Hakemli Makale
1980 DÖNEMİ İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNİN OKULLARDAKİ
RESMİ TÖREN ALGILARI1
The Perceptions of 1980s’ Period Primary School Students’ Official Ceremony At
Schools
Mehmet Sağlam*
Öz
Bu çalışmanın amacı 1980 dönemi ilkokul öğrencilerinin okuldaki resmi törenlerle ilgili
hatırlayabildiklerini ortaya koymaktır. Bu yapılırken, ilkokulu okudukları çevre, ailelerinin
eğitim ve gelir düzeylerinin onların anlatılarının şekillenmesindeki payı da saptanmaya
çalışılacaktır. Bildiğimiz her bir öğrenci tüm eğitim yaşamı boyunca bu törenlerde bulunma
zorunluluğuna sahiptir ancak onların bu törenlere özgü yaşantılarını yazılı belgelerde bulma
olanağımız neredeyse yoktur. Bulabileceğimiz ayrıntılar da daha çok bazı orta ve üst gelir
grubuna ait aile çocuklarının günlük ve otobiyografileriyle sınırlıdır. Çocukların kendi
ifadeleriyle anlam bulabilecek bu yaşantılara ulaşmanın en önemli yollarından birisi de sözlü
tarih yöntemidir. Sosyoloji, tarih, antropoloji gibi pek çok sosyal bilim araştırmalarında
kullanılan sözlü tarihine, son zamanlarda çocukların eğitim pratiklerini ortaya çıkarmada da
başvurulmaktadır. Bu çalışma 1980lerde ilkokulu okumuş 2’si deneme amaçlı 15 kadın ve 17
erkek olmak üzere toplam 32 kişi ile yapılan orijinal görüşmeleri kapsamaktadır.
Anahtar Sözcükler: Resmi Törenler; İlkokul, Eğitim, Sözlü Tarih, Anlatı
Abstract
The aim of this study is to ferret out what the primary school students remember about the
official ceremonies at schools in 1980s’ period. While fulfilling this, it is also tried to determine
whether there is any effect of the milieu where they had their primary school education, that of
their parents’ educational and economic level with the formation of their narratives. As we know
each student has to take part in the official school ceremonies during all his/her educational life.
However, we do not have any opportunities to reach their experiences about these ceremonies
in the written documents. The details we find are more limited with the children’s diaries, and
autobiographies belonging to middle or upper income level families. Oral history methodology
*
Bozok Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Okul Öncesi Eğitimi ABD / Yrd. Doç. Dr., / [email protected]
edu.tr
Eğitim Bilim Toplum Dergisi / Cilt:12 Sayı:48 Güz: 2014 Sayfa: 169-191
Education Science Society Journal / Volume:12 Issue:48 Spring: 2014 Page: 169-191
169
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
is one of the most important way to reach these experiences becoming meaningful with the
childrens’ own words. Oral history that is used by a great many social sciencies like sociology,
history and antropology has also been consulted to uncover the educational experiences of
children recently. This study includes totally 32 interviews, two of which are for testing,
including 15 women and 15 men who had their primary school education in 1980s.
Key words: Official Ceremonies, Primary School, Education, Oral History, Narrative
170
GİRİŞ
İlkokul öğrencilerinin eğitim deneyimlerini sözlü tarih yöntemiyle ortaya
çıkarmak, çocukların hem eğitim pratiklerine hem de çocukluklarına özgü
önemli ayrıntılara ulaşmamızı sağlamaktadır. Toplumun önemli bir kesimini
oluşturan çocukların içerisinde yetişmiş oldukları dönemde meydana gelen
gelişmeleri kendi durdukları noktadan değerlendirmeleri, onları tarihin
nesnesi olmaktan çıkarıp öznesi konumuna getirmektedir. Bu noktadan
hareketle onların tarih yapıcı konumlanışları toplumsal değişim ve sürekliliğin
anlaşılmasında önemli işlev görecektir. Onların gerek tarihini gerekse eğitim
pratiklerini yetişkinlerin ifadelerinden ya da onlar tarafından oluşturulan
kaynaklardan araştırmaktan çok kendi toplumsal konumlarına dayanarak
kurgulamak çocuğun yaratıcı ve dönüştürücü rolünü ortaya koyacaktır (Tan
2007: 10-11).
Çocukların eğitimlerine özgü yazılı belgeler oldukça sınırlıdır. Bunlar daha
çok okullardaki istatistiki resmi verileri kapsamaktadır. Ayrıca bu belgeler
de çocukların dışındaki yetişkinler tarafından oluşmaktadır. Bunun dışında
Onur’a (2007: 19) göre “ana babaların mektupları ve günlükleri yetişkinlerin
bakış açısından kaleme alınmış kaynaklardır; doğrudan çocukların yazıp
yarattığı yazılı malzeme çok azdır.” Ayrıca, çocukların eğitim pratikleriyle,
yaşantılarıyla ilgili bazı ayrıntıları daha sonraki yetişkinlerin anı kitaplarında
ulaşabilmekteyiz. Fakat bu tür anı kitapları2 da oldukça sınırlı ve de daha
çok üst gelir grubu ailelerin çocukları konumundaki kişiler tarafından kayıt
altına alınmaktadır. Altan Öymen’in “Bir Dönem Bir Çocuk” (Öymen: 2002)
ve Nihal Yeğinobalı’nın “Cumhuriyet Çocuğu” (Yeğinobalı: 2005) adlı anı
kitapları bunlara örnek verilebilir. Ancak ülkemizde 1990ların başından
itibaren sözlü tarih yöntemiyle yapılan çalışmaların yaygınlaşmasıyla sözlü
tarih yöntemiyle ilkokul öğrencilerinin eğitim deneyimlerine özgü çalışmalar
ivme kazanmaya başladı (Ek 2000; Öztürkmen 2002).
Özellikle Tan’ın bu alanda önemli çalışmaları bulunmaktadır. Tan’ın
“Cumhuriyet’te Çocuktular”, (Tan vd 2007) yine Mehmet Sağlam’ın “19701975 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Eğitim Deneyimleri: Sözlü Tarih
Mehmet Sağlam
Yöntemiyle Bir Çalışma” (Sağlam 2010) adlı doktora tezi bu çalışmalara
örnek niteliğindedir. Ayrıca Tuba Ciritli’nin “Çağdaş Eğitime Geçişin Tüm
Aşamalarının Tanığı Hüseyin Hüsnü Ciritli’nin Yaşam Anlatısı” (Çameli
2005), Sağlam’ın “The Official School Ceremonies in the Narratives of
Primary School Students in the 1970s’ Turkey” (Sağlam 2012) adlı makaleleri
bize öğrencilerin eğitim deneyimlerine ilişkin ayrıntıları sunmaktadır. Bu
çalışmalarda bizler, çocukların içerisinde bulundukları dönemin siyasi,
sosyal, kültürel ve ekonomik koşullarına bağlı olarak şekillenen belleklerinin
ürünü olan anlatılarıyla ilkokul öğrencilerin eğitim deneyimleri ile ilgili
dönemsel kopuş ve devamlılıklar gözlemleyebiliyoruz. Bu çalışmada, 1980
dönemi ilkokul öğrencileri resmi törenleri kendi ifadeleriyle gün yüzüne
çıkarmaktadır. Bunun yanı sıra çocukların ailelerinin3 ekonomik ve eğitim
düzeylerinin onlarının anlatılarının benzeşme ve farklılaşmasında ne kadar
etkili olduğu da ortaya konulmaya çalışılmaktadır.
1980 Dönemi Türkiye’si Siyasi, Ekonomik Değerlendirmesi: Her şeyden
önce 1980 dönemi pek çok açıdan Türkiye tarihi için önemli bir dönüm
noktasıdır. Gerek 1980 öncesi gerekse 1980 sonrasında Türkiye’de çok önemli
toplumsal, ekonomik ve siyasi gelişmeler oldu. Bu gelişmeler göz ardı edilerek
ne çocukların anlatıları ne de dönemin ilkokul eğitimini anlamlandırmak
olanaklıdır. 1980 öncesindeki toplumsal (sağ-sol) çatışmaları sonrasında
gerçekleşen askeri darbe ve darbe sonrasında toplumu yeniden şekillendirme
çabaları bu sürecin anlaşılması için üzerinde durulması gereken bir durumdur.
Bu durum özetle şu şekilde cereyan etmiştir. 1980 öncesindeki toplumsal
huzursuzluk sağ-sol çatışması adı altında doruğa ulaştı. İki büyük siyasi
partinin gerektiği durumlarda işbirliğine yanaşmaması istikrarsız hükümetlerin
kurulmasına ve bu hükümetlerin de kısa ömürlü olmasına neden oldu. En
son 25 Kasım 1979’da Süleyman Demirel başbakanlığında kurulan azınlık
hükümeti mecliste güvenoyu aldı. Ancak mevcut hükümet döneminde de
bu çatışmalar tüm hızıyla devam etti ve 12 Eylül 1980 tarihinde generaller
yönetime el koyduklarını ilan ettiler. Müdahaleye kadar yaşanmış olan acı
olaylar bu askeri müdahalenin toplumun önemli bir kesimi tarafından olumlu
karşılanmasına neden oldu (Ahmad 2006: 174-181).
Darbe sonrasında Cumhurbaşkanı olan Kenan Evren yönetimindeki cunta
yönetimi 1983’te siyasi parti kuruluşlarını serbest bıraktı ancak Anayasadaki
yasaklar nedeniyle kapatılmış bulunan Adalet Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi,
Milliyetçi Hareket Partisi ve Milli Selamet Partisi’nin genel başkan, yönetim
kurulu üyeleri ve milletvekilleri yasaklı konuma getirildiler. Kenan Evren’in
171
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
başkanlığını yaptığı Konsey Milliyetçi Demokrasi Partisi (cunta yönetimi
destekliyordu bu partiyi), Halkçı Parti (orta sol olarak tanımlanıyordu) ve
Anavatan Partisi’nin (kendisini milliyetçi muhafazakar olarak tanımlıyordu)
kurulmasına izin verdi ve bu partiler Kasım 1983 seçimlerine katıldılar. Bu
seçim sonuçlarına göre Anavatan Partisi 211, Halkçı Parti 117 ve Milliyetçi
Demokrasi Partisi 71 milletvekili çıkarttı (Çavdar 2004: 271-276).
1980 öncesindeki özellikle ekonomik sorunların sonucunda patlayan
toplumsal olaylar 12 Eylül darbesinin getirmiş olduğu yasaklarla bastırılmış
oldu. Fakat ülkede egemen olan ekonomik sorunlar mevcudiyetini korumaya
devam etti. Demirel’in azınlık hükümeti döneminde Devlet Planlama Teşkilatı
müsteşarı olan Turgut Özal istikrar programını 24 Ocak 1980 tarihinde ilan
etti. 24 Ocak kararları Türkiye ekonomisinin uluslar arası piyasa ekonomisine
eklemlenme sürecinin önemli köşe taşı niteliğindedir (Çavdar 2004: 259260). Bu neo-liberal programın kararları 1980 ve sonraki yıllara damgasını
vurmuştur (Boratav 2005: 147).
172
Gök’e göre (Gök 2011: 286) “hükümet kabul ettiği yapısal uyum politikaları
ile kamu harcamalarını azaltmayı, ekonomi ve kamu hizmetlerinin
özelleştirilmesini teşvik etmeyi amaçlamaktaydı.” Ancak 24 Ocak kararlarının
başlangıç uygulamaları 12 Eylül darbesiyle yönetime el koyan gelen askeri
idare altında yapılmıştır (Ersel vd. 2005: 593). Bu süreçte Türk Lirası dış
paralara karşı büyük ölçüde değer kaybetti ve bir dolar 47 TL’den 70 TL’ye
yükselerek TL %32.9 oranında devalüe edilmiş oldu (Şahin 2000: 188). İthalat
serbestleşmesi, ekonomide kamu kesiminin ağırlığının azaltılması, faizin
yükseltilmesi ve denetimli bir şekilde serbest bırakılması, ücretlerin ve taban
fiyatlarının enflasyonun altında kalacak şekilde arttırılması gibi değişiklikler
bu kararlardan bazılarıdır (Çavdar 2004: 258).
Türkiye’nin 1978/9-1988 yıllarına özgü bazı ekonomik değerlerini belirtmek
bize dönemin ekonomik koşullarının anlaşılmasında yardımcı olabilir.
1978/9’da enflasyon %58 iken, 1988’de bu rakam %70.5’e yükselmiştir.
Bu arada yukarıda belirtilen zaman sürecinde enflasyon oranları sürekli
değişkenlik göstermiştir. Örneğin, 1980’de bu oran %90.3ê kadar yükselmiş
ancak ilerleyen yıllarda örneğin 1983’te % 30.5’e kadar gerilemiştir. İthalat
1978/9’da 4 milyar 834 milyon dolarken, 1988’de mevcut rakamın iki katını
aşarak 13 milyar 545 milyon dolara ulaşmıştır. İhracat ise 1978/9 yılında
2 milyar 275 dolardan 11 milyar 662 milyon dolara yükselmiştir (Boratav
2005: 159). Kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) 1981’de 1598
dolardan, 1984’te 1238 dolara gerilemiş ancak 1987’de tekrar artarak 1658
Mehmet Sağlam
dolara yükselmiştir (Şahin 2000: 191-198). , 1984’te Türkiye’nin ekonomisi
%5.9, 1985’de % 5.1 ve 1986’da %8.1 oranında büyümüştür. 1980lerin
sonlarında ise büyüme oranı 1. 9’a kadar gerilemiştir (Tokgöz 2004: 212).
1980’de 14.2 milyar dolar olan toplam dış borç stoku 1983 sonunda 17
milyar dolara yükselmiştir (Kazgan 2009: 136). 1980 döneminde ilkokulu
okuyanlar böyle bir ekonomik, sosyal ve siyasi atmosferde ilkokul eğitimlerini
tamamladılar.
1980 Dönemi Eğitim Verileri: Bu dönemde Türkiye’nin nüfusunun şehir
ve köylere dağılımı ve buna bağlı olarak dönemin eğitimine ilişkin veriler
dönemin eğitim boyutunu görmemizde bize yardımcı olacaktır. 1950li yıllardan
itibaren tarımdaki makineleşmeye bağlı olarak Türkiye’de köyden kente göç
hız kazanmış ancak hala köy nüfusunun oranı kent nüfusuna göre daha yüksek
bulunmaktadır (Keyder 2003: 64; Sağlam 2010: 25). Okuryazarlık oranları da
yine kentlerden köylere ya da merkezden çevreye doğru düşüş göstermektedir.
Her ne kadar ülkenin genel anlamda okuryazarlık oranları artmış olsa bile
artan nüfusla beraber istenilen düzeye çıkamamıştır. Özellikle erkek nüfus ile
kadın nüfus arasındaki okuryazarlık oranındaki fark kayda değerdir.
1980 yılında 44.736.957 olan Türkiye nüfusunun %50.7’si erkek ve %49.3
kadınlardan oluşmaktaydı. Bu nüfusun 19.645.007’si şehirde, 25.091.950’si
köylerde yaşamaktaydı. Şehirde yaşayan nüfusun %52.3’ü erkeklerden
oluşurken, %47.7’si kadınlardan oluşmaktaydı. Köyde yaşayan nüfusunun
%49.5’u erkek, %50.5’i de kadındı. 1985’te ve ilerleyen yıllarda göçe bağlı
olarak her ne kadar kent nüfusu köy nüfusuna oranla artmış olsa da, kentte
ve köyde yaşayan erkek ve kadın nüfus oranlarında önemli bir farklılık
görülmemektedir (TÜİK 2007).
24 Ocak 1980 kararları ve askeri müdahalesi eğitimin her kademesini de
etkilemiştir. Genç bir nüfusa sahip Türkiye’de eğitime ayrılan bütçe yetersiz
kalmıştır. Bu dönemden sonra özel okul sayısı hızla artmaya başlamış ve
gelir dağılımına bağlı eşitsizlik eğitimde yararlanma bakımından eşitsizliği
de derinleştirmiştir (Gök 1999: 7). 1980-1981 yılında ilkokula devam eden
öğrencilerin %45.4’ü kız, %54. 6 erkek, ortaokula devam eden öğrencilerin
%34.3’ü kız, %65.7’si erkek, yükseköğretime devam eden öğrencilerin
%26’sı kız, %74’ü erkek öğrencilerden oluşmaktaydı. Bu oranlar ilkokul,
ortaokul ve liseye devam eden öğrencilerde 1990-1991 yılına kadar %2/3
oranında kızların lehine artmıştır. Asıl kızların lehine artış yükseköğretimde
görülmüştür. Bu oran kızlarda % 33.6’ya kadar yükselmiş bulunmaktadır. 1980
Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 22. 041. 595 kadından 11.105.977’sinin
173
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
(%50), 22.695.362 erkekten de 7.296.074’ünün (%34) okur-yazar olmadığı ve
herhangi bir okulu bitirmediği belirlenmiştir (Sakaoğlu 2003: 282-283; Gök
1999: 12).
1980 yılında 27.303.045 olan yetişkin (15 yaş ve üstü) nüfusun 17.907.901’i
(%65.6) okur-yazarken 9.384.000’i (34.4) okur-yazar değil ve 11.134 kişinin
durumu da bilinmemektedir. 1985’te is 31.654.320 kişinin 24.025.417’si (%76)
okur-yazarken 7.597.059’si (%24) ise okur-yazar değildir ve 31.844 kişinin
durumu bilinmemektedir. Altı yaş ve üstü erkek nüfusun 1980’de okur-yazar
oranı %79.98 iken, kadın nüfusun okur-yazar oranı ise %54.67’dir. 1985’te
bu oranlar önemli ölçüde farklılaşmıştır. Erkek nüfusun okur-yazar oranı
%86.52’ye, kadın nüfusunun da okur-yazar oranı %68.16’ya yükselmiştir
(TÜİK 2007).
174
YÖNTEM
Bu çalışmanın yöntemi sözlü tarih yöntemidir. Bilindiği gibi sözlü tarih
yöntemi toplumların önemli kesimlerini oluşturan ve toplumsal yapının
yeniden üretimi ve kurulmasında4 söz sahibi olan ve egemen tarih yazım
çalışmalarının dışında kalan, özellikle kadınlar, çocuklar, suçlular,
işçiler, toplum dışı kalanlar ve diğerlerinin (İlyasoğlu 2006: 16) tarihinin
yazılmasında önemli bir işlev görmektedir. Bu yöntem aynı zamanda bu
kitlelerin toplumsal ilişki ağlarının çözümlenmesinde de kapsamlı bir işlev
görmektedir. Sözlü tarih yöntemi önemlidir çünkü bu yöntemle toplumun pek
çok kesimi kendi yaşantılarının izlerini belleklerinde oluşturarak ve yeniden
kurgulayarak, tarihlerinin yazılmasına kaynaklık etmekte ve böylece tarihin
çeperini genişletebilmektedir. Toplumun hiçbir kesimi, toplumun bütünün
anlaşılmasında araştırma alanının dışında tutularak sağlıklı bir şekilde
anlaşılamaz (Aries 2000; Onur 2007: 19-20; Sağlam 2010: 169). Çocukluk
toplumun bütününden izole edilmiş bir şekilde çalışılamayacağı gibi
çocukların bulundukları çevreyle yakın bir ilişkisinin olduğu açıktır. Çocuklar
toplumdan soyutlanarak incelenemez (Cunningham 1995: 3).
Sözlü tarih yöntemi, uzun süreden beri sosyoloji, antropoloji, tarih ve eğitim
alanlarında yapılan çalışmalarda kullanılmaktadır (Tunçay 1993: 1). Sözlü tarih
eğitim camiası içerisinde olanlara zengin veri sunarak yarar sağlamaktadır.
Aynı zamanda o bize standart enstrümanlarla elde edemeyeceğimiz anlayışlar
ve daha önceden elde edilmiş test verilerinin geçerliliğini kontrol etmemize
imkan tanıyor. Bunun dışında sözlü tarih, aynı sistem içerisinde çeşitli
müfredat modellerinde öğrenci ve öğretmen arasındaki etkileşime dayalı
çalışmalarda da yararlı olabilmektedir. Hem yetişkin hem de çocukların
Mehmet Sağlam
görüşmeleri standart test tasarımlarında bulunmayan kayda değer bilgileri
içerebilir. (McAdoo 1980: 420-421).
Sözlü tarih, geçmişte yaşanan olayları yaşayanların belleğinden ve onların
yaşamöyküleri çerçevesinde toplayarak kaydetmeye dayanır, yani insanların
söylediklerini dinlemekten ve belleklerini kullanmaktan kaynaklanan bir
tarih yapma biçimidir (Tan 1996). Bu yöntemin teorik öncüsü olan Paul
Thompson’a göre;
“Sözlü tarih öncelikle, her zaman için temelinde disiplinler arası bir yöntem
olmuştur: sosyologlar, antropologlar, tarihçiler, ya da edebiyat ve kültür
alanında çalışanlar ve diğerleri (eğitim vs) için bir kesişme alanıdır. Belirli
disiplinlerin yeni araştırma modalarıyla nasıl dönüşebileceğini gördüm.
Burada sözlü tarihin gücü ortaya çıkıyor. Bu güç, disiplinlerin sınırlarını
aşan insanlar arası etkileşimin temel biçiminde dayanak bulmaktadır”
(Thompson 2006, 23).
Disiplinler arası bir bağ kuran sözlü tarih yöntemi aynı zamanda toplumların
farklı kesimlerini tarih yazımına eklemleyerek demokratik bir tarih yazımı
ve anlayışının gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Eleştirel5, yenilikçi ve
dönüştürücü işlevi ile sözlü tarih yöntemi, tarih çalışmalarında birey ve
grupların yaşantı tarzlarını ve toplumsallaşma örüntülerini dikkate alarak
insanların birbiriyle etkileşimiyle tarihin toplumsallaşmasına katkıda
bulunmaktadır (Thompson 1998). Sözlü tarih tarihsel bilinç ve toplumsal
farkındalığı teşvik eder (Thomson 1998: 595). Sözlü tarihin yaptığı, egemen
tarih anlayışında eksik olan bireysel deneyimi öne çıkarması (Tan 1998) ve
olaylardan çok onların anlamlarına önem vermesidir (Portelli 1998: 69).
Sözlü tarihin en önemli bir özelliği de, kültürün ve bireyin karmaşık düşünce
ve duygu bütününe ulaşabilecek kadar esnek olmasıdır. Çünkü sözlü tarih,
toplumsal veya kültürel unsurların birbiriyle iç içe geçmişliğinin birey
üzerindeki yansımalarını bireyin kendi penceresinde ele alır. Bir başka
ifadeyle makro boyutta görülen olayların mikro ölçekte bireyler tarafından
nasıl yaşandığına ışık tutar (Özbek ve Telliel: 2006).
Sözlü tarih6 yönteminin eğitim açısından önemi öğrencilerin eğitim
deneyimlerini ve çocukluklarına ilişkin anlatılarını ortaya çıkarmadaki
özgünlüğüdür. Bu özgünlük eğitim sosyolojisi ve çocuk tarihi için yaşamsaldır.
Çocukların gördükleri derslerden, oynadıkları oyunlara, öğretmenleriyle ilgili
anılarından, çocukluklarına, okuldaki resmi törenlere kadar yazılı kaynaklarda
bulamayacağımız pek çok eğitim pratiklerini sözlü tarih yöntemi aracılığıyla
175
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
özgün bir şekilde gün ışığına çıkarılabilmekteyiz (Sağlam 2012: 818).
Bu çalışmada 2’si deneme amaçlı, 15’i kadın ve 17’si erkek olmak üzere,
Türkiye’nin farklı kentlerinde ilkokulu okumuş toplam 32 kişi ile görüşmeler
gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler, görüşülen kişilerin izini alınarak özgün
bir şekilde metne dönüştürülmüştür.
BULGULAR
Bulgular iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısım, görüşme yapılan kişilerin
nerede ilkokulu okudukları, ailelerinin eğitim ve gelir düzeyleri ile ilgili
verileri, ikinci kısım da 1980 dönemi ilkokul öğrencilerinin resmi törenlere
özgü anlatılarını kapsamaktadır.
176
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okula Gittikleri Yer, Ailelerinin
ekonomik ve Eğitim Düzeyleri
Çocukların resmi törenlere ilişkin anlatılarını sunarken ilkokula gittikleri
dönemdeki sosyo-ekonomik koşullarıyla olan ilişkisinin ne olduğu ya da bu
anlatıların şekillenmesinde bu koşulların etkisinin olup olmadığı da önemlidir.
Ancak, sosyo-ekonomik koşullar denildiği zaman dönemin çocuklarına
özgü pek çok değişkeni ortaya koymak gerekir ki böyle bir değerlendirme
bu çalışmanın amacı ve boyutlarını aşar. Böyle bir iddia yerine, çocukların
nerede ilkokula devam ettikleri, anne-babalarının eğitim ve gelir düzeylerinin
onların anlatılarının şekillenmesinde etkisinin olup olmadığını ortaya koymak
anlamlı olacaktır.
Görüşme yaptığım kişilerden kadınların %73 il merkezlerinde, %7’si ilçelerde
ve %20’si köylerde ilkokul eğitimlerini tamamlarken, erkeklerin %41 il
merkezlerinde, %12’si ilçelerde ve %47’si de köylerde ilkokul eğitimlerini
tamamlaşmışlardır (figür 1).
Anne-babaların eğitim düzeylerine bakıldığında, annelerin %16’sı üniversite,
%16’sı lise, %6’sı ilkokul mezunuyken, %9’u sadece okur-yazar, %19’u ise
okur-yazar değildir. Babaların % 34’ü üniversite, %16’sı lise, %3’ü ortaokul ve
%38’i ilkokul mezunuyken, %9’u da okur-yazar konumundadır ve babalardan
okur-yazar olmayan yoktur (figür 2).
Anne-babaların gelir düzeyine o günkü koşullar dikkate alınarak bakıldığında,
anne ve babaların %24’ü üst gelir (anne babası hekim, mühendis ve büyük
arazi sahibi olan ve düzenli geliri olan) , %38 orta gelir (öğretmen ve düşük
maaşlı memur ve maaşlı işçi) %38 (düşük ücretli işçi, düşük gelirli çiftçi ve
vasıfsız) de alt gelir grubunda görünmektedir (figür 3).
