28 OCAK 2015
SINIF
İşçi sınıfının “kendiliğinden sınıf” halinden, “kendisi için sınıf” durumuna gelmesinin zorlukları ya
da engelleri, sadece öznel karakterli olmamasına
rağmen, işçilerin-ve emekçilerin- burjuvaziye ve
onun siyasal partilerine ve kurumlarına karşı siyasal
iktidar mücadelesi yürüten bir sınıf haline gelmesi
için, ideolojik-siyasal ve örgütsel mücadele pratiği
büyük bir önem gösterir. Burjuvazi ve kurumlarıyla
her günkü karşı karşıya gelişi, işçilere, en basiti gözleme dayalı olan, ama onunla sınırlı kalmayan ve
kendi eylemi, direnişi; yenilgisi ve yengilerinden
çıkarmış sonuçlar üzerinden siyasal gelişme
olanağı sağlar. Buna rağmen, işçi sınıfı ve kent-kır
emekçileri başta olmak üzere ezilenlerin, sömürü
ve baskı koşullarından kurtulmaları için, bu kadarı
yetmez/yetmemektedir. İşçi ve emekçilerin deneyimlerinin derslerinden hareket eden ve bizzat
kendi güçlerine dayanan mücadelesinin burjuva
sınıf hakimiyetine son verme gerekliliği, sınıf bilincinde yer alır hale gelmelidir. İşçi ve emekçiler,
kapitalizm ve burjuva sınıf hakimiyeti devam ettiği
sürece, çalışma koşullarında ve ücretlerinde
sağlayacakları
iyileştirmelerle
durumlarının
temelden değişmeyeceğini; sömürü ve baskı sisteminin ortadan kalkmayacağını; oysa gerçek bir
kurtuluş için bu toplumsal-ekonomik ilişkiler sistemine son vermek gerektiğini bilerek, buna göre
hareket edecek durumda olmalıdırlar. Bu nasıl
olacaktır?
Üzerine çok söz edilmiş, çok yazılmış bir konudur
bu. Ama sınıf içindeki devrimci çalışmanın en
temel sorunu olmaya da devam ediyor. Sınıf mücadelesi güncel-aktüel, somut sorun ve talepler
üzerinden ve bu temelde gelişip sürmektedir.
Ekonomik, siyasal, ideolojik-kültürel bütün alanları
kapsıyor. Bu mücadele, ancak işçi sınıfı ve emekçilerin içinde ve onlarla birlikte olarak, her günkü
somut gelişmelerden ve öne çıkan taleplerden
hareket edilerek, yürütülebilir ve geliştirilebilir.
Temel fabrika ve işletmelere yönelik somut, ısrarlı,
kesintisiz ve yaratıcı bir çalışma olmaksızın, ne burjuvazinin işçiler üzerindeki ideolojik-politik etkisi
işlevsiz kılınabilir, ne de işçi sınıfının kendisi için
sınıf düzeyine gelmesinin gerekleri yerine
getirilmiş olur. Yerel ve tek tek çalışma alan ve birimlerindeki bu çalışmanın gereklerini yerine getirmek, güncel olanla sınırlı, güncele takılıp kalan,
olayları ve gelişmeleri birbirlerinden soyutlayan,
her bir işyerinin sorunlarının ve işçilerin taleplerinin diğerlerinin sorun ve talepleriyle bağını
kurmayan, sermaye ve devletiyle bağını göz ardı
eden, ülkede yaşananlar ile uluslararası alandaki
gelişmeler arasındaki ilişkilere ilgisiz bir çalışma,
teşhir ve ajitasyonla yetinmek anlamına gelmez.
Aksine, ilkini yapamayan, onunla da bağlantılı
olarak “diğeri”ni de layıkıyla yapamayacak, salt
genel-geçer lafazanlıkla zaman kaybedecektir. İşçi
ve emekçiler içindeki sosyalist faaliyetin, onların
somut sosyal ve ekonomik ve diğer türden tüm
sorunlarını konu edinen ve baskı ve sömürünün
her türüne karşı devrimci tutumu gereksinen bir
çalışma içinde yer alarak, ancak yürütülebileceği
ve ilerletilebileceğini her Marksist bilir. Gerekli
olan bunu, en küçük bir ihmal göstermeksizin,
kararlı ve kesintisiz yürütmektir.
RESA
14
«Ülkemizin geleceği önemlidir Sosyal aktörler konuşuyor»
Kıbrıs Emek Enstitüsü (İNEK) öncü bir rol oynayarak
geçmişte gerçekleştirilen müzakerelerin bir zaafını gidermek amacıyla girişim üstlendi ve bir program hazırladı. Bu
program daha önce görüşme süreçlerinde yaşanan bu
zaafı giderme noktasından hareketle, 2013 sonbaharında
başlayan görüşme sürecini desteklemek ve sivil toplum
örgütlerinin eksikliklerini gidermeyi hedeflemektedir.
