1413
TARİHÎ TÜRK DİLİ ALANINDA UZUNLUK/MESAFE
ÖLÇÜMÜNDE KULLANILAN BİRİMLER
ÖZYETKİN, A. Melek*
TÜRKİYE/TУРЦИЯ
Bilindiği gibi bir şeyin uzunluğunun, büyüklüğünün ve ağırlığının mukayesesi
için ölçü birimlerine ihtiyaç vardır. Belirli birimler ile yapılan kıyaslama
neticesinde ölçü kavramının gerekleri yerine getirilir. Daha önce Eski Türkçe
sahasındaki ölçü terimleri üzerine yaptığımız çalışmada, tarihsel dönemlerden
bugüne uzanan süreçte Türkçede kullanılan ölçü birimlerinin çeşitliliğine ve
dikkat çekici yapısına değinmiştik.1
Bu bildiride, konuyu daha dar bir kapsamda ele alarak; tarihi Türk dili alanındaki
Türkçe metinlerden tespit ettiğimiz, uzunluk/ mesafe ile ilgili somut ve soyut
özellikteki birimler üzerinde duracağız. Uzunluk deyince bir cismin boyunu ifade
eden büyüklüğü anlıyoruz. Bu büyüklük en, boy ve yükseklik yönlerinde olabilir.
Uzunluk, fizikte mesafe “uzaklık” kavramıyla eşdeğer anlamda kullanılmaktadır.
Dolayısıyla bu iki kavram günlük hayattaki kullanımda içiçe geçmiş kavramlar
olarak görülebilir.
Türklerin uzunluk/mesafe ölçümündeki düşünme ve somutlaştırma şekilleri,
bu alanda yapılan metaforlar, kültürel ve psikolojik altyapı bakımından dikkat
çekici olup, birçok açıdan incelenmesi gereken zengin bir malzeme sunmaktadır.
Öncelikle genel olarak tarihsel metinlerimizde geçen, uzunluk/mesafe
ölçümünde bir nesnenin en, boy ve yüksekliğini belirlemek için kullanılan
birimleri yapısal özelliklerine göre tasnif ederek konuya genel bir giriş yapabiliriz:
Antropometrik birimler: Bunlar bütün dillerde ve kültürlerde ortak olan
ölçü birimleridir. İnsanın vücut organlarından yararlanarak doğal yollarla
oluşturduğu birimlerin, tüm dillerde olduğu gibi Türkçede de bugüne uzanan
kullanım alanları vardır.
Eski Türkçe metinlerde antropometrik ölçülendirmede mesafe veya uzunluk
ölçmede karşımıza çıkan Türkçe kökenli adak ~ ayak “ayak” (ED 45a-b), kol
“kol” (ED 614b-615a), maŋ “adım” (ED 766b), erŋek “parmak” (ED 234b),
çigin “dirsek” (ED 415b), kulaç (ED 618a-b, TMEN 1502), karı (ED 644b-645a,
TMEN 1477), tiz ~ diz vb. geçer. Dilin aslî unsurlarından yararlanılarak ortaya
konan bu antropometrik ölçülendirme yanında, özellikle geç Eski Türkçe
metinlerde ölçü sisteminde büyük ölçüde Çin tesiri dikkati çeker. Hatta
*
1
A.Ü., DTCF, TDE Bölümü. Sıhhıye, Ankara/TÜRKİYE. e-posta: [email protected]
A. Melek Özyetgin, “Eski Türkçede “Ölçü”, Mustafa Canpolat Armağanı, Yay.: Aysu Ata,
Mehmet Ölmez, Ankara 2003, 195-204.
1414
antropometrik birimlerin yaygın kullanılan Türkçe karşılıkları yanında Çince
kökenli kelimeler de çıg “ayak” (ED 404b2, TMEN 1155), tsun “parmak” (ED
555b) gibi metinlerde bir arada geçer. Bu etkilenmede kuşkusuz Çinle olan köklü
ilişkilerin, ortak tarihi, kültürel ve ekonomik ilişkilerin etkili olduğunu düşünmek
gerekir. Eski Türk ölçü sistemini, özellikle Uygur sahasında, büyük ölçüde Çin
tesiri altında şekillendirmiştir. Uygurların Çinlilerle yoğun ticarî faaliyetleri
olmuştur. Bu nedenle, Uygurlar Çin pazarıyla uygunlaşabilmek amacıyla, ölçü
konusunda standartlaşmış ve Çince ölçü birimlerini tercih etmiştir.
Yine antropometrik birimlerin standart bir ayarda kabul edilerek metrik
değerlerinin uzunluk ve mesafe için kullanımını eski metinlerde görüyoruz. Eski
Türkçe döneminde özellikle bu terimlerdeki Çin kökenli birimlerin kullanımları
dikkati çekiyor. Örneğin şıg ~ şık “katı nesneler (tahıl vb.) için kullanılan ağırlık
ölçü birimi; yer, arazi ölçü birimi” < Çin shī < ’źiäk “Stein” (Gabain 1973: 62);
ED 867b şık (< Çin. shih) “as a measure of capacity, ten pecks conventionally
2,5 bushels”. (Yamada 1971: 492-493); çıg < Çin. ch’ih (Giles I, 992), Orta
Çin. chyek “uzunluk ölçü birimi” Çin tsch’ik “ayak” = 10 tsun. ED 404b 2çıg “a
Chinese foot about 35 cm; Çin. bere “uzunluk ölçüsü” (ED355b).
İslâm çevresine girilmesiyle birlikte Türklerde ölçü sistemi, bütünüyle
Arap sistemine göre, gelenekten gelen yerli unsurları da içine alarak yeniden
düzenlenmiş ve şekillendirilmiştir. Ayrıca bu ölçü birimleri bölgeden bölgeye,
dönemden döneme değişebilen metrik değerlere de sahip olmuştur. Örneğin
Osmanlı devletindeki uzunluk ölçü birimi olarak “arşın” kullanılmış olmakla
beraber, çarşı arşını ile mimar arşını (Zira-ı Mimari/Zira) ve dolayısıyla alt
birimleri de birbirinden farklıdır. Örn. Çarşı ölçüleri 1 Arşın 0,6858 m.; 1 Rub
(urub) 0,0857 m. (1/8 Arşın); 1 Kerrab (Kirâh) 0,0428 m. (1/16 Arşın); 1 Endaze
0,6525 m.; Mimar ölçüleri 1 Arşın (Zira) 0,757738 m.; 1 Parmak (1/24 zira)
0,031572 m.; 1 Hat (1/12 parmak) 0,002631 m.; 1 Nokta (1/12 hat) 0,000219 m
Bildirimizde özellikle üzerinde duracağımız; uzunluk ve mesafe ölçümünde
karşımıza çıkan bir başka uygulama da doğadaki somut nesnelerden yararlanılarak
ortaya koyulan ölçümlerdir. Fiziki nesneler ve maddeler bizim dünyayı
algılamamızın esasıdır. Uzunluk/mesafe ölçümünde birim olarak doğada yer alan
somut nesnelerin kültüre göre şekillendiğini söyleyebiliriz. Tarihsel dönemlerde
askeri bir toplum olan Türklerde, gündelik hayatın bir parçası olarak süŋük,
mızrak, ok gibi askeri aletlerin ölçüde birim olarak kullanılması dikkat çekicidir.
Bunun yanında yıgaç ~ ıgaç, ip ~ tanap (ölçü ipi) ~ urgan, taş da mesafe
ölçümünde kullanılan birimler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu birimlerin de
tarihsel alanlarda, bölgeden bölgeye değişebilen metrik değerleri vardır. Örneğin
ıgaç ~ yıgaç “ağaç” özellikle mesafe ölçümlerinde, yaklaşık 5 kilometrelik
(bir fersah) uzaklık için ıgaç bir birim olarak kullanılmıştır (ED 79b). Kâşgarlı
Mahmut’un Divan’ında bir yıgaç yer “bir fersah yer” anlamında yıgaç “fersah,
1415
eski bir yer ölçüsü” (DLT III, 8) olarak geçmektedir. Dede Korkut kitabında agaç
“1 km.ye kadar olan bir uzunluk birimi” (TTS I, 26) şeklinde geçer.
Ele aldığımız örneklerde, kaynağını doğadaki cansız varlık ve maddelerden
alan ve uzunluk/mesafe ölçümünde kullanılan metaforlar dikkati çekmektedir.
Bilindiği gibi metafor, iki kavram arasındaki benzerlik ve bağa bağlı olarak; bir
kavramın bir başka kavram ile anlatılmasıdır. Bir nesnenin özelliklerinin başka
bir çarpıcı nesne veya onun özellikleri ile anlatılması şeklinde bir şemalama ile
dilde temel anlamda nesne (cansız şey) anlatan söz, başka bir nesneyi (cansız
şeyi) estetik olarak adlandırmak için metaforik olarak kullanılır.2 Metaforların
esasında benzetme vardır ve çoğunlukla tamlamalardan oluşmuş ögeler şeklinde
karşımıza çıkar. Metinlerde ölçü birimleriyle ilgili metaforların belirli kalıplar
içinde verildiğini görüyoruz.
İşlevleri arasında ölçü bildiren kelimeler yapma da bulunan fiilden isim
yapım eki -(X)m3 ile bir kelimesi deyimsel bir kullanım içinde, uzunluk/mesafe
ölçümlerinde görev almaktadır:
(bir) …-m (nesne)
Divan’da geçen bir yügrüm yer “bir koşuşla gidilecek kadar yer”. yügür“koşmak” fiilinden -m ile türetilen yügrüm < yügür-üm “bir koşuluk yer” (DLT
III, 47) anlamında geçer.
-m ekiyle türetilmiş diğer bir ölçü kavramı DLT’de geçen turum <turum “birinin boyu kadarınca olan uzunluk” (DLT I, 396). Özellikle uzunluk
ölçümlerinde insan bedeninin birim olarak kullanıldığını biliyoruz. Burada
turum kelimesi “boy” kelimesinin eş anlamlısı olup kişi boyu (Bab.), adam boyu
(DS) şeklindeki uzunluk/derinlik ölçümlerinde eş kullanımda olan bir şekildir.
Divan’da bir er turumu suv “bir adam boyu su” cümlesinde bir nesnenin
derinliğinin ölçümünde birim olarak karşımıza çıkıyor. DLT’de aynı zamanda
turumla- “suyun derinliğini boyu ile ölçmek” fiili de geçmektedir.
Ölçü kelimelerinden -m’nin türevlerinden atım “menzil, mesafe” anlamında
genel bir ölçü bildiren terim olarak tarihi Türk dili alanında kullanılmıştır: atım
(<at-ım) (ED59b) “tek atış, a single shot”. “Bir ok atımının ulaştığı mesafe”. atım
“atış, atım” (DLT III, 59); Çağ. ok atımı “a distance of a bow-shot” (Sang.). TTS
atım yeri “Ok, kurşun menzili, okun ve kurşunun erişebileceği yer” (I, 275).
Ok atımı “bir okun gidebileceği mesafe”. Farklı tarihsel metinlerde aynı
kullanımda gez atımı, tir atımı (Çağ.) da geçmektedir. Buradaki metafor
modeli, kaynak alan olan ok ile hedef alanı olan mesafe arasındaki mantıksal
2
Melek Erdem, Türkmen Türkçesinde Metaforlar, KÖKSAV: Tengrim Türklük Bilgisi
Araştırmaları Dizisi: 6, Ankara 2003, s. 178.
3
Marcel Erdal, Old Turkic Word Formation, I, Wiesbaden 1991, s. 291.
1416
ilişkilendirmeyle ortaya çıkar. Burada metafor şemasında birim olarak kullanılan
ok (~ tir), teğet ve çizgisel hareket eden bir nesnedir. Ve hızlı bir nesne olarak
varılacak uzak ve aşağı yukarı belirli bir mesafeyi gösterir. Çünkü okların da
metrik açıdan bilinen bir menzili vardır. Burada hedef olarak belirli bir uzaklığı
gösteren bu ölçü metaforunda maddenin fonksiyonel özelliğinin kaynak olarak
alındığını görüyoruz.
Ok ile ilgili bir başka kelime oktam “Bir ok atımı” (DLT I, 107), bir oktam yer
“bir ok atımı yer, bir okun gidebileceği mesafe” ibaresinde geçmektedir. Clauson
kelimeyi tek veri olarak değerlendirmiştir. Kelime ok+ta-> okta- “ok atmak”
(Erdal II, 456) fiilinden ölçü kelimeleri yapma işlevi olan -m ile türetilmiş bir
şekildir. Kelime tarihi alanda başka yerde tespit edilememiştir. Bununla birlikte
modern lehçelerde geçmektedir.
Osmanlı sahasında bir 16. yüzıl metninde taş atımı yer, “kendü diyarımızdan
bir yer istedüm, bir atseğirdimi miktarı ve üç taş atımı yer bana tayin eyledi
(TTS I, 274) belirli bir uzunluğa işaret eden ölçü birimi olarak geçiyor. Çağatay
sahasında, Babürname’de ise taş’ın birim olarak değeri daha farklıdır: “12.000
deve adımı veya tırıs giden bir atın bir saatte katettiği mesafe” anlamında geçer.
Yine askerî kültürden gelen somut nesnelerin uzunluk için birim olarak
kullanıldığı bir başka örnek; Orhon yazıtlarında geçen süŋüg batımı karıg
söküpen kögmen yışıg toga yorıp kırkız bodunug uda basdımız “Mızrak batımı
karı söküp Kögmen dağlarını aşarak Kırgız halkını uykuda (iken) bastık” (KT
D35, BK D26-27) cümlesindeki süŋüg batımı karıg ibaresinde karın derinliğinin
ölçümünde doğadan bir nesne, süŋüg’ün “mızrak” ölçü birimi olarak kullanımı
ilgi çekicidir. Burada kaynağını süŋüg’ün fonksiyonel özelliğinden alan metaforik
bir kullanım vardır. Belirli bir uzunlukta olan süŋüg “mızrak”, derinlik ölçümü
için kullanılmıştır.
Yukarıda örneklerini işlediğimiz metaforik yapıda kullanılan -m ile türetilmiş
kelimeler yanında, tarihi Türkçenin sözvarlığında “uzunluk” kavramına ad olan
kelimeler de somut nesnelerle birlikte uzunluk/mesafe ölçümünde kullanılmıştır.
DLT’de bu türden ölçü kelimeleri geçmektedir: Örneğin turk (<tur-k) “bir
cismin uzunluğu, boyu” (I, 349) bir süngü turkı “bir süngü uzunluğunca”.
Clauson kelimenin “bir şeyin uzunluğu” anlamında olduğunu söyler. (ED537b).
Kelime Kırg. Kaz. turk, Trkm. durk, Tuv. durt olarak yaşar. Clauson kelimenin
tur- fiil kökünden türetildiğini söyler. Kelime Budist metinlerde de geçer altırar
yegirmi erŋek turkı “onaltışar parmak uzunluğunda..”, tört eŋrek /// turkınça yer
(AbitAnk.82) (Erdal I, 224-225). DLT’de bu isimden türemiş turkla- “ölçmek”
fiili de geçmektedir (III, 445).
Özellikle insanın boyunun ölçümünde kullanılan metaforik kullanımlar da
Divan’da dikkati çeker: erŋeyü “çok kısa boylu, boyu iki arşın olan adam, cüce”
(I, 136). Bu kelime muhtemelen erŋek “parmak” kelimesiyle ilgili olmalıdır.
1417
Kelimenin kökeni açık değildir. Yine tapı “ne uzun ne kısa, orta” (III, 216). Bodı
tapı er “a man of moderate stature”. Büktel “orta boylu, insan hakkında” (I, 481),
büktel er “orta boylu adam”. Taylaŋ er “boylu poslu adam”
Bir başka metaforik kullanım sın “boy, pos” (III, 138), sınlıg “boylu, poslu”
(III, 138). sın “the human body” (ED832a) “hence stature, height, external
apperance” (Kırg.Kzk. Nog.), bodlug sınlıg kişi “a tall men” (III, 138), bod sın
(hend.) (KB); tal bodlug “boyu düzgünce kişi, en çok ince, uzun cariyeler için
kullanılır” (III, 156). Burada ölçü birimi olarak kullanılan tal düzgün ve uzun bir
nesne olarak, uzun boya metafor olarak kullanılmıştır.
Uzunluk/mesafe ölçümünde kullanılan metaforlarda en dikkat çekici olanı at
ile ilgili olanlarıdır. Bozkır Türk kültüründe en önemli unsurlardan olan, gündelik
hayatın ayrılmaz parçası at; at oruukı, at ayagı, at yorukı, at yürüyüşü, at adımı
gibi ibarelerde, mesafe ölçümünde kullanılmıştır.
Tonyukuk Yazıtı’nda geçen: az yir yolı anı birle (?)... ermiş bir at oruukı
ermiş “Az ülkesi yolu Anı ırmağı boyunca imiş (ancak) bir atın geçebileceği kadar
imiş” (Ton. D 24).4 Bu ibarede oruk “yol path” (ED215a) anlamındadır. at oruukı
ibaresinde, yolun genişliğinin ölçümünde birim olarak “bir atın geçebileceği
genişlikte” metaforuna dayanılmıştır. Burada metaforun kaynağı at olup hedef
bir yerin genişliğinin ölçümüdür. Orta dönem metinlerinde aynı kullanımda at
ayagı ibaresi de metaforik bir kullanım olarak genişlik ölçümü için geçmektedir.
Yine uzaklık/mesafe için atla ilgili bir başka metaforik kullanım eşg/kin
“uzun yol” (DLT I, 109) kelimesidir. Kelime genel Türkçenin sözvarlığında at
için kullanılmıştır: eşgin “hızlı yürüme, rahvan” (ED 260b). Osm. eşkin “açık
adımlarla hızlı yürüyen (at)” (TTS III, 1556) anlamındadır. Bu metafor modelinde
kaynak olarak atın yürüyüş özelliklerine dayanılarak, kısa at adımlarıyla olan
uzun yolculuğa işaret edilmiştir. at yorukı, at yürüyüşü, at adımı gibi tarihsel
metinlerde geçen kullanımlar da bu metafor modeline uyan biçimlerdir.
Uzunluk/mesafe ölçümlerindeki bir başka metafor modeli, kaynağını insan
vücuduyla, duyu organlarından alanlardır. İnsanın duyu organlarıyla ilgili olarak
meydana getirilmiş mesafe ölçümlerinde belirli sınırlar ve farklılıklar vardır.
Uzaklık-yakınlık derecesine göre kullanılan ölçü birimlerinde de farklılıklar olur.
Örneğin gözün ve kulağın ulaşabildiği mesafeler birbirinden farklıdır ve ayrıca
insan bedeninde duyuların ulaşabildiği mesafeler de tahmine dayalıdır. Mesafe,
uzaklık-yakınlık derecesinin ölçümünde kullanılan birime göre ölçü farklılık
gösterir.5 Bir göz görümü ifadesi, bir çagrımlık yerden daha uzak bir mesafeyi
ifade eder. Bugünkü modern Türk dili alanında da bu kullanımlar vardır: göz
4
Talat Tekin, Tunyukuk Yazıtı, Simurg: Ankara 1994.
5
Melek Erdem, Türkmen Türkçesinde Metaforlar, KÖKSAV: Tengrim Türklük Bilgisi
Araştırmaları Dizisi: 6, Ankara 2003, s. 210.
1418
alabildiğine “gözün görebileceği en uzak mesafeler” (TSl. 787), çağrım “yüksek
bir sesin yetişebileceği kadar uzaklık” (TSl. 382), bir çagrımlık yer vb. tüm bunlar
metaforik kullanımlar olarak dikkati çeker.
Bu türden duyu organlarıyla ilgili metaforik kullanımlar, Eski Türk yazıtlarında
da geçmektedir: közün körmedük kulkakın eşidmedük bodunumın ilgerü kün
tugsıkıŋa birigerü kün ortusıŋa kurıgaru kün batsıkıŋa yırıgaru tün ortusıŋa tegi
konturtum “gözle görülmedik, kulakla işitilmedik (kadar çok) halkımı ileride
gün doğusuna, güneyde gün ortasına, geride gün batısına, kuzeyde gece ortasına
kadar (uzanan geniş topraklarım üzerinde) yerleştirdim” (BK K 11).
Bilge Kağan Yazıtı’nda geçen bu cümledeki közün körmedük kulkakın
eşidmedük bodunum cümlesini Talat Tekin “gözle görülmedik, kulakla işitilmedik
(kadar çok)” anlamında miktar bildiren bir ölçü birimi olarak değerlendirmiştir.
Ancak burada halkın sayıca çokluğundan ziyade, bu metaforik yapıyı “gözün
göremeyeceği kulağın işitemeyeceği kadar uzak mesafelerde yaşayan” anlamında
düşünülebileceğini söyleyebiliriz.
Tarihsel metinlerde uzunluk/mesafe ölçümü için kullanılan bu türden metaforik
ibarelerin sayısını kuşkusuz artırmak mümkündür. Türkçe kavramlaştırma
özelliği bakımından son derece zengin bir dildir. Ölçü konusunda metrik değerler
olmakla birlikte, uzaklık/mesafe kavramlarının daha belirgin ifade edilmesinde
önemli rol oynayan metaforlu yapıların, dilin bu zengin kavramlaştırma yönünü
ortaya çıkarması açısından dikkatle ele alınması gerekir. Edebi metinlerimizin bu
açıdan da değerlendirilmesi gerekmektedir. Kültürün ayrılmaz bir parçası olan
dili, o kültüre sahip olanların duygu ve düşüncelerini yansıtan bir ayna olarak
düşünebiliriz. Her kültürde sözvarlığı, insan ile doğal çevresi arasındaki ilişkiyi
yansıtır ve insan hayat tarzına tanıklık eder.6 Konumuz gereği ele aldığımız
uzunluk/mesafe ölçümlerinde somut ve soyut birimlere dayalı metaforik
kullanımlar da Türklerin yaşam ve düşünce tarzından, tecrübelerinden yansıyan
unsurlardan kaynaklanmaktadır.
KAYNAKÇA VE KISALTMALAR
Atalay, Besim, (1985-1986). Divanü Lugati’t-Türk Tercümesi, C. I-Iv,
Türk Dil Kurumu Yayınları: Ankara.
Clauson, Sir Gerard, (1972). An Etymological Dictionary of PreThirteenth-Century Turkish, Oxford.
DLT: Bkz.: Atalay.
Doerfer, G., (1963-75). Türkische Und Mongolische Elemente İm
Neupersischen, I-IV, Wiesbaden.
Ed: Bkz.: Clauson (1972).
6
Melek Erdem, a.g.e., s. 291.
1419
Erdem, Melek, (2003). Türkmen Türkçesinde Metaforlar, Köksav:
Tengrim Türklük Bilgisi Araştırmaları Dizisi: 6, Ankara 2003,
Erdal, Marcel, (1991). Old Turkic Word Formation, A Functional
Approach To The Lexicon, Vol. I-II, Wiesbaden.
Gabain, Annemarie Von, (1973). Das Leben Im Uigurischen Königreich
Von Qoço (850-1250), Wiesbaden.
Giles, H. A., Chinese-English Dictionary, London 1912.
Özyetgin, A. Melek, (2003). “Eski Türkçede “Ölçü”, Mustafa Canpolat
Armağanı, Yay. Aysu Ata, Mehmet Ölmez, Ankara 2003, 195-204.
Tekin, Talat, (1988). Orhun Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları: Ankara.
-----, (1994). Tunyukuk Yazıtı, Ankara.
Tmen: Bkz.: Doerfer.
Tsl. Türkçe Sözlük, 25. Baskı, Türk Dil Kurumu: Ankara 2005.
Tts: Tarama Sözlüğü, 6 C., Türk Dil Kurumu Yayınları: Ankara 1963-1972.
Yamada, N., (1971). “Four Notes On Several Names For Weights And
Measures İn Uighur Documents”, In: L. Liget (Ed.), Studia Turcica, Budapest,
491-498.
-----, (1993). Sammlung Uigurischer Kontrakte. Hrsg. Von Juten Oda,
Peter Zieme, Hiroshi Umera Und Takao Moriyasu. 1-3. Osaka.
Zieme, P.-Kara, G. (1978). Ein Uigurisches Totenbuch, Nāropas Lehre in
Uigurischer Übersetzung, Akadémiai Kiadó, Budapest.
1420
Download

tarihî türk dili alanında uzunluk/mesafe ölçümünde kullanılan