İL
: AYDIN
TARİH: 27/02/2015
ٰ ‫بِس ِْم ه‬
‫ّللاِ الرَّحْ مه ِن ال َّر ِح ِيم‬
‫إِنَّ ه‬
‫س أَن‬
ِ ‫اّللَ يَأْ ُم ُر ُك ْم أَن تُؤدُّو ْا األَ َمانَا‬
ِ ‫ت إِلَى أَ ْهلِ َها َوإِ َذا َح َك ْمتُم بَ ْينَالنَّا‬
ُ
ْ
‫ه‬
‫ه‬
ْ
ً‫صيرا‬
ً
ُ
َ
‫ب‬
‫ا‬
‫يع‬
‫م‬
‫س‬
‫ك‬
‫ّللا‬
‫إ‬
‫ه‬
‫ب‬
‫م‬
‫ك‬
‫ظ‬
‫ع‬
‫ي‬
‫ا‬
‫م‬
‫ع‬
‫ن‬
‫ّللا‬
‫إ‬
‫ل‬
‫د‬
‫ع‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ب‬
‫ا‬
‫و‬
‫م‬
ْ
َّ‫ن‬
َّ‫ن‬
َ‫ان‬
ِ َ َِ
ِ َ َّ ِ ِ َ
َ
ِ ِِ
ِ ِ َ ِ ُ ‫ت َْح ُك‬
‫سو ُل ه‬
:‫صلَّى َّّللاُ َعلَ ْي ِه وسلم‬
َ ِ‫ّللا‬
ُ ‫قا َل َر‬
‫سو َل‬
َّ ‫ضيِّ َعتْ ْاألَ َمانَةُ فَا ْنت َِظ ْر ال‬
ُ ‫ضا َعتُ َها َيا َر‬
ُ ‫إِ َذا‬
َ ِ‫سا َع َة قَا َل َكيْفَ إ‬
ُ
َ
َ
َ
َ‫سا َعة‬
َ
َ
َّ
ْ
َ
ْ
ْ ‫ّللاِ قَا َل إِذا أ‬
َّ ‫سنِ َد األ ْم ُر إِلى غ ْي ِر أ ْهلِ ِه فانت َِظ ْر ال‬
EMANETİ EHLİNE VERMEK
Değerli Mü’minler!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle
buyurmaktadır: “Allah size, mutlaka emanetleri
ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında
hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi
emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler
veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi
görücüdür.”1
En önemli ahlakî ilkelerimizden biri olan emanet ile
hukukun temelini oluşturan adaletin aynı ayette
zikredilmesi bu iki kavramın toplum açısından
önemini ifade etmektedir.
Emanet sözcüğü, ‘doğruluk, güvenilir olmak ve
güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak
tevdi edilen şey’ anlamlarında kullanılmaktadır.
İslam dini, emanet kavramını oldukça geniş
kapsamda ele almaktadır. Emanet, hem Allah’a hem
de insanlara ait haklar konusunda dini, ahlaki ve
sosyal ilkeler ile sözlü veya fiili, maddi veya
manevi birtakım hakları kapsamaktadır.
Değerli Kardeşlerim!
Bir bedevi Peygamberimiz (sav)’e gelerek:
Ya Resûlellah! Kıyamet ne zaman kopacak? diye
sormuştu. Peygamberimiz (sav)cevaben: “Emanet
zayi edildiğinde kıyameti bekle” buyurmuşlardır.
Bedevi: Ey Allah’ın Resûlü! Emanet nasıl zayi olur,
dediğinde, Peygamberimiz (sav): Bir iş ehliyetsiz
kimselere verildiğinde (emanet zayi olur) o vakit
kıyametin kopmasını bekle.”2 buyurmuşlardır.
Okuduğum hadis-i şerifte ifade edilen emanet
kavramı, genelde bütün bir hayatımızı kuşatırken
özelde ise amme velayetine dikkat çekmektedir.
Yani toplumların yönetilmesi konusunda göreve
hazır olduğunu ifade eden ve kendisini liyakatli
görerek, sorumluluğun ağır yükünü yüklenmeye
hazır olan yöneticilerimizi konu edinmektedir.
İnsanlar kendilerini yönetme sorumluluğunu bir
emanet
olarak,
yönetmeye
talip
kişilere
vermektedirler. Dolayısıyla bir yönetici ki hangi
konumda olursa olsun, yaptığı her fiili bu bilinçle
yapmalı ve verdiği her kararı bu bilinçle almalıdır.
Ayrıca Peygamberimiz (sav) emanete sadakat
prensibini ortaya koyarak, kendi kişiliğindeki
eminliğin, ümmetin her bir ferdi için yol gösterici
olduğu gerçeğini ifade etmiştir. Bu nedenle
Müslüman, emin kişidir ve olmalıdır. Müslüman,
her konuda kendisine güvenilen, gönül rahatlığı ile
kendisine iş yaptırılan kişi demektir.
Muhterem Müslümanlar!
Sorumluluk sahibi insanların emanet ehli olmaları,
insanların haklarını korumak ve hakkı hak edene
vermekle mümkündür. Adalet ehli olmaları ise
bütün kararlarında hukuka riayet ederek insanların
sorunlarını çözüme kavuşturmalarıyla mümkündür.
Emaneti kendisine teslim edeceğimiz kişi veya
kişilerde liyakat esas alınmalı; sağlığımız
doktorlarımıza, hukukumuz hakim ve savcılarımıza,
mahalli idareler yerel yöneticilerimize, gelecek
nesillerimiz eğitim camiamıza emanet edilirken
dikkat edilmesi gereken en önemli husus, bu
insanlarımızın emanet ehli kişilerden seçilmiş
olmaları gerekmektedir.
Peygamberimiz (sav) vergi memurluğu görevi
isteyen Ebu Zer el-Gıfari’ye: “Sen güçsüzsün, bu
iş bir emanettir. Emanet, üstesinden gelemeyen
bir kimse için kıyamet gününde zillet ve
perişanlık doğurur” demiştir.3 Bu nedenle,
emanetin kendisine verildiği kişi veya kişiler,
emanetin ağır yükünü omuzlarında hissetmeli ve bu
durum,
verecekleri
kararlarda,
yapacakları
çalışmalarda sorumluluk duygusuyla hareket
etmelerine sebep olmalıdır.
Değerli Müslümanlar!
Emanete hıyanetin yaygınlaşması ve güvenilir
insanların gün geçtikçe azalması neticesinde toplum
açısından onarılması güç felaketler ortaya çıkar.
Peygamberimiz (sav): “Emanet zayi olduğunda
kıyameti bekle.”4 derken, insanların emanetini
kötüye kullananların, emanete hıyanet etmekle
birlikte sırtlarında ağır bir yük ile mahşerde hesaba
çekileceklerini hatırlatmaktadır.
Bu nedenle emanet, ehline ve hak edene
verilmelidir. Emanetin liyakatsiz insanlara verilmesi
hem görevi veren açısından hem de görevi üstlenen
açısından bir sorumluluktur. Sorumluluğu yerine
getirmemek ise hakkı hak edene teslim etmemektir.
Ayrıca emanete hıyanet etmenin münafıklık alameti
olduğunu düşünürsek, müslümanın kesinlikle
emanete riayet eden tarafta olması gerektiği ortaya
çıkmaktadır.
Hazırlayan:Selman COŞKUN / Köşk İlçe Vaizi
Redaksiyon: İl Hutbe Komisyonu
1
Nisa, 4/58.
Tecrid-i Sarih, c.12, s.201.
3
Müslim, İmare, 16.
4
Buhari, İlim,2.
2
Download

olduğu gerçeğini ifade etmiştir. Bu nedenle İL : AYDIN Müslüman