İçindekiler
GİRİŞ ...................................................................................................................................................... 2
İNCE MEMED ROMANI .................................................................................................................... 2
ROMANIN ÖZETİ VE KARAKTERLERİ ........................................................................................... 3
EDEBİYAT SOSYOLOJİSİ AÇISINDAN İNCELENMESİ............................................................ 5
SONUÇ YERİNE .................................................................................................................................... 7
KAYNAKÇA ......................................................................................................................................... 9
GİRİŞ
Yahya Kemal'in kırkı aşkın dile çevrilen ve birçok ödül almasını sağlayan, ilki 1955
yılında basılan İnce Memed romanı edebiyat sosyolojisi bağlamında incelenmeye en uygun
metinlerdendir. Bu yazı, Yaşar Kemal'in İnce Memed romanını edebiyat sosyolojisi açısından
ele almaktadır. Bunun için de önce Yaşar Kemal'i ve onun İnce Memed adlı eserini kısaca
tanıtmak gerekmektedir.
Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli olan Yaşar Kemal, Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde
doğdu. Ortaokulu son sınıf öğrencisiyken terk ettikten sonra ırgat katipliği, ırgatbaşılık,
öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğu, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük
yaptı. Önce Ankara'ya ardından İstanbul'a yerleşti. 1940'lı yılların başlarında Pertev Naili
Boratav, Abidin Dino ve Arif Dino gibi sol eğilimli sanatçı ve yazarlarla ilişkiler kurdu ve bu
sanatçılardan etkilendi. Şaşırtıcı imgelemi, insan ruhunun derinliklerini kavrayışı, anlatımın
şiirselliğiyle yalnızca Türk romanının değil dünya edebiyatının da önde gelen isimlerinden
olmuştur. Yapıtları kırkı aşkın dile çevrilmiş olan Yaşar Kemal, Türkiye'de aldığı çok sayıda
ödülün yanı sıra yurtdışında da ödüller almıştır.
Eserlerinde hiçbir zaman para kazanma kaygısı yoktur, toplum için yazmıştır.
Toplumcu gerçekçi romanın da temsilcilerindendir. Toplumun geçirdiği kültür ve medeniyet
değişiminin toplum hayatına etkilerini, bu değişimin psikolojik ve sosyal sonuçlarını,
doğurduğu buhranları, toplumsal çatışma ve uzlaşmaları, sınıfsal çatışmaları ele almış, realist
bir bakış açısı içerisinde gerçeği kurgulayarak kullanmıştır. Hiçbir zaman salt gerçekle
yetinmemiş bir sanatçı olan Yaşar Kemal, İnce Memed romanında da bu yetkinliğini ve
gücünü kullanmaktan geri durmamıştır.
"Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş,
sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben
sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. [...] Ben etle kemik nasıl birbirinden
ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata
inanmıyorum." diyen Yaşar Kemal, romanlarında toplumun aynası olmuştur. İlk yapıtları
Teneke ve İnce Memed ile bir Çukurova yöresi romancısı olarak tanınan Yaşar Kemal, feodal
ilişkilerin egemen olduğu bu yörede, iktisadi yapının giderek kapitalist yapıya doğru
evrimleşmesini, birbirini bütünleyen romanlarının temel sorunsalı olarak işlemiştir.
Çukurova’nın yarım yüzyıllık görgüsünü betimleyerek, ağalık kurumunu ve eşkıyalık
temasını, Ağa-Köylü çelişkisi çerçevesinde ele alırken doğa-insan ilişkisini destansı ve şiirsi
bir dille vermiştir.
