LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
ÇİN’İN MERMİ TRENLERİ
1
2014
VE ÇİN YÜKSEK ÖĞRETİMİ
Prof. Dr. Hasan Şimşek
İstanbul Kültür Üniversitesi
(www.hasansimsek.net)
19 Ocak 2014
Son on beş yıldır dünyanın en hızlı kalkınan ülkesi Çin 2014 itibariyle 15 Trilyon Dolar
büyüklüğündeki ABD’nin arkasında 7,5 Trilyon Dolarlık büyüklüğüyle dünyanın en büyük
ikinci ekonomisi olma başarısını elde etti. Bu kalkınma hızıyla yakın gelecekte ABD’yi de
geçerek dünyanın en büyük ekonomisi olacağı yolunda beklentiler de hayli yaygın. İmge
Kitabevi tarafından yakında basılacak olan “Paradigmalar Savaşı ve Beşinci Dalga”
kitabımda da çöküşteki Yeni Liberalizm’le yer değiştirebilecek yükselen yeni ekonomik
modelleri tartışırken, uzmanlar tarafından zaman zaman “Piyasa Sosyalizm’i” olarak da
etiketlenen Çin modeline dikkat çekmeye çalıştım. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi
olmasına rağmen dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan milyonlarca insan için Çin, hala
hakkında çok şey bilinmeyen bir kapalı kutu nitelğinde. Çin, zaman zaman yabancı TV
kanallarında Çin hakkındaki programlarda, yabancı gazete ve dergilerde Çin’den gelen
fotoğraflarda dünyanın en büyük yapıları ve en yüksek gökdelenleri, on binlerce
kilometre uzunluğunda yolları, demiryolları, devasa havaalanları ile yeni baştan inşa
edilen bir ülke görünümünde. Çin’den gelen bu görseller bana, 19. Yüzyılın sonları ve 20.
Yüzyılın başlarındaki Avrupa ve özellikle ABD’deki muhteşem kalkınma, gelişme ve
sanayileşmeyi anımsatıyor. Hiç kuşkusuz, Çin’deki bu muhteşem kalkınma ve gelişme
geleceğin uygarlığa liderlik edecek ulusunu da şimdiden işaret ediyor.
Biraz önce de belirttiğim gibi, bu devasa kalkınma ve gelişme gücüne rağmen Çin hala
utangaç bir çocuk edasında, pek çok alanda kendisini pek görünür kılmıyor. Dünyanın bu
en dinamik ve çok çalışan ülkesinde pek çok alanda gerçekte çok köklü değişimler
yaşanıyor. Bu alanlardan birisi de Çin yüksek öğretim sistemi ve üniversiteleri. Çin
yüksek öğretimi kendini dünyaya “Şanghay Sıralaması” ile duyurdu. Geliştirdikleri
1
“Mermi tren” (bullet train) fiziksel olarak bir tüfek mermisine benzeyen ve saatte 250 km’den
fazla hız yapan yüksek hızlı tren türü.
Page 1 of 8
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
üniversite sıralama endeksi ile dünya üniversitelerini belirli standartlar temelinde bir
sıralamaya tabi tutmaları ve bu sıralamada Türk üniversitelerinin yer alıp almaması
büyün dünyada olduğu gibi ülkemizde de Çin yüksek öğretimine olan ilgiyi de artırdı.
Dünyanın en iyi 500 üniversitesi listesi, Çin'in saygın üniversitelerinden Şanghay Jiao
Tong Üniversitesi tarafından 2003 yılından bu yana yapılmaktadır Her derecelenedirme
sistemi belirli bir felsefeye oturduğu için mükemmel değildir. Şanghay derecelendirme
sistemi de belirli ölçülerde yanlıdır ve bu açılardan çeşitli çevrelerde eleştiri almaktadır.
Şanghay derecelendirme sistemi içeriğinden daha çok Çin orijinli olması nedeniyle dikkat
çekmiş ve Çin yüksek öğretimine olan ilgiyi de artırmıştır.
