i : 91
30 Mayıs 1325
C : 2
R E İ S — Bu takriri nazarı m ü t a l a a y a alanlar elini
mikyasımız zevâlî o l d u ğ u n a nazaran kablezzevâl d ö r t
kaldırsın... (Eller kalkar) Alındı efendim ne yapaca­
saat evvel işe başlayalım dedik. B u n u kaide ittihaz
ğız?
ederiz. H e r g ü n sekizde deriz mesela öğleden dört saat
(Dahiliye
Encümenine
sadaları)
Dahiliye
En­
evvel işe başlamış o l u r u z . Öğleden dört saat
cümenine havale edildi.
evvel
başlamamızı temin etmek için. Bugün öğle beşe çey­
7. — Debre
de zevali
saatin
Mebusu
kabul
Vasfı Beyin;
edilmesine
Meclis
dair
mesaisin­
takriri.
çeyrek
kalarak desek, bire çeyrek kalarak desek, ertesi g ü n ü
REİS — Takriri okutuyorum :
öğleye dört saat
Riyaseti Celileye
kalmaz, mikyas bozulur.
Biz b u
mikyası tayin e t m e k için her ne k a d a r M e b u s dahi
M u a m e l a t ı m u n t a z a m olan devair ve- müessesatta
istimalinde muhassenatı mahsusası görülen zevâlî saa­
tin Meclisimizce de kabuliyle kablezuhr iltizamı sa'y
ve gayrete müsait en kıymetli evkatın ziyâına m a h a l
kalmamak
rek kalarak o l d u ğ u cihetle sabahleyin ikiye
üzere bu hususta muhessenatı
mücerrep
b u l u n a n sâlifüzzikr usulü m ü d a v e m e t i n tatbikine ka­
r a r verilmesini teklif eylerim.
olmuş isek de saati zevâlî yapmadıkça, vakti bula­
mayız. Bu, âdeta çoluk çocuğa verilecek bir mikyastır.
Biz m u n t a z a m a n devamı arzu ettiğimiz halde zevâlî
itibar edelim, g r u b u itibar edelim, nısfulleyli
edelim
vaktimizi,
zannediyor;
Debre Mebusu
işimizi
saatin zevâlî, grûbî
buluruz.
İkinci
itibar
derecede
olmasını bazı ezhan emri
katiyyen,
bu,
emri
dînî
n u n din n a z a r ı n d a hiçbir alış verişi
dînî
değildir.
Bu­
yoktur.
Vasfi
İ S M A İ L B E Y (Gümülcine) — O senin vehmin,
R E İ S — Zevâlî saatin kabulü h a k k ı n d a bir takrir.
zanneden yok.
N a z a r ı m ü t a l a a y a a l m a k isteyenler elini kaldırsın. (Gü­
M U S T A F A Â S İ M E F E N D İ (Devamla) — Müfit
rültü, olmaz sadaları)
O S M A N F E V Z İ E F E N D İ (Erzincan) — N e kal­
dırıyorsunuz
Beyin izahatı veçhile saati g r u p t a itibar etmekle ze­
valde itibar etmenin farkı vardır. O fark nedir? A v a m
elinizi? Olmaz, olmaz.
A H M E T M Ü F İ T B E Y (İzmit) — Efendim, tak­
zevâlî ölçemez, fakat g r u b u dağdaki çoban dahi ölçebi­
rir sahibi Vasfi Beyin maksadı, alaturka saati terkede-
lir. Â m m e y e suhulet o l m a k için bir z a m a n l a r g r u b u
lim, zevâlî saat kullanalım değil. Ş u n d a n
mebdei saat ittihaz etmişlerdir, fakat
anladığımı
sonra
herkes
arz edeyim. Zevâlî saatta devam için bir intizam var­
hesâbâta m u k t e d i r olmadığı cihetle, b ü y ü k şehirlerde
dır diyor. Zevâlî saat, m a l u m u âliniz, devam için ga­
zevâlî m a b d e ' itibar etmişlerdir. A n c a k düşünmeli ki
yet müsaittir. Saat d o k u z d a mesela gelinirse, öğleye
bir k a v m e îtiyâdâtı kadîmesini yani asırlardan
k a d a r çalışmak
m u h a f a z a edegeldiği îtiyâdâtı kadîmesini defaten tağyir
için müsait
bir zamandır.
Nitekim
beri
müessesatı ecnebiyenin ekserisinde b u n l a r kabul olu­
ettirivermek o k a d a r kolay bir şey değildir.
nur, yalnız bizim devamımız h u s u s u n d a b u n u alalım
sonra, biz, b u g ü n ıslahat için saati zevâlîyi k a b u l d e n
diyor. Şimdi biz her gün saat üçte yoklama icra edi­
başlamak,
yoruz, değil mi? Saatin üçü güneşin t u l u u n a nazaran
göstermek için rütbei Bâlâ v e r m e kabîlindendir. On­
h e r g ü n aynı z a m a n d a aynı vakitte değildir. F a k a t ala­
d a n sonra rütbesini bulur; biz çalışmağa alışalım.
franga
saat d o k u z dersek zevale n a z a r a n o hergün
aynı z a m a n d a
d o k u z d u r . Binaenaleyh
bundaki
inti­
z a m , tabiîdir, red etmekte bir m a n a yoktur. ( G ü r ü l t ü )
M U S T A F A Â S İ M E F E N D İ (İstanbul) — Şimdi
M ü f i t Bey biraderimizin neticei izahat ve müteleatı,
Mebuslar, evkatı muayyenelerini a n l a m a k üzere ala­
franga saati kabul
memurinin
adam
halinde
İ L Y A S S A M İ E F E N D İ (Muş) — Bu b a b d a M u s ­
tafa Âsim Efendi izahatı kâfiye ve vâfiye verdi. On­
dan
sonra
Lâkin
burada
böyle
söz
vakitlerde
söylemeğe
izaai
vakt
lüzum
görmem.
etmek
münasip
olamaz. B u y u r d u k l a r ı gibi din ile saatin,
alafranga­
nın alaturkanın hiçbir irtibatı yoktur.
İSMAİL H A K K I
demedi, zevâlî saat dedi.
M U S T A F A Â S İ M E F E N D İ (Devamla) — Bura­
d a iki n o k t a i nazar var efendim. K e n d i
saatimizle
g ü n ü n m ü n a s i p olan saatini tayin edemiyoruz. Bina­
zevâlî
Sâbîkta
etmelidirler.
R E İ S — Alafranga
enaleyh
Devri
Ondan
saate
müracaat
edecekmişiz.
B E Y (Gümülcine) —
Vardır,
D i n yok (Gürültü) Kendikendinize iş ç ı k a r m a k ister­
siniz.
İ L Y A S S A M İ E F E N D İ (Devamla) — K e r e m edin,
Müfit
zaten b u n u
dedi?
derecatı saadet ve intizamın dereci nihayesine, gayri
Zevâlî saate her vakit oniki vakti zevalde olur. Bina­
m ü t e n â h î derecatına m u h t a ç iken, yalnız saat ile in­
enaleyh bu saat g r u b a tabi olmadığı cihetle, bizim
tizamı şey etmek katiyyen bizim için
Bey, b u n u n h a k k ı n d a güzel izahat verdi. N e
— 332 —
da izah edeceğim. M u h t a ç
olduğumuz
lüzumsuzdur,
Download

91 30 Mayıs 1325 C : 2 REİS — Bu takriri nazarı mütalaaya alanlar