Başörtüsü ve Simgesellik
Simge ya da sembol dilimizde hemen hemen en çok kullanılan kavramlardandır. Bunlar aynı
şeyleri mi ifade eder? O konu da tam bir netlik söz konusu değildir. Sembol kavramını işaret
kavramı ile tanımlarsak, simge ve işaret arasındaki ayırım, insanda oluşturduğu davranış
dikkate alınarak ta yapılabilir. İşaretler insanı eyleme, semboller ise düşünceye ve
betimlemeye götürmektedir. Örneğin yollardaki trafik işaretleri insanda bir eylem oluşturmak
gibi bir rol üstlenmektedir. Kırmızı ışığın durma eylemini, yeşil ışığında geçme eylemini
oluşturduğu bilinmektedir. İşaretin bu niteliğine rağmen, beyaz güvercinin özgürlüğe
referansta bulunması gibi simgelerde zihinsel bir betimleme vardır. Bu durumda sembolleri
dinsel simgeler ve din dışı simgeler olarak ayırabiliriz. Ya da siyasi simgeler olarak ta tasnif
edebiliriz. Simge ister dindışı olsun isterse dini sembol olsun simge ile temsil ettiği şey
arasında derin bir anlam ilişkisi vardır. Din dili açısından da simgelerin atıfta bulundukları
gerçekliklerin belirlenmesi, inancın teorik temellerini ortaya koymak açısından çok önemlidir.
Ünlü Alman Filozof E. Cassirer simgelerin insan hayatındaki önemine binaen insanı “simge
yapan hayvan(canlı)” olarak tanımlıyor. Bu bize insan hayatında sembollerin ne kadar önemli
bir yer işgal ettiğini göstermektedir. İnsanlık tarihten günümüze sembollere o kadar büyük
anlamlar yüklemiş ki; günlük yaşantımızda renkler dahi çok farklı anlamlar ifade etmektedir.
Beyaz bir renk olduğu gibi temizliği ve suçsuzluğu ifade etmektedir. Buna karşılık siyah renk
ise kirliliği ve suçluluğu ifade etmektedir. Işık(nur) iyilik ve güzellikleri, karanlık ise kötülük
ve çirkinlikleri ifade etmektedir. Örnekleri çoğaltabiliriz fakat başörtüsünün simgeliği
meselesine gelince orada çok görüş ayrılığı bulunmamakla beraber ülkemizde şu an gündem
de olan tartışmada görünürde iki taraf vardır. Bir grup başörtüsünün dini inançlar gereği bir
sembol olduğunu söylerken diğer bir grup bu fikrin tam karşısında durarak başörtüsünün
siyasi bir simge olduğunu ve rejim karşıtlığını ifade ettiğini iddia etmektedir. Başörtüsünü
dini bir yükümlülük mü? Yoksa bir gelenek mi? Yoksa bir simge mi? Diye tartışmak çok
isabetli olmasa gerek diye düşünüyoruz. Çünkü dini bir sorumluluk bilinci olup olmadığına
ancak başörtüsünü takanlar karar verebilir. Üstelik başörtüsü konusunda yapılan anketlere
baktığımız da başörtüsü takanların % 85 inin dini bir gereklilik olduğu için taktığını
görüyoruz. Yani inancımdan dolayı takıyorum diyenlerin oranının çok yüksek olduğu
görülmektedir. Kanaatimizce başörtüsü sosyolojik ve dini bir olgudur. Yani fenomonolojik
açıdan da bakabiliriz. Başörtüsü İslam dininin en önemli görünürlüklerinden birisidir.
Başörtüsünü sadece siyasi bir simgeye indirgemek büyük bir haksızlık olur diye
düşünüyorum. Başörtüsüne siyasi bir simge fonksiyonu yükleyenler onu mahkûm etmek
isteyenlerdir. Doğal olarak başörtüsünün dini bir sembol olarak çok şey ifade ettiği doğrudur.
Fakat onu siyasi bir simge gibi görmek fonksiyonsuzlaştırmaktır. Din fenomonolojisi
açısından baktığımızda ve olayın insani boyutunu ön plana çıkardığımızda başörtüsünün bir
sorun olmaktan çıkacağını düşünüyoruz. Aksi takdir de konu ne olur ise olsun yasaklayarak
hiçbir sorun hallolmuş sayılmaz sadece dondurulmuş ya da biraz daha karmaşık bir hal almış
demektir. Bir de Başörtüsü konusunu hitlerin kamalı haç’ı vb. semboller ile aynı kefeye
koyacak olursak konu çok daha sıkıntılı bir hal aldığı gibi asırlarca çözümsüzlüğe mahkûm
etmek demektir. Ve bunun Türkiye’ye ve Türk milletine maliyeti çok yüksek olur.
Download

Başörtüsü ve Simgesellik Simge ya da sembol dilimizde hemen