Söz konusu programa sendikal örgütler PEO ile DEV-İŞ de
destek veriyorlar. Programın tanıtımı amacıyla İNEK Direktörü Pavlos Kalosinatis iki sendika temsilcisinin katılımıyla
bir basın toplantısı düzenledi. Kalosinatis basın
toplantısında buna gerekçe olarak Kıbrıs sorununun tüm
Kıbrıs'ın sosyal ve ekonomik gelişmesini engelleyen büyük
bir belirsizlik içerisinde olduğunu ifade etti ve geçmiş onlarca yıl boyunca gerçekleştirilen sayısız görüşme sürecinin
Kıbrıs sorununu adil ve yaşayabilir bir çözüm noktasına
ulaştıramadığına dikkat çekti. Bu süreçte eksiklik olarak
gördüğü, sürece sivil toplumun destek vermesini hedef
olarak ileri sürdü. Bu çalışmalarında "İki Toplumlu
Pansendikal Form" ile işbirliği yapacaklarını duyurdu.
Proje Koordinatörü Pavlos Kalosinitis konuşmasında
Kıbrıs sorununun çözümünde sivil toplum örgütlerinin
stratejik önemi olduğunu ve çözüm sürecine destekleriyle
bazı konuları kabul ettirmekten öte kabul edilemeyecek
bir çözümü de katılımları ile önleyebileceklerini ifade etti.
"Sivil toplum örgütleri verecekleri uzmanlık raporları ile
çözüm ve gelecekteki devletin yaşayabilirliliği için
vazgeçilmez olan sosyal ve ekonomik önlemlerin tespitindeki katkıları ile kabul edilebilir bir çözüm bulunmasına
yardımcı olacaktır." dedi.
Kalosinitis iki toplumlu bu programın ana hedefini sivil
toplum örgütlerinin (Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum birlikte tek
ses halinde) sürece zamanında dahil olmaya (çözüm
sürecine paralel) organize ve uyumlu bir şekilde (diyalogla
inşa edilmiş bir çerçeve içinde) demokratik olarak yer
almayı cesaretlendirme olarak belirledi.. Kıbrıs Emek En-
stitüsü'nün PEO ve DEV-İŞ işbirliği ile hayata geçirilmekte
olduğu projenin hedeflerini ise şöyle sıraladı:
"Bir çerçeve raporu hazırlama:Çalışma federal devlet
yapılarının ekonomik ve sosyal açıdan nasıl güvence altına
alınacağını nesnel bir biçimde belirtmeyi hedeflemektedir.Çalışma ayrıca uluslar arası uygulamaları araştırıp iki
toplumun ekonomik veri ve karakteristiklerini yansıtan bir
model geliştirecektir.
1. Sivil toplum örgütleri için bilgi ağı oluşturma: Bilgi ağı
ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşamındaki yelpazede yer
alan farklı örgütlerden oluşacaktır.Program bu amaçla Tüm
Kıbrıs Sendikal Form'la işbirliği yapacaktır.
2. Sorunlar hakkında tematik konferanslar düzenleme:
Sendika ve sivil toplum temsilcilerinin katılacağı muhtelif
sorunlar hakkında konferanslar düzenleyecektir.Konferanslar sosyal güvence,çalışma koşulları, sendikal hak ve
özgürlükler, eşitlik ve ayrımcılıkla mücadele,kültür ve sağlık
hizmetlerine erişim konularını kapsayacaktır.
3. Sonuçların yayınlanması:Sonuçların en geniş biçimde
yayınlanıp duyurulması için her türlü çaba
gösterilecektir,Yayınlar üç dilde web sayfasında sosyal aktörlerle paylaşılacak, basın toplantıları Kıbrıslılar veya
Kıbrıs'a ilgi duyan yabancılara talep biçiminde
sunulacaktır."
Kıbrıs Telekomünikasyon Kurumu özelleştirilmesine hayır
Hükümet Kıbrıs Telekomünikasyon kurumunun özelleştirilmesinde oldu bittiler yaratıyor ancak kurumda örgütlü
sendikalar bunu kabul etmiyor. Sendikalar Hükümetin bu süreçte kendilerini dikkate almamaya devam etmesi durumunda dinamik tepki ortaya koyacakları uyarısında bulundular. Bu arada siyasi partilere de bu kurumun kamu hukukundan özel şirketler hukukuna geçirilmesine olumlu oy vermemeleri çağrısında bulundular. Sendikalar Hükümetin bu
süreçte çalışanları uzak tutacak bir karartma içinde olduğu görüşünü de ifade ettiler.
Hükümet Kıbrıs Telekomünikasyon Kurumu’nun özelleştirme sürecini yönetmede Özelleştirme Birimi ile Maliye
Bakanlığı küresel alanda birleşme, satın alma ve özelleştirme alanında bu süreci yönetmesi için yatırım bankası Citi
grubunu seçti. Bu seçim Özelleştirme Birimi'nin hazırladığı kamu sözleşmesi temelinde çıkılan ihale ile açık bir süreç
sonrası yapıldı. Özünde süreçte lider rol oynayacak Citigrubun bunu yıl sonu Telekomünikasyon Kurumu’nun satışı ile
tamamlaması bekleniyor. Cıti’yi bu süreçte özünde Kıbrıs Telekomünikasyon Kurumu’nun değerlendirmesini teşkil edecek olan yapısı ve işletme durumu ve gelecek perspektifini yapma yükümlülüğü üstlenen PWC denetim kuruluşu
çerçeveleyecek. Kurumun özelleştirme süreci dört danışman seçimi ile başlayacak. Daha sonra kurum sadece devlete
ait hisselerle kamu ve özel şirketler yasasına uygun bir kuruma dönüştürülecek. Daha sonra da özelleştirme için ihaleye
çıkılacak.
SİDİKEK-PEO Genel Sekreteri Antonis Neofitu Hükümet'in bu seçimini değerlendirirken büyük ekonomik mali
kuruluşlarının bu süreçlerde yöntemlerinin bilindiğini ifade etti. Buna neden olarak da küresel ekonomik krizi yaratan
bu çevrelerin neoliberal politikaların da uygulayıcısı olduklarına dikkat çekti. Bu kurumların her zaman çalışanların aleyhine davrandıklarının bir veri olduğunu belirtti. Neofitu bu arada yabancı sermayenin ekonomik büyüme geçirerek
yatırım yapmak için gelmediğini, var olanları almaya geldiği görüşünü de savundu.
AKEL de konuyla ilgili bir açıklama yaprak bugün Hükümet edenlerin seçim öncesi hem toplum hem de çalışanlar
karşısında almış oldukları yazılı taahhüdü hatırlattı ve ideolojik yargılardan uzak davranmaları çağrısında bulundu.
Kıbrıs 500 avroluk ülke oldu
İşsizlik sorununu çözme ve yeni istihdam alanları açma sözü verenler bu alanlarda verdikleri sözleri yerine getirmede
sadece başarısız kalmadılar ülkeyi yeni işe girenlere 500 Avro maaş vererek 500'lükler ülkesine dönüştürdüler.
Kıbrıs artık yüksek işsizliğin yanı sıra kısmi çalışma alanında da "öncü" konumda. Kıbrıs Avrupa Birliği'ne üye ülkeler
arasında kısmi çalışma alanında birinci sırada. Avrupa İstatistik Dairesi araştırmaları bunu net bir biçimde gösteriyor.
Araştırma üç kategoride işsizleri kapsıyor. İlgili açıklamada araştırmanın yarı zamanlı çalışanlar arasında yapıldığı ifade
edildi. Yani iş arayan ancak tam gün çalışma olanağı bulamayıp kısmi çalışmayı kabul edilenler arasında.
Araştırmaya göre birinci kategorideki yarı zamanlı çalışma, ücretler üzerine yarattığı baskı ve çalışanların tümünün yaşam
düzeyine olumsuz etkisi nedeniyle öne çıkıyor. Veriler temelinde ele alındığında Kıbrıs bu kategorideki %7,1 oranı ile
yüksek bir orana sahip. Kıbrıs'ı %6,5 oranı ile İspanya ve %5,7 oranı ile de İrlanda izliyor. Kıbrıs durumunda durumun hızlı
bir biçimde kötüleştiği de bir vaka.
Avrupa İstatistik Dairesi'nin son verilerine göre Kıbrıs'ta işsiz sayısı 73 bin yani aktif nüfusun %16,8'i işsiz. Oysa Avrupa
Birliğinde işsizlik ortalaması %10. Avrupa İstatistik Dairesine göre bu üç kategoride bulunanların yakın bir zaman içerisinde
statülerinde herhangi bir değişiklik de beklenmiyor. Yarı zamanlı çalışanların ciddi bir kısmı bu durumlarını düzeltme uğraşısı
içerisinde ancak bunu başarabileceklerine inanmıyorlar. Özellikle de evlerde yardımcı personel olarak çalışan kadınlar.
Avrupa Birliği'nin bu verilerine özellikle eğitimlerinin son evresinde olan ve iş arayan öğrenciler dahil değil. Bunların da
dahil edilmesi durumunda görüntü daha da kötüleşecek.
Download

kıbrıs pansendikal forumu daimi komitesi yeniden faaliyete geçti