POLİS VE TOPLUM:
TÜRKİYE’DE POLİSE GÜVEN ARAŞTIRMASI
BASIN ÖZETİ
20.01.2015, İstanbul
 Sünni, Türk, AK Partili, MHP’li kesimlerde polise duyulan güven yüksekken; Aleviler,
Kürtler, BDP/HDP’liler arasında polise duyulan güven düşüktür.
 Türkiye’de toplumun %59’u polis teşkilatının yönetiminde halkın söz sahibi olması
gerektiğine inanmaktadır.
 Türkiye’de toplumun %60’ı kanunları çiğneyen polis memurlarının cezasız kaldığına
inanmaktadır.
 Türkiye’de toplumun %39’u çocuğunun polis olmasına sıcak bakarken, %38’i
çocuğunun polis olmasına karşıdır.
 Türkiye toplumu, polisin vatandaşların ihtiyaçlarına duyarlı ve adil şekilde cevap
verdiğine inanmamaktadır.
 Türkiye’de polise güven ortalaması genel olarak yüksekken (ort. 3.89)1, siyasi ve
sosyal merkezde yer almayan kesimler arasında polise güven düşüktür.
 Türkiye’de siyasi aidiyete göre polis meşruiyeti algısı AK Parti seçmenleri arasında
en yüksek, BDP/HDP seçmenleri arasında en düşüktür.
 Dini kimliğe göre polisin en etkin ve başarılı olduğunu düşünenler Sünni kesimken
(ort. 3.54), Alevi/Bektaşiler arasında bu oran daha düşüktür (ort. 2.97).
 Siyasi kimliğe göre polisin etkinliği/performansı algısı değerleri AK Parti seçmenleri
arasında 3.76, CHP seçmenleri arasında 3.24, MHP seçmenleri arasında 3.55,
BDP/HDP seçmenleri arasında 2.79’dur.
 Sünniler, Alevi/Bektaşilere göre polisle işbirliği yapmaya ve polise itaat etmeye
daha açıktır.
 AK Parti seçmenleri arasında polis ihlallerine tolerans gösterme eğilimi en
yüksekken, BDP/HDP seçmenleri arasında bu oran en düşüktür.
 Özellikle Kürtler,
düşünmektedir.
polisin
suç
faillerini
yakalamada
başarısız
olduğunu
1
Bu değer yüksek görünmekle birlikte, aynı modellere dayanarak yapılan uluslararası polis algısı çalışmalarında polise
güvenin yüksek olduğu ülkelerde ortalamanın 4’ün üzerinde, güvenin düşük olduğu ülkelerde ise güven ortalamasının
2.5 civarında çıktığı görülmektedir.
1
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) Demokratikleşme Programı güvenlik sektörü
reformu alanındaki çalışmalarına “Polis ve Toplum: Türkiye’de Polise Güven Araştırması” raporu ile
devam ediyor. Nur Kırmızıdağ tarafından kaleme alınan rapor, Türkiye’de vatandaşların polise ne
kadar güvendiğini ve polise güvenin polis ile işbirliği, polise itaat ve polis ihlallerine toleransı nasıl
etkilediğini çarpıcı analizler ile ortaya koyuyor.
Türkiye’de tarihsel olarak devlet adına toplumsal düzeni korumakla görevli olan polis gücü vatandaşların
devlete/sisteme karşı tutumunu belirlemede önemli rol oynamaktadır. Son yıllarda polis reformu
kapsamında ‘güvenlikçi’ polislikten ‘demokratik’ ve ‘sivil’ polisliğe geçişe yönelik bir iradenin
oluştuğunu söylemek mümkün. Buna rağmen polis ihlallerinin cezasız kaldığı olaylar, polisin aşırı güç
kullanımı, polis teşkilatı içerisinde konumlanan siyasi/ideolojik grupların yetkilerini kötüye kullanması
ve kanunların farklı kesimlere eşit ve adil uygulanmaması bu sürecin sekteye uğramasına sebep
olmaktadır.
Demokratikleşme süreçlerinde bulunan ülkelerde polisin korku, tehdit politikalarıyla ve zor kullanarak
görevini yerine getirmesi söz konusu olamaz. Dolayısıyla da, vatandaşların polis gücüne güvenmesi ve
polisle işbirliği yapması önem kazanır. Bu da, toplumun polise dair güven algısını sistematik şekilde
araştırmayı gerektirir.
Polise Güven Algısı
Türkiye’de polise güven ortalaması genel olarak yüksekken, siyasi ve sosyal
merkezde yer almayan kesimler arasında polise güven düşüktür.

Çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlara göre toplumun polise dair genel güven algısı olumludur
(5’li ölçek üzerinden 3.89). Bu değer yüksek görünmekle birlikte, aynı modellere dayanarak
yapılan uluslararası polis algısı çalışmalarında polise güvenin yüksek olduğu ülkelerde
ortalamanın 4’ün üzerinde, güvenin düşük olduğu ülkelerde ise güven ortalamasının 2.5
civarında çıktığı görülmektedir. Türkiye, bu iki kutup arasında yer almaktadır.

Sünni, Türk, AK Partili, MHP’liler arasında polise duyulan güven yüksekken, Aleviler, Kürtler,
BDP/HDP’liler arasında polise duyulan güven nispeten daha düşüktür.

Güveni etkileyen boyutlar arasında yer alan ‘polisin meşruiyeti’ (örn. polisin vatandaşlara ne
kadar eşit ve adil davrandığı) ve ‘polisin etkinliği’ (yani performansı, örn. suçları önlemede ne
kadar başarılı olduğu) boyutları tek soru üzerinden beyan edilen güvene kıyasla daha düşük
çıkmaktadır. Bu da şunu göstermektedir: Polise güveni artırmada toplumun gözünde polisin
‘etkinliği’ ve ‘meşruiyeti’ algısını olumsuz yönde etkileyen unsurların anlaşılması
gerekmektedir.
Polis Meşruiyeti Algısı

Türkiye’de polise güven algısını şekillendirmede en etkili unsur ‘polisin meşruiyeti’ algısıdır.
Yani Türkiye toplumunda güven algısı şu unsulardan önemli derecede etkilenmektedir:
i)
ii)
Polisin vatandaşlara eşit ve adil hizmet vermesi (polisin tavrı kıstası),
Bu hizmetlerin eşit ve adil sonuçlar doğurması (hizmetlerin dağılımı kıstası),
2
iii)
iv)
Polislerin kanunlara uygun hareket etmesi (kanunlara uygunluk kıstası),
Polisin toplumun ortak değerlerini paylaşması ve bunlara uygun hareket etmesi
(ortak değerler kıstası).
Türkiye toplumu, polisin vatandaşların ihtiyaçlarına duyarlı ve adil şekilde
cevap verdiğine inanmamaktadır.

Tüm demografik gruplar arasında polisin tavrına ilişkin algı diğer kıstaslara göre daha
olumsuzdur.

Meşruiyeti ve dolayısıyla polise güveni en çok etkileyen kıstas ise ‘kanunlara uygunluk’tur.
Toplumun gözünde polis uygulamalarının kanunların çizdiği çerçevede kalması güven algısını
önemli ölçüde etkilemektedir. Buradan hareketle şu söylenebilir: Kanun ve kuralları ihlal eden
polis memurlarının eylemlerinin cezasız kalmaması ve polis memurlarının mevcut yasalara
bağlı kalması toplum nezdinde polise güveni olumlu yönde etkileyecektir.

Bunun yanı sıra ‘polisin tavrı’ ve ‘hizmetlerin adil ve eşit dağılımına’ ilişkin algı ‘kanunlara
uygunluk’ algısından daha olumsuzdur. Yani toplum sistemin polisi nasıl davranmaya
yönelttiğinden memnun değildir. Vatandaşlar genel olarak polisin kanunlar çerçevesinde
hareket ettiğini, ancak bu kanunların veya bu kanunları oluşturan sistemin yetersiz olduğunu
düşünmektedir. Türklere nazaran Kürtler ise polisin sistemin bir parçası olduğunu
düşünmektedir. Kürtler arasında polis ‘yetersiz’ sistemin temsilcisi olarak değerlendirilmektedir.
Vatandaşlar adil olmayan polis karar ve uygulamalarına karşı
başvurabilecekleri bağımsız bir şikayet mekanizması talep etmektedir.

Bağımsız bir şikayet mekanizması güvene en çok etki eden ‘kanunlara uygunluk’ algısında olumlu
bir etki yaratabilir. Bu tür caydırıcı bir mekanizma, polis memurlarını yasalar çerçevesinde
hareket etmeye de yönlendirebilir.
Polis Etkinliği/Performansı Algısı

Türkiye’de polise güven algısını şekillendirmede etkili olan bir diğer unsur ‘polisin
etkinliği/performansı’ algısıdır. Polisin etkinliği algısı 3 farklı boyuttan oluşmaktadır:
i)
ii)
iii)
Polisin kendisinde beklenenleri hakkıyla yerine getirmesi, taraf tutmadan hareket
etmesi ve iyi eğitimli olmasına dair soyut fikirler (normatif – olması arzulanan
kıstas),
Trafik suçları, uyuşturucu ve kaçakçılık, ekonomi ve finans suçları ile mücadele ve
futbol gibi spor müsabakalarında düzeni sağlamaya ilişkin algı (suçla mücadele
kıstası),
Hırsızlık, kapkaççılık, adi suçlar, cinsel taciz, tecavüz, cinayet gibi suçların faillerini
yakalamaya ilişkin performans algısı (failleri yakalama kıstası).

Polis etkinliği algısı Sünni kesimde en olumlu, Alevi ve dine inanmayan kesimler arasında en
olumsuzdur. AK Parti’ye oy vereceğini bildiren katılımcılar arasında, diğer partilere göre etkinlik
algısı daha olumludur.

Araştırmaya göre toplumun gözünde polisin en etkin olduğu alan ‘suçla mücadele’dir.

Polise güveni en çok etkileyen ise ‘normatif-olması arzulanan’ kıstastır. Özellikle Kürt, Alevi ve
dine inanmayan kesimlerde polise dair soyut fikirler güvene önemli derecede etki etmektedir.
3
Dolayısıyla toplum gözünde polisin etkin ve başarılı olduğuna dair algıyı yükseltmek güveni
artırabilir. (örn. polisin taraf tutmayacağına dair güvence vermek)
Kürtler polisin suç faillerini yakalamada başarısız olduğunu düşünmektedir.

Kürtler arasında en düşük değere sahip etkinlik algısı boyutu ‘faillerin yakalanması’dır. Çözüm
sürecinin başarısı açısından bu konuya özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir.

Herhangi bir partiye siyasi aidiyet hissetmeyen gruplarda polisin etkinlik algısındaki küçük bir
değişim polise duyulan güveni önemli derecede etkilemektedir. Dolayısıyla, siyasi aidiyet
bildirmeyen kesimin polise güvenini artırmak için polis etkinliği algısının güçlendirilmesine
ihtiyaç vardır.

Bu sonuçlardan hareketle, polis etkinliği algısının polise güveni önemli ölçüde etkilediği
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, polisin özellikle toplum ile yakın etkileşim içerisinde olduğu spor
müsabakaları, toplumsal gösteriler gibi durumlarda daha hassas ve dikkatli davranması önem
kazanmaktadır.
Vatandaşların etkinlik algısını güçlendirmek için polis şiddet ve aşırı güç
kullanımı içermeyen müdahale ve idare etme yöntemleri uygulamalıdır.
Polisle İşbirliği ve Polise İtaat

Polis ile işbirliği ve polis ihtar ve kararlarına itaat de polise güven ile doğrudan ilişkilidir. Polise
güven duyulan demokratik toplumlarda polisle işbirliği ve polise itaat iki önemli gösterge olarak
görülmektedir.

Polisle işbirliği gönüllü olarak polise yardımcı olmak, bilgi vermek veya ihtiyaç olduğu zaman
polisi aramak olarak tanımlanmaktadır. Polise itaat ise polisin otoritesini kabul etmek ve
kararlarını itiraz etmeden uygulamak anlamına gelmektedir.

Çalışmadan çıkan sonuçlara göre, Türkiye’de toplumun polisle işbirliği yapma eğilimi duyulan
güvenden bağımsızdır. Bir başka deyişle, toplum polisle işbirliği yapmaya, polise güvense de
güvenmese de genel olarak yatkındır.

Toplumun polisle işbirliği yapma ve polise itaat etme motivasyonunu en çok etkileyen meşruiyet
algısı boyutu ‘polisin tavrı’dır (özellikle BDP/HDP seçmenleri arasında). Dolayısıyla toplumun
polis ile işbirliği yapması isteniyorsa, polisin vatandaşlara adil ve tarafsız olduğunu ispatlaması
gerekir.
Polis İhlallerine Gösterilen Tolerans

Polise güven ile birlikte ele alınan bir diğer unsur da polis ihlallerine gösterilen toleransa
ilişkindir. Dünyada yapılan polis çalışmalarının sonuçlarına göre polise güven arttıkça, ihlallere
gösterilen tolerans da artmaktadır.

Türkiye’de siyasi ve sosyal merkezde yer alan kesimlerde ve polise güvenin yüksek olduğu
bölgelerde polis ihlallerine daha fazla tolerans gösterildiği görülmektedir (yani polisin kanuna
aykırı uygulamalarını görmezden gelme eğilimi daha fazladır). Diğer yandan, siyasi ve sosyal
4
merkezin dışındaki ‘azınlık’ kesimlerde polise güvenmek, polis ihlallerine ve kanun dışı
uygulamalara daha fazla tahammül göstermek anlamına gelmemektedir.

Dolayısıyla, bir taraftan siyasi ve sosyal merkezde bulunan kesim (örn. Türk, AK Partili, Sünni)
daha ciddi polis ihlallerine bile daha fazla tolerans göstermeye eğilimli olurken, siyasi ve sosyal
merkezin dışındaki kesimler (örn. Kürt, BDP/HDPli, Alevi) arasında çok basit rutin uygulamalarda
bile ihlal şüphesi ortaya çıkmaktadır.

Bu durum iki grubun polise güven algısı arasındaki uçurumun git gide derinleştiğine işaret
etmektedir. Bunu tersine çevirebilmek için polis ve toplum arasındaki güven ilişkisinin
güçlendirilmesi gerekir.
Polisle Etkileşim

Polise güveni etkileyen diğer önemli unsurlardan biri de polisle etkileşimdir. Araştırma
sonuçlarına göre anketin yapıldığı tarihte son 12 ayda polis ile herhangi bir şekilde etkileşime
girmiş kişiler polise daha az güvenmektedir (beyan edilen güven).
Neler Yapılmalı?
 Kanunları ihlal eden polis memurlarının cezalandırılması ve bunun bu bölgelerde yaşayan kamuoyu
ile paylaşılması polisin yasallığına olan inancı güçlendirecektir.
 Meşruiyet boyutları arasında polise güveni en çabuk etkileyen boyutun polisin kanunlara uygun
hareket etmesi olması nedeniyle, polis gücünün kısa vadede atması gereken ilk adım toplumun polis
memurlarının mevcut yasalar içinde hareket ettiği algısının güçlendirilmesidir.
 Vatandaşların adil olmadığını düşündükleri kararlar hakkında müracaat edebilecekleri ve
kullanabilecekleri mekanizma ve kurumların oluşturulması ve bu kurumların bağımsız bir şekilde
işlemesi gerekmektedir.
 Türkiye bağlamında polis nazik davranmak kadar, temelde adil davranmaya özen göstermelidir.
 Polise güveni düşük gruplar arasında yer alan vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının bilgi
isteklerine ivedilik ve şeffaflıkla cevap verilmesi polis meşruiyeti algısını değiştirmede etkili olacaktır.
 Polis toplumla karşı karşıya geldiği alanlarda eşit ve adaletli davranmanın yanı sıra düzeni tesis etme
konusunda başarı sağlamalıdır. Bu doğrultuda, kalabalığı kontrol etme politikalarında şiddete
başvurmadan müdahale ve idare etme politikaları geliştirilmeli ve polis memurlarının bu konuda
eğitim almaları sağlanmalıdır.
 Toplumun polisle işbirliği yapması isteniyorsa, polisin vatandaşlara daha adil ve tarafsız olduğunu
ispat etmesi gerekir. Bu hususa polis eğitiminde daha fazla dikkat edilmesi önemlidir. Eğitimin
yeniden düzenlenmesi ile birlikte, bu eğitimin verilmekte olduğu ve içeriği hakkında kamuoyuna bilgi
verilmesi algıyı güçlendirecektir.
 Geçmişteki ciddi ihlaller nedeniyle polise güvenin düşük olduğu kesimlerde güveni artırmada, bu
kesimlerin (örn. İrlanda’da yapıldığı gibi) polis reformu süreçlerine dahil edilmeleri başarılı sonuçlar
verecektir.
5
Önemli Şekil ve Grafikler
6
7
8
9
10
11
12
Polisler sendika kurabilmelidir.
Bir miktar katılırım
% 15,4
Epeyce katılırım
% 17,3
Pek az katılırım
% 10,7
Tümüyle katılırım
% 25,2
Hiç katılmam
% 16,8
Bilmiyor
% 14,7
Ortalama puan=3,28
(n=3207)
13
Download

Basın Özeti