355
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
HİCRÎ 1210 MARAŞ DEPREMİ İLGİLİ MANZUM EL YAZMASI
TARİHLER
Dr. Abdurrahman Daş
Giriş
Anadolu, tarih boyunca çok sayıda depremlerin meydana geldiği coğrafî bölgelerden biri
olmuştur. Meydana gelen bu depremlerden bazıları hakkında yazılan tarihî bilgiler günümüze
kadar gelmiştir. Depremler hakkındaki kaynakların bazıları, depremin oluş sebeplerini, dönemin
idarecilerini, alim ve halk tabakasının depremle ilgili görüşlerini bize ulaştırırken, diğer kaynaklar
ise, deprem esnasında nasıl davranılması gerektiği, vuku bulan depremin şiddeti, meydana gelen
insan kaybı, yıkılan binaların durumu ve halkın neler yaşadığı, ne gibi tedbirler aldıkları
hususunda malumat vermektedirler.
Türkiye'de, yakın tarihte pek çok depremler olduğu gibi, gelecek yıllarda da yeni depremlerin
olacağı bilim adamları tarafından söylenmektedir. Bu gerçekten hareketle iskan ve imar projeleri
yapılırken tarihten ders almak, can ve mal güvenliğini sağlamak esasına dayalı projeler
uygulamak zorunlu hale gelmiştir. Zira "Vakıa-i selef, tecârib-i halefdür" yani bizden öncekilerin
yaşadıkları olaylar, bizler için birer tecrübe edilmiş hadiseler olarak görülmelidir. Bu itibarla
afetlere karşı önceden tedbirlerin alınması hayatî bir konu olmuştur.
Tebliğimiz, Hafız Ahmed Nuri b. Hafız Halil'in derleyip yazdığı "Târîh-i Zelzele-i Mar'aş"
adlı hicrî 1210 tarihinde meydana gelen manzum deprem tarihleri ile ilgilidir.1 Bu manzum tarihî
belgenin verdiği bilgiler, Maraş'ta mevcut olan o dönemin tarihî camileri, kiliseleri, hanları,
çeşme ve dükkanları, şehrin demografik yapısı gibi çeşitli yönlerini aydınlatmaktadır.
Transkripsiyonu ile birlikte sunduğumuz yazma nüshaya ait metin suretleri, Maraş tarihi ile ilgili
çalışmalara zenginlik kazandıracak niteliktedir.
Manzum tarihlere göre Maraş depreminin değerlendirilmesi
Depremin oluş tarihi
Maraş'ta vuku bulan bu büyük depremin tarihi, saati, günü, ayı, mevsimi ve yılı ittifakla
bildirilmektedir.2 Bu bilgilere göre deprem, kış mevsiminde, Cumartesi günü sabah yedi veya öğle
saatlerinde, 17 CemâziyeT-Evvel 1210 hicrî yılında meydana gelmiştir. Yine o günde havanın çok
soğuk olduğu, fırtına estiği, yağmur yağdığı, şimşek çaktığı yazılmaktadır. Depremin tarihi ile
ilgili beyitler;
Rûz-i saat yedide, Mâh-ı Cemâziye'l-Ûlâ
Maraş'ı yevm-i Sebt'te eyledi Allah lerzân,
***
Onyedinci Cemâziye'1-Evvelinin yavm-i Sebt
Rûz-i saat yedide oldı tezelzül aşikar Sene 1210.3
*Dr. Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Tarihi Bölümü Araştırma Görevlisi
1
Mîr Ra'fet Murtaza b. el-Hâc Ali Beg-zâde, Dîvân-ı Hasmî, 1213, 114 Varak, Konya Büyükşehir Belediyesi Koyunoğlu
Kütüphanesi, nr. 13773
Bkz. Divân-ı Hasmî, 1213, vrk. 138b, 139a, 140a-140b, 141b, 142a, 143a
3
29 Kasım 1795
2
356
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
Kara Kış olmağ ile vakt-ı tezelzül sad âh
#**
Şiddet-i berde tesadüf eyledükde zelzele
Bir taraftan yel esüp, şimşek çakup, yağmur yağar,
şeklinde o günkü hava şartları ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Bazı manzum tarihlerde, depremin
öğle saatlerinde meydana geldiği ve yaklaşık üç dakika sürdüğü, deprem sonrası artçıların ise kırk
gün devam ettiği belirtilmektedir.
Tut kulağında sözümü dinle işit,
Öğle vakti idi çün yevm-i Sebt
***
Şiddeti üç dakika oldı emmâ
Şehri baştan başa kıldı yağma
***
Sahn-ı Maraş oynadı kırk güne dek, yerde nâr
***
Kırk gün oynadı bu cürm-i zemin.4
Ancak depremin üç dakika sürmesi ve artçı olarak nitelendirilen bu sarsıntıların kırk gün
sürdüğü haberleri muhtemelen abartılmıştır.
Maraş'ta meydana gelen yıkımlar
Deprem sonucu Maraş'ta meydana gelen can ve mal kaybı hakkında da önemli bilgiler
verilmiştir. Örneğin, şehrin dörtte üçünün harap olduğu, kale burçları ve içerisindeki han ve
evlerin tamamının yıkıldığı, dükkanların yerle bir olduğu, camilerin ve minarelerin çöktüğü, dört
yüz adımdan fazla bir alanın yerin dibine geçtiği belirtilmektedir. Hatta bundan sonra acaba
Maraş'ta, ezan ve Kur'ân okunabilecek mi gibi düşüncelere yol açacak çapta bir yıkımın meydana
geldiği yazılmıştır.
Bu depremle Maraş şehrinin dörtte üçünün yıkıldığım yazanlar olduğu gibi, binlerce evin
yerle bir olduğunu kaydedenlerde olmuştur. Dolayısıyla on binlerce insan evsiz, barksız kalmış,
mağdurlar çadır ve haymelerde barınmaya çalışmıştır. Yani o dönemde, her hanede ortalama beş
kişi olduğu dikkate alındığında, yirmi ila otuz bin civarında insanın deprem sebebiyle evsiz
kaldığı tahmin edilebilir.
Bu deprem sonucunda şehirde çok sayıda cami ve minare yıkılmış, ancak mevcut kiliselerin
hiç biri zarar görmemiştir. Bu durum, o günkü Maraş halkını şaşırtmış, kendi içlerinde büyük
günahlar işleyenlerin yüzünden böyle bir manzara ile karşı karşıya kaldıklarını düşünmüşlerdir.
Ayrıca Maraş ilinin o günkü demografik yapısı ile ilgili olarak, şehirde Hristiyan halkın
bulunduğu, bunlara ait birkaç kilisenin mevcut olduğu incelenen kaynaklardan anlaşılmaktadır.
Yıkılan minareler arasında bilhassa o gün çok beğenilen Ak Minare hemen her manzum
tarihte tasvir edilmektedir. Meselâ;
Ak Minâre hele, ser çekmiş idi eflâke
Her gören derdi anın kametini, serv-i revân5
4
5
Bkz. agc.vrk 140a , 141a.
Yürüyen servi sanmak
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
357
Münhedim oldı hemân nice minâre, mekteb
Okunur mu ola minba'd, ezân u Kurân.
Maraş Kalesine ait burçlar, içinde bulunan han, hane ve dükkanların tamamının yerle bir
olduğu söylenirken, bazılarına göre üç yüz, diğerlerine göre ise beş yüzden fazla hanenin sadece
kale içerisinde harap olduğu yazılmıştır. Örneğin;
Kal'a-i Maraş'ı ser-tâbe kadem kıldı harâb,
Burc u bâru komayup eyledi hâke yeksan.
***
Kal'a-i Mar'aş'da hergiz burc u bâru kalmayup,
Münhedim olddukda, oldı ehl-i kal'a hâksâr
***
Olmadı derse kenîsâya zarar kâfirle
Müslimînin dahi bak, var mı kenîfinde ziyan
Ermedi her giz Kenîf ile Kenîsâya gezend
Bu ikiler bü'1-aceb oldı yerinde pâyıdâr
Bu depremin yol açtığı yıkımdan başka, kalede böyle bir diğer hasar tarihte meydana gelmiş
mi, veya kalede kaç kez onarım yapılmış olduğu sorularına cevaplar, ilgili alandaki uzmanların
araştırmaları ile anlaşılacak bir husustur.
Kafiyeli olarak beyit halinde yazılan manzum deprem tarihlerine ait vezin kalıpları
çıkarılarak, manzum deprem tarihlerinin başında verilmiştir.
1. MANZUM TARİH
Târih-i İlmî Berây-ı Zelzelet-ü Mar'aş
(Fe'ilâtün /Fe'ilâtün/ Fe'ilâtün/Fe'ilün)
138b Suhana başlayalım bi ismi Rahîm ü Rahman
Hamd ana, virdi bana zihn-i kûşâde Deyyân
Hem salâvatla selâm olsun o rûh-i pâka
Ki, odur fahr-i rusûl, mefhar-i ehl-i imân
Kuvvet ü kudretini, nâsa Huda kıldı beyân
Eyleyüp şevket u iclâlini halka i'lân.
Rûz-i saat yedide, Mâh-ı Cemâziye'1-Ûlâ
Maraş'ı yevm-i Sebt'te eyledi Allâh lerzân,
Gelmedi nâgâh biravâz-ı mehîb-i pür-bîm
Havf ile didreti ecrâm-ı sipihr-i gerdân
139a Ba'de zâ ra'şe olup, zelzele-i saat-veş
Nice bin haneleri eyledi bi nâm u nişân.
Mey-i bîm olup, nâs ser-â-pâ bî-hûş
Mar'aş ehli hele baştan başa oldı sekrân
Girdi çok kimse o gün zîr-i mehâf-ı hâke,
Sag olanlar dahi çok nevha ile kıldı figân.
358
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
Kimi oğlum diyü hayyü feryâda gelüp, âh eyler,
Pederin yâd ederek, girye eyler sibyân.
Sad hezarân serâ-perde nişîn-i ismet,
Pâ-bürehne baş açık ugradı taşra uryân.
Şiddet-i zelzeleden havf idüben bânûlar,
Vaz'-ı hami etdi, ser-i rende6 hezârân nisvân.
Görmemiş mislin anın dehrde bir kes,
Lâ yû'addır hele bu Maraş'a olan hüsrân.
Oldu virane nice cami u Mescid şimdi,
Kalmadı dense seza bunda, dekâkîn ile hân.
Münhedim oldı hemân nice minare, mekteb
Okunur mu ola minba'd, ezan u Kuran.
Ak Minâre hele, ser çekmiş idi eflâke
Her gören derdi anın kametini, serv-i revân7
Mescid ü câmiimiz yıkdı ise hazret-i Hak
Yeniden yapsa gerek beyt-i 'atîkin yezdân.
Olmadı derse kenîsâya zarar kâfirle
Müslimînin dahi bak, var mı kenîfınde ziyan.
Bulundurup ku zemini göğe indi güya
Yere düşdi o zaman, bâm-ı refî'ül-bünyân
Kal'a-i Maraş'ı ser-tâbe kadem kıldı harâb,
Burç u bâru komayup eyledi hâke yeksan.
Karakış olmağ ile vakt-i tezelzül sad âh
Ehl-i Maraş o gece kaldı, be-zîr-i baran
139b Subh idüp, hayli meşgale halayık cümle
Ecinniye ehli gibi, çerge-nişîn oldı hemân
Adem-i sabr ile berde-i şitâdan eyvâh,
Terk-i hâb eyledi, nâlende olup ti fi-i zenân.
Rûz u şeb oynadı kırk güne dek bu cirm-i zemîn,
Sebeb-i ra'şâ hemân, cürm ü kusur u i'syân.
Eşkıya zümresi hep eyledi fısk u fesâd,
Şürb-i hamr ile, zina ile iderler tuğyân.
Bu bizim çektiğimiz, cümle mücâzât-ı kusur,
Yohsa zulm eylemez ol halka, Kerîm ü Mennân
Gördiler kahr-ı ilâh gazab-ı Yezdânı
Etmede bunda erâzil, dahi fışkın her ân.
6
7
Yol ortasında
Yürüyen servi sanmak
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
Bizlere her ne belâ eylese hak erzânı
Bu bizim etdiğimiz dehrde fı'I-i şeytanî
Pes bu denlü sözü kes kendünden virem beyt
Kalmadı zelzeleden sende şu'ûr u irfan
Bize minba'd anın gibi belâ vermeye Hak
Yadigâr olmak içün tarihini eyle beyân
Katre-i eşk ile yazup dedi İlmî târihi
Kıldı hak ra'şe ile Mar'aş'ı şimdi vîrân. (Sene fî 210)
II. MANZUM TARİH
(Fâ'ilâtün/ Fâ'ilâtün/ Fâ'ilâtün/ Fâ'ilün)8
Târîh-i dîger berây-ı Zelzele-i Mar'aş est.
Zîver-i tâc-ı suhandır, nâm-ı hıyy-i Girdgâr
Ben de yazdım ism-i pâkin, şi'rim oldı pâydâr
Hazret-i hakka sipâs-ı bî-kıyâs olsun mûdâm.
Hem resûli Ahmed'e olsun durûd-u sad hezâr
Şevketim izhâr idüp, îzid yed-i kudretîle
Mar'aş'ı bir lahzada ra'şe ile kıldı bî-karâr,
140a On yedincisi Cemâziye'l-Evvel 'inin yevm-i Sebt
Rûz saat yedide oldı tezelzül aşikâr
Şiddetiyle Mar'aş'ı cünbân kıldıkda Hüdâ
Münhedim oldı hemân bir lahzada bâm u cidar
Nâ-bedîd oldu bir anda çok dekâkîn, buyût.
Kalmadı Mar'aş'ta her giz cami u mescîd u menâr
Galiba asyârî-i i'syânımızdandur bu hep
Sahn-ı Mar'aş oynadı kırk güne dek yerde nâr
Her kesin virane oldı menzil ü kâşanesi
Kalmadı bir kimsede tamirine iktidar
Kal'a-i Mar'aş'da hergiz burç u bâru kalmayup,
Münhedim olddukda, oldı ehl-i kal'a hâksâr
Şiddet-i ra'şesîle bî-hûş oldular hatunlar.
;
Vaz'-ı hami itti, maazallah zenân-ı bi-şumâr'
Ehl-i Mar'aş ecniye ehli gibi çil rûze dek.10
Oldılar hep havf ile çerge nişîn ü haymedâr.
Ermedi her giz Kenîf ile Kenîsâya gezend
Bu ikiler bü'1-aceb oldı yerinde pâyıdâr
8
9
Bazı mısraları vezin kalıbına uymadığı görülmüştür.
Sayısız
10
Maraş halkının kırk gün haymelerde barınmış olması, artçı depremlerin kırk gün devam ettiği vurgulanmak istenmiştir.
359
360
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
Bâdiye ehli gibi rüsvâ-yı 'âlem olduk hele
Bir taraftan yel esüp, şimşek çakup, yağmur yağar
Hep bizimde hânemiz oldu ser-â-pâ münhedim
Hamd-u lillâh kalmadık altında, etdik biz firâr
Bir nümûne oldı halka rûz-i Mahşerden bir gün
Nefsî! nefsî! diyü feryâd eyledi şeyh u sigâr
Hak te'âlâ bir alâmet eyledi ibret-nümâ
A'yn-ı ibret ile alsunlar diyü halk i'tibâr
Zîr-i hâkde kaldılar nîce civan u pîr u zen
Bî-tavakkuf itdiler ukbâyı ânlar ihtiyâr
Şiddet-i berde tesadüf eyledükde zelzele
Ehl-i Mar'aş bî-şekîb olmuş iderler âh u zâr
140b Y i ne erbâb-ı şekavet cürmden dûr olmayup
Mâ-hasal dürlü fesadı eylediler ihtiyâr
İbret almazlar ma'azallâh şekâvet-pîşeler,
Şurb-i hamr idüp, yine ehl-i dalâl oynar humâr
Bunda pek yokdur fesâd ehli, efendi lâ yû'âd
Havf idüp Allâh'dan, adamdan olmaz şermsâr
Tâ'ib olmazlar ise ef âline bunlar eger
Onların câyı olur ukbâda bil dârü'l-İ2bevâr
Hak te'âla bizleri böyle belâdan dûr edüp
Bir dahi göstermeye ânı bize Perver-digâr
Kadr-i eş'ârım bilinseydi eğer bu dehrde
Nokta-i şi'rim iderdüm ben de, dürr-i şâhvâr
Katre-i eskim ile yazdım İlmiyâ tarihini,
Kıldı cürm-i Mar'aş'ı ra'ş ile Yezdân târmâr
III. MANZUM TARİH
(Mef'ûlü/Fâ'ilâtü/Mefâ'ilü/ Fâ'ilün)
Hayy ü kadîm ü kadir ü feyyaz u müste'ân
Kün emri ile âlemleri eyledi 'ayan
Olsun sipâs hazreti Yezdâna dem be dem
Câri olursa emri, eder âlemi 'adem
Misi ü şeriki dehrde 'adîmdür
Yokdur nihayeti, ana efendi kadîmdür
Ger olmasaydı dehrde Rahman hem Rahîm
Kahr-u gazâbla eyler idi âlemi 'adîm,
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
Bî hadd ü bî nihâye bizimde kusurumuz
Affetmese günâhımızı ger Gafûrumuz
Dâreynde bulur mu iden bizi aceb rehâ
01 kıl masaydı 'illet-i cürme eger deva
Tezkîr içtin i bâda, Huda kahr-ı kuvvetin
Bildirmek içün âleme Allâh kudretin
Mâh-ı Cemâziye'l-Evvel'inin on yedincisi
Sa'at yedide yevm-i Sebtde kıldı herkesi
141a Ser-mest u hayran ı câm-ı ra'şe-i zelzele
Virdi zemîn-i Mar'aş'a dehşetiyle velvele
Bir hoş-sedâ-yı mûhişe kim eyledi zuhûr
Mahlûk-ı şehri kıldı bî-huzûr
Geldi 'ukeyb-i bângda.bir ra'ş-i hevlnâk
Didretti cirm-i hâki hemân eyledi çâk çâk
Bî hoş oldı bâde-i re'şıyla cümle nâs
Olmaz cihânda sanır bu havf hiç kıyâs
Binden ziyâde bâm u cidâr oldı münhedim
Hayli menâre oldu mesâcidle mün'adim
Ez cümle Ak Minâre ki, serv-i revân idi,
Ecsâd-ı şehr-i Mar'aş'a rûh-i revân idi
Virân kıldı dest-i kaza vü kader anı,
Bir lahzâ içre itdi tezellzül heder anı
Bâm-u cidarı münhedim itdükde ol ilâh
Oldı sukûf-i bey t nâsa hep kûlâh"
Zîr-i bi havf-i, hâke girüp nice merdümân
Teslîm-i rûh eyleyüben virdi cân
Oldı derûn-i kal'ada nice haneler harâb,
Üçyüz denildü hâne-i viran ale'l-hesâb.
Havf ile şimdi hamlini vaz' eyleyüp zenân,
Bi-hûş oldu bîm ile hep sınf-ı merdümân
Kırk gün oynadı efendi bu cirm-i zemîn
Oldı ahâli havf ile hep bâdiye-nişîn
"Tuzak
362
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
Cûlar12 kesildi zelzele vaktinde bül-aceb
Bu yazdığım dürûğ degül, dinle bunu hep
Sun'-ı Hudâya dîde-i ibretle kıl nazar
Mânend-i kûr olma, gör sen de bî-basar
Zîr-i sukûf-i bâmdan iden hele firâr
Kurtardı fakir beni avratla gîrdgâr.
141 b Böyle belâ bizlere göstermeye Huda
İki cihanda ide bizi kederden cüdâ
İlmî yolunca dedi bu târih-i dil-keşi,
Hüdâ kıldı zelzele vîrâne-i Mar'aş'ı. (Sene. 210)13
IV. MANZUM TARİH
(Fe'ilâtün/ Fe'ilâtün/ Fe'ilün)
Dinle bir çarh-ı musabet kâri
Alemi yıkmağa itmez ân
Buldı hem kuvveti bahtım meş'üm
Dehr vîrâne felekdür bûm.
Hem şeref buldı o Mirrih-i Zühal
Müşteri Şemse felek vermedi el
Çarhın elbette işi aksinedir
Tâbişi Iütf'u misâl-i âyinedir
Böyledir sun'i hudâvend-i azîm
Eylemiş silkin cihanı tanzîm
Felek-i Necm-i suhen elde seriş
Kendi zâtında değil cümlesi pîş
İtse ger heybet ile dehre nazar
Bir celâletle ider zîr ü zeber
Kudret-i Bâriye aslâ deme lâ
Kim diye sun'ına hiç çün u çirâ
Gelelüm şimdi musîbet-kâra
Yanâlım derd-i elemle nâra
Doğru çün Cemâziye'l-Evvel
On üçü kaldı hemân şöyle mesel,
Tut kulağına sözümü dinle işit,
Öğle vakti idi çün yevm-i Sebt
Koydı bir zelzele-i ra'şe hemân
Ditredi heybet ile rûy-i cihân
12
13
Pınarlar, çeşmeler
Bu beytin yazıları, yazma nüshada kırmızı mürekkeple yazılmıştır.
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
Bir vehimnâk sadâ tutdu gubâr
Sanki haykırdı ra'd-ı bihâr
142a İnledi kaynadı hem rûy-i zemîn
Çıkdı eflâke âmân âh u enîn
Şiddeti üç dakika oldu ammâ
Şehri baştan başa kıldı yağma
Sülsi mikdârını şehrin vîrân
İtdi bu ra'şe-i dil-gîr hemân
Kal'asında dahi muhkem hâne
Kalmadı cana seza kâşane
Cümlesi gerdiş-i eyyâm-ı felek
Didredüp hâke düşürdü bî şek,
Hânesin terk eyledi hep mîr ü gedâ
Dâr-ı gurbetde gibi oldı cüda
Etmedi kimse evinde ârâm
Sâhib-i murg14 olup, hanesi dâm,
Cümlesi çıkdı evinden nâ-çâr
Taşrada çadır ile itdi karar
Sorma ahvâl-ı perişan hisar
Bir lağımla atılıp oldı ğubâr
Kal 'a-i biçâre başdan başa
Bir yumurta gibi çaldı taşa
Nice cami ile minarelerin
Sorma ahvâlin açar yaraların
Ağ Minare idi makbul-i enam
Bir beyâz câmelü nâzik-endâm
Gör ne itdi ana da devrân
Yıkılup hâke ile oldı yeksan
Telef etdi nice câmi-i şerîf
Yıkmadı asla kenîs ile kenif
Sun'-ı Bâride sakın, yorma nefes
Sana takdîre rıza virmesi bes.
142b Dört yüz adımdan mütecâviz helâk
Eyleyüp altına aldı ânı hâk,
Adedi mecruh olunmaz ta'yîn
Beş yüze itdileranı tahmîn
364
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
Bir kıyamet idi bu ra'şe hele
Heybet-i vasfını sen alma dile.
Diişdi bir târîh kim huşed mend
Güftem imrûz heme suver zere end
V. MANZUM TARİH (TARÎH-İ DÎGER)
Tenbîh-i Bâr-i Hudâdır nâsa
Cürmüne eyle tefekkür tasa
Bâ'is-i zelzele, cürm ü isyan
Kârımız cürm ü günâh bî-pâyân
Unudan Bâr-i Hudâyı her dem
Böyle vehm ile düşer kalbine hem
Halka nâsih misin âyâ ey dil
Var hemân sen yine kendini bil
Sen bugün kendine eyle tevbîh,
Dün azîm zelzele oldu târîh
VI. MANZUM TARİH (TARİHİ DİĞER)
(Fe'ilâtün/ Fe'ilâtün/ Fe'ilün)
Sâhib-i mülk olan Allâh-ı azîm
Hâkim ü kahir ü hem hayy u kadîm
Emr kılsa bu zemîne berhem
Olur eflâk semâda bir hem
Yer ü gök ind-i Hudâda nâciz
İtmedi emr-i kadir nesneye tiz
Hazret-i bâr-i Huda azze vü cell
Bir sinekle yıkar eflâki mesel.
VII. MANZUM TARİH
(Fe'ilâtün/ Fe'ilâtün/ Fe'ilün)
Mekkesin gördi bir târîh-i metîn
Dâşt cen bî denrâ an kâr-ı zemin15
Hışm-ı Mevlâda neler var anla
Fıkr idüp, cân u gönülden anla
143a Bir savukluk ki, irişdi nâsa,
Gazel-âsâ düşe elden kâse
Ra'şeden esdi bize bâd-ı hazân
Erişüp canımız oldu lerzân
15
Tarihi için sağlam bir metin gör / O zeminin işi bir titreme idi
KAHRAMANMARAŞ SEMPOZYUMU
Dondu dil, kalmadı tarihine ferd
Ditredi rûy-i zemin serd
VIII. MANZUM TARİH(DİGER)
İdelim Bârîye biz hamd-u senâ
Çok şükür lutfünü itdi icrâ,
Sanki cihan oldu rûz-i mahşer
Gazâb-ı Bârîdür 'âlem ditrer
Bir alâmet idi bu, nâsa hemân
Mütenebbîh ola nefs-İ inşân
Kıymadı bari Huda bize eğer,
Kıysa, eylerdi bizi zîr ü zeber
Hıfz-ı Mîr-zâde iden Allah'dür
Yoksa bak târihi hışmu'llâhdur. (Sene 1210)
16
Ebced hesabıyla hicrî tarih düşürülmüştür.
Download

Dr. Abdurrahman Daş - Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi