DAVETLİ KONUŞMACI
Sitotoksisite Yöntemlerine Bilinçli
Yaklaşım: Güvenmek ve Güvenmemek?
Prof. Dr. Engin ULUKAYA
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi,
Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı, 16059, Bursa
In vitro (preklinik) sitotoksisite testleri ilaç geliştirmedeki ilk aşamalardan biridir. Özellikle kanser
ilaçlarının keşfinde ve geliştirilmesinde çok önemli yer tutarlar. Önemi, bu aşamanın doğru yapılıp yapılmaması ardından gelecek aşamaların maliyetini, dolayısıyla ilaç geliştirmedeki toplam harcama yükünü, doğrudan etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Bu testlerin sonucuna göre yeni ilaçlar ilk değerlendirmeyi geçtikleri takdirde, hayvan deneyleri ve ardından klinik çalışmalara (Faz I-III çalışmalarına) ilerlerler. İn vitro sitotoksisite testleri ilk aşama olduğundan, bu aşamada yanlış seçilen ve/veya
değerlendirilen testler bir sonraki aşamalarda ciddi maliyet sorunlarına ve zaman kayıplarına yol açabilirler. Bu nedenle, bu testlerin seçimi ve sonuçların doğru değerlendirilmesi önemlidir. Doğru seçim
ve değerlendirmeyi etkileyen birçok faktör bulunmaktadır: a) testlerin ölçebildikleri en az canlı hücre sayısı, b) testlerin olası interferansları, c) testlerin son-nokta ölüm testi veya proliferasyon testi olup
olmaması, d) testlerin metabolik aktivite ile ilişkisi, e) veri kalitesi, f) dinamik aralığı, g) kolay ve hızlı
kullanımı, h) ayraçlarının stabilitesi, i) maliyet-etkinlik durumu, j) hücre membranı bütünlüğü ile ilişkisi, h) hücreden hücreye değişebilen optimum test çeşidi vs. Tüm bu faktörler test seçimi ve sağlıklı değerlendirme için göz önünde bulundurulmalıdır. Test ayraçlarının kullanılan ajanlarla interferans
olasılıkları veya pH değişiklikleri özellikle MTT testi gibi metodlarla çalışanların dikkat etmesi gereken problemlerdir. Çünkü bu faktörler MTT sonuçlarının yanlış yorumlanmasına yol açmaktadırlar.
Ya da, hücreler öldüğü halde, canlılık varmış gibi sonuç alınabilir. Bu durum, bitki ekstraktlarını MTT
testi ile çalışırken sık rastlanan bir problemdir. ATP testi, luminesans teknolojiyle çalışması açısından
kolorimetrik veya florometrik yöntemlere göre daha sensitif bir yöntemdir. Bu metot ile daha az sayıda canlı hücre kantite edilebilir. Fakat, bu yöntemi de dikkatli kullanmak gerekir çünkü hücre ölümüne yol açmadan ATP inhibe edici ajanlarla çalışıyor olunabilir. Primer (ex vivo) kültürlerde özellikle kanser hücresi dışındaki normal hücrelerin sitotoksik ajana yanıtları da dikkate alınmalıdır. Bu yüzden, primer kültürlerdeki sitotoksisite ölçümleri esnasında normal hücreler ortamdan olabildiğince temizlenmelidir. Aksi takdirde, elde edilen sitotoksik etki sadece malign hücrelerin değil aynı zamanda
normal hücrelerin de yanıtı olarak karşımıza çıkabilir. Sonuç olarak, sitotoksisite testlerinin çalışma
prensipleri ve olası sorunları göz önünde bulundurularak, ayrıca test edilecek ajanın özelliğine ve hücre türüne göre optimum test seçimi değişebilir. Bu konuşmada özellikle pratikte karşımıza çıkan bazı
önemli faktörler örneklerle anlatılacaktır.
1. Ulukaya E, Colakogullari M and Wood E J. Interference by anti-cancer chemotherapeutic agents in
the MTT - tumor chemosensitivity assay. Chemotherapy 50:43-50, 2004
2. Ulukaya E, Ozdikicioglu F, Yilmaztepe A et al. The MTT assay yields a relatively lower result of
growth inhibition than the ATP assay depending on the chemotherapeutic drugs tested. Toxicol In Vitro. 22(1):232-9, 2008
3. Ari F, İkitimur EI, Ulukaya E. The ATP assay, but not the MTT assay, detects further cytotoxicity
of the combination of anthracyline-based therapy with histone deacetylase inhibitor (Valproic acid)
in breast cancer cells. Turk J Biochem. 35: 293-299, 2010
4. Ulukaya E, Ari F, Dimas K, Ikitimur EI, Guney E, Yilmaz VT. Anti-cancer activity of a novel palladium(II) complex on human breast cancer cells in vitro and in vivo. Eur J Med Chem.
46(10):4957-63, 2011
50
21. Ulusal Biyoloji Kongresi, 03–07 Eylül 2012, Ege Üniversitesi, İzmir, Türkiye
http://www.ubk2012.ege.edu.tr
Download

Güvenmek ve Güvenmemek?