Ümmetinin baş tacı, gözlerimizin nuru, Sultan-ı Levlak Efendimiz; Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) ,
‚ Ey Habibim, sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım! ‚ sözünün muhattabı olan, âlemlere rahmet olarak
gönderilen, nebiler nebisi, Allah’ın vahyinin emin temsilcisi, ismi şerifini anarken kalem tutmakta güçlük çekip
ellerimin titrediği, mübarek zatının tasvirinde sözlerin yetersiz kaldığı; bu satırların, mektubumun sahibi Habib-i Zişan efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v) ‘ e semalar dolusu salat-ü salam olsun.
Efendim, ahir zaman ümmeti olarak bunca günah deryasının içinden hatalarımla, günahlarımla kalem
tutup size hitap edebilme, size olan derin muhabbetimi ve hissiyatımı bir kez de buradan ifade edebilme arzumu sizin mübarek merhametinize teslim ediyorum. Dilerim ki dilimin döndüğü, kalemimin yettiği kadarıyla
yazdıklarımı kabul buyurur; sevgimi, sesimi, hislerimi duyarsınız. Ömrüm boyunca temennim ‚ümmetim‛ diye
sancağınızın altına alacağınız o halkaya dâhil olabilmek ve ömür boyu buna layık olarak yaşayabilmektir.
Ve Asr-ı Saadet… Allah (c.c)‘ ın müthiş sanatı olan kâinatta sanki beklenen, özlenen bir şey vardı. Sanki
bütün kâinat ‚O‛ beklenene kucak açmış ve yine bütün kâinat sanki ‚O‛nun hürmetine hazırlanmıştı. Gün
gecenin karanlığından sıyrılıp doğuyor ; ‚O‛nu göremeden tekrar batıyordu. Melekler, yer, gök dua ediyor; artık
‚O‛nu istiyordu. Kız çocukları doğuyor sonra kendilerini diri diri toprağın altında buluyorlardı; O MÜBAREK
GECEYE KADAR. Hani gökyüzü pırıl pırıl yıldızlarıyla senin gelişini kutluyordu; bulutlar, güneş, ay… Kâinatta
her yer buram buram ‚MUHAMMED‛ kokuyordu. Yıldızlardan hüküm çıkarmada usta sayılan Yahudi âlimleri
yeryüzüne teşrif ettiğiniz gece parlayan yıldızlardan sizin geldiğinizi anlamışlardı Ya Resulullah! O gece kabedeki bütün putlar yıkıldı; mecusilerin ilah kabul ettikleri ateş yığınları ise bir anda sönüverdi. Yer, gök, taş,
toprak, bütün varlıklar ‚yetim Muhammed’e‛ kucak açmış; beklenen gün gelmişti. İnsanlığın rehberi, kâinatın
güneşi efendimiz yeryüzüne teşrif etmişti. Ne mutlu Hazreti Amine’ye; ne mutlu ‚SENİ‛ gören gözlere; ne mutlu ‚SENİ‛ göremeden de ‚SANA‛ âşık olan ümmetine Ya Resulullah!
‚SEN‛ Resulullah; ‚SEN‛ konuştuğunda rüzgâr bile susardı. ‚SEN‛ kâinata bütün ruhlardan önce üflenmiş
ruhun sahibi; Cennet-i Ala’da Allah (c.c) ‘ ın adının yanına adı yazılan kişiydin. Babanı göremedin, baba sevgisini hissedemedin. Daha sonra da çok küçük yaşlarda öksüz kaldın efendim. ‚SEN‛ geldin cahiliye devrinin
alışkanlıklarını silip insanlara merhameti öğrettin. En inatçı ve en cahil bir toplumu çok kısa bir zaman dilimde
hiçbir zor, baskı kullanmadan değiştirdin. İnsanlığın en güzel örneğiydin. Hiçbir zaman kimseye ‚hayır‛ demedin; kimseyi huzurundan geri çevirmedin. İncinsen de incitmedin! Geçtiğin yollar gül kokardı. ‚SEN‛ ahlakının
güzelliği yüzüne yansımış bir güldün. Hayatın boyunca yeri geldiğinde iyi bir devlet adamı, komutan, peygamber; mükemmel bir eş, baba, dede, rehber, sadık bir dost oldun. İnsanları dünya ve ahiret saadetine davet ettiğinde nice hakaret ve işkencelere maruz kaldın. Yoluna dikenler döşendi, evine taşlar atıldı, secde halindeyken
bile mübarek sırtına boğazlanmış devenin işkembesi döküldü. ‚SEN‛ kâinatın güneşiydin; bu çirkin davranış ve
hakaretleri ‚SANA‛ reva görenlerin hepsini âlemlerin rabbi Allah-u Teâlâ’ ya havale ettin. Yetimlere, dul kalmışlara, esirlere, diri diri toprağa gömülen kız çocuklarına, fakir fukaraya, düşkünlere sahip çıktın; kimsesizlerin
kimsesi oldun Ya Resulullah!
O Hüzün yılları… Mübarek ömrünün son demlerinde bile bütün insanlara hayırlı nasihatlerde bulundun.
Nefes aldığın müddetçe İslam’ı, Allah’ı, Allah (c.c) ‘ ın emirlerini anlattın; insanların kurtuluşu için dualar ettin.
Bazen düşünüyorum bizler saadet asrında yaşasaydık; sizin zat-ı şahanenizle aynı havayı solusaydık sizi hakkıyla
sevebilecek, tanıyabilecek miydik? Vefat ettiğiniz vakit dili tutulan Hazreti Osman; kılıcını çekip ‚ Muhammed
öldü diyenin kellesini alırım! ‛ diyen Hazreti Ömer hatta yemeden içmeden kesilen deveniz Adba kadar sevebilecek miydik, sevebiliyor muyuz ‚SENİ‛ sultanım? Asırlar sonra bile ‚SEN‛ olmadan geçen günler MAHZUNDUR efendim.
‚ Her peygambere kabul olunacağı Allah (c.c) tarafından söz verilen dua hakkını, dünyadayken kullanmayıp
ahirette ümmetine saklayan, ümmetine şefaat olarak kullanmayı arzu eden; bütün peygamberlerin mahşerin
dehşeti karşısında ‚ nefsi, nefsi! ‚ diye haykırdıkları vakit ‚ ümmeti, ümmeti! ‚ diyerek şefaat hakkını ümmetine kullanıp ümmetini koruması ve sancağı alına alacak olan; eşsiz bir nura ve güzelliğe sahip, efendiler efendisine ‚uçsuz bucaksız kâinat denizinde bizi yaratıp‛ ümmet olabilmeyi ve ‚O‛na mektup yazabilme imkânını
bizlere nasip eden, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Cenab-ı Rabbül Âlemine arş ağırlığınca hamd-ü
senalar olsun. Bir sabah ‚SANA‛ kavuşabilme; ravzanda dua edebilme ümidi, selam ve dua ile…
Sedanur DEMİRKIRAN
Download

Ödül Kazanan Eserin Tam Metni İçin Tıklayın..