HAYAT DEVRELERİ İÇERİSİNDE GENÇLİĞİN YERİ VE ÖNEMİ
Dünyadaki hayatımız, hayat yolculuğu içinde kısa bir bölümdür. Zira inancımıza göre,
gerçek hayatımız, ne doğumumuzla başlar ne de ölümümüzle biter. Çünkü gerçekte
hayatımız, “Elest Meclisinde” ruhumuzun yaratılışıyla başlamış ve Rabbimizin “Elestü
birabbiküm= Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sorusuna, “Bela=Evet Rabbimizsin” cevabımızla
Müslüman olarak başlamıştır. Bu sebeple, “Her doğan çocuk, Müslüman olarak doğar”.
Hayatın bir başlangıcı olmakla beraber, gerçek hayatın sonu yoktur. Zira gerçekte
hayat, ölümle bitmemektedir. Her ne kadar bildiğimiz bu hayat, doğumla ölüm arasında
geçen fani bölümden ibaret gibi görünse de, gerçekte kabir hayatı, berzah hayatı, mahşer
bölümü ve nihayet cennet veya cehennem hayatı şeklindeki sonsuz hayat ile devam
etmektedir.
İnsanın sorumlu ve sorguya tabi tutulacak hayat bölümü, bu doğumla ölüm arasındaki
dünya hayatı bölümüdür. Bunun da tamamı değil, bülûğ çağından sonraki, ölüme kadar olan
bölümüdür. Yani bu, insanın sorumluluğunun, bülûğa adım atmasıyla başladığı anlamına
gelmektedir. Aslında sorumluluk açısından bakıldığı zaman hayat bütünlük arz eder. Yani
insan sorumluluk çağına bir kere adım attı mı, artık bunun genci, orta yaşlısı ve ihtiyarı olmaz.
Can tenden çıkıncaya kadar, kulluk sorumluluğu devam eder.
Konunun uzmanı alimler, bu hayatı, yaş gruplarına göre şu devrelere ayırmışlardır:

0-3 yaş dönemi, bebeklik dönemi,

04-14 yaş dönemi, çocukluk dönemi,

15-40 yaş dönemi, gençlik dönemi,

40-60 yaş dönemi, orta yaş dönemi,

60 yaş üzeri, ihtiyarlık dönemidir.
İslam’ın, genel anlamda bülûğ çağı olarak kabul ettiği yaş, 15 yaşıdır. Bundan önce
büluğa erenlerin sorumluluk çağı, büluğa erdiği anda başlar. İşte o andan itibaren de Allah’ın
emirlerini yapmak ve yasaklarından kaçınmakla mükellef hale gelir.
Gençlik çağı, sorumluluğun en yoğun ve en şiddetli olduğu çağdır. Çünkü bu çağ,
sorumsuzluğun en yoğun anlamda görüldüğü dönemdir. Genel anlamda, özellikle de
günümüzde gençliğin büyük çoğunluğu, sorumluluk noktasında problemler yaşamaktadır.
Ama bu çağ, Allah’ın da en çok sevdiği, değer verdiği ve ayrıca sorgulamaya tabi tutacağını
bildirdiği biç dönemdir. Bu konuda peygamberimizin birkaç hadisini naklederek konuyu daha
da açıklığa kavuşturmaya çalışalım. Şöyle buyuruyor: “Nefsani taşkınlığına uymayan gençler,
Allah’ın hoşuna gider”. Diğer bir hadislerinde de, mahşerde, güneşin tepelere indiği ve hiçbir
gölgenin bulunmadığı günde Allah’ın Arşının gölgesinde gölgelenecek olan yedi zümre insanı
sayarken, bunlardan birinin de, “Allah’a ibadet ederek yetişen gençleri” zikreder.
Bu dünyada her nimette olduğu gibi, gençlik nimeti de geçicidir. Ebedi bir hayat olan
cennette bu gençliği daimi olarak elde etmek için, bu nimetin de Allah yolunda
değerlendirilmesi gerekmektedir. Gençlik, elbette geçicidir. Bu güzel nimetin hem dünyada
hem de ahirette başımıza belâ olmaması için, bu nimetin, onu verenin emir ve rızası
dairesinde kullanılması gerekmektedir.
Mehmet ŞAHİN
Kırşehir Müftüsü
Download

HAYAT DEVRELERİ İÇERİSİNDE GENÇLİĞİN YERİ VE ÖNEMİ