CEZA GENEL FİNAL SINAVI OLAY SORULARI CEVAP ANAHTARI
(4.6.2014, saat:14.00)
Soru 1
1A-----M1: Dolandırıcılık (Nitelikli hali, TCK 158/1.g)
2A-----M2: Dolandırıcılık (Nitelikli hali, TCK 158/1.g)
3A------M3: Dolandırıcılık (Nitelikli hali, TCK 158/1.g)
4A------B: Hakkı olmayan yere tecavüz (TCK 154)
5A-----B: Mala zarar verme (Koyunların bağ çubuklarına zarar vermesi, Nitelikli hali,
TCK 152/1.c)
6A------B: Hırsızlık (koyunların ot yemesi, TCK 141)
7B------A: Mala zarar verme(TCK 151---------(meşru savunma/orantılılık tartışılabilir)
8A+C--------B: Konut dokunulmazlığının ihlali
9A-----K1: Hırsızlık(Nitelikli hal, TCK 142-143)
10- A-------K2: Hırsızlık (Nitelikli hal, TCK 142-143)
11- A--------B: Hırsızlık (Nitelikli hal, TCK 142-143)
12- H--------A+C: Hakaret (eğer polisler en 3 kişiyse ihtilat unsuru gerçekleşir; ancak
bağırması ihbar ve şikâyet hakkı veya 3. Kişi lehine meşru savunma kapsamında değerlendirilirse,
hukuka uygunluk nedeni vardır ve suç oluşmamıştır, TCK 125)
13- C-------H: Kastına göre yaralama (TCK 86) veya öldürme (TCK 81)
14- D------H: Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf (TCK 160)
15- E-----H: Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (TCK 165)
16- E+F------Kamu: karşılıksız yararlanma (TCK 163)
Soru 2
Teşebbüs
12-
C-----H: kastına göre öldürme dersek teşebbüs
Dereye telefon atılması: Hırsızlık suçu tamamlanmıştır, teşebbüs söz konusu değildir.
İştirak
1Konut dok. İhlali suçunda C yardım eden A müstakil fail (‘müşterek faildirler’ cevabı
doğru gerekçelendirilmek suretiyle aynı puanı alır)
2Karşılıksız yararlanma suçunda E azmettiren, F müstakil fail
İçtima
1Dolandırıcılık suçu mağdurları birden fazla ancak birden fazla fiil söz konusu olmadığı
için gerçek içtima uygulanır. (‘Birden fazla fiil vardır, bu yüzden aynı neviden fikri içtima söz
konusudur’ cevabı da doğru kabul edilmiştir)
2Hırsızlık suçunun işlenmesi sırasında konut dokunulmazlığı yok. İhlal edilirse ayrıca
konut dok. İhlalinden sorumluluk söz konusu (142/4)
1
3K1, K2 ve B’ye karşı işlenen hırsızlık suçlarında mağdurlar farklı, birden fazla fiil söz
konusu olduğu için gerçek içtima uygulanır. (Tek fiille bu suç işlendiği için aynı neviden fikri içtima söz
konusudur’ cevabı da doğru kabul edilmiştir)
4Hırsızlık ve mala zarar verme (A’dan B’ye) suçları sonucunda farklı neviden fikri içtima
söz konusu olur.
5Hakaret suçu oluşsaydı, aynı neviden fikri içtima söz konusu olurdu.
Soru 3
Sorumluluklar
1A hakkında kazanç müsaderesi hükümleri uygulanır; imkan dahilinde mağdurların
hakları iade edilir.
2B alkolü iradi olarak aldığı için cezai sorumluluğu etkilenmez. Fiili işlediği sıradaki
kast/taksirine göre sorumluluk belirlenir.
3C, 3. Grup yaş küçüğüdür, cezası indirilir.
4D’nin bağımlılık derecesi akli melekelerini önemli ölçüde etkilediyse hakkında ceza
değil güvenlik tedbiri uygulanır.
5E, TC vatandaşı olduğu için iade talebi kabul edilmeyecektir.Türk Ceza Hukukunda
milli tekerrür kabul edildiği için, yurtdışında işlenen suçlar tekerrüre esas alınmaz. (Kanunda belirtilen
suçlar dışında (TCK 58/4) kalan suçlar istisna oluşturur.)
6F’nin işlediği suç kasıtlı bir suçtur. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinden
cezanın kısmen/tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.Hakkında tekerrür hükümleri
uygulanır.
