereas Bademli dam is located at the south part of the basin. The total irrigated agricultural area is 35 048 hectare with using all these dams.Beydağ dam’s construction phase is
completed, Aktaş, Bademli and Zeytinova (Burgaz) dams construction stages are started, Ödemiş dam is in investment programme and Ergenli, Uladı dams are in project planning phase.
This study is going to give recommendations about minimizing the effects to coast section of
river basin by introducing the necessities of the water sources conservation and protection. Also
while the coast section problems are investigating, not just with the coast section, the whole
river basin will be associate with problems. Specially, ‘how the coast section watery areas will
be affected from the DSİ projects’ question will be investigate.
Key words: River Basin, water sources, coast sections(the watery areas).
1. Giriş
Kıyı bölgesindeki alanlar daha çok sulak alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sulak alanlar
da, sahip oldukları özellikleri ile ekonomik ve ekolojik potansiyelleri bakımından da üzerinde
durulması ve korunması gereken alanlardır. Bu yerler, yüksek biyolojik çeşitliliğe ve dinamik
bir yapıya sahip olmalarının yanı sıra, balıkçılık, saz / kamış kesimi, turizm gibi faaliyetler yoluyla ekonomik fayda ve besin sağlaması, erozyon ve taşkın kontrolü, su kalitesinin arttırılması,
su temini ve taşımacılık, bölge iklimi stabilizasyonu gibi büyük yararlar sağlamaktadır. Mevcut
ekosistemi ve biyolojik yapıyı koruyan, yöredeki halkın refahının sürdürmesini amaçlayan entegre sulak alanlar yönetimi, çok önemle üzerinde durulması gereken yeni bir kavramdır. Entegre bir su yönetim için öncelikle, söz konusu alanların arazi, habitat ve biyolojik envanterinin
yapılması, yöre insanlarının sosyo-kültürel ve ekonomik yaşantılarının belirlenmesi, memba
kesiminde (yukarı havzada) yapılacak çalışmaların, arazi kullanımlarının ve yatırımlarının bu
yönüyle ele alınması gerekmektedir. Çünkü, kıyı alanlarında yaşayan insanlar kıyı dokusunun ayrılmaz bir parçasını oluştururlar. Ayrıca, Türkiye’nin değişik bölgelerinde bulunan sulak
alanların, koruma ve çevre bilincinin hakim olduğu bir anlayışla yönetilmesine ihtiyaç vardır.
Kıyı Bölgelerinde yer alan kaynaklarının yönetimi her ülkenin ekonomisi ile ayrılmaz bir bütünlük göstermektedir. Gelişmekte olan ülkelerde kıyı alanları, besin üretimi ve temel endüstri
açısından büyük ekonomik değere sahiptir. Ayrıca kıyı alanlarındaki turizmde önemli bir gelir
kaynağı olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ise kıyı genellikle ülke ekonomisinin lokomotifi durumundadır. Bu ülkelerde kıyı turizmi de zenginlik kaynağıdır. Gelişmiş ülkelerde yaşamak için
mücadele temel kaygı olmadığından, ekonomi yanında yaşam kalitesi kavramı da ortaya çıkmaktadır. Bu durum halk ve çevreci hareketler tarafından ifade edilmekte ve bu grupları sık sık
hükümet ve iş dünyası ile karşı karşıya getirmektedir.( Akyarlı vd., 2006)
2. Küçükmenderes Havzası Kıyı Bölgesinin Oluşumu ve Eski Çağlarda
Durumu
Küçükmenderes kıyı bölgesinin içinde bulunduğu Küçükmenderes havzası Batı Anadoluda yer
7. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu
- 39 -
alan 5 havzadan en küçüğüdür. 7165 km2 lik drenaj alanı ile Türkiye’deki 26 akarsu havzası
içinde 25 ci sırada bulunmaktadır. Küçükmenderes havzası doğa batı doğrultusunda yaklaşık
110 km’lik bir uzunluğa sahiptir. Havza oldukça dar olup 15 ilâ 50 km arasında değişen ortalama 30 km’lik bir genişliğe sahiptir. Havza, yüksekliği 400 ilâ 2200 m arasında değişen dağlarla
çevrilmiştir.
Küçükmenderes havzası, Neojen ortasındaki tektonik hareketler ile oluşan graben tipi bir çöküntü ovasıdır. Batı anadoludaki ana akarsu havzalarının tümü aynı tektonik hareketleri ile
oluşmuş graben ovalarıdır. Çöküntünün kuzey ve güney temel yükseltileri paleazoyik yaşlı metamorfik seriden oluşmaktadır. (Baykal, 1996)
Küçükmenderes deltasındaki kıyı şeridinin jeolojik çağlar içinde bugünkünden çok daha içerde
olduğu bilinmektedir. O dönemlerde yükselen deniz suyu seviyesi nedeniyle kıyı şeridi bugünküne kıyasla 8 km kadar içeride yer almaktaydı ve bugünkü delta alanının tümü bir körfez
oluşturmaktaydı (Altınbaş, vd. 1997; Kayan, 1997; Suveren, 1945).
Bu körfezin güney kıyılarında Artemis tapınağının 1,2 km batısında M.Ö. 10 bin yıllarında Efes
şehri kurulmuştur (Öziş, 1994). Zaman içinde gelişen kent antik çağın en önemli ticaret ve kültür merkezlerinden biri olmuştur.
Küçükmenderes havzasının temel serisini, Alpin arojenezi ile genel şekillenmesi oluşmuş ve
yüksek düzeyde değişime uğrayan kayalar oluşturmaktadır. Menderes masifi olarak adlandırılan yüksek düzeyli metamorfik kayaların çekirdek zonu sırası ile gnayslar, leplitler ve mikaşistlerden ibarettir. Mevcut olan ve yükseltilen oluşturan bu metamorfik seri, erozyonla ovaya
malzeme vermiş, Küçükmenderes nehri ile de deltaya taşınmıştır. Bir başka deyimle, kıyı bölgesinin alüvyon dane mozayiğinin kaynağı yüksek dereceli metamorfik kayalardır (Baykal, 1996).
Su erozyonu ile Küçükmenderes nehri tarafından taşınan toprakların kıyı bölgesinde yer alan
körfezi doldurmaya başlaması Efes şehrinin varlığını tehlikeye sokmuş ve o dönemlerden itibaren kent limanının deniz bağlantısının korunmasına yönelik çalışmalarda bulunulmuştur.
18 yüzyıl önce deniz kenarında bir liman şehri olan Efes günümüzde denizden 5 km içeride
kalmıştır. Kent limanının girişinin alüvyonlarla tıkanmaya başlamasından sonra denizle bağlantıyı sağlayan antik kanalın ve liman bölgesindeki geniş sulak alanın izleri bugün geniş sazlık
alanlar olarak izlenebilmektedir.
3. Küçükmenderes Kıyı Bölgesinde Su ile İlgili İlk Çalışmalar
Küçükmenderes havzasının batısında yer alan geniş bataklık alanların kurutularak ıslahı amacıyla ilk proje 1919 yılında Nafıa Umum Müdürlüğüne bağlı su işleri Aydın Başmühendisliğince
hazırlanmıştır (DSİ, 1972). Ancak uygulamaya geçilememiştir. Bilinen ikinci çalışma 1932 yılında hazırlanan Küçükmenderes havzası istikşaf raporu olup Küçükmenderes nehrinin ıslahı burada ele alınmıştır. Bu tarihte cumhuriyet hükümeti bataklıkların kurutularak sıtmanın
önlenmesi ve arazilerin tarıma kazandırılması konularına büyük önem vermekteydi. Bunun bir
sonucu “Küçükmenderes ve tabilerinin ıslahına ait kanun” hazırlanarak 5 Haziran 1933 tarih
ve 2419 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe konulmuştur. Bu kanun ile;
a) Küçükmenderes nehri yatağı ile azmakların düzeltilmesi, seddeler inşa edilerek sel zararlarının önlenmesi,
b) Delta alanı da dahil olmak üzere havzadaki bütün göl ve bataklıkların kurutulması veya ıslahı öngörülmüştür (DSİ, 1972).
Bu kanunun yayınlandığı yıllarda Küçükmenderes havzasının batı kesimi ve deltada bulunan
göl ve bataklık alanlar nedeniyle sıtma hastalığı nüfusun ortalama
% 38’ini etkilemiş, bu
oran bazı köylerde % 90 ulaşmış durumdaydı. Bu durum deltadaki kırsal alandan nüfusun
kaçışına neden olmuş yöredeki 307 köyün 198’si dağlık alanlarda, 109’u ise taban arazilerde
kalmıştır. Aile nüfus dağ köylerinde 5 ile 10 kişi arasında değişirken, ova köylerinde 2 ile 3
kişi civarında bulunmaktadır. Yöre köylerinde ortalama yaşam süresinin 30 yaş olduğu ifade
edilmektedir.
O günkü koşullarda havzada tarıma uygun arazi miktarı 2 371 000 da kor olarak belirlenmiş
olup bu alanın % 59’u olan 1 405 000 dekar arazi göl ve bataklıkların genişlemesi ve işgücü
- 40 -
7. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu
yetersizliği nedeniyle tarım dışı kalmış, yalnızca 966 000 dekar arazide tarım yapılabilmiştir.
Bu durum havzanın ekonomik hayatını etkilemiş, delta alanı ve arkasındaki tarım alanlarından
olan tarımsal üretim 19 yıl boyunca sürekli düşüş göstermiştir (DSİ, 1972).
Yukarıda belirtilen olumsuz tablonun iyileştirilebilmesi için Küçükmenderes’in ıslahına ilişkin
kanunun yürürlüğe girmesinden sonraki yıllarda havzanın batısında ve delta alanında bulunan
göl ve bataklık alanların kurutulmasına başlanmıştır.
1930’lu yıllarda Küçükmenderes nehri deltasında bulunan ve ıslah çalışmaları kapsamında
kurutulan göl ve bataklık alanlar aşağıda özetlenmiştir (DSİ, 1972).
1- Gümbüldek gölü : Bugünkü kıyı şeridinden 7 km içeride Korudağ yakınla-rında yeralan göl
ortalama 1,5 - 2 m derinliğindedir. Göl yüzey alanı 60 dekardır.
2- Cevaşir gölü : Bugün mevcut olan Çatal gölünün 2 km doğusunda Kargalıkaya tepe eteklerinde bulunan göl, ortalama 1,5 m derinlikte ve 900 dekar yüzey alanına sahiptir. Taşkın
dönemlerinde genişleyerek Çatal gölü ile bağlantılı duruma geçmekteydi.
3- Akgöl : Bugünkü kıyı şeridine 1,5 km uzaklıkta eski Küçükmenderes yatağının kuzeyinde
yeralan göl ortalama 0,4-0,6 m derinlikte ve 450 dekar yüzey alanına sahiptir. Denize yakınlığı
nedeniyle suyu tuzlu olan göl ve çevresindeki alanlar çoraktır.
4- Sıra İnler gölü : Efes harabelerinin doğusunda yeralan göl 17 dekarlık bir yüzey alanına sahiptir.
5- Bodrum gölü : Efes şehrinin iç limanının kalıntısı olan bu göl 500 dekarlık bir yüzey alanına
sahiptir. Göl bir çıkış ayağı ile Küçükmenderes nehrinin eski yatağına denize 3 km kala bağlanır. Burası Efes şehrinin dış limanı olarak kullanılmıştır.
6- Çanak gölü : Küçükmenderes nehrinin güney sahilinde yeralan göl, ortalama 1,5 m derinlikte, 20 dekar yüzey alanına sahiptir.
Kurutulan bu göllerden ayrı olarak Küçükmenderes nehrinin delta alanındaki eski yatağı daha
kuzeyden açılan yeterli kapasiteye sahip 11 km uzunluğundaki yeni güzergahına aktarılarak
delta alanındaki taşkınlar önlenmiştir.
Küçükmenderes delta alanı dışında yapılan çok sayıdaki kurutma, ıslah, yeni yatak açımı çalışmaları olup bu bildiri kapsamında bulunmadığından burada söz edilmemiştir.
4. Küçükmenderes Kıyı Bölgesinin Bugünkü Durumu ve Sorunlar
Kıyı Bölgesinde yer alan yukarıda belirtilen 6 gölden Bodrum gölü kısmen, diğerleri tamamen
kurutularak tarım alanlarına dönüştürülmüştür. Tamamen kurutulan 5 gölün yüzey alanı
1447 dekardır. Kısmen kurutulan Efes şehrinin eski iç limanı olan Bodrum gölü bugün varlığını bir sazlık alan olarak sürdürmektedir.
Küçükmenderes deltasında günümüzde varlığını sürdüren göl ve sulak alanlar aşağıda sıralanmıştır :
1- Çatal gölü : Denize 5,5 km uzaklıkta delta alanının kuzey yamaçlarına bitişik olan bu göl
ortalama 740 dekarlık bir yüzey alanına sahiptir. Gölün ortalama derinliği 4 m’dir.
2- Gebekirse gölü : Çatal gölünün batısında denizden 4,5 km uzaklıkta, delta alanının kuzey
yamaçlarına bitişik olan bu göl ortalama 5 m derinlikte ve 750 dekar yüzey alanına sahiptir.
3- Elaman bataklığı : Şimdiki Küçükmenderes nehri yatağı ile delta alanının kuzey sınırı arasında yeralan Elaman bataklığı deltadaki en geniş sulak alandır. 2550 dekarlık bir alanı kapsayan bataklıkta Ilgın (Tamarix) ve saz (Phragmites) hakim bitki türü olarak görülür (Yarar ve
Gernant, 1997). Elaman bataklığı çevresinde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda kurutulan
alanlar bataklığın doğu ve kuzeydoğusunda kalır. Bu arazilerde bugün yaygın olarak pamuk
tarım yapılmaktadır.
Yapımı 1988 yılında tamamlanan Kuşadası-Seferihisar devlet yolunun güzergahı bu sulak alan
içinden geçirilmiş ve sulak alan ikiye bölünmüştür.
7. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu
- 41 -
Şekil 1: Çalışma Alanı Haritası
Şekil 2: Çakal ve Gebekirse Gölleri Genel Durum Planı
Şekil 3: Gebekirse Gölünden Bir Görüntü
- 42 -
7. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu
1984 yılında Elaman bataklığı ve Gebekirse gölünü içine alan 1000 hektarlık bir alan Orman
Bakanlığınca Yaban Hayatını Koruma Sahası olarak ilan edilmiştir. 1991 yılında ise delta alanı
Doğal Sit Alanı olarak ilân edilmiştir (Yarar ve Gernant, 1997). Deltanın Ege denizi ile birleştiği
kıyı şeridi 1986 yılında turizm alanı ilan edilerek, turizm yatırımlarının uzun vadeli arazi tahsisleriyle teşvik edilmesine başlanmıştır. Bunun sonucunda Pamucak kıyı şeridi olarak adlandırılan sahil bandında 2 turistik otel inşaatı gerçekleşmiş ve faaliyete geçmiştir.
Şekil 4: Pamucak Sahili
Elaman bataklığı kış aylarında Küçükmenderes nehri taşkınlarının etkisinde kalır ve bu şekilde
bol su ve besin maddesi sulak alana ulaşır. Gebekirse ve Çatal gölleri ise Küçükmenderes nehri
taşkınlarından etkilenmezler. Her iki göl ve kısmen Elaman bataklığı da delta alanının kuzey
sınırını oluşturan tepelik alanların eteğindeki pınarlardan gelen sular ile beslenmektedir. Gebekirse gölünün ve Elaman bataklığının suyu kısmen tuzludur. Çatal gölü suları ise tatlıdır. Her
iki gölde 12 tür balık yaşar. Bunlardan 4’ü tatlı su, 8’i ise tuzlu su balıklarıdır. Her iki gölün de
boşalımı birbirleriyle bağlantılı olup Elaman bataklığı yolu ile denize boşalırlar.
