VEDA VAKTİ
GELMEDEN
1
VEDA VAKTİ GELMEDEN
Orijinal Adı: Until I Say Good-Bye
Yazarı: Susan Spencer-Wendel & Bret Witter
Genel Yayın Yönetmeni: Meltem Erkmen
Çeviri: Nil Bosna
Editör: Aslı Güçlü
Düzelti: Fahrettin Levent
Düzenleme: Nurhan Seyrekbasan
Kapak Tasarım: Tülay Demircan / Myra
1. Baskı: Şubat 2014
ISBN: 978-9944-82-796-6
YAYINEVİ SERTİFİKA NO: 12280
© 2013 Susan Spencer-Wendel
Türkçe Yayım Hakkı: Akcalı Ajans aracılığı ile
© Epsilon Yayıncılık Hizmetleri Tic. San. Ltd. Şti.
Baskı ve Cilt: Kitap Matbaacılık
Davutpaşa Cad. No: 123 Kat: 1 Topkapı / İstanbul
Tel : (0212) 482 99 10 (pbx)
Fax : (0212) 482 99 78
Sertifika No: 16053
Yayımlayan:
Epsilon Yayıncılık Hizmetleri Tic. San. Ltd. Şti.
Osmanlı Sk. Osmanlı İş Merkezi 18/4-5 Taksim / İstanbul
Tel: (0212) 252 38 21 (pbx) Faks: (0212) 252 63 98
İnternet adresi: www.epsilonyayinevi.com
e-mail: [email protected]
2
VEDA VAKTİ
GELMEDEN
Susan Spencer-Wendel
& Bret Witter
Çeviri: Nil Bosna
3
4
Tanrı’nın lütfu
kız kardeşim Stephanie için...
5
6
MUTLU ADAM
Mutlu insan, mutlu ve tek başına,
O ki bugüne benim diyebilen
O ki yarın kötü olabilir çünkü ben bugünü
yaşadım diyebilen.
İyi ya da kötü, yağmurlu ya da güneşli
Sahip olduğum sevinçler, kadere rağmen, benimdir.
Tanrı geçmişin üzerinde güce sahip değildir,
Olan olmuştur ve daha zaman vardır.
– JOHN DRYDEN
7
İçindekiler
Giriş: Yunusla Öpüşmek
13
Kalkış: Temmuz-Eylül
Hâlâ Şanslı
20
Klinik37
Mucize41
Wesley48
Hayvanlar & Beklentiler
53
Yukon: Ekim
Auroralar64
Teşekkürler70
Kutup Işıkları
77
Wreck Kumsalı
87
Kaliforniya: Ekim
Geçmişe Doğru
94
Aile Toplantısı
114
Çadır123
Döngüyü Kapamak
132
Noel: Aralık-Ocak
Birlikte138
Parti146
Kendime Bir Hediye
151
Macaristan: Şubat
Gençlik160
Bir Çift
171
Sohbet180
Budapeşte186
Gemi Yolculuğu: Mart
Kız Kardeşim Steph
Hediye: Nisan
200
Panos214
İncil234
8
Chickee Kulübesi: Mayıs
Kendime Ait Bir Yer
Mango Çılgınlığı
248
258
İçe Doğru Yolculuk: Mayıs-Haziran
Albüm Hazırlama
266
Kokulu Atık
274
Triatlonum279
Oluruna Bırakmak: Mayıs-Haziran
Yüzme288
Aubrey’nin Doğum Günü
294
Yardım Elleri
302
Bakımevi310
Cenaze317
Kıbrıs: Haziran-Temmuz
Korkusuz324
Kaplumbağa Plajı
334
Aziz Andreas
341
Karpazlı Yaşı Adam
347
New York: Temmuz
Kardashian’lar352
Marina’nın Seyahati
358
Dövme363
Destek365
Kleinfeld372
Sonsuza Dek
380
Captiva Adası: Ağustos
Aslan Pençesi
384
Teşekkürler399
9
10
Veda Vakti
Gelmeden
11
12
Giriş: Yunusla Öpüşmek
Oğlum Wesley yunuslarla yüzmek istemişti.
Dokuzuncu ayın dokuzuncu gününde - 9 Eylül 2012 dokuz yaşına basacaktı ve bu onun özel isteğiydi.
