MYANMAR’DAKİ DİN ÇATIŞMASI’NIN SWOT ANALİZİ
Mürsel BAYRAM
Yasin YAYLAR†
Özet
Myanmar’ın Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanlar, dünya üzerinde en çok ayrımcılığa
uğrayan halklardan biridir. Bununla birlikte, Myanmar’a jeopolitik bir önem atfedilmemesi
nedeniyle ülkedeki Müslümanlar yeterince seslerini duyuramamaktadırlar. Nitekim 2012
yılında Budistlerin başlattığı şiddet hadiseleri, ülkedeki Hıristiyanları da hedef alınca gözler
buraya çevrilmiştir. Myanmar’daki askerî rejimin Budistlerin yanında yer alması, devletin
Müslümanlara karşı yürütülen etnik temizliğe ortak olduğu anlamına gelmektedir. Bu
bağlamda ülkedeki çatışmaların bir SWOT analizinin yapılması soruna çözüm bulunması
adına küçük de olsa bir katkı sağlayacaktır.
Anahtar kelimeler: Myanmar, Arakan Müslümanları, Budistler, SWOT Analizi
Giriş: Çatışma Kavramı
Genel anlamıyla çatışma kavramı, “silahlı büyük kavga ya da savaş maksadıyla düşmana
karşı ilerleyen bir birliğin keşif ve güvenlik kolları arasındaki ilk silahlı vuruşmayı” i ifade eder.
Kavramın İngilizce karşılığı olan conflict ise “zıtlaşma, dövüşme, mücadele etme”ii
anlamlarını içerir. Bir uluslararası ilişkiler terimi olarak çatışma, çıkarların farklılık göstermesi
sonucunda ortaya çıkan durumiii ya da daha spesifik olarak insan hayatını, psikolojisini,
varlığını ve müesseselerini hedef alan tahripkâr iç savaşlar iv olarak tanımlanabilir. Kavgadan
savaşa kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan çatışma olgusu, yoğunluğuna ve şiddetine göre
sınıflandırılarak tanımlanmaya çalışılmıştır. Ancak hangi yoğunlukta olursa olsun
çatışmaların negatif bir anlam taşıdığı kabul edilmektedir. Bu noktada önemli olan,
çatışmanın yönetim şeklidir.v Bir çatışmanın yoğunluğunun artması ve çözümsüzlüğe doğru
gitmesi tabii olarak negatif bir durumdur. Öte yandan, latent dahi olsa çatışma halinde
bulunan tarafların birbirlerini anlama ortamı bulmaları olumlu bir durumdur. Çatışma
çözümünde kullanılan dilin önemi de buradan kaynaklanmaktadır. Tarafların birbirlerini ilzam
ettikleri bir ortamda uzlaşıdan bahsetmek güçleşecektir. Yunus Emre’nin ”söz ola kese
savaşı, söz ola kestire başı” ifadesi, çatışma çözümünde yapıcı/uzlaşmacı tavrın önemini
özetlemektedir.
Buradan hareketle bu çalışmada Myanmar’ın (1989’dan önceki adıyla Burma)
Rakhine/Arakan vilayetinde Budistler ile Müslümanlar arasında yaşanan çatışmanın ortaya
çıkış nedenleri ve gelişim süreci ele alınarak SWOT analizi yapılacaktır. Çalışmaya konu
olarak Arakan’ın seçilmesi, bölgede yaşanan trajedinin arka planının yeterince bilinmemesi
nedeniyledir. Trajedinin boyutunu gösteren verilerden birisi Heidelberg Uluslararası
Çatışmaları Araştırma Enstitüsü’ne (Heidelberg Institute for International Conflict Research HIIK) aittir. Enstitü, dünya üzerindeki çatışmaları 1 ile 5 arasında derecelendirmektedir. Buna
göre Arakan’daki çatışmalar kısmî çatışmaya denk gelen 4 numara ile derecelendirilmiştir.vi
Tarihî Süreçte Arakan
1
Öncelikle çalışmaya konu olan bölgenin adlandırılmasındaki farklılıkları belirtmek gerekir.
Uluslararası medyada ve pek çok akademik çalışmada burada yaşayan Müslüman toplum
için Rohingya Müslümanları ifadesi kullanılmaktadır. İslam dünyasındaki tanımlama ise daha
ziyade Arakanlı Müslümanlar veya Müslüman Arakanlar şeklindedir. Diğer taraftan Myanmar
yönetimi 1980’li yıllarda Arakan eyaletinin adını Rakhine olarak değiştirmiştir.vii Dolayısıyla
bölgenin resmî ve Budistlerle özdeşleşen adı Rakhine, eski ve Müslümanlarla özdeşleşen
adı Arakan’dır.
Bangladeş-Myanmar sınırında kuzey-güney doğrultusunda yer alan Arakan, coğrafî olarak
Hindistan ve Çin medeniyet havzalarının ortasında kurulmuş ve bu nedenle tarih boyunca
pek çok etnik unsurun geçiş noktası olmuştur. Bölgenin bilinen geçmişi milattan önce 300'lü
yıllara kadar uzanır. Burada ilk olarak Budist Dhanyavadi Krallığı (1. yy) ve Vesali Krallığı (3.
yy) hüküm sürmüştür. İslam’ın Arakan’a ulaşması ise 8. yüzyılda Arap tüccarlar vasıtasıyla
mümkün olmuştur. Deniz ticaretinde önemli bir yere sahip olan Müslüman Araplar, Güney
Asya, Güneydoğu Asya ve Uzak Doğu ile ticari ilişkiler geliştirmiş; Arakan'dan Sumatra
Adası’na, oradan Cava’ya kadar küçük ticaret şehirleri kurmuşlardır. 15. yüzyılın başında
Kral Narameikla’nın Müslüman olmasıyla birlikte bölgede İslamiyet hızla yayılmıştır. Kısacası
Arakan, Narameikla (Süleyman Şah) tarafından kurulan Mrauk-U Hanedanı’ndan önce de
hem Müslüman hem Budist nüfusu ile bağımsız bir statüye sahip olmuştur. Arakan’ın bu
dönemde Venedik ile kıyaslanması bölgenin nasıl bir gelişim sürecinde olduğunu göstermesi
bakımından önemlidir.viii
Moğolların ve Tibet-Burmaların 10. yüzyılda bölgeye varmalarına kadarki zaman diliminde
Arakan, Bengal benzeri nüfusu ile bir Hint toprağı idi. Burmalılar tarafından Moğol ırkından
geldikleri düşünülen Arakanlı Budistler (Rakhine), esasında 8. yüzyılda Hindistan’dan göç
eden ve daha sonraları işgalci Moğollar tarafından asimile edilen Aryan Maghada
Budistlerinin torunlarıdır.ix
Arakan tarihinde 1430’dan 1638’e kadarki süre zarfında bütün hükümdarlar sonradan İslam’ı
seçmiştir. Arakan, Bengal Sultanı tarafından ele geçirildiği dönemde tarihinin en geniş
sınırlarına ulaşmıştır. 1538 yılında Bengal’de iktidarın el değiştirmesi ile Arakan Kralı Zabuk
Şah, ilk defa 1540 yılında Bengal’in Çittagong’u da içine alan güneydoğu bölgesini işgal
etmiştir. Bölge tekrar Bengal sultanlarının eline geçmişse de 1582–1666 yılları arasındaki
yaklaşık 100 yıllık süre içerisinde yine Arakan idaresinde olmuştur. Bugünkü Çittagong ve
Arakan topraklarının yaklaşık bir asır boyunca eski Arakan tarafından yönetildiği göz önünde
bulundurulursa, Müslümanların çok uzun zamandan beri burada bulunuyor oldukları
söylenebilir. Çittagong’un 1582 yılındaki işgalinden sonra Arakan kralları, Bengal’in
kontrolünü elinde tutan Moğollara karşı Portekizliler ile iş birliği yapmışlardır. Ancak 1638
yılından sonraki gelişmelerle birlikte Arakan kralları Portekizlilere öylesine bağımlı hale
gelmişlerdir ki Çittagong’un sınır eyaletleri Portekizli korsanların uğrak yeri olmuştur.x
Arakan kralı Sanda Tudamma’nın Moğol prensi Şah Şuca’ya himaye tahsis etmesi ve
ardından prensi katletmesi, zaten iyi durumda olmayan Arakan-Moğol ilişkilerinin iyice
bozulmasına neden olurken Çittagong’un geriye dönüşü olmayacak şekilde elden çıkması
sonucunu getirmiştir. Şah Şuca ve yandaşlarının katlinden sonra Arakan’ın Burma tarafından
işgaline kadar iki kardeş toplum arasında, Burmalıların Arakan’ı ele geçirmelerine kadar
varan amansız bir mücadele olmuştur. Her ne kadar Burmalılar İngilizlerden bağımsızlıklarını
kazanma sürecinde Arakan’ın işgalini kendilerince haklı göstermeyi başarsalar da burada
2
yabancı saldırganlar ve işgalciler olarak kalmışlardır. Müteakip süreçte Burma yönetimi,
Arakan tarihinin bir gün tekerrür edebileceği ve sonunda oradan tamamen çekilmek zorunda
kalacakları kurgusu ile meşgul olmuştur. Bunun önüne geçebilmek için, kendilerince
potansiyel bir tehlike durumunda olan Arakanlı Müslümanları ortadan kaldırma yoluna
başvurmuşlardır. Zaman zaman gerçekleştirilen etnik temizlik operasyonları, kökenleri çok
derinlerde olan bu korkunun bir tezahürüdür.xi
İşgaller Dönemi ve Bağımsızlık Sonrası Milliyetçi Politikalar
Burma 1785’te Arakan’ı ele geçirince 35,000 kadar Arakanlı, Burma yönetiminin baskısı
nedeniyle İngiltere’nin kontrolündeki Çittagong bölgesine kaçmıştır. Burma idaresi, geride
kalan binlerce Arakanlıyı öldürmüş; önemli bir kısmını da Orta Burma bölgesine tehcir
etmiştir. Böylece Arakan, çok az sayıda insanın yaşadığı bir yer haline gelmiştir. Buna
mukabil İngilizler çok sayıda Bengalliyi verimli Arakan topraklarına yerleşmeye teşvik etmiştir.
Doğu Hindistan Şirketi, Bengal yönetimini Arakan’ı kapsayacak şekilde genişleterek bölgeler
arası göçe imkân tanımıştır. 1800’lü yılların başında binlerce Bengalli Arakan’a gelirken çok
sayıda Arakanlı da Bengal topraklarına göç etmiştir. 1891’de İngilizlerin gerçekleştirdiği nüfus
sayımına göre Arakan’da 58 bin civarında Müslüman yaşıyorken bu rakam 1911’de 178 bine
çıkmıştır. Bu durum Burma idaresinde “korku ile karışık bir ırkçı düşüncenin gelişimine" yol
açmıştır. Arakan bölgesinde Budistler ile Müslümanlar arasında baş gösteren husumette bu
göç hareketlerinin önemli bir etkisi olmuştur. Bu arada İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla
birlikte Burma, Japonlar tarafından işgal edilmiş ve İngilizler Arakan’dan çekilmiştir.
Çekilirken de burada Japon işgaline karşı bir tampon bölge oluşturmak maksadıyla Kuzey
Arakan’daki Rohingyaları silahlandırmıştır. Bu durum hem Budist ve Müslümanlar arasında
hem de İngiliz idaresi taraftarı gruplar ile Burma milliyetçileri arasında çatışmalara neden
olmuştur. 28 Mart 1942’de milliyetçiler tarafından Minbya ve Mrohaung mevkilerinde 5,000
Müslüman katledilmiştir. Japonlar da Müslümanlara karşı katliam gerçekleştirmeye
başlayınca 40,000 civarında Müslüman, İngilizlerin kontrolündeki Bengal’e iltica etmiştir.
1824’ten itibaren İngilizlerle işbirliği yapan Arakanlı Müslümanlar, tıpkı diğer azınlık gruplar
gibi içinde bulundukları dönemin şartları karşısında İngiltere’yi bir nevi “kurtarıcı” olarak
görmüşlerdir.xii
1947’de otonom bir İslam devleti amacıyla kurulan Mücahit Hareketi, 1962’deki General Ne
Win darbesine kadar aktif olmuştur. General Ne Win idaresi Arakan’da yaklaşık 20 yıl askerî
operasyon yürütmüş; özellikle 1978’deki meşhur Kral Dragon Operasyonu’ndan sonra
200,000 civarında Arakanlı, Bangladeş ve Pakistan’a sığınmıştır.xiii Müteakip hükümetler de
“tek millet (Burman), tek dil (Myanmarsa), tek din (Budizm) politikaları ile Müslümanların da
dâhil olduğu azınlıklara karşı baskı ve ayrımcılık yapmaya devam etmiştir. Yasalar gereği,
ataları 1948 yılındaki bağımsızlıktan önce ülkede yaşayanlar, vatandaşlık için başvurma
hakkına sahip olmasına rağmen ülkeyi on yıllarca demir yumrukla yöneten askerî cunta
döneminde Arakanlı Müslümanlar bu haklardan yararlanamamıştır. Hatta 1964’te çıkarılan
keyfi bir yasayla 50 ve 100’lük kyatlar tedavülden kaldırılmıştır.xiv Bunu yapmada amaç
ticaretle uğraşan kentli Arakan Müslümanlarını birden fakirleştirmektir. Çünkü böyle büyük
banknotlar genel itibariyle Arakanlıların elinde bulunmaktadır. Öyle ki Burma devlet
başkanlarından U Saw, “Arakanlılar Burma kanı taşıdıklarını gösterinceye kadar ayrımcı
muamele göreceklerdir” demiştir.xv Bu söylemle yönetimin güttüğü bu kan siyaseti en üst
perdeden açığa vurulmuştur. Ülkenin Müslüman halkı, seyahat etmek hatta evlenmek için
dahi izin almak zorunda bırakılmıştır. Azınlıkları ülkenin yabancısı olarak değerlendiren
3
Burma hükümetleri özellikle Arakanlı Müslümanlara karşı ayaklanmaları teşvik ettiği
gerekçesiyle eleştirilmiştir. Birleşmiş Milletler de Arakanlı Müslümanları dünya üzerinde en
fazla ayrımcılığa maruz kalan azınlıkların başında göstermektedir.xvi
2012 Olayları ve Sonrası
Devlet politikalarıyla körüklenen etnik-dinsel husumet 2012 yılı içerisinde meydana gelen
hadiselerle kendini göstermiştir. Ma Thida Htwe adlı bir Budist kadın 28 Mayıs günü üç kişi
tarafından tecavüz edilip öldürülmüştür. Faillerin Müslüman olduğu iddia edilmiştir.xvii
Myanmar polisi üç zanlıyı tutuklayarak cezaevine sevk etmiştir. Bu sırada cinayet zanlılarını
taşıdığı gerekçesiyle bir otobüse saldırı düzenlenmiş ve 10 Müslüman öldürülmüştür.
Yangon’da toplanan çok sayıda Müslüman, bu saldırıyı protesto etmiştir. Hükümet olayın
araştırılması için bir komisyon kurmuş ve olayla ilgileri olduğu gerekçesiyle 2 Temmuz’da 30
kişi tutuklanmıştır.xviii Lakin gerilim daha da tırmanmış; öfkeli Budist kalabalıklar,
Müslümanlara ait ev ve dükkânları hedef almış, camileri ateşe vermiştir. Mevzubahis
hadiselerde 1,000’den fazla Müslüman öldürülürken, binlercesi de evlerini terk etmek
zorunda kalmıştır.xix Rohingya Dayanışma Örgütü Başkanı Dr. Muhammed Yunus, "Rohingya
(Arakan) Müslümanlarının Budistler tarafından ateşe atılarak diri diri yakıldığını, Arakan'ın
kuzeyindeki
illerde
yaşayan
200 Arakanlının
da güvenlik
gerekçesiyle
başka
şehirlerdeki kamplara yerleştirilmek üzere nehirden botla diğer şehirlere götürülürken
Myanmar askeri tarafından ateş edilerek öldürüldüğünü” öne sürmüştür. Yunus, ayrıca
"Myanmar güvenlik güçlerinin kimsenin kamptan çıkmasına müsaade etmediğini, asıl
amaçlarının Müslümanları tek bir noktada toplayıp dağılmalarını engellemek” olduğunu
belirtmiştir. Müslümanların kamplarda açlıkla boğuştuğunu, yaşadıkları zor şartlara rağmen
kendilerine yardım edilmesine izin verilmediğini ifade eden Yunus, "Myanmar hükümetinin
Filistin'deki gibi duvar örerek Müslümanları bir alana hapsetmeye çalıştığını" iddia etmiştir.xx
Bu noktada Rohingyaların sıkıntılarını hiç bir ülkenin paylaşmak istemediğini vurgulayan
Yunus, "bizi bir tek Türkiye önemsedi. İlk kez bir ülke yetkilisi bizi ziyaret etti, bu bizim için
tarihi önem taşıyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve beraberindeki heyet Arakan'a
girdiğinde, gözyaşlarımız ilk kez acı ve zulümden değil, mutluluktan aktı. Türkiye'ye
minnettarız" ifadesini kullanmıştır.xxi
Gerçekten de uluslararası aktörlerin Arakan konusunda somut tepkiler vermediği
görülmüştür. Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere, durumun “endişe verici” olduğunu
söylemekle yetinmiş; Avrupa Birliği, Myanmar yetkilileri ile irtibat halinde olarak hadiseleri
takip ettiklerini belirtmiş; İslam İşbirliği Teşkilatı Arakanlılara yardım etmek için Myanmar’da
büro açacağını duyursa da baskılar nedeniyle planından vazgeçmiştir.xxii Bizzat bölgede
mülakatlar yapan araştırmacı-yazar Mehmet Özay ise kamplarda dağıtılan BM gıda
yardımlarının Bangladeşli mafyavari yapılar tarafından el konduğunu ve başkalarına
satıldığını ileri sürmüştür.xxiii Dahası, Bangladeş olayların patlak vermesinin ardından sınır
güvenliğini artırıp çok sayıda Arakanlı mülteciyi geri çevirirken Pakistan Dışişleri Bakanlığı
olaylardan Myanmar yönetiminin sorumlu tutulması gerektiğini beyan etmiştir. xxiv
Myanmar’daki “etnik temizlik kampanyasını” resmî olarak kınayan Suudi Arabistanxxv ise
“dünya Müslümanlarının hamisi” olarak Arakan bölgesine 50 milyon dolar yardım yapacağını
duyurmuştur.xxvi
Myanmar askerî diktatörlüğüne karşı gösterdiği barışçıl ve şiddetsiz mücadele nedeniyle
1991 yılında Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Aung San Suu Kyixxvii de Myanmar
4
hükümetinin Arakanlıları dışlayıcı yaklaşımına ortak olarak uzun müddet hadiselere tepkisiz
kalmıştır.xxviii Gazetecilerin olaylar hakkındaki görüşlerini ısrarla sormaları nedeniyle 2012’de
sessizliğini bozan Aung San, hükümete sunulan rapordaki “iki çocuk” sınırlamasına karşı
çıkmakla birlikte 1982’de kabul edilen vatandaşlık yasasına göre Arakanlıların Myanmar
vatandaşı sayılamayacağını dile getirmiştir.xxix Devlet Başkanı Thein Sein’in atadığı 27 üyeli
komisyon tarafından hazırlanan raporda, Müslümanlar arasında nüfus artışını kontrol altına
almak için doğum kontrol programı uygulanması önerisinde bulunulmuştur. Raporda,
Budistlerin komşu ülke Bangladeş’ten gelen, yasa dışı göçmenler olarak gördükleri
Müslümanların artan nüfusuyla ilgili endişelerinin iki toplumun barış içinde birlikte
yaşamasına büyük engel oluşturduğu belirtilerek çözüm için bölgedeki çeşitli merkezlerde
doğum kontrol eğitimi verilmesi önerilmiştir. Hükümete Arakan eyaletinde yaşayan herkesin
vatandaşlık durumunun belirlenmesi çağrısında bulunan komisyon, en azından gerilim
azalana kadar iki toplumu birbirinden mümkün olduğunca uzak tutmak için güvenlik
görevlilerinin sayısının artırılması gerektiğini belirtmiştir. Arakanlı Müslümanlara karşı etnik
temizlik yapıldığını öne süren İnsan Hakları İzleme Örgütü, komisyonun hazırladığı raporu
son derece yetersiz olarak nitelendirmiştir. Örgütün Asya sorumlusu Phil Robertson, raporun
yaşanan saldırı ve cinayetlerin sorumlularının yargı karşısına çıkartılmasına yeterince vurgu
yapmadığını, bunun da hükümetin adımlarını ileride gerçekleşecek başka etnik temizlik
olaylarını planlayacakları caydırmaktan uzak kılacağını belirtmiştir. Robertson ayrıca güvenlik
görevlilerinin dokunulmazlığını sona erdirecek reformlar yapılmadan güvenlik görevlilerinin
sayısının iki katına çıkartılmasının ancak potansiyel bir tehdit olacağını ifade etmiştir.
Örgütün raporunda, Budist rahipler, yerel politikacılar, hükümet yetkilileri ve güvenlik güçleri
Müslümanlara yönelik etnik temizliği organize etmekle suçlanmıştır.xxx Diğer yandan
uluslararası basında, bölgede zulüm gören Müslümanlara yapılan yardımların sistemli olarak
engellendiği ve yönetimin buna sesiz kaldığı anlaşılmaktadır. Bölgede görev yapan Sınır
Tanımayan Doktorlar örgütünden Joe Belliveau, “Hayatımda böyle tahammülsüzlük
görmedim. Halkın (Budistlerin), insanlara tıbbi yardım vermenin siyasi bir hareket olmadığını
anlaması lazım” ifadeleriyle tepkisini dile getirmiştir. Müslümanları tedavi eden doktorları
tehdit eden broşürlerin şehir merkezlerinde dağıtıldığı ve 300 olan gönüllü sayısının onlara
düştüğünü belirtmektedir.xxxi
SWOT Analizi
1960'larda Harvard Üniversitesi bünyesinde geliştirilen SWOT analizi, bir sürecin, durumun
veya kişinin güçlü (Strengths) ve zayıf (Weaknesses) yönleri ile iç ve dış çevreden
kaynaklanan fırsat (Opportunities) ve tehditleri (Threats) tespit etmek için kullanılan bir
tekniktir. SWOT analizi, çevresel faktörlerin incelenmesini, sürecin geleceği açısından önemli
olan fırsatların saptanmasını, tehdit unsuru oluşturabilecek faaliyetlerin önceden fark edilip
önlem alınmasını, güçlü yönlerin ortaya çıkarılmasını ve bunların hangi durumlarda,
koşullarda ve ortamlarda kullanılması gerekebileceğinin saptanmasını, zayıf yönlerinin
belirlenerek önlem alınmasını, zayıf yönlerin olası tehditler karşısında yol açabileceği zor
durumların analiz edilmesi gibi stratejik yaklaşımları kapsamaktadır.xxxii Başlangıçta ticari
girişimler için kullanılan bu yöntem, çatışma durumlarına da tatbik edilebilmektedir.xxxiii
Buradan hareketle Myanmar’da Müslümanlara yönelik olarak fanatik Budistlerce
gerçekleştirilen saldırıların Budistler açısından SWOT analizi yapıldığında, Müslümanları
hedef alan Budist fanatizminin devlet tarafından desteklenmesi, Budistlerin Müslümanların
geçmişte “emperyalist İngilizlerle işbirliği yaptığı ve sonradan ülkeye gelen yabancılar
5
oldukları yönündeki “kendince meşru” argümanlarının olması; ayrıca “tecavüz” gibi ağır bir
suçlamaya dayanarak ayaklanmaları güçlü yönlerdir. Zaman zaman Hıristiyan Karen etnik
grubuna karşı da ayrımcı davranıldığı gerekçesiyle Batılı hükümetlerin tepkisine maruz
kalınması ve Müslümanların karşı saldırılara geçmek için provoke edilmiş olması zayıf
yönlerdir. Uluslararası aktörlerin olaylara yeterince ilgi göstermemesi ve hükümetin Arakan’a
giden yardımları engelleyerek Müslümanları güçsüz bırakması Budistler için fırsattır. Kapalı
bir rejim olan Myanmar yönetiminin uluslararası alana açılmaya çalışması, dolayısıyla
uluslararası toplumu memnun etmek adına tepkilere cevap verme ihtiyacı hissetmesi ve
Aung San Suu Kyi gibi tanınmış bir Nobel Ödüllü muhalefet liderinin hükümetin Arakan
politikasına karşı söylemlerde bulunmaya itilmesi ise Budistler açısından tehdittir.
Arakanlı Müslümanlar açısından SWOT analizi yapılacak olursa, bölgede yaşayan
Müslümanların diğer halklara göre daha eğitimli ve varlıklı olmaları, Suudi Arabistan ve
Türkiye gibi ülkelerin kendilerine sahip çıkmasıxxxiv güçlü yönleridir. Müslümanların
Myanmar’da azınlık durumunda olması ve hem Myanmar’a hem de Arakanlılara gösterilen
uluslararası kayıtsızlık zayıf yönleri oluşturmaktadır. Myanmar yönetiminin BM çalışanlarını
tutuklamasıxxxv, Budistlerin Sınır Tanımayan Doktorlar örgütüne saldırması, Karen
Hıristiyanlarının da ayrımcılığa maruz kalması birer fırsattır. Diğer taraftan, yönetimin elinde
bulundurduğu medya gücüyle Arakanlıları dünyaya “tecavüzcü” ve “vandal” gibi teşhir
etmeye çalışması ve olayların şiddetinin azalmasıyla birlikte uluslararası ilginin başka
çatışma bölgelerine kayması ise Müslümanlar açısından tehditlerdir.
Sonuç
Arakan Müslümanlarının uzun süredir maruz kaldığı ayrımcı politikalara sessiz kalan
uluslararası aktörler, ancak 2012 yılında meydana gelen çatışmalar sonrasında cılız bir tepki
göstermişlerdir. Bunda en önemli faktör bölgenin jeopolitik ya da yer altı/ yerüstü zenginlikleri
açısından cazip olmamasıdır. Suudi Arabistan’a iltica eden Arakanlıların ülkelerindeki
hadiseleri medyaya aksettirmeleri ve Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bölgeye
ziyareti, Arakanlıların dünya gündemine gelmesinde etkili olmuştur. Batı dünyası, sadece
Karen Hıristiyanları ve bölgeye giden uluslararası yardım örgütlerinin personeli hedef alındığı
zaman harekete geçmiştir. Devletler düzeyinde değerlendirildiğinde sadece bazı Müslüman
ülkelerin Arakanlıların yanında yer aldığı, diğer birçok devletin olaylara kayıtsız kaldığı
görülmektedir. Bu durum, uluslararası politikada salt çıkar temelli yaklaşımların etkili olmaya
devam ettiğini göstermektedir.
Swot analizi bağlamında değerlendirildiğinde, kısa vadede çatışmaların önlenmesi ve uzun
vadede ayrımcı politikaların ortadan kaldırılması için öncelikle Myanmar rejimine yönelik
uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması önerilebilir. Diğer birçok
örnekte olduğu gibi silah satışının kısıtlanması vb. yaptırımlar, rejimin etnik temizliğe ortak
olmasının önüne geçebilecektir. Bunun dışında, ülkedeki Müslümanların ve diğer azınlıkların
eşit vatandaşlar olarak anayasal haklara sahip olmaları sağlanmalıdır. Müslümanlar özelinde
değerlendirildiğinde, ülke siyasetinde ve uluslararası platformlarda daha etkin olabilmek için
daha kapsamlı örgütlenmelere ve diyasporalara ihtiyaç olduğu söylenebilir.
KAYNAKÇA
AKYEŞİLMEN, Nezir (ed.), Barışı Konuşmak, ODTÜ Yayıncılık, Ankara, 2013.
6
AL HAMID, Nadim, “Over 100,000 Burmese Benefit From Residency Permit Extension”,
Arab News, 8 Kasım 2013, erişim 15 Şubat 2014, http://www.arabnews.com/news/469191
ARAKAN RAPORU, İnsanî Yardım Vakfı, 2012.
CHAN, Aye, “The Development of a Muslim Enclave in Arakan (Rakhine) State of Burma
(Myanmar)”, SOAS Bulletin of Burma Research, Vol. 3, No. 2, Autumn 2005.
CHARNEY, Michael W. Charney, Arakan, Min Yazagyi, and the Portuguese: The
Relationship Between the Growth of Arakanese Imperial Power and Portuguese
Mercenaries on the Fringe of Mainland Southeast Asia 1517-1617, Ohio University
Press, 1993.
FREDRIKSEN, John C., Modern World Leaders, Facts on File, New York, 2003, s. 30.
FULLER, Thomas, “Charity Says Threats Foil Medical Aid in Myanmar”, New York Times, 5
Kasım 2012.
GRAVERS, Mikael, Nationalism As Political Paranoia in Burma, Curzon, Surrey, 1999.
HUSSAIN, Misha, “Rohingya refugees leave Burma to seek help in Bangladesh – video”,
The Guardian, 22 Temmuz 2012.
OXFORD DICTIONARY, Oxford University Press, USA, 1998.
ÖZAY, Mehmet, Arakan Müslümanları: Kaybolmaya Yüz Tutmuş Bir Halkın Hikâyesi,
İstanbul, 2013.
ROBINSON, Gwen, “UN aid workers face Myanmar riot charges”, Financial Times, 15
Temmuz 2012. Erişim 15 Şubat 2014, http://www.ft.com/cms/s/0/1615ef40-ce70-11e1-9fa700144feabdc0.html#axzz2tQeMunBj
PAHL, Nadine and RICHTE, Anne, SWOT Analysis - Idea, Methodology And A Practical
Approach, GRIN Verlag, Nordestedt/Germany, 2007.
STEINBERG, David, Turmoil in Burma: Contested Legitimacies in Myanmar, EastBridge,
Norwalk, 2006.
TÜRKÇE SÖZLÜK, Cilt 1, TDK, Ankara, 1988.
WADE, Francis, "Burma 'creating humanitarian crisis' with displacement camps in Arakan",
The Guardian, 13 Temmuz 2012.
YUNUS, Muhammed, Dünden Bugüne Arakan, İstanbul, 2005.
"Myanmar Rohingya refugees call for Suu Kyi's help", Agence France-Presse, 13 Haziran
2012.
"PKK SWOT Analizi ve Gelecek 5 Yılda PKK’nın Durumu Ne Olabilir?", Lider Gazetesi, 26
Mart 2013.
7
"PTI stages protest against Muslim killing in Burma", Pakistan Today, 26 Temmuz 2012.
"Saudi accuses Myanmar of 'ethnic cleansing' of Rohingya Muslims", Agence FrancePresse, 7 Ağustos 2012.
"Saudi Arabia gives $50 mn aid to Myanmar Muslims", Reuters, 12 Ağustos 2012.
"Unforgiving history", The Economist, 3 November 2012.
“Arakanlı Müslümanları bir tek Türkiye önemsedi”, Anadolu Ajansı, 28 Mayıs 2013.
“Aung San Suu Kyi condemns Rohingya 'two-child policy'”, BBC News, 27 Mayıs 2013.
“Conflict
Barometer
2012”,
HIIK,
s.
87.
Erişim
http://hiik.de/en/konfliktbarometer/pdf/ConflictBarometer_2012.pdf
13
şubat
2014,
“Myanmar arrests 30 over killing of 10 Muslims”, Today’s Zaman, 2 Temmuz 2012
“Q&A: Communal violence in Burma”, BBC
http://www.bbc.co.uk/news/world-asia-18395788

Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı.
†
Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı.
i
Türkçe Sözlük Cilt 1, TDK, Ankara, 1988, s. 283.
ii
Oxford Dictionary, Oxford University Press, USA, 1998, s. 79.
iii
Nezir Akyeşilmen, Barışı Konuşmak, ODTÜ Yayıncılık, Ankara, 2013, s. 21.
News,
erişim
24
Ocak
2014,
iv
Mürsel Bayram, Darfur Sorunu’nun Uluslararası Boyuta Taşınmasında Küresel Enerji Politikalarının Rolü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans
Tezi, Kırşehir, 2013, s. 5-6.
v
Akyeşilmen, a.g.e., s. 19.
vi
“Conflict Barometer 2012”, HIIK, http://hiik.de/en/konfliktbarometer/pdf/ConflictBarometer_2012.pdf, s. 87, Erişim: 13 Şubat 2014.
vii
Mehmet Özay, Arakan Müslümanları: Kaybolmaya Yüz Tutmuş Bir Halkın Hikâyesi, İstanbul, 2013, s. 24.
viii
Aye Chan, “The Development of a Muslim Enclave in Arakan (Rakhine) State of Burma (Myanmar)”, SOAS Bulletin of Burma Research, Vol.
3, No. 2, Autumn 2005.
ix
Muhammed Yunus, Dünden Bugüne Arakan, İstanbul, 2005, s. 42 vd.
x
Michael W. Charney, Arakan, Min Yazagyi, and the Portuguese: The Relationship Between the Growth of Arakanese Imperial Power and
Portuguese Mercenaries on the Fringe of Mainland Southeast Asia 1517-1617, Ohio University Press, 1993.
xi
Muhammed Yunus, Dünden Bugüne Arakan, İstanbul, 2005, s. 43-101.
xii
Özay, a.g.e., s. 33.
xiii
David Steinberg, Turmoil in Burma: Contested Legitimacies in Myanmar, EastBridge, Norwalk, 2006.

Burma para birimi
xiv
Yunus, a.g.e., s. 156.
xv
Özay, a.g.e., s. 55.
8
xvi
“Q&A: Communal violence in Burma”, BBC News, erişim 24 Ocak 2014, http://www.bbc.co.uk/news/world-asia-18395788
xvii
1997 yılında da benzer bir olayın yaşandığını ve faillerin bilinmemesine rağmen suçun yine Müslümanlara atıldığını belirten Gravers, böylece
Arakanlı Müslümanların mal varlıklarına ve ibadethanelerine saldırmanın meşrulaştırıldığını ifade etmektedir. Bkz. Mikael Gravers, Nationalism
As Political Paranoia in Burma, Curzon, Surrey, 1999, s. 86.
xviii
xix
“Myanmar arrests 30 over killing of 10 Muslims”, Today’s Zaman, 2 Temmuz 2012.
Arakan Raporu, İnsanî Yardım Vakfı, 2012, s. 16.
xx
Benzer iddialar Batı medyasında da dile getirilmiştir. Bkz. Francis Wade, "Burma 'creating humanitarian crisis' with displacement camps in
Arakan", The Guardian, 13 Temmuz 2012.
xxi
“Arakanlı Müslümanları bir tek Türkiye önemsedi”, Anadolu Ajansı, 28 Mayıs 2013, erişim 8 Aralık 2013, http://www.aa.com.tr/tr/rss/187064-bizi-bir-tek-turkiye-onemsedi
xxii
“Unforgiving history”, The Economist, 3 Kasım 2012., erişim 20 Aralık 2013, http://www.economist.com/news/asia/21565638-why-buddhistsand-muslims-rakhine-state-myanmar-are-each-others%E2%80%99-throats-unforgiving
xxiii
Özay, a.g.e., s. 75.
xxiv
“PTI stages protest against Muslim killing in Burma”, Pakistan Today, 26 Temmuz 2012, erişim 6 Kasım 2013,
http://www.pakistantoday.com.pk/2012/07/26/national/pti-stages-protest-against-muslim-killing-in-burma/
xxv
“Saudi accuses Myanmar of 'ethnic cleansing' of Rohingya Muslims”, Al Arabia, 7 Ağustos 2012, erişim 19 Kasım 2013,
http://english.alarabiya.net/articles/2012/08/07/230876.html
xxvi
; “Saudi Arabia gives $50 mn aid to Myanmar Muslims”, Tribune, 12 Ağustos 2012, erişim 12 Kasım 2013,
http://tribune.com.pk/story/421139/saudi-arabia-gives-50-mln-aid-to-myanmar-muslims/
xxvii
John C. Fredriksen, Modern World Leaders, Facts on File, New York, 2003, s. 30.
xxviii
“Myanmar Rohingya refugees call for Suu Kyi's help”, Bangkok Post, 13 Haziran 2012, erişim 6 Aralık 2013,
http://www.bangkokpost.com/news/asia/297989/myanmar-rohingya-refugees-call-for-suu-kyi-help
xxix
Misha Hussain, “Rohingya refugees leave Burma to seek help in Bangladesh – video”, The Guardian, 22 Temmuz 2012, erişim 12 Şubat
2014, http://www.theguardian.com/global-development/video/2012/jun/22/rohingya-refugees-burma-bangladesh-video; “Aung San Suu Kyi
condemns Rohingya 'two-child policy'”, BBC News, 27 Mayıs 2013, erişim 15 Aralık 2013, http://www.bbc.co.uk/news/world-asia-22681192
xxx
“Burma: Rohingya Müslümanların ‘Etnik Temizliği’ne Son Verin”, HRW, 22 Nisan 2013. Erişim 14 Şubat 2014,
http://www.hrw.org/tr/news/2013/04/22/burma-rohingya-muesluemanlarin-etnik-temizligi-ne-son-verin
xxxi
Thomas Fuller, “Charity Says Threats Foil Medical Aid in Myanmar”, New York Times, 5 Kasım 2012, erişim 12 Şubat 2014,
http://www.nytimes.com/2012/11/06/world/asia/aid-for-refugees-in-myanmar-threatened-by-violence.html
xxxii
Nadine Pahl and Anne Richte, SWOT Analysis - Idea, Methodology And A Practical Approach, GRIN Verlag, Nordestedt/Germany, 2007.
xxxiii
Örneğin PKK’nın SWOT analizi yapılacak olursa; finansal destek hatlarının sürekliliği, 30 yıllık deneyim ve bölgeselden çıkıp küresel bir terör
gücü olma gibi özellikler PKK’nın güçlü yönleridir. Abdullah Öcalan’ın yakalanmış olması, Türklerle evlilikler yoluyla oluşan akrabalık bağları ve
ayrıca halkın tamamının desteğinin alınamıyor olması zayıf yönlerdir. BDP’nin meclise girmiş olması, Abdullah Öcalan ile irtibatın kesilmemiş
olması, geri çekilme söz konusu olduğunda PKK militanlarının Kuzey Irak’ta yerleşip Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin ordusuna katılma şanslarının
olması gibi durumlar PKK için fırsatlardır. Diğer taraftan Türkiye`nin bölgede reformlara girişmesi, bölgenin ekonomisinin giderek düzelmesi,
Türkiye’nin AB ve Avrasya için enerji boğazı olma özelliğinin kazanılması, ABD’nin çıkar ibresinin her zaman Türkiye’yi işaret etmesi gibi
gelişmeler PKK açısından tehditlerdir. Bkz. Ufuk Süslü, “PKK SWOT Analizi Ve Gelecek 5 Yılda PKK`nın Durumu Ne Olabilir?", Lider Gazetesi,
26 Mart 2013.
xxxiv
Nadim Al Hamid, “Over 100,000 Burmese Benefit From Residency Permit Extension”, Arab News, 8 Kasım 2013, erişim 15 Şubat 2014,
http://www.arabnews.com/news/469191
xxxv
Gwen Robinson, “UN aid workers face Myanmar riot charges”, Financial Times, 15 Temmuz 2012. Erişim 15 Şubat 2014,
http://www.ft.com/cms/s/0/1615ef40-ce70-11e1-9fa7-00144feabdc0.html#axzz2tQeMunBj
9
Download

Yazının tamamına ulaşmak için lütfen tıklayınız.