DEKORASYON
Afrika ile bağ kuran şehir evi
Yapım Naz Gürlek. Fotoğraflar Ayşe Ceyda.
Gezi fotoğrafları Verda Alaton.
Hayat felsefesi yalınlık, natürellik, doğaya yakınlık ve sadelik üzerine kurulu bir isim
Verda Alaton. Yarattığı Tohum markasıyla Afrika’dan getirdiği doğal taşları, deniz
kabuklarını, kabile süslemelerinde kullanılmış eski parçaları, meteorları, kristal ve ahşap
parçalarını eşsiz ve duyulara hitap eden takı tasarımlarına dönüştürüyor. Nişantaşı’ndaki
galeri-evinden içeri girince de Afrika’ya doğru bir yolculuğa çıkıyorsunuz.
1
“Bu ev, benim aynam gibi...”
Verda Alaton.
1. Fildişi
sahillerinden ve
Mali’den gelen kabile
kolyeleri ile Meksika
sahillerinden gelen
deniz kabukları bir
araya getirilmiş.
2. Tohum
tasarımlarına
dönüşecek eski fildişi
parçalar Afrika’dan
alınmış bir terazinin
dengesini sağlıyor.
3. Gana’nın Dan
kabilesine ait eski
maske, Sudan’ın
Dinka kabilesine ait
fildişi bilezik ve saç
süslemeleri salonun
bir köşesinde bir
arada sergileniyor.
Solda. Mobilyalar
mümkün olduğu
kadar sade ve
mekânı huzurlu
tutacak şekilde
seçilmiş.
212
3
2
Kongo’nun Lega
kabilesine ait
deniz kabukları
ile süslenmiş
bir kabile şefi
şapkası ve
tasarım kitapları.
Moğolistan ve
Avustralya’dan
gelen taşlarla
tasarlanmış
kolye uçları.
Tohum tasarımlarının sergilendiği Art Deco şifonyer Antikacılar
Çarşısı Horhor’dan alınmış, ahşap ayna ise Berze’den.
Ahşap ve pirinç
malzemelerden
yapılmış koruyucu
olduğuna
inanılan el maskesi
Gabon’un Kota
kabilesine ait.
Afrika’dan getirilmiş
deniz kabuklarından
oluşan eski kolyeler.
Ağaç tohumları,
eski kemik
takılardan
seçilmiş
parçalar evin
natürel stilini
tamamlıyor.
Afrika’dan
zanaat harikaları
“Afrika sanatlarının beni en çok
etkileyen özelliği her parçanın
bir amaç için bir araç olarak
tasarlanması ve kullanıcısına
ileteceği bir duygu ve hikâyesinin
olması. Maskeler, heykeller,
tüm diğer aksesuar ve parçalar
törenler, yaş dönümü kutlamaları,
adaklar ve sosyal ritüellerde
kullanılmak üzere tasarlanmıştır.
Form, malzeme ve estetik bu
anlayışla birlikte gelir. Bu sanatın
doğallığı, yalın ancak çarpıcı
ifadeleri, taşıdığı sosyal değerler
etkiliyor beni. Modern sanatın
çıkışına ışık tutan bu sanat türü,
farklı dekorasyon stilleriyle uyumlu
ve dengeli olabiliyor.”
Etiyopya’nın Omo Vadisi’nde Ari kab
Çalışma masası Verda Alaton’un annesinin bir tasarımı. Masanın üzerinde Afrika’nın farklı
kabilelerinden gelen maske ve heykeller ile özel eşyaları bulunuyor. Masanın üzerinde ise ressam
Sait Mingü’nün kendisi için yaptığı bir eseri yer alıyor.
ilesinden bir aile.
“Seçimlerim hayata bakış açımı, yaşam biçimimi, değer yargılarımı,
doğayla ilişkimi, dünya kültürlerine olan merakımı,
seyahat ve keşfetmeye olan tutkumu yansıtıyor.”
Kongo’nun
Lega kabilesine
ait eski bir
“pasaport”
kimlik maskesi.
Evin farklı
köşelerinde
ahşabın dokusuna
eşlik eden
Çanakkale
seramikleri ve
Afrika’dan getirilen
boynuzlar, fildişi
kabile süslemeleri
bulunuyor.
214
Afrika sanatları üzerine son 15 yıldır araştırmalar yapan Verda Alaton, çocukluğundan beri farklı kültürleri tanımaya ve seyahat
etmeye meraklı sıradışı biri. Değişik ülkelerde uygulayabileceği bir mesleği olmasını istemiş ve İsviçre’de otel yönetimi ve
turizm eğitimi almış. daha sonra New York’ta eğitimine organizasyonel gelişim ve proje yönetimi konusunda devam etmiş.
Yurtdışında yaşadığı yıllar içerisinde merak ettiği kültürleri daha yakından tanıma, sanatlarını derinlemesine inceleme fırsatı
bulmuş. Türkiye’ye döndükten sonra proje yöneticiliği yapmış. Yaklaşık 5 sene önce amatör bir ruhla ve büyük bir tutkuyla
yaptığı tasarımlara profesyonel olarak yönelmeye karar vermiş. Ağırlıklı olarak Afrika ve Asya’ya yaptığı seyahatlerden edindiği tecrübeler, aldığı öğretiler ve kazandığı ilhamlarla da Tohum adını verdiği markasını kurmuş. “Tohum için aslında benim
yaşam felsefemin bir yansıması diyebiliriz. Tohum’un özünde doğallık, yalınlık, sadelikteki güzelliği görmek, doğadan gelen
her türlü malzemeyi, en basitini bile değerlendirmek var. Her bir Tohum tasarımı, aynı doğada olduğu gibi tek ve eşsiz. Nasıl
bir tohum eşi olmayacak şekilde bir çiçeğe, ağaca dönüşecekse Tohum tasarımları da aynı şekilde tek. Her bir parça el işçiliği
ile çalışılıyor ve bir tek kişiye gidiyor. Aynı zamanda primitif kültürlerdeki temel fikirler, formlar, çarpıcı, çağdaş ve modern bir
şekilde günümüze uyarlanıyor” diyor Verda Alaton.
215
Tohum’un
geometrik ve doğal
tasarımlarından
bilezikler.
Yol koleksiyonuna
ait dünyanın farklı
yerlerinden gelen
ahşaplarla yapılmış
tasarımlar.
Giriş kapısı
bir Tuareg
talismanı ve
Kenya’dan
alınan Masai
kolyelerle
süslenmiş.
Paylaştıkça
çoğalırsın
Bu mekânı Tohum
tasarımlarının sergilendiği
bir galeri olarak da
kullanan Verda Alaton
şöyle diyor: “Bir mekânı
güzelleştirenin keyifli
sohbetler, dostlar ve anılar
olduğuna inanıyorum. Bu
yüzden vazgeçmeyeceğim
ilk şey açık bir kapıdır.
Eşyalara bağlanmamak
gibi bir dileğim olmasına
rağmen, buradaki her bir
parçanın anısı ve manevi
bir değeri var benim için.
Eşyaların dönem dönem
yerlerinin değişmesi
veya zamanı gelince
farklı evlere gitmeleri de
mutlu ediyor beni. Ancak
her zaman saklamak
isteyeceğim birkaç özel
parçam var tabii ki.”
Tohum tasarımlarını
Beymen Zorlu, Fenix
Bijoux&Object ve İKSV
Tasarım mağazalarında
bulabilir veya
[email protected]
com adresinden satın
alabilirsiniz.
www.tohumdesign.com
Beden süslemeleriyle tanınan Etiy
Mursi Kabilesi kadını.
opya’nın
Evin renk tonlarına dengeli bir şekilde eşlik eden sade banyo da
Verda Alaton’un seyahatlerinden topladığı parçalar ile zenginleştirilmiş.
Yatak odasının yalın atmosferine, yatağın üzerindeki
Afrika’dan alınmış Kente kumaşı ve duvara yaslanmış duran
Fikret Mualla’nın suluboya eserleri renk katıyor.
“Seyahatlerimden topladığım parçalarla bir arada olunca kendimi
evde hissediyorum. Aslında sahip olduğumuz tek şey anılarımız,
hatıralarımız ve tecrübelerimiz.
Bu parçalar da bana yaşadığım güzel anları tekrar yaşatıyor.”
Salona açılan mutfak,
ferah ve kullanışlı bir
şekilde tasarlanmış.
Modern ancak tarihi, yaşanmışlığı ve özellikli bir mimarisi olan bir mekân arayan Verda Alaton, aynı zamanda merkezi ve pratik olan Nişantaşı’ndaki bu daireye beş yıl kadar önce taşınmış. Hem ev-ofis, hem de galeri olarak kullandığı
90 metrekarelik bir yer burası. Yaklaşık 100 yıllık, ikinci derece tarihi eser ve mimar Hasan Mingü tarafından restore edilmiş bir bina. Yüksek tavanlı, yalın, yaşam alanı en ferah ve kullanışlı şekilde değerlendirilmiş bir daire. Dairenin
dekorasyonunu kendi yaşam düzeni ve felsefesi doğrultusunda Verda Alaton kendisi yapmış, bu süreci ve seçimlerini
şöyle anlatıyor: “Hem ofisim, hem de Afrika sanatları koleksiyonlarımı sergilediğim yer burası olduğu için ana mekânı
mümkün olduğu kadar geniş ve ferah tutmayı hedefleyerek sade ve doğal tonlar kullanmaya dikkat ettim. Malzemeler
yine natürel ve sade. Mobilyalar az sayıda, yıllar içinde bir araya getirdiğim ve seyahatlerimde seçtiğim parçalar öne
çıkıyor. Formlar yalın ve geometrik, aynı zamanda organik. Evin temelinde bulunan gri ve bej tonlarına, kumaşlarda ve
halılarda kırmızı, patlıcan moru ve beyaz eşlik ediyor. Aksesuarlarda ve mobilyalarda ise yoğunlukla ahşap ve cam ön
plana çıkıyor. Camın serinliği ve ahşabın sıcaklığı birbirini dengeliyor.”
Verda Alaton burada modernizmi ve minimalizmi, yaşanmışlıklarla ve anılarla sade, dinlendirici ve dengeli bir şekilde
bir araya getirmeyi başarmış. Geometri, doku ve renklerle doğal bir akış yaratılmış. “Mekânımdaki her parçanın bir anısı, hikâyesi ve manevi bir değeri var. Yaşam alanımdaki huzurun ve sıcaklığın, sevgiyle tek tek seçilerek bir araya gelmiş bu parçaların kendi içlerindeki denge ve bütünlüğü ile ortaya çıktığına inanıyorum. Afrika sanatlarında olduğu gibi
diğer tüm parçaları, aksesuarları seçerken öncelikle iç sesimi dinlerim, bana verdikleri hisse bakarım. Parçada ancak
iyi bir his, pozitiflik, derinlik ve estetik var ise benim için doğru seçimdir” diye ekliyor Verda Alaton.
217
Download

Afrika ile bağ kuran şehir evi