2
Yaşam
Cumartesi
24 OCAK 2015
TGC Hrant Dink
Davasını izledi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Yardımcısı Recep Yaşar ve TGC Hukuk
Danışmanı Gökhan Küçük’ün de aralarında
bulunduğu çok sayıda gazeteci ve avukat;
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de öldürülmesiyle ilgili davayı izledi. Duruşma 28 Nisan’a ertelendi Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine
ilişkin verilen kararın Yargıtay tarafından kısmen bozulmasının ardından davanın 10. duruşması görüldü. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Yardımcısı Recep Yaşar ve TGC Hukuk Danışmanı
Gökhan Küçük’ün de aralarında bulunduğu
çok sayıda gazeteci ve avukat izledi. TGC
Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Dink Davası’nın basın özgürlüğü açısından önemine değindi. Yaşar, öldürülen gazeteci cinayetlerinin çözülmesini istedi. TGC Hukuk
Danışmanı Avukat Gökhan Küçük, duruşma
ile ilgili bilgi verdi. Küçük, “Hrant Dink vekilleri bu celsede mahkemeden soruşturmanın genişletilmesi konusunda 7 tane talepte bulundular. Bu taleplerin kabul görmesi durumunda yargılamanın seyrinde ve gerçek sorumluların bulunması konusunda önemli bir
aşama olabilir” dedi. Erol Önderoğlu ise
“Türkiye yargısı 8 yıldır yargılamadığı, kamuoyunu tatmin etmediği ve cezasızlık zemini
yarattığı bu davada 8 yıl öncesi yapılacakları
bugüne bırakması nedeniyle iktidarın da politik gerekçelerinin kuşku götürmez bir şekilde hukuk devletine yansıtacak daha samimi
bir çaba göstermek durumundadır” şeklinde
değerlendirdi. Cemal GÜLER
İztuzu'nda çevrecileri
sevindirecek karar
Muğla 2'inci İdare Mahkemesi, Ortaca
İlçesi'ndeki İztuzu Plajı'nın işletilmesi konusunda,
İngiliz ortaklı özel şirket DALÇEV ile MUÇEV
arasında imzalanan protokolle ilgili Ortaca 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin verdiği tedbir kararından sonra, bu protokolün yürütmesini durdurdu. Muğla Valiliği bünyesindeki Muğla'ya
Hizmet Vakfı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı Türkiye Çevre Koruma Vakfı'nın yüzde 50 ortaklığıyla kurulan Muğla Turizm Çevre Vakfı Tic. Limited Şirketi (MUÇEV) ile İngiliz ortaklı özel şirket DALÇEV (Dalyan Çevre
Turizm Ticaret Limited Şirketi) arasında imzalanan Ortaca İlçesi'ndeki İztuzu Plajı'nın kiralama protokolüyle ilgili olarak yapılan başvuru üzerine Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi geçen 25 Aralık'ta, protokol hükümlerinin uygulanmasını tedbiren durdurdu. Bu
kararın ardından, kiralamaya karşı çıkan Ortaca Belediyesi'nin protokolün yürütmesinin durdurulması ve iptali ile ilgili talebini değerlendiren Muğla 2'inci İdare Mahkemesi'nden
yeni bir karar çıktı. Mahkeme, MUÇEV'in protokol imzalama yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle, DALÇEV ile imzalanan kiralama işleminin yürütmesini durdurdu.
Validebağ’da tek tek
ağaç sayımı
Validebağ Savunması'na bağlı bir grup,
Validebağ Korusu'nun içinde yer alan ağaçların envanterini çıkarmak üzere çalışma başlattı. Orman Mühendisleri Besim Sertok ve Kader Cihan'ın liderliğinde toplanan ve harita üzerinde yer tespitinde bulunan gönüllüler, 'İzci Evi'
inşaatının bulunduğu alanda fotoğraf ve video
çekerek ağaçları tek tek tespit etmeye başladı. Validebağ Savunması üyelerinin verdiği bilgiye göre, asıl çalışma Nisan ayında ağaçlar yeşerdiği zaman başlayacak. Her gönüllüye bir ağaç verilecek ve ağaca da gönüllünün ismi verilecek. 7-8 bin civarında ağacın
bulunduğu alanda yapılacak envanter çalışmasının yaklaşık 3 ay sürmesi bekleniyor.
“Yolsuzluğu çözmek için
basın özgürlüğü şart”
Nobel ödüllü ekonomist Prof. Joseph Stiglitz, “Türkiye temel hak ve özgürlükler konusunda
kaygıyla izleniyor. İş dünyası böyle bir yere yatırım yapmak istemez” dedi
Nobel ödüllü ekonomist Prof.
Joseph Stiglitz, Cumhurbaşkanı
Tayyip Erdoğan’ın insan hakları, basın özgürlüğü gibi konularda eleştirildiğine dikkat çekerek Türkiye’de son bir buçuk
yıldır olanların Batı’nın tepkisini
çektiğine bunun da yurtdışından
gelecek yatırımları azaltarak
ekonomiyi olumsuz etkileyeceğine dikkat çekti.
Stiglitz, Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda, Türkiye’nin gündeminden düşmeyen yolsuzlukların ise
basın özgür olmadan azaltılamayacağını vurguladı.
Kolombiya Üniversitesi’nde
ders veren ve aynı za-
manda Amerika’da Bill Clinton
hükümetinin ekonomi başdanışmanı olan ünlü ekonomist, yolsuzlukların azaltılabilmesi için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “İlk olarak şeffaflık artırılmalı. İkincisi daha fazla demokratik hesap verilebilirlik olmalı.
İnsanların diğer insanlara hesap
verme sorumluluğu olmalı. Bu da
sivil toplumun güçlendirilmesinden geçer. Ancak bana göre en
önemlisi basın özgürlüğü. Güçlü bir basın, özgür bir basın yolsuzlukla mücadelenin en önemli parçası. Basın özgür olursa insanların kimin ne yaptığından
daha fazla bilgisi olur. Diğer
yandan seçimler demokratik ol-
malı. Demokrasi olmazsa denetim de olmaz. Seçimler üzerinde para etkili olursa o ülkede
yolsuzluklar azalmaz.”
YATIRIMLAR OLUMSUZ
ETKİLENDİ
Gezi Parkı protestoları sırasında yaşananları hatırlatan
Stiglitz, gazetecilerin üzerinde
artan baskı ve gerilimin Avrupalı
ve Amerikalılar üzerinde Türkiye’de temel hak ve özgürlüklere saygı gösterilmediği izlenimini
bıraktığını söyledi. Stiglitz, “Bu
gerilimi dışarıdan bir göz olarak
anlamak çok zor. Gezi Parkı
protestolarısırasında sert önlemler alındı, Gezi’den bu yana
gazeteciler üzerinde baskı arttı. Batı bunu endişeyle karşılıyor.
Bu da yatırımları olumsuz etkiliyor. Çünkü iş dünyası temel
hak ve özgürlüklere saygı gösterilmeyen bir yere yatırım yapmak istemez. Amerika ve Avrupa’da insanların güçlü bir iletişimi var. Her iki taraf da temel
insan haklarına önem veriyor. Ve
bu konulara kendileri gibi önem
verenlerle iş yapmak istiyor.
Ekonominin negatif etkileneceği
ortada” dedi.
Stiglitz, Türkiye’nin AB’ye katılması söz konusu olursa bunun
da iyi yönetim ve demokratik katılım konusunda Türkiye’nin yararına olacağını belirtti.
Gazeteciler Basın İş Kanunu’nu tartıştı
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şubesi ve Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Genel Merkezi, hükümetin yeniden düzenlemek istediği İş
Kanunu'nu bir panel ile ele aldı.
Gazetecilerin de katıldığı panele
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç.
Dr. Mehmet Ali Şuğle ve TGS
Hukuk Danışmanı Av. Meliha Selvi konuşmacı olarak katıldı. TGS
Ankara Şube Başkanı Esra Koçak'ın yönettiği panelde konuşan
Şuğle, birçok gazetecinin "iyi olarak" değerlendirdiği iş kanununun
"kötü ve hatta berbat" olduğunu
söyledi.
İş Kanunlarının hem çalışanı
hem de işvereni koruması gerektiğini savunan Şuğle, bu hassas denge gözetilmediği zaman
hazırlanacak yasaların uygulama şansının kalmayacağını söyledi. İş kanunun aslında en alt
düzeyde kendi sözleşmesini yapamayan, derdini anlatamayan kesimlere uygulandığını
söyleyen Şuğle, "Mesela ünlü bir
cerah bu kanunla çalışmaz.
Kendi sözleşmesini hazırlar hü-
kümlerini belirler ve ona göre çalışır. O yüzden iş kanunu asgariyi belirler" diye konuştu. İş kanunun tarihçesi ve yaşadığı değişimleri anlatan Şuğle, İş Kanunu'nun şimdiye birçok kez
dönüşüme uğramasına rağmen
Basın Kanunu'nun yerinde saldığını ve günümüz ihtiyaçlarına
cevap vermediğini belirterek,
"Bu yüzden kötü bir kanundur"
diye konuştu. Şuğle, mevcut iş
kanunu ile gazetecilerin emekli
olmadığını ve tazminat alama-
dığını söyledi.
Türkiye'de iki iş kanunu bulunduğunu, bunlardan birinin bilinen iş kanunun diğerinin de İsveç'ten alınan Borçlar Kanun'daki
İş Kanunu olduğunu söyledi.
Hazırlanacak olan yeni Basın
Kanunu çalışmaları için de, "Beni
çağırdıklarında acaba beni kullanmak mı istiyorlar diye şüphelendim. Ancak gittiğimde biz
anlamıyoruz ne dersen öyle
olacak dediler. Şimdiye kadar
iyi gitti, söylediğim her şeyi ka-
bul ettiler" diyen Şuğle, ancak
Basın Enformasyon Genel Müdürü'nün değiştiğini, dolayısıyla yeni durumu bilmediğini söyledi. İş Kanunu'ndaki gazeteciliğin tanımının gazeteciler tarafından yapılması gerektiğini belirten Şuğle, aksine ciddi sorunların yaşanacağını söyledi. Şuğle, Soma sonrası çıkarılan Maden İş Kanunu'nun da kazaların
gerçek sorumlularını gizlemek
için çıkarıldığını, 6 saate indirilen çalışma saatlerinin yeni dü-
zenlemelerde yeniden 7,5 saate çıkarıldığını bildirdi.
TGS Avukatı Meliha Selvi ise,
Şuğle'nin aksine yürürlükteki Basın İş Kanunu'nun iyi bir kanun olduğunu belirterek, uygulamalardan örnekler verdi. Selvi, "Bu
kanun süper. Mevcut iktidar patronlaşmış durumda, daha önce
gazeteciler insanca yaşabileceği ücretler alıyorlardı. Şimdi en
yüksek ücret 2 bin 300 TL'dir. Ücretleri düşürdüler. Çünkü gazeteciye ihtiyacı yok. Basın bülteni yazacak birilerine ihtiyaç duyuyor" diye konuştu. "Bizim kanuna değil örgütlenmeye ihtiyacımız var" diyen ve yaşanan ihlallere işaret eden Selvi, gazetecilerin hukuk yoluyla kıdem
tazminatları ve haklarını nasıl alacaklarına ilişkin kimi pratik öneride bulundu. Selvi, ayrıca yürütülen yeni Basın İş Kanunu'nun
iyi olduğunu, ancak sonucu görmek istediklerini belirterek, "Mehmet Ali (Şuğle) hocanın oradaki varlığı bizim için en büyük güvencedir. Eğer bu haliyle çıkarsa yanında yer alır destek veririz" diye konuştu.
İç Güvenlik Paketi Komisyon’dan geçti
Polis, kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, açık veya kapalı alanda molotof,
patlayıcı ve benzeri silahlarla saldıranlara veya teşebbüs edenlere karşı silah kullanabilecek
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev
ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun
ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısında şu değişiklikler yer alıyor:
ÜST ARAMASI
Elle dıştan kontrol hariç kişinin üstü ve eşyası ile aracının
dışarıdan bakıldığında içerisi
görünmeyen bölümlerinin aranması; İçişleri Bakanlığı'nca belirlenecek esaslar dahilinde mülki amirin görevlendireceği kolluk
amirinin yazılı, acele hallerde
sonradan yazıyla teyit edilmek
üzere sözlü emriyle yapılabilecek. Kolluk amirinin kararı 24
saat içinde görevli hakimin onayına sunulacak. Bu kapsamda
yapılacak aramalarda, kişiye,
arama gerekçesini de içeren belge verilecek.
Polis, başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri, fiilleri ayrı bir suç oluşturmadığı takdirde, kişinin can güvenliğinin
sağlanması bakımından koruma
altına alabilecek ya da olay yerinden uzaklaştırabilecek.
TOPLANTI VE GÖSTERİ
Polis, kendisine veya baş-
kalarına, işyerlerine, konutlara,
kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara,
kişilerin tek tek veya toplu halde
bulunduğu açık veya kapalı
alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı
ve benzeri silahlarla saldıran
veya saldırıya teşebbüs edenlere
karşı, saldırıyı etkisiz kılmak
amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde silah kullanabilecek.
Yasa dışı toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin dağıtılmasında, gerektiğinde boyalı su
da kullanılabilecek.
DİNLEME-İZLEME
Hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Emniyet Genel Müdürü
veya İstihbarat Dairesi Başkanının yazılı emriyle, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin
tespit edilip, dinlenip, sinyal bilgileri değerlendirilirken; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen yazılı emir, artık 24
saat yerine 48 saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına
sunulacak.
Faaliyetlerin denetimi; sıralı kurum amirleri, mülki idare amirleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve ilgili bakanlığın teftiş elemanlarınca yılda en az bir defa
yapılacak. Bu faaliyetler Başbakanlık Teftiş Kurulu'nca da
denetlenebilecek. Denetimlerin
sonuçları, rapor halinde TBMM
Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu'na sunulacak.
Polis tarafından yapılan önleme dinlemelerine ilişkin Polis
Vazife ve Salahiyet Kanunu'nda
yapılan bu değişikliklerle uyumlu olacak şekilde Jandarma
Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nda da değişikliğe gidiliyor. Bu tasarıda da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
verilen yazılı emrin yine 48
saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına sunulması; yetkili
ve görevli hakimin Ankara
Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olması ve denetim mekanizması
getirilmesi yer alıyor.
UYUŞTURUCU MADDE
Tasarıyla, sentetik uyuşturucu maddelere yönelik cezai
yaptırımın daha caydırıcı hale
getirilmesi için, "sentetik kannabinoidler (bonzai) ve türevi
uyuşturucu maddeler de TCK
kapsamına alınıyor. Bu maddelere yönelik ceza yarı oranında artırılıyor.
GÖZALTI
Toplumda infial yaratan;
öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, kaçakçılık, fuhuş, hırsızlık, yağma, uyuşturucu veya
uyarıcı madde imal ve ticareti gibi suçlarda, suçüstü halle-
riyle sınırlı olmak kaydıyla kişi
hakkında, mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirlerince
24 saate kadar gözaltına
alma kararı verilebilecek.
Tasarıyla, toplantı ve gösteri
yürüyüşü hakkını, şiddet eylemine ya da terör örgütlerinin propagandasına dönüştüren, vatandaşların can ve mal emniyetini, kamu düzenini tehlikeye
sokanların da tutuklu yargılanabilmelerinin önü açılıyor.
VALİ YETKİSİ
Vali, lüzumu halinde, kolluk amir ve memurlarına, suçun
aydınlatılması, faillerinin bulunması için gereken acele
önlemlerin alınması için doğrudan emir verebilecek.
Download

24 OCAK 2.QXD:Mizanpaj 1