ORTA ÖĞRETİMDE EĞİTİM MALİYETLERİ
Kalkınmışlığın önemli göstergelerinden birisi de eğitim düzeyidir. Bu nedenle kalkınmakta
olan ülkeler arasında sayılan Türkiye’de de her geçen gün toplumun tüm kesimlerinden
eğitime pozitif bir talebin olduğu görülmektedir. Nüfusun iyi eğitilmesi durumunda bu
nüfusun ekonomik değeri artmaktadır.
Fransız kalkınma uzmanı Jean Fourestie “Geri kalmış bir ülke eğitimde de geri kalmış bir
ülkedir”
demiştir. (Adem, 1977, s.4).
Kalkınma; “bireylerin yaşam standardını artırmak amacıyla siyasî iktidarın belli ekonomi
politikaları izleyerek toplumun yapısını değiştirme girişimidir” (Öney, 1977) denmektedir.
Kalkınma düzeyi ile eğitim arasındaki vazgeçilmez ilişki her geçen gün kendisini daha çok
hissettirmektedir. Tanımdan da anlaşıldığı üzere, toplumsal yapıyı değiştirme, yalnızca
ekonomi boyutu değil aynı zamanda siyasî, kültürel ve eğitim boyutunu da içermektedir. Bu
nedenle hemen hemen tüm iktisatçılar, ülkeleri gelişmiş ve gelişmekte olan, sanayileşmiş ve
ekonomisi tarıma dayalı, varlıklı ve yoksul, demokratik ve totaliter, uygar ve geri kalmış
olarak gruplandırmaktadır.
Kalkınmanın temel göstergelerinden birisi olarak sayabileceğimiz eğitim düzeyi eğitim
harcamaları ile doğrudan ilişkilidir. Ünlü İngiliz iktisatçısı A.Marshall, eğitime yapılan
yatırımları ulusal bir yatırım ve en değerli sermayesi insan varlığına yatırılmış olan sermaye
olarak nitelendirmiştir(Serin, 1979, s.14).
Amerikalı İktisatçı Theodore W. Schutz geri kalmış ülkelerin kalkınamama nedenlerini, eğitim
yatırımlarına gereken önemi vermemelerine bağlamıştır.(Adem, 1993, s.38).
İnsanların eğitim görmek yada çocuklarının daha iyi bir eğitim almalarını sağlamak
istemelerinin nedeni, eğitimin bir tüketim değerinin olmasından kaynaklanmaktadır.
(Wieseman, 1987, s.406).
Eğitim görenlerin görmeyenlere oranla toplumda hedefledikleri yere varma şansları daha
yüksektir. Bu nedenle anne ve babalar, çocuklarının gelecekte daha iyi yaşam koşullarına
sahip olabilmeleri için eğitimi yegane araç olarak görmektedirler. Bu beklenti ailelerin
eğitime ayırdıkları harcama maliyetlerini her geçen gün artırmaktadır. Özellikle gelişmekte
olan ülkelerde, ailelerin yanında devletin de her geçen gün eğitime daha fazla kaynak
ayırıyor olması, iş piyasasına yeni nitelikli girdilerin kazandırılmasının tüm topluma yarar
sağlayacağı beklentisinin bir ürünüdür.
Benson; “Hemen hemen tüm ülkelerde eğitim hizmetinin gayri safî millî hasıladan en az %6
ile %10 arasında değişen çok önemli bir kaynağı tükettiğini belirtmiştir (Benson, 1987,
s.423).
Eğitimde halkın isteminin karşılanabilmesi için; eğitimde yeterince kapasite artırımının ve
toplumsal istem doğrultusunda seçme hakkının verilmesinin gerekliliği her geçen gün
önemini artırmaktadır.
Kapasite artırımı, ancak yeterli bütçe olanakları ve eldeki bütçe kaynaklarının etkili kullanımı
ile mümkün olacaktır. Topluma sağlanacak eğitim hizmetlerinin yeterliliği ve adil dağılımı,
toplumsal refahın sağlanması için büyük önem taşımaktadır.
Dünya Bankası öncülüğünde geliştirilen finans kaynaklarının etkin dağılım göstergeleri;
1. İlköğretim ve orta öğretimdeki okullaşma oranı,
2. Cinsiyet anlamında, kız ve erkek nüfusa eğitimde fırsat eşitliğinin ne ölçüde sunulduğu
olarak belirlenmiştir(Benson, 1987, s.424).
Özellikle gelişmekte olan ülkelerin eldeki sınırlı kaynakları, toplumun farklı sosyo-ekonomik
düzeylerinde dengeli dağılımını sağlamak siyasî iktidara düşen önemli bir görev olmuştur. Bu
anlamda siyasî iktidarın, eğitim giderleri, eğitim hizmetlerinin maliyeti ve bu hizmetlerin
planlanması ve yönetilmesindeki başarısı ile toplumsal refahın sağlanması arasında kuvvetli
bir ilişki vardır.
Eğitim Hizmetlerinin Maliyeti
Maliyet, bir hizmetin ya da bir malın üretilmesi, meydana getirilmesi amacıyla vazgeçmek
zorunda kalınan değerlerin toplamıdır. Ancak, maliyet hesaplamalarında fırsat (vazgeçme)
maliyetlerinin de maliyet toplamı içinde yer alması gerekmektedir. Bir mal ya da hizmet
üretilirken vazgeçilen diğer mal veya hizmetler fırsat maliyetini oluşturur. (Örnek: Okula
gitmeyen öğrencinin çalışarak kazandığı para ya da ülke ekonomisine katkısı fırsat maliyetini
oluşturur ve gerçek maliyetin içinde yeralması gerekmektedir.)
Eğitim maliyetleri, kamusal, özel ve fırsat (vazgeçme) maliyetlerinin toplamından
oluşmaktadır. Her sanayi dalında olduğu gibi eğitim de ulusal kaynakların belli bir kısmını
tüketmektedir. Kaynakların kamu kesiminde etkin kullanımı konusu çağımızda büyük önem
arz etmektedir. Kamu kesiminde kararlar alınırken, alternatiflerin belirlenmesine yarayan
ölçütlerin geliştirilmesi ve sayısal analizlerin uygulanması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Örneğin, fayda-maliyet gibi analizler kamu harcamalarında etkinliğin sağlanması amacıyla
başvurulan sayısal analizlerden biridir. Bu veriler kamudaki, karar otoritelerine yol gösteren
birer rehber, pusuladır (Yıldız, 2002).
Bir eğitim sisteminin maliyet etkililiğinin ve eğitimin faydasının (etkinlik, kalite) nasıl
artırılabileceğine ilişkin çabalar hükümetlerin finans politikalarına yansıtılmalıdır. Maliyetetkililik(fayda), eğitim kurumları tarafından tüketilen gerçek kaynaklara oranla eğitim
çıktılarının miktarı anlamına gelir. Kabul edilebilir bir etkinlik standardından sapmalar
genellikle aşağıdaki etkenlerden ortaya çıkmaktadır;
a) Sınıf tekrarı,
b) Öğrenci firesi(drop out),
c) Akademik başarısızlık,
d) Düşük performans.
Bu nedenler okula, coğrafî bölgeye, sosyo-ekonomik farklılıklara göre değişkenlik
gösterebilir. Düşük performans ise öğrencinin bir önceki öğrenim kalitesine göre farklılık
göstermektedir. Eğitim harcamaları, kişisel ya da kamu harcamaları anlamında toplam eğitim
maliyeti içinde büyük yer tutmaktadır. Bunlar kişilerin ve kamunun eğitim tüketimi veya
üretimi için yaptıkları harcamalardır. Kişisel harcamalar kişilerin eğitim sürecindeki eğitim ile
ilgili harcamalarıdır. Kitap, defter vb, ulaşım ve diğer öğrenci ödemeleri.
Bu giderlere ilave olarak öğrencinin okuduğu süre içinde çalışmış olduğunu düşünerek fırsat
(vazgeçme) maliyetini ekleyeceğiz.
Maliyeti şöyle formüle edebiliriz;
Orta öğretimin(Anadolu Lisesi-Resmi ve Özel) Toplam Kişisel Maliyeti(A)=Devletin Doğrudan
Harcamaları + Fırsat (Vazgeçme) Maliyeti + Öğrenci için yapılan harcamalar (Aile tarafından)
18 18 18 18
∑T=∑D+∑V+∑A
t=15 t=15 t=15 t=15
Devletin Doğrudan Harcamaları:
Günümüzde ülkelerin birçoğu eğitime ayrılan kaynakların miktarını her geçen gün
artırmaktadır.
Devlet, yalnızca salt okul giderlerini değil, aynı zamanda öğrencilerin harçlık, kırtasiye ve
diğer giderlerini karşılamaya dönük olan harcamalarını da desteklemektedir. Bunun yanında
özel öğretim kurumlarına yaptığı nakdî desteklemelerle özel öğretim kurumları giderlerine de
katkıda bulunmaktadır (Adem, 1993).
Tablo 1’de örnek maliyet hesaplamaları sunulmuştur. Tablo 1’de görüldüğü gibi resmî
Anadolu Liselerinin birim cari giderleri arasında büyük bir fark görünmemektedir. Devlet
okullarında öğrenci sayısı arttıkça sınıflar kalabalıklaşmakta ve bunun bir sonucu olarak
öğrenci birim maliyetleri düşmektedir.
*Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü ve Bütçe Dairesi Başkanlığı verileri
esas alınmıştır.
Orta Öğrenimden Beklenen Fayda
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunun 1. ve 2. maddeleri orta öğretim kurumlarından
beklenen faydayı şöyle tanımlamaktadır:
1. Bütün öğrencilere orta öğretim seviyesinde asgari ortak bir genel kültür vermek suretiyle
onlara kişi ve toplum sorunlarını tanımak, çözüm yolları aramak ve yurdun iktisadî, sosyal ve
kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak bilincini ve gücünü kazandırmak.
2. Öğrencileri, çeşitli program ve okullarla ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve
doğrultusunda yükseköğretime veya hem mesleğe hem de yükseköğretime veya hayata ve
iş alanlarına hazırlamaktır.
Millî Eğitim Temel Kanunu’nda da belirtildiği üzere genel orta öğretimin temel görevi,
yükseköğretime öğrenci hazırlamaktır. Bir üst öğrenime hazırlamanın yanında mezunlarına
içinde bulunduğu toplumla bütünleşmiş ve yurdun sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda
bulunacak bilgi, becerilerle donatılma diğer görevleri arasında sayılmaktadır.
Ayrıca topluma faydalı, dürüst, ahlaklı, erdemli insanlar yetiştirmek tüm öğretim kademeleri
gibi genel orta öğretimden de beklenenler arasındadır. 14.06.1973 tarih ve 1739 sayılı Milli
Eğitim Temel Yasası 7. maddesine göre; Her Türk çocuğuna iyi insan, iyi vatandaş olması
için gerekli temel bilgi, beceri, davranış vb. alışkanlıkları kazandırmak; onu millî ahlak
anlayışına uygun olarak geliştirmek üzere okullar görevlendirilmiştir.
Aynı yasanın 1. Maddesi ise “Bütün öğrencilere orta öğretim seviyesinde asgarî ortak bir
genel kültür vermek suretiyle onlara kişi ve toplum sorunlarını tanımak, çözüm yollarını
aramak ve yurdun iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak bilincini ve
gücünü kazandırmak.” görevini yine okullar üstlenmiştir.
Millî Eğitim Temel Kanunda da bahsedilen insanî değerler ve ahlaklı, dürüst, erdemli insan
yetiştirmek tüm orta öğretim okullarının temel görevleri arasındadır.
Resmî ve Özel Anadolu Liselerinin etkililiklerinin karşılaştırılmasında kullanılan “Okul Etkililik
Anketi” ile iki farklı özelliğe sahip okulun karşılaştırılması yapılmıştır. Resmî ve Özel Anadolu
Liselerine toplam 200 anket dağıtılmıştır.
Anketler sadece örneklem grubu olarak oluşturulan resmî ve özel okullara dağıtılmıştır.
Dağıtılan anketlerin 106’sı geriye dönmüştür. Anketlerin analizinde SPSS for Windows
programı kullanılmıştır. Veri dosyasına “1” Resmî Anadolu Lisesi, “2” Özel Anadolu Lisesi
olarak kodlanarak girilmiştir. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi geriye dönen anketlerin
%57.5’i Resmî Anadolu Liselerinden, %42.5’i Özel Anadolu Liselerinden olmuştur.
Analize, öncelikli olarak resmi ve özel okulların ayrı ayrı incelenmesi ile başlamıştır.
Aşağıdaki tabloda Resmî Anadolu Liselerinin her bir madde bazındaki Aritmetik ortalama ve
standart sapma dağılımı görülmektedir. Resmî Anadolu Lisesinde çalışan öğretmen ve
yöneticilerin görüşleri arasındaki farklılığın en çok yaşandığı “Arkadaşları ile gezme“ , “Spor
yapma“ ve “Okulumuzda araştırmacı ve sorgulayıcı bireyler yetişmektedir“ maddeleridir.
Maddelerin standart sapmaları 1.19, 1.07 ve 1.00’dır. Diğer maddelerin standart sapmaları
1.00’ın altında olup grup görüşlerinin dağılımı birbirine yakındır. Yani grup görüşleri birbirine
yakındır, benzerdir şeklinde yorumlanabilir. Standart sapmaların 00 olarak gerçekleştiği
Yaralama, Gasp, Tecavüz gibi maddeler üzerinde tüm çalışanların aynı görüşe sahip
olduklarını göstermektedir.
