77
Dr. Ertan GÖKMEN'
DEMİRCİ KAZASINDAKİ KADİRÎ TARİKATININ
EŞREFİYE KOLUNA AİT TEKKENİN VAKFİYESİ
D E M İ R C İ K A Z A S I N D A K İ KADİRÎ T A R İ K A T I N I N E S R E F İ Y E K O L U N A AİT T E K K E N İ N VAKFİYESİ
V
al<fiye, y a p ı l a n b i r vakıfla ilgili vâkıfın
rin k u r d u ğ u vakıflarca kurulmuştur. Bu yapılar içe­
takrîr v e kadının tescilini lıâvi o l a r a k d ü ­
risinde
zenlenen hüccete denilmektedir. Kadı si­
m a m , kervansaray, köprü ve çeşme yer aldığı g i ­
ciline k a y d o l u n a n v a k f i y e d e , vakfı k u r a ­
b i , A n a d o l u ' n u n manen fethinde ve maddeten
nın a d ı ve sânı, vakfın nasıl i d a r e edileceği, gelir­
imarında büyük katkısı olan tekkeler de yer a l ­
lerinin nasıl temin e d i l e c e ğ i , nerelere ve kimlere
maktadır.^
ne k a d a r h a r c a m a y a p ı l a c a ğ ı ayrıntılı o l a r a k be­
lirtilmektedir.' Bu şartlar g ö z ö n ü n e a l ı n d ı ğ ı n d a
vakfiyeye, vakıf t ü z ü ğ ü n ü n hükümleri denilebilir.^
mektep, medrese, kütüphane, h a n , ha­
Farsça tekyeden bozma olup d a y a n m a ve
dayanılacak yer anlamına gelen tekke, tarikat
mensuplarının oturup kalktıkları ve âyinlerini icra
O s m a n l ı D ö n e m i n e ait her şehir ve kazanın
ettikleri yere denilmektedir.' Tarihte ilk tekkenin
sicillerinin t a m a m ı n ı n mevcut o l m a m a s ı sebebiyle
hicrî 1 5 0 (miladî 7 6 7 ) yılları civarında Şam y a ­
o şehirde kurulan her vakfın vakfiyesini b u l m a k
kınlarında kurulduğu kabul edilmektedir. İlk tekke­
mümkün o l m a m a k t a d ı r . Sicili b u l u n m a y a n veya
nin kurulmasından sonra hızlı bir gelişme süreci­
sicilleri eksik o l a n şehirlerdeki v a k ı f l a r a ait v a k f i ­
ne girilmiş, önce Irak ve havalisi, ardından d a Ho­
yelerin t a m a m ı o l m a s a bile bazıları V a k ı f l a r G e ­
rasan ve bütün İslâm ülkelerinde binlerce tekke
nel M ü d ü r l ü ğ ü A r ş i v i ' n d e k i vakfiye defterlerinde
açılmıştır.' M a d d î ve manevî birçok sebeplerin te­
ve d i ğ e r b a z ı defterlerde bulunmaktadır. Çalışma­
siri ile sofiliğin her tarafta yayılması, tekkelerin ve
mızda ele a l a c a ğ ı m ı z Demirci kozosındaki Kadirî
tarikatların devletler tarafından âdeta resmen ta­
tarikatından K a y y u m z â d e Eş-Şeyh Elhâc M e h m e d
nınması ve birçok devlet büyüğünün hatta sultan­
Tahir Efendi'nin k u r d u ğ u Kadirî tekkesi vakfiyesi­
ne Vakıflar G e n e l M ü d ü r l ü ğ ü A r ş i v i ' n d e k i Hurufat
Defterleri'nde rastlanmıştır. Vakfiyesindeki
ların bile şeyhlere mürit olması, tarikat şeyhlerine
manevî bir nüfuz bahşetmiştir.*
bilgi­
A n a d o l u ' d a Selçuklu devletinin güçlenmesin­
lerden, bu tekkenin Sofular mahallesinde kuruldu­
ğu ve Kadirî tarikatının Eşrefiye koluna ait o l d u ğ u
anlaşılmaktadır. D e m i r c i ' d e a y n ı tarikatın Rûmiye
koluna ait Sinan Efendi mahallesinde bir tekkesi
d a h a b u l u n d u ğ u tekkeye ait vakfiyelerden ve h a ­
den sonra A n a d o l u ' d a birçok Türk-İslâm kurumla­
rı kurulunca, İslâm ülkelerinin geleneğine uygun
olarak
Anadolu'da
da
Bölümü Öğretim Görevlisi.
ğın fotokopisinden anlaşılmaktadır.^ Demirci ka­
' M. Zeki Pakalın, Osmanlı
Tarih Terimleri ve
Deyimleri
Sözlüğü, c. III, İstanbul, 1993, s. 576; Halim Baki Kunter,
zasında sadece K a d i r i tarikatına ait tekkeler o l ­
"Türk Vakıfları ve Vakfiyeleri", Vakıflar
m a y ı p , XIX. yüzyılın ikinci yarısında Mevlevîlere,
maktadır."
kurulmuştur.
• Celâl Boyar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih
len c a m i d e b u l u n a n tarikatın b u koluna ait sanca­
Rüfaîlere ve N a k ş i b e n d î i e r e ait tekkeler de bulun­
tekkeler
Dergisi,
c. I,
Ankara, 1938, s. 116.
'
Ahmet
Akgündüz,
İslâm
Hukukunda
ve
Osmanlı
Tatbikatında Vakıf Müessesesi, Ankara, 1988, s. 189.
K a y y u m z â d e Eş-Şeyh Elhâc M e h m e d Tahir
= Enan Gökmen, Tanzimat'tan II. Mefrutiyet'e
Kazası, (Yayınlanmamış
Efendi'nin vakfiyesindeki bilgilerin tahliline geç­
Demirci
Doktora Tezij, Gazi Üniversitesi
Sosyal Bili mler Enstitüsü, Ankara, 2(X)0, s. 149-150. Sinan
meden ö n c e , v a k f i y e d e verilen bilgilerin d a h a iyi
Efendi Camii müezzininden öğrendiğimiz bilgilere göre
değerlendirilebilmesi için O s m a n l ı Devleti'nde tek­
comide fotokopisi bulunan sancağın aslı Demirci doğumlu
kelerin yeri ve ö n e m i y a n ı n d a , Kadirî tarikatı ile
tarih öğretmeni Talha UğuHuel'in elinde bulunmaktadır.
bu tarikatın u y g u l a m a l a r ı hakkında b i r a z
bilgi
vermek y e r i n d e olacaktır.
l - O s m a n l ı D e v l e t i ' n d e T e k k e l e r v e İş­
levleri
O s m a n l ı Devleti'nde toplumun ihtiyaç d u y d u ­
ğ u pek çok dinî ve sosyal y a p ı , hayır sahibi kişile­
'
Gökmen, o.g.t., s. 146-151.
• Mustafa Kara, Din, Hayat, Sanat Açısından Tekkeler ve
Zaviyeler, İstanbul, 1990, s. 43.
'
Pakalın, a.g.e., s. 445.
'
Yaşar Nuri Öztürk, Tasavvufun Ruhu ve Tarikatlar, istanbul,
1990, s. 156.
• Fuat Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Ankara,
1966, s. 168.
Dr. Ertan
i r - K a d i r î T a r i k a h n a İlişkin Bazı Bilgiler
Etraftan g e l e n v e o r a d a yetişen dervişler ve şeyh­
ler A n a d o l u c o ğ r a f y a s ı n d a kuvvetli tasavvuf cere­
y a n ı u y a n d ı r m a y a muvaffak olmuşlardır. Bu mu­
tasavvıflar
arasında
İran'dan,
Irak'dan, Mı­
s ı r ' d a n , Suriye'den gelenler o l d u ğ u g i b i , Horasan
v e M a v e r a ü n n e h i r Türkleri arasından yetişmiş bir­
çok şeyhler ve dervişler bulunmaktadır.'
a l a n ı n d a g ö r ü l e n gelişmelerin ortaya
Kadirîye, H a z a r D e n i z i ' n i n g ü n e y - b a t ı s ı n d a ki G i l a n ' d a (Ceylan) d ü n y a y a gelen A b d ü l k â d i r - i
Geylânî'ye (ö. 4 7 0 / 1 0 7 7 )
dünyasının
ilk
ve
en
nisbet e d i l e n
yaygın
İslâm
tarikatıdır.'^
A b d ü l k a d i r - i Geylânî Kadirî tarikatının
Onsekiz yaşına geldiğinde tahsil için
Nasıl k i , mektep ve medreseler zahirî ilimler
G Ö K M F M
piridir.
Bağdat'a
gitmiştir. Burada kadı Ebu S a i d M a h z û m î ' d e n f ı ­
çıkardığı
kıh, Ebu Bekr b. El M u z a f f e r ile d i ğ e r m u h a d d i s -
müesseseler ise, tekke de manevî ve ruhî ilimler
lerden hadis dinlemiştir." Hicri 4 8 8 ile 5 2 1 t a r i h ­
a l a n ı n d a görülen ilerlemenin ortaya çıkardığı mü­
leri arasında evlenmiş ve hacca gitmiştir. B a z ı l a r ı ­
esseselerdir.'" Şehir merkezlerinde kurulan bu tek­
na g ö r e İmam-ı A z a m ' ı n türbedarlığını y a p m ı ş t ı r .
keler, halka serbest ve entelektüel yaşantı sağla­
Kendisini tasavvuf mesleğine çeken kişi
y a n dinî kulüplerdi. Devrin müziğini, ilmini ve
H a y r M u h a m m e d b. Müslim El-Debbasî'dir. A b -
edebiyatını buralarda bulmak m ü m k ü n d ü . " Tek­
dülkâdir, onun zaviyesine bir müddet d e v a m ettik­
keler insan sevgisinin, çalışmanın, z a r a f e t i n , ne­
zaketin, hizmetin, sanatın, ilmin, i r f a n ı n , marifet
ve maharetin öğretildiği, işlendiği, geliştirildiği ve
olgunlaştırıldığı merkezlerdi.'^
Ebu'l-
ten sonra Ebu Said El-Mübârek E l - M u h a r r i m î e l i y ­
le tasavvuf hırkasını giymiş ve v a a z l a r ı n a b a ş l a ­
mıştır. Bağdat'ın Halba kapısı dışında seçtiği y e r ­
de bir dergâh kurmuş ve kendisi d e r g â h ı n b a ş ı n a
Tekkeler bazen bir spor kulübü b a z e n de bir
geçmiştir. Vermiş olduğu vaazların tesiri ile p e k
tecridhâne o l a r a k görev y a p a r l a r d ı . Evliya Çelebi
çok Musevî ve Hıristiyan bile M ü s l ü m a n o l m u ş -
İstanbul'da iki pehlivan tekkesinin bulunduğunu
belirtmektedir. A y n ı şekilde O k M e y d a n ı ' n d a ok
atma talimlerinin yapıldığı bir de Okçular Tekkesi
mevcuttu.'^ Eskiden Arapların c ü z z a m , Osmanlı­
ların miskin dedikleri hastalık için, A n a d o l u ve Ru­
meli'nin belli başlı şehirlerinde olduğu gibi İstan­
b u l ' d a d a Miskinler
Tekkesi adı verilen özel bir
müessese yapılmıştır. İstanbul Karacaahmet'te b u ­
lunan bu tekke 1 9 2 7 yılına k a d a r faaliyet göster­
miştir.'" Camiler g i b i tekkelerin kapısı d a büyük
küçük herkese açıktı. Tekke bulunduğu semt için
sosyal bir y a r d ı m müessesesi görevini g ö r ü r d ü .
Fakir ve muhtaç halk tabakası tekke veya zaviye­
d e kendisi için sığınabileceği yer bulabilir ve g ü ­
nün belirli saatlerinde yemek yiyebilirdi. Buralar­
d a yemek ve y a t m a k ücretsizdi.'^
Tekkeler y a p ı itibariyle cami ve kervansaray
g i b i muhteşem b i r görünüme sahip değildir. Ge­
nellikle, sade tek katlı ve ahşap o l a r a k inşa edil­
mişlerdir. İç m i m a r î bölümleri ise, tekkenin büyük­
lüğüne g ö r e farklılık gösterir. C a m i s i , semahane­
si, çilehanesi, kileri ve kahve ocağı bulunanlar ol­
d u ğ u g i b i , " * geniş b i r a l a n a kurulup d a h a teferru­
atlı iç mimarîye s a h i p o l a n tekkeler d e vardır.'^
'
Köprülü, a.g.e., s. 171.
'° Kara, a.g.e., s. 39.
" Doğan Kuban, "Anadolu'da Türk Şehri, Tarihi, Sosyal ve
Fiziki Özellikleri Üzerine Bazı Gözlemler", Vakıflar Dergisi,
c. VII, Ankara, 1968, s. 68.
" Kara, a.g.e., s. 43.
" Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi, c. I-II, İstanbul, 1977, s.
226.
" Ergin, a.g.e., s. 237; Celâl Esat Arseven,
Arısiklopedisi, c. 4, İstanbul, 1943, s. 1960.
Sonof
Ergin, a.g.e., s. 234; Bahaeddin Yediyildız," Vakıf", lA, c.
XIII, İstanbul, 1993, s. 170.
" Kara, a.g.e., s. 186.
" Mesela, Mevlevi tekkeleri on bölümdür. Semahane, türbe,
çilehane, hücreler, derviş odaları, selâmlık, harem, kiler,
mutfak, kahve ocağı, kafes ve matrab. Bu bölümlerden
selâmlık şeyh efendinin dairesi, harem ise ailesi ile oturduğu
evidir. Kafes ise tekkeye gelen kadınların kafes arkasından
semahı izledikleri yerdir. Matrab ise na't ve ilahi okuyan­
larla ney çalanların oturduğu yerdir. Kara, a.g.e., s. 186.
" Nihat Azamat, "Kâdirîye", D/A, c. 24, İstanbul, 2 0 0 1 , s.
131.
" Mahir İz, Tasavvuf (Mâhiyefi, Büyükleri ve Tarikatlar), (Neş.
M. Ertuğrui Düzdağ), İstanbul, 1990, s. 185.
" Ömer Rıza Doğrul, Islâmiyetir) Geliştirdiği Tasavvuf, İstan­
bul, 1948, s. 113.
D E M İ R C İ K A Z A S I N D A K İ KADİRÎ T A R İ K A T I N I N E S R E F İ Y E K O L U N A AİT T E K K E N İ N V A K F İ Y E S İ
A b d ü i k a d i r - i G e y l â n î ' n i n müderris ve v a i z o l ­
Elestnâme,
Nasihatname,
Cinânü'l-Canan
adlı
ması, o n u n geniş b i r çevrede tanınmasını sağladı­
eserleri vardır.^^ Tarikat, İstanbul'a İsmail-i Rumî
ğı g i b i görüşlerinin kabul edilip yayılmasını d a
tarafından sokulmuştur. Bu zat Bağdat'a g i d i p Ka­
sağlamıştır. Tarikatın yayılmasını s a ğ l a y a n b i r d i ­
dirîliğe intisap etmiş ve İstanbul'a dönüşünde Top­
ğer neden d e , b a b a l a r ı n ı n görüşlerini benimseyen
hane sırtlarında bir Kâdinhane
çok sayıda ç o c u ğ u n u n , torununun ve değişik coğ­
d a n kısa bir süre sonra da İstanbul ve Rumeli'de
rafyalardaki
müritlerinin
faaliyetleri
olmuştur/'
yaptırmıştır. Bun­
kırka y a k ı n Kâdirî tekkesi kurulmuştur.^'
G e y l â n î ' n i n v a a z ve sohbetleri çok tesirli o l u p ,
getirilmiştir.^'
Tarikatın Rumiyye, Eşrefiyye, Halisiyye, G a r i -
A b d ü l k a d i r - i G e y l â n î ' n i n tasavvufî telâkkisine ge­
b i y y e , Hilâliyye, Yafâiyye, İseviyye, Esediye ve
lince, o n a g ö r e b i r mürit b i r müddet çile devresi
Ekberiye, Hilâliyye ve Hindiyye g i b i bilinen kolla­
bunlar
daha
sonra
kitap
haline
çekerek z â h i d l i ğ e t a m a m ı y l a alışmalı, sonra el-
rı varsa da^^ bu kolların sayısını kırk altı olduğunu
etek çekmiş o l d u ğ u d ü n y a y a tekrar dönerek haz
belirtenler de vardır.^'
ve nasibini a l a a l a başkalarını irşâd e t m e l i d i r . "
Abdülkadir-i
Tarikat H a m a , Suriye, A f g a n i s t a n , Hindistan
Geylânî'nin
tavsiyesi
üzerine
yazılmış olması muhtemel âyin risaleleri Mısır ve
(Gücerat), İrak, Balkanlar, A r n a v u t l u k , Batı A f r i ­
Türkiye'de
k a , Kuzey K a f k a s y a , O r t a A s y a , D o ğ u Türkistan,
/ e ' d e halvet ve inzivaya (çile) çekilmek isteyen
Pakistan, E n d o n e z y a , Ç i n , A n a d o l u ve A r a b i s ­
kimsenin g ü n d ü z oruç tutması, gece de ibadet et­
t a n ' d a yayılmıştır.^''
mesi gerektiği belirtilmiştir. Halvet kırk gün sür­
Anadolu'da
ise Kadirîliği
nik'te ölen ve Müzekki'n-Nufûs^-
(874/1469)
İz­
adlı eseri bulu­
nan Eşrefoğlu Rumî yaymıştır. Eşrefoğlu Rûmî ku­
zeybatı A n a d o l u Kadirîleri arasında ikinci pîr ola­
rak kabul edilmektedir. Kendisi aslen Mekkeli o l a n
ve sadâttan a d d e d i l e n b i r aileye mensup gösteril­
mektedir. Bursa'da tahsili sırasında sûfiyeye karşı
meyi ve m u h a b b e t göstermiş. Çelebi Sultan M e d resesi'nde A l â e d d i n A l i Tûsî'ye m u i d
olmuştur.
Doha sonra ilim y o l u n u t a m a m ı y l a terk ederek ta­
savvuf y o l u n a g i r m i ş ve Emir Sultan'dan i n ö b e a l ­
mış ve O ' n u n t a r a f ı n d a n Hacı Bayram-ı Velî'ye
gönderilmiştir.'- Hacı Bayram-ı Velî'nin
damadı
olan bu kişi, önce kayınpederi Hacı Bayram-ı Ve­
lî'ye intisap etmiş ve o n u n y a n ı n d a o n bir sene ka­
larak her türlü riyazet ve nefis mücadelesi geçir­
miştir. Bundan sonra kendisine Hacı Bayram-ı Ve­
lî t a r a f ı n d a n icazet verilmiş ve iznik şehrine halife
o l a r a k tayin edilmiştir. Sonraları H o m a ' y a gide­
rek, A b d ü l k a d i r - i Geylânî evlâdından Hüseyin-i
H a m a v î ' y e intisap etmiş ve o n d a n hilâfet a l a r a k
yayınlanmıştır.
Füyûzât-ı
Rabbani-
mektedir. Bu süre içinde yiyeceğin miktarı gitgide
• Nihat Azamat, o.g.e,
s. 1 3 1 ; Süleyman Uludağ,
"Abdülkâdir-i Geylânî", DİA. c. 1, İstanbul, 1988, s. 234.
Bu eserlerden bazıları şunlardır; 1 - El Gunye Li Talibi
Tarîkı'l-Hak
2- Fıkhu'r-Rabbâni
(1150-1151 yılları
arasında verdiği 62 Vaaz) 3- Fütûhu'l-Gayb (Oğlu
Abdürrezzak'ın babasının verdiği 78 vaazı toplayarak
oluşturduğu Kitap) 4- Hizbü Beşâirü'l-Hayat (Tasavvuf
evradı) 5- Cilâü'l-Hâtır
min Kelâmü'ş-Şeyh
6- El
Mevöhibü'r-Rabbâniyye
ve'l-Fütûhu'r-Rabbâniyye
Fi
Merâlibü
Ahlâkı's-Seniyye
ve'l-Makâmâti'l-Irfâniyye
7- Yevâkitv'l-Hikem 8- Füyûzât-ı Rabbaniye fi Evrâdi'tKadinyye 9- Behcetü'l-Eirâr. bkz. Selçuk Eraydın, Tasavvuf
ve Tarikariar, İstanbul, 1990, s. 5 2 1 ; iz. a.g.e., s. 185-187.
•- Doğrul, a.g.e., s. 113.
Mustafa Kara, Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul, 1995,
s. 2 9 0 - 2 9 1 ; Azamat, a.g.m.,
s. 3 3 ;
Tarikatlar
Ansiklapedisi, Haz. Afımet Güner, Yersiz, 1 9 9 1 , s. 2 0 1 .
Eser, istanbul'un fethinden beş yıl önce kaleme alınmıştır.
Türkçe olarak yazılan bu eserde, genel olarak tasavvuf
ahlâkı ile ilgili görüş, yorum ve menkıbeler yer almaktadır.
Eşrefoğlu Rumî, Müzekki'n-Nufûs, Haz. Abdullah Uçman,
istanbul, 1996, s. 12.
••• Kasım Kufralı, "Eşrefiye", lA, c. 4 , istanbul, 1945, s. 397.
Mahir İz, o.g.e., s. 216-217; Kora, Tosowuf..., s. 2 9 1 .
Bursalı
Mehmed
Tahir,
Osmanlı
Müellifleri
c.
I,
(sadeleştiren: A. Fikri Yavuz, ismail Özen), istanbul, 1972,
Bursa'yo gelmiş ve tarikatın Eşrefiye kolunu kur­
s. 9 4 ; Abdurrahman Güzel, Dinî-Tasavvufi Türk Edebiyatı,
muştur.'^ Eşrefoğlu Rûmî'nin Müzekki'n-Nufûs,
Ankara, 2004, s. 4 3 1 .
vân-ı
Aşıkâne,
Fütüvvetnâme,
Tarikatnâme,
ibretname,
nâme, Mürâcaatnâme,
Di-
Deiâilü'n-Nübüvve,
Ma'zeretnâme,
Esrârü't-Tâlibîn,
HayrefTâcnâme,
Abdülbâki Gölpınarlı, "Kadirilik", Türk Ans. c. 2 1 , Ankara,
1974, s. 99-100.
Öztürk, a.g.e., s. 187; Koro, Tasavvuf.., s. 2 9 1 .
• Azamat, o.g.e., s. 134-135.
Dr. E r t a n G Ö K M F N
azaltılır v e son üç g ü n yemek tamamen kesilir. Da­
nan kişinin ikâmetine, diğerleri ise f a k i r l e r i n , d e r ­
h a sonra y a v a ş yavaş alışılmış yemek âdetine dö­
vişlerin, zikir ehlinin ve çilekeşlerin b a r ı n m a s ı n a
nülür. Çileyi t a m a m l a y a n kişi "çileden çıkmış" o\ur
tahsis edilmiştir. Dervişlerin hücrelere alınması ve
ve kendine "çı'e/ceş" denir.^^
çıkarılması ise şeyh efendinin görüşüne bırakılmış­
Tarikatta zikir esastır.^^ Zikir oturarak, ayak­
tır. Tekkede ve camideki görevliler ile, tekkede y e ­
t a , sallanarak ve dönerek yapılır.^'' Zikir esnasın­
rine getirilecek hizmetler için gerekli o l a n p a r a ,
d a k u d ü m , bendir, halile ve nevbe gibi vurmalı
b a ğ d a n elde edilecek üzüm geliri ile k a r ş ı l a n a ­
sazlar d a kullanılmaktadır.^^
caktır. Ancak b a ğ d a n elde edilecek gelir ö n c e b a ­
Ill-Vakfiyenin
Demirci'deki
Kadirî
Tarikatının Eşrefiye K o l u n a Ait T e k k e y l e
ğın tımar edilmesinde ve vergisinin ö d e n m e s i n d e
kullanılacaktır.
2-
İlgili V e r d i ğ i Bilgiler
V a k f i y e ; tekkeyi kuran kişinin kim o l d u ğ u , ne­
rede oturduğu, vakfettiği malların neler o l d u ğ u ,
Menkullerin
K u l l a n ı m ı : Vakfedilen
bakır mutfak eşyaları meşîhati ve tevliyeti e l i n d e
bulunduran kişilerin elinde bulunacak ve hücreler­
bu malların nasıl ve ne amaçla kullanılacağı, tek­
de oturan fakirlere ve dervişlere bu k a p l a r d a y e ­
kede icra edilecek ibâdet ve zikirler ile vakfın tev­
mek pişirilecektir.
liyetinin kime ait olacağı hususlarında bilgiler ver­
d- Vakıftaki Görevliler v e V a k ı f G e ­
mektedir. Bu hususlarla ilgili bilgilerin d a h a anlaşı­
l i r i n d e n A l d ı k l a r ı Ü c r e t l e r : Bu görevliler içe­
lır olması aşağıda alt başlıklar halinde verilmiştir.
risinde i m a m , hatip ve müezzin, tekke şeyhi ve v a ­
a-Vakfın
Kurucusu:
Vakfın kurucusu,
Demirci kazasının Sofular mahallesinde
Tarîka-i
Kadiriyü'l-Eşrefi'den
oturan
Kayyumzâde
Eş-
Şeyh Mehmed Tahir Efendi'dir.
b- V a k f e d i l e n M a l l a r :
kıf mütevellisi yer almaktadır. Bağdan elde e d i l e ­
cek gelirden, bağın bakım masrafı ve vergisi ç ı k a ­
rıldıktan sonra geriye kalan miktardan c a m i n i n
i m a m ı n a , hatibine, tekke şeyhine ve vakıf mütevel­
lisine günlük birer akçe verilecektir.
e- Y a p ı l a c a k İbâdet v e Zikirler: Vâkı­
1 - G a y r - i M e n k u l l e r : V â k ı f ı n , vakfettiği
g a y r - i menkuller. Sofular mahallesinde kendi mülk
arsası üzerine yaptırdığı c a m i , tek katlı iki hücre,
iki çilehane, bunların y a n ı n d a vakfiyede sınırları
belirtilen iki beyt-i ulvî; sofa, avlu ve suyu bulunan
bir b â b mülk menzil, ayrıca v a k f i y e d e sınırları be­
lirtilmiş Serke tımarında H a r k deresi yakınında
Hacı A h m e d A ğ a ismindeki y e r d e bulunan yedi
d ö n ü m b a ğ d a n ibarettir.
2-
Menkuller:
Menkul mallar içerisinde,
fın yaptırdığı camide, farz olan beş vakit n a m a z
ile Cuma ve bayram namazları kılınacaktır. C u m a
ve Pazartesi günleri yatsı namazından sonra v e
Cuma günleri de Cuma namazından sonra b ü y ü k
zikir halkası oluşturulacak, oturarak ve
ayakta
tevhid-i zikir yapılacak, zikir sonunda K u r ' o n ' d a n
bir aşr okunup, hâsıl olan sevap önce H z . Pey­
gambere, onun âl ve ashâbına ve bütün erkek v e
kadın müminlere hediye olunacaktır.
f-Tekkedeki
bir küçük ve bir büyük bakır ç o r b a sahanı, bir ba­
Sosyal Amaçlı
Hizmet­
kır çorba tası, üç küçük bakır lenger, iki küçük ba­
l e r : Hemen hemen her tekke ve z a v i y e d e f a k i r l e ­
kır yemek tepsisi, bir bakır bakraç ve bir küçük
rin
doyurulması
ve
barındırılmasına
yönelik
bakır bakraç, bir bakır abdest i b r i ğ i , bir bakır
kahve güğümünden oluşan bakır mutfak eşyaları
bulunmaktadır.
c-Vakfedilen Malların Kullanımı:
1 - G a y r - i M e n k u l l e r i n K u l l a n ı m ı : Vak­
fedilen evde, camide imam ve hatip olanlarla me­
şihatı ve tevliyeti elinde bulunduranlar oturacaktır.
Hücrelerden b i r i tekkede irşâd vazifesinde bulu­
^ D.S. Margoliuth, " Kâdiriye ", M , istanbul, 1996, s. 53.
Zikir, "La İlahe İllallah, Allah, Hu, Hak, Hay, Kayyum ve
Kahhar" lâfızları ile yapılmakta olup, tarikata giren kişi
hangi mertebede ise o mertebeye ait ismi iki rekât namaz
kıldıktan sonra mertebeye uygun sayıda zikreder". Azamet,
a.g.m., s. 133.
^' Tarikatlar Ansiklopedisi, s. 2 0 1 . Zikrin tam olarak yapılış
şekli için bkz. Azamat, a.g.m., s. 135; Kara, Tasavvuf..., s.
205.
Azamat, a.g.m., s. 135; Kara, Tasavvuf.., s. 2 0 5 .
D E M İ R C İ K A Z A S I N D A K İ KADİRÎ T A R İ K A T I N I N E S R E F İ Y E K O L U N A AİT T E K K E N İ N V A K F İ Y E S İ
verilen hizmetler D e m i r c i ' d e kurulan bu tekkede
Demirci'deki Kadirî tarikatının Eşrefîye kolu­
de verilmekteydi. V â k ı f , yaptırdığı hücrelerin bir
na ait tekkede icrâ edilecek zikirlerle ilgili olarak,
kısmının
barınmasına
sadece büyük zikir halkası oluşturulup oturarak ve
tahsis edilmesini ve y u k a r ı d a belirtilen mutfak eş­
ayakta âyin yapılacağı belirtilmiş, ancak bu âyin­
yaları ile b a ğ d a n elde edilen gelirin bir kısmının
de nelerin okunacağı tam olarak belirtilmemiştir.
fakir
kişilerle
dervişlerin
da hücrelerde b a r ı n a n l a r ı n yeme içme hizmetle­
rinde kullanılmasın şart koşmuştur.
V a k f i y e , Demirci'de bulunan tekkelere ait,
vakfiyesi tespit edilebilen iki tekkeden biridir. Vak­
fiyesi bulunan diğer tekke, Şehre Küstü mahalle­
g-Vakfın Tevliyeti:
sinde inşa edilen Rufâi tekkesine aittir.^'
C a m i n i n i m a m e t i , h i t a b e t i , büyük zikir h a l k a ­
Tekkeye ait vakfiyenin Hurûfât Defterleri a r a ­
sının şeyhliği ve vakfın tevliyeti hayatta oldukça
sından çıkmış olması, Şer'iyye Sicili bulunmayan
vâkıfa ait olacaktır. V â k ı f ı n ö l ü m ü n d e n sonra d a
pek çok şehirdeki vakıfların vakfiyelerinin bir kıs­
bu görevler vâkıfın neslinden gelecek o l a n erkek
mının bu defterler içerisinde bulunabileceğini gös­
evlâtlarının en b ü y ü k ve en reşid olanına geçecek­
termiştir.
tir. A n c a k , nesli kesilirse, b u görevler Kâdirî t a r i ­
katından icazet almış, o l g u n ve akıllı bir zâta ge­
çecektir.
Demirci'deki Eşrefiye tarikatına ait camide
sadece beş vakit n a m a z ile Cuma ve b a y r a m na­
mazları kılınmamakta, haftanın belirli günlerinde
zikir âyinleri icrâ edilmekteydi.
IV-Vakfiyenin
Tahlili
Tarikatın âyinlerinin camide yapılıyor olması,
V a k f i y e , tekkeyi ilk kuran kişinin K a y y u m z â de Eş-Şeyh Elhac M e h m e d Tahir Efendi o l d u ğ u n u
göstermektedir. Ç ü n k ü , vâkıf sahip o l d u ğ u a r s a
tarikat mensubu olmayan cami cemaatinin de z a ­
m a n z a m a n bu âyinlere katılmış olabileceğini ak­
la getirmektedir. Hemen hemen pek çok tekke ve
eyle­
zaviyede o l d u ğ u g i b i , Eşrefiye tarikatına ait bu
dim demektedir. Y a n i , yıkılıp h a r a p olması sonu­
tekkenin hücrelerinde fakirler ve dervişler ücretsiz
cu tekke ve müştemilâtı müceddeden inşa edilme­
barınıp yemek yiyebiliyorlardı.
üzerine c â m i y i ve derviş hücrelerini "bina"
miştir.
Eşrefiye tarikatı. Emir Sulta'nın tarikatı
ile
V a k f i y e d e , tekke ile ilgili pek çok bilgi b u l u n ­
Hacı Bayram-ı Velî'nin Bayramiye tarikatı ve Ka­
makla birlikte, vakfın tam o l a r a k ne z a m a n kurul­
dirî tarikatının karışımı bir tarikattı. Demirci'de ta­
duğu belirtilmemiştir. V a k f i y e d e , 2 5 Rebiü'l-Evvel
rikat mensuplarının a z mı yoksa çok mu olduğunu
1 2 4 2 / 1 8 2 6 tarihi geçiyorsa d a bu t a r i h , vakfın
belirleyecek elimizde veri olmasa d a , Eşrefiye ta­
kurucusu ve mütevellisi o l a n K a y y u m z â d e Eş-Şeyh
rikatına
Elhac M e h m e d Tahir Efendi'nin vakfın tevliyetinin
bitişiğindeki Sinan Efendi mahallesinde Kadirî ta­
ait tekkenin bulunduğu Sofular mahallesi
müceddeden kendine verilmesi için v e r d i ğ i dilek­
rikatının Ismailiye koluna ait bir tekkenin d a h a var
çe üzerine, bu berâtın kendisine verilmesi hususu­
o l m a s ^ ^ Demirci'de Kadirîye tarikatı düşüncesini
nu bildiren Fermân-ı Â l i ' n i n sâdır o l d u ğ u tarihi
benimsemiş hayli kişinin olabileceğini akla getir­
göstermektedir. Ç a l ı ş m a m ı z d a kullandığımız vak­
mektedir.
fiye sureti ile vâkıfın inşa ettiği caminin hitabet,
Eşrefiye Tarikatının kurulduğu mahallede bu­
imamet, müezzinlik ve tekke şeyhliğinin kendine
lunan
verildiğine d a i r bilgiler de Hurufat Defteri'nde bir­
olarak
biri a r d ı n c a 2 5 M u h a r r e m 1 2 4 2 / 1 8 2 6 tarihinde
ke
kayd edilmiştir. Bu b i l g i l e r d e n , vakfın tam o l a r a k
yerler günümüzde boş arsa olarak durmaktadır.
cami
günümüzde
bilinmektedir.
müştemilatına
ait
hâlen
Caminin
"Tekke
çevresinde
tahmin edilebilir.
tek­
olduğunu düşündüğümüz
ne z a m a n k u r u l d u ğ u tespit edilemiyorsa d a , XIX.
yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren mevcut o l d u ğ u
Câmii"
" Demirci Şer'iyye Sicili, Defter No: 388, s. 90.
" Ertan Gökmen, a.g.l., s. 149-150.
Dr. E l i a n G Ö K M E N
ve lydeyn ve mefrûzât-ı mektûbe ve i'tikâfât v e
V - V a k f i y e n i n TranskribP^
1 - S â h i b ü İ - h a y r â t v e ' l -hasenât Tarîk-i Aliyy e - i K â d i r i y e d e n mürşidü's-sâlikîn ve fahrü'l-mürşidîn K a y y u m z â d e Eş'şeyh Elhâc Mehmed Tahir
Efendi Kâdiriyü'l-Eşrefî
2- nâm
sâhibü'l-fıayrın
Demirci Kazası mahallâtından Sofular mahallesi
d â h i l i n d e kâin dâhil-i havza-i tasarrufu olan men­
zili ittisalinde müstağni-i tecrîd ve tavsif 3- kendi
mülkü arsa üzerine Zikr-i b â d Kadiri bir câmi-i şe­
rif müşîru'l-beyân b i r ma'bed-i latîf rasîsü'l-erkân
civâr-ı t e r h i n m e d â r ı n d a iki beyt-i ulvî ve iki 4 hücre-i tahtanî ve iki çilehâne-i nurânî îcâr ve niy-
ibâdât-ı merğûbe 16- edası içün izn-i â n ı v i r ü b
şöyle şart eyledim k i : Menzil-i m a h d û d - ı m e z b û r
câmi-i şerîf-i mezbûrda imâm ve hatîb
1 7 - tarî-
ka-i münîf-i mesturda şeyh-i lebîb o l a n l a r a süknâ
olub ber vech-i âti imamet ve hitabet ve tevliyet v e
meşihat nevbeti tasarruflarına geçen 1 8 - z e v a t a
süknâ olalar evâni-i nühasiye-i merkûme d a h i kezâlik anın yedinde olub hücerât-ı mezkûrede sa­
kin olan fukaraya tabh-ı taam 19- içün h a s b e ' 1 âde isti'mâl oluna ve bağ-ı merkumun
kürümü
mo-yümkinü' 1 -islâh tımar ve ta'mîr o l u n u b m e n â -
yâtına muvafık o l u b şurût-ı vakf ber-vech-i atî ka-
fi-i semerâtından 2 0 - mukâta-i zemîni v i r i l d i k t e n
lem-i şer'-i kavîmle zabt ve tescil olunmak murâd
sonra, bir akçe cihet-i imamet ve bir akçe cihet-i
5- olunmağın cenâb-ı sâbıku'l-evsâf şeyh-i kerâ-
hitabet ve bir akçe cihet-i meşîhot ve bir a k ç e c i ­
met-i ...? hazretleri meclis-i şer'-i şerif ş â m i h ü ' l -
het-i tevliyet 2 1 - ve bir akçe cihet-i m ü e z z i n o l u b
i m â d ve mahfel-i dîn-i
câmi-i mezbûrda evkât-ı salât-ı hamse-i m e f r û z c
münîf
râsihü'l-evtadda
vakf-ı âtiyü'l-beyân 6-liecli't-tescîl v e ' l - i t m â m em-
tilâvet-i ezan ve ikâmet ve cemâot-ı
r ü ' l -vakf ve't-tekmîl mütevelli nosb o l u n m a ğ l a tev­
imamet 2 2 - ve eyyâm-ı cum'ada ve ı ' y â d d a â l â
liyeti kabul eden Es'Seyyid Derviş Hafız Mustafa
vechi'l-müteâl fi âmmeti'l-bilâd edâ-yı hidmet-i h i ­
Efendi m a h z a r ı n d a 7- vech-i makbul nehc-i serî-
tabet ve umûr-ı lâzime-i tevliyeti kemâ hüve'l-lâyık
rü'l-medlûl üzere ikrâr-ı sahîh-i ş e r ' î v e i'tirâf-ı sa-
rü'yet 23- dâmen-i dermeyân-ı hüsn-i
rîh-i mer'î idüb sütûr-ı sâlifede mestur o l d u ğ u min­
iden zevât-ı cehdden merkûmeye mutasarrıf o l a
val üzre 8- kendi arsa-i mülk-i sarihimde bina ey­
fakat müezzinlik cihetine bir v a k t . . . ? 2 4 - ve s a v b -
himmet
lediğim câmi-i şerîf-i âlişân ve hücerât-ı latîfe-i se-
I sadâi'l-eimmesine
dîdetü'l-erkâm ve kurbünde v â k i ' etrâf-ı erbaası
hakkuhû edâ-yı hizmet eyleye ve bağ-ı m e r k u m u n
9- Halil O ğ l u Hasan ve Semerci Mustafa O ğ l u
A h m e d ve Küçük Hasan menzilleri ve tarîk-i hâs
ile m a h d û d iki beyt-i ulvî ve bir sofa ve bir miktar
10- havlu ve bir hâne-i ma-i câriyi müştemil bir
b â b mülk menzili ve nefs-i Demirci'de Serke tıma­
mutasarrıf olub
Müslimine
kemâhüve
bakî hâsılatı hücerât-ı mezkûre sükkânının 2 5 - t a amiyesine sarf oluna ve cuma ve düşenbe gecele­
ri cemâatle ba'de edâ-yı s a l â t ü ' l - i ş â ve C u m ' a
gün ba'de eda-yı salât-ı Cum'a halka-i
bend-i
zikr-i 26-hüdâ olunub kıyâmen ve kuûden t e v h î d -
rında kâin H a r k Deresi kurbünde Elhac A h m e d
i zikr ve hazret-i Rabb-i Mecîd ve a k a b - i z i k i r d e
A ğ a 11 - yeri n â m mahalde vâki' etrâf-ı e r b a a d a n
Kur'ân-ı Kerimden bir aşr-ı şerîf tilâvet o l u n u b 2 7 -
Emir M e h m e d O ğ l u A l i ve Emir Hasan ve A r a p A l i
hâsıl olan sevabı peder-i âlem-i efrûz kende? n i y -
bağları ve tarîk-i ânı ile mahdûd ve sipahisine 12-
yeten ve dem beyne'! ma ve't-tîn aktâb-ı c i h a n - t â b
senevi beher dönümü para maktulu kürumî mülk
velâkin Rasûlüllah ve hâteme'n-nebiyyîn 2 8 - nük-
bir kıt'a yedi d ö n ü m bağı ve evâni-i nühasiye bir
tedân ve allemeke ma lem tekün ta'lem rûşen-i b e ­
kebîr ve sağîr ç o r b a sahanı ve bir çorba tası 13-
yân ene efsehu'l -Arab v e ' l -Acem sultan-ı serîr v e
ve üç nühas lenger ve iki nühas taam tepsisi ve bir
fi fetedellâ sadr-ı nişîn fekâne 2 9 - kâbe kavseyni
nühas bakraç ve bir nühas abdest ibriği ve bir sa­
ev ednâ habîb-ı yekta şefî'u arsa-i mahşer-i e m î n
ğîr nühas kazgan 14- ve bir adet nühas kahve g ü ­
muharrem esrarı subhanellezi 3 0 - esra
^' d e r
ğümü bihasbeten lillahi'l-vâhid ve taleben limerdâtillahi's-samed vakf-ı sahîh-i şer'î müebbed ve
fıabs-i sarîh-i mer'î muhalled ile 15- vakf ve habs
eyleyüb câmi-i
şerîf-i mezbûrda
ale't-teıitb
Cum'a
Vakfiyenin aslında satır numaraları olmayıp, transkripteki
numaralar okumada kolaylık olması amacıy a tarafımızdan
verilmiştir.
^' Buradaki ifade silikliği sebebiyle okunomamıştır.
D E M İ R C İ K A Z A S I N D A K İ KADİRÎ T A R İ K A T I N I N E S R E F İ Y E K O L U N A AİT T E K K E N İ N VAKFİYESİ
cennet-i serâyiş-i e n b i y a n ı n icıble ve melce-i aliy-
g ı b b e aslin 41-evtenâselü? ekber ve erşedi muta­
ye el<melu's-salâh ve ezkettahâyâ efendimiz 3 1 -
sarrıf olalar ba'de'l-inkırâz neûzübillah min g a -
hıazretlerinin r a v z a - i palc ve sertâb-nâl<lerine ve
d a b i ' l - f e y y a z Tarik-i Aliyye-yi Kâdirîyyeden 4 2 -
ervahı t a y y i b e - i âl ve eshâb-ı saadet ve iktisâb
mücâz ve müstahlef bir lebîb-i kâmil ve edib
rıdvanullahi a l e y h i m ecmoîn 3 2 - ve hazret-i şeyh
â g a h - d i l zât mutasarrıf ola deyu ta'yîn-i şurût ve
Icuddise sırnhu's-sâmî ve ez şarlcen to be g a r b e n
tebyîn-i
mütevellidü'l
subhâni'i-erlcân
ma'mûlü'n-bihâsının mazmunu şer'i şerife muta­
3 3 - Icâffe-i m ü ' m i n î n ve m ü ' m i n â f ervahına ihdâ
bık ve sebk ve serdi kâide-i fenn-i sakka muvafık
oluna ve hücerâtı m e z b û r e d e n biri zâviye-i mez-
olub ol vecihle ihticâca 4 4 - sâlih ve kayd-ı i'tibâ-
bûrede müstecire b e r â y - ı mesned-i irşâd 3 4 - o l a n
ro lâyık o l m a ğ l a vakfıye-i mezkûre bi-ibâretihâ
hodd-i
mağfiret-i
kuyûd eylediği bir kıt'a 4 3 -
vakfıye-i
zâta mahsûs o l u b şâiri a r â m - g â h - ı f u k a r a ve der-
askerî rûznamçesi kalemine kayd ve yedinde ibkâ
vişân ve m a k a r r - ı ehl-i zikr ve çile-keşân ola ve
ve tevliyet-i 4 5 - mezkûre içün yedine berât-ı âli-
dervişânın 3 5 - i d h â l i ve ihracı şeyh e f e n d i n i n m u -
şân i'tâsını vakf-ı mezbûrun vâkıfı ve b i ' l - m e ş r u t a
h a w e l - i rey-i serîr ve meşiyyeti o l u b d â r - ı nıfkı
mütevelliyeti K a y y u m z â d e Şeyh Elhâc 4 6 - M e h -
ve'l-hal? o l u n m a m a k ü z r e 3 6 - vakt-i t a m ve ihti-
med Tahir Efendi'nin istidâ-yı inayet eylediğini sâ­
mâm-ı sâlif-i kelâm o l u n a r a k b e r - i ' t i k â d ve ber-
d ı r o l a n emr-i âlişâna imfisâlen M a h m u d Paşa
mezheb kimesne b i r a n tevfik o l u n m o y u b m o k a r r -
mahkemesi naibi 4 7 - A h m e d N e c i b zîde ilmuhû
I ehl-i sünnet o l a 3 7 - din-i lâbisi libâs müsteâr ha­
ilâm etmeğin ilâmı mûcebince askerî rûznomçesi-
yat oldukça c â m i - i şerîf-i mezkûrun i m a m e t ve h i ­
ne k a y d ve tevliyeti için müceddeden berât i'tâ
tabet ve tevliyet ve halko-i münîf-i 3 8 - mesturun
oluna deyu 4 8 - fi 2 5 Rebiü' 1 - A h i r 1 2 4 2 gün tari­
meşihat hizmetleriyle müşerref o l u b , şurût-ı mez-
hiyle müverrah ve musahhah fermân-ı âlî sâdır ol­
kûreyi ibtâl ve tebdil ve istibdâl-i tahvil ve't-teksîr
makla sâdır olan fermân-ı âlî mûcebince vakfiyye-
ve taklîl merraten b a ' d e 3 9 - uhra y e d i m d e meşiy-
i mezkûre kalem-i mezbûre 4 9 - b a ' d e ! k a y d ber-
yetimde ola n a k d - i g i r o n - m â y e - i ö m r - i a z i z i tes-
muceb-i şart-ı vâkıf tevliyet-i mezkûre merkuma
İîm-i h a z î n a d â r - ı ervah e y l e d i ğ i m d e , evlâd-ı z ü -
tevcih b u y r u l d u . Yevm 2 5 (Muharrem 1242)^°
kûrumun ekberi ve erşed-i evlâdı ve evlâdı ve evlâd ve e v l â d d a n batnen b a ' d e batnin ve f e r â ğ a n
Vakfiye sonunda verilen bu tarih, vakfiyenin hurufat defte­
rine kayd edildiği tarihi göstermektedir.
, r
"
-
^ ^^^^
A^^'A^,S^}ju,h^,j^
„^
. cc
Defterindeki Vakfiye Suret.. v
HurubtDeMNo:542s. tüv.
Download

View/Open