İstanbul 1435 / 2014
’in okuyucularına hediyesidir.
İstanbul 2014
Mizanpaj & Kapak
Baskı & Cilt
: Abdurrahim Yüce
: Erkam Matbaası (0 212) 671 07 00
: www.gencdergisi.com
: [email protected]
Erkam Yayınları A.Ş.’ye aittir.
ERKAM Yayınları:
Organize Sanayi Bölgesi, Turgut Özal Cad.
No: 117/2-C İkitelli-İSTANBUL
Tel: 0212 671 07 00 (Pbx) Faks: 0212 671 07 17
GENÇ Dergisi:
Mimar Sinan Mah. Dr. Fahri Atabey Cad. No: 19
Üsküdar-İSTANBUL - Tel: 0216 532 00 42
2
ÖNSÖZ
Bir resim bin kelimeye bedeldir. Binlerce
kelime kullanarak anlatacağımız bir kavramı,
duyguyu, fikri bazen bir tek resim ifade eder. Peki,
24 kare fotoğraf/resimden oluşan bir saniyelik
görüntü kaç kelimeye bedeldir? Ya da insanın
yüreğine dokunan birkaç saniyelik bir sahneyi
kelimelerle anlatmak mümkün müdür? Mümkün
ise o birkaç saniyeyi hissettirmek için kaç dakika,
kaç saat, kaç gün harcamak gerekir?
Filmler gönlümüze seslenen öğretmenlerdir.
Bazen aklımıza bazen kalbimize hitap ederler ama
hiç uzun uzun nasihatler etmezler. Hatta bazen
hiç konuşmazlar. Bir bakış, bir tavır, bir tebessüm dokunur yüreğimize. Bu dokunaklı mesaj
davranışlarımızı, duygularımızı, tutumlarımızı
3
değiştirir. Bizi değiştiren kendisini unutup bize
nasihat edenin nasihati değil, bizi unutup erdemi
yaşayan kahramanın davranışıdır. Kahraman bize
yol gösterir. Model olur. Onun gibi yer, onun gibi
içer, onun gibi gezer, onun gibi yaparız her şeyi.
Sevmeyi, affetmeyi, tevbeyi, sadakati ondan öğreniriz; öldürmeyi, nefret etmeyi, intikam almayı
öğrendiğimiz gibi.
Maalesef Dünya sinemasında olumlu film
örnekleri çok az bulunmaktadır. Bu küçük kitapçıkta sizlere tavsiye edebileceğimiz filmleri
sıralamak istedik. Bu filmleri derlerken “Perdeden
Gönüllere-Din Eğitiminde Kullanılabilecek Seçme Videolar” adlı kitabımızdan da istifade ettik.
Daha farklı filmlere ve film bölümlerine ulaşmak
için adı geçen kitaba başvurulabilir. Hayırlara
vesile olması niyazıyla…
Dr. Bilal Yorulmaz
Omaha-2014
4
En Güzel Filmler
12 Angry Man (12 Kızgın Adam)
Bir ABD mahkemesindeki 12
jüri üyesi bir gencin babasını öldürüp öldürmediğine dair kararlarını vermek üzere jüri odasına
alınır. Kendilerine çocuğun suçlu
bulunması halinde idam edileceği
bildirilir. İlk bakışta bütün deliller
çocuğun suçlu olduğu yönündedir. Üyeler sivil
vatandaşlardan oluştuğu ve her birinin kendine
göre bir işi olduğu için kararı çabucak verip işlerine dönmek istemektedirler. 11 üye, gencin suçlu
olduğunu ifade eder. 12. üye ise suçsuz olduğundan
emin olmamakla birlikte bir kişinin hayatı söz
konusu ise bu kadar hızlı karar verilmemesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanır. Yasalar gereği
oy birliği gerektiğinden olay tartışılır ve gözden
5
kaçan detaylar jüri üyelerini gencin lehine çevirir.
12 Angry Man insan hayatının değeri ve adalet
üzerine değerli bir filmdir.
120
1. Dünya Savaşı’nın ilk aylarıdır.
Eli silah tutan herkes cephede savaşmaktadır. Van’dan orduya cephane
taşıma görevini yaşları 12-17 arası
değişen 120 kahraman çocuk üstlenir. 120 kahraman çocuk, başlarında Musa çavuş
ve birkaç asker ile birlikte yola koyulurlar. Yolda
Ermeni çeteleri tarafından pusuya düşürülseler de
sınırdan gelen Süleyman Bey ve askerleri tarafından
kurtarılırlar. Bu çatışma sırasında Süleyman Bey şehit
düşer ve sonunda çocuklar cephaneyi hudutta olan
Türk askerlerine ulaştırırlar. Geri dönüş yolunda
ise kar ve tipi çocukları yakalar. Geriye sadece 40
çocuk dönebilir. Sonrasında ise bu 40 çocuktan 22’si
hayatta kalır, 18’i şehit olur. 120, vatan sevgisinin
sınır tanımadığını ve zayıf insanların nasıl birer
güçlü kahramana dönüşebildiğini
gösteren bir filmdir.
A Separation (Bir Ayrılık)
Nadir, karısı Simin, kızı Termeh ve Alzheimer hastası babasıyla yaşamaktadır. Aralarında çıkan
6
küçük bir problemden dolayı Simin eşyalarını
toplayıp evi terk eder. Nadir kızı ve babasına bakması için hamile bir bayanı tutar. Bakıcı bir gün
Nadir’in babasını yatağa bağlayarak bir işi için
evden çıkar. Nadir eve geldiğinde babasının elleri
bağlı bir şekilde yataktan düştüğünü ve bir miktar paranın odasından alındığını görür. Bakıcıyı
para çalmakta suçlar, bakıcıyı merdivenlere iter ve
günlüğünü de ödemez. Bakıcının birkaç gün sonra
bebeği düşer. Kesin olmamasına rağmen bakıcının
kocası suçu Nadir’e atar. Nadir bu problem yüzünden hastanede ve karakollarda vakit geçirir. Karısı
Simin bu problemlerin çözümünde Nadir’e yardım
eder. Sorun halledilince karısı tekrar mahkemeye
gider ve boşanırlar. Filmde, adalet, doğruluk, aile
değerleri ele alınmaktadır.
Akeelah And The Bee
(Sözcüklerin Gücü)
Akeelah 11 yaşında Güney Los
Angeles’ta yaşayan siyahi bir kızdır.
Dul annesi ve 3 kardeşi ile yaşamakta, okul hayatında problemlerle karşılaşmaktadır. Kendisine babasını hatırlatan
sözcük oyunlarına merakı sebebiyle okulda bir
telaffuz yarışmasına katılır. Yarışmada gösterdiği
üstün başarı Dr. Joshua Larabee’nin dikkatini çeker.
Dr. Larabee, Akeelah’ı sonraki yarışmalara da hazır7
lar. Akeelah böylece fakir bir bölgede yaşamasına
rağmen birçok kolej öğrencisini geride bırakarak
telaffuz yarışmasında eyalet birincisi olur. Akeelah
And The Bee, azmin zaferini, çalışmanın ve emeğin
karşılığını örneklendiren bir filmdir.
Ayat Ayat Cinta (Sevgi Ayetleri)
Fahri, Ezher Üniversitesi’nde
burslu olarak okuyan, Endonezyalı, başarılı bir gençtir. Fahri’nin
çevresinde kendisiyle evlenmek
isteyen birkaç kız vardır. Buna
rağmen iffetli davranır ve kendisine gelen aşk mektuplarını şeyhi
Osman Talakki’ye verir. Fahri talipleri içerisinden
Türk kızı Ayşe’den hoşlanır ve evlenir. Bunu duyan
Maria hastalanır, Nurul ise aşk mektubuna karşılık
vermeyen Fahri’ye tecavüz iftirasında bulunur.
Fahri’yi hapishanede zorlu günler bekler. Bu suçun cezası ise idamdır. Ayşe hamiledir; çocuğu ve
Fahri’yi kurtarmak için Maria’nın şahitlik etmesine
ihtiyacı vardır. Bunun için Ayşe, Fahri’yi Maria ile
evlenmeye zorlar. Fahri beraat eder ve kovulmuş
olduğu El Ezher’e tekrar kabul edilir. Bu arada Maria
Müslüman olur. Fakat gizli tutulan hastalığı ortaya
çıkar. Sağlık durumu kötü olan Maria, Fahri’den
kendisine namaz kıldırmasını ister. Hastane odasında namaz kılarlarken Maria ruhunu teslim eder.
8
Baran
Latif, birkaç yasa dışı Afgan işçiyle beraber bir inşaatta amelelik
yapan Azeri bir gençtir. İnşaata
Rahmat isimli yeni bir Afgan gelince Latif’in yaptığı nisbeten kolay çaycılık işi ona verilir ve Latif
ağır işlerde çalışmaya başlar. Bu duruma kızan Latif,
Rahmat’a zulmetmeye başlar. Onun Rahmat değil
de, Baran adlı güzel bir Afgan kızı olduğunu öğrenince de ona âşık olur. Baran’a karşı çok saf bir aşk
besler ve bu aşk, Latif’in şahsiyetinin gelişmesine
sebep olur. Film, Latif’in şahsiyet gelişiminin yanında Leyla ve Mecnun hikayesiyle de benzerlikler
taşımaktadır. Latif, Baran’a duyduğu aşk vasıtasıyla
ilahi aşka ulaşmaktadır. Baran, Mecid Mecidi’nin
Müslüman gözüyle aşkı ele aldığı eşsiz bir eserdir.
Beyaz Melek
Ahmet yakalandığı hastalıktan
kurtulabilmek için son çare olarak
oğulları Ali ve Reşat tarafından
memleketi Diyarbakır’dan İstanbul’a bir hastaneye getirilir. Ahmet
içine düştüğü bu sıkıntılı günlerden kurtulurcasına hastaneden kaçar. Ali ve Reşat babalarının bu
kaçışının telaşındayken kendilerini İstanbul’un
9
sokaklarında bulurlar. Ahmet saklanmak için bahçesine girdiği huzurevinden habersiz; sımsıcak aile
ortamından uzak, terkedilmiş bu yaşlı insanların
dünyasında bulur kendini. Babalarını, ilk kez karşılaştıkları huzurevinde bulan Ali ve Reşat kendi
memleketlerinde görmedikleri bir manzarayla
karşılaşırlar. Terkedilmiş bu yaşlı insanların dünyalarına misafir olurlar. Anlarlar ki adı huzurevi
olan bu yer aslında hiç huzurlu bir yer değildir.
Çağrı
Çağrı filmi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını konu alan
bir filmdir. Filmde özellikle Hz.
Muhammed’in (s.a.v.) hayatının
peygamberlikten sonraki dönemi
işlenmekte, doğumu ve gençliğine
değinilmemektedir. Hendek savaşı da filmin ele
almadığı konular arasındadır. Filmde sırasıyla ilk
vahyin gelişi, ilk Müslümanların Mekke’de çektikleri sıkıntılar, Habeşistan’a hicret, Hz. Hamza’nın
Müslüman oluşu, boykot yılları, Taif’i İslâm’a davet,
Akâbe Biatı, Medine’ye hicret, Mescid-i Nebevi’nin
inşası, Ensar-Muhacir kardeşliğinin tesisi, Bedir ve
Uhud savaşları, Hudeybiye anlaşması, Bizans, Mısır
ve İran’a İslâma davet için mektuplar gönderilmesi,
Mekke’nin fethi, Veda Hutbesi ve Hz. Muhammed’in vefatı konuları işlenmektedir.
10
Çanakkale Destanı
İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni
Zelanda ve diğer sömürge ülkelerinden oluşan Müttefik donanması Çanakkale boğazını geçmeye
çalışır. Fakat ağır zayiat vererek geri
çekilmek zorunda kalır. Bundan
sonra karadan boğazı ele geçirmeye çalışırlar. Ama
bütün uğraşlarına ve teknolojik üstünlüklerine
rağmen Çanakkale’yi geçmeyi başaramazlar. Film,
Çanakkale destanını animasyon tekniği ile aktaran
başarılı bir yapımdır.
Çizme
Adalet partisinin iktidara gelmesiyle Arapça ezan yasağı kaldırılmıştır. Ezanlar tekrar Arapça
okunmaya başlarken Karadeniz
bölgesinde bir nahiye müdürü
resmi yazı gelmediği bahanesiyle ezanın Türkçe
okutulmasında ısrar eder. Çizme lakaplı nahiye
müdürü yöre halkı ile her konuda anlaşmazlık
içerisindedir. Nahiye müdürünün zulmüne dayanamayan Boz Ali lakaplı bir köylü de dağa çıkmış
ve müdürü öldürmek için fırsat kollamaktadır.
Nahiyede bu mücadele yaşanırken şehirden gelen
mühendisler ezan yasağının kalktığını bildirirler.
11
Bunu duyan, köyün ezan yasağından sonra görevini
bırakan eski imamı minareye çıkar ve ezan okumaya
başlar. Fakat kalbi bu heyecana dayanamaz. Minare
üzerinde şehit olur.
Danimarkalı Gelin
Danimarka’da öğrenim gören
Metin burada bir kız ile tanışır.
Evlenmeye karar verirler ve kız
Metin’in isteği üzerine formalite
icabı Müslüman olur. Evlendikten
sonra kız İslâm’ı araştırmaya ve benimsemeye başlar.
Kızın örtünmesi, namaz kılmaya başlaması kocasını
rahatsız etmeye başlar. Kocasının iki yüzlü ve riyakar
Müslümanlığına dayanamayan kız Danimarka’ya
geri döner. Hatasını anlayan kocası da Danimarka’ya
gider, özür diler. Film, Türkiye’de yaşayan ve İslam’ı
sadece kültürel bir unsur olarak gören kişilere ciddi
eleştiriler getirmektedir.
Dersu Uzala
Rusların haritalama çalışmaları yapan ekibi ile bu çalışmaları
sırasında tanıştıkları yaşlı bir yöre
avcısı olan Dersu Uzala arasında
derin bir dostluk oluşmuştur. Başta
yüzbaşı olmak üzere ekiptekiler
12
Dersu’nun yaşam felsefesinden önemli dersler
alırlar. Bir süre yüzbaşının evinde modern hayata
alışmaya çalışan Dersu bunu başaramayarak tekrar
ormana, doğal yaşama döner. Dersu Uzala, modern
yaşamın ve tüketim toplumunun insanlıktan neleri
alıp götürdüğünü ortaya koymaya çalışan sıradışı
bir filmdir.
Eşrefpaşalılar
Uyuşturucu ticaretinin, hırsızlığın ve kavganın eksik olmadığı
bir mahallede iki eski arkadaştan
Tayyar mafya lideri olurken, Davut
namusuyla ekmeğini kazanabilmek için bir kahvehane açmıştır. Gençlik zamanlarında her ikisi de aynı kadını (Madam Eleni)
sevmiş olsalar da, Madam Eleni Tayyar’la evlenmek
zorunda kalır ve ondan bir kızı olur. Madam’ın
Davut’a olan sevgisinin bitmediğini gören Tayyar
ise kızıyla beraber onu terk eder ve mafya işlerine
bulaşır. Tayyar, Davut’un hapisten yeni çıkan evlatlığını kendi işlerine bulaştırıp ondan intikam
almak ister. Mahalle kabadayısı Nusret ise bir tarafta
sevdiği kız, sevdiği insanlar; diğer tarafta para ve
saltanat arasında kalır. Olaylar bu durumdayken
gelip camide uyuşturucu ticaretine karşı çıkan ve
mahalleliyi değiştirmeye çalışan idealist hocayla
birlikte mahallenin çehresi değişmeye başlar.
13
Hay
Hay, İbn-i Tufeyl’in Hay bin
Yakzan adlı eserinden yola çıkılarak oluşturulmuş bir çizgi filmdir.
Zalim bir kralın hüküm sürdüğü
bir adada dünyaya gelen Hay, helak
olmak üzere olan adadan annesinin kendisini bir
beşiğe koyup denize bırakması sayesinde kurtulur.
Dalgalar Hay’ı insanların bulunmadığı bir başka
adaya sürükler. Hay, burada bir ceylan tarafından
büyütülür. Biraz büyüdükten sonra kendisini sorgulamaya, yeteneklerini keşfetmeye başlar. Bir süre sonra
da kendisini yaratan yüce yaratıcı’yı aramaya koyulur.
Horton Hears A Who (Horton)
Horton, kulağının yanından
geçen bir toz tanesinden bir çığlık
duyar. Bu toz tanesinin içinde insanların olabileceğini ve yardıma
ihtiyaçları olduğu için bağırdıklarını düşünür. Horton’un bu halini
gören kanguru “bir şeyi göremiyorsan ya da duyamıyorsan o şey yok demektir.”
diyerek Horton’dan bu düşünceyi bırakmasını ister.
Horton, toz tanesi içindeki Kimler Şehri’nin belediye
başkanı ile iletişime geçmeyi başarır. İkisini de zorlu
bir görev beklemektedir. İkisi de Kimler Şehri’ni
14
tehlikeden kurtarabilmek için birbirlerinin varlığını
etrafındakilere kabul ettirmek zorundadırlar. Nool
Ormanı’nda Kanguru Horton’u, Kimler Şehri’nde de
Konsey üyeleri belediye başkanını engellemeye çalışır.
Uzun mücadeleler sonucunda iki dünyanın varlıkları
birbirlerinden haberdar olurlar. Kimler Şehri’nin
gezegeni olan toz tanesi güvenli bir yerde muhafaza
edilir. Horton, alt metninde peygamberler tarihi ve
materyalizm eleştirisi içeren muhteşem bir yapıttır.
Hür Adam
Hür Adam, son devrin en önemli
İslâm alimlerinden biri olan Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatını ele
almaktadır. Filmde Bediüzzaman’ın
çocukluğu, eğitim hayatı, Ruslara
esir düşmesi, dini ve fenni ilimleri birleştirecek bir
medrese kurma çabası, Cumhuriyet devrinde yaşadığı
sıkıntılar, işkenceler ve Risale-i Nur’ları yazma-yayma
çalışmaları ele alınmaktadır. Film ayrıca bir dönem
Müslümanların yaşadıkları sıkıntıları aktarması bakımından önemlidir.
Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak
Recep karpuzcunun, Mehmet
ise berberin yanında çırak olarak
çalışan iki köy çocuğudur. İkisi
15
de sinema tutkunudur. Kendi sinemalarını kurmak için çalışmaktadırlar. Ellerine geçirdikleri eski
filmleri kullanarak hareketli görüntüler elde etmek
için çabalarlar. Yaptıkları denemeler sonunda film
gösterebilen bir cihaz üretmeyi başarırlar. Karpuz
Kabuğundan Gemiler Yapmak, seyircilerini Anadolu insanının dünyasına bir yolculuğa çıkarmaktadır.
Kelebek
Yusuf öğretmen ve üç arkadaşı
hocalarının tavsiyesi üzerine, eğitim
gönüllüsü olarak Afganistan’a gitmeye karar verir. Ancak gidecekleri
gün beklenmedik bir gelişme olur.
Eşinin hamile olduğunu öğrenen
Yusuf öğretmen onları yalnız bırakamayacağını söyleyerek Afganistan’a gitmekten vazgeçer. Yıllar sonra
bir eğlence merkezine düzenlenen terör saldırısında
oğlu Bilal’i kaybeden Yusuf öğretmen, bu olaydan
sonra hafızasını kaybeder. Üstelik 11 Eylül terör saldırısından da kendisini sorumlu tutmaktadır. Psikolojisi günden güne bozulan Yusuf
öğretmeni vicdanı rahat bırakmaz.
Kız Kardeşim Mommo
Ayşe ve Ahmet, anneleri vefat
etmiş iki kardeştirler. Babaları kendileriyle ilgilenmediği için Ayşe
16
ve Ahmet’e dedeleri bakmaktadır. Dede de yaşlı
ve sakat olduğu için çocuklara tam olarak bakamamaktadır. Ahmet, kardeşine hem babalık hem
de annelik yapmaktadır. Ayşe bu zor dönemde
babasına ihtiyaç duymasına rağmen babası çocuklarını yuvaya vermeye karar verir. Fakat dede buna
ölünceye kadar izin vermeyeceğini söyler. Ahmet
olup biten her şeyin farkındadır ve babasından
nefret etmektedir. Çocukların Almanya’da bir teyzeleri vardır ve çocukları yanına almak istediğini
bir mektupla haber verir. Dede her ne kadar buna
razı olmasa da yaşlılığından dolayı buna mecbur
kalır. Ama bir kız çocuğunun yabancı bir ülkede
yapamayacağını söyleyen köylü kadınlara hak verir
ve Ayşe’yi başka bir aileye evlatlık verirler.
Taare Zameen Par/The Child Is Special
(Her Çocuk Özeldir)
İlkokul çağındaki Ishaan, öğrenme ve yazma sorunu (disleksi) yaşar. Buna rağmen Ishaan’ın
resim yapmaya ilgi ve yeteneği
vardır. Bir çocuktan beklenilmeyecek kadar muhteşem resimler
yapar. Fakat ailesi ve öğretmenleri Ishaan’ın yeteneğinin farkında değildir. Bu
arada okula geçici olarak Ram Nikumbh adında
17
bir resim öğretmeni gelir. Nikumbh kısa sürede
öğrenme ve öğretme eylemlerindeki farklı bakış
açısıyla Ishaan hariç bütün çocukların kalbini
kazanır. Bu durum Nikumbh’un dikkatini çeker
ve çok geçmeden Nikumbh, Ishaan ile iletişim
kurarak sıkıntısını öğrenir. Ishaan’a yardım eder ve
onun sorunu üzerinde çözümler arar. Bu sorunu
Ishaan’ın çevresine anlatır, durumu hakkında
bilgi verir. Ishaan bu ilgi sayesinde daha pozitif
ve üretken bir çocuk olmaya başlar.
Malcolm X
Malcolm, Amerika’da babasız ve kısmen de annesiz büyümüş siyahi bir kişidir. Malcolm
buhranlı bir gençlik dönemi
geçirir. Yaptığı bir hırsızlık sırasında yakalanarak hapse girer.
Hapiste Müslüman bir zenciyle tanışır. Bu yeni arkadaşı ona
İslam dini ve zenci üstünlüğü hakkında bilgiler
verip onu etkiler. Hapisten sonra, İlajya Muhammed’in önderliğindeki beyaz karşıtı gruba dâhil
olur ve ülke genelinde vaazlar vermeye başlar.
Malcolm bu grubun İslam’ı tam anlamadığını
görünce gruptan ayrılır. Bir süre sonra hacca
gider. Orada insanların Allah karşısında beyaz,
18
siyah demeden kul olduğunu görür ve İslam’ı
gerçekten anlamaya başlar. Hacc’dan sonra Amerika’ya döndüğünde çevresindeki insan sayısı
daha da artar. Bu durum Amerikalı yetkililerin ve
İlajya Muhammed’in hoşuna gitmez. Onu tehdit
edip rahatsız etmeye başlarlar. Tehditler gerçeğe
dönüşür. Malcolm bir suikastla öldürülür.
Minyeli Abdullah
Abdullah gelecek vadeden
başarılı bir öğrencidir. Öğretmeni ile girdiği bir tartışmadan
dolayı okulu bırakır. Fakat öğrenme azmi hiç azalmaz. Sürekli
kitaplar okuyarak kendini geliştirir. Kahire’de ilim meclislerine
katılır. Daha sonra öğrendiği bilgilerle çevresindeki insanları irşad etmeye başlar. O sırada tutuklanarak hapse girer. Hapishanede de mahkûmlara
sohbetler yapar. Kral Faruk’un düşmesiyle siyasi
suçlular affedilir. Abdullah hapisten çıkar. Filmin her ne kadar Mısır’da geçtiği ifade edilse de
aslında olaylar tek parti dönemi Türkiye’sinde
Müslümanların yaşadığı sıkıntıları ve baskıları
anlatmaktadır. Bu bakış açısıyla izlenildiğinde
film çok farklı okumalara kapı aralamaktadır.
19
My Name Is Khan (Benim Adım Khan)
Rizvan Khan, otizm hastası
olan bir çocuktur. Delikanlılık
çağına geldiğinde annesi onu
kardeşi Zakir’in yanına, ABD’ye
gönderir. Khan kardeşinin yanında kuaförlere güzellik ürünleri
satmaya başlar. Girdiği bir dükkanda Mandira ile tanışır, ona
aşık olur ve evlenir. Mandira’nın 12 yaşlarında bir
çocuğu vardır. İlk başlarda bu sıkıntı olmasa da 11
Eylül’den sonra Mandira’nın oğlunu Müslüman
olduğu için okul arkadaşları öldürür ve Mandira
da Khan’ı suçlar. Ona “Git başkana benim adım
Khan, ben terörist değilim, diye söyle affedeyim
seni” der. Khan da bunu yapmak için yola çıkar.
Başkanın konuşacağı bir yerde bunu söylerken
yanlış anlaşılır, terörist damgası yer ve hücreye atılır.
Bir haberci bu durumu araştırır ve Khan’ı temize
çıkartır. Khan tekrar yola çıkar ve amacına ulaşır.
Khan’ın samimi gayretini gören
Mandira, Khan’la barışır.
New York’ta Beş Minare
Bir suikastın arkasındaki azmettiricileri bulmaya çalışan
emniyet ekibinin mensubu Fı20
rat komiser şüpheli gördüğü grupların içerisine
sızarak bu işi kimin planladığını bulmaya çalışır.
Hacı Gümüş adında birine ulaşırlar ve onu yakalayıp sorguya alırlar. Bu arada gerçek suçlular
terör faaliyetlerine devam etmektedirler. Fırat’ın
bir meselesi daha vardır. Hacı’nın onun babasını
öldürdüğünü zannetmektedir. Fakat Hacı bütün
olan biteni katilin kendi abisi olduğunu anlatır.
Bunun üzerine Fırat, Hacı’ya olan nefretinden
vazgeçer. Hacı ne kadar sorgulansa da yanlış bir
şey çıkmaz ve suçsuz olduğu gerçek teröristlerin
yakalanmasıyla ortaya çıkar. Hacı serbest bırakılır.
Memleketi olan Bitlis’e gitmeye, oradaki anasını
görmeye karar verir. Fırat, Hacı ve arkadaşları
Bitlis’e giderler. Annesini gördükten sonra Fırat’ın
dedesi, Fırat’ın gerçeği açıklamasına rağmen intikamdan vazgeçmez ve Hacı’yı öldürür.
Ostrov (Ada)
1942 yılında kömür taşıyan bir yük gemisi Almanlar
tarafından ele geçirilir. Alman
subaylar gemide yakaladıkları
er Anatoly’ye, komutanı genç
subay Tikhon’u öldürmesi halinde ona dokunmayacaklarını
söylerler. Anatoly bir süre tereddüt etse de Tikhon’u vurur. Tikhon denize düşer.
21
Almanlar Anatoly’yi gemide bırakıp uzaklaşırlar.
Ama gemiye koydukları bombayla gemi paramparça olur. Anatoly baygın bir halde sahile vurur.
Yakınlardaki bir manastırın rahipleri Anatoly’yi
kurtarırlar. Böylece Anatoly’nin 1976’ya kadar
sürecek olan yeni hayatı başlamış olur.
Anatoly yakınlardaki ıssız bir adada Allah’ın
kendisini affetmesi için sürekli dua eder. “Tanrım
bu günahkâr kulunu affet” diyerek gezinir. Ağlayarak “Tanrım beni yalnız bırakma. Ruhumu bu zindandan kurtar. Beni himayene al. Günahlarımdan
arındır.” diye dua eder. 34 yıllık tevbe hayatının
sonunda Anatoly’yi bir sürpriz beklemektedir.
Ostrov, tevbe üzerine destansı bir yapımdır.
Çöl Aslanı Ömer Muhtar
Film,1929-1931 yılları arasında Libya’da geçen çatışmaları ele
almaktadır. İtalya, 1929 yılında
General Rodolfo Graziani komutasındaki bir ordu ile Libya’yı
işgale başlar. Libya’nın sömürgeleştirilmesine çok önem veren
Mussolini savaşı İtalya’dan bizzat
yönetir. Ancak Ömer Muhtar direnişin başına geçerek bedevilerden ve köylülerden oluşan Libya halkını İtalyanlara karşı örgütler. İtalyanların modern
22
silahları ve tankları karşısında basit silahları ile atlı
bedeviler büyük bir direniş gösterirler ve İtalyanlara
büyük kayıplar verdirirler. Ömer Muhtar’ın bu
onurlu direnişi işgalci İtalyan subaylarında bile
hayranlık ve saygı uyandırır. Film, 1931 yılında
Ömer Muhtar’ın yakalanması ve idam edilmesi
ile son bulur.
Planet Earth (Dünya)
BBC tarafından 11 bölüm
olarak hazırlanan “Planet Earth”
(Dünya) belgeseli şu bölümlerden oluşmaktadır: “Kutuptan
Kutuba”,“Dağlar”,“Temiz Sular”,
“Mağaralar”,“Çöller”,“Buz Dünyaları”,“Büyük Ovalar”,“Yağmur
Ormanları”,“Sığ Sular”,“Mevsim
Ormanları”, “Okyanus Derinlikleri”. Bütün bu
bölümlerde Allah’ın esma ve sıfatlarını gösteren,
Allah’ın kudretine delil olan görüntüler titiz bir
çalışmayla ortaya konulmuştur. Fakat belgesel
film pozitivist bir bakış açısıyla kaleme alındığı
için kâinattaki harikalar sebeplere dayandırılmaktadır. Bu cümleler konusunda dikkatli olunması
gerekmektedir. Filmde yer alan ifadelerin ateist
bir bakış açısıyla ortaya konulduğu unutulmamalı, belgeseldeki görüntüler üzerinde tefekkür
edilerek Allah’ın esması görülmelidir.
23
Reis Bey
Reis Bey, katı prensipleri
olan bir hâkimdir. Bir gün annesini öldürdüğü iddia edilen
bir gencin davasında yanlış
karar verir ve genci idam ettirir. Ertesi gün gencin masum
olduğu ortaya çıkar. Reis Bey
bu durumdan çok etkilenir. Bu yükü daha fazla
kaldıramaz ve görevinden istifa eder. Merhameti
yaymak ve insanları kendisi gibi hataya düşmekten
alıkoymak için onlarla konuşur. Bir gün yine suçlularla konuşurken eskiden hapse attırdığı biri cebine
uyuşturucu koyar. O anda içeriye giren polis Reis
Bey’i suçlu zanneder. Reis Bey insanları yargılamadan önce masum olarak kabul etmek gerektiğini bir
kez daha anlar. Hâkimin karşısına suçlu olarak çıkar
ve kendini savunur. Suçu yapan bulunur, Reis Bey
bu durumdan kurtulur, görevine geri döner ancak
bu sefer eski prensiplerinden
eser yoktur. Artık merhamet
duygusu ile kararlar verir.
Sürgün
Film, dindarlığından dolayı İstanbul’dan Anadolu’da
bir köye sürgün edilen bir
24
öğretmenin köyde yaşadıklarını konu edinmektedir. Öğretmen göreve başlar başlamaz köyü
geliştirmek için köylüleri teşvik eder. Köy yolunun yapılması, değirmen inşa edilmesi, arıcılık,
ördekçilik gibi sektörlerin oluşturulmasını ister.
Buna köyün muhtarı karşı çıkarken köyün kurtuluş savaşı gazisi, tek parti döneminde zulüm
görmüş Molla Dede ve diğer köylüler öğretmene
destek verirler. Daha sonra adım adım öğretmenin
işaret ettiği yenilikler köye getirilir. Bu durumu
kıskanan muhtar, önce imamı öğretmenin aleyhine çevirmeye çalışır fakat imam da öğretmene
destek verir. Bunun üzerine muhtar son koz olarak
ilçeye giderek ilköğretim müdürüne öğretmenin
gericilik yaptığı ihbarında bulunur. Bu ihbar
sonucunda öğretmen başka bir okula sürülür.
The Children Of Heaven (Cennetin
Çocukları)
Cennetin Çocukları filminde İran’da yaşayan fakir bir
ailenin tüm sıkıntılara rağmen
isyan etmeden hayatlarını sürdürmeleri konu edilmektedir.
Filmdeki olaylar Ali ve Zehra
kardeşlerin tek ayakkabıyı paylaşmaları etrafında şekillenmektedir. Ali tamir ettirmeye
25
götürdüğü kız kardeşi Zehra’nın ayakkabısını
kaybeder. Babalarının yeni ayakkabı alacak maddi
gücü bulunmadığı için gizlice Ali’nin ayakkabısını kullanırlar. Zehra sabah okula gider. Koşarak
eve gelir. Ayakkabıyı alan Ali öğleden sonra başlayan okula yetişmeye çalışır. Ama her seferinde
geç kalır. Okullar arası bir spor müsabakasında
üçüncülük ödülünün spor ayakkabı olduğunu
gören Ali yarışmaya katılır. Amacı üçüncü olarak spor ayakkabıyı kardeşine hediye etmektir.
Yarışmanın sonunda panik yaparak hızlı koşar ve
birinci olur. Üzgün bir şekilde eve dönen Ali’yi
bir sürpriz beklemektedir. Babası Ali ve Zehra’ya
yeni ayakkabılar almıştır.
The Color of Paradise (Cennetin Rengi)
Muhammed, ilköğretim
çağında, gözleri görmeyen
masum bir çocuktur. Annesi
5 yıl önce ölmüştür. Sevimli
iki kız kardeşi olan Muhammed’in babası ise evlilik planları yapmakta ve oğlunun
bu evliliğe mani olacağını
düşünerek onu kendinden
uzaklaştırmak istemektedir.
Muhammed’i Tahran’daki körler okulundan
getirmek istememekte, yaz tatilinde de okulda
26
kalmasını arzu etmektedir. Okul idaresinin bu
teklifi kabul etmemesi üzerine Muhammed’i
köye getirir. Muhammed, kız kardeşleri ve ninesiyle birlikte olmaktan dolayı mutludur. Fakat bu
mutluluğu fazla sürmez. Babası iş öğrensin diye
onu kör bir marangozun yanına çırak olarak verir.
Bu duruma kızan ninesi yağmurlu bir günde evi
terk eder ve hastalanır. Kısa bir süre sonra da bu
hastalık nedeniyle vefat eder. Babasının evlenmek
istediği kızın ailesi annenin vefatını uğursuzluk
sayar ve düğünden vazgeçerler. Bundan sonra
babası tekrar Muhammed’i eve getirir.
The Last Prophet (Son Peygamber)
Filmde peygamberlikten
önce Mekke’nin durumu,
ilk vahiy, ilk Müslümanların
gördüğü işkenceler, Hz. Hamza’nın Müslüman oluşu, Habeşistan’a hicret, Boykot yılları,
Ebu Talib’in vefatı, Akabe biatı,
Medine’ye hicret, Mescid-i Nebevî’nin inşası, Bedir, Uhud ve
Hendek savaşları, Amr b. As ve Halid b. Velid’in
Müslüman oluşu, Mekke’nin fethi konuları ele
alınmaktadır. Film savaşları ve işkenceleri konu
edinmesine rağmen ilköğretim okullarında kullanmaya elverişlidir. Çünkü bu tür sahneler flu27
laştırılarak verilmekte ve herhangi bir darbe ve
kan görüntüsü içermemektedir. İzleyiciler sadece
bir savaş olduğu fikrini edinmekte, şiddetin aşırı
sunumu söz konusu olmamaktadır.
The Song of Sparrow
(Serçelerin Şarkısı)
Tahran yakınlarında devekuşu çiftliğinde çalışan Kerim, devekuşlarından birinin
kaçmasıyla işten kovulur ve
işitme cihazını suya düşüren,
bir ay sonra sınava girecek olan
kızına yeni bir cihaz almak
için Tahran’a gider ve olaylar gelişir. Tahran ona
bir iş kapısı açar ve şehrin karmaşasıyla, insanlarıyla Kerim’in dürüst, cömert ve yumuşak huylu
dünyası şekillenir. Kerim, şehirde daha fazla para
kazanmaya başlamasıyla daha çok hırslı olmaya ve
dünyaya daha çok dalmaya başlar. Sürekli takvalı
olmak ve hırslı olmak arasında gidip gelmektedir.
Bir gün mal biriktirme hırsıyla bir araya topladığı
hurda yığınının üstünden düşer ve bacağını kırar.
Bugünden sonra nefis muhasebesi yapmaya ve
dini değerlerine dönmeye başlar.
28
The Willow Tree (Söğüt Ağacı)
Yusuf görme engelli bir
profesördür. Karısı ve küçük
kızı ile mutlu bir yaşamı vardır.
Gözlerindeki rahatsızlık artınca Fransa’ya tedavi olmaya gider. Burada gözlerinin tekrar
görebilme ihtimalinin olduğunu öğrenir. “Hatalı olduğumu
biliyorum. En büyük hatam Sen’in büyüklüğünü
yeterince bilmemekti. Şimdi anlıyorum ki Sen
beni merhamet kitabından silip atmadın. Beni
unutmadın. Sen benimlesin ve beni korursun. Bir
de lütufların tamamlansa... Madem ki elimden
tuttun, yalvarırım yolumu aydınlat. Yalvarırım.
Işığa başka herkesten daha fazla hasretim. Eğer
bu karanlıktan çıkabilirsem daima seninle birlikte
olacağım” diye dua eder. Fakat gözleri açılıp İran’a
geri döndüğünde genç ve güzel akrabası Rüya’ya
aşık olur. Üniversitedeki işine de dönmek istemez.
Önceki yaşamına ait her şeyi reddeder. Bu durumu anlayan karısı, kızını da alarak evi terk eder.
Sahip olduğu her şeyi yitiren Yusuf’un gözleri de
tekrar görmez olur.
29
To Kill A Mockingbird
(Bülbülü Öldürmek)
Amerikan edebiyatındaki
en önemli romanlardan biri
olan To Kill A Mockingbird’e
dayanan film ABD’de ırkçılığın yoğun olarak yaşandığı
1930’lu yıllarda yaşanmış
olan bir olayı aktarmaktadır.
Alabama’nın Maycomb kasabasında bir zenci
gence, beyaz bir kıza tecavüz ettiği iftirası atılır.
Kasabanın önde gelen beyazları gencin öldürülmesini istemektedirler. Beyaz olmasına rağmen
önyargılarından arınmış olan avukat Atticus Finch, gencin savunmasını üstlenir. Fakat bu dava
Finch’in hayatındaki en zorlu dava olacaktır. To
Kill A Mockingbird, doğruluk, adalet, ırkçılık,
iftira gibi birçok konuyu ele almaktadır.
Traitor (Hain)
Çocukken
gözlerinin
önünde arabasına konulan bir
bomba ile babası öldürülen
Samir Horn, kendisini bu terörist grubu çökertmeye adar.
Liseden sonra ABD ordusuna
katılıp bomba uzmanı olur.
30
Daha sonra ordudan ayrılıp Afganistan ve Bosna’da savaşlara katılır. Yemen’de Nasir adlı terörist
liderin örgütüyle bağlantı kurmaya çalışırken
polis tarafından yakalanır ve örgüt üyeleriyle
birlikte hapse girer. Hapiste örgüt liderlerinden
Ömer’in dostluğunu kazanır ve diğerleriyle birlikte hapisten kaçırılır. Samir Fransa’da örgütün
asıl liderleri olan Ferid ve Nasir ile tanıştırılır.
ABD’de 30 yolcu otobüsüne birer canlı bomba
konulacaktır. Canlı bombalar emir beklemektedirler ve birbirlerinden haberleri yoktur. Samir
bombaları hazırlayıp teröristlere teslim eder. Fakat
hepsine aynı otobüse binmeleri talimatını verir.
Samir ülkeden kaçmaya çalışan Ferid ve Nasir’i
öldürürken canlı bombalar da kendilerini havaya
uçururlar.
Yalnız Değilsiniz
Ehl-i dünya bir ailenin
kızı olan Serpil, üniversitede
başörtüsü nedeniyle sorunlar
yaşayan arkadaşlarına destek
olmaktadır. Onlarla yakınlaştıkça İslam’a da ilgi duymaya
başlar. Arkadaşlarıyla yaptığı
sohbetlerden ve onların samimiyetinden etkilenen Serpil namaz kılmaya başlar
ve başını örter. Bu duruma Serpil’in annesi çok
31
büyük tepki gösterir. Serpil bundan sonra hem
okulda hem de ailesinde çok büyük sıkıntılar
yaşar. Film bir dönem üniversitelerde yaşanan
başörtüsü zulmüne ışık tutması bakımından
önemli bir yapımdır.
32
Download

Genç Dergisinin Okurlarına Hediye Ettiği Bu Değerli Esere Ulaşmak