Ayrıca Resmî Anadolu Lisesinde görev yapan öğretmen ve yöneticilerin tamamının
okullarında öncelikli olarak bilgili insanlar yetiştirmek olan görüşleri oldukça manidardır. Zira
Millî Eğitim Temel Kanunu’nda belirtilen, toplumun beklentileri içerisinde yer alan özelliklerin
önüne geçen bilgili insan yetiştirme arzusu tamamen Türk Eğitim Sisteminde bir üst
öğrenime odaklanmış bireylerin olduğunun bir göstergesidir.
Sonuç olarak; Türk Eğitim Sisteminde sadece Anadolu Liseleri değil tüm, ortaöğretim
kurumlarının temel hedeflerinden saparak bir üst öğrenime odaklanmış olmaları okulların
temel işlevini ortadan kaldırmaktadır. Özellikle meslekî eğitimde yaşanan tüm sorunların
altındaki neden, öğrencilerin bir mesleğe değil, bir üst öğrenime odaklanmış olmalarından
kaynaklanmaktadır.
Aynı ölçekle Özel Anadolu Liselerinin etkililiği ölçülmüş ve pek çok konuda okullar arasında
anlamlı farklılıkların olduğu gözlenmiştir. Bu farklılıklar, Descriptive Statistics arkasından t
testi ile sorgulanmıştır. Aşağıdaki tabloda Özel Anadolu Liselerine ait her bir maddenin
dağılımı görünmektedir.
Resmî Anadolu Liselerindeki öğretmen ve yöneticilerin çoğunluğu “Kütüphanede bulunma,
Arkadaşları ile gezme ve Özel dersler alma“ konuları dışındaki maddelerde birbirlerine yakın
görüşlere sahiptirler.
Resmi ve Özel Anadolu Liselerinin maddeler (sorular) anlamında karşılaştırmasını görmek
amacıyla t testi yapıldı. Resmi ve Özel Anadolu Liselerinin maddeleri toplamı (Aritmetik
Ortalaması) anlamında gruplar arasında anlamlı bir farkın olmadığı görülmektedir. (F=0.38,
sig.=0.53>0.05).
SONUÇ
Maliyet Karşılaştırması:
Resmî ve Özel Anadolu Liselerinin eğitim maliyetleri (belirlenen faktörlerde) aşağıdaki
tabloda karşılaştırılmıştır. Tabloda da görüldüğü gibi özel okulların maliyeti resmî okul
maliyetlerinin yaklaşık iki katına eşittir.
Yaklaşık iki katlık bu farkın temel nedenlerinin başında; öğrenci sayıları ve özel okula öğrenci
gönderen ailelerin sosyo-ekonomik portföyü temel faktör olarak görünmektedir. Yukarıdaki
tabloda görüldüğü gibi, Resmî ve Özel okulların akademik başarıları (Üniversiteye öğrenci
gönderme) arasında büyük bir fark görünmemektedir.
Ancak Ankara İl Genelinde yapılan Başarı Testi bulguları Özel Okulların resmî okullardan
daha başarılı olduğunu göstermektedir. Okul etkililik anketi bulguları ise resmî ve özel
okulların arasında anlamlı bir fark olmadığını göstermektedir.
Eser ORAL
GAZİ Ü. – Yüksek Lisans
Murat YALÇIN
Doktora Öğrencisi (ODTÜ – Yüksek Lisans)
Kaynakça
Adem, Mahmut. Türk Eğitiminin Ekonomik Politikası, Ankara, İlim Mat., 1977.
Adem, Mahmut. Ulusal Eğitim Politikamız ve Finansmanı, Ankara, EBF Yayınları, Yayın No:172, 1993.
Öney, Erden, İktisadi Planlama, A.Ü SF Yayınları No:406, Ankara,1977.
Benson, C.Economics of Education: Research and Studies, 1987,
Serin, Necdet. Eğitim Ekonomisi. Ankara A.Ü Eğitim Fakültesi,Yayın No:25, 1972
Wieseman, J. “Public Finance in Education”, Economics of Education: Research and Education : Research and Studies. Oxford:
Pergamon Pres, Headington Hill Hall, pp. 445-450.
Yıldız, Zühre. Yrd.Doç. Dr. Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi.
Download

ORTA ÖĞRETİMDE EĞİTİM MALİYETLERİ Kalkınmışlığın önemli