İNCE MEMED ROMANI
Türkiye edebiyatına sosyolojik açıdan baktığımızda, toplumsal alana yönelik eleştirel
bir bakış hemen göze çarpar. Eleştirin dozunun zaman zaman artarak yazarın elinde bir
sopaya dönüştüğü de olmuştur. Tam karşısında ise, toplumun politik öfkesini sahiplenerek
İnce Memed I Romanının Edebiyat Sosyolojisi Açısından İncelenmesi
Sayfa 2
eserlerinde bunun nedenlerini araştıran bir akım daha bulunmaktadır. Ne var ki, bu akımın
temsilcileri, toplumun öfkesiyle birlikte geleneği de sahiplendiklerinde, amaçladıkları
devrimci bakıştan hayli uzaklaşıyorlar. Bu durumun bir örneğini Yaşar Kemal’in
romanlarında da belirgin bir biçimde görmek mümkündür.
Yaşar Kemal’in romanlarında, çoğu kez, devletin -ya da onun yerini tutan feodal bir
gücün- halka karşı takındığı zorbaca tavrın halkta yarattığı isyan duygusunu okuruz. Bu
duruma verilecek örneklerden biri, hiç tartışmasız en önemli eseri olan İnce Memed'dir.
Burada, halk zorbalığa karşı öfkeyle dolu olduğu halde İnce Memed dışında öfkesini isyana
dönüştüren yok gibidir. İnsanlar korkutulmuş, sindirilmiş, muktedire itaati içselleştirmiştir.
Halinden şikâyetçi olmasına karşın şikâyetini dile getirmeyen halk, zulmün altında acı çeken
bir kitleye indirgenmiş olur ve zulmün karşısında biçare kurbanlar olarak konumlandırılır.
Sonuçta, romanın İnce Memed’in isyanıyla yaratılan destansı havası, halkın etrafına çizilen
edilgenlik sınırını görünmez kılar ve halkın çaresizliği okurun zihninde sisli bir biçimde
olumlanmış hale getirilir.
ROMANIN ÖZETİ VE KARAKTERLERİ
Folklorik öğelerin, halk biliminin temel oluşturduğu bu eserde, Çukurova’da hâkim
olan üretim ilişkilerini, toprağa dayalı üretimden kapitalizme geçiş sürecini, ağa ile köylü
arasındaki uzlaşmaz çelişkileri gözlemlemekteyiz. "Kavramsal çerçevede yürüttüğümüz eşrafbürokrasi ittifakı meselesi İnce Memed romanından gözlemlenebilir. Köylünün bu ittifak
arasında kalışı, üretim araçlarının ortaya çıkarak, toprak mülkiyetinin tekelci bir yapıya
bürünmesi, 1923-1933 yıllarının anlatıldığı romanda baş çelişkilerdendir (Moran, 2006: 101109)." İnce Memed, köyünde yoksul bir hayat sürmektedir, Değirmenoluk köyünün ağası olan
Abdi Ağa’nın zulmü tüm köylünün üzerindedir. İnce Memed çareyi sevdiği Hatçe ile
kaçmakta bulur. Abdi Ağa ve yeğeni peşlerine düşer, İnce Memed bu kovalamaca sırasında
onları vurur. Artık İnce Memed için köye dönmenin olanağı kalmamıştır. Artık başka
köylerde, çeşitli evlere sığınmaya başlar, bir gün kasabaya iner, hayatının dönüm noktasından
birini yaşar.
“Düşünceler kafasına akın ediyordu. Düşünüyordu artık, dünya kafasında büyümüştü.
Dünyanın genişliğini düşünüyordu. Değirmenoluk köyü bir nokta gibi kalmıştı gözünde. O
kocaman Abdi Ağa, karınca gibi kalmıştı gözünde. Belki de ilk olarak doğru dürüst
düşünüyordu. Aşk ile şevk ile düşünüyordu. Kin duyuyordu artık. Kendi gözünde kendisi
büyümüştü. Kendini de insan saymaya başladı. Yatakta bir taraftan bir tarafa dönerken
söylendi. “Abdi Ağa da insan, biz de...” (Kemal, 2014:80)
İnce Memed, bir süre Süleyman’ın evinde kalır fakat kanun kaçağı olduğundan
Süleyman onu eşkıya Deli Durdu’nun yanına götürür. İnce Memed artık Deli Durdu’nun
çetesine katılır, jandarmalarla çatışmaya girer. Memed bu yıllarda henüz 18 yaşındadır.
