Senin zencîr-i zülfünden dil-i dîvane bend ister
Usandı hicr ile cândan asılmağa kemend ister
Bir zavallu âfitâb u mâh ise bir kec-dehen
Nice kılsunlar senünle da'va-yı hüsn ü cemâl
Çün gelmez elümden ki rehâ bulam ölümden
Ancak buna kaldı ki yolunda ölem ey dost
Çeşm-i mestünle olan zevkümüzi bildürsek
Zühdi sâgar-be-kef-i kûçe-i hammâr iderüz
Aşk eyledi âvâre ben Hayretî'yi yohsa
Her hidmete cân ile müsta'cil idüm cânâ
Gördüm seni hem felekde yıldız
Buldum seni hem kitab içinde
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim
Hak’dan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim
Ey hüsnüne can verdiğim âfet
Ey zülfüne dil bağladığım yâr!
Sari parıldasın şafak-ı meyle camimiz
Mutrib de kim cihanda murad üzre kamimiz
Bizler kadehde aks-i ruh_i yari görmüşüz
Bundandır işte lezzet-i şürb-i müdamımız
«Sakın terk-i edebden kûy-i mahbûb-ı hudâdır bu.
Nazargâh-ı ilâhîdür makâm-ı Mustafâ'dır bu.» (Nâbî)
«Sunulmadı bana kahve dime sen;
Nasîbün var ise gelir Yemen'den.» (Nâbî)
«Tîz olma te'emmül, kıl her hâle tahammül kıl.
Allah'a tevekkül kıl; tedbîri bozar takdîr.» (Kemalpaşazâde)
«Yelkenle gelür bâga levendâne benefşe,
Tüller takınır başına, merdâne benefşe.» (Şemsî)
«Tûtî gibi hoş nükteler öğretdi zekânın
Bâkî gibi üstâd-ı sühen-pervere cânâ.» (Bâkî)
«Dil, hasret-i gâmla lâl kaldı
Gâlip gibi bi-mecâl kaldı.
Gönderdiğim arz-ı hâl kaldı
Elân bir ihtimâl kaldı:
İnsâfın o yerde nâmı yok mu?» (Şeyh Gâlib
«Karşında ben, pervâneyim; sen, şem'-i tâbânsın bana.
Aşkınla ben dîvâneyim; sen, âfet-i cânsın bana.» (Kânûnî [Muhibbî])
«Gencînen olsam, vîrân idersin.
Âyînen olsam, hayrân idersin.» (Şeyh Gâlib)
«Aşk ile kendüden gider âşıka bir nidâ gelür.
Yazusı yok kitâb okur, âlim olur çıka gelür.» (Lâedrî)
«Mürde ihyâ eyledib ey cân safâ geldün safâ,
Eytledün giryânunı, handân safâ geldün safâ.» (Şemsî)
«Doğuyor ömrüme bir yirmi sekiz yaş güneşi.
Sana baktıkça olur gönlüm uçan kuşlara eş.» (Cenâb Şehâbeddîn
«Kendimi cem eyledim, bahr-ı musaffâ gibi.
Gökte süreyyâ gibi, levh-i muallâ gibi.» (Lâedrî)
Sözüm sirâyet itse Mecnûn-ı nâ-murâda;
Kuşlar, kebâb olurdu başındagı yuvada.» (Hayâlî)
«Aldın hezâr bütgedeyi mescid eyledin.
Nâkûs yerlerindeokutdun ezânları.» (Bâkî)
«Aldın hezâr bütgedeyi mescid eyledin.
Nâkûs yerlerindeokutdun ezânları.» (Bâkî)
«Yine bir âfitâba düştü gönül.
Şeh-i âlî-cenâba düştü gönül.» (Hayretî)
«Ne mîr ü ne pâşâya et ilticâ
Rahîm ü Kerîm çün Hudâdır Hudâ.» (Şeref Hanım)
«Ne beyân-ı hâle cü'ret; ne figâna tâkatım var.
Ne recâ-yı vasla gayret, ne firâka kudretim var.» (Vâsıf)
Download

Aruz Kalıplarına Örnekler