HAYATA DÖRT ELLE
5/D sınıf gazetesidir
Herkesin heyecan ve mutlulukla çıkmasını beklediği, hepimizin farklı şekilde katkısının olduğu,
büyük emek ve uğraşılar sonucu hazırladığımız “HAYATA DÖRT ELLE” adlı 5-D sınıf
gazetemizi siz değerli okurlarımıza sunmaktan gurur duyarız.
ArkadaĢlarımızın hazırladığı ve araĢtırdıkları birçok Ģey oldu. Bunlardan birisi de “Altı Nokta Körler Derneği”.
Birinci gruptan arkadaĢlarımız, bu derneğin tarihçesini, kimlere niçin yardım yaptıklarını ve aynı zamanda
hem görme engelli olan hem de büyük baĢarılara imza atmıĢ Türk dehaların hayatlarını ve yaptıklarını
araĢtırıp ortaya güzel bir sonuç çıkardılar.
ĠĢte yaptıkları
Altı Nokta Körler Derneği; görme engellilerin kendine yeterli,
üretken ve toplumla kaynaĢabilen bireyler olarak yetiĢmelerini
sağlamak, sosyal, eğitsel, kültürel ve mesleki sorunlarına çözüm
yolları üretmek amacıyla 1950 yılında kurulmuĢ köklü bir dernektir.
Kurucu baĢkanı kendisi de görme engelli olan Doç. Dr. Mithat
ENÇ'tir. 1958 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla "Kamu Yararına"
statüsünü kazanmıĢtır.
Üyelerinin ve yöneticilerinin tamamı görme engelli olan
dernek, Türkiye Körler Federasyonu'nun etkin bir üyesi olup Avrupa
Körler Birliği ve Dünya Körler Birliği ile sıcak iliĢkiler içindedir.
31 ilde şubesi bulunan Altı Nokta Körler Derneği 6.500
civarında görme engelli üyeye sahiptir. Bugüne kadar baĢta eğitim
ve istihdam olmak üzere görme engellilere yönelik birçok sosyal ve
kültürel projeye imza atmıĢtır.
Görme engellilerin eğitim olanaklarından eĢit düzeyde
yararlanmalarının son derece önemli olduğuna inanan Altı Nokta
Körler Derneği, 1950’li yıllarda ülkemizde körler okullarının açılması
yönündeki çalıĢmalara önemli katkılarda bulunmuĢtur. 1960’lı
yıllarda Ankara’da baĢlatmıĢ olduğu korumalı iĢyeri uygulamaları
görme engellilerin istihdamında önemli bir rol oynamıĢtır.
1970’li yılların baĢında düzenlemiĢ olduğu bir bağıĢ kampanyasıyla
Ġstanbul’da bir körler rehabilitasyon merkezi açılmasını sağlamıĢ,
bugüne kadar binlerce görme engelli vatandaĢın bu merkezde eğitim
alması, topluma kazandırılması sağlanmıĢtır.
80’li yıllarda Ankara’da ikinci bir rehabilitasyon merkezinin
açılmasını gerçekleĢtirmiĢtir. Hâlen bu merkezler Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından iĢletilmektedir.
1996 yılında Ankara’da mülkiyeti derneğimize ait olan bir
eğitim ve kültür merkezini kurmuĢtur. Kurulan bu merkez bünyesinde
görme engellilerin her türlü kitap ihtiyacını karĢılamak üzere Braille
kitap üreten bir matbaa, sesli kitap üreten bir kayıt stüdyosu ve
kitapları ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştıran geniş
kapsamlı bir kütüphane bulunmaktadır.
1987 yılından beri dernek tarafından aydınlatıcı
haber ve yazıların, rapor ve araĢtırmaların yer aldığı Altı
Noktanın Sesi adlı aylık bir sesli dergi yayınlanmaktadır.
