KARİYER
DENETLEME
DEĞERLENDİRME
İŞE ALIM SÜRECİ
ÇALIŞAN - İŞ
İLİŞKİLERİ
İSTİHDAM
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Hazırlayan: GÜSAM İnsan Kaynakları Araştırma Ekibi
Rapor Tarihi: Kasım 2014
Tavsiye Edilen Referans Şekli:
GÜSAM, (2014). 17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatı’nın İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine
Etkisi. Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi Raporu, Ankara
Tüm yayın hakları Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi’ne (GÜSAM) aittir. İzin alınmadan tümünün
veya bir kısmının elektronik, mekanik, fotokopi veya başka herhangi bir yöntem ile izinsiz basımı,
yayını, çoğaltılması ve dağıtımı yapılamaz.
1
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
İÇİNDEKİLER
GİRİŞ ............................................................................................................................................ 3
İŞE ALIM SÜRECİ ........................................................................................................................... 4
Güvenlik Bilimleri Fakültesi ve Polis Koleji .................................................................................................. 4
Fakülte Yüksek Okullara (FYO) Öğrenci Alımı: ............................................................................................. 5
Polis Meslek Eğitim Merkezlerine (POMEM) Öğrenci Alımı ........................................................................ 9
ATAMA VE YER DEĞİŞTİRME ....................................................................................................... 10
Bilgi ve Uzmanlık ....................................................................................................................................... 10
Yer değiştirmelerde gereklilik ................................................................................................................... 12
Tecrübe ..................................................................................................................................................... 14
Sık Yer Değiştirme Sonucu Oluşan İş Gücü Kaybı ...................................................................................... 14
İstihdamın niteliğe ve yetkinliğe göre yapılması ....................................................................................... 15
Tercihlerin alınması ................................................................................................................................... 17
Hukuk & Haklara Saygı ve Mahkeme Kararlarının Yerine Getirilmesi ....................................................... 17
Planlama boyutu ....................................................................................................................................... 21
Personelin verimli kullanımı ...................................................................................................................... 24
DENETLEME & DEĞERLENDİRME ................................................................................................. 31
KARİYER ..................................................................................................................................... 32
Yatay Kariyer Olarak Branşlaşma .............................................................................................................. 32
Dikey Kariyer Olarak Terfi ......................................................................................................................... 32
Terfi İşlemlerine İlişkin Yargı Kararları....................................................................................................... 33
EĞİTİM VE GELİŞTİRME ............................................................................................................... 35
Temel Eğitimler ......................................................................................................................................... 36
Hizmet İçi Eğitimler ................................................................................................................................... 37
ENFORMASYON BİLGİ SİSTEMLERİ .............................................................................................. 39
ÇALIŞAN VE İŞ İLİŞKİLERİ ............................................................................................................. 41
Sosyo-Ekonomik Faktörler ........................................................................................................................ 42
Örgütsel ve Yönetsel Motivasyonel Faktörler ........................................................................................... 43
İNSAN KAYNAKLARI UYGULAMALARI VE KAMU KAYNAKLARININ KULLANIMI İLİŞKİSİ .................. 44
1.Sınıf Emniyet Müdürlerinin Zorunlu Emekliliği ...................................................................................... 44
Branşlı Ve Uzman Personelin Alanları İle İlgisi Olmayan Alanlara Aktarılması.......................................... 44
Personelin İller Arası Yer Değişikliği .......................................................................................................... 45
İsraf Edilen Kamu Kaynakları ..................................................................................................................... 45
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME ..................................................................................................... 46
YARARLANILAN KAYNAKLAR....................................................................................................... 47
2
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
GİRİŞ
İnsan kaynakları yönetiminin temel amacı insan gücünü etkin, verimli ve insanın
mutluluğunu sağlayacak biçimde değerlendirmektir 1. Günümüzde insan kaynaklarına
sermaye ve diğer faktörlerden daha çok önem verildiği bilinen bir gerçektir. Buna göre
insan kaynakları, kurum ve kuruluşların en değerli varlığıdır.
Özellikle son yıllarda ülkemizde uygulanmaya başlanan insan odaklı yönetim
anlayışına paralel olarak Emniyet Teşkilatında da insanı merkeze alan, insan kalitesini
artırmayı hedefleyen, moral ve motivasyon unsurlarını ihmal etmeyen bir yönetim tarzı
uygulandığı, bunun sonucunda da gerek polisin suç ve suçlularla mücadeledeki
başarısında, gerekse toplumda polise olan güvenin arttığı görülmüştür.
Ancak 17-25 Aralık süreci ve sonrasında yaşanan gelişmeler, son yıllardaki bu olumlu
tabloyu bir anda tersine çevirmiş, kazanımlar bir bir elden çıkmış, adeta polis polise
düşman hale getirilmiş, personel arasındaki saygı ve güven ortamı zedelenmiş ve
personelin birbirinin yüzüne bakmaktan kaçındığı, en önemsiz bilgilerin bile
paylaşılmasında sorumluluğu devredecek yazılı prosedürlerin devreye girdiği bir dönem
yaşanmaya başlanmıştır.
Bu raporda, 17-25 Aralık 2013 öncesi ve sonrası Emniyet Teşkilatı’ndaki insan kaynakları
uygulamaları, işe alım süreci, istihdam, denetleme/değerlendirme, çalışan ve iş ilişkileri,
kariyer, eğitim ve geliştirme açılarından incelenecektir.
3
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
İŞE ALIM SÜRECİ
İnsan kaynakları yönetiminin en
temel özelliklerinden biri kuruma
kazandırılacak
olan
personelin
seçilmesi aşamasıdır. Bu kritik sürecin
olumlu anlamda yapılandırılması, diğer
süreçlerin işlevselliğini artırmak adına
önem
taşımaktadır.
Personelin
kuruma
yerleştirilmeden
önce,
kurumların yaptıkları ve sorumlu
oldukları iş alanları göz önünde
bulundurarak
personel
planlamalarının yapılması maliyet, verimlilik ve hizmetin tam anlamı ile olumlu olarak
verilmesi açısından önemlidir. 2
Emniyet Teşkilatında görev yapan polis amirleri Polis Akademisi Başkanlığı mezunları
arasından atanmaktadır. Polis Akademisi’nin öğrenci kaynağı ise, Polis Koleji, FYO (Fakülte
Yüksek Okullar) ve liselerdir. Lise eğitiminden sonra öğrenci kabul eden Polis Meslek
Yüksek Okulları (PMYO) ve Üniversite sonrası belirli bir süre mesleki eğitim veren Polis
Meslek Eğitim Merkezleri Emniyet Teşkilatına Polis Memuru yetiştiren kurumlardır. Bu
raporda, 17-25 Aralık 2013 öncesi ve sonrası Emniyet Teşkilatında yürütülen personel
politikaları bu alanlarda ele alınarak ihtiyaç boyutu, süreklilik boyutu ve işgücü kullanımı
boyutları ile ele alınacaktır.
Güvenlik Bilimleri Fakültesi ve Polis Koleji
Güvenlik Bilimleri Fakültesi A Grubu amir yetiştiren temel eğitim kurumudur. Onun
temel öğrenci kaynağını ise Polis Koleji’nden başarı ile mezun olmuş öğrenciler
oluşturmaktadır. İhtiyaç duyulan sayının daha fazla olması halinde ise polis koleji
öğrencilerinin yanı sıra liselerden mezun olmuş öğrenciler de alınabilmektedir. Bu
uygulama 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'na ve ilgili yönetmeliklere göre yıllardır bu
şekilde uygulanmakta idi. Zira 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunun 19’uncu maddesinde
“Polis Akademisine öğrenci yetiştirmek üzere; polislik mesleğinin gerektirdiği bilgi, disiplin
ve bedeni kabiliyete haiz, Milli Eğitim Temel Kanunu hükümlerine göre, Emniyet Genel
Müdürlüğüne bağlı, lise seviyesinde parasız yatılı ve resmi üniformalı polis kolejleri açılır.”
hükmü yer almaktadır.
4
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Polis Akademisinin asıl öğrenci kaynağı, 1937 yılında Atatürk’ün talimatı ile Emniyet
Teşkilatının üst düzey amir ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuş ve o günden bugüne
kesintisiz faaliyet gösteren, liselere giriş sınavlarında % 1’lik başarı dilimine giren ve aynı
zamanda fen liselerini kazanan öğrencilerden oluşan Polis Kolejleridir. Buna karşın, daha
önce Polis Kolejinden mezun olan öğrenciler doğrudan Polis Akademisine alınırken, 3
Haziran 2014 tarihli yönetmelikle bu geçiş hakkının idari bir kararla değiştirilmesi ile birçok
öğrenci mağdur edilmiştir. Polis Kolejleri mezunları kolej kurulduğu tarihten itibaren
doğrudan Polis Akademisine geçiş yapmışken, 17-25 Aralık soruşturması sonrası Emniyet
Teşkilatında görevli üst düzey yöneticileri ve onların yetiştiği okulu cezalandırdı. Hukuka
ve vicdana aykırı bir şekilde bu yıl mezun olan Polis Koleji öğrencilerinin Polis Akademisi'ne
geçiş hakları mezuniyetlerine bir hafta kala ellerinden alınarak kapı önüne konmuşlardır.
Polis Koleji öğrencileri, Polis Akademisi’ne geçiş için kendilerini hazırlarken İçişleri
Bakanlığı tarafından yayınlanan yasal düzenlemede, 2014- 2015 Eğitim Öğretim yılında Polis
Akademisine Polis Koleji mezunlarından 80 öğrenci alınması ve bu öğrencilerin “mülakat”
usulü ile belirlenmesi hükme bağlanmıştır. Polis koleji mezunu olan 316 öğrenciden sadece
80 öğrencinin mülakat yoluyla Polis Akademisi'ne alınması, diğer 236 öğrenciyi mağdur
etmiştir. Üstelik bu öğrencilerin belirlenmesinde dört yıllık akademik başarı ve disiplin
durumu yok sayılmış, en başarılı öğrenciler akademiye alınmamış, yerlerine ise
sıralamalarda arkalarda olan öğrenciler yer bulabilmiştir 3.
Fakülte Yüksek Okullara (FYO) Öğrenci Alımı:
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ihtiyaç duyduğu bazı özel alanlardaki amir ihtiyacı FYO
sistemi ile Emniyet Genel Müdürlüğü adına yükseköğretim kurumlarında okutulan
öğrenciler ile sağlanmaktadır. İstisnai olan bu uygulama, Emniyet Teşkilatının psikoloji,
yabancı dil, hukuk gibi bazı alanlarda eğitim almış amir ihtiyacını karşılamak amacıyla
getirilmiştir. Ancak istisnai olarak getirilen bu sistemin 17-25 Aralık 2013 öncesi ve
sonrasında farklı uygulandığı görülmektedir. Bu farklardan bazıları Tablo 1'de sıralanmıştır.
Tablo-1’de FYO alımlarına ilişkin veriler değerlendirildiğinde 17-25 Aralık 2013 süreci
sonrasına ilişkin aşağıda belirtilen hususların öne çıktığı görülmektedir.
25 yılda toplam 600 civarında FYO öğrencisi alınmışken bu yıl bir seferde 2500 öğrenci
alınmaktadır.
FYO öğrencisi, emniyet teşkilatının ihtiyaç duyduğu alanlara göre okutulduğundan,
1989 yılından bu yana her yıl 20-25 civarında FYO öğrencisi alınmaktadır. Dolayısı ile 25
yıldır, her yıl alım yapılmak sureti ile ancak 600 civarında FYO öğrencisi alımı yapılmıştır.
2500 kişilik FYO alımının teşkilatın ihtiyaçları ve rutin uygulamalar dışında farklı bir amaçla
yapıldığı çok açık ortaya çıkmaktadır.
5
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Tablo- 1. FYO Sistemindeki Farklar
17-25 ARALIK 2013 ÖNCESİ
Süreç
ve
birimlerin FYO sayısı ve alanları birimlerin
görüşlerinin alınması
ihtiyaç duydukları alanların
belirlenmesi amacıyla birimlere
sorularak tespit edilmekteydi.
İhtiyaç
duyulan FYO alanları, Emniyet Genel
alanlardan alınması
Müdürlüğünün ihtiyaç duyduğu
mühendislik,
mimarlık,
bilgisayar, psikoloji, yabancı dil
gibi alanlarda alınmaktaydı.
Nitelikli
ve
yetkin FYO’ya alınan kişiler ÖSYM’nin
kişilerin alınması
yaptığı sınavlarda yüksek puan
alan ve zeki öğrencilerden
oluşmaktaydı.
İhtiyaç duyulan sayıda Her yıl ihtiyaca göre ortalama
alınması
20-40 civarında alınmaktaydı.
FYO sisteminin oluşturulduğu
bütün yılların toplamında ise
600 kişi FYO’ya alınmıştır.
İntibak
FYO’ya
alımlar
mümkün
mertebe ilk sınıflardan yapılarak,
emniyet teşkilatında görev
yapacak
amirlerin
mesleki
bilgilerinin artırılmasının yanında
mesleğe
uyumu
da
sağlanmaktaydı.
Mezuniyet
görevlendirme
sonrası FYO yönetmeliğine göre alınan
öğrenciler “bazı özel alanlardaki
karşılanamayacak”
amir
ihtiyacını
gidermek
için
alınmakta ve öğrenciler mezun
olduktan sonra bu alanlarda bu
alanlarda
istihdam
edilmektedirler.
17-25 ARALIK 2013 SONRASI
2014 yılında herhangi bir ihtiyaç
analizi
yapılmadan
veya
birimlerin görüşleri alınmadan
sadece bakan talimatı ile karar
verilmiştir.
2014 yılında su ürünleri, orman,
hemşirelik gibi Emniyet Genel
Müdürlüğü’nün hizmet alanları
ile alakalı olmayan alanlardan
alınmaktadır.
2014 yılında düşük puanlı
bölümlerden ve düşük puan
alan kişilerden alınmaktadır.
2014 yılında ihtiyaç duyulan
sayıya bakılmadan topluca 2500
kişi alınmaktadır.
2014 yılında üniversitelerin son
veya
sondan
bir
önceki
sınıflarından
öğrenci
alınmaktadır. Bu uygulama ile
bazı
öğrenciler
polis
akademisinde hiç eğitim ve
öğretim
görmeden
polis
akademisi mezunu olacaklardır.
Bu uygulamanın ise mesleki bilgi
ve uyum açılarından etkileri
olacaktır.
2014 yılında ise FYO kapsamında
alınan
2500
öğrenci
ve
alındıkları bölümler Emniyet
Genel Müdürlüğünün ihtiyaç
duyduğu
alanlardan
olmadığından istihdamın da ilgili
alanlarda
olması
mümkün
olmayacaktır.
6
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
2013-2014 Eğitim Yılında İhtiyaç Duyulmadığı İçin FYO Alımı Yapılmadığı Halde 1 Yıl Sonra
2014-2015 Eğitim Yılı İçin 2500 Kişilik İhtiyacın Ortaya Çıkması Gerçeklikten Uzaktır.
Her yıl mutat olarak devam eden FYO alımı, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında ilk
defa “teşkilatın ihtiyacı olmadığı” gerekçesiyle yapılmamıştır. Ancak 1 yıl sonra nasıl
olduysa birden bire 2500 kişilik bir ihtiyaç çıkarılmıştır. Bu ihtiyacın gerçeklikten ne kadar
uzak olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca, okuduğu üniversitelerin son sınıflarında olanlar
sadece hafta sonları eğitim görerek “40 günlük bir eğitimle” Komiser Yardımcısı
olabileceklerdir.
2500 FYO Alımındaki Amaç Emniyet Teşkilatının Amir İhtiyacı da Değildir.
Bu yıl Polis Akademisine öğrenci yetiştirmek üzere eğitim veren Polis Koleji’nden
mezun olan 316 kişiden sadece 80’i Polis Akademisi'ne alınmıştır. 236 kişi ihtiyaç fazlası
olduğu belirtilerek Polis Akademisi'ne alınmamıştır. Aynı şekilde her yıl polis memurlarına
yönelik düzenlenen komiser yardımcılığı sınavı 2014 yılında teşkilatın amir ihtiyacı olmadığı
gerekçesiyle yapılmamıştır. Amir ihtiyacı olmadığı belirtilmesine rağmen, aynı süreçte 2500
FYO alımı yapılması büyük bir çelişki olarak ortaya çıkmaktadır.
2500 FYO Öğrencisi Kanun ve Yönetmelikte Belirtilen Amaç Kapsamında Alınmamaktadır.
Gerek 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 27. maddesinde, gerekse 22.05.2013
tarihli FYO yönetmeliğinin 1. maddesinde, “Emniyet Teşkilatının ihtiyaç duyduğu uzmanlık
alanlarında nitelikli personel yetiştirmek amacı ile FYO öğrencisi okutulacağı” ifade
edilmektedir. Ancak mevcut alımların Emniyet Teşkilatının ihtiyaçları dışında tamamen
kadrolaşma amacı ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim orman, ziraat, su ürünleri, maden,
hemşirelik, veterinerlik, ilahiyat fakültesi gibi emniyet teşkilatının amir sınıfında
uzmanlığına hiç ihtiyaç duymayacağı fakültelerden öğrenci alımı yapılmaktadır.
2500 kişilik kontenjan Emniyet teşkilatının ihtiyaç duyduğu alanlarda belirlenmemiştir.
Mevzuat gereği, öğrenci okutulacak bölümlerin Emniyet Genel Müdürlüğü Daire
Başkanlıklarının talepleri doğrultusunda belirlenmesi gerekmektedir (Yönt. Md:6).
Belirlenen kontenjan ve alanlar Daire Başkanlıklarının talepleri doğrultusunda
oluşturulmayarak ilgili mevzuat hükmü dikkate alınmamıştır.
Mevzuata rağmen hangi alandan ve hangi bölümden kaç kişi alınacağı belirlenmemiştir.
Yönetmelik gereği (madde 6), teşkilatın ihtiyaçları doğrultusunda FYO olarak
okutulacak öğrencilerin sayısı ve bölümlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu yılki FYO
alımlarında alınacak bölümler, bu bölümlere ilişkin kontenjanlar belirlenmemiştir. Hâlbuki
önceki yıllarda mevzuata uygun olarak hangi bölümden kaç kişi alınacağı net olarak ilan
edilerek alım yapılmıştır. Dolayısı ile bu yıl hangi bölümden kaç kişinin FYO öğrencisi olarak
alınacağı ancak sınav sonuçlarından sonra belli olacaktır. Eğer gerçekten teşkilatın
7
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
ihtiyaçları doğrultusunda bir alım yapılacaksa hangi bölümden kaç kişiye ihtiyaç duyulduğu
net bir şekilde belirlenmiş olması gerekirdi.