2
CEZA GENEL FİNAL SINAVI METİN SORULARI CEVAP ANAHTARI
(4.6.2014, saat:14.00)
1. Aşağıdaki kavramları örnek vererek açıklayınız.
a. Kısa süreli hapis cezası: Hukukumuzda bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli
hapis cezasıdır (TCK. m.49/2). Hapis cezasının kısa süreli olup olmadığının belirlenmesinde suç tipinde
gösterilen soyut ceza değil, yargılama sonunda 61 inci madde hükmüne göre bireyselleştirilerek
hükmedilen somut ceza esas alınır. Hakaret suçundan yargılama sonunda verilen 8 aylık hapis cezası
kısa süreli hapis cezasıdır.
b. Dolaylı fail: “Dolaylı faillik”ten maksat, suçun işlenmesinde bir başkasının araç olarak
kullanılmasıdır. Örneğin, kusur yeteneği olmayan, cezalandırılamayan veya kusurlu sayılamayan bir
insanı, bir suçun işlenmesinde vasıta olarak kullanmak. Böyle bir kimseyi belli bir fiili ika etmeye sevk
edene, dolaylı fail denir. Dolaylı fail, başkasına işletmiş olduğu fiilden, fail olarak sorumlu tutulur.
c. Gönüllü vazgeçme: TCK.’nun 36 ncı maddesinde; “fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü
vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse,
teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde,
sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır” denilmek suretiyle gönüllü vazgeçme düzenlenmiştir. Failin
öldürmek amacıyla ateş edip, ağır yaraladığı kimseyi sonradan pişman olup hastaneye götürmesi ve
böylece ölüm neticesinin gerçekleşmesini engellemesi gönüllü vazgeçme kavramına örnek olarak
verilebilir.
d. Zincirleme suç: Müteselsil suç olarak da isimlendirilen zincirleme suç, 5237 sayılı
TCK.’nun 43 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında; “(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir.
Ancak, bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya
daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.Bir mağazada kasiyer olarak çalışan kişinin
önceden verdiği karar doğrultusunda iki ay müddetle her akşam kasadan gizlice para alması durumu
zincirleme suça örnek olarak gösterilebilir.
2. Güvenlik tedbiri nedir? Güvenlik tedbirlerinin uygulanabilmesi bakımından temel
şartlar nelerdir?
Güvenlik tedbiri; kanunda öngörülen toplumsal savunma vasıtaları olup, toplum için tehlike
oluşturan suçun işlenmesinden sonra fail hakkında hâkim tarafından hükmedilen yaptırımlardır.
Güvenlik tedbirlerinin uygulanması dört şartın varlığına bağlıdır:
A- Suç, toplum için tehlikeli halin belirtisini oluşturmalıdır,
B- Güvenlik tedbirine suçun işlenmesinden sonra hükmedilmelidir,
C- Güvenlik tedbiri kanun tarafından öngörülmelidir,
D- Güvenlik tedbirine hâkim tarafından hükmedilmelidir.
3
Güvenlik tedbirlerini cezalardan farkı; Ceza uygulandığı kişiye acı ve ızdırap verir. Suça
mukabil tatbik edilen cezanın amacı geçmişte işlenen fiile karşılık kefaret, gelecek bakımından ise özel
ve genel önlemedir.
Güvenlik tedbiri ise sadece ileriye yöneliktir. Failin tekrar suç işlemesini önlemeye ve
dolayısıyla toplumu korumaya çalışır. Kusur ehliyetine sahip olan veya olmayan failin tehlikeli halini
uygun bir tretmanla yok etme gayesini güder. Diğer bir deyişle emniyet tedbirinin esası toplumu bazı
kişilerde görülen tehlikeli hale karşı uygun vasıtalarla korumaktır.
Güvenlik tedbirinin amacı kişinin ıslahı, terbiyesi ve onun topluma tekrar kazandırılmasıdır.
Bununla beraber hürriyeti bağlayıcı emniyet tedbirleri uygulanmasının kişi üzerinde acı ve ızdırap
meydana getirdiği, tedbirlerin nitelikleri gereği müddetsiz oluşları nedeniyle ceza yaptırımı kadar
hatta ondan da ağır oldukları gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak fail tarafından acı ve ızdırap şeklinde
hissedilse dahi emniyet tedbirlerindeki bu etki tatbiklerinin zorunlu bir sonucudur. Acı ve ızdırap
çektirme tedbirlerin bizatihi gayesi değildir. Zorla tatbik edildiklerinden meydana gelen ızdırabın,
tedavi ve ıslah gayelerinin elde edilmesi için zorunlu olan asgari haddi aşmamasına özellikle dikkat
edilmelidir.
Türk Ceza Kanunu’nun güvenlik tedbirlerinin isimleri;
Türk Ceza Kanunu’nun birinci kitabının üçüncü kısmının (yaptırımlar) ikinci bölümünde
güvenlik tedbirleri düzenlenmektedir.
Buna göre;
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
tedbirleridir.
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma (m.53),
Eşya müsaderesi (m.54),
Kazanç müsaderesi (m.55),
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (m.56, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu),
Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri (m.57),
Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular (m.58),
Sınır dışı edilme (m.59)
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri (m.60) yasamızda düzenlenen güvenlik
3. Adli para cezası, işlenmiş olan bir suçtan dolayı kanunda öngörülen sistem çerçevesinde
tayin olunacak bir miktar paranın devlet hazinesine ödenmesidir (TCK.m.52). Günümüzde uygulama
alanı genişleyen para cezaları, hapis cezasında olduğu gibi bireyin şahsi hak ve yararlarını doğrudan
etkilemez. Söz konusu yaptırım failin, tekrar eski hale getirilmesi mümkün bulunan malvarlığına
yöneliktir.
Kabahatlerin ceza kanunundan çıkarılması sonucu, suç karşılığında uygulanan cezalar; hapis
ve adli para cezası şeklinde belirlenmiştir (TCK.m.45). Buna karşılık kabahatler karşılığında
uygulanacak idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir (KK. m.16/1).
Adli para cezası ile idari para cezası arasındaki temel farklılıklara Kabahatler Kanunu’nun
genel gerekçesinde şu ifadelerle işaret edilmiştir; “Kabahatleri suç olmaktan ve ceza kanunlarının
4
kapsamı dışına çıkarma eğiliminin bir sonucu olarak; çeşitli hususlarda düzenleme getiren özel
kanunlarda bazı fiiller karşılığında idarî yaptırımlar öngörülmektedir. Başka bir deyişle, bu fiiller, “idarî
suçlar” olarak tanımlanmaktadırlar.
Bu fiiller karşılığında, genellikle parasal nitelikte bir yaptırım öngörülmektedir. Ancak, bu
parasal yaptırım, bir ceza hukuku yaptırımı olan “adlî para cezası” değil; idarî yaptırım olarak “idarî
para cezası” niteliği taşımaktadır.
Adli para cezasının idari para cezalarından farkı; Her ikisi de belli bir miktar paranın kişiden
alınıp Devlet Hazinesine intikalinden ibaret gibi görünürse de; adlî nitelikteki para cezası ile idarî
nitelikteki para cezası arasında,
1. karar veren merci,
2. yaptırımın infaz sureti,
3. yaptırıma bağlanan kanunî neticeler bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Örneğin, idarî nitelikte bir yaptırım olarak para cezasına, ceza muhakemesi süreci sonucunda
mahkeme tarafından hükmedilmez; bu ceza, idarî görev yapan bir kişi veya kurul tarafından verilir. Bu
cezalar, adlî sicile kaydedilmez, ödenmediği takdirde hapse dönüştürülmez. İdarî nitelikteki “para
cezası”, bir uyarı (ikaz) fonksiyonu gördüğü gibi, kamu açısından oluşmuş olan zararın giderilmesi
amacına da hizmet edebilir. Bu nedenle, idarî para cezasının mislî nitelikte olması mümkündür”.
5237 Sayılı TCK.’da klasik sistem terk edilerek, GÜN PARA CEZASI SİSTEMİ
benimsenmiştir. Ardından gün birimi ile bir gün biriminin parasal miktarı çarpılarak adli para cezası
tayin edilir.
Bu cezanın tayininde ikili bir aşama söz konusudur.
Birinci aşamada kanunda yer alan sınırlar dâhilinde suçun ağırlığıyla orantılı gün birimi
tespit edilir.
İkinci aşamada, failin kişisel, sosyal, ekonomik durumu nazara alınarak yine kanundaki
sınırlar çerçevesinde bir gün biriminin parasal miktarı belirlenir.
Adli para cezası süresi içerisinde ödenmediği takdirde hapse çevrilir. Hapse çevirme
kararını, Cumhuriyet savcısı verecektir (CGTİK.m.106/3, İnfaz Tüzüğü m.56/6).
Adli para cezası, ödeme emrinin tebliğinden itibaren ya hiç ödenmemiş olabilir ya da
mahkeme veya Cumhuriyet Savcısı tarafından takside bağlanmışsa, taksitlerden biri zamanında
ödenmemiştir. Taksitlerden biri ödenmediğinde, diğer taksit veya taksitler hakkındaki müsaade
hükümsüz kalır ve ödenmeyen adli para cezası, hapse çevrilir.
Adli para cezası yerine çektirilen hapis, bir ceza niteliği taşımayıp, tazyik hapsi
mahiyetindedir. Bu itibarla hükümlü, hapis yattığı günlerin dışında kalan günlere karşılık gelen parayı
öderse hapisten çıkarılır (CGTİK.m.106/8, İnfaz Tüzüğü m.56/8). Ancak çocuklar hakkında
hükmedilen adli para cezası ödenmediği takdirde hapse çevrilmez. Adli para cezasından çevrilen
hapsin infazı, ertelenemez ve bunun infazında şartla salıverilme hükümleri uygulanamaz. Hapse
çevrilmiş olmasına rağmen, hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adli para cezasıdır
(CGTİK.m.106/9, İnfaz Tüzüğü m.56/9). Bu itibarla 53 üncü maddedeki kasti suçtan kaynaklanan
hapis cezasının infazına bağlı hak yoksunlukları uygulanmaz (TCK.m.53/1).
Adli para cezası yerine çektirilen hapsin süresi üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adli
para cezalarına mahkûmiyet halinde bu süre beş yılı geçemez.
5
Download

1 CEZA GENEL FİNAL SINAVI OLAY SORULARI