Mehmet Sağlam
Figür 1: Kadın-erkeklerin ilkokulu okudukları yer yüzdeleri
177
Figür 2: Anne-babaların eğitim düzey yüzdesi
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
178
Figür 3: Anne-baba (1980’ler) ve görüşülen kişilerin (bugün ki) gelir seviye
yüzdeleri
İlkokul Öğrencilerinin Anlatılarında Okuldaki Resmi Törenler
1980 döneminde ilkokulu okuyanlar okuldaki resmi törenlerle ilgili pek çok
şeyi hatırlamaktadırlar. Anlatılarında öğrenciler, resmi törenler arasında en çok
23 Nisan Çocuk Bayramı’nı hatırlamaktadırlar. Elbette 10 Kasım Atatürk’ü
anma, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
törenlerini de hatırladıklarını söyleyenler var ancak görüştüğüm kişilerin
tamamı 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı hatırladığını belirtmektedir. Törenlerde
görev almış olmaları ve törenlerin hazırlık süreçlerinde rol almaları, çocuk
bayramı (kendi bayramları) olarak görmeleri, törenlerde giymiş oldukları
yeni ve farklı kıyafetler, törenlerin milli duygularına hitap etmiş olması ve
tören esnasında bazı ünlü birilerinin okullarını ziyaret etmeleri öğrencilerin
23 Nisan Bayramı ve diğer bazı törenleri hatırlamalarını sağlamaktadır.
Törenlerin hatırlanmasında şehir veya köyde okumalarının, ailelerinin eğitim
ve gelir düzeylerinin etkisinin ne olduğu çok açık değildir. Fakat törenlerde
öğrencilerin görev almış oldukları oyunlarda, yarışmalarda ve törenler
esnasında giymiş oldukları kıyafetlerde nerede ilkokulu okuduklarının ve
ailelerinin gelir düzeyinin kısmen etkisini gözlemlemek mümkündür.
Törenlerde Görev Alma: Hem kentlerde hem de köylerde ilkokulu okuyanlar
23 Nisan törenlerini hatırlarken törenler esnasında almış oldukları görevler ve
Mehmet Sağlam
okumuş oldukları şiirlere vurgu yapmaktadırlar. Örneğin, ilkokulu şehirlerde
okuyan ve 23 Nisan törenlerinde görev almış olan Derya Aksüt ve Turan
Bölükçe bu törenleri şu şekilde anılaştırmaktadır. Derya Aksüt: “Her 23
Nisan’a muhakkak katılırdım ve gerçekten de böyle iyi bir rolde katılırdım.
İşte mesela İtalyan kızı oldum bir tanesinde, bir tanesinde Polyana oldum. O
yüzden de hepsinin fotoğrafları falan vardır, yani babam gelip çekerdi. Makyaj
falan yapıyorduk falan, güzeldi yani 23 Nisan’ları hiç unutmam.” Turan
Bölükçe: “Hatırlıyorum çünkü hemen hemen ilkokul hayatım boyunca her
23 Nisan’da ya da 10 Kasım’da mutlaka benim bir görevim olurdu. Ailemde
okulla çok ilişkili olduğu için ve biraz da göreceli olarak okulda başarılı bir
öğrenci olduğum düşünüldüğü için mutlaka bir şiir okurdum ya da o günün
anlamını anlatan bir yazı okurdum.”
Eğer öğrenci herhangi bir etkinlikte yer aldıysa bu o görevi anılaştırmasını
kolaylaştırmaktadır. Köyde ilkokulu okuyan Aykut Mert Kuş ve Gülcan Boy’un
anlatıları bunu desteklemektedir. Aykut Mert Kuş: “Okuldaki bayram ve tören
kutlamalarından aklımda kalan kendim de görev aldığım için korodaydım,
şarkı söylerdik. O yani sadece aklımda o kaldı başka.” Gülcan Boy: “23
Nisan’ı hatırlıyorum. 23 Nisan’ı çok seviyordum. Çünkü öğretmen bizi
görevlendiriyordu. 23 Nisan yani duygulanıyorsun, şiir okuyorsun. Öğretmen
bize şiir okuyacaksın diyordu, hepimizi sıraya koyuyordu. Şiir veriyordu,
şiirlerimiz okunuyordu. Köylüler7 geliyordu, çocuklarını izliyordu, biz de orda
şiir okurken yani orasını hatırlıyorum.” Şehirde ilkokulu okuyan Özay Öztürk,
Şeyda Ayhan ve Ayşe Zor Duran törenlerde katılımcı olmalarının törenleri
anımsamalarındaki rolünü şu şekilde kurgulamaktadırlar. Özay Öztürk: “En
çok 23 Nisan etkilerdi çünkü onlarda katılımcı oluyorduk, etkinliklerimiz
oluyordu. İşte mesela konuşmalar yapabiliyorduk, şiir okuyabiliyorduk veya
oyunlarımız oluyordu. En çok onlar etkilerdi beni.” Şeyda Ayhan: “Bir
önemi de benim için öğretmen bana hemen bütün şeylerde görev verirdi. Özel
günlerde görev verirdi, ben şiir okurdum. Onun için önemliydi benim için.”
Ayşe Zor Duran: “En net hatırladığım zannederim 29 Ekim ve 23 Nisan. Belki
de en çok bunlarda aktif olduğumuz içindir. Bir kerede 23 Nisan’da halen
bazen yapılan Milli Eğitim Bakanlığı birimini ziyaret ettiğimizi hatırlıyorum
sınıfça.”
Törenlerde Milli Duygular: Anlatılarda, fazla olmamakla beraber birkaç
öğrenci törenlerdeki milli8 değerleri yansıtan oyun ve etkinliklerden
etkilendiklerini ifade etmektedirler. Ayhan Sağ, Şeyda Ayhan ve Musa
Erdoğan’ın anlatıları bunlara örnek teşkil edebilir. Ayhan Sağ: “En çok
Cumhuriyet Bayramı törenleri etkilemiştir beni. Yani orda daha disipline ve
179
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
ülkeyi ilgilendiren bir bayram olduğundandır herhalde ki Cumhuriyet Bayramı
ve ondan sonra da Atatürk’ün ölümünü.” Şeyda Ayhan: “Beni milli duygular
çok etkiliyor, yani ülkemi çok seviyorum. Tabi ki çok önemliydi benim için o
törenler.”
Musa Erdoğan: “Bayrak çekme, bayrağı indirmek en büyük hayallerimizden
birisiydi. Öğretmen keşke bana görev verse de tabi çok saygılı bir şekilde,
sadece parmak kaldırırdık tabi de. Bayrağı gönlere çekme veya işte bayrağı
indirme gibi törenlerde çok istekli olurduk.” Çoğu zaman bayrak direğinin
o makarası, hatırladıklarımdan bir tanesi, makarası takılırdı, bu iş için
profesyonel tırmanıcı olan arkadaşlar vardı. Hemen onlar seve seve tırmanır
ve o makaradan kayan ipi tekrar yerine oturturdu filan. Onları hatırlarım.”
180
Ünlü Birilerinin Okul Ziyareti: Ünlü birilerinin okulu ziyaret etmeleri
törenlerin hatırlanmasında etkili olabilmektedir. Dilek Öztürk ve Kaya
Ordulu’nun anlatıları bu duruma örnek verilebilir. Dilek Öztürk: “Bayram
kutlamaları ve törenleri bizim Aksaray’da bir stat vardır, stat orda olurdu.
Ben zaten bandodaydım, bando takımındaydım. Benim aklımda kalan tek bir
şey, yani bizim okula çok önemli bir insan gelecekti, büyüklerden birisi ve ben
çok alt sınıflarda olmama rağmen işte andımızı okutmam için öğretmen beni
seçmişti. Onu hatırlıyorum çok net ama diğerleri genel işte bayram kutlamaları
olurdu stadyumda.” Kaya Ordulu: “Yine önemli kimseler geldiğinde okul
olarak toplanıp, seçilip, oraya götürüldüğümüzü hatırlıyorum bunlar tabi şey
bayram vesilesi değil ama mesela Turgut Özal’ın ziyaretiydi, şuydu buydu bu
gibi durumlarda, bu kadar.”
23 Nisan Çocuk Bayramı: Dönemin pek çok ilkokul öğrencisi 23 Nisan
törenlerini kendi bayramları9 olduğu için anımsadıklarını ve bu bayramlarda
sınıflarını süslediklerini ve ailelerinin kendilerini izlemeye geldiklerini ve
bu yüzden çok mutlu olduklarını belirtmektedirler. Köyde ilkokulu okuyan
Gözde Öksüz ve şehirde ilkokulu okuyan Özgür Özkan, Kenan Coşkun ve
Aliye Parmaksız 23 Nisan törenlerini kendi bayramları olduğu ve ailelerinin
kendilerini törenler esnasında izledikleri için çok sevdiklerini söylemektedirler.
Gözde Öksüz. “23 Nisan’ı çok severdik. Heyecanla sınıfımızı süsleyelim,
çiçekler götürürdük, değişik şeyler götürürdük, bayramlarda şiir okurduk, 23
Nisan’ı çok severdik, çok mutlu olurduk. Çocuklarla ilgili olduğu için çocuk
bayramı diyorduk, onun için iyi oluyordu.” Sonay Yol: “Valla çocukken
evet 23 Nisan etkilerdi. O dönemde hani çocuktuk, bizim bayramımız diye
algılanırdı o yüzden herhalde” Özkan Özgür: “23 Nisan tabi bize ait olduğu
için veya çocuklara yönelik olduğu için onun özel bir farkı vardı. Onlar
Mehmet Sağlam
daha bir farklı işleniyordu bizde veya büyük, farklı bir gözle bekleniyordu.
Yarışmalar yapılıyordu, şiir yarışması, belirli oyunlar oynanıyordu. O şekli
aklımda kaldı.” Kenan Coşkun: “Tabi ki en çok o zaman 23 Nisan bizim için,
çocuklar için olduğu için daha çok ağır basardı. Daha çok süsleme yapardık,
işte resimler yapardık, kendimiz gramofon kağıtları alır işte süs yapardık.
Hazır süsler çok azdı.” Aliye Parmaksız: “Bayram gibiydi, gerçekten çocuk
bayramı gibi hissediyorduk. Aileler geliyordu, izliyordu, farklı bir şeydi onu iyi
hatırlıyorum. Başka hani 19 Mayıs falan kutluyor muyduk hiç hatırlamıyorum
da 23 Nisan’ı net hatırlıyorum yani.”
10 Kasım Atatürk’ü Anma: 23 Nisan törenlerinden sonra en çok hatırlanan
törenler 10 Kasım Atatürk’ü anma10 törenleridir. Bu törenleri hatırlayanlar
daha çok o günkü hüzünlü atmosferden söz etmekte ve törenler esnasında
çok fazla etkilendiklerini belirtmektedirler. Öğrenciler tören anlarını
anılaştırırlarken duygularını gizleyememekteydiler. Törenler sisteme özgü
değerleri11 öğrencilere aktarmada (indoctrine) başarılı görünmektedir. Vildan
Asur ve Ayhan Sağ, Seyhan Öztürk ve Aliye Parmaksız’ın 10 Kasım törenleri
ile ilgili anlatıları bu durumu gösteren anlatılardır. Vildan Asur: “Törenleri
hatırlıyorum işte 10 Kasım’ı çok iyi hatırlarım. 10 Kasım’da ağladığımı
çok iyi hatırlıyorum ve her 10 Kasım’da ağlardım yani Atatürk öldü diye.
O zamanki öğretmenimiz de demek ki öyle bir aşılamış ki, onu çok severdim
ben. Sanki birini tanıyorsun, hani seviyorsun ölüyor ya, öyle bir şeydi yani.
Atatürk öldü falan dediği zaman içimiz titrerdi, bilmiyorum öyle yetişmiştik
işte. Onu çok iyi hatırlıyorum.” Ayhan Sağ 10 Kasım törenlerini şu şekilde
hatıralaştırmaktadır. “Atatürk’ün ölümünü Kasım 10 Kasım Bayramı’nda
sirenler çalardı, çocuktuk çok etkilenirdik.” Seyhan Öztürk: “10 Kasımlar
biraz daha şey kaldı kafamda biraz daha neşesiz, daha çok anma töreni
şeklinde yapılan, müdür ve birtakım arkadaşlarımızın okuduğu şiirlerle
desteklenen törenlerdi.” Aliye Parmaksız: “İşte 10 Kasımlarda tabi bayrak
iniyordu yarıya onu çok etkileniyorduk ondan, onu hatırlıyorum.”
Bazen ilkokul öğrencileri 10 Kasım Atatürk’ü anma törenleriyle diğer 23
Nisan gibi bayram törenleri arasındaki farkı görmekte zorlanabilmektedirler.
Buna ilişkin yaşamış oldukları örnekler onların bu törenleri anımsamalarını
kolaylaştırmaktadır. Bu farkı bilmedikleri için öğretmenleri tarafından
cezalandırılan Aykut Ay o anki yaşadıklarını şu ifadelerle anılaştırmaktadır.
“Bir de o günlere ilişkin şöyle bir anım vardır. 10 Kasım’da da diğer milli
günlerde olduğu gibi şiir okurduk. Yani 10 Kasım’ında o anlamda diğer
Cumhuriyet Bayramı ya da 23 Nisan sonra gelen Çocuk Bayramı gibi
bayramlardan öğrenciler arasında çok bir farkı yoktu. Herkes işte bir şiir
181
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
ezberler, çıkar okurdu ve biz öğrenciler olarak dolayısıyla o günleri demek
ki birbirinden çok ayırt edememişiz. 10 Kasım’da öğretmenimiz 10 Kasım’a
ilişkin sorular sorduğunda biz o günü de bayram olduğunu zannetmiştik ve
topluca dayak yemiştik böyle bir şeyi hatırlıyorum.”
182
Törenlerde Sergilenen Oyunlar/Etkinlikler ve Giyilen Kıyafetlerde
Farklılaşma: Her ne kadar dönemin ilkokul öğrencilerinin okumuş oldukları
yerin şehir ya da köy olması, ailelerinin gelir ve eğitim düzeyleri törenleri
hatırlamalarında belirleyici olmasalar da törenler esnasında görev almış
oldukları oyunlar (özellikle piyes, gösteri yarış gibi bazı etkinliklerde)
ve giymiş oldukları kıyafetlerle ilgili anlatıların farklılaşmasında kısmen
belirleyici görünmektedirler. Öğrencilerin törenlerde göstermiş oldukları
etkinlikler şehir ve köylerde ilkokulu okumalarına bağlı olarak değişmektedir.
Aynı farklılık bazen çocukların törenlerde giymiş oldukları kıyafetlerde de
görülebilmektedir. Gelir düzeyi düşük aile çocukları tarafından törenlerde
giyilen kıyafetler daha çok mevcut olanaklar çerçevesinde (şalvar vs
gibi) temin edilebilen kıyafetlerken, gelir düzeyi orta ve üst gruba ait olan
çocukların giydiği kıyafetler aileler tarafından satın alınan etkinliklere uygun
kıyafetlerden oluşmaktadır.
Öğrencilerin, tören etkinliklerinde sergiledikleri oyunlar ve giymiş oldukları
kıyafetler hem onların törenlere özgü hatıralarını zenginleştirmekte hem de
ilkokulu köy ya da şehirde okumalarına bağlı olarak farklılaştırmaktadır.
Köylerde ilkokulu okuyanlar törenler esnasında yumurta, yoğurt ve çuval
içinde yürüyüş yarışı gibi oyunlar sergilerlerken şehirlerde okuyanlar daha
fazla araç gereç gerektiren karmaşık oyun örneklerini sergilemektedirler.
Köyde ilkokulu okuyan Aykut Mert Kuş, Mahir Özyurt ve Gülcan Boy
törenlerde düzenlenen yarışmaları söyle vurgulamaktadır. Aykut Mert Kuş:
“23 Nisan’da özellikle değişik yarışmalar yapılırdı. Çuvalın içerisinde
yürüyüş yarışması, kaşıkla yumurta kızlara yaptırırlardı yumurta taşımak,
ondan sonra büyük bir leğenin içerisine şey yaparlardı, yoğurt doldurur,
ayran yaparlardı ve içerisine parayı şey yaparlardı atarlardı, karıştırırlardı,
kafanı sokarak parayı ağzınla bulma yarışması yapılırdı.”
Mahir Özyurt: “Bu arda bir kısım oyunlar icra edilirdi. Tabağın içerisine
yoğurt koyalardı, yoğurdun içerisine bir tane madeni para koyarlardı. Kim
işte onu elleri arkada olarak böyle bulacak ilk önce? Tabi onu bulabilmesi için
ağzını, burnunu yoğurda tabağına batırması lazım. Biraz da komik duruma da
düşüyor. Bu oluyordu mesela hatırladığım oyunlarda. Mesela bisküvi yeme
oyunu vardı. Nasıl oluyor bisküvi yeme? 20 tane bisküvi getiriyor ve yahut ta
Mehmet Sağlam
10 tane. Kim bunları hızlıca yiyip ıslık çalacak? İşte hızlıca yiyip hışşşt mesela
sesini çıkarttığı zaman o yarışmayı kazanmış oluyordu. İşte çuval giyip,
onunla böyle zıplayarak yürüme hatırlayabildiğim oyunlardan.” Gülcan Boy:
“Yarışmalar düzenlerdik. Mesela iğne yarışması oluyordu, yumurta yarışması
oluyordu.”
Şehirde ilkokulu okuyan Ercan Özçelik, Kaya Ordulu ve köyde okumasına
rağmen ailesi üst gelir grubunda ait olan Musa Bıkmaz törenlerde almış
oldukları görev ve giydikleri kıyafetlerin kendileri için önemini şöyle
anılaştırmaktadır.12 Ercan Özçelik: “Ben örneğin 23 Nisan Bayramına
yeniçeri kılığında girmiştim. Ailemle danışarak, işte alabilir miyiz, yapabilir
miyiz? Çünkü dışarıdan elbise tedariki gerekiyordu orijinaline yakın. Ne
bileyim aksesuar, okulun bazı şeyleri vardı, onları devamlı bir öğrencilere
giydirilirdi.” Kaya Ordulu: “Çünkü o kıyafetler, bando kıyafetleri öğrencilerin
tabi ki o yaşta çok hoşuna giderdi. Okulda toplanılırdı, sıraya girilirdi, marşlar
çalınarak Çanakkale’nin ana meydanına gidilir, geçit törenine katılırdı.” Musa
Bıkmaz: “Örneğin, 23 Nisan için bize kıyafetler alınırdı. Şimdi alınıyor mu
bilmiyorum. Okullar 23 Nisan törenler için çocuklara kıyafet alırdı insanlar,
çoğunluk alırdı. O kıyafetlerimizi giyer giderdik, böyle kısa pantolonlar, güzel
işte cicili kıyafetler ve hoşumuza giderdi. Yani oradaki herkes farklı farklı bir
şey giyinmiş olurdu.”
Ancak, şehirde okula giden ve ailelerinin gelir düzeyi düşük olan Vildan
Asur ve Kader Yorulmaz 23 Nisan törenlerinde giymiş oldukları kıyafetin
onların üzerindeki etkisi ve törenleri hatırlamalarındaki rolünü şöyle
anılaştırmaktadırlar. “23 Nisan’da özellikle kıyafet şeyi yoktu o zaman. Böyle
hani herkes aynı kıyafeti giymezdi ve çocuklara anne, babalar yaptırırdı
kıyafeti. En çok gelinlik giymek istemiştim. Gelinlik giymeydim. Annem bana
şey yaptırmıştı, kırmızı şalvar yaptırmıştı. Hatta kardeşim küçüktü ama ona
da yaptırdıydı. Ona sarı yaptırdı bana da kırmızı yaptırmıştı. Böyle kenarları
simli, çok güzeldi ama o zaman o kadar güzel ki senin de kıyafetin var ya.
Kıyafet çok önemliydi yani. Onunla böyle geçerdik işte valinin önünde
geçiyorsunuz, sağ tarafa dönen. Siz öne dönün sağ taraftakiler valiye dönecek
öyle bir kural vardı. Çocukluk ya bizim önemli olan üstümüze, başımıza
bakmak. Yeni kıyafetler alınmış, çoraplar, ayakkabılar yeni en çok onu severdik
yani. Vali, bayram, tören pek umurumuzda olmazdı açığı.” Kader Yorulmaz:
“23 Nisanlar bizleri çok etkilerdi. Çünkü o zaman özel yöresel kıyafetler falan
giyiyorduk ya o yüzden dolayı. Kendimi de babaannem bana şalvar dikmişti,
çok hoşuma giderdi. 23 Nisanları da çok severdim.”
183
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
Kısacası, öğrencilerin ailelerinin gelir düzeyi onlara törenler esnasında
sağlanabilecek kıyafetlerin çeşitliliğinin sınırını da belirlemektedir. Ancak,
törenlerde kendilerine yeni kıyafetler alınan çocuklar o törenleri daha
heyecanlı bir şekilde anımsamakta ve aktarmaktadırlar. Gelir düzeyi düşük
olan çocuklar kıyafetten çok performans göstermiş oldukları etkinlikleri
vurgulamaktadırlar.
184
Okuldaki Törenleri Olumsuz Anılaştırma: Dönemin öğrencileri çoğunlukla
bayramları olumlu ifadelerle anımsarlarken dört kişi bayram ve onun hazırlık
sürecinin çocuklar için yorucu ve eziyete dönüştüğünü anımsamaktadır. İlçede
ilkokulu okuyan Murat Gül onlardan birisidir. “Okul bayramları, okullarda
hazırlık oluyordu. Yürümeler falan, yürüyüşler aslında öğrenciyi bıktırıyordu.
Bir hafta, iki hafta hazırlıklar yapılıyordu. Öğrenciler yollarda, sokakta,
toprakta yürüyüş yaptırılıyordu, bayrama hazırlanılıyordu. Aslında sevilmiş
gibi falan değil de öğrenciye bir eziyet oluyordu.” Kaya ordulu törenlerde
soğuk havalarda flüt çalmakta zorluk çektiğini anlatmaktadır. “Yani 23
Nisan’da da yapılırdı veya 29 Ekim’de bunların hepsinde olurdu. Hatta şu
yüzden biliyorum zaman, zaman havanın soğuk olduğu zamanlar vardı. O
yüzden yılda bir kere katılan hani değil muhtemelen bütün milli bayramlarda
bu gerçekleşiyordu. Hatta şey eğer sizin için önemli mi bilmiyorum ama
dediğim gibi soğuk havalar bazen sıkıntı yaratırdı açıkçası. Neyse ki boğazlı
bir iç, beyaz şeyimiz olduğunu da hatırlıyorum. Evet, ellerimizin üşüdüğünü,
enstrümanları zorlandığımızı hatırlıyorum özellikle mesela flütçüler için.” Nil
Nazlı: “23 Nisan törenleri ilkokuldayken tabi çok özeldi. Günler öncesinden
çalışırdık. Hatta bir tanesinde ben kendi arkadaşlarımı çalıştırarak,
hazırlamıştım. Çok güzel günler olurdu ama hava bozuk olursa, işte bütün
emeklerimizin boşa gittiği, hezimete uğradığımız olurdu.” Gönül Özçelik: “23
Nisan’da, 23 Nisanları hiç unutmuyorum. İki sefer ama hepsinde de yağmur
yağmıştı. Bizim büyük bir alan vardı okul içinde her seferinde de oraya hücum
ederdik. Yağmur yağdığı için bütün törenler orada yapılırdı.”
Özetlemek gerekirse, öncelikle törenlerde görev alma ve aktif bir şekilde tören
hazırlama sürecinde bulunma törenlerin anılara dönüşmesinde önemli bir
yere sahiptir. Törenlerde yer almanın yanı sıra 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın
kendilerine ait olduğu, onlar için düzenlendiği bilincinin oluşması çocukların
törenlere özgü belleklerini güçlendirmektedir. Genel anlamda çocukların
törenleri anımsamalarında okudukları yer, ailelerinin eğitim ve gelir
düzeylerinin belirleyiciliği pek gözlenmezken onların törenlerde sergiledikleri
bir takım oyun, yarışma ve giymiş oldukları kıyafetlerde bu faktörlerinin
etkisini kısmen de olsa görmek mümkündür. 23 Nisan törenlerinin yanı sıra
Mehmet Sağlam
en çok hatırlanan törenlerin başında 10 Kasım Atatürk’ü anma törenleridir.
O törenlerde çocuklar tören atmosferinden kaynaklı hüzünlü ve mutsuz
anılarını yeniden kurgulamaktadırlar. Törenleri milli duyguları canlandırdığı
düşüncesiyle hem 10 Kasımlarda hem de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramlarında
anımsayan öğrenciler de bulunmaktadır. Bu da bize eğitimin önemli bir
parçası olan törenlerin (gizli müfredatın13 gerçekleştirdiği gibi) onların milli
duygularının oluşması ve yerleşmesi sürecinde önemli bir misyon üstlendiğini
ortaya koymaktadır.
SONUÇ
Okuldaki resmi törenler ve dönem algısını 1980 döneminde ilkokulu okuyan
çocukların anlatılarıyla sunmaya çalıştım. Bu anlatıların daha iyi anlaşılıp
anlamlandırılabilmesi için dönemin istikrarsız ve karmaşık siyasi ve ekonomik
durumu ve durumun sonucu olan eğitim-öğretim verilerini de kısaca vermeye
çalıştım. Bilindiği gibi resmi belgelerde çocukların, ilkokuldaki törenlere
özgü görüşlerine rastlamak neredeyse imkansızdır. Bu vesileyle çocukların
penceresinden resmi törenlere ilişkin pratikleri belleklerinde ne şekilde
yeniden kurguladıkları önemli olsa gerek. 1980 dönemi ilkokul öğrencileri,
anlatılarıyla resmi törenlerle ilgili önemli veriler sunmaktadırlar. Bu veriler
bize, tarihsel süreç içerisinde ilkokul öğrencilerinin eğitim pratiklerinin bir
parçası olan resmi tören algılarındaki kopuş ve devamlılıkları sunmakta ve
bu kopuş ve devamlılığı görmemizi sağlamaktadır. Bu kopuş ve devamlılığı
çocukların kendi ifadelerinde gözlemleyebilmek, onları tarih ve eğitim
çalışmalarının hem öznesi hem de kaynağı konumuna getirmektedir.
Anlatılardaki veriler çocukların ilkokula gittikleri yer, ailelerinin eğitim ve
gelir düzeyi hesaba katılarak irdelendiğinde önemli bir takım çıkarımlarda
bulunabilme imkanı doğmaktadır. Öncelikle çocukların törenleri
anımsamalarında ne okudukları yer ne de ailelerinin eğitim ve gelir düzeyleri
belirleyici görünmektedir. Görüşme yaptığım herkes törenleri hatırlamaktadır.
Bunların başında da 23 Nisan ve kısmen de 10 Kasım törenleri gelmektedir.
Törenlerde, özellikle 23 Nisan törenlerinde, görev alma ve hazırlık süreçlerinde
rol alma, bu törenleri kendi bayramları olarak görme, törenlerde giymiş
oldukları kıyafetler, törenlerin milli duygulara hitap etmesi ve bazı ünlülerin
törenlerde okulları ziyaret etmeleri, törenlerin çocukların belleklerinde yer
edinmesinde önemli bir yere sahiptir.
Her ne kadar çocukların nerede ilkokula gittikleri ve ailelerin eğitim ve gelir
düzeyleri törenlerin hatırlanmasında etkili görünmese de okula gitmiş oldukları
yerin şehir ya da köy olması ve ailelerinin gelir ve eğitim düzeylerinin farklılığı
185
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
onların törenler esnasındaki görevleri ve giymiş oldukları kıyafetlerinin
farklılaşmasında etkili olmaktadır. 23 Nisan törenlerinde köylerdeki çocuklar
yumurta ve yoğurt yarışı tarzı etkinliklerle yeteneklerini ortaya koyarlarken
şehirlerdeki çocuklar tiyatro gibi daha fazla araç gereç gerektiren etkinlikleri
sergilemektedirler. Aynı farklılığı kıyafetlerde görmekteyiz. Köy ve
şehirlerdeki gelir düzeyi düşük olan ailelerin çocukları törenlerde ya mevcut
kıyafetlerini ya da kendi annelerinin dikebildiği “şalvar gibi” kıyafetleri
giymektedirler. Oysa özellikle şehirlerde gelir düzeyi orta ve üst olan ailelerin
çocukları törenler için özel hazırlıklar yapabilmekte ve yeni kıyafetler satın
alabilmektedirler. Kısacası burada ailelerin ikamet ettikleri yer ve gelir
düzeyleri çocukların anlatılarını içerik açısından farklılaştırabilmektedir.
DİPNOTLAR
1 Bu çalışma kısmen 13. Sosyal Bilimler Kongresi’nde sunuldu.
186
2 Farklı kuşakların çocukluklarının hatırlayış biçimlerine ilişkin sorular
öneren pek çok otobiyografi incelemesi de bulunmaktadır. Bkz.
Sommerville, C. J. Bibliographic Note: Toward a History of Childhood
and Youth, Journal of Interdisciplinary History, Vol. 3. No. 2: 441, 1972.
3 Her ne kadar anlatıların şekillenmesinde toplumsal ve ekonomik faktörlerin
önemi yadsınamayacak düzeyde ise de bazen çocukların de ailelerinden
bağımsız tecrübelerinin olabileceği ve bu tecrübeleri de öznesi oldukları
bilinmektedir. Bkz. Semerci P. U. vd. Eşitsiz Bir Toplumda Çocukluk. Bilgi
Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2012.
4 Alison James ve Alan Prout’a göre “Çocuklar kendilerinin,
etraflarındakilerinin ve içinde bulundukları toplumların yaşamlarının
inşasında aktif bir şekilde yer alırlar.” Bkz. Wall, J. Can Democracy
Represent Children? Toward a Politics of Difference, Rutgers University,
SAGE, USA. ss. 90. 2011.
5 Sözlü tarihin eleştirel yönü, eğitim sosyolojisi/eleştirel pedagoji gibi
okulları hem tarihsel bağlamda hem de egemen toplumu karakterize eden
toplumsal ve siyasi durumu ortaya koyar. Bkz. Mclaren, P. Life in Schools:
An Introduction to Critical Pedagogy in the Foundations of Education.
Newyork: 1994. 159
6 Öztürkmen’e göre “son yıllarda sözlü tarih çalışmalarında anlatı metnine
daha çok yer ayrıldığı, ve metnin yorumlanmasının görece olarak daha
Mehmet Sağlam
tutulduğu gözlemlenebilir. Diğer bir deyişle, hakim olan yaklaşım daha
çok geçmişe ait sözlü anlatıları bugünkü okura yazıyla sunmak ve
değerlendirmeyi okurun kendisine bırakmak şeklinde gelişmiştir.” Bkz.
Öztürkmen, A. Sözlü tarih: Yeni bir disiplinin cazibesi. Toplum ve Bilim,
91: 119-120. 2002.
7 Öğrenci velilerinin törenler esnasında görev alan çocuklarını
izlemeleri çocukların törenlerle ilgili yaşadıklarını anımsamalarını
kolaylaştırmaktadır. Eğer bu durum köylerde gerçekleşiyorsa hem veliler
hem de çocuklar için daha fazla önem arz etmektedir. Çünkü bu törenler
kırsalda bir tür orada gerçekleştirilen önemli bir sosyal ve kültürel etkinlik
olarak ta belleklerde yer edinebilmektedir. Bkz. Sağlam, M. The Official
School Ceremonies in the Narratives of the Primary School Students in the
1970s’ Turkey, Journal of Education and Future, Vol: 2, 2012, ss. 131. Bu
bize resmi törenlerde ortaya konulan etkinliklerin öğrencilerin şehir veya
köyde okumalarına bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini ve bu durumun
tarihsel süreç içerisinde devamlılık arz ettiğini göstermektedir.
8 Eğitimin ideolojik işlevi çoğu zaman dolaylı olarak karşımıza çıkar.
Eğitim sisteminin kademeleri hiyerarşik toplumsal yapının ihtiyaç ve
isteklerine uygun özelliklerin geliştirildiği, becerilerin kazandırıldığı bir
alan olarak tasarlanır. Okullarda ‘iyi vatandaş’ olmak için gereken uygun
davranışların, tutumların, değerlerin kazandırılma süreci irdelendiğinde
ideolojik aktarımın çok erken yaşlarda, daha çok ilkokul hatta okul öncesi
eğitim döneminde başladığı görülebilir. Bazı dersler aracılığıyla böyle bir
toplumsallaşma gerçekleştirilir. Örneğin Türkiye’de ilkokulun ilk yıllarında
özellikle hayat bilgisi, Türkçe, sosyal bilgiler, din kültürü ve ahlak bilgisi
derslerinin içeriğinde yoğun ideolojik vurgular bulunmaktadır. Bkz. Gök,
F. 75 Yılda İnsan Yetiştirme Eğitim ve Devlet, Tarih Vakfı Yayınları, (1999),
ss. 1-8.
9 Daha önceki çalışmalarda da çocukların 23 Nisan törenlerini kendi
bayramları olarak görmeleri onların bu törenleri anımsamalarını
kolaylaştırmaktadır. Bkz. Sağlam, M. The Official School Ceremonies
in the Narratives of the Primary School Students in the 1970s’ Turkey,
Journal of Education and Future, Vol: 2, 2012, pp. 130-131.
10Daha önceki dönemlere özgü çalışmalar da göstermektedir ki 10 Kasım
Atatürk’ün ölüm yıl dönümü anma törenleri ilkokul okuyanlarını çok
derinden etkilemektedir. Törenlerde gerçekleştirilen etkinlikler ve
187
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
tören havası çocuklara çok yakın birilerini kaybettiklerini hissettirecek
niteliktedir. Bu da okulun törenler aracılığıyla devletin ideolojik
amaçlarını çocuklara aktarmada ne kadar etkili olduğunu göstermektedir.
Bkz. Sağlam, M. The Official School Ceremonies in the Narratives of the
Primary School Students in the 1970s’ Turkey, Journal of Education and
Future, Vol: 2, 2012, pp. 125.
11Bu çıkarımların dönemin egemen toplumsal değerleri, ideolojisi ve siyasi
yapısıyla yakın bir ilişkisi vardır. Bu ilişkinin inşası ve meşruiyeti de okul
aracılığıyla gerçekleşir. Öztan’a göre “ideal çocuk, vatanı kafası bilgilerle
donanmış, yüreği coşkuyla çarpan, cumhuriyetçi erdemlere sahip bir
vatanseverdir.” Bkz. Öztan, G. G. Türkiye’de Çocukluğun Politik İnşası,
İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2013.
188
121970 dönemi ilkokul öğrencileri de törenlerde giymiş oldukları yeni
kıyafetlerin törenleri onlar için özel kıldığını belirtmektedirler. Bkz.
Sağlam, M. The Official School Ceremonies in the Narratives of the
Primary School Students in the 1970s’ Turkey, Journal of Education and
Future, Vol: 2, 2012, pp. 126.
13Eğitimde gizli müfredat (hidden curriculum) kültürel değerlerle, tutumların
(otoriteye itaat etme, titizlik ve doyum geciktirme gibi) öğretim yapısı ve
okul örgütlenmesi aracılığıyla aktarılma biçimi için kullanılan bir terimdir.
Gizli müfredat, konuya dayalı açık ya da resmi müfredattan farklı bir
olgudur. Bkz. Marshall, G. Sosyoloji Sözlüğü, Çev: Osman Akınhay ve
Derya Kömürcü, Ankara: Bilim Sanat, 1999. ss, 171-172. Açık müfredatın
eksik bıraktığı yerleri tamamlayan, bilgi ve değerleri ayrıntılı bir şekilde
incelten, egemen sisteme toplumsallaşmayı ‘derinleştiren’ resmi olmayan
müfredattır. İnal, K. Eğitim ve İdeoloji, İstanbul: Kalkedon, 2008. ss, 129130.
KAYNAKÇA
Ahmad, F. (2006). Bir Kimlik Peşinde Türkiye. İstanbul: İstanbul Bilgi
Üniversitesi Yayınları.
Ariés, P. (2000). Education and the Concept of Childhood. In P. S. Fass ve M.
A. Mason (Eds.), Childhood in America, New York, New York University
Press. 283-285.
Boratav, K. (2005). Türkiye İktisat Tarihi 1908-2002. Ankara: İmge Kitabevi.
Mehmet Sağlam
Çameli, T. (2005). Çağdaş Eğitime Geçişin Tüm Aşamalarının Tanığı Hüseyin
Hüsnü Ciritli’nin Yaşam Anlatısı, “Cumhuriyet Nasıl Bir Adam ki?”
Toplumsal Tarih 135: 90-96.
Çavdar, T. (2004). Türkiye’nin Demokrasi Tarihi 1950’den Günümüze.
Ankara: İmge Kitabevi.
Cunningham, H. (1995). Children and Childhood in Western Society Since
1500. London: Longman.
Ek, M. (2000). Tarih Araştırmalarında Görsel-İşitsel Arşivler: Tarih Vakfı’nın
Deneyimleri ve Sözlü Tarih Çalışmaları. IOHA Conference I: 43-49.
Ersel, H., Kuyaş, A., Oktay, A., Tuncay, M. (2005). Cumhuriyet Ansiklopedisi.
Cilt: 3 1961-1980. İstanbul: YKY.
Gök, F. vd, (2011). Çok Kültürlü Toplumlarda Eğitim Türkiye ve İsveç’ten
Örnekler. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Gök, F. (1999). 75 Yılda İnsan Yetiştirme Eğitim ve Devlet, 75 Yılda Eğitim.
(editör Fatma Gök), İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları. 1-12.
İlyasoğlu, A. (2006). Yakın Dönemde Tarihe İlginin Farklılaşması Sürecinde
Sözlü Tarih Alanının Türkiye’deki Gelişimine Bir Bakış. Aynur İlyasoğlu
ve Gülay Kayacan (Eds.), Kuşaklar Deneyimler Tanıklıklar. İstanbul: Tarih
Vakfı. 15-22.
İnal, K. (2008). Eğitim ve İdeoloji. İstanbul: Kalkedon.
Öymen, A. (2002). Bir Dönem Bir Çocuk. İstanbul: Doğan Kitap.
Kazgan, G. (2009). Tanzimat’tan 21. Yüzyıla Türkiye Ekonomisi. İstanbul:
İstanbul Üniversitesi Yayınları.
Keyder, Ç. (2003). Türkiye Demokrasisinin Ekonomi Politiği. İrvin C. Schick
ve E. Ahmet Tonak (Editörler.), Geçiş Sürecinde Türkiye. İstanbul: Belge
Yayınları: 38-75.
Marshall, G. (1999). Sosyoloji Sözlüğü. (Çev. O. Akınhay ve D. Kömürcü).
Ankara: Bilim Sanat.
189
1980 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Okullardaki Resmi Tören Algıları
McAdoo, H. (1980). Oral History as a Primary Resource in Educational
Research. The Journal of Negro Education. Vol, 49, No. 4: 414-422.
McLaren, P. (1994). Life in Schools; An Introduction to Critical Pedagogy in
the Foundations of Education. New York: Longman.
Onur, B. (2007). Çocuk Tarih Toplum. Ankara: İmge.
Özbek, E. Egemen., Telliel, Y. Doğan. (2006). ‘68’li’ Olmak: Hatırlamak ve
Aidiyet. Aynur İlyasoğlu ve Gülay Kayacan (Eds.), Kuşaklar Deneyimler
Tanıklıklar. İstanbul. Tarih Vakfı. 245-260.
Öztan, G. Gürkan. (2013). Türkiye’de Çocukluğun Politik İnşası. İstanbul:
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Öztürkmen, A. (2002). Sözlü tarih: Yeni bir disiplinin cazibesi. Toplum ve
Bilim, 91: 115-121.
190
Portelli, A. (1998). What Makes Oral History Different. In R. Perks ve A.
Thomson (Eds.), The Oral History. Londan ve New York: Routledge.
1998. 63-74.
Sağlam, M. (2012). The Official Ceremonies in the Narratives of the Primary
School Students in the 1970s’ Turkey. Journal of Education and Future,
Volume: II: 123-133.
_________(2012). Türkiye’de Eğitime Özgü Çalışmalarda Sözlü Tarih
Yönteminin Yeri Üzerine Bir Deneme. Batman Üniversitesi Yaşam
Bilimleri Dergisi, Cilt: I, Sayı: 1: 817-826.
_________ (2010). “1970-1975 Dönemi İlkokul Öğrencilerinin Eğitim
Deneyimleri: Sözlü Tarih Yöntemiyle Bir Çalışma.” Yayımlanmamış
Doktora Tezi.
Sakaoğlu, N. (2003). Osmanlı’dan Günümüze Eğitim Tarihi. İstanbul: İstanbul
Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Semerci, P. Uyan vd. (2012). Eşitsiz Bir Toplumda Çocukluk. İstanbul: Bilgi
Üniversitesi Yayınları.
Mehmet Sağlam
Sommerville, C. John. (1972). Bibliographic Note: Toward a History of
Childhood and Youth. Journal of Interdisciplinary History, Vol. 3. No. 2:
439-447.
Şahin, H. (2000). Türkiye Ekonomisi. Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları.
Tan, M., Şahin, Ö., Sever, M. ve Bora, A. (2007). Cumhuriyet’te Çocuktular.
İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları.
Tan, M. (1998). Erken Cumhuriyetin Çocuklarıyla Bir Sözlü Tarih Çalışması.
Cumhuriyet ve Çocuk, II: 25-33. Ulusal Çocuk Kültürü Kongresi. Ankara.
_______ (1996). Çocukluğun Tarihi Araştırmalarda Sözlü Tarih Yaklaşımı ve
Sözlü Tarihte Bir Çocuk, Çocuk Kültürü, I. Birinci Ulusal Çocuk Kültürü
Kongresi: 31-56. Ankara.
Thompson, P. (2006). 21. Yüzyılda Sözlü Tarih İçin Potansiyeller ve Meydan
Okumalar. Aynur İlyasoğlu ve Gülay Kayacan (Eds.), Kuşaklar Deneyimler
Tanıklıklar. İstanbul: Tarih Vakfı. 23-48.
___________ (1988). The Voice of the Past Oral History. Oxford: Oxford
University Press.
Thomson, A. (1998). Fifty Years On: An International Perspective on Oral
History. The Journal of American History, Vol. 85. No. 2: 581-595.
Tokgöz, E. (2004).Türkiye’nin İktisadi Gelişme Tarihi (1914-2004). Ankara:
İmaj Yayınevi.
Tunçay, N. Erdilek. (6-7 Haziran 1993). “Giriş” Tuçay N. E (Eds.), Sözlü
Tarih Atölyesi. İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları.
TÜİK. (2007). İstatistik Göstergeler 1923-2006. Ankara. TÜİK.
Wall, J. (2011). Can Democracy Represent Children? Toward a Politics of
Difference, Rutgers University, SAGE, USA. http://chd.sagepub.com/
content/19/1/86.full.pdf+html (15. 01. 2014).
Yeğinobalı, N. (2005) Cumhuriyet Çocuğu. İstanbul: Doğan Kitap.
191
Download

Hakemli Makale - Eğitim-Sen