5. Havzasındaki Su Kaynaklarının Geliştirilmesi ve Kıyı Bölgesine
Olası Etkileri
Küçükmenderes havzasında yüzeysel su kaynaklarını değerlendirmek üzere DSİ’ce büyük projeler önerilmiştir. Bu projelerin tümü havzanın orta kesimi olan Torbalı, Bayındır, Ödemiş,
Beydağ ilçeleri ve civarındadır. Önerilen projeler ile havzada sulama suyu amaçlı 5, içme suyu
amaçlı 1 baraj öngörülmektedir. Beydağ, Aktaş, Burgaz, Ergenli, Uladı, Ödemiş barajları havzanın kuzeyinde, Bademli barajı ise güneyinde yeralır. Bu barajlar ile sulanacak toplam tarım
alanı 34 425 hektardır. Bu barajlardan Beydağ barajı tamamlanmış, Aktaş, Bademli ve Burgaz (
Zeytinova) barajlarının inşaatına başlanmış, Ergenli, Uladı, Ödemiş( Üzümlü) barajlarının kesin
proje çalışmalarına başlanmış, uygulama programına girmiş, inşaatlarına henüz başlanılmamıştır.
Ayrıca havzada 1000 günde 1000 gölet diğer bir adıyla GÖLSU kapsamında birçok göletin planlama ve projeleme çalışmaları devam etmektedir.
Havza çıkışı olarak kabul edilebilecek olan ve Elektrik İşleri Etüd İdaresince işletilen Selçuk
akım gözlem istasyonunun 1952-2006 arasındaki 54 yıllık verilerine, ve Küçük menderes nehrinin yan kollarında DSİ’ce kurulan akım gözlem istasyonlarındaki akımların değerlendirilmesine göre Küçükmenderes nehrinin ortalama yıllık su potansiyeli 659,5 milyon m3 civarındadır.
Yukarı havzada yapılan ve yapılacak baraj ve göletler ile su potansiyelinde önemli bir kayıp
görülmeyecek, havzanın ve kıyı bölgesinin yer altı su seviyelerinin artması sağlanacak, taşkın
akımlarının sönümlenmesiyle tüm havza ile birlikte kıyı bölgesinde taşkınlar daha az etkili
olacaktır.
7. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu
- 43 -
Şekil 5: Beydağ Barajı
Kıyı bölgesinde yer alan sulak alanlar içindeki Gebekirse ve Çatal göllerinin yamaç pınarlarından beslenmesi nedeniyle Küçükmenderes nehrindeki değişimlere karşı duyarlı değildirler. Bu
kesimde yer alan yaklaşık 500 hektarlık alanın yukarı havza projelerinden etkilenmeden varlığını sürdürmesi söz konusu olacaktır. Elaman bataklık alanı ise Küçükmenderes taşkınları ile
su ve besin maddesi alan ancak kısmen de pınarlardan beslenen bir sulak alandır. Uzun vadede bu kesimde yapılacak gözlemler ile bu alana Küçükmenderes nehrinden taşkın akımlarının
aktarılmasını sağlayacak önlemlere ihtiyaç duyulabilecektir.
6. Sonuç
Küçükmenderes kıyı bölgesi mevcut göl ve sulak alanlarıyla bölgenin değerli ve korunması gereken bir kesimidir. Geçmişte yapılmış olan kurutma ve ıslah çalışmalarını o günün koşulları
içinde değerlendirmek ve yapılan çalışmaların zorunluluğunu insan yaşamının daha iyiye götürülmesi amacını taşıdığını unutmamak gerekmektedir.
Kıyı alanında yapılan çalışmalar sonucunda Küçükmenderes nehri taşkınları kontrol altına
kısmen alınmış, yeni tarım alanlarında tarımsal üretim sağlanmıştır. Kıyı bölgesinde yer alan
2 göl ve bir bataklık alanın sulak alan olarak bir bütün halinde korunması, turizm kullanımı
amacıyla koruma amaçlarının bütünlüğünü sağlayacak bir çevre düzeni planının yapılması
bölgenin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Havzanın yukarı kesiminde geliştirilen sulama projelerinin deltaya olan etkileri minimum düzeyde kalmaktadır. Deltayı çok uzak olmayan bir gelecekte bekleyen tehlike özellikle Torbalı
yöresinde gelişen ve organize olmayan sanayi yerleşimlerinin atık sularının ve zehirli maddelerin kirletici etkisidir. Bu amaçla önlemlerin bugünden alınması, bütünleşik kıyı alanları yönetiminin havzanın kıyı bölgesinde ve benzer alanlarda yaşama geçirilmesinde büyük yarar vardır.
Ülkemizde bütünleşik kıyı alanları yönetimi konusunda en kapsamlı program Ulusal Çevre
Eylem Planı’nda (UÇEP) yer almıştır. UÇEP’de Çevre Yönetimi için Sektörel Eylem Seçenekleri
bölümünde “Denizlerin, Kıyı Alanlarının ve Diğer Duyarlı Ortamların Yönetimine Yönelik Eylemler” politikalar, örgütlenme, yasal düzenlemeler, ekonomik ve mali tedbirler, eğitim-öğretim,
katılım, teknikler ve Ar-Ge eylem alanlarında, 43 eylem sıralanmıştır. UÇEP’in belirlediği proje
konularından biri “Kıyı Alanları Yönetiminin Geliştirilmesi” olup, projenin kapsamı şu şekilde belirlenmiştir: “Türkiye’nin deniz, göl ve akarsu kıyılarındaki çevresel sorunların nitelikleri
ile boyutlarının ve kaynaklarının belirlenerek; bu sorunların önlenmesi ve çözülmesi………..;
kıyılardan farklı biçim ve düzeylerde yararlanan kesimlerin temsilcilerinin karar süreçlerine
katılabildiği demokratik yönetim modellerinin geliştirilmesi; bu yönetim modelinin yaşama ge-
- 44 -
7. Kıyı Mühendisliği Sempozyumu
çirilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması; kıyı yönetim eylem planlarının ve programlarının hazırlanması ve uygulanması öngörülmüştür.
Ancak bugüne kadar gerek Küçükmenderes havzası kıyı bölgesinde gerekse diğer kıyı alanlarında bu kapsamda lokal çalışmalar dışında çalışma yapılamamıştır.
Kaynaklar
AKYARLI, A., YÜKSEL, Y., ÇEVİK, E., YALÇINER, A. (2008 ) : “Kıyı Bölgesi Yönetimi Ve Türkiye Örneği” TMMOB Su Politikaları Kongresi Kitabı, Ankara, s.
ALTINBAŞ, Ü.; KURUCU, Y.; BOLCA, M.; TÜRK, T. (1997) : “Kuşadası Körfezi ile Büyükmenderes Deltası Kıyı Bandı Oluşum Özellikleri”. Türkiyenin Kıyı ve Deniz Alanları I. Ulusal Konferansı, Türkiye Kıyıları 97 Konferansı Bildiriler kitabı, Ankara, s. 747-755.
BAYKAL, H. (1996) : “The Study on Küçükmenderes River Basin Irrigation Project” için Jeoloji
notları, DSİ-JICA, Ankara, Volume 1-2-3.
DSİ (1972) : Ege Suları. Ankara, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Genel yayın no : 735, 249 s.
DSİ-JICA (1996) : The study on Küçükmenderes River Basin Irrigation Project in the Republic
of Turkey. Nippon Koei Co-Ltd-Nippon Giken Inc., Ankara, Volume 1-2-3.
KAYAN, İ. (1997) : “Türkiye’nin Ege ve Akdeniz Kıyılarında Deniz Seviyesi ve Kıyı Çizgisi Değişmeleri”. Türkiye’nin Kıyı ve Deniz Alanları I. Ulusal Konferansı, Türkiye Kıyıları 97 Konferansı
Bildiriler kitabı, Ankara, s.735-746.
ÖZİŞ, Ü. (1994) : Su Mühendisliği Tarihi Açısından Türkiye’deki Eski Su Yapıları. Ankara, DSİ
Genel Müdürlüğü, 203 s.
SUVEREN, N. (1945) : “Islah, Kurutma ve Sulama Konularında Projeden Önceki Etüdlerin
Dayanacağı Ana Prensipler”. Ankara, Birinci Su Kurultayı bildirileri, Bayındırlık Bakanlığı Su
İşleri Reisliği, s.62-89.
TÇV Haber Bülteni (Eylül 1993) : “Sulak Alanlar Yönetimi başlıklı yazı”, Ankara, sayı : 59-60
YARAR, M.; MAGNIN, G. (1997) : Türkiyenin Önemli Kuş Alanları, Doğal Hayatı Koruma Derneği, İstanbul, s.72-73.
Download

küçükmenderes havzasında su kaynaklarının geliştirilmesinin kıyı