BEBEĞİM…
Annemle güzel bir güne başlamıştık. Hayatımın hep iyi, başarılı, sevgi dolu geçmesini isteyen ben, hayata sımsıkı sarılmış
durumdayım. Sıcacık yataktan kalkmak o kadar zor geliyordu ki bana adeta bir işkence gibi. Annemin yanağımdan öperek
-ve en sinirli olduğum şey gıdıklayarak- beni uyandırmasının ardından her zaman duyduğum bir ses :
-
Uyan artık, saat geç oldu, daha kahvaltı yapıp dershaneye gideceksin.
Tamam, anneciğim. 5 dakika daha, dedikten sonra yataktan nasıl fırladığımı hatırlayamadım. Saate baktım. 9.30.
Dershaneye doğru koşmalıydım. Annem arkamdan
Nereye gidiyorsun ben demedim mi geç kalacaksın diye
Öf anne sen de her şeye bir laf söylüyorsun ya , deyip koşmaya başladım. O gün her şey çok ters gidiyordu. Beni
çok seven Türkçe hocam bana:
Sen nerede kaldın, hiç bu kadar gecikmezdin. Gittikçe geriye gidiyorsun. Sana yakışmadı diyerek, kızmaya
başladı.
Hocam, hocam…
Kaldım orada. Diyemedim hiçbir şey…
_ Tamam, yerine geç ve dersini iyi dinle, notlarını sonra alırsın, dedi
Hemen yerime geçip dersi dinlemeye başladım. Hiç konuşmadım. Dersler bittikten sonra eve doğru yürürken aklımdan
neler geçmedi ki … Güzel bir üniversite…iyi bir meslek… yepyeni bir hayat …
Caddeyi geçip mahalleye girdim. Allah Allah ne olmuş buraya? Eski bahçeli evler, yıkık binalar gitmiş yepyeni villalar
gelmiş. Sağdaki köpek kulübesi yok olmuş. Aaaa… çocuk parkı vardı burada. Kasap Cem’in dükkanı neredeydi? Dur
bakalım, anlayayım. Evet, caddeyi geçtim, bizim mahalleye girdim sonrası… Dur dur işte bizim ev. Yani burası olsa
gerek. Köşede k i mahalle çeşmesinin çaprazındaki ev. Bizim ev, doğduğum ev … Yürümek ne zor geldi birden bire
ayaklarım neden acıyor ki? Hah takıldım yola düşmesem bari diye düşünürken baktım ayaklarıma. Topuklu ayakkabı mı?
Bunlar da ne? Ben giyemem ki topuklu. Üstüme başıma bakıyorum dershaneye giderken ben bunları giymedim ki..
Giyemem ki bunları hem annem keser beni böyle görünce. Küçücük kız koca kadın kıyafeti giymiş, der. Kıyafetlerim garip,
mahalle garip, ev Allahtan yerinde duruyor. Biraz saf, biraz karışmış, biraz ürkek çaldım kapıyı. Bizim kapı açılmadan
komşu çıktı hemen :
-Hoş geldin Seval kızım. Ben de annene seni sormuştum, birazdan gelir dediydi. Sen geç ben de geliyorum kızımla
beraber?
Ne dedi şimdi bu kadın? Kime dedi? Kızı kim? Soruları kafamda gezerken annem kapımızı açtı.
Sabah beni gönderen kadın mıydı? Yoksa bir şirketin yönetim kurulu başkanı mıydı anlayamadım?
-
Burada neler oluyor anne? Diye sormaya çalıştım ama eski annem , yeni yönetim kurulu başkanı görünümlü
kadın, yüzüme garip garip bakıp:
Kızım geç yemeğini ye, komşular gelecek
Anne onlar kim, biz kimiz, burası neresi, neler oluyor?
Seval iyi misin? Burayı biz aldık ya, bir yıl tadilat yaptırdık. İyi misin, bir doktora gidelim mi?
Onlar da komşularımız bugün doğum günün, 26 oluyorsun. Kutlamaya geliyorlar.
Anne ben sabah dershaneye gittim. 12 saat geçmedi ki nasıl 12 yıl geçmiş oldu. Anne bunlar gerçek mi?
-
Elbette gerçek dedi annem. Hayal ettin ve oldu. Hayaller bir gün gerçek olur. Çok mücadele ettin. Çok çalıştın.
Amacına ulaşmak için 12 yıl emek verdin. Artık bir mimarsın. Zor günleri aştın. Hedefine ulaştın bebeğim dedi.
Kulağımda hep o sözcük çınlıyordu. “Bebeğim, bebeğim, bebeğim…uyan,geç kalıyorsun, kahvaltı yapılacak. Geç
kalırsan Türkçe öğretmenin kızar hadi bebeğim…
Download

BEBEĞİM… Annemle güzel bir güne başlamıştık. Hayatımın hep iyi