Business
ACTIVE
Dört Aylık Sektörel Dergi
Yerel - Süreli Dergi
Yıl / Year 2014 • Sayı / Issure 3
Basım Tarihi / Print Date Ağustos 2014
AKTİF Adına Sahibi / Publisher
Yönetim Kurulu Başkanı Tolga B.Erdoğan
Yayın Kurulu / Editorial Board
Tolga Bülent ERDOĞAN / Levent KIRBAŞ / Ahmet Sinan KABAKCI / Mehmet ÖZBEY
Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü - Editör / Editor in Chief
Ömer YERSİZ
Aktif İletişim Bilgileri / Contact
100.Yıl Bulvarı OFİM İş Merkezi
No: 99/23, Yenimahalle / ANKARA
Tel: 0.312 386 0909 • Fax: 0.312 386 0809
www.aktif.org.tr • [email protected]
Tasarım-Yapım / Design
Cinnah Cad. Kırkpınar Sok. 8/4 Çankaya-ANKARA
Tel: 0.312 465 00 90-91 • Fax: 0.312 465 00 92
www.imajans.com.tr • [email protected]
Baskı / Printing
Başak Matbaacılık
Anadolu Bulvarı Meka Plaza No: 5/15
Gimat / ANKARA
Tel: 0.312.397 16 17 • Fax: 0.312.397 03 07
Dergide yayınlanan yazılardan doğabilecek her türlü
sorumluluk yazı sahiplerine aittir.
Kaynak gösterilmek suretiyle dergimizdeki
yazılardan alıntı yapılabilir.
BAŞKANDAN
BAŞKANDAN
Sanayinin ve İş dünyasının Değerli Aktörlerine Merhaba,
Yeni bir sayı ile karşınızdayız. Aktif Sanayici ve İş Adamları Derneği olarak üstendiğimiz birçok misyonun
yanında, her biri diğerinden farklı örnek başarı hikâyeleri olan siz değerli üyelerimizden aldığımız güç ve
destek ile, toplumda ülkemizin kalkınması için önem arz eden konularda farkındalık oluşturmayı da bildiğiniz gibi amaç edinmiş bulunuyoruz.
Bu sayımızda rekabetçi olabilmek, ürünlerimizle fark edilebilmek ve farklı kalabilmek, mevcut pazarımızı
muhafaza ederken, yeni pazarlar elde edebilmek, özetle varlığımızı muhafaza edebilmenin yollarını ele aldık. Bu sayede, saydığımız gerekçelerin sürekliliğini sağlayabilmenin de çözümüne değinip, hiç durmadan
sürekli gelişerek büyüyen, büyürken de iletişim teknolojileri ile küçülen bir dünyada ayakta kalabilmenin
metodunu ortaya koyduk.
Yani, DÜNYA MARKASI olabilmek için şart olan, bunca faktörün çözüm anahtarı olan İNOVASYON’u konu
edinip, tamamlayıcı etkenleri olan nitelikli insan ve geliştirme faaliyetlerini bu sayımızda işledik.
İNOVASYON deyince temelinde, uzun vadeli ve kalıcı çözüm olarak insana yatırım yapmalı, bu süreç içersinde ise mevcut iş gücümüzün kalifikasyonunu artırmaya yönelik eğitimlerle takım arkadaşlarımızı donatmalı, uluslar arası iş birliklerine açık olmalıyız.
ÜRGE ve ARGE faaliyetlerini muhakkak suretle başlatmalı, üretim tesislerine yatırım yapar gibi, makine ve
teçhizata yatırım yapar gibi, geliştirme faaliyetlerine, bunun içinde öncelikle insana yatırım yapmalıyız.
Böylece geliştireceğimiz ürün ya da hizmetlerin pazarda kalıcılığını sağlayacak, karlılığımızı koruyabilecek,
gelecekte var olabilmenin temelini atmış olacağız.
Gelecekte de var olacakların, bunu bugünden planlayanlardan ve yarını tasarlayanlar olacağı kesin. Bizlere
ilham olan, geliştirdikleri ürünlerle gururlandığımız ve bu sayımızda da bir kısmına yer verdiğimiz İNOVATİF
üretim sevdalılarının sayılarının artacağına olan inancımız ile tüm okurlarımıza bol yatırımlı, bol kazançlı,
huzur dolu bir dönem diler, saygılar sunarım.
Tolga B. Erdoğan
Aktif Sanayici ve İşadamları Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER
8
20
Gelecek
İnavosyona
Dayalı
Kalkınmada
Sanayinin Gelişim
Anahtarı Offset
22
Türkiye Enerji
Köprüsü ve
Ötesi
24
Eren Trafo’dan 18
Ülkeye İhracat
26
28
Sanayinin
Eleğinde Kadın
Eli
Ülke Tanıtımı
40
78
Aktif Faaliyet
Üniversite - Sanayi
Romanya
Guatemala
Uganda
İşbirliği İle Kobi
Tedavi Merkezleri
80
Aktif Kadın
Kolları
84
Nesilden Nesile
Bilso’da 2. Kuşak
Devrede
Meslek Hastalıkları
Başkent OSB’leri
Kanser
ASO 1. OSB
90
94
Haber Araştırma
Mali Gündem
Dünden Bugüne
Demiryollarımız
Basiretli
İşadamının
Korkulu Rüyası:
Naylon Fatura
96
108
TUSKON
Basında Biz
Batı Afrika
Ülkeleri
ECOWAS’ta
Buluştu
Gelkecek İnovasyona Dayalı Kalkınmada.................8
Meslek Hastalıkları: Kanser............................................86
Sanayinin Gelişim Anahtarı Offset............................20
Başkent OSB’leri :ASO 1. OSB......................................88
Türkiye Enerji Köprüsü ve Ötesi.................................22
Haber Araştırma:
Dünden Bugüne Demiryollarımız.............................90
Eren Trafo’dan 18 Ülkeye İhracat................................24
Basiretli İşadamının Korkulu Rüyası:
Naylon Fatura....................................................................94
Sanayinin Eleğinde Kadın Eli.......................................26
Ülke Tanıtımı
Romanya, Guatemala, Uganda.................................28
Aktif Faaliyet......................................................................40
Üniversite - Sanayi
İşbirliği İle Kobi Tedavi Merkezleri..............................78
Aktif Kadın Kolları............................................................80
Nesilden Nesile
Bilso’da 2. Kuşak Devrede.............................................84
TUSKON
Batı Afrika Ülkeleri ECOWAS’ta Buluştu...................96
Anlaşmalı Kurumlar........................................................98
İngilizce Özet (Aktif Summary)................................ 100
Aktif Üye Ziyaretleri..................................................... 102
Basında Biz...................................................................... 108
İÇİNDEKİLER
88
İÇİNDEKİLER
86
AKTİF SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU
ŞEMASI
TOLGA BÜLENT ERDOĞAN
Yönetİm Kurulu Başkanı
AHMET SİNAN KABAKCI
Yönetİm Kurulu Başkan Yardımcısı
LEVENT KIRBAŞ
Yönetİm Kurulu Başkan Yardımcısı
DIŞ İLİŞKİLERDEN SORUMLU
YÖNETİMKURULU ÜYESİ
ÜYE İLİŞKİLERİNDEN SORUMLU
YÖNETİM KURULU ÜYESİ
MUSA ERTUNÇ
HALİT EROL
Yönetİm Kurulu Başkan Yardımcısı
ÜYE İLİŞKİLERİNDEN SORUMLU
YÖNETİM KURULU ÜYESİ
KAZIM ERDİNÇ FIRAT
ARGE VE İNOVASYONDAN SORUMLU
YÖNETİM KURULU ÜYESİ
ERTUĞ KOZANOĞLU
TİCARET VE İŞ GELİŞTİRMEDEN SORUMLU
YÖNETİM KURULU ÜYESİ
KOMİSYONLARDAN SORUMLU
YÖNETİM KURULU ÜYESİ
METİN DEMİR
ÜNİVERSİTE SANAYİ İŞBİRLİĞİNDEN
SORUMLU YÖNETİM KURULU ÜYESİ
CANAN KIRBAÇ
EĞİTİMLERDEN SORUMLU YÖNETİM
KURULU ÜYESİ
Kadın kolları başkanı
METİN ÖZYURT
GENÇ AKTİF’DEN SORUMLU YÖNETİM
KURULU ÜYESİ
SABİT TEKİRDAĞ
BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLERDEN
SORUMLU YÖNETİM KURULU ÜYESİ
MEHMET ÖZBEY
OKAY AKARTEPE
SOSYAL İLİŞKİLERDEN SORUMLU
YÖNETİM KURULU ÜYESİ
SOSYAL İLİŞKİLERDEN SORUMLU
YÖNETİM KURULU ÜYESİ
İSMAİL ÇAKIN
İBRAHİM GÖVEÇ
İDARİ İŞLERDEN SORUMLU YÖNETİM
KURULU ÜYESİ
KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE İLİŞKİLERDEN
SORUMLU YÖNETİM KURULU ÜYESİ
Active Business |
7
AR-GE
İNOVASYON
GELECEK,
İNOVASYONA
DAYALI
KALKINMADA
Mehmet BÜYÜKEKŞİ (TİM Yönetim Kurulu Başkanı)
Bir ülke açısından gelişmişliğin ölçüsü, bilim ve teknolojiye verilen önemle
yakından ilişkili. Bu noktada milli gelirden Ar-Ge harcamalarına ayrılan
pay büyük önem taşırken, söz konusu oranın yüzde 2’den fazla olması ülke
gelişmişliğinin bir ölçütü olarak kabul ediliyor.
Günümüzde emek ve sermaye gibi gelenekselleşmiş üre8
| Active Business
tim faktörleri yerine, bilginin ve inovasyonun öneminin
daha da arttığı ve üretim sürecine yoğun olarak girdiği bir
dönüşüm yaşanıyor. Bir ülkenin rekabet gücünün artması
için üretkenliğini artırması gerekli. İnovasyon ise üretkenliği arttıran en önemli araç. Dolayısıyla inovasyon, ekonomik kalkınma, istihdam ve refah artışının anahtarı niteliği
taşımakta.
Dünya Bankası tarafından 2007 yılında gelir düzeyi ile inovasyon arasındaki korelasyona yönelik olarak yapılan çalışmada; Danimarka, İrlanda, Amerika Birleşik Devletleri
v
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve Avrupa Komisyonu’nun birlikte yayınladığı Oslo Kılavuzu‘nda
(2004) “Yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya
da hizmet) veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin;
ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış
ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır” şeklinde tanımlanan inovasyon, küresel ekonomide
kalkınmanın en önemli unsurlarından biri haline gelmiş
bulunuyor.
[email protected]
www.sayalvinc.com
ÇİFT KİRİŞ GEZER
KÖPRÜLÜ VİNÇLER
Double Girder Overhead
Travelling Cranes
TEK KİRİŞ GEZER
KÖPRÜLÜ VİNÇLER
Single Girder Overhead
Travelling Cranes
PORTAL ve
YARI PORTAL VİNÇLER
Gantry Cranes
Tüm
yükünüzü
kaldırıyoruz.
MERKEZ: Ostim Organize Sanayi Bölgesi 100. Yıl Bulvarı
1230/1 Sk. No: 24-26 06370 OSTİM / ANKARA
Tel: +90 312 385 67 59
Fax: +90 312 354 58 69
[email protected] • www.sayalvinc.com
Active Business |
9
AR-GE
İNOVASYON
(ABD) ve İsveç gibi ülkelerde inovasyon endeksi ile gelir
düzeyi arasında pozitif bir ilişki olduğu saptanmış. Bir ülke
açısından gelişmişliğin ölçüsü, bilim ve teknolojiye verilen
önemle yakından ilişkili. Bu noktada milli gelirden ArGe harcamalarına ayrılan pay büyük önem taşırken,
bu oranın yüzde 2’den fazla olması ülke gelişmişliğinin bir ölçütü
olarak kabul edilmekte.
