AKCİĞER EMBOLİSİ 1‐ Akciğer Embolisi nedir? Akciğer embolisi, akciğer atar damarının bir veya birden fazla dalının tıkanması sonucu ortaya çıkan ciddi bir hastalıktır. Tıkanma sebebi çoğunlukla, vücudun diğer bölgelerindeki toplardamarlarda oluşan ve kan dolaşımıyla akciğer damarına ulaşan pıhtıdır. Nadir olarak yağ embolisi, hava embolisi gibi başka nedenlerle de ortaya çıkabilir. 2‐ Akciğer embolisi en çok kimlerde görülür? Akciğer embolisi, herkeste ortaya çıkabilir. Ancak hazırlayıcı faktörlerin varlığında ve özellikle birden fazla faktörün birlikte bulunması halinde risk artar. 3‐ Hazırlayıcı faktörler nelerdir?  Mevcut sağlık durumu: o Kalp hastalıkları: yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıklarında pıhtı oluşma riski artar o Kanser: Özellikle pankreas, yumurtalık, akciğer kanseri ve vücuda yayılım göstermiş tüm kanserlerde pıhtı oluşumu kolaylaşır. Meme kanserinde tamoksifen veya raloksifen kullanımı riski artırır.  Uzun süren hareketsizlik: o Ameliyat, travma, kronik hastalık nedeniyle uzun süreli yatak istirahati o Oturur pozisyonda, beş saatten uzun süren yolculuk  Ameliyat: o Özellikle kalça ve diz protez ameliyatları, emboli için başlı başına risk faktörüdür. Bu riski azaltmak için genellikle ameliyat öncesi ve sonrasında koruyucu amaçla kan sulandırıcı uygulanır. o Ameliyat sırasında uygulanan genel anestezinin süresi arttıkça da risk artar. o Basitçe her türlü ameliyatta hareketsiz kalma ve yatağa bağımlılık süresi arttıkça risk de artar. Bu nedenle hekimler, ameliyat sonrasında hastalarını olabilecek en erken sürede ayağa kaldırmaya, yürütmeye çalışırlar.  Diğer faktörler: Birden fazla risk faktörünün varlığında aşağıdaki durumlar pıhtı oluşma ve emboli riskini arttırır. o Sigara içmek o Şişmanlık: Özellikle sigara içen ve yüksek tansiyonu olanlarda şişmanlık, pıhtı oluşumunu kolaylaştırır. o Östrojen (kadınlık hormonu) kullanımı: Doğum kontrol hapları, menapoz veya başka nedenlerle hormon tedavisi pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. Sigara içen kadınlarda hormon kullanımı riski daha da arttırır. o Gebelik, bacak ve kalça toplardamarlarında kanın dolaşımını yavaşlatarak pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. o Genetik yatkınlık 4‐ Akciğer embolisi nasıl oluşur? Hazırlayıcı faktörlerin varlığında, sıklıkla bacak toplardamarlarında oluşan pıhtının bulunduğu yerden koparak kan dolaşımına katılması ve sırasıyla önce kalbe oradan akciğer atar damarlarına ulaşması sonucu emboli ortaya çıkar. Pıhtının büyüklüğüne göre büyük ya da daha küçük çaplı damarlarda tıkanma olur. 5‐ Akciğer embolisinin belirtileri nelerdir? Pıhtının büyüklüğüne ve altta yatan hastalığın ciddiyetine bağlı olarak belirtiler hafif nefes darlığı ve göğüs ağrısından ağır solunum ve dolaşım yetmezliğine, ani kalp ve solunum durmasına kadar değişen bir çeşitliliktedir. Sıklıkla aşağıdaki belirtiler ortaya çıkar: ‐ Nefes darlığı: Tipik olarak aniden başlar ve eforla şiddetlenir; hastanın nefes alıp vermesi hızlanmış ve dakikadaki solunum sayısı da artmıştır (hasta adeta nefes nefesedir). ‐ Göğüs ağrısı: Göğsün tam ortasında kalp krizine benzer şiddette olabileceği gibi; batıcı yan ağrısı tarzında, derin solumakla artan bir ağrı da olabilir ‐ Öksürük, kanlı balgam ya da balgamda çizgi şeklinde kan bulunması ‐ Bacak ağrısı, şişlik, kızarıklıklık: İki bacak arasında çap, ısı ve renk değişikliği ile kendini gösterir, bacak toplardamarlarında pıhtı oluştuğunu düşündürür. Nadiren her iki bacakta da olabilir. ‐ Parmak uçları ve dudaklarda morarma, ateş, terleme, çarpıntı, baş dönmesi gibi belirtiler daha az sıklıkla ortaya çıkar. 6‐ Ne zaman doktora gitmeli? Akciğer embolisi ciddi ve hayatı tehdit edici bir hastalıktır. Ani başlayan ve açıklanamayan nefes darlığı, hızlı soluma, göğüs ağrısı ve kanlı balgam halinde acil olarak hekime başvurmalıdır. 7‐ Hastalığın seyri nasıldır? Akciğer embolisi hayatı tehdit edici bir hastalıktır ve önemli bir “ani ölüm” sebebidir. Hastaların yaklaşık üçte birinde maalesef tanı konulamadan ölümle sonuçlanır. Ancak tanı ve tedaviye hemen başlanması halinde bu sayı hızla azalır. Başlangıçta şok tablosuna girmiş yani dolaşım ve solunum yetersizliği gelişmiş hastalarda tedaviye karşın ölüm riski fazladır. Tedavi ilerledikçe, günden güne bu risk azalır. Akciğer embolisi, tekrarlayabilen bir hastalıktır; bir kez emboli geçirenlerde emboli olma riski bu hastalığı hiç geçirmemiş olanlara göre daha fazladır. Tekrarlayan emboliler zamanla akciğer damarlarında hipertansiyon gelişmesine yol açabilir. 8‐ Akciğer embolisi tanısı nasıl konulur? Tanıda hastalığın öyküsü ve klinik bulgular çok önemlidir. Bu nedenle hastalar şikayetlerini net olarak anlatmalı, önceki sağlık durumu ile ilgili bilgileri hekimlerine anlatmalıdır. Uzun süren yolculuk veya uzun süreli yatak istirahati gerektiren durumlarını ifade etmelidir. Akciğer embolisinden şüphe edilen bir hastada kan testleri, akciğer filmi, kalp grafiği, bacak ultrasonu, tomografi, sintigrafi ve anjiyografi gibi bir dizi tetkikler yapılır. Kesin tanı için bazen bu tetkiklerin biri veya ikisi yeterli olabilirken, bazen anjiyografiye kadar tüm tetkikler gerekebilir. 9‐ Tedavi nasıl yapılır? Akciğer embolisinden şüphelenilen hastaya mümkün olan en kısa sürede tedavi başlanması esastır. Yani tedaviye başlamak için teşhisin kesinleştirilmesi gerekmez. 

Tıbbi Tedavi: Hastaların büyük çoğunluğunda ilaç tedavisi yeterlidir. Tedavi, pıhtı önleyici (kan sulandırıcı) ya da pıhtı eritici ilaçlarla yapılır. Pıhtı eritici ilaçlar ciddi kanamalara sebep olabildiği için sadece acil ve hayatı tehdit edici durumlarda kullanılır. Sonrasında yine pıhtı önleyicilerle devam edilir. Bu tedavi en az 6 ay devam eder. Diğer işlemler: Akciğer damarında çok büyük bir pıhtı varsa doğrudan ameliyatla pıhtı çıkarılabilir. Tekrarlayan embolilerde ve kan sulandırıcı kullanamayan hastalarda vücudun ana toplardamarı olan vena kava’ya süzgeç takılabilir. Bu prosedürler oldukça nadir olarak gerekmektedir. 10‐ Pıhtı önleyici kullanan hastaların dikkat etmesi gerekenler: Tedavinin uzun süreli olması nedeniyle taburculuk sonrası hastalar ayaktan takip edilerek, kan sulandırıcının etkinliği kan tetkikleri ile test edilir ve ilaç dozu ayarlanır. Bu tür ilaçlarla kan pıhtılaşma süresi uzayacağından kanama eğilimi artar. Uzun süren burun kanamaları, tükürük, idrar ya da dışkıda kan görülmesi, siyah renkte dışkılama veya herhangi bir çarpma olmaksızın vücutta beliren morluklar halinde, kontrol tarihiniz olmasa bile doktorunuza başvurmanız gerekir. Trafik kazası, darp, yaralanma, düşme, şiddetli baş çarpması gibi durumlarda görünürde herhangi bir yara‐bere olmasa bile, iç kanama olabileceğinden mutlaka doktorunuza başvurmanız gereklidir. Kullandığınız ilacın adı, kullanım dozu ve son kan testlerinizin yazılı olduğu bir kartı her zaman yanınızda bulundurmanız, bilinç kaybı ile birlikte olan kazalarda acil müdahale sırasında hekimlere yol gösterecektir. Pıhtı önleyici ilaçlar diğer ilaçlarla etkileşir. Bu nedenle bir başka ilaç kullanmanız gerektiğinde doktorunuza bu durumu bildirmeniz gerekir. Ağrı kesici olarak “parasetamol” içeren ilaçları tercih etmeniz; aspirin ve antiromatizmal ilaçlar kullanmamanız önerilir. Pıhtı önleyici ilaçlar beslenmeden de etkilenir. K vitamini açısından zengin gıdaların (brokoli, marul, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, bezelye, karaciğer, yumurta sarısı, buğday kepeği, kaşar peyniri, soya yağı) aşırı tüketimi ilacın etkisini azaltıp pıhtı oluşumunu kolaylaştırırken; kırmızıbiber, papatya, sarımsak, zencefil, yeşil çay, zerdeçal gibi gıdalar da ilacın etkisini arttırarak kanama eğilimini arttırır. Bu nedenle beslenme konusunda dikkatli olunması gereklidir. Uz. Dr. Tülay Yarkın 
Download

AKCİĞER EMBOLİSİ