“ÇINAR DİYARI”
Yayın Bölgesi: Diyarbakır/Çınar Sayı:2
İmtiyaz Sahibi: Çınar Gençlik Hizmetleri
Genel Yayın Koordinatörü: Abdurrezzak BAŞAK
Editör: Mehmet Yılmaz BAY
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Zülfü ÖZKAN
Zülfü ÖZKAN/Ziya Gökalp İlköğretim Kurumu/ Okul Müdürü
Candan KARABEL/ Çınar Anadolu Lisesi/Tarih Öğretmeni
Ercan KILINÇ /Çınar Anadolu Lisesi /Edebiyat Öğretmeni
Mustafa Kemal BALANUR /Atatürk Ortaokulu/Görsel Sanatlar Öğretmeni
Tasarım - Baskı
Turgay AGAR/ Atatürk Ortaokulu/Beden Eğitimi Öğretmeni
AGRAFİK
Dicle Kent Bulvarı Nil Koleji Arkası-DİYARBAKIR
Tlf: 0(412) 237 27 07 | www.agrafik.biz
Elvan ÖZER/ Ziya Gökalp Ortaokulu/Türkçe Öğretmeni
İletişim: Çınar Kaymakamlığı
Hükümet Konağı Kat:3 ÇInar/DİYARBAKIR
Tel: 0 412 511 2002
Web:www.cinar.gov.tr
Enver İLERİ/Mehmet Akif Ersoy İlkokulu/ Rehber Öğretmen
Yazıların ve yazılarda yer alan fotoğrafların sorumlulukları yazarlarına aittir.
Bu dergide yer alan yazılardan kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
Bu dergi tamamıyla reklam gelirleri ile ayda bir yayınlanmakta ve ücretsiz
dağıtılmaktadır.
Muharrem ŞEMSİYE/S.Y.D.V./Sosyal İnceleme Görevlisi
Mehmet Emin ERMAN /Ziya Gökalp Ortaokulu/Fen Bilimleri Öğretmeni
Aysel AYDIN /Ziya Gökalp Ortaokulu/Matematik Öğretmeni
İsmail ARSLAN/Çınar İmam Hatip Ortaokulu/Fen Bilimleri Öğretmeni
Fulya ÖZER/ Atatürk Ortaokulu/Bilişim Teknolojileri Öğretmeni
ÖNSÖZ
Merhaba,
“Çınar Diyarı” dergimizin ikinci sayısı ile karşınızdayız. İlk sayı ile okurlarımıza ulaşmanın sevinci ve heyecanı içerisinde duygularınıza tercüman olmaya çalıştık. Amacımız geleceğe ümitle bakarak “Çınar Diyarı”
adlı dergimizi daha ileriye ulaştırmanın çabası içerisinde olmaktır. Bunun
için tüm ekibimiz ve bütün dostlarımızdan desteklerini ve çabalarını eksik etmemelerini istiyoruz…
Öncelikle bu sayımızda ilçemizin tarihi dokusu adı altında tarihi ve turistik yerlerini konu alarak tanıtmaya çalıştık. Zerzevan Kaleleri’ni tarihe
meydan okuyan yönleriyle okurlarımıza anlatmaya çalıştık. Bölgemizin
beyaz incisi olan pamuk konusunu, bilimsel verilerle anlatarak çiftçilerimize yol göstermeye çalıştık. Ülkemizde ekmek israfının boyutlarını istatistiki bilgilerle anlatarak farkındalık yaratmak istedik.
Soba zehirlenmelerinin önüne geçmek için konunun teknik boyutu
araştırdık. 2022 Yaşlı ve Engelli aylıkları konuları tüm yönleriyle araştırarak topluma ışık tutmaya çalıştık. Yöresel yemeklerimizden “Hıllorik”
ile sofralarınıza misafir olmaya geldik. Meslek tanımı köşesinde gençlerimize ve çocuklarımıza gelecek adına yol göstermeye çalıştık. Avrupa
Birliği Projeleri’nden faydalanmanın ve proje yapmayı düşünenlere referans olmak istedik. Tarihi Şahsiyet köşemizde halka doğru yolu gösteren
binlerce öğrenci yetiştiren ünlü ilim irfan adımı Şeyh Edabali’yi tanıttık.
Dergimizin bu sayısında Kitap tanıtımı bölümünde ünlü yazar Yaşar KEMAL’in “Tek Kanatlı Kuş” kitabını okurlarımıza tanıttık. Sosyal ve sportif
faaliyetleri unutmamak adına masa tenisi konusunu gündeme getirdik.
Son olarak “Bir an dikkatsizlik ömür boyu pişmanlık doğurur.” sloganıyla
trafik konusu dergimizde kendine yer buldu.
Kısacası herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği dergimizi, güncel
bilgi, edebiyat ve yöresel kültür kapsamında sizlerin beğenisine sunduk.
Bu keyifli ve meşakkatli yolculukta emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Bir dahaki sayımızda buluşmak ve görüşmek üzere esen kalınız.
Zülfü ÖZKAN
Okul Müdürü
İÇİNDEKİLER
ZERZEVAN KALESİ
4
Candan KARABEL
ŞEYH EDEBALİ (1206 - 1326)
5
Ercan KILINÇ
YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ
7
Enver İLERİ
TÜRKİYE’DE TRAFİK CANAVARI10
Mustafa Kemal BALANUR
TEK KANATLI BİR KUŞ
11
Ercan KILINÇ
ÜLKEMİZDE EKMEK İSRAFI
12
Zülfü ÖZKAN
PAMUK14
Zülfü ÖZKAN
FATİH İLKÖĞRETİM KURUMU
18
Turgay ÇELİK
2022 YAŞLI VE ENGELLİ AYLIKLARI
20
Muharrem ŞEMŞİYE
DİYARBAKIR KALESİNDEN NOTLAR VE ADİLOŞ BEBENİN NİNNİSİ 23
Ercan KILINÇ
2014 YILI İLE BİRLİKTE ERASMUS24
Zülfü ÖZKAN
HÜZÜNLÜ BİR VEDA
26
Çınar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü
BURUNDAKİ TERCİH
28
İsmail ARSLAN
MASA TENİSİ
30
Turgay AĞAR
İLGİNÇ BİLİMSEL VERİLER
32
Mustafa Kemal BALANUR
BİLİM VE TEKNİK
33
M. Emin ERMAN
HILLORİK36
Mustafa Kemal BALANUR
BULMACA37
Aysel AYDIN
YARIŞMALAR VE DUYURULAR
38
TANITIM
ZERZEVAN KALESİ
Diyarbakır-Mardin Karayolu üzerinde olup, Demirölçek köyünün
1 km yakınındadır. ilçe merkezine
13 km. uzaklıktadır Çevrenin en
yüksek tepesi üzerinde kurulmuştur. Eskiden yer yer 70 metre yüksekliğinde yüksek bir tepe üzerindedir. Aynı zamanda bu çevrenin
en yüksek tepesidir. Surlarla çevrili olan Kaleden günümüze sade-
ce kalenin ve konutların yıkılmış
duvarları kalmıştı. Genel olarak Silifke’deki uzunca burç yerleşimini
anmaktadır. Burada, bir zamanlar,
Roma imparatorluğunun en büyük askeri lejyonlarından birinin
merkezi bulunuyormuş. Yani bir
ileri karakol görevi görüyormuş.
Kalede bir zamanlar yaşayanlar,
su ihtiyaçlarını karşılamak için,
Diyarbakır-Mardin karayolu kenarından geçen dereye inen tüneller, günümüzde kapanmıştır. İpek
yolu üzerinde kurulan bu kalenin
Karakol görevi gördüğü tahmin
edilmektedir. Kalenin ve surların
taş boyları 2 metre ,dar kenarları
ise yarımşar metrelik dikdörtgen
bloklardır. Günümüzde, kaleden
yalnızca yıkıntılar kalmıştır.
Zerzevan Kalesi’nin iç kısmının
merdiven yapısı, Eğil Kalesi ile aynıdır. Su yatağına kalenin içindeki
geçit ile inilmektedir. Bu geçit, aynı
zamanda dışa açılan kapıdır. Belki
de kalenin içine alınan az sayıdaki
kişinin kontrollü biçimde kaleye
girmesi için tedbirdir. Zerzevan Kalesi’nde oldukça sarnıç söz konusudur. Bu sarnıçlar göz önünde bulundurulursa kalenin iç kısmından
dışa açılan basamaklı geçidin, su
almak için dereye inilen yol olmadığı görülür. Kalenin içinden kayalık zeminin oyularak merdivene
dönüştürülmesi, sadece su amaçlı
değildir. Zerzevan Kalesi’nin son
yıllarda tescili, yapılan tahribatın
önüne geçilmeye engel olmamıştır. Köydeki bir çok yapının esas
malzemesini oluşturan kale taşları,
çoğunlukla tepeden yuvarlanarak,
parçalanmış, evlerde kullanılmıştır. Kalenin ayakta duran “saray
kısmı” diyebileceğimiz bölüm ve
yer yer toprak altında kaldığı belli
olan yapılar bulunmaktadır. Bu
yapıların arkeolojik kazılarda gün
ışığına çıkarılması beklenmektedir. Kalede muhtelif yapılara ait
oturma alanları, sığınak kümeleri
seçilebilinmekteyse de bu kalıntıların esaslı biçimde ele alınmayışı,
bizim tahminlerde bulunmamızı
güçleştirmektedir.
4 | ÇINAR DİYARI
TARİH
ŞEYH EDEBALİ
(1206 - 1326)
lini Şam’da tamamlamıştır. Tefsir, hadis ve özellikle
İslam hukukunda uzmanlaşmıştır. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi, zamanının
büyüklerinin sohbetinde bulunmuştur. Tasavvuf
yoluna girdiği, Baba İlyas halifelerinin ileri gelenlerinden olduğu belirtilmektedir. Doğum tarihi kesin olmamakla beraber, 1206 yıllarında doğduğu tahmin
edilmektedir.
Alim, faal, varlıklı, çevresi için örnek teşkil eden
bir kişi olan Şeyh Edebali, Eskişehir yakınlarında o
zamanki adıyla İtburnu denilen köyde yaşar, yaptırmış olduğu zaviyede öğrenci yetiştirir ve halkı aydınlatırdı. Bilecik’te bir dergah yaptırmış, Osman Gazi’yi
de birçok defa burada misafir etmiştir.
Rivayete göre, Osman Gazi’nin dergahta bulunduğu bir gece, rüyasında Şeyh Edebali’nin göğsünden bir ayın çıkıp kendi göğsüne girdiğini ve göğsünden bir büyük ağaç bitip dallarının alemi kapladığını,
altından birçok nehirlerin çıkıp insanların bu sulardan geçtiklerini görmüştü. Sabah olup rüyayı anlatınca, Şeyh Edebali rüyayı şöyle tabir etmiştir:
Şeyh Edebali (Şeyh Adabalı veya Şeyh Atası) (1206
- 1326) Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında yaşamış bir İslam ilahiyatçısı-din bilgini, Ahi şeyhi, Osman
Gazi’nin kayınbabası ve hocası,bir anlamda da sonradan imparatorluk olacak Osmanlı Devleti’nin fikir
babasıdır.
Aslen Karamanlı’dır. Karaman’da başladığı tahsi-
“Sen, Ertuğrul Gazi oğlu Osman, babandan sonra
bey olacaksın. Kızım Malhun Hatun ile evleneceksin.
Benden çıkıp sana gelen nur budur. Sizin soyunuzdan nice padişahlar gelecek ve nice devletleri bir çatı
altında toplayacaklar, Allah nice insanın İslam’a kavuşmasına senin soyunu vesile edecektir.”
Gerçekten de öyle olur, altı asırdan fazla devam
edecek olan bir imparatorluğun temelleri Osman
Gazi ile atılır ve bunun ilk müjdecisi Şeyh Edebali olur.
1326’da 120 yaşlarında Bilecik’te vefat etmiş, dergâhının zikir odasına gömülmüştür.
ÇINAR DİYARI | 5
TARİH
Eskişehir’de de adına bir türbe yapılmıştır. Vefatından bir ay sonra kızı, dört ay sonra da damadı Osman Gazi vefat etmiştir.
Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye öğüdü
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana...
Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize;
katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar,
anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız,
haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra
bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize;
uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala
yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin.
Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek
akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim
gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat
edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.
Oğul!
Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları
nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup
aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın! Sabır çok önemlidir. Bir
bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır.
Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi
irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman
duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu
irfandır.
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam
ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü
gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler,
bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün
ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket,
büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık
sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet
ve itibarın zedelenir...
6 | ÇINAR DİYARI
Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin
iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene
acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki
atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.
En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir.
Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir.
Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur.
Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini
oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun
içindir ki, yaşayamadılar.İnsan bir kere oturdu mu,
yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca
uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya
dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez.
Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!
Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi
yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar,
aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan
ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından
ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam.
Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye
kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte
değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü,zaman yok,
süre az!
Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da!
Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez! Geçmişini
bilmeyen, geleceğini de bilemez.
Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.
Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini
unutmayasın.
MESLEK TANITIMI
YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ
Çağ teknoloji çağı. Her işimizi bilgisayarlarla, akıllı
cihazlarla hallediyoruz. Durum böyle olunca, ihtiyaca bağlı olarak yeni yeni meslek dalları oluşuyor. Bu
mesleklerden biri de yazılım mühendisliği.
YAZILIM MÜHENDİSİ KİMDİR?
Bilgisayar sistemlerinin yazılım tasarımlarını hazırlayan ve bunları sisteme entegre edip, uygulamalarını yapan kişidir.
YAZILIM MÜHENDİSİ NE YAPAR?
Hazırlanacak yazılımla ilgili müşteri ilişkilerini kurar. Müşteriden gelen talebe göre analiz ve tasarım
yapar. Program yazar ve test eder. Yazılım sorunsuz
şekilde yapıldıktan sonra, yönergesini hazırlayarak
kullanıcıların eğitilmesini sağlar.
yazılım mühendisliği tam bize göre.
YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ
Üniversitelerin dört yıllık Mühendislik ve Bilgisayar Bilimleri Fakültelerine bağlı “Yazılım Mühendisliği” bölümlerinde yazılım mühendisliği eğitimi verilmektedir.
HANGİ ÜNİVERSİTELERDE VAR BU BÖLÜM?
Atılım Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, İzmir
Ekonomi Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Işık Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, Beykent Üniversitesi, Toros Üniversitesi, Doğu
Akdeniz Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Fırat
Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde lisans
eğitimi, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesinin “ Yazılım Mühendisliği Tezsiz Yüksek Lisans” programında da yüksek lisans eğitimi alabilmek mümkün.
İŞ OLANAKLARI NELER?
Bu bölümü bitirdikten sonra bankalarda, ilaç
sanayinde, holdinglerde ve telekomünikasyon sektöründe iş bulmak gayet kolay. Kamu sektöründe
olduğu kadar, özel şirketlerde de yazılım mühendisi
ihtiyacı çok fazla.
NE KADAR KAZANIR?
BU ÖZELLİKLERE SAHİPSEN SEN DE YAZILIM
MÜHENDİSİ OLABİLİRSİN!
Fen ve matematik dallarına ilgi duyan, teknolojiye
ilgisi olan ve yakından takip eden, tasarım yeteneği
olan, yaratıcılığını her alanda kullanabilen biriysek
Yazılım mühendisliği popüler olduğu kadar da
ücret açısından oldukça tatmin edici bir meslek. Yeni
mezunlar 1.300 TL ile 3.500 TL arası alırken tecrübeye
göre maaşlar 5.000 TL’den 17.000 TL’ye kadar çıkabiliyor.
ÇINAR DİYARI | 7
MESLEK TANITIMI
Kişisel bilgisayarlar 70’li yılların ortasında henüz
gelişimlerinin ilk aşamasında bulunuyorlardı. MITS
şirketinin Altair adını verdikleri en önemli modeli
henüz standart bir kullanma programına sahip olmayıp ancak tamamlanmamış bir işletme sistemine
sahipti. Gates ve Allen’ın, Altair için 1964’te geliştirdikleri program dili BASIC sayesinde bilgisayar kullanıcıları aletlerini kendileri programlayabiliyorlardı. MITS firması genç araştırmacılardan pazarlama
lisansını satın alarak kendilerine sistemi daha da
geliştirmeleri için sipariş verdi. Gates bunun üzerine tahsilini bırakarak Allen ile birlikte Albuquerque/
New Mexico’da Microsoft adlı şirketi kurdu.
BILL GATES’İN YAŞAM ÖYKÜSÜ
William Henry Gates III, ya da daha çok bilinen
adı ile Bill Gates, 28 Ekim 1955 doğumlu Amerikalı
işadamı. Gates, Microsoft şirketinin kurucularındandır ve şirketin başkanlığını ve başyazılım mimarlığını
yapmaktadır. Forbes dergisine göre 2004’te Gates
dünyanın en zengin kişisiydi.
Amerikalı girişimci Gates iki kişilik şirketini (Microsoft) başta gelen bir bilgisayar Software (yazılım)
şirketine dönüştürdü. Gates 20. yüzyılın son döneminde en başarılı şirket patronlarından biri oldu. Seattle/Washington’da avukat bir babayla öğretmen
bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Gates, henüz oniki yaşındayken özel bir okulda ilk informatik
(bilişim) kurslarına gitti. Okul arkadaşı Paul Allen ile
birlikte boş zamanlarını çoğunlukla bilgisayar programları üzerinde çalışarak geçiriyordu.
Yakınlarındaki bir şirketin büyük bilgisayarını
para ödemeden kullanabilmek için, iki arkadaş kullanıcılar için yazılım hatalarını arayıp buluyorlardı.
Bu şekilde bilgisayar konusunda uzmanlaşan öğrenciler,1972’de ilk şirketlerini (Traf-O-Data) kurdular. Bu
şirket bir trafik sayım ve kontrol sistemi için programlar üreterek hemen 20.000 dolarlık satış yaptı. Gates
bundan bir yıl sonra TRW adlı silah işletmesinde staj
gördü, ardından da babasının önerisi üzerine Harvard Üniversitesi’nde hukuk eğitimi almaya başladı.
8 | ÇINAR DİYARI
Microsoft, kendini sebatla mikro bilgisayarlar
için yazılımı geliştirmeye adayan ilk işletmelerden
biridir. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra General
Electric gibi şirketler, devamlı müşterileri arasında
bulunmaktaydı. Gates 1977’de, aletlerini BASIC ile
donatabilmek amacıyla, Apple, Tandy ve Commodore gibi PC (Personal Computer - Kişisel Bilgisayar)
üreticileriyle lisans sözleşmeleri imzaladı. Ayrıca
FORTRAN, COBOL ve Pascal gibi program dillerini
geliştirmekle, Microsoft’a bir üstünlük ve uluslararası
pazar yolunun kendilerine açılmasını (1978’den sonra ilkin Japonya olmak üzere) sağladı. Gates 1979’da
yalnızca 13 çalışanıyla yaklaşık 3 milyon dolarlık bir
satış gerçekleştirebildi.
1980’den sonra PC pazarına girip Gates’i bir PC
işletme sistemi geliştirmekle görevlendirince, hızlı
yükselişleri sürüp gidegeldi. Microsoft’un kısa zamanda tasarladığı MS-DOS (Microsoft Disc Operating System - Diskli İşletme Sistemi) 80’li yıllarda
dünya çapında satış rekorları kırdı (120 milyon nüsha). Gates akıllıca bir öngörüyle haklarını mahfuz tutarak diğer donanım üreticilerine de satış yapabildi.
Bunu izleyen zamanda giderek daha çok firma IBM
ile bağdaşan aygıtları piyasaya sürünce, geliştirdikleri işletme sistemi bütün bilgisayarlar için standart
hale geldi. Bu arada 1.000 çalışanı olan şirket, 80’li
yılların ortasından sonra Avrupa’da şubeler kurdu.
Şirketin başkanlığını yürüten Gates, tutarlı ekip çalışmasına ve katı bir performans ilkesine önem veriyordu. Bütün çalışanların performansları altı ayda
bir değerlendirilmekteydi.
Gates işletme sistemine paralel olarak uygulama
MESLEK TANITIMI
programları alanında da son derece başarılı çalışmalar ortaya koyuyordu. Multiplan Çizelge Hesap
Programından (1982) sonra, 1983’te ilk kez fareyi
(mouse) kullanan WORD adlı metin işleme sistemini başlattı. Özellikle WORD Avrupa’da çok satılırken,
ABD’de Lotus 1-2-3 ve WordPerfect adlı rakipleri karşısında, ancak yavaş yavaş başarıya ulaşabildi.
Microsoft’un yazılım alanındaki kesin başarısı,
Apple şirketinin kendilerine verdikleri siparişle gerçekleşti. Macintosh adını verdikleri örnek oluşturacak
nitelikteki bilgisayar için çeşitli uygulama sistemleri
(örneğin WORD ve Excel) geliştirildi. Gates şirketini
1986’da anonim şirkete çevirdi. Aradan çok geçmeden yalnız kendi payının (% 45) borsa değeri 1 milyar
doların üzerindeydi.
MS-DOS işletme sisteminin grafik bir iyileştirmesi
olan WINDOWS’un geliştirilmesi çalışmalarına Gates
1985 yılında başlamıştı. WINDOWS’u piyasaya sürdükten (1987) üç yıl sonra bir pazarlama kampanyasıyla başarılı oldular. Microsoft bu sistemi sürekli olarak daha ileri program elemanlarıyla genişletiyordu.
Gates özellikle WINDOWS’u daha basit ve daha kullanışlı bir biçime sokmaya önem veriyordu. Microsoft
1993’te tartışmasız piyasanın lideriydi (yıllık ciro: 3,75
milyar dolar; borsa değeri: 20 milyar doların üstünde).
1975 ile 2006 yılları arasında Microsoft firmasının
bütün idari kararları Bill Gates tarafından alınmaktaydı. Gates, 2006 yılında şirketteki sorumluluk yükünü
kademe kademe azaltacağını ilan etti. Şirketin üst
düzey yöneticilerinden Ray Ozzie ve Craig Mundiearasında görevlerini paylaştıran Gates, Forbes dergisinin 2009 yılında yayınladığı araştırmaya göre 60
milyar dolarlık serveti ile dünyanın en zengin adamı
konumunu hala korumakta.
Gates 1994 yılında, Melinda French ile evlendi.
Çiftin Jeniffer, Rory ve Phoebe adında üç çocukları
bulunmakta. Ünlü iş adamı, golf ve tenis oynamayı
sevmekte, iyi bir okuyucu olarak bilinmektedir. Ayrıca
Leonardo da Vinci tarafından yazılmış olan el yazmalarının koleksiyonunu da yapmaktadır.
Bill Gates ve karısı, Bill&Melinda Gates Foundaiton adı altında, hayır işleri düzenlemek üzere bir vakıf
kurmuşlardır. 2000 yılında kurulan vakıf, bağış yapılabilen, şeffaf yönetimli en büyük hayır işleri kuruluşlarından birisidir. Bill ve Melinda Gates, yıllık 28 milyon
dolarlık bağış miktarları ile Amerika’nın en cömert
hayırseverleri arasında sayılmaktadırlar.
ÇINAR DİYARI | 9
GÜNCEL
TÜRKİYE’DE TRAFİK CANAVARI
Emniyet Genel Müdürlüğü ile TUİK’in ortaklaşa
hazırladığı “Trafik Kaza İstatistikleri”. Raporda çok
çarpıcı bilgiler mevcut
Araştırmada, en az ve çok trafik kazasının hangi
saat dilimlerinde olduğu ve en çok hangi günlerde
meydana geldiği gibi veriler yer alıyor.
İstatistiklere göre, geçen yıl meydana gelen 130
bin 360 kazada, 2 bin 555 kişi hayatını kaybederken,
221 bin 108 kişi de yaralandı.
Raporda kazaların daha çok hangi saatler de olduğu da açıklandı.
Buna göre, karayollarında en çok kaza mesai bitimine denk gelen 17.00 ile 18.00 saatleri arasında
meydana geldi. Bu saatlerde meydana gelen 8 bin
945 kazada; 136 kişi yaşamını yitirirken, 14 bin 682
kişi de yaralandı.
Raporda can kaybının olduğu zaman dilimi de
açıklandı. Verilere göre, kazalarda en çok can kaybının yaşandığı saat 18:00 ile 19:00 arası.
Bu saatlerde meydana gelen 8 bin 747 kazada
155 kişi hayatını kaybetti, 14 bin 551 kişi yaralandı.
Raporda kazaların en az görüldüğü zaman dilimi
olarak da sabaha karşı 04.00 ile 05.00 saatleri arası.
Araştırmaya göre, ölümlü ve yaralanmalı kazalar
en çok Cumartesi günü meydana geldi.
En az kazanın meydana gelen gün ise Çarşamba.
Verilere göre en fazla trafik kazasının meydana geldiği ay ise Ağustos.
DİYARBAKIR’DA TRAFİK CANAVARI
Diyarbakır’da 2013 yılında 3 bin 844 trafik kazası
meydana geldi.
Emniyet Genel Müdürlüğü kaza istatistiklerinden
bilgilere göre, Diyarbakır’da 2013 yılında polis ve jandarma sorumluluk bölgesinde bin 504’ü maddi, bin
744’ü ölümlü ve yaralamalı olmak üzere 3 bin 844 trafik kazası meydana geldi. Kazalarda 33 kişi hayatını
kaybederken, 3 bin 434 kişi ise yaralandı.
2013 yılı Aralık ayında Diyarbakır’da 384 trafik
kazası meydana geldi. Aralık ayında meydana gelen
trafik kazalarında can kaybı yaşanmazken, 248 kişi
ise yaralandı.
Türkiye’de meydana gelen kazaların kusur oranlarına bakıldığından yüzde 87,4’ü sürücü, yüzde 9,4’ü
yaya, yüzde 1,5’i araç, yüzde 1,5’i yol ve yüzde 0,2’si
ise yolcu hatasından kaynaklanıyor.
10 | ÇINAR DİYARI
KİTAP
TEK KANATLI BİR KUŞ
Yaşar Kemal
“Ben hep korkudan korktum. Korkudan çok korktum.
Edebiyatımızın çınarı, büyük usta Yaşar Kemal’in Tek
Kanatlı Bir Kuş kitabı, toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi
yayılan korkunun destansı bir romanı.
Halkının neden terk ettiği bilinmeyen, gizemli karanlık bir kasaba, bu kasabaya atandığı halde gidemeyen
bir posta müdürü, yalnızlığın timsali bir istasyon şefi,
“Alamancı” bir genç kadın...Ve bütün fantastikliğine karşın son derece gerçekçi gelen bir dünya... Metafor mu?
Alegori mi yoksa?
Şaşırtıcı ve çok katmanlı olay akışı, kişilerinin zenginliği ve derinliği, zaman zaman bir röportaj keskinliği kazanan masalsı diliyle tam bir Yaşar Kemal romanı.
Tek Kanatlı Bir Kuş’ta toplumda bulaşıcı bir hastalık
gibi yayılan korkuyu anlatan Yaşar Kemal, kitabın ana
teması korku ile ilgili “Ben hep korkudan korktum. Korkudan çok korktum. Roman yazdığım zaman içimde bir
korku istemezdim. O yüzden bu kitapta da korkuyu anlattım.
Yaşar Kemal’in 1960’ların sonunda yazdığı
ve şimdi yayımlamaya karar verdiği Tek Kanatlı Bir Kuş romanı, okuru 1960’lı yılların Anadolusu’na götüren tarihi bir belge olmanın
yanı sıra büyük ustanın edebiyatında önemli
bir dönemi de gözler önüne seriyor.