Firmalar; küreselleşme, artan
rekabet, giderek artan bilgi
ve iletişim teknolojisi,
enformasyon etkisi
ve artan bilimsel ve
teknolojik gelişmelerin etkisiyle daha
yoğun bir şekilde inovasyon odaklı faaliyetler yürütmek zorunda. Çünkü inovasyon
faaliyetleri ülke içerisinde üretilen bilgi
ve icatların ticarileştirilmesini sağlamak yoluyla katma değer sağlamakta
ve fiziksel ve beşeri sermayenin
ve işgücünün verimliliğinin artırılması, fikri mülkiyetin geliştirilmesi yoluyla da iktisadi kalkınmaya
önemli katkılar sağlamakta. Özellikle son yıllarda
inovasyonun, ekonomik kalkınma üzerindeki rolünün
giderek arttığı dikkat çekmekte. İnovasyon kapasitesi üretmek gelişen ülkelerin büyüme dinamiklerinde merkezi bir
rol oynamakta. Bugün Çin, Hindistan gibi Asya ekonomilerinin yaptığı sıçrayışta AR-GE’nin temel rol oynadığını görülüyor.
inovasyon odaklı ekonomiye geçiş aşamasında. Ancak bu
olumlu durumun sürdürülebilmesi için hızlı ve inovasyon
odaklı ekonomiye dönüşe yönelik tedbirlerin alınması gerekiyor. Uluslararası araştırmalar yanında, TÜİK Yenilik (İnovasyon) araştırması 2013 sonuçlarına göre,
Türkiye’de en yenilikçi girişimlerde
ön sıraları sanayi, madencilik ve
taş ocakçılığı, imalat sanayii alıyor. Ayrıca teknoloji, bankacılık, elektrik ve elektronik, bilgi,
insan kaynağı, stratejik
planlama, “süreçler”
ve “iş sonuçları”
ana
başlıklarında
da ödüllü inovatif projelerin öne
çıktığı dikkat çekiyor.
Türkiye’de TÜBİTAK
önderliğinde bilim,
teknoloji ve inovasyon konuları ile ilgili
olarak; Ulusal İnovasyon Girişimi (2008) ve
Ulusal İnovasyon Stratejisi
(2008-2010), Uluslararası Bilim,
Teknoloji ve Yenilik Stratejisi
(2007-2010) projeleri uygulanmış. Hâlihazırda ise Ulusal Bilim,
Teknoloji ve İnovasyon Stratejisi (2011-2016) projesi uygulanmakta.
Tüm bu çalışmalar sonucunda, Türkiye’de Ar-Ge’ye ayrılan
kaynaklarda önemli bir performans artışı yaşandığı görülmekte. Son dönemlerde dünyada Ar-Ge fonlarına ayrılan
kaynaklarda Çin’den sonra en büyük artışı yüzde 0,84 civarı ile Türkiye sağlamakta. Fakat Japonya, Güney Kore gibi
inovasyon alanında öncü ülkelerle karşılaştırıldığı zaman,
TÜRKİYE TEDBİR ALMALI
bu oranın oldukça düşük kalmakta. 2013 rakamlarına göre
İsviçre’nin ilk sırada yer aldığı Küresel İnovasyon Endeksi Türkiye’de AR-GE harcamaları milli gelirin binde 92’sini
2013 sonuçlarına göre, Türkiye 68. sırada yer alıyor. İsveç, oluşturmakta. Yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payı
Birleşik Krallık, Hollanda, ABD, Finlandiya gibi ülkelerin ilk yüzde 3,5 iken, orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracatısıralarda yer aldığı endekse göre Çin 35. Sırada. Brezilya ve mızdaki payı yüzde 30 düzeyinde. AB’de ise yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki
Hindistan ise Türkiye’nin
hemen önünde 64. ve 66. Dünya Ekonomik Forumu’na (WEF) göre, payı yüzde 20 düzeyinde.
Dolayısıyla Türkiye’nin
sıralarda bulunuyor. Son
yıllarda hızla bilgi top- çok uzun zamandır verimliliğe dayalı hem AB’nin teknoloji çıpasını, hem de gelişmiş
lumuna doğru ilerleyen
Pasifik Ülkeleri’nin ise ino- ekonomi olarak sınıflandırılan Türkiye’nin, ülkelerin inovasyona verdiği önemi içselleştirmek
vasyon konusunda oldukça başarılı bir performans bu olumlu durumunu sürdürülebilmesi için adına verimlilik artışına
büyük önem vermesi gesergilediklerini görülmekhızlı ve inovasyon odaklı ekonomiye dönüşe rekiyor.
te.
Dünya Banka’sı verileDünya Ekonomik Forumu yönelik tedbirlerini alması gerekiyor.
rine göre 2012 yılında
(WEF), gelir dilimlerine
Türkiye’de bir milyon kişi
göre ülkeleri üçe ayırmakta. Coğrafi kaynaklara göre gelir sahibi olan ülkeler, başına düşen tam zamanlı araştırmacı sayısı 892, teknisverimliliğe dayalı ekonomiler ve inovasyona dayalı ekono- yen sayısı 144. Yine Dünya Bankası verilerine göre Güney
miler. Çok uzun zamandır verimliliğe dayalı ekonomi ola- Kore’de AR-GE harcamaları milli gelirin yüzde 3.74’ünü
rak sınıflandırılan Türkiye, şu anda ikinci fazdan, üçüncü oluştururken, bir milyon kişi başına düşen tam zamanlı
faza yani İsviçre, İsveç, ABD ve İsrail’in içinde bulunduğu araştırmacı sayısı 5.451; teknisyen sayısı da 981’dir. İleri
10
| Active Business
teknoloji ihracatı ise 121 milyar 313 milyon dolardır ve sanayi ürünleri içindeki oranı yüzde 26.2’dir.
GÜNEY KORE’DE ÖZGÜN İNOVASYON
Bilim, teknoloji ve inovasyon Güney Kore ekonomik başarısının en önemli faktörlerinden. Güney Kore, Ar-Ge alanında yaptığı devamlı/sürdürülebilir ve büyük çaplı yatırımlarla; sürdürülebilir ekonomik gelişimini destekleyen özgün
bir inovasyon sistemi oluşturmuş. Dışa dönük kalkınma
stratejisi, büyük şirket odaklı endüstriyel politika ve insan
kaynakları bu inovasyon sisteminin en önemli öğelerinden.
Güney Kore bir tarım toplumundan dünyanın önde gelen
dinamik endüstriyel ülkelerinden biri haline gelmiş durumda. Ülkenin, 1962 yılında ilk endüstrileşme çabaları yıllarında milli geliri 2.3 milyar dolar, ihracatı 55 milyon dolar
ve ithalatı 390 milyon dolardı. Günümüzde ise Güney Kore,
dünyanın en büyük ekonomilerinden ve uluslararası ticaret
ülkelerinden biri arasında yer alıyor. Özellikle yarı iletkenler, telekomünikasyon ekipmanları, otomobil, gemi inşası
gibi alanlarda ön sıralarda. Güney Kore AR-GE geliştirmek
amacıyla pek çok vergi teşviki, finansal destek, personel
desteği; vergi muafiyeti ve vergi indirimi, insan kaynakları
gelişimi için teşvikler sağlanmış. Bilim ve Teknoloji Politika
Enstitüsü’nün 2005’te yaptığı bir araştırmaya göre Kore hükümeti endüstriye AR-GE ve inovasyon desteği sağlamak
amacıyla 259 program sunmakta. Güney Kore, inovasyon
üzerine kurulu bir kalkınma stratejisi izlemiş. Amerika ve
Japonya gibi lider ülkeleri takip ederek “öğrenme sürecini”
deneyimlemiş. Varolan teknolojilerin lisansı alınarak, taklit veya tersine mühendislik ile öğrenilmiş. Bu ise Güney
Kore’ye büyük bir bilgi birikimi sağlamıştır. Ardında da müşterilerin değişen ihtiyaçları doğrultunda ürünlerde ufak
değişiklikler yapılmaya başlanmıştır. Böylece Güney Koreli
şirketler hükümetin de sağladığı teşvik ve fırsatlardan yararlanarak alanlarında yetkinlik kazanarak, kendi Ar-Ge ve
inovasyon faaliyetlerini gerçekleştirmeye başlamışlar. İnovasyon, gelişmekte olan ve orta-gelirli ekonomilerin daha
yüksek kalkınma aşamalarına ulaşabilmelerini sağlayan ve
bu ülkeler için ekonomik ve sosyal dönüşümleri beraberinde getiren önemli unsurlardan biri olmuş ve olmaya da devam etmekte. Bu gerçek, dünyanın ve ihracatın geleceğinin
inovasyona dayalı kalkınmaya bağlı olduğunu göstermekte.
’DEN İNOVASYON HAMLESİ
58 bin ihracatçıyı temsil eden Türkiye İhracatçıları Meclisi
(TİM), inovasyona büyük önem veriyor. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, inovasyon konusundaki en önemli çalışmalarının geleneksel hale getirdikleri “Türkiye İnovasyon Haftası” etkinlikleri olduğunu belirtiyor. Geçen yıl 28-30 Kasım
tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde ikincisini
düzenledikleri Türkiye İnovasyon Haftası’nda 26 bini aşkın
ziyaretçiyi ağırladıklarını ifade eden Büyükekşi, etkinlikten
şöyle söz ediyor:
v
“İnovasyon Haftası’na katılamayan dünyanın dört bir yanından 20 bine yakın kişi, etkinliklerimizi TİMTV ve etkinlik
web sitesi üzerinden canlı olarak takip etti. 3 gün boyunca
bilim, nano teknoloji, marka yönetimi, dijital pazarlama,
tasarım ve enerji alanlarında inovasyonun geliştirici gücüne dikkat çektik. Etkinlikler kapsamında 47 üst düzey
konuşmacıyı katılımcılarla buluşturduk. İhracatçı Birliklerimizin düzenlediği tasarım yarışmaları ve Ar-Ge proje pazarlarından seçilen 516 ödüllü proje sergiledik. 55 Ar-Ge
Merkezi, 57 üniversite, iş adamları, CEO’lar, Türkiye’nin
dört bir yanından gelen inovasyon uzmanları etkinliklerimize katıldı. Türkiye İnovasyon Haftası 2014’ü ise 4-6 Aralık
tarihleri arasında İstanbul’da düzenleyeceğiz. Bu başarılı
organizasyondan aldığımız güçle bu yıl Türkiye İnovasyon Haftası’nı İstanbul dışına da taşımaya karar verdik. Böylece inovasyonu Anadolu’ya yaymayı hedefledik. Anadolu’nun inovasyon kıvılcımını,
2014 yılı için ilk olarak 5 Mayıs’ta yaptığımız basın toplantısı ile İzmir’de ateşledik.
29-30 Mayıs tarihleri arasında İzmir
İnovasyon Haftası etkinliğimizi düzenledik. Bu etkinliklerimizi diğer
Anadolu illerimize de yayacağız.”
Active Business |
11
AR-GE
İNOVASYON
İNOVASYON ŞAMPİYONLARI
2013 Türkiye İnovasyon Haftası’nda, aynı zamanda
Türkiye’nin ilk inovasyon geliştirme programı olan “İnovalig” projelerinin startını verdiklerine vurgu yapan Büyükekşi, proje hakkında şunları söyledi:
“21 Şubat’ta gerçekleştirdiğimiz basın lansmanının ardından, www.inovalig.com web sitesinden firmalarımızın
bu lige online başvurularını almaya başladık. Avrupa’da
17 ülkede uygulanan ve projede işbirliği yaptığımız A.T.
Kearney’in 17 ülkede koordinasyonunu sağladığı IMP3rove
programına paralel bir kurguyla, Türkiye’nin farklı kategorilerinde inovasyon lideri firmalarını belirleyeceğiz. Proje
kapsamında lige başvuran firmalar “House of Innovation”
adındaki inovasyon yönetimi metodolojisinde kullanılan
İnovasyon Stratejisi, Organizasyon ve Kültür, İnovasyon Yaşam Döngüsü Süreci, Etkinleştirici Faktörler ve İnovasyon
Sonuçları’ndan oluşan 5 kategori çerçevesinde kendi yetkinliklerini değerlendirme şansını elde edecek. Finalistler,
2014 Türkiye İnovasyon Haftası’nda büyük jüri önünde yarışacak ve 5 inovasyon kategorisinde Türkiye’nin İnovasyon
Şampiyonları belirlenecek. Her kategoriden ilk 3 firmaya
“İnovasyon Ligi Avrupa Şampiyonası”nda Türkiye’yi temsil
etme şansı vereceğiz. İnovalig projesi ile şirketlerin organizasyonları ve günlük operasyonlarına inovasyon kültürünü
yerleştirmeleri için oldukça önemli bir fırsat sunuyoruz.
Dolayısıyla tüm firmalarımızı www.inovalig.com adresinden 31 Mayıs’a kadar ücretsiz başvuru yaparak bu lige katılmaya ve şampiyonada yer almaya davet ediyoruz.”
Ayrıca bu yıl, 2023 Türkiye İhracat Stratejisinde belirlenen
hedeflere ulaşmak amacıyla “2023 Ulusal İnovasyon Stratejisi” projesinin de startını vereceklerini anlatan Büyükekşi, şöyle devam etti:
“Diğer taraftan geleceğin inovatif liderlerini yetiştirmek
amacıyla 50 dezavantajlı okulunda TİM İnovasyon Atölyeleri kurduk. Bu konudaki çalışmalarımız ve eğitimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Diğer taraftan, Yıldız
Teknik Üniversitesi ve Warwick Üniversitesi ortak master
programına katılacak 30 kişiye 3 bin TL’lik
burs veriyoruz. Dolayısıyla biz
Türkiye’nin cari açık problemi
değil, esasen inovasyon açığı
problemi olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin inovasyon açığını da tüm
bu çalışmalarla hızla
kapatacağımıza ve 2023
yılında 500 milyar dolar
ihracata ulaşacağımıza
yürekten inanıyoruz.”
INTEL’DEN KREATİF
AR-GE MERKEZİ
Intel Türkiye, bilim kurgu olduğu düşünülen teknolojileri Türkiye’de gerçeğe çevirmek üzere önemli bir yatırıma
imza attı. Merkez ile 5 yıl içinde 40 milyon dolarlık yatırım
planlanıyor.
v
Intel, Türkiye’deki yüksek teknoloji yatırımları kapsamında
ilk Ar-Ge Merkezi’ni İTÜ Arı Teknokent’te hizmete açtı. ArGe Merkezi, Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’nin önde
gelen araştırma merkezlerinden biri olacak. Türkiye’de yüksek teknoloji tasarımına yeni bir yaklaşım getiren merkez,
Türkiye’nin ilk “kreatif Ar-Ge merkezi” olma özelliğini taşıyor.
Dünya üzerindeki 7 milyar insanın 7 milyar farklı beklentisini karşılayacak ürünler sunma amacıyla hareket eden Intel,
bu girişimiyle Türkiye’de ilk defa “Kullanıcı deneyimi odaklı
Ar-Ge” faaliyetlerinin gerçekleştirilmesini sağlayacak. Günümüzde ülkelerin ekonomik
kalkınmasında Ar-Ge faaliyetlerinin büyük
önemi olduğunu vurgulayan Intel Türkiye
Genel Müdürü Burak Aydın, yeni açılan
Ar-Ge Merkezi ile hedeflerinin Türkiye’nin
dünyada önemli bir teknoloji üssüne dönüşmesine katkıda bulunmak olduğunu ifade etti. Aydın, “Intel, yeni Ar-Ge Merkezi ile
yüksek teknoloji geliştirme alanında global deneyim ve
12
| Active Business
Burak AYDIN (Türkiye Genel Müdürü)
Active Business |
13
AR-GE
İNOVASYON
birikimini Türk ekosistemi ile paylaşmayı, Türkiye’den dünyaya teknoloji transferinin artmasına katkıda bulunmayı
amaçlıyor. Intel Türkiye Ar-Ge Merkezi yenilikçi açık Ar-Ge
modeli ile sektördeki iş ortakları, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak Ar-Ge çalışmalarını hayata geçirecek. Merkezde sosyal bilimciler, tasarımcılar, uygulama
geliştiriciler gibi farklı disiplinlerden uzmanlar bir arada çalışacak, kullanıcı deneyimi odaklı projeler gerçekleştirecekler. Türkiye’nin kendi fikrî mülkiyet projelerini yaratmasına
ve ülkemizin patent sayısın artırılmasına katkıda bulunmak,
AB fonlarından daha fazla yararlanabilmesini sağlamak öncelikli hedefler arasında” açıklamasında bulundu.
Merkezi, bu kapsamda ilk etapta 32 üniversite ve 1000’in
üzerinde geliştirme platformuyla çalışmalar başlatacak ve
bu çalışmaları hızla liselere de genişletecek. Aynı zamanda
eğitim teknolojileri alanına odaklanan dünyadaki tek Intel
laboratuvarı olan Intel Ar-Ge Merkezi, insan hareketlerini
algılayan ve kullanıcıyla daha doğal iletişim kurmaya olanak tanıyan “Intel RealSense™ teknolojisi”ne dayanan geleceğin öğrenme ortamı (Adaptive Learning Environment)
projesi üzerinde de çalışmalar sürdürecek. Bunun yanı sıra,
Fatih Projesi’nin Ar-Ge yatırım ihtiyaçları için de öncü niteliği taşıyan merkezde, proje kapsamında silikon tasarımına
NESNELERİN İNTERNETİ
dokunan ve Türkiye’de fikrî mülkiyet hakkı geliştirilmesine
yönelik eğitimde yüksek teknoloji Ar-Ge çalışmaları da yapılması planlanıyor. Intel Türkiye Ar-Ge Merkezi’nin, 5 yıl
içinde iş ortakları ile başarılı projeler gerçekleştirerek 40
Milyon Amerikan Doları değerinde yatırıma ulaşması hedefleniyor. ”
Avrupa’nın yürüttüğü “Nesnelerin İnterneti Laboratuvarı”
projesinin önemli bir ayağını oluşturan merkez, Türkiye’de
bu alanda teknolojilerin üretilmesine ciddi bir ivme kazandıracak. Giyilebilir Teknolojileri hedefleyen Galileo ve Edison platformları üzerinde geliştirmeler yapan Intel Ar-Ge
“KENDİMİZE GÜVENMELİYİZ”
Katma değeri yüksek ürünler üreten Elmed, Ar-Ge ile büyüyor. Aktif Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Elmed
kurucularından Ahmet Sinan Kabakcı, Ar-Ge’nin önemine
değinirken, “Bir takım ürünler yerlileştirildiğinde, kopyalanmış eleştirisi alıyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. Eğer birileri ithal ürünü, yerli bir ürüne dönüştürmek üzere çalışma yapmışsa, bu Ar-Ge olmasa da bir geliştirme çalışması
olarak değerlendirilmeli” diyor.
TÜBİTAK ve TEYDEB’in destek verirken genellikle belli yenilik, araştırma geliştirme, üretim sürecinin iyileştirilmesi
gibi kriterleri dikkate aldığını ifade eden Kabakcı, Ar-Ge ve
14
| Active Business
inovasyon ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:
“Sürekli bilimsel yayınları takip ediyoruz, patentleri araştırıyoruz. Mevcutların, iyileştirdiğimiz kısmına patent alıyoruz. Zaten teknolojik gelişme böyle oluyor. Her araştırmacı, yeniden sıfırdan başlarsa ileriye gitmek güçleşecektir
ve küçük adımlarla gelişme olur. Ben çeşitli platformlarda
hep şunu söylüyorum; Bizim gelişmiş ülkelerden eksiğimiz yok fazlamız var. Zira gidiyoruz görüyoruz Amerika’da,
İngiltere’de, Almanya’da çok ilginç buluşlara imza atan
insanlarımız var. O zaman bizde problem olmadığını görüyoruz. Bizim geliştirdiğimiz robotla ilgili farklı ülkelerde
Kabakcı, Türkiye’de Ar-Ge, inovasyon ve patentleme konusunda ise şunları söyledi:
“Biliyorsunuz 2023 hedefleri içerisinde 500 milyar dolarlık iddialı ihracat hedefi var. Bunun için ciddi çalışmalar
yapılıyor. 1511 programı ile de bu anlamda katma değeri
yüksek ürünlerin geliştirilmesi amaçlanıyor. Türkiye’nin
mutlak olarak teknolojik değeri olan katma değeri yüksek
ihracat yapması gerekiyor. Yurt içinden başlayıp dünyada
Türk ürünlerinin kalitesini, önemini anlatmak lazım. Bunun
için kendimize güvenmeliyiz. Mümkün olduğunca üniversite-sanayi işbirliğini geliştirmek, teknoloji transfer merkez-
lerinden yararlanmak lazım. Mutlaka A-Ge kabiliyeti olan
firmaların devlet desteklerinden yararlanmaları sağlanmalı. Ar-Ge’yi ‘arakla getir’den öteye taşımak lazım.”
AR-GE VE İNOVASYON
ÖDÜL GETİRDİ
Elmed’in Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları sonucu geliştirdiği pinomatik ultrasonik kombine böbrek taşı kırma cihazı, 2014 yılı 11. Teknoloji Ödülleri
içerisinde “Küçük Ölçekli Firma
Ürün Kategorisi”nde ödüle layık
görüldü. Fleksible Üreteroskopi
İle Böbrek Taşı Kırma Robotu’nu
dünyada ikinci firma olarak yaptıklarını belirten Kabakcı, çalışmanın
TÜBİTAK ve TEYDEB projesi olarak
desteklendiğini söylüyor. Kabakcı,
ürün geliştirme süreçlerini şöyle
aktardı:
“Bizden önce benzer robotu yapan bir İsviçre firması söz konusu.
Dünyanın birçok ülkesine, geliştirdikleri robotu satmışlar. Ürün ilgi
görmüş, ciddi beğeni toplamış. Ancak bizim ürünümüz daha gelişmiş
olarak ortaya çıktı. Ben hep şuna
inanıyorum, yapılan şeylerin üzerine kafa yorup daha fazla
geliştirme sağlarsanız, ürünü daha ileri götürürsünüz. Biz
kullanıcılarla görüştük. Hızlı ısınma, sarf malzemesini çabuk bitirmesinden dolayı şikayetler aldık ve bu şikayetleri
nasıl gidereceğimizi araştırdık ve tamamen bize ait yeni bir
teknikle, bize uygun bir çözümlerle daha iyi bir ürün yaptık.
FDA onayımızı da alarak ABD’ye ürünümüzü sattık. Bugün
Amerika’dan, Güney Kore’ye kadar 55 ülkeye ihracat yapıyoruz. Biz hep mevcut teknolojileri geliştirerek ürün ortaya
koymaya kararlıydık. Bu şekilde çalıştık, bundan sonra da
böyle çalışacağız.”
v
yaptığımız sunumlarda şunu söylüyoruz; Tarihteki çizilmiş
yapılmış ilk robotu El Cezeri yapmış. Kompozit malzemeyi
ilk yapan insanlarız. Astronomide, matematikte nerelere
geldiğimiz belli. Onun için kendimize olan güveni tekrar
kazanıp, bizim bir şeyler yapacağımıza inanmamız lazım.
Özellikle gelişmiş ülkelerdeki büyük firmalar, aşırı derecede
kurumsallaşmış yapıları ve hantallıkları dolayısıyla çok hızlı hareket edemiyorlar. Oysa biz çok daha dinamik ve çok
daha hızlı bir şeyler yapabiliriz. Bu açıdan onların önüne
geçebileceğimize de inanıyorum.”
Active Business |
15
AR-GE
İNOVASYON
Ahmet Sinan Kabakcı, geliştirdikleri ve fark yarattıkları mucizevi robotun işlevini şöyle anlattı:
“Bizi gururlandıran buluşumuz, idrar yollarından girerek
böbreğin içindeki taşı kırmaya yarayan bir robot. Fleksible Üretereskopi Cihazıyla böbrek içerisine kadar ilerleyip,
böbreğin içerisindeki küçük odacıklardaki taşları lazer ile
kırabiliyorduk. Bu dünyada bir ilk ve TÜBİTAK’ın 2012 yılında uygulamaya koyduğu öncelikli alanlardaki Ar-Ge teşvikleri, yani 1511 programı kapsamında yürütülen 3 yıllık bir
proje. Firmamızın ortaklarından ürolog Prof. Dr. Remzi Sağlam, sürekli yeni çıkan teknikleri, uygulamadaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Fleksibıle üretereskopide RIRS
denilen bir teknik uygulanıyor. Prof. Sağlam, bu tekniğin
uygulamasına yönelik eğitimler aldı ve uygulamalar yaptı.
Tekniğin, insanın çalışma şartlarını zorladığı yönünde saptamaları oldu. Bunu kolaylaştırıcı çözümler üzerine beyin
fırtınası yaptık. Önce primitiv bir protatip geliştirdik ve bu
işte başarılı olacağımız kanaatine vardık. İlk primitiv protatip ile nelere daha çözüm gerektiğini tespit ederek, asıl
projemizi başlattık. TÜBİTAK ile de süreç böylece başlamış
oldu. Projeni ile ilgili İlk sunumuzu yaptığımızda, dünyada
otorite sayılan doktorların ilgisini çektik. Bu ilgiden, doğru
yolda olduğumuzu anladık.
Ürünümüz; fleksibıle üretereoskopi cihazını güvenli ve
etkin şekilde kullanan bir robot . İnsanın normal elle ya-
pamayacağı hareketleri doktorun yapmasını sağlayan aynı
zamanda büyük taşların tedavi edilmesini de sağlayan,
katma değeri çok yüksek bir robot. Robotumuzun ismi İbni
Sina’nın Latince ismi Aviccenna. Patent sürecini tamamladık.
Kopyalamayı engelleyecek hukuki önlemleri alıyoruz. Yıllık
100 robot üretebiliriz. Seri üretime hazır durumdayız. Çok
sayıda klinik çalışma yapıldı uluslar arası konferanslarda sunumlarımızı yaptık. Bu robota sahip olan bir ürolog çok kısa
sürede uygulama yapabilecek. Hasta için son derece güvenli bir yöntem. Bu hasta için de devlet için de çok önemli.
Endürolojinin babası sayılan, Amerikalı Arthur Smith, ürünle ilgili olumlu görüşlerini bize ifade ederek bizi desteklemek istediğini söyledi. Smith "Endoürolojinin Geleceği"
konulu konuşmasında robotmuzla ilgi videomuzu katılımcılara izletti.
Dünyanın bilinen ürologları , Glenn Preminger, Mahesh
Desai, Dean Assimos, Jean de la Rosette, Rassweiler ve
Anup Patel de robotumuzla ilgilenen ve bize destek vermek isteyen isimlerden. Alman Jean de la Rosette, Dünya
Üroloji Konferansı’nda ürünümüz ‘Turkish Robot’ olarak
sundu ve “fleksıbıl ürestereskopinin geleceği budur” dedi.
Sunumlarımıza isminin yazılmasını özellikle istedi. Bu bizim
için çok gurur vericiydi.”
ÜRETİMİN VAZGEÇİLMEZİ AR-GE
Yüzde 100 yerli sermaye kuruluşu olarak ticari çalışmalarını devam
Yiğit Akü, yıllık 5 milyon adet akü üretim kapasitesine sahip. Yiğit
Akü’nün 2 milyon adet üretim kapasitesiyle birlikte küresel üretim kapasitesi 7 milyon adet olarak ifade ediliyor.
“Yiğit Akü”, “Platin Akü”, “Tunç Akü”, “Mac Power” ve “Helden” markaları ile yurt içinde ve yurt dışında satış yapmakta olan firma, Avrupa,
Ortadoğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkelerinin yoğunlukta olduğu 70 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Yurt içinde ise 4 binin üzerinde
bayi ve servis ağıyla hizmet veren Yiğit Akü Genel Müdürü Hulki Büyükkalender, üretimlerinde Ar-Ge ve inovasyonun önemini şöyle ifade
ediyor:
“Rekabette dönüşümü yoğun bir şekilde hisseden dünyamız ve şirketlerimiz, emek ve sermaye enstrümanları yerine, rekabette bilgi enstrümanını en üst seviyede kullanıyor. Hepimiz daha az kaynakla, daha
fazla katma değer yaratma çabası içerisindeyiz. İnovasyonun
işgücü ve toplam verimliliğe olan pozitif katkısı, ürünlerin
üzerindeki katma değeri de pozitif olarak artırmakta. Bu
nedenle üretimin vazgeçilmez bir unsuru olarak karşımıza çıkan Ar-Ge faaliyetlerine yönelik harcamalar
ise inovasyon açısından gerekli olan girdiler içerisinde önemli bir yer tutmakta.
v
Hulki BÜYÜKKALENDER (Yiğit Akü Genel Müdürü)
Çalışmalarımızı Ar-Ge merkezi çatısı altında
sürdürüyoruz. Bu çatı, üretimi, Ar-Ge’ yi, planlamayı, mühendisliği, insan kaynaklarını ve
şirketimizin tüm bilgi birikimini kucaklayan ve
geleceğe kavuşturacak olan bir yapı. Şirketimizin sahip olduğu bu yapı sadece kendi yaşam
döngüsü için değil, Türk otomotiv kurumunun
kurulması, otomotiv sektörünün 5 milyon araç
16
| Active Business
DMG REKLAM
Active Business |
17
AR-GE
İNOVASYON
üretmesi ve 125 milyar dolarlık ihracat yapmasını sağlama- inovasyon ve Ar-Ge faaliyetleridir. Bütün bu çalışmalarının
sı ve sanayide maliyetleri düşürecek Ar-Ge çalışmalarının bir sonucu olarak Yiğit Akü’ nün 2012 yılında uluslararası
hız kazanması hedefleri içinde büyük önem arz etmekte- marka değerlendirme şirketi Brand Finance’ın hazırladıdir. Önümüzdeki beş yıl içinde hedefimiz; Elde edilen fay- ğı “Türkiye’nin en değerli markaları” listesinde 13 Milyon
da doğrultusunda daha rekabetçi şartları elde edebilecek Dolarlık marka değeri ile ilk 100 e girmesi ve Türk Patent
şekilde, bu alanda kulEnstitüsü verilerine
landığımız insan kaynagöre 2013 yılında Tağını arttırmak ve küresel Son dönemlerde dünyada Ar-Ge fonlarına şıt Araçları Yan Sanaalanda
çıkaracağımız ayrılan kaynaklarda Çin’den sonra en yicileri Derneği’den
ürünlerle markalaşma(TAYSAD) fikri haklar
mızın da karlılığımızın büyük artışı yüzde 0,84 civarı ile Türkiye
alanında ödül almada ciromuzun da hızla
sı, süreci taçlandısağladı.
Ancak
Japonya,
Güney
Kore
yükselmesini sağlamak.
rılan
başarılardan
Yiğit Akü’nün Ar-Ge ve gibi inovasyon alanında öncü ülkelerle
sadece
bir kaçıdır.
inovasyon
alanındaki
Şirketimizin
bu alankarşılaştırıldığı
zaman,
bu
oranın
oldukça
kurumsal farkındalığı,
daki
başarısının
temüşteri odaklılık, plan- düşük olduğu görülüyor.
melinde
‘Ar-Ge
ve
lama, pazarlama ve esinovasyona olan banek yönetim anlayışına
yönelik de şirketimize önemli girdiler sağlamıştır. Ürün kış açsısının yanı sıra multidisipliner bir fikri haklar stratetasarım ve geliştirme faaliyetleri bugün Yiğit Akü’nün sa- jisine sahip olması yatmaktadır. Tüm bu çalışmalar şirketihip olduğu en güçlü mühendislik yönlerinden birini oluş- mizin ve ülkemizin geleceğe sağlam adımlarla yürümesini
turmaktadır. Bu sürecin beslendiği en önemli kaynak ise sağlayacaktır.”
18
| Active Business
Active Business |
19
AKTİF
RÖPORTAJ
Sanayinin
Gelişim
Anahtarı
Offset
TEKNOLOJİSİZ OYUN KURULAMAZ
Prof.Dr.Ziya Burhanettin Güvenç
Türkiye’nin son 15 yıldır farkına vardığı offset uygulamaları,
sanayinin gelişmesinde önemli rol oynarken, cari açık ve istihdam
için de önemli bir çözüm yolu olarak görülüyor.
Dünyadaki bütün gelişmiş ülkelerin uyguladığı offset (yerli
katkı) kuralı, Türkiye’de de uygulanma alanı bulmaya başladı. Sanayinin gelişmesinde anahtar konumunda olan ofseti
değerlendiren Çankaya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ziya
Burhanettin Güvenç, offset uygulamalarının aynı zamanda istihdam ve cari açık için de çözüm olacağı görüşünde.
Türkiye’nin offseti henüz fark ettiğine dikkat çeken Prof.
Güvenç, uygulamanın dünyada birçok ülkede olduğunu
söylüyor.
“Dünyadaki bütün gelişmiş ülkelerde Avrupa’da,
Amerika’da bu kural yüzde 40-50 gibi çok yüksek oranlarla uygulanıyor” diyen Güvenç, Türkiye’de bürokrasi dahil
çoğu kimsenin konudan haberdar olmadığına vurgu yapıyor.
Offsetin anlaşılır bir formata dönüştürülmesinde yarar olduğunu kaydeden Güvenç, offset konusunda şunları söylüyor:
“Uygulamada amaç, ithalat ettiğimiz ürünlere karşılık, ithalat yaptığımız ülkelere bir şeyler satmak. Satacağımız ürün
20
| Active Business
ithal ettiğimiz ürünle ilgili de olabilir, farklı da olabilir.
Ancak, offset uygulamasının teknolojimizi geliştirmeye yönelik düşünülmesi yarar sağlayacaktır. Kendi başımıza yapamadığımız, üretemediğimiz yarı mamul ürünler, teknolojik ürünler, katma değeri yüksek ürünler var. Bu ürünleri
üretebilir hale gelmek için, bizim bilgi seviyemizin artması
lazım. Bunu da mevcut potansiyelimizle yapmamız çok zor.
Üniversite-sanayi işbirliği ülkemizde çok zayıf. Kümelenme
modelleri henüz sağlıklı bir şekilde yerleşmiş değil. Dolayısıyla devlet yüksek teknolojideki açığını kapatmak için offseti kullanmalı ve orta gelir tuzağından kurtulmalı.
TEKNOLOJİSİZ OYUN KURULAMAZ
Katma değeri yüksek, teknolojik ürün üretemiyoruz. Sözünü ettiğim nitelikteki ürünleri ithal ediyoruz. İthal edilen
ürünlere baktığımızda, hepsinin ağırlığı hafif ama pahalı
ürünler. Sağlık sisteminde kullanılan bütün elektronik cihazlar, haberleşme cihazları, sivil havacılıkta THY’nin bindiğimiz bütün uçakları, diğer özel şirketlere ait uçakların
hepsi yüzde 100 ithal. Kendi hızlı trenimizi, vagonumuzu
yapamıyoruz. Bunu yapabilecek imkan ve kabiliyette olan
kısmen katkıda bulunacak firmalardan da devlet olarak pek
haberimiz yok. Türkiye’nin teknolojideki mevcut durumu
böyle. TBMM’nin 2012 yılında çıkardığı tabloda, 1.7 milyar dolarlık ileri teknoloji ihracatımız görünüyor. Ama bu
teknolojik ürünlerin de içerisinde ithal edilen ciddi oranda
ara mamuller var. Yani yaptığımız ihracatın içinde de ithal
edilen ara mamuller var. Dolayısıyla net olarak yaptığımız
ihracata baktığımızda 1.7’nin çok daha altında rakamlar.
Gelecekte var olabilmek için ülkelerin mutlaka teknoloji
üretmesi ve teknolojide güçlü olması gerekiyor. Teknolojiyi üretemeyen ülkeler dünyada ne oyun kurabilir, ne oyun
bozabilir ne de sözünü kimse dinler. Ülkelerin teknoloji
üretebilmesi için ithal edilen üründeki yerli katkı payı koşulu çok güzel bir anahtar. Bizde olmayan bir teknolojiyi yavaş
yavaş, basamak basamak sahip olmanın yol haritası yerli
katkı payıdır.”
Yerli katkı payının arması konusunda devletin de izlemesi
gereken yolun sektörlerde kümeler oluşturması olduğunu
ifade eden Güvenç, şöyle devam ediyor:
“Küme içi analizler ile her sektörün zayıf yönlerini, eksiklerini, imkan kabiliyetini gerçekçi bir şekilde ortaya çıkaracağız. Burada hedef, sektörel bazda kurulmuş kümelerdeki
noksanlıkları giderecek şekilde devletin bir plan yapmasını
sağlamak. Örneğin; Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümemiz var. Biz metro vagonunu yüzde 100 yerli yapamıyoruz.
Küme olarak yaptığımız iç çalışma bunu gösteriyor. Kaliteli imkan kabiliyetimiz yüzde 50 ve sağlıklı yerli katkıyı bu
oranda sağlayabiliriz. Geri kalan yüzde 50 yerli katkıya offseti kullanarak ulaşabiliriz. Devlet Ankara, İstanbul, İzmir
metrosu için ihaleye çıkıyor. İhale şartnamesine yerli katkı
payı oranı doğrudan yazılmalı. İmkan kabiliyetimiz yüzde
50 seviyesinde ise, maksimum bu üründe ihale şartnamesine yüzde 55 yazılmalı. Bizde olmayan yüzde 5 için de devlet yabancı firmaya diyecek ki; Beğendiğiniz firmalarımızın
bir tanesini alın, eğitin teknoloji transferi yapın. Küme burada devreye girecek ve bünyesindeki firmalara yönlendirme yapacak. Her ihalede yüzde 5’lik zorlama ile yerli katkı
payımız artacak. Bu bizde olmayan imkanları geliştirmek
için iyi bir fırsat.”
Yerli katkı payından faydalanmak için küme elemanı olma
koşulu gerektiğinin altını çizen Güvenç, “Kümeye giren
firma bir süzgeçten de geçmiş oluyor. Üretim, ihracat gibi
durumlar küme üyesi olurken inceleniyor. Ona göre küme
üyesi olunuyor. Yabancı firmaların küme içinde olması söz
konusu değil” diyor.
YERLİ KATKI CAN SİMİDİ
Prof. Güvenç, yerli katkı payının diğer yansımalarını ise şöyle ifade ediyor:
“Yerli katkı payının hayati önemi var. Öncelikle Türkiye’de
yerleşik olan küme üyesi firmalara iş gelecek. Bu durum,
söz konusu firmaların krizlerden daha az etkilenmesini,
yatırım yapmasını, üretimi çeşitlendirmesini ve istihdamını
artırmasını sağlayacak. Böylece, yüzde 50 bir katkı ile yurt
dışına giden paramızın yarısının Türkiye’de kalmasını sağlamış olacağız. Bu da otomatik olarak cari açığı düşürecektir. Firmalarımızın hayatta kalmaları için sürekli çalışmaları
üretmeleri gerek. Firmalar için yerli katkı payı can simiti
gibi. Konya Belediyesi sıfır yerli katkı payı ile 60 tane tranvay aldı. 100 milyon Avro yurt dışına gitti. Yüzde 50 yerli
katkı koşulu olsaydı 50 milyon Avro yurt içinde kalırdı. Pahalı ürünlerin tek alıcısı var, o da devlet. Hızlı treni sadece
devlet alır, metro vagonlarını devlet alır, jet uçağını devlet
alır. Bu ürünleri satın alan bürokrasinin yerli katkıyı öğrenmesi gerek. Sağlık sektöründe milyarlarca dolar paramız
hastanelerin sağlık ekipmanlarına gidiyor. Teknolojik ürünlerin hepsi yurt dışından geliyor. Her bakanlık, sorumluluğu
gereği yapacağı yatırımlarda yerli katkı payını nasıl koyacağını çalışması gerekir. Bürokrasi kendileri ile ilgili kurulmuş
kümelerle temas kuracak. Böylece sektörlerin eksiklerini
belirleyip, şartnameleri de ona göre yazacaklar. Bu kesinlikle zor bir iş değil.
Büyük alımlarda, şartnameler belediyeler dahil mutlaka
ilgili sektörlerdeki kümelerle hazırlanmalı. Kanun çıkarılarak, belediyelerin kendi başına alım yapması engellenmeli.
Mutlak sektör kümeleri ile birlikte karar vermeli. Yerli olanlar yerliden sağlanmalı. Hiçbir şey acil değil. Yerli katkı payını koymamak için bütün projelere acil damgası vuruluyor
ve yerel firmalar işin dışında bırakılıyor. Sistem içerisinde
‘Yerel işin içine katıldığında süre uzar, vakit yok’ gerekçeleriyle tamamen ithal etmeye çalışan bir kesim var. Yerli olanı
yerelden, yerelde olamayanı da yerele kazandırmaya çalışacağız. Bunun için de en doğru strateji yerli katkı.”
Yerli katkı payının şartnamelere konulmasının mutlak kanunlaştırılması gerektiğine de vurgu yapan Güvenç, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Devletin daha güçlü firmalara sahip olmak için niyeti olmalı. Sonrası teknik detay. Bürokrasinin üretim verilerini
öğrenmesi için sektörel bazda kümeler ile irtibatı sağlanmalı. Bu devlete çok büyük kolaylık sağlayacak. Çok kısa
sürede kümenin firmalarının mevcut potansiyeli hakkında
bilgilenilebilecek. İhalelerin teknik şartnamelerinde, bizde
olmayanları kazanabilmek için ‘akıllı şartname’ yazılması
gerekir. İhaleyi kazanan firmanın şartnamesine, tatlı bir
sertlikle, bizim bilmediklerimizi öğretme koşulu koyulmalı. Diğer yol ise üniversitelerle birlikte Ar-Ge yaparak kendi
teknolojimizi geliştirmek. Yerli katkı payı ile öğrenme sürecimizi kısaltmış oluruz. Bunun olmaması için sebep yok,
yeter ki sistem buraya ulaşmak ve gelecekte güçlü olmak
istesin. Devlet olarak güçlü olmak istiyorsak, teknoloji üretmemiz gerek.”
Active Business |
21
AKTİF
RÖPORTAJ
Yrd.Doç.Dr. Mahmut AYDIN
Türkiye
Enerji
Köprüsü
ve Ötesi
Türkiye ve dünya ekonomisinin sürekli gelişen yapısında
enerjinin tartışılmaz derecede önemli bir rolü vardır. Artan hizmet ve üretim ihtiyacı sürekli ve güvenilir bir enerji
akışına ihtiyaç duyar. Bu akışın sağlanmasındaki önemli
kesişim noktalarından birini ise Türkiye oluşturmaktadır.
Ülkeyi ters bir hilal şeklinde kuzey-doğu-güney eksenlerinde enerji kaynakları çevrelemiş ve büyük pazarlara giden
yolda cazibe merkezi haline getirmiştir. Her ne kadar ülke
içindeki enerji kaynaklarının bugünkü teknoloji açısından
göreli kıtlığı hayıflanmalara neden olsa da unutulmamalıdır ki, bu durum enerji laneti denilen, enerji kaynağı
Türkiye’nin bir enerji köprüsü olduğu konusunda zaten
bir şüphe yoktur. Çevredeki gerek petrolün taşıma planı yapılırken, gerekse doğalgaz boru hatlarının planlamasında, ister var olan alanların genişletilmesi için olun
isterse yeni bulunan kaynaklar için olsun, denklemin
bir tarafında her zaman için zaten Türkiye hesaba dâhil
edilmektedir. Burada esas düşünülmesi gereken soru
Türkiye’nin katma değerinin ne olduğudur. Köprü terimi
doğası itibarı ile pasiftir.
Kullanan taraflar için geçilmek istendiği müddetçe varlığını devam
ettirebilir. Tarihten bir
ders olarak unutmamak
gerekir ki Ümit burnu
gibi yeni coğrafi yolların
keşfi ipek ve baharat yollarının önemini azaltmış
ve Osmanlı kontrolündeki
Ortadoğu ekonomisinde zayıflamalara neden olmuştu.
Ezcümle enerji dünyasında kayda değer bir oyuncu olabilmek için
köprüden fazlası gerekir.
Bugün İran her ne kadar petrol
ihracı yapsa da, benzin ihtiyacının kayda değer bir bölümünü
ithal etmektedir. Saniyen, diğer
çevre ülkelerde de enerji kaynakları fazla olsa dahi petrol
türevlerine son derece ihtiyaç
22
| Active Business
yoğun ülkelerde güç çatışmasından kaynaklı istikrarsızlık
problemini engellemektedir. Tersine hem enerji üreten
hem de tüketen ülkelerin göbeğinde enerji akışı için istikrarı korunması gereken bir ülke konumuna dönüştürmektedir. Bulunduğu konumu en güzel kullanan ülkelerden birine Hollanda örnek olarak verilebilir. Ülke enerji üretimi
açısından Avrupa için kayda değer bir büyüklükte olmasa
da, kendisini bir enerji dağıtım merkezine dönüştürerek
Avrupa’nın önemli oyuncularından biri olmayı başarmıştır. Bu örnek, Türkiye açısından çok daha ileri götürülebilecek bir potansiyele işaret etmektedir.
duyulmaktadırlar. Salisen, özellikle altyapı sıkıntısı çekilen güney komşularımızda elektrik ihtiyacı had safhadadır. Bunlar Türkiye’nin katma değer üretmesi için birer
fırsattır. Bu fırsatlar hem tek yönlü pasif enerji ilişkisini çift
yönlü ticarete çevirecek, diğer ülkeler ile olan ekonomik
çıkar bağlarını kuvvetlendirip barışçıl politikalara vesile
olacak hem de dış ticaret açığını azaltacaktır.
Bir diğer gelişme de bilindiği üzere elektrik piyasalarında
yaşanmaktadır. Avrupa Elektrik Piyasaları özellikle orta
ve kuzey Avrupa’da birleşme politikaları gütmektedir.
Böylelikle ülkelerin daha ucuza elektrik kullanım imkânı
doğmaktadır. Türkiye’de 2013’de Enerji Piyasaları İşletme
Anonim Şirketi (EPİAŞ) kurulum kararı almış ve 2014’de
aktif olması beklenmektedir. Böylelikle daha fazla şeffaf
hale gelmeyi planlayan Türkiye’nin, hızlı bir biçimde komşu ülkelerle piyasa birleşme çalışmalarına girmesinde fayda vardır. 2013’de piyasaya sunulmuş üretilen elektriğin
%43’ü doğalgazdan ve %11’i ise ithal kömürden gerçekleşmiştir. Hâlbuki Gürcistan gibi elektrik fazlası olan ülkeler kullanamadıkları bu fazla olan elektriklerini çok daha
uygun fiyata satmayı ve ekonomilerine katkı sağlamayı
ümit etmektedirler.
Sonuç olarak, bu alanda Türkiye’nin ivedilikle kendi insan
gücü ile yazılımlarını yaptığı ve kendi kontrol edebildiği
beynelmilel piyasa yapılanmasına geçmesinde büyük
faydalar görülmektedir. Bunu yapacak birikimli insan
gücü ve teknolojisi kendinde mevcuttur. Evet, enerji köprüsü olmak önemlidir ancak daha güçlü bir enerji
oyuncusu olmak için stratejimizde daha ötelerini de planlamak mecburiyetindeyiz.
Active Business |
23
AKTİF
RÖPORTAJ
Atilla EREN
Eren Trafo’dan
18 Ülkeye İhracat
1988 yılında Elektrik Mühendisi Atilla Eren tarafından OSTİM’de, küçük bir atölye olarak kurulan
Eren Trafo, enerji sektöründe trafo bakım-onarım işleri yaparken, 2000 yılından itibaren trafo
üretimine başlamış. Bugün Sincan OSB’de faaliyetlerini sürdüren firma, üretimini ağırlıklı olarak
yurtdışı için yaparken, 18 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Atilla Eren, kuruluşlarını, üretimlerini
ve hedeflerini Active Business’e anlattı.
Kamudaki işinden istifa ederek, 1988 yılında OSTİM’de
küçük bir atölyede trafo imalat, bakım ve onarımı ile işe
başlayan Elektrik Mühendisi Atilla Eren, daha sonra trafo
üretimine geçiyor. 2007 yılından itibaren ise üretimi Sincan OSB’ye taşıdıklarını belirten Eren, bugün itibariyle 18
ülkeye trafo ihracatı yaptıklarını söylüyor. Üretim alanlarının 9 bin metrekare kapalı alan olmak üzere toplam 14
bin metrekare üzerine kurulu olduğunu ifade eden Eren,
çalışmalarından şöyle söz ediyor:
kadar trafo üretebiliyoruz. Sincan OSB’deki yatırımımız
6 milyon TL civarında. Üretimimiz 2012 yılının sonuna
kadar iç pazar ağırlıklıydı. Öyle ki; Toplam üretimimizin
yaklaşık yüzde 70’ini iç pazara, yüzde 30’unu yurt dışına
pazarlıyorduk. 2012 yılından itibaren bu tamamen tersine döndü. Hedefimiz ağırlıklı olarak yurtdışı pazara yönelmekti. Çeşitli yapılanmalar neticesinde, şu anda üretimimizin yüzde 70’ini yurtdışına, yüzde 30’u ise yurt içi
pazara gerçekleştiriyoruz.”
“Yıllık kapasitemiz 8 bin adet trafo üretimi. İlk kurulduğumuz yıllarda trafo ihtiyacının ana sağlayıcısı devletin kendisi olan ETİTAŞ idi. Daha sonra bu kuruluş kapandı. Ancak bu alanda üretim ihtiyacı ile özel sektör trafo
üretmeye başladı. O dönemde tamamen ihtiyaçtan kurulan bir firmayız. Türkiye’de şuanda hatırı sayılır 7-8 trafo
sağlayıcısı firma söz konusu. Eren Trafo da bunlardan bir
tanesi. Daha çok dağıtım trafoları üretiyoruz. Dağıtım ve
güç trafosu olmak üzere iki çeşit trafo söz konusu. Güç
trafoları, biraz daha kapsamlı ve güçleri daha yüksek
olan trafolar. Eren Trafo olarak 25 kV’dan 25 bin kV’ya
Yurtdışında daha çok Afrika, Türk Cumhuriyetlere
ürün sattıklarını kaydeden Eren, “Ülke olarak Nijerya, Libya, Türkmenistan, Irak, İran gibi ülkelerde varız. Yaklaşık
18 ülkeye ihracatımız söz konusu” diyor.
24
| Active Business
Trafo üretiminde Avrupa’nın en iyisinin İtalyanlar olduğuna vurgu yapan Atilla Eren, şöyle devam ediyor:
“Her konuda olduğu gibi dünyada Çinliler bu alanda
da var. Ama Türkiye’de üretilen trafolara dünyada yoğun
bir ilgi söz konusu. Afrika bu anlamda dikkat çekiyor.
Hem kalite hem de fiyat yönünden Türki Cumhuriyetler-
de rekabet edebiliyoruz. Kırgızistan’da girdiğimiz güç trafoları ihalesinde fiyat açısından Çinlilerden sonra üçüncü
sırada yer aldık. Trafoların güçlerine göre her ülkenin
sistemi farklılık oluşturuyor. Dolayısıyla ülkeye göre proje yapıp üretim gerçekleştiriyoruz. Proje ekibimiz her şekilde proje gerçekleştirebiliyor.
İhracat yaptığımız her ülkede bayilerimiz bulunuyor.
Dolayısıyla teknik destek
konusunda
öncelikle
bayilerimiz
devreye
giriyor. Gerekirse de
elemanlarımızı göndererek teknik destek
veriyoruz. Yurt içi veya
yurt dışı satışlarımızda
tüm ürünlerimiz iki yıl
garantilidir.”
Toplamda 82 kişi ile
üretim yaptıklarını ifade
eden Eren, sektörün sıkıntılarını ise şöyle aktarıyor:
“Üretimde kullandığımız ve
yurtdışından getirdiğimiz bazı malzemelere kota konulması yurt dışı rekabetimizi engelliyor. Söz konusu malzemelerin öncelikli
olarak yurt içindeki üreticilerden alınması isteniyor. Türkiye’deki üreticilerden bulamazsak yurt dışından alınsın
deniyor. Dolayısıyla bu koşul yurt içinde fiyatların yükselmesine neden oluyor. Yurt dışından yarı fiyatına getirmek
varken pahalıya temin söz konusu. Serbest piyasada kaliteli malzemenin yurt içine sokulmasına izin verilmesi gerek. Bizim yurt dışından getireceğimiz malzemenin cari
açığa neden olacak bir etkisi yok. Yurt dışı rekabet için
kotaların kaldırılması gerek.”
Eren Trafo’nun Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına da
değinen Eren, “Dışardan Prof. bir hocamızla dört kişilik bir
Ar-Ge ekibi oluşturduk. Bu yıl yaklaşık 220 bin TL Ar-Ge
bütçesi ayırdık. Ekibimiz yeni bir trafo sistemi üzerinde çalışıyor. TÜBİTAK destekli
projemizin çalışmaları son aşamada. Trafo konusunda üçüncü
projemiz. Proje tamamlandığında diğer trafo firmalarının çok önüne geçeceğimizi düşünüyoruz” diye
ifade ediyor.
Atilla Eren, hedeflerinden ise şöyle söz
ediyor:
“Yurtdışında
hem
ürün çeşitliliği, hem de
trafo gücü yönünden
biraz daha ileri gitmek
istiyoruz. Mevcut üretim
alanımızın yetersiz olduğunu gördük. Ek bir bina
yaparak güç trafosu üretimi
gerçekleştireceğiz. Şu anda güç
trafosunu Türkiye’de üç firma üretiyor.
Biz de dördüncü firma olarak bu işe girmek
istiyoruz. Proje, bilgi açısından çok daha ciddi yeterlilik gerektiriyor. Bu kapsamda yurt dışından birkaç kişi ile
görüşmelerimiz sürüyor. Ayrıca, TEDAŞ’ın da isteği doğrultusunda enerji üretimine yönelik sadece trafoyu değil
komple bir sistemi kurma planımız var. Yani köşkü birinden, trafoyu başkasından alarak değil de paket olarak bu
işi yapmak istiyoruz. Hedefimizde geçen yılın üzerinde
bir üretim kapasitesine ulaşmak var. Yeni üretim yerimiz
ile 150 kişilik bir istihdam hedefliyoruz. Sektörde 3. sırada
yerimizi korumak istiyoruz.”
Active Business |
25
AKTİF
RÖPORTAJ
Sanayinin
Eleğinde
Kadın Eli
Ülke Gümüşay, OSTİM’de sanayi için elek
üreten Ülke Çelik’in patronu. Sıfırdan
kurduğu firması, bugün yurtdışı ayağını
da oluşturmuş. Sektörde, dünyada tek
kadın üretici olan Gümüşay ile Ülke
Çelik’in kuruluşunu, üretimini, sanayide
kadın olmayı ve hedeflerini Active
Business için görüştük.
Esnaflığı 1992’de başlayan Ülke Gümüşay, 2000
yılına kadar Bolu Organize Sanayi Bölgesi’nde
ısıcam sektöründe üretim yaptıklarını belirtiyor. 2003 yılında şu anda rakibi konumunda
olan firmada,, fabrika müdürü olarak çalıştığını ifade eden Gümüşay, 2006 yılına kadar
bu görevini sürdürdüğünü belirtiyor. “2006 yılı
sonrası, Ülke Çelik’i kurduk ve bugüne getirdik”
diyen Gümüşay, şöyle devam ediyor:
“Profesyonel yöneticilik güzeldi ama sanayici geçmişim beni Ülke Çelik’i kurmaya yönlendirdi. Aynı
zamanda bir anneyim iki çocuğum var. Oğlum üniversitede
okuyor, kızım da üniversiteye hazırlanıyor. Oğlum aynı zamanda ticaret ile uğraşıyor. Ülke Çelik, ilk olarak İvedik’teydi. Zamanla üretim alanımız dar gelmeye başlayınca, 2008 yılında
makine parkurumuz artırarak, OSTİM’e Örnek Sanayi’ne taşındık.”
Maden sektörüne yönelik üretim yaptıklarını ifade eden Gümüşay, “Maden ocakları, taş ocakları, kırma eleme tesisleri,
mermer ocakları, gıda sektörü yani kısacası ayrıştırılması gereken her şey bizim eleklerimizden geçmek zorunda. Artı,
dekoratif amaçlı olarak da bizim elek telleri kullanılıyor.
Ama asıl işimiz eleme sektörü, yani ayrıştırma” diyor.
Ayrıca kırma eleme tesislerinin yedek parçalarının bir kısmını da ürettiklerini belirten Gümüşay, üretimlerinden
şöyle söz ediyor:
“Söz konusu parçaların bir kısmının da tedarikçisi konumundayız. Talep gelmesi durumunda makine üretebilecek konumdayız. Konveynör bant sistemleri, elek
26
| Active Business
Ülke Gümüşay
sistemleri üretiyoruz. 2 milimden, 250 milimetreye kadar
dokuma yapabiliyoruz. Bunun yanında yedek parça anlamında da maden sektörüne gerekli olacak bütün parçalar
bizde bulunabilir. Kare ve dikdörtgen olmak üzere Avrupa
standartlarına uygun elek üretiyoruz. Dünyada da farklı bir
uygulama söz konusu değil. Almanya’dan bir firmanın distribütörlüğünü aldık. Bizde olmayan ürünleri yok dememek
için yurtdışından tedarik ediyoruz.
Üretimden satış aşamasına kadar eleklerimiz kontrolümüzde. Herhangi bir
sıkıntı yaşandığında, firma sahipleri bana birebir cep telefonumdan, 7/24 ulaşabiliyor.”
“KADIN
ÇELİKTEN NE
ANLAR?”
“2006 yılından bu yana
bire bir, bir bayanın
gitmesi sakıncalı olabilecek, en ücra yerlerdeki mezralara, erkeklerin
bile cesaret edemeyeceği yerlere, bayan elemanlarımla beraber müşteri
ziyaretleri yaptım” diye anlatıyor. Üretimle ilgili herhangi
bir sıkıntı, şikayet olduğunda en
geç ertesi gün giderek yerinde çözüm
ürettiklerini ifade eden Gümüşay, sektörde
kadın olmaktan şöyle söz ediyor:
“Sektörde kadın olarak dünyadaki tek üreticiyim. Satıcılar
olarak muhakkak bayanlarımız var, ama üretimde benden başka yok. Bunun avantajlarını da, dezavantajlarını da
zaman zaman yaşadık. Ama daha çok avantajı olduğunu
düşünüyorum. Başlangıçta ‘bayan çelikten ne anlar’ yaklaşımı ile çok karşılaştım. İlk zamanlar ocaklara gittiğim zaman ‘Hanımefendi sen tekstille uğraş, buralara kadar niye
geldin?” diyen çok müşterim oldu. Ama sonrasında bizimle
çalışmaya başladılar. Türkiye’nin büyük firmalarının içinde
yer aldığı 30’a yakın holding ile çalışıyorum. Hiçbir müşteri
bizim için küçük değil. Kum ocakları da, büyük enerji firmaları da müşteri portföyümüzde yer alıyor. Hem yurt içi,
hem de yurt dışına üretim yapıyoruz. Yurt içinde yüzde
25’lik bir pazar payımız olduğunu söyleyebilirim.
Ülke Çelik’in ismi ile yurtdışından gelip bize
ulaşan müşterilerimiz oluyor. Irak,
zaman zaman Tacikistan, Gürcistan ve aracılarla Azerbaycan’a
ihracat yapıyoruz. Diğer ülkelere de aslında bizden
alıp satış yapan makineci
firmalarımız var. Yerimizi daha da büyütmek istiyoruz. Ama sanayinin
genel bir nakit sıkıntısı
var bunu aştığımız da
büyüme
hedefimizi
gerçekleştireceğiz.”
“Kadınlar girişimci olsunlar, sanayiye girsinler.
Bu anlamda devletin destekleri de söz konusu” çağrısında bulunan Gümüşay, “Elek
dışında reklam sektöründe de varız. Şimdilik bir hobi gibi başladık. LED
ekran sektörü için yeni bir ürün geliştirdik.
Faydalı model olarak geliştirdiğimiz bir hologram cihazı
ürettik. Piyasada olmayan bir ürün ve 7/24 çalışma özelliği var. Hedefimiz ürünün seri üretimini yapmak” diye anlatıyor. Farklı STK’lardan yılın girişimcisi, yılın en’leri gibi
ödüller aldığını belirten Ülke Gümüşay, “STK’lar bizim için
ticaretimizi gelişmesine katkı sağlayacak kurumlar” diye
ifade ediyor.
Active Business |
27
ÜLKE
TANITIM
Polonya’dan sonra
Orta Avrupa’nın ikinci
en büyük piyasası olan
Romanya, bir Avrupa
Birliği ülkesi olmasının
yanı sıra, yaklaşık
1000 kilometrelik bir
alanda 200 milyon
tüketiciye ulaşan
çok önemli ticaret
yolları ve merkezlerin kavşağında
bulunmaktadır.
Ülkenin bulunduğu coğrafya,
Merkezi Avrupa,
Baltık ülkeleri ve
hatta Orta Doğu
pazarlarına açılım
sağlamaktadır.
28
| Active Business
1989 sonrası serbest piyasa sistemine adapte olmaya başlayan Romanya’da pek çok reformlar yapılmış, hisselerinin çoğu devlet kontrolü altında bulunan bütün kuruluşlar hızlı bir biçimde özelleştirilmiş, tarım ve sanayi sektörlerinin GSYİH içindeki payı giderek azalmış ve vatandaşların hayat
standardının yükseltilmesi yönünde politikalar uygulamaya konulmuştur. Bu reformlar özellikle,
IMF, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği gibi uluslararası oluşumlar tarafından desteklenmiştir.
Bu önemli gelişmelerle beraber 1 Ocak 2007 itibarıyla ülkenin Avrupa Birliği tam üyesi olması,
Romanya’yı Avrupa’nın en cazip ülkelerinden biri haline getirmiştir.
2011 yılında tarımın GSYİH’daki payı 13,1, sanayinin 37,9 ve hizmetlerin 51,3 iken 2012 yılında söz
konusu oranlar tarım % 10,3, sanayi % 37,3 ve hizmetler % 54,9 olarak gerçekleşmiştir.
DIŞ TİCARET POLİTİKASI VE VERGİLER
Türkiye değer itibarıyla Romanya’da
en fazla yabancı sermaye yatırımı yapan on birinci ülke, yatırımcı sayısı itibarıyla da üçüncü ülke konumundadır.
Bu durum Türk yatırımlarının nispeten
küçük ölçekli yatırımlar olduğunu göstermektedir.
1989’dan bu yana Romanya’nın dış ticaret politikası, Batı ile ilişkileri geliştirme ve Avrupa entegrasyonu hedefleri
doğrultusunda şekillenmektedir. Ülke,
GATT ve Dünya Ticaret Örgütü’nün
kurucu üyelerindendir. 1993 yılında,
Romanya, Avrupa Konseyi’nin de tam
üyesi olmuştur.
Özellikle Romanya’daki sistem değişikliğinden hemen sonra Türk yatırımcıları küçük yatırımlarla piyasaya girmiştir. Fakat son yıllarda Romanya’ya
yönelik büyük Türk yatırımlarının arttığı gözlemlenmektedir.
1990’lı yıllarda ihracatta tekstil, giyim,
ayakkabı gibi hafif sanayi sektörlerinin
ön plana çıktığı Romanya’da, sermaye
yoğun ürünlerin ihracattaki payı diğer geçiş dönemindeki ülkelere göre
oldukça düşük düzeyde kalmıştır. Bununla beraber ülkenin ihracat yapısı
son yıllarda orta düzeyde teknolojik
ürünlere doğru kayma göstermektedir.
Özellikle son 10 yıllık dönemde ülkedeki ihracat artışı, hariçte işleme
anlaşmaları aracılığıyla başta Almanya ve İtalya’ya yapılmakta olan reeksportlara büyük ölçüde bağlı olmuştur. Geleneksel olarak önemli bir
ihraç kalemi olan metalurjik ürünlerin
de ihracattaki önemli payı devam etmektedir.
1 Ocak 2007 tarihi itibarıyla Avrupa
Birliği’ne tam üye olan ülke, üyelik kapsamında Avrupa Birliği Müktesebatı ile beraber Ortak Ticaret
Politikası’na tamamen uyum sağlamıştır. Romanya, 2014-2015 döneminde Hedef Ülkelerden biri olarak
belirlenmiştir. Romanya’ya yönelik ihracatımız 2013 yılı itibariyle 2,6 milyar
dolar düzeyindedir.
Ülke pazarında reklam ve promosyon
faaliyetlerinin yanı sıra uzun dönem
kredi olanaklarıyla satış yapılması ve
satış sonrası hizmetler için yerli ortaklarla işbirliği yapmak tüketici tercihlerini belirleyen önemli unsurlar
arasında yer almaktadır. Romanya
piyasasındaki tüketiciler için fiyat ve
ödeme koşullarının, kaliteden daha
ağırlıklı yer tuttuğu gözlemlenmektedir.
Romanya’da üretilen ve ithal edilen
malların ambalajları üzerine Tüketici
Koruma Kanunu gereğince etiket koyma ve ambalajın içindeki mamulün ne
Yönetim Biçimi: Cumhuriyet Başlıca Şehirler
• Bükreş (1 931)
Bașkent: Bükreș
• Yaş (Iasi) (317)
Nüfus: 21.904.551
• Timisoara (304)
Yüzölçümü: 238.391
• Köstence (Constanta) (306)
Resmi Dil: Romence
• Cluj-Napoca (306)
Para Birimi: Leu (RON)
• Craiova (301)
Dil: Romence
• Galati (297)
• Braşov (281)
Tel Ülke Kodu:+40
olduğu hakkında açıklayıcı bilgi yazma
zorunluluğu vardır.
Romanya 2004 yılı Nisan ayından itibaren Türk vatandaşlarına vize uygulaması başlatmıştır. Ülkede 1-2 Ocak, 6
Ocak, 1 Mayıs, 1 Aralık ve 25-26 Aralık
tarihleri resmi tatil olup devlet daireleri ve özel kurumlar bu günlerde çalışmamaktadır. Romanya’nın resmi dili
olan Romence’de Latin alfabesi kullanılmaktadır. Ayrıca ülkede başta İngilizce olmak üzere Fransızca ve Almanca da yaygın şekilde konuşulmaktadır.
Tarım ve gıda sanayi ürünleri ticaretinde açık veren ülkelerden birisi olarak Romanya, ihracatımız açısından
önemli bir potansiyel arz etmektedir.
Romanya’nın AB’ye üyeliğiyle birlikte
gelir düzeyi artmaya başlayan tüketiciler kaliteli ve daha sağlıklı ürünlere
yönelik tüketime ağırlık vermeye başlamıştır. Bu anlamda sert kabuklu ve
kuru meyveler gibi geleneksel ihraç
ürünlerimiz haricinde sağlıklı ürünlerimizle bu pazarda daha fazla yer
edinilmesinin mümkün olduğu görülmektedir.
İNŞAAT MALZEMELERİ ÖNEMLİ İHRAÇ KALEMİ
Romanya’ya ihracatımızda sanayi
ürünlerinin payı yüksektir, ihraç edilen ürünlerimizin miktarı ve çeşidi
sürekli artmaktadır. İnşaat sektorünün büyüme hızının yükseldiği son
yıllarda inşaat malzemeleri en önemli ihraç kalemlerinden biri olmuştur.
Romanya’da hayat standardının yükselmesine paralel taşıt araçları, oto
yan sanayi ürünleri, beyaz eşya, hazır
giyim, mobilya ev tekstili ürünleri gibi
tüketiciye yönelik ürünler ihracatımız
da artmıştır. Türk sanayi Romanya tarım ve sanayi üretimini de başta inşaat
ve maden makineleri olmak geniş bir
yelpazede üretilen Türk makinaları ile
desteklemektedir.
v
TÜRK YATIRIMLARI ARTIYOR
Active Business |
29
ÜLKE
TANITIM
TARIM YAVAŞ İLERLİYOR
Zengin tarım arazilerine sahip olan Romanya’da çok çeşitli tarımsal ürünler yetiştirebilmektedir. Ancak, AB üyesi
diğer ülkelere kıyasla tarım sektörü hala yavaş bir şekilde
gelişmektedir. Düşük verimlilik ve tarım arazilerinin küçük
ve parçalı olması sektördeki sorunlar arasındadır (Foreign
and Commonwealth Office, 2011). 2000-2008 yılları arasında ortalama yüzde 6 hızında büyüyen Romanya ekonomisi, 2009 kriziyle yüzde
Reel büyüme (%) -1,3
7 oranında küçülmüştür. Bu
dönemde özellikle inşaat
Kişi Başı Gelir ($) 11.600
sektöründe önemli düşüşEnflasyon Oranı (ort, %) 6,1
ler olmuştur. İnşaat sektörünün düşüşünde işgücü
İșsizlik oranı (%) 6.9
göçünün de etkisi olmuştur.
İhracat (milyar $) 382,7
Yaşanan bu gelişmeler karşısında Romanya IMF’den
İthalat (milyar $) 230,2
ve diğer uluslararası kuruCari İşlemler
luşlardan 26 milyar dolar
Dengesi (milyar $) 81,5
yardım paketi talep etmiştir.
Bu doğrultuda IMF kamu
Dış Borç (milyar $) 393,4
mali disiplinin sağlanmasına
KDV % 18
yönelik önlemler alınmasını Romanya’ya
Kurumlar Vergisi % 20
tavsiye etmiştir.
2010 yılına gelindiğinde ise yüzde 1,3 oranında küçülme yaşanmıştır. Enflasyon oranı yüzde 6,1 olan
Romanya’da 2011-2015 döneminde enflasyonun yavaşlaması öngörülse de Batı
Avrupa’daki oranlar kadar düşmeyeceği
tahmin edilmektedir (EIU, 2011). AB
30
| Active Business
üyesi olan Romanya’nın Maastricht kriterlerine kaşıladıktan sonra 2015 yılında Euro bölgesine girmesi hedeflenmektedir. Romanya makro ekonomik göstergeler bakımından AB ortalamalarının altındadır. İstihdamın yüzde 30’u
tarım sektöründe, yüzde 23’ü sanayi ve yüzde 47’si hizmetler sektöründedir. Sanayileşme süreci ile birlikte yaşanan
kırsal göç ile tarımda çalışan nüfus azalmıştır. İşsizlik oranı
ise yüzde 6,9’dur. Genç işsizliği ise yüzde 20, 8 gibi yüksek bir orandır. 2010 yılı göstergelerine göre tarımın GSYİH
içindeki payı yüzde 12,2; sanayinin payı yüzde 37,6 ve hizmetler sektörünün payı yüzde 50,2’dir. Romanya’nın uzun
vadeli bir gelişme sağlaması için hedefleri arasında temel
altyapı eksikliklerinin giderilmesi, teknoloji ve Ar-Ge’nin
desteklenerek ekonomik rekabetin artırılması, eğitim sisteminin iyileştirilerek
insan sermayesinin
geliştirilmesi, idari kapasitenin
güçlendirilmesi ve böl-
geler arası farklılıkların giderilmesi bulunmaktadır (Romanya Ticaret Müșavirliği, 2010).
EKONOMİK KAYNAKLAR
Doğal kaynakları petrol, doğal gaz, kömür, mineraller, kereste, endüstri ürünleri kömür, petrol, gaz, kimyasallar ve
metaller, makine üretimi, gemi inşaat sanayi, kara ve demiryolu taşımacılığı ekipmanları, iletișim ekipmanları, traktörler ve inşaat ekipmanları,elektrik enerji üretimi, elektrik
enerjisi üretimi, medikal ve bilimsel araçlar, dayanıklı tüketim malları, tekstil, gıda sanayi, tarım ürünleri tahıl, șeker
pancarı, ayçiçeği tohumu, sebze ve meyveler, kırmızı et,
süt.
Romanya’nın ulaşım altyapısı incelendiğinde 26 havaalanı,
10.784 km uzunluğunda demiryolu ve 81.713 km karayolu
olduğu görülmektedir. Altyapı konusunda Romanya diğer
AB ülkelerine kıyasla oldukça geridedir. Otoyollarının Batı
Avrupa standartların ulaşması için uzun bir süre geçmesi gerektiği belirtilmektedir. Nehir taşımacılığı ise Tuna nehri boyunca yapılmaktadır ve taşıma Karadeniz yakınlarındaki Braila șehrinden başlamaktadır. Deniz taşımacılığı da genelde
ağır tonajlı gemilerle yapılmaktadır. Romanya’nın ithalat ve
ihracatının % 60’ı Köstence limanının üzerinden yapılmaktadır. İç su yolları ve Karadeniz Kıyılarında toplam 35 liman
hizmet vermektedir, bunlardan 3’ü deniz limanı, 6’sı nehirdeniz limanı, kalan 26’sı da nehir limanıdır (Romanya Ticaret
Müșavirliği, 2010).
Romanya’nın Türkiye’yi Batı ve Kuzey Avrupa’ya bağlayan
yollar üzerinde olan bir transit ülke olması ve Karadeniz
kıyısında bulunması nedeniyle Türkiye ile ilişkileri yoğunlaşmaktadır. AB üyesi olduktan sonra Türkiye dâhil bölgede yer alan diğer önemli ülkelerle diyaloğu artmaktadır.
Türkiye, Balkanlar’a yönelik dış politikasında bölgede siyasi
istikrarın geliştirilmesini, devamını ve barışın korunmasını
savunmaktadır. Bu bağlamda ülkeler arası diyaloğu artırmak
için bölgeye sık sık ziyaretler düzenlemektedir. Romanya da
Türkiye’nin Balkanlardaki bu rolünü desteklemektedir. Tür-
kiye ve Romanya 1992’de kurulan Karadeniz Ekonomik
İşbirliği Örgütü üyesidir. Karadeniz Ekonomik İșbirliği
(KEİ) Türkiye ve Romanya 1992’de kurulan Karadeniz
Ekonomik İșbirliği Örgütü üyesidir. Romanya, Türkiye’nin
Balkanlardaki en büyük ticari ortağıdır. Romanya’nın
Ankara’daki büyükelçiliğinin yanında Antalya, Bursa,
Edirne ve Konya’da fahri konsoloslukları bulunmaktadır.
Romanya 2004 yılı Nisan ayından itibaren Türk vatandaşlarına vize uygulaması başlatmıștır. Umuma Mahsus
Pasaport hamilleri vizeye tabidir. Diplomatik, Hizmet ve
Hususi Pasaport hamilleri ise, altı ay içinde üç ayı aşmamak kaydıyla, vizeden muaftır. Gideceği ülkenin vizesini
almış olması kaydıyla Romanya üzerinden bu ülkelere
geçiș yapacak Türk vatandaşlarına 48 saat içinde transit
geçiș vizesi verilebilmektedir.
Bireysel Katılımda Devlet Desteği Olan Fuarlar
Allpack (Bükreş - Ekim/Her Yıl)
Ambalaj, Ambalaj Malzemeleri, Makine ve Teknolojileri
AutoExpoTehnica (Bükreş Ekim/Her Yıl)
Otomotiv ve Yedek Parça
Romtherm (Bükreş - Nisan/
Her Yıl)
Active Business |
31
ÜLKE
TANITIM
Başkent
Nüfus
: Guatemala
Yüzölçümü
: 13.824.463
: 108.890 km2
Konuşulan Diller: İspanyolca %60, Amerikan-Hint dili %40
Para Birimi
: Quetzal
Etnik Yapı
: Melez %59,4, Diğer %40,6
Başlıca Şehirler : Mixco, Villa Nueva, Quezaltenango, Escuintla
32
| Active Business
0 Guatemala’da, GSYİH’nin % 13,4’ünü oluşturan tarım geliri, iş gücünün % 38’ten fazlasının geçim kaynağıdır. Ülkenin ihracatının yaklaşık üçte ikisi tarım sektörü
kaynaklıdır. Dünyanın en büyük 8. kahve üreticisi olan
Guatemala’nın ihracatındaki en önemli tarım ürünleri sebze, muz ve şekerdir. Ülkedeki temel tarım ürünlerinden
olan mısırın üretimi iklim şartlarına bağlı olarak azalış eğilimindedir.
2012 yılında GSYİH’nin % 23,7’sini ve işgücünün %14’ünü
oluşturan sanayi sektörü ihracat odaklı imalata dayanmaktadır. Enerji sektörü ve kamu hizmetlerine yönelik yatırımlarla birlikte durgunluk dönemi yaşayan inşaat sektörünün
2013 yılından itibaren büyüme sürecine girmiştir. Küçük
ölçekli işletmeler yerli tüketime yönelik üretim yapmaktadır. İmalat sanayisinin önde gelen sektörleri arasında hazır
giyim, tekstil, ilaç sanayi ve inşaat malzemeleri yer almaktadır.
Hizmetler sektörünün 2012 yılında GSYİH’ye katkısı %
62,9 ve iş gücüne katkısı % 48 olup sektörün yılda ortalama %3,5 büyüyeceği tahmin edilmektedir. Önümüzdeki
dönemde, finansal ve profesyonel hizmetler sektöründeki
genişlemeye bağlı olarak hizmetler sektörünün diğer sektörlerin önüne geçeceği düşünülmektedir. Aynı zamanda,
güvenlik politikaları konusundaki ilerlemelerin orta vadede turizm sektörünün genişlemesini sağlayacağı öngörülmektedir.
Guatemala’nın doğal kaynakları arasında petrol, altın, nikel, çinko, balık, hidrogüç, sakız yapımında kullanılan reçine ve sadece bölgede yetişen ağaçlar yer
almaktadır. Madenci-
lik sektörü ülkenin stratejik sektörleri arasıdadır. Doğalgaz
ve petrol üretimi açısından potansiyel olduğu düşünülerek, özellikle kuzey doğu bölgeleri, İzabal Nehri ve Pasifik
Okyanusu kıyılarına yatırım yapılmaktadır. Ancak, sadece
53 tanesi üretim yapan 153 petrol kuyusu bulunan ülkede
rafine kapasitesi düşüklüğü nedeniyle petrol, ithal edilen
mallar arasındadır.
EKONOMİ POLİTİKALARI
Avrupa’daki borç krizi ve en büyük ticaret partneri olan
ABD’nin ekonomisinin yavaş büyümesine bağlı olarak Guatemala ekonomisi küresel krizden toparlanma sürecini
kırılgan bir ekonomi ile yavaş bir şekilde geçirmektedir. Bu
nedenle, hükümet makroekonomik istikrara yönelik temkinli politikalar uygulamaktadır.
2013 yılında % 3,3 büyüdüğü tahmin edilen Guatemala
ekonomisindeki büyümenin 2014 ve 2015 yıllarında % 2,9
ve % 3,2 oranında büyümeye devam edeceği öngörülmektedir. Guatemala ekonomisinin büyüme oranı en büyük ticaret ve yatırım partneri olan ABD ekonomisine yakından
bağlı olup ABD ekonomisindeki imalat ve istihdam Guatemala’daki ekonomik beklentileri etkilemektedir.
TELEKOMÜNİKASYON HIZLI BÜYÜYOR
Guatemala’nın bölgedeki diğer pazarlara kıyasla dar bir
tüketici piyasası bulunmaktadır. Ülkede en hızlı büyümenin gözlendiği sektör telekomünikasyon sektörü olup bu
sektördeki Yıllık ortalama büyüme oranının yaklaşık % 8
olduğu tahmin edilmektedir. Büyümenin gözlendiği diğer
sektörler ise ulaşım, sağlık ürünleri ve sağlık hizmetleridir.
Son yıllarda Guatemala’da doğrudan yabancı yatırımların
artırılmasına yönelik çeşitli adımlar atılmış olup; bunların
arasında yatırım ortamını iyileştirici sosyal programlar, altyapı yatırımları ve çeşitli ülkelerle imzalanan
serbest ticaret ve ikili yatırım anlaşmaları
yer almaktadır.
Kuzey Amerika ve Meksika pazarlarına yakın olan ve kolay erişimi bulunan Guatemala,
aynı zamanda
v
Guatemala, Orta Amerika’da Kıstas bölgesinde bir ülkedir. Kuzeyde
Meksika, doğuda Belize ve Honduras, güneyde ise, El Salvador’la
komşudur. Ayrıca doğuda Karayib
Denizine, batıda Büyük Okyanus’a
kıyısı bulunmaktadır.
0
0
Active Business |
33
ÜLKE
TANITIM
Orta Amerika pazarının giriş noktalarından birisidir. ABD, Dominik Cumhuriyeti, Kosta Rika, El Salvador, Guatemala, Honduras ve Nikaragua’nın
taraf olduğu CAFTA-DR Serbest Ticaret Anlaşması dışında Guatemala’nın;
Şili, Meksika, Kolombiya, Tayvan ve
Panama ile serbest ticaret anlaşmaları
bulunmaktadır.
2013 yılında, Türkiye’nin Guatemala’ya
ihracatı 19,7 milyon dolar, ithalatı
10,8 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. İki ülke arasındaki toplam dış
ticaret hacmi ise 30,6 milyon dolardır.
Guatemala’da alım kararını etkileyen en önemli faktörlerden birisi satış
sonrası hizmetlerdir. ABD’li firmaların pazardaki başarısının en büyük
nedenleri arasında ithalatçılara satış
sonrası hizmet kalitesi garanti etmeleri ve acenteleri, alıcıları ve distribütörleri satış ve satış sonrası hizmetlerinde desteklemeleridir.
Guatemala ABD başta olmak üzere
diğer Amerika Ülkeleri ile yoğun ticari ilişkiler sürdürmektedir. Ürünün
fiyatı, kalitesi, özellikleri yanı sıra satış
sonrası hizmetler en önemli pazarlık
unsurudur. Guatemala’nın coğrafyası,
tarihi ve kültürü iş toplantıları öncesinde konuşulabilecek konular arasındadır.
Kuzey Amerika ve Meksika
pazarlarına yakın olan ve bu pazarlara erişimi bulunan Guatemala,
aynı zamanda Orta Amerika pazarının
giriş noktalarından birisidir. Bu nedenle, Amerikalar pazarına erişim ve
tutunma açısından stratejik bir noktadır. Ancak, güvenlik problemleri
nedeniyle ülkenin dış ticareti gerçek
potansiyelini
yansıtmamaktadır.
Guatemala’daki güvenliğe yönelik
politikaların başarısı, diğer Orta
Amerika ve Latin Amerika ülkelerinin de kıyasıya rekabet içinde
olduğu Amerikalar pazarının kapılarından birisi olma yönündeki durumunu belirleyecek olan
faktörler arasındadır.
Guatemala pazarında Türkiye’nin ihraç potansiyeli yüksek olan
tarım ve gıda ürünleri arasında fındık, kuru kayısı, erik, elma v.b
kuru meyveler, buğday unu, zeytinyağı, tatlı bisküvi ve gofretler,
şekerli mamuller, makarna, domates salçası, yaprak tütün yer
alıyor.
Söz konusu pazarda ihraç potansiyeli olan Türk sanayi ürünleri ise
şöyle:
Doğal Taşlar
Madencilik Ürünleri
Petrol Ürünleri
İlaç Snaayi Ürünleri
Plastik Ürünler
Elyaf ve İplik
Hediyelik Eşya
Demir Çelik
Takım Tezgahları (Ağaç İşlemek için)
Elektrikli Makineler ve Kablolar
Otomotiv Ana ve Yan Sanayi
ÖNEMLİ FUARLAR
Apparel Sourcing Show
(Guatemala Şehri - Mayıs/
Her Yıl)
Tekstil-Gıda
Expomueble (Guatemala
Şehri - Ağustos/Her Yıl)
Mobilya ve Dekorasyon
Feria de la Proveeduría
(Guatemala City - Mayıs/
Her Yıl)
Mobilya ve Dekorasyon
New World Crafts (Antigua Eylül/Her Yıl)
El Sanatları
Service Summit (Guatemala
Şehri - Eylül/Her Yıl)
Hizmetler Sektörü
34
| Active Business
Active Business |
35
ÜLKE
TANITIM
Başkent
Nüfus
: Kampala
: 35,873,253
Yüzölçümü
: 241,038 km2 (197,100 km2
kara, 43,938 km2 su)
Konuşulan Diller: İngilizce, Ganda, Luganda
Para Birimi
: Uganda Şilini
Yıllık Ortalama Döviz Kuru
Uganda Şilini (USh) 1 $=2588 USh
36
| Active Business
Dini
: Katolik 41.9%, Protestan %
42 (Anglikan% 35.9, Pentecostal % 4.6, Yedinci
Gün Adventist% 1.5), Müslüman % 12.1, diğer
% 3.1, hiçbiri% 0.9
Etnik Yapı
: Melez %59,4, Diğer %40,6
Büyük Kentler (Limanlar) : Kampala
(1.604.000) , Gulu (255.000) , Lira (219.000),
Kasese (108.000), Kitgum (105.000), Jinja
(100.000), Mbarara (99.000), Mbale (83.000)
Uganda Afrika’nın orta-merkez kısmında, Kenya’nın batısında ve
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda yer almaktadır. Toplam
241,038 km2 lik bir alana sahip olan ülkenin 197,100 km2’lik kısmı kara,
43,938 km2’lik kısmı ise sudan oluşmaktadır.
Ülkenin doğal kaynakları bakır, kobalt, hidro enerji, kireçtaşı, tuz ve altın’dır. Uganda genel
olarak karayla çevrili; birçok göl ve nehirler ile iyi sulanmış, verimli bir arazi yapısına sahiptir.
Tarım’a uygun olan arazi yüzölçümün %21.57’sini oluşturmakta, ekili arazinin oranı ise
%8.92’dir. Ancak tarımsal kullanım için yapılan aşırı su kullanımı, ormanların hızlı bir şekilde
yok olması, aşırı otlatma, toprak erozyonu ve yaygın kaçak avcılık Uganda’nın çözmeye
çalıştığı çevresel sorunlarıdır. Toplam 16 milyonluk bir iş gücüne sahip olan ülke, sektörlere
göre iş gücü dağılım; Tarım: % 82, Hizmetler: % 13 ve Endüstri: % 5 şeklindedir. Yoksulluk sınırı
altındaki nüfus oranı ise % 24,5’dir.
Uganda düzenli yağış alması sebebiyle verimli topraklar,
bakır, altın ve mineral rezervleri ile son zamanlarda keşfedilen petrol yatakları gibi önemli doğal kaynaklara sahiptir.
İş gücünün % 80’nin istihdam edildiği tarım ekonominin en
önemli sektörünü oluşturuyor. İhracat gelirlerinin en büyük kısmını ise kahve ihracatı oluşturmaktadır.
1986 yılından bu yana, hükümet - yabancı ülkelerin ve
uluslararası kuruluşların desteği ile - ihracat ürünlerinde
üretici fiyatlarını yükseltmek, petrol gelirlerini arttırmak,
sivil hizmet ücretlerini iyileştirilmek ve para reformu yaparak ekonomiyi düzenlemek için çalışmalar yapmakta.
Ülkenin hedefi; Ekonomi politikalarında yapılan değişiklikler ile özellikle enflasyonun düşmesi, üretim ve ihracat
gelirlerinin artırılması. 1990 yılında yapