YIL : 80 SAYI : 919
Temmuz 2013
Doç. Dr. M.Akif ÖZER
Nurettin PARILTI
Ahmet BAYANER
Muharrem ÇETİN
Rasih DEMİRCİ
Hikmet KAVRUK
Mehmet Akif ÖZER
Adnan TEPECİK
Eriman TOPBAŞ
Başyazı
1
Oktay TUNCAY
TÜRK KOOPERATİFÇİLİĞİN DE BAZI
SORUNLAR
2
Uğur ALTUNDAL
KOOPERATİFLER
5
Prof.Dr. Harun TANRIVERMİŞ
Doç.Dr. Mehmet ARSLAN
Doç.Dr. Mehmet Akif ÖZER
Veli ÇELEBİ
Osman BOSTAN
1271 sk.
Ertuğrul GÜREŞCİ
TÜRKİYE'DE İŞCİ-İŞVEREN İLİŞKİSİNDE
TARIMSAL KOOPERATİFÇİLİĞİN OLASI
ROLÜ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
9
M. Akif ÖZER
İŞLETMELER İÇİN SÜREÇ İYİLEŞTİRME
STRATEJİLERİ
11
Nail TAN
KOOPERATİFÇİ, İKTİSATÇI VE HUKUKÇU
PROF. DR. HÜSEYİN AVNİ ZARAKOLU'NUN
ARDINDAN
22
Metin EYİOĞLU
TÜKETİCİLERİN YENİ TEKNOLOJİLERE
KARŞI TUTUMU
24
M. Ziya GÖZLER
BÜROKRASİ VE BÜROKRATLAR
30
S.Tunahan BAYKARA
KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI VE YENİ
MEDYANIN KULLANIMI
34
Selçuk ALPARSLAN
KONYA'YA DOĞAN NURLU BİR IŞIK
"MEVLÂNA"
42
GEÇMIŞ ZAMAN OLUR KI...
48
www.koopkur.org.tr
adm
[email protected]
Turgut AĞIRNASLIGİL
Hüsnü POYRAZ
Prof.Dr. İhsan ERDOĞAN
Özdemir ÜNSAL
1271 sk.
25.07.2013
Derg
m
zde yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına
a
tt
r.
Temmuz 2013 Yıl : 80
Sayı : 919
ISSN : 1300-1450
Temmuz 2013 Yıl : 80
Sayı : 919
ISSN : 1300-1450
Başyazı
Bu ay, zihinlerimizde “onbir ayın sultanı” olarak yer etmiş olan mübarek Ramazan ayı.
Ramazan ayının mübarek olması, insan odaklı doğru yaşam konusunda insanlığa rehber olan Kur’ân vahyinin insanla buluşmasının başlangıcını teşkil etmesidir. Bilindiği gibi,
Kur’an vahyi Hz. Peygamberin Medine’ye hicreinden yaklaşık onüç yıl önce Ramazan
ayında gerçekleşmişir. Bu özelliğinden dolayı Ramazan ayı mübarek bir aydır.
Nadim Macit, “Oruç İbadei, Kur’ânla Yüzleşmek” adlı eserinde, Ramazan kavramını “ilahi hitaba muhatap olan insanın aynı hitaba yeniden hazır oluşunu telkin eden zaman
dilimi” olarak tanımlamaktadır. Ramazan ayına girildiğinde, sağlık durumu müsait olan
her Müslüman Oruç tutar. Oruç kavramı, “kişinin çirkinliklerden uzak durması, kendini
tutması ve engellemesi” anlamına gelmektedir. Kişinin çirkinliklerden uzak durması, çirkin işler yapmaktan kaçınması ve kendisini deneim alına alması, iyiliğe ve güzelliğe yönelmesi anlamına gelir. Ramazan ayı Oruç üzerinden kişiye bu imkânı sunmaktadır. Kişi
oruç tutmak sureiyle kötülüğe karşı kendisini kapaırken iyilik ve güzelliğe karşı kendisini
açmaktadır.
Muhammed Esed, Kur’ân Mesajı isimli eserinde Oruç ibadeinin genelde üç amacının
bulunduğunu ifade etmektedir. Birincisi Kur’ân vahyinin başlamasını kutlamak, ikincisi
etkili bir neis disiplini sağlamak ve üçüncüsü ise herkese bizzat kendi tecrübesi ile açlığı
ve susuzluğu taırmak, böylece yoksulların ihiyaçlarını gerçek anlamda kavratmakır.
Bir başka ifadeyle, her Müslüman oruç sayesinde; Kur’ân vahyinin insana ulaşma yıldönümünü kutlama, nefsini deneim alına almayı öğrenme ve yoksul insanların yaşamlarını sürdürme şartlarını doğrudan anlama imkânına kavuşmaktadır. Belirilen amaçlar
çerçevesinde orucunu eda eden her insanın “kötülüğe karşı kendisini kapatması ve ardından temizlenmesi ve ardından da iyilik ve güzelliğe karşı kendisini açması” ümit edilir.
Diyanet İşleri Başkanlığının ramazan temasından – “helal kazanç, helal lokma”- anlaşıldığı kadarıyla insanların çoğu henüz iyilik ve güzelliğe kendisini açamamışır. Diyanet İşleri Başkanlığının “helal kazanç, helal lokma” kavramlarına vurgu yapması bu konularda
sorunlar yaşandığının göstergesi kabul edilebilir. Yüz binlerce caminin, yüz binlerce din
görevlisinin hizmet verdiği ve özellikle Cuma günleri camilerden sokaklara taşan milyonlarca insanın bulunduğu bir ortamda “helal kazanç, helal lokma” konusunda istenen
düzeyde bir bilincin oluşmaması düşündürücü olsa gerek. “Helal kazanç, helal lokma”
kavramları ülkelerin üreim ve tükeim süreçlerinde ortaya çıkarlar. Üreim ve tükeim
ise ülkelerin ekonomi dinamiklerinin yöneimiyle ilgili kavramlardır. Ekonomi dinamikleri
hak ve adalet üzere yöneilen ülkelerde “helal kazanç, helal lokma” kavramları gündeme
gelmez.
Kazançlarımızın ve kazançlarımızdan temin eiğimiz lokmalarımızın helal olup olmadığını, Ramazan ayında indirilmeye başlayan Kur’ân vahyinin esasları ile karşılaşırdığımızda
görebiliriz. Kazançlarımızda başkalarının haklarının olup olmadığını Kur’ân hükümlerine
bakarak anlayabiliriz. Ramazan ayını ayın ruhuna uygun olarak değerlendirmemiz dileği
ile tutuğumuz oruçlarımızın iyilik ve güzelliklere kapılar açmasını temenni ederiz.
1
TÜRK KOOPERATİFÇİLİĞİN DE BAZI
SORUNLAR
Dr. Oktay TUNCAY *
Ülkemizde kooperaif harekeinin gelişmesindeki gecikmenin nedenleri; halkın bilinçlendirilmemesi, ön araşırmanın yapılmaması,
inansman sorunları, devlet kooperaif ilişkilerinin düzensizliği, üst örgütlenme sorunları,
yanında eğiim ve araşırma sorunları, deneim sorunları, kooperailerarası işbirliğinin
sağlanamaması, poliik sorunlar olarak sıralanabilir. Biz bu yazımızda kooperaifçiliğimiz
de eğiim ve araşırma sorunları, deneim
sorunları, kooperailerarası işbirliğinin sağlanamaması, ve poliik sorunlara değineceğiz.
Kooperaifçiliğin gelişmesi ve benimsenmesinde olmazsa olmaz şart eğiim ve araşırmaya önem vermekir. Yani eğiim ve araşırma
kooperaifçiliğin temel ilkelerinden birisidir.
Bu ilke, ”Kooperaifçiliğin gelişirilmesi amacıyla kooperaif ilke ve yöntemlerinin kooperaif ortaklarına, seçilmiş ve atanmış yöneicilerine, memurlarına ve bütün halka öğreilmesi “şeklinde tanımlanmaktadır. Ülkemizde
kooperaifçilik eğiimine hiçbir zaman gereken önem verilmemişir.kooperaifçilik Kurumunun büyük fedakarlıklarla kurduğu eğiim
vakı da maalesef gerekli ilgiyi görmemişir.
Geniş eğiici kadrosuna sahip olmasına rağmen kooperaif birlikleri ve yöneicileri taraından görmezlikten gelinmişir. Gelişmiş
ülkelerin çoğunda ve özellikle üniversitelerde
zorunlu veya seçmeli ders olarak okutulan kooperaifçilik dersleri ülkemizde birkaç okul ve
fakülte dışında hemen hemen hiç yoktur.
Eğiim sorununun çözülmesi için alınacak en
önemli önlemlerden birisi devlet veya üst
örgütler taraından kooperaifçilik okulları* Araştırmacı Yazar ([email protected])
2
nın açılmasıdır. Kooperaif üst örgütleri aynı
zamanda hizmet içi yöneim ve personeline
yönelik eğiim programları uygulamalıdır. Ülkemizde Kooperaifçilik ile ilgili araşırmalar
ise azdır. Bunun için üniversiteler ile ilgili kuruluşlar arasında işbirliği sağlanmalı ve kooperaifçilik araşırma ensitüleri kurulmalıdır.
Bu araşırmalar bilimsel ve yansız olmalı ve
devlet taraından inansal yönden desteklenmelidir.
1931 yılında kurulan Türk Kooperaifçilik Kurumu, ülkemizde kooperaifçilik eğiimi çalışmalarına ilk başlayan kuruluştur. Bu kuruluş
aylık ve alı ayda bir yayımlanan dergiler çıkarmaktadır. Aynı şekilde ülkemizdeki kooperaifçilik eğiiminin dağınıklığına son vermek
ve tüm olanakları bir kurum içinde toplayarak çok etkili eğiim yapmak için 1976 yılında
Kooperaifçilik Eğiim ve Araşırma Ensitüsü
Ankara’da açılmışır.Ancak maalesef devam
eirilememişir.
Kooperaifçiliğinde ne yazık ki en önemli sorunlardan biri de deneimdir. Kooperailerin bir ülkede gelişip yerleşmesinde deneim
önemli bir rol oynamasına rağmen, maalesef
önemi yeterince anlaşılabilmiş değildir.deneim problemini çözmeden kooperaifçiliğin
bir ülkede kök salmasını beklemek gerçekten saf dillilik olur.Ülkemizde kooperailerin
gelişmesinde en etkili faktörlerden biri de,
deneimdir. Ancak etkili bir deneim ne yazık
ki yapılamamaktadır. Oysa etkili bir deneim
kooperaif ortağının en büyük güvencesidir.
Ülkemizde bu deneim iki yolla yapılmaktadır.
Bunlardan birisi devlein kendi deneimidir.
Bu deneim devlete yasal olarak verilmişir.
1163 sayılı yasa ilgili bakanlığa kooperaile-
ri ve üst birlikleri tetiş etme, denetleme veya denetleirme görev ve yetkisi vermişir.
Ancak bu deneimin siyasal ikidarların güdümünde olmaması gerekir. Diğer deneim
biçimi ise kooperailerin kendi içinde oluşturdukları deneim sistemidir. Ancak bu deneimin etkin olduğu söylenemez. Kooperaif
ortaklarının yeteli kooperaifçilik bilgisi ve bir
kooperaii denetleyebilecek bilgi birikimleri
ve denetleme için gerekli formasyona sahip
olmadıkları için maalesef öz deneim mümkün olamamaktadır. Deneim sorununun çözümünde en etkili yöntemin, kooperaif üst
örgütleri ve Kooperailer Bankasının kooperaileri denetlemesi olduğu ifade edilmektedir. Bu nedenle Kooperailer Bankasının
kurulması ve üst örgütlere etkin bir deneim
ortamının sağlanması gerekir. 1163 sayılı yasa ile de üst örgütlere denetleme ve görev ve
yetkisi verilmişir. Kooperailerin yıllık genel
kurullarına devlet temsilcilerinin kaılımı. Bu
gücün etkin kullanımı ülkedeki kooperaif
sayısına bağlı olarak rasyonel olmayabilir. Bu
kaılım normaif kontrolü aşmasa dahi (bkz.
Madde 87), kooperailerin özerkliğini ihlal
edebilir. Yalnızca üyeler genel kurulda yer
alabilir. Ayrıca kooperailerin devlet temsilcilerinin kaılımı için ücret ödemeleri gerekmektedir, bkz. Madde 87. Söylendiği üzere
devlet, diğer icari örgütler düşünüldüğünde
aynı güce sahipir. Gerekli devlet deneimi diğer anlamlarda uygulanabilir, örneğin rapor
alınarak (örneğin genel kurulda, denetleme
raporu), ve kooperaif ile dikey kooperaif yapıların kendi kendini denetleme mekanizmalarının güçlendirerek deneimi sağlayabilir.
Türkiye de kooperailer gelişmiş bir üst örgütlenmeyi sağlayamadıkları için, kooperaiflerarası işbirliğinin sağlanamaması mümkün
olamamaktadır. Ülkemizde kooperailerin
ortaklarına ve topluma daha fazla hizmet
edebilmek için birbirleriyle akif bir şekilde
işbirliği sağlamaları gerekir. Bu işbirliğinin
sağlanabilmesi için yatay ve dikey bütünleşmenin sağlanması, üreici-tükeici yakınlaşmasının sağlanması ve tükeicinin ekonomik
korunmasına köklü bir çözümün geirilmesi
gerekir.
Diğer taratan devlein mevzuatan ve uygulamadan kaynaklanan eksiklikleri gidererek
geireceği yeni düzenlemelerle kooperaiflerin birbirleriyle ilişki kurmaları için uygun
ortamlar hazırlaması kooperailerin gelişimi
açısından önemli olacakır. Bu aşamada üst
örgütlerin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Üst örgütlerin organizasyonuyla
yapılacak çalışmaların işbirliğini gelişirebileceği bu konuda açılacak olan uygulama merkezlerinin yararlı olabileceği düşünülebilir.
Bu konuda Milletlerarası Kooperailer (ICA)
bünyesinde faaliyet gösteren kooperailerin
bırakınız kendi ülkelerinde, diğer ülkelerdeki
bütün kooperaif ve/veya kooperaif birlikleri
ile hem icari hem de projeler bazında yapıkları işbirliği çalışmaları ülkemiz kooperailer
için de örnek olmalıdır.
Kooperaif ilkelerinden en önemlilerinden
birisi siyasi tarafsızlıkır.” Kooperailer özerk,
kendi kendine yeten ve üyelerince yöneilen
kuruluşlardır. Kooperailer, hükümetler dahil
olmak üzere diğer kuruluşlarla bir anlaşmaya
girmeleri ya da dış kaynaklar yoluyla sermayelerini arırmaları durumunda, bunu kooperailerin özerkliğini sürdürecek ve üyelerinin
demokraik yöneimini koruyacak şekilde
gerçekleşirirler.”Bu ilke tarafsızlığı“ön görüyor.Bu bakımdan faaliyete bulunan kooperaif ve birliklerin başarıya ulaşabilmesi için,
poliik açıdan tarafsızlık içerisinde hareket etmeleri gerekmektedir. Türkiye’de zaman zaman Kooperailerin ve üst birliklerinin poliik
ve özel çıkarlara alet edildikleri görülmektedir. Ayrıca poliikacıların kooperaifçiliğin gelişmesi ve ilerlemesi yönünde poliikalar gelişirmemesi de önemli bir sorun oluşturmakta ve Türkiye’de kooperaifçiliğin gelişmesine
engel olmaktadır. 1982 Anayasası’nda 1995
yılında yapılan değişiklikle, kooperailerin
siyaset yapma ve siyasal parilerle işbirliğinde bulunma yasağı yürürlükten kaldırılmışır.
Geirilen bu düzenleme ile kooperailere
3
ülke sorunları açısından birlikte hareket edebilme ve gerekiğinde siyasal ikidarlara tavır
koyabilme olanağı sağlanmışır.
Ülkemizde ise kooperaifçilik, Cumhuriyet
sonrası dönemde gelişebilmiş ancak tabandan gelen bir hareket olarak değil devlein
müdahalesinin yoğun olarak hissedildiği yukarıdan aşağıya başlaılmış bir hareket olarak
kalmışır. Devlein vesayei alında bulunan
güdümlü kooperaifçilik Türk Kooperaifçiliğinin en büyük sorunudur. Bunun sonucunda
inansman sorunu yaşayan, örgütlenememiş
ve hükümetlerin günübirlik poliikalarının
etkisinde gelişen bir kooperaifçilik anlayışı
yerleşmişir. Tabandan gelen, gönüllü olarak
yapılan ve iyi örgütlenebilmiş kooperaifçilik ideal kooperaifçilikir. Kooperaifçiliğin
gelişme sahasında devletçe desteklenmesi
ve denetlenmesi zorunlu görülebilir. Ancak
devletle kooperailer arasındaki ilişkinin
çok iyi ayarlanması gerekir. Çünkü devlein
güdümü bir yerde kooperaifçiliğin temelini
oluşturan karşılıklı dayanışma ve güç birliği
düşüncesini zedeler. Devlein kooperailer
üzerindeki vesayei ülkemizde özellikle tarım
sektöründe kendisini hisseirmektedir. Burada hükümetlerin çitçiyi bir oy deposu olarak
görmelerinin yanında çitçinin de kooperaii, kamu kaynaklarından yararlanmayı sağlayan bir kamu kuruluşu olarak görmesinin de
etkisi vardır. Ülkemizde kooperaifçiliğin en
önemli sorunlarından birisi de hükümet poliikalarındaki tutarsızlıklardır. Hükümetlerin,
devlet taraından oluşturulacak sağlam kooperaifçilik poliikalarına uymasını sağlayacak
yasal ve siyasi yapırımları da içeren mevzuat
değişikliklerine gitmesi, kooperaileri rahatlatabilecekir.
Ülkenin eğiim konusundaki sorunlarının kooperailere de yansıması bilinen bir gerçekir.
Gerek birim kooperailer gerekse üst örgütlenmelerdeki eğiim sorununun çözümü devlein oluşturacağı eğiim poliikası ile birlikte,
az sayıda faaliyet gösteren kooperaifçilik
okullarının ülke geneline yaygınlaşırılmasıyla
4
olanaklı olabilecekir. Finansman sorununun
çözümü de devlein kooperailerin öz sermayelerini arıracak önlemler alması, buna
uygun mevzuat değişikliklerine gitmesi ve en
önemlisi kurulacak bir kooperailer bankasıyla olanaklı olabilecekir.
Tarım kesiminde 1163 sayılı yasa Tarım Saış
ve Tarım Kredi kooperaileri dışındaki tüm
kooperailerin kuruluş ve işleyişini düzenlemektedir. 1163 Sayılı Kooperailer Yasasına
göre kurulan “Pancar Ekicileri Kooperaileri”
amaç, kuruluş, organizasyon ve üst örgütlenme açısından diğer kooperailere örnek olabilecek bir yapıya sahipir. Bu kooperailer
hizmetlerin tabana yaygın bir şekilde ileilmesinin sağlandığı ve devlet ile olan ilişkilerin
dengelendiği bir yapıya sahipir. Pancar Kooperailerinin üst kuruluşu olan Pankobirlik,
kooperailer yasasında birliklerin yetkilerini
belirleyen açık hükümler bulunmadığı halde,
bünyesindeki kooperailer üzerinde işbirliği
ve karşılıklı anlayışın gerekirdiği disiplin ve
etkinliğe sahipir. Pancar kooperailerinin içe
dönük ve kendine özgü örgütlenme yapıları
vardır. Ülkemizde tarımsal amaçlı kooperaifleri düzenleyen üç ayrı yasa bulunmaktadır.
Tarım Saış ve Tarım Kredi kooperailerinin
özel yasaları olmasına karşın, pancar kooperaileri 1163 sayılı kooperailer yasasına
göre faaliyetlerine devam etmektedir. Devlet
4572 sayılı yasa ile tarımsal amaçlı kooperailerin bir bölümünü tek bir yasa alında
topladığı halde pancar kooperailerine böyle
bir düzenleme yapma gereği duymamışır. Bu
pancar kooperaileri için olumsuz bir durum
yaratmakta ve bazı kavram ve uygulama kargaşalarına neden olmaktadır. Tüm bu olumsuzluklara karşın, pancar kooperaileri öteki
kooperailerle karşılaşırıldığında, pancar
kooperailerinin daha demokraik ve akif bir
yapı içinde olduklarını görmekteyiz.
KOOPERATİFLER
Uğur ALTUNDAL *
Kooperailer toplulukların ortak ihiyaçlarını
karşılamak için birlikte çalışıkları eski
bir gelenekir. Bu gayri resmi düzen
zaman içerisinde resmi icari kuruluşlara,
iş
organizasyonlarına
dönüşmüştür.
Kooperailer ABD’de ve diğer birçok ülkede
vergi yasaları çerçevesinde özel bir statüye
sahipir.
Neden Kooperaif Oluşturulmalıdır?
Bir kooperaif; gönüllülük esasında kendi
üye-patronları taraından kontrol edilen ve
kar amacı gütmeyen veya maliyet temelinde
işleilen bir şirkeir. Bu, kendisi kar amacı
güden bir varlık olmak yerine, kooperaiin,
üyelerinin birincil işlerine yardımcı olmak
için var olduğunu anlamına gelir. Aslında,
sıradan kar amaçlı irmalara birçok yönden
benzemesi dolayısıyla başarılı kooperailerin
iyi yöneilen işletmeler oldukları algısı basit
bir görüşü yansıır.
1.Kooperailer
benzer
durumlarda
insanların ortak ihiyaçlarını karşılamak için
birlikte çalışmalarına olanak sağlarlar. Bu
insanlar çitçi, tükeici, küçük işletmelerin
yöneicileri ve benzeri olabilir. Bu yayın
tarımsal kooperailer üzerinde odaklansa
da, diğer kooperailerden de yüz binlerce
mevcutur.
Çitçiler için kooperailer çitlik girdilerini
(örneğin, tohum, gübre ve yakıt), pazarlama
kooperailerini (örneğin, süt, tahıl ya da
diğer tarım ürünlerinin saışı), hizmet
kooperailerini (örneğin, ıslah hizmetlerini,
günlük sürü performans bilgilerini veya
elektriği sağlayanlar), ve inansal hizmetleri
(özellikle kredileri) içermektedir. Tarım dışı
kooperailerde ise kooperailer için hizmet
sunan kooperailer (örneğin, Kooperaif
Bankası), elektrik üreten kooperailer
ve iş kooperaileri (örneğin, donanım
veya marketler için girdi sağlayanlar)
bulunmaktadır.
* Arş. Gör., Gazi Ün. İİBF Kamu Yön. Böl. Öğr.Elm. ([email protected])
Bu çalışma James W. Dunn, Jayson K. Harper, and Lynn
F. Kime (2005) “Cooperatives”, Agricultural Alternatives, agalternatives.aers.psu.edu adresinde yayınlanan
makaleden yararlanılarak hazırlanmıştır.
İnsanların
kooperaif
oluşturmayı
düşünürken sormaları gereken ilk soru, bu
işletme ipinin işe yarayıp yaramayacağı
sorusudur.
Kooperailerin sorunların
çözümünde odaklandığı konular sayesinde
genel anlamda alı tane avantaja sahipirler.
2.Kooperailer pazarın küçük olduğu ya da
bir şekilde kendine özgü olduğu durumlarda
bulunmayan hizmetler için üye işletmelere
yardımcı olabilir.
3.Kooperailer ayrıca üreicilerin pazara
erişimi için yardımcı olabilir.
4.Kooperailer makul maliyetlerle kaliteli
malzeme ve hizmetlere erişimi sağlayabilir.
5.Kooperailer üyelerin pazarda daha çok
güç elde etmelerine imkân sağlayabilir.
6.Son olarak, kooperailer ilgili işlerdeki
kazançları paylaşmaları için üyelerine olanak
tanır.
Bir kooperaif, üyelerinin genel sorunlarını
çözmeye yardımcı olabilir; fakat kötü bir ikri
iyi bir ikre dönüştüremez. İşin ekonomik
altyapısı yeterli olmalıdır. Yeni kooperailerin
birçoğu farklı sebeplerden ötürü başarısız
olmaktadır, bunların geneli bazı üyelerin
5
yükümlülüklerini yerine geirmemeleri,
gerçekçi olmayan iş planları ve başlangıçta
yeterli parasal kaynak sağlayamamaları gibi
sebepleri içermektedir. Bütün durumlarda
yöneim kurulu ve işletme ileri görüşlü
olmalıdır. Yöneiciler öncelikli olarak
kooperaiin
çıkarlarını
gözetmelidir.
Üyeler de kooperaiin ortak vizyonunu
paylaşmalıdırlar.
paylaşırıldığı durumlarda kazanç, ıskonto
ödemelerine göre kooperaif üyelerine iade
edilir ve dağıılır. Eşit sermaye üzerinde geri
dönme oranı sınırlıdır; çünkü kooperaif
iyatları maliyete çok yakındır ve faydaları
üyelerine aktarır. Çalışmanın başarısı için
zorunlu bir şart olmasa da ortaklıkları bir
hayli fazla olduğu için kooperailerin işbirliği
yapması beklenir.
Yeni bir kooperaif kurulması düşünülüyorsa
öncelikle şu sorulara cevap aranmalıdır:
Finans ve Vergi Planlaması
•
Grup
eylemi
bireysel
gerçekleşiremeyeceği
bir
gerçekleşirecek mi?
Kooperailer bazı çalışma fonlarına ihiyaç
duyacakırlar. Başlangıçta bu, üyelerin
doğrudan yaırımlarını içerecekir. Üyeler
yaırımları için stok payları alırlar. Çalışmaya
bir kere başlayınca, kooperaif kazanımlarını
belirli bir süre koruyabilir ve üyelerinin ünite
başına sermaye tutmalarını gerekirebilir
(Örneğin, saılan yüz kilo sütbaşına bitki
ve malzemeler için belirli miktar dolar
tutulması). Tabii ki, üye olmayanların işten
kazandığı para, eşitliği oluşturmak için
kullanılabilir.
eylemin
amacı
• Grup olarak çalışabilir misiniz?
• İşletmeyi nasıl inanse edeceksiniz?
• Kim yönetecek?
Kooperatifler Nasıl Çalışır?
Bir kooperaite üyeler problemlerin
çözülmesi için ortak hareket ederler.
Her bir üyenin bu işteki yaırımı ile bunu
gerçekleşirebilirler. Organize olurlar, görevli
personelleri seçerler ve işi kurarlar. Daha
sonra olağan iyatlarda mal alım ve saımını
gerçekleşirirler. İşten kazandıkları bütün
kar üyelere dağıılır. Kooperaif yöneişimi
ağırlıklı sisteme değil; kişi başına bir oy
esasına dayanır. Şirketlerin kullandığı hisse
başına bir oya sahip seçmen olması buna
örnek gösterilebilir.
Kooperailerin birkaç temel ilkesi vardır. İlk
olarak, kooperailer, başka türlü mümkün
olmayan veya pazarın gelişiremediği önemli
hizmetleri elde etmek ve üyelerini bundan
faydalandırmak için oluşturulur. Üyeler
faydaları ve kazançları oranılı olarak paylaşır;
böylelikle, büyük yaırımcı daha fazla gelir
elde edecekir. Tanımı gereği kooperailer,
işi kontrol eden ve aynı zamanda yöneim
kurulu olarak hareket eden üyelere aiir.
Uzmanlaşmaya dayalı bazı uygulamalar bu
prensiplerle alakalıdır. Kârın iş hacmine göre
6
Kooperailer,
bulunduğu
devlein
kanunlarına göre organize edilmelidirler. Bu
genellikle kayıtlı olmayı, tüzüklere uymayı ve
bazı diğer dosyalama işlerini kapsar. Çok ağır
olmasa da bu adımlar kooperaife sağlanan
avantajlı vergi statüsünün oluşturulması için
zorunludur.
Üye Sorumlulukları ve Kooperaif Liderliği
Üyelerin sorumlulukları genel olarak
kooperaii himaye etmek, bilgilendir(il)
mek, akıllıca oy vermek, sermaye sağlamak
ve iş performansını değerlendirmek olarak
sıralanabilir. Kooperailer, müdürlere ve
personele sahipir, çünkü yöneişim sürecine
ve kooperaiin yöneilmesine kaılmanın
kriik bir önemi vardır. Genellikle başkan,
yardımcıları, sekreter ve veznedar; üyeler
arasından seçilir.
Müdürün işi kooperaiin en zor
işlerinden biridir. Müdürler ve genel
olarak yöneiciler kooperaiin toplam
çalışmasına rehberlik yapmaları için seçilir.
Bu insanlar herkesi ilgilendiren kararları
verdikleri için uzmanlardan yararlanmalı,
stratejileri planlamalı, inansal yaırımları
izlemeli, bütçeyi gelişirmeli, poliika
gelişirmeli, denetçileri kullanmalı, genel
toplanıları
düzenlemeli
ve
parasal
ilişkileri düzenlemelidirler. Müdürler bu
noktada bir grup olarak hareket etmeli
ve kooperaife yapabileceğinin en iyisini
elde etmekte yardımcı olmalıdır. Bu,
müdürlerin kişisel çıkarlarını bir kenara
bırakmalarını ve kooperaif için en iyi olan
kararı verebilmelerini gerekirir. Müdürler
çoğunlukla coğrai bölgelere göre seçilseler
de milletvekilleri gibi sadece kendi bölgeleri
için
çalışmamalıdırlar.
Tam
tersine,
kooperaiin iyiliğini düşünmelidirler. Bu
bağlamda düşünüldüğünde, müdürler
arasında oylama gerçekleşirilse de yöneim
kurulu uzlaşma sağlamayı denemelidir.
Yapılan eylemi çoğunluğun onaylaması
yeterli değildir. Eğer bir konuda keskin karşıt
ikirler varsa, çoğunluk desteklese bile eylem
kararı alınmamalıdır. Diğer yandan, bir
kere bir karar alınırsa, azınlıktaki müdürler
çoğunluğun kararını desteklemelidirler.
Yöneim kurulu üyeleri ortak hareket etmeli
ve üyelere neye neden karar verildiğini
açıklamalıdırlar. Daha sonra bu kararı
sorgulamamalıdırlar.
Başkan,
kooperaiin
asli
yürütme
yetkilisidir ve yöneim kurulu veya üyelerin
toplanılarının tümüne nezaret etmelidir.
Başkan aynı zamanda (sekreteriyle birlikte)
üyelik seriikalarını, senetleri, ipotek ve
kredileri, kefalet senetlerini, bağlanma
sözleşmelerini, kontratları ve yöneim
kurulundan çıkan diğer kararları imzalar;
aynı zamanda yöneim kurulunca belirlenmiş
diğer tüm görevlerini yerine geirir.
Başkan yardımcısı, başkanın yokluğunda
ya da yetersizliği veya başkanın yapmayı
istememesi durumunda, başkanın görevlerini
yerine geirir. Böyle hareket ederken, başkan
yardımcısı başkanın sadece gücüne değil,
aynı zamanda tüm kısıtlılıklarına da tabidir.
Başkan Yardımcısı zaman zaman yöneim
kurulu taraından verilen diğer görevleri de
yerine geirir.
Sekreter, kayda alınan üyelik tutanaklarını ve
yöneim kurulu toplanılarının tutanaklarını
tutmakla sorumludur. Bununla birlikte,
tüzük uyarınca usulüne uygun olarak verilen
bildirimleri ya da yasaların gerekirdiği tüm
bildirimleri görmek zorundadır. Sekreter
ayrıca, kurumsal deter ve kayıtlarının,
kooperaif mührünün ve
tüm üyelik
seriikalarının korunmasından; diğer tüm
yetkilendirilmiş belgelere kooperaif mührü
damgalanmasından, üyelerin isim ve adres
kayıtlarının tutulmasından sorumludur.
Mütevelli Heyei veya üyeler taraından
yetkilendirilen üye seriikalarını (başkan
ile birlikte) imzalar, kooperaiin kuruluş
sözleşmelerinin ve tüzük makalelerinin
tamamının bir kopyasının (üyeleri taraından
incelenmeye hazır bir şekilde her türlü
değişiklik ile birlikte) dosyasını tutar, talep
üzerine tüzüğün bir kopyasını (her türlü
değişiklik ile birlikte) üyeler için tedarik
eder, ve zaman zaman kurul taraından
atananlar da dahil olmak üzere, genel olarak
sekreterliğe ait bütün görevleri yerine geirir.
Sayman, kooperaiin tüm fonlarının
korunmasından ve menkul kıymetlerinden
sorumludur. Bu, tahsil edilecek ve
kooperaife ödenecek paralar için makbuz
verilmesini, kendi tüzük hükümlerine uygun
olarak seçilen bu bankalardaki kooperaif
adına olan tüm paraların teminaını ve genel
olarak saymanlığa ait bütün görevleri yerine
geirmeyi içerir.
Kurul, kooperaif üyesi olan veya olmayan
birini yöneici olarak atayabilir. Yöneici,
Mütevelli
Heyei’nin
vereceği
yetki
ve sorumluluklar dâhilinde görev ve
çalışmalarını yerine geirir. Genel olarak
yöneici, kooperaif amaçlarına uygun olacak
şekilde yöneim kurulu ile birlikte çalışmalı,
çalışanları denetlemeli ve bilgiye dayalı
kararlar almak için gerekli bilgileri yöneim
kuruluna sağlamalıdır. Kooperaiin tüm
çalışanları kooperaiin amaç ve hedelerini
anlamalıdırlar. Olağan görevlerini yerine
geirmenin yanı sıra, kooperaiin üye ve
7
sahipleri ile olan ilişkisini de anlamalıdırlar.
Diğer kurumların çalışanları gibi, kooperaii
olumlu yönde temsil etmelidirler.
Buradan Başlayın:
Kooperaif kurulurken, öncelikle, muhtemel
kooperaif üyelerinin çözüm arayacakları
ortak bir sorun çerçevesinde küçük bir
grup halinde bir araya gelmeleri gerekir.
Bu insanlar, kooperaiin gelişirilmesinde
liderlik edeceklerdir. Kooperaife uzmanlık,
praiklik, coşku ve özveri sağlamalıdırlar.
ABD Tarım Bakanlığı (USDA) Yayınlarından
“Kooperaife Nasıl Başlanmalı” isimli eserde
bahsedildiği gibi, aşağıda sıralanan maddeler
bir kooperaife başlarken çalışma grubunun
takip etmesi gereken adımları belirlemişir:
1. Potansiyel üyeleri davet edin ve meseleler
hakkında tarışın. Kooperaiin sağlayacağı
ekonomik gereksinimleri saptayın.
2. Potansiyel üyeler ile araşırmacı bir
toplanı düzenleyin. Grup devam etmek
yönünde karar alırsa, yönlendirme kurulunu
oluşturun.
3. Muhtemel üyeler üzerinde araşırma
yaparak kooperaiin gelecekteki potansiyel
kullanımını belirleyin.
4. Tüm potansiyel üyelerin kaıldığı ikinci
genel kurul toplanısında araşırma sonuçları
üzerinde tarışarak oylama yapın ve devam
edilip edilmeyeceğine karar verin.
5. İhiyaçları belirleyin veya maliyet analizi
yapın.
6. Üçüncü genel kurul toplanısında maliyet
analizleri üzerinde tarışın. Devam edilip
edilmeyeceği konusunda gizli oylama yapın.
7. Bir izibilite analizi yapın ve iş planı
gelişirin.
8. Dördüncü genel kurul toplanısında
izibilite analizinin sonuçlarını sunun.
Sonuçlar kaılımcılar taraından kabul
gördüğü takdirde, komite üyelerinin aynen
devamı ya da değişirilmesi konusunda karar
verin.
9.Yasal dokümanları hazırlayın ve birleşirin.
10. Kurucu üyeler ve tüm potansiyel üyelerin
8
kaılımıyla düzenlenen toplanıda hazırlanan
tüzüğü gözden geçirin ve uygulamaya sokun.
Yöneim kurulunu seçin.
11. Yöneim kurulunun ilk toplanısını yapın
ve yetkilileri seçin. İş planını uygulamak
üzere sorumlulukları dağıın.
12. Üyelik şartlarını belirleyin.
13. Sermaye edinin ve bir kredi başvuru
pakei gelişirin.
14. Yöneiciyi seçin.
15. Tesis edinin.
16. İcraata geçin.
Rekabet Ortamı
Herhangi bir iş gibi, bir kooperaif hayata
kalmak ve başarılı olmak için rekabet
ortamının doğasını anlamalıdır. Bir kooperaif
tamamen yeni bir şey yapıyor ise, çok fazla
rekabet olmayabilir. Diğer durumlarda ise,
başarılı olmasını istemeyen birilerinin olması
muhtemeldir. Her kurucu grup hem mevcut
hem de gelecekte oluşabilecek rekabei
göz önüne almalı ve kendi kooperailerinin
böyle bir ortamın taleplerine uyum
sağlamasının mümkün olup olmayacağını
sorgulamalıdır. Hiçbir rakip sizi kollarını
açarak karşılamayacakır.
Diğer Bilgi Kaynakları
ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) farklı
türlerdeki kooperailerin kurulması ve
çalışırılmasıyla ilgili çok sayıda değerli yayını
bulunmaktadır.
Bu
yayınlara
htp://www.rurdev.usda.
gov/rbs/pub/cooprpts.htm
adresinden
ulaşabilirsiniz.
Bu indirilebilir yayınlar ilgili pek çok konuyu
ele almaktadır. Özellikle ilgi çekici bir çalışma
olan “Kooperaife Nasıl Başlanmalı” isimli
esere htp://www.rurdev.usda.gov/rbs/pub/
cir7/cir7rpt.htm adresinden ulaşabilirsiniz.
Buna ek olarak birçok eyalein kırsal
kalkınma alanında yardımda bulunabilecek
temsilcileri vardır. htp://www.rurdev.usda.
gov/rbs/coops/csdir.htm adresi bu insanları
bulmanıza yardım edebilir.
TÜRKİYE’DE İŞCİ-İŞVEREN
İLİŞKİSİNDE TARIMSAL
KOOPERATİFÇİLİĞİN OLASI ROLÜ
ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Ertuğrul GÜREŞCİ *
Türkiye’de tarım kesiminde işçi işveren ilişkisi, yasalarda tam olarak tanımlanamamışır. Bunun en öneli nedeni, Türkiye’de
tarım sektöründe işçi-işveren ilişkinsin tam
olarak oluşturulamamasından kaynaklandığı söylenebilir. Sayıları milyonları bulan
tarım çalışanları, genellikle küçük, parçalı
ve dağınık haldeki küçük aile işletmelerinde çalışmakta bu durumun nedeni olarak
tarım işletmelerinin ekonomik bir birimden ziyade geleneksel küçük aile işletmelerinden oluşması gösterilmektedir. Bu yapıdaki bir işletmenin, işçi işveren ilişkisi ve
bununda hizmet sözleşmesi ile bağlanılı
olmasını engellemektedir (Güreşci, 2012).
İfade edilen bu gerçekler, Türkiye’de tarım
çalışanlarının önemli bir kısmının iş kanunları kapsamı dışında bırakılmasına neden
olmuştur. Konuya bu açıdan bakıldığında, kooperaileşmenin tarım kesiminde
önemli bir örgütlenme sorununu giderebileceği ve bu örgütlü yapı içerinde, işçiişveren ilişkisinin kurulabileceği göz ardı
edilmemelidir.
fazlasıyla mevcutur. O zaman bu dört unsuru bünyesinde birleşirebilecek bir sistemin kurulması gerekmektedir. Bunun için;
1. Mevcut tarım işletmelerinin bu yapıya dönüştürülmemsi: Bu uzun vadeli ve
inansmanı oldukça fazla olabilecek bir
yöntemdir. Üstelik bunun için birçok yasal
düzenlemede beraberinde yapılmalıdır.
2. Tarımsal kooperailerin bu amaçla
kullanılması: Türkiye’de 2011 yılı verilerine
göre toplam 44 961 kooperaif faaliyete
olup, bu kooperailerde 6 856 288 ortak
bulunmaktadır. Bu kooperailerin 13 454’i
direk tarımsal amaçlı kooperaif olup bunlarda ise 4 602 334 ortak bulunmaktadır
(TMKB; 2012). Yani Türkiye’deki kooperailerin sayıca %67.12’ini ve ortak sayınsın
ise %29. 92’sini tarımsal kooperailerin
oluşturduğu bilinmektedir. Bu oranlar hiç
de küçümsenmeyecek oranlardır.
İşe önce tarımsal amaçlı kooperailerin ortakları ile kooperaiin yöneicileri arasında
Konuya şöyle bir bakış açısı gelişirildiğin- 1163 sayılı yasada küçük bir değişiklik yapıde; işçi işveren ilişkisinin kurulması için or- larak işçi ve işveren ilişkisi kurulabilir. Yani
tada işçi, işveren, işyeri ve hizmet sözleş- ortaklık senedi aynı zamanda hizmet sözmesinin var olması gerekir. Bunların işyeri leşmesi yerine kullanılabilir. Zaten koopetanımlanması ve hizmet sözleşmesindeki railerin işletme kurabilecekleri yönünde
eksiklik, Türkiye’deki tarım işletmelerinde yasal bir engel bulunmamaktadır. O zaman
sorunun çözümü, kooperailerdeki yönei* Yrd.Doç.dr., Ahi Evran Üniversitesi, İ.İ.B.F. İşletme
Bölümü, Kırşehir
cilerin işveren statüsüne dönüştürülmeleri
9
ve ortaklık senetlerinin hizmet sözleşmesi
yerine geçebilecek şekilde yasal bir düzenlemenin gerçekleşmesidir. Bunun önündeki engeller aşağıdaki gibi sıralanabilir:
1. 1163 sayılı kooperailer yasası ve diğer kooperailerle ilgili yasalar (tarım Kredi kooperaileri, tarım saış kooperaileri
vs)
2. Kooperailerin bu yapıya dönüştürülmesindeki teknik sorunlar,
Böyle bir ikrin ortaya aılması ve tarışılması gerekebilir. Bu ikrin mevcut bir duruma dönüşmesinde aşağıdaki faydalar
sağlanabilir:
4. Tarımın diğer altyapı sorunları çözülebilir,
Yukarıda ifade edilen bilgiler doğrultusunda Türkiye’de tarımsal kooperaifçiliğin gelişirilmesi gerekliliği ön plana çıkarılabilir
ve konu hakkında bir araşırma zemini hazırlanmış olabilir. Konunun bu boyutunun
mevcut hukuki düzenlemeler çerçevesinde ve yapılabilecek yeni düzenlemelerdeki
etkinliği de ayrıca yeni bir tarışma konusu
olabilir.
Kaynakça
1. Hazırlanacak tarım-iş kanununa zemin
1. Güreşci, E. (2012). 4857 Sayılı Kanuna
hazırlayabilir,
Göre Tarım İşçileri, Türktarım Dergisi, Sayı:
2. Mevcut iş kanunlarında tarım çalışan204.
ları daha büyük oranda temsil edilebilir,
3. Tarımda örgütlenme sorunu giderilebilir,
10
2. TMKB, (2012). Türkiye Milli Kooperailer Birliği Verileri.
İŞLETMELER İÇİN
SÜREÇ İYİLEŞTİRME STRATEJİLERİ
M. Akif ÖZER *
Başlarken
taslağa uygun ve belli bir sonucu verecek
biçimde düzenlenmesi ve bunların artarÜlkemizde işletmelerin etkin ve verimli yö- da sıralanması şeklinde tanımlanmaktadır.
neilebilmeleri için gerekli olan bütünsel Ayrıca girdilerin birbirine bağlı bir seri faadeğişimin en önemli unsurlarından birisi liyetlerle bir değer arışı elde etme işlemide, örgütsel süreçlerdir. İşletmelerin tüm dir şeklinde tanımları da mevcutur.
faaliyetlerini kapsayan süreçlerin iyileşirilmesi ve yöneilmesi, örgütsel etkinliğin Üreim açısından bir tanım yapıldığında ise
sağlanmasında çok önemli bir adımdır. Bu süreç; hammadde, enerji, bilgi gibi girdileri
çalışmada sürecin ne olduğunu ayrınılı bir ürün veya hizmet gibi çıkılara dönüştüren
şekilde inceleyerek, işletmelerin nasıl sü- faaliyetler dizisi olarak ele alınmaktadır (Fireç iyileşirmesi çalışmaları yapabilecekle- liz, 2007:4).
rini sorgulayacağız. .
ISO 9001-2000 standartlarına göre ise süreç, girdileri çıkı haline geiren bir birleriyle ilgili ve etkileşimli faaliyetler takımıdır.
Süreç, proses kelimesinin karşılığı olarak Bu sürecin girdileri, diğer sürecin çıkılarıdilimize girmişir. Bir girdiyle başlayan, iç dır. Bir örgüt içindeki süreçler, katma deve dış kullanıcılardan gelen talep, bilgi ve- ğer oluşturmak için kontrollü şartlar alınya hammadde ile, bu girdiye katma değer da planlanır ve gerçekleşirilir. Son ürünün
katarak belirli bir çıkı üreten birbiriyle uygunluğunun hemen veya ekonomik olabağlanılı adımlar ve işlemler dizisi şeklin- rak doğrulanamadığı bir süreç sıklıkla özel
de tanımlanmaktadır (Filiz, 2007:1). Başka süreç olarak belirilir (Özcan, 2006: 175).
bir ifadeyle süreç, girdilerin birbirine bağ- Tüm bu tanımlar çerçevesinde süreç yölı bir seri faaliyetlerle bir değer arışı elde neiminin odak noktasını oluşturan süreç
etme işlemidir (Demirkol, 2002:163). Bu- yenilemeden ise, bir işin ya da faaliyein
rada süreç, iç veya dış kullanıcıdan gelen
daha kısa sürede biirilmesi ve hatalardan
bir talep, bilgi veya hammadde gibi bir girarındırılması yolunda yapılan çalışmalar
diyle başlayan ve bu girdiye katma değer
kast edilmektedir
kaılmasıyla belirli bir çıkı üreten birbiriyle
bağlanılı etkinlikler dizisidir.
Günümüzde işletmeler de diğer örgütler
gibi, başarılı olmak için müşterilerine karSüreç genel kabul görmüş kapsamlı sözşı esnek ve sorumlu olmak zorundadırlar.
lüklerde; olguların veya olayların belli bir
Müşterilere yönelik süreçlerin kontrol eDoç. Dr. Gazi Ün. İİBF Kamu Yönetimi Böl.
debilmesi için onların ihiyaçlarına ve bek([email protected])
lenilerine yönelik olarak çok esnek olun-
Nedir Süreç?
11
ması gerekmektedir. Bunu sağlayabilmek
için ise süreçlerin gelişirilmesi (Borissova,
2004:5) ve yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. .
mı da herkese göre değişebilir. 13 adımlık
bir süreci sil baştan yapmadan adım sayısını 5’e indiriyorsanız, bu, küçük bir değişiklik midir yoksa baştan tasarım (radikal
değişim) midir? Dolayısıyla, iyileşirmek
Yukarda da beliriğimiz gibi örgütlerde iş
üzere ele alınacak süreç bir “Süreç İyileşirsüreçlerinin belirlenmesi, tanımlanması,
me Ekibi” oluşturulup, mevcut süreç incesahip atanması ve sürekli izlenmesi süreç
lenmeden ve sonra iyileşirme seçenekleri
yöneimi olarak adlandırılmaktadır. Tatarışılmadan, yapılacak değişikliğin (iyinımdan da anlaşılacağı gibi süreç yöneimi
leşmenin) küçük mü büyük mü olacağını
içinde mutlaka iyileşirme barındırmalıdır.
söylemek pek mümkün ve gerçekçi olamaz
Benzer biçimde sadece süreç iyileşirme (Filiz, 2007:2).
kavramı da süreç yöneimini içerecekir.
Süreçle ilgili diğer bir kavram da bilgi ve enÇünkü yöneilmeyen bir süreç iyileşirileformasyondur. Enformasyon, bir önemi ve
mez. Bundan dolayı, süreçlerin belirlenamacı olan veri demekir. Veriyi enformasmesi, tanımlanması, izlenmesi ve iyileşirilyona dönüştürmek için bilgi gerekir ve bilgi
mesi stratejik yaklaşımına, süreç yöneimi
ise alıcı taraından, daha da raine hale geveya süreç iyileşirme adı verilmektedir.
irilmiş, genel ifadelere dönüştürülmüş ve
Literatürde süreç yöneimi kavramı, iş sü- özümsenmiş enformasyondur. Bilgi, doğası
reçlerinin yeniden tasarımı kavramını da gereği uzmanlık içeren bir unsurdur. Süreç
kapsamaktadır. Bu kavram içeriğinde sü- ise, belirli bir amaca yönelik, belirli girdireç dizaynı ve süreç yenileme kavramları leri tekrarlanabilir sırada ölçülebilir şekilde
yer almaktadır. Bu kavramların her ikisi kullanarak, son kullanıcı için bir anlam ve
de süreçlerde büyük, radikal değişiklikler değer oluşturacak çıkıyı üreten işlemler
yapılmasını; neredeyse mevcut sürecin sil bütünüdür (Yurdakul, 2008:3).
baştan yapılıp, bu süreci ilk defa ve bir koİşletmeler süreç yöneimi kapsamında
şullanma-kısıtlama olmadan tasarlıyor olsüreç danışmanlığına ihiyaç duyabilirler.
sak nasıl tasarlarız yaklaşımıyla yeni baştan
Örgüt danışmanlığı hizmetleri arasında en
tasarlanması söz konusudur.
kapsamlı olanı süreç danışmanlığıdır. SüSüreçte, kademeli veya sıçramalı iyileş- reç danışmanı olan kişi, işletmeyi ve onun
irmeler yapılacağı, sürecin durumuna, çalışma süreçlerini anlama, meydana gemüşteri beklenisine, bilgi teknolojisi ola- len olayları çalışma ortamı içinde sezerek,
naklarına ve her şeyden evvel strateji ve gerekli önerilerde bulunma hizmetlerinde
hedelere bağlıdır. Süreçlerini belirlemiş ve görevlendirilmiş bir uzman yardımcısıdır.
yönetmeye başlamış bir işletmede, sürekli Danışman, işletmenin iç çevre koşulları
iyileşirme döngüsü içinde ele alınan sü- ile, örgüt-çevre etkileşimlerinden oluşan
reçle ilgili olarak ilk yapılacak şey, sürecin süreçlerin incelenmesine de yardımcı olmevcut durumunun incelenmesidir. Süre- maktadır.
cin baştan mı tasarlanacağı, yoksa mevcut
Bu süreçlerde görevli olanlar, işletme persüreç içinde küçük değişiklikler mi yapılasonelidir ve onların davranışlarını ilgilencağına sonra karar verilir.
diren bu süreçler; haberleşme, biçimsel
Ayrıca, küçük ya da büyük değişiklik kavra- ve biçimsel olmayan gruplaşmalar, birey
12
ve grup değer ve normları, önderlik, yetki, sorumluluk ve örgütsel ilişkiler, sorun
çözme, karar verme ve kararlara kaılma
(Eren, 2003:402) gibi hususları kapsar. Burada kriik süreç; öncelikle çözümlenmesi
gereken veya yeniden yapılandırılması gereken süreçlere denilir. İşletmenin ana çıkısını en çok etkileyen süreçler kriik süreç
olarak belirlenebilir. Yine yapılan özdeğerlendirme sonucunda ortaya çıkan iyileşirmeye açık alanlar kriik süreç olarak değerlendirilebilir.
Sürecin Özellikleri
Süreç, örgütsel sistem içinde tasarlanan
yol ve yöntemdir. Sistem ve prosedürler
mükemmel dahi olsalar, eğer süreçler yeterli değilse örgüten istenen kaliteye ulaşılamaz. Sadece süreci iyi tanımlamak ve onu iyi yönetmekle sürece hakim olunabilir.
Bundan dolayı sürecin en önemli özelliği,
ürün ve hizmetlerin iç ve dış kullanıcılara
ulaşırılabilmesi için bir araç (Özcan, 2006:
175) olmasıdır.
Günümüzde klasik yapılanmalarını sürdüren işletmelerde süreçler ilgi dışı kalmışır.
İşletmenin çeşitli birimleri arasında bölünerek görünmez hale geirilmişlerdir ve temelde yöneilmemektedirler. Oysa süreçler tüm işletmenin özünü oluşturmakta,
çalışanlar ve kullanıcılar için değer oluşturmaktadır (Helvacı, 2005:165).
İşletmelerde belirli bir sürecin oluşabilmesi için çeşitli adımların aılması gerekir.
Bunları şu şekilde özetleyebiliriz (Çalık,
2003:23-24):
• İşletmede böyle bir sürece olan gerekliliğe açıklık geirilir.
• Bu sürecin sağlayacağı yararlar belirlenir.
• Süreç amaçlara uygun olarak tasarlanır.
• Sürecin farklı işlevleri ve işleri yansıtmak üzere işletmenin farklılaşması ihimali
göz önünde bulundurulur. Bazı süreçler,
sonuçlarıyla daha kolay ölçülebilirken, bazıları ise geirileriyle, gösterilen davranışlarla ya da yeteneklerle ölçülmektedir.
• Süreçteki tüm yöneici ve çalışanlara
kapsamlı bir eğiim sağlanır.
• Sürecin etkisi sürekli kontrol edilir.
Amaçlara ulaşılıyor mu, yapılanlar mevcut
duruma uygun mu, değişiklik yapma ihiyacı var mı gibi sorulara cevap aranır
Yukarıdaki adımlar gerçekleşirilirken oluşturulacak süreçlerin taşıması gereken ortak özellikler bulunmaktadır. Bu özelliklere
ne kadar çok uyulursa, çalışmamızın ilerleyen bölümünde ayrınılı bir şekilde ele
alacağımız süreç yöneimi uygulamaları da
çok daha başarılı olmaktadır.
Bir süreçte bulunması gerekli özellikleri de
şu şekilde belirtebiliriz (Özcan, 2006:177):
• Tanımlanabilmelidir. Sürecin temel unsurlarını gösterebilmelidir.
• Ölçülebilmelidir. Performans kriterlerine uygun olmalıdır.
• Tekrarlanabilmelidir. İhiyaç ve beklenileri sürekli karşılayabilmelidir.
• Kontrol edilebilmelidir. Süreç sorumluları her zaman bilgi alabilmelidir.
• Katma değer oluşturabilmelidir. Çıkının kalitesi ve müşteri tatmini üzerinde
olumlu etkisi olabilmelidir.
• Sınırları olmalıdır. Başlangıç ve biiş
noktaları belirlenebilmelidir.
•
Performans göstergeleri olmalıdır. Et13
kinliği ve iş üzerindeki etkisi ölçülebilmelidir.
• Kriik başarı faktörleri olmalıdır. Rakibe üstünlük sağlayacak, rakiplerden farklılığı ortaya koyacak özellikler taşımalıdır.
• Kriik olanları belirlenebilmelidir. Başarı faktörleri üzerindeki etkisi ve süreçlerin
gelişme ihiyaçları ortaya çıkarılabilmelidir.
• Süreç sahibi atanmış olmalıdır. Süreci
tanıyan, değişlikler yapabilen, öneriler gelişirebilen, her düzeyde süreç faaliyetlerini kontrol eden bir süreç sorumlusu olmalıdır.
Süreç Türleri ve Unsurları
Daha önce de beliriğimiz gibi süreç, insan, makine, malzeme gibi kaynakları işleyip değer katarak kullanıcı isteklerini karşılayacak çıkıları üreten işlem veya işlemler
dizisidir. Bu yönüyle; girdi, proses ve çıkıdan oluşmaktadır. Sürecin girdileri hammadde, bilgi ya da talep olabilirken, bunlar
sürecin içerisinde işleme tabi olurlar. Sürecin çıkıları, prosesin sonucunda ortaya
çıkan ürün ya da hizmet olabilir.
2007:4).
Burada en çok rastlanan süreç türlerini inceleyeceğiz (Özkan, 2007:1-3):
*Operasyonel süreçler: İşletmenin misyonu doğrultusunda kurum stratejisini belirlemesinden hizmein kullanıcıya ulaşırılıncaya kadar olan ardışık süreçlerdir. Bu
kapsamda; piyasa analizi, kullanıcılarla ilişkiler, vizyon gelişirme ve strateji, ürün ve
hizmet dizaynı, pazarlar ve saış, üreim ve
dağıım, üreicilerle ve hizmet sunanlarla
ilişkiler, kullanıcılarla ilişkiler gibi süreçler
incelenir.
*Yöneimsel süreçler: Bu kapsamda insan
kaynaklarını yönetme ve gelişirme, bilgi
yöneimi, mali ve iziki kaynakların yöneimi, çevre yöneimi, dış ilişkilerin yöneimi,
gelişim ve değişim yöneimi gibi süreçler
incelenir.
Literatürde ayrıca aşağıda belirilen süreç
sınılandırması da yapılabilmektedir:
*Yöneim süreçleri: Temel ve destek süreçlerinin performansını yükseltmek için
gerçekleşirilen birinci kademe süreçlerdir.
Bu süreçlere örnek olarak; sürekli iyileşirme, sürekli gözden geçirme, önlem alma,
stratejik planlama, inans, insan kaynaklarının yöneimi ve gelişirilmesi, stratejik
yöneim, süreç gelişirme, öz değerlendirme, performans yöneimi, teknoloji
yöneimi ve bilgi gelişirme sayılabilir. Bu
süreçleri belirlemek, örgütlerde sürekli
gözden geçirme, önlem alma, planlama ve
iyileşirme, sistemaik yaklaşım bilincinin
güçlenmesini sağlar. Bu süreçlerin etkinliği
temel ve destek süreçlerinin performansını sürekli gelişirir.
Genel olarak süreçler; üreim süreçleri ve
iş süreçleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Üreim süreci, dış kullanıcıya sunulacak ürünü
iziksel olarak üreten süreç, iş süreci ise,
örgütün kaynaklarını kullanarak, örgütün
amaçlarıyla ilgili sonuçların alınması için
izlenen, birbiri ile ilgili, manıksal olarak
sıraya dizilmiş işlemler grubudur. İş sürecini, temel süreçler ve destek süreçler
şeklinde sınılandıranlar yanında dış kullanıcıyı memnun etmeye yönelik süreçler,
iç kullanıcıyı memnun etmeye yönelik süreçler, yöneim süreçleri, temel ve destek
süreçleri, yönetmeye ve iş planlarını yap- *Temel süreçler: Örgütün misyonuyla doğmaya yönelik süreçler olarak çeşitli süreç rudan ilgili olan ve dış kullanıcı ihiyaç ve
sınılandırmaları da yapılmaktadır (Filiz, beklenilerini karşılayan birinci kademe
14
süreçlerdir. Saın alma, ürün gelişirme
gibi süreçler bu kapsamda değerlendirilir.
.Bu süreçleri belirlemek, örgütün kaynaklarının kullanıcıya değer katan faaliyetlere
odaklanmasını sağlar. Bu süreçler haritası
çizilebilecek ve anlaşılabilecek boyutlarda
ele alınmalı, kullanıcı ihiyaçlarını karşılayacak çıkılar sağlanmalıdır.
*Destekleyici süreçler. Temel süreçlerin
gerçekleşirilmesi için gerekli alt yapı ve
destek hizmetleri ile ilgili olan ve iç kullanıcı ihiyaçlarını karşılayan birinci kademe
süreçlerdir. İç ileişim, alt yapı, çalışma ortamı, insan kaynakları gibi süreçler bu kapsamda değerlendirilir. Bu süreçleri belirlemek kurumda iç kullanıcı, takım çalışması,
kaliteli hizmet bilincinin güçlenmesini sağlar. Bu süreçlerin etkinliği, temel süreçlerin
performansını olumlu yönde etkiler (Özcan, 2006: 170-181).
Süreçlerle ilgili olarak yukarda yapılan sınılandırmaların hepsi de ortak süreç unsurlarını içermektedir. Buna göre bir sürecin temel unsurları aşağıda belirilmişir:
• Başlatan: Bir süreci ihiyaç, talep veya
gereklilik gibi unsurlar başlatmalıdır.
mü/değişimi için kullanılan ve herhangi bir
değişime/dönüşüme uğramayan insan, bilgi, makine, teçhizat gibi unsurlardır.
• Performans kriterleri: Talep, bekleni
ve şartları karşılamak, sürecin planlanmış
kural, prensip ve sisteme göre gerçekleşmesini takip etmek üzere sürecin sürekli
izlenmesi ve ölçülmesi için gerekli olan kriterlerdir.
• Kullanıcı ihiyaç ve beklenileri: Süreç
çıkısı olan ürün ve hizmetler konusunda
kullanıcı taraından veya kullanıcı adına tanımlanmış özelliklerdir (Özcan, 2006: 175176).
Süreç Hiyerarşisi ve Süreç
Haritası
İşletmelerde tüm süreçler süreç hiyerarşisi
alında incelenmektedir. Ana süreç olarak
tanımlanan süreçler birden fazla bölümde,
departmanda, fonksiyonda görülen süreçlerdir. Bir örgüte genel olarak 8-12 temel
süreç görülebilmektedir.
Süreç hiyerarşisi genel olarak üçe ayrılır:
•
• Girdi: Süreçlere yönelik olarak iziksel, •
destek ve bilgi şeklindedir. Kontrol edilir ya
•
da edilemeyebilir.
• Tedarikçi: Sürece bu şekilde girdi sağlanır.
• Süreç adımları: Süreçle ilgili işlemler
belli bir sıra düzeninde yapılır.
• Çıkı: Süreçle ilgili işlemler sonucunda
elde edilen ürün veya hizmetlerdir.
• Kullanıcı: Sürecin çıkılarını kullanan
kişi veya kurumdur.
•
Kaynak: Girdilerin çıkılara dönüşü-
Temel iş süreçleri
Alt süreçler
Detay süreçler
Ana süreç, içinde birden fazla süreç içermektedir. Her bir sürecin içinde de alt süreçler de bulunur. Alt süreçlerin içinde ise
detay süreç diyebileceğimiz daha küçük
süreçler olabilir.
Detay süreçler işlemlerden oluşmaktadır.
Ancak her süreç için üç seviye olması gerekmez; iki seviye olabilir. Yani ana süreç
ve içinde süreçler….ve süreçler içinde, işlemler….Ve genel olarak üçten fazla seviye
söz konusu olmamaktadır.
15
Bu süreçler arasında bir de kriik başarı faktörleri üzerinde önemli etkisi olan ve öncelikle iyileşirilmesi gerekli olan kriik süreçler yer almaktadır. Kriik başarı faktörleri, örgütü kullanıcı gözünde rakiplerinden
farklı kılacak, piyasada rakibe göre üstünlük sağlamasına imkan verecek, güçlendirilmesi ve odaklanılması gereken yönlerdir.
kayıtlarına uygun ders ve sınıf listelerinin
oluşturulması bu süreçlere örnek olarak
verilebilir (Özcan, 2006:182).
Süreç hiyerarşisi içinde gerçekleşen faaliyetler süreç haritaları ile örgüt üst yöneimine ve çalışanlara gösterilmektedir. Süreç haritaları, bir süreçte yapılan işlerin ve
işin akışının kolayca anlaşılmasını sağlayan
Kriik süreçlerde mevcut durum ve hedef ve süreci görsel hale geiren diyagramlararasındaki farklar, karar verme aşamasında dır. Süreçte var olan faaliyetleri ve karar
kriik süreç bölgesini oluşturur. Kriik sü- noktalarını gösterir. Bu sayede belirlenen
reçlerin gerekçeleri, işe etkileri, işlem plan- hedelere göre sürecin hangi aşamasında
ları ve hedeleri iyi tespit edilmelidir. Temel değişiklik yapılması konusunda karar verisüreç olarak tanımlanan bu süreçler birden ciye yardımcı olunur. Örgütlerde karar vefazla departman veya fonksiyon boyunca riciler; süreç haritasına bakarak, hangi bagörülen ve örgütlerin öncelikle ele alması samakların değişirileceği, hangi adımların
ve iyileşirmesi gereken süreçleridir. Bun- destekleneceği ve hangi adımların ortadan
lar, üst ve ana süreçlerin, kriik başarı fak- kaldırılacağı konusunda rahatlıkla karar vetörlerine bağlı olma koşuluyla toplam etki- rirler.
leri hesaplanarak belirlenir (Filiz, 2007:5).
Genelde iki ip süreç haritası bulunmaktaTemel süreç içinde birden fazla süreç yer dır. İlişki haritası, süreç içindeki fonksiyonalır. Tüm bu süreçler süreç hiyerarşisi için- lar arasında temel girdi-çıkı ve kullanıcıde şekillenir. Aşağıda süreç hiyerarşisindeki tedarikçi ilişkilerini gösterir. Çapraz fonksiyonlu süreç haritası ise, belirli girdileri
süreçleri özetleyeceğiz:
istenen çıkılara dönüştürmek için yapılan
• Birinci basamak: Süreç hiyerarşisinin işleri fonksiyonlara göre sıra takip ederek
bu ilk kademesinde ana süreçler olarak, gösterir ve akışa bağlı kalarak süreci görsel
yöneim temel ve destek süreçleri gibi stra- hale geirir (Özcan, 2006:183).
tejik öneme sahip üst seviye süreçler yer
alır. Ana süreç olarak tanımlanan bu süreç- Çalışmamızın kapsamı açısından süreç haler, birden fazla örgüt biriminde görülebilir. ritalarının ayrınılarına giremiyoruz.
• İkinci basamak: Bu kapsamda kayıt ve Süreçlerin Belirlenmesi ve Tasarlanması
danışmanlık süreci ana sürece ait alt süreçBir işletme, süreçlerini belirlemeye temel
ler yer alır.
süreçlerden başlamalı ve ne yapığı ve/
• Üçüncü basamak: Yukarda beliriği- veya ne yapmak istediğine odaklanılmalımiz ikinci basamak sürece ait ders kayıt- dır. Bu süreçte fonksiyonel bakış açısından
larının yapılması gibi alt süreçler, üçüncü kurtulmak ve soruna birim/departman açıbasamak süreçler kapsamında yer alır.
sından yaklaşmamak gerekir. Mutlaka iş ve
işin nasıl gerçekleşiği dikkate alınmalıdır.
• Dördüncü basamak: Örgütsel faaliyetlerin tamamı bu kapsama girer. Üçüncü Süreç hiyerarşisini anlaırken bahseiğimiz
kademe sürecin eylem ve işlemleri, ders gibi, örgütlerin ana süreçlerinde, birden
16
fazla bölüm yer almaktadır. Ana süreçler
bu bölümler kapsamında etkindir. Sürecin, girdisi ve çıkısı olan birbiriyle alâkalı
işlemler bütünü olduğu unutulmamalıdır.
Sürecin çıkısı, iç/dış kullanıcıya faydalı bir
ürün/hizmet olmalıdır. Girdi ise bir talep,
bilgi veya hammadde olabilir.
Ana süreçler, yöneilebilir, manıklı alt
gruplara bölünerek süreçler elde edilir. Bir
süreç, alt süreçlere bölünebilir veya sadece
işlemleri ve etkinlikleri içerebilir. Örneğin,
bir veri tabanından bilgiler derleyerek bir
rapor hazırlamak veya fotokopi çekmek bir
işlemdir ve bir sürecin içinde bir işlemdir.
Fakat, piyasa araşırması, kullanıcı şikayetlerinin ele alınması veya yeni ürün gelişirme ise süreçir. Çünkü bunlar içinde birden
fazla işlem vardır (Filiz, 2007:2). Görüldüğü
gibi burada sürecin belirlenmesinde temel
süreç, süreç ve alt süreç analizlerinin çok
dikkatli yapılması gerekmektedir.
Süreçler belirlendikten sonra her sürece
bir süreç sahibi atanmalı ve süreçler tanımlamalıdır. Bir süreci tanımlamak demek; sürecin girdisini, çıkısını, tedarikçilerini, kullanıcıları, sürecin başlangıç ve biiş
etkinliğini, süreçte yer alan alt süreç veya
işlemleri, başta çalışanlar olmak üzere süreçte yer alan kaılımcıları, sürecin performansının hangi göstergelerle ölçüleceğini
ve tabii süreç sahibini belirlemek ve belgelemek demekir.
bir diyagram şeklinde yani alt süreç veya
işlemleri kabaca dörtgen kutularla gösteren bir çizimdir. Kabaca gösterilen her kutu
daha sonra başka harita ve iş akış şemalarıyla detaylandırılabilir. İş akış şemalarına
inildiğinde, süreç haritasının kısaca ve yazıyla açıklanması bu belgelere bakan kişilere açıklayıcı ve yol gösterici olacakır (Filiz,
2007:2).
İşletmelerde süreçler belirlenirken aşağıdaki kriterlere dikkat edilmelidir:
•
Öncelikli süreçlerin belirlenmelidir.
• Yöneimin ve çalışanların istekleri dikkate alınmalıdır.
• Sürecin kullanıcı şartlarını gerçekleşirme durumu ve beklenilerini tespit etmedeki işlevine bakılmalıdır.
• Gerekiğinde sektörel kıyaslama yapılmalıdır.
• Örgüt kültürüne, yapısal duruma ve
kullanıcı grubuna dikkat edilmelidir.
• Yasal şartlara ve sektörlere göre değişen bağlayıcı kurallara dikkat edilmelidir.
• Ürünün sunum ve gerçekleşirilme maliyetleri belirlenmelidir (Özcan, 2006:191).
Süreçler belirlendikten sonra, örgüt ihiyaçlarına göre tasarlanmaları gerekebilir.
Süreçlerin yeniden tasarlanması, mevcut
iş süreçlerinde kademeli olarak küçük çaplı
Bunun için işletmelerde öncelikle bir form
iyileşirmeler ya da gelişmeler yapmak yehazırlamak uygun olacakır. Her süreç bir
rine, ani, köklü ve büyük değişiklikler yapsayfada tanımlanarak ve süreç haritası da
mak ile ilgili bir kavramı simgeler.
çizilip bu tanıma eklenerek belgeleme tamamlanır. Süreç haritasındaki etkinlikleri Kavram ilk kez, Michael Hammer ve James
ayrı bir sayfada yazıyla kısaca açıklamak da Champy adlı bilim adamları taraından
yararlı bir yoldur. Çünkü daha öncede be- “Reengienering the Corporoion” adlı eliriğimiz gibi süreç haritası, tüm alt süreç- serlerinde gelişirmişlerdir. Bu eserde, klaleri ve bunların işlem adımlarını, iş akış şe- sik anlamda kullanılmakta olan iş metotlaması kullanmadan ve ayrınıları içermeyen rı, modelleri, prosedürler ve süreçleri tek
17
tek ele alınmış, düzenlenmiş ve süreçlerin
yeniden tasarımı yoluyla ortaya yepyeni
bir örgüt yapısı çıkarılmışır. Bu alanda yapılan çalışmalar, yöntemin temel taşlarını
oluşturmuş ve diğer bilim ve iş adamlarına
öncülük etmişir (Demirkol, 2002:165).
Süreçlerin yeniden tasarlanması için öncelikli süreçlerin kriik başarı faktörleri belirlenir. Söz konusu sürecin rekabet üstünlüğü
ve piyasadaki durumu, tedarikçi seçme ve
değerlendirmedeki başarısı, hız üstünlüğü,
ürün çeşitlendirmesinin olup olmaması, iş
ve iş gücü verimliliği, hedeleri tuturma
derecesi (Özcan, 2006:192) gibi çeşitli ölçütler değerlendirilir ve mevcut durum ile
beklenenler arasında bir karşılaşırma yapılarak, süreç beklenenler doğrultusunda
radikal bir şekilde yeniden tasarlanır.
Bitirirken - Süreç İyileştirme
İşletmelerin daha etkin ve verimli hizmet
sunabilmeleri için, kuruluş bünyesindeki
tüm iş yapma usul ve süreçlerinin köklü
bir şekilde gözden geçirilmesi ve yeniden
yapılandırılmaları gerekmektedir. Burada
sürekli ve küçük gelişmeler sağlamak değil, krizleri aşmak için veya krize karşı daha
donanımlı olmak için tüm örgütsel süreç
ve faaliyetlerde köklü değişiklik yapılması
esasır (Tutar, 2004:168).
ması gerekiği araşırılır.
İkinci olarak sorunların köküne inerek, örgütleri baştan sona yeniden tasarlamaya
çalışılır. Üçüncü olarak ise, mevcut süreçlerde çarpıcı değişiklikler yapılmaya çalışılır. Son olarak, hangi bölümlerde neler
yapıldığı değil, istenen sonuçların nasıl
elde edildiği belirlenmeye çalışılır (Dinçer,
1998:297).
İşletmeler süreç iyileşirilirken aşağıdaki ilkeler doğrultusunda hareket ederler:
*Sadeleşirme: Bu kapsamda, yalnızca
katma değer yaratan adımların ele alınmakta, kontrol ve karar adımları azalılmakta, daha az sayıda ve daha nitelikli
personel kullanılmakta, yeniden işleme
adımlarını ortadan kaldırmak için önleyici
ve denetleyici sistemler kurulmakta ve tekrar eden faaliyetler yok edilmektedir (Özcan, 2006:186).
*Basitleşirme: Bu kapsamda; erken karar
noktaları oluşturulmakta, çok hatlılık, işlerin paralel gerçekleşirilmesi ve mümkün
olan en kısa zamanda başlaılması ve ara
hedelerin belirlenmesi sağlanmaktadır.
Çok yeteneklilik, ekip odaklı çalışmak, yetki ve sorumluluğun arırılması, imzaların
azalılması, matriks organizasyon yapısı
kurma, teknolojiyi girdi olarak kullanma, otomasyon, bilgi erişimi ve işlemede uzman
Süreç iyileşirme, maliyet, kalite, hizmet
sistemleri kullanma (Özkan, 2007:1-3) gibi
ve yenilik gibi çağımızın en önemli başafaaliyetler gerçekleşirilmektedir.
rı ölçülerinde gelişme sağlamak amacıyla,
örgütün mevcut yapısı ve kullanılan süreç- Süreç iyileşirme çalışmaları kapsamında
lerin bırakılarak, mal ve hizmet üretmek gerçekleşirilen tüm bu faaliyetlerde öriçin gerekli faaliyetlerin en başından ii- gütler süreç iyileşirme ekiplerinden yararbaren gözden geçirilme çabasıdır (Dinçer, lanırlar. Süreç iyileşirme ekipleri; çalışan1998:296). Bu süreçte önce örgütün ne ların fark eikleri bir sorunu veya değişiyapması gerekiği belirlenmekte ve daha rilmesi daha verimli olacak bir adım veya
sonra bunu nasıl yapacağı saptanmaktadır. işlemi düzeltmek üzere gönüllü olarak birBu iki durumla ilgili emin olunan hiçbir şey kaç kişinin bir araya gelmesiyle oluşturulur.
yoktur. Var olanlar göz ardı edilir ve ne ol- İşletmede bu durumu özendirecek sistem
18
ve araçlar sağlanır. İyileşirme ekiplerinin öncelikle yapacakları iyi yöneilen bir
öneri sistemi kurmalarıdır. Öneri sayısının
performans değerlendirilmesinde dikkate
alınması için süreç yöneimi çalışmalarına
tüm çalışanların kaılımı gerekir. Ayrıca çalışanlara da süreci hızlı çalışırabilmek için
örneğin kullanıcı taleplerine başkasına sormadan hızlı yanıt verebilme gibi konularda
inisiyaif tanınmış olmalıdır (Filiz, 2007:2).
Bir süreç, üst yöneim veya üst yöneimden kişilerin oluşturduğu Süreç İyileşirme
Ekibi taraından iyileşirilmek üzere seçilirken bile sürecin durumu az çok bilinmektedir. Oluşturulan ekip, haritanın çıkarılması, kullanıcılarla ve süreçte çalışanlarla
görüşmeler yapılarak istek, bekleni ve
aksaklıkların öğrenilmesi, önerilerin alınması, engelleyicilerin öğrenilmesi, mevcut
ölçümlerin kaydedilmesi, ölçüm yapılmıyorsa yapılması gibi sürecin mevcut durumunu gösteren kriterleri incelerken, karşı
karşıya kaldığı durumu daha net bir şekilde
görmeye başlar. Bu ortamda küçük veya
radikal değişiklikler yapılma ihiyacı daha
rahat ortaya çıkar. Bu sırada yapılacak değişiklikler için;
•
Sorunların kökeninin incelenmesi,
• İyileşirme çözüm seçeneklerinin tarışılması,
yenilikçilik kullanılarak, kıyaslama yoluyla
en iyi uygulama araşırılarak ve çoğunlukla
yeni ve son bilgi teknolojisi olanakları kullanılarak süreç yeni baştan tasarlanır.
Süreçlerinin iyileşirilmesi, sürecin mevcut
durumunun incelenmesinden sonra üç değişik yaklaşıma yol açabilir:
• Süreç adımlarında veya adımlar içindeki işlemlerde değişiklikler yaparak, katma değeri olmayan adımları ve bürokrasiyi
atarak veya azaltarak veya salt süreç kaılımcılarının eğiim ve çalışma koşullarında
iyileşirmeler yaparak süreçte iyileşmeler
yapmak,
• Süreci sil baştan yaparak baştan tasarlamak,
• Kıyaslama sonucu seçilen bir süreci aynen uygulamak (Filiz, 2007:2).
Süreç yöneimi ve süreç iyileşirme bir kerede yapılıp biirilecek bir faaliyet değildir.
Yukarda da bahsedildiği gibi sürekli iyileşirme kavramı süreç yöneiminin ayrılmaz
bir parçasıdır. Bu nedenle, örgütlerde süreç iyileşirme düşünülüyorsa bunun tek
seferlik bir çalışma olmadığı, örgüteki
herkesin kaılımını gerekiren ve devamlılık arz eden bir çalışma, ya da bir çalışma
biçimi olduğu unutulmamalıdır.
Süreç iyileşirme bazı örgütlerde çalışanlara ne yapılmak istendiğinin tam olarak
• Pilot uygulama ve pilotaki sonuçların ve şefalıkla anlaılmaması durumunda
incelenmesinden sonra uygulamanın yay- çalışanlarda, eleman azaltmaya gidileceği
yolunda bir endişe ve iyileşirme çalışmagınlaşırılması gerekmektedir.
larına kaılmada kararsızlık hata direnç
Mevcut durum incelemesi süreçte büyük oluşturabilir. Süreç iyileşirme, eleman adeğişiklikler yapılacağını gösteriyor ise; zaltma çalışması değildir. Ancak verimsiz iş
ayrınılı biçimde sorunların kökenini tes- ve adımlar azalıldıkça görev tanımları depit etmeye gerek yoktur; bunlar zaten aşi- ğişebilir ya da yeni görevlere ihiyaç duyukar biçimde görünmekte ve bilinmektedir labilir. Bu da çalışanların görevlerinde de(Filiz, 2007:2). Bu durumda; yaraıcılık ve ğişiklikler olabileceği anlamına gelecekir.
•
Seçeneklerden birine karar verilmesi,
19
Bu konular süreç odaklılığa geçme kararı
çalışanlara duyurulurken anlaılmalıdır. Eleman azalılması kaçınılmaz bir durumsa,
bu kişiler için ne gibi mekanizmalar oluşturulacağı baştan düşünülmelidir (Özkan,
2007:2).
Süreç iyileşirme aşamasının zorluğu, yöneicilerin geleneksel yöneim tarzının zıı
bir yönelişi yansıtmakta oluşundandır. Oysa, işi en iyi yapan bilir anlayışı ile o düzeydeki kişilerin eğiim, yetki ve sorumlulukla
donaılmasını gerekirmektedir. Çünkü yeni yöneim anlayışı, dikey ilişkilerden yatay
ilişkilere geçerek, bölümler arasındaki etkileşimin önemli olduğunun kavranmasına
ve uygulanmasına dayanır. Burada önemli
olan husus, bütünün, parçaların toplamına
eşit olmadığının fark edilmesidir (PekerAytürk, 2002:34).
• Ölçümleme sistemiyle, hem müşteri
memnuniyei hem de süreç içi performans,
göstergelerle izlenir. Sapmalar olduğunda
veya değişim şart olduğunda iyileşirme
çalışmaları başlaılır.
• İyileşirme çalışmaları çalışan kaılımını ve takım olmayı sağlar. Çalışanların ikir
ve önerilerini belirtebiliyor ve hayata geçirebiliyor olmaları, yaraıcılık, moivasyon
ve örgüte bağlılığı arırır.
• Günümüzde rekabetçi olabilmenin
gereği olan farklılaşma ırsatlarını, yaraıcılıklarına ve ikirlerine değer verilen çalışanların bulunduğu bir örgüte yakalamak
olanaklı olur (Eyüboğlu, 2007:1-5).
Süreç iyileşirmenin diğer bir yönü de istaiksel süreç kontrolüdür. Bu yöntem;
üreimde kullanılan süreç ve donanımların
Genelde işletmeler, süreç yöneimi ve sü- öngörülen kaliteye uygun ürünler üreip
reç iyileşirme uygulamaları sonrası aşağı- üretmediğinin görülebilmesi için kullanıdaki durumlarla karşılaşabilmektedirler:
lan basit ama anlamlı bir kalite tekniğidir.
Bununla üreim ve kalite birimleri arasında
• Ana ve alt süreçler tanımlıdır. Her birietkili bir bilgi akışı sağlanmakta ve sorun
nin bir sahibi vardır ve süreç sahibi sürecin
kaynaklarının belirlenmesinde etkili sobütününün beklendiği şekilde çalışmasınnuçlar elde edilmektedir. Süreçle ilgili bildan ve gerekiğinde iyileşirme çalışmaları
giler sistemaik olarak toplanabilmekte ve
başlaılmasından sorumludur.
bunların graiklere dönüştürülerek izlene• Süreçler, kullanıcı beklenisini karşıla- bilir hale geirilmesi sağlanmaktadır (Halis,
yacak şekilde etkilidir ve az maliyetlidir.
2004:140-142). Ancak her zaman süreci kontrol alında tutmak yeterli değildir.
• Geleneksel yöneimde gözden kaçan
Kontrol alındaki bir sürecin sonucunda da
bölümler arası geçiş noktaları kontrol alkötü bir ürün oluşabilir. Bir sürecin gerçek
ındadır.
gelişmesi, sürecin müşteri taleplerini tat• Süreçler, süreç adımları, sorumluluk- min edecek şekilde tekrarı, isikrarı ya da
lar, roller açıkça tanımlıdır. Her çalışan bun- başka bir deyişle o sürecin işi yapabilirliğilara erişebilir ve bunları okuyarak öğrene- dir. Bir sürecin müşterinin taleplerini karbilir (Filiz, 2007:2).
şılayıp karşılamadığının gerçek ölçümü için
sürecin graiksel resmini çıkartabilen kapa• Çalışanlar sürecin bütününü görürler.
site endeksleri kullanılmalıdır. Endeksler
• Her bir çalışanın amacının müşteriye istenen özellik sınırlarına göre sürecin dağılımının gözlenmesini sağlar.
hizmet olduğu gözden kaçırılmaz.
20
KAYNAKÇA
imi”,
htp://www.bilgiyoneimi.org/
(20.07.2007).
• BORISSOVA, Sonia; Open Source Sotware For Business Process Management, • HALİS, Muhlis; Toplam Kaile Yöneimi,
School of Engineering and Science, Inter- Roma Yay., Ankara, 2004.
naional University Bremen, 2004.
• HELVACI, M. Akif; Eğiim Örgütlerin• ÇALIK, Temel; Performans Yöneimi, de Değişim Yöneimi, Nobel Yay., Ankara,
Tanımlar, Kavramlar, İlkeler, Gündüz Eğiim 2005.
ve Yayıncılık, Ankara, 2003.
• ÖZCAN, Selami; “Süreç Yöneimi”, Çağ• DEMİRKOL, Şehnaz; “Süreç Tasarımı- daş Yöneim Araçlarından Seçmeler, Ed.
Değişim Mühendisliği”, Modern Yöneim M. Ş. Şimşek-S.Kırgır, Nobel Yay., Ankara,
Yaklaşımları, Ed. İ. Dalay-R.Coşkun-R.Altu- 2006.
nışık, Beta Yay., İstanbul, 2002.
• ÖZKAN, Mehmet; “Süreçlerle Yöneim
• DİNÇER, Ömer; Stratejik Yöneim ve ve Süreç İyileşirme”, htp://www. bilgiyoPoliikası, 5. Baskı, Beta Yay., İstanbul, neimi.org/ (15.05.2007).
1998.
• PEKER, Ömer-N.AYTÜRK; Yöneim Be• EREN, Erol; Yöneim Psikolojisi, Beta cerileri, Yargı Yay., Ankara 2002.
Yay., İstanbul, 1993.
• TUTAR, Hasan; Kriz ve Stres Yöneimi,
• EYÜBOĞLU, Filiz; “Süreç Yönei- Seçkin Yay., Ankara, 2004.
mi Ve Süreç İyileşirme Uygulamaları”,
• YURDAKUL, Nilay Başok; “İşletme Yöhtp://www.ilizeyuboglu.com/yazi5.html
neiminde İki Stratejik Görev: İmaj-Marka
(20.10.2007).
Yöneimi”, www.manas.kg/pdf/sbdpdf8/
• FİLİZ, Ailla; “Kurumsal Süreç Yöne- Yurdakul.pdf (10-01-2008).
21
KOOPERATİFÇİ, İKTİSATÇI VE
HUKUKÇU PROF. DR. HÜSEYİN
AVNİ ZARAKOLU’NUN ARDINDAN
Nail TAN *
Türk Kooperaifçilik Kurumu eski üyelerinden (Üye No: 221), Yöneim Kurulu, Neşriyat/Yayın Kurulu üyesi olarak da Kuruma hizmetleri dokunan, Karınca’da makaleleri yayımlanan, Türk Kooperaifçilik Kongrelerinde
tebliğ sunan, oturum başkanlığı yapan Prof.
Dr. Hüseyin Avni Zarakolu, 9 Mayıs 2013 tarihinde 94 yaşında Ankara’da hayata gözlerini
yumdu. Cenazesi, 10 Mayıs 2013 Cuma günü
Ankara Maltepe Camisi’nde kılınan ikindi ve
cenaze namazlarının ardından Cebeci Asrî
Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Prof. Zarakolu, 1919 yılında Tokat’ın Niksar ilçesinde
doğdu. Babası Ömer Lüfi
Bey, annesi ise Fatma Naciye
Hanım’dır.
İlk öğrenimini Niksar’da tamamladı.
Ortaokulu
Tokat
merkezinde
okudu.
İstanbul’da Kabataş Erkek Lisesini biirdikten sonra o tarihte henüz fakülteye dönüşmemiş olan Ankara Siyasal
Bilgiler Okulu Maliye Bölümünden diploma
aldı (1940). Maliye Bakanlığında stajyer memur olarak devlet hizmeine başladı. Ancak
Ekim 1940-Aralık 1942 ayları arasında Kara
Kuvvetleri Komutanlığı emrinde yedek subay
statüsünde vatan görevini yerine geirmek
zorunda kaldı. Çünkü, II. Dünya Savaşı yıllarıydı. Subay ve askere ihiyaç büyüktü. Terhis
olunca tekrar Maliye Bakanlığındaki göre* Araştırmacı Yazar ([email protected])
22
vine döndü. 1943’te stajyerliği kalkı. Millî
Emlak Genel Müdürlüğünde 2. Mümeyyiz
görevine atandı. 1943 yılı sonbaharında Maliye Bakanlığınca İsviçre’ye ihisas öğrenimi
için gönderildi. Zürih Üniversitesinde yüksek
lisans ve doktora eğiimi aldı. Die Staatsausgaben der Türkei: 1923–1939/Türkiye’nin
Devlet Masraları:1923–1939 başlıklı teziyle
1949 yılında “İkisat Doktoru” unvanını aldı.
Yurda dönünce Maliye Bakanlığı Tetkik Kurulunda raportörlüğe atandı. Kısa bir süre
görev yapıktan sonra sınavla
Ankara Ü Hukuk Fakültesine
İkisat Asistanı oldu (1950).
1953’te doçent, 1959’da profesörlüğe teri ei. 1959–1987
yılları arasında Hukuk Fakültesinde İkisat Kürsüsü Başkanlığı, Maliye ve Ekonomi Ana
Bilim Dalı Başkanlığı, Ekonomi
Bölüm Başkanlığı yapıp 1987
yılında yaş sınırından emekliye
ayrıldı. Hukuk Fakültesindeki
görevinin yanı sıra Ankara İTİA
öğreim üyeliği, T. C. Merkez
Bankası Müdürler Kurulu Üyeliği, T. İş Bankası İkisadi Araşırmalar Müdürlüğü Müşavirliği görevlerinde de bulundu.
Yayımlanmış eserlerinden tespit edebildiklerimiz şunlardır:
• Die Staatsausgaben der Türkei: 19231939; Zürih 1949.
• Para ve Kredi Muamelelerinde Poliçe;
İstanbul 1954, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları: 77.
• Para ve Banka; Ankara 1959.
• İkisat I, II; Ankara 1963, 1964.
• Bankacılık İçin Para ve Kredi Bilgisi; Ankara 1963.
• Cumhuriyet’in 50. Yılında Memlekeimizde Bankacılık; Ankara 1974, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları: 61.
• Para Kredi ve Bankalar; Ankara 1978.
• Temel Ekonomi Sistemleri Bilgisi; Ankara
1978.
• İkisat İlminin Temel İlkeleri I-II; Ankara
1979,1980, Ankara Ü Hukuk Fakültesi Yayınları: 357,358.
• Bankacılar İçin Para ve Kredi Bilgisi; Ankara 1980.
• İkisadi Düşünceler Tarihi; Ankara 1981,
Ankara Ü Hukuk Fakültesi Yayınları: 456.
• Ekonomi İlminin Temel İlkeleri; Ankara
1982.
Kitapları dışında rahmetli Prof. Zarakolu’nun
para, kredi, bankacılık ve diğer ekonomik
konularda çok sayıda makalesi yayımlanmışır. Karınca’da da 1953–1983 yılları arasında
dört makale ve bir çevirisinin yayımlandığı
görülmüştür. Karınca Dergisi Kooperaifçilikle İlgili Bibliyografya 1934-1984 (hzl. Nail
Tan, Hayrein İvgin, İrfan Ünver Nasraınoğlu; Ankara 1984, 437 s. TKK Yayınları: 55) adlı
çalışmamızda bu yazıların künyesi bulunmaktadır.
Prof. Zarakolu’nun Türk Kooperaifçilik Kurumuyla ilişkisini araşırmak için önce üye
deterine bakmak gereki. Deterdeki bilgiler
yeterli olmamakla birlikte onun 1950 yılında
Hukuk Fakültesine asistan olunca kuruma
üye yazıldığını söyleyebiliriz. Çünkü, 1952
yılında Neşriyat/Yayın Komitesinde görev
almış ve 1959’a kadar çalışmış. Yine onun,
Doç. Dr. unvanıyla 1955–1956 yıllarında Yöneim Kurulunda görev yapığını görüyoruz.
Bu sırada kurumumuzun eski başkanlarından Prof. Dr. Akif Erginay AÜ Hukuk Fakültesi Dekanı’dır. Zarakolu’nun Kuruma ilgisinde
Prof. Erginay’ın rolünün bulunduğuna şüphe
yoktur.
Prof. Zarakolu, TKK’nın üç yılda bir düzenlediği milletlerarası nitelikteki Türk Kooperaifçilik Kongrelerinde önemli hizmetler
vermişir. 21–23 Aralık 1953 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen IV. Türk Kooperaifçilik Kongresi’nde Dr. unvanıyla Düzenleme Kurulunda görev yaparak hizmete
başlamışır. 21–25 Aralık 1970 tarihleri arasında düzenlenen VII. Türk Kooperaifçilik
Kongresi’nde Prof. Dr. unvanıyla oturum başkanlığı yapmışır. 20–23 Aralık 1976 tarihleri
arasında düzenlenen VIII. Türk Kooperaifçilik Kongresi’nde de oturum başkanlarından
biridir hocamız. 21–23 Aralık 1981 tarihleri
arasında düzenlenen X. Türk Kooperaifçilik
Kongresi’nde; “Ülkemizde Kooperaif İşletme ve Ana sorunları”; 19–21 Aralık 1984 tarihleri arasında düzenlenen XI. Türk Kooperaifçilik Kongresi’nde de “Günümüzde İzlenen
Faiz Poliikası ve Bir Kooperailer Bankası
Kurulması Yolundaki Çabalar” başlıklı tebliğini sunarak Kurumla bağlarını sürdürmüştür.
Esasen, üyelik aidaını üç yıl ödemediği için
Yöneim Kurulu kararıyla 11 Mayıs 1981 tarihinde TKK üyeliğinden çıkarılmışı. Ancak,
o Kuruma küsmemiş, alınganlık göstermeyip davet edildiğinde çalışmalarımıza kaılıp
destek olmuştur. On kongrenin genel sekreterliğini yapığım için Prof. Zarakolu’nun bu
yönüne yakından şahidim.
Almanca, İngilizce ve Fransızca biliyordu.
1969 yılında Emel Cankut’la evlenmişi. Eşi
Emel Hanım Ankara’da ikamet etmektedir.
Kızları N. Handan (Selamoğlu) ve Canan (Aktürk) avukaır.
Prof. Dr. H. Avni Zarakolu, ikisat hukuku alanında saygı duyulan, bilgisine güvenilen bir
öğreim üyesiydi. Kitapları tekrar tekrar basılmış, ders kitabı olarak okutulmuştu. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz.
Ruhu şad olsun!
23
TÜKETİCİLERİN YENİ
TEKNOLOJİLERE KARŞI TUTUMU
Metin EYİOĞLU *
Tükeici istekleri ve ihiyaçları 21. Yüzyılda
birçok bilgi ve ileişim teknolojisi sistemleri yardımıyla anında belirlenebilmekte ve
karşılanabilmektedir. Dolayısıyla yaşamı
kolaylaşıran her türlü yeni teknolojilerin
yanı sıra, bilgi ve ileişim teknolojileri olmadan bir yaşam düşünmek mümkün değildir. Her türlü medyanın etkin kullanımı
günümüzde yeni bir saın alma alışkanlığına, yeni bir tükeici ipinin doğmasına neden olmuştur. Bu yeni tükeici ileri teknoloji
tükeicisidir(Günay, 2012).
1980 yılı sonrasında doğmuş tükeiciler teknoloji ile önceki kuşaklardan daha alakadar
olmakla birlikte teknoloji kullanımı konusunda kendilerini zorunlu hisseden bireyler
olarak ön plana çıkmaktadırlar. Bu bakımdan 1980 yılı ve sonrasında doğmuş tükeiciler ileri teknoloji tükeicisi olarak adlandırılabilir. Cankorkmaz’ın (2010) araşırmasına kaılan bireyler konu edilen yıl aralığında
doğmuş bireylerdir. Üniversite öğrencileri
arasında yapılan bu araşırmada cep telefonu, bilgisayar ve internet kullanmayan
öğrenciye neredeyse rastlamadığını belirilmektedir. Öğrencilerin istek ve ihiyaçlarını,
gerek duydukları bilgi ve belgeleri bilgisayar ve internet vasıtasıyla temin eiklerine
rastlanmışır. Bu sonuç teknoloji kullanıcılarının teknolojik aletlere ve teknolojik yeniliklere olan düşkünlüğünün göstergesidir.
Tükeicilerin yeni teknolojiler karşısında tükeim davranışlarında bir takım değişiklikler
* Gazi Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi
[email protected]
24
görülmektedir. Günümüzde teknolojik araçgereçlere olan merak geçmişteki insanların
duyduğu ilginin çok daha ötesindedir. Yeni
üreilen bir ileişim aracının binlerce kişilik
dev salonlarda saatlerce tanıılması günümüz insanlarının teknolojiye olan ilgisinin
göstergesi olarak kabul edilebilir. Bu ilginin
sonucu olarak da aynı ürünün tanıımını takip eden günlerde ulaşığı saış rakamları
tükeicilerin yeni teknolojik ürünlere olan
zaaını ortaya koymaktadır. Bu zaaın nedeni ise yeni teknolojik ürünlerin tükeicilerin
içgüdüsel saın alma eğilimini arırmasıdır.
Bu çalışma, yeni teknolojilerin tükeicilerin
saın alma tutum ve davranışlarını nasıl etkilediğini belirlemek amacıyla yapılmışır.
TÜKETİCİ KAVRAMI VE
TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI
Şehirleşme ve sanayileşmenin geirdiği toplumsal değişimler, tükeim kalıplarında ve
alışkanlıklarında değişimlere neden olmuştur. Bu değişimler, özellikle de son 20-30 yıl
içinde, ileişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle ulusal sınırları aşarak küresel bir
boyut kazanmaya başlamışır. Sanayileşmenin ilk evresinde “üreim” ve “çalışma” kavramları temel öneme sahipken, ilerleyen
süreç ile birlikte bu defa “tükeim”, “tükeici”, “tükeim toplumu” gibi kavramlar daha
önemli hale gelmişir (Kılıçaslan, 2010).
İnsan yaşamında tükeim, doğumdan önce
başlayan ve ölümden sonra da kısmen devam eden (mezar taşı, kefen bezi, vb.) kaçı-
nılmaz bir eylemdir. Tükeici olmak, bütün
bireylere özgü ve değişmez bir özellikir.
Ayrıca tüm insanların ortak paydalarından
biri de “tükeici” olmakır. Yaşamak için gerçekleşirilen ve gündelik yaşamın bir parçası olan tükeim; belirli bir ihiyacı tatmin
etmek için mal veya hizmet saın alma ya
da kullanma olarak tanımlanır (Velioğlu ve
ark. 2013).
Tükeici, ekonomik, sosyal ve kültürel gereksinmelerini karşılayabilmek için nihai
bir mal ve hizmei saın alıp kullanan ya da
kendi kendine üreip kendisi kullanan ve
hiçbir mübadeleye sokmayan kişi, kurum ve
ailedir (Babaoğul ve Alıok, 2007). Bir diğer
tanımda tükeici, bir ihiyacı tatmin etmek
için herhangi bir mal ve hizmei belirli bir
bedel karşılığında saın alarak kullanan kişi
olarak nitelendirilmişir (Arslan, 2013). Bir
başka tanımda ise ‘tükeici, tatmin edilecek ihiyacı, harcayacak parası ve harcama
isteği olan kişi, kurum ve kuruluşlar olarak
tanımlanmışır (Gerlevik, 2012).
Tarihsel gelişim süreci içerisinde, insanların
istek ve ihiyaçlarının karşılanması önem
kazanmış, büyük hacimli üreim çok sayıda ve çok çeşitli ürünün pazara girmesini
sağlamışır. Böylece tükeim toplumu adı
verilen çağdaş ekonomik yapılanma ortaya
çıkmışır. Bu durum, tükeicilerin tutum ve
davranışları üzerinde odaklanılmasına neden olmuştur (Şener ve Babaoğul, 2007).
Tükeici davranışı, ihiyacın hissedilmesi
anında başlayan, ihiyacın karşılanması için
saın alınan mal ya da hizmein kullanılması
ve kullanılma faydanın değerlendirilmesini
de içine alan bir süreçir. Tükeici davranışları sahası, fertlerin grupların ve organizasyonların, ihiyaç ve isteklerini tatmin etmek
için ürünleri, hizmetleri, ikirleri ya da tecrübeleri nasıl seçikleri, nasıl saın aldıkları,
nasıl kullandıkları ve nasıl elden çıkardıkları
ile ilgili incelemeler yapar (Gerlevik, 2012).
İşlek’in araşırmasında (2012) tükeici davranışlarıyla ilgili özellik ve varsayımlar şu şekilde ortaya konulmuştur:
• Tükeici davranışı dinamik bir süreçir
ve ihiyacın ortaya çıkması, seçim yapma,
saın alma ve kullanma aşamalarını içermektedir.
• Tükeici davranışı saın alma öncesi,
esnası ve sonrası bir takım faaliyetleri içermektedir.
• Tükeici davranışlarının yapısı karmaşıkır ve zamana göre farklılık gösterir.
• Tükeici davranışı sürecinde farklı roller
söz konusudur. Tükeici bu rollerden farklı
bileşimler ortaya çıkarabilmektedir.
• Tükeici davranışı çevresel faktörlerden
etkilenmektedir.
• Tükeici davranışı kişilere göre farklılık
gösterir.
Tükeici davranışları bilimi, müşteri ilişkileri
yöneimi ve marka teşkil etme gibi pazarlama biliminin temel konularından olan insanın tükeim ile ilgili davranışlarını kendine
konu edinir. Tükeici davranışları pazarlama disiplini içinden çıkmış genç bir disiplin
olarak l960’lı yıllarda başlayan bir akademik çalışma alanı halene gelmişir. Tükeici
davranışları bilimi incelediği, kendine konu
edindiği alan iibarıyla insan davranışlarıyla
da iç içedir ve karar verme birimlerini inceler (Arslan, 2013).
Tükeici, gerek birey gerekse sosyal
açılardan(çevre, aile, vb) birçok faktörün
etkisi alındadır. Bu faktörler, tükeicinin
saın alma davranış kararlarını çeşitli biçimlerde etkilemektedir. Genel olarak tükeici
davranışlarını etkileyen faktörler; psikolojik
faktörler, kişisel faktörler ve sosyo-kültürel
faktörlerdir (Gerlevik, 2012).
25
Durmaz ve arkadaşları (2011), davranışların, bir yandan tükeicinin bireysel olarak,
ihiyaçlarının ve güdülerinin, öğrenme sürecinin, algılamalarının, tutum ve inançlarının etkisiyle; öte yandan, kişinin üyesi
olarak bulunduğu toplumda, kültür, sosyal
sınıf, referans grubu ve aile gibi faktörlerin
etkisiyle ortaya çıkığını belirtmektedir. Yine Durmaz ve arkadaşlarının araşırmasında tükeici davranışlarını etkileyen kişisel
faktörler şu şekilde belirilmişir:
• Yaş ve Yaşam Dönemi Aşamaları: Her
yaş gurubunun ihiyaç ve ilgi duyduğu ürün
ve hizmetlerin ayrılabilir karakterisikleri
vardır. Yaşlı tükeiciler bir markayla ilgili bilgi birikimlerinden(deneyimlerinden) dolayı
o markaya sadık kalabilirken, genç tükeiciler bunun tersine tükeici bilinçlenmesini
gerekirecek bir yaşam döngüsü sürecindedir.
• Yaşam sili: Yaşam sili, bireylerin neler
yapıklarını, niçin yapıklarını ve bunu yapmanın kendileri ve başkaları için ne anlama
geldiğini anlatmaya yardımcı olan ve bireyleri birbirlerinden farklı kılan davranış kalıplarıdır.
• Ekonomik koşullar: Ekonomik koşullar,
tükeicinin ürün seçiminde karar verirken
mevcut olan şartlar veya durumlardır. Örneğin, otomobil almayı düşünen bir kişinin
işini kaybetmesi, bu konudaki karardan vazgeçmesine; aksine, maaşına zam yapılması
ise düşündüğünden daha iyi bir marka veya
model alma kararı vermesine yol açabilir.
• Meslek: Tükeicinin mesleği, belirli
mallara ihiyaç ve istek oluşturur. Bir iş gören ile bir işverenin giysi ihiyacı birbirinin
aynı değildir. Ayrıca tükeicilerin öğrenim
düzeyleri yükseldikçe ihiyaçları ve istekleri
de giderek artar ve çeşitlenir.
• Kişilik: Kişilik, genellikle bir kimsenin
kendine güven duyması, bağımsız olması,
26
başkalarıyla birlikte olmayı sevmesi, diğerlerine saygılı olması ve çevresine kolayca
alışabilmesi gibi özelliklerle ifade edilir. Kişilik, doğru olarak tespit edilebildiği ve kişilik
ipleri ile ürün ve marka seçimleri arasında
doğru bir ilişki kurulabildiği takdirde, tükeici davranışlarını analiz etmede yararlı bir
değişken olabilir.
• Sağlık: Tükeici davranışlarını etkileyen
kişisel faktörlere ek olarak sağlıkta verilebilir. Örneğin, normal şartlar alında kırmızı et
tükeimi yapan birey, gut (protein hastalığı)
teşhisi konduktan sonra kırmızı et ürünlerini saın almaması veya daha önce otomobile merakı olan bir tükeicinin gözlerini
kaybetmesinden sonraki tükeici davranışlarının etkilenmesi buna bir örnekir.
YENİ TEKNOLOJİ VE
TÜKETİCİ
İnsanoğlu toplumsal tarihin her aşamasında tükeim yapmışır ve yapmaktadır. Ancak geçmişteki gerek geleneksel gerekse
modern ve sanayi toplumları birer “üreiciler” toplumu iken; aynı derin ve temel
anlamda günümüz toplumu da birer “tükeiciler” toplumudur. Üreim ve tükeim her
toplumsal aşamada bulunurken değişen;
geçmişte üreime vurgu yapılıp öne çıkarılırken, günümüzde tükeime vurgu yapılıp
harcama öne çıkarılmaktadır. Tükeim toplumu kavramı ile açıklanan, insanların tükeim taleplerinin alabildiğince kamçılandığı
ve en azından bunların bir bölümünün gerçekleşiği yeni toplumsal düzen, teknolojik
devrimin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır (Babaoğul ve Bener, 2010).
Teknoloji, insanın topluluktan toplum haline gelmesinde başrolü oynayan temel
faktördür. İnsanı diğer canlılardan ayıran,
toplumları farklılaşıran, aynı toplum içerisinde de farklılaşmanın temel esası olan bir
kavramdır (Bal, 2010). Teknoloji; bilginin ve
bilgiye dayalı yöntemlerin herhangi bir işin
yapılmasına uygulanması olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla saılan ya da üreilen
her ürünün teknolojik bir boyutu bulunmaktadır. Geçmişte üreime vurgu yapılıp
öne çıkarılırken günümüzde tükeime vurgu
yapılıp harcamalar öne çıkarılmakta ve bir
tükeim toplumu oluşturulmaktadır. Üreicilerin, tükeicilerin şahsi istekleri de dahil
olmak üzere tüm isteklerine cevap verebilmek için çaba sarf eiği görülmektedir. Bu
çaba da toplumun tüm bireylerini tüketmek için daha çok kazanmaya ve daha çok
harcamaya yöneltmektedir.
Üreicilerin pazara sunduğu her ürün ve bu
ürünün kullanımı için saın alınması gerekli
yan ürünlere sahip olmak isteyen bireylerin tümü tükeim için maddi fedakarlıklar
yapmak zorunda kalmaktadır. Günümüzde
tükeim toplumu içinde yer alan ve teknolojiden faydalanan her birey gelirinin bir
bölümünü bu ürünleri saın almak ve kullanım giderlerini karşılamak amacıyla ayırmak durumundadır.
Günay’ın üniversite öğrencileri ile yapığı
araşırmasında (2012), öğrenciler harçlıklarının ortalama %14,6’sını yeni teknolojiye sahip ürünleri saın almaya ayırdıklarını
belirtmişlerdir. Bu sonuç gelirleri genellikle
anne-babalarının yolladığı paralarla ve devleten ya da vakılardan aldıkları burslarla
sınırlı olan öğrencilerin dahi yeni teknolojik
ürünler için maddi fedakarlık yapığını göstermektedir.
Tükeicilerin yeni teknolojileri kullanmak
için bu denli fedakarlık yapmalarının nedeni yeni teknolojilerin yeni bilgiler edinme
ve yeni şeyler öğrenme açısından insanlara
sağladığı olumlu etkilerdir.
Gerlevik’in araşırmasında (2012) bu etkiler
şu şekilde sıralanmaktadır:
• Yeni teknolojiler, daha yüksek düzeyde
kişiselleşmiş bilgi akışı sağlar.
• Gelişmiş ileişim araçları, kişiler ve
gruplar arası diyalogların gelişmesine imkan verir.
• Bilgiye erişim daha esnek ve eşitlikçi
şartlarda gerçekleşir.
• Yeni teknolojiler kişilerin daha bilinçli
ve uyanık olmasını, daha özgür ve akılcı seçimler yapmasını sağlar.
• Teknolojinin herkesin kullanımına açık
olması, toplumsal süreçlere daha fazla kaılımı ve dolayısıyla toplumsal sürecin çeşitlilik kazanmasını sağlar.
• Üreim süreçlerinde simülasyon ve sanal ortamlardan faydalanılması, zaman ve
maliyeten tasarruf sağlanmasının yanında,
yeni teknolojilerin insan üzerinde denemeden bilişim süreçlerinde değerlendirilerek
kullanıma sunulmasına mümkün kılmaktadır.
Yeni teknolojilerin sağladığı yararlar bu şekilde sıralanırken işin tükeim boyutuna
bakıldığında üreici irmaların tükeicilerin
tükeim oranlarını arırmak için yeni teknolojiler aracılığıyla yapığı çalışmalara rastlanmaktadır.
Üreici ve tükeici arasındaki mesafenin
gitgide azaldığı günümüzde, gelişen bilgi
teknolojileri ve internet sayesinde üreici
ile tükeicinin “aracısız” olarak alışverişe
geçiği hepimizce bilinmektedir. Üreicilerin
ilk elden tükeiciye ulaşmak ve bu sayede
ürünlerini pazar değerinin alında sunmak
için internet ortamında kendi sayfalarını
açmaları tükeicilerle irma arasındaki aracıların ortadan kalkmasına, tükeicilerin daha uygun iyatlarla alışveriş yapabilmesine
olanak tanımaktadır. Buna bağlı olarak tükeiciler sayısız olanaklar karşısında seçim
27
yapmakta zorlanmaktadır.
Günümüz tükeicilerinin tükeimden kaçamaması için üreiciler her geçen gün yeni
stratejiler gelişirmektedir. Tükeiciler de üreicilerin bu isteklerine dolaylı ya da doğrudan kaılmakta, kayıtsız kalamamaktadırlar.
Üreicilerin yoğun çabası ile tükeiciler pazarda yer alan ve belki de yaşamları boyunca ihiyaç duymayacakları ürünlerden dahi
haberdar olmakta hata bazen bu ürünlerden saın almaktadırlar. Günay (2012) araşırmasında tükeicilerin, özellikle de teknolojiye olan ilgileri ve teknolojik ürünleri kullanma da diğerlerine oranla daha becerikli
olan genç tükeicilerin, teknoloji fuarlarını
gezmekten ve teknolojik ürünler ile ilgili bilgi toplamaktan hoşlandıklarını belirtmektedir. Ayrıca yeni bir ürün gördüklerinde saın
almak istedikleri ve yeni teknolojik araç-gereçlerin içgüdüsel saın alma isteklerini arırdığı sonuçlarına ulaşmışır.
Tükeici, aslında bir şeye sahip olmaktan
çok, onu elde etme sürecindeki heyecanın
tutkunu olmuştur. Bu durum, hazcı duyguların tükeimdeki etkisini göstermektedir.
Ürünlerin, kullanım değerlerinden ya da
işlevselliğinden çok düşsel, imgesel öğeleri
ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda tükeiciler gerçek gereksinimden çok yanlış gereksinimlere yönlenmektedirler (Lembet,
2010:306). Toplumsal yaşamımızın bugününü ve yarınını doğrudan ya da dolaylı
olarak her an etkileyen teknolojiyi ve türevi
olan teknolojik olayların ne hızını kesebiliyoruz ne de engelleyebiliyoruz. Önlenmesi
imkânsız bir ırına gibi sürükleyici ve çekiciliğiyle önüne kapıp başkalaşırıyor ve yeniden şekillendiriyor (Bal, 2010).
SONUÇ
Teknolojik yeniliklerin insan hayaını kolaylaşırdığı, geçmişte saatlerce belki de günlerce insan emeği harcanarak gerçekleşiri-
28
len işlerin bugün tek tuşa basılarak halledilebilmesi teknolojinin ve teknolojik yeniliklerin sonucudur. Madalyonun diğer taraına
bakığımızda ise o tek tuşa basabilmek için
tüketmek, tüketmek için ise kazanmak gerekmektedir.
Tükeim olayı ihiyaç duyulan mal ve hizmetlerin saın alınması ve kullanılmasıyla
gerçekleşir. Hayaın devamı için günümüzde
sürekli tüketmek gerekmekte, bu da bizi tükeim toplumu haline geirmektedir. Üreici
irmaların amacı da sürekli tüketen yaşamının devamı için kendilerine bağımlı insanlardan oluşmuş toplum meydana geirmek
ve varlığını devam eirmekir. Bu nedenle
özelikle son yıllarda yapıkları araşırma ve
gelişirme çalışmaları sonucunda “Tükeicilere nasıl daha fazla tükeim yapırabiliriz?”
sorusuna yanıt aramaktadırlar.
Yeni ürünlerin tükeicilerin saın alma içgüdüsünü harekete geçirdiği yapılan araşırmalar sonucu elde edilmiş bir bilgidir. Üreici irmalar da özellikle teknoloji alanında
üreim yapan dev işletmeler tükeicilerin
merakını ve saın alma isteğini sürekli diri
tutmak için yeni teknolojilerle donaılmış
ürünleri ardı ardına saışa sunmaktadır.
Tükeiciler ise saışa sunulan yeni ürünler
hakkında gerek sosyal ve güncel medya haberleri, gerek internet reklamları ile hızlı bir
şekilde haberdar edilmekte ve tükeicilerde
bu yeni ürünü tüketme isteği uyandırılmaya
çalışılmaktadır. Özellikle son birkaç yılda hayaımızın daha önceki bölümlerinde ihiyaç
dahi duymadığımız ürünler vazgeçilmezimiz
haline gelmişir. Bunun yanında vazgeçilmez
olarak gördüğümüz ürünlerin yanında, bu
ürünlerin çalışması için gerekli olan başka
ürünleri de tüketmek zorunda kalmaktayız.
Tükeicilerin bu durumdan kurtulabilmesi için tükeici eğiimi konusunda gerekli adımlar devlet taraından aılmalı ve ömür boyu
eğiim kapsamında halk eğiim merkezle-
rinde ve örgün eğiim kurumlarında ilgili
alanda eğiim görmüş öğreim görevlileri
ve öğretmenler taraından tükeici eğiimi
dersleri verilmelidir. Böylece tükeicilerin
yeni teknolojileri saışa çıkığı an direk saın
alma isteği engellenmeli, piyasada beklenilerine karşılık verecek başka ürünler var
ise onlar ile karşılaşırdıktan sonra en doğru kararı vererek saın alma işlemini gerçekleşirmeleri gerekmektedir.
Günümüzde eşyaların iziksel ömründen
çok, psikolojik ömürleri dikkate alınmaktadır. Tükeiciler piyasadaki sayısız ürün
arasından kendilerini psikolojik anlamda en
çok tatmin edecek yeni teknolojilere sahip
ürünü alsalar dahi yakın bir gelecekte bu
ürünün de eski teknolojik ürün olarak anılacağını bilmelidirler. Çünkü yeni ürünlerin
asla sonu gelmeyecekir. Bu bakımdan çevremizin teknoloji çöplüğüne dönmemesi
açısından yakın geleceğe ait bekleniler de
düşünülmeli ve bu beklenilere de cevap
verecek ürünleri saın alma yoluna gidilmelidir.
KAYNAKÇA
Altuntuğ, N. (2012). Kuşaktan Kuşağa Tükeim
Olgusu ve Geleceğin Tükeici Proili. Organizasyon ve Yöneim Bilimleri Dergisi, 4(1), 203-212
Arslan, M. (2013). Harran Üniversitesi Birecik
Meslek Yüksekokulu Tükeici Davranışları Ders
Notları, Şanlıurfa.
Babaoğul, M., Alıok, N. (2007). Evrensel Tükeici
Hakları. M. Babaoğul ve A. Şener. (Editörler). Tükeici Yazıları(I). Birinci Baskı. Ankara. Hacetepe
Üniversitesi Hastaneleri Basımevi, ss. 27-42.
Babaoğul, M., Bener, Ö. (2010). Yeni Teknolojiler
ve Tükeici Etkileşimi. M. Babaoğul ve A. Şener.
(Editörler). Tükeici Yazıları(II). Birinci Baskı. Ankara. Hacetepe Üniversitesi Tükeici - Pazar Araşırma - Danışma Test ve Eğiim Merkezi, ss.
104-117.
Bal, O. (2010). Teknolojinin Sosyo-ekonomik Ya-
pıya Etkileri. Akademik Bakış Dergisi, (20), 1-23.
Cankorkmaz, Z. (2010). Üniversite Öğrencilerinin
Bilgi Teknolojilerini Kullanma Düzeyleri ve İnterneteki Tükeim Eğilimleri. Cumhuriyet Üniversitesi İkisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 11(2), 111131.
Durmaz, Y., Bahar, R., Kurtlar, M. (2011). Kişisel
Faktörlerin Tükeici Saın Alma Davranışlarına Etkisi Üzerine Bir Araşırma. Akademik Yaklaşımlar
Dergisi, 2(1), 114-133.
Gerlevik, D. (2012). İnternet Üzerinden Alışverişin Tükeici Davranışı Üzerindeki Etkisi, Aılım
Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensitüsü, Ankara.
Günay, G. (2012). Yeni Teknolojilerin Gençlerin
Saın Alma Eğilimleri Üzerine Etkisi. Akademik
Bakış Dergisi, (29), 1-20.
Halis, B. (2012). Tükeimin Değişen Yüzü: Elektronik Ticaret Uygulamaları ve Sosyal Paylaşım Ağlarının Rolü. Tarih Kültür ve Sanat Araşırmaları
Dergisi, 1(4), 149-160.
İşlek, M. S. (2012). Sosyal Medyanın Tükeici Davranışlarına Etkileri: Türkiye’deki Sosyal Medya
Kullanıcıları Üzerine Bir Araşırma, Karamanoğlu
Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensitüsü, Karaman.
Lembet, Z. (2010). Lüks Tükeim ve Lüks Markalar. M. Babaoğul ve A. Şener. (Editörler). Tükeici
Yazıları(II). Birinci Baskı. Ankara. Hacetepe Üniversitesi Tükeici - Pazar - Araşırma - Danışma
Test ve Eğiim Merkezi, ss. 305-335
Şener, A., Babaoğul, M. (2007). Çocuk ve Genç
Tükeiciler. M. Babaoğul ve A. Şener. (Editörler).
Tükeici Yazıları(I). Birinci Baskı. Ankara. Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Basımevi, ss. 127152.
Uygun, M., Özçitçi, V., Divanoğlu, S. U. (2011).
Tükeicilerin Online Alışveriş Davranışını Etkileyen Faktörler. Organizasyon ve Yöneim Bilimleri
Dergisi, 3(2), 373-385.
Velioğlu, M. (Editör). (2013). Tükeim Bilinci ve
Bilinçli Tükeici, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi
Web-Ofset
29
BÜROKRASİ VE BÜROKRATLAR
M. Ziya GÖZLER *
Bürokrasi, Laince burrus ve kraic kelimelerinden meydana gelmiş ve bu terim 1745
yılında Vincent de Gournay taraından yöneimde büroların hâkimiyeinin artması
üzerine kullanılmışır. Bürokrasi anlayışının
devlet yöneiminde ciddiyet kazanmasının
en önemli sebebi feodal sistemin yerini
milli devlet yapısına bırakması olarak kabul
edilebilir. Genel anlamda bürokrasi seçilmişlerle atanmışların anayasa ve yasalara
sadık kalarak devlei yönetmeleri olarak
açıklanabilir. Seçilmişlerin oluşturduğu ikidarların, ülke yöneimi ile ilgili poliikalarını
inceleyen, eleşiren ve doğru olmayanların
neler olduklarını söyleyen atanmışlar bürokratlar olarak tanımlanmaktadır. Bürokratların düşünce, görüş ve önerilerini inceleyip dikkate alıp almamak tamamen siyasi
ikidarların tasarrufundadır. Neicede, siyasi ikidarların almış olduğu son kararları
bürokratlar kanunlara uygun olarak verimli
bir biçimde uygulamak konumundadırlar.
Şayet bürokrat kanunlara ve teamüllere
ters düşen kararları uygulamazsa siyasilerle arasında anlaşmazlık doğar. Bürokrat
birçok sebep ileri sürülerek hakkında davalar açılır, neicede görevden alınır ve siyasetçinin düşüncesi hayata geçirilir. Aslında
bürokrasi, devlet hizmetlerinin halka sunulmasındaki en önemli araçır. Ne var ki,
siyasetçiler hemen hiçbir dönemde bunun
farkında olamamışlardır.
göre bürokrasi, toplumsal çaışmayı önleyecek, toplumu bir arada tutabilecek
özelliklere sahip bir örgütlenmedir. Marks
ise, bürokrasiyi hâkim sınıların baskı aracı
olarak tanımlamaktadır. Üreim ilişkilerinin bir sonucu olan bürokrasi, ikidardaki
sınıların çıkarlarını koruyan ve onlar için
çalışan bir anlayışır. Bürokrat da hâkim sınıların çıkarlarını koruyan kişidir. Bürokrasi, üreimi, tükeimi ve paylaşımı yöneten
bir mekanizmadır. Marks, tarihi gelişim
içinde üreim ilişkilerinin değişmesi neicesinde bürokrasinin ortadan kalkacağını
ileri sürmüştür. Zira Marks’a göre bürokrasi toplumlar için çok büyük bir yüktür. Ne
var ki, gelişen ve değişen dünyada bürokrasi daha da güçlenmişir. Özellikle Sovyetler Birliği’nin yıkılmasında çok kaı bir
hale gelen ve tahammül edilmez bir yapı
içine giren bürokrasinin önemli rol oynadığı ifade edilmektedir. Zira komünizme
güç veren, parinin uyguladığı bürokraik
yapırımlar ve onun yaşlı bürokratlarıydı.
Weber, devlet yöneiminde asli bir unsur
olan bürokrasiyi, sorumluluğun açık olarak belirlenmesi, yapılacak işlerin ve görev
alacak kişilerin planlamanın en önemli iki
unsuru olduğu, yöneicilerin seçimle değil
atama ile liyakate uygun bir şekilde iş başına geirilmeleri, deneim mekanizmasının
kurulması ve hiyerarşik bir yapının oluşturulması şeklinde gündeme geirmişir.
Weber’e göre bürokrasi, toplumdaki güç
Bürokrasi konusunda üç düşünce adamı- ve otorite ilişkilerini inceleyerek kendinnın görüşlerine kısaca değinerek bürok- den önceki yöneim biçimlerinden daha
rasinin anlamını daha da açalım. Hegel’e akılcı ve verimli olarak çalışan bir yöneim
* Dr, Jeoloji Yüksek Mühendisi
şeklidir. Bürokrat ise, belirli kurallar içinde
görev yapan kişilerdir. Bürokratlar, bulun30
dukları makamların sahipleri değillerdir.
Ülkemizde bürokrasi, genellikle ikidar
sahiplerinin ve seçilmişlerin kendi şahsi düşünceleriyle yönlendirmeye çalışıkları bir
devlet organı olarak görülmüştür ve halen
de öyle görülmektedir. Poliikacılara göre
bürokrasi, kendisini poliikada bir yerlere
geiren seçmen isteklerinin yerine geirilmesi ve poliikacının behemehâl kendini
bir güç olarak görmesi ve göstermesi için
devlet teşkilaının kendi çıkarları doğrultusunda kullanılması aracıdır. Bürokrat ise,
bu gücün kullanılmasında kendisine yakın
olan ve her istediğini yapan kişidir. Seçilmişlerin devlein muntazam işlemesi için
hemen her dönemde özenle çalışan devlet
yöneicilerine karşı tutundukları davranış
biçimleri, ülkemizdeki poliikanın ve poliikacının kültürel, sosyal, siyasi ve ahlaki yapısını ortaya koyan çok önemli bir göstergedir. Poliikacı, devlein düzenini korumak
ve savunmak amacıyla seçilmişlerin atadıkları insanlar üzerinde hemen her dönmede
akıl almaz baskılar kurmaya çalışmışlardır.
Atanan insanları yöneici olmaktan ziyade
idareci olmaya zorlamışlardır. Zira idare-i
maslahatçı bir atanmış, onlar için biçilmiş
bir katandır. Belli dönemlerde bürokratlar,
söz dinlemedikleri, yapılması gereken işlerin önüne set çekikleri, hızımıza yeişemiyorlar ifadeleri ile korkutulmaya çalışılmışlardır. İyi bir bürokrat ve iyi işleyen bir
bürokrasi birilerinin talimaıyla takip görevini yapmayan kanun ve yönetmelikleri
tam anlamıyla uygulayan bir sistemin vazgeçilemez unsurlarıdır. Bürokrat, icraatları
sebebiyle hukuki ve neicede cezai işlemlere maruz kalırken siyasilerin bu noktada
hiçbir sorumluluğu yoktur. Poliikacının geçici, bürokraın kalıcı olması bürokraın hesap verebilmesini sürekli gündemde tutmaktadır. Bürokraın sürekli hukuki meselelerle karşılaşması konusunda siyasetçiye
yardımcı olan güç, yani bürokrasiyi ıkayan
ve bürokraı çalışırmayan, sistemin içinde
bulunan önemli bir unsur da devlein deneim güçleridir. Bu güçlerin temsil kabiliyetleri çok önemlidir. Zira devlet denen büyük organizmayı denetlemek için bu konu
ile ilgili gerekli eğiimin alınmış olması şartır. Ayrıca sosyo-kültürel yapı, dünya görüşü ve Türkiye’nin meselelerini yakından
takip etme gibi konularda çok önemli bilgilere sahip olmanın yanı sıra, hareket tarzlarında ideolojik saplanılardan uzak olma
manığını da yakalamış olmaları gerekmektedir. Bürokrasinin denetlenmesi vazgeçilemez bir gereklilikir. Ancak deneim
elemanlarının da denetlenmesi ve vermiş
oldukları yanlış karalar ve yapmış oldukları
haksızlıkların da mutlaka bir sorumluluğu
olmalıdır. Zaman zaman çaışmaya kadar
varan anlaşmazlıklar sonrası taşra poliikacılarının veya seçilmişlerin baskıları ile bürokratlar görevlerinden alınırlar, pasif hale
geirilirler ve haklarında olmadık suçlamalarda bulunarak soruşturmalar açılır ve de
isifaya zorlanırlar. Bu gün görevde bulunan bütün bürokratların yıllarca sürecek
eziyetlere maruz kalmamaları için aıkları
her imzaya dikkat etmeleri gerekmektedir. Bürokratların unutmaması gereken en
önemli nokta, seçilmişlerin icranın içinde
bulunmamalarından dolayı sorumluluklarının bulunmamasıdır. Bürokrat doğru
iş bile yapsa ‘’deneim oligarşisine’’ tavan
yapıran ve sorumluluğu olmayan iç deneim mekanizmaları yani, deneim anarşisi
hemen harekete geçmektedir. Büyük yetkilerle donaılmış bu yapının hiçbir sorumluluğunun bulunmaması ise bürokrasinin,
poliikanın ve siyasi ikidarların hala çözemediği çok önemli bir meseledir. Bürokraik oligarşinin başlangıç ayağı, ön yargılı ve
taralı tutumları ile kamudaki iç deneim
sistemi yani tetiş kurullarıdır. Devlein bu
deneimsiz deneim sistemini baştan aşağı
31
değişirme zamanı gelmiş ve hata çoktan
da geçmişir.
Devlet denen büyük aygıın doğru, düzenli ve bi-taraf çalışması için poliikacıların bitmez tükenmez isteklerinin en aza
indirilmesi konusunda bürokratlara çok
önemli görevler düşmektedir. Halkın çıkarlarını doğrudan koruyan bir sistem olan
bürokrasiyi yönlendirecek olan bürokratların seçiminde liyakat çok önemli bir yer
tutmaktadır. Layıkıyla bir makam gelmiş
bürokrat, poliikacının esiri olmayacağı ve
onun isteklerini yerine geirmeyeceği için
yanlış işler yapmayacak ancak, poliikacıyı
zor durumda bırakacakır. Zira poliikacı
doğru veya yanlış sürekli bir şeyler ister.
Poliikacı ile bürokrat anlaşmazlığının dört
önemli sebebi vardır. Bu sebepler ortadan
kaldırılmadığı sürece devlein çarklarının
iyi işlemesi mümkün değildir.
1.İdeolojik, poliik, sosyal ve kültürel görüş
farklılığı.
2.Bürokratların aıkları imzalar karşılığında kanunlar önünde sorumlu olduğunu
dikkate almayan poliikacıların biip tükenmez istekleri.
3.Poliikacının kendi adamalarını bir yerlere geirme istekleri. Kadrolaşma harekâı.
4.İç deneim mekanizmasında bulunan ve
yöneime her açıdan muhalefet eden bazı deneim elemanlarının kendilerinden
başkalarının sürekli yanlış yaparak devlei
zarar uğraıkları, suiisimal yapıkları ikrini taşımaları ve bütün incelemelerini bu
açıdan yaparak, yazdıkları raporları ilgili
yerlere ileterek bürokratları ve bürokrasiyi
küçük düşürmeye çalışmaları. Kendine güvenen ve ileri görüşlü deneim elemanları
ise bürokrata sürekli yol göstererek yapılan yanlışlardan anında dönülmesini sağlamaktadır.
32
Bürokrasinin, yöneim ve poliika ile ilgili bir sistem olduğunu düşünürsek, diğer
önemli bir konun da kadrolaşma olduğunu unutmamak gerekir. Benim bürokraım
her şeyi bilir ve doğru yapar anlayışı bürokrasinin çöküşünü hızlandıran en önemli etkendir. İkidarların kendisiyle siyasi, sosyal,
kültürel, dini ve ikisadi konularda uyum
sağlamayan devlet bürokratlarını bir kalemde silmeleri ülkenin çıkarları açısından
doğru değildir. İkidarlar kendilerini bürokrasinin yerine koymaya başladıkları andan
iibaren, devlet devlet olma vasını kaybetmeye başlamış demekir. Böylece yeni
bürokrasi, sınılar arasındaki tercihini kalın
çizgilerle ve praik olarak ortaya koymuş
olur. Sonuçta da devlein değil, parilerin
bürokratları devlet yöneiminde görev almış olurlar. İşte giikçe sonu belli olmayan
bir yol haline gelen bu anlayış, halkı huzursuz etmekte devlei de sarsmaktadır. Zira
bilenlerle bilmeyenlerin ayrımı asla ve asla
yapılmamaktadır. Bürokrasinin iyi çalışması için insanların siyasi görüşlerine, sosyal
yapılarına, dini inanç ve mezhep farklılıklarına bakılmaksızın liyakain ön plana alınması gerekmektedir. Bugünkü bürokratların sicil verirken hangi kriterleri göz önüne
aldıkları insanların gelecekleri açısından
araşırılması gereken çok önemli bir konudur. Diğer taratan hukukun üstünlüğünü
‘’bürokraik oligarşi’’ gibi göstermek, aslında her istenilenin yapılmadığını anlamak
açısından önemlidir. Devlein nizamı ancak
ve ancak hukukun üstünlüğü ile sağlandığına göre, hukukun her türlü siyasi ve bürokraik mülahazalardan uzak tutulması
gerekmektedir. Siyaset bir oyun, bürokrasi
akıl, hukuk ise bir vicdan meselesidir. Bürokrasiyi zincirlerle saran bir anlayışın doğruları görme, okuma ve anlama kabiliyei
kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Halkın saygınlığı, huzuru ve mutluluğu, devlein bekası için ikidarlara düşen en önemli
görev, devlein bütün unsurlarını uyum içinde çalışırmak olmalıdır. Devlein bütün
organlarıyla düzenli, uyumlu ve anlaşarak
huzurlu bir şekilde çalışması için:
biridir. Bu gün milletvekili ve bakan olan
birçok seçilmiş cumhuriyet hükümetlerinde önemli görevlerde bulunmuşlardır. Bu
da unutulmaması gereken çok önemli bir
1. Hukukun üstünlüğünü kabul etmek, ayrınıdır. Şayet parlamenter demokrasi
yargı kararlarını uygulamak ve yargının bü- terk edilip başkanlık sistemine geçilirse, o
takdirde bürokrasinin de nasıl olması getün ikazlarını ciddiye almak,
rekiği yeni kurallara bağlanabilir. Başkanla
2. Bürokrasiye giydirilen demir zırhın bir gelen ve başkanla giden bir bürokrasi anlaan evvel üzerinden çıkarılarak kendi mecyışı o sistem için doğru kabul edilebilir. Toprası içinde çalışmasını sağlamak,
lumsal yapının ekonomik ve kültürel olarak
3. Bürokrasiyi arıran ve geçit verilmez gerilemesi, bürokraik yapıyı da doğrudan
kaleler haline geiren deneim mekaniz- etkileyeceği asla ve asla unutulmamalıdır.
masının yetkilerinin yanı sıra, sorumlulu- Şehirli olma yolunda önemli mesafeler kat
ğun da olmasını sağlamak, sistemi yargının eden bu toplumu köylüleşirme isteklerikarşısında hesap verir bir yapıya kavuştur- nin arık kabul göremeyeceğini herkesin
mak, olmalıdır.
çok iyi bilmesi gerekmektedir. İkidarlar
İkidarların kendi bürokrasilerini kurma yalpalar, bürokrasi sarsılır, bürokrat yanılırinatlarından her dönmede uzak durmala- sa sistemin küpleri de kendiliğinden yuvarrı ülkemiz için yapılacak en hayırlı işlerden lanmaya başlar.
33
KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI VE YENİ
MEDYANIN KULLANIMI
S.Tunahan BAYKARA *
GİRİŞ
İlk defa 1940’ların başında Harold D. Lasswell taraından kullanılan “kitle ileişim”
Kitle ileişimin sadece geleneksel ileişim
kavramı; bilgi, düşünce ve tutumların büaraçları ile yapıldığı dönemde var olan kityük ve dağınık bir kitleye, bu amaç için
le ileişim ve kişiler arası ileişim arasındaki
gelişirilmiş araçlarla ileilmesi anlamında
fark yeni ileişim ortamları ve yeni medya
kullanılmaktadır. Kitle ileişimi, birçok düortamında belirsizleşmişir. Arık cep teşünüre göre sadece modern toplumlara
lefonu, internet gibi ileişim araçları salt
ait bir olgudur. Çünkü onlara göre kitle
kişiler arası ileişimi sağlamakla beraber
kitlelere ileilerin ve mesajların ileilebildi- ileişimi, insanlar arasındaki hâkim ilişki
ği kitlesel ileişim araçları haline gelmişir. biçiminin kitle ileişim araçları üzerinden
Günümüzde medya kavramı, insanların gerçekleşirildiği, kitleselleşmiş insanların
zihninde daha çok kitle ileişim araçları- oluşturduğu toplumsal yapılarda mümnı veya onun bir alt kolu olan haber yayın kündür. Kitle toplumu ise kapitalizmin bir
organlarını çağrışırdığı için “yeni medya” ürünüdür; sanayileşme ve kentleşme sükavramının kapsadığı alanın genişliği ilk reçleriyle ortaya çıkmışır. Baumann’a göbakışta tam anlamıyla idrak edilemeyebil- re kitle toplumu pazara, örgütlere ve tekmektedir. Çünkü “yeni medya” kavramı sa- nolojiye bağımlılıkla karakterize olur. Bu
dece gazete, radyo, televizyon ve sinema ip toplumlarda kitlesel kültür üreimi ise;
gibi “geleneksel medya” unsurlarının tek- kitle ileişim araçlarının, kitlelerin gerçeklik
nolojik olarak daha gelişmiş ileim ortam- duygusunu tanımlaması, özgün kültürleri
larında, benzer işlevleri icra etmeleri anla- yok etmesi ve kültür ürünlerini standart bir
mına gelmemektedir. “Geleneksel medya” biçimde imal etmesinden kaynaklanmakolgusu üzerinden “kitle ileişim araçları” tadır. Sanayi toplumunun tarihsel seyrine
anlamına indirgenen “medya” kavramı, paralel olarak gelişen gazete, radyo, tele“yeni medya” kavramsallaşırmasıyla bir- vizyon ve sinema gibi kitle ileişim araçlalikte asli anlamı olan, “ileişim araçları” an- rına ve bu araçların bir veya daha fazlasını
lamını geri kazanmaktadır. (Erdem, 2011:1) kitlelerle ileişim kurmak üzere kullanan
Çalışmamızda kitlesel ileişim kavramı, geniş ölçekli organizasyonlara, günümüzde
kitlesel ileişim araçları ve yeni ileişim or- geleneksel medya denmektedir. Özellikle
tamlarının geirdiği yeni medyanın kullanı- XIX. yüzyıl’ın ikinci yarısından sonra yoğunmı ele alınmaya çalışılacakır.
laşan kimya ve elektronik alanındaki teknolojik gelişmeler, yazılı basının yanı sıra
KİTLE İLETİŞİM KAVRAMI, fotoğraın, hareketli fotoğraın (sinema),
kablolu telgraın, telsiz telgraın, fonograTÜRLERİ VE İŞLEVLERİ
ın, telefonun, radyonun ve televizyonun
KAVRAM OLARAK KİTLE İLETİŞİM
ortaya çıkmasına olanak sağlamışır. (Er* Araştırmacı, Yazar ([email protected])
dem, 2011:15)
34
KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARININ TÜRLERİ
Kitle ileişim araçlarının türlerini şu şekilde
tasnife tabi tutabiliriz:
*Yazılı Kitlesel İleişim Araçları
Gazete, Dergi, Kitap, Broşür, Poster
*Elektronik Kitlesel İleişim Araçları
Radyo, Televizyon, İnternet
*Basılı Kitlesel İleişim Araçları
Gazete, Dergi, Kitap, Broşür, Poster
*İşitsel Kitlesel İleişim Araçları
Radyo
*Görsel ve işitsel Kitlesel İleişim Araçları
Televizyon, Sinema/ilm, Tiyatro oyunu,
Konferans, İnternet
KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARININ İŞLEVLERİ
Kitle ileişim araçları geniş kitlelere ulaşabilir özelliği ve etkinliği işlevsel yönünü de
arırmışır. Kitle ileişim araçları işlevsel
olarak; haber verme, eğlendirme, eğitme,
kamuoyu oluşturma ve denetleme ile reklam ve tanıım özellikleri ile ön plana çıkmaktadır. (MEGEP 2007:30-38)
Haber Vermek
Haber vermek, kitle ileişim araçlarının
temel ve en bilinen işlevidir. Gazetelerin
sayfalarında, radyoların ve televizyonların
haber saatlerinde, internet haber sitelerinde verdikleri bilgiler bu işlevin bir göstergesidir. (MEGEP 2007:30-38)
Eğitmek
Kitle ileişim araçları içerisinde eğiimde
en yoğun olarak kullanılan araçlar, yazılı
olmayan araçlardır. Bunların başında da
radyo, televizyon, internet ve sinema gelmektedir. (MEGEP 2007:30-38)
a. Çok geniş kitleye ulaşma imkanı
b. Örgün eğiim yoluyla elde edilemeyen
veya elde etme olanağı bulunamayan bilgi
ve becerinin kazanılmasındaki etkisi.
c. Eğiimdeki çeşitli eşitsizlikleri ortadan
kaldırabilme yönü.
d. Özellikle görüntüye dayanan televizyon,
video ve ilm yöntemi ile çok sayıda örnekleme yapılarak eğiimin daha etkili ve akılda kalıcı olmasını sağlaması.
e. Sürekli bir yerde bulunmayı gerekirmemesi.
Eğlence
Eğlence programlarının içerisinde yer alan
çeşitli eğiim-kültür konuları ile izleyenler
hem eğlenmekte hem de bilgi sahibi olmaktadır. Radyo televizyon yayınlarında
slogan haline gelen eğiirken eğlendirmek,
eğlendirirken eğitmek deyimi bu şekilde
hayat bulmaktadır. (MEGEP 2007:30-38)
Denetlemek
Her demokraik sistem, poliikalarını halkın onayını alarak uygulamak zorundadır.
Bu zorunluluk toplumsal hayaın düzenlenmesinde, poliik istek, talep, düşünce
ve belgelerin karşılıklı olarak ileilmesini,
bilgi ve enformasyonların aktarılmasını,
kısaca ileişime geçilmesini zorunlu kılar.
Bu ileişim sürecinde medyanın önemli bir
rol üstlenmesi, modern demokraik toplumların “medya toplumu” olarak isimlendirilmesini haklı çıkartmaktadır. (MEGEP
2007:30-38)
Kamuoyu Oluşturmak
Toplumu ilgilendiren konularda, değişik siyasal ve bilimsel görüşlerin serbestçe ortaya aılıp tarışılması, demokraik yöneimde önemli bir etken olan kamuoyu oluşturulmasına yol açar. (MEGEP 2007:30-38)
Reklam ve Tanıım
Kitlesel ileişim araçları geniş kitlelere
ulaşma özelliliğinden dolayı reklam ve tanıımın en etkin aracı konumundadır. (MEGEP 2007:30-38)
YENİ İLETİŞİM ORTAMLARI
Günümüzde, yeni ileişim ortamları ye35
ni medya olarak adlandırılmaktadır. Yeni
medya kavramı 1970‘lerde, bilgi ve ileişim
tabanlı araşırmalarda, sosyal, psikolojik,
ekonomik, poliik ve kültürel çalışmalar
yapan araşırmacılar taraından ortaya
aılmış bir kavramdır. Ancak 70’lerde değinilen anlam, 90’larda müthiş bir ivme
kazanan bilgisayar ve internet teknolojisi
ile birlikte genişlemiş ve farklı boyutlara ulaşmışır.(Dilmen, 2007: 114 aktaran Vural
ve Bat, 2010). Başka bir tanıma göre yeni
medya, bütün bilinen farklı ortamları bir
araya toplama yeisine sahip bir özelliktedir. Buna “muli-medya” ya da çoklu ortam
denilmektedir. Mein, durağan görüntü,
hareketli görüntü, ses gibi ortamların birliktelikleri bu özelliği meydana geirmektedir. (Dilmen, 2007: 115 aktaran Vural ve
Bat,2010).
Williams yeni medyanın, yeni hizmetler
sunan ya da var olanları gelişiren mikro
elektronik, bilgisayar ve telekomünikasyon
uygulamaları olduğunu vurgularken; Negroponte, yeni medyayı eskisinden ayıran
en önemli unsurun iziksel atomların yerine sayısal bitlerin ileimi olduğunu belirtmektedir; Pavlik, ise medya tükeicisi için
yeni ve eski medya arasındaki temel farkın
kullanıcı için daha fazla kontrol ve seçim
olduğunu vurgulamaktadır (Macmillan,
2006: 208 aktaran Vural ve Bat,2010).
Medyanın yeni medya olarak ele alınması
gerçekte, ileişim ve bilişim sektöründeki
teknolojik gelişmelerle ilgilidir. Bu teknoloji, yeni ileişim teknolojileri olarak da adlandırılmaktadır. (Vural ve Bat,2010)
55)
1. Sayısallaşma
2. Bilgisayarlaşma
3. Paket Anahtarlama Teknolojisi
4. İnternet Protokolü (IP)
5. Yeni Nesil Şebekeler (NGN)
6. Yeni Altyapılar
7. Yakınsama
Yeni medyanın, geleneksel medyadan (gazete, radyo, televizyon, sinema) ayırt edici
temel özellikleri etkileşimli ve mulimedya
biçemine sahip olmasıdır. Dijital kodlama
sistemine temellendikleri için çok fazla
miktarda enformasyonu aynı anda aktarabilme ve kullanıcının da anında geri dönüşümde bulunabilmesi olanağına sahipirler. Dolayısıyla enformasyonun düz çizgisel
ileiminden hiper meinselliğe geçilmişir.
Yeni medyanın etkileşimsellik özelliği, ileişim sürecine ileişim uzamında karşılıklılık
veya çok katmanlı ileişim olanağını kazandırmışır. Etkileşimsellik özelliğinin ileişim
sürecine ilişkin bir diğer dönüştürücü etkisi
de, ileişimin zamanında eşanlı olma derecesine ilişkin yapığı açılımdır. Yeni medyanın bu özelliği, geleneksel medyaya göre
kullanıcının ileişim sürecindeki rolünü ve
kaılımını da çeşitli şekillerde etkilemektedir. Yeni medyanın sahip olduğu mulimedya biçemselliği ise göstergelerin, simge sistemlerinin, ileişim çeşitlerinin, farklı veri
türlerinin tek bir araçta toplanmasıdır (van
Dijk, 2004: 146 aktaran Binark, 2007). Mulimedya biçemselliği diğer bir deyişle telekomünikasyon, veri ileimi, kitle ileişimi
gibi ileişimin farklı boyutları ile imge, ses,
YENİ İLETİŞİM
mein ve sayısal veri gibi farklı veri türleriORTAMLARINI HAZIRLAYAN nin bir arada bulunmasıdır. Yeni medyanın
depolama kapasitesinin de yüksek olması,
ETMENLER
kullanıcının seçiciliğini desteklemektedir.
Yeni İleişim Ortamlarını hazırlayan faktör- Her iki özellik bir arada düşünüldüğünleri şu şekilde sayabiliriz: (Erdem, 2011:47- de geleneksel medyaya göre yeni medya
36
kullanım praikleri ile ileişim sürecinde
zaman ve uzamın yerinin ve ileişimin biçeminin yeniden şekillendiğini görmek olanaklıdır. (Binark, 2007)
YENİ MEDYA KAVRAMI
şeridi, kitap, kaset, vb. materyal boyuta
olan bağımlılığından kurtulmasını, hem
de bu içeriğin geleneksel dağıım kanallarından bağımsız, birçok farklı şekilde erişilebilir hale gelmesini sağlamaktadır. (Erdem,2011:61-62)
Bu gelişmeler ışığında mevcut medya tanımlarını gözden geçirme ihiyacı hisseden
uluslararası örgütlerden birisi olan Avrupa
Konseyi, daha önce yazılı medya ve yayıncılık medyası biçiminde tasnif eiği medya
olgusunu, teknolojik koşullardan bağımsız
biçimde yeniden tanımlamışır. Avrupa
Konseyi’nin yapığı yeni tanımlama; “Medya kavramı, dağıımında kullanılan teknoloji ve araçlara bakılmaksızın, kamunun
önemli bir kısmı taraından alınması amaçlanan ve kamu üzerinde etki yaratabilen
içeriğin editoryal sorumluluk çerçevesinde
periyodik olarak oluşturulmasından ve yayılımından sorumlu olanlara aıta bulunmaktadır. Bu kavram, yazılı medyayı (gazeteler, süreli yayınlar), yayıncılık medyası
(radyo, televizyon ve diğer program akışlı
görsel işitsel medya hizmetleri) gibi elektronik ileişim ağları üzerinden yayınlanan
medyayı, çevrimiçi gazete hizmetlerini
(gazetelerin ve haber bültenlerinin çevrimiçi sürümleri) ve program akışlı olmayan
görsel işitsel medya hizmetlerini (isteğe
bağlı hizmetler) kapsar” biçimindedir. Günümüzde genellikle ağ güncelerini, sosyal
paylaşım sitelerini, cep telefonu mesajlarını ve görece olarak diğer yeni teknoloji
uygulamalarını ifade etmek için kullanılan
“Yeni Medya” kavramıyla, geleneksel medyadan farklı olarak, sayısal tabanlı, ileişim
kuran unsurların arasında eş zamanlı ve geniş kapasiteli, karşılıklı ve çok katmanlı etkileşimin yüksek hızda gerçekleşiği, çokluortam yapısına sahip ileişim araç ve kanal-
Geleneksel olarak “medya” kavramına geirilen tanımlar, medya olgusunun farklı
boyutlarını öne çıkarabilmektedir. Bu boyutların en fazla öne çıkarılanlarından birisi olan materyal boyut aracılığıyla, mesaj
ya da içeriğin ileilmesi veya dağıılması
bağlamında, ileişimin gerçekleşebilmesi
için gerekli olan televizyon vericisi, alıcısı
veya radyo sinyalleri gibi iziksel altyapılar
ya da teçhizatlar vurgulanmaktadır. Yapılan “medya” tanımlamalarında en sık alı
çizilen bir diğer boyut olan organizasyon
boyutu üzerinden ise; içeriği üreten ve/ya
birleşiren ve kitlelere ileime hazır hale
geirilmesi bağlamında gerekli olan editoryal süreci gerçekleşiren televizyon ya
da radyo kuruluşları gibi medya kurumları kastedilmektedir. Ön plana çıkarılan bir
başka önemli boyut olan işlevsel boyut sayesinde de, potansiyel tüm alıcılara veya
halkın kayda değer bir bölümüne ulaşarak
bilgilendirmek, eğitmek, eğlendirmek ve/
ya kamuoyunu etkilemek gibi medyanın
görev ve işlevlerinin alı çizmektedir. (Erdem,2011:61-62)
Geleneksel olarak yapıla gelen ve öncelikli
olarak medyanın materyal ve organizasyon
boyutlarına vurgu yapan tanımlamalar, günümüzde son derece hızlı bir biçimde devam etmekte olan sayısallaşma ve yakınsama süreçlerinin ortaya çıkığı ilk dönemlerden iibaren yeterli görülmemektedir. Zira
teknolojik ve toplumsal değişimin medya
içeriğini materyalden ve medya kuruluşlarından bağımsız hale geirmesi, geleneksel
anlamda kullanılan medya kavramının sorgulanır hale gelmesine neden olmaktadır.
Sayısallaşma, hem medya içeriğinin ilm ları kastedilmektedir. (Erdem,2011:61-62).
37
YENİ İLETİŞİM
ORTAMLARINDA ORTAYA
ÇIKAN YENİ MEDYA
HİZMETLERİ
paylaşıkları sitelerdir. Bu alanda şu anda
iki isim öne çıkmaktadır: Slide Share ve
Scribd.
Sanal Gerçeklik Siteleri: Yeni medya teknolojileri ile birlikte sanal gerçeklik, internet
erişimi olan her kullanıcının rahatlıkla farkYeni ileişim ortamlarında ortaya çıkan lı deneyimleri yaşayabileceği bir olgu haliyeni medya hizmetlerini sosyal medya, ne gelmişir.
sosyal ağ hizmetleri ve arama motorları
SOSYAL AĞ HİZMETLERİ
ana başlıkları alında sınılandırabiliriz: (ErSosyal ağ hizmetleri, farklı birçok teknik
dem,2011:110-131)
özellik ve uygulama kullansalar da, temelSOSYAL MEDYA
de, aynı web sitesini kullanan ve birbiriyle
* İleişim Odaklı Sosyal Medya Ortamları bağlanısı olan kişilerin listelendiği, kullanı-Ağ günceleri (Bloglar),
cı proillerinden oluşmaktadırlar. Proiller
-Mikroblogging: En ünlü örneği, şu anda kullanıcıların sosyal ağ hizmetleri içerisindünyada kullanıcı sayısını hızlı bir şekilde de kendileri hakkında bilgi verdikleri ya da
kendilerini tanımladıkları web sayfalarıdır.
arıran Twiter’dır.
* İşbirliği ve Bilgi Paylaşımı Sağlayan Sos- Sosyal ağ hizmetleri veren bir web sitesine üye olunması sırasında, kullanıcılardan
yal Medya Ortamları
çeşitli sorular bulunan formları doldurmaWiki Siteleri,
ları istenmektedir. Kullanıcı proilleri geSosyal İmleme Siteleri (Social Bookmarnelde kişinin yaşı, cinsiyei, yerleşim yeri,
king): Sosyal imleme, bir kullanıcının beilgi alanları gibi konular hakkında sorulan
ğendiği bir web sayfasını, diğer kullanıcıbu ip sorulara verilen cevaplarla oluştularla paylaşmak amacı ile internet üzerinde
rulmaktadır. Sosyal ağ hizmetleri genellikle
kaydetmesi olarak özetlenebilir.
kullanıcılara proillerinde beğendikleri fo* İçerik Paylaşılan Sosyal Medya Ortam- toğraf, video, müzik gibi içeriği paylaşarak
ları
kendilerini daha fazla ifade etme olanağı
Fotoğraf ve Sanat Çalışmaları Paylaşım Si- verirken, Facebook gibi bazı sosyal ağlar
teleri: Örn: DeviantArt ve Flickr’dır.
da kullanıcıların proillerine bazı uygulama
Video, Müzik ve Sesli Dosyaların Paylaşımı: ya da modülleri yükleyerek proillerini
YouTube vb.,
farklılaşırmalarına imkân tanımaktadır.
Canlı Yayın Siteleri (Livecasing Sites): İn- Facebook ve MySpace gibi siteler üyeleriternet üzerinden canlı yayın olarak özet- ne proillerinin herkes ya da sadece arkalenebilecek Livecasing, son zamanlarda daşları taraından görülebilmesi noktasındikkat çeken uygulamalardan biridir.
da farklı olanaklar sunmaktadır. Twiter ve
Sunum (presentaion) Paylaşım Sitele- Friendfeed gibi sosyal paylaşım siteleri ise
ri: Sunum paylaşım siteleri, kullanıcıların kullanıcı hakkında çok sınırlı ve özet bilgi
farklı ortamlar ve amaçlar için hazırladık- verilerek kullanıcının bu siteler üzerinde
ları (eğiim, iş, eğlence vs) Power Point yapığı paylaşımlar üzerindeki gizliliğin en
sunumları ya da yazılı bilgi dokümanlarını aza indirgendiği bir yapı üzerine kurulmuş
web ortamına yükleyip, diğer kullanıcılarla durumdadırlar. (Erdem,2011:110-131)
38
ARAMA MOTORLARI
Arama motoru, internet üzerinde bulunan
içeriği aramak için kullanılan bir uygulamadır. Bu sayfalarda, arama saırına gerekli
enformasyona ulaşmakta kullanılacak kilit
sözcükler girilerek, bu sözcüklerin geçiği
web sitelerinin adresleri liste halinde ekrana geirilmektedir. Ancak arama motorları kullanıcı karşısına bu sözcüklerin geçiği
bazı ilgisiz sonuçlar da geirebilmektedir.
Arama sonuçları genellikle sık ziyaret edilen internet sayfalarından oluşan listeler
şeklinde verilmektedir. Günümüzde en çok
kullanılan arama motoru olan “Google”ın
bu listeleri hazırlamak için kullandığı teknoloji, internet ağındaki her sayfayı puanlayan “PageRank” adlı bir teknolojidir.
Bu teknoloji özetle; herhangi bir sayfaya
ne kadar çok bağlanı (link) verildiyse ve
bağlanı veren yerlerin puanı ne kadar
çoksa, söz konusu sayfaya da o kadar çok
puan verme manığına dayanmaktadır. (Erdem,2011:110-131)
rip, ya bodrum katlarında ya da çok katlı
binaların üst katlarında hizmet vermeye
devam eiler. Bir diğer deyişle, merkezden çevreye çekilip, saatlik kullanım ücretleri de bu mekânsal ayrışmayla birlikte
farklılaşmaya başladı. Bugün her hangi bir
kente farklı sosyo-ekonomik gelir gruplarına göre hizmet veren, saatlik erişim bedeli, mekân tasarımı ile sunduğu hizmetler
farklı İnternet kafeleri görmek kanıksanmış
bir durum haline gelmişir (Binark ve Bayraktutan-Sütcü, 2007)
CEP TELEFONLARI
Yapılan çalışmalarda gençlerin kamusal
ve özel alanda kesinisiz, zaman ve mekân
sınırlamasını aşan bir şekilde cep telefonlarını kullandıkları gözlenmiş, böylece cep
telefonunun gençlerin mobilizasyonuna
yol açığı saptanmışır. Kamusal ve özel
alan arasında varolan iziki ve simgesel sınırlar cep telefonu kullanım praikleriyle
gençlerin gündelik yaşamlarında ortadan
kalkarken, farklı sınılara ve aidiyet tasaYENİ MEDYANIN DİĞER
rımlarına sahip gençler arasında ise eşanlı
olarak simgesel sınırlar bu araçların kulETKİLERİ
lanımı dolayımı ile yeniden çizilmektedir.
İNTERNET KAFELER
Gençler kendilerini ait hisseikleri toplumİnternet kafeler dünyada 1990’ların ikinci sal gruplar için ve içinde gündelik yaşamın
yarısından iibaren İnternet alt yapısının akışını cep telefonuyla koordine ederken,
ekonomik süreçlere adapte edildiği, geliş- cep telefonlarını toplumsal statünün bir
miş Baı ülkelerinde açılmaya başlamışır. göstergesi olarak da kullanmaktadır. YapıBu mekânlar önceleri büyük metropollerin lan araşırmalarda gençlerin özellikle en
en işlek ana caddeleri üzerindeydi ve olası son teknoloji ürünlerine sahip olmayı arzu
kullanıcının hemen gözüne çarpacağı, bir eikleri görülmüştür. (Binark, 2007) Ayrıanlamda yol üstünde kolayca girip-çıkabi- ca, gençler cep telefonlarıyla sadece konuleceği dikkat çeken, gösterişli tasarım özel- şup, mesaj iletmemekte, aynı zamanda eliklerine sahip yerler olarak düşünülmüş- alışveriş yapmakta, sosyal paylaşımda bulerdi. Ancak zamanla bir yandan merkezin
lunmakta, haber sitelerine girmekte yahut
dışındaki yerleşim alanlarında (örneğin
oyun oynamaktadır. Üstelik oyun oynama,
banliyölerde ve küçük kentlerde) bir biri
sosyal paylaşımda bulunma ya da mesajardına açılmaya başladılar, bir yandan da
laşma etkinliği bireysel bir edim olmaktan
merkezde yol üstündeki görünürlüklerini
yaygınlaşmalarıyla çelişik bir biçimde yii- çıkmış, giderek kitlesel bir hale gelmişir.
39
YENİ MEDYA
KULLANIMINDA SOSYAL
MEDYANIN ÖZELLİKLERİ VE
SOSYAL MEDYAYA İLİŞKİN
VERİLER
SOSYAL MEDYANIN ÖZELLİKLERİ VE GELENEKSEL MEDYADAN FARKLARI
Sosyal medya en yüksek derecede paylaşımın gerçekleşiği, online medyanın yeni
bir türü olarak ırsatlar sunduğu en yeni
ikirlerden biridir ve aşağıdaki özellikleri
içerir. (Mayield, 2010: 6 aktaran Vural ve
Bat, 2010 ):
Kaılımcılar: Sosyal medya kaılımcıları cesaretlendirir ve ilgili olan her bir kullanıcıdan geri bildirim alır.
Açıklık: En çok sosyal medya servisleri geribildirime ve kaılımcılara açıkır. Bu servisler oylama, yorum ve bilgi paylaşımı gibi
konularda cesaret aşılarlar. Bunlar çok nadir ulaşıma yönelik engeller koyarlar.
Konuşma: Geleneksel medya yayına ilişkin
iken (içerik aktarımı ya da dinleyiciye bilgi
ulaşımı), sosyal medya iki yönlü konuşmaya olanak tanıması bakımından daha iyidir.
Toplum: Sosyal medya topluluklara çabuk
ve etkili bir oluşum için izin verir. Topluluklar da böylece sevdikleri fotoğraf, poliik
değerler, favori TV şovları gibi ilgili oldukları şeyleri paylaşırlar.
Bağlanılılık: Sosyal medyanın çoğu türü,
bağlanılı işler gerçekleşirir; diğer siteler,
araşırmalar ve insanların ilgili oldukları
herhangi bir konuda link verilmesine olanak tanır.
Sosyal medyanın bu özellikler çerçevesinde geleneksel medyadan farkı ise şöyle
Sıralanmaktadır. ( Vural ve Bat,2010):
Erişim: Hem geleneksel medya hem de
40
sosyal medya teknolojileri herkesin genel
bir kitleye erişebilmesine olanak tanır.
Erişilebilirlik: Geleneksel medya için üreim yapmak genellikle özel şirketlerin ve
hükümetlerin sahipliğindedir; sosyal medya araçları genel olarak herkes taraından
az veya sıır maliyetle kullanılabilir.
Kullanılırlık: Geleneksel medya üreimi, çoğunlukla uzmanlaşmış yetenekler ve eğiim gerekirmektedir. Çoğu sosyal medya
için bu geçerli değildir, yani herkes üreimde bulunabilir.
Yenilik: Geleneksel medya ileişimlerinde
meydana gelen zaman farkı (günler, haftalar, hata aylar) anında etki ve tepkisi
olan sosyal medya ile kıyaslandığında uzun
olabilmektedir. (Tepkilerin zaman aralığına
kaılımcılar karar verir). Geleneksel medya
da sosyal medya araçlarına adapte olmaktadır.
Kalıcılık: Geleneksel medya yaraıldıktan
sonra değişirilemez (bir dergi makalesi
basıldıktan ve dağııldıktan sonra aynı makale üzerinde değişiklik yapılamaz); oysa
sosyal medya yorumlar veya yeniden düzenlemeyle anında değişirilebilir.
İnternet, özellikle de web, iş ve yaşam alanımızın her noktasına bilgiyi gönderme
ve erişirme özelliği bakımından bir ileişim devrimi gerçekleşirmişir. (Neumann
ve Hogan, 2005: 472 aktaran Vural ve
Bat,2010). Bu devrimle beraber, veri değişimi ve analizinin kolaylaşması söz konusu
olmuş ve küresel iş döngüsü hızlanmışır.
(Mohamed, 2007: 103 aktaran Vural ve
Bat,2010). Öte yandan bu teknolojinin
kullanımı tüm dünyada çok hızlı bir şekilde artmaya devam etmektedir. Özellikle
1990’lı yıllardan sonra internet, gerek hız
gerekse erişim açısından ileişim gücünün
artması ile kitle ileişim araçları arasında önemli bir yere sahip olmuştur. 1994
yılında San Francisco depreminin inter-
net aracılığı ile duyurularak yayınlanması,
CNN’i dahi geride bırakmışır(Brian, 1998:
182 aktaran Vural ve Bat,2010). Morgan
Stanley’nin 2004 yılında yapığı bir araşırmaya göre; diğer ileişim araçları ile karşılaşırıldığında 50 milyon kullanıcıya ulaşma
süresinin radyonun 38 yıl, televizyonun 13
yıl, internein ise 5 yıl olduğu saptanmışır
(Turgut, 2010 aktaran Vural ve Bat,2010).
“Yeni medya”nın en ipik örneği, ne var ki,
aynı zamanda hem bir kitle ileişim aracı
hem de kişilerarası ileişim aracı olan interneir. Bir teknoloji tabanı olarak internet her iki yöne de hizmet verebilmektedir.
Ayrıca, daha önceki ileişim araçlarıyla karşılaşırıldığında çok daha hızlı bir biçimde
yaygınlaşığı görülen internein, hem piyasa hem de devlet taraından, medya sisteminin yeni merkezi unsuru olarak benimsenmesi son derece manıklı görünmektedir. (Erdem,2011-64)
SOSYAL MEDYAYA İLİŞKİN VERİLER
Socialbakers.com web sitesinden alınan
verilere göre sosyal medyanın büyük çoğunluğuna hakim olan facebook, twiter
ve google + istaisikleri şu şekildedir (Mart
2013 e ait verilerdir):
Facebook Kullanım İstaisikleri
Ülke
Kullanıcı Sayısı
1.United States
159.646.460
2.Brazil
70.486.460
3.India
63.820.860
4.Indonesia
48.134.040
5.Mexico
41.976.780
6.Turkey
32.845.040
Twiter Kullanım İstaisikleri
Proile
Followers
Jusin Bieber (@jusinbieber) 37.358.467
Lady Gaga (@ladygaga)
36.050.151
Katy Perry (@katyperry)
34.832.958
Obama (@BarackObama)
5. Rihanna (@rihanna)
Google+Kullanım İstaisikleri
Proile
1-Britney Spears
2-Lady Gaga
3-Larry Page
4-Snoop Dogg
5-David Beckham
29.700.501
29.162.268
Followers
6.242.609
6.240.838
5.457.926
5.325.561
5.010.984
SONUÇ
Yeni ileişim teknolojilerinin geirdiği olanaklar ve yeni ileişim ortamları sayesinde
gelişimini her geçen gün arıran yeni medya, ileişim araçları arasında var olan kitle
ileişim ve kişiler arası ileişim farklılığını
ortadan kaldırdığı gibi ileişim de sayısallaşma ile birlikte devrim noktasına ulaşmışır. Yeni medya kullanımı, günümüzde,
en çok sosyal paylaşım, haber ve bilgi paylaşımı ,interakif ileişim, veri paylaşımı ve
veri depolama, E-icaret ve f-icaret vb yollarla icari faaliyete bulunma ile arkadaşlık siteleri vb, arkadaş edinme amaçlarına
hizmet etmektedir.
KAYNAKÇA
T.C. Milli Eğiim Bakanlığı Mesleki Eğiim ve Öğreim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi-Gazetecilik-İleişim Süreci ve Türleri Modülü-Ankara 2007
T.C. Milli Eğiim Bakanlığı Mesleki Eğiim ve Öğreim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi-Gazetecilik-Kitle İleişim
Araçları Modülü-Ankara 2007- Sayfa 30-38
Erdem, Hasan Ali “Yeni Medya Hizmetleri Ve Düzenlemeleri” Uzmanlık Tezi- T.C Radyo ve Televizyon Üst Kurulu,
Ankara 2011
BİNARK, Mutlu “Yeni Medya, Gençlik ve Gündelik Yaşam”
Başkent Üniv. İleişim Fakult. Öğreim Üyesi, htp://yenimedya.wordpress.com/calismalar/ Calışmanın web sitesi www.ilet-im.com
VURAL, Z. Beril Akıncı; BAT, Mikail “Yeni Bir İleişim Ortamı Olarak Sosyal Medya: Ege Üniversitesi İleişim Fakültesine Yönelik Bir Araşırma” Yaşar Üniversitesi Dergisi
2010
htp://www.socialbakers.com (Erişim Nisan 2013)
41
KONYA’YA DOĞAN NURLU BİR IŞIK
“MEVLÂNA”
Selçuk ALPARSLAN *
On birinci yüz yılın ortalarında yeni bir yurt
bulmak için Orta Asya dan Anadolu’ya akanlar Türkmenistan dan geçerken Ahmet YESEVİ adlı gönül erinin hikmet dolu sözlerini
de beraberlerince götürüyorlardı.
“Sünnet imiş, kâir olsa,incitme sen”
“Hüda bizardır, kaı yürekli, gönül incitenden”
“Allah şahit, öyle kula hazırdır, siccin”
“Bilginlerden duyup bu sözü söyledim işte.”
dizeleri Alperenler, Horasan erleri Abdallar
ve ozanlarla Anadolu’nun ukuna götürüldüler. Ve sonra ne olduysa oldu son yıllar içinde insanın ebedi ve ezeli olan bu İlâhi yönü, kendini dünyaya, insanlığa ait olan yöne
teslim ei. Ve yönetenlerin çokça önemli bir
kısmı gönül kırmayı marifet sandılar.
Şair Molla Cami’nin “Peygamber değildi
ama kitabı vardı.” diyerek yüceliği Hazrei
Pir Mevlâna Moğol isilasının taş taş üstüne
bırakmadığı Konya ya göç eiği zaman çaresizlik içinde kıvrananlar Tanrıdan sadece
huzur isiyorlardı, Moğol isilası her güzel
şeyi yakmış yıkmış gökler ağlıyor, toprak
ölümlerle sarsılıyordu. Sevecenlik katledilmiş... Gönüller tarumar. Her evde, her bedende işkencelerin ve ölümlerin acıları vardı. Umutsuzluk bir kara bulut gibi ahalinin
üzerine çökmüş. Böylesine elim ve muzdarip Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli
birer Allah dostu olarak şifa kaynağı oldular.
Bu gönül sultanlarından Mevlâna evrene
sığmayacak kadar yüce bir varlıkır. Müjdeler veren bir ilahi ses ve çaresizlikler içinde
çırpınanlara teselli sunan bir yüce sevdadır.
* Araştırmacı, Yazar ([email protected])
42
Mevlâna her şeyin insanda olduğunu ve evrenin insan için var edildiğini söyleyen dildir.
İster akıl gözüyle, ister gönül gözüyle bakıldığında onun yolunun aşk ve ahlâk yolu
olduğu anlaşılır, Bu aşk Tanrısal bir buyruk
olup Yaradan’ın vasıllarındandır.
Bir konuşmasında “Efendi, bilmiş ol ki edep
insanın bedenindeki ruhtur, insan ile hayvan
arasındaki fark edepir.” diyen Mevlâna’yı
bugün ziyarete gidenler kabrinin girişinde
“EDEP YAHU” yu okumaktadırlar.
İNSAN EDEPTİR. Ve “unutmayalım ki Evrenden süzülüp gelen her insan evrenin
ruhuna sahipir. Ve dünya mutlak varlığın
yansıması olup onun bütün güzelliklerini
taşımaktadır.”buyuruyor.
Hazrei Pir taassubun hiçbir şekline yakınlık
duymamış olup yobazın karşısına dikilmiş
bir gönül eğiimcisidir.
Bir Allah dostu, bir hak aşığı olan Mevlâna
bedenin dar kalıplarından kurtulup ruhun
sonsuzluğunda kanat çırpmayı yaşam kılmış
bir hoş görü sultanı, bir insanlık hazinesi, bir
iyimserlik güneşi ve bir aşk okyanusu olarak
zaman ve mekân üstüdür. Sabrın tezgâhında
şükür dokumuş bir alçak gönüllülük padişahı olarak sevgiyi kıble, gönül mabedinde de
kitabı insan kılmışır. O bir sınırsız aşkın, bir
kutsal inancın semazeni olarak sazıyla, sözüyle musikisi ve şiiri ile mısra mısra, harf
harf tüm insanlara ilahi vuslaı sunmuştur.
Esasında ölümde yaşamadı, üzüntülerde sevinci bulmayı öğütleyen bir sevda ateşi olarak bir sırrı ezel, bir sırrı ebedi, bir hudutsuz
mavera, bir İlâhi nurla nurlanmış bedir olarak İlâhi aşkın denizinde şekerin suda eridiği
gibi erimiş denizin kendisi olmuştur.
O aşka aşık olarak tekmil aşk, tekmil inanç
tekmil heyecandır.
Hemen her sözü ciltler dolusu hikmetleri
içeren Mevlâna ölmekle dirilmek, varlıkta
yok olmak, yoklukta var olmak, hasret içinde daima vuslaı yaşamak, bedenden cana,
zamandan zamansızlığa yol bulmak hep bu
yücelten aşkla mümkündür. “Aşksız olma ki
ölü olmayasın... Aşkta öl ki diri kalasın. Ve
bil ki aşk olmasaydı dünya donar kalırdı”
sözleri onun aşkla bütünleşmenin yaşamın
şarı olduğunu anlatmaktadır.
sema ederken kısacası her ırsata Hüsametin Çelebiye yazdırmışır. Doğrusu Mevlâna
bir duygu, bir sevgi, bir sınırsız heyecan ve
serapa aşk dolu bir gönül eridir.
Bir konuşmasında “Hari, sözü ve sesi birbirine vurup parçalayayım da bunlar olmaksızın seninle konuşayım” derken hiçbir aracın,
harf dahi olsa Allah ile kendi arasına girmemesinin İlâhi aşkıyla tutuşmuştur.
“Can güzel, cana biçilen paha güzel”
“Hasret hasret kavuşman Allaha güzel”
“Gerçek yüce varlığınla yok olduğum”
“Ne yok ki bu varlıktan daha güzel” seslenişiyle girersiniz.
Söz buraya gelmişken onun şiir dünyasında
kısa bir geziniyi birlikte yapalım.
13. Yüzyılda yazılmış olmalarına karşın şiirleri çağımızın şiiri denecek kadar taze, diri
ve canlıdırlar. Evrensel nitelikleri ile dünyamızın çokça ülkesinde söylenmektedir, Abartmadan söyleyebiliriz ki Mevlâna uluslar
arası bir gönül şairidir. Nitekim “Bir ayağım
İslâm prensipleri üzerinde, diğer ayağımla yetmiş iki millei dolaşıyorum” demişir.
Aynı çağda yaşayan Yunus Emre de “Yetmiş
iki millete ayni gözle bakarım” sözlerinin
sahibidir. Bu her iki sözde TEYHİTTİR. Yaradılanın, yaradandan ötürü sevilişidir. Benlik
duyguları yok olmuş, egoları sıırlanmış din,
dil, ırk gözeilmeden insanlar sevgi halesiyle
kuşaılmışlardır. Asırlar öncesinin bu sevgi,
bu aşk, bu insanlık mihveri kapitalizmin kanatları alında eriyip gii ve menfaat mihveri dünyanın merkezi oldu. Arık benlik
duygularının ve egoların geirisine odaklanmış olanların saltanaı var. insanlık ve sevgi
dininin kurucusu olan Mevlâna bu konuda
“Temiz ve saf kişilerin meclisine rahmet yağar derler. Bizim anıldığımız meclise ALLAH
yağar “demişir.
“Fihi - mâ îh” adlı eserinde “Horasanda
yaşasaydım orada şiir yazmak ve söylemek
ayıp olduğu için sadece vaaz vererek ikirlerimi söyleyecekim. Ama Anadolu insanının ve müritlerimin şiiri sevmesi sebebiyle
şiir yazdım” demişir. Oğlu Sultan Veledin
“İbidanâme eserinden Mevlâna’nın, şemsin ölümünden sonra kendini tamamı ile
şiire verdiğini öğreniyoruz. Şiirlerini her ortamda yıkanırken, gezerken, otururken ve
Dünlerin bu yüce sevgisinin bugünlerin
dünyasında kuru bir dere yatağına döndüğünü görmenin acısı, düşünen ve hissedenler de çok derindir. Ve ahlâk tarihinin çocukları diye tanımlanan toplumumuzun ahlâk
ve hukuk dışı bir ortamda yaşamayı adeta
yeğlediğini hissetmek ve görmek tam bir
işkencedir. Dünü ve yarını her an bugün yapan, bütün zamanlara “bir an - içre” düğüm
vuran sınırsızlığı, sonrasızlığı, süresizliği ten-
Ölümümden sonra mezarımı yerlerde aramayın arilerin gönülleri bizim türbemizdir
diyor…
Sema bir gösteri değildir. Ve eğer siz bir
semazenseniz “hamdım, pişim, yandım
Elhamdülillah” nidası yüreklerinizde raks eder. Ve senden kurtul, hakkı bul ritmi gönlünüzde tahını kurar. Arık ruh kendini saran
bedenden çıkmış sevda bahçelerinin ukundadır... Ve varoluşun kapısından,
43
den arılaşıran candan belirli kılan ve varlığı yokluk potasında bir İlâhi zaman içre var
eden nurların şairinin şiirlerinde imbikten
gecen sezişler, zerafein ukunda billûrlaşan
deyişler İlâhi aşkın bahçelerinde yıl on iki ay
müjde çiçeklerinin açılışı gözlemlenir.
Şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki şiir Onda
yaşama bakışın aracıdır. Arap, Fars edebiyaına en üst dereceden vakıf olduğu kadar
Yunancayı bilmesinin yanında İslâm bilgi ve
felsefesine hakimdir. Bütün bu nitelikleri sebebiyle
“Beden dağındaki gizli mücevheri ara”
“Ey yürüyüp giden dost, bütün gücünle ara”
“Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara”
Bu dörtlüğünde de görülmektedir ki bedenle ilgisi yok. Mücevheri ara diyor. Bir başka
deyişle Allah’ın evi diye tanımladığı gönülle
ve gönlün içinde ki hazineyle ilgilen diye yakarıyor. Çünkü O, İslâmiyet’in insaniyete eşit olduğunun bilincindedir. Yaşamanın esas
anlamının da bu olduğunu sazıyla, sözüyle,
semasıyla anlatmanın tutkusuyla tüm insanları hakkın birliğine ve İlâhi aşka çağırır.
Mevlâna bir arayışın adamıdır. Bu arayışının en güzelini bir ilâhi hasrein doruğunda
bulmuş onu şiirle söylemiş, şiirden taşan
duyarlılığı da sema ile bezemiş ve yepyeni
ilâhi bir musukiyi yaratmışır. Şiir, musuki ve
sema diyor. Bıkmadan, usanmadan tekrarlayarak yaşamını sürdüren mizacıyla “İnsan
devamlı hareket halindedir. Hareket insanı
bir arayışa iter; Aramaksa insanın kurtuluşudur. Bu da gerçeği arayışır. Gerçeği bulmak, gerçeği görmek, ye gerçeği yaşamak
Mevlâna’nın bütün dünyasıdır.
“Gel Ne olursan ol yine gel”
“Mecusi, putperest olsan da gel”
“Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil”
“Tövbeni yüz kere bozsan da gel.”
Bu bir aşk, bu bir sevda, bu bir inanç, bu
bir dostluk ve bu bir hoşgörü ve barış çağrısı nerede ne zaman unutuldu ki uzunca
bir zamandır toplumsal bir histeri geçiren
toplumumuz, hemen hemen her konuda
kavga eden hakaret eden ve hiç kim senin
birbirini anlamaya niyetli olmadığı bir ortama sürüklendi. Oysa “Gel” mısralarında
yaşandığı gibi evreni ve hayaı devamlı bir
sevgi ve hoşgörü halesi içinde yorumlayan
Mevlâna yaşamı bir gelişim, değişim ve yenileşmenin içinde değerlendirmiş durağanlıktan uzak sürekli hareket olarak belirtmişir. “Şu hayata tek başına inzivada kalarak,
sadece kendi sesinin yankısını duyarak,
hakikai keşfedemezsin. Kendini ancak bir
başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin. Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa
kapılma. Bütün kapılar bile, sonunda O sana
kimsenin bilmediği gizli bir paika açar. Sen
şu anda göremesen de , dar geçitlerin ardında nice cennet bahçeleri vardır. ŞÜKRET!..
İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.
Aslolan dileğin gerçekleşmediğinde de şükredebilmekir.
“Bir can var, canında o canı ara”
Şükür ve sabır iki sonsuz hazinedir: Ve Sab-
“Bizce gönül kırmalar yoktur”
“Yolumuz baştan başa var oluş yoludur”
“Yaşam yoludur, huzurdur, barışır” sözlerini yaşam çerçevesi olarak belirlemişir.
Mevlâna’yı anlamağa çalışırken zamanı aşmanın ve zamanı aşarak yaşamanın da bir
olgunluk meselesi olduğunu görüyoruz. “Şu
bilmen zamanı, bir an için aşabilirsen, senin
için niçin ve nasıl diye soru kalmaz. Bunun
için gönül eri, can dostu olmak. Bedenden,
tenden el çekmek, benlikten uzaklaşmak,
deryada bir katre olmaya rıza göstermek.
Vuslatan öte bir hasrei tefekkür dolu vakitlere aşina kılmak gerek” sözleri içimizi
aydınlaıyor.
44
retmek öylece durup beklemek değildir,
ileri görüşlü olmak demekir. Sabır dikene
bakıp, gülü, geceye bakıp, günü tahayyül etmekir.” buyurmuştur.
“Şu hem var, hem de yok olan dünyadan”
“Azar azar yoklar giiler ,varlar geliyorlar”
mısraları da ayni düşüncenin şiirleşmiş halidir.
Keza:
“Eski mallar satanların nöbei geçi”
“Yeni şeyler saıyoruz.”
“Bu pazar bizim pazarımız şimdi,”
Bunları okudukça aklınıza ister istemez Kuantumla ilgili görüşler geliyor ve bütün bunları Mevlana 700 yıl önce söylemişi diyorsunuz.
“Çok insan gördü, üzerinde elbise yok”
“Çok elbise gördüm, içinde insan yok.”
Dünün bu muhteşem duyarlılığı karşısında
bugünün özle ilgilenmek varken öz olmayana iibar etmenin ve onu öne çıkararak özü
unuturma yanlışlığının toplumumuzu nasıl
bir kaosa geirdiğini düşünmemek ve üzülmemek mümkün değirdir.
Sevgi dolu Allahtan korku dolu yöneicilere sığınma yanlışlığının azabı rahmanilerin
gününü karartmakla kalmıyor, vicdanı pak
olanları yarınların endişesi harap ediyor.
Bütün bir dünya Mevlânaya koşarken bizim
ondan uzaklaşmamızın anlaşılır yönü yoktur.
Bütün bir ömrünü insanların iyiye, güzele ve
doğruya ulaşmasına harcayan Mevlâna
“Ben hacetler kıblesiyim, gönlün kıblesiyim”
“Cuma mescidi değilim, insanlık mescidiyim
ben”
“Saf aynayım, sırrım dökülmemiş, paslanmamışım”
“Ben kin dolu bir gönül değilim”
“Tur-u Sina’nın gönlüyüm.”
Mısraları ne olurdu tüm insanlar taraından
benimsenir olsaydı da dünyamız kan revan
içinde kalmasaydı. En azından kendi toplumlunuz taraından anlaşılıp uygulansaydı
da bazı gazetelerin sayfaları analarını doğrayan, çocuklarını lime lime eden, eşlerini
bin yerinden bıçaklayan dehşet sahneleriyle
dolu olmasaydı.
Hangi yönden bakılırsa bakılsın O bir aşk piridir. Bu aşk bir kendinden geçme bir kendini aşmadır. Bu aydınlık, iyimser ve sevinçle
donaılmış olan aşma hali insanı nefsinden,
bencilliğinden kurtaran tapınmadır.
“Alem de maksat insandır” diyen Mevlâna
yüce kitabımız Kuranı kerimdeki “İnsan ki o
sorumlu” ilkesini savunmuştur. Ve “Gerçek,
bizim istediğimiz gibi değildir. Esas büyüklük
insanları olduğu gibi kabul etmekir. Unutmayalım ki dünyanın herhangi bir köşesinde
bir çocuk ölüyorsa, o çocuğun ölümünden
hepimiz ayrı ayrı pay sahibi ve sorumluyuz.
Bir yerde ölen de, öldüren de, yok olan da,
yok edilen de hep biziz. Çünkü her insanın
varlığı, yaradılışının ve yaşanısının bir müşterek eseridir” der.
Mevlâna da insan, varlık ağacının meyvesidir. Ve bu insan ölümlü ile ölümsüzü, eğri ile
doğruyu kötüyü insancıl yapısında toplayan
bir bütünleşiricidir.
“Suret, suretsizlikten meydana geldi”
“Varlık peteğini ören arıdır”
“Arıyı vücuda geiren”
“Mum ve petek değildir”
“Arı biziz, şekil ve çokluk sadece”
“Bizim imal eiğimiz mumdur.”
“Şekil ve cisim bizden vücuda geldi”
“Biz onlardan değil”
“Şarap bizden sarhoş oldu”
“Biz şaraptan değil,”
45
Bu mısralarda insanlık şuurunun ve insan o
erdemliliğinin yüceliğini yaşıyoruz.
Hazrei Pir insanı Kuran’ın Tin suresindeki
“Biz insanı en güzel biçimde yaraık” ayeiyle benimsemişir.,. Yaraılışımızın özünde
şer ve ısırap yoktur .
İyilik, sevgi ve hayır vardır. Yar adan bu meziyetleri ile İnsanı uyur gezer, pısırık, sönük,
teslimiyetçi bir toplum olsun diye değil aksine gelişmeci, araşırmacı bir toplum olsun
diye yaratmışır. Ve madem ki insan varlıkların en şerelisidir, her nefeste Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu haırlayarak buna
yakışır şekilde yaşamalıdır.
Ve unutulmamalıdır ki Allah cezacı değil.
Rahman ve ödüllendiricidir.
Tasavvuf, Allah âlemi bilinmesi için yaratmış
ve sadece insanı ona lâyık ve kâmil (olgun aydın) bilgi ile donaıp Allah’ı bilebilir olarak
var etmişir.
Evrenin yaradılışını da:
“Kendi hüsnün hublar şeklinde peyda eyledin”
“Çeşm-i aşktan dönüp sonra temaşa eyledin”
mısralara ile tamamlamışır,
Mevlâna’nın deyişiyle “Hak, halkı, gizli güzelliğini görecek göz, hayran olacak gönül
olsun diye halk etmişir.”
“Her istediğini kendinde ara”
“Çünkü sen her şeysin !” diyen Mevlâna’nın
mısraları asırlar sonra büyük şair Yahya
Kemal’in Bir sır gibiyiz az çok İlah olduğumuzdan” mısralarında yeniden ruhumuzu
aydınlatan bir nur olmuştur.
46
insan aşığı olan Mevlâna sevgi okyanuslarının sonsuzluğunda insanın sevgiyle yunup
yıkanması tutkusuyla şiirde, sözde ve semada ömrünü “Şeb-i Aruz” gecesine hazırlamışır.
“İnsanı sevmek aslında Yar adanı sevmekir” diyen Mevlâna balçıktan yaraılan bedenle, nurdan yaraılmış ruh arasındaki işbirliği için “Hiç şüphe yok ki, aşağının aşağısı bir bedenle, yücenin yücesi bir candan
meydana gelişi, bu iki zıı Tanrı bir bedende
toplamışır.” demişir.
Asırlar sonra Feyzi-i Hindi
“Gökten yücesin topraktan bayağı”
“Yokluk zulmeiyle bağlıysan toprak”
İlâhi nurun tecelligâhı isen arş”
dizelerinde de aynı duygu ve düşünceyi şiirleşirmişir.
“Hakiki Allah aşığı ezanı okurken ayağının
alındaki minare su olup akar” sözleri göstermelik sahte ve yapmacık niyazların değil
içten , gönülden ivazsız ve garazsız yakarışların Allah nezdinde makbul olduğunu anlatmaktadır.
“Ey oğul, bağlanma, hür olmaya bak. Ne zamana kadar alın ve gümüşün esiri olacaksın. Aiyet isiyorsan cihana meyletme, Ne
kadar zengin olsan da ancak yiyebileceğin
kadar yersin. Bak çıplak geldik, giyindik, soyunduk gidiyoruz. Ve bil ki aşk ve gönül inceliği helâl lokmadan meydana gelir, Bütün
evreni araşırdım iyi huydan başka liyakat
bulamadım. Ben Kuran’ın bendesiyim, Seçilmiş Muhammed’ in ayağının tozuyum”
diyen Mevlâna da düşünceye sığmayacak
kadar yücedir.
ACI KAYBIMIZ
Doç.Dr. İhsan BATMAZ
1965-2013
Özeldin İHSAN
Seninle olmaktan hep keyif aldık
Sen kendine özgü, özeldin İHSAN…
Mevlâna nazmında semaya daldık
Sen ulvi sedada güzeldin İHSAN…
Olduğun her yerde neşe olurdu
Heyhat! Şimdi yasta bülbülün yurdu
Yârenler divanda duaya durdu
Sen kalbî sevdada güzeldin İHSAN…
Çok hızlı yaşadın bir anda gittin
Miras kaldı bize senin hasretin
Deryasında dolaş sonsuz rahmetin
Sen Hakk’ı senada güzeldin İHSAN…
Sen dost gönüllerde özeldin İHSAN…
13 Temmuz 2013
Abdulkadir GÜLLÜ
Kurumumuz üyesi Doç.Dr. İhsan BATMAZ 5 Temmuz
2013 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur. Kendisine
Allahtan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.
TÜRK KOOPERATİFÇİLİK KURUMU
47
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ...
48
Download

İndir (PDF, 2.78MB) - Türk Kooperatifçilik Kurumu