GENÇLİK, ÖĞRENCİ GENÇLİK, KÖYLÜ GENÇLİK VE HEPSİNDEN ÖNCE
İŞÇİ GENÇLİK MÜCADELENİN SONUCUNU BELİRLEYECEKTİR! (Lenin)
0
Kitle Dergisi Ekidir
Sayı: 93
Ocak- 2014
Genç Sosyalist
1
Ayber Dura
HATIRLAYALIM!
Acı ve gözyaşı dolu bir yılı geride bıraktık.
Hükümetin sorumsuzluğu ve aç gözlülüğü sayesinde
gerek polis terörüyle gezi parkında gerek uluslararası
çetelerin katliamlarıyla Reyhanlı’da birçok yurttaşımızı
kaybettik. Umuyoruz ki yaşadığımız acıların hesabı bir
gün sorulacaktır.
Bu ay ki yazımızda hükümetin 2012-2013 öğretim
yılı içerisinde eğitim politikalarındaki gerici, ayrımcı
politikalarının bir panoramasını çıkartacağız. Toplum
olarak hafıza sorunu yaşadığımız son dönemlerde
hatırlamamıza yardımcı olmasını umuyoruz.
rahatlatıcı ve yük azaltıcı etki getirebilir. Ancak,
göstermelik
ve
zaten
eğitim
ihtiyaçları
tam
karşılanamayan yoksul aileleri kısa vadede tatmin edici
olsa bile, uzun vadede bugün gördüğümüz eşitsizliği
daha da derinleştirecek niteliktedir. Çocukların 1 değil 3
yıl daha önce herkese sağlanacak okul öncesi eğitimle
en iyi şekilde yetiştirilmesini sağlamak yerine, derme
çatma düzenlemelerle yapılan bu uygulamaların çocuk
psikiyatrisi alanına giren tipte sorunları (dikkat eksikliği,
hiperaktivite, öğrenme güçlüğü gibi, akademik sorunlara
ikincil duygusal sorunlar, sosyal kaygı gibi meseleler)
arttırıcı olmasından ciddi endişe duymaktayım.
Fakat hükümetimiz bilimsel ve akla dayanan
açıklamaları dikkate almayacak ve rövanşıst tavrını
devam ettirecektir.
Okul Sütü - Zehir Küpü
2011-2012 sezonunda eğitim öğretim yılında
zehirlenme vakalarıyla 2012-2013 sezonunda yenileri
eklendi. AKP’nin “Okul sütü-akıl küpü” projesi
kapsamında okullarda dağıttığı sütler ‘yine’ öğrencileri
zehirledi. Sarıyer’de okulda dağıtılan sütü içtikten sonra
karın ağrısı, mide bulantısı şikâyeti görülen 16 öğrenci
hastanelik oldu. Bazı velilerin sene başında verilen
formlarda
“çocuğuma süt verilmesini istemiyorum”
demesine rağmen bir süredir depoda bekletilen sütler
tüm çocuklara dağıtıldı. Bizlere de barı beyinleri
zehirlediniz bünyeyi rahat bırakın demek kaldı.
Eğitim Bir Sen Türban eylemi yaptı!
Eğitim Bir Sen 2 Ocak tarihinde birçok ilde türbanın
kamuda serbestleşmesi istemiyle eylemler düzenledi.
Aynı gün eyleme katılımım bir hayli düşük olduğu
gözlemlendi. Bu eylemin gülünç tarafı ise erkeklerin
türban takarak savunması oldu. Kadını cinsel meta aracı
olarak gören ortaçağ anlayışının kadın özgürlüğünü
türban takarak savunması ve özgürlükten sadece bunu
anlaması ise Eğitim Bir Sene çok yakıştı. Ayrıca türban
dinin gereğidir yazılı dövizler kimsenin özgürlüğü
savunmadığını gösterdi.
7.yy Toplumun o dönemki ihtiyaçlarına göre
koyulan kuralları bugün geçerli hale getirmek mümkün
değildir. Bunu yaparsanız din ticareti yapar ve toplumu
din ile aldatırsınız.
Milli Eğitim mi Din Ayet mi?
Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğünün düzenleyeceği
kitap okuma yarışmasında Fethullah Gülen’in “Sonsuz
Nur Muhammed” adlı kitabının okutulacağı hedeflenmişti
fakat oluşacak tepkilerden kaçınılarak geri adım atıldı.
Elbette gericileşme cemaatin yaptıklarıyla sınırlı
kalmadı. Birde Niğde İl Milli Eğitim Müdürlüğü veli
toplantılarını camide yapacağını duyurdu. İlk toplantıya
katılım düşük oldu. Katılımı arttırmak için veli
toplantılarını Cuma namazının hemen sonrasına
koymaları ya da müftülükten fetva çıkarmaları ise
gericilikte sınır tanımayanların bir sonraki adımı olabilir.
Aman canım birkaç hadise deyip geçmemek
gerektiğini düşünüyoruz. Kendilerine has dinci
uygulamaları devlet kurumlarında dayatmaya çalışanlar
önce ortaya bir yem atıp tepkileri bekliyorlar oluşan
tepkiler arttıkça haberleri yalanlayıp geri adım atıyorlar.
4+4+4
Rövanşıst bir tavırla topluma dayatılan 4+4+4
eğitim modelinin yarattığı olumsuzluklar bitmek bilmedi.
Eğitim-sen in verilerine göre 136 bin çocuğun okulu
bıraktığı belirtildi. Hatırlarsak 4+4+4 sisteminin kaygısı
kız çocuklarının okula gitmeyeceği yönündeydi.
Türk Tabipler Birliği, Türkiye Çocuk ve Genç
Psikolojisi Derneği, Eğitim Sen 4+4+4 eğitim sisteminin
yanlışlıklarını bilimsel verilerle karşı çıktı ve birçok basın
bildirisi yayınladı. Ayrıca ülkemizde tanınan çocuk
psikoloğu Yankı Yazgan bu konuda kendi internet
sitesinde şunları dile getiriyor: Toplumun yoksul ve çok
çocuklu aileleri açısından çocukların standarttan 1 yıl
daha erken okula gitmesi bu aileleri bir anlamda
Zorla İmam Hatibe Çevrilen Okullar
4+4+4 sistemiyle beraber gelen imam hatip açma
aşkı bu sefer de mevcut okulları imam hatibe çevirme
olayına dönüştü. Milli eğitimin imam hatiplere talep
büyük açıklamasının yalan olduğunu imam hatiplerde
çok fazla boş kontenjan olduğunu görünce anladık.
Hangi akla hizmet ederek imam hatipler boş iken gidip
normal okulları imam hatip yapar bu nasıl bir keyfi
uygulamadır? Ne mutlu ki velilerin direnişi sayesinde
imam hatibe çevrilen okullar geri kazanıldı.
İstanbul Kartal Zekeriya Göçer İ.O velilerin yaz
döneminde gösterdikleri direniş tüm yurdu sardı.
Batıkent’te de velilerin direnişi sayesinde okul geri
kazanıldı.
Genç Sosyalist
2
2013 Mart Ayında Memur Sen Yine Sahnede
AKP'nin iktidara gelmesiyle büyüyen Memur-Sen'in
türban özlemi bitmek bilmiyor. Daha önceki
yazılarımızda değindiğimiz atanamayan öğretmenler,
bozuk süt, gençlerin emeğinin sömürülmesi gibi
konulara görmezden gelen bu sendika bu sorunları
görmedi görmeyecektir. Biz burada Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından zat-ı muhterem diye hitap eden bir
sendikacılık anlayışından bahsediyoruz.
18 Martta kamusal alanda serbest kıyafet eylemi
aslında türbanı kamusal alana taşıma eylemiydi.
Örgütselliği az olan istikbalini AKP'ye bağlayan bu
sendikanın eylemine tıpkı Eğitim Bir-Seninki gibi bir hayli
az oldu.
Üniversitelerde Saldırılar Devam Etti
18
Mart'ta
Beytepe
Kampüsü'nde
ülkücü
öğrencilerin yaptığı etkinlik solcu öğrenciler tarafından
protesto edildi. Okula TOMA'larla giren polis tazyikli su
ve biber gazlarıyla müdahalede bulundu ve çok sayıda
öğrenci yaralanarak hastaneye kaldırıldı.
Hizbullah Dicle Üniversitesinde hortladı.
Hizbullah Dicle Üniversitesinde resmi bir etkinlik
düzenledi. Yarattığı vahşetlerle gündeme gelen
Hizbullah’ın resmi izinle üniversiteye girmesi öğrenciler
arasında tepkiye neden oldu. Kürt siyasal hareketini
temsil eden öğrencilerle kavga eden Hizbullah üyeleri
birkaç öğrenciyi yaraladılar. Bu olay AKP'nin her türlü
gerici ve bilim dışı uygulamayla üniversiteleri kirletmeye
çalıştığını gösterdi.
1 Haziran Gezi Parkı
1 Haziranda başlayan Gezi Parkı protestoları
toplumun en çok da gençlerin üzerindeki ölü toprağı
attığı herkesin yarınlara umutla baktığı günlerdi. Fakat
direnişin ardından gelen her gün eylem mantığı halkı
biraz olsun yıldırdı. Bu yıldırmanın sonucunda
sokaklardaki milyonların yerini binler daha sonra da 100150 civarında eylemciye düştü. Hal böyleyken medyanın
da yalan haberleriyle gezi parkı olayları suç olarak
görüldü eylemciler hakkında davalar açıldı.
Daha başında Gezi Parkı direnişi ulusalcı faşistlerin
eylemleridir, barış
süreci
baltalanıyor
diyenler
daha
sonradan
nasıl
oldu da gezi parkı
demek
HDP
demektir
diyebildiler.
İnsanlar
kendilerine
ait
hissettikleri al yıldız bayrakla eyleme katılmaları onların
ulusalcı diye tabir etmeyi gerektirmez. İnsanlar bayrakla
çıkıyorlar çünkü bayrağı kendi parçaları olarak
görüyorlar. Evinden bayrağını alıp çıkan insanları bu
şekilde suçlamanın anlamsızlığı Gezi eylemleri boyunca
açıkça görüldü.
Öğrenci Evleri
Gericiliğe ve İslami hasletler üzerinden politika
yapmak isteyen iktidar bu seferde öğrenci evlerini
gündeme getirdi. Sadece gündemi değiştirmeye ve
üzerindeki baskıyı başka yöne çekme hamleleri olarak
gördüğümüz bu demeçleri fazla dikkate alıp amaçlarına
ulaşmalarına yardım etmedik. Fakat biz bu zihniyeti bir
yerden hatırlamıyor değiliz. Nerden hatırlıyoruz? Köy
enstitülerinden rahatsız olan kapatılmasını isteyen gerici
yapılar kızlı erkekli tartışmalarına o dönemde de
vurgulayarak köy enstitülerini karalamak istediler.
24 Kasım Öğretmenler Günü
24 Kasım öğretmenler gününü Kızılay'da yine alışık
olduğumuz gaz, cop, tazyikli su eşliğinde karşıladık.
Dergimizde defalarca polis terörüyle ilgili yazılar yazdık
bu sefer bunu yazmayacağız. Eğitim-Sen ve KESK'in
eyleminde dikkat çeken eylemcilerin sayısıydı. Hâlbuki
ilerici muhalif bir sendikadan topluma ışık tutması
toplumsal
muhalefette
yol
gösterici
olması
beklenmektedir. Fakat Kızılay’da 150 kişi ile eylem
yapan Eğitim-Sen onurlu muhalif duruşunu kendi
çapında göstermiştir ama toplumsal muhalefete ve kamu
emekçilerini meydanlara taşıyamayı becerememiş
sadece o nefret ettiğimiz polis terörüne maruz kalmıştır.
Geride bıraktığımız yılda iktidarın belirttiğimiz
uygulamalarıyla
baş
etmeye
çalıştık.
İleriki
dönemde bu gerici
kuşatma
devam
edecektir. İktidarın
bu
politikalarına
karşı
mücadele
ederken geçmişte
yaptığı
uygulamaları
da
bilerek
ileride
gelecek saldırılara
karşı
hazırlıklı
olmalıyız.
Genç Sosyalist
3
ÜNİVERSİTE
GENÇLİĞİ
HAKKINI ARIYOR
sokaklara dağılan eylemcileri bir süre kovaladı.
Eskişehir'de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı
Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'nın bulunduğu toplantı
salonuna girmek isteyen öğrencilere üniversitenin
özel güvenlik görevlilerinin müdahalesi sırasında
arbede çıktı.
Bologna Eşgüdüm Komisyonu Toplantısı YÖK Başkanı
Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'nın da katılımıyla Eskişehir
Osmangazi
Üniversitesi
(ESOGÜ)
Meşelik
Kampüsü'ndeki Kongre ve Kültür Merkezi salonunda
yapıldı.
YÖK'ü protesto etmek amacıyla yaklaşık 50 öğrenci
kongre ve kültür merkezinin önünde toplanarak çeşitli
sloganlar
attı.
Salona girip toplantıyı izlemek istediklerini belirten
öğrencilere
merkez
önünde
barikat
oluşturan
üniversitenin özel güvenlik görevlileri izin vermedi.
Öğrenciler barikatı yarmak isteyince arbede yaşandı.
Taksim Meydanı'na yürümek isteyen Demokratik
Öğrenci Dernekleri Federasyonu üyesi gruba polis
Galatasaray Lisesi önünde müdahale etti.
Demokratik Öğrenci Dernekleri Federasyonu üyesi bir
grup,
Diyarbakır'da
6
Aralık
2009
tarihinde
gerçekleştirilen eylemde hayatını kaybeden üniversite
öğrencisi 23 yaşındaki Aydın Erdem için anma
gerçekleştirdi.
Polis eylem sırasında geniş güvenlik önlemi aldı.
Galatasaray Lisesi önüne toplanan grup, burada yapılan
basın açıklamasının ardından Taksim Meydanı'na
yürümek
istedi.
Grubun yürüyüşüne izin vermeyen polis önce megafonla
grubu
dağılmaları
konusunda
uyardı.
Yaşanan arbedenin ardından öğrenciler arasından
seçilen 5 kişi toplantı salonun yanındaki rektörlük
binasına giderek Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Adnan
Konuk
ile
görüştü.
Öğrenciler
Konuk'tan YÖK Başkanı'nın
katıldığı
toplantıyı izlemek istedikleri, üniversitelerde bildiri
dağıtma ve afiş asma yasağının kaldırılması talebinde
bulunacaklarını belirtti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr.
Adnan Konuk, toplantı salonunda hiçbir öğrencinin
bulunmadığını sadece konukların katıldığını belirterek,
afiş ve bildirilerle ilgili isteklerini üniversitenin senato
toplantısında
ele
alacaklarını
söyledi.
Rektör yardımcısı ile görüşen 5 öğrenci görüşmeyle ilgili
dışarıda bekleyen arkadaşlarına bilgi verdi. Öğrenciler
daha sonra dağıldı.
Eylemciler yürümeye devam edince polis, TOMA
aracından sıkılan tazyikli suyla müdahale etti. Polis ara
Cumhuriyet Üniversitesi'nde pazartesi günü doğu
illerinden gelen öğrenciler, kentte yaptıkları basın
açıklamasından sonra bazı arkadaşlarının ülkücüler
tarafından dövüldüğünü ileri sürerek protesto eylemi
Genç Sosyalist
4
yaptı. Arkasından bu öğrenciler ile karşıt görüşlü
öğrencilerin karşılaşması sonrası çıkan kavgada, 1 polis
ile
3
öğrenci
yaralandı.
9 kişinin gözaltına alındığı ve 4 kişinin tutuklandığı olayla
ilgili gerginlik daha sonra da sürdü.
Gaziantep Üniversitesi'nin İslahiye ilçesindeki Meslek
Yüksekokulu'nda
öğrencilerin güvenlik güçlerince
fişlendikleri habere ilişkin valilik inceleme başlattığını
açıkladı.
Valilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi; "2011-2012
yılı eğitim öğretim döneminde Gaziantep İslahiye
ilçesinde öğrenim gören öğrencilerle ilgili çıkan
haberlerde iddia edilen konularla ilgili gerekli soruşturma
yapılmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü'nden müfettiş
talep edilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
SKANDAL
FİŞLEME
BELGELERİ
Milliyet gazetesinden Gökçer Tahincioğlu’nun haberine
göre Gaziantep Üniversitesi’ne bağlı olarak İslahiye’de
okuyan öğrenciler sadece siyasi yönden değil, “ahlaki”
olarak
da
fişlenmiş.
Fişlemelerde
öğrencilerin
fotoğraflarının yanında, tüm kişisel ve iletişim bilgilerinin
yanı sıra kimle ‘duygusal ilişki’ yaşadıkları, kimin kiminle
arabada oturduğu gibi tamamen özel hayatı ilgilendiren
bilgiler
de
yazıldı.
Tunceli Hozat’ta vatandaşların tümünün takibe alındığını
belgeleyen fişlemelerle ilgili soruşturma sürerken
Gaziantep’te üniversite öğrencilerinin fişlendiği açığa
çıktı.
ÖZEL
HAYATI
İZLEMİŞLER
Elde edilen bilgilere göre fişlemeler özellikle Gaziantep
Üniversitesi’nin
İslahiye’deki
fakülte
ve
yüksekokullarında
okuyan
öğrencileri
hakkında.
İl ve ilçedeki güvenlik birimlerince yapıldığı belirtilen
fişlemelerde, öğrencilerin sadece siyasal düşünceleri
değil özel hayatlarına dair bilgilerin de toplandığı
görülüyor. Üstelik bu bilgiler, fişlerin “değerlendirme”
bölümünde “özet” olarak nitelenen bölüme açık biçimde
yazılı. Fişlerin, “özet” kısmı belgelerde açık biçimde
görülürken, “detaylı” bölümler ortaya çıkmadı; burada
hangi
bilgilerin
işlendiği
de
bilinmiyor.
ÜNİVERSİTENİN
HABERİ
Bu fişleme belgelerinin ‘bilgi amaçlı’
dahil il ve ilçedeki birçok kamu kurum
gönderildiği, fişlerin burada açığa
VAR
MI?
olarak, üniversite
ve kuruluşuna da
çıktığı öğrenildi.
İslahiye’deki üniversite çevreleri, fişlemeden haberleri
olmadığını, emniyetin bu çalışmayı yaptığını belirtti. Çok
sayıda öğrenci ise emniyet ve istihbarat tarafından
sürekli
takip
edildiklerinden
yakındı.
EMNİYET
İLE
ÜNİVERSİTE
İŞBİRLİĞİ
Öğrenciler, İslahiye’deki üniversite yönetiminin de
fişlemelerden haberdar olduğunu savundu. Tesadüfen
ele geçirilen fişlemelerde bilgileri yer alan öğrencilerin
ise takip edildiklerini bilmedikleri belirtiliyor. İlçedeki bazı
kaynaklar
da
fişleme
belgelerinin
üniversite
bilgisayarından çıktığını, emniyetin düzenli olarak bazı
bilgileri üniversite ile paylaştığını öne sürdü.
FİŞLEME
TARİHLERİ
GÖRÜNÜYOR
Belgelerde kişilerin fotoğrafı, kimlik numarası, anne ve
baba adı, doğum yeri ve tarihi, nüfusa kayıtlı olduğu yer,
İslahiye’deki adresleri, telefon numaraları, elektronik
posta adresi, velilerinin telefon numaraları ve adresleri
yazıyor. Belgelerdeki tarihler 2010’dan 2011 sonuna
kadar fişleme yapıldığını gösteriyor. Ancak, fişlemelerin
bu tarihten sonra da devam ettiği ve halen sürdüğü
belirtiliyor.
25 Kuruşluk zamma protesto
Gümüşhane Üniversitesi'ndeki sosyal tesislerde
biraraya gelen bir grup öğrenci, yemek ücretlerine
yapılan zammı protesto için eylem yaptı.
Gümüşhane Üniversitesi (GÜ) yerleşkesinde bulunan
sosyal tesisler önünde saat 15.30’da toplanan
öğrenciler, 2 liraya verilen 4 çeşit yemeğin fiyatının 25
kuruş
arttırılmasını protesto etti.
’Müşteri değil öğrenciyiz’, ’Karnımız aç vicdanımız tok’,
’Kazık değil yemek yemek istiyoruz’, ’2 lirada anlaşalım’
ve ’Bu zamlarla doyulmuyor’ pankartları açan öğrenciler,
"Zamlara karşı omuz omuza’, ’Müşteri değil öğrenciyiz
biz’, ’Gümüşhane uyuma, öğrencine sahip çık’ ve
’Direne
direne
kazanacağız’
sloganları
attı.
Daha sonra oturma eylemi yapan öğrencilerden İnşaat
Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Hüseyin Akkuş, basın
açıklaması yaptı. Ortada bir haksızlık, bir yanlışlık ve bir
sorun bulunduğunu anlatan Akkuş şunları söyledi:
"Bu sorun hiçbir şekilde siyasi değildir. Bu sorun
tamamen öğrencileri ilgilendiren bir sorundur. Bu
Genç Sosyalist
5
nedenle eylemimizde hiç bir şekilde siyasi slogan ve
siyasi pankart istemiyoruz. Bu gün burada 2 lira 25
kuruş olan yemek fiyatlarını protesto etmek için
bulunuyoruz.
Bu fiyat artışının hepimize yapılan bir haksızlık olduğunu
düşünüyoruz. Anayasal ve evrensel hakkımız olan
protesto hakkımızı kullanıyoruz. Umarım protestomuz
amacına ulaşır, bir daha toplanma gereği duymayız.
Yarın burada 2 liraya hep beraber yemek yiyeceğiz.
Talebimiz yerine getirilene kadar sosyal tesiste yemek
yemeyeceğiz."
Basın açıklaması sırasında yemek için sosyal tesislere
giren öğrenciler ise grup tarafından ıslıklandı. Eylemdeki
öğrenciler, ’Komşusu açken, tok yatan bizden değildir’
sloganı atarak yemek için tesislere girenleri protesto etti.
Eylemin sonuna doğru öğrenci grubunun yanına gelen
Gümüşhane Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr.
Haydar Akyazı, "Arkadaşlar bağırsınlar, çağırsınlar.
İtiraz etmiyorum. Yeter ki birlik ve beraberliğimizi
bozmayalım. Vurmayalım, kırmayalım. Temsilcilerinizi
seçin, görüşelim. Kayıtsız kalamayız. Burası üniversite,
başımızı kuma sokamayız. Öğrencinin tabi ki hakkı,
hukuku var. Bu fiyat, yani 25 kuruş üzerinden gidersek
yanlış zemindeyiz. Zemini belirlememiz lazım" dedi.
Öğrenciler de yaklaşık 45 dakika süren eylemi olaysız
sonlandırdı.
Kampüsü içerisinde erkeklerin kaldığı yurda taşınmayı
veya güzergahta güvenliklerinin sağlanmasını talep etti
YURT MÜDÜR YARDIMCISI KIZLARI İKNA
ETMEYE ÇALIŞTI
KYK Adnan Menderes Öğrenci Yurdu girişinde eylem
yapan kız öğrencileri ikna etmek için Yurt Müdür
Yardımcısı Gülhan Akdoğan, uzun süre uğraş verdi. Kız
öğrencilerin sloganları ve alkışlarla yaşanan olayları
tepki göstermeyi sürdürmesi üzerine jandarma ekipleri
bölgede güvenlik önlemi aldı. Yurt idaresinin aldığı karar
doğrultusunda olayların büyümemesi için yurda giriş ve
çıkışlar bir süre kapatıldı. Yurdun yerleşim alanının
dışında kalması nedeniyle sürekli saldırı ve gasp
olaylarına maruz kaldıklarını öne süren Aslı Olcak,
eylem yapmak zorunda kaldıklarını belirtti. Yurt idaresi
tarafından giriş çıkışların yasaklandığını öne süren
Olcak, “Güvenlik bizi sadece yurdun içerisinde koruyor.
Arkadaşlarımız her gün gasp ve saldırı olaylarıyla karşı
karşıya kalıyor. Biz saldırıya uğruyoruz, yurt idaresi
hiçbir şey yapmıyor ve bize halledebileceklerini söylüyor.
Ya yukarıdaki yurda taşınacağız ya da ücretsiz ring
getirecekler” dedi.
Üniversitenin şehir merkezinde olduğuna dikkat çeken
Berin Alparslan da, özellikle kış aylarında yurda hava
karardıktan sonra dönebildiklerine dikkat çekti. Geldikleri
mesafenin uzak olduğunu ifade eden Alparslan, “Şuan
içeridekileri dışarıya çıkarmıyorlar, bizi de içeriye
almıyorlar. Saldırı ve gasp olaylarına maruz kalıyoruz.
Son olarak bugün bir arkadaşımız yurda gelirken gasba
uğradı. Köyün içerisinden gelip geçerken sürekli bize laf
atılıyor. Burada hiçbir şekilde güvenliğimiz yok” şeklinde
konuştu.
DENİZLİ BÖLGE MÜDÜRÜNÜN
GELMESİNİ İSTEDİLER
Adnan Menderes Öğrenci Yurdu’nda
kalan kızlar isyan etti
Aydın’da yurtları yerleşim alanı dışında olan
üniversiteli kız öğrenciler, gasp ve saldırı
olaylarına maruz kaldıklarını iddia ederek
eylem yaptı.
Aydın merkeze bağlı Işıklı köyünde yaklaşık bin
öğrencinin barındığı Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar
Kurumu (KYK) Adnan Menderes Öğrenci Yurdu’nda
kalan kız öğrenciler, bir kız öğrencinin yaşadığı gasp
olayının ardından yurdun giriş kapısı önünde eylem
yaptı. Yurdun kent merkezine uzak olması ve köydeki
yerleşim alanının da yaklaşık 1 kilometre dışında
kalması nedeniyle sürekli gasp ve saldırı olaylarına
maruz kaldıklarını öne süren kız öğrenciler, ADÜ Merkez
Müdür Yardımcısı Gülhan Akdoğan, uzun uğraşlar
sonucu kız öğrencileri KYK Denizli Bölge Müdürlüğü ile
görüşeceğini söyleyerek sakinleştirdi. Telefonla ulaşılan
bölge müdürlüğü yetkililerinin görüşmenin Pazartesi
gününe bırakılması öğrenciler tarafından tepkiyle
karşılandı. Bunun üzerine bölge müdürlüğünden
yetkililerinin görüşme için yola çıktığının açıklanması
üzerine, kız öğrenciler eylemlerini sonlandırarak yurt
bahçesine girdi. Bahçede bekleyişlerini sürdüren
öğrenciler, gece saatlerde de olsa KYK Denizli Bölge
Müdürlüğü’nden gelen yetkililere sorunlarını anlatarak,
çözüm bulunmasını istedi
Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde olay
Bolu'da, Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde karşıt
görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavgada 3 öğrenci
yaralandı. Polis üniversitede geniş güvenlik
önlemleri aldı.
Bugün öğle saatlerinde, iddiaya göre, servis aracında
cep telefonu ile görüşme yaparken Kürtçe konuşan
R.İ.'ye bir grup öğrenci saldırdı. Örencinin arkadaşları
da toplanarak saldırıyı gerçekleştirenlere karşı çıktılar.
Genç Sosyalist
6
SOSYALİST GENÇLİK
VE GÜNÜMÜZ
DÜNYASI
Gençlik, içinde bulunduğumuz ortamda yoğun
olarak ekonomik ve sosyal birçok sorun yaşamaktadır.
Ülkemizde gençlik işbirlikçi kapitalist sistemin dayattığı
ekonomik zorlukların yanında her türlü baskı ile de karşı
karşıyadır. AKP iktidar boğazına kadar yolsuzluklara
battığı için iktidarını sürdürmek için her türlü baskı
yöntemine başvurmakta bu baskılardan da gençlik
payına düşeni fazlasıyla almaktadır.
AKP'nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bu
yana Irak, Afganistan, Libya, Tunus, Yemen, Bahreyn ve
son olarak Suriye'de BOP gereğince çok büyük
yıkımlara imza atmış. Irak'ta milyonlarca insan canından
olurken Libya yerle bir edilmiş, Tunus'ta işbaşına gelen
gerici iktidar ilericilere karşı sürek avı başlatmış, dini bir
yapıya gitmiştir. Libya'da Kaddafi linç edilmiş, iktidara
emperyalistlerin kuklaları getirilmiştir. Burada olup
bitenlerden BOP Eşbaşkanı olan Recep Tayyip
Erdoğan'da birinci derecede sorumludur. Mısır'da
ABD'nin işbirlikçisi Mübarek devrildi. Mübarek'in
arkasında seçimlerle işbaşına Müslüman Kardeşler
Örgütü geldi. Mursi ise Cumhurbaşkanı koltuğuna
oturdu. Mısır'da adım adım gerici rejimi oturtan Mursi'ye
karşı kitleler harekete geçti, daha sonra ise Sisi askeri
bir darbe ile iktidara el koyarak Mursi'yi içeri gönderdi.
Mursi'nin içeri gönderilmesini bahane eden Recep
Tayyip Erdoğan Türkiye gündemine Mursi'yi oturtmakla
kalmadı, Mursi üzerinden başka ülkelere de veryansın
etmeye başladı. Şimdi ise kendisinin yaşadığı ağır
koşullar yüzünden Mısır ve Mursi gündemden düşüverdi.
Aynı anlayış Suriye için de
uygulandı. Başlangıçta Beşar
Esad'ı devirmek için her yola
başvuran ABD ve AB ülkeleri
Suriye'de ortaya çıkan gelişmeleri
de bahane ederek Beşar Esad'a
razı olurken Recep Tayyip
Erdoğan
Suriye'ye
yönelik
komploların bir numaralı insanı
olarak görevini devam ettirdi.
Türkiye üzerinden 81 ülkeden
gelen terörist gruplar Suriye'ye
sokuldu ve bu gruplar her
anlamda desteklenip korundular.
El Kaide, El Nusra, Müslüman
Kardeşler gibi örgütler Suriye'de
akıl
almaz
katliamlar
gerçekleştirmekle kalmadılar aynı
zamanda da Suriye kentlerini
yakıp yıkarak harabeye çevirdiler.
Bugün de dahil en acımasız ve
hunharca cinayetler bunlar eliyle
işlenmesine karşın AKP iktidarı
her şeyi göz alarak bu ipten
kazıktan kopmuş katil sürülerine silah ve lojistik destek
vermeye devam ediyor. Hatay/Kırıkhan'da durdurulan ve
aranamayan TIR bu desteğin son örneği olarak
gündemin gelip başköşesine oturdu. Bununla birlikte
AKP iktidarı TIR'da insani yardım vardı, Türkmenlere
yardım götürülüyordu diyerek "devlet sırı" dedikleri
uyduruk yalan ipine sarıldılar.
Kısacası başta ABD, AB olmak üzere yerli
işbirlikçileri dünyamızda sürekli savaşı körükleyerek,
kasalarının dolması için gençliğin kanı üzerinden politika
yürüttüler. Bu bağlamda hiç kuşku yok ki, Sosyalist
gençlik olarak sonuna kadar emperyalizmin ve
kapitalizmin her fırsatta karşısında yer aldık.
Kapitalist/emperyalist sistem çözümsüzdür
Dünyada ve ülkemizde kapitalist sistemin geniş halk
yığınlarının ve gençliğin sorunlarını çözmesinin olanağı
kalmamıştır. Dünden bugüne kan ve gözyaşı üzerinden
varlığını sürdüren sistem giderek daha da yığınlar
üzerine karabasanlar gibi çökmekte çalışan yığınların
sorunları giderek ağırlaşmaktadır. Ülkemizde de gençlik
öteden beri sermaye düzenini savunan iktidarların ve
sistem partilerinin ölümlerinden korktukları kadar
gençlikten de korkmuşlardır. Bu nedenle de ülkemizde
gençliğin üzerine çullanan 12 Eylül faşizmi sonrasında
gençliği susturmak ve kişiliksizleştirmek için yüksek
öğrenim gençliğinin tepesine YÖK'ü oturtmuşlardır.
Gelip giden iktidarlar YÖK'ü kaldıracaklarına söz vermiş
olmalarına
karşın
bugüne
kadar
kıllarını
kıpırdatmamışlardır. Aksine AKP iktidarı ile birlikte YÖK,
öğrenciler için neredeyse birer Azrail'e dönüşmüştür.
Gençlik hele de sosyalist gençlik kendisine dayatılan bu
sistemi kabul etmediği için raptı zapt altına alınmak
istenmiştir. Bugün öğrenci gençliğin en küçük bir hak
istemesi TOMA'larla ve her türlü baskı yöntemleriyle
susturulmak isteniyor.
Genç Sosyalist
7
AKP iktidarı işbaşına geldiği günden bu yana ülke
varlıklarını özelleştirme adı altında yabancılara peşkeş
çekmiş ülke varlıklarını yok pahasına yabancılara
satmıştır. Buradan ne kadar vurgun vurulduğu
önümüzdeki günlerde bir bir rakamlara dökülecektir.
Son yolsuzluk operasyonunda ortada dolaşan
rakamlara baktığımız zaman işin rakamsal boyutunun
trilyonları bulduğu görülecektir. Birileri vurgun vururken,
bu ülkenin işçileri ve emekçileri sürekli olarak
yoksullaşmaktadır. Yoksullaşmanın acı reçetesi olarak
gençlikte payına düşeni fazlasıyla yaşamakta cebinde
iki lira parası olmadığı için İstanbul Üniversitesi'nde
kaçak yemek yiyen öğrenciler disiplin kuruluna
verilebilmektedir.
Öğrenci gençliğin duyarlılığı karşısında deliye
dönen AKP iktidarı öğrencilerin üzerine yüzlerce polisi
sürmektedir. Öğrencilere karşı kurulan kumpasın haddi
hesabı yoktur. Bu bağlamda öğrenciler polis tarafından
izlenmekte, fişlenmekte, özel yaşamlarına ilişkin
kayıtlar tutulmaktadır. Recep Tayyip Erdoğan'ın
öğrenci evleriyle ilgili olarak ettiği sözlerin daha
mürekkebi kurumuş değildir. Bu andan itibaren
kendilerine vazife çıkarıp öğrenci evlerini basmaya
kalkışan güvenlik güçleri bunu açık açık yapabiliyorsa
kimbilir kapalı devre olarak öğrenciler hakkında ne çok
kayıt kuyut tutarak fişlemektedir?
Bugün Türkiye'nin her yöresinde üniversite ve
yüksekokul öğrencileri açlıkla karşı karşıyadır. Aç
olduklarını söyleyen öğrenciler yemeklerine yapılan 25
kuruş zammı kaldıramayacakları için protesto
eylemlerine girişmektedirler. Bu konuda öğrencilerin
gösterdikleri duyarlılık ortadadır.
Ancak bütün bu duyarlılıkların dışında kalarak
sistemi savunan ve devrimci öğrenci avına çıkan gerici
ve faşist öğrenciler de yok değildir. Bunların zaman
zaman üniversitelerde giriştikleri ölümlü ve yaralamalı
olaylara rastlıyoruz. Ne yazık ki, bu gibi olayların içinde
de üniversite yönetimi ve polis vardır. Bütün dünyada
gençliğin özgürce kendisini geliştirmesinden ve
araştırmalar yapmasından korkulmaktadır. Durum bizim
ülkemizde ise çok daha içler acısıdır. Artık yüksek
öğretim için akademik unvan elde etmenin yolu ilerici,
devrimci,
sosyalist
öğrencilere
büyük
ölçüde
kapatılmıştır. Bunun yerine çakma öğretim görevlileri
yetiştirilerek üniversitelere Yrd. Doç, Doç ve prof. diye
gönderilmektedir.
İşçi gençlik işsizdir. Çalışanlarsa 846 TL asgari
ücrete talim etmek zorundadır. Köle ücretine talim eden
genç işçilerin makine başında kanları içilmektedir.
Birçokları alınmayan tedbirler yüzünden iş kazalarına
uğramakta yaralanmakta ve yaşamlarından olmaktadır.
Sayısız
genç
işçi
sigortasız
ve
güvencesiz
çalıştırılmaktadır. Çırak çocuk işçilerin hiç mi hiç
güvencesi söz konusu değildir. Aksine AKP iktidara
geldiği günden beri sürekli olarak işçi hakları
budanmakta, budanması için yeni yeni yasalar
çıkarılarak çalışanlara tuzaklar kurulmaktadır.
Köylü gençliğe gelince; onların durumu daha da
içler acısıdır. Çalışarak ürettikleri genç köylülerin hiçbir
gereksinimini karşılamadığı gibi kendilerine insanca
yaşayabilmesine yetecek bir gelecek de sunmamaktadır.
Ülkemiz geçmişte tarım ülkesi olarak anılırken Tarım
Bakanı Mehdi Eker'in söylediklerinin tersine ülkemizde
tarım çökmüştür. Hem tarım yapılan alanlar azalmış hem
hayvancılık bitme noktasına gelmiş, buğday üretimi bile
hesaplananın çok altına düşmüştür. Öteki tarım ürünleri
ise hesapsız kitapsız üretildiğinden ya köylülerin elinde
kalmakta ya da yok pahasına aracılara kaptırılmaktadır.
Oysa yeniden üretim yapılabilmesi için girdiler yerinde
saymamakta, girdilere zam üstüne zam bindirilmektedir.
Bu yüzden de köylü her yıl yılı zararla kapatmaktadır.
Köylü gençliğin hiç ama hiç sosyal ve siyasal
gelişkinliğine katkı getirecek bir yaşam tarzı da yoktur.
Bu yüzden de ne yazık ki hâlâ yazgıcı bir yaşam
alışkanlığı vardır. Bu nedenle gerici ve düzen partileri
köylüleri ve köylü gençliği kendisi için bir arka bahçe
olarak görmektedir. Köylü gençliğin içine düşürüldüğü
konumdan kurtulması içinse sosyal ve siyasal
örgütlenmesi hiç denilecek noktadadır. Burada
üstümüze düşen görevin bilincinde olarak hareket
etmeli, köylü gençliğin aydınlanması ve yanımızda yer
alması için elimizden geleni yerine getirmeliyiz. Yoksa
seçimlerden seçimlere gerici partilerin oy deposuna
dönüşmüş bir gençlikle karşılaşmamız sorunlarımızı
daha da ağırlaştıracaktır.
genç sosyalist
Kitle dergisinin eki olarak yayınlanmaktadır. www.sgb1974.org gencsosyalist.blogspot.com
Genç Sosyalist
8
Download

OCAK 2014 93.SAYI