YABANCILAŞMA
Kapitalizmde insanlar yaşamak için çalışmak
zorundadırlar. Bu çalışma, başkası için ücret
karşılığında gerçekleşir. İşçiler, günlerinin bir
bölümünde (işgünü) belli bir ücret karşılığı
kapitalist bir işletmede çalışırlar; işgücü
harcarlar. Geriye kalan zamana boş zaman
denir. Boş zaman, öncelikle işçinin bir sonraki
gün yeniden işgücünü harcaması için gerekli
faaliyetlerle geçer: Dinlenme, yeme-içme,
uyuma. Ayrıca boş zaman, insanın kendisi için
yaratıcı, sanatsal, eğlenceli vakit geçireceği
zamandır.
YABANCILAŞMA
İnsanlar boş zamanlarından vazgeçerek, aynı
zamanda boş zaman faaliyetlerini elde etmek
için, her şeyden önemlisi yaşamak için
(beslenmek, giyinmek, çocuk sahibi olmak vb.)
için çalışırlar; ücret elde ederler. İşçinin ürettiği
ürün, piyasada satılacak olan ve kapitaliste ait
olan bir metadır. İşçi, ücretini kendi ürettiği, fakat
karşısına başkasının metası olarak çıkan
ürünleri satın almak için harcamaktadır. İşte
kapitalizmde yabancılaşmanın özü de budur:
Kendi ürettiğini satın almak.
YABANCILAŞMA
• Böylece insanlar arası ilişkiler, metalar arası
ilişkilere dönüşür. İnsanlar bile metalaşır:
İşgüçlerini emek piyasasında ücret karşılığı
satmaktadırlar.
• Buna piyasa sistemi denir ve insanlar bu
sistemde gündelik ve yaşamsal etkinliklerini,
kendi dışlarındaki güçlerin ve başka insanların
yönlendirmesine ve denetimine bırakmak
zorunda kalırlar. Kontrol, metalar dünyasındadır.
• Bu süreç, insanları yalnızlaştıran ve her şeyi
şeyleştiren bir süreçtir. Nesnelerin yanı sıra,
duygular ve düşünceler bile şeyleşir.
Yabancılaşmanın Oluşması: Puta Tapma
• İnsanlığın yaratıcı gücüyle kendini adadığı ve
sonra kayıtsız şartsız boyun eğdiği herhangi bir
şeye tapınmasıdır. İlkel toplumlarda heykelcikler
şeklinde ortaya çıkan putlar, günümüzde çok
farklı boyutlar kazanmıştır. Metalar, iktidarlar, dil
vb.
• Dilin Putlaşması: Örneğin “seni seviyorum”
ifadesi ile duygumuzu dile getiririz. Ama bu
ifade, söylendiği andan itibaren kendine özgü bir
güce ve gerçekliğe kavuşur. İfade, yaşantı ve
duyguları yönlendirmeye başlar. Buna dil yoluyla
yabancılaşma denir.
Hegel’de Yabancılaşma
• “Mutlak Ruh”un hareketi, diyalektik bir süreç
içinde yabancılaşma ve yabancılaşmadan
kurtulma sürecidir.
• Yabancılaşma = Alienation, estrangement
• Yabancılaşmadan Kurtulma = Dealienation
• Mutlak Ruh’un kendine yabancılaşması ve
kendini dışsallaştırması sonucunda doğa ve
insanlık meydana gelmiştir.
• Ortaya çıkan “bilinen nesne” (yani doğa) ile
“bilen özne” (yani insan) ayrımı ile anlam
kazanır.
Hegel’de Yabancılaşma
• Doğa ve insan, nesne ve özne olarak zaman ve
mekân içidir. Mutlak Ruh ise sınırlılıkların aşıldığı
evrensel özdür.
• Mutlak Ruh’un yabancılaşması ile ortaya çıkan
insan, doğa üzerinden Mutlak Ruh’un bilgisine
ulaşmaya çalışmaktadır. Yani yabancılaşmadan
kurtulmaya çalışmaktadır.
Feuerbach ve Yabancılaşma
• Düşünce, dünyanın yansımasıdır. Tanrı da,
(Hegel’in söylediğinin aksine) insanın kendine
yabancılaşmasının ürünüdür. Tanrı, insanın
mutlaklaşmış ve yabancılaşmış özüdür. İnsan,
Tanrı’yı yaratır ve onun karşısında köleleşir.
Yabancılaşmadan kurtulmanın yolu ise insanın
kendini gerçekleştirmesidir (self-realisation).
Bunun için insanın özsel nitelikleri olan irade,
akıl ve sevgiyi kendisinde toplaması gerekir.
Marx’ta Yabancılaşma
• İnsan, kendisiyle, toplumla ve doğa ile kurduğu
ilişkiler sayesinde var olur ve sürekli değişir.
Değişirken toplumu ve doğayı da değiştirir. Bu
karşılıklı etkileşim, insanın içinde soyut bir özün
olmadığını, somut koşullar içinde şekillendiğini
göstermektedir.
• Piyasa sistemi ve başkası için çalışma düzeni,
insanın kurduğu tüm ilişkileri derinden
etkilemiştir. Emek, insanın doğa ile ilişkisi içinde
eliyle ve zihniyle kendisini gerçekleştirdiği yeni
bir evren yaratması süreci iken; ücretli çalışma
bu süreci ortadan kaldırır.
Marx’ta Yabancılaşma
• Emek ve emeğin ürünleri giderek insandan,
onun irade ve arzularından farklılaşmış ve
bağımsızlaşmış birer varlık haline gelirler.
• Marx’ın yabancılaşma analizi, özel mülkiyetin
ortaya çıkmasına dayanmakla birlikte asıl olarak
kapitalist toplum analizidir.
• Marx’ta yabancılaşma farklı boyutlarda ifade
edilir: Çalışma sürecine ve emeğe
yabancılaşma, ürüne yabancılaşma, meta
fetişizmi, diğerlerine ve türüne yabancılaşma,
kendinden yabancılaşma, doğaya yabancılaşma
Ürüne Yabancılaşma
• Kapitalizm ile birlikte emeğin işgücü şeklinde kiralanması
ve piyasa için üretim yapılması, ürünü metaya
dönüştürmüş ve insanın karşısına çıkarmıştır.
• Emeğin ürünü metalaştığında, insanın üzerinde üstünlük
sağlayan yabancı bir varlık haline dönüşür.
• İşçinin ürettiği ürün başkasının malıdır, yani kapitalisttin.
Kapitalist işçinin ürettiğini ürünü piyasada meta olarak
satar. İşçi ise, kendi ürettiği ürünleri para karşılığı almak
zorunda kalır.
• Çoğu durumda ise, işçi kendi ürettiği ürünü piyasadan
alamayacak daha fakirdir.
Çalışma Sürecine ve Emeğe
Yabancılaşma
• İnsan ürününe yabancılaşmış, böylece kendi emeğine
yabancılaşmıştır. Çalışma artık işçinin dışındadır; ona ait
değildir.
• İşçinin varlığı üretime bağlıdır; oysa üretim işçi için
yapılmamaktadır.
• Atölye tipi üretim sürecinde insan bir aletten yararlanarak
üretime katılır. Fabrika sisteminde ise makineler
insanlardan yararlanır. Yabancılaşma böylece çok daha
fazla hissedilir.
• Üretim süreci üzerinde işçiler denetimlerini
kaybetmişlerdir. Üretim araçları ve ürettikleri ürün
kendilerine ait değildir.
• Artık harcanan işgücü de işçinin malı olmaktan çıkmış,
kapitaliste ait olmuştur.
Meta Fetişizmi
Malların tüketenler için yararlı olması onların bir kullanım
değerinin olduğunu gösterir. Oysa mallar, piyasada meta
olarak değişim değerleri üzerinden el değiştirirler.
Değişim değerleri, onların niteliklerinden bağımsız olarak
para ile ifade edilen fiyat karşılıklarıdır. Üstelik malları
hangi vasıftaki bir işçinin nasıl bir zahmete katlanarak
ürettiği de fiyat görüntüsü içinde kaybolur. İşte böylece,
insanlar arasındaki ilişkilerden daha önemli olan mallar
arasındaki ilişki olmaya başlar. Bu aynı zamanda parasal
bir ilişkidir. İnsanların değeri ve emeği, paranın içinde
görünmez olmuştur. Buna şeyleşme veya fetişleşme
denir.
Diğerlerine ve Türüne Yabancılaşma
• Emeğin ürünü kendisine yabancılaştığında
insan, kendi gerçek türsel nedenselliğinden de
koparılmış olur.
• Metanın fetiş karakteri, insanlar arasındaki her
tür ilişkiyi piyasalaştırdığı için insanları birbirine
yabancılaştırır. Sevgililer arası cinsellik bile
metalaşmanın etkisi altındadır.
• Diğer insanlar, bir insanın gözünde müşteri,
işveren, işçi, yönetici, rakip vb. şekline
dönüşmüştür.
• İşçiler arasındaki rekabet, kapitalizm için
yaşamsal bir fırsattır.
Kendinden Yabancılaşma
• Çalışma insan için yıpratıcı, sağlıksız, mutsuz eden,
yaratıcılığına izin vermeyen tekdüze bir sürece
dönüşmüştür. İnsan kendini gerçekleştiremez.
• Çalışma koşulları, birçok sektörde işçilerin sağlığına
kalıcı hasarlar bırakmaktadır.
• İnsanlar, yalnızlaşırken psikolojik sağlıklarını da
korumakta zorlanırlar. Gelişmiş ülkelerde psikolojik
rahatsızlıklar fazlasıyla artmıştır.
• Çocuk işçiler için yukarıdaki koşullar ve olumsuzluklar bir
kat daha fazla etkilidir.
Doğaya Yabancılaşma
• Kapitalizm kentsel yığılma demektir. Hem nüfus hem
üretim kentlerde yoğunlaşır.
• Aşırı nüfus, aşırı gıda ve barınma ihtiyacı doğurur. Bu da
doğanın kontrolsüz kullanımıdır.
• Aşırı üretim artışı, doğal kaynakların tükenmesi demektir.
• Doğanın insanlar tarafından talan edilmesi, gelecek
kuşakların da hayatlarını riske atmaktadır. İnsanın bir
birey olarak doğaya yabancılaşması, gelecekte türünü
tehlikeye atmaktadır.
• Aşırı enerji ve kaynak ihtiyacı, aynı zamanda tüketim
toplumu olarak adlandırılan günümüz dünyasının
doyurulması sorunudur.
Download

Ýktisat Sosyolojisi Slaytlarý