İSKOÇYA’DA DÜZENLENMESİ ÖNGÖRÜLEN BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU
1. İskoçya’da 18 Eylül 2014 tarihinde bağımsızlık referandumu düzenlenecektir. Konu, hem
İskoçya’da hem de İngiltere’de gündem teşkil etmekte ve muhtemel etkileri göz önünde
bulundurularak uluslararası toplum tarafından da takip edilmektedir.
2. İskoçya’ya, İskoçya’yı referanduma taşıyan sürece ve mevcut duruma ilişkin temel veriler
aşağıda sunulmaktadır:
a. İstatistikî Veriler:
(1) İskoçya; İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda ile birlikte Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda
Birleşik Krallık’ı oluşturan dört ülkeden biridir. İskoçya, 77.900 km² yüzölçümü ile Birleşik Krallık’ın
toplam yüzölçümünün yaklaşık %32,3’ünü; 27 Mart 2011 tarihinde yapılan son nüfus sayımı
verilerine göre 5.295.400 olarak kaydedilen nüfusu ile de Birleşik Krallık’ın toplam nüfusunun
yaklaşık %8,4’ünü oluşturmaktadır. Yüzölçümü ve nüfus oranının da ipucu verdiği şekilde İskoçya,
nüfus yoğunluğu düşük bir ülkedir; nitekim 2010 yılı verilerine göre km² başına 67 kişi ile 4 ülke
arasında en düşük nüfus yoğunluğuna sahip olan İskoçya’dır. 1
(2) İskoçya’da kullanılan temel dil İngilizce olmakla birlikte İskoçça ve İskoç Galcesi de
kullanılmaktadır. 2001 nüfus sayımı sonuçlarına göre İskoçya’da 65.674 kişi, bir diğer ifadeyle
nüfusun yaklaşık %1,3’ü Galce konuşabilmekte, yazabilmekte ya da okuyabilmektedir. İskoç
kimliğinin önemli bir parçası olarak kabul edilen İskoçça ile ilgili nüfus sayımı kaynaklı bu tarz bir
veri bulunmamaktadır, zira Birleşik Krallık Hükümeti’nin 2001 yılında onayladığı Bölgesel veya
Azınlık Dilleri Avrupa Şartı çerçevesinde Hükümet tarafından bir dil olarak mütalaa edilmeye
başlanan İskoçça ile ilgili bir soruya ilk kez 2011 tarihinde yapılan nüfus sayımında yer verilmiş
olup, bu soruyla ilgili veriler henüz açıklanmamıştır. 1996 yılında yapılan İskoçya kaynaklı resmi bir
çalışmada ise yaklaşık 1,5 milyon kişinin bu dili konuşabildiği ifade edilmiştir.2
(3) 2011 nüfus sayımının 21 Mart 2013 tarihinde açıklanan verilerine göre, İskoçya’da 65
yaş ve üzeri nüfus ilk kez 15 yaşın altındaki nüfustan fazladır. Sayım sonuçlarına göre İskoçya
nüfusunun %17’si 65 yaş ve üzeri kişilerden oluşurken, nüfusun %16’sı 15 yaşın altındadır.
(4) 2011 nüfus sayımının din ile ilgili verileri İskoçya için henüz açıklanmamıştır. 2001
nüfus sayımı sonuçları ise %42,4’ü İskoçya Kilisesi’ne3 bağlı olmak ve %15,9’u da Katolik olmak
1 Birleşik Krallık ulusal istatistik enstitüsü web sitesi:www.ons.gov.uk ve İskoçya nüfus sayımı sonuçlarına ilişkin web
sitesi: www.scotlandscensus.gov.uk
2 Avrupa Konseyi web sitesi: https//wcd.coe.int/Viewdoc.jsp?id=115181&Site=COE
3 İskoçya’da 16’ıncı yüzyıl reform hareketi sırasında Presbiteryen inancını benimseyen ulusal kilise.
1/13
üzere İskoç halkının %65’inin Hıristiyan olduğunu göstermektedir. Bahse konu sayım sonuçlarına
göre, İskoçya nüfusunun %27,6’sı herhangi bir dine mensup değildir.4
(5) Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi’nin 29 Mayıs 2012 tarihli verilerine göre 2010
yılında Birleşik Krallık’ta 15.727 £ olarak kaydedilen kişi başına düşen brüt harcanabilir gelir, aynı
yıl için İngiltere’de 15.931 £, İskoçya’da 15.342 £, Galler’de 13.783 £ ve Kuzey İrlanda’da 13.554 £
olarak kaydedilmiştir.
(6) 13 Mart 2013 tarihli verilere göre, 2011 yılında Birleşik Krallık’ta 1.340.627 milyon £
olarak gerçekleşen toplam “Brüt Katma Değer”in5 %85,8’ini İngiltere, %8,2’sini İskoçya, %3,6’sını
Galler ve %2,3’ünü Kuzey İrlanda oluşturmaktadır.6
(7) Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi tarafından 13 Mart 2013 tarihinde Bölgesel
Ekonomik Göstergeler başlığı altında yayımlanan verilere göre, 2012 yılının son çeyreğinde işsizlik
oranları İngiltere’de %7,86, İskoçya’da %7,71, Galler’de %8,64 ve Kuzey İrlanda’da %7,84 olarak
kaydedilmiştir.
b. İskoçya’nın Birleşik Krallık’ın Parçası Haline Gelmesinin Tarihçesi:
(1) İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’in varis bırakmadan ölmesi üzerine, kraliçenin en yakın
akrabası olarak İskoçya Kralı VI. James tahta geçmiştir. I.James adıyla 1603 yılında taç giyen
kral, İskoçya ile birlikte, İngiltere’yi, 12’inci yüzyıldan beri değişen derecelerde İngiliz tacı altında
bulunan İrlanda’yı ve 1536’da İngiltere ile siyasi olarak birleşen Galler’i Londra’dan yönetmeye
başlamıştır.
(2) I.James’in, İngiltere ve İskoçya’yı hukuki ve siyasi olarak tam bir birlik haline getirme
arzusu, İngilizlerin kimliklerini kaybetme korkusu nedeniyle gerçekleşememiştir. “Taçların Birliği”
olarak adlandırılan bu dönemde iki ülke bir tek kral altında ayrı ayrı varlıklarını sürdürmeye devam
etmiştir. Bununla birlikte, müteakip birleşme sürecinin temelinin bu dönemde atıldığını söylemek
yanlış olmayacaktır. Nitekim, I.James İngiltere Kralı olmasaydı, İngiltere ve İskoçya’nın modern
ulus devletler olarak ayrı ayrı gelişimlerini sürdüreceklerini savunanların mevcudiyeti bu düşünceyi
doğrular niteliktedir.
(3) Birleşme yolundaki ikinci adım, 1707 yılında önce İskoç Parlamentosu, daha sonra
İngiliz Parlamentosu tarafından kabul edilen Birleşme Yasası (Act of Union) ile atılmıştır. Bahse
konu yasa ile birleşen iki krallık tek bir parlamento ile yönetilecekti. Fransızlarla uzun süren
savaşlardan yorgun düşen İngilizler, bu birleşme vasıtasıyla ülkelerinin tek kara sınırından
4
www.scotland.gov.uk/Publications/2005/02/20757/53570
faaliyetinde bulunan herhangi bir birim tarafından meydana getirilen değeri ifade eden brüt katma değer,
ürünün değerinden üretim için gerekli olan ara tüketimin değerinin çıkarılması ile bulunur ve ekonomik performansın en
önemli göstergelerinden biridir. (stats.oecd.org/glossary/detail.asp?ID=1184) Ayrıca, Brüt Katma Değer + ürünler
üzerindeki vergiler - ürünler üzerindeki teşvikler=Gayrisafi Yurtiçi Hasıla formülü de brüt katma değer ile gayrisafi yurtiçi
hasıla
ilişkisini
açıklamaktadır.
(www.ons.gov.uk/ons/guide-method/method-quality/specific/economy/nationalaccounts/gva/relationship-gva-and-gdp/gross-value-added-and-gross-domestic-product.html)
6 www.ons.gov.uk/ons/dcp171778_291684.pdf
5Üretim
2/13
gelebilecek olası bir tehdidi bertaraf etmiş ve bir ada devlet olmanın savunmada sağlayabileceği
üstünlüğe kavuşmuş oluyorlardı. İskoçlar ise bu birleşme ile hem İngiltere’deki, hem de İngiliz
kolonilerindeki piyasalara serbest giriş hakkı elde etmiş oluyorlardı. Bu birleşme sonrasında
oluşan yeni krallık Büyük Britanya olarak adlandırılmıştır. İskoçlar bu birleşmeden sonra tacı ele
geçirmek üzere en önemlileri 1715 ve 1745 tarihlerinde olmak üzere birkaç kez ayaklanmışlarsa
da başarılı olamamışlardır.
(4) İngiltere ve İskoçya’nın birleşmesinden yaklaşık 100 yıl sonra 1800’de çıkarılan yeni
bir Birleşme Yasası ile İrlanda Parlamentosu da dağıtılmış ve tıpkı İskoç parlamenterlere olduğu
gibi İrlandalı parlamenterlere de Birleşik Krallık Parlamentosu’nda temsil hakkı verilmiştir. Bu
gelişme ile oluşan yeni ülkenin adı ise Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı olmuştur.
(5) Bu birleşme sürecinin, en azından şimdilik son adımı ise, 1922 yılında İrlanda
Adası’nın güneyinde bağımsız İrlanda Cumhuriyeti’nin kurulması ve Ada’nın kuzeyinin Birleşik
Krallık’a bağlı kalması ile atılmıştır.
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı
c. Birleşik Krallık ile İskoçya İlişkilerinde 1900’lerden Günümüze Kadar Yaşanan ve
Bağımsızlık Referandumu Kararına Götüren Gelişmeler:
(1) İskoçlar, kendi kültürleri ve geleneklerine bağlı, geçmişlerini sürekli canlı tutan,
İngilizlerden farklı olduklarını vurgulayarak ulusal kimliklerini ön plana çıkaran ve tarihe önem
veren bir millet olagelmiştir. Bununla birlikte, İskoç milliyetçiliğinin somut sonuçlar doğuracak
biçimde canlanması ancak 20’nci yüzyılda gerçekleşmiştir. Konjonktürün, tam bağımsızlık
hedefiyle 1934’te kurulan SNP’nin izlediği politikaların, 1970’lerde Kuzey Denizi’ndeki petrol ve
doğalgaz yataklarının işletilmeye başlanmasının, Margaret Thatcher’ın İskoçya’ya yönelik
tutumunun bu canlanmada etkili olduğunu söylemek mümkündür.
(2) İskoçya’yı bağımsızlık referandumuna taşıyan ilk somut adım, 1978 yılında İskoçya ve
Galler için ayrı ayrı çıkarılan ve yetki devri (devolution) öngören yasalar çerçevesinde 01 Mart
1979 tarihinde yapılan referandum olmuştur. Bahse konu referandumda söz konusu yasa
3/13
hükümlerinin uygulamaya geçirilmesinin istenip istenmediği sorulmuştur. Galler halkının %79,7
“hayır” oyu kullandığı referandumda, İskoçlar %51,6 ile yetki devri öngören yasanın uygulamaya
geçirilmesini desteklemişlerdir. Ancak, ilgili yasaya eklenmiş olan “evet oylarının toplam seçmen
sayısının %40’ını aşması zorunluluğu” nedeniyle referandum sonuçlarına rağmen yetki devri
gerçekleşememiştir.7
(3) Bağımsızlık referandumu yolundaki ikinci önemli adım 1997 yılında gerçekleştirilen
referandum ile atılmıştır. 1997 yılında yapılan genel seçimlerden zaferle çıkan Tony Blair
liderliğindeki İşçi Partisi’nin seçim programında öngörülen Galler ve İskoçya’ya yetki devrine
yönelik olarak bu iki ülkede referandum yapılmıştır. Galler halkına sadece kendi parlamentolarını
isteyip istemedikleri sorulurken, İskoç halkına bu soru ile birlikte, İskoç Parlamentosu’nun vergileri
değiştirme yetkisine sahip olmasını isteyip istemedikleri yönündeki soru da yöneltilmiştir. Galler’de
yapılan referanduma halkın ancak %50,3’ü katılmış ve katılanların %50,3’ü Galler’in kendi
parlamentosuna sahip olması yönünde oy kullanmıştır.8 İskoç halkının ise %60,4’ü referandumda
oy kullanmış ve katılanların %74,3’ü İskoçya’nın kendi parlamentosuna sahip olması fikrini
desteklemiştir. Parlamentolarının vergileri değiştirme yetkisine sahip olmasını savunanların oranı
ise %63,5 olarak gerçekleşmiştir.9
(4) 1997
referandumu
sonuçları
çerçevesinde
1999
yılında
129
üyeli
İskoçya
Parlamentosu kurulmuştur. Sağlanan yetki devri uyarınca, egemen devletin sahip olduğu yasama
ve yürütme yetkilerinin bir bölümü Birleşik Krallık Parlamentosu ve hükümetinden bu
parlamentoya ve parlamentonun seçtiği yürütme organlarına devredilmiştir. Yetki devrinde
hukuken üniter devlet özelliği korunmakta ve merkezi parlamentonun yetki devrini geri çevirmek
veya değişiklik yapmak hakkı bulunmaktadır. Yetki devrinden yararlanan birimlerin egemenliği
yoktur. Ana hatları itibariyle anayasa, savunma, ulusal güvenlik, dış politika, vatandaşlık ve göç
gibi konular Birleşik Krallık Parlamentosu’nun uhdesinde olup, bu konuların dışındaki sağlık,
eğitim, sosyal hizmet, barınma ve ekonomik kalkınma gibi alanlarda İskoçya ve Galler’deki yerel
parlamentolar yasama faaliyetinde bulunabilmektedir.10
(5) İskoçya Parlamentosu’nun açılmasının ardından bağımsızlık referandumuna giden
süreci hızlandıran müteakip gelişme, İskoç milliyetçiliğinin önderliğini yapan İskoçya Ulusal
Partisi(SNP)’nin Mayıs 2007’de yapılan seçimlerden birinci parti olarak çıkması olmuştur.
Kraliçe’nin, İskoçya Birinci Bakanı11 olarak görevlendirdiği SNP Lideri Alex Salmond tarafından
kurulan azınlık hükümeti, bağımsızlık referandumu önerisi içeren taslak bir yasa hazırlamıştır.
Ancak muhalefetin destek vermemesi üzerine bahse konu öneri hayata geçirilememiştir.
7
www.bbc.co.uk/news/special/politics97/devolution/scotland/briefin/79referandums.shtml
www.assemblywales.org/11-017.pdf
9 The 1997 Scottish Referendum:An Analysis of the Results (www.scottishaffairs.org)
10 www.mfa.gov.tr/ingiltere-siyasi-görünümü.tr.mfa
11 İskoçya Birinci Bakanı, İskoçya’nın siyasi lideri ve İskoç Hükümeti’nin başıdır. İskoçya’nın ilk üç Birinci Bakanı İşçi
Partisi’nden olup, İskoçya Ulusal Partisi lideri Alex Salmond İskoçya’nın 4’üncü Birinci Bakanı’dır.
8
4/13
(6) Mayıs 2011 tarihinde yapılan seçimlerde bu kez çoğunluk sağlayarak iktidara gelen
SNP, beş yıllık iktidarı süresince, bağımsızlık referandumu sözü veren manifestosuna bağlı
kalacağını bir kez daha açıklamış, bağımsızlık referandumu ile ilgili çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.
(7) İskoçya’yı bağımsızlık referandumuna taşıyacak son önemli adım, İskoç ve Birleşik
Krallık Hükümetleri arasında yapılan müzakereler sonucunda 15 Ekim 2012 tarihinde İskoçya
Birinci Bakanı Salmond ile Birleşik Krallık Başbakanı Cameron tarafından imzalanan Edinburg
Anlaşması ile atılmıştır. Söz konusu Anlaşma; özetle, referandumun 2014 yılı sonundan önce
gerçekleştirilmesi, tam tarihin İskoç Parlamentosu tarafından belirlenmesi, referandumda
bağımsızlık ile ilgili tek bir sorunun sorulması, sorunun sadece iki cevabı olması, bahse konu
sorunun İskoç Parlamentosu tarafından belirlenmesi ve Seçim Komisyonu12 tarafından gözden
geçirilerek sorunun anlaşılabilirliği hususunda Birleşik Krallık Parlamentosu’na bildirimde
bulunulması, 16 ve 17 yaşındakilerin de referandumda oy kullanabilmelerine ilişkin kararın İskoç
Parlamentosu tarafından alınması hususlarını içermektedir.13
(8) SNP Hükümeti, Edinburg Anlaşması’nda yer alan yukarıda maruz maddeler
çerçevesinde hazırladığı İskoç Bağımsızlık Referandumu Yasa Tasarısı’nı 21 Mart 2013 tarihinde
İskoç Parlamentosu’na sunmuştur. Hâlihazırda ilgili Komite tarafından değerlendirilmekte olan ve
yapılan ilk değerlendirmede Komite tarafından olumlu yaklaşılan tasarıda özetle, referandumda
“İskoçya bağımsız bir ülke olmalı mı?” (Should Scotland be an independent country?) sorusunun
yöneltilmesi ve cevap seçeneklerinin “evet” ve “hayır” olması, daha önce bir gereklilik doğması
durumunda tarihin değiştirilmesi mümkün olacak şekilde referandumun 18 Eylül 2014’te yapılması
ve referanduma 16 ve üstü yaşlardakilerin katılması hususları yer almaktadır.14
d. İskoçya’nın Olası Bağımsızlığı Bağlamında Tartışılan Temel Konular:
(a) İskoç Toplumunun Bağımsızlığa Bakışı:
İskoçya Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından 2012 yılında gerçekleştirilen ve
sonuçları Ocak 2013 tarihinde açıklanan kamuoyu araştırmasına göre İskoç halkının %23’ü
bağımsızlığı desteklerken, %61’i yetki devri yapılacak alanların artırılmasından yanadır.
Bağımsızlık
Yetki Devri
İskoç Parlamentosu’nun Kaldırılması/Sıfır Yetki Devri
12
Birleşik Krallık Parlamentosu tarafından oluşturulan, siyasi partilerin ve seçimlerin finansmanına ilişkin hususları
düzenleyen, seçimlerin ve referandumların başarılı bir şekilde yürütülmesi için çalışan bağımsız bir kurumdur.
13 Anlaşma metni:www.number10.gov.uk/wp-content/uploads/2012/10/Agreement-final-for-signing.pdf
14 www.scottish.parliament.uk/S4_Bills/Scottish Independence Referendum Bill/b25s4-introd.pdf
5/13
Aynı araştırma, esasen bağımsızlık anlamına gelen, “İskoçya ile ilgili tüm kararların
İskoç Parlamentosu tarafından alınması gerektiği” fikrini destekleyenlerin %35; savunma ve
dışişleri dışında tüm alanlarda yetki devrinden yana olanların %32; mevcut durumun muhafazasını
savunanların %24 ve kararların Birleşik Krallık Hükümeti tarafından alınmasını tercih edenlerin %6
olduğunu göstermektedir.15
Bağımsızlık
Azami Yetki Devri
Mevcut Durumun
Muhafazası
Sıfır Yetki Devri
İskoç Parlamentosu’nun her konuda yetkili olması şeklinde formüle edilen bağımsızlık
fikrinin İskoçlar arasında daha fazla taraftar bulmasının dikkat çekici olduğu; yöneltilen soru ile
kamuoyunun yönlendirilebileceğini de gösteren bu durumun, bağımsızlığın; ekonomi, İskoçya’nın
uluslararası kuruluşlardaki üyeliği, Birleşik Krallık ile ilişkilerin geleceği, savunma giderleri gibi
çeşitli alanlardaki belirsizlik ve endişeler nedeniyle İskoç halkının bir kısmını ürkütüyor olmasından
kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
İskoçya’daki çeşitli kamuoyu araştırma şirketleri tarafından gerçekleştirilen daha
güncel araştırmalarda ise bağımsızlığa verilen desteğin %30’un üzerinde olduğu görülmektedir.
Nitekim, referandumda yöneltilecek soruyu 04–09 Şubat 2013 tarihlerinde 1.003 kişiye yönelten
bir kamuoyu araştırmasında %32 “evet”, %52 “hayır” cevabı verildiği; “karar vermediğini” ifade
edenlerin oranının da kayda değer bir şekilde %16 olduğu görülmektedir. Bahse konu araştırmaya
göre, Edinburg Anlaşması’nın imzalandığı Ekim 2012 tarihinden bu yana, bağımsızlığı
destekleyenlerin oranı %4 artarken, karşı çıkanların oranı %3 azalmıştır.16
(b) İskoçya Parlamentosu’ndaki Siyasi Partilerin Görüşleri:
Holyrood olarak adlandırılan ve 129 parlamenterden oluşan İskoç Parlamentosu’nda
İskoçya Ulusal Partisi (69), İşçi Partisi(37), Muhafazakâr Parti(15), Liberal Demokratlar(5) ve
Yeşiller Partisi(2) olmak üzere 5 siyasi parti temsil edilmektedir. Meclis’te 1 bağımsız parlamenter
bulunmaktadır.
15
www.scotcen.org.uk/media/1021487/ssa12tables.pdf
16http://www.ipsos-mori.com/researchpublications/researcharchive/3130/Support-for-independence-bounces-back.aspx
6/13
Bağımsızlık referandumu fitilini ateşleyen SNP, bağımsızlık fikrine odaklı politikalar
yürütmekte ve bağımsızlık için ülkedeki milliyetçi eğilimi artırmaya çalışmaktadır. Referandum
tarihinin, İskoçların İngilizleri yendiği Bannockburn Savaşı’nın 700’üncü yıldönümüne denk
getirilmesinin de bu çabadan kaynaklandığı düşünülmektedir. Financial Times tarafından yapılan
bir araştırmaya atıfta bulunarak17, İskoçya’nın, Londra ve İngiltere’nin güneydoğu bölgesinden
sonra Birleşik Krallık’ın en müreffeh bölgesi olduğunu ve İskoçya’da kişi başına düşen brüt katma
değerin Birleşik Krallık ortalamasının %99’una tekabül ettiğini ifade eden SNP lideri Salmond,
bağımsızlık referandumunu bir neslin hayatında bir kez sahip olabileceği bir imkân olarak
tanımlamaktadır. Kuzey Denizi petrol ve doğalgaz rezervlerinin yaklaşık 1,5 trilyon £ toptan satış
değeri olduğunu ve ulusal kaynaklarının tamamına erişimi durumunda İskoçya’nın, refah seviyesi
bakımından OECD ülkeleri arasında 6’ıncı sırada olacağını savunan Salmond, bu sıralamada
Birleşik Krallık’ın 16’ıncı sırada yer alacağını ifade etmektedir.
SNP Hükümeti tarafından 06 Mart 2013 tarihinde açıklanan İskoçya’nın kamu gelirleri
ve harcamalarına ilişkin verilerde de İskoçya’nın mali olarak Birleşik Krallık’tan daha güçlü olduğu;
2011/2012 döneminde Birleşik Krallık gelirlerinin %9,9’unu sağlayan İskoçya’nın buna karşılık
kamu harcamalarının ancak %9,3’ünü aldığı; Kuzey Denizi petrol ve doğalgaz gelirlerinin nüfus
temelli bir hesaplamada %8,4’ünün, coğrafi temelli bir hesaplamada ise %94’ünün İskoçya
tarafından sağlandığı belirtilmekte ve bağımsızlık referandumunun İskoçya’yı ilgilendiren temel
ekonomik kararların İskoçya tarafından alınması için bir fırsat olduğu vurgulanmaktadır.18
İskoç Parlamentosu’nda SNP dışında bağımsızlığı destekleyen tek parti Yeşiller
Partisi’dir. Ancak Parlamento’daki diğer partiler, İskoçya’nın Birleşik Krallık’ın bir parçası olarak
daha iyi ve daha güçlü bir ülke olacağı; bağımsızlık sonrasında kamu finansmanı, savunma gibi
çeşitli alanlarda bir belirsizlik yaşanacağı; BM Güvenlik Konseyi üyesi Birleşik Krallık’tan ayrılan
bir İskoçya’nın uluslararası etkinliğinin azalacağı; AB üyesi olsa dahi AB’nin üç büyükleri arasında
yer almayacağı için İskoçya’nın diğer büyük AB ülkelerinin belirleyeceği politikalara uymak
zorunda kalacağı gibi argümanlarla bağımsızlığa karşı çıkmaktadırlar.
Bağımsızlık konusunda süre giden bu tartışmalar arasında 4-9 Şubat 2013 tarihlerinde
yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre, geçtiğimiz Ekim ayından bu yana SNP’nin oy oranı %3
artarak %43 olarak kaydedilmiştir.19
(c) İngiliz Toplumunun İskoçya’nın Bağımsızlığına Bakışı:
İskoçya’nın bağımsızlık referandumu konusundaki tartışmalar doğal olarak İskoç
kamuoyuna odaklanmaktadır. Ancak, İngiliz kamuoyunun olası bir ayrılık konusunda ne
düşündüğünün de önem arz ettiği değerlendirilmektedir.
17
http://www.ft.com/cms/s/0/b91d7d4c-2cb9-11e1-8cca-00144feabdc0.html#axzz2QEQLNrf5
Government Expenditure & Revenue Scotland 2011 – 2012: www.scotland.gov.uk/Resource/0041/00415875.pdf
19
http://www.ipsos-mori.com/researchpublications/researcharchive/3130/Support-for-independence-bounces-back.aspx
18
7/13
Sosyal Araştırmalar Ulusal Merkezi tarafından yapılan kamuoyu araştırmasında, 2011
yılında İngilizlerin %26’sının İskoçya’nın bağımsızlığını desteklediği görülmektedir. Bu, 4
İngiliz’den 1’inin İskoçya’nın bağımsızlığına olumlu baktığı anlamına gelmektedir. Kendi
parlamentosuna sahip olan, ancak Birleşik Krallık’a bağlı bir İskoçya fikrini, yani mevcut durumun
korunmasını savunan İngilizlerin oranı ise %44 olarak kaydedilmiştir. Bir parlamentosu olmaksızın
Birleşik Krallık’a bağlı bir İskoçya görmek isteyenlerin oranının %19 olduğu araştırmada
İskoçya’ya daha fazla alanda yetki devredilmesiyle ilgili bir soruya yer verilmemiştir. Bahse konu
araştırmada zikredilen bu verilerin önceki yıllardaki değişimi de aşağıdaki şekilde kaydedilmiştir.
İskoçya Nasıl
Yönetilmelidir?
1997
(%)
Bağımsız
14
21
19
Kendi Parlamentosu ile
Birleşik Krallık’a Bağlı
55
57
Parlamentosu Olmaksızın
Birleşik Krallık’a Bağlı
Bilmiyorum
23
8
Bu
kamuoyu
araştırmasında
1999 2000 2001
(%)
(%)
(%)
2002
(%)
2003
(%)
2007
(%)
2011
(%)
19
19
17
19
26
52
59
51
59
47
44
14
17
11
15
13
18
19
8
11
10
14
11
15
11
yöneltilen
bir
diğer
soru,
İskoçların,
kamu
harcamalarından hak ettiklerinden çok daha fazlasını aldıklarına inananların oranının %22
olduğunu göstermektedir.20 Bu oranın İskoçya’nın bağımsızlığını destekleyenlerin oranına yakın
olması, İskoçya’yı mali bir yük olarak görenlerin bağımsızlığı destekledikleri düşüncesini
doğurmaktadır.
(d) AB ve NATO Üyelikleri:
İskoçya’nın olası bağımsızlığı ile ilgili olarak en çok tartışılan hususlardan biri,
bağımsız bir İskoçya’nın AB ve NATO üyeliğidir.

AB Üyeliği: AB üyeliğinin, Londra’nın vesayetinden çıkıp, Brüksel’in vesayetine
girmek anlamına geleceğini savunarak bağımsız bir İskoçya’nın AB üyeliğine karşı çıkanlar varsa
da, İskoçya Hükümeti AB üyeliğine olumlu bakmaktadır. Birleşik Krallık Hükümeti, bağımsızlık
durumunda İskoçya’nın; AB, NATO gibi kuruluşlara üye olmak için yeniden başvurması gerektiğini
ifade etmesine rağmen, SNP lideri Salmond, uzun süre, bağımsız İskoçya’nın otomatik olarak AB
üyesi olacağını, yeniden başvurması gerekmeyeceğini savunmuştur. Ancak Salmond, 09 Nisan
2013 tarihinde Brookings Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, bağımsızlık referandumunu müteakip
AB içinde devam etmek yönündeki niyetlerini beyan edeceklerini dile getirmiş ve AB ile üyelik
müzakerelerinden bahisle, İskoçya’nın, insanları hâlihazırda AB üyesi olan, AB bütçesine net katkı
sağlayan ve AB müktesebatını uygulayan bir ülke olarak müzakerelere başlayacağını; bağımsızlık
tarihi olarak öngördükleri Mart 2016 tarihine kadar üyelik müzakerelerinin tamamlanabileceğine
20
www.bsa-29.natcen.ac.uk/downloads.aspx
8/13
inandığını ifade etmiştir. Salmond ayrıca, bağımsız İskoçya için takip edilecek en iyi para
politikasının, mevcut koşullarda tek para birimi olarak devam ettirilmesi çok zor olan Avro’yu değil,
neredeyse aynı verimlilik oranlarına sahip oldukları İngiltere’nin para birimi olan “pound”u
kullanmak olduğunu dile getirmiştir.21 Oysa Birleşik Krallık, kendisine tanınmış olan opt-out
(istisnadan yararlanma hakkı - ilgili politikaya katılmama hakkı) imkânı ile Avro bölgesi dışında
kalma hakkına sahiptir. Danimarka’nın da sahip olduğu bu hak, 2004 tarihli genişlemeden bu yana
AB’nin yeni üyelerine tanınmamaktadır. Üyeler, gerekli koşulları sağlamaları halinde Avro
bölgesine katılmak durumundadır. Bu durumda, bağımsız olması ve AB üyesi olup gerekli
koşulları sağlaması halinde İskoçya’nın Avro alanı dışında kalma alternatifine sahip olmayacağı
anlaşılmaktadır.
AB’nin İskoçya’nın bağımsızlığıyla ilgili tutumuna bakıldığında, Birliğin, İskoçya’nın
olası bağımsızlığı konusunda herhangi bir görüş beyan etmekten imtina ettiği görülmektedir.
Nitekim Lordlar Kamarası’nın ilgili komitesinin “İskoçya’nın Bağımsızlığının Birleşik Krallık’a
Ekonomik Etkileri” konusunda Avrupa Komisyonu’ndan görüş talep eden 29 Ekim 2012 tarihli
mektubuna Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso tarafından verilen 10 Aralık 2012 tarihli cevapta,
AB’nin geleceğe yönelik olası senaryolar hakkında yorum yapmaktan kaçındığı ifade edilmektedir.
Bununla birlikte aynı cevabi mektupta, herhangi bir üye ülkenin bir parçasının bağımsız olması
halinde, bağımsız olan ülkenin AB açısından “üçüncü ülke” konumunda olacağı ve AB
Antlaşmaları’nın yeni kurulan bu ülkenin topraklarında geçerliliğini yitireceği belirtilmekte; AB
Antlaşması’nın 49’uncu maddesi çerçevesinde, Antlaşma’nın 2’nci maddesinde belirtilen ilkelere
saygı gösteren her Avrupa ülkesinin üyelik için başvurabileceği ifade edilmektedir.22 Bu ifadeler,
AB’nin, bağımsızlığı halinde İskoçya’yı üçüncü bir ülke olarak kabul edeceğini ve üyelik başvurusu
ile başlayan mutat Birliğe katılım prosedürlerini uygulayacağını göstermektedir.

NATO üyeliği:
Daha önce NATO üyeliğine karşı olan SNP, geçtiğimiz yıl bu konudaki duruşunu
değiştirmiştir. Bu politika değişikliği çerçevesinde SNP lideri Salmond, bağımsız İskoçya’nın,
uluslararası topluma yönelik yükümlülüklerinin bilincinde olarak 5’inci madde kapsamındaki
kolektif savunma taahhütlerini yerine getireceğini, NATO tarafından gerçekleştirilecek barışı
koruma operasyonları ya da askeri operasyonlara meşruiyet temelinde katılacağını ve bu
kapsamda BM Şartı’na uygun hareket edilmesinin aranacağını ifade etmektedir.
İskoçya’nın NATO üyeliği konusundaki tartışmaların önemli bir veçhesini nükleer
silahlar konusu teşkil etmektedir. Zira İskoçya Hükümeti, NATO üyesi ülkelerin çoğunluğunun
nükleer silahlara sahip olmadığını ve yaklaşık 5 milyon 250 bin nüfusu olan İskoçya’nın nükleer
21
http://www.brookings.edu/~/media/events/2013/4/09%20scotland/20130409_scotland_salmond_transcript.pdf
22http://www.parliament.uk/documents/lords-committees/economic-affairs/ScottishIndependence/EA68_Scotland_and
_the _ EU_Barroso’s_reply_to_Lord_Tugendhat_101212.pdf
9/13
silahlara ev sahipliği yapmasının anlamsız olduğunu savunmaktadır. Hükümet ayrıca, Birleşik
Krallık’ın İskoçya’nın batı kıyısındaki Faslane Deniz Üssü’nde konuşlandırılmış olan Trident
Nükleer Sistemi’nin İskoçya topraklarından çıkarılmasını da talep etmektedir.
Birleşik Krallık Başbakanı Cameron, Kuzey Kore ve İran’dan gelebilecek nükleer tehdide
karşı Trident Nükleer Sistemi’nin muhafaza edilmesi gerektiğini savunurken, NATO Genel
Sekreteri Rasmussen de, “Birleşik Krallık’ın bağımsız stratejik nükleer kuvvetlerinin geçtiğimiz 45
yıl boyunca Müttefiklerin bağımsızlığının ve güvenliğinin sağlanmasına yardım ettiğini ve bu
önemli kabiliyetlerin İttifak’a yönelik tehditlere karşı önemli bir rol oynamaya devam edeceğini”
ifade etmiştir.23
İskoçya Hükümeti’nin nükleer silahlar konusundaki bu tutumu, NATO’nun Kasım 2010
tarihli Stratejik Konsepti’nde “dünyada nükleer silahlar var olduğu müddetçe NATO’nun nükleer
bir İttifak olarak kalacağı” ve “Müttefiklerin güvenliğinin en büyük garantisinin İttifak’ın, özellikle de
Amerika Birleşik Devletleri’nin stratejik nükleer kuvvetleri olduğu; Birleşik Krallık ve Fransa’nın
kendi başlarına bir caydırıcılık rolüne sahip olan bağımsız nükleer kuvvetlerinin de genel
caydırıcılığa ve Müttefiklerin güvenliğine katkı sağladığı” yönündeki ifadelerine işaret edilerek
eleştirilmektedir. Bu çerçevede nükleer şemsiyeden yararlanmak istemekle birlikte bu konuda
sorumluluğa girmek istememekle itham edilen İskoçya Hükümeti, bu eleştiriler karşısında 28
NATO üyesinden sadece 3 tanesinin nükleer güç olduğunu ve hiçbir NATO ülkesinin,
topraklarında nükleer silah bulundurmaya zorlanmadığını dile getirmektedir.
İskoçya Hükümeti’nin bağımsız İskoçya’nın savunma politikası hakkındaki tutumuna da bu
başlık altında yer verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. SNP Hükümeti, hâlihazırda
Birleşik Krallık savunma bütçesine 3,2 milyar £ katkı sağladıklarını, ancak bunun yaklaşık 1,8
milyar £ tutarındaki kısmının doğrudan İskoçya ile ilgili olarak kullanıldığını ifade etmektedir. 19
Ekim 2012 tarihli SNP Kongresi’nde kabul edilen karara göre SNP, bağımsız İskoçya için 2,5
milyar £’lık bir savunma bütçesi öngörmektedir. Bu rakam, gayrisafi yurtiçi hâsılanın %2 ilâ
%1,7’sine tekabül etmektedir ki bu, NATO ve AB üyesi ülkeler arasında üst sıralarda yer alacak
bir savunma harcamaları - gayrisafi yurtiçi hâsıla oranına karşılık gelecektir.
24
Bununla birlikte
İskoçya Birinci Bakanı Salmond, bağımsız İskoçya’nın, büyüklüğü ve NATO gibi uluslararası
kuruluşlara yapacağı katkıya mütenasip, gerçekçi ancak nükleer olmayan bir savunma gücü
oluşturacağını dile getirmektedir. Nitekim, Kongre’de alınan kararda, İskoç Silahlı Kuvvetleri’nin
15.000 sürekli ve 5.000 yedek personelden oluşacağı ve Faslane’de yer alacak Birleşik Kuvvetler
Karargâhı’ndan yönetileceği hususları yer almaktadır.25
İskoçya’nın bağımsızlık olasılığı konusunda NATO’da hiçbir tartışma gerçekleştirilmediği,
ancak tıpkı AB’de olduğu gibi NATO’da da, bağımsız bir İskoçya’nın yeni bir ülke olarak kabul
23
https://www.gov.uk/government/news/nato-praises-royal-navys-dedication-to-delivering-security
http://www.bristol.ac.uk/global-insecurities/news/2013/214.html
25 http://www.moraysnp.org/2012/10/snp-conference-approves-updated-defence.html
24
10/13
edileceği ve üyelik konusunda mutat prosedüre tâbi tutulacağı görüşünün mevcut olduğu yönünde
haberler bulunmaktadır.
Bağımsızlığını kazanması durumunda İskoçya’nın, yeni bir ülke olarak AB ve NATO’ya ve
diğer
uluslararası
kuruluşlara
yeniden
üyelik
başvurusu
yapmak
durumunda
kalacağı
anlaşılmaktadır. Gerek AB’den, gerek NATO’dan, İskoçya’nın bağımsızlığı durumunda Birleşik
Krallık’ın bu kuruluşlardaki üyeliğine halel gelmeyeceği yönünde mesajlar geldiği de bu başlık
altında not edilmesi gereken bir diğer husustur. Bu durumda Birleşik Krallık Hükümeti’nin, AB
üyeliğinden ayrılma yönünde devam etmekte olan tartışmalar ayrılık yönünde nihayetlenmediği
takdirde AB’deki ve bilhassa Trident Nükleer Sistemi ile ilgili bir uzlaşma sağlanamaması
durumunda NATO’daki süreçte İskoçya’ya zorluk çıkarması muhtemel görünmektedir.
(e) Kuzey Denizi Petrol ve Doğalgaz Gelirleri:
SNP Hükümeti’nin, bağımsızlığın ekonomik boyutu ile ilgili olarak en güçlü şekilde
kullandığı argüman, Kuzey Denizi’ndeki enerji kaynaklarının kontrolü hususudur. Hükümet, coğrafi
temelli bir hesaplamada Kuzey Denizi’ndeki petrol ve doğalgazdan elde edilecek gelirlerin
%94’ünün İskoçya tarafından sağlandığını savunmaktadır. Londra’nın bu varsayıma karşı çıkacağı
ve İskoçya’nın bağımsızlığı durumunda karasularının sınırlandırılması konusunun iki ülke arasında
anlaşmazlığa sebebiyet verecek hususlardan biri olacağı değerlendirilmektedir.
“Birleşik Krallık Kıta Sahanlığı ve İskoçya Sınırı”26
Birleşik Krallık Doğalgaz ve Petrol yatakları27
Öte yandan, İskoçya Hükümeti’nin Kuzey Denizi’ndeki rezervlerle ilgili fazla iyimser
olduğunu, önümüzdeki yıllarda üretim artışı kaydedilse dahi daha sonra azalacak üretimi bertaraf
edecek yeni rezervler bulunacağı konusunda bir emare bulunmadığını; üstelik petrol ve doğalgaz
26İskoçya
Hükümeti Denizcilik Direktörlüğü tarafından çizilen kıta sahanlığı haritası (http://www.scotland.gov.uk/
Publications/2013/03/1859/6
27 http://www.stratfor.com/analysis/obstacles-scottish-independence
11/13
gelirlerinin enerji fiyatlarının hareketliliği nedeniyle istikrarlı olmadığını ve bağımsız İskoçya’nın
enerji fiyatlarındaki hareketlilikten daha fazla etkilenir hale geleceğini savunan görüşler de
bulunmaktadır.
