AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI
DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
25 Kasım 1960 Dominik Cumhuriyetinde, TrojilloDiktatörlüğü’ne karşı direnişi
sergileyen Mirabel Kardeşlerin, cezaevinde bulunan eşlerini ziyaret ettikten
sonra tecavüz edilerek öldürülmelerinin tarihidir. Bu olayın ardından tüm
dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlenmiş, 1981 yılında da
Kolombiya’nın başkenti Bogota’da toplanan 1.Latin Amerika ve Karayip
Kadınlar Kongresi’nde Mirabel kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım“
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar Arası Dayanışma Günü” olarak ilan
edilmiştir. Bu kararı benimseyen Birleşmiş Milletlerin 1999’daki kararı ile her
yıl 25 Kasım tarihi “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası dayanışma
günü” olarak anılmaktadır.
Kadınlara yönelik şiddet, kadınların ve kızların insan haklarının ihlalidir; maddi
ve manevi bütünlük hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü,
eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi birçok hak ihlallerini de içine almaktadır.
NİTEKİM ;
Kadına yönelik şiddet “kamusal veya özel yaşamda kadınlara fiziksel, cinsel
veya psikolojik acı, ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayanan
bir eylem, tehdit, zorlama, keyfi olarak özgürlükten, ekonomik
gereksinimlerden yoksun bırakma” olarak tanımlanıyor.
BM Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi kadına yönelik şiddetin
“kadınlara yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı ve bir kadına sırf kadın
olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen bir
şiddet” olduğunu belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü Kadına Yönelik Şiddeti; “Cinsiyete dayanan, kadını
inciten, ona zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı
bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve
özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış”
şeklinde tanımıştır. Bu tanıma daha sonra ekonomik ihtiyaçlardan yoksun
bırakarak uygulanan ekonomik şiddette dahil edilmiştir.
1985 yılında Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW) imzalamıştır.. Türkiye tarafından da
imzalanan bu sözleşme; taraf ülkelere, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa
karşı, gerekli yasal düzenlemeleri yapma ve şiddeti ortadan kaldıracak uzun ve
kısa vadeli çözümler getirme sorumluluğu getirmektedir.
CEDAW’ a taraf bir ülke olan Türkiye, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık
konusunda Dünyanın geri ülkelerinin arasında yer almakta ve hatta geçen
yıllarla birlikte şiddet ve ayrımcılığın boyutları artmaktadır.
Dünyada her üç kadından biri hayatının bir döneminde şiddete maruz
kalmaktadır.
Her beş kadından biri cinsel tacize veya tecavüze uğramaktadır.
Yeryüzünde işlerin % 66’sı kadınlar tarafından görülmekte, malların ise %
99’u erkeklere ait bulunmaktadır.
Dünya genelinde mültecilerin %80’i kadındır.
Kadınların karar mekanizmalarına katılma; siyasette, iş dünyasında yer alma
oranı düşüktür.
2011 yılının mayıs ayında imzalanan “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi
Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi
(İstanbul Sözleşmesi)”; uluslararası arenada kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet
hususunda önemli bir adım olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının
ardından da Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku
Komisyonu (TÜBAKKOM), Barolar, sivil toplum örgütleri ile Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığı’nın ortak çaba ve çalışmaları ile 8 Mart 2012 tarihinde
“6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair
Kanun” kabul edilmiştir. Kadına karşı şiddetle mücadelede pek çok olumlu
adımı içeren bu kanunun uygulanmasına dair 28532 sayılı Uygulama
Yönetmeliği de, 18.01.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir.
Yaşanan tüm bu sorunlar karşısında biz avukatların ve meslek örgütümüz
Baroların; hak ve özgürlüklerin sağlanması ve geliştirilerek korunmasındaki
önemi büyüktür.
TÜBAKKOM (Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu ) çatısı
altında Baroların Kadın Hukuku Komisyonları; ve Afyonkarahisar Barosu Kadın
ve Çocuk Hakları Komisyonu
Ulusal ve Uluslar arası mevzuatta kadının insan haklarına ilişkin
düzenlemelerin yaşama geçirilmesi, eşit ve adil uygulanmasının sağlanması.
Evrensel hukuk ölçeğinde adalet ve eşitlik prensibine aykırı mevcut
düzenlemeleri ve uygulamaları değiştirecek çözüm önerilerinin saptanması ve
savunulması.
Kadınların haklarını öğrenmeleri ve kullanmalarını sağla Kadınların haklarını
öğrenmeleri ve kullanmalarını sağlamaya yönelik eğitim çalışmaları yapılması
ve gönüllü danışmanlık hizmeti verilmesi.
Kadının insan hakları mücadelesine kamuoyu desteği sağlamak amacıyla
TÜBAKKOM aracılığıyla baroların kadın hakları kurulları/ komisyonları ile
ortak eylem planlarının oluşturulup, uygulamaya konulması Baroların kadın
hukuku kurulları/ komisyonları arasında koordinasyon, işbirliği ve dayanışmanın
sağlanması doğrultusunda yapılacak çalışmaların yapılması.
Mesleki anlamda kurumsal ve uygulamaya yönelik yayınlar yapılmasını
amaçlamaktadır.
Biz hukukçular şiddetin muhatabı kim olursa olsun her türlüsüne ve her
şekline karşıyız.Şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunu belirtiriz.
Afyonkarahisar Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu olarak
Kadın Hakları ihlali olarak değerlendirilebilcek her türlü uygulamanın
karşısında olduğumuzu ;
Basına ve kamuoyuna saygı ile duyururuz.
AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI
DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
25 Kasım 1960 Dominik Cumhuriyetinde, TrojilloDiktatörlüğü’ne karşı direnişi
sergileyen Mirabel Kardeşlerin, cezaevinde bulunan eşlerini ziyaret ettikten
sonra tecavüz edilerek öldürülmelerinin tarihidir. Bu olayın ardından tüm
dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlenmiş, 1981 yılında da
Kolombiya’nın başkenti Bogota’da toplanan 1.Latin Amerika ve Karayip
Kadınlar Kongresi’nde Mirabel kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım“
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar Arası Dayanışma Günü” olarak ilan
edilmiştir. Bu kararı benimseyen Birleşmiş Milletlerin 1999’daki kararı ile her
yıl 25 Kasım tarihi “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası dayanışma
günü” olarak anılmaktadır.
Kadınlara yönelik şiddet, kadınların ve kızların insan haklarının ihlalidir; maddi
ve manevi bütünlük hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü,
eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi birçok hak ihlallerini de içine almaktadır.
NİTEKİM ;
Kadına yönelik şiddet “kamusal veya özel yaşamda kadınlara fiziksel, cinsel
veya psikolojik acı, ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayanan
bir eylem, tehdit, zorlama, keyfi olarak özgürlükten, ekonomik
gereksinimlerden yoksun bırakma” olarak tanımlanıyor.
BM Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi kadına yönelik şiddetin
“kadınlara yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı ve bir kadına sırf kadın
olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen bir
şiddet” olduğunu belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü Kadına Yönelik Şiddeti; “Cinsiyete dayanan, kadını
inciten, ona zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı
bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve
özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış”
şeklinde tanımıştır. Bu tanıma daha sonra ekonomik ihtiyaçlardan yoksun
bırakarak uygulanan ekonomik şiddette dahil edilmiştir.
1985 yılında Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW) imzalamıştır.. Türkiye tarafından da
imzalanan bu sözleşme; taraf ülkelere, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa
karşı, gerekli yasal düzenlemeleri yapma ve şiddeti ortadan kaldıracak uzun ve
kısa vadeli çözümler getirme sorumluluğu getirmektedir.
CEDAW’ a taraf bir ülke olan Türkiye, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık
konusunda Dünyanın geri ülkelerinin arasında yer almakta ve hatta geçen
yıllarla birlikte şiddet ve ayrımcılığın boyutları artmaktadır.
Dünyada her üç kadından biri hayatının bir döneminde şiddete maruz
kalmaktadır.
Her beş kadından biri cinsel tacize veya tecavüze uğramaktadır.
Yeryüzünde işlerin % 66’sı kadınlar tarafından görülmekte, malların ise %
99’u erkeklere ait bulunmaktadır.
Dünya genelinde mültecilerin %80’i kadındır.
Kadınların karar mekanizmalarına katılma; siyasette, iş dünyasında yer alma
oranı düşüktür.
2011 yılının mayıs ayında imzalanan “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi
Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi
(İstanbul Sözleşmesi)”; uluslararası arenada kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet
hususunda önemli bir adım olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının
ardından da Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku
Komisyonu (TÜBAKKOM), Barolar, sivil toplum örgütleri ile Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığı’nın ortak çaba ve çalışmaları ile 8 Mart 2012 tarihinde
“6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair
Kanun” kabul edilmiştir. Kadına karşı şiddetle mücadelede pek çok olumlu
adımı içeren bu kanunun uygulanmasına dair 28532 sayılı Uygulama
Yönetmeliği de, 18.01.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir.
Yaşanan tüm bu sorunlar karşısında biz avukatların ve meslek örgütümüz
Baroların; hak ve özgürlüklerin sağlanması ve geliştirilerek korunmasındaki
önemi büyüktür.
TÜBAKKOM (Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu ) çatısı
altında Baroların Kadın Hukuku Komisyonları; ve Afyonkarahisar Barosu Kadın
ve Çocuk Hakları Komisyonu
Ulusal ve Uluslar arası mevzuatta kadının insan haklarına ilişkin
düzenlemelerin yaşama geçirilmesi, eşit ve adil uygulanmasının sağlanması.
Evrensel hukuk ölçeğinde adalet ve eşitlik prensibine aykırı mevcut
düzenlemeleri ve uygulamaları değiştirecek çözüm önerilerinin saptanması ve
savunulması.
Kadınların haklarını öğrenmeleri ve kullanmalarını sağla Kadınların haklarını
öğrenmeleri ve kullanmalarını sağlamaya yönelik eğitim çalışmaları yapılması
ve gönüllü danışmanlık hizmeti verilmesi.
Kadının insan hakları mücadelesine kamuoyu desteği sağlamak amacıyla
TÜBAKKOM aracılığıyla baroların kadın hakları kurulları/ komisyonları ile
ortak eylem planlarının oluşturulup, uygulamaya konulması Baroların kadın
hukuku kurulları/ komisyonları arasında koordinasyon, işbirliği ve dayanışmanın
sağlanması doğrultusunda yapılacak çalışmaların yapılması.
Mesleki anlamda kurumsal ve uygulamaya yönelik yayınlar yapılmasını
amaçlamaktadır.
Biz hukukçular şiddetin muhatabı kim olursa olsun her türlüsüne ve her
şekline karşıyız.Şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunu belirtiriz.
Afyonkarahisar Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu olarak
Kadın Hakları ihlali olarak değerlendirilebilcek her türlü uygulamanın
karşısında olduğumuzu ;
Basına ve kamuoyuna saygı ile duyururuz.
AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI
DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
25 Kasım 1960 Dominik Cumhuriyetinde, TrojilloDiktatörlüğü’ne karşı direnişi
sergileyen Mirabel Kardeşlerin, cezaevinde bulunan eşlerini ziyaret ettikten
sonra tecavüz edilerek öldürülmelerinin tarihidir. Bu olayın ardından tüm
dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlenmiş, 1981 yılında da
Kolombiya’nın başkenti Bogota’da toplanan 1.Latin Amerika ve Karayip
Kadınlar Kongresi’nde Mirabel kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım“
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar Arası Dayanışma Günü” olarak ilan
edilmiştir. Bu kararı benimseyen Birleşmiş Milletlerin 1999’daki kararı ile her
yıl 25 Kasım tarihi “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası dayanışma
günü” olarak anılmaktadır.
