TARİHTEN GÜNÜMÜZE ÜSTÜN YETENEKLİLERİN EĞİTİMİ (1)
ENDERUN MEKTEBİ
Bekir ÖZER > [email protected]
Üstün yeteneklilerin eğitimi için kurulan ve dünya eğitim tarihinde daha önce bir benzeri bulunmayan
Enderun Mektebi, tarihten günümüze eğitimde önemli bir yer tutmaktadır. Osmanlı tarihi boyunca gelmiş
sadrazam, vezir, kaptan-ı derya, şeyhülislam, sancak beyleri gibi büyük devlet adamlarının birçoğu buradan
yetişmişlerdir.
Topkapı Sarayı üç bölümden oluşuyordu: Harem, Enderun ve Bîrun. Enderun, sarayın dâhili, iç bölümü,
mabeyni anlamına gelmektedir ve sarayda padişahın oturduğu bölümü ifade etmektedir.
Tarihçesi
Osmanlının Avrupa’ya geçmesi ve Rumeli’de fetihlerin artmasına paralel olarak askere olan ihtiyaç da
artmıştır. Bunun için 1363’te I.Murat tarafından çıkarılan Pençik Kanunu gereğince savaş esirlerinden
yararlanılma yoluna gidilmiştir. Bu Kanun’a göre, savaşlarda alınan esirlerden beşte biri vergi karşılığı devletin
olacaktır. Savaş esiri gençler, Anadolu’daki Türk ailelerin yanına verilir, küçük bir ücret karşılığı hem çiftçilik
yapar, hem de Türk-İslam âdet ve geleneklerini öğrenirlerdi. Bu gençler, Enderun’un ilk öğrenci kaynağını
oluştururlar. Ancak gerek Yeniçeri Ocağının, gerekse Enderun’un en verimli ve en uzun süreli insan kaynağı, II.
Murat tarafından çıkarılan Devşirme Kanunuyla başlatılan Devşirme Sistemi olmuştur. Pençik ve Devşirme
dışında Osmanlı hükümdarlığı altına giren ülkelerin, emniyet ve güvenlik amacıyla saraya gönderdikleri erkek
evlatları veya akraba çocukları ile esir pazarından alınan esirler de başka bir kaynaktır. Kökü çok eski
medeniyetlere dayanan esir ya da kölelik düzeni Osmanlı İmparatorluğunda azalarak devam etmiştir. İslam dini
bu düzeni, eski dönemlerdeki haline göre yumuşatıp insancıllaştırmış ve bunların azat edilip özgürlüklerine
kavuşturulmalarını da sevap saymıştır.
Enderun’un bir eğitim kurumu olarak sarayda yer almasını tarihçiler farklı zamanlara dayandırsalar da
I.Murat döneminde başlamış olması muhtemeldir. Ancak II. Murat tarafından geliştirilmiş ve Fatih Sultan
Mehmet tarafından da dünyaya örnek olacak bir kurum hâline dönüştürülmüştür.
Enderun’un eğitim felsefesi
Enderun, organik bağ içerisinde çeşitli kademeleri bulunan bir eğitim sürecinin takibine dayanır.
Eğitimindeki başarı da büyük ölçüde sistemin kendi içindeki bu bütünlüğünden gelmektedir. Enderun’da
başarıyı arttıran ve günümüzdeki ideal eğitim anlayışı içinde sayabileceğimiz önemli unsurlar şunlardır:
1.Buraya alınacak öğrenciler büyük bir dikkat ve titizlikle seçilirdi.
2.Teorik öğrenimin yanı sıra uygulamaya da geniş yer ayrılırdı.
3.El becerilerinin kazandırılmasına önem verilirdi.
4.Nitelikli ve seçkin öğreticiler (müderris/dânişment) derslere girerdi.
5.Zaman/yaş sınırlamasından çok liyakat ve başarı esasına göre sınıf atlanırdı.
6.Üst düzey öğrenciler, daha alt düzeydekilere mentorlük yapardı.
7.Öğrencilerin beden ve ruh sağlığına aynı derecede özen gösterilirdi.
8.Estetik anlayışıyla her bir öğrencinin kişisel yeteneğine göre bir güzel sanatla ilgilenmesi sağlanırdı.
9.Bireysel ilgi ve yetenekleri destekleyip geliştirmeğe elverişli esnek bir yapıdaydı.
10.Öğrenciler sabah kalkışından yemek saatleri ve akşam yatışına kadar tam bir disiplin içinde düzenli
yaşamak zorundaydı.
11.Gösterilen en küçük bir başarı dahi ödüllendirilirdi.
12.Öğrencilerin başıboşluğunu ve zaman kaybını önlemek için yapılan hatalar değişik şekillerde
cezalandırılırdı.
Enderun’u değerlendirirken başından sonuna kadar titizlikle takip edilen ve başarılıların bir üst öğretim
düzeyine yükselmesi, başarısızların ise askerî birliklere sevki olarak ifade edilebilecek olan “çıkma” ile
öğrencilerin tam entegrasyonunu sağlamaya dönük olarak Türk-İslam kültürünün eksiksiz verilmesi göz önünde
bulundurulmalıdır.
Devşirme sistemi
Devşirme sisteminin temelini, özel olarak teşkilatlandırılıp belirli kurallara bağlı hareket eden gezici ekipler
tarafından öğrencilerin fizikî, bedensel, ruhsal özellikleri ile kültürel ortamları incelenerek seçilmesi
oluşturmaktadır. Devşirme işleminde takip edilen yol ve önemli kurallar şunlardır:
1.Devşirme işi, Yeniçeri ve Acemioğlan Ocağı ağalarının kontrol ve yönetimi altında bu işlerde tecrübeli
bir Devşirme ağası ile bir kâtip atanarak yapılırdı. Devşirme sırasında sancak beyi, kadı ve papazlar da
bunlara yardım ederlerdi.
2.Kanun çerçevesinde 8-20 yaş arasındakiler seçilir, özellikle 10-14 yaş arasındakiler tercih
edilirdi.
3.Görevliler, vaftiz defterlerine bakarak şartları müsait olanları ayırır, en ince teferruatına kadar iki
ayrı deftere bunların kaydını yaparlardı.
4.Kanuna göre ailelerin tek erkek evlatları alınmaz, iki ya da daha çok kardeşlerdense nitelikleri en
elverişli olan seçilirdi.
5.Soylu ailelerin çocukları ve papaz oğulları tercih edilirdi.
6.İlk devşirmeler öncelikle fethedilen Hıristiyan Balkan ülkelerinin (Arnavut, Sırp, Hırvat, Bulgar, Yunan,
Macar) çocukları arasından yapılmıştır. Fatih zamanında Boşnakların Müslümanlığı kabul etmelerine rağmen
devşirme kapsamı içinde tutulma istekleri padişah tarafından kabul edilmiştir. Daha sonraları Anadolu’daki
Hıristiyan tebanın bir kısmı da devşirme kapsamına alınmış, Müslüman ve Yahudi çocukları bu kapsam dışında
bırakılmıştır.
7.Kırsal bölgelerde yaşayan ailelerin çocukları arasından seçim yapılır, kırk haneden birisinden çocuk alınır,
hayatının bir kısmını dahi şehirde geçirmiş olanlar ve köy kethüdalarının çocukları devşirme alınmazdı.
8.Anadan babanın birinden veya her ikisinden birden yoksun olanlar da devşirme alınmazdı.
9.Gürbüzlük ve yakışıklılığa birinci derecede önem verilir, çocukların orta boylu olmasına dikkat edilir,
uzun boylu olup da endamı düzgün olanlar saray için ayrılırdı.
10.Devşirme sırasında, ölçüt ya da ölçeklerin neler olduğuna dair yeterince ayrıntılı bilgi olmamakla
beraber zekâ ve yetenekliliğe de dikkat edildiği bilinmektedir.
11.Devşirme işlemi bittikten sonra 100-200 kişilik kafileler halinde devlet merkezine sevk edilen
çocuklar burada tekrar kontrolden geçirilirler, ardından sünnet edilir, müslüman bir isim verilir ve
İslam’ı kabul ederlerdi. Bazıları saray için ayrılır, kalanlar da Türk ailelerinin yanına verilirlerdi.
Oryantasyon ve hazırlık okulları
Devşirmeyle seçilen çocuklar, bir oryantasyon programı çerçevesinde önce sarayla ilişkisi
olmayan köklü/soylu Türk ailelerinin yanına verilirler, burada Türkçe’yi, İslâmî esaslar ile âdab ve
muaşeret kurallarını öğrendikten sonra Galata Sarayı, İbrâhim Paşa Sarayı, İskender Çelebi Sarayı ve Edirne
Sarayı gibi acemi oğlanlar saray ve kışlalarında bedenî ve ruhî kabiliyetlerini geliştirecek eğitim-öğretimden
geçerlerdi.
Hazırlık okulları mahiyetindeki bu saraylarda Türkçe okuma-yazma, Kur’an, tecvit, ilmihal, âdab ve
muaşeret gibi temel dini bilgilerin verildiği derslerin yanında el becerilerinde gelişmelerine çalışılır, askerliğe
dönük bedenî eğitimden de geçerlerdi.
At binmek, cirit ve tomak oynamak, kılıç ve mızrak kullanmak, ok atmak, gürz kullanmak gibi maharetlerin
yanı başında güreş, ağırlık kaldırmak gibi sporlara da önem verilirdi.
Günümüzün eğitim amaçları ile ilgisi açısından estetik sanatlara ve el becerilerinin öğretimine de özel bir
önem verilirdi. Şehzadelerin de bunlardan yararlanması istenirdi. Osmanlı hükümdarlarından birçoğu müzik,
şiir gibi sanat dallarında öne çıkmıştır. Bunların yanı başında bahçıvanlık, oymacılık, tezhip, kuyumculuk gibi
becerilerde de çok usta olanlarına rastlanmaktadır. Öğretimin bu yönünün günümüz eğitimi açısından önem
taşıyan bir yanı da bireysel özelliklere verilen önceliktir. Devşirme öğrenciler programın kapsamı içine giren
bilgi ve beceri dallarından hangisine yatkınlık ve ilgi gösteriyorlarsa o yönde gelişmelerine dikkat edilirdi.
Bu saraylar, birer hazırlık okulu niteliği taşıyıp temel bilgi ve becerilerini kazandıktan sonra durumlarına
göre ya "çıkma" adıyla ayrılarak çeşitli askerî birliklere dağıtılırlar ya da daha yüksek seviyede eğitilmek üzere
Enderun'a alınırlardı.
Enderun-ı Hümayun
Topkapı Sarayı’nın üç bölümünden biri olan Enderun’daki eğitim-öğretim, Küçük ve Büyük odalar, Doğancı
Koğuşu, Seferli Koğuşu, Kiler Koğuşu, Hazine Odası ve Has Oda olmak üzere yedi basamaktan oluşmuştu.
Fatih tarafından hazırlattırılan Kanunname-i Ali Osman’da, Enderun oğlanlarının “yekûnu 709 kişi ve bir de 32
kişilik Has Oda” denilerek buraya alınacakların sayısı belirtilmiştir. Ancak zaman içinde/ihtiyaçlar nispetinde
bu sayılar farklılıklar göstermiştir.
Medreselerde okutulan naklî ve aklî ilimlerden Kur’an, hadis, kelâm, hat, Arapça yanında Enderun
mektebinde Farsça, matematik, belagat, şiir, felsefe, tarih, coğrafya gibi dersler de okutulmaktadır.
Eğitimini sonuna kadar sürdüremeyen iç oğlanlar ara sınıflardan "çıkma" adıyla ayrılarak çeşitli askerî
birliklere sevk edilirlerdi.
Enderun'un ilk iki kademesi Küçük ve Büyük odalar idi. Bu odalarda okuyanlar dolama denilen cübbe
giydikleri için bunlara "dolamalı" denilirdi.
İslâm dini ve kültürü, Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri görürler, güreş, atlama, koşu, ok atma gibi
spor talimleri yaparlardı. Buradaki gençler yaklaşık on beş yaşı civarında idi. Bu odalarda disiplini
sağlayan, gençlere çeşitli konularda yardımcı olan birçok görevli bulunurdu.
Enderun'un üçüncü basamağı olan Doğancı Koğuşu ve daha üst basamaklar “kaftanlı”lar olarak anılırdı.
Doğancılar Koğuşu görevlileri hünkârın av doğanlarının bakım ve yetiştirilmesini sağlarlardı. Bunun yanında
saray kuşlarının bakım ve üretimi, av ve avcılık işleri ile ilgili hizmetleri de yerine getirirlerdi. Doğancı
Koğuşunda yaklaşık kırk kadar genç eğitim görürdü. IV. Mehmet zamanında bu koğuş kaldırılmıştır.
Seferli Koğuşu, IV. Murat tarafından kurulmuş, önceleri Enderun halkının çamaşırlarının yıkanması
ve tertibi hizmetini görürken daha sonra çalışmalar çeşitlendirilmiş deri işleri, dokuma, tezhip, mûsikî ve tahta
işleri gibi sanat ve becerilerin de öğretildiği bir meslekî eğitim merkezi durumuna gelmişti. Mehter-i Hümayun
denilen askerî mızıka okulu ile Meşkhane denilen klasik mûsikî öğretimi de buraya bağlıydı. Bu koğuşta yüz
kadar öğrenci eğitim görürdü. Bunlar arasından birçok âlim, şair ve mûsikişinas çıkmıştır. Yine bu gençlerden
pek çok hanende, kemankeş, pehlivan, berber, hamamcı, soytarı yetiştirilmiştir. Seferli, Kiler ve Hazine
odalarının her birinde onikişer öğretim üyesi bulunurdu. Ayrıca saraya her gün kırk kadar öğretim üyesinin
gelip görev yaptıkları anlaşılmaktadır. Kaftanlıların en kıdemli ve yeteneklileri ile Has Oda öğrencilerine yalnız
Salı günleri gelen müderris ve danişmentler ders verirlerdi.
Kilerci Koğuşu Fatih zamanında kurulmuştur. Bu koğuşun iç oğlanları başta hükümdar olmak üzere
saray halkının ekmek, et, yemiş, tatlı, şerbet gibi her türlü yiyecek ve içecek ihtiyacını hazırlayıp korurlardı.
Saray odaları ve mescitlerinin mumları da bu koğuş tarafından temin edilirdi. Bunların sayıları otuz kadardı.
Dünyanın en zengin mutfakları arasında yer alan Türk mutfağının çeşitlilik ve lezzet açısından doruğuna
ulaştığı yer saray mutfağıydı. Bu yüzden orası en seçkin tabahat(pişirme) ustalarının yönetimi altında çalışan ve
sürekli olarak yeni ustalar yetiştiren bir meslekî eğitim merkezi niteliğini taşıyordu. Bundan başka sofra
hizmetleri, çeşitli şerbetlerin, kuvvet macunlarının, hastalık ilâç ve merhemlerinin de yapımı ve korunması da
Kilerci Koğuşunun görevleri arasındaydı. Bunlara ek olarak hünkârın özel içme suyunun bu amaç için yapılmış
çeşmelerden özel gümüş damacanalara doldurulması, mühürlenmesi, muhafazası ve gerektiğinde öteki
serinleticilerle ikramı da bu odaya düşen bir işti. Bu yüzden bu oda içoğlanları aşçılıktan başka şerbetçilik
macunculuk, ilâç yapmak, sofracılık gibi her birisi ayrı bir uzmanlık ve uğraşı olan işlerde ilgi ve yeteneklerine
göre yetişirdi.
Hazine Koğuşu da Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulmuştur. Hazine Koğuşundakiler, padişaha ait
kişisel hazinenin içerdiği değerli varlıkların defterini tutmak, giriş ve çıkışlarını kayda almak, buradaki değerleri
korumak, bakım ve tamirleri, yenilerini yapımı gibi görevleri sürdürürlerdi. Bu gibi becerileri öğrenmek ve
yerine getirmek de Hazine içoğlanlarına düşen işlerdendi. Bu koğuşun mevcudu zaman zaman yüz elliye
kadar çıkmıştır.
Has Oda ise Enderun basamaklarının sonuncusu ve en üstüdür. Has Oda'nın derece sırasıyla önemli
görevlileri has odabaşı, silâhtar, çuhadar, rikabdar ve tülbent oğlanıdır. Padişahın kişisel savaş araçlarıyla
“Silahtar”, giyimleriyle “çuhadar”, atlarıyla “rikabdar”, kavuk ve sarıklarıyla “tülbent oğlanı” ilgilenir, bunların
dışında saray iç örgütünde de ilave pek çok görev ve yetkileri taşırlardı. Yavuz Sultan Selim’in Mısır’dan
hilafet unvanı ile birlikte getirdiği kutsal emanetlerin bulunduğu Hırka-i Saadet Dairesi'nin bakımı, düzen ve
temizliği, oradaki mushafların ve kitapların tozlarının alınması, kandil gecelerinde öd ağacı yakmak, gül suyu
dökmek, Hırka-ı saadet dairesindeki metal eşyanın parlatılması, mukaddes emanetlerin korunması, onun
hükümdarlığı sırasında has odaların görevlerindendi. Bizzat hükümdarın kendisi de bu bakım ve temizlik işinde
çalışırdı. Hünkâr müezzini, sır kâtibi, sarıkcıbaşı, kahvecibaşı, başçavuş gibi padişah hizmetinde bulunanlar da
Has Oda mensupları arasında idi. Bunlar hareme bitişik mâbeyn denilen odada bulunurlardı. Has odada
eğitimini tamamlayıp dış hizmetlere çıkanlar beylerbeyi, kaptan-ı derya veya vezir olarak atanırlardı.
Dersler ve öğrenciler
I.Murat zamanındaki Türkçe, okuma, yazma, Arapça, Kur’an ve din derslerine II. Murat şiir, mûsikî, hukuk,
mantık, felsefe, geometri, coğrafya ve astronomi; Fatih Sultan Mehmet hat, tezhip, kaatı’ ve resim; II. Bayezid de
silahşorluk, okçuluk gibi askerî bilgi ve sporları eklediler.
Müzik, edebiyat, tezhip, hüsnü hat gibi güzel sanat becerilerine gereğince yer verilmesi, spor ve beden
eğitimi ile askerlik bilim ve becerilerindeki öğretim de Enderun’u kendi dönemi içinde diğer eğitim-öğretim
kurumlarından ayırt eden özellikler arasındaydı.
Bütün öğrencilerin öğrenmekle zorunlu olduğu dersler Türkçe, Arapça, Kur’an ile beden eğitimiydi.
Bunlardan başka her öğrenci ilgi, istek ve yeteneklerine uygun düşen bir beceri ya da sanat dalında yetişip
gelişmek için elinden gelen her türlü çabayı göstermek zorundaydı. Gevşeklik ve tembellik hiç bir surette
müsamahayla karşılanmaz, başarılı olamayanlar askerî birliklere sevkedilirdi.
Enderun ders programı kapsamına giren öğretim alanlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
1.İslamî bilimler: Kur’an, din dersleri, Arapça gramer ve sentaks, tefsir, fıkıh, peygamberler tarihi gibi
öğretim dalları, daha ziyade zorunlu görülen alanlardı.
2.Müsbet bilimler: Türk dili ve edebiyatı, metin yazımı, Fars dili ve edebiyatı, şiir ve inşa, tarih, aritmetik,
geometri, cebir gibi bilim dalları bu alandaki derslerdi.
3.Güzel sanatlar: Çalgılı müzik, tezhip, hüsn-i hat (güzel yazı) gibi estetik çalışmalar yapılır, askerî ve sivil
mûsikî de mehterhane ve meşkhanede öğretilirdi.
4.Beden eğitimi, spor ve askerlik beceriler: Binicilik, kılıç, gürz, mızrak ve ok gibi savaş araçlarının
kullanılması ile çelik-çomak, güreş, ağırlık kaldırmak, cirit gibi beden güç ve yeteneklerini arttırıcı etkinliklere
özel bir önem verilirdi.
5.Meslekî eğitim: Giyim, bakım ve hazırlığı, işlemecilik, deri işleri, inşaat, tezhip, kuyumculuk, çeşitli ilaç
ve merhemlerin, kuvvet macunlarının hazırlanması ve gerektiği yerlerde kullanılması gibi meslekî bilgi ve
beceriler uygulamalı olarak işlenirdi.
Burada dikkati çeken en önemli özelliklerden biri, bu oldukça zor ve her bir basamakta ağırlaşan eğitimde
pek çok bilimle aynı anda ilgilenip hepsinde de başarılı olmuş öğrencilerin çıkmış olmasıdır. Meselâ
matematik, tarih, coğrafya, kartografi, topografya, silahşorluk ve hat gibi sahalarda tanınmış bir isim olan
Matrakçı Nasuh Bey bunlardan biridir. Matrak denen savaş oyununu icadettiği için el-Matrakî, silahşor
olduğu için de el-Silâhî unvanlarını aldı. Sultanahmet Atmeydanı'nda bir sünnet düğünü nedeniyle kurduğu iki
yürüyen hisar, onun iyi bir teknisyen ve mekanikçi olduğunu göstermektedir. Bir minyatür ustası ve ressam olan
Matrakçı Nasuh relief tipi kara haritaları çizdi. Hat sahasında ise kalem-i dîvânî adlı yeni bir hat türü icadetti.
Matrakçı Nasuh, tarih sahasında birçok eser kaleme aldı. Harp sanatı ile ilgili bir kitap yazdı. Burada dikkat
edilmesi gereken nokta, Matrakçı'nın bu eserlerin hepsini Türkçe olarak telif etmesidir.
Enderun bir mûsikî mektebi olarak seçkin Osmanlı mûsikîşinaslarının sadece yetiştiği değil, ders de verdikleri
bir okuldu. Benli Hasan Ağa, Kantemir, Mustafa Çavuş, Vardakosta, Nu'man Ağa, Dellâlzâde, Tanburî
Osman Bey, Şâkir Ağa ve Enderunî Ali Bey, esasen saraya yakın çevrelere mensup olup küçük yaşta
kabiliyetleriyle dikkat çekerek yetiştirilmek üzere saraya alınmış olan büyük Osmanlı bestekârlarından bazılarıdır.
Enderun’un bilimsel gelişimi sağlamaya dönük olarak hazırlıkları da en üst düzeyde tutulmuştur. Bu
anlamda gerekli kitaplar temin edilmiş ve içinde Kur’an tefsirleri, hukuk, felsefe, mantık, astronomi, aritmetik,
geometri ve cebir eserlerinin bulunduğu çok geniş bir kütüphane oluşturulmuştur.
Sonuç
Enderun, amaçları, teşkilâtlanması, programları, çalışma sistemi ve işleyişi açısından tamamen nev-i
şahsına münhasır bir kurumdur. Çünkü yalnız devletin sivil ve/veya askerlik hizmetlerine insan yetiştirmekle
kalmamış çeşitli bilim ve sanat dallarında da pek çok seçkin kişi yetiştirmiştir. Bundan başka ona değin hiç bir
eğitim kurumu teorik öğretim, beden eğitimi, müzik, uygulama ve el becerilerine programında dengeli olarak
yer vermemiştir. Çeşitli hünerlerin, sanatların, idarî, siyasî ve askerî bilgilerin uygulamalı olarak öğretildiği,
öğrencilerin tespit edilen yetenekleri doğrultusunda bireysel eğitim alabildiği içeriği, düzenli ve sistemli yapısı
ile kendine özgü uygulamalarıyla günümüz eğitimcilerine önemli bir ışık tutmaktadır.
Kaynakça
Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, MEB Yayınları, İstanbul 1993
İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin Saray Teşkilâtı, T.T.K. Basımevi, Ankara 1988
Ülker Akkutay, Enderun Mektebi, Ankara, 1984
Mitat Enç, Özel Eğitime Giriş, A.Ü. Eğitim Fakültesi Yayınları, Ankara 1987
Mitat Enç, Üstün Beyin Gücü, A.Ü. Eğitim Fakültesi Yayınları, Ankara 1979
Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, Alfa Yayınları, İstanbul 2001
Hasan Ali Koçer, Türkiye’de Modern Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi, M.E.B. İstanbul 1987
Editör Ekmeleddin İhsanoğlu, Osmanlı Medeniyeti Tarihi, Feza Gazetecilik A.Ş., İstanbul 1999
Editör Ekmeleddin İhsanoğlu, Osmanlı Devleti Tarihi, Feza Gazetecilik A.Ş., İstanbul 1999
Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, Ötüken Yayınevi, İstanbul 1983
Download

TARİHTEN GÜNÜMÜZE ÜSTÜN YETENEKLİLERİN EĞİTİMİ (1