19/26 Aralık 2013 tarihli Times Higher Education’ın ana konusu Çin yüksek öğretimiydi.
John Morgan imzalı ve “Mermi Trenden Daha Hızlı” (Faster Than a Speeding Bullet
Train) başlıklı inceleme makalesinde Çin Hükümeti’nin üniversitelerini hızlı bir
ivmelendirme sürecine soktuğunu belirtiyor.
Morgan’a göre, Çin Hükümeti 1995 yılından beri kendi üniversiteleriyle ilgili ciddi bir
ulusal strateji izlemektedir. Ana hedef yüksek öğretimde Çin’i küresel bir oyuncu haline
getirmektir. Bu ana strateji altında hayata geçirilen projeler ilginç bir numaralandırma ile
isimlendirilmektedir. Örneğin, “Proje 211” 100 üniversiteyi 21. Yüzyılın gereklerine hazır
hale getirme üzerinedir ve bu amaçla “211 Projesi’nden” üniversitelere çeşitli destekler
verilmektedir. “Proje 985” dokuz elit Çin üniversitesi yaratmak üzerinedir ve projenin
ismi o zaman ki Başkan Jiang Zemin tarafından 1998’in Mayıs ayında (5. Ay)
açıklanmasıdır (98/5). 1998’de başlayan bu projeye katılan üniversitelerin sayısı 2004
yılında 39’a çıkarılmıştır. Başlangıçta “985 Projesi’ne” dahil edilen 9 üniversite 2009
yılında “C9 Ligi” olarak adlandırıldı (ABD’deki Ivy Ligi, İngiltere’deki Russell Group gibi).
Çin’in “C9 Ligi’nde” olan üniversiteler şunlar: Pekin Üniversitesi, Tsinghua Üniversitesi,
Zhejiang Üniversitesi, Harbin Teknoloji Enstitüsü, Fudan Üniversitesi, Şanghay Jiao Tong
Üniversitesi, Nanjing Üniversitesi, Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Xian Jiaotong
Üniversitesi.
Page 2 of 8
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
Çin’de Ar-Ge’ye ayrılan toplam kaynak yılda 1 Trilyon RMB/CYN (Ren Min Bi veya Yuan).
Bu miktar yaklaşık olarak 17 Milyar ABD Doları civarındadır. 2008 yılından beri Ar-Ge’ye
ayrılan kaynaklar her yıl ortalama %18 gibi müthiş bir oranda artış göstermiştir.
Morgan’a göre, iri adımlarla gelişen Çin yüksek öğretimi bazı Batı’lı yüksek öğretim
konusunda uzman kişilerden ciddi eleştiriler de almaktadır. Bunlardan birisi Boston
Üniversitesi’nde Uluslararası Yüksek Öğretim Merkezi’nin yöneticisi dünyaca ünlü
uluslararası yüksek öğretim uzmanı Prof. Phillip Altbach’dır. Altbach’a göre, Çin
üniversitelerinin kalkışa geçebilmesi için özerklik, yönetişim, şeffalık gibi konularda çok iç
açıcı olmayan durumunda iyileştirmeler yapılması zorunluluktur. Çünkü, Altbach’a göre,
uzun vadede üretkenliği destekleyecek bir akademik kültür şu an itibariyle Çin
üniversitelerinde yok ve böyle bir kültürün kısa zamanda yaratılması da bir hayli güç.
John Morgan’a göre, doğal olarak herkes Altbach’la aynı fikirde değil. Örneğin, Şanghay
Sino-British Koleji yöneticisi ve eski Nothingham Üniversitesi Rektörü Ian Gow’a göre
büyük bir eğitim ve araştırma kuruluşu olabilmek için illa Amerikan yolunun izlenmesi
gerekmemektedir. Gow’a göre, Çin’de yüksek bir yetenek havuzu var ve Batı’lı yol ve
yöntemleri izlemeden de Çin bilim ve teknolojide süper güç olabilir. Bu amaçla Gow, Batı
üniversitelerine yukarıdan bakan değil Çin üniversiteleri ile eşit/denk ilişkiler geliştirme
konusunda girişimde bulunmalarını öğütlüyor.