Dili
: Türkçe
Sayfa Sayısı : 76
ISBN
: 9789750826184
I.Basım 2013 İstanbul
ÇINAR DİYARI | 11
KAMU SPOTU
ÜLKEMİZDE EKMEK İSRAFI
Türkiye’de Ekmek İsrafı konulu araştırmaya göre
tüm kesimlerin ortak kanaati; temel gıda olan
ekmeğin çöpe atılmasının en kötü davranışlardan biri olarak görülmesidir. Araştırma, ekmek
israfının kötü niyetten ziyade “ihmal ve bilgisizlikten” kaynaklandığını ortaya koymuştur.
Araştırmada, ekmeğin amacı dışında kullanılması, yani insan gıdası olarak tüketilmemesi
veya çöpe atılması, israf olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla insan gıdası olarak kullanılamayıp hayvanlara verilen ekmeklerin de israf
edildiği kabul edilmektedir. Zira ekmeğin insan
gıdası olarak tüketilmesi için un ve ekmek üretimi sürecinde yapılan işlemler; emek, maliyet
ve zaman kaybına neden olmaktadır. Bu yüzden,
doğrudan hayvan yemi olarak kullanılabilecek
tahıl ürünleri yerine ekmeğin kullanılması ekonomik açıdan israf olarak değerlendirilmektedir.
Ekmeği çöpe atmanın sadece ekonomik açıdan
12 | ÇINAR DİYARI
değil her açıdan israf olduğu toplumun tüm kesimlerince zaten bilindiği, ancak uygun saklama
ve tüketme yöntemleri konusunda bir bilgilendirme ihtiyacı bulunduğu vurgulanmaktadır.
Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de;
Ekmek üretimi; günde 25.295 ton, yılda 9,2 milyon ton, 250 gramlık standart ekmek üzerinden
hesaplandığında günde 101 milyon, yılda 37 milyar adettir.
Ekmek tüketimi; günde 23.809 ton, yılda 8,7 milyon ton, 250 gramlık standart ekmek üzerinden
hesaplandığında günde 95 milyon, yılda 35 milyar adettir.
Ekmek israfı; günde 1.486 ton, yılda 542 bin ton,
250 gramlık standart ekmek üzerinden hesaplandığında günde 6 milyon, yılda 2,1 milyar adettir.
İsraf oranı; üretilen toplam ekmeğin % 5,9’u israf edilmektedir.
Bir günde israf edilen toplam 6 milyon adet ekmeğin;
• 3 milyonu fırınlarda (% 51,4),
• 2,3 milyonu hanelerde (% 37,9),
• 0,6 milyonu kurumlarda; personel ve öğrenci yemekhaneleri, lokanta ve oteller (% 10,7)
israf edilmektedir.
• Araştırma kapsamında görüşülen farklı kitlelerin temsilcileri, ekmek israfının ana nedeni olarak;
• Ekmeğin ihtiyaçtan fazla alınmasını,
• Yemekhanelerde tercih edilen rol ekmeğin
üstü açık veya ambalajsız olarak sunulmasını,
• Fırınlarda ihtiyaçtan fazla üretim yapılmasını,
• Ekmeğin uygun olmayan şartlarda muhafaza edilmesini,
• Bayat ekmeğin değerlendirilme yöntemleri
hakkında bilgi sahibi olunmamasını göstermişlerdir.
KAMU SPOTU
İsrafın önlenmesi bakımından;
• Yemekhanelerde ekmeğin ince dilimler halinde sunulması,
• Fırınlarda ihtiyaçtan fazla ekmek üretiminin
engellenmesi,
• Ekmek üretiminde çalışanların eğitilmesi,
• Ekmeğin doğru yöntemlerle muhafaza edilmesi,
• Bayatlamış ekmeğin en uygun yöntemlerle
değerlendirilmesi,
• Hayvan beslenmesinde kullanılan ekmeğin
de israf olduğu bilincinin yerleştirmesi, konularında gerekli tedbirlerin alınması gerektiği vurgulanmaktadır.
İsrafın Ekonomik Boyutu
Araştırmaya göre kişi başı ekmek israfı günlük
20 gr’dır. Bu miktar az gibi gözükse de ülke nüfusu göz önünde bulundurulduğunda israfın yıllık
ekonomik boyutu, ekmeğin 2,80 TL olan kg birim
fiyatından hareketle 1,5 milyar TL’dir.
Bir yılda israf edilen ekmeğin parasal karşılığı
ile:
• 104 bin aile (5 kişilik) bir yıl boyunca yoksulluk sınırında geçinebilmekte,
• 162 bin asgari ücretli kişi bir yıl boyunca geçinebilmekte,
• 460 bin üniversite öğrencisine 12 ay boyunca
aylık 280 TL burs verilebilmektedir.
Ya da;
• 100 yataklı 80 hastane,
• Yıllık 500 bin yolcu kapasiteli 18 havaalanı,
• 16 derslikli 500 okul,
• 300 öğrenci kapasiteli 250 yurt,
• 500 kilometrelik bölünmüş yol gibi hizmetlerden herhangi biri yapılabilmektedir.
• Ayrıca, 1 günde israf edilen 6 milyon adet
ekmek, 4,7 milyon kişinin 1 günlük ekmek
ihtiyacını karşılamaktadır.
• Bir yılda israf edilen 2,1 milyar adet ekmek,
ülkenin 23 günlük ekmek ihtiyacı kadardır.
ÇINAR DİYARI | 13
TARIM
PAMUK
1. TANIMI VE ÖNEMİ
Pamuk gerçekte çok yıllık tropik bir
bitkidir. 80-120 cm boyunda dik gövdeli, odun ve meyve dalları ayrı olan
ve 180cm’ye kadar inen kazık kökü
vardır. Çeşit özelliğine göre pamuk
yaprakları, geniş ayalıdan, ince uzun,
derin oymalı şekle kadar değişebilir.
Uzun bir çiçeklenme ve hasat devresi olan çalısal bir görünüm arz eden
pamuğun tarımı, tak yıllık bir bitki
olarak yapılır. İnsanların giyim kuşamlarında kullandıkları kumaşların
çoğu pamuk lifinden yapılmaktadır.
Pamuk yalnız tekstil sanayine değil,
çiğit adı verilen pamuk tohumlarının
-24 yağ ihtiva etmeleri nedeniyle, bitkisel yağ sanayiinde de ham madde
sağlamaktadır. İnsan yaşamındaki
yeri ve faydaları nedeniyle pamuk gerek dünya ve gerekse Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahiptir.1997
istatistiklerine göre bölgemizde
265.228 ha alana pamuk ekimi yapılmış ve alandan yaklaşık 800.000 ton
kütlü pamuk elde edilmiştir.
2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ
2.1 İklim İsteği
Pamuk sıcağı seven, 32 ºC Güney ve
14 | ÇINAR DİYARI
47 ºC Kuzey enlemleri arasında kuru
ve sulu şartlarda yetiştirilen bir bitkidir. 120-200 güne kadar değişebilen
büyüme devresinin “don” suz geçmesini ister. Ortalama ısısının 15.5
ºC den aşağı olduğu yerlerde pamuk
yetişmez. Pamuğun ısı isteği gelişim
devrelerine göre farklı farklıdır. Sıcaklığın artması pamukta su ihtiyacını da
arttırılır. Büyüme devresi yağış düşmezse, bitkinin su ihtiyacı sulama
yapılarak karşılanır.
2.2 Toprak İsteği
Toprak isteği bakımından kanaatkar
bir görünüm arzeden pamuk süzek
ve alüvyal topraklarda çok iyi yetişirse de rutubet ve sıcaklığın elverişli olduğu PH’SI 6.5-7.5 olan orta dereceli
(tuzsuz) topraklarda da yetişir.
3.YETİŞTİRME TEKNİĞİ
3.1 Ekim Nöbeti
Pamuk tarımında ekim nöbeti mutlaka gereklidir. Pamuk ekilmeyen
seneler tarlada bulunacak diğer bitki
çeşidinden, pamuk seviyesinde bir
gelir sağlayabilme, kış yağışları ve
toprağın iyi tesviye edilmemesi gibi
nedenlerle ekim nöbeti güçleşmektedir.
Bölgenin iklimine, toprak ve pazar
durumuna göre pamukla ekim nöbetine göre, hububat, baklagiller,
yerfıstığı, patates, mısır, çeltik ve yem
bitkilerinden bir veya ikisi girebilir.
Bölgemizde GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın 1993-1996 yılları
arasında Şanlıurfa Koruklu Tarımsal
Araştırma İstasyonunda “GAP Bölgesinde Sulu Koşullarında Uygulanabilecek Ekim Nöbeti Sistemleri” kapsamında yaptırmış olduğu araştırma
sonuçlarına göre; Arpa + Sorgum /
Pamuk; Buğday + Sorgum / Pamuk;
Buğday + Mısır / Pamuk sistemlerinin
sürekli pamuk sistemlerinden daha
ümitvar olduğu, pamuğun kendisine
iyi bir ön bitki olmadığı saptanmıştır.
3.2 Çeşit
Köy Hizmetleri Şanlıurfa Araştırma
Enstitüsü ve Bölgemizde GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın
1987-1992 yılları arasında Şanlıurfa
Koruklu Tarımsal Araştırma İstasyonunda “GAP Bölgesinde Yüksek
Verimli, Lif Teknolojik Özellikleri Üstün Pamuk Çeşitlerinin Saptanması”
kapsamında araştırmalar sonucunda verim yönünden üstün olan Sto-
TARIM
neville 506, Sayar-314 ve McNair çeşitlerinin başta Harran Ovası olmak
üzere bölgede çok iyi uyum sağladığı görülmüştür.
Sayar-314: Yaprakları koyu yeşil ve
geniş ayalıdır. Elmalar sivri konik
olup, hafif gagalıdır. Lif uzunluğu
29-30 mm, lif mukavemeti 77-80 bin
pound, çırçır randımanı 9-41 orta
erkencidir. Verimi oldukça iyi bir çeşittir.
Mc Nair-612: Oldukça erkenci, kısmen bodur tiplerdir. Kozaları iri (5-6
gr) çırçır randımanı A, lif uzunluğu
fazla (30.5 mm) olan oldukça verimli bir çeşittir. Solgunluk hastalığına
nisbeten dayanıklıdır. Verim dekara
300 kg dır.
3.3 Toprak Hazırlığı
Toprak 25-30 cm lik derin sürüm ile
alt üst yapılır. Derin sürüm, derin
köklü yabani otların imhasının, bitki
artıklarının gömülüp organik madde oluşturmasını, toprağın gözenekliğinin ve su tutma kabiliyetinin
artmasını, havalanmasını, mikroorganizma faaliyetlerinin çoğalmasını
ve müteakip toprak işlemelerinin
kolaylıkla yapılmasını sağlar. Pamukta gerekli toprak hazırlığı bir yıl
önce yetiştirilen ön bitkinin çeşidine
göre farklı şekilde yapılır.
Buğday hasadından sonra tarla
hazırlığı: Buğday hasadını takiben
tarla, anız tavında iken derin sürüm
yapılır. Derin sürümü takiben sonbaharda düşen ilk yağıştan sonra
toprak tava geldiğinde, goble ve diskaro ile 10-15 cm derinlikte sürüm
yapılır. Tavda yapılan bu sürüm arta
kalan kesekleri parçalayıp dağıtır ve
kış devresinde oluşan otları imha
eder. Bu işlemi takiben tarlaya iyi
bir tohum yatağı hazırlamak için 2-3
tapan çekilerek toprak bastırılır ve
mibzerle ekime başlanır.
Pamuk hasadından sonra tarla
hazırlığı : Pamuk hasadını takiben
pamuk bitkileri sapkeserle küçük
parçalara ayrılır ve tarla 25-30 cm
derinlikle sürülür. Tohum ekimine
kadar yapılan diğer uygulamalar
buğdayı takiben yapılan tarla hazırlığının aynısıdır.
3.4 Ekim
En uygun ekim zamanını şöyle ifade edebiliriz. İyi hazırlanmış normal
tavlı bir toprakta sabah saat 08’de
tohum yatağındaki toprak ısısı 15
ºC’ye ulaşmış ve hava şartlarının
4-5 gün daha normal seyredeceği
hava tahmin raporunda belirtiliyorsa ekim hemen yapılmalıdır. Pamuk
ekim devresi 20 Nisan - 15 Mayıs
arasıdır.
Pamukta ekim genellikle mibzerle
sıraya ekim yapılır. Bölgemizde genellikle sıra arası 60-80 cm bırakılır.
Çapalama ve bakım işleri traktörle
yapılacaksa 65-70 cm, hayvanla
yapılacaksa 50-60 cm bırakılmalıdır. Dekara 5-6 kg tohum, ekim için
yeterlidir. Pamuk tohumu derine
ekilmez. İdeal ekim derinliği 4-5 cm
arasındadır. Eğer fazla derine ekim
yapılırsa çimlenme azalır. Hafif topraklarda tav çabuk kaybolduğundan derine, ağır topraklarda yüzeye
yakın ekim yapılır.
3.5 Gübreleme
Pamuktan arzulanan yüksek verimin alınması için dengeli ve yeterli
bir gübreleme yapılması şarttır.
Kimyevi (sun’i) Gübre: Bünyesinde
organik madde ihtiva etmeyen sıvı
veya granül haldeki yapay gübrelerdir. Bunların en önemlileri sırasıyla
şunlardır:
Azotlu Gübre: Azot zamanında ve
gereken dozlarda toprağa verilirse
pamuğun verim ve kalitesini arttırır. Azot eksik olursa pamuk boylanmaz, dallanma azalır, çiçek ve
meyve adedinde düşüş olur. Bitki
açık yeşil bir renk alır ve yapraklarda damarların arası sararır. Toprak
tahlili yaptırılarak gübrelemenin yapılması gerekir. Genellikle dekara 30
kg, 20-20’lik kompoze gübre kombine pamuk mibzeriyle ekimle banta
verilmelidir. Bu şekilde pamuk için
gerekli olan fosforlu olan (taban)
gübrenin tamamı ve azotlu (üst)
gübrenin yarısı verilmiş olur. Daha
sonra azotlu gübrenin ikinci yarısı
birinci sudan önce tarlaya serpilmeli ve çapa ile hafifçe toprağa karıştırılmalıdır. Üst gübre olarak amonyum nitrat (&) kullanılırsa, dekara 27
kg, Amonyum Sülfat kullanılırsa 33
kg/da, üre kullanılıyorsa 15 kg/da
verilmelidir.
Fosforlu Gübre: Pamukta çiçeklenmeyi sağlayan fosfor, toprak tarafından tutulduğundan yıkanma tehlikesi yoktur. Bitkinin fosfor ihtiyacı
toz veya granül yadatriple haldeki
fosforlu gübrelerden biri dekara 7 kg
saf madde olarak verilmelidir.
3.6 Sulama
Pamuktan bol ve kaliteli bir ürün
almak için sulamanın çok dikkatli
yapılması lazımdır. Bunun içinde
bitki ve toprak özelliklerinin, sulama
zamanının, sulama aralığının, bir
sulamada verilecek su miktarının ve
sulama yönteminin bilinmesi gerekir.
Bitki Özelliği: Pamukta kök sistemi
180 cm’ye kadar iner, ancak saçak
kök gelişimi 20-60 cm derinlikteki
toprak tabakasında olur. Bitki mevsim boyunca ihtiyaç duyduğu suyun
ÇINAR DİYARI | 15
TARIM
U-60’ını ilk 60 cm derinlikteki toprak
tabakasından alır. Kök sistemi bitki
gelişmesine paralel olarak arttığından dolayı, verilecek su miktarı, ilk
devrelerde az olup, daha sonraları
artış gösterir. Genelde pamuğun etkili kök derinliği 90 cm olarak alınır.
Pamukta İlk ve Son Sulama Zamanlarının Tespiti: Pamukta ilk ve
son su çok önemlidir. İlk suyu çok
geciktirmek doğru değildir. Bitkinin
hızlı büyüdüğü bu devrede toprakta
yeterli nem yoksa kökler gelişmez.
Toprak Özelliği: Sulama yaparken
toprak yapısının bilinmesi gerekir.
Toprağın geçirgenliği, su tutma kapasitesi, arazinin tesviyesi ve meyil
durumu, yapılacak sulamada, sulama süresi ile verilecek su miktarına
doğrudan etki eder.
Sonraki sulamalar ne kadar zamanında yapılırsa yapılsın ilk sulamadaki gecikmenin kütlü verimine
olumsuz etkisi önlenemez. Bölgemizde ilk sulama, birkaç defa çapa
yapılarak mümkün olduğu kadar
geciktirilmeli ve ekimden 40-45 gün
sonra yapılmalıdır. Bu devre genellikle Haziran başına rastlamaktadır.
Kozaların olgunlaşma döneminde
yapılacak sulamaların da ayrı bir
önemi vardır. Bu dönemdeki sulamalar bitkinin yeşil aksamının gelişmesini arttırmayacak, fakat kozaları
besleyecek ölçüde olmalıdır. Son
sulama zamanında yapılmaz ve ileri
tarihlere kadar sulamaya devem edilirse yaprak ve çiçek gelişmesi teşvik
edilmiş olur, bu da kozaların geç açmasına neden olur. Son suyun erken
kesilmesi ise kozaların küçük kalmasına ve erken açılmasına neden olacaktır. Pamukta sulamaya kozaların
‘u açtığında son vermek gerekir. Bölgemizde bu tarih Eylül ayının başına
rastlamaktadır. Pamuk sulamasında
0-90 cm’lik toprak derinliğinin doyurulması gerekmektedir. Bölgemiz
koşullarında sulama tesis maliyeti
göz önüne alındığında, pamukta
damla ve yağmurlama sulamaya
göre en uygun sulama metodu karık
usulü sulama metodudur.
3.7 Bakım
Sulama Zamanının Tespiti: Pamukta erken yapılan bir sulama, bitkinin
ve getatif gelişmesini teşvik eder. Tarak ve çiçek oluşumunu azaltır. Hatta olumsuz derecede silkme meydana gelir. Sulamanın gecikmesi bitki
gelişmesini durdurur, tarak, çiçek ve
elma silkmesini arttırır. Bitkinin görünümüne bakılarak sulama zamanı
şöyle tespit edilebilir. Bitki gelişmesi
yavaşlar, olgun yapraklar kirli, koyu
yeşil renk alır, yeni sürgünler cansız
açık yeşil renkli görünür. Yaprak ısısı
artar, çiçek adedi azalır, gövdedeki kırmızılık tepe tomurcuğuna 6-7
cm’ye kadar yaklaşır ve yapraklardaki pörsüme sabah vakti de görülmeye başlar. Bu durumda sulamaya
başlamak gerekir.
Sulama Aralığı ve Sulama Sayısının
Tespiti: Pamuğa, Bölgemiz koşullarında, ilk su ekimden 40-45 gün
sonra, son su ise Ağustos ayının son
haftasında veya en geç Eylül ayının
ilk haftasında verilmelidir. Buna göre
pamuk; Haziran ayında 10 gün arayla 3 defa, Temmuz ve Ağustos aylarında 8 gün arayla 4’er defa olmak
üzere toplam 11 defa sulanmalıdır.
Suyun kıt olduğu yerlerde mevsim
boyunca 10 gün arayla toplam 9
defa sulama yapılabilir.
16 | ÇINAR DİYARI
Pamuk tarımında ekimden sonra
bazı bakım işleri vardır. Bunlar şöyle
sıralanabilir.
1-Seyreltme: Tarlaya atılan fazla tohumun oluşturduğu bitki fazlalığının
sıra üzerinde belli bir aralık verilecek
şekilde azaltılması işine denir. Seyreltme yapılırken zayıf ve hastalıklı
bitkiler kökleri ile beraber çekilerek,
genç pamuk bitkileri arasında aynı
mesafe bırakılmalıdır. Bölgemiz
için bu mesafe 12-15 cm olmalıdır.
Seyreltme zamanını iyi ayarlamak
gerekir. Geç yapılan seyreltme bitki gelişimini önler, kök sisteminin
zarar görmesine neden olur. Erken
yapılan seyreltme hastalık ve toprak
kurdu zararı nedeni ile yer yer boşlukların oluşmasına neden olabilir.
2-Yabancı Ot Mücadelesi: Pamuk
çıkışından itibaren tarladaki yabancı
otların yok edilmesi için devamlı bir
mücadele gerekir. Bu mücadele çeşitli yöntemlerle yapılır.
Çapalama: Tarlanın otlanma durumuna göre pamukta bir veya iki
defa el çapası, traktör sıra aralarına
girinceye kadar da sulamalardan
sonra toprak tava gelince bitkiye zarar vermeyecek şekilde traktörle 1-2
çapalama yapılabilir.
İlaçlı Mücadele: Yabani ot ilacı
ekimden 3-5 gün önce veya ekimi
müteakip yahut ekimden sonra olmak üzere 3 ayrı zamanda kullanılır.
Ekimden önce veya ekimi müteakip kullanılan ilaçlar dar ve geniş
yapraklı tek yıllık yabani otları imha
etmek için kullanılır. Ekimden sonra
kullanılacak ilaçlar daha ziyade çok
yıllık otları kontrol eder.
3.8 Hastalıkları ve Mücadelesi
Mevsim başlarında ani ısı düşmesi
pamukta hastalık oranının artmasına yol açar. Bu devrede en erken
görülen hastalıklar şunlardır.
Fide Hastalığı: Çeşitli mikroorganizmaların sebep olduğu bu hastalık,
tohuma çimlenmeden önce veya
sonra araz olduğu gibi, çıkışı mütea-
kip genç bitkide de araz olabilir. Çökerten olarak da bilinen bu hastalık
soğuk ve nemli toprakta daha çok
zarar yapar.
Zamanla bütün yapraklar dökülür.
Bitki gelişemez. Kabuk soyulduğunda gövde kahverengi esmer bir görünüm arzeder.
Mücadelesi: İki türlü yapılır.
Mücadelesi: Dayanıklı çeşit kullanılmalı, münavebeye önem verilmeli,
toprakta nematod varsa imha edilmeli, tarlaya bol potasyumlu gübre
verilmeli. Tarla çiftlik gübresi ile bolca gübrelenmeli, hastalıksız tohum
ekilmelidir.
1. Kültürel Mücadele; Tohum yatağı iyi hazırlanmalı, toprak ısısı
16 ºC nin üstüne çıktığında ekim
yapılmalı, kaliteli tohum kullanılmalı, derin ekim yapılmalıdır.
2. Kimyasal Mücadele: Tohumların havı alınmalı, tohumlar ilaçlanıp ekilmeli, çıkış sonucu fide
gelişimini etkileyecek haşere
tahribatı önlenmelidir.
Pamuk Kök Çürüklüğü: Kireçli topraklarda pamukta daha çok görülen
bir mantar türüdür. Pamuk kök çevresini çürütüp ölüme sebep olur.
Mücadelesi: Mücadelesi oldukça
zordur. Toprakta yeteri kadar organik madde bulundurmalı, toprak
yeşil gübre ile takviye edilmeli, saçak
köklü bitkilerle münavebe yapılmalı,
tarla hazırlığı zamanında ve derince
yapılmalıdır. Pamuk gelişimini hızlandırmak için dengeli bir gübreleme şarttır. Ayrıca erkenciliği teşvik
edici bütün imkanlarda kullanılmalıdır.
Fusarium: Kumlu ve tınlı topraklarda yetişen pamuklarda çimlenmeden sonra bütün mevsim boyunca
görülebilen mantari bir hastalıktır.
Hastalık alt yaprak kenarlarının sararıp kuruması ile kendini gösterir.
Verticillum: Sporları toprakta uzun
süre yaşayan bu hastalık etmeni
mantarlar, soğuk ve nisbi rutubeti
fazla olan yerlerde ağır hasar yaparlar. Kurak ve sıcak hava, hastalığın
şiddetini azaltır. Gelişmiş bitkilerde
alt yapraklar benekli bir görünüm
alır. Yaprak damarları arası sararır ve
daha sonra dökülür. Hasta bitkilerin
tarak ve elmaları dökülür. Dökülmeyen elm eler çok erken açar. Bitkinin
odun dokusunda noktalar halinde
siyah lekeler oluşur. Mevsim sonuna
doğru bitki alt dallardan yeniden gelişmeye başlar.
Mücadelesi: Dayanıklı çeşit ekilmelidir. Küçük daneli ve saçak köklü
bitkilerle münavebe yapmak hastalık şiddetini oldukça azaltır. Toprak
derin işlenmeli, sık ekim yapılmalıdır. Sulama zamanı iyi tayin edilmeli, verilecek su veya gübre miktarı
optimum miktarda olmalıdır. Toprak sıcaklığını arttıracak her imkan
uygulanmalı. Ekim geç yapılmalı,
hastalıklı pamuk ve çırçır artıkları
bölgeye atılmamalıdır.
Köşeli Yaprak Lekesi: Dünyada yaygın bir bakteri hastalığıdır. Bilhassa
yapraklarda görülmekle beraber dal
ve elmalarda da görülebilir. Hastalık
yaprak altında koyu yeşil sulu benekler halinde belirir. Daha sonra
yaprak üzerinde damarlar boyunca
kırmızı-kahverengi köşeli lekeler
halinde görünürler. Gövde ve dalda
ise siyahımsı bir leke halindedir. Elmalarda yeşil, sonraları siyah çukur
lekeler oluşur. Bu lekelere mantarlar
neden olur,elmalar çürür, kozalar
açılmaz, açılanlarda lifler lekelidir.
Mücadelesi: Temiz tohum kullanılmalı. Bitki artıkları imha edilmeli,
münavebe yapılmalı. Mukavim çeşit ekilmelidir. İlaçlı mücadele, ekim
öncesi tohum ilaçlamaları şeklinde
yürütülür ve koruyucu niteliktedir.
Elma Çürüklüğü: Elmalara zedeli
yerlerinden girerek veya direk nüfus
ederek zarar veren çeşitli türde mantarlardır. Gübreleme ve sulamanın
fazla yapılması elma çürüklüğü epidemesini arttırır. Küçük lekeler halinde beliren hasar zamanla genişler. Lüleler pembe renkli, taş gibi bir
hal alır. Lif kalite ve kantitesi düşer,
verim azalır.
Mücadelesi: Azotlu gübrenin fazla
verilmemesi, haşare tahribatının
mutlak kontrol edilmesi lazımdır.
Yabani ot kontrolü iyi yapılmalı. Münavebe yapmak, hastalıksız tohum
kullanmak, tarla sürümünü derin
yapmak, hastalık şiddetini azaltır.
ÇINAR DİYARI | 17
OKULLARIMIZ
FATİH İLKÖĞRETİM KURUMU
Okulumuz 12.02.1999 tarihinde T.C. Bayındırlık
Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğünce Fatih Lisesi
adı altında yapılmış olup 1999-2000 Öğretim yılında
Milli Eğitim Bakanı Metin BOSTANCIOĞLU ve çok sayıda Devlet Erkanı tarafından İlköğretim okulu olarak
Eğitim Öğretime açılmıştır. Okulumuz 5000 M2 olan
okul arsası olan ,arsanın 3000 m2’sine Eğitim Öğretim
ve İdare binası inşa edilmiş olup 2000 m2’si oyun ve
dinlenme bölümleri için açık alan olarak bırakılmıştır.2008-2009 Eğitim Öğretim yılının Aralık ayından
itibaren eğitime okul binasının güçlendirme çalışmaları nedeniyle Ziya Gökalp İlköğretim Okulu’nun ek
binasında devam edilmektedir. Okulumuz Taşımalı
Eğitim kapsamında olup 11 köy ve mezradan öğrenci
almaktadır.2012-2013 Eğitim-Öğretim yılından itibaren merkezden de öğrenci almaktadır. Okulumuz 13
derslikten oluşmakta olup OGP kapsamında alınan 8
adet projeksiyon ve aparatı ile 7 Adet netbook sayesinde dersler bilgisayar destekli işlenmektedir. Okulumuz 6 ilkokul 7 ortaokul şubelerinden oluşmaktadır.
DEĞERLER
ERKEK
KIZ
TOPLAM
Öğrenci Sayısı
176
168
344
Öğretmen Sayısı
10
7
17
Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı
28
ADSL Bağlantı Durumu
Mevcuttur
Fen Laboratuarı
Mevcuttur
Trafik Bahçesi
Mevcuttur
Oyun Parkı
Mevcuttur
18 | ÇINAR DİYARI
OKULLARIMIZ
MİSYONU
• Öğrencileri bilgi çağına uyum sağlayarak, kendini bilen, topluma yarar sağlayan bireyler yetiştirmek.
• Kendine güvenen, görev ve sorumluluklarının bilincinde olan öğrenciler yetiştirmek.
VİZYONU
• Bilgiyi öğrenme yollarını keşfeden, bilgiden yeni bilgi üreten, kendini geliştirme isteği ile dolu sosyal sorumluluk bilincine sahip nesiller yetiştirmek.
• Okulumuzu çevremizde bilim ve kültür merkezi haline getirmek.
• Öğrencilerimizi teknolojik çağda yaşadıklarını hissettirmek.
• Bahçe Kullanım Durumu: Okulun tüm bahçe alanları kullanılmakta olup okul bahçesinde toprak saha da
futbol sahası, Basketbol sahası,Voleybol sahası ve çocuk oyun parkı bulunmakta olup tüm alanlar kullanılmaktadır.
• Bina İçinde ve Dışında Oluşturulan Oyun Alanları: Basketbol sahası,Voleybol sahası,Futbol Sahası,Çocuk
oyun parkı vb.
ÇINAR DİYARI | 19
MAKALE
2022 YAŞLI VE ENGELLİ AYLIKLARI
2022 sayılı kanunun uygulanmasına ilişkin olarak 65
yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Vatandaşlarımız ile Engelli ve Muhtaç Vatandaşlarımıza Aylık
Bağlanmasıyla ilgili iş ve işlemler şu şekilde düzenlenmiştir.
* Hane içinde kişi başına düşen geliri, 2022 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının
memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan
tutardan şuan itibarıyla 252,22 tl’den az geliri olan
kişilere bağlanır.
Nereye, Nasıl Başvurulur?
İSTENEN BELGELER:
2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanacak aylıklara ilişkin
başvurular, kişilerin adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde kayıtlı ikametgâhının bulunduğu Vakfa yapılır.
* Aylık başvuru formu (Başvuru sisteme girildiğinde alınan form imzalattırılır)
Başvuruların şahsen ve yazılı olması esas olmakla birlikte başvuru işleminin kanunî temsilciler tarafından
yapılması hâlinde mahkemeden alınmış karar örneği,
vekil tarafından başvuru yapılması hâlinde vekâletname örneği başvuru formuna eklenir.
2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanacak aylıklara ilişkin
olarak Vakıflar tarafından yapılacak tüm iş ve işlemler
sistem üzerinden 2022 modülü kullanılarak gerçekleştirilir.
2022 sayılı Kanuna göre 5 çeşit aylık bağlanmaktadır:
1. Yaşlı Aylığı
2. %40-69 Arası Özürlü Aylığı
3. % 70 ve Üzeri Özürlü Aylığı
4. 18 Yaş Altı Özürlü Yakını Aylığı
5. Silikozis Aylığı
YAŞLI AYLIĞI:
Yaşlılık aylığı;
* 65 yaşını doldurmuş olan,
* Aylıktan faydalanmayacaklar arasında sayılmayan,
20 | ÇINAR DİYARI
* Aylık başvurusunun, kanunî temsilciler tarafından yapılması hâlinde mahkemeden alınmış karar örneği,
vekil tarafından yapılması hâlinde vekâletname örneği
Uyarı- 1
Yaşlılık aylığı almakta iken %70 ve üzeri özürlü olduklarını
sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanların aylıkları “% 70 ve
üzeri Özürlü Aylığı”na dönüştürülür. Ancak özür derecesi
%70’in altında olan kişilerin bu yöndeki başvurularının
kabul edilmemesi gerekmektedir. 65 yaşın doldurulmasından önce %40-69 arası özürlü aylığı bağlanmış olanların aylıkları aynı şekilde ödenmeye devam olunur.
%40-69 ARASI ÖZÜRLÜ AYLIĞI:
* 18 yaşından büyük ve 65 yaşından küçük olan,
* %40-%69 arası özürlü olan,
* Aylıktan faydalanmayacaklar arasında sayılmayan,
* Hane içinde kişi başına düşen geliri, 2022 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutardan
şuan itibarıyla 252,22 tl’den az geliri olan kişilere bağlanır.
İSTENEN BELGELER:
* Aylık başvuru formu (Başvuru sisteme girildiğinde alınan form imzalattırılır)
MAKALE
* Aylık başvurusunun, kanunî temsilciler tarafından yapılması hâlinde mahkemeden alınmış karar örneği, vekil
tarafından yapılması hâlinde vekâletname örneği
* Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik gereğince özürlü raporu vermeye yetkili hastaneden alınan
Sağlık Kurulu Raporu
%70 VE ÜZERİ ÖZÜRLÜ AYLIĞI:
pılması hâlinde mahkemeden alınmış karar örneği,
vekil tarafından yapılması hâlinde vekâletname örneği.
* Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik
gereğince özürlü raporu vermeye yetkili hastaneden
alınan Sağlık Kurulu Raporu.
Uyarı- 2
* %70 ve üzeri özürlü olan,
18 yaşından küçük özürlü yakınlarına aylık bağlanabilmesi için kanuni velisi olan anne ya da baba başvuruda
bulunabilir. Boşanma durumunda velayetin verildiği kişi
tarafından mahkemeden alınmış olan velayet belgesi ile
başvuruda bulunulabilir.
* Aylıktan faydalanmayacaklar arasında sayılmayan,
Uyarı- 3
* Hane içinde kişi başına düşen geliri, 2022 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının
memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan
tutardan şuan itibarıyla 243,43 tl’den az geliri olan
kişilere bağlanır.
18 yaşından küçük özürlü yakınlarına aylık bağlanabilmesi için fiilen bakım ilişkisinin gerçekleşmesi ve bakıcı ile
bakılan kişinin aynı hanede ikamet etmesi şartları aranır.
%70 ve Üzeri Özürlü Aylığı;
* 18 yaşından büyük olan,
İSTENEN BELGELER:
* Aylık başvuru formu (Başvuru sisteme girildiğinde alınan form imzalattırılır).
* Aylık başvurusunun, kanunî temsilciler tarafından yapılması hâlinde mahkemeden alınmış karar örneği,
vekil tarafından yapılması hâlinde vekâletname örneği.
* Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik
gereğince özürlü raporu vermeye yetkili hastaneden
alınan Sağlık Kurulu Raporu.
18 YAŞ ALTI ÖZÜRLÜ YAKINI AYLIĞI:
18 Yaş Altı Özürlü Yakını Aylığı;
* Fiilen bakımını gerçekleştirdiği, kanunen bakmakla
yükümlü olduğu 18 yaşından küçük, en az %40 ve
üzeri özürlü yakını olan,
* Aylıktan faydalanmayacaklar arasında sayılmayan,
* Hane içinde kişi başına düşen geliri, 2022 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının
memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan
tutardan şuan itibarıyla 252,22 tl’den az geliri olan
kişilere bağlanır.
İSTENEN BELGELER:
* Aylık başvuru formu (Başvuru sisteme girildiğinde alınan form imzalattırılır).
* Aylık başvurusunun, kanunî temsilciler tarafından ya-
Uyarı- 4 Kişinin Yaşlı veya Özürlü Aylığı alması, fiilen bakımını üstleneceği özürlü yakını bulunması durumunda
18 Yaş Altı Özürlü Yakını Aylığı bağlanmasına engel teşkil
etmez. Ancak %70 ve üzeri Özürlü Aylığı alan kişi bu aylık
türüne başvuramaz.
SİLİKOZİS AYLIĞI:
Bu aylık türünde yeni başvuru yapılamamaktadır. Ancak
25.05.2011 tarihinde kadar başvurularını yapmış bulunanlardan işlemleri henüz tamamlanmamış olanların
işlemlerinin yürütülmesine devam olunur.
* 25.02.2011 tarihinden itibaren 3 aylık süre içerisinde
talepte bulunan.
* Aylıktan faydalanmayacaklar arasında sayılmayan.
* Silikozis hastalığı nedeniyle meslekte kazanma gücünü en az % 15 kaybettiğine Sosyal Güvenlik Kurumu
Sağlık Kurulunca meslek hastalıkları tespit hükümleri
çerçevesinde karar verilen kişilere bağlanır.
AYLIKTAN FAYDALANAMAYACAKLAR:
* Hangi ad altında olursa olsun sosyal güvenlik kurumlarından bir gelir veya aylık hakkından faydalananlar
ile isteğe bağlı prim ödeyenler dâhil olmak üzere sosyal güvenlik kurumlarına uzun vadeli sigorta kolları
kapsamında sigortalı olmayı gerektirecek şekilde bir
işte çalışanlar.
* 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar (Provizyon sorgusu sonucu
kapsamı 60/g olarak görülenler).
ÇINAR DİYARI | 21
MAKALE
* Muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde nafaka bağlanmış veya bağlanması mümkün olanlar.
* Muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde mahkeme kararıyla veya bir mevzuat gereği bağlanmış devamlı bir
geliri bulunanlar.
* Herhangi bir şekilde muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde devamlı gelir sağlayan ya da sağlaması mümkün olanlar.
* Kamu veya özel kurum ve kuruluşlarda iaşe ve ibateleri dâhil olmak üzere sürekli bakımı yapılan veya
yaptırılanlar (Huzurevi, Bakım Merkezi vb).
* Malları ve gelirleri devredilerek bir sözleşmeyle gerçek veya tüzel kişilerce kendilerine bakılanlar.
Uyarı- 9
3294 sayılı Kanun ve GSS-Gelir Testi işlemlerinde kullanılan muhtaçlık ölçüt ve sınırları ile 2022 sayılı Kanunun
belirlediği muhtaçlık sınırı ilişkilendirilmemelidir.
Ödemeleri Nasıl ve Ne Zaman Alınabilir:
Aylıkların ödeme gün ve dönemleri Genel Müdürlük tarafından belirlenir. Belirlenen gün ve dönemlerde ödemeler; hak sahiplerinin kendilerine veya durumlarına göre
vekillerine, vasilerine, kayyumlarına veya velilerine peşin
olarak yapılır. Kazandıkları tarih, başvuru tarihini takip
eden aybaşıdır.
•
İlk ödeme, Türkiye genelinde herhangi bir T.C. Ziraat
Bankası şubeleri tarafından daha sonraki ödemeler
ise Türkiye genelindeki herhangi bir PTT şubeleri kanalıyla yapılır.
•
2022 sayılı Kanun uyarınca ödenen aylıklar bir hizmet
veya prim karşılığı olamayıp sosyal yardım
niteliğindedir. Bu aylıklar Mart,
Haziran, Eylül, Aralık olmak üzere üçer aylık
dönemler halinde
ödenmektedir.
Uyarı- 5
Ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde hükümlü
ve tutuklu olarak bulunulması, aylığa hak kazanılmasında tek başına engel teşkil etmeyip muhtaçlık
ölçütü dikkate alınmak suretiyle
işlem tesis edilir.
Uyarı- 6
Kişinin bakmakla
yükümlü olunan
kişi statüsünde
sağlık güvencesine sahip
olması ve aynı
hanede sosyal
güvenceye sahip bireylerin bulunması aylığa hak
kazanılmasında
tek
başına engel teşkil etmeyip
muhtaçlık ölçütü dikkate alınmak
suretiyle işlem tesis edilir.
Ö d e m e
Günleri :
Ödemelerde oluşabilecek
yığılmaları
önlemek
amacıyla;
•
Doğum
tarihinin son rakamı
0 – 5 olan kişilere her dönemin 5 inci günü.
Uyarı- 7
•
Hanede herhangi bir bireyin aldığı 2022 sayılı Kanun aylıkları ile Evde Bakım Aylıkları hane gelirinde hesaba katılmaz.
Doğum tarihinin son rakamı 1 – 6 olan kişilere her dönemin 6 ıncı günü.
•
Doğum tarihinin son rakamı 2 – 7 olan kişilere her dönemin 7 inci günü.
•
Doğum tarihinin son rakamı 3 – 8 olan kişilere her dönemin 8 inci günü.
•
Doğum tarihinin son rakamı 4 – 9 olan kişilere her dönemin 9 uncu günü.
Uyarı- 8
Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Yönelik Nakit Sosyal Yardımından
faydalanan vatandaşların kendisi 2022 sayılı Kanun aylığı
alamaz. Hanede başvuran dışında Eşi Vefat Etmiş Yardımı
alınması durumunda hane gelirinde hesaba katılır.
22 | ÇINAR DİYARI
Ödeme yapılmaktadır.
EDEBİYAT
Diyarbakır Kalesinden Notlar ve
Adiloş Bebenin Ninnisi
1.
Varamaz elim
Ayvasına, narına can dayanamazken,
Kırar boynumu yürürüm.
Kurdun, kuşun bileceği hal değil,
Sormayın hiç
Laaaaal...
Kara ferman çıkadursun yollara,
Yarin bahçesi tarumar,
Kan eder perçem
Olancası bir tutam can,
Kadasına, belasına sunduğum,
Ben öleydim loooy...
Elim boş,
Ayağım pusu.
Bir ben bileceğim oysa
Ne afat sevdim.
Bir de ağzı var dili yok
Diyarbekir Kalesi...
2.
Açar,
Kan kırmızı yediverenler
Ve kar yağar bir yandan,
Savrulur Karacadağ,
Savrulur zozan...
Bak, bıyığım buz tuttu,
Üşüyorum da
Zemheri de uzadıkça uzadı,
Seni, baharmışın gibi düşünüyorum,
Seni, Diyarbekir gibi,
Nelere, nelere baskın gelmez ki
Seni düşünmenin tadı...
3.
Hamravat suyu dondu,
Diclede dört parmak buz,
Biz kuyudan işliyoruz kaba - kacağa,
Çayı kardan demliyoruz.
Anam sır gibi saklar siyatiğini,
“Yel” der, “Baharın geçer”.
Bacım, ikicanlı, ağır,
Güzel kızdır, bilirsin.
İlki bu, bir yandan saklı utanır
Ve bir yandan korkar
Ölürüm deyi.
Bir can daha çoğalacağız bu kış.
Bebeğim, neremde saklayım seni?
Hoş gelir,
Safa gelir,
Ahmed Arif’in yeğeni...
4.
Doğdun,
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldır şimdi memeye,
Saldır da büyü...
Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...
Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü...
Ahmed ARİF
Ahmed Arif, 21 Nisan 1927’de Diyarbakır’ın Hançepek semtindeki Yağcı sokak 7 no’lu evde dünyaya geldi. Diyarbakır Lisesi’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde okudu. 1940-1955 yılları arasında değişik dergilerde yayınladığı şiirlerinde kullandığı kendine has lirizmi
ve hayal gücüyle Türk edebiyatındaki yerini aldı. Türkçeyi en iyi kullanan şairlerdendir.
Şiirlerinde hep ezilen insandan yana oldu ve ezilenlerin kardeşliğine vurgu yaptı. Şiirlerinin toplandığı tek kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim 1968’de yayımlandı. Türkiye’de en çok basılan kitaplar listesindedir. Ahmet Kaya, Cem Karaca gibi sanatçılarca birçok şiiri bestelenmiştir. Ankara’da yalnız yaşadığı evinde 2
Haziran 1991 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.
Ahmet Oktay’ın 1990 tarihli Karanfil ve Pranga adlı çalışması Ahmed Arif şiiri üzerine yapılmış en detaylı çalışma olarak kabul edilir. Ayrıca, Muzaffer İlhan
Erdost’un Üç Şair adlı kitabında da, Ahmed Arif şiirinin yorum ve çözümlemeleri bulunmaktadır.
Şiir kitapları
•Hasretinden Prangalar Eskittim (Everest yayınları, ISBN 975-297-021-4, 57. basım, 2006);
•Yurdum Benim Şahdamarım (Everest yayınları, İstanbul, Kasım 2005, 5. Basım, ISBN 9789752891036)
ÇINAR DİYARI | 23
2014 YILI İLE BİRLİKTE ERASMUS+
PROGRAMININ UYGULAMASI BAŞLADI
Erasmus Artı (Erasmus Plus - Erasmus+ ) programı
Avrupa Komisyonu tarafından 2014 – 2020 arasında
uygulacak yeni programın ismidir. Erasmus Artı (Erasmus Plus - Erasmus+ ) programı ile bundan böyle en
son olarak 2007 – 20013 yılları arasında uygulanan
Gençlik Programı ve Hayat Boyu Öğrenme Programları’nın tümü tek bir çatı altında “Erasmus Artı (Erasmus Plus - Erasmus+ )” adı altında toplanacak. Bütün
yaş aralıklarından eğitimli – eğitimsiz çok geniş bir
yelpazede milyonlarca kişiye hitap edecek.
Erasmus Artı (Erasmus Plus - Erasmus+ ) programı ile uluslar arası eğitim olanaklarından staj fırsatlarına, mesleki eğitimden gençlik alanında yapılan
çalışmalara kadar bir çok farklı alanda çalışmalar
yürütülebilecek. Erasmus Artı (Erasmus Plus - Erasmus+ ) programı basit ve uygulaması kolay yapısıyla
etkiyi artıracak ve istenilen hedeflere ulaşılmasını kolaylaştıracak. Erasmus Artı (Erasmus Plus - Erasmus+
) programı 3 temel alanda çalışmalar yapılmasına
imkan verecek. Erasmus Artı (Erasmus Plus - Erasmus+ ) programı ile Bireyler İçin Öğrenme Fırsatları,
Kurumsal İşbirlikleri, Politika Reformunun ve İşbirliğinin Desteklenmesi alanlarında birçok fırsat barındırmaktadır.
Avrupa Birliği Bakanlığının bağlı kuruluşu olan
Türkiye Ulusal Ajansı tarafından yürütülmekte olan
24 | ÇINAR DİYARI
Avrupa Birliği eğitim ve gençlik programları 1 Ocak
2014 tarihinden itibaren yeni bir döneme girdi. 20072013 yılları arasında Hayatboyu Öğrenme ve Gençlik
Programları adı ile yürütülmekte olan programlar
2014-2020 yılları arasında Erasmus+ adı altında uygulanmaya devam edecek.
Erasmus+ Programı kapsamında eğitim, öğretim ve gençlik alanlarının yanı sıra spor konusunda
da geliştirilecek projelere destek sağlanacak. Türkiye’nin de içinde olduğu 34 Avrupa ülkesini kapsayacak olan programın 2014-2020 dönemi bütçesi 14,7
Milyar Avro olarak belirlendi. Söz konusu dönemde
Türkiye’nin yaklaşık 1 Milyar Avro bütçe kullanması
bekleniyor.
Erasmus+, daha önce kamuoyu tarafından bilinen adlarıyla Comenius (Okul Eğitimi), Erasmus
(Yükseköğretim), Leonardo da Vinci (Mesleki Eğitim),
Grundtvig (Yetişkin Eğitimi) ve Gençlik programlarını
tek bir isim altında birleştiriyor. Anılan bu programlar
tarafından halen yürütülmekte olan etkinliklerde çok
büyük bir değişiklik olmamakla beraber, programların yapısında, isimlerinde, başvuru usüllerinde birtakım değişikliklere gidildi ve basitleştirmeler yapıldı.
Söz konusu değişiklikler Türkiye Ulusal Ajansı’nın
www.ua.gov.tr adresinde yayınlanan Erasmus+ Teklif Çağrısı ve Erasmus+ Program Kılavuzu adlı dokü-
PROJELER
erasmus+
manlarla kamuoyu ile paylaşıldı.
Erasmus+ Programından kamu kuruluşları, okullar, üniversiteler, mesleki kuruluşlar, yerel yönetimler,
sivil toplum örgütleri ve işletmeler gibi tüzel kişiliğe
sahip olan her türlü kuruluş faydalanabiliyor. Programda gençler için bir ayrıcalık tanınarak tüzel kişilik
şartı aranmaksızın en az dört gencin biraraya gelerek başvuru yapmasına imkan sağlanıyor. Erasmus+
Programı altında iki farklı proje imkanı bulunacak.
Hareketlilik adı verilen projeler ile Avrupa ülkelerine
eğitim, meslek eğitimi, staj, iş başı eğitimi, gönüllü
hizmeti yapma imkanı sağlanacak. Stratejik Ortaklık
olarak tanımlanan projeler ile okul eğitimi, meslek
eğitimi, yüksek öğretim, kişisel gelişim veya kurumsal
kapasite gelişimi gibi alanlarda Avrupa ülkelerindeki
iyi uygulamalar ile yenilikçi yöntem, metot, müfredat
vb. çalışmalar ülkemize transfer edilebilecek.
1 Ocak 2014 tarihi itibariyle uygulamaya başlayan
Erasmus+ Programının 2014 yılı için proje başvuru
tarihleri de belirlendi. Buna göre hareketlilik projeleri
17 Mart 2014 tarihine kadar stratejik ortaklık projeleri
ise 30 Nisan 2014 tarihine kadar Türkiye Ulusal Ajansına sunulabilecek.
Erasmus+ Programı ile spor alanında geliştirilecek projelere de destek sağlanacak. Sporcu gelişimi ve sağlığı,
doping ve şike ile mücadele ve uluslararası spor organizasyonlarının düzenlenmesi gibi konular destek
alanları arasında yer alacak. Program kamu kuruluşları, federasyonlar, spor kulüpleri, ligler, üniversiteler ve
sivil toplum örgütleri vb. kuruluşlar tarafından sunulacak projeleri kabul edecek.
Erasmus+ Programı iş dünyası ile üniversite işbirliğini
geliştirecek projelere özel önem verecek. Bu kapsamda “Sektörel Beceri Ortaklıkları” ve “Bilgi Ortaklıkları”
adı altında geliştirilen iki yeni destek başlığı ile gençliğin girişimciliğinin artırılmasını, sektörlerin ihtiyaç
duyduğu mesleki becerilerin geliştirilmesini ve niteklikli ara elaman yetiştirilmesini hedefleyen projelere
finansman sağlanacak.
Türkiye Ulusal Ajansı, Erasmus+ Programının tanıtımı
amacıyla yoğun bir tanıtım çalışması başlattı. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde Erasmus+ Programının
detayları TV programları, radyo spotları, röportajlar,
geniş katılımlı sektörel tanıtım toplantıları, il bilgilendirme toplantıları ve çeşitli kurumlarla yapılacak tanıtım işbirlikleri ile vatandaşlara anlatılacak.
ÇINAR DİYARI | 25
HÜZÜNLÜ BİR VEDA
İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜMÜZ
MEHMET DEMİR’E ANLAMLI VEDA
2009 yılından beri ilçemizde Milli
Eğitim Müdürlüğünü vekaleten
yürüten Mehmet DEMİR’in,
Bismil’e İlçe Gençlik Spor
Müdürü olarak atanması sebebi
ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü
tarafından veda gecesi tertip
edildi. 17 Ocak 2014 te akşam
saat 17.30 da Diyarbakır’da bir
resteorantta tertiplenen yemekli
geceye başta İlçe Kaymakamı
Sayın İsmail ŞANLI, Garnizon
Komutanı, İl Milli Eğitim Müdürü,
STK ların temsilcileri, muhtarlar,
Çınar Esnafı, Eşrafı olmak üzere
okul müdürleri ve öğretmenler
katıldılar. İlçe Müdürü Mehmet
DEMİR için hazırlanan slayt
gösterisi ve yemeğin ardından
DEMİR, veda konuşmasında,
yaptıkları hizmetlerle amaçlarının
Çınar’ı her alanda daha ileriye
taşıma ve eğitim seviyesini
yükseltmek olduğunu; ancak bu
başarının asla tek kişiye endeksli
olmadığını,
başta
çalıştığı
kaymakamların olmak üzere,
şube müdürleri, okul müdürleri,
muhtarlar ve gönüllü olan tüm
kesimlerin desteği ile bu başarıyı
yakaladıklarını vurguladı. Çalıştığı
süre içinde zaman zaman gönül
kırmaların olduğuna dikkat
çeken DEMİR, ancak bütün bu
gayretlerin tamamen hizmet
odaklı olduğunu vurguladı.
Ancak yine de kendisinin herkese
hakkını helal ettiğini ve herkesin
de hakkını helal etmesini
istediğini belirtti.
Çınar Kaymakamı ŞANLI ise
konuşmasında: İlçe Müdürü olarak kendileri ile çalışmaktan son
derece mutlu olduklarını, gayretli
ve üstün çalışmalarından ötürü ilçeye çok şey kattığını gördüklerini
belirtti.
ve yatırımlar hususunda on yedi
ilçe içerisinde en gayretli ve başarılı müdürler arasında olduğunu
vurgulayarak yeni görevinde başarılarının devam etmesini diledi.
yazmış olduğu şiirini seslendirmesi
duygusal anlara sahne oldu. Karışık duyguların yaşandığı ortamda
halayların çekilmesi ile program
son buldu.
Ardından İlçe Müdürü DEMİR
için hazırlanan plaket ve hediyeler
verildikten sonra Şube Müdürü Abdurrezzak BAŞAK’ın kendileri için
Bizler de milli eğitim çalışanları
ve mesai arkadaşları olarak yeni
görevinde başarılar diliyor, ömür
boyu mutluluklar diliyoruz.
İl Milli Eğitim Müdürü M. Hadi
AĞIRBAŞ ise özellikle okul yapma
26 | ÇINAR DİYARI
HÜZÜNLÜ BİR VEDA
SENİ SEVMEK, SENİ SEVMEK GİBİDİR
Seni sevmek umuda yelken açmak gibidir.
Bir lokmayı paylaşmak gibidir.
Üşüdükten sonra sımsıkı sarılmak gibidir.
Seni sevmek, seni sevmek gibidir.
Beklenen müjde
Yeşerten ümit
Hakikatin kendisi gibidir Aslında.
Dalda yaprak gibidir.
Sırdaş, omuzdaş, kardaş olmak gibidir.
Aynı sevdaya baş koymak gibidir.
Yürekte sızı, gözde yaş gibidir.
Seni sevmek, kendini eritmek gibidir.
Ne varsa iki şeyden
Aslında sadece sen gibidir.
Veya Mevlana’da Şems gibidir.
Hayalde hakikat gibidir.
Bayırkonak’ta ağlayan çocuk gibidir
Ovabağ’da elleri ısıtan yürek gibidir.
Leblebitaş’ta gönül veren eren gibidir
Aşağıkonak’ta çiçek açan bahar gibidir.
Söz de öz gibidir.
Ten de Can…
Ayrılıkta vuslat gibidir.
Gamda sürur gibidir.
Gümüştaş’ta Umuda yelken,
Başalan’da camiye rahmet,
Ağaçsever’de kurşun’a siper
Çınar’da susamış gönüllere imamhatip gibidir.
Aynı davaya koşmak...
Diyarbakır’a beraber ağlamak gibidir.
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölürken Seni ebediyen içimde yaşatmak gibidir.
Seni sevmek, aslında seni sevmek gibidir.
Abdurrezzak BAŞAK
ÇINAR DİYARI | 27
SAĞLIK
BURUNDAKİ TERCİH
Burnun, yerine, yapısına ve ölçülerine baktığımızda;
tesadüflere yer bırakmayan bir nizam ve intizamla
yaratıldığına, birçok hikmetle yüklü olduğuna şahit
oluruz. Sadece solunum açısından bakıldığında bile,
burnumuza; havanın filtre edilmesi, ısıtılması ve nemlendirilmesi gibi üç önemli vazifenin yüklendiği görülür. Bu üç vazifenin gerçekleştirilebilmesi için, havanın
burun boşluğunda yavaş ilerlemesi gereklidir. Şâyet
hava, burun içinde hızlı ilerleseydi, içindeki tozlar süzülmeden, soğuk ve kuru olarak akciğerlere gidecekti.
Bunun neticesinde de solunum yolları ve akciğerlerde
faranjit, bronşit, sinüzit ve pnömoni (zatürre) gibi hastalıklar daha kolay ortaya çıkabilecekti. Ağızdan nefes
alanlarda bu fonksiyonlar yerine getirilmediğinden
bahsolunan hastalıkların ortaya çıkma riski, daha yüksektir.
Genellikle sigara içimine bağlı gelişen gırtlak kanseri
ameliyatı geçirmiş (boğazı delik) hastalarda da bu tür
enfeksiyonlar, sık görülür. Çünkü bu tür ameliyat geçirmiş kişiler, havayı bu delik vasıtasıyla alır. Özellikle
havadaki tozlara ve kuru havaya alerjisi olanlarda aksı-
28 | ÇINAR DİYARI
rık, nefes darlığı ve astım krizleri ortaya çıkabilir. Ayrıca
burun boşluğunda bulunan kıllar da, havanın yavaş
geçişi ve filtrasyonu açısından önemlidir.
Acaba havanın yavaş ilerlemesi için burunda hangi
mekanizma işletilmektedir? Havanın yavaş ilerlemesi
için, burnun orta duvarından yanlara doğru uzanan
bu kıvrımlı çıkıntılar, konka olarak isimlendirilir. Nefes
aldığımızda, havanın sadece bir kısmı konkalar arasından sıkışarak geçer. Bu esnada konkalara sıkı temas
ile hava içindeki tozlar, konkaların yüzeyindeki mukus
adı verilen koyu sıvıya yapışır. Arta kalan hava ise, konkalara çarparak geriye doğru dairevî bir hareket yapar.
Buna, havanın burun içinde türbülansı denir. Türbülans ile, hava bir miktar burun boşluğunda bekletilmiş
ve döndürülmüş olur. Bu sırada havanın ısıtılması, yani
vücut ısısına eşit hâle getirilmesi sağlanır. Burada gerektiğinde bunun tam tersi bir durum da söz konusudur. Eğer alınan havanın sıcaklığı, vücut sıcaklığından
daha yüksekse, hava, burunda soğutularak vücut sıcaklığına yaklaştırılır.
SAĞLIK
Ayrıca havadaki su buharı basıncı sıfıra yakınken (3
mmHg) burunda bekleme esnasında havaya katılan
su molekülleri ile 47 mmHg’ya yükseltilir. Daha açık
ifadeyle, burun boşluğundaki su molekülleri buharlaşarak havaya katılır. Ağzından nefes alarak uyuyan
kişilerde, sabah boğaz ve yutakta kuruluk olur. Çünkü
hava nemlendirilmeden akciğerlere çekilmiştir. Bu sebeple kalorifer üzerine bırakılacak içi su dolu bir kapla,
odanın havasının nemlendirilmesi oldukça faydalıdır.
Burundaki iki farklı delik
Bilim adamları sağ veya sol burun deliklerinden nefes almanın farklı olup olmadığını araştırmışlar ve çok
enteresan bilgilere ulaşmışlardır. Son araştırmalardan
edinilen bilgilere göre insanlar aslında tek burun deliğiyle nefes alıp vermektedir. Yani bir burun deliğinden
geçen hava miktarı, diğerine göre kat kat fazla olabilmektedir. İnsanların günlük işlerinde ağırlıklı olarak
kullandıkları ele ‘baskın el’ dendiği gibi, havanın çoğunlukla alındığı burna da ‘baskın burun’ denmektedir. Ancak sürekli aynı burun deliğinden nefes almıyoruz. Yani burunda baskınlık değişken bir durumdur.
Bir burun deliğinin baskınlığı, yirmi beş dakika ile sekiz
saat arasında değişmektedir.
BUNLARI BİLİYOR MUYUZ?
•
Burundan alınan havanın nasıl ısındığı çözüldüğünde; dünyada ısınma probleminin olmayacağını..
•
Burundaki kılların alınan havayı vücut sıcaklığına
getirdiğini ve havayı temizlediğini..
•
Burun mukozasının (sümük) nefes alış verişini
kolaylaştırdığını..
•
Ağzımız doluyken; burunun nefes alış verişine alternatif olduğunu…
ÇINAR DİYARI | 29
SPOR
MASATENİSİ
Masa tenisi 2 veya 4 oyuncunun birbirlerine topu ileri
geri olarak attığı ortasında ağ olan masanın üstünde
oynanan bir oyundur.
Tarihçesi :
Bu sporun salon tenisi adıyla bilinen en eski şekli 1880
li yıllarda Hindistan ve Güney Afrika’daki İngiliz ordu
subayları tarafından oynanırdı. Puro kutularının kapaklarını raket, yuvarlatılmış şarap şişesi mantarlarını
da top olarak kullanırlardı. File olarak da kitapları kullanıyorlardı.
1890 lı yıllarda İngiltere’de bu oyunun diğer versiyonları geliştirildi. Bunlar “whiff whaff” ve “gossima” gibi
değişik isimlere sahiptiler ve Parker Brothers firması
masaya kurulabilen portatif net, dışı file kaplı küçük bir
top ve minyatür raketlerden oluşan salon tenisi kitleri
satmaya başladı.
1900 yılında Amerika’yı zayaret eden İngiliz James
Gibb, dönerken yanında bazı içi boş selüloid toplardan
getirdi ve arkadaşlarıyla salon tenisini bu topları kullanarak oynamaya başladı. Gibb, topun rakete ve masaya çarptığı zaman çıkardığı sesi temsil eden “ping
pong” ismini kulanmaya başladı.
Fakat 1901 yılında İngiliz spor ekipmanları üreticisi
olan John Jacques “Ping Pong” ismini kendi adına
30 | ÇINAR DİYARI
tescil ettirdi ve bu ismin Amerika haklarını Parker Brothers firmasına sattı. Onlar da yeni kitlerini bu isimle
çıkardılar
İkinci dünya savaşından sonra bir süre daha orta Avrupalı oyuncuların egemenlikleri sürdü. 1953 yılından
itibaren Asya’lı oyuncuların egemenliği başladı. Asya’lı
yıldız oyuncuların aniden ortaya çıkmalarının bir sebebi Japon Horoi Satoh’ın 1952 yılında ilk defa kullandığı
süngerli lastiklerin kullanılmaya başlamasıdır. Bu yeni
malzeme oyunu hızlandırdı ve oyuncuların topa daha
fazla falso vermelerine imkan sağladı.
Asya’lı oyuncular “Penholder tutuşu” adı verilen ve
raket sapının başparmak ile işaret parmağı arasında
tutulduğu bir tutuş şekli geliştirdiler. Bu tutuş şeklinde her tür vuruş için raketin aynı yüzünü kullanıyordu
(artık bu tutuş ile raketin her iki yüzünü de kullanan
oyuncular vardır). Bu tutuş bugün bir çok üst seviye
uluslararası oyuncu tarafından kullanılmaktadır.
İlk dünya şampiyonası 1927 yılında Londra’da yapıldı.
1988 yılında masa tenisi erkek ve bayanlarda tekler ve
çiftler müsabakalarını içeren olimpik bir spor haline
geldi.
SPOR
MASA TENİSİ OYUN KURALLARINI
ÖĞRENİYORUM
1-Bir set 11 sayıda biter.
2-Oyuncular sırayla 2 kere servis atar.
3-Eger skor 10-10 ise maç 12 ye uzar ve 2 sayı fark sonuçlanana kadar devam eder ( örneğin 15-15 olursa
maç 17 ye uzar) ayrıca oyuncular 10-10 dan sonra
oyuncular tek tek servis atmaya başlar.
4-Maçlar 3 seti alan oyuncunun kazanmasıyla biter.
5-Oyuna kura atışıyla başlanır kura atışını kazanan
sporcu ister masada oynayacağı yönü,isterse servisi
kimin atacagına karar verir.
6-İlk sete servis atarak başlayan oyuncu bir dahaki
sette karşılayan olmak zorundadır.
Servis Kullanma Kuralları:
1-İyi bir servis kullanmak için önce topu avucumuzun ortasında yerleştirip elimizi düzgünce açmalıyız.
2-Servisi masa yüzeyinin gerisinden ve üstünden
kullanmamız gerekir
3-İyi bir servis atışı yaptıktan sonra topunuz file ve ag
setinin herhengi bir yerine çarparak masanın karşı
tarafına düşüyorsa servis atışınızı tekrarlamanız gerekir.(let)
SAYI
1. Ralli let olmadıkça oyuncu aşagıdaki
hallerde sayı kazanacaktır
2. Rakibi iyi bir servis atışı yapamazsa
3. Rakibi iyi bir karşılama yapamazsa
4. Rakibi topa art arda iki kez vurursa.
5. Rakibinin serbest eli oyun yüzeyine degerse
6. Rakibi veya rakibinin giydiği ,taşıdıgı herhangi bir şey oyun yüzeyini hareket ettirirse
LET (servisin tekrarlanması)
1. Aşagıdaki hallerde ralli let olarak değerlendirilir.
2. Eger servis atışında top ağ takımının üstünde veya etrafından geçerken ona dokunursa ve başka bir kusur yoksa karşılayıcı veya
eşi tarafından engellenmemişse
3. Eger servisi karşılayan oyuncu hazır değilken atılmışsa,karşılayan tarafından topa
vurmak için girişimde bulunmamaları kaydıyla.
ÇINAR DİYARI | 31
BİLİMSEL VERİLER
İLGİNÇ BİLİMSEL VERİLER
Bilimsel olarak kanıtlanmış, hayatımıza dair bilmediğimiz bir sürü bilgi var. Bu ilginç bilgileri daha önceden
biliyor muydunuz? İşte bunlardan bazıları:
- Yılanlar 3 yıl boyunca uyuyabilme yeteneğine sahiptir.
- Bozulmayan tek gıda baldır.
- Ördeklerin sesleri asla yankı yapmaz.
- Denizyıldızlarının beyinleri bulunmaz.
- Üzümler eğer mikrodalga fırına atılırsa patlar.
- İnsanlar bir yıl içinde en az 1460 rüya görürler.
- Şuan içtiğimiz sular tam 3 milyar yıl öncesine ait
sulardır.
- Karıncalar mecbur kaldıklarında
2 hafta boyunca suyun altında
hayatını sürdürebilir.
- Pi sayısının bir milyarıncı
sayısı 9′ dur.
- Dünya üzerindeki tavuk sayısı insan sayısından daha fazladır.
- İnsanların kalça kemikleri betondan çok daha
sağlamdır.
- Sabah yenilen elmanın
uyku açma özelliği içilen
kahveden çok daha fazladır.
- Yer çekiminin olmadığı bir ortamda
mum alevinin aldığı şekil küreye benzer.
- Bir insanın doğum günü aynı zamanda dünya üzerindeki en az 9 milyon insanın da doğum günüdür.
- İnsan nefesi -90 derecede donar ve gözle görülebilir.
- Çin’ de İngilizce konuşanların sayısı Amerika’ dan
daha fazladır.
- Patates, elma ve soğanın tatları aynıdır.Onlardan
farklı tat alındığı duygusunu uyandıran, farklı kokulara sahip olmalarıdır.
32 | ÇINAR DİYARI
- Kibrit kutusu büyüklüğündeki bir altın külçesi eğer
yufka gibi açılırsa, bir teniz kortu büyüklüğüne ulaşabilir ve yırtılmaz.
- Esneme eylemi aslında insanların daha fazla oksijen alabilmesi ve vücuttaki fazla karbondioksidin
dışarı atılması için gerçekleştirilir.
- Bir insan günde en az 28 bin litre hava, 500 litre oksijen tüketir.
- Dünyanın en hızlı kuşu 3 saniyede 128 km. hıza ulaşabilen boğazlı kırlangıçtır.
- Bir insan aşık olduğunda vücutta phenylethylamine enzimi salgılanır. İnsan bu sayede mutlu olduğunu hisseder ve bu
madde çikolatanın içinde de bulunur.
- Yer çekimin bulunmadığı
bir ortamda insan ağlayamaz. Çünkü gözyaşı yere
doğru hareket edemez ve
gözden çıkamaz.
- Sivrisinek kovucu spreyler aslında sivrisineklere rahatsızlık verip yaklaşmasını
engellemez. Sivrisineklerin
alıcılarını bloke eder ve insanları bir anlamda gizler.
- Kahve alkol alan kişilerin ayılmasını sağlayamaz. Aksine alkolün etkisini
arttırır.
- Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin barındırdığı
kalori miktarından daha fazladır. Bu yüzden zayıflamak isteyenlere önerilir.
- İnsanların vücut fonksiyonları dursa bile bu andan
itibaren beyin hücreleri 5 dakika daha sağlığını korumaya devam eder. Yani beyin ölümü 5 dakika daha
geç gerçekleşmeye başlar.
Tüm bu ilginç bilgiler bilimsel olarak kanıtlanmış bilgilerdir.
BİLİM VE TEKNİK
KARBONMONOKSİT ZEHİRLENMESİ
ALINACAK ÖNLEMLER
(SESSİZ KATİL CO)
Ülkemizde bilgisizlik, yanlış kullanım ve ihmal yüzünden soba, şofben, baca
zehirlenmeleri hemen her yıl kış aylarında özellikle alçak basınçlı havalarda tehlikeli
boyutlara ulaşmaktadır. Güneybatıdan esen bir rüzgâr
olan “lodos” nedeniyle her yıl
onlarca kişi özellikle sobadan olmak üzere sızan karbon monoksit gazı (CO) ile
zehirlenmektedir.
Karbon monoksit(CO) renksiz, tatsız, kokusuz, yanıcı
zehirli bir gazdır. Vücuda
solunum yolu ile girer ve doğrudan kana geçerek oksijen alımını engeller
zehirlenme ve ölüme neden olur. Havagazı, kömür vb.
ısıtma amacıyla kullanılan
her tür soba ve ocakta yanma sırasında oluşur. Karbon
monoksit(CO) zehirlenmeleri
sıklıkla; kapalı ortamlarda açık ocaklar, bacası çekmeyen soba, şofben, bacasız
gaz sobalarında yakıtın iyi yanmaması nedeni ile meydana gelir. Karbon
monoksitle meydana gelen zehirlenmelerde kısa süre
içerisinde tıbbi müdahale
yapılmazsa, zehirlenmeler ölümle sonuçlanabilir.
Karbon monoksitten kaynaklanan zehirlenmeye karşı
topluma yönelik önlemler
alınması, aşağıdaki uyarılara vatandaşların dikkatinin
çekilmesi ve bu bilgilerin
topluma ulaştırılmasının sağlanması büyük önem taşımaktadır.
İl Sağlık Müdürlüklerince Yapılması Gerekenler
Söz konusu zehirlenmelerin önlenmesi amacıyla İl
Sağlık Müdürlüklerince
aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.
•
•
•
•
•Meteorolojiden özellikle kış ayları olmak üzere
düzenli olarak hava raporu izlenmeli ve özellikle
lodosun beklendiği günler daha yoğun olmak
üzere zamanında gerekli tedbirler alınmalıdır.
Toplum aşağıda verilen mesajlar doğrultusunda
belirli aralıklarla bilgilendirilmeli özellikle lodosun
beklendiği günlerde ve kış aylarında bu uyarılar
sıklaştırılmalıdır.
Bu amaçla, topluma yönelik bilinçlendirme programları uygulanmalıdır.
Yerel ve ulusal düzeyde kitle iletişim araçlarının en
etkin şekilde kullanılması sağlanmalıdır (gazete,
radyo ve televizyonlarda konuya yer verilmeli, röportajlar ve bilgilendirici programlar hazırlanmalı,
varsa yerel yönetimler aracılığı ile gerekli duyuruÇINAR DİYARI | 33
BİLİM - TEKNİK
ların yapılması sağlanmalıdır.)
• Konu hakkında bilgilendirici işitsel görsel eğitim
materyalleri (afiş, broşür,video, spot film vs) hazırlanarak kullanılabilirliği sağlanmalıdır.
• Hazırlanan video ve spot filmlerin özellikle hastanelerin bekleme salonlarında, yerel televizyonlarda vs.gösterimi sağlanmalıdır.
• Afişlerin reklam panoları, otobüslerin içi gibi halkın dikkatini çekecek yerlerde bulundurulması
sağlanmalıdır.
• Okul, halk eğitim merkezleri, hastaneler gibi kişilerin toplu halde bulundukları yerlerde bilgilendirme toplantıları yapılarak, hazırlanan eğitim
materyallerinin dağıtımı yapılmalı ve konunun
tartışılmasına önem verilmelidir.
• Soba, doğalgaz, havagazı, kömür satışı yapılan
yerlerde hazırlanan afiş
• ve broşürler bulundurulmalı ve halka iletilmesi
sağlanmalıdır.
• Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği yapılarak Cuma
hutbelerinde konuya yer verilmesi sağlanmalıdır.
• Yerel yönetimlerle işbirliği yapılarak bacaların temizliği hususunda denetimlersıklaştırılmalıdır.
• Olası bir zehirlenmede yapılacak ilk yardımla ilgili toplumun bilgilendirilmesi sağlanmalıdır (örn.
kişinin olay mahallinden uzaklaştırılması, temiz
havaya çıkarılmasının sağlanması, hastanın sıcak
tutulması, acil sağlık hizmetlerinin kullanılması,
ambulans gelene kadar solunumu engelleyebilecek ağız ve burundaki kusmuk, balgam gibi
maddelerin temizlenmesi, hastanın battaniye
ile sarılarak vücut ısısının korunması ve en yakın
sağlık kurumuna hastanın nakil edilmesinin sağlanması)
• Karbonmonoksit zehirlenmesinin, mutlaka hastanede tedavi edilmesi gerektiği ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı, ücretsiz aranabilen 114 Zehir
Danışma Merkezinin telefon numarası aranılarak zehirlenmelerde yapılacak ilk yardım hakkında gerekli bilgi
alınabileceği gerektiği topluma iletilecek mesajlarda
önemle vurgulanmalıdır.
TOPLUMA YÖNELİK VERİLECEK MESAJLAR ve
UYULMASI GEREKEN KURALLAR
•
•
•
•
•
Soba ve Bacalarla İlgili Uyulması Gereken Kurallar
Kullanılan her türlü ısıtma cihazının kalite belgesine sahip olup olmadığına, garantilerine ve garanti
sürelerine dikkat edilmeli,
Kullanılan yakıtın standartlara uygunluğu kontrol
edilmeli, izin belgesi olmayan satıcılardan kömür
alınmamalı,
Aşırı doldurulan sobanın duman yolu daralacağı, soba içinde düzensiz ısı dağılımı nedeniyle de
baca çekişi zayıflayacağı için soba yakılırken aşırı
doldurulmamasına dikkat edilmeli,
Sönmekte olan sobaya asla tutuşması güç yakıtlar konulmamalı, yakıt yavaş yavaş ilave edilmeli,
DOĞRU YAKILAN SOBA ISITIR
YANLIŞ YAKILAN SOBA ÖLDÜRÜR
34 | ÇINAR DİYARI
BİLİM - TEKNİK
•
•
yatmadan önce sobaya kesinlikle yakıt konulmamalı, İyi ısınmayan ve alttan yakılan kömür
sobalarında karbon monoksit zehirlenmesi riski
artacağından soba tutuşturulurken yakıtın üstten
yanması sağlanmalı,
Özellikle alçak basınçlı lodoslu havalarda ölüm
olaylarında artış görüldüğü için eğer bacalar standartlara uygun değilse alçak basınçlı havalarda
soba yakılmamalı, yakılması zorunlu ise gece yatarken mutlaka tam olarak söndürülmeli,
Soba borularının birbiriyle birleştirilmesinde hava
•
•
•
•
ve baca gazı sızdırmazlığı sağlanmalı,
Sobanın bulunduğu yer sürekli havalandırılmalı,
Bacalar standartlara uygun ve yalıtımlı olmalı, düzenli olarak temizletilmeli,
Dumanın geri tepmesini önlemek için bacaların
en üst noktasının çatının en üst noktasından 1m.
daha yüksekte olması sağlanmalı ve baca şapkası
mutlaka takılmalı,
Binaların Yangından Korunması yönündeki mevzuat hükümlerine uyulmasına özen gösterilmelidir
LODOSTA OCAĞINI DEĞİL, SOBANI SÖNDÜR.
Şofben Kullanımında Dikkat Edilecek Hususlar
• Alınan cihazın kalite belgesi ve garantilerine dikkat edilmeli,
• Şofben mutlaka bacaya bağlanmalı, baca bağlantısı olmayan (bina aydınlığına v.b. bağlı) şofben
asla çalıştırılmamalı,
• Şofbenin monte edileceği mekan yeterli büyüklükte olmalı, şofben mümkünse
• banyo yerine balkona veya başka bir havadar mekana takılmalı, şofbenin montajı mutlaka yetkili
servis tarafından yapılmalı,
• Şofben zehirlenmeleri genellikle gaz kaçaklarından değil, yeterli havalandırma yapılmayan yerlerde yetersiz hava ve yetersiz yanma sonucunda
oksijen oranının düşmesi ve karbonmonoksit
oranının yükselmesiyle gerçekleştiği için şofbenin
kullanıldığı yere sürekli temiz hava girmesi sağlanmalı,
• Bacalar yatak odalarından, merdiven sahanlığından, bina girişlerinden, havalandırma boşluklarından, çatı arasından, banyo ve tuvaletten geçirilmemeli,
• Konutlarda gaz kaçaklarına karşı uygun yerde detektör bulundurulmalı,
Şofbende gaz kaçağı hissedildiğinde: Öncelikle gaz va-
nası ve tüp dedantörü kapatılmalı, elektrik düğmeleri
açılmamalı açıksa hemen kapatılmalı, kibrit - çakmak
gibi alev ve kıvılcım çıkartabilecek hiçbir işlem yapılmamalı, pencereler karşılıklı açılarak ortam havalandırılmalı, hızla gaz şirketi yetkilisi veya şofben servisi
aranmalıdır.
Lodos Süresince Dikkat Edilecek Hususlar
• Lodos esintisinin etkili olduğu süre boyunca gerekmedikçe soba yakılmamalıdır.
• Yanmakta olan soba yatmadan evvel mutlak surette söndürülmelidir.
• Bina yanlarında veya çatı saçak altlarında yürümemeye veya durmamaya özen gösterilmelidir.
• Kopan, sarkan ve yere düşen elektrik hatlarına ve
kablolarına yaklaşmayınız ve bu gibi durumları
186 no’lu telefondan Elektrik Arıza Servisi’ne bildirilmelidir.
• Çökme veya yangın tehlikesinin bulunduğu durumlarda derhal 110 no’lu telefondan İtfaiye Servisi’ni aranmalıdır.
• Ortaya çıkabilecek acil sağlık sorunlarında derhal
112 no’lu telefondan Acil Yardım Servisi aranmalıdır.
• Doğalgaz Şebekesi ile ilgili ortaya çıkabilecek sorunlarda 187 no’lu telefondan Doğalgaz Arıza Servisi aranmalıdır.
LODOSLU VE FIRTINALI HAVALARDA
SOBANIZI YATMADAN ÖNCE MUTLAKA SÖNDÜRÜN.
ÇINAR DİYARI | 35
YEMEK
HILLORİK
Köftelerin hazırlanışı:
Kıyma, yumurta, bulgur, 1 adet rendelenmiş soğanı ve baharatlar 1 fincan su ile karıştırılıp yoğurulur. Bulgur ile kıyma
kıvamına geldiğinde misket şeklinde yuvarlanır. Köftelerin dağılmaması için bir yemek kaşığı un harca ilave edilir.
Malzemeler :
1 kg köftelik kıyma
2 su bardağı ince bulgur
2 adet yumurta
2 orta boy soğan
Maydanoz
Tuz, karabiber,pulbiber,kimyon
1 Yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı margarin
1 yemek kaşığı salça
36 | ÇINAR DİYARI
Pişirme
Yağ ile soğan bir tencerede soğan pembeleşinceye kadar
kavrulur. salçası ilave edilir. Su konur ve kaynatılır. Su kaynayınca hazırlanan köfteler suya atılır ve 20 dakika orta
ateşte pişirilir.
BULMACA
11 DİL / 4 KELİME
Yukarıdaki bulmacanın cevabını bulan ilk on kişi [email protected]
adresine göndererk sürpriz ödülleri almaya hak kazanacaktır. (gönderen kişi
iletişim bilgilerini mutlaka mail’e eklemelidir .)
TÜRKÇE
OSMANLICA
KÜRTÇE
İNGİLİZCE
ARAPÇA
SÜRYANİCE
FARSÇA
FRANSIZCA
İSPANYOLCA
RUSÇA
ALMANCA
Günaydın
Sabahul-hayr
Beyanibaş
Good morning
Sabahunnur
Brikh safro
Subh bexeyr
Bonjour
Buenos dias
Dobra utra
Guten morgen
İyi günler
Yevmelsaiden
Rojbaş
Hello
Yevmelsaiden
Brikh tahro
Ruz bexeyr
Bonjour
Have a nice day
Dobriy den
Guten tag
İyi akşamlar
Mesaül-nur
Evar baş
Goog evning
Mesaül-nur
Brikh romşo
Asr bexeyr
Bonsoir
Buenas tardes
Dobry veçer
Guten abend
İyi geceler
Leylansaiden
Şev baş
Goog nigt
Leylansaiden
Lelyo da-nyoho
Shab bexeyr
Bonne nuit
Buenas noches
Spokoynoy noçi
Gete nacht
ÇINAR DİYARI | 37
YARISMALAR & DUYURULAR
Yarışmalar ve Duyurular
Duyuru
•Hem kompozisyon yarışması hem de ezber ve güzel okuma ile ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne son
başvuru tarihi 4 Mart 2014 mesai bitimidir.
Yarışma 1
12 Mart İstiklal Marşının Kabulü ile ilgili olarak:
İstiklal Marşının anlam ve önemi ile ilgili olarak
Öğretmen ve lise öğrencileri arasında kompozisyon yarışması düzenlenecektir.
Yarışmada dereceye girenlere Tablet Bilgisayar
hediye edilecektir. (ağırlıklı olarak millet teması
işlenmesi öncelikli hedef olması amaçlanacaktır.)
Temel eğitim ve ortaöğretimler arası İstiklal Marşının on kıtasını ezberden ve en güzel okuma yarışması düzenlenecektir. Bütün okullar en güzel
okuyan ve ezberleyen öğrenciler arasında seçme yapıp sadece birini ilçeye gönderecektir.
38 | ÇINAR DİYARI
Yarışma 2
Çınar Kaymakamlığı için kurumsal logo yarışması düzenlenecektir. En güzel logoyu hazırlayana
sürpriz bir ödül verilecektir.
Yarışma 3
Dergide geçen yazım yanlışlarının tamamını bulan ilk on kişi [email protected] adresine
yanlışları gönderdiği takdirde sürpriz ödüller almaya hak kazanacaktır. (gönderen kişi iletişim
bilgilerini mutlaka mail ‘e eklemelidir )
Yarışma 4
Sizce kapakta bulunan çınar ağacının yaprakları
neyi ifade etmektedir.Bulan ilk on kişi [email protected] adresine yanlışları gönderdiği
takdirde sürpriz ödüller almaya hak kazanacaktır. (gönderen kişi iletişim bilgilerini mutlaka mail
‘e eklemelidir )
ÇINAR DİYARI | 39
40 | ÇINAR DİYARI
Download

dergi taslak CC cabbar.indd