ei-MUVATIA'
ricali'l-Muvatta' (Dehli ı 323/ 1905, el-Muvatta' ile birlikte, s. 277-326; Haydarabad
1320; Kahire 1356/1937; Beyrut. ts. [Darü 'l-kütübi'l-ilmiyye!. el-Muvatta' ile birlikte, s. 549-6 14; nşr. Said el-Lehham, Beyrut 1408, el-Muvatta' ile birlikte; Mağr ib
141 2/1992, el-Muvatta' ile birlikte, s. 877962), Ebü'l-Mehasin el-Hüseynl'nin el-Muvatta'ın ravilerini de incelediği et-Te~kire
bi-ma'riieti ricali'l-kütübi'l- 'aş ere (a.g.e.,
XIX, 23). İbn Hacer el-Askalanl'nin aynı tarzda kaleme aldığı Ta'cilü'l-menia'a bi-zeva'idi ricali'l-e'immeti'l-erba'a (a.g.e.,
XIX, 524) adlı eserleri burada zikredilebilir. Ricalü'l-Muvatta' ismiyle yapılan çalışmaların pek çoğu günümüze ulaşmamış­
tır (Hasan Zeyn ei-Filall, sy. 2 11413/1 993 !.
s. 379). el-Muvatta' hadislerinin etraf*ı
hakkında Ebü'I-Abbas Ahmed b. Tahir b.
Ali'nin el-ima' ila etrafi ef:ıadi§i'l-İmam
Malik adlı müstakil eserinden başka (Köprülü Ktp., nr. 253) İbn Hacer ei-Askalanl
İt]J.ôtü '1-mehere bi-etrôti'l- 'aşere'de
(DiA, XIX, 520), Abdülganl en-Nablusl Ze]].a'irü'l-mevari§ ii'd-delôleti 'ala mevazı'i'l-]J.adi§'te (I-IV, nşr. Mahmud Rebl',
Kahire I 352/1 934) el-Muvatta'ın etrafına
yer vermiştir. el-Muvatta'daki müsned rivayetler üzerinde genellikle Müsnedü'lMuvatta', Müsnedü ]J.adi§i (e/:ı.fidfşi) Malik gibi adlarla lll. (IX.) yüzyıldan itibaren
Nesa!, Muhammed b. İshak es-Serrac, İbn
Müferric, İbn Şahin, İbn Abdülber en-Nemen, İbn HalfOn gibi alimler tarafından
birçok çalışma yapılmıştır (Hasan Zeyn eiFilall, sy 211413/19931. s. 382-383). Ebü'IKasım İbn Asakir'in Keşiü'l-mugatta ii
iazli'l-Muvatta' (nşr. izzet Attar Hüseynl,
Kah i re I 373/1 954; nşr. Muhammed Mu tl'
el-Hafız, Beyrut-Dımaşk 1413/1992; nşr.
Muhibbüddin EbG Said ömer b. Garame
ei-Amravl, Beyrut 141 5/1995) , Alal'nin Bugyetü'l-mültemes ii sübô'iyyati ]J.adi§i'lİmam Malik b. Enes (nşr. Harndi Abdülmedd es-Selefl, Beyrut 1405/ 1985), İbn
Hacer ei-Askalfml'nin Şüna'iyyatü'l-Mu­
vatta' ( İbn Hacer, 1, 434; eserde imam Malik'in iki ravi ile Hz. Peygamber' e veya sahabeye ulaştığı ı 22 merfG ve mevkuf rivayet bir araya getirilmiştir), yine İbn Hacer'in el-Muvatta' nüsha1arı arasındaki
farkları müsned tertibinde ele aldığı Ziyadatü ba'zi'l-muvatta'at 'ala ba'z (Ezher Ktp., Mecmua, nr. 109, vr. 107-122).
Muhammed b. Ali es-SenGsl ei-İdrlsl'nin
Mıılf:addimetü Muvatta'i'l-İmam Malik
(Kahire 1374; Beyrut 1388, müellifin l~a­
?U 'L-vesnan'ı ile birlikte) adlı eserleri anı­
labilir. Yakın zamanlarda Muhammed Hablbullah Şinkiti Delllü's-salik ila Muvat-
418
ta'i Malik adıyla bir manzume kaleme almış (Kahire 1340) ve bunu İçla'etü'l-]J.Q­
lik min
elia?-ı
Delili's-salik ila Muvat-
ta'i'l-İmam Môlik ismiyle şerhetmiştir
(Kahire 1354) Ali Abdüllatlf et-Ta'rii biKitabi'l-Muvatta'ı (Kah i re ı 382). Süleyman Sadık el-Bire el-Muvatta' ve menhecü'l-İmam Malik el-iı~hi iihi adlı yüksek lisans çalışmasını (ı 394, Cfuniatü'l-iskenderiyye külliyyetü'l-adab kısmü ' l-luga­
ti'l-Arabiyye), Muhammed Alevi b. Abbas
el-Malik! ei-Hasenl Fazlü'l-Muvatta' ve
'inayetü'l-ümmeti'l-İslamiyye bih adlı
eserini (Kahire ı 398), Nezir Hamdan el-
Muvatta' nüshaları arasındaki farkları,
eserin metot ve özelliklerini, hadis ve fıkıh
açısından değerini tesbit ettiği el-Muvatta'at li'l-İmam Malik: Dirase naşşıyye
mu~arene fi nüse]].ihô, i]].tilafatihô'yı
( Dımaşk ı 4 ı 2/ ı 992) kaleme almıştır. Ayrıca Halid b. Cum'a ei-Harraz ve Faysal b.
Faris eş-Şaml'nin el-Muvatta' şerhlerin­
den et-Temhid, el-MünteM, Tenvirü'l]J.avôlik ve Şer]J.u'z-Zür~ani'yi esas alarak hazırladıkları Feharisü e]J.adi§i'l-Muvatta' ve mevaçlı'uha fi şürCı]J.ih (Riyad
141011990), Hammad! ei-YGsufı'nin Merasilü'l-Muvatta' bi-rivayeti Ya]J.ya b. Ya]J.ya el-Leysi ( 1982, Külliyyetü'z-ZeytGniyye
li 'ş-ş erlati ve usGii'd-dln), Hasan ez-Zeyn
ei-Filafi'nin el-Muvatta' şerhlerinden yazma ve matbu olanlarla çeşitli kaynaklarda
geçmekle beraber günümüze ulaşıp ulaş­
madığı bilinmeyenleri tesbit etmeye çalış­
tığı makalesi (bk. bibl.) burada zikredilebilir. el-Muvatta' Ahmet M. Büyükçınar,
Yaşar Erol, Ahmet Arpa, Durak Pusmaz ve
Abdullah Yücel tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir (l-ll, istanbul I 982; I-IV, istanbul
1984).
ma 1956, ll, 477-492; M. M. Ebu Zehv, el-lfad1ş
ve 'l-mu/:ıaddişün, Kahire 1378/1958, s. 245259; M. Zubayr Sıddiqi, Hadis Edebiyatı Tarihi
(tre. Yusuf Ziya Kavakcı), istanbul 1966, s. 33-34;
Sezgin, GAS, ı , 458-464; M. Zahid Kevseri, Ma~alat (nşr. Ratib Hakim!), Humus 1388, s. 97102; Emin ei-HQ!i, "Muvawı'ü Malik", Ti, ı, 263275; M. Tahir İbn Aşar. Keşfü'l-mugatta mine'lme'anf ve'l-elftı?ı'l-va~ı'a fi'l-Muvatta', Tunus
1975, s. 5-47; Rif'at Fevzi Abdülmuttalib, Kütübü's-sünne, Kahire 1399/ 1979, s. 9-52; Muhammed b. Alevi el-Malik'l, "Şübühat J:ıavle'l-Muva~­
t;a' ve reddüha", Nedvetü'l-İmam Malik, Fas
1400/1980, Il, 101 -158 ; Haldun ei-Ahdeb, Esbabü il].tilafi'l- mu/:ıaddişfn, Cidde 1407/ 1987, ll,
634-646; Muhyiddin Attyye v.dğr.. Delflü'l-mü'ellefati'l-/:ıadfş, Beyrut 1416/1995, Il, 531 -540; M.
Muhtar Veled Ebbah , fju/tışatü'l-edille mine'ttecrfd ve'l].tişari't- Temhid, Darülbeyza 1420/
1999 , s. 13-22; M. Yüsuf Guraya , "Historical
Background of the Compilation of the Muva~\;'i'
of Malik b. Anas", IS, Vll/4 (1968), s. 379-392;
Hasan ez-Zeyn ei-Filalt, "Bibliyografiya şürui:ıi
Muva~t;a'i'l-irnam Malik" , el-Muvafa~at, sy. 2,
Cezayir 1413/1993, s. 369-385; Vehbe ez-Zuhay11, "el-imam Malik ve kitabühü el-Muvaf(:a'",
a.e., sy. 2 (1413/1993), s . 408-421; Bedreddin eiKettanl, "Dirasat 'an kitabi'l-Muvatt;a' li'l-imam
Malik raçliyallahü 'anh", lfavliyyatü Külliyyeti'l-adab ve'l-'ulümi'l-insaniyye, sy. 2, Darülbeyza 1985, s. 29-42; Abdei-Magid Turkl, "Le Muvatt;a de Malik, ouvrage de fiqh, entre le I:ıadlth
et le ra'y, ou comment aberder l'etude du malikisme kairouanais au IV/X' siecle", St.!, LXXXVI
(ı 997), s. 5-35; H. Lammens, "Malik b. Anas",
İA, VII, 253-254; İbrahim Harekat, "Ebu Mus'ab",
DİA, X, 194; Tayyar Altıkulaç, "Hüseyni, Ebü'lMehasin", a.e., XIX, 23; Leys Suud Casim, " İbn
Abdülber en-Nemeri", a.e., XIX, 269-270; M. Yaşar Kandemir. "İbn Hacer el-Askalanl", a.e., XIX,
520, 524; a.mlf. , "İbn Nasırüddin", a.e., XX, 226;
Ahmet özel, "İbnü 'l-Hazza" , a .e., XXI, 81; a.mlf.,
"İsa b. Sehl", a.e., XXII, 485.
Iii
MUVAZZAH İLM-i
KANDEMİR
KElAM
(ı"~~~,_.)
BİBLİYOGRAFYA :
imam Malik, el-Muvatta' (nşr. Takıyyü ddin enNedvf). Dımaşk-Beyrut 1412/1991, 1-111, Abdülfettah Ebu Gudde'nin girişi, 1, 7 -30; Leknevi'nin
girişi , 1, 73-108; a.mlf., a.e. (nşr. Abdülmecld Türki), Beyrut 1999, neşredenin girişi, s. 5-12; Kadi
iyaz. Tertfbü '1-medarik, ı, 191-203; İbnü's-Salah,
Risale f1 vaşli'l-belagati'l-erba'a fi'l-Muvatta'
(nşr. Ebü'l-Fazl Abdullah b. Muhammed b. Sıd­
dfk - Abdülfettah Ebu Gudde, Tahir el-Cezairi,
Tevcfhü'n·nii?ar [nşr. Abdülfettah EbO Gudde[,
ll içinde) , Halep 1416/ 1995, s. 911-937; Zehebi,
A'lamü'n-nübela', VIII, 52-54; XVIII, 203; İbn Hacer el-Askalanl, el-Mecma'u'l-mü'esses li'l-mu'cemi'l-müfehres (nşr. Yusuf Abdurrahman elMar'aşlf), Beyrut 1415/1994, 1, 434; Keşfü'?·?U­
nün, ll, 1907 -1908; Muhammed b. Abdülbakl ezZürkanl, Şer/:ıu'z-Zür~anf 'ala Muvatta'i'l-İmam
Malik, Beyrut 1407/1987,1, 2-9; Abdülazized-Dihlevt, Bustanü'l-Muhaddis1n (tre. Ali Osman Koçkuzu), Ankara 1986, s. 17 -66; Brockelmann, GAL,
!, 185-186; Suppl., ı , 297-299; J. Schacht, "Deux
editions inconnues du Muwatta'", Studi Orientalistici in Onore di Giorgio Levi Della Vida, Ro-
M. YAŞAR
Ömer Nasuhi Bilmen'in
(ö. 1971)
L
kelama dair eseri.
_j
Tam adı Muvazzah İlm-i Kelôm Dersleri' dir. Önsöz niteliğindeki notlarda belirtildiğine göre akaid ve kelam konularıyla
bu konuları ilgilendiren bazı felsefi bahisleri içermekte, döneminde tartışılan bir
kısım sosyal problemlere de ışık tutmaktadır. Müslümanların dini hayatını geliş­
tirmek ve özellikle genç nesilleri aydınlat­
mak amacıyla yazıldığı kaydedilen kitabın
liselerde uygulanan ders programiarına
göre düzenlendiği bildirilmektedir. Sonundaki Arapça hatimede belirtildiğine göre
müellif eserini Darü'l-hilafeti'l-aliyye'de kelam müderrisi iken tamamlamıştır.
Muvazzah İlm-i Kelam geniş bir giriş­
le altı bölümden ve bir sonuç kısmından
MUZAFFERlLER
meydana gelmektedir. Muhtemelen ders
kitabı olarak kaleme alındığı için muhteva
baştan sona kadar büyük puntolarla yazılıp numaralarının doksan sekiz ana konuya ayrılmış ve her ana konudan sonra
"Izah" başlığı altında daha ince puntolarla
kaydedilen detaylı açıklama yapılmıştır.
Eserin dörtte birinden fazla bir hacme sahip bulunan girişin birinci kısmında kelam
ilminin tarifi yapılarak, konusu ve gayesi
aniatıldıktan sonra tarihçesi üzerinde durulmuş, ardından diğer temel İslami ilimler kısaca tanıtılmıştır. İkinci kısımda o dönemde tartışılan dini problemlere yer verilerek önce dinin tarifi ve mahiyetiyle dinlerin tarihi ele alınmış. dinin yerini başka
hiçbir şeyin tutamayacağı vurgulanmış. ilahi dinlerin benzerlik ve farklılıkları belirtilmiştir. Ardından İslam dininin bazı özelliklerine temas edilmiştir. Üçüncü kısımda
şer! ve akli hükümler, imanın tanımı ve
arnelle münasebeti gibi meseleler üzerinde durulmuştur.
Eserin birinci bölümü ilahiyyat bahislerine ayrılmış olup klasik kelam kitaplarında
yer alan bilgiler özetlendikten başka Allah'ın varlığının ispatında felsefi yönteme
de kısaca temas edilmiş, materyalizmin
geniş bir eleştirisi yapılmıştır. Nübüwet
konularına tahsis edilen ikinci bölüm iki
fasla ayrılmıştır. Birinci fasılda nübüwetin
mahiyeti, insanlığın dünya ve ahiret mutluluğu için zaruri oluşu. mucize ve vahiy hakkında bilgi verilmiş, ardından Darwin teorisi eleştirilmiştir. İkinci fasılda önce Hz.
Peygamber'in mucizeleri ve onun diğer
peygamberlerden üstünlüğü anlatılmıştır.
Ashab-ı kiramın dindeki konumundan söz
edildikten sonra ResGl-i Ekrem'in çok evliliğine yönelik tenkitler cevaplandırılmış
ve hanımiarına dair kısa bilgi verilmiştir.
Eserin üçüncü ve dördüncü bölümleri ilahi kitapiara ve meleklere iman konusuna
ayrılmıştır. Beşinci bölümde kaza ve kader bahsinde determinizmin eleştirisine
yer verilmiş, ahiret meselelerinin ele alın­
dığı altıncı bölümde materyalistterin ruh
telakkisi tenkit edilmiştir. Sonuç kısmında
müellif yer, gökler, sabit yıldızlar, gezegenler, gök gürlemesi, şimşek vb. tabiat olayları hakkında kısa açıklamalar yapmış. dini
verilerle ilmi gerçeklerin birbiriyle uyumlu
bu tür problemierin ketarn eserlerinde iş­
lenmesinin gerektiğine dikkat çekmiştir.
Ders kitabı niteliğinde olduğu için eserdeki açıklamalar fikri yoğunluk açısından bir
ketarn kitabı için yeterli düzeyde değildir.
Yazarın önsözde birçok müellifin eserlerine
başvurduğunu belirtmesine rağmen bunları ismen zikretmemesi de aynı sebebe
bağlanabilir. Muvazzah İlm-i Keldm
Dersleri'nin çeşitli baskıları gerçekleştiril­
miş (İstanbul 1339-1342; 1955, 1959, 1972),
eser K. İsmail Paçacı tarafından sadeleş­
tirilerek yayımlanmıştır (İstanbu l 200 ı) .
ömer Nasuhi Bilmen'in Yüksek İslam enstitülerinde okutulan kelam dersleri için hazırladığı Mülehhas İlm-i Tevhid Akaid-i
İsldmiye (İstanbul 1962, I 973) adlı çalış­
ması da Muvazzah İlm-i Keldm'ın metin kısmına benzemekte, onun bir özeti
gibi görünmektedir.
BİBLİYOGRAFYA :
Ömer Nasuhi Bilmen. Muvazzah ilm·i Kelam
Dersleri, istanbul 1339-1342; Ahmet Selim Bilmen. Ömer Nasuhi Bilmen: Hayatı, Eserleri,
Anı/ar, istanbul 1975, s. 27 -28; Bekir Topaloğlu,
Kelam ilmi: Giriş, istanbul 1988, s. 41; Hulusi Yavuz, "Erzurumlu ömer Nasuhi Bilmen'in ilim ve
Kültür Tarihimizdeki Yeri ve Tesiri", Osmanlı
Devleti ve islamiyet, istanbul 1991, s. 207-218;
Rahmi Yaran. "Bilmen, ömer Nasuhi", DiA, Vl,
163.
Iii
MUZAAF
L
(bk. ZAYlF).
MUZAFFER
L
_j
ei-AMiRi
(bk. ABDÜLMELİK b. MANSÜR).
_j
MUZAFFER b. EFTAS
L
(bk. MUHAMMED el-MUZAFFER).
_j
MUZAFFER et-TÜSi
L
(bk. TÜSi, Şerefeddin).
_j
MUZAFFERlLER
( )l;.o Jf}
olması gerektiğini vurgulamıştır.
ortaya çıkan din karşıtı
akımların bazı müslüman aydınları etkilediği ve belirli kesimlerde yaygınlık kazandığı bir dönemde ( 1920- ı 924) kaleme alı­
nan Muvazzah İlm-i Keiam klasik konu- ·
!ara bakış yapmanın yanında kısmen yeni
konulara ve problemlere de temas etmiş,
ADNAN B üLENT BALOÖLU
Batı dünyasında
L
Güney ve Batı İran'da hüküm süren
mahalli bir hanedan
(1318-1393).
_j
Ataları ilk İslam fetihleri sırasında Horasan'a yerleşmiş Araplar'dan olan aile XIV.
yüzyılda kısa süren hakimiyetini Yezd, Fars,
İsfahan, Kirman ve zaman zaman Azerbay-
can'a kadar genişletmiştir. Muzafferller'in
önde gelenlerinden Gıyaseddin Hacı, oğul­
ları Ebu Bekir, Muhammed ve Mansur ile
birlikte Moğol istilası sırasında Yezd'de ikamet ediyordu. Ebu Bekir ile Muhammed,
Yezd Atabegi Alaüddevle'nin hizmetine
girdiler. Ebu Bekir, Alaüddevle tarafından
300 süvariyle Hülagu'nun ordusuna katı ­
lıp Bağdat'a gönderildi ve şehrin ele geçirilmesinden sonra Mısır sınırında Beni Haface'ye karşı yapılan bir saldırı sırasında öldürüldü. Bunun üzerine kardeşi Mansur
onun yerini aldı ve o da Alaüddevle'ye tabi oldu. Ardından Yezd Atabegi Yusuf Şah
b. Alaüddevle. Mansur'un oğlu Şerefeddin
Muzaffer'i Meybüz valiliğine tayin etti. Şe­
refeddin Muzaffer, burada kardeşleri Mübarizüddin Muhammed ve Zeynüddin Ali'nin de yardımıyla ileride kendi adını taşıya­
cak olan Muzafferller hanedanının temellerini attı. Önce Kirman tarafından Yezd'e
saldıran eşkiyanın önünü keserek bölgeyi
güvenli hale getiren Muzaffer, Atabek Yusuf Şah'ın İlhanlı Hükümdan Argun Han'la
ters düşmesi sırasında onun yanında kaldıysadaArgun öldükten sonra (690/1 291)
yerine geçen Gazan Han'ın hizmetine girdi ve ordusunda emir-i hezare oldu. Olcaytu Han zamanında Kirmanşah- Herat ve
Merv - Eberkuh arasındaki yolların güvenliğini sağlamakla görevlendirildi. 713 (1313)
yılında öldüğünde aile bölgede büyük bir
itibar kazanmış durumdaydı.
Hanedanın gerçek kurucusu olarak on
üç yaşında iken babası Muzaffer'in yerini
alan Mübarizüddin Muhammed kabul edilir. Bir süre Olcaytu'nun sarayında yaşa­
yan Mübarizüddin onun ölümünün ardın­
dan Ebu Said Sahadır Han'ın hizmetine
girdi ve İncGiular'la iş birliği yaparak Yezd
Atabegi Hacı Şah'ın hakimiyetine son verdi. Sultan Ebu Said. Yezd emirliğini Mübarizüddin 'e verdi (7 ı 8/1 3 ı 8) O da bu tarihten itibaren müstakil olarak hüküm sürmeye başladı . Ardından Sistan halkının baş­
lattığı isyanı bastırdı. Ebu Said Sahadır
Han' ın ölümüyle (736/ 1336) İlhanlı hakimiyetiniri sona ermesi üzerine Mübarizüddin, Fars ve İsfahan bölgelerinde hüküm
süren İnculular'la karşı karşıya geldi. İn­
cGiu Ebu İshak'ı önce Kirman'da kuşattı;
ardından İsfahan 'da yakalayarak öldürttü ve bu hanedam ortadan kaldırdı (758/
ı 357). Aynı yıl Kutluğhanlılar'dan bir prensesle evlenip Kirman eyaletini de kendi topraklarına kattı, böylece Irak'ın büyük bir
kısmı ile Fars bölgesinin hakimi oldu. Azerbaycan 'ı da kendi hakimiyeti altına almak
amacıyla Tebriz'i istila etti; fakat şehri elinde tutmaya muvaffak olamadı ve bölge Ce-
419
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi