Ri KABDAR
393, 4ı6; a.mlf., Saray Teşkilatı, s. 67, 69, ı95 ,
245 , 323, 328 , 337, 350-35ı; İsmail H. Baykal,
Enderun Mektebi Tarihi, İstanbul ı 953 , s . 7 ;
Spuler, İran Moğo lları, s. 298; İsmail Aka, Timur
ve Devleti, Ankara ı99ı, s. ı ı5 ; Erdoğan Merçil, Türkiye Selçukluları'nda Meslekler, Ankara
2000, s. 40; J. Deny, "Rikabdar", İA, IX, 742-744;
a.mlf., "Rikabdar" , EP (Fr.) . xııı , 547-549.
Iii
ı
RiKAK
(bk. ZÜHD ve REKAİK).
L
.
ABDÜLKADiR ÖZCAN
,ı
RiKAz
(bk. DEFİNE) .
L
ı
RİND
ı
_j
ı
_j
ı
( ...\),))
Kendini hiçbir kayıt
ve dini geleneğe bağlı görm eyen,
sadece Allah'la yetine n
mücerret kişi anlamında bir terim
(bk. ZÜHD).
L
ı
Ris A
(bk. MERSİYE).
L
ı
RiSALE
_j
ı
_j
ı
( 4Jl..,}f)
L
Edebi mektuplar
ve b elli konularda küçük hacimli
eserler için kullanılan t erim.
_j
Sözlükte "göndermek" anlamındaki irsal kelimesinden isim olan risale (rlsiHet,
çoğul u resail) "sözlü veya yazılı mesaj iletme" manasında "elçilik" demektir. Elçinin
ilettiği yazı lı mesaja, ayrıca küçük kitaba
da risi\le denilmiştir (Kamus Tercümesi,
lll, 224). Hisalenin manası zaman içinde
hitap, kitap, mektup, makale; inceleme,
araştırma, monografi kelimelerini karşıla­
yacak şekilde genişlem iştir. ll. (VIII.) yüzyıldan itibaren edebi mektup, ilim, sanat,
edebiyat vb. alanlarda tek bir konu üzerinde yapılan araştırma (monografi) ve makale anlamları öne çıkmıştır (krş. Tacü'l'aras, "rsl" md.). Modern Arapça'da risale
"ilmi tez" anlamını da kazanmış olup "risaletü't-duktora, risaletü'l-macester" şeklin­
de kullanılmaktadır. Kur' an! bir terim olarak risalet bir mesajın sözlü olarak ifadesi ve iletilmesidir. Kelime Kur'an'da tekil
ve çoğul şekliyle on yerde geçmekte olup
bunların "bilgi, mesaj veya haberi etkili
112
biçimde ifade ederek iletme" anlamında­
ki tebliğ kavramıyla kullanılması, dört yerde nasihat. bir yerde kelamla birlikte zikredilmesi risaletin "iyi, yararlı ve güzel olan
mesaj" manasma geldiğini gösterir (M. F.
Abdülbaki , el-Mu'cem, "rsl" md.).
yazılı belge" anb. Abdülmelik'in
(724- 743) katibi Ebü'l-Ala Salim b. Abdullah ile ilişkilendirilir (EJ2 [İng]. Vlll, 532) .
Salim'in Aristo'nun İskender' e yazdığı mektuplardan Arapça'ya yaptığı çevirinin baş­
lığı risale kelimesini içeriyordu (Risaletü
ArisJatalfs ile'I-İskender (l ~iyaseti'l-mü­
dün) . Ayrıca onun 100 varaklık bir risalesinin olduğu belirtilmektedir (İbnü'n - Ne­
dlm , s. ı 3 1) . İslam öncesinden itibaren
Araplar'da resmi yazışmaları yapmakla görevli katipler mevcuttu. Bu tür katipler Hz.
Ömer zamanında kur ulan divanların hesaplarını tutuyordu. Emevller döneminde
divanların sayısı beşe çıkarılmış, bunlardan sadece yazışmaları yapmakla görevli
bölüme Dlvanü'l-inşa adı verilmişti. Buralarda görevli kimselere katip, yaptıkları işe
mükatebe, yazılan şeylere kitap (mektup)
deniyordu. Hz. Peygamber'in davet mektuplarına da kitap adı verilmiştir. Ahmed
Zeki Saffet, koleksiyonundaki mektuplar
için risale terimini ilk defa ömer b. Abdülazlz'in bir mektubu için kullanmıştır (Cemheretü resa'ili'l-'Arab, II, 311 ). Kitaptan risaleye, katipten müteressile ve mükatebeden teressüle geçiş sürecinde ilk deği­
şim, Emevller devrinde Irak Valisi Ubeydullah b. Ziyad 'ın katibi Amr b. Nafi'in , kaleme aldığı mektupları Araplar'ın daha önce alışık olmadıkları biçimde uzatmasıyla
meydana gelmiştir (Şevki Dayf, s. 106)
Böylece gelişim sürecine giren mektup sanatı, son Emevl halifesi Mervan b. Muhammed'in katibi Abdülhamld el-Katib (ö. 132/
750) tarafından yeni bir biçime kavuştu­
rulmuştur. Ebü'l-Ala Salim'in kız kardeşi­
nin kocası olan Abdülhamld (İbnü ' n-Ne­
dlm, s. 13 1) risale sanatını ondan öğ ren­
miştir. Mektuba hamdü sena bölümünü
ekleyen ve mektupları daha da uzatan Abdülhamld'in bu alanda özel bir üsllıba sahip ol ması ve sonraki risale yazarlarını etkilemesi sebebiyle (İbn Halllkan, lll, 230).
"Hisale Abdülhamld ile başlar, İbnü'l-Amld
ile son bulur" denmiştir (Şevki Dayf, s. 114)
İbnü'n-Nedlm onun 1000 varaklı k risale
koleksiyonu olduğunu söylerse de (el-Fihrist, s. 131) bunlardan günümüze çok azı
ulaşmıştır (bazıları için bk. Muhammed
Kürd Ali, s. 164-175; ayrıca bk. MEKTUP).
Hisalenin
"yazılı
mesaj,
lamını kazanması Hişam
Hisale kelimesinin kişiler arasındaki yaad olmasından başka zaman
içinde ilk örneklerinin mektup formunda
zışmalara
olması sebebiyle monografi tarzı eserlere de bu isim verilmiştir. İlk defa, Mervan
b. Hakem'in soyundan gelen halifeler döneminde bilginin aktarımı risale formunda gerçekleşmiştir. İslam'ın ilk yıllarında­
ki olaylarla ilgili olarak bilgi edinmek isteyen Abdülmelik b. Mervan dönemin ünlü
fakihlerinden Urve b . Zübeyr'e mektup
yazmış , o da istenen bilgileri risale (mektup) yoluyla kendisine ulaştırmıştır (Ta beri,
1, 1180-1181 ' 1284-1288, 1634-16,36, 1770)
Mektupla bilgi aktarımı yazara çeşitli ki:ı­
ve esere bir sohbet havası kattığı için daha sonraki zamanlarda
da benimsenmiştir. Söz konusu kolaylık­
lardan biri, katı ve yerleşik ku ralların izin
vermeyeceği bazı şahsi görüşleri daha rahat ifade edebilme imkanıydı. Zira ilmi ölçülere göre aktarılan bilginin bir dayanağa oturtulması gerekiyordu, mektup formunda yazılan monografilerde ise bu zorunluluk yoktu. Bu sebeple bireysel düşüncelerin ve kabullenilmiş değer yargıla­
rıyla çelişen fikirlerin ifade edilmesi için risale formuna başvuruluyordu. İlk Abbas!
halifeleri dönemindeki dini, askeri, içtimal,
siyasi ve mali kurumların en mükemmel
analiz ve eleştirilerinden biri olan İbnü'l­
Mukaffa'ın eseri Risdletü'ş-şa]J.dbe baş­
lığını taşır (Muhammed Kürd Ali , s. 120131 ). Eser Risdletü's-siydse ve er-Risdletü'l-Hdşimiyye olarak da anılır. Cahiz'in
felsefe, kozmoloji, astroloji, sihir ve müzik
gibi konulara dair Risdletü't-terbi' ve'ttedvir'i ile İbn Zeydlın'un Vezir İbn Abdus'a hitaben sevgilisi Veliade'nin ağzın­
dan yazdığı er-Risdletü'l-hezliyye'si, cinler alemine gerçekleştirilen bir seyahat
çerçevesinde Ebü'l-Ala el-Maarrl'nin dini
ve f elsefi problemler i özgün bir yaklaşım­
la ele aldığı Risdletü'l-gufrdn'ı, İbn Şü­
heyd'in aynı yöntem içinde edebi problemleri çağdaşlarının anlayışlarından farklı bir
görüş açısıyla işlediği Risdletü't-tevdbi'
ve'z-zevdbi'i klasik Arap edebiyatının şa­
heserleri olarak değerlendirilir.
laylıklar sağladığı
Başta inanç, felsefe, dil ve edebiyat
problemleri olmak üzere risale Arap kültürünün hemen bütün alanlarında görülmektedir. Pek çok eser arasında Cahiz'in
risaleleri teolojik, sosyal, siyasal ve edebi
problemler gibi çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Teolojik alanda ortaya konan risalelerin en eskileri Hasan - ı Basri ve Gaylan ed-Dımaşki gibi önemli kişilere atfedilen eserlerdir. Hasan-ı Basri'nin Risdle
fi fazli Mekke'si ile Risdle ila 'Abdilmelik b . Mervdn fi'l-]fader'i ve dönemin
alim ve yöneticilerine yazdığı bazı mektupları günümüze ulaşmıştır (Ahmed Zeki Saf-
R İ SA LE
fet. ll , 233-234, 324-334). Kaderiyye fırkası­
nın doğuşunu hazırlayanlardan biri sayı­
lan Gaylan'ın Emeviler'e karşı siyasi muhalefet mesajları taşıyan bazı mektuplar
yazdığı (Watt. s. ı 04) ve 2000 varakl aşan
bir risaleler koleksiyonu bıraktığı kaydedilir (İbnü ' n-N e d'im , s. 131). Louis Massignon, "Gaylaniyyat" diye adlandırılan bu koleksiyonun Hasan-ı Basri'ye atfedilen risalelerle karışmış olabileceğini düşünmekte­
dir (Watt , s. 104 ). Onun bazı mektupları
günümüze kadar gelmiştir (İ b n Asakir, IV,
287) . Çoğu tabi'in nesiine mensup olan bu
yazarlar risale formunu teolojik düşünce­
lerini kolaylıkla anlatabilmek için seçmiş­
tir. Şafii'nin fıkıh usulüne dair eseri er-Risale adını taşımaktadır. Daha sonra gelenler de risale formunu kendi görüşleri­
ni ifade etmek için benimsemişlerdir. Bu
alanda ortaya konan pek çok monografi
arasında, Ebü'l-Hasan el-Eş'ar'i'nin Selef'in
birleştiği inanç ilkelerine dair Demirkapı
halkına gönderdiği mektup olan Risale
ila Ehli'ş- Şegr'i (Kı va müddin Burslan tara fından Türkçe'ye çevrilmi ştir. DİFM, sy.
7 11928 ]. s. 154-176; sy 8, s. 50-59). İbn
Ebu Zeyd'in Maliki fıkhına dair er-Risale'si (n ş r. Had! HammO-Muhammed Ebü'lEcfan. Beyrut 1406/1986) ve Abdülker'im elKuşeyr'i'nin er-Risaletü '1-Kuş eyriyye'si
(Bulak 1284) örnek olarak zikredilebilir.
Mu'tezile düşünürlerinden Ebu Haşim elCübba'i'nin el-Bagdadiyyat ve el-'Askeriyyat adlarını taşıyan koleksiyonları risalenin gönderildiği kişinin ve ikamet yerinin adından oluşan bir başlık taşır. Kadi
Abdülcebbar ' ın er-Raziyyat ve el-Ijarizmiyyat'ı da bu niteliktedir. İbn Teymiyye'nin Mecmu'atü 'r-resa'ili'l-kübra'sında
(Ka hire 138 5) genel yapıya ilaveten soru
soran kişinin adı, sorunun başlığı ve risaleye daha gerçekçi bir görüntü veren diğer hususlar kaydedilmiştir.
Felsefe alanında risale türündeki telifler ilk dönemlerden itibaren başlamıştır.
İlk İ slam filozof u Ya'küb b. İshak el-Kindl.
sisteminin en önemli yönlerini Resa'ilü '1Kindi e1-fe1sefiyye adlı eserinde ortaya
koymuş (n ş r. M. A. EbO Rl de, l-ll , Kahire
1950-1953). Ebu Bekir er-Raz'i de risale türünü kendi düşüncelerini ifade aracı olarak kullanmıştır. lll. (IX .) yüzyılda risale,
diğer alanlarda olduğu gibi felsefe alanın­
da da monografi yazarlarınca seçilen bir
telif şekli haline gelmiştir. Zaman zaman
risale yerine "makale" kelimesi kullanıl­
mıştır. Nitekim İbn Sina'nın Risaletü'l.lfuve'l-insaniyye v e idrakiha adlı eseri
Ma,lfiile fi 'l-,lfuve 'l-insaniyye ad ıyla da
bilinir. Tıp , matematik, eczacılık vb. alan-
larda yüzlerce bilimsel eserin telifinde bu
D FARS ED EB İYATI. Risalenin tarihi
yapı seçilmiştir. Resa'ilü İl;].vani 'ş-şafa en
İran'da İslam öncesi dönemlere kadar uzanır. İbnü'n-Ned'im e1-Fihrist'inde Manihe-
tarzı
olan monografi kolekbirini teşkil eder. Endülüslü filozof İbn Bacce'nin felsefi eserlerinin
çoğu risale şeklindedir (Resa'ilü İbn Bacce, n şr. M acid Fa hr\', Beyrut 1968 ) Makale adıyla da pek çok incelemesi bulunan
İbn Rüşd'ün ( Ef21İng. ]. Vlll, 534 ) Aristo'nun eserlerine yazdığı kısa yorumlar Resa'ilü İbn Rüşd adını taşımaktadır (Haydarabad 1947). Bazı monografi risaleleri oldukça hacimlidir. Mesela İbn Ebu Zeyd'in
Maliki fıkhına dair er-Risa1e'si, Ebu Hayyan et-Tevhld'i'nin Risale tü'ş-şada,lfa ve'ş­
şadi,lf'ı ( İ sta n b ul 130 ı ) hayli uzundur. Halife Me'mun döneminde iki dost olan müslüman Abdullah b . İsmail el-Haşim'i ile hı­
ristiyan Abdülmes'ih b. İshak el-Kind'i'nin
birbirlerini kendi dinlerine davet eden risaleleri 270 ve 233 sayfadan oluşmaktadır.
önemli risale
siyonlarından
Risale, geleneksel edebi kategorilerden
herhangi birine dahil edilip İsimlendirme
imkanı bulunmayan çalışmalar için de genel başlık vazifesi görmüştür. İbn Fadlan'ın
Ri./:lle'sinin asıl adı Risaletü İbn Façilan'dır. İbn Tufeyl'in günümüzde bir hikaye,
bir roman gibi görülen If ay b. Ya.lf? an'ı­
nın tam adı Risa1etü lfay b. Ya.lf?an ' dır.
Ayrıca risale ile makameyi, makale ile makameyi birbirinin yerine kullanan müellifler de olmuştur. İbn Hamdun, et-Te?,kire'sinde Bed'iüzzaman el-Hemedanl'nin M a,lfdmdt'ına resail adını vermiş , Katib Çelebi de Süyut'i'nin bazı makamelerini risale
olarak nitelemişti r.
Bİ BLİYOGRAFYA :
Kamus Tercümesi, lll, 224; Taberl. Taril) (de
Goeje). 1, 1180-11 8 1, 1284- 1288, 1634 - 1636,
1770; İbnü'n-Nedlm. el-Fih rist (Tecedd üd), s. 131;
Kadl Abdülcebbar, Şer/:ıu 'l- Uşüli 'l-l) a mse (nşr.
Abdül kerl m Osman), Kahire 1967, s. 21 -23 ; İbn
Asakir, Tarrtı u Dımaş k (Şi h abl). IV, 287; İbn Hallikan, Vefey at, lll, 230; Kalkaşendl, Şubf:ıu 'l-a'şa,
Ka hire, ts. (e i -M ü esseset ü ' I- M ı s riyyet ü ' l -a m me) ,
ll, 192-339; Ebü'I-Beka, el-Külliyyat, s. 476; Muhammed Kürd Ali, Resa'ilü 'l-bülega', Kahire 191 3,
s. 120-1 31, 164-175, 217 -230; Şevki Dayf, el-Fen
ve m e?tı hibüh fi'n-neşri 'l-'A rabf, Kahire 1960,
s. 106, 114; Hüseyin Nassar, Neş'e tü 'l-kitabeti 'l­
fenniyye, Kahire 1966, tür.yer. ; Ch . Pellat, Th e
Life and Works of Jaf:ı i? (t re. D. M. Hawke), London 1967, s. 14-26; Tahi\ Hüseyin. Min tarfl)i 'ledebi 'l-'A rabf, Beyrut 1971 , ll , 444-447; Ahmed
Zeki Safvet. Cemheretü resa'ili'l-'Arab fi 'uşü ri 'l­
'A rabiyyeti 'z-zahire, Beyrut, ts. (el -Mektebetü' li lmiyye). 1-IV, tür.yer. ; Zeki Mübarek, en-Neşrü 'l­
fennf fi 'l-karni 'r-rtıbi ', Kahire 1352/1 934, 1, 10511 2; W. Montgomery Watt, İs lam Düş ünces inin
Teşekkü l Devri (tre. Ethem Ruhi Fığla lı ). Ankara 1981, s. ı 04; Mustafa ez-Zebbah, Fününü 'nneşri'l-edebf bi'l-Endelüs fi ?tlli'l-Murabı(fn, Beyrut-Darülbeyza 1987, tür.yer.; A. Arazi - H. Ben
Shammay, "Risala", EJ2 (ing.), VIII , 532- 539.
li!
RAHMi ER
izm'e dair yetmiş
beş
risaleden bahseder.
ilgili Risale-i Ş e tris­
tanhd -yi !ran, Risale-i Madigan Çe treng, Çetrengnamek, Şatrancname, Ri sale-i Gen c-i Şayegan , Ri sa1e-i Fendname-i Büzürgmihr Buhtekdn, Risa1e-i
Enderj-i Ijüsrev Guvatan bunlardan birŞehir coğrafyasıyla
kaçıdı r.
İslami devirde risale yazımına önem verilmiş
ve çeşitli alanlarda binlerce risale
kaleme alınmıştır. Kelam sahasındaki risaleler arasında İbn Sina'nın M i'r acname'si, Nasır-ı Hüsrev'in G üşayiş ü Reha yiş' i
ömer Hayyam 'ın Risa1e d er 'İlm-i Külliyyat, Risale ti 'l -v ücud ve Silsile-i Tertib'i (Risa le fi Külliyyati 'l-uücud), Şeha­
beddin Sühreverdl el-Maktul'ün Şafir-i Si murg ve M unisü '1-u şş a,lf'ı , Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizi'nin Risa1e-i
M a'arif'i. Necmeddln-i Daye'nin Risale-i
'Iş,lf u 'A,lfl'ı, Naslrüddln-i Tasi'nin Risale-i Agaz u Encam'ı, Sa'dl-i Şlraz'i'nin Risale-i 'A_lf1 u 'Aş,lf'ı ve Reşldüddin Fazlullah-ı Hemedan'i'nin kelamın yanı sıra diğer din'i ve tasawufi içerikli risaleleri sayılabilir. Bunlara İbn S'ina, Fahreddin erRazi, Naslrüddln-i TOsl, Efdalüddln-i Kaşanl. Kutbüddin er-Razi'nin çalışmaları baş­
ta olmak üzere İslam felsefesi alanında yazılan çok sayıda risaleyi de eklemek gerekir. Şi'i dünyasında fıkhl konularla ilgili olarak yazılan birçok risale yanında merci-i
takltd seviyesindeki alimler de bu özelliklerini "risale-i ahkam, risale-i amell" denilen ve fıkhın ana konularını özet halinde
içeren birer fetva kitabı neşrederek ilan
ederler.
Tasawufi alanda yazılan risaleler de oldukça kabarık bir yekün tutar. Bunlar arasında Hace Abdullah-ı Ensarl'nin Risa1e-i
M utaşşala ber Fuş ul-i Çihl ü Du der Taşavv uf, Ş a d M eydan , K en zü 's-salikin ,
MaJ:ı abbetname ve Varidat'ı, Ahmed elGazzal'i'nin Risaletü '1- 'a ş,lfıyye 'si, Efdalüddln-i Kaşanl'nin Mu ş ann etat-ı Efçialüddin M ui:ıamm e d M era,lfi-i Kaş ani
adıyla toplu olarak basılan risaleleri, Fahreddln-i lraki'nin Lema'at'ı , Naslrüddln-i
TOs'i'nin tasawufi sülukten bahseden Risale-i Evşafü 'l-eşrdfı , Alaüddevle-i Simnan'i'nin Muşannefat adıyla bir arada basılan risaleleri, Seyyid Ali Hemedanl'nin
Risale-i M enamiyye, Fütüvvetnam e,
Adab-i Saire gibi eserleri sayılabilir. Bunların yanında Hace Muhammed Parsa, Sayinüddin Türke, Ni ' metullah-ı Veli, Abdurrahman-ı Cami gibi edip ve şairlerin tasav-
113
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi