RÖPORTAJ
12
İSKİD Başkanı Naci Şahin:
“TÜRKİYE İKLİMLENDİRME SEKTÖRÜ
10 YILDA 5 KAT BÜYÜYECEK”
“Türk İklimlendirme Sektörü, 2023 yılında 25 milyar dolar ihracat
hacmi ve 35 milyar dolarlık iç piyasa büyüklüğü ile toplam 60
milyar dolarlık bir hacme ulaşacak.”
İ
klimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği (İSKİD) Yönetim Kurulu
Başkanı Naci Şahin iklimlendirme sektöründeki Türk firmaları ile uluslararası
kuruluşların en önemli buluşma platformu
olma özelliğini taşıyan ISK-SODEX 2014
Fuarı kapsamında önemli açıklamalarda
bulundu. Türkiye’nin son 10 yılda merkezi
ve bireysel klima sektöründe 6-7 kat büyüdüğünü ve Avrupa’da yüzde 13’lük pazar payına sahip olduğunu söyleyen Naci
Şahin, Ocak 2014 itibariyle klimalarda geçerli olan Sezonsal Verimlilik Kriterleri ile
ülkemizde satılan klimaların eskisinden
daha verimli olacağını vurguladı. Bu doğrultuda verimli klimaların önemine dikkat
çeken Naci Şahin; “Daha verimli klimalar,
tüketici için daha az elektrik maliyeti ile
daha konforlu iç mekanlar, ülke için ise
daha az enerji tüketimi ile enerji tasarruflu ve çevreye daha dost klima kullanımı
anlamına gelecek.” diye konuştu.
İSKİD’in çalışmalarından Türkiye’de iklimlendirme sektörünün geleceğine; çevre
dostu yeşil binalardan sektörde yaşanan
problemlere kadar birçok konuda görüşünü aldığımız İSKİD Başkanı Naci Şahin
ile tüm sektörü yakından ilgilendirecek bir
söyleşi gerçekleştirdik.
Kısaca İSKİD’in faaliyetlerinden
bahseder misiniz?
Klima ve soğutma sektörünün önde gelen
firmalarının katkılarıyla 1993 yılında kurulan İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği (İSKİD), sektörün gelişimine yönelik stratejik planlarını, bu planları
gerçekleştirecek eylemleri, üyeleri ve sektörün diğer paydaşları ile etkin bir işbirliği
içinde yaşama geçirmek üzere çalışmalarına devam ediyor. Sektöründe Türkiye
pazarının yüzde 80 ile 90’ını temsil eden ve
96 üyeye sahip olan İSKİD, iklimlendirme,
soğutma ve klima sektörünün büyük bir
oranını tek bir çatı altında toplamayı başardı. Türkiye’de iklimlendirme, soğutma ve klima cihazları imalatçısı ve/veya
ithalatçısı olan üyeleri arasında işbirliği
sağlamak, üyelerinin sorunlarını çözmek
için gerekli çalışmaları yapmak, Türk klima tüketicilerinin ve firmalarının haklarını
ulusal ve uluslararası düzeyde korumak
için çalışmalarını sürdüren İSKİD; iklimlendirme, soğutma ve klima pazarını geliştirmeye çalışırken aynı zamanda çevrenin korunmasına ve ülke ekonomisinin
çıkarlarına dikkat ediyor.
sektörlerden birisi haline geldi. Sektörün
örgütlenmesi de üst düzeyde olup, imalat,
mühendis, teknisyen, eğitim ve araştırma
gibi her alanında birbiriyle koordineli çalışan Sivil Toplum Kuruluşlarına (STK) sahip. Bu STK’lar, kuvvetli dış irtibatlarından
sağladıkları bilgi ve faydaları da sektöre
sunuyor.
İklimlendirme sektörünün Türkiye
için önemi konusundaki görüşleriniz nelerdir?
İklimlendirme sektörünün mevcut
durumunu ve gelecek beklentilerini değerlendirir misiniz?
İklimlendirme sektörünün ilgi alanlarını;
iç hava kalitesi ile sağlıklı ve enerji etkin
binalar, gıda sektörü ve soğuk zincir ile
endüstriyel (proses) soğutma ve iklimlendirmesi olarak sıralayabiliriz. Eğitimi,
insan kaynağı, teknolojisi ve makine parkı
gelişmiş olan sektörümüz, doğaya saygı
ile çevreci bir karakter de sergiliyor. Aynı
zamanda bu konuda gayet ileri olan AB
mevzuatını yakından takip edip, mevzuata
uyuyor. 2000’lerde yılda yüzde 25’e varan
büyüme göstermiş olan sektör, ihracat
konusunda yıllık yüzde 9 artışlarla öncü
Dünyada konfor klima pazarı 2013’te 89,9
milyar dolar olarak raporlandı. 1. sırada
30,7 milyar dolar ile Çin, 2. ve 3. sıralarda
12 milyar dolar civarında olan ABD ve Japonya bulunuyor. Türkiye’nin sadece konfor klima pazarı yaklaşık 1,2 milyar dolar
ve bu alanda büyümesi devam ediyor.
Türkiye iklimlendirme sektörünün tamamı
ise (ısıtma, soğutma, klima, havalandırma,
pompa, tesisat, yalıtım vb. dahil) 11 milyar
dolarlık bir pazara sahip. 2013 verilerine
göre, Türkiye iklimlendirme sektörünün
tamamında 300 bin kişi istihdam edilmiş
olup, ihracat ise 4,2 milyar dolar olarak
belirlendi.
Türkiye’nin, merkezi ve bireysel klima sektöründe Avrupa’da yüzde 13’lük pazar payı
bulunuyor. Türkiye bu sektörde 10 yılda
6-7 kat büyüdü. Bireysel klima pazarında
Avrupa’da Rusya’dan sonra ikinci sırada
yer alıyoruz. Merkezi ve ticari iklimlendirme ve soğutmada Avrupa’da büyük üreticiler Almanya, İtalya ve Fransa. İskandinav
ülkeleri de uzmanlaştıkları branşlarda
kuvvetli. Bireysel (Split) klimalarda ise
Avrupa’da en büyük üretim Türkiye’de
mevcut. Dünyada bu ürünün imalat yeri
ise Çin başta olmak üzere Uzakdoğu.
Dünyada ısıtma, soğutma ve havalandırma cihazlarına olan talep gün geçtikçe
artıyor. Kalifiye iş gücü, teknoloji, jeostratejik konum, nüfus ve Türk girişimcilerinin
kendine duyduğu güven bizleri avantajlı
kılıyor. Tüm bu avantajların değerlendirilebilmesi ve desteklerin sağlanması durumunda Türk İklimlendirme Sektörü’nün
2023 yılında 25 milyar dolar ihracat hacmi
ve 35 milyar dolarlık iç piyasa büyüklüğü
ile toplam 60 milyar dolarlık bir hacme
ulaşacağını düşünüyoruz. Buradaki iklimlendirme sektörü tanımı; ısıtma, soğutma,
klima, havalandırma ve ticari soğutma
alanlarının tümünü kapsıyor. Yüksek teknolojili cihazların kullanılmasının, hem ülkemizin cari açığının kapanması hem de
çevre sermayesini ayakta tutabilmesi için
bir gereklilik olduğunu hatırlatırız.
Türkiye’de sektörün gelişmişliği, dinamikliği, bölgesel imalat merkezi oluşu ve
kuvvetli ihracat bağlantıları, yabancı büyük firmaları da Türkiye’ye yatırım yapmaya teşvik ediyor. 1990’larda başlayan
bu trend halen, yabancıların Türkiye’de
üretim ve/veya dağıtım firmalarını satın
almaları veya ortaklıklar kurmaları ile devam ediyor.
Ocak 2014 itibariyle klimalarda
Sezonsal Verimlilik kriterlerinin
geçerli olmasının sektör ve tüketiciler için avantajları neler olacak?
Sektörde ne gibi değişiklikler yaşanacak?
İlk verilere göre, 2013 yılında 2012’ye kıyasla klimalarda yüzde 5, VRF’de yüzde 25
artış yaşandı. Çatı/paket klimalar aynı seviyede kaldı. Fancoil iç pazarda yüzde 15
daralma yaşandı ama ihracatın katlanması, klima santralinde yüzde 10’a yaklaşan
bir artış söz konusu. Soğutma gruplarında
da bir azalma yaşanırken ısı eşanjörlerinde artış oldu. Ancak 2013 yılı rakamları
toplandıktan sonra daha sağlıklı verilere
ulaşılabilecek.
Türkiye bireysel klima pazarının, 2014 yılında devreye giren Klimalarda Enerji Etiketi Tebliği değişiklikleri ve ülkenin genel
ekonomik durumu doğrultusunda devam
“Sezonsal Verimlilik
kriterleri ve daha talepkâr
yeni enerji etiketlerinin
mecburi olması ile
ülkemizde satılan klimalar
eskisinden daha verimli
olacak.”
etmesi, merkezi ve ticari ürünlerin inşaat
sektörüne paralel ilerlemesi bekleniyor.
Yeni mevzuat ile Sezonsal Verimlilik kriterlerinin ve daha talepkâr yeni enerji etiketlerinin mecburi olmasıyla ülkemizde
satılan klimalar eskisinden daha verimli
olacak. Yeni mevzuatın ilk aşamasında
bile şartları sadece inverter klimalar karşılayabiliyor. Dolayısıyla verimsiz kalan
on-off klimalar geçen yıldan kalan stoklar
tükenince kaybolacak. Yıllar içinde mevzuat daha da verimli klimaları mecburi
hale getirecek. Bu da tüketici için daha az
elektrik maliyeti ile daha konforlu iç mekanlar, ülke için ise daha az enerji tüketimi ile enerji tasarruflu ve çevreye daha
dost klima kullanımı anlamına gelecek.
Son dönemde herkesin sahiplendiği “sürdürülebilirlik” anlayışı
çerçevesinde dernek olarak ne tür
faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
Sürdürülebilir bir çevre için enerjinin etkin
kullanımı, yaşanabilir ortamlar açısından
iç hava kalitesinin önemini vurgulayan
çalışmalar yapıyoruz. Bu konuda sosyal
sorumluluk projesi olarak ağaçlandırma
faaliyetlerimiz oluyor.
Çevre dostu yeşil binaların artışı
iklimlendirme sektörünü sizce nasıl etkileyecek?
Sektörde özellikle enerji verimli, yüksek
konforlu ve standartlara uygun ürünlere
yöneliş var. Özellikle yeşil bina trendi artıyor ve yeni projelerde yeşil bina sertifikasına sahip binaların yarattığı katma değer
iklimlendirme sektöründe faaliyet gösteren firmaları da bu doğrultuda ürünleri
pazara sunmak adına teşvik ediyor. Yeşil
binaların artışı iklimlendirme sektörü açısından pazarı büyütecek. Daha kaliteli ve
enerji verimli ürünlere yönelme olacak
ve bu durum daha da iyi cihazların önünü
açacak. Bu anlamda Ür-Ge ve Ar-Ge çalışmaları da önem kazanacak.
Sektörün sorunlarından bahsedebilir misiniz? Sizce bu sorunların
çözümü noktasında ne tür adımlar
atılmalı?
Sektörün ana sorunlarını başlıklar altında
inceleyecek olursak onları şöyle açıklayabiliriz.
“Yeşil binaların artışı
iklimlendirme sektörü
açısından pazarı büyütecek.
Daha kaliteli ve enerji verimli
ürünlere yönelme olacak
ve bu durum daha da iyi
cihazların önünü açacak.”
*Nitelikli iş gücünü arttırmak: Mevcut iş
gücümüz ile aynı nitelikte ve gereken nicelikte iş gücü bulmak zorlaştı. İş hacminin büyümesi istihdam gerektiriyor, ancak
nitelikli iş gücü arzı henüz yeterince artmadı. Sivil toplum örgütleri meslek içi eğitimler düzenliyor, devletin meslek lisesi ve
yüksek okulları arttırması için çalışıyor ve
bu konuda destek oluyor.
*Ölçek ekonomisi: Küresel rekabette küçük firmalar zor durumlara düşebiliyor.
Çoğu KOBİ olan firmalarımızın rekabet
edebilmesi için belli bir büyüklüğe erişmeleri gerek. Bunun bir yolu, her ürünü
yapmak değil, az sayıda ürün üzerinde uzmanlaşmak. Birleşme, küme oluşturma
gibi yöntemlerin uygulandığına ise maalesef ülkemizde pek rastlanmıyor.
*Sermaye: Ülke genelinde mevcut sermaye darlığı sektörümüzde de görülebiliyor.
*Uzakdoğu rekabeti: Özellikle fiyat konusunda, Çin ile rekabet zor ama şimdiye kadar rekabette başarılı olduk.
Download

ısksodex 2014 özel sayı bülten