Kadınlara yönelik şiddet, kadınların ve kızların insan haklarının ihlalidir; maddi
ve manevi bütünlük hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü,
eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi birçok hak ihlallerini de içine almaktadır.
NİTEKİM ;
Kadına yönelik şiddet “kamusal veya özel yaşamda kadınlara fiziksel, cinsel
veya psikolojik acı, ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayanan
bir eylem, tehdit, zorlama, keyfi olarak özgürlükten, ekonomik
gereksinimlerden yoksun bırakma” olarak tanımlanıyor.
BM Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi kadına yönelik şiddetin
“kadınlara yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı ve bir kadına sırf kadın
olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen bir
şiddet” olduğunu belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü Kadına Yönelik Şiddeti; “Cinsiyete dayanan, kadını
inciten, ona zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı
bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve
özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış”
şeklinde tanımıştır. Bu tanıma daha sonra ekonomik ihtiyaçlardan yoksun
bırakarak uygulanan ekonomik şiddette dahil edilmiştir.
1985 yılında Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW) imzalamıştır.. Türkiye tarafından da
imzalanan bu sözleşme; taraf ülkelere, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa
karşı, gerekli yasal düzenlemeleri yapma ve şiddeti ortadan kaldıracak uzun ve
kısa vadeli çözümler getirme sorumluluğu getirmektedir.
CEDAW’ a taraf bir ülke olan Türkiye, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık
konusunda Dünyanın geri ülkelerinin arasında yer almakta ve hatta geçen
yıllarla birlikte şiddet ve ayrımcılığın boyutları artmaktadır.
Dünyada her üç kadından biri hayatının bir döneminde şiddete maruz
kalmaktadır.
Her beş kadından biri cinsel tacize veya tecavüze uğramaktadır.
Yeryüzünde işlerin % 66’sı kadınlar tarafından görülmekte, malların ise %
99’u erkeklere ait bulunmaktadır.
Dünya genelinde mültecilerin %80’i kadındır.
Kadınların karar mekanizmalarına katılma; siyasette, iş dünyasında yer alma
oranı düşüktür.
2011 yılının mayıs ayında imzalanan “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi
Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi
(İstanbul Sözleşmesi)”; uluslararası arenada kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet
hususunda önemli bir adım olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının
ardından da Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku
Komisyonu (TÜBAKKOM), Barolar, sivil toplum örgütleri ile Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığı’nın ortak çaba ve çalışmaları ile 8 Mart 2012 tarihinde
“6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair
Kanun” kabul edilmiştir. Kadına karşı şiddetle mücadelede pek çok olumlu
adımı içeren bu kanunun uygulanmasına dair 28532 sayılı Uygulama
Yönetmeliği de, 18.01.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir.
Yaşanan tüm bu sorunlar karşısında biz avukatların ve meslek örgütümüz
Baroların; hak ve özgürlüklerin sağlanması ve geliştirilerek korunmasındaki
önemi büyüktür.
TÜBAKKOM (Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu ) çatısı
altında Baroların Kadın Hukuku Komisyonları; ve Afyonkarahisar Barosu Kadın
ve Çocuk Hakları Komisyonu
Ulusal ve Uluslar arası mevzuatta kadının insan haklarına ilişkin
düzenlemelerin yaşama geçirilmesi, eşit ve adil uygulanmasının sağlanması.
Evrensel hukuk ölçeğinde adalet ve eşitlik prensibine aykırı mevcut
düzenlemeleri ve uygulamaları değiştirecek çözüm önerilerinin saptanması ve
savunulması.
Kadınların haklarını öğrenmeleri ve kullanmalarını sağla Kadınların haklarını
öğrenmeleri ve kullanmalarını sağlamaya yönelik eğitim çalışmaları yapılması
ve gönüllü danışmanlık hizmeti verilmesi.
Kadının insan hakları mücadelesine kamuoyu desteği sağlamak amacıyla
TÜBAKKOM aracılığıyla baroların kadın hakları kurulları/ komisyonları ile
ortak eylem planlarının oluşturulup, uygulamaya konulması Baroların kadın
hukuku kurulları/ komisyonları arasında koordinasyon, işbirliği ve dayanışmanın
sağlanması doğrultusunda yapılacak çalışmaların yapılması.
Mesleki anlamda kurumsal ve uygulamaya yönelik yayınlar yapılmasını
amaçlamaktadır.
Biz hukukçular şiddetin muhatabı kim olursa olsun her türlüsüne ve her
şekline karşıyız.Şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunu belirtiriz.
Afyonkarahisar Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu olarak
Kadın Hakları ihlali olarak değerlendirilebilcek her türlü uygulamanın
karşısında olduğumuzu ;
Basına ve kamuoyuna saygı ile duyururuz.
AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI
DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
25 Kasım 1960 Dominik Cumhuriyetinde, TrojilloDiktatörlüğü’ne karşı direnişi
sergileyen Mirabel Kardeşlerin, cezaevinde bulunan eşlerini ziyaret ettikten
sonra tecavüz edilerek öldürülmelerinin tarihidir. Bu olayın ardından tüm
dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlenmiş, 1981 yılında da
Kolombiya’nın başkenti Bogota’da toplanan 1.Latin Amerika ve Karayip
Kadınlar Kongresi’nde Mirabel kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım“
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar Arası Dayanışma Günü” olarak ilan
edilmiştir. Bu kararı benimseyen Birleşmiş Milletlerin 1999’daki kararı ile her
yıl 25 Kasım tarihi “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası dayanışma
günü” olarak anılmaktadır.
Kadınlara yönelik şiddet, kadınların ve kızların insan haklarının ihlalidir; maddi
ve manevi bütünlük hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü,
eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi birçok hak ihlallerini de içine almaktadır.
NİTEKİM ;
Kadına yönelik şiddet “kamusal veya özel yaşamda kadınlara fiziksel, cinsel
veya psikolojik acı, ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayanan
bir eylem, tehdit, zorlama, keyfi olarak özgürlükten, ekonomik
gereksinimlerden yoksun bırakma” olarak tanımlanıyor.
BM Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi kadına yönelik şiddetin
“kadınlara yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı ve bir kadına sırf kadın
olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen bir
şiddet” olduğunu belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü Kadına Yönelik Şiddeti; “Cinsiyete dayanan, kadını
inciten, ona zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı
bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve
özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış”
şeklinde tanımıştır. Bu tanıma daha sonra ekonomik ihtiyaçlardan yoksun
bırakarak uygulanan ekonomik şiddette dahil edilmiştir.
1985 yılında Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW) imzalamıştır.. Türkiye tarafından da
imzalanan bu sözleşme; taraf ülkelere, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa
karşı, gerekli yasal düzenlemeleri yapma ve şiddeti ortadan kaldıracak uzun ve
kısa vadeli çözümler getirme sorumluluğu getirmektedir.
CEDAW’ a taraf bir ülke olan Türkiye, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık
konusunda Dünyanın geri ülkelerinin arasında yer almakta ve hatta geçen
yıllarla birlikte şiddet ve ayrımcılığın boyutları artmaktadır.
Dünyada her üç kadından biri hayatının bir döneminde şiddete maruz
kalmaktadır.
Her beş kadından biri cinsel tacize veya tecavüze uğramaktadır.
Yeryüzünde işlerin % 66’sı kadınlar tarafından görülmekte, malların ise %
99’u erkeklere ait bulunmaktadır.
Dünya genelinde mültecilerin %80’i kadındır.
Kadınların karar mekanizmalarına katılma; siyasette, iş dünyasında yer alma
oranı düşüktür.
2011 yılının mayıs ayında imzalanan “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi
Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi
(İstanbul Sözleşmesi)”; uluslararası arenada kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet
hususunda önemli bir adım olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının
ardından da Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku
Komisyonu (TÜBAKKOM), Barolar, sivil toplum örgütleri ile Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığı’nın ortak çaba ve çalışmaları ile 8 Mart 2012 tarihinde
“6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair
Kanun” kabul edilmiştir. Kadına karşı şiddetle mücadelede pek çok olumlu
adımı içeren bu kanunun uygulanmasına dair 28532 sayılı Uygulama
Yönetmeliği de, 18.01.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir.
Yaşanan tüm bu sorunlar karşısında biz avukatların ve meslek örgütümüz
Baroların; hak ve özgürlüklerin sağlanması ve geliştirilerek korunmasındaki
önemi büyüktür.
TÜBAKKOM (Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu ) çatısı
altında Baroların Kadın Hukuku Komisyonları; ve Afyonkarahisar Barosu Kadın
ve Çocuk Hakları Komisyonu
Ulusal ve Uluslar arası mevzuatta kadının insan haklarına ilişkin
düzenlemelerin yaşama geçirilmesi, eşit ve adil uygulanmasının sağlanması.
Evrensel hukuk ölçeğinde adalet ve eşitlik prensibine aykırı mevcut
düzenlemeleri ve uygulamaları değiştirecek çözüm önerilerinin saptanması ve
savunulması.
Kadınların haklarını öğrenmeleri ve kullanmalarını sağla Kadınların haklarını
öğrenmeleri ve kullanmalarını sağlamaya yönelik eğitim çalışmaları yapılması
ve gönüllü danışmanlık hizmeti verilmesi.
Kadının insan hakları mücadelesine kamuoyu desteği sağlamak amacıyla
TÜBAKKOM aracılığıyla baroların kadın hakları kurulları/ komisyonları ile
ortak eylem planlarının oluşturulup, uygulamaya konulması Baroların kadın
hukuku kurulları/ komisyonları arasında koordinasyon, işbirliği ve dayanışmanın
sağlanması doğrultusunda yapılacak çalışmaların yapılması.
Mesleki anlamda kurumsal ve uygulamaya yönelik yayınlar yapılmasını
amaçlamaktadır.
Biz hukukçular şiddetin muhatabı kim olursa olsun her türlüsüne ve her
şekline karşıyız.Şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunu belirtiriz.
Afyonkarahisar Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu olarak
Kadın Hakları ihlali olarak değerlendirilebilcek her türlü uygulamanın
karşısında olduğumuzu ;
Basına ve kamuoyuna saygı ile duyururuz.
AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI
DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
25 Kasım 1960 Dominik Cumhuriyetinde, TrojilloDiktatörlüğü’ne karşı direnişi
sergileyen Mirabel Kardeşlerin, cezaevinde bulunan eşlerini ziyaret ettikten
sonra tecavüz edilerek öldürülmelerinin tarihidir. Bu olayın ardından tüm
dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlenmiş, 1981 yılında da
Kolombiya’nın başkenti Bogota’da toplanan 1.Latin Amerika ve Karayip
Kadınlar Kongresi’nde Mirabel kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım“
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar Arası Dayanışma Günü” olarak ilan
edilmiştir. Bu kararı benimseyen Birleşmiş Milletlerin 1999’daki kararı ile her
yıl 25 Kasım tarihi “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası dayanışma
günü” olarak anılmaktadır.
Kadınlara yönelik şiddet, kadınların ve kızların insan haklarının ihlalidir; maddi
ve manevi bütünlük hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, ifade özgürlüğü,
eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi birçok hak ihlallerini de içine almaktadır.
NİTEKİM ;
Kadına yönelik şiddet “kamusal veya özel yaşamda kadınlara fiziksel, cinsel
veya psikolojik acı, ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayanan
bir eylem, tehdit, zorlama, keyfi olarak özgürlükten, ekonomik
gereksinimlerden yoksun bırakma” olarak tanımlanıyor.
BM Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi kadına yönelik şiddetin
“kadınlara yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı ve bir kadına sırf kadın
olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen bir
şiddet” olduğunu belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü Kadına Yönelik Şiddeti; “Cinsiyete dayanan, kadını
inciten, ona zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı
bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve
özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış”
şeklinde tanımıştır. Bu tanıma daha sonra ekonomik ihtiyaçlardan yoksun
bırakarak uygulanan ekonomik şiddette dahil edilmiştir.
1985 yılında Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW) imzalamıştır.. Türkiye tarafından da
imzalanan bu sözleşme; taraf ülkelere, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa
karşı, gerekli yasal düzenlemeleri yapma ve şiddeti ortadan kaldıracak uzun ve
kısa vadeli çözümler getirme sorumluluğu getirmektedir.
CEDAW’ a taraf bir ülke olan Türkiye, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık
konusunda Dünyanın geri ülkelerinin arasında yer almakta ve hatta geçen
yıllarla birlikte şiddet ve ayrımcılığın boyutları artmaktadır.
Dünyada her üç kadından biri hayatının bir döneminde şiddete maruz
kalmaktadır.
Her beş kadından biri cinsel tacize veya tecavüze uğramaktadır.
Yeryüzünde işlerin % 66’sı kadınlar tarafından görülmekte, malların ise %
99’u erkeklere ait bulunmaktadır.
Dünya genelinde mültecilerin %80’i kadındır.
Kadınların karar mekanizmalarına katılma; siyasette, iş dünyasında yer alma
oranı düşüktür.
2011 yılının mayıs ayında imzalanan “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi
Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi
(İstanbul Sözleşmesi)”; uluslararası arenada kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet
hususunda önemli bir adım olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının
ardından da Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku
Komisyonu (TÜBAKKOM), Barolar, sivil toplum örgütleri ile Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığı’nın ortak çaba ve çalışmaları ile 8 Mart 2012 tarihinde
“6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair
Kanun” kabul edilmiştir. Kadına karşı şiddetle mücadelede pek çok olumlu
adımı içeren bu kanunun uygulanmasına dair 28532 sayılı Uygulama
Yönetmeliği de, 18.01.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
girmiştir.
Yaşanan tüm bu sorunlar karşısında biz avukatların ve meslek örgütümüz
Baroların; hak ve özgürlüklerin sağlanması ve geliştirilerek korunmasındaki
önemi büyüktür.
TÜBAKKOM (Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu ) çatısı
altında Baroların Kadın Hukuku Komisyonları; ve Afyonkarahisar Barosu Kadın
ve Çocuk Hakları Komisyonu
Ulusal ve Uluslar arası mevzuatta kadının insan haklarına ilişkin
düzenlemelerin yaşama geçirilmesi, eşit ve adil uygulanmasının sağlanması.
Evrensel hukuk ölçeğinde adalet ve eşitlik prensibine aykırı mevcut
düzenlemeleri ve uygulamaları değiştirecek çözüm önerilerinin saptanması ve
savunulması.
Kadınların haklarını öğrenmeleri ve kullanmalarını sağla Kadınların haklarını
öğrenmeleri ve kullanmalarını sağlamaya yönelik eğitim çalışmaları yapılması
ve gönüllü danışmanlık hizmeti verilmesi.
Kadının insan hakları mücadelesine kamuoyu desteği sağlamak amacıyla
TÜBAKKOM aracılığıyla baroların kadın hakları kurulları/ komisyonları ile
ortak eylem planlarının oluşturulup, uygulamaya konulması Baroların kadın
hukuku kurulları/ komisyonları arasında koordinasyon, işbirliği ve dayanışmanın
sağlanması doğrultusunda yapılacak çalışmaların yapılması.
Mesleki anlamda kurumsal ve uygulamaya yönelik yayınlar yapılmasını
amaçlamaktadır.
Biz hukukçular şiddetin muhatabı kim olursa olsun her türlüsüne ve her
şekline karşıyız.Şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunu belirtiriz.
Afyonkarahisar Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu olarak
Kadın Hakları ihlali olarak değerlendirilebilcek her türlü uygulamanın
karşısında olduğumuzu ;
Basına ve kamuoyuna saygı ile duyururuz.
AFYONKARAHİSAR BAROSU
KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
Download

Basın Açıklaması Metni İçin TIKLAYINIZ