Görme engelli çocuklara yönelik Körebe adlı Braille dergi
ve 2009 yılından itibaren Kibele Altı Nokta Kadın
Bülteni adıyla üç ayda bir yayınlanan bir bülten
çıkarılmaktadır. Diğer taraftan derneğimiz engelli
haklarına iliĢkin yasal düzenlemelerin
hazırlanmasında, bu düzenlemelerin
parlamento ve siyasi partiler düzeyinde kabul
ettirilmesinde görüĢ ve önerileriyle, eylem ve
etkinlikleriyle aktif katkılarda bulunmuĢ ve
bulunmaktadır.
EŞREF ARMAĞAN
EĢref
Armağan (d. 1953, Ġstanbul)
doğuĢtan görme
engelli Türk ressamdır. YaĢamı boyunca görmediği nesnelerin maket
modellerine parmak uçlarıyla dokunarak onları baĢarıyla
resmedebilmiĢtir. The Colors of Darkness isimli ödüllü belgesele
konu olmuĢtur.
Ayrıca Real Super Humans isimli belgeselde de aynı
Ģekilde kendisinden ayrıntılı bir biçimde bahsedilmektedir. Hiç
görmediği nesneleri dokunduktan sonra resmedebilme yeteneği
nedeniyle Harvard Üniversitesi nöroloji bilim dalından profesörler
kendisinin beyin fonksiyonlarını incelemiĢ, bunun sonucunda EĢref
Armağan'ın bir nesneye dokunduğunda beynindeki görülen cisimlerin
algılanması ile ilgili bölümün harekete geçtiğine Ģahit olmuĢlardır.
Hakkında ünlü Ġngiliz bilim dergisi 'New Scientist'te makale
yayınlanan Armağan yaĢamını Ankara'da kendisi gibi görme engelli
eĢiyle beraber sürdürmektedir.
1994 senesinde Joan Eröncel isimli otuz sene evvel
Türkiye'de evlenmiĢ Amerikalı bir hanım ile tanıĢır. Joan, onun
eserlerinin mükemmelliği karĢısında hayran olur ve ona yardım
etmeye karar verir.
Vakıf gelirlerinin büyük bir kısmını
yapılan bağıĢlar, eĢya piyangosu,
konser gibi organizasyonlardan
elde etmektedir. Son yıllarda
kendisi de görme engelli
olan EĢref Armağan’ın resimlerinin
reprodüksiyonlarını, AĢık Veysel’in resimlerini, telif hakları
vakfa devredilmiĢ Yenal Karavelioğlu (Zamansız Terk ve
Kızgınım AĢka), Ġzzet BaĢtar (Uykum Kaçtı Ġyice), Sami
Bağcı (ġahika) gibi Ģairlerin kitaplarını, Görme Engelliler
Hakkında Görenler Ġçin Rehber gibi broĢürleri bastırıp
satarak yürüttüğü iktisadi çalıĢmalar ile de gelir elde edici
faaliyetlerde bulunmaktadır.
Altı Nokta Körler Vakfı GRUBU
Atakan ġERĠFOĞLU (Grup BaĢkanı) - Sude YENCĠLEK- Ardıç
ERER-Almina ENGÜR-Bekir Ata ER-Ardıç ERER
Hayata Dört Elle
2
Görme engellilerin gitmek istedikleri
yere ulaĢmalarını sağlayan Gören Göz
cihazları için 2014 yılı kapsamında 19
ilde baĢvurular baĢlıyor. Gören Göz cihazı,
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Ulaştırma,
Denizcilik
ve Haberleşme
Bakanlığı
işbirliği
ile
gerçekleĢtirilen ve görme engellinin bilgi çağının getirmiĢ
olduğu yeniliklerden faydalanması amacıyla hazırlanan
görme engellilerin ulaĢmak istediği yere sesli komutlar Gören Göz cihazları, sahip olduğu navigasyon özelliği
görme
engellilerin
eriĢilebilirliğini
yardımıyla yürüyerek ve/veya otobüs, metro gibi toplu sayesinde
amacıyla kolaylaĢtırmak üzere tasarlandı. Gören Göz Cihazları,
donanım ve yazılımdan oluĢan ve GPS alıcısına gelen görme engellilerin gitmek istedikleri yere yürüyerek veya
koordinat
bilgilerinin
sayısal harita
yardımıyla otobüs, metro gibi toplu taĢıma araçlarını kullanarak sesli
iĢlenmesiyle görme engelliyi sesle veya tuĢla gitmek komutlar yardımıyla daha kolay ve hızlı bir Ģekilde
taĢım
araçlarını
kullanarak
gidebilmesi
istediği adrese doğru yönlendirecek olan bir cihazdır.
gidebilmesi amacıyla tasarlandı.
Herkes müziği sever. Buna ruhları hâlâ genç olan sevgili
büyüklerimiz de dahil! Ulu Önderimiz Atatürk, “Müzik yaĢamın
neĢesi, ruhu, sevinci ve her Ģeyidir.” sözü ilham vererek 2. gruptan
arkadaĢlarımızın daha azimli çalıĢmalarını sağladı. Hem
kendilerinin hem de büyüklerimizin seveceği Ģarkıları araĢtırarak
belirlediler ve söylemek üzere ezberlemeye baĢladılar. Bu Ģarkılar
sadece bulduklarının birkaçı. Buldukları Ģarkılar bizce çok güzel
umarız siz de çok seversiniz.
Müzik Grubu
Pınar TEZER (Grup BaĢkanı)
Semanur AKBAY
Dilay ATUN
Seda Yeliz SÖYLEMEZOGLU
GÜLPEMBE (Barış MANÇO)
YILDIZLARIN ALTINDA (Kargo Grubu)
BANDIRA, BANDIRA (Yonca EVCİMİK)
ARTIK SEVMEYECEĞİM (Hakan PEKER)
Sanatın en güzel dallarından biri
olan resim bizlerin kurduğu
düĢlerin bir eseridir. Ne demiĢ Ulu
Önderimiz Atatürk, “Sanatsız kalan bir milletin
hayat damarlarından biri kopmuĢ demektir.”
Üçüncü gruptan arkadaĢlarımız da bu güzel
sözden yola çıkarak resim öğretmenimizle
beraber boncuk ve pullarla hazırlayacakları resim
ve aynı zamanda büyüklerimizle beraber
boyayacakları tuvalleri hazırlamaya baĢladılar...
Resim Grubu
BAŞKAN: Ecesu ATMACA- Alara İpek
SARAÇOĞLU- Kuzey BAYER
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Yaşlılar
YaĢlılarımızın her türlü engel ve ihmale karĢı toplumsal hayatın içinde etkin
biçimde katılmalarını sağlamak üzere hazırladığımız “Türkiye’de YaĢlıların
Durumu ve YaĢlanma Ulusal Eylem Planı” kapsamında birçok hedefi hayata
geçiriyoruz. Bu çerçevede üzerinde en çok durduğumuz konu, toplumun
yaĢlı ve gençleriyle bir arada olabilmesi. Temel hedefimiz ve birinci
önceliğimiz, yaĢlılarımızın bulundukları ortamda, sağlık, huzur ve güven
içinde yaĢamlarını sürdürmelerini sağlamaktır. Onların toplum içinde kendi
kendilerini idare edebilmeleri, üretken ve saygın bir Ģekilde mutlu bir yaĢam
sürdürebilmeleri de temel gayemizdir.
YaĢlılarımıza aileleri ile birlikte kendi evlerinde hizmet vermek amacıyla çalıĢmalarımızı yeniden tasarlıyoruz. Huzur
evlerimizde sosyal güvencesi olan ya da olmayan tüm yaĢlılarımıza hizmet veriyoruz. YaĢlılarımız arasında gittikçe
artan Alzheimer hastalarımız için özel mimariye sahip binaların tasarlıyoruz. Bütün çabamız bizim üzerimizde emekleri
olan eli öpülesi yaĢlılarımızın huzur içinde hayatlarını sürdürmelerini sağlamak, ihtiyaç duyduklarında devletin sıcak
yüzünü onlara göstermektir. YaĢlılarımıza daha iyi yaĢam koĢullarını sağlamak üzere baĢta yerel yönetimlerimiz olmak
üzere, gönüllü kuruluĢlarımız ve hayırsever vatandaĢlarımızla pek çok sosyal projeye de imza atıyoruz. Bu tür
hizmetlerin sadece devlet eliyle olmayacağı toplumun tüm kesimlerine görevler düĢtüğü açıktır. Üzerimizde emeği olan
yaĢlılarımız için yapacağımız her güzel iĢ, hem vicdani hem de insanı bir sorumluluğun gereğidir. Deniz OYMAK
Hayata Dört Elle
3
Hepimiz biliyoruz ki Ģu günlerde boĢ vakitlerimizi değerlendirmek için teknolojik oyunları tercih
ediyoruz. Ama eskiden büyüklerimiz doğa ile iç içe oynarlardı. ĠĢte 4. gruptan arkadaĢlarımız bir
anket düzenlediler ve bu anketten en çok oynanan oyunların hangileri olduğu konusunda bilgi
edinmemiz mümkün.
ANKET SORULARI
1)
2)
3)
4)
En çok hangi oyunu oynuyorsunuz?
Bu oyunu ne kadar süre oynuyorsunuz?
Bu oyunu oynamanızın sebebi nedir?
Bu oyun dıĢarıda mı yoksa içeride mi oynanıyor?
Teknolojik oyunların, çağımız öğrencileri tarafından
daha çok tercih edildiği görülüyor. Fakat çağımız
öncesi oyunlarında (saklambaç ve kovalamaca gibi)
oyunların unutulmadığını görüyoruz.
ALTINÇATI YAŞLI BAKIM MERKEZİ GEZİSİ
“Altınçatı Yaşlı Bakım Merkezi’ne gittiğimiz gezide yanında oturduğum Birsen Teyze, oyun oynamayı çok
seviyordu bu yüzden onunla ve onun arkadaşlarıyla röportaj yaptım. Küçükken oynamayı en çok tercih
ettikleri oyunları sordum ve “ip atlama”nın sevildiği yanıtlarını aldım. Tabi ki top oynamayı sevdiklerini de
ekleyelim.
Görüşme Grubu
Hüseyin Tuna GÖKDUMAN (Grup BaĢkanı) - Emre YENER-Cumhur AYGAR-Ahmet Mert YILMAZ
Hayata Dört Elle
4
Görmezleri anlamak için gittiğimiz restoranda Sayın Engin Şahin’le görüşme yaptık. Şimdi Engin Şahin’in ağzından
anısını dinleyelim: Görme engelliler için düzenlenmiş olan bu restorana İsviçre’de gittim. Restoranın adının Türkçe karşılığı
"KÖREBE"ydi. Restoranın kapısından girdiğimizde içerisi tamamen karanlık bir ortamdı. Girdikten hemen sonra yanımıza
restoranda çalışan garsonlar geldi ve onlar bizlere oturacağımız yere kadar eşlik ettiler. Daha sonra fark ettik ki bize yardımcı
olan tüm garsonlar da görme engellilermiş. Bizi masamıza oturttuktan sonra el yordamıyla tabağımızı, çatalımızı bardağımızı
bulmaya çalıştık. Tamamen karanlık bir ortamda insan gerçekten çok zorlanıyormuş. Yemeklerimiz geldikten sonra yemek için
büyük çaba sarf ettik. Bıçakla eti kesmek, ekmeğin yerini bulmak, çatalı batırmak derken oldukça zorlandık. Yemek yerken
göremediğimiz için birkaç ufak tefek kaza atlattık: Çatalımız yere düştü üzerimize yemeği döktük gibi. Ancak tüm bu
zorlukların yanında arkadaşlarımla ben bir şey fark ettik gözümüz açıkken yediğimiz yemeklerin tadını hiç bu kadar
almamıştık. Hepsi çok lezzetliydi. Bir başka konuda duyma duyumun geliştiğini fark ettim. Yemek yerken diğer masalardaki
sesleri rahatça duyabiliyordum. En fazla zorlandığım konu ise bir şey içmekti. Bardağın ne kadar dolu olduğunu bilmeden
içmeye
çalıştım.
Hayatlarının
ne
kadar
zor
olduğunu
bu
deneyimle
bir
kez
daha
anladım.
ENGİN ŞAHİN -  Beliz Ekinci
5.gruptaki arkadaşlarımız 3.gruptaki
arkadaşlarımızla yaptıkları gezide huzurevindeki
büyüklerimizi ziyaret ettiler.
Büyüklerimizin verdiği öğütleri ve orada geçirdiğimiz
güzel zamanları size bir nebze olsun aktarmak
istedik.
Semih Amca çok hoĢ bir insandı ve aynı zamanda çok
cana yakındı. Onunla yaptığımız sohbette bizlerle
öğütleri Ģunlardı:
Öğretmenlere saygılı olmalısınız.
Atatürkçü ve onun değerlerine sahip çıkan bir birey
olmanız çok önemli.
Kötü olan insanları iyi görün. Onlar gerçekte iyidir fakat
onları eğiten kötü eğitmiĢtir. Semih Amca’nın söyledikleri
bize çok ilham verdi. Diğer büyüklerimizin söyledikleri de
bunlara benziyordu. Ama dikkatimi çeken hepsinin uzun
hayat tecrübelerinden yararlanarak verdikleri cevaplar
sayesinde çok güzel sonuçlar çıkmasıydı.
Bu projeden sonra engellilere ve yaşlılara daha duyarlı davranmaya
başladım ve onların ne hissettiklerini anlamaya çalıştım. Yani bu
gezinin bana çok yararı oldu. SUDE YENCİLEK Bu projeden sonra
ailemdeki büyüklerle daha çok vakit geçiriyorum. Diğer büyüklerime
de daha saygılı ve yardımsever davrandım. Onları anlamaya çalıştım.
Ayrıca körlerin de ne hissettiğini çok daha iyi anladım. ALMİNA
ENGÜR
BU PROJE İÇİN KİMLER NE SÖYLEDİ?
Bu projeden önce anneannemin neden sürekli kendini acındırmaya
çalıştığını anlamamıştım. Ama bu projeden sonra kendini
acındırmadığını, gerçekten canının yandığını anladım. ECESU ATMACA
Artık aileme karşı daha olumlu davranıyorum.
DİLAY ATUN
Huzurevine gitmeden önce yaşlıların sinirli olduklarını düşünüyordum
ama huzurevine gidince düşüncelerim tamamen değişti. BEGÜM
ÇAVUŞOĞLU Aslında bu gazete için hiç heyecanlı değildim çünkü
yaşlılar çok sıkıcı diye düşünüyordum. Ama oraya gittiğim zaman
düşüncelerim değişti. BELİZ EKİNCİ Eskiden akrabalarıma hiç yüz
vermezdim. Artık onlarla daha çok zaman geçiriyorum. ATA YAĞCI Bu
projeden önce yaşlılarla ilgili düşüncelerim çok farklıydı. Fakat bu
projenin ardından büyüklerimizin yeteneklerini, sevgilerini ve aynı
zamanda içlerindeki mutluluğun hiç sönmediğini görmek çok güzeldi.
KAAN AKMAN ÇAKMAK Aileme, büyüklerime karşı bakış açım değişti.
Onlara karşı daha ilgili davranıyorum. DELFİN KESİM Bu geziye
gitmeden önce yaşlıların sürekli bir şeylere sinirlendikleri için çok sinir
bozucu olduklarını düşünürdüm ama geziden döndüğümüzde onların
bizlere çok ihtiyacı olduğunu fark ettim. Onların yaşlandıkça bunaldığını
ve sevgi istediklerini anladım. PINAR TEZER Bu projenin bana
kazandırdığı çok şey var ama en önemlisi yaşlıları daha iyi anlayabilmemi
sağladı. SEMANUR AKBAY “YÜREKLİ GENÇLER“ projesini yaparken
yaşlılar ile şarkı söyleyeceğim için çok sevinmiştim. Onların huzurevinde
nasıl yaşadığını, nelerle uğraştıklarını gördüm. Onların gençliklerinde ne
yaptıklarını öğrendim. YELİZ SÖYLEMEZOĞLU Bu projeyi yapmadan
önce yaşlılara ve aile büyüklerimle daha az vakit geçiriyordum. Projeden
sonra gördüğüm her yaşlıya yardım ediyorum. Yardımseverlik duygum
gelişti. ATAKAN ŞERİFOĞLU Bu projeden önce yaşlıları seviyordum
şimdi daha çok seviyorum. Her cuma günü anneanneme yardım
ediyorum bu proje yaşlılarla empati kurmamı sağladı. HÜSEYİN TUNA
GÖKDUMAN Bu projeden önce huzurevindeki yaşlıların hep boş
oturduklarını sanırdım. Ama gittiğimizde çok hareketlilerdi ve çok cana
yakınlardı. Ondan sonra yaşlılara olan ilgim arttı. Yaşlılarla olmak çok
eğlenceliymiş. EMRE YENER Eskiden anneannem, babaannem veya
dedemle hiç ilgilenmiyordum. Yalnızca geldiklerinde “Merhaba, hoş
geldiniz.” gibi kısa bir iletişim kuruyordum. Şimdi onların duygularını
anladım. Ne olduğunu yakında göreceksiniz… CUMHUR AYGAR Ben
huzurevine gittiğimde üzüntümü belli etmedim. Ben eskiden
büyüklerime hal hatır sorarken şimdi onlara daha yakın olup onlarla
daha çok ilgilenmeye başladım. Bu projeyi düzenleyen bütün
öğretmenlerime çok teşekkür ediyorum. DENİZ OYMAK Görme
engelliler ile ilgili önceden göremiyorlar, futbol oynayamıyorlar
diye düşünürken şimdi onların hayatında hiçbir şeyin
değişmediğini, sadece göremediklerini anladım. BEKİR ATA ER 
Anneannemlerdeyken eskiden hep bilgisayar oynarken
şimdi hep onlarla ilgileniyorum. KUZEY BAYER Kafamdaki
huzurevi resmi değişti. Hiç böyle bir yer beklemiyordum. ALARA
İPEK SARAÇOĞLU
ġu kadarını söyleyebilirim ki biz büyüklerimizle vakit geçirmekten çok hoĢlandık.
Onların uzun yaĢam sırlarını öğrendik. Gençliğin önemi ve bir saniyesini bile boĢ
geçirmemek gerektiği hakkında bilgi sahibi olduk. Onların hangi zorluklara göğüs
gerdiklerini ve bir o kadar da güzel zamanlar geçirdiklerini dinledik. Biz 5-D sınıfı
olarak çok eğlendik. Ama bu önemli görevleri üstlenirken hepimizin gururu,
onların yüzlerindeki o masum gülümsemelerdi.
Gazete GRUBU
BAġKAN: Kaan Akman
ÇAKMAK
Ġzgi Beliz EKĠNCĠ
Ata YAĞCI
Begüm ÇAVUġOĞLU
Deniz OYMAK
Delfin KESĠM
Download

Hayata Dört Elle 5D Gazetesi için tıklayınız.