Rezervlere ilişkin farklı görüşler nedeniyle, bağımsız İskoçya’nın bu kaynaktan elde
edeceği ve satış gelirlerinin yanısıra vergi ile lisans gelirlerini de kapsayan toplam gelirlere ilişkin
net bir öngörüde bulunmak kolay olmasa da, bu konunun Birleşik Krallık ve bağımsız İskoçya
arasında tartışmalı konular arasında yer alacağını anlamak zor değildir.
3. SONUÇ:
a. 300 yılı aşkın bir süredir devam eden bir birlikteliğin ardından İskoçya, esasen İskoç
toplumunda uzun zamandır değişen seviyelerde var olan ve Birleşik Krallık’ın İskoçya
Parlamentosu’na yetki devretmesine neden olan bağımsızlık fikrini, 18 Eylül 2014 tarihinde
düzenlenmesi öngörülen referandumda halkın görüşüne sunacaktır.
b. Birleşik Krallık’ın, birliğini korumak adına vermekte olduğu mücadele, başta benzer ayrılıkçı
eğilimlerin bulunduğu ve İskoçya’nın bağımsızlığının sebep olabileceği “domino etkisi”nden korkan
İspanya gibi ülkeler olmak üzere, tüm dünya tarafından ilgiyle takip edilmektedir.
c. Güncel
kamuoyu
yoklamaları;
İskoç
halkının
yaklaşık
%30’unun
bağımsızlığı
desteklediğini, Birleşik Krallık içinde yer almaya devam etmekten yana olanların ise %50 civarında
olduğunu göstermektedir. Bağımsızlığa en yakın oldukları mevcut konjonktürde dahi desteğin
%30’larda seyrettiği göz önünde bulundurulduğunda; ekonomi, güvenlik, uluslararası ilişkiler gibi
çeşitli alanlarda bağımsızlık sonrasına ilişkin belirsizlikler ve endişeler nedeniyle, İskoç halkının
çoğunluğunun Birleşik Krallık’tan ayrılmayı tercih etmediği değerlendirilmektedir.
d. Referandum tarihine kadar geçecek yaklaşık 1,5 yıllık zaman zarfında bağımsızlık ve birlik
taraftarlarının yapacakları propaganda çalışmalarının etkinliği; bu çalışmaların mevcut kararları ve
bilhassa %16 gibi yüksek bir oranda var olan kararsızları etkileme olasılığı; Avro bölgesindeki krizin
seyri; Kuzey Kore, İran gibi çeşitli alanlarda yaşanabilecek ve küresel etkileri olabilecek gelişmeler;
Kuzey Denizi’ndeki petrol ve doğalgaz kaynaklarına ilişkin yeni gelişmeler referandum sonucunu
etkileme olasılığı bulunan temel hususlardır. Ancak, güncel kamuoyu yoklamalarının sonuçları ve
son 35 yılda yapılan kamuoyu yoklamalarında bağımsızlık fikrine verilen desteğin %50’nin üzerine
çıkmadığı göz önünde bulundurulduğunda, mevcut koşullarda referandumdan bağımsızlık kararının
çıkmasının kolay olmadığı düşünülmektedir.
e. Bağımsızlığa temkinli yaklaşan İskoç halkının; İskoçya Parlamentosu’na daha fazla alanda
yetki devri yapılmasını, ancak savunma ve dışişleri gibi alanların Birleşik Krallık Hükümeti
tarafından yürütülmesini tercih ettiği anlaşılmaktadır. Birleşik Krallık Hükümeti’nin referandumun tek
soru ile sınırlandırılması konusundaki ısrarı nedeniyle, İskoç halkına “daha fazla yetki devri”
konusunda bir soru yöneltilmeyecektir. İskoç halkının bu eğiliminin, “birliğin” İskoçya’nın da yararına
olduğu hususunda iknaya dayalı yumuşak bir üslup benimsemiş olan Londra tarafından
12/13
kullanılabileceği ve kamuoyu yoklamalarında bağımsızlık taraftarlarının arttığı yönünde sonuçlar
çıkması halinde, muhtemelen referanduma yakın bir zamanda, daha fazla yetki devri vaadinde
bulunulabileceği düşünülmektedir.
f. Ancak, 300 yıl önce dahi olsa zamanında egemen bir ülkeye sahip olan ve ulusal kimliklerini
muhafaza eden insanların yaşadığı bir bölgeye yetki devredilmesinin paradoksal bir durum olduğu
düşünülmektedir. Zira, bağımsızlık isteklerini bastırabilmek için kullanılan bu yöntem ile geçici bir
çözüm sağlanarak üniter devlet yapısı korunsa dahi, yetki devredilen birimin merkezden
uzaklaşmasına, bağımsızlık ümitlerinin canlı tutulmasına ve zaman içinde zımnen ya da alenen
bağımsızlık tehdidi ile daha fazla yetki talebinde bulunulmasına kapı açıldığı değerlendirilmektedir.
Nitekim, İskoç halkının bağımsızlığa en fazla destek verdiği dönemin 1997 yetki devri referandumu
öncesi olduğu, bu desteğin İskoçya Parlamentosu’nun açılması ile birlikte çok ciddi bir düşüş
kaydettiği ve bir daha o düzeye çıkmadığı; buna rağmen Birleşik Krallık Hükümeti’nin bir
bağımsızlık referandumu yapılmasını engelleyemediği göz önünde bulundurulduğunda, daha fazla
yetki devrinin, kısa vadede bir çözüm teşkil etse dahi, bağımsızlık taleplerini tamamen ortadan
kaldırmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
13/13
Download

İndirmek İçin Tıklayınız