“Memed az zamanda kendini göstermiş, arkadaşlarına, Deli Durdu’ya kendini sevdirmişti.
Çeteye yardımı dokunuyordu” (Kemal, 2014:156). Ancak Memed, bir türlü Durdu gibi bir
eşkıya olamaz. Durdu, yol keser, masum köylüleri döver, haraç alır. Memed bunları
kabullenemez, içten içe öfkelenir. Bir süre sonra Deli Durdu ile İnce Memed’in yolları ayrılır.
Memed, erdemli bir eşkıyadır. Zenginden alır, fakire verir. Abdi Ağa’dan şöyle bahseder;
İnce Memed I Romanının Edebiyat Sosyolojisi Açısından İncelenmesi
Sayfa 3
“Bu topraklar herkesindir…Toprağı o gavur yaratmadı. Beş köy köle ona çalışır.
Çukurovada ağa da yok, bir şey de yok. (…) Konuşup tarlaları dağıtacağım. Kölelikten,
kulluktan kurtulacaklar. Herkesin ektiği herkesin. Ellerin öküzler de kendilerinin olacak…”
(Kemal, 2014:282)
İnce Memed, köylü tarafından çok sevilir, methiyeler, efsanevi güçler atfedilir. Artık
Memed, köylünün umududur. Toprak reformunu yapmayı kafasına koymuştur bir kere. Köylü
var gücüyle onu saklamaya, yardımcı olmaya çalışır. “Herkes İnce Memed üstüne bir şeyler
uyduruyordu. Az zaman içinde İnce Memed destanlaşıverdi.”
Karşı karakterlere baktığımızda, ilk olarak Abdi Ağa karakteri ile karşılaşırız. Abdi
Ağa, Değirmenoluk’un da dâhil olduğu 5 köyün ağasıdır, zulmü ve baskısı ile köylüyü
yıldırmıştır. Bürokratlarla, eşrafla, askerle arası pekiyidir. İnce Memed’in sevdiği Hatçe’nin
hapse atılmasında etkisi büyüktür. Yalancı şahitlere aklı o verir. O kadar güçlüdür ki,
romandaki bir diğer karşı karakter olan Ali Safa Bey’in el koymak istediği toprakların davası
sürerken, bu olayı çözeceğine dair söz verir.
Ağaların derebeylikleri oluşturmakta olduğu, köylüler toprak mülkiyeti mücadelesine
girdiği anlatılır. Ali Safa Bey de toprak kanunundan sonra yoksullaşmış bir ağanın oğludur,
üniversitede okurken eğitimini bırakır, topraklarını kurtarma çabasına girişir. Bu girişimde en
büyük destekçileri hükümet yetkilileridir. Kurnaz, zeki bir kişi olan Ali Safa Bey, diğer
taraftan belirli bir eşkıya zümresini de destekleyerek, köylüler üzerinde baskı oluşturur.
Çetenin işleri büyüttüğünü gördükçe de, “zamanı gelince hükümete tel üstüne tel yollamanın,
halk isyan etti, dağları eşkıyalar aldı” demenin, onları ortadan kaldırmanın planını yapar.
Hem eşkıyalarla, hem hükümetle hem de ağalarla işbirliği içerisinde olan bir kişidir Ali Safa
Bey. İnce Memed çeşitli eşkıyalarla vurur, vuruşur ve uzunca bir süre dağlarda kalır. Zaman
içinde af çıkar, bütün eşkıyalar dağlardan inip teslim olur fakat, Memed Abdi Ağa'yı
öldürmeyi kafasına koymuştur. Bu nedenle teslim olmaz ve Abdi Ağa'nın kasabadaki evini
basar. Onu oracıkta öldürür, atına atlayıp uzaklaşır ve bir daha kimse İnce Memed'den haber
alamaz.
İnce Memed: Değirmenoluk köyünden Sefil İbrahim ve Döne'nin tek oğlu. Küçük
yaşta yetim kalmıştır ve annesiyle yaşamaktadır. Bu karakterin soylu, ilkeli ve erdemli
eşkıyalığı üzerinden toprak reformu, sınıfsal çatışma ve edilgen halk kitlesi işlenmiştir.
Romana göre İnce Memed’in gerçek adı İnce Ufo’dur. Aslen Kahramanmaraş’ın Helete
köyündendir. Gerçek yaşamı daha karışık ve zordur.
Döne: İnce Memed'in annesidir. Birçok çileler çekmiş, ağa tarafından çok işkenceler
görmüştür. Tipik Anadolu kadınını tıpatıp yansıtmaktadır. Fakir Anadolu kadınının çektiği
sıkıntılar, mücadele ettiği yokluklar, gördüğü eziyetler ve kadının toplumda erkeğin
gölgesinde yaşamaya mecbur bırakılması Döne'nin şahsında can bulmuştur. Ölmeden önce
İnce Memed'ini görememiş, güçlü bir köy kadınıdır. İyi kalplidir, masum bir karakteri vardır.
Abdi Ağa: Dikenlidüzü'ndeki 5 köyün sahibidir, zalim bir karakterdir. Sosyolojik
olarak romandaki feodal güç ve halka zulüm müessesesidir. Toprak reformunun yapılmasını
engelleyen, bu reforma sekte vuran toprak ağalığının romanda hayat bulmuş halidir. İnce
Memed'in romanın başından sonuna öldürmeye çalıştığı kişidir.
Hatçe: İnce Memed'in sevgilisi, daha sonra eşi. İnce Memed'in Abdi Ağa'yı ilk
karşılaşmalarında yaralaması sonrasında, iftiraya uğramış ve hapishaneye atılmış, daha sonra
İnce Memed I Romanının Edebiyat Sosyolojisi Açısından İncelenmesi
Sayfa 4
İnce Memed tarafından Jandarma'nın elinden kurtarılmıştır. İnce Memed'den bir erkek çocuğu
olmuştur. Dağda bir çatışma sırasında ölmüştür.
Cabbar: İnce Memed ile beraber Deli Durdu'nun çetesinde beraber bulunmuş ve İnce
Memed bir olay karşısında Deli Durdu'ya karşı çıkınca haklı olan İnce Memed'in yanında yer
almıştır. Romanda liderinden ayrılmayan, kayıtsız şartsız liderine teslim olan edilgen bir
karakterdir. Cabbar'a, toplumdaki kitlenin bir üyesi demek yanlış olmayacaktır. Hükümet
genel af ilan edince dağdan inmiş, mütevazı bir yaşam sürmüştür.
Kesme Köylü Süleyman: İnce Memed'in köyden ilk kaçısında kaldığı köşkün
sahibidir, bir baba gibi İnce Memed'i sahiplenmiş, saklamış ve Deli Durdu'nun çetesine
katılmasını sağlamıştır. Roman serisinde okurun karşısına bolca çıkan önemli bir şahsiyettir.
İnce Memed'i sahiplenişi, ona karşı yaptığı iyilikler ve onu çeteye sokuşu bu şahsın en önemli
davranışlarıdır. Statükodan haz almayan, feodal ağalığın karşısında olan ve toprak reformunu
destekleyen bu karakter, toplumdaki birkaç çatlak sesi temsil etmektedir romanda.
Recep Çavuş: Nerden geldiğini kimsenin bilmediği, ancak çok uzun yıllardır, birçok
çetede eşkıyalık yapmış bir kişidir. Cabbar ile beraber İnce Memed'in çetesini oluşturmuş,
birlikte birçok maceraya atılmışlardır. Sertliği ile dikkat çeker. Çatışmalar ve kayalıklarda
aldığı yaralara daha fazla dayanamayan Recep Çavuş, bir ağacın altına gömülür.
Topal Ali: İzciliği ile ün yapmış bir ayağı topal olan, İnce Memed'in başına türlü
dertler açmış, ancak daha sonra İnce Memed'in en güvenilir adamlarından olmuştur. Topal Ali
kurnazlığı ve zekâsı ile öne çıkar.
EDEBİYAT SOSYOLOJİSİ AÇISINDAN İNCELENMESİ
Edebiyat ve sosyolojinin ortak kaynakları toplum ve toplumsal kurallardır; çünkü,
edebiyatın ve sosyolojinin temelinde insan yatar; bu nedenle, her ikisi karşılıklı etkileşim
içindedirler. İkisinin de tanımı yapılacak olursa sosyoloji, grup halindeki insanların
etkileşimlerinin incelenmesidir; edebiyat ise bu etkileşimin hayali betimlemesinden başka bir
şey değildir. Bu bağlamda İnce Memed romanına baktığımızda, bizleri güçlü bir gözlem
beklemektedir. Yaşar Kemal bu romanını oluştururken uzun gözlemlerden yararlanarak ve
gerçekliği kurgusal düzenin içine enjekte ederek oluşturmuştur. Bu nedenle roman, zamanının
aynası niteliğindedir. Toplumun her kesimini, yönetim kademelerini, kültürü, örfleri ve
adetleri birebir yansıtması, İnce Memed'i sosyolojik açıdan değerli kılan bir özelliğidir. Salt
hayali bağdaştırmalar ve kurgulamalar ile yetinmeyen Yaşar Kemal, gözlem gücüne
dayanarak realist bir bakış da katmıştır romanına. Yaptığı gözlem ve betimlemeler eserin
sosyolojik yönünün kuvvetlenmesine, toplumcu gerçekçi yönünün güçlenmesine ve bu
bağlamda incelenebilir değerli bir ürün olmasına katkı sağlamıştır.
İnce Memed, Osmanlı’dan Cumhuriyet ideolojisine geçiş, eşkıyalık, köylülük, ağalık
ve bu geçişlerdeki konumlanış etrafında tartışılmaktadır. Siyasal, ekonomik ve sosyal
alandaki modernleşme süreci etraflıca betimlenmektedir. Bu sürecin öncüsü İnce Memed'dir
ve bu mücadelesini zaman zaman devlete, zaman zaman ağalara, zaman zaman da halka karşı
İnce Memed I Romanının Edebiyat Sosyolojisi Açısından İncelenmesi
Sayfa 5
vermektedir. Sınıfsal ilişkiler bağlamında hukuk ve adalete dair yaklaşımlar değişmekte,
devlet ile halk arasındaki bağ zaman zaman kopmakta, zaman zaman sıklaşmaktadır. Tüm
roman boyunca devlet ile halk arasındaki bağların sıklaştığı tek nokta; suçlular için genel af
çıkmasıdır desek yanlış söylemiş olmayız. Bununla birlikte, jandarmaların halka işkence
etmesi, devletin ağalara destek vermesi, halkı önemsememesi ve ağaların mahkemelerde
haksızca halkın topraklarını alması devlet-halk arasındaki bağların gerildiği noktalardır.
Osmanlı’daki toprak hukuku ile Cumhuriyetin toprak hukuku arasındaki ilişki, ırgat ile toprak
sahibi arasındaki ilişkiyi de biçimlendirmekte, meselenin boyutları tartışılmaktadır. İnce
Memed’de sosyo-ekonomik durumun belirlediği başkaldırı mevcuttur. Eşkıyalığın devlet
uygulamalarının, hukuk ve adaletin zayıf olduğu anlarında ortaya çıkmasıyla ilişkilendirilmesi
eleştirel bir yaklaşım olarak dikkat çekmektedir.
Roman toplum ve birey farklılaşmasına değinerek İnce Memed karakterini doruğa
çıkarmaktadır. Romanda halk kitleyi ifade ederken Memed, zaman zaman bu kitlenin parçası,
zaman zaman bir grubun parçası ya da salt bir birey olarak karşımıza çıkmaktadır. Dağdaki
eşkıyalar kimi zaman grup, kimi zaman ise kitle görevi üstlenmiştir. İnce Memed'den başka
birkaç karakterde bireysellik vücut bulurken, diğer bütün kişiler ya bir grubun ya da bir
kitlenin mensubu durumundadır. Ağanın sözünden çıkmayan, statükoya başkaldırmayan halk,
bu romanda edebiyat sosyolojisi bağlamının alt başlıklarından biri olan kitleyi temsil
etmektedir. Edilgen bir yapıya sahip olan halk, korku ve endişelerine göre taraf
değiştirmektedir. İnce Memed'in Abdi Ağa'yı öldüremediği köyde yayıldıktan sonra kitlenin
birden bire taraf değiştirip eski kimliğine bürünmesi, kitle yakıştırmasını üzerine alması
bağlamında dikkate değerdir.
"Adam olmuş da... Adam olmuş da dağın İnce Memedi. Sefil İbrahimin oğlu. Adam
olmuş da Abdi Ağamızın tarlasını dağıtıyor. Boyuna bak boyuna şunun. Gören yedi yaşında
çocuk sanır. Sümsük! Tüfeği bile götüremiyor. Eşkıya olmuş da... Eşkıya olmuş da köy
yakıyor. Babasının malı gibi bizim Ağamızın tarlasını, öküzlerini dağıtıveriyor." (Kemal,
2014:331). Örnekten de anlaşılacağı üzere halk kurulu düzene o kadar alışmış ki, bu düzeni
değiştirmeye çalışanlara dahi karşı durmaktadır. Bunun gibi örnekler romanda bol miktarda
bulunmaktadır.
Yaşar Kemal romanı oluştururken sanat ve müzik sosyolojisinden de yararlanmıştır.
Romanda eşkıyalığın ve geleneksel halk kültürünün oluşturduğu birtakım türkülerden ve bir
aşığı karaktere büründürerek yararlanmıştır. Bilindiği üzere kültürümüzde anonim halk
türküleri fazlasıyla bulunmakta ve ondan ona söylene gelmektedir. Toplumumuzun bu konu
da arşivi geniştir. Yaşar Kemal de bir zamanlar bu türküleri derlemiş ve arşivlemiştir. Bu
konuda araştırmalar, incelemeler yapması, müzik ve sanat kültürü hakkında yetkinleşmesini
sağlamış, İnce Memed'in oluşumunda bu özelliğinden sıkça yararlanmıştır Müzik kültürüne
yakın olmuş ve romanında türkülere yer vermiştir. "Doğru saza gitti. Duvardan aldı. Olduğu
yerde oturup saza düzen vermeye başladı. Birden bir türkü tutturdu. Kalın gür bir sesi vardı.
Ses, Sefil Aliden çıkmıyor gibiydi. Türkü bin yıl öteden geliyordu... Adımı dersen de Sefil
Aliyim. Bir gün akıllıysam yüz gün deliyim. Üstü köpüklenmiş bahar seliyim. Başı pare karlı
dağdan gelirim" (Kemal, 2014:356).
İnce Memed I Romanının Edebiyat Sosyolojisi Açısından İncelenmesi
Sayfa 6
Kültür ve uygarlaşma bağlamında, toplumumuzda bulunan göçebe kültüre
değinmekten geri durmayan Yaşar Kemal, romanında göçebe yörükleri örneklendirmiş,
onlara da yer vermiştir. Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde geçen romanda, Osmanlı'dan kalma
toprak hukukunun getirmiş olduğu yaylak ve kışlak kültürü yaygındır toplumda. Yeni
sistemle birlikte uygarlaşmanın artması ve kültürün değişim sürecine girmesi hedeflenmiş,
romana da bu şekilde yansıtılmıştır. Yeni bir devlet sistemine geçilmesine karşın toprak
üzerinde süren feodal yapı terk edilmemekte fakat, giderek güç kaybetmektedir. İnce Memed
bu uygarlaşmaya öncülük eden bir karakterdir toplum içinde. Feodaliteye başkaldırmış, halkı
da düşünmeye ve kararlı durmaya itmiştir. Ancak, dünyası köyle sınırlı olan halk bu
uygarlaşma ve gelişimi görememiştir. Osmanlı Kültür ve uygarlığından Cumhuriyet kültür ve
uygarlığına geçişi, modernleşme sürecini yansıtmıştır romanda Yaşar Kemal. Bu süreçteki
sıkıntılar, olumsuzluklar ve buhranlar ele alınarak romanda bir çözüme kavuşturulmaya
çalışılmıştır. Bütün sorunlar İnce Memed üzerinden çözülmeye çalışılarak, İnce Memed'in
efsaneleşmesi sağlanmıştır.
Osmanlı'nın son zamanlarının ve Cumhuriyetin belli bir döneminin yükselen sorunu
olan feodal ağalık sistemi, halkın belini bükerek onları dış dünyadan soyutlamış, içe dönük
kitlesel gelişimlere itmiştir. Bu sistemin ortaya çıkardığı eşkıyalık gerçeği zaman zaman
ağaların ve statükonun sopası olup halkın kafasına inmiş, zaman zaman ise halkın sesi olarak
ağarın düzenine sekte vurmuştur. 1930'ların konjonktüründe eşkıyalık hem halk hem de ağalar
tarafından kullanıla gelmiştir. Bu bağlamda İnce Memed geleneksel eşkıya modelinden biraz
farklıdır. Onun ki soylu eşkıyalıktır. İlkelidir, erdemlidir. Zenginden alıp fakire vermektedir.
İnce Memed, Cumhuriyet ile birlikte gelen fakat, toplumun tamamına sirayet etmeyen toprak
reformunu kendi eliyle gerçekleştirmeye çalışması bakımından takdire şayandır. Karşısında
kimi zaman halkı, kimi zaman ağaları, kimi zaman da devletin kendisini bulmasına rağmen
reformist duruşundan ödün vermemiştir.
Yukarıdaki anlatımlarımızın da katkısıyla romanın edebiyat sosyolojisi için bulunmaz
bir nimet olduğunu anlamış olduk. İnce Memed, toplum-birey, kitle-grup, müzik-sanat,
kültür-medeniyet bağlamında zamanının bütün unsurlarını ve değerlerini içinde barındıran,
edebiyat sosyolojisine kaynaklık eden ve yurtiçinde, yurtdışında onlarca ödül alan nadide bir
eserdir. İnce Memed'i anlamak, Cumhuriyet'in kuruluş gayesini, ilkelerini ve ilk dönemlerini
anlamak olacaktır. Eskinin terk edilip, yeninin halka ve okuyucuya sunumudur İnce Memed.
SONUÇ YERİNE
Yaşar Kemal’in ilk romanı olan İnce Memed aynı zamanda kendisinin en ünlü
romanıdır. Peter Ustinov’un çabalarıyla 1980’li yıllarda “Memed My Hawk” ismiyle sinema
filmi de yapılan İnce Memed bir Çukurova destanı, bir Anadolu efsanesidir. Yaşar Kemal,
romanında, Çukurova'da yaşanan ağalar ve eşkıyalar kavgasında İnce Memed adındaki
eşkıyayı destan kahramanı olarak göstermiş, olayları bu çerçevede ele almıştı. İnce Memed’in
kısa sürede bir efsane haline gelmesi, Çukurova’da geçen zorlu yıllarında yaptığı gözlemler
neticesinde olmuştur. Tanıştığı insanlardan esinlenerek İnce Memed’i yarattığını zaten kendisi
defalarca ifade etmişti. Ancak ona göre İnce Memed isminde gerçek bir karakter yoktu ve
İnce Memed I Romanının Edebiyat Sosyolojisi Açısından İncelenmesi
Sayfa 7
İnce Memed, Yaşar Kemal’in çeşitli şekillerde tanıştığı bir çok Çukurova yiğidinin
özelliklerinden oluşan, hayali bir karakterdi. İnce Memed Türkiye’de sol hareketlerin
yükseldiği 1960’lı, 1970’li yıllarda özellikle Anadolu’da gelişen feodalite ve ağalık karşıtı
hareketlerin sembolü oldu. Bu dönemde aynı romanda olduğu şekilde devlet otoritesine ve
ağalığa karşı çıkarak dağa çıkan bir çok gerçek İnce Memed yaşadı. Yaşar Kemal, kitabın
büyük popülarite elde etmesi ve ısrarlı istekler üzerine serüvenin devamı olarak 3 cilt daha
kaleme aldı. Ancak İnce Memed destanını yaratan esas kitap olarak 1955 yılında yayınlanan
ilk kitabı göstermek sanırım yanlış olmaz.
İnce Memed, Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı Türkiye Cumhuriyeti modernleşme
projesinin eksik kalmış en önemli ayaklarından biri olan toprak reformunun yapılamamasının
Anadolu’da yol açtığı hazin tabloyu gözler önüne seren önemli ve siyasi bir romandır.
Bildiğimiz üzere bugün hala milletvekili sıfatıyla parlamentoda bulunan bir çok kimse bunu
yeteneklerine değil, toprak sahibi, aşiret ağası olmalarına borçludurlar. Yine feodalite
nedeniyle kadınlar üzerinde baskı, kan davası, cehalet gibi bir çok sorun ülkemizde yaygın
durumdadır. İnce Memed’de işlenen ağalık ve feodalite karşıtlığı, bununla beraber haksızlığa
karşı meşru müdafaa hakkı gibi konular özellikle 1970’lerde sosyalist harekete ilham kaynağı
olmuş ve derin izler bırakmıştır. Bu nedenle İnce Memed’in Türk edebiyat tarihindeki en
önemli romanlardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Romanın en vurucu
cümlelerinden biri ise şöyledir; “Bir ağa ölür ve bir ağa gelir, bir Memed ölür ve bin Memed
gelir..."
İnce Memed romanı, edebiyat sosyolojisinin ele aldığı tüm başlıkları kendi potasında
eriterek toplumun ve devletin çatışmalarını, aksayan yönlerini, bağnazlıklarını, kültüruygarlık, sanat-müzik, toplum-birey ve grup-kitle ışığında işlemiştir. Bu yönüyle tamamen
sosyolojik bir romandır ve aynı zamanda toplumcu gerçekçidir. "Halka kim zulmediyorsa,
etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi
mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun
karşısındayım. [...] Ben etle kemik nasıl birbirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan
ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum." Bu cümleleri sarf
eden Yaşar Kemal, halk için var olduğunu, her zaman halkın yanında olduğunu göstermiştir.
Bütün eserlerini de bu düstur üzerine bina etmiş, çetrefilli konulardaki aksaklık ve sorunları
dile getirmekten hiçbir zaman korkmamıştır.
İnce Memed I Romanının Edebiyat Sosyolojisi Açısından İncelenmesi
Sayfa 8
KAYNAKÇA
Kemal, Y. (2014). İnce Memed I, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul
Moran, B. (2006). Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış II, İletişim Yayınları, İstanbul.
İnce Memed I Romanının Edebiyat Sosyolojisi Açısından İncelenmesi
Sayfa 9
Download

Edebiyat Sosyolojisi Açısından İnceleme