Bazılarına göre de Çin’in bilim ve teknolojide süper güç olabilmesi için akademik özerklik
ve özgürlüğü önerenlerin başka bir şeyi daha bilmesi gerekiyor. Özerklik ve özgürlük her
durumda kalkınma ve gelişmenin tek koşulu olmayabilir. Çin’de iki sene içinde bitirilen
yaklaşık 10.000 km’lik yüksek hızlı trenleri de Çin hükümeti merkezi planlamayla
yapmıştır.
Morgan, her durumda Çin üniversitelerinin ciddi bir yükseliş trendinde olduğunu ve
uluslararasılaşma konusunda da ciddi adımlar attıklarını belirtmektedir. Çin yüksek
öğretimi konusunda en önemli boyut aslında yüksek öğretim sistemiyle Çin Komünist
Partisi arasındaki ilişkide düğümlenmekte. Örneğin, daha önce Liverpool Üniversitesi
Rektör Yardımcılığı ve Brunel Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş,
Page 3 of 8
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
aynı zamanda mühendislik alanında İngiltere’nin en genç yaşta profesör olan bilim insanı
unvanını elinde bulunduran Song Yonghua şu anda C9 ligi üyesi olan Zhejiang
Üniversitesi’nde Rektör Yardımcısı. Yonghua’ya göre, son 15 yıldaki muhteşem ekonomik
büyüme üniversiteler için büyük bir kaynak yaratıyor. Bu durum dünyada ve Çin’de
değişen beklentilerle birleştiğinde, kabuk değiştirme konusunda Çin üniversiteleri
üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor. Çin üniversiteleri arasında dikkate değer oranda bir
uluslararası yönelim ve odaklanma stratejisi göze çarpıyor. Dünya klasmanında
üniversite olmak aynı zamanda Çin hükümetinin bir politikası ve bu amaçla üniversitelere
hatırı sayılır bir kaynak pompalanıyor. Örneğin, bu amaçla Zhejiang Üniversitesi,
Şanghay ve Hangzhou arasında 200 dönümlük bir arazi üzerinde 2016 yılında bitirilmesi
planlanan ve 4,5 Milyar RMB/CYN maliyeti olacak (yaklaşık 750 Milyon ABD Doları)
sıfırdan bir uluslararası kampüs kurmaktadır. Bu yeni kampüste öğretim dili İngilizce
olacak; bu amaçla üstün nitelikli yabancı öğretim elemanları istihdam edilecek.
John Morgan, ülkenin araştırma potansiyelini artırmak için Çin hükümetinin Çin uyruklu
ve başka ülkelerde önemli mevkilere gelmiş üniversite öğretim elemanlarını ülkeye
çekmek için “1000 Yetenek Programı” altında bir teşvik girişimi başlattığını da rapor
etmektedir. Bu program kapsamında Çin’e geri dönen bilim insanlarına cazip olanaklar
sunulmaktadır. Bunların içinde özellikle bilimsel çalışmalarıyla yüksek atıf oranlarına
sahip olanlar asıl hedef grubu oluşturuyor. Yayın konusunda üniversiteler atıf oranlarını
yükseltmek için özellikle başka ülkelerden üniversitelerle işbirliğini özendiriyorlar.
Morgan, İngiliz Üniversiteleri bunu çok önceden keşfettiklerini belirtiyor: Başka
ülkelerden bilim insanlarıyla ortak yazılan makaleler tek ülkeden çıkan makalelere oranla
daha yüksek atıf almaktadır. Bu bulgu üzerine bugün Çin üniversiteleri de başka ülke
üniversiteleriyle işbirliklerini artırmaya çalışıyorlar. Örneğin, C9 Ligi’ndeki Şanghay Jiao
Tong Üniversitesi’nin Michigan Üniversitesi, Paris Teknoloji Üniversitesi, Birmingham
Üniversitesi ile ortak derece programları var. Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile
ortak bir araştırma merkezi kurmuş, Cambridge Üniversitesi ile doktora öğrenci değişim
anlaşmaları yapmış. Çin üniversiteleri bu ilişki ve işbirliklerinden çok şey öğrendiklerini de
Page 4 of 8
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
itiraf ediyorlar. Bu işbirliklerinin bir sonucu olarak Şanghay Jiao Tong Üniversitesi pek
çok lisans ve lisansüstü programlarında köklü değişiklikler yapmış durumda.
Çin’li akademisyen Xiaojing Ma, akademik özerklik/özgürlük ve üniversiteler konusunda
başka bir konuyu gündeme getiriyor. Ma, doktorasını ABD’de almış ve uzun süre ABD
Ulusal Sağlık Enstitüsü’nde fonlarından projeler yönetmiş bir bilim insanı. ABD’de fon
sağlayan kuruluşların projenin başından sonuna kadar projenin amaç ve süreçlerine çok
müdahil olduklarını belirtmektedir. Bu nedenle bazen başlangıçtaki projeyle bitmiş proje
arasında dağlar kadar fark ortaya çıkabildiğini belirtmektedir. Ma, Çin’de bu tarz
müdahalelerin çok nadir olduğunu belirtmektedir.
Morgan, bir kuşkuyu dile getirerek başka bir konuya dikkat çekmektedir: Ma ve benzeri
pozitif bilimlerde çalışan bilim insanları merkezi otoritenin baskısını daha az
hissedebilirler. Sosyal bilim disiplinlerinde çalışanlar üzerinde baskı daha fazla olabilir. Bu
gerekçeyle John Morgan Fudan Üniversitesi’nde gazetecilik alanında çalışan Hong Bing
ile konuşuyor. Bing’e göre, sosyal bilimlerde araştırma kaynaklarının hemen tamamı
devletten gelmektedir ve kaynak sağlayanları eleştiren yazılar yazmak o kadar da kolay
değil. Sonuç olarak, araştırma ve fikir özgürlüğü konularında bazı ciddi sıkıntılar var.
Örneğin, Xia Yeliang bir ekonomi profesörü ve 2008 yılında “Charter 08” olarak
adlandırılan ve 203 kişinin imzaladığı bir bildiriyi imzalayanlardan birisi. Bildiri daha fazla
demokrasi ve sivil hak taleplerini dile getirmekteydi. Yeliang bu ve benzeri görüş ve
girişimleri nedeniyle Pekin Üniversitesi’nden uzaklaştırıldı.
Morgan’a göre, bu olumsuz örneklere rağmen öğretim üyelerinin üniversite yönetimine
daha aktif olarak katılabilmesi için çeşitli girişimler de var. Son yıllarda C9 Ligi’nde yer
alan Zhejiang Üniversitesi’nde akademik komiteler oluşturuldu ve öğretim üyeleri bu
komitelerde görüşlerini baskı görmeden beyan edebiliyorlar. Bu konuyla ilgili C9 Ligi yıllık
toplantısında üniversite yönetimine ilişkin bazı kararlar alındı. Alınan kararlar arasında
akademisyenlerin görüş ve araştırmalarını yaymalarına olanak tanıyacak bir akademik
özgürlük maddesi de kabul edildi. Zhejiang Üniversitesi’nden Song Yonghua’ya göre, Çin
Page 5 of 8
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
üniversitelerinin geleceği açısından bu ciddi bir girişim ve dikkate alınmalıdır, çünkü bu
kararlar bir deklarasyon olarak kamuoyuna da duyuruldu.
Morgan, Çin üniversitelerinde özerklik ve özgürlük girişimlerinin yabana atılmaması
gerektiğini vurguluyor, çünkü 15 yıl önce Çin sanayisi de farklı bir konumda değildi.
Daha merkezi mekanizmalarla ve büyük ölçüde devlet müdahalesi ile yönetiliyordu.
Şimdi ise durum çok farklı. Çin sanayisi dünya ile rekabet edebilmek için bugün daha
özerk kararlar alabiliyor. Büyük olasılıkla aynı şey yakın gelecekte yüksek öğretimde de
ortaya çıkacak.
Pekin Üniversitesi’ndeki görevinden uzaklaştırıldıktan sonra Amerikan The Wall Street
Gazetesi’ne konuşan Yeliang, Çin üniversitelerinde “bir numaranın” rektör değil Komünist
Parti’nin her üniversitede görevlendirdiği parti sekreteri olduğunu dile getirmektedir.
Zhejiang Üniversitesi web sitesinde de bu durum açıkça görülüyor. En tepede parti
komitesinin sekreteri, üç parti komitesi sekreter yardımcısı ve daha sonra rektör
gösterilmektedir. Pek çok durumda, bölümlerde bile parti sekreterleri yer alabiliyor.
1989-92 yılları arasına yayılarak süren Tiananmen gösterilerinde üniversiteler bu parti
sekreterleri aracılığıyla büyük bir baskı ortamı oluşturarak direnişi kırmışlardır. O yıllardan
sonra üniversitelerde parti sekreterlerinin gücü giderek azaldı ve akademisyenlerin
üniversite yönetimindeki güç ve yetkileri şimdi çok daha fazla. Morgan’a göre, Çin
üniversitelerinde özgürlükten ziyade üniversitelerin en büyük sorunu çok katmanlı
hiyerarşi. Bu bir patronaj sistemi yaratmaktadır. Doktora öğrencileri ve genç
araştırmacılar araştırma yükünün çoğunu çekerken, danışmanlar ve birim yöneticileri bu
araştırmaların ödülünü ve kredisi toplamaktadırlar. Bu mekanizma yükselmenin tek
koşulu olduğu için pek çok genç akademisyen ve bilim insanı bu yükün altına girmekte
sakınca görmemektedir.
Beş yıllık planlar ve muhteşem araştırma fonlarıyla Çin hükümeti uluslararası rekabette
öne çıkacak şekilde üniversiteleri anahtar ve yeni ortaya çıkan araştırma alanlarına
yönlendirmektedir.
Page 6 of 8
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
2014
Çin gibi yükselen bir gücün üniversiteleriyle iş birliği olanaklarını geliştirmek için
Şanghay’daki British Council Ofisi hiç durmadan çalışmaktadır. Bunun bir sonucu olarak
2011 yılında İngiltere Japonya’yı geçerek Çin üniversiteleri ile ortak araştırma ve
yayınlarda ABD’nin sonra ikinci sırayı almıştır. Son yıllarda Çin üniversiteleri üzerinde
ABD yüksek öğretim modelinin etkisi ve hakimiyeti de ciddi biçimde artmaktadır. Bu
gelişmenin bir sonucu olarak, örneğin Zhejiang Üniversitesi bütün lisans ve lisansüstü
programlarını Amerikan tarzı bir program anlayışıyla tamamen yenilemiştir. John Morgan
makalesini şöyle bitiriyor: “Çin’le işbirliği yap, ya da mermi trene geçil!”
Tabi bu noktada yükselen güç Çin ve Çin’in mermi trenlerden hızlı ilerleyen yüksek
öğretim sistemiyle işbirlikleri ve ortaklıklar konusunda Türkiye’nin ulusal bir stratejisinin
olmadığını söylersek abartmış olmayız. Böylesi bir ulusal stratejinin yokluğunda devlet ve
vakıf üniversitelerimiz hiç değilse bireysel girişimleri ile bu yolda ön almaya
çalışmalıdırlar.
Önümüzdeki dönemde uygarlığın sürükleyicisi olacak olan topraklara ilk girenler arasında
olmak ülkemiz ve kurumlarımız açısında ileride bir stratejik üstünlük aracı olabilir.
Page 7 of 8
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ
Page 8 of 8
2014
Download

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