OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI /REFRAKTER HODGKİN LENFOMA HASTALARINDA
NON MİYELOABLATİF ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ (GATA TECRÜBESİ)
NURİ KARADURMUŞ1, GÖKHAN ERDEM1, ŞÜKRÜ ÖZAYDIN1, MUSTAFA ÖZTÜRK1, SELMİN
ATAERGİN1, FİKRET ARPACI1
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Tıbbi Onkoloji BD.1
GİRİŞ: Hodgkin lenfoma (HL) tüm evreler göz önüne alındığında %75-90 oranında kür sağlanabilen
bir hastalıktır. Buna rağmen otolog periferik kan kök hücre nakli (OPKKHN) sonrası nüks etmiş relaps
ve veya refrakter HL olgularının prognozu kötüdür ve bu hastalar allogeneik kök hücre nakli
(AKHN)için adaydırlar. Bu çalışmada HL olgularında AKHN tecrübemizi sunmak istedik.
Materyal-Metod:Medyan yaşı 30 (20-40) olan 6 relaps/refrakter HL olgusunu retrospektif olarak
inceledik. Tüm vakalar AKHN öncesi en az 3 farklı hat kemoterapi almışlardı. Nakil öncesi ortalama
takip süreleri 47.5 ay (14-72). Tüm olgular, OPKHN sonrası nüks eden olgular olup, AKHN öncesi tüm
hastalara medyan 11 kür (7-16) Brentuximab vedotin (BV) tedavisi verildi. BV tedavisi soejimi
olarnrası sadece bir olguda tam cevap gelişti ve 1 hastaya tam uyumlu erkek kardeşinden (n= 1/6,
%13.4), geri kalan 5 (n=5/6, % 83.6) hastaya ise haplo-identik allogeneik kök hücre nakli (AKHN)
yapıldı. Hastalara nakil öncesi hazırlama rejimi olarak non-miyeloablatif (Fludarabin 30 mg/m2 (-6) –
(-2) gün, siklofosfamid 14.5 mg/kg -6 ve -5. Gün ve -1.günde tüm vücut ışınlaması (200 cGy)
uygulandı. Nakil sonrası + 3 ve + 4.günde allo-reaktif T hücreleri yok ederek Graft Versus Host Disease
(GVHD)
profilaksisini
yapmak
amaçlı
Siklofosfamid
50
mg/kg
verildi.
SONUÇ: İlk 100 günlük takip verilerine göre grad 1-4 arası akut GVHD görülme sıklığı %32. Hastalık
ve tedavi ile ilişkili mortalite bu süreçte saptanmadı. İlk 3 ay sonrası yapılan tedavi yanıtı
değerlendirmesinde çekilen PET/CT sonucunda 2 olgu metabolik tam cevapta olup, diğer 4 olguda ise
kısmi cevap gözlendi. Halen 6 hasta takip hayatta olup, takiplerine devam edilmektedir. Yorum:
Günümüzde halen OPKHN sonrasında nüks etmiş HL hastalarındaki tedavi seçenekleri son derece
kısıtlı olup, bu olguların çoğu son derece iyi performans skoruna sahip olabilmektedirler. Sunmuş
olduğumuz bulgular bu vakalarda AKHN’nin de bir umut olabileceğini düşündürmektedir.
Download

Poster