Tarihten Günümüze İslamcılık Akımları II-Çağdaş Mutezile ve Modern İslamcılık Düşüncesi
Perşembe, 03 Nisan 2014 14:54
Klasik mutezilenin en önemli iddiası Kur’an mahluktur düşüncesidir. Abbasî halifesi Me’mun,
Halku’l Kur’an’ı tartışırken Kur’an’ın mahluk olmadığını savunanları, Allah’ın kelimesi olan İsa’ya
mahluk değildir diyen Hristiyanlara benzemekle suçlamış, Allah’ın dışındaki herşeyin mahluk
olduğundan hareketle Kur’an’ın mahluk olduğunu iddia etmiştir. (Ebu Cafer Muhammed b. Cerir
Taberî, Tarihu’t –Taberî, thk. Muhammed Ebu’l Fazl İbrahim, Daru Suveydan,Lübnan trs. VIII,
635.)
Ayrıca ameli imanın bir cüz’ü sayan Mutezileye göre büyük günah işlemesi mü’mini imandan
çıkarır, ama küfre de sokmaz. İman ile küfür arasında bırakır(el menzile-beyne’l-menzileteyn),
Peygamberden (A.S) rivayet edilen “Kaderiye bu ümmetin mecûsisidir” hadisine göre
Kaderiye’nin yani namı diğer mutezilenin Mecûsî sayılmasındandır. Hz. Peygamber, çağdaş
mutezile oryantalist müsteşriklere gösterdiği müsamahayı Ehl-i Sünnete, Selef-i Salihin
Alimlerine, Mezhep İmamlarına, Hadis İmamlarına göstermiyor, modern çağın mutezilesi
Kuranın tarihselliğiyle Kuran-ı Kerim’i Allah merkezli vahiy yerine insan merkezli tarihi metine
dönüştürme çabalarını sürüdürüyor, Hz. Peygamberin (S.A.V) hüküm koyamayacağı, sünneti
nakledenlerin güvensizliği, hadislerin kesin ilim değil, zan ifade ettiği gibi vehim ve kuruntularla
sünnet ve hadis etrafında inkarcılık ve şüphecilik çıkarıyor.
19. yy’daki Hind Alt kıtası Ehl’i Kur’an ekolü mensubu olan S.Ahmed Han ve arkadaşları
tarafından Kur’an’ın tarihselliği ile ilgili düşüncelerin serdedildiği görülmektedir. (Abdulhamit
Birışık, Hind Alt Kıtası Düşünce ve Tefsir Ekolleri, İnsan yayınları 2001, s.319.) Micheil Heobnik
ise, Kur’an’a tarihselci yönelişin Taha Hüseyin ve Muhammed Halefullah tarafından ilk ciddi
adımların atıldığı ve daha sonra Fazlurrahman, Hasan Hanefi, Muhammed Arkoun ve Nasr
Hamid Ebu Zeyd tarafından bu çizginin günümüze kadar devam ettiğini belirtir.( Micheil
Hoebnik, Thinking About Renewal In Islam, Towards A History of Islamic Ideas On
Modernızatıon And Secularızatıon Arabica, sa:XLVI, Leiden, p.54.) Tarihselcilerin iddiası şu:
Kuranın nazil olduğu hükümlerinin o günkü arap toplumunun has olduğu, şartların değiştiği
günümüz modern toplumlarına uygulanamayacağı; bu yüzden yeni yorumlar ve hükümler ortaya
konulması gerektiği şeklindedir..
Faiz, hırsızın elinin kesilmesi, kadının şahitliği, miras ve zina hakkındaki ayetlerin tarihsel
olduğunu söylerler. Öncelikle faiz yasağı evrensel değil de tarihsel olup o günkü arap
toplumuyla sınırlansaydı, bu cürmü işleyenin cezasının ebediyyen cehennem olacağı ve faizi
terketmetmenin Allah ve Resulüne harp ilan etmekle bir olduğu ayette bildirilmezdi.(Bakara /
275, 279) Bakara Suresi 282.ayette bir erkeğin yanında iki kadın şahit bulunmasının istenmesi
ise erkeğin kadından üstün olduğu anlamına gelmez. Aksine bu hüküm fıtri olarak duygusal
yaratılan kadının unutma, yanılma gibi huy ve karekteriyle birlikte adaletin yerini bulmasına
yöneliktir. Nisa suresi 176.ayette mirasta kardeşlerden bir erkeğe iki kadın payı denilmesinin
1/5
Tarihten Günümüze İslamcılık Akımları II-Çağdaş Mutezile ve Modern İslamcılık Düşüncesi
Perşembe, 03 Nisan 2014 14:54
birçok nedeni olabilir. Eğer erkek kardeş bekarsa evin geçimi için ticaret vb maddiyat lazımdır,
yok evliyse zevcesine ve varsa çocuklarının nafakasına bakmakla mükelleftir. Kız kardeş
bekarsa bu pay tek başına yeter ona, evlense zaten mehir vb hediyeler alacaktır. Had cezalarından hırsızlık ve zina cezaları hakkında Peygamberimizin uygulamalarına bakalım.
Önce hırsızlık ayeti ve Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere
hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet
sahibidir. ( Maide /38) Resulullah’ın (S.A.V) erkeklerden elini kestiği ilk hırsız Haydar bin Adiy
Bin Nevfel bin Abdi Menaf’tır. Kadınlardan elini kestiği ilk hırsız ise Mürre binti Süfyan bin Abd
el-Esed idi (Buhârî, Enbiyâ 54, Hudûd 12; Müslim, Hudûd 8-9; Ebû Dâvud, Hudûd 4). Hz.
Ebubekir (r.a.) de kendi zevcesi Esma binti Umeys’ten gerdanlık çalan Yemenlinin elini
kesmiştir. Bunun daha önce hırsızlık yaptığından dolayı sağ eli kesilmişti, Hz. Ebubekir(r.a) de
bu defa sol elini kesmişti. Hz. Ömer/(r.a.) de Abdurrahman b. Semure’nin kardeşinin elini
kesmiştir.
Nur suresi 2.ayette evli olmayan bekarlar için zina cezasının yüzer değnek olduğu hükmü
veriliyor. Peygamberin (A.S) uygulamasında işvereninin eşiyle zina eden bekâr işçiye yüz
değnek ve bir yıl sürgün cezası, kadına ise recm uyguladığı rivayet edilmiştir. Ebû Hureyre ile
Zeyd b. Halid el-Cühenî (r.anhumâ)’dan nakledildiğine göre, zina eden kadının kocası ile, zina
eden işçinin babası Resulullah (s.a.s)’e başvurarak bu konuda “Allah’ın kitabı” ile hüküm
vermesini istemişlerdir. Işçinin babası şöyle dedi: “Benim oğlum bu adamın yanında işçi idi.
Onun hanımı ile zina etti. Bana, oğlum için recm gerektiği haber verildi. Ancak ben onun adına
yüz koyunla bir cariye fidye verdim. Bu arada bilenlere danıştım, (oğlum bekâr olduğu için) ona
yüz değnekle bir yıl sürgün cezası, bunun karısına ise recm cezası gerektiğini haber verdiler”.
Bunun üzerine, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim
ki, aranızda Allah’ın kitabı ile hükmedeceğim. Cariye ve koyunlar geri verilecek. Oğluna yüz
değnekle bir yıl sürgün gerek. Ey Üneys, sen de bu adamın karısına git. Eğer zinasını itiraf
ederse, onu recmet”. Üneys kadına gitmiş ve kadın suçunu itiraf etmiş, Hz. Peygamber’in emri
üzerine de recmedilmiştir (Müslim, Hudûd, 25; Buhârî, Hudûd III, 38, 46, Vekâlet,13).
Hariciler ve mutezile dışında tüm mezheb imamları recm cezasının meşruiyetinde
birleşmişlerdir.
Modernist tarihselciler de recm cezasının islama ait devamlı bir had olmadığı devletin
değiştirebileceği tazir nevinden bir ceza olduğu görüşündedirler. Peygamberin bizzat kendisi evli
olarak zina edenlere recmi uygulamıştır. Zinasını dört defa ikrar eden Mâiz b. Mâlik (r.a)’in
recmedilmesi ve Gâmidiyeli evli kadının zinadan dolayı recmedilmesi O’nun recm konusundaki
uygulamalarına örnektir. ( Tarihsel Addedilen Ayetlerin Evrenselliği, Syf;116 / Rağbet Yayınları /
2/5
Tarihten Günümüze İslamcılık Akımları II-Çağdaş Mutezile ve Modern İslamcılık Düşüncesi
Perşembe, 03 Nisan 2014 14:54
Zeki Keskin )
Tarihselci görüş parçacı-lafızcı metodu önemsiz bulup bütüncül-tarihi metodu kullanarak
hükmün nesnel anlamı üzerinde ısrarla durur. Beşeri metinler için uygulanan tarihsellik yöntemi
evrensel ilahi bir metin olan kuranın anlaşılması ve ondan hüküm çıkarılmasında başvurulan bir
yöntem olamaz, Kur’an’ın evrensel olması demek tarihselcilerin aksine ondaki hükümlerin
insanlara, zaman ve mekana göre değişmemesi, hitabının ve hükümlerinin kıyamete kadar
geçerliliğini muhafaza etmesidir. Kuran-ı Kerim’in evrensel oluşu onun Allah tarafından korunmasının yanısıra onun insanlar
arasında belli bir milleti veya ırkı menfaatlerini savunmamasıdır. Ve Allah katından gönderildiği
gibi değiştirmeden günümüze kadar gelegelmiş ve bizzat onun tarafından korunmuş olması gibi
sebeplere bağlıdır. (M. Fatih Kesler, Kuran-ı Kerimin Evrenselliği, Esra Yayınları, Konya,1996)
Kuran-ı kerimi her önüne gelen tefsir edemez, onu tefsir edecek ilmi liyakat ve dirayet olması
gerekir. Ulemaya göre tefsir yapmak için öncelikle Ulumu’l Kur’an yani Kur’an ilimlerinin
bilinmesi şarttır. Kur’an’ı tefsir edecek kimsede bulunması gereken ilimler hakkında İmam
Celaleddin Es-Suyuti, El-İtkan Fî Ulûmi’l Kur’an adlı eserinde şunları söyler: “Herkes Kur’anı tefsir edebilir mi? Buna verilen cevap şudur: Bir kimse âlim veya edip olsa fıkıh,
nahiv, tarih ve rivayetler hakkında geniş bilgiye sahip olsa Rasulullah’tan rivayet edilen
hadislere dayanmadıkça Kur’anı tefsir edemez. Bu soruya verilen bir başka cevap da şudur: Müfessirin muhtaç olduğu ilimleri bilen kimsenin,
Kur’anı tefsir etmesi caizdir. Bu ilimler de aşağıda zikredilen 15 ilimdir.
1.Lügat ilmi, 2.3. Sarf ve Nahiv ilmi, 4. İştikak ilmi, 5,6,7. Maâni, Beyan ve Bedi ilimleri, 8. Kıraat
ilmi, 9. Kelam ilmi, 10. Usulu Fıkıh İlmi, 11. Sebeb-i nüzul ilmi,12. Nâsih ve mensuh ilmi, 13.
Fıkıh ilmi, 14. Hadis ilmi, 15. İlmi mevhibe.
Yazıyı bitirirken neo mutezili akımın öncülerinden Reşit Rıza ve Muammed Abduh’un içtimai
tefsir sayılan Menar tefsirinde israilliyatı reddetmesine rağmen sahih addedilen Deccal, kıyamet
3/5
Tarihten Günümüze İslamcılık Akımları II-Çağdaş Mutezile ve Modern İslamcılık Düşüncesi
Perşembe, 03 Nisan 2014 14:54
ve Hz. İsa’nın nüzulüyle ilgili rivayetleri İsrâiliyyât kategorisinde değerlendirmesi eleştiri konusu
olmuştur. (Mesela bkz. Hasîb es-Sâmerraî. Reşit Rızâ el-Müfessir. Bağdat 1976. s. 327-359)
Tefsirinde yer yer akılla bağdaştırılamayan ifadeler yerine temsili ve mecazi yorumlar
kullanmıştır. Âdem’in cennetteki yaşamı, yasak ağaca yaklaşması ve cennetten kovulmasını ise
insan hayatındaki çocukluk, gençlik ve olgunluk çağlarına işaret sayarak ilgili kıssaları
mitolojiden arındırır. (Abduh-Rıza, Tefsiru’l-menâr. I. 282-283.) Nüzul-ü İsa, kabir azabı, mirac,
ruyetullah gibi akaidi konularda aynen kalsik mutezile çizgisin takip etmiştir. Muhammed Abduh
mucizeye inanmadığı için sahih nakli bir taraf atıp pozitivist bilimin perspektifinde akılcı
davranarak Fil Suresi’nin tefsirinde Ebabil Kuşları’nı önce sinek ardından mikrop, taşları da
sineklerin ayaklarına bulaşan toz zerreleri olarak tevil etmiştir. (Ayrıntı için bkz. Muhammed
Abduh, Tefsîr-u Cuz’i Amme, Matbaatu’ş-Şa’b, Mısır, ty., s.118 vd.)
Abduh ve Reşit Rıza, “Kur’an’da miadı dolmuş hiçbir buyruk yoktur. Bilakis her ayetin her
zaman ve zeminde söyleyecek bir sözü vardır.” ifadeleri Kur’an’ı okuyan Müslümanın onu
bağlamından koparıp kendi tarihselliği içinde okumasına kapı aralıyor vaziyette. Son olarak anlattıklarımızla alakalı olarak sanki onların bir özetiymiş gibi bize sunan Türkiyenin
mümtaz fikir adamı ve entellektüellerinden Yazar Yusuf Kaplana kulak verelim. Yazara göre
İslam dünyasını bekleyen 3 tehlike:
1- İslam’ın terorizmle eşdeğer hale getirilmesi. Müslümanların kafa kesen, saldırgan insanlar
olarak gösterilmesi. 2- İslam’ın protestanlaştırılması. İslam’ın içinin boşaltılıp hayattan uzaklaştırılması...
3- Alem-i İslam’ı kültürde, siyasette, sanatta diri tutan Ehli Sünnet omurganın çökertilmesi..
Şiilik, selefilik gibi akımların öne çıkartılması...
Allah bizleri Kuran ve Sünnetti en iyi anlayıp ve Onları hayatına en güzel şekilde tatbik eden
Sahabe-i Kiram, Tabiun ve Tebauttabiun yolundan ayrımasın. Rabbim bizleri çağdaş ılımlı
İslamcıların dini yumuşatan, dinde aslı astarı olmayan diyalog ve hoşgörü tuzaklarından,
çağdaş tekfirci - harici düşüncesindeki radikal İslamcıların dini şiddet, kavga ve isyan olarak
gösterme fitnesinden ve çağdaş modern İslamcıların dini şartlara uydurarak dini yozlaştırma ve
dinde reform yapma bidatlerinden korusun. Tüm bidat ve hurafeleri ortadan kaldırıp sünnetleri
4/5
Tarihten Günümüze İslamcılık Akımları II-Çağdaş Mutezile ve Modern İslamcılık Düşüncesi
Perşembe, 03 Nisan 2014 14:54
ikame etmeye çalışan Ehl-i Sünnet yolunun neferleri kılsın. Amin Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabıdır, yolların en hayırlısı Muhammed’in yoludur. İşlerin en
şerlisi muhdes olanlardır. Dine sonradan sokulan her şey bid’attır, her bid’at dalalettir ve her
dalalet ateştedir.”(Müslim/ 867, Nesai 3/188)
5/5
Download

Tarihten Günümüze İslamcılık Akımları II-Çağdaş