GİRGİN
HUKUK BÜROSU | LAW OFFICE
Cinnah Caddesi Alaçam Sokak 30/4 Çankaya / Ankara
Tel: +90 312 467 09 47
[email protected] | www.girgin.av.tr
MORAY, Yağmur Gökçe
08.09.2014, Ankara
ALT İSTİSNA (TAŞERON) SÖZLEŞMESİNİN
SONA ERMESİNDE TAŞERONUN HAKLARI
Daha çok taşeronluk sözleşmesi olarak bilinen alt istisna sözleşmesi;
müteahhidin bir ücret karşılığında yapmakta olduğu eserin bir
kısmını bir istisna sözleşmesi ile başka birine yaptırmasıdır. TBK
md 471/3’e göre bunun için eserin yapımında müteahhidin kişisel
özellikleri önem taşımamalıdır. Bu sözleşmeye daha çok uzmanlık
gerektiren konularda başvurulmaktadır. Yargıtay 15.09.1980 tarihli
kararında alt müteahhidi “eseri yapma borcunun ifasının kısmen
veya tamamen kendisine devredildiği bağımsız ve kendi hesabına
çalışan bir yardımcı şahıs” olarak tanımlamıştır. Bu bağımsızlık
keyfilik ve başıboşluk anlamında değildir, gerekli özeni göstermek
zorundadır.
Alt istisna sözleşmesinin tarafları asıl müteahhit ve alt müteahhittir.
Ancak aralarındaki bu ilişkinin temeli iş sahibi ve asıl müteahhit
arasında yapılan sözleşmeye dayanmaktadır. İş sahibi ile alt
müteahhit arasında bir sözleşme olmadığından birbirlerinden talepte
bulunamazlar.
Alt istisna sözleşmesinin sona erme halleri şu şekildedir:
1
1)İfanın kusursuz imkansızlığı
2)Borç ödemeden aciz sebebiyle fesih
3)İkale
4)Müteahhidin tam tazminat karşılığı sözleşmeyi feshetmesi
>Müteahhidin Tam Tazminat Karşılığı Sözleşmeyi
Feshi<
TBK md.484’e göre iş sahibi, eserin tamamlanmasından önce
yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün
zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir. İstisna
sözleşmesine ilişkin bu hüküm alt istisna sözleşmesinin sona
ermesinde de uygulanmaktadır. Bu durumda, bu düzenlemedeki
fesih hakkı sadece asıl müteahhide aittir. Çünkü alt müteahhidin
eseri hazırlaması bir borçtur ve yapılan sözleşme daha çok onun
yararınadır. Ayrıca asıl müteahhit herhangi bir haklı neden
göstermek zorunda da değildir, alt müteahhit o zamana kadar
borcuna uygun ve özenle davranmış da olsa sözleşme ilişkisine son
verilebilmektedir.
Feshin koşulları:
1)İşin tamamlanmamış olması
2)Feshin bildirilmesi
3)Yapılan kısmın bedelinin ödenmesi ve tüm zararın tazmin edilmesi
1)İşin Tamamlanmamış Olması:
Eserin tamamlanmasından itibaren bu hak kalkar ve asıl müteahhit
eseri kabulden kaçınırsa alacaklı temerrüdüne düşer. Bunun
olmaması ve şartın gerçekleşmesi için en azından eser bitmeye yakın
bir durumda olmalıdır, eserin ayıplı olması hakkı kullanmaya
engeldir. Ancak iş ne kadar ileri durumdaysa ödenecek tazminat ve
bedel de o kadar fazla olacağından, asıl müteahhit işin başlarında bu
fesih hakkını kullanmalıdır. En az zarar doğacak hal işe başlamadan
feshetmedir, sadece mahrum kalınan kar tazmin edilir.
Eserin tamamlanmasını bizzat asıl müteahhidin engellediği
durumlarda TBK md 484 uygulanabilecektir. Fakat eserin
tamamlanmasının imkansız hale geldiği durumlarda ve İkale halinde
bu maddenin uygulanması mümkün değildir.
2)Feshin Bildirilmesi:
Feshin hüküm ve sonuçlarını doğurması için fesih beyanının karşı
tarafın egemenlik alanına ulaşması gerekmektedir, bu beyan
ulaştıktan sonra geri dönmek mümkün değildir. Fesih beyanı şarta
bağlanamaz ve şekle tabi değildir.
Fesih beyanında bulunurken zararın tazmini konusunun
bildirilmesinin gerekli olup olmadığı konusu tartışmalı olup;
Yargıtay’ın da içinde bulunduğu görüş bu beyanın bulunmadığı
durumlarda TBK 484’ün uygulanamayacağı yönündeyken, diğer bir
görüş ise asıl müteahhidin zararı baştan bilemeyeceği ve bu sebeple
herhangi bir tutar teklif edemeyeceği yönündedir. Ancak asıl
müteahhit tazminattan kaçınmak istiyorsa, feshin tazminat
ödenmesini gerektirmeyen bir sebebe dayandığını ispatlamak
zorundadır.
3)Yapılan Kısmın Bedelinin Ödenmesi ve Bütün Zararın
Tazmini:
Bu husus TBK md 484’ün hem uygulanma şartı hem de bu hükme
göre bildirilen feshin sonucudur.
2
Feshin Hüküm ve Sonuçları:
Fesih bildirimiyle sözleşme ileriye etkili olarak sona erdirildiğinden
alt müteahhidin ücret isteme hakkı olmayıp tazminat isteyebilir.
Ayrıca beyanın varma anına dek yapılmış olan kısmın bedeli
istenebilir.
1)Yapılan Kısmın Bedelinin Verilmesi:
Alt müteahhidin o zamana kadar yapmış olduğu tüm edimler buraya
girer. Ödenecek bedelin tespitinde mevcut şey için yapılan masraf ve
harcanan emek ile tümü için gereken masraf ve emek arası oran
dikkate alınmalıdır.
Asıl müteahhit ödediği bu bedel karşısında yapılmış olan kısmın
kendisine teslimini isteyebilir, alt müteahhit bu kısmı vermekten
kaçınırsa aynen ifa davası vasıtasıyla elinden alınır.
2)Tazminat Ödeme:
Kendisini haklı çıkaran özel bir sebep olmaksızın sözleşmeyi
fesheden asıl müteahhit alt müteahhidin bütün zararını karşılamak
zorundadır. Söz konusu zarar müspet zarardır, alt müteahhit
borçların ifası durumundan daha kötü bir duruma düşmemelidir. Asıl
müteahhidin kusurlu olması gerekmez.
Zararın hesaplanmasında 2 yöntem vardır. Menfi usulde; eser
tamamlanmış ve borç tamamen ifa edilmiş olsaydı alınacak tam
ücretten iş tamamlanmadığı için yapılmayan masraflar, boşta
kalındığı için bulunan iş sebebiyle elde edilen kar veya kasten
bulunmayan iş sebebiyle mahrum kalınan kazançlar indirilir. Müspet
usulde; fesih anına kadar fiilen yapılan masraflar ile eser bitmiş
olsaydı elde edilecek olan safi olmayan kar toplanır. Yargıtay iki
yöntemden birinin benimsenmesinin zorunlu olmadığı, somut olaya
göre değerlendirilmesi gerektiği görüşündedir.
Tazminat hesaplanırken yapılmış kısmın bedeliyle tazminat toplamı
sözleşmede kararlaştırılan ücreti geçmemelidir. Ayrıca alt müteahhit
doğrudan doğruya ifaya olan menfaat kaybı dışındaki zararları TBK
md 484’e dayanarak isteyemez. Buna örnek olarak bu iş sonrasında
elde edilecek olan itibar sayesinde alınacak yeni işlerin kaybı
sebebiyle tazminat istenemez. Bunların dışında hesaplanacak
tazminattan TBK md 114/2 yollamasıyla md 50-51 gereğince
indirim yapılamaz.
© GİRGİN HUKUK BÜROSU
3
Download

alt istisna (taşeron) sözleşmesinin sona ermesinde taşeronun hakları