Üç çocuğumun her birine yaz süresince her birini
istediği yere götüreceğime dair söz vermiştim. Birliktelik
zamanı. Geleceklerinde çiçek açacak anılar ekme zamanı.
Onlar için bir hediye - ve benim için.
Temmuz ayında, ergenlik çağındaki kızım Marina’yla
New York City’ye seyahat ettim. Ağustos ayında, on
bir yaşındaki oğlum Aubrey’nin isteği üzerine ailemiz
Florida’nın batı kıyısı açıklarındaki Sanibel Adası’nda bir
hafta geçirdi.
Bu seyahatler daha büyük bir planın parçasıydı: Keyifle
yaşamaya adadığım bir yılın. Hayatımın merkezindeki
13
yedi kişiyle yedi yolculuğa çıktığım bir yılın. Yukon’a,
Macaristan’a, Bahamalar’a, Kıbrıs’a.
Bu aynı zamanda bir içe dönüş yılıydı: Bir ömürlük
fotoğraflardan albümler hazırlamak, yazmak, arka
bahçemde bir cennet yaratmak - anılarımı ve arkadaşlarımı
davet ettiğim, palmiye yapraklarından çatısı ve rahat
sandalyeleriyle etrafı açık bir Chickee kulübesi yapmak.
Yaparken hayal ettiğimden daha da mükemmel
bulduğum yolculuklar.
Wesley’nin gezisi en sonuncusu ve en basitiydi. Güney
Florida’daki evimizden Orlando’daki Keşif Koyu’na
minivanımızla üç saatlik bir yolculuk.
“Ne güzel bir yolculuk,” diye yorum yaptı kız
kardeşim Stephanie, Florida’nın merkezindeki tekdüze
bataklıklardan geçerken her zamanki gibi neşeliydi.
Keşif Koyu muazzam bir yapay lagündü. Bir tarafı
kumsal, diğer tarafı kayalıklarla kuşatılmıştı. Yemyeşil
manzarada palmiye ağaçları yükseliyordu. Yaprakları
oradaki bir etkinliği müjdeleyen havai fişeklermiş gibi
görünüyordu bana.
Lagünün diğer tarafındaki oyun alanını yaran
yüzgeçleri izleyerek çiseleyen yağmurda kumsalda
toplandık.
“Bizimki hangisi?” diye sordu Wesley. “Hangisi
bizim?”
Bir eğitmen bizi su kenarına yönlendirdi. Birdenbire
önümüzde bir yaratık belirdi: Işıldayan siyah gözlerle
pürüzsüz gri bir surat, gülümsüyormuş gibi kıvrılmış
uzun bir ağız. Şişe-burnu aşağı yukarı hareket ederek,
“Ben-oynamak-istiyorum!” sinyali veriyordu.
14
Wesley sevinçten havalara uçmuştu. Yerinde
duramayacak kadar heyecanlanmıştı, anlaşılmaz bir şeyler
söyleyerek zıp zıp zıplıyordu. Uzun sarı saçları, dalış
kıyafeti ve mavi gözleriyle gençliğimde hayran olduğum
sörfçü erkeklere benziyordu.
Doğum günün kutlu olsun, oğlum.
Onun yanında duran Aubrey ve Marina da bir o kadar
mutluydu.
“Onları hapsetmek acımasızlık değil mi?” diye
sordu Marina ortaya. Tam o sırada hemen yanından
su yüzeyine çıkan yunusun hava deliğiyle dalga geçti.
Neredeyse on beş yaşındaydı ve düşünceleri çocukluktan
ergenliğe geçme karmaşası taşıyordu.
Eğitmen bize kendini tanıttı. İsmi Cindy’ydi eğitmenin değil yunusun. Cindy kenarda yavaş yavaş
yüzerek ellerimizi vücudunda gezdirmemize izin verdi.
Boyutu karşısında şaşkına döndüm: İki buçuk metre
uzunluğunda, taş gibi sert kaslarıyla iki yüz elli kilo
kadardı.
“Nasıl bir his yaratıyor?” diye sordu eğitmen.
“Coach marka çanta gibi,” diyerek espri yaptı kocam
John.
“Cindy’yi seviyorum!” dedi Wesley coşkuyla.
Cindy’nin yaşı kırkın üstündeydi. Çocukları olup
olmadığını sordum.
“Hayır, Cindy bir kariyer kadını,” dedi eğitmen.
Tıpkı ömür boyu gazeteci olan benim gibi. Ama
benim çocuklarım vardı. Onlarla birlikte yarı belime
kadar suda durma ve bir su mucizesinin derisini hissetme
keyfine sahiptim.
15
Eğitmen ellerimizi kaldırarak Cindy’ye işaret
etmemizi istedi. Olta sarar gibi bir hareket yapın, işte
Cindy bunun gibi bir ses çıkarıyordu.
Wesley’nin şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı. “Cindy’yi
seviyorum!” dedi.
Wes eğitmenin yardımıyla yunusun sırt yüzgecini
kavradı. Yunusun sırtı boyunca dümdüz uzandı ve
sonraki yarım saat boyunca Cindy bizi birer birer suya
çekti. Önce çocukları, sonra da Stephanie ve John’u.
Sıra bana geldiğinde reddettim. “Benim sıramı Wesley
kullansın,” dedim. Çünkü bugün onun günüydü. Cindy
onu suda gezdirirken oğlumun şaşkınlığı açıkça belli
oluyordu.
O gün bir sürü fotoğraf çektik. Wesley’nin. Aubrey
ve Marina’nın. Kumsalda yağmur altında beraberce
gülümseyen ailemizin.
Bir tanesine bayılıyorum: John beni yarı belime gelen
suyun içinde tutuyor, böylece Cindy’yi gülümseyen
burnundan öpebiliyorum.
O an, onu pürüzsüz ve serin şişe-burnundan öperken
sadece karşımdaki nazik devi düşünüyordum. Bir anı
daha.
Fotoğrafı gördüğümde beni her gün kaldıran
arkamdaki nazik devi düşündüm. Mutlulukları beni
güçlendiren çocuklarımı düşündüm. Beni güldüren kız
kardeşimi ve arkadaşlarımı düşündüm.
Muhtemelen onuncu yaş gününde yanında
olamayacağım Wesley’yi düşündüm.
Yürüyemiyorum. Lagüne tekerlekli sandalyede
götürüldüm.
16
Kendi ağırlığımı taşıyamıyorum, suda bile.
Boğulmayayım diye John beni sandalyeden kaldırdı ve
taşıdı.
Kendimi beslemek veya çocuklarımı kucaklamak
için kollarımı kaldıramıyorum. Kaslarım ölüyor ve
geri gelmeleri mümkün değil. Bir daha hiçbir zaman
dilimi yeterince döndürüp anlaşılır bir şekilde, “Seni
seviyorum,” diyemeyeceğim.
Hızla, kesin olarak ölüyorum.
Ama bugün hayattayım.
Yunusu öptüğüm fotoğrafı gördüğümde ağlamadım.
Kaybettiklerim için öfkelenmedim. Bunun yerine keyifle
gülümsedim.
Sonra elimden geldiğince tekerlekli sandalyemi
döndürdüm ve John’u da öptüm.
17
18
Kalkış
Temmuz-Eylül
19
Hâlâ Şanslı
Otomatiğe bağlı daha önceki yaşamımı düşünmek
tuhaf geliyor.
Sevdiğim bir işte haftada kırk saatten fazla çalışmak,
Palm Beach Post için yerel ceza mahkemeleri hakkında
yazılar yazmak. Gündelik kardeş çatışmaları, ev ödevi
ve randevularla - pediatr, dişçi, ortodondist, psikiyatr geçen diğer bir kırk sekiz saat (hiç de şaşırtıcı değil, öyle
değil mi?).
Çocuklarımla birlikte saatlerce süren müzik dersleri veya onları derslere arabayla götürmek.
Yemek masamızda çamaşır katlayarak geçen akşamlar.
Sokağın aşağısında yaşayan arkadaşlarla ya da kız
kardeşim Stephanie’yle ara sıra yenen akşam yemekleri.
Günün sonunda, çocukların televizyon kanallarıyla
ilgili anlaşmazlıkları veya altı yaşındaki Wesley’nin durup
dururken kaşıklarımızın üzerine resim yapma isteğiyle
20
Download

Bölüm Oku