Mevcut FYO Uygulamasının Verimsizliği Yıllardır Tartışılırken 2500 Kişilik FYO Alımın
Açıklanabilecek Bir Gerekçesi Yoktur.
FYO uygulaması, mezunların teşkilatta alanlarına uygun istihdam edilemediği ve
dışarıda uygun iş bulmaları durumunda Emniyet Teşkilatından ayrılmalarından dolayı
verimsiz bir uygulama olarak tartışılırken, hiçbir bilimsel çalışmaya dayanmadan 2500 FYO
öğrencisi alımı Emniyet Teşkilatının verimliliği ve etkinliği açısından uygun olmayan bir
girişimdir. Nitekim Emniyet Teşkilatında eğitim aldığı uzmanlık alanında çalışan çok az
sayıda FYO mezunu bulunmaktadır. Bununla birlikte mezun olanların yarıya yakını
teşkilatta aradığını bulamadığından farklı kurumlara geçmişlerdir.
FYO’ya Alınan 2500 Kişinin Uzmanlık Alanlarında Görevlendirilmesi Mümkün Değildir.
FYO öğrencilerinin ilgili mevzuat gereği Emniyet teşkilatının ihtiyaç duyduğu
alanlarda alınması ve istihdam edilmesi gerekmektedir. Hangi alandan kaç kişi alınacağı
belli olmamakla beraber, mezuniyetlerinde bu kadar fazla personelin uzmanlık alanında
çalıştırılması mümkün değildir. Örneğin Orman Fakültesinden, Maden Fakültesinden veya
Su Ürünleri Fakültesinden 90-100 kişinin FYO’yu kazanması halinde bunların Emniyet
Teşkilatında kendi alanlarına uygun istihdam edileceği bir alan bulunmamaktadır.
FYO Yönetmeliği 2013 Mayıs Ayında Sil Baştan Yeniden Düzenlenmişken 4, 2014 Ağustos 5 Ve
2014 Eylül 6 Tarihlerinde Öğrenci Alımına ve Sınav Komisyonlarına İlişkin Değişikliklerle Hızlı
Kadrolaşma Amaçlanmıştır.
1989 yılından beri süre gelen 25 yıllık uygulamada, FYO öğrencisi olarak lise ve
dengi okulları bitirenlerden o yıl üniversiteyi kazanmış veya okumakta olan bir, iki ve
üçüncü sınıf öğrencileri alınırken, 9 Ağustos 2014 tarihinde yapılan Yönetmelik değişikliği
ile sadece 3. ve 4. sınıf öğrencilerin FYO'ya alımı öngörülmüştür. Amaç hızlı bir şekilde
kadrolaşmaya uygun öğrencilerin alınarak hemen mezun edilmesidir.
Diğer taraftan yukarıdaki düzenlemeden sadece bir ay sonra 12 Eylül 2014 tarihinde
yapılan yeni bir yönetmelik değişikliği ile mevcut uygulamada eğitim-öğretim yılı başında
yapılan FYO alım işlemleri, “ihtiyaç halinde her zaman yapılabilir” şeklinde değiştirilerek,
eğitim-öğretim yılının ortasında 2500 kişilik ihtiyaç oluşturulmuştur.
22 Mayıs 2013 tarihinde baştan sona değiştirilen FYO Yönetmeliğinin, peş peşe 9
Ağustos 2014 ve 12 Eylül 2014 tarihlerinde öğrenci alımı ve sınav komisyonlarını düzenleyen
maddelerinin radikal bir tarzda değiştirilmesi kadrolaşma amaçlı yapıldığını açıkça ortaya
koymaktadır.
8
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
2500 Kişinin Alım ve Yetiştirme İşlemlerinin Kontrol Dışı Olmaması İçin Yönetmelik Elverdiği
Halde Ankara, İstanbul Ve İzmir Dışından Öğrenci Alınmamaktadır.
FYO yönetmeliği gereği Polis Akademisi birimlerinin yani Polis Meslek Okullarının
bulunduğu illerdeki (26 il) üniversitelerden FYO öğrencisi alınabileceği halde, alımlarda ve
yetiştirmede kontrolün kaybedilmemesi için alımlar sadece Ankara, İstanbul ve İzmir illeri
ile sınırlandırılmıştır. Kadrolaşmayı zorlaştırıcı mekânsal ayrılıkların oluşmaması sağlanarak,
tek tip öğrenci alınması ve yetiştirilmesi hedeflenmiştir.
FYO alımlarına ilişkin hususlar genel olarak değerlendirildiğinde, 17-25 Aralık 2013
süreci sonrasında 2014-2015 eğitim öğretim yılı için yapılan FYO alım işlemlerinin, son 25
yıldır yapılan uygulamalara ve ilgili mevzuata aykırı olduğu ve kadrolaşma amaçlı yapıldığı
anlaşılmaktadır.
Polis Meslek Eğitim Merkezlerine (POMEM) Öğrenci Alımı
17-25 Aralık 2013 öncesi her yıl ortalama 7000 kişi Polis Meslek Eğitim Merkezlerine
alınmakta idi. Bu çerçevede 2014 yılında da 7000 kişinin Polis Meslek Eğitim Merkezlerine
alınmasına ilişkin onay alınmıştı. Ancak 17-25 Aralık 2013 sonrası Polis Meslek Eğitim
Merkezlerine ihtiyaç analizi yapılmadan, bakan talimatı ile 3500 öğrencinin alınmasına
ilişkin ikinci bir onay alındı. Daha sonra üçüncü bir talimatla alımlar iptal edildi. Dördüncü
bir onayla da 6500 öğrencinin alınması kararlaştırıldı. Bu süreçlerin hiç birisinde ihtiyaç
analizi yapılmadı ve salt talimatla işlemler yapıldı. Yeni bir talimatın verilip verilmeyeceğine
ilişkin belirsizlik devam etmektedir.
Yukarıda görüldüğü gibi 17-25 Aralık 2013 sonrası emniyet teşkilatına personel alım
süreçlerinde yer alan Polis Kolejine, Polis Akademisine, Polis Meslek Eğitim Merkezlerine,
Fakülte ve Yüksekokullara hiçbir planlama yapılmadan, eşitlik ilkesi gözetilmeden, kamu
yararına ve hukuka aykırı işlemlerle öğrenci alımları yapılmıştır.
9
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
ATAMA VE YER DEĞİŞTİRME
Emniyet hizmetleri personelin atama ve yer değiştirme işlemlerine ilişkin usul ve
esaslar, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu ve Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları
Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nde düzenlenmiştir. Bu çerçevede Emniyet Teşkilatı
personelinin 17-25 Aralık 2013 öncesi ve sonrasında atama sayıları Şekil- 1’de gösterilmiştir.
Şekil- 1’de görüleceği üzere 2013 yılında 120 bin, 2014 yılında ise 210 bin yer
değiştirme işlemi yapılmıştır. Bu çerçevede 2014 yılında yapılan atama ve yer değiştirme
işlemleri 2013 yılına göre % 75 oranında artmıştır.
210.000
120.000
2013 Yılı
2014 Yılı
Şekil- 1. Emniyet Teşkilatında Görev Yeri Değişiklikleri
Emniyet teşkilatında atama ve yer değiştirme işlemleri bilgi ve uzmanlık, gereklilik,
tecrübe, iş gücü kaybı, nitelik ve yetkinliklerin göz önünde bulundurulması, tercihler ve
mazeretlerin alınması, kamu yararı ve hukuka uygunluk, planlama ve personelin verimli
kullanılması boyutlarında incelenecektir.
Bilgi ve Uzmanlık
Günümüzde gerek suçla mücadelede gerekse vatandaşa hizmet etme noktasında
Emniyet Teşkilatı bünyesinde organize suçlar, uyuşturucu ile mücadele, trafik, terör,
bilişim gibi hizmet alanları birbirinden çok farklı birimler bulunmaktadır. Bu birimlerde
çalışmak uzmanlık gerektiğinden dolayı teşkilatta branşlaşma yoluna gidilmiş, bu
birimlerde çalışan personelin görevini hakkıyla yapabilmesi için gerekli eğitim alması
sağlanmıştır. Personelden mümkün olduğunca yüksek verimin alınabilmesi, devlete ve
10
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
millete en üst derecede kaliteli
hizmetin verilebilmesi ve iş
gücü kaybı olmaması için
personel
istihdamında
uzmanlık alanının göz önünde
bulundurulması gerekmektedir.
17-25 Aralık 2013 öncesi
Emniyet
Teşkilatında
uzmanlaşma ve branşlaşma
işlemleri 3201 sayılı Emniyet
Teşkilatı Kanununun 4 üncü
maddesi 7 ve Devlet Memurları
Kanununun 3 üncü maddesinde
öngörülen "kariyer" ve "liyakat" ilkeleri 8 ile Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Branşlı
Personel Yönetmeliği ve daha sonra yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş
Yönetmeliği 9 hükümleri çerçevesinde yürütülmekte idi.
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Branşlı Personel Yönetmeliği ve 2011 yılında
yenilenen Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği kapsamında birim yapılanması esas
alınarak “1) Kurbağa adam, 2) Bando, 3) Bilgi İşlem, 4) Bomba Uzmanı, 5) Havacılık, 6)
İstihbarat, 7) Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele, 8) Kriminal, 9) Muhabere, 10) Olay
Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit, 11) Özel Harekât, 12) Terörle Mücadele, 13) Trafik, 14) Asayiş
Suçu Soruşturma, 15) Tanık Koruma, 16) Toplum Destekli Polislik, 17) Siber Suçlar”
branşları oluşturulmuştur.
Branşlaşma, aynı zamanda uzmanlığı veya uzmanlaşmayı ifade ettiğinden, bir
personelin branşa aktarılması için Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliğinin 7 nci
maddesinde belirtilen esaslara göre o branşın gerektirdiği eğitimleri alması ve
Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde belirtilen o branş için gereken diğer şartları taşıması
gerekmektedir. Branşa aktarılacak personelin göreceği eğitimin süresi, kapsam ve içeriği
ise, Yönetmeliğin 17 nci maddesine göre çıkarılan Yönergelerde düzenlenmektedir.
Örneğin Emniyet Hizmetleri Sınıfı Olay Yeri İnceleme Ve Kimlik Tespit Branş Yönergesinin
13 üncü maddesi gereği, “olay yeri inceleme ve kimlik tespit” branşı için asgari on iki (12)
hafta temel eğitim görmek zorunluluğu bulunmaktadır. Diğer branşlar içinde benzer
süreler söz konusudur. Bu eğitimler ilgili personel diğer illerden Ankara’ya geçici görevli
olarak çağrılarak yapılmaktadır. Ayrıca, personel branşa aktarmaya esas ilk eğitimi almış
olsa dahi sonraki süreçte de günün koşul ve ihtiyaçlarına ve değişen mevzuata göre yeni
eğitimler almakta, bu eğitimler tekrarlanmakta, böylece uzmanlaşma ve kaliteli hizmet
sunumunda süreklilik sağlanmaktadır. Belirtilen yönüyle eğitimlerin maliyetleri yüksek
olup, doğal olarak kamu kaynakları kullanılarak karşılanmaktadır. Branşlardan çıkarılmalar
ise Yönetmeliğin 10’ uncu maddesinde belirtilen hallerde ve istisnai olarak yapılmakta idi.
11
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
17-25 Aralık 2013 sonrası uzun süreli eğitimler ve mesleki tecrübe gerektiren olay
yeri incelemesi, siber suçlarla mücadele, organize suçlarla mücadele, özel harekât,
kriminal inceleme gibi teknik görevler ifa eden branşlar işlemez hale getirilerek branşlı
personel, trafik koruma gibi görevlere atandı. Yerlerine ise bu alanda uzmanlık ve
tecrübesi hiç olmayan personel atanmıştır. Bu kapsamda ilk önce Emniyet Hizmetleri Sınıfı
Branş Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi değiştirilmiş ve 8 inci
maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişiklikler ile branşın tanımında yer alan “Emniyet
Teşkilatındaki görevlerin yerine getirilebilmesi amacıyla oluşturulan özel yetenek, teknik
bilgi ve beceri gerektiren özel hizmet alanlarını,” ifadesi “Emniyet Teşkilatındaki görevlerin
yerine getirilebilmesi amacıyla oluşturulan özel hizmet alanlarını” şeklinde değiştirilerek
uzmanlık gerektiren organize suçlarla mücadele, siber suçlarla mücadele, hırsızlık ile
mücadele gibi alanlarda uzmanlık bilgisi ve eğitimi olmayan personelin istihdam
edilebilmesinin önü açılmıştır. Bunun yanında, “Branşlı personel kural olarak branşıyla ilgili
görevde istihdam edilir” ifadesinin yer aldığı yönetmeliğin 8 inci maddesinin yürürlükten
kaldırılması ile de branşlı personelin uzmanlık alanı ile hiçbir alakası olmayan alanlarda
görevlendirilmesinin önü açılmıştır 10.
Yer değiştirmelerde gereklilik
Emniyet Hizmetleri personelin ataması “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları
Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği” ne göre yapılmaktır. Yönetmeliğin 9’uncu
maddesine göre “personelin bir hizmet bölgesindeki hizmet süresini bitirmeden atama
durumuna düşmemesi ve asgari derecede yer değiştirmesi için, atamalar bir kaç yıl sonraki
durumu göz önüne alınmak suretiyle yapılır.” denilmektedir. 21 inci maddesinde ise
“Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup olanların atama ve yer değiştirmeleri için yurdumuz
birinci ve ikinci bölge olmak üzere iki hizmet bölgesine ayrılmıştır. Her bölge, bölgeye dâhil
olan il ve ilçeler itibarıyla alt bölgelere ayrılmış ve bunlar ekli (1) sayılı cetvelde belirtilmiştir.
Emniyet Teşkilatındaki il ve ilçe kuruluşları dışında kalan ve doğrudan Genel Müdürlüğe bağlı
kuruluşlarda görevli personelin o bölgede hizmet süresi, birimin bağlı bulunduğu il/ilçe
merkezinin hizmet süresi kadardır.” denilmektedir. Bunun yanında atama işlemlerinin
zamanını düzenleyen 18 inci maddede “Atamalar, emniyet ve asayişin zorunlu kıldığı
sebepler dışında her yıl Mayıs ve Haziran aylarında bu Yönetmelikte gösterilen esaslara göre
toplu olarak yapılır.” denilmektedir. Zaman dışı atamayı düzenleyen 19’uncu maddede ise
“ Aşağıdaki yazılı hallerde 18 inci maddedeki genel atama ve yer değiştirme zamanına bağlı
kalınmaksızın her zaman atama ve yer değiştirme yapılabilir.
a) Emniyet ve asayişin zorunlu kıldığı sebepler,
b) Birimlerin kuruluşu, değişikliği ve kaldırılması,
c) Personelin veya eş ve çocuklarının hastalığı nedeniyle bulunduğu yerde görev
yapamayacağının tam teşekküllü Devlet hastanesinden verilecek sağlık kurulu raporu
ile belgelenmesi,
d) (Mülga: 14/6/2010-2010/591 K.)
e) Gördüğü kurs veya öğrenimle ilgili kadrolara atanma zorunluluğu,
12
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
f) Eşinin veya çocuğunun ölmesi,
g) Yönetmeliğin 38 inci maddesinde yer alan eş durumu ve 40 ıncı maddesinde yer
alan öğrenim durumu ile ilgili şartların ortaya çıkması,
h) Yönetmeliğin 34 üncü maddesindeki şartların ortaya çıkması,
ı) Deprem, heyelan ve sel baskını gibi tabii bir afet sebebiyle, hizmet yaptığı bölgede
evi yıkılan personelin kendi isteği üzerine,
k) Mevzuat değişikliği.
l) Can güvenliği sebebiyle çalıştığı birimde hizmet görme imkânını kaybetmesi,
m) Personelin boşanması ve boşandığını mahkeme ilamı ile belgelemesi üzerine kendi
talebi halinde.” denilmektedir.
Yönetmeliğin 9’uncu maddesine göre personelin bir hizmet bölgesindeki hizmet
süresini bitirmeden atama durumuna düşmemesi için idarece birkaç yıl sonrasını
planlayacak şekilde atama planlamalarının yapılması gerekmektedir. Yönetmelikte atama
dönemi Mayıs veya Haziran ayları olarak belirlenmiş ve atamaların topluca yapılacağı
hüküm altına alınmıştır. Ancak sınırları net olarak belirlenen durumlar için atama dönemi
dışında istisnai atama yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Ancak 17-25 Aralık 2013 sonrası yapılan atamalar bu temel ilke ve kurallara
uyulmadan yapılmıştır. Öyle ki her yıl bir defa yapılması gereken toplu atamalar bile Mayıs
veya Haziran ayında yapılmamış, Temmuz ayında yapılmıştır. Yapılan bu atamalarda da
“atama dönemi istisnaları” olarak belirlenmeyen birçok konuda farklı atamalar yapılmıştır.
Mevzuatın hiçbir yerinde olmamasına ve gerekliliğe ilişkin en ufak bir unsur
bulunmamasına rağmen, çocuklar için eğitim öğretim devam ettiği ve özellikle eşi
öğretmen olanlar için atamaların hiçbir türlü yapılamadığı şu günlerde atamalar devam
etmektedir. Burada dikkat çeken bir diğer husus ise gerekliliğin gözetilmemesi, aksine
fazlalık olacak şekilde atamaların yapılmasıdır.
Emniyet Teşkilatında, zorunlu şark görevi, eş durumu, sağlık durumu, eğitim
durumu vb. nedenlerle bir yıl içerisinde ortalama 20 bin personel iller arası atamaya tabi
olmaktadır. Ancak, 17-25 Aralık süreci ile birlikte sırf bu süreç nedeniyle yaklaşık 50 bin
personel, hizmet süreleri, sağlık sorunları, çocuklarının eğitim durumları, şark hizmetini
kaç defa yapmış oldukları ve mesleki başarıları gibi hiçbir ölçüte bakılmadan doğudaki ve
batıdaki en küçük illere atanmıştır. Bu çerçevede yüzlerce personel görevlerinden alınarak
yerlerine bu alanlarda uzmanlığı ve deneyimi hiç olmayan ve verilen talimatlardan başka
hiç iş yapmayacak kişiler getirilmiştir.
Normalde kamu yararı, hizmet gerekleri ya da ilgilinin mazereti sebebiyle yapılması
gereken atamaların tek sebebinin bu süreci tersine çevirmek olduğu ortaya çıkmış, haksız
ve hukuksuz atamalar sebebiyle, aileleri ve çocukları ile 200 bine yakın vatandaş mağdur
edilerek devlet gereksiz ödenen harcırahlar sebebiyle milyonlarca lira zarara uğratılmıştır.
13
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Tecrübe
Uğur Kurt'u vurduğu iddia edilen polis memuru S.K'nın, daha önce makam şoförü
olarak görev yaparken terörle mücadele şubesine 4 ay önce atanması, yeni görevi
sonrasında ilk kez göstericilerle polis arasında yaşanan bir çatışmada bulunması 11 ve daha
önce terör branşı ile ilgili herhangi bir eğitim almaması terörle mücadelede bilgi ve
tecrübenin önemini ortaya koyan bir örnek olarak ortaya çıkmaktadır.
Nitekim Emniyet Genel Müdürlüğünce 2013 yılında hazırlanan bir raporda terörle
mücadelenin yoğun yaşandığı “doğu ve güney doğu illerinde deneyimli polislerin görev
yapmasının faydalı olacağı” vurgulanarak, tecrübeli polislerin tayin edildikleri illerde şark
hizmetini yapan genç personele “ağabeylik” yaparak bilgi ve deneyimlerini onlara
aktarmaları için polislere 2. defa şark görevinin çıktığı 12 belirtilmiştir.
Ancak 17-25 Aralık 2013
sonrası
Emniyet
Teşkilatı’nda
mesleki tecrübe ve uzmanlık isteyen
ve branş olarak kabul edilen birçok
birimde görev yapan personel
görevlerinden alınarak yerlerine
tecrübesiz personel atanmıştır. Daha
önceki
uygulamalarda
sadece
görevinden ayrılan veya emekli olan
personelin yerine yeni personel
alınırken 17-25 Aralık 2013 sonrası
uygulama
“toptan
değiştirme”
şeklinde
yapılmış,
kişilerin
niteliklerine,
başarılarına,
performanslarına ya da soruşturmalarının olup olmamasına bakılmamıştır. Görevden almalar
ve yerlerine yeni personelin atanması süreci çok kısa sürede olduğu için tecrübelerin
aktarılmasına fırsat tanınmamıştır.
Sık Yer Değiştirme Sonucu Oluşan İş Gücü Kaybı
Personel çalıştığı birime adaptasyon sağlayıp, verimli çalışacak halde iken sık sık
yeri değiştirilmektedir. Genel uygulama şeklinde yapılan bu yer değişikliği personelde
motivasyonsuzluğa neden olmaktadır. Bu yer değişikliklerinin sadece il değişikliği ile sınırlı
kalmaması bunun yanında personelin önceki görevinden tamamen farklı bir alanda
istihdam edilmesi personelde motivasyonsuzluğa ve paralelinde önemli oranda iş gücü
kaybına yol açmaktadır. Özellikle profesyonelliğin çok önemli olduğu alt rütbelerde
personelin “tam işi öğrendi” denildiği durumlarda başka bir birime kaydırılması görevlerde
uzmanlaşmanın da önüne geçmektedir. 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası
uzun süreli eğitimler ve mesleki tecrübeler gerektiren olay yeri incelemesi, siber suçlarla
mücadele, organize suçlarla mücadele, kriminal inceleme gibi teknik görevler ifa eden
14
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
branşlar işlemez hale getirilerek branşlı personel trafik, koruma gibi görevlere atanmış,
yerlerine ise bu alanda uzmanlık ve tecrübesi hiç olmayan personel atanarak, uzmanlık
gerektiren organize suçlarla mücadele, siber suçlarla mücadele, hırsızlık ile mücadele gibi
alanlarda polis fiilen görev yapamaz hale getirilmiştir.
İstihdamın niteliğe ve yetkinliğe göre yapılması
Emniyet Teşkilatında çalışan personelin doğru ve bilimsel yöntemlerle birimlere
yönlendirilebilmesi doğru yapılandırılan ve uygulanan mesleki yönlendirmeler ile mümkün
olabilmektedir. Bu amaçla, 17-25 Aralık 2013 öncesinde yapılan atamalarda mümkün
olduğunca kişilerin eğitim seviyeleri, bilgileri, yetenek ve becerileri, psikolojik ve fizyolojik
sağlık durumları ve fiziksel özellikleri göz önünde bulundurulmuştur.
Emniyet Teşkilatı, bilim ve teknolojide yaşanan hızlı ilerlemelere paralel olarak
toplumdaki faaliyet alanlarının sürekli geliştirilmesi gerektiğinin bilincindedir. Bu nedenle,
sürekli değişen ve karmaşıklaşan suç şekilleriyle baş edebilecek uzman personele ihtiyaç
duyan Emniyet Teşkilatı, bu ihtiyacı gidermek için mensuplarını eğitmek ve tecrübe kazanmış
personelden azami derecede faydalanmak amacıyla meslek içinde branşlaşma (belirli dallara
ayrılma) yoluna gitmiştir 13.
Vatandaş odaklı güvenlik hizmetlerinin çoğu beraberinde ayrı ayrı mesleki
özellikleri beraberinde getirmektedir. Örneğin bilgi teknolojileri biriminde çalışan
personelin bu alanda teknik bilgi sahibi olması beklenirken, özel harekât biriminde çalışan
personelin birimin gerektirdiği fiziksel yeterliliğe sahip olması beklenmektedir.
Bu doğrultuda Emniyet Teşkilatında uzmanlık alanları analiz edilmiş ve analizler
sonucunda branşlar oluşturulmuştu. Branşlara alımlarda personelin liyakat, mesleki
ehliyet, başarı ve işe uygunluk yönünden uygun olduğunun belirlenmesine yönelik bir dizi
işlem yapılarak, uzun süreli branş eğitimleri ve sonraki süreçte de yetiştirme ve uzmanlık
eğitimleri yapılmakta idi. Seçilen personelin eğitimleri özel harekat, kurbağa adam,
istihbarat, KOM (kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele) ve kriminal gibi bazı branşlarda
aylar veya yıllar alabilmekte idi. Bunun yanında kişilerin eğitim seviyeleri, bilgileri, yetenek
ve becerileri, psikolojik ve fizyolojik sağlık durumları, fiziksel özellikleri ve akademik
birikimlerinin yer aldığı bir modül oluşturulmuştu 14.
Ancak 17-25 Aralık 2013 sonrası Emniyet Teşkilatında var olan uzmanlık alanlarına
göre istihdamdan önemli oranda vazgeçilmiş ve “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş
Yönetmeliği” ile branşlı birimlerin yönetmeliklerinde temelde üç önemli değişiklik
yapılmıştır. Bunlardan birincisi branşın tanımında yer alan “Emniyet Teşkilatındaki
görevlerin yerine getirilebilmesi amacıyla oluşturulan özel yetenek, teknik bilgi ve beceri
gerektiren özel hizmet alanlarını,” ibaresinden “özel yetenek, teknik bilgi ve beceri
gerektiren” ibareleri çıkarılarak branşların asıl kuruluş amaçları dışında ve ne oldukları belli
olmayan bir hal alması sağlanmıştır 15. İkinci olarak branşlı personelin zorunluluklar dışında
uzmanlık alanları dışında çalışmasını engelleyen Yönetmeliğin 8’inci maddesi yürürlükten
15
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
kaldırılmıştır 16. Üçüncü olarak ise branşlı personelin istihdam edildiği birimlerin yönetmelik
ve yönergelerinde branşlı personel dışında personel çalıştırılmasını engelleyen hükümler
ortadan kaldırılmıştır.
Bu değişikliklerle hedeflenen değişikliklerden bazıları aşağıda sıralanmıştır;
1) Birçok farklı mevzuat ile çelişse de; özel yetenek ve uzmanlık bilgisi
gerektiren branşların bu özellikleri mevzuat kapsamından çıkarılması,
2) Bir çok aşamadan oluşan özel sınavlar ile seçilen ve uzun süreli branş temel
eğitimi ile sonraki aşamada uzmanlık eğitimleri alan personelin çıkarılması,
3) Bu branşlardan çıkarma işlemlerinin
gösterilmeden yapılabilmesi,
topluca
ve
hiçbir
gerekçe
4) Branşlardan çıkarılan personelin yerine alınacak personelde özel yetenek
veya mesleki bilginin aranmadan branşlı birimlerde topluca istihdam
edilebilmesi,
5) Branşa alımlarda o branşın özellikleri doğrultusunda gereken eğitimlerin
alınmasına gerek olmadan branşlı birimlerde istihdam edilebilmesi,
6) Yargıda personelin lehine olarak çıkabilecek kararların önlenmesi,
Bu kapsamda branşlı ve uzman 2900 personel 17-25 Aralık 2013 sonrası branşlı
birimlerden alınarak uzmanlık ve özel yetenek alanı ile hiç ilgisi olmayan alanlarda
istihdam edilmiştir. Bu kapsamda terörle mücadelede önemli rolü olan özel harekât polisi,
istihbarat polisi, terörle mücadele şubesinde çalışan polisler, uyuşturucu ve organize
hırsızlık çeteleri ile mücadelede çalışan polislerin tamamına yakını polis merkezileri, trafik
ve resmi elbiseli sabit nokta nöbet görevlerine getirilmiştir. Bu personelin uzmanlık
alanları ile ilgili almış oldukları 750 bin ders saatlik uzmanlık bilgisi ve tecrübeleri yok
sayılmıştır. Bunların yerine ise bu alanlarda özel yeteneği, tecrübesi ve uzmanlık bilgisi
olmayan personel alınmıştır.
17-25 Aralık 2013 sonrası polislik mesleğinin gerekleri doğrultusunda bilimsel
yöntemlerle geliştirilip uygulanan personel yönlendirme sisteminin uygulanmaması
nedeniyle; toplumu, vatandaşları, personeli ve Emniyet Teşkilatını olumsuz yönde
etkileyen olaylar (uyuşturucuların kolayca satılabilmesi, kötü muamele, olaylara yanlış ve
eksik müdahaleler, masum vatandaşların öldürülmesi, risk altındaki polislerin savunmasız
bırakılması, vatandaşla iletişim çatışmaları, psikolojik sorunlar, intiharlar vb.) sık sık
yaşanmakta ve telafi edilemez sonuçlar doğurabilmekte ve bunun yanında nitelikler ve
yetkinliklerin göz önünde bulundurulmamasından kaynaklanan personel israfı ve meslek
içi çatışmalarla karşılaşılabilmektedir.
Bu konularda son dönemde büyük şehirlerde yaşanan uyuşturucu sorunlarının
artması, sivil vatandaş Uğur Kurt’un öldürülmesi, Bingöl emniyet müdürünün yaralanması
ve Bingöl Emniyet Müdür Yardımcısı ile bir komiserin şehit edilmesi, Diyarbakır’da
16
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
istihbaratçı polislerin art arda evlerinin önünde şehit edilmesi, Diyarbakır’da bir astsubayın
hamile eşinin gözleri önünde sokakta şehit edilmesi, Diyarbakır merkezinde polis merkezi
ve çevik kuvvet birimlerine 1 dakikalık mesafede yer alan bir askeri birimdeki bayrağın şov
şeklinde indirilmesi ve buna müdahale edilmemesi özellikle dikkat çekmektedir.
Tercihlerin alınması
Emniyet hizmetleri personelin atama ve yer değiştirme işlemlerinin dayanağını ve
usulünü düzenleyen “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama Ve Yer Değiştirme
Yönetmeliği”nin 17 inci maddesinin birinci fıkrasına göre bölgelerdeki hizmet sürelerini
dolduran personele atama döneminde, zaman dışı atamalarda ise atama öncesi 1 aylık
dönemde atama ve istek formları gönderilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede ilgili
yönetmelik ve genelgelere göre atama istek formlarında personelin istekleri ile eş
durumu, çocukların öğrenim durumu, aile ferlerinin sağlık durumu, engellilik ve diğer
mazeretleri yer almaktadır 17.
17-25 Aralık 2013 öncesi bu uygulama ilgili mevzuat gereği genel atama için Şubat
ayında atamaya tabi personelin listesinin son hali verilerek, Mart ve Nisan aylarında atama
istek formları kişilere gönderilir ve personelin yer değişikliğine ilişkin tercihleri, İPKA
talepleri ile eş durumu, çocukların öğrenim durumu, aile ferlerinin sağlık durumu, engellilik
ve diğer mazeretleri yazılı olarak alınırdı. Zaman dışı atamalarda ise atama öncesi
personelden tercih ve mazeretleri alınarak atamaların tercihlere daha uygun ve
mazeretleri gözetilerek yapılması sağlanırdı.
Nitekim ilgili mevzuat da bunu
gerektiriyordu.
Ancak 17-25 Aralık 2013 sonrası ise atamalar kanunda ve yönetmelikte yazdığı gibi
Mayıs veya Haziran ayında yapılmadığı gibi, Temmuz ayında yapılan toplu atamada ve
zaman dışı diğer atamalarda da personele atama tercih formları gönderilmemiş ve
eşlerinin aynı illere atanmasının mümkün olup olmadığı, eş ve çocuklarının sağlık sorunları,
okul durumları, engellilik durumları ve diğer mazeretleri dikkate alınmamıştır. Öğretmen
atamalarının olmadığı Ekim ayında eşi öğretmen olanların atamaları yapılmış, çocuğu ileri
düzeyde engelli ve bakıma muhtaç olanların atamaları başka illere yapılmış, çocukları en
yüksek puanlı Fen ve Anadolu liselerinde okuyanların atamaları ise çok düşük puanlı
Anadolu ve Fen liselerinin bulunduğu illere yapılmıştır. Bu konuda yüzlerce örnek
bulunmaktadır. İdarece atama yapılacak personelin mevzuata göre tercihlerinin ve
mazeretlerinin alınması zorunluluğu ve imkânı varken, bunlar yapılmadan personelin
kişisel ve ailevi şartlarına uygun olarak atanmaması insan haklarına ve hukuka aykırıdır.
Hukuk & Haklara Saygı ve Mahkeme Kararlarının Yerine Getirilmesi
Hukuk devletlerinde; hukuk kurallarını değiştirme yetkisi hukukun genel ilkeleri ile
anayasal ve yasal ilkelerle sınırlandırılmış durumdadır. Bu yüzden hukuk kurallarını
17
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
değiştiren makamların, sınırsız bir değişiklik yapma yetkisi olamaz. Zira hukuk kuralları
değiştirilirken bir yandan toplumun yeni ihtiyaçlarının karşılanması, diğer taraftan
değişiklik tarihine kadar var olan mevcut hukuki durumun ve oluşmuş istikrarın
zedelenmemesi gerekir. Hukuk kurallarının sık sık değişmesi hukuki istikrar ve belirliliği
yok ederken, bu değişikliklerin geçmişte tamamlanmış ve/veya kazanılmış haklara geriye
dönük olarak uygulanması belirlilik ve istikrarın yanı sıra hukuki güvenliğin de
zedelenmesine sebep olur. Değişiklik yapma hususunda sınırlamanın geldiği son nokta ise
“hukuki güvenlik ilkesi”dir 18.
Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk kurallarında sık sık değişiklikler yapılmak suretiyle
hukuki istikrarı ve belirliliği yok eden kurallar ihdas edilmemesini ve geriye yürüyen
kuralların kazanılmış haklara dokunmadan bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence
altına alması gerektiğini ifade eder 19.
Hukuki güvenlik ilkesi, temel haklarda korunan ortak bir değerdir. Bu ilke, hukuk
devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşuludur 20 ve Anayasa’nın bütününe egemen olan temel
bir ilke görünümündedir 21. Hukuk devleti ilkesi, en kısa tanımıyla; “vatandaşların hukuki
güvenlik içinde bulundukları, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu
bir sistemi anlatır” 22.
17-25 Aralık 2013 öncesi Türkiye geneli kamu yönetiminde olduğu gibi Emniyet
Teşkilatının da yönetim anlayışında hukuki güvenlik ilkesi egemen bir kavramdı. Bu
bağlamda Emniyet Teşkilatı insan kaynakları uygulamaları bakımından eylem ve işlemleri
yönü ile hukuk kurallarına başlı idi ve Emniyet Teşkilatı çalışanları, idarenin eylem ve
işlemlerine karşı hukuki güvenlik içerisinde idi.
17-25 Aralık 2013 öncesi Emniyet Teşkilatı atama, yer değiştirme, kariyer, eğitim ve
insan kaynakları uygulamaları bakımından yargı denetimine her zaman hazır idi. Bu
doğrultuda kişilere yönelik yargı kararları derhal yerine getirilir, uygulamaların geneline
ilişkin hatalar var ise ve bunlar yargı kararları ile belirtilmişse yine yargı kararları derhal
yerine getirilir, bununla birlikte ilgili mevzuat da en kısa sürede değiştirilirdi. Bu bağlamda
Emniyet Hizmetleri Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği 23 ile Emniyet Hizmetleri Branş
Yönetmeliği 24 sayılabilir.
Kişilerin bireysel haklarına yönelik uygulamalar da derhal yerine getirilir ancak
zorunlu durumlarda en fazla 30 gün içerisinde yargı kararları yerine getirilir idi. Nitekim
ilgili kanunda mahkeme kararlarının derhal yerine getirileceği, şartların oluşmaması
halinde en geç 30 gün içerisinde mahkeme kararlarının uygulanması gerektiği düzenlenmiş
idi. Bunun yanında 30 gün içinde kararı uygulamayan kişiler hakkında “görevi kötüye
kullanmaktan” ceza soruşturması yapılmakta idi 25.
18
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Ancak 17-25 Aralık 2013 sonrasında haksız ve hukuksuz olarak görevlerinden alınan,
branş ve uzmanlıklarından çıkarılan, terfileri engellenen, haklarında idari soruşturma açılan
ve ceza verilen kişilerin yargı mercilerindeki başvurularında haklı bulunmaları ve
personelin lehine karar vermesi üzerine, yargı kararlarının uygulanmasını engellemek
amacıyla AKP tarafından hazırlanan bir yasa değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk
edildi. 2014 yılı Haziran ayında yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
28 inci maddesinde değişiklik öngören yasa ile, polis müdürleri hakkında uygulanan
görevden alma, göreve son verme, naklen atama, görev ve unvan değişikliğine ilişkin
mahkemelerin vereceği iptal kararlarının 2 yıl boyunca uygulanmamasına imkân tanındı.
Bunun yanında “mahkeme kararlarını yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında ceza
soruşturması ve kovuşturma yapılamayacağı” hükme bağlandı.
Getirilen “düzenlemede, masum kamu görevlileri ile suçlu olanı ayıracak bir kıstas
bulunmamaktadır. Devleti sınırlamak, vatandaşların devlet karşısındaki konumunu
güçlendirmek amacıyla yola çıkan bir siyasi irade, bu
düzenlemeyle; Devletin gücünün daha da sınırsız
olacağı bir yapıyı” 26 inşa etmektedir. Nitekim
Anayasaya açıkça aykırı olan bu yasaya karşı
Anayasa Mahkemesinde açılan iptal ve yürütmeyi
durdurma istemi sonucunda Anayasa Mahkemesi
düzenlemenin iptaline karar vererek yürütmesini
durdurmuş ve kararın Mahkemece açıklandığı gün
itibarıyla geçerli olacağını belirtmiştir27&28.
Bununla birlikte idare getirilen düzenleme
öncesinde ve sonrasında bireysel hakları saygı
göstermeme ve yargı kararlarını uygulamamaya
yönelik birçok farklı arayışlar ve uygulamalar içerisinde olmuştur.
Bunlardan birisi terfie ilişkin haklar ve yargı kararları ile ilgili olanlardır. 17-25 Aralık
2013 sonrası terfie ilişkin kararlarda da kişi haklarına saygı gösterilmemekte ve mahkeme
kararları yerine getirilmemektedir. 2014 yılı terfi kurulunda, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce
hukuk dışı ve birçok personeli mağdur eden bir kararla, terfii hak eden 2600’ün üzerinde
polis amiri ve müdürü hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden terfi ettirilmemiştir. 17-25
Aralık öncesinde, terfie hak kazanan personelden sadece performansı terfiine engel olan
ya da soruşturması veya cezası bulunan personel terfi ettirilmezken, 17-25 Aralık
sonrasında hiçbir personel emniyet müdürlüğü rütbeleri içerisinde terfi alamadı. Bununla
birlikte idare yargıya başvuran ve personelin lehine karar verilen birçok kararı uygulamadı.
Bireysel hakları saygı göstermeme ve yargı kararlarını uygulamamaya yönelik bir
diğer uygulama ise yer değiştirmeler ve branşlardan çıkarmalar hakkında olandır. 17-25
19
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Aralık 2013 sonrası haksız yere görevden alınanların ve uzmanı oldukları branşlardan
çıkarılanların yargıya başvurmaları ile mahkemelerce görevden almaların haksız olduğuna
ve göreve iade edilmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir. Ancak idare, 17-25 Aralık 2013
sonrası İdari Yargılama Usulü Kanunu 28 inci maddeye eklenen “boş kadro olmaması
halinde ilgililerin eşdeğer bir göreve atanabilecekleri” ne yönelik düzenlemeyi gerekçe
göstererek personeli eski görevine iade etmemişti.
Ancak 23 Ekim 2014 tarihli resmi gazetede yayımlanan Emniyet Genel Müdürlüğüne
ait kadroların düzenlenmesine dair bakanlar kurulu kararı ile Emniyet Genel
Müdürlüğünde aslında daire başkan yardımcısı, şube müdürü ve diğer birçok unvana ait
boş kadronun bulunduğu, mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi için idarece öne
sürülen gerekçenin dayanaksız olduğu ve mahkemeyi kazanan personeli eski görevlerine
döndürmemek için gerçeklerin kasıtlı olarak idarece gizlendiği ortaya çıkmış oldu.
Bununla birlikte yargı kararlarının yerine getirilmemesine yönelik idarenin
uygulamasında Yargı kararlarının uygulanmamasında İYUK 28 inci maddeye eklenen boş
kadro olmaması halinde ilgililerin eşdeğer bir göreve atanabileceklerine ilişkin maddeye
sığınılmıştır. Ancak yargı kararları ortada iken ve geçerliliği devam ederken binlerce kişi
yargı kararlarında belirtilen birimlere atanmışlardır. Örnek örmek gerekirse emniyet genel
müdürlüğü merkez teşkilatından başka birimlere ataması yapılan emniyet müdürlerinin
açmış olduğu davalardan birçoğu personelin lehine karar verilmiştir. Bu kararlar idareye
tebliğ edildiğinde idare kararı uygulamamış ve kendisince eş değer olarak değerlendirdiği
Polis Akademisine veya başka bir taşra teşkilatı birimine atamıştır. Oysa yargı kararı
idareye tebliğ edildikten sonra 10’dan fazla emniyet müdürü taşra teşkilatından emniyet
genel müdürlüğü kadrolarına atanmıştır.
Mevcut mevzuata göre; bilerek mahkemeleri aldatmaya yönelik işlem yapanlar
açıkça hem adli hem de idari suç işlemektedirler ve bu suçların soruşturma süresi 15 yıldır.
Hükümet tarafından 2014 yılı Haziran ayında bu tür suçları işleyenleri korumak amacıyla
torba yasa ile değişiklik yapılmasına karşın bu değişikliğin anayasa mahkemesince
mahkeme kararlarını yerine getirmeyenlerin soruşturulmasının önlemeye yönelik olduğu
ve bu uygulamaların mahkemeleri işlemez hale getireceği gerekçesi ile yürütmesini
durdurarak iptal etmesi ile mağdur olan kişiler mahkeme kararlarını uygulamayanlar
hakkında 15 yıllık süre içinde şikâyette bulunmaları halinde sorumlu bütün ilgililer hakkında
adli takibatın yapılması mümkün hale gelmiştir.
Adli bakımdan ayrıca mağdur olan kişilerin mağduriyetlerine ilişkin maddi ve
manevi tazminat hakları da bulunmaktadır. Bu konuda mağdurların haklarını doğrudan
ilgili bütün personelden talep etmeleri imkânı bulunmaktadır. Bu talep ceza davası
şeklinde olabileceği gibi tazminat talebi şeklinde de olabilecektir.
20
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
17-25 Aralık 2013 sonrası yapılan bu hukuksuz uygulamalar idari bakımdan da birçok
disiplin suçunu beraberinde getirmektedir. 17-25 Aralık 2013 sonrası bulundukları
birimlerden herhangi haklı bir gerekçe olmadan alınarak başka birimlere atanan, uzmanlık
bilgisi gerektiren branşlardan çıkarılan, mevzuatta olmasına ve koşullar uygun olmasına
rağmen eşinin görevi, aile bireylerinin önemli sağlık sorunları, çocuklarının yüksek puanlı
Fen ve Anadolu liselerini kazanmaları gibi haklı birçok gerekçeleri olan personelin yargıya
başvurmaları neticesinde mahkemeler personelin lehine işlem tesis ederek kişilerin önceki
birimlerinde istihdam edilmeleri gerektiğine hükmetmiştir. Ancak idare mahkemelerince
personel lehine verilen kararların büyük çoğunluğu idare tarafından uygulanmamaktadır.
Yargı kararlarının uygulanmasını engelleyen ve uygulamayan personeli koruyan
düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ile artık bu yargı kararlarını
uygulamayanlar veya personele haksız yere işlem yapanların disiplin yönünden de
"meslekten çıkarılma" cezasını gerektiren “yetkisini veya nüfusunu başkalarına kin
nedeniyle kötüye kullanmak” suçunu işledikleri değerlendirilmektedir. Bu suçu işleyenler
sadece en üst amirler değil, işlemlerde parafı olanların tamamıdır.
Planlama boyutu
Planlama boyutu insan kaynakları yönetiminin en önemli unsurlarındandır.
Verdikleri hizmetin niteliğinden dolayı insan yoğun
organizasyonları olan polis örgütlerinde polislik
hizmetlerinin etkin ve verimli sunulması için en uygun
personel sayısının belirlenmesi, yönetimler ve
yöneticiler için çok kritik bir karar sürecini ifade
etmektedir 29. Davras’a göre (2010, 1) doğru yapılan
personel dağılım planlaması, hizmet kalitesi ve
verimliliği artıracağı gibi personel maliyetinin
düşmesini de beraberinde getirecektir.
Ancak 17-25 Aralık 2013 sonrası istihdamlarda
planlama boyutu gerektiği gibi dikkate alınmamıştır.
Bunlardan bazıları aşağıda sıralanmıştır:
10 Mayıs 2014 tarihli Resmî Gazetede
yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Emniyet Genel
Müdürlüğünün birçok merkez ve taşra kadrolarında
değişiklik yapılmıştır. Buna göre; Emniyet Genel Müdürlüğünce ihtiyaç duyuldukça
kullanılmak üzere yıllar içerisinde alınan Başmüfettiş, Müfettiş, Öğretmen Emniyet
Müdürü, Merkez Emniyet Müdürü, Şube Müdürü, Pilot, Kriminal Laboratuvar Müdürü gibi
unvanlara ait tüm boş kadrolar iptal edilerek yerine Polis Memuru ve Başpolis Memuru
kadroları alınmıştır.
21
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Ancak bahse konu Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) incelendiğinde hem kanuna aykırı
olduğu hem de idarece kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek hukuka ve
hakkaniyete aykırı bir şekilde hareket edildiği görülmektedir. Bunun yanında mevcut
düzenlemenin Emniyet Teşkilatında kaosa ve sıkıntılara yol açacağı da açıktır. Şöyle ki;
1- 3046 sayılı Kanuna göre, bir birimin kadrosunun iptal edilebilmesi için önce o
birimin kuruluş usulüne göre kapatılması sonra da kadrosunun iptal edilmesi
gerekmektedir. Ancak burada birim kapatılmadan kadroları iptal edilerek kanuna aykırı
işlem yapılmıştır.
Bahse konu Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) ile herhangi bir İlçe Emniyet Müdürlüğü
veya Şube müdürlüğü kapatılmadan 70 İlçe Emniyet Müdürü ile 741 Şube Müdürü
kadrosu iptal edilmiştir. Bunun yanında iptal edilen bu kadroların hangi İlçe Emniyet
Müdürlüğü veya Şube müdürlüğüne ait olduğu da belli değildir. Bu açıkça kanuna
aykırıdır. Bu kadrolar iptal edilmeden önce, hangi İlçe Emniyet Müdürlüğü veya Şube
müdürlükleri kapatılacaksa buna dair BKK çıkarılması, daha sonra da kapatılan bu
birimlere ait kadroların iptal edilmesi gerekirdi.
2- 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye göre
kadro değişiklikleri hiyerarşik yapıyı bozmamak kaydıyla yılda iki defa yapılmaktadır. Bu
doğrultuda bu zamana kadar Emniyet Teşkilatının hizmet gerekleri ve kadro ihtiyaçları
göz önünde bulundurularak her yıl iki kere kadro değişikliği yapılmış ve bu değişikliklerde
özellikle ihtiyaç duyulan Başmüfettiş, müfettiş, emniyet müdürü öğretim görevlisi ve
şube müdürü kadroları alınmıştır. Bilindiği gibi özel güvenlik eğitim kurumlarının, özel
güvenlik personeli çalıştıran tüm işyerlerinin ve alarm merkezlerinin denetlenmesi görevi
kanunla Emniyet Teşkilatına verilmiştir. Bu doğrultuda etkin ve sağlıklı bir denetlemenin
yapılması için Özel Güvenlik Müfettişliği görevini yürütmek üzere Başmüfettiş ve
Müfettiş kadrolarının sayısının artırılması yoluna gidilerek her yıl yapılan kadro
değişiklikleriyle yeni Başmüfettiş ve Müfettiş kadroları alınmıştır. Ayrıca, EGM
bünyesinde Polis Akademisi yanında 33 adet PMYO ile 5 adet POMEM bulunmaktadır. Bu
eğitim kurumlarının bazılarında eğitici ve öğretim görevlisi yetersizliği nedeniyle oluşan
açık, ek ders görevlilerince kapatılmaya çalışılmaktadır. Aynı şekilde, öğretim görevlisi
ihtiyacının karşılanması amacıyla da yeni öğretim görevlisi kadroları alınmıştır. Yılda iki
defa yapılan kadro değişikliklerine ilişkin BKK’ları incelendiğinde bütün kadro
değişikliklerinde yeni şube müdürü ve üstü yönetici kadrolarının alındığı açıkça
görülecektir. Son yapılan uygulama idarenin yıllarca sürdürdüğü yerleşik uygulama ve
teamüllere açıkça terstir.
3- Hangi gerekçeyle olduğu belli olmadan 741 şube müdürlüğünün kapatılması
hizmetin işleyişinde sıkıntılara sebebiyet vereceği gibi halka etkin bir güvenlik hizmeti
sunulmasını da engelleyecektir.
4- EGM bünyesinde halen 18 adet Polis Moral Eğitim Merkezi Müdürlüğü
bulunmaktadır. Bahse konu BKK ile 18 adet Moral Eğitim Merkezi Müdürü kadrosu da
22
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
iptal edilmiştir. Dolayısıyla BKK’nın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren hiçbir
personelin Polis Moral Eğitim Merkezi Müdürlüğü görevini asaleten veya vekâleten
yürütme imkânı kalmadığı gibi bu sıfatla maaş alması da mümkün olmamaktadır. Aslında
Moral Eğitim Merkezi Müdürü kadrolarının iptal edilmesi Polis Moral Eğitim Merkezi
Müdürlüklerinin de kapatılmasını gerektirmektedir. Çünkü DMK’nın 33. Maddesine göre
kadrosuz memur çalıştırılamaz ve kadrosu olmayan bir birimin kuruluşu tamamlanmış
sayılmaz.
5- Polis Akademisi Polis Meslek Yüksek Okulları Yönetim Birimleri Kuruluş, Görev Ve
Çalışma Yönetmeliğine göre her bir Polis meslek Yüksek Okulları (PMYO) için 3 Müdür
Yardımcısı öngörülmüştür. Bu doğrultuda, halen kuruluşu bulunan 33 adet PMYO için 99
PMYO Müdür Yardımcısı kadrosu olması gerekirken bu kadroların 51 adedi iptal
edilmiştir. Bu durum bahse konu yönetmeliğe aykırı olduğu gibi hangi PMYO’ların kaç
Müdür yardımcısı kadrosunun iptal edildiği de belli değildir. Yani bu haliyle bazı
PMYO’ların 1 müdür yardımcısı olacakken bazılarının da 2 müdür yardımcısı olacaktır.
6- Aynı durum iptal edilen 14 POMEM müdür yardımcısı kadrosu için de söz
konusudur. Yine, EGM’de 34 Daire Başkanlığı mevcut olup 3046 sayılı kanuna göre her
daire başkanlığında 2 başkan yardımcısı olabileceği belirtildiğinden her daire için 2 tane
olmak üzere toplam 68 daire başkan yardımcısı kadrosu mevcuttur. BKK ile 8 daire
başkan yardımcısı kadrosu iptal edildiğinden bundan böyle bazı daireler 2, bazı daireler
ise 1 daire başkan yardımcısı kadrosu kullanabileceklerdir. Buna mukabil kadrolar iptal
edilmesine rağmen kadroların iptali işlemlerini yürüten Personel daire Başkanlığında ve
birçok diğer diğer daire başkanlıklarında vekâleten 3 Başkan Yardımcısı görev
yapmaktadır. Bu uygulama idarenin yaptığı uygulamalar arasındaki çelişkiyi ortaya
koymaktadır.
7- Şube müdürü ve üstü kadroların iptal edilmesiyle bu tarihten sonra sadece yaş
haddinden emekli olacak 1. Sınıf Emniyet Müdürü sayısı kadar (yılda ortalama 25-30 kişi)
personel Emniyet Amirliğinden başlamak üzere bir üst rütbeye terfi edebilecektir. Her yıl
bir üst rütbeye ortalama 750-800 kişinin terfi hakkı elde ettiği ve yıllar içerisinde bu
sayının katlanarak büyüyeceği de düşünüldüğünde bu durumun teşkilatın iç huzurunu
bozacağı ve içerisinden çıkılamayacak dava süreçlerine iteceği aşikârdır.
8- Yıllar içerisinde teşkilatın ihtiyaçları doğrultusunda planlanarak alınan kadroların bir
çırpıda iptal edilmesi, iptal edilen kadroların müdür ve üst düzey yönetici kadroları olması
ve bu iptal işleminin terfi kurulu kanunda belirtilen süreden bir hafta sonraya
geciktirilerek tam terfi kurulunun toplanacağı gün gerçekleşmiş olması, bahse konu
işlemin hizmet gereklerinden çok personeli terfi ettirmemek ve terfi ettirilmeme işlemine
kadrosuzluk nedeniyle terfi ettirilmediği gerekçesini sunabilmek amacıyla yapıldığını
göstermektedir.
23
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
10 Mayıs 2014 tarihli Resmî Gazetede
yayımlanan
BKK
ile
Emniyet
Genel
Müdürlüğünün Şube Müdürü ve üstü birçok
kadrosunun iptalinin yukarıda bahsedilen
birçok hukuksuz, telafisi imkansız ve halka
güvenlik hizmeti götürülmesinde zafiyete
sebep olacak sonuçlarına rağmen, 24 Ekim 2014
tarihinde de yeni bir BKK ile yine üst düzey
görevlere ait birçok kadro iptal edilmiş,
hukuksuzluk ve keyfi uygulamalar mutat hale
getirilerek kurum içi yerleşik teamüller,
hiyerarşik yapı, personel arası ilişkiler ve disiplin
bozulmuş, Emniyet Teşkilatı adeta felç edilerek
işlevsiz hale getirilmiştir.
Personelin verimli kullanımı
“İşgücü verimliliği çalışanların daha iyi,
daha hızlı, daha çok çalışması ile veya çalışanların
daha yetenekli ve becerili olması ile artar. Aynı
zamanda işgücü dışındaki üretim faktörlerinin
etkin kullanılması sonucu katma değer artışı da
işgücü verimliliğini artırır. Örneğin, daha çok ve
daha iyi makine kullanılması, üretim süreçlerinin
etkinleştirilmesi, girdi kullanımındaki israfın
önlenmesi,
teknolojik
inovasyon
işgücü
30
verimliliğini artırır. ”
Aşağıda 17-25 Aralık 2013 sonrası Emniyet
Teşkilatında
yapılan
uygulamalar
işgücü
verimliliğinin
unsurları
bakımından
incelenecektir.
Tablo: 2. Sınıf Emniyet Müdürlerinin İstihdam
Edilebilecekleri Bazı Alanlar
1.Rehberlik, Denetleme, Disiplin ve Soruşturma Görevi
Rehberlik ve denetleme: İnsan kaynakları yönetimi
konusundaki gelişmelere paralel, personelin teftişi yerine
onlara rehberlik etmek ön plana çıkmaktadır. Buradaki
müfettişler daha önceki çalıştıkları yerlere uygun
birimlerde görevlendirilerek alanında tecrübelerini
aktarabilecektir. Kamu yönetimi sistemimizde de son
yıllarda rehberlik ve denetleme başkanlıkları kurulmuştur.
Bu birimde 400 personel istihdam edilebilecektir.
Soruşturma görevi: Emniyet Teşkilatı gibi hiyerarşi ve
disiplinin önemli olduğu birimlerde soruşturmaların adil ve
sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Merkez
teşkilatında soruşturmaları başmüfettişler yapmakta ve
soruşturmalarda gerekli hassasiyet sağlanmaktadır. Ancak
taşrada başka görevleri olan ve zaten yoğun çalışan
personele ek olarak soruşturma görevi de verilmektedir.
Başmüfettişler yılda ortalama 2-3 dosyaya bakmakta ve bir
dosya ortalama 4 ayda sonuçlanmaktadır. Tüm teşkilatta
bir yıl içerisinde adli yönden yaklaşık 7.600 personel, idari
yönden 26.600 personel soruşturma geçirmektedir.
Bunlardan idari soruşturmaların, disiplin mevzuatı
konusunda
uzman
ve
deneyimli
müfettişlerce
gerçekleştirilmesi yürütülmesi halinde bu birimde yaklaşık
600 personel istihdam edilebilecektir.
Disiplin denetimi: Polislik mesleği disiplin ve hiyerarşi
mesleğidir. Polisler görevlerini mevzuatında yazılı
hükümlerle yapmak zorundadır. Kurallara uyulmaması ve
bu davranışın cezasız kalması hem iç huzuru bozacak ve
kurallara uyulmamasını arttıracak hem de sunulan hizmeti
olumsuz etkileyecektir. Bu görev tüm başmüfettişlerin ve
diğer polis amirlerinin ana görevlerindendir, ayrıca kadroya
gerek yoktur.
2.İç Denetçilik
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 63.
maddesinde belirtilen; “… kamu idaresinin çalışmalarına
değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik,
etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip
yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak
amacıyla…” “iç denetim” faaliyetini gerçekleştirmek için
belirli kriterlere göre Emniyet Müdürleri arasından “iç
denetçi” seçilebilir. Bu görev için 20 başmüfettiş istihdam
edilebilir. Bu alanda halen iç denetçilik sınavını kazanmış ve
iç denetçilik eğitimini başarı ile bitirerek iç denetçi olmaya
hak kazanmış emniyet müdürlerinin bulunmakta ve bu
konuda yeterli kadro bulunmaktadır.
3.Özel Güvenlik Denetçiliği
Sertifikalı kişi sayısı 1 milyona yaklaşan ve aktif olarak
çalışan personel sayısı 263.199 olan özel güvenlik görevlisi
ve bunlara ait kurs, şirket, merkez vb. yerlerin
denetlenmesinden Emniyet teşkilatı sorumludur. 2012 yılı
itibarıyla denetlenmesi gereken yer sayısı 56.183’tür. Ancak
bu yerlerin yalnız %63’ü ancak denetlenebilmiştir.
Profesyonel ve sağlıklı bir denetim yapılması için 930
personelin
bu
alanda
istihdam
edilebileceği
düşünülmektedir.
4.Hukuk Müşavirliği
Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdarelerinde Ve Özel
Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine
İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamede kurumların taraf
oldukları davalarda mümkün ölçüde hukuk müşavirlerinin
davaları takip etmesine hükmedilmiştir. Emniyet
Teşkilatıyla alakalı yargıda binlerce dava devam
etmektedir. Bu alanda yıllarca çalışmış hukuk
müşavirlerinin bu davaları takip etmesinin yararlı olacağı
değerlendirilmiştir. Bu konuda 50 personelin istihdam
edilebileceği düşünülmektedir.
24
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Üretim
ve
hizmet
faktörlerinin etkin kullanılması ve israfın
önlenmesi boyutu: İş gücü verimliliğinde
önemli bir unsur olan üretim ve hizmet
faktörlerinin etkin kullanılması ile israf
yapılmaması veya var olan israfın
önlenmesi
konusunda
Emniyet
Teşkilatında 17-25 Aralık 2013 sonrası çok
fazla olumsuz örnek bulunmaktadır.
Emniyet Teşkilatında birçok birimde
istihdam ihtiyacı varken, nitelikli insanlar
kasıtlı
olarak
görev
verilmeden
bekletilmek suretiyle iş gücü verimliliği
düşünülmektedir.
1)
17-25 Aralık 2013 sonrası Emniyet
Teşkilatındaki işgücü verimliliğini olumsuz
etkileyen ve kaynak israfına yol açan
olumsuz örneklerden ikisine burada
değinilecektir. Birincisi; özel güvenlik
denetleme hizmetleri Emniyet Teşkilatının
kanunen
sorumlu
olduğu
önemli
hizmetlerdendir. Ülkemizde son yıllarda
oldukça yaygınlaşmış olan özel güvenlik
hizmetleri kapsamında kamu kurumları
başta olmak üzere birçok alanda güvenlik
özel güvenlik personeli tarafından
sağlanmaktadır. Bu kapsamda 753.515 kişi
özel güvenlik sertifikası ve 467.895 kişi
özel güvenlik kimliği almıştır. Bu rakamlar
birçok batı ülkesinin polis ve asker
sayısından bile fazladır.
Tablo 2’in Devamı: 1. Sınıf Emniyet
Müdürlerinin İstihdam Edilebilecekleri Bazı
Alanlar
5.Yurtdışı Müşavirlikler
Küreselleşen dünyada polis teşkilatları arasında
işbirliğinin güçlendirilmesi büyük öneme haizdir. Suçlar
bir köyle, ilçe ile ya da şehirle sınırlı kalmayıp sınıraşan
hale gelmiştir. Sınıraşan suçların önlenmesinde de polis
teşkilatları arasında işbirliğinin güçlendirilmesi ile
mümkün olabilmektedir. Bu amaçla şu an için 22 ülkede
emniyet müşavirimiz görev yapmaktadır. Bu konuda 100
personelin istihdam edilmesine ihtiyaç vardır. Bu konuda
Gürcistan tarihinde yakalan en büyük uyuşturucunun
(eroin) yakalanmasını koordine eden ve Gürcistan
cumhurbaşkanı ve diğer yetkilileri tarafından özel
teşekkürlere mazhar olan Türk Emniyet Teşkilatı
temsilcisinin geri çağrılması bu konudaki 17- 25 Aralık 2013
sonrası uygulamaların tutarsızlığını göstermektedir.
Hâlen Dış İşleri Bakanlığının birçok ülkede emniyet
müşaviri atanmasına ihtiyaç olduğunu belirtir talepleri de
bunu destekler niteliktedir.
6.Okullar
Emniyet teşkilatına bağlı 38 okul faaliyet göstermektedir.
Bu okullarda teorik dersler ve uygulamalı dersler
verilmektedir. Teorik derslerin bir kısmı ise polislik
mesleğine hazırlayıcı, mesleğe özgü derslerdir. Bu
derslerin eğitim alanında yeterliliği olan 1. Sınıf Emniyet
Müdürlerine verilmesinin yerinde bir uygulama olacağı
düşünülmektedir. Bu amaçla 970 1. Sınıf emniyet müdürü
görevlendirilebilir.
7.Personel Seçme ve Değerlendirme Merkezlerinde Uzman
Emniyet Teşkilatına alınan adaylar yaklaşık 35-40 sene
teşkilat içerisinde görev yapmaktadırlar. Bu kişilere büyük
bir suç işlemedikleri takdirde emekli olana kadar bunlara
maddi manevi emek verilmektedir. Hassas görevler
üstlenecek olan bu adayların seçimi ve mesleğe
uygunluğu çok önemlidir. Yıllık 100.000’e yakın adayın
seçiminin yapılmasının alanında uzman ve tecrübeli 1.
Sınıf emniyet müdürlerince yapılması teşkilatımıza birçok
yönden fayda getirecektir. Bu Bu kapsamda 450
personelin istihdam edilebileceği değerlendirilmektedir.
8.BM, AGİT, UNODC, AB Misyonlarında Üst Düzey Görevler
17- 25 Aralık 2013 öncesi BM, AGİT, UNODC, AB
Misyonlarında Emniyet Teşkilatı personelinin önemli
yerlerde görevleri bulunmaktadır. Bu görevlere seçim ve
atanma
bu
uluslararası
kuruluşlar
tarafından
yapılmaktadır. Bu görevlerde görev yapabilmek için iyi
derecede yabancı dil, yurt dışı ve mesleki tecrübe ve iyi
insani ilişkiler gerekmektedir. 17- 25 Aralık 2013 sonrası
bu tür önemli görevlerde olan bir çok personel bu
uluslararası kuruluşların uzatma taleplerine rağmen geri
çağrılmış ve bir çok önemli görev için başvurusu kabul
edilen ve bu uluslararası kuruluşlar tarafından layık
bulunan kişiler görevlendirilmesine emniyet teşkilatınca
izin verilmemiştir. Eğer doğru uygulamalar yapılırsa bu
görevlerde bulunmak üzere 70 1. Sınıf emniyet müdürü
istihdam edilebilecektir.
Özel güvenlik personeli sorumlu
oldukları alan içerisinde bir kısım kolluk
9.Uçuş Kıymetlendirme Kurul Üyesi, Emniyet Müdürü
yetkilerine sahiptir. Özel güvenlik denetimi Bu görevlerde bulunmak(Pilot)
üzere 7 personel istihdam
güvenlik hizmetlerinin niteliği ve toplum edilebilecektir.
Amirleri ve birim başkan yardımcıları
üzerindeki etkisi göz önüne alındığında 1. Sınıf10.Birim
Emniyet Müdürlerinin görev unvanlarında yer alan
oldukça önem arz etmektedir. 2011 yılında birim amirlerinin sayısı 172’dir.
güvenlik hizmetlerinin bütünlüğü de Sayılan birimlerde toplam 3780 1. Sınıf emniyet
müdürünün
istihdam
edilmesine
ihtiyaç
dikkate
alınarak
özel
güvenlik bulunmaktadır.
25
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
hizmetlerinin denetiminin, bir birim altında yapılmasının profesyonellik, devamlılık,
verimlilik, etkinlik ve amaca uygunluk açısından yararlı olacağı değerlendirilerek kanunla
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde “Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı” kurulmuş ve
buraya Polis Başmüfettişleri atanmıştır. Ancak 17-25 Aralık sonrası kanun halen yürürlükte
olmasına ve özel güvenlik hizmetlerinin denetlenmesi konunda ihtiyaç ortadan
kalkmamasına rağmen binden fazla Polis Başmüfettişi görevlerinden alınarak Merkez
Emniyet Müdürü kadrolarına atanmıştır 31. Bu konuda 1. Sınıf Emniyet Müdürlerine ihtiyaç
özel güvenlik denetleme ve polis teftiş sistemleri ile sınırlı değildir.
İkinci olarak; birçok ilde şube müdürlüklerine vekâleten daha alt rütbelerde görev
yapan personel bakarken, mesleki ehliyet, tecrübe ve kanunen şube müdürü olarak
görevlendirilmesi gereken 3. Sınıf Emniyet Müdürleri ve 4. Sınıf Emniyet Müdürleri boşta
bekletilmektedirler.
Çalışanların daha yetenekli ve becerili olması boyutu: İşgücü verimliliğinin
artırılmasının önemli yollarından birisi de personelin eğitiminin artırılmasıdır. Bu eğitimler
temel örgün eğitimdeki ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde eğitimler
olabileceği gibi, teşkilat içindeki temel polislik eğitimleri, branş eğitimleri, uzmanlık
eğitimleri, genel geliştirme eğitimleri gibi, hizmet içi eğitimler şeklinde de olabilmektedir.
Ancak 17-25 Aralık 2013 öncesi ile sonrası arasında personelin yetenek ve becerilerinin
artırılması bakımından olumsuza gidiş anlamında önemli farklar bulunmaktadır.
2)
Hizmet içi eğitim
sayısı
Hizmet içi eğitim alan
personel sayısı
180.000
5400
3800
2013
2014
2013
115.000
2014
Diğer bir örnekte ise, 17-25 Aralık 2013 sonrası alanında uzun süreler yetiştirilerek
uzman olan ve branşlara aktarılan 2900 personelin branşlı olduğu birimlerden alınarak
uzmanlık ve özel yetenek alanı ile hiç ilgisi olmayan alanlarda istihdam edilmesi
“çalışanların yetenekleri ve becerileri” bakımından önemli bir bilgi birikimi ve insan gücü
israfı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğünün personelin mesleki ve akademik bilgilerini
geliştirmeleri ve bu birikimlerini Emniyet Teşkilatında uygulamaları için kamu kaynakları ile
yurt dışında yüksek lisans ve doktora eğitimlerine gönderdikleri yüzlerce personel 17-25
Aralık 2013 sonrası operasyonel birimlerdeki görevlerinden el çektirilmişlerdir. 17-25 Aralık
26
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
2013 öncesi bu personel bu bilgi birikimlerini kendileri uyguladıkları gibi çevrelerine de
örnek olmakta ve kurumsal gelişime katkıda bulunmakta idi. Bu uygulamada “çalışanların
yetenekleri ve becerileri” bakımından önemli bir bilgi birikimi ve iş gücü israfı olarak
karşımıza çıkmaktadır.
İnovasyon boyutu: İşgücü verimliliğinin artırılmasının önemli yollarından
birisi de hizmet ve üretim faktörlerinde inovasyonların yapılmasıdır. Emniyet Teşkilatı’nda
kullanılmakta olan teknik cihaz ve uygulamaları, bilişim alt yapı ve sitemleri ve polisiye
uygulamalarda yeni inovasyonların yapılması işgücü verimliliğini önemli oranda
artıracaktır. İnovasyon yapabilme kapasitelerinin oluşturulması ise personelin niteliğinin
artırılması, inovasyon konusunda personelin teşvik edilmesi, ortak çalışmalara fırsat
hazırlanması ve onlara teknik destek verilmesi ile mümkün olabilmektedir.
3)
Emniyet Teşkilatında 17-25 Aralık 2013 öncesi inovasyon kabiliyetlerinin artırılması
kapsamında birçok uygulama yapılmakta idi. Terörle mücadelede insansız hava araçlarının
kullanılması, operasyon yapılacak yerler hakkında içeri girmeden bilgi sahibi olmayı
kolaylaştıran görüntü cihazlarının üretilmesi, polislik işlemlerinde prosedürleri
kolaylaştıracak yazılım ve uygulamaların geliştirilmesi ile toplum destekli polislik gibi var
olan polislik uygulamalarının Türkiye’ye uyarlanması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bunların önemli kısmı Polis Akademisi Araştırma merkezleri tarafından veya koordinesinde
yürütülmekte idi. Diğer kısmı ise teknik birimlerde uzman personel tarafından
yapılmaktaydı. Bu inovasyon faaliyetlerinin yapılmasında kurumsal yapılanma bakımından
araştırma merkezleri önemli işlevler görüyordu. Bununla birlikte teknik birimlerde
alanında uzman görevlilerin yurt içi ve dışındaki saygın eğitim kurumlarında uzmanlık,
yüksek lisans ve doktora eğitimleri almış olmaları yenilik üretimlerinde önemli faydalar
sağlıyordu.
Burada dönemin Başbakanı Sayın R. Tayyip Erdoğan’ın da takdirini kazanmış
Araştırma Merkezleri hakkında kısa bir bilgi verilmesi mevcut durumu daha iyi anlama
açısından yerinde olacaktır.
2007 yılında suç önleme, ulaşım güvenliği, güvenlik eğitimi ve yönetimi, örgütlü
suçlar, terörizm, uluslararası güvenlik alanlarında bilimsel çalışmalar yapmak üzere Polis
27
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Akademisi bünyesinde Araştırma Merkezleri kuruldu. Kısa sürede bu Merkezlerin başarılı
çalışmaları herkesin dikkatini çekmeye başladı.
(6) adet TÜBİTAK destekli olmak üzere toplam (70 ) proje, (95) adet Bilimsel Yayın,
(7) adet Uluslararası Konferans, (40) adet Konferans, Seminer ve Çalıştay çok kısa bir
zaman aralığında gerçekleştirildi. Araştırma Merkezleri tarafından güvenlik alanında
uluslararası alanda marka haline gelen aşağıda ifade edilen sempozyumlar periyodik
olarak her yıl düzenlenir oldu;
•
Uluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçlar Sempozyumu (UTSAS)
•
Karayolu Güvenliği ve Trafik Sempozyumu (KGTS)
•
Uluslararası Risk Altında ve Korunması Gereken Çocuklar Sempozyumu
Araştırma Merkezleri polis teşkilatının ihtiyaç duyduğu alanlarda araştırma
geliştirme faaliyetleri yapan, diğer yandan bilim dünyasına güvenlik bilimleri alanında
önemli katkılar sunan kuruluşlar olarak tanınmıştır.
Araştırma Merkezleri uygulamayı yakından bilen akademisyenlerden oluşmaktaydı.
Teori ve pratik birlikte değerlendiriliyor ve uygulayıcılara yararlı öneriler sunuluyordu.
Merkezler başta Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı gibi devlet kurumları ile çalıştılar. Yurtdışında saygınlığı ile
bilinen George Marshall Merkezi, Brookings Ensitüsü gibi düşünce kuruluşları ile ortaklaşa
çalışmalar yaptılar. Merkezlerin ortak çalışmalar yaptığı yabancı üniversiteler arasında
Oxford Üniversitesi, London School of Economics gibi saygın üniversiteler de
bulunmaktaydı. Bu anlamda merkezler çalışma alanlarıyla ilgili yurtiçinde ve yurtdışında
referans kurumlar oldular.
Nitekim Başbakan Erdoğan da 2011 yılında katıldığı Polis Akademisi mezuniyet
törenindeki konuşmasında'…Yayınlar, sempozyumlar, paneller, araştırma, rapor, proje
ve çalıştaylar vasıtasıyla güvenlik alanında çok derin, ayrıntılı ve son derece kapsamlı
çalışmaların yapıldığını gördüm.” diyerek takdirlerini ifade etmiştir.
Yine aynı konuşmasında Erdoğan bu çalışmaların hem polisi hem de polise olan
bakış açısını değiştirdiğine vurgu yaparak; “Örneğin; geçen yıl akademi bünyesinde bir
öğrenci sempozyumu düzenleniyor ve 'Medeniyetler Çatışması, Meksika ve Uyuşturucu
Sorunu, İslamofobi, PKK-Tamil Kaplanları Karşılaştırması' gibi konular özgür bir biçimde
analiz ediliyor. Geçmişte böyle şeyleri görmek, dinlemek, takip etmek, gündeme almak
mümkün mü? Değildi.” şeklinde konuşmuştur. Erdoğan bu çalışmaları anlatırken
Araştırma Merkezlerinin çalışma prensibini de adeta özetlemiştir: “Üstelik tüm bu bilimsel
çalışmalar, kapalı devre olarak değil; ulusal ve uluslararası sivil uzmanların,
akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşiyor”
Ancak bu söylenenlerle bugünlerde Polis Akademisinde yapılanlar taban tabana
zıtlık teşkil etmektedir. 17-25 Aralık 2013 sonrasında Emniyet teşkilatında inovasyon
28
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
faaliyetlerinin önüne geçilmesine yönelik önemli olumsuz uygulamalar aşağıda
sıralanmıştır:
1) Emniyet Teşkilatı’nda inovasyon faaliyetlerinde kurumsal destek veren ve
yukarıda da belirtildiği gibi faaliyetleri bizzat Sayın R. Tayyip Erdoğan tarafından takdirle
karşılanan Polis Akademisi Araştırma Merkezlerinde çalışan bütün uzman araştırmacılar
görevlerinden alınarak boşa çıkartılmışlardır. Bu kapsamda daha önce yapılan koordine
faaliyetleri, Emniyet Teşkilatının değişik birimlerinin ihtiyaç duyduğu alanlarda bilimsel
destek faaliyetleri, diğer üniversite ve kurumlarla işbirliği ve ortak çalışma faaliyetleri,
akademik dergi ve kitapları hazırlama ve yayımlama faaliyetleri, uluslararası polis
teşkilatları ile işbirliği, onları eğitme ve onlara destek faaliyetleri ya son bulmuş ya da
büyük sekteye uğramıştır.
2) Emniyet Teşkilatında görevli ve inovasyonlara katkısı olan personel teşvik
edileceği yerde sorgulanır hale getirilmiştir. Emniyet Teşkilatının birçok faaliyetleri teknik
alt yapının güçlendirilmesi ve uygulamaların kolaylaştırılması ve hızlandırılması ile
kurumsal kapasitesi artırılmakta idi. Bu kapsamda Emniyet Teşkilatının kendi uzmanları ile
bilgi sistemleri (POLNET) ağı yasal mevzuat ve yeni teknik gelişmeler çerçevesinde çok
kullanışlı bir hale getirilmiş idi. Operasyonlarda ihtiyaç duyulan teknik gereçler kısa sürede
emniyet teşkilatının ihtiyaç duyduğu yapıya adapte edilebiliyordu. Ancak 17-25 Aralık 2013
sonrası inovasyonlara destek verenler teşvik edilmek bir tarafa sorgulanır, yargılanır ve
meslekten atılır hale getirildi. Bu kapsamda birçok örnek verilebilir ama kamuoyunun
bildiği ve POLNET alt yapısı içerisinde yapılan ve istihbarat hizmetlerindeki uygulamalar
arasındaki koordineyi kolaylaştıran yazılımı yapanlar hakkında hiçbir suç unsuru
olmamasına ve emniyet teşkilatı ve Türk halkının güvenliğine önemli katkıları olmasına
rağmen meslekten atılmışlardır.
Yine toplum destekli polislik faaliyetlerinin Türkiye’de uygulanması ve uyarlanması
çalışmalarını yürüten bütün yöneticiler o birimlerden uzaklaştırılmışlardır. Hırsızlık, gasp,
kapkaç, cinayet gibi suçların analiz edilmesinde önemli yararlılıklar gösteren, asayiş
hizmetlerinde kurumsal kapasitenin artırılması konusunda önemli çalışmaları olan, bilişim
teknolojilerini bilen ve bilişim projelerini koordine eden, gerekli yazılımları bizzat yazan
bütün görevliler, görevlerinden alınarak uzmanlıkları ile ilgisi olmayan başka alanlarda
görevlendirilmişlerdir.
3) Emniyet
Teşkilatı’nda inovasyon faaliyetlerinin önüne geçilmesi adına
yapılanlardan bir diğeri de, uzmanlık ve özel nitelik gerektiren alanlarda, bu alanlarla hiç
tecrübesi olmayan, yetkinliği çok düşük personelin çalıştırılmasıdır. AR-GE biriminde
istatistik eğitimi almış personeli alarak, yerine hiç istatistik eğitimi almamış personelin
istihdam edilmesi; Hukuk Müşavirliği biriminde çalışan hukuk fakültesi mezunu personel
29
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
yerine yeterli hukuk bilgisi olmayan personelin atanması bu konuya verilecek binlerce
örnekten sadece birkaçıdır.
Bu olumsuzluklar artırılabilir. Ama önemli olan bu olumsuzlukları artırmak değil,
emniyet hizmetlerinin yasalara uygun, hızlı, etkin ve az maliyetle yapılabilecek şekilde
yapılmasını sağlamak olmalıdır. Görüldüğü üzere 17-25 Aralık sonrası bu hedeften önemli
oranda geriye dönüş olmuştur. Bu uygulama ise ülkeler arası işgücü verimliliğinde önemli
oranda gerilerde olan Türkiye’nin sıralamasını daha da gerilere götürecektir.
30
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
DENETLEME & DEĞERLENDİRME
17-25 Aralık 2013 sonrası hemen hemen bütün birimlere müfettişler gönderilerek
daha önceden “paralel” yaftasıyla fişlendiği anlaşılan personel hakkında yüzlerce
soruşturma açılmıştır. Meslek hayatları boyunca hiçbir disiplin işlemine maruz kalmamış
binlerce personel hakkında, görevlendirilen onlarca müfettiş marifeti ile ya da çeşitli
suçlardan hükümlü ve yasa dışı işlerle uğraşan insanların isimsiz imzasız sahte ihbarları ile
soruşturmalar açılarak en ağır şekilde disiplin cezaları verilmiş bir kısmı meslekten ya da
memuriyetten atılmıştır.
Soruşturma açma, soruşturmayı yürütme ve kararın verilmesi işlemlerinde
personelin lehine olan delil ve bilgileri görmezden gelme önemli oranda bir usul haline
gelmiştir. Kişilerin meslekten atılmalarına neden olan işlemlere ilişkin kararlar, dosyaların
disiplin kurullarında incelenmesine bile fırsat verilmeden hızlı bir şekilde alınmaktadır.
Oysaki kurulun görevi dosyayı detaylı olarak inceleyerek, sonuçta hiçbir şüpheye meydan
vermeyecek şekilde bir kanaat elde ettikten sonra karar vermektir. Ancak kişilere itham
edilen fillerin ve savunmaların özetlerinin bile irdelenmesine fırsat verilmeden oy birliği ile
(sanki bir yerden talimat gelmiş gibi) kararlar verilmektedir. Bu kapsamda görevlendirilen
müfettişlerin sayısı o kadar artmıştır ki sadece Eğitim Dairesi Başkanlığı'na 18 müfettiş
görevlendirilmiştir.
17-25 Aralık 2013 sonrası bu konuda önemli bir olumsuz uygulama da, soruşturmayı
yürüten soruşturmacıların idarenin istekleri doğrultusunda kararlar vermeleri yönündeki
baskıdır. Bu baskı dört türlü yapılmaktadır. Bunlardan birincisi; idarenin uygulamaları
doğrultusunda karar vermeyenler Başmüfettiş olmalarına, bu alanda yeterli bilgilerinin
olmasına ve haklarında herhangi bir olumsuz işlem olmamasına rağmen, Teftiş Kurulu
Başkanlığı’nda Başmüfettişlik görevinden alınarak Merkez Emniyet Müdürü kadrolarına
atanmışlardır. İkincisi; ortada hiçbir suç olmamasına rağmen idarenin istekleri
doğrultusunda baskı yapan ve karar veren müfettişler il emniyet müdürü ve daire başkanı
olarak atanmışlardır. Üçüncüsü; yıllarca terörle mücadele ve istihbarat birimlerinde
çalışmış sonra terfi etmiş başmüfettişlerin ise riskli ve küçük illerde uzun süreli ve herhangi
bir amacı olmadan görevlendirilmişlerdir. Dördüncüsü ise; tarafgirlik yapmayan
müfettişler görevlerinden alınarak Merkez Emniyet Müdürü olarak atanmış ve
kendilerinden hiçbir işe karışmamaları istenmiştir.
31
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
KARİYER
Çalışanların “hayatları boyunca elde ettikleri mevkiler serisi olarak tanımlanan
kariyer özellikle aynı meslek dalında ilerleme göstermek, gittikçe daha fazla parasal ödül ve
sorumluluk almak” olarak tanımlanabilir. Kariyer kavramının bir kurum, bir de birey boyutu
bulunmaktadır 32. Kurum açısından kişilerin kariyerlerini geliştirmek, alanında uzman olarak
kuruma hizmet etmelerini sağlamak kurumun etkililiği açısından önemlidir. Kurumda
mutlu bir çalışma ortamında ve dolayısı ile iş doyumunun daha fazla olması kişiler
açısından kariyer olarak tanımlanabilir 33. Kariyer kavramı, sadece dikey yükselmeyi
kapsamaz. Bireylerin hiyerarşik olarak yükselmeden de becerilerini geliştirebildiği 34 ve iş
doyumu sağlayabildiği durumlar da kariyer kavramı içerisinde yer alır. Bu anlamda Emniyet
Teşkilatı’nda kariyer yapmak, rütbe bakımından yükselmek ya da branş ve uzmanlık
alanlarına geçmek şeklinde değerlendirilebilir.
Yatay Kariyer Olarak Branşlaşma
17-25 Aralık 2013 öncesi Emniyet Teşkilatı’nda terfie ilişkin işlemler ve branş ve
uzmanlık alanlarına geçiş işlemleri yasal mevzuat çerçevesinde sistematik olarak
yapılmaktaydı. Terfi işlemleri de personelin yazılı sınavlardaki başarısı, performans
puanları ve disiplin durumlarına göre gerçekleşmekteydi. Branşa alımlar ise Eğitim Daire
Başkanlığı'nın yapmış olduğu elektronik ortamdaki sınavın ardından branşların gerekleri
doğrultusunda yapılan testler ve sınavların sonuçları esas alınarak yapılmaktaydı.
Ancak 17-25 Aralık 2013 sonrasında yapılan branş alımlarında, branşlara ilişkin test
ve sınavlar tamamen askıya alınarak, yetişmiş ve alanında uzman olan kişiler haksız
sebeplerle branşlarından çıkarılmışlardır. Branşlı ve alanında uzman 2900 personel 17-25
Aralık 2013 sonrası branşlı birimlerden alınarak, uzmanlık ve özel yetenek alanı ile hiç ilgisi
olmayan alanlarda istihdam edilmiştir.
Dikey Kariyer Olarak Terfi
Bunun yanında 17-25 Aralık 2013 sonrasında terfi işlemlerinde personelin kariyer
hedeflerini bozan birçok uygulama yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi terfi işlemlerinde
uyulması gereken yasal mevzuat ve prosedürlerin askıya alınmasıdır. Bu kapsamda her yıl
polis memurlarının meslekte yükselmelerini sağlayan komiser yardımcılığı sınavı hiçbir
gerekçe gösterilmeden iptal edilmiştir. Komiser yardımcısı, komiser ve başkomiserlerin
yükselmelerinde performans, disiplin ve diğer liyakat unsurları bakımından yeterli olan
birçok personel kadro bulunmasına rağmen terfi ettirilmemiştir. Emniyet amirleri, 4. Sınıf
emniyet müdürleri ve 3.sınıf emniyet müdürlerinin tamamı üst rütbelerde kadro
32
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
bulunmasına, terfi sınavlarında başarılı olmalarına ve liyakat bakımından uygun olmalarına
rağmen terfi ettirilmemiştir.
Terfi İşlemlerine İlişkin Yargı Kararları
17-25 Aralık 2013 sonrası 2014 yılı Mayıs ayında yapılan terfi kurulunda, Emniyet
Genel Müdürlüğünce 2600’ün üzerinde polis amiri ve müdürü hiçbir hukuki gerekçe
gösterilmeden terfi ettirilmemiştir. Daha önceki yıllarda, terfie hak kazanan personelden
sadece performansı terfie engel olan ya da soruşturması veya cezası bulunan personel
terfi ettirilmezken, 2014 yılında Emniyet Müdürü rütbesindeki hiçbir personel terfi
alamamıştır.
Emniyet Teşkilatında rütbe sistemi ve sisteme bağlı hiyerarşik yapı, 3201 sayılı
Emniyet Teşkilatı Kanunun 13 üncü ve 55 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu
maddelerde düzenlenen rütbe sisteminin uzun süreli bir geçmişi bulunduğu gibi bu
geçmişe bağlı idari teamül ve yerleşik uygulamalar da söz konusudur. 3201 sayılı Kanunun
55 inci maddesi, rütbe ayrımı yapmaksızın terfi sistemini ve terfi yükselmesini objektif
kıstaslara bağlamıştır. Söz konusu maddede bir veya birden fazla rütbede bulunan
personelin tamamını terfi ettirmemeye imkân tanıyan bir hükme yer verilmemiştir. Aksine,
3201 sayılı Kanunun 13 ve 55 inci maddesinde öngörülen rütbe terfi sistemi 10 Mart 1993
tarihli ve 3870 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile
oluşturulmuş olup, 3870 sayılı kanunun genel ve madde gerekçelerinde aynen şöyle
denmiştir:
“1937 ve sonraki yılların suç, suçluluk, suçluları arama, suçu önleme, suçluları
yakalama anlayışı günümüzde değişmiş; ekonomik, siyasal, sosyal, psikolojik değişim,
etkileşim ve gelişim sonucu suçlarda, suçlulukta, suçlarla mücadelede farklılıklar ortaya
çıkmış, bireysel suç ve suçluluk yerini organize suça bırakmıştır”.
Suç ve suçlulukla mücadele hizmetinin etkili bir şekilde yürütülebilmesi ve bu
hizmetlerden arzulanan sonucun alınabilmesi, Emniyet Teşkilatında taviz verilmeyen bir
disiplin anlayışının, ast-üst ilişkilerinin kurallara bağlandığı resmi rütbeli bir yapının
oluşturulması ile mümkündür. Değişen yönetimlere göre yapılan bu uygulamalar disiplin
ve hizmet anlayışında bozulmalara yol açmış, bu sebeple zorunlu bekleme sürelerini ve
rütbeleri belirleyen kıdem ve hiyerarşiyi yeniden hâkim kılmayı amaçlayan bir rütbe
sisteminin yeniden getirilmesi zorunluluk haline gelmiştir. Emniyet Müdürleri için yeniden
getirilen dört ayrı rütbe ve zorunlu bekleme süreleri, bozulan hiyerarşiyi yeniden temin
edecek, siyasi iktidarlara aynı nitelikte olan eşitler arasından seçme imkanı tanıyacak, en
önemlisi ast-üst ilişkilerinde disipline dayalı yeni bir hiyerarşik yapının kurulmasını mümkün
kılacaktır.”
Anayasa Mahkemesinin 27/12/2012 tarihli, E: 2012/102, K: 2012/207 sayılı kararında yer
aldığı üzere, Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri
de “hukuk güvenliği” ilkesidir. Hukuk güvenliği, normların veya kuralların öngörülebilir
33
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de
düzenleme yaparken söz konusu düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici
yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Anayasa Mahkemesinin 24/6/2010 tarihli ve E: 2008/50, K: 2010/84 sayılı kararının
Danıştay’ca oluşturulan itiraz gerekçesinde belirtildiği gibi “hukuk güvenliği”, diğer bir
deyişle güvenin korunması ilkesi, var olan hukuksal durumun süreceğine olan güvenin
boşa çıkarılmaması anlamına gelir. Güvenin korunması, her düzenlemede göz önünde
bulundurulması gereken bir husustur. Bu kapsamda, sonra çıkarılan düzenlemelerin
önceki düzenlemelerle belirlenen hukuki sonuçları hükümsüz saymaları, hukuki güven
ilkesine aykırılık oluşturur. Hukuki güvenlik sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu
güven değil, aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içerir.
Dolayısıyla, 17-25 Aralık süreci sonrasında idarenin diğer alanlarda olduğu gibi terfi
konusunda da hukuk devleti, hukuk güvenliği ilkesi, kazanılmış hak ve kazanılmış haklara
saygı ilkesi, haklı beklenti, idareye güven ve idari istikrar ilkeleriyle de bağdaşmayan ve bu
ilkelerin ihlaline yol açan uygulamalara imza attığı görülmektedir.
Hükümet tarafından Meclise sevk edilen yasa tasarısında Emniyet Teşkilatının rütbe
sistemi de tamamen değiştirilmektedir.
2003 yılında Anayasa Mahkemesi, Emniyet Müdürlerinin zorunlu emekliliğine ilişkin
yapılan 4638 sayılı kanun hükmünde kararnameyi Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal
etmişti. Yine Anayasa Mahkemesi, 2003 yılında başka bir kararda, bazı üst düzey yöneticilerin
zorunlu emeklilik yaşının 65’ten 61’e düşürülmesini düzenleyen 4919 sayılı kanun ile zorunlu
emekli edilmesi düzenlemesini de tasfiye olarak görmüş ve Anayasa’ya aykırı bulmuştu. Bu
kararlardan da görüleceği üzere, İçişleri Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu polis yöneticilerinin
zorunlu emekliliğini düzenleyen yasa hukukla bağdaşmamakta ve Anayasa’ya açıkça aykırı
nitelik taşımaktadır.
34
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
EĞİTİM VE GELİŞTİRME
Her kurum kendisini hedeflerine ulaştıracak vasıflı liderlere ihtiyaç duyar. Vasıflı
liderler de etkililiklerini sürdürebilmek için sürekli eğitime ihtiyaç duyarlar. Polis teşkilatı,
yöneticileri için uygun ve sürekli eğitimleri geliştirip uygulayabilirse kurumsal hedeflerine
daha hızlı ve kolay ulaşabilecektir. Çünkü bu tarz eğitimler kurumların hedeflerini
gerçekleştirmek ve stratejilerini etkin
biçimde uygulayabilmek için gereklidir 35.
Polis yöneticileri teşkilatın yapısı
gereği yöneticiliğe alt kademelerden
başlayıp hizmet sürelerinin çokluğuna
paralel olarak daha üst yönetim
kademelerine gelmektedirler. Yönetim
kademeleri yükseldikçe yönetilen sayısı
ve sorumluklarda artmaktadır. Bununla
doğru orantılı olarak yöneticilerin
başarılı olması için gerekli vasıflara ve
becerilere duyulan gereksinim de artmaktadır. Böyle bir süreçte, polis yöneticilerinin
görevlerinin gereklerini eksiksiz ve tam olarak yapabilmeleri bu yöneticilerin mesleki bilgi
ve becerilerini eğitimlerle sürekli yenileyip geliştirmeleri ile mümkün olabilecektir 36&37. Bu
amaçla geliştirilecek hizmet içi eğitimler kurumlar için tavsiye değil, zorunluluk niteliği
taşımaktadır 38.
Günümüzde güvenlik hizmetlerinin sunumunda büyük bir hassasiyet
gerekmektedir. Bir yanda bireylerin özgürlüklerinin garanti altına alınması, diğer taraftan
ise toplumun huzurunu tehdit eden bireylerin özgürlüklerinin kısıtlanması, güvenlik
hizmetlerinde bir denge unsurunun rol oynadığının bir göstergesidir. Güvenlik
kuvvetlerinin zor kullanma yetkisine sahip olmasının yanı sıra bu zor kullanmanın
profesyonel bir şekilde yerindelik ve demokratik kuramlar çerçevesinde cereyan etmesi
kaçınılmazdır. Bu noktada güvenlik hizmetlerinin sunumunda rol alan aktörlerin
profesyonelliği kilit rol oynamaktadır. Dolayısıyla güvenlik hizmetlerinde demokratik
dengenin oluşumu ve hizmet kalitesinin ideal standartlara ulaşması için bu aktörlerin
profesyonel bir yapıya kavuşması tüm demokratik ülkelerin başlıca çabası olmuştur. Bu da
güvenlik personelinin eğitim sisteminin modern bir yapıya kavuşturulmasıyla mümkün
olmaktadır 39.
Güvenlik hizmetlerini sunan aktörlerin almış oldukları eğitimle üretmiş oldukları
hizmet kaliteleri arasında doğru orantılı bir ilişki bulunmaktadır. Daha iyi, kaliteli ve
modern bir eğitim daha kaliteli ve memnuniyet verici bir hizmeti getirmektedir. Bunun
35
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
tersine eğitim sistemindeki verimsizlik ve kalitesizlik direkt olarak olumsuz ve verimsiz bir
hizmet üretimini doğuracaktır 40.
Temel Eğitimler
Bu kapsamda polis temel eğitim kurumu olan Polis Akademisi, 20 farklı ülkenin
polis amirlerine eğitim veren ve bir dünya vizyonu olan 77 yıllık çok köklü bir eğitim
kurumudur. Atatürk’ün talimatlarıyla 1937 yılında kurulan ve bize Büyük Önderin emaneti
olan Polis Akademisi Cumhuriyetin gözde kurumlarındandır.
4652 sayılı Polis Yükseköğretim Kanunu Polis Akademisi'ni; bilimsel özerkliğe sahip,
bünyesinde fakülte, enstitü ve meslek yüksekokulları bulunan bir yükseköğretim kurumu
olarak Emniyet Teşkilatı'nın memur, amir ve yönetici ihtiyacını karşılayan, ön lisans, lisans
ve lisansüstü eğitim-öğretim yapan, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan bir
kurum olarak tanımlamaktadır.
Polis Akademisi güvenlik bilimleri alanında lisansüstü eğitim veren yükseköğretim
kurumları arasında ulusal ve uluslararası düzeyde lider bir kurum haline gelmiştir. Polis
Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi sadece Polis Teşkilatına yönetici yetiştirmekle
kalmamış, mezunları arasından ülkemizi önemli yerlerde temsil eden insanlar yetiştirmiştir.
Mezunları ve çalışanları arasında Anayasa Mahkemesi üyesi, yüksek yargı üyeleri,
milletvekilleri, bakanlar, diplomatlar, valiler çıkmıştır.
Polis Akademisi devletin ilgili tüm kurumlarıyla işbirliği içinde çalışırken Dışişleri
Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı gibi
kurumlarla da ortak projeler yürütmekteydi. Yurtdışında saygınlığı ile bilinen George
Marshall Center, Brookings Ensitüsü gibi düşünce kuruluşları ile ortaklaşa çalışmalar
yaptılar. Ortak çalışmalar yapılan yabancı üniversiteler arasında Oxford Üniversitesi,
London School of Economics gibi saygın üniversiteler de bulunmaktaydı.
Ancak Başbakan Sayın Davutoğlu tarafından açıklanan ve Bakanlar Kurulu Sözcüsü
ve Başbakan Yardımcısı Arınç tarafından detayları hakkında bilgi verilen güvenlik yasa
tasarısında lisans eğitimi düzeyinde eğitim veren Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri
Fakültesi’nin kapatılması ve yetişmiş ve alanında uzman öğretim görevlileri ve
araştırmacıların kurumdan tasfiyesi öngörülmektedir. Buna karşın aynı süreçte Polis
Akademisi’ne güvenlik alanı ile ilgisi hiç olmayan ve belirli kişileri tarif eden çağrılarla
öğretim görevlilerinin alınmasına da devam edilmektedir. Güvenlik eğitimini mesleki
eğitimin yanında akademik eğitimle birleştiren bu eğitim sisteminin kapatılması, en çok
Emniyet Teşkilatı’nın gelişimin ve yeniliklere açık olmasının önünün kapatılması anlamına
gelebilir.
36
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Hizmet İçi Eğitimler
Eğitim ve geliştirme kapsamında önemli bir faktör de hizmet içi eğitimlerdir. Bu
kapsamda Emniyet Teşkilatında 17-25 Aralık 2013 öncesi ve sonrasında yapılan hizmet içi
eğitimlere ilişkin hizmet içi eğitim sayıları ile bu eğitimlere katılan kursiyer sayıları
aşağıdaki şekillerde verilmiştir.
HİZMET İÇİ EĞİTİM SAYISI
5.400
3.800
2013
2014
HİZMET İÇİ EĞİTİM ALAN PERSONEL
SAYISI
180.000
115.000
2013
2014
Emniyet Genel Müdürlüğünce düzenlenen eğitimler incelendiğinde; 17-25 Aralık
2013 öncesi 5.400 eğitimin düzenlendiği, 17-25 Aralık 2013 sonrasında ise 3.800 eğitim
düzenlendiği görülmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğünce düzenlenen eğitimlere katılan
personel incelendiğinde ise 17-25 Aralık 2013 öncesi eğitimlere 180 bin personel
katılmışken, 17-25 Aralık 2013 sonrasında ise 115 bin personel katılmıştır. 17-25 Aralık 2013
sonrasında düzenlenen Emniyet Teşkilatında düzenlenen eğitimlerde % 40 oranında düşüş
olduğu ve eğitimlere daha az önem verildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte eğitimler için
37
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
harcanması gereken bütçenin 17-25 Aralık 2013 sonrasında yapılan gereksiz yer
değişikliklerine harcandığı anlaşılmaktadır.
2013 yılı öncesinde sürekli ve sistematik olarak alınan eğitimlerin vatandaşların
emniyet hizmetlerine olan memnuniyetine yansıdığı görülmektedir. Nitekim emniyet
hizmetlerinden memnuniyet alt sıralarda iken 2012-2013 yıllarında Türkiye’de en çok
memnun kalınan hizmet alanı haline gelmiştir 41. Polis amiri ve memurlarının almış oldukları
nitelikli eğitim bu sonucun alınmasında önemli role sahiptir.
38
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
ENFORMASYON BİLGİ SİSTEMLERİ
Günümüz rekabet dünyasında toplumlar kullanılabilir bilgi üretimine yönelmişler ve
bu da bilişim teknolojilerinin stratejik değerini arttırmıştır. Bilişim teknolojileri insanın ve
örgütün üretkenliğinin artmasına katkıda bulunmaktadır 42.
Son yıllarda önem kazanmaya başlayan enformasyon bilgi sistemleri insan
kaynakları yönetiminin temel işlevleri arasında değerlendirilmektedir. İnsan kaynakları
enformasyon sistemi; insan kaynaklarının öncelikli amaçlarının gerçekleştirilmesinde
kullanılmak üzere bir organizasyonun kendi insan kaynakları, personel faaliyetleri ve
organizasyonel bölüm ve özellikleri ile ilgili gereksinimi olan verilerin toplanması,
saklanması, korunması, güncelleştirilmesi ve analiz edilerek çeşitli raporların
hazırlanmasını sağlayan bir süreçtir. Bu sistem; personel başarına, risk analizine ve karar
mekanizmalarına katkı sağlayacak karşılaştırmalı verileri sunar 43.
İnsan kaynakları enformasyon sisteminin sağladığı bilgilerin belirli bir takım
niteliklere sahip olması önemlidir. Bunlar 44;
•
•
•
•
•
Bilginin güncel ve istenilen zamanda ulaşılabilir olması,
Bilginin doğru olması,
Bilginin eksiksiz ve tam olması,
Bilginin ilgili ve istenilen nitelikte olması,
Bilginin anlaşılır olması.
Bu niteliklerden herhangi birisinin eksik olması halinde karar verme sürecinde bir
takım sorunlar yaşanacaktır. Sistemden sorumlu olan yöneticinin hem teknik hem de insan
kaynakları yönetimine ilişkin yeterli bilgi ve yeteneğe sahip olması sistemin etkinliğini
belirleyecektir.
17-25 Aralık 2013 sonrası insan kaynakları enformasyon sisteminin sağladığı
verilerde ya da bunun sunuşunda önemli sorunlar yaşanmaktadır. Bu kapsamda İçişleri
Bakanı Sayın Efkan Ala’nın yaptığı bazı açıklamalardaki sayıların yanlış çıkması bu
kapsamda değerlendirilebilir. Bunun yanında enformasyon bilgi sistemlerinden kurumun
amaç ve hedeflerini gerçekleştirmeye yardımcı olacak yeni bilgiler üretebilmek için bilginin
doğru, tam ve istenilen nitelikte olmasının yanında bu bilgiye yetkili kişilerin rahatça ve
hızlıca ulaşabilmesi gerekmektedir. Eğer istenilen bilgi zamanında onu değerlendirecek
kişiye gelmiyorsa ya da birçok prosedürle birlikte elde edilebiliyorsa, o bilgiden yeni
bilgilerin üretilmesi verimli olmayacaktır. Bu kapsamda 17-25 Aralık 2013 sonrası bilgi
işleyen ve üreten birimlere getirilen birçok personel ve yöneticinin bilgileri paylaşmaktan
39
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
endişe ettikleri ya da paylaşmak istemedikleri görülmektedir. Hatta bu konuda çekinceler
o kadar ileriye gitmektedir ki yan odada çalışmaya giden bir yönetici odasının kapısını
kapatmadan odasından uzaklaşamadığı görülmektedir.
40
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
ÇALIŞAN VE İŞ İLİŞKİLERİ
İnsan geçmiş yaşantıları, aile yaşantıları, meslek yaşantıları ve gelecek yaşantılarıyla
(beklenti, amaç, hedef ve hayalleri) bir bütündür. Bu yaşam alanlarının birinde veya bir
kaçında meydana gelen sorun veya sorunlar tüm yaşam alanlarını hatta ilişki içinde
bulunduğu diğer insanları olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Günümüz hayat koşulları bu
yaşam alanlarından meslek yaşantısını insanların yaşam kalitesini etkileyecek kadar önemli
hale getirmiştir. İşyeri, bireylerin ev ortamından sonra zamanlarının çoğunluğunu geçirdiği
sosyal ortamdır. Bu durum, Emniyet Teşkilatında çalışan bireyler için biraz farklılık arz
etmektedir. Emniyet Teşkilatı çalışanları, diğer kurum çalışanlarına göre iş ortamında daha
fazla zaman geçirmektedirler. Çalışma şartları, hiyerarşik yapı, yetki ve sorumluluk
durumu, işin niteliği, çalışma ortamı insanın ruhsal durumunu önemli derecede
etkilemekte, bu durumlarda yaşanan olumsuzluklar bireyin iş doyumu ve motivasyonunu
düşürmekte, yoğun iş stresine sebep olmakta ve ilişkilerinde çatışmalara yol açmaktadır.
Bu tür sorunlar yaşayan bireylerin mutlu bir yaşam sürmeleri, başarılı ve üretken olmaları
düşünülemez. Emniyet Teşkilatında çalışan personelin ailesi, meslektaşları ve hizmet
götürdüğü insanlarla etkin, mutlu, başarılı ve üretken bir yaşam sürebilmesi için belirtilen
sorunların önemsenmesi ve
çözümler
bulunması VERİLEN SÖZLER:
gerekmektedir.
“Polisimiz Kahramanlık Destanı Yazdı”
17-25 Aralık öncesi ve “Polisin Özlük Haklarını Düzelteceğiz”
sonrasında
Emniyet
Teşkilatında
personel
ilişkileri kapsamında da
önemli
farklılıklar
bulunmaktadır.
Bu
farklılıklar
çözüm
bulunmaması
ve
yeni
sorunların
üretilmesinden
kaynaklanmaktadır.
Bu
raporda, personel ve iş
ilişkileri
sosyo-ekonomik
faktörler ile örgütsel ve
yönetsel
motivasyonel
45
faktörler başlıkları altında
incelenecektir.
41
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Sosyo-Ekonomik Faktörler
Ödül ve taltifler, ek göstergeler/emeklilik gibi özlük haklarının düzeltilmesi ile fazla
çalışmanın önlenmesi ve fazla çalışma karşılığında ücret verilmesi gibi sosyo-ekonomik
faktörler Emniyet Teşkilatı personelini ilgilendiren önemli konuların başında gelmektedir.
Hükümet yetkililerinin her seçimden önce söylediği “polise 3600 ek gösterge
verilecek ve özlük hakları düzeltilecek” sözleri 2014 yılı polis haftasında da bizzat dönemin
Başbakanı Erdoğan tarafından dile getirildi. Ancak, özlük haklarında iyileştirme ile ilgili
AKP’liler ve muhalefet partileri tarafından verilen önergelerin bizzat AKP’li üyeler
tarafından reddedilmesi polislerde hayal kırıklığına neden olmuştur. Aynı zamanda özlük
hakları daha iyi olan diğer güvenlik güçlerine polis haftasında ek ödeme yapılması polisleri
daha da üzdü. Başbakan Sayın Davutoğlu’nun açıkladığı güvenlik paketinde de polisin
3600 ek gösterge sorunu ve emeklilik haklarına ilişkin bir hükmün olmaması, buna mukabil
disiplin cezaları, soruşturmalar, atamalar ve meslekten atılmalar yönünden personel
aleyhine birçok hükmün bulunması polisleri üzmüştür.
Personel
ve
iş
ilişkileri
bağlamında
Emniyet Teşkilatında önemli
sorunlardan bir diğeri de
polisin gerekçe olmadan,
koşulları
ve
sınırları
belirlenmeden
fazla
çalışması ve bu çalışmalar
karşılığında özlük haklarını
alamamasıdır. Bu kapsamda
17-25 Aralık 2013 öncesi
Emniyet Teşkilatı’nda İl
Emniyet Müdürlerinin kendi
inisiyatifleri ve bu alanda
çalışan
akademisyenlerin
desteği ile önemli aşamaya
gelinmişti. Polisin insan
sağlığı
ve
psikolojisine
uygun
ve
ergonomik
çalışabildiği
ergonomik
vardiya sistemi 36 ilde
uygulanmaya başlanmıştı.
Bu uygulamalar öncelikle polis merkezi gibi en çok yıpranan polislerin çalıştığı
birimlerde uygulanmaya başlanmıştı. Ayrıca 17-25 Aralık 2013 öncesi İçişleri Bakanı İdris
Naim Şahin zamanında, fazla çalışma karşılığı ücret ödenmesine ilişkin yasal düzenleme
42
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
girişimi de İçişleri Bakanının görevden alınması ile askıya alındı. Bununla birlikte 17-25 Aralık
2013 sonrası bütün İl Emniyet Müdürlerinin değişmesi ile birlikte ergonomik vardiya
sisteminin illerde uygulanmasından vazgeçilmiş ve fazla çalışma karşılığında ücret
verilmesi gündemden tamamen düşmüştür. Nitekim Başbakan Sayın Davutoğlu’nun
açıkladığı güvenlik paketinde polisin fazla çalışma sorununun çözülmesine yönelik hiçbir
girişim bulunmamaktadır.
Örgütsel ve Yönetsel Motivasyonel Faktörler
Emniyet Teşkilatında personel ve iş ilişkileri bağlamında önemli unsurlardan birisi
de örgütsel ve yönetsel motivasyonel faktörlerdir. Örgütsel ve yönetsel motivasyonel
faktörler olarak personele sorumluluk verme, üstlerce takdir edilme, kararlara katılmayı
sağlama, etkili iletişim, tutarlı davranma, personeli bilgilendirme ve fiziksel koşulların
iyileştirilmesi 46 bu faktörler arasında sayılabilir.
Emniyet Teşkilatında personele sorumluluk verme, kararlara katılmayı sağlama,
etkili iletişim, tutarlı davranma, personeli bilgilendirme ve fiziksel koşulların iyileştirilmesi
bakımından 17-25 Aralık 2013 öncesi ile sonrası arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Bu kapsamda 17-25 Aralık 2013 öncesi tutarlı davranma, kararlara katılmayı sağlama
ve etkili iletişim, personeli bilgilendirme ve fiziksel koşulların iyileştirilmesi yönetimin
öncelikli gündemlerinden idi. Bu kapsamda yönetim uygulamaları yıllarca tutarlı olarak
uygulanmakta idi. Fiziksel koşulların iyileştirilmesi bağlamında özellikle riskli alanlarda
nöbet kulübelerinin zırhlı ve konforlu hale getirilmesi dikkat çeken uygulamalardandı.
Personeli bilgilendirme ve etkili iletişim konusunda da eksiklikler hissedilmiş ve bu konuda
“personel verimliliği” konulu genelge hazırlanarak
Genel Müdür imzalı yayımlanmıştır. Bunun yanında
Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünce Genel Müdürlük
faaliyetlerine ilişkin görsel bir bülten hazırlanarak her ay
elektronik ortamda bütün personele ulaşması
sağlanmıştır. 17-25 Aralık 2013 sonrasında ise bu
uygulamalarda önemli oranda geriye dönüş yaşanmıştır.
Bu önemli uygulamalar Emniyet Teşkilatının ve İçişleri Bakanlığı’nın üst yöneticilerinin
gündeminden tamamen çıkmıştır. Kararlarda tutarlılık, personelin koşullarını iyileştirme,
üstlerce takdir edilme ve personelle etkili iletişim gündemlerin arka sıralarında dahi yerini
bulamamıştır.
43
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
İNSAN KAYNAKLARI UYGULAMALARI
VE KAMU KAYNAKLARININ
KULLANIMI İLİŞKİSİ
Bütün kamu kurumlarında olduğu gibi Emniyet Teşkilatı yıllardır nitelikli uzman
yöneticiler yetiştirmek üzere yurtdışına personel göndermektedir. Bunun yanında yüzlerce
personel yurt içinde de Polis Akademisinin yanında bütün üniversitelerin Emniyet
Teşkilatının görev alanlarını ilgilendiren bölümlerinde mastır ve doktora programlarına
katılarak kendilerini yetiştirmişler ve birikimlerini mesleki hayata geçirmişlerdir.
1.Sınıf Emniyet Müdürlerinin Zorunlu Emekliliği
Bunun yanında her rütbeli personelinin polis koleji ve polis akademisinde temel
eğitim ve 4’er yıllık lisans eğitimi ile görev esnasında sistematik olarak verilen terfi ve
uzmanlık eğitimleri boşa çıkmış olacaktır. Bu kapsamda bir polis yöneticisine ortalama 1.
Sınıf Emniyet Müdürü olana kadar yaklaşık (kolej, akademi ve hizmet içi eğitim) 168.645
lira kamu kaynaklarından harcama yapılmaktadır. Personelin eğitim giderleri kapsamında
168 milyon israf edilecektir. Ayrıca 44 yaşında resen erken emekliliğe sevk edilmek sureti
ile Teşkilat ’tan bağı koparılan bir personele yaş haddine kadar 16 yıl boyunca her ay
çalışmadan 1700 lira fazla ödeme yapılacaktır. Bu kapsamda kamu kaynaklarından
emekliye sevk edilmesi öngörülen sadece 1200 1. Sınıf Emniyet Müdürü için 391 milyon
israf edilecektir. Böylece toplamda yaklaşık 560 milyon lirayı aşkın bir kamu kaynağı israf
edilecektir.
Branşlı Ve Uzman Personelin Alanları İle İlgisi Olmayan Alanlara Aktarılması
Bunun yanında kamu kaynaklarının önemli oranda israf edildiği bir diğer alanda
branşlı ve uzman personelin alanları ile ilgisi olmayan alanlara aktarılmasıdır. Branşlı
personelin alanında uzmanlığı kazanabilmesi için ise temel branş eğitimlerinin yanında
aylar süren uzmanlık eğitimlerini almaları gerekmektedir. Bu eğitimler bazı branşlarda
yıllar alabilmektedir.
17-25 Aralık 2013 sonrası insan kaynakları alanlarında yapılan yanlış insan kaynakları
uygulamaları özelde Emniyet Teşkilatının genelde ise Türk halkının önemli kaynaklarının
israfı anlamına gelmektedir. Kamu kaynaklarının israfı noktasında hiçbir kamu görevlisinin
bir hak veya yetkisinin olmamasına rağmen bunun pervasızca yapılabilmesi ayrıca endişe
verici olarak gözükmektedir.
44
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Bu kapsamda sadece branşlı
ve uzman 2900 personel 17-25 Aralık
2013 sonrası branşlı birimlerden
alınarak uzmanlık ve özel yetenek
alanı ile hiç ilgisi olmayan alanlarda
istihdam edilmiş bu personelin
uzmanlık alanları ile ilgili almış
oldukları 750 bin ders saatlik
uzmanlık bilgisi ve tecrübeleri yok
sayılmıştır.
Bu kapsamda birçok olumsuz örnek
vardır. Yurt içi ve yurt dışında bir yıllık
pilotluk uçuş eğitimi alan 10 personelin, eğitimlerine iki hafta kala hiçbir gerekçe
gösterilmeden eğitimlerine son verilmesi ve pilot ihtiyacının karşılanması için sözleşmeli
pilot ilanına çıkılmasının asgari kamuya maliyeti 7 milyon liradır.
Özel nitelik ve beceri gerektiren bu eğitimler için harcanan milyonlarca liranın
yanında çok uzun süreler ve tecrübeler de israf edilmektedir. 4 yıl süren kriminal inceleme
uzmanlık eğitimlerini tamamlamış 184 personelin uzmanlıkları ile ilgisi olmayan birimlerde
istihdam edilmesi ile en az 6.180 milyon lira israf edilmiştir. Bu örnekler sayılamayacak
kadar çoğaltılabilir. 17-25 Aralık 2013 sonrası sadece branşlı ve uzman 2900 personelin
alanları ile ilgisi olmayan başka birimlerde istihdam edilmesi ile en az 570 milyon lira israf
edilmiştir.
Personelin İller Arası Yer Değişikliği
17-25 Aralık 2013 sonrası 80 bin personel iller ve birimler arası yer değişikliğine tabi
tutulmuştur. İller arası yer değişiklikleri için her bir personele ailesi ile birlikte ortalama 3
bin lira harcırah ödenmektedir. Bu kapsamda kamu kaynaklarından 240 milyon lira israf
edilmiştir.
İsraf Edilen Kamu Kaynakları
1. Sınıf Emniyet Müdürlerinin emeklilik süreleri gelmeden zorunlu emekli edilmeleri,
branşlı ve uzman 2900 personelin başka birimlerde istihdam edilmeleri ve personelin iller
arası yer değişikliği ile Emniyet Teşkilatı’nın, dolayısı ile Türk Halkının kaynaklarından
yaklaşık 1 milyar 200 milyon lira israf edilmiştir.
Polisin emekliliğine ilişkin özlük hakları sorunlarının giderilmediği, gece ve gündüz
olmak üzere haftalık ortalama 65 saat çalıştığı ve bunun karşılığını saat başı ücret şeklinde
alamadığı ve kamu çalışanlarına zam yapılmadığı buna karşın elektriğe, doğalgaza zam
yapıldığı, vergi oranlarının önemli oranda artırıldığı bir zaman diliminde 1 milyar 200 milyon
liralık bu kamu kaynağının israf edilmesinin modern insan kaynakları uygulamaları ile
bağdaşmayacağı değerlendirilmektedir.
45
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Devlet, vatandaşının huzurunu, mutluluğunu ve refahını temin etmek amacıyla
değişik fonksiyonları ifa etmek için örgütlenmiş devasa bir örgüttür. Bu fonksiyonların
başında vatandaşın güvenlik ihtiyacının temini gelmektedir. Bu görev, devletin asla
vazgeçemeyeceği ve ihmal edemeyeceği bir işlevdir. Bu işlevin sağlıklı ve vatandaşını
tatmin edecek bir şekilde ifası, devletin tüm sistem ve kurumlarıyla demokratik ve hukuk
kurallarına bağlı olmasının yanında, bu işlevi gerçekleştirecek Emniyet Teşkilatının işini iyi
yapmasına bağlıdır.
Demokrasinin tam olarak işlemediği ve demokratik anlayışın henüz
içselleştirilemediği ülkemizde, hukuk zaman zaman değişik bahanelerle askıya
alınmaktadır. İktidarın 17-25 Aralık operasyonlarını “hükümete darbe” olarak görmesi
karşılığında, bu süreçte özellikte Emniyet Teşkilatında yapılan uygulamalar, “hukuka
darbe” olarak nitelendirilebilir. Bu süreçte sayıları on binlerle ifade edilen personel
çalıştıkları birimlerde görev süreleri dolmadığı halde ve mevzuata aykırı olarak zaman dışı
tayine tabi tutulmuş, terfi ettirilmemiş, haklarında soruşturmalar açılmış, bir kısmı
meslekten ihraç edilmiş, maddi ve manevi olarak sıkıntılara maruz bırakılmışlardır. Kurum
içi haksız ve hukuksuz uygulamalar personeli birbirine düşman hale getirmiş, polis 1982
ihtilali öncesi yıllarda yaşanan kendi içindeki kutuplaşma sürecini tekrar yaşar hale
getirilmiştir.
Bu süreçte bunun yanında en az 1 milyar 370 milyon lira kamu kaynakları israf
edilmektedir.
Birçok uygulamanın anayasaya ve daha önceki anayasa mahkemesi
kararlarına açıkça aykırı olduğu bu uygulamalar ile Türk halkının öz sermayesi olan kamu
malları hakkında siyasilerin bu şekilde israf tasarrufları da bulunma hakları
bulunmamaktadır. Bunun hukuki ve vicdani sorumluluklarının da bulunması gerekir.
46
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1
http://smyo.karabuk.edu.tr/akademik_personel/Ders_icerikleri/SIL202_INSAN_KAY_YON.doc?
(E.T.: 03.11.2014)
2
Acar, 2013: 89
3
http://sozcu.com.tr/2014/gundem/polis-kolejinde-ogrenci-kiyimi-552250/ (E.T.: 03.11.2014)
4
Emniyet Genel Müdürlüğü Adına Yükseköğretim Kurumlarında Okutulacak Öğrencilere
Dair Yönetmelik Resmî Gazete Tarih:22/05/2013 Sayı: 28654
5
Emniyet Genel Müdürlüğü Adına Yükseköğretim Kurumlarında Okutulacak Öğrencilere
Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmî Gazete Tarih:09/08/2014
Sayı: 29083
6
Emniyet Genel Müdürlüğü Adına Yükseköğretim Kurumlarında Okutulacak Öğrencilere
Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmî Gazete Tarih:12/09/2014
Tarih sayı: 29117
7
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu Kabul Tarihi: 4/6/1937 Yayımlandığı R.Gazete: Tarih:
12/6/1937 Sayı: 3629
8
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Kabul Tarihi: 14/7/1965 Yayımlandığı R.Gazete: Tarih:
23/7/1965 Sayı: 12056
9
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği, Resmi Gazete Tarihi: 25.08.2011 Resmi
Gazete Sayısı: 28036
10
3 Mart 2014 tarih ve 28930 Sayılı Resmi gazetede yer alan “Emniyet Hizmetleri Sınıfı
Branş Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”
11
http://www.internethaber.com/geri-dondu,-tabancasini-alip-ates-etti-695304h.htm (E.T.:
03.11.2014)
12
http://www.gazetevatan.com/polislere-2--sark-gorevi---kimler-muaf--519872-gundem/
erişim tarihi: 03.10.2014
13
Personel Mevzuatı Uygulama Rehberi 2013.sayfa:54. Emniyet Genel Müdürlüğü
14
Personel Mevzuatı Uygulama Rehberi 2013.sayfa:265. Emniyet Genel Müdürlüğü
15
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği. Madde:5 Resmî Gazete Tarih:5 Ağustos 2011
Sayı : 28036
16
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği. Madde:8 Resmî Gazete Tarih:5 Ağustos 2011
Sayı : 28036
17
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği madde 17.
Resmî Gazete Tarih:11/9/1992, Sayı : 21342
18
Mehmet Altundiş, Hukuki Güvenlik İlkesi, Yasama dergisi, Sayı:10
http://www.yasader.org/web/yasama_dergisi/2008/sayi10/Hukuki_Guvenlik_Ilkesi.pdf
19
Mehmet Altundiş, Hukuki Güvenlik İlkesi, Yasama dergisi, Sayı:10
http://www.yasader.org/web/yasama_dergisi/2008/sayi10/Hukuki_Guvenlik_Ilkesi.pdf
20
Mehmet Altundiş, Hukuki Güvenlik İlkesi, Yasama dergisi, Sayı:10
http://www.yasader.org/web/yasama_dergisi/2008/sayi10/Hukuki_Guvenlik_Ilkesi.pdf
47
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
Yücel Oğurlu, İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu,
Ankara, 2003, s. 39. Akt: Mehmet Altundiş, Hukuki Güvenlik İlkesi, Yasama dergisi, Sayı:10
http://www.yasader.org/web/yasama_dergisi/2008/sayi10/Hukuki_Guvenlik_Ilkesi.pdf
22
Ergun Özbudun, Türk Anayasa Huku-ku, 7. Baskı, Ankara, 2002, Akt: Mehmet Altundiş,
Hukuki Güvenlik İlkesi, Yasama dergisi, Sayı:10
http://www.yasader.org/web/yasama_dergisi/2008/sayi10/Hukuki_Guvenlik_Ilkesi.pdf
23
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği. Resmî
Gazete Tarih:11/9/1992, Sayı : 21342
24
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Branş Yönetmeliği. Resmî Gazete Tarih:5 Ağustos 2011 Sayı :
28036
25
http://www.memurlar.net/haber/474647/ (E.T.: 03.11.2014)
26
http://www.memurlar.net/haber/474647/ (E.T.: 03.11.2014)
27
2/10/2014 tarihli ve E.: 2014/149, K.: 2014/151 sayılı AYM Kararı
28
http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2577.pdf
29
Rout, B. (2003). "An Examination of Resourcing and Scheduling within the RCMP."
Simon Fraser University. University of Alberta, a thesis submitted in partial fulfillment.
http://people.math.sfu.ca/~goddyn/Theses/routMScThesis.pdf (E.T.: 15.08.2014)
30
Necdet Kenar, (2005), İşgücü Verimliliği Nedir? Nasıl Artar?
http://www.messegitim.com.tr/ti.asp?eid=582
31
Emniyet Teşkilatı Kanunu (3201 sayılı) Ek Madde 31’in madde gerekçesi
32
Bakioglu, A. ve İnandı, Y. (2001) Öğretmenin Kariyer Gelişiminde Müdürün Görevleri.
Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi. Güz 2001.
33
Sümer, http://in.da.dripod.com akt: Bakioglu, A. ve İnandı, Y. (2001) Öğretmenin Kariyer
Gelişiminde Müdürün Görevleri. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi. Güz 2001.
34
Ölçer, Ferit. "İşletmelerde kariyer yönetimi." Amme İdaresi Dergisi 30.4 (1997): 87-103.
35
İşcan, Ö. F., (2000). Stratejik Yönetim ve İşgören Eğitimi. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve
İdari Bilimleri Fakültesi Dergisi, 1, 126.
36
Pehlivan, İ. (1997). Örgütsel ve Bireysel Gelişme Aracı Olarak Hizmet İçi Eğitim. Amme
İdaresi Dergisi, 30, 105-120.
37
Gürcan, B. (2005). Emniyet Teşkilatında Hizmet içi Eğitim Faaliyetleri ve Polis Eğitim
Merkezleri. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Bursa.
http://joy.yasar.edu.tr/makale/no7_vol2/10_ozturk.pdf, (Erişim Tarihi: 28.02.2010).
38
Gürcan, B. (2005). Emniyet Teşkilatında Hizmet içi Eğitim Faaliyetleri ve Polis Eğitim
Merkezleri. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Bursa.
http://joy.yasar.edu.tr/makale/no7_vol2/10_ozturk.pdf, (Erişim Tarihi: 28.02.2010).
39
Türkiye’de Polis Temel Eğitiminde Sorunlar ve Çözüm Önerileri Proje Raporu, (2010),
Polis Akademisi Başkanlığı Yayınları
40
Türkiye’de Polis Temel Eğitiminde Sorunlar ve Çözüm Önerileri Proje Raporu, (2010),
Polis Akademisi Başkanlığı Yayınları
41
Muş, E. & Hekim, H. (2014). Türkiye’de Güvenlik Hizmetlerinin Vatandaş Memnuniyeti
Açısından Değerlendirilmesi Raporu.. http://gusam.org/gusam-rapor-turkiyede-guvenlikhizmetlerinin-vatandas-memnuniyeti-acisindan-degerlendirilmesi/ GÜSAM (Güvenlik
Stratejileri Araştırma Merkezi), Ankara
42
İnce, M. (2006). Değişim Olgusu ve Örgütlerde İnsan Kaynakları Yönetiminin Değişen
Fonksiyonları. http://www.sosyalbil.selcuk.edu.tr/sosmak/makaleler/mehmet%20%c 4%b
0nce/319-340.pdf
21
48
17/25 Aralık Sürecinin Emniyet Teşkilatının İnsan Kaynakları Uygulamaları Üzerine Etkisi
43
Saldamlı, A. (2008). ‘İnsan kaynakları yönetiminde bilişim teknolojisinin kullanımına
yönelik bir araştırma: Tekirdağ örneği’. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
Yıl:7 Sayı:13 Bahar 2008 s.239-263
44
Öge, S. (2004). Elektronik İnsan Kaynakları Yönetimi’nde İnsan Kaynakları Enformasyon
Sistemi’nin Önemi ve Temel Kullanım Alanları 3.Ulusal Bilgi, Ekonomi ve Yönetim Kongresi
Bildirileri. iibf.ogu.edu.tr/kongre/bildiriler/03-02.pdf
45
Emniyet Teşkilatında Motivasyon Araçları: İstanbul İli Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğü
Örneği. Erşahıs, Ü., Polis Teşkilatında İnsan Kaynakları Yönetimi. (2010). Polis Akademisi
Yayınları
46
Emniyet Teşkilatında Motivasyon Araçları: İstanbul İli Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğü
Örneği. Erşahıs, Ü., Polis Teşkilatında İnsan Kaynakları Yönetimi. (2010). Polis Akademisi
Yayınları.
49
Download

Raporun TAMAMINI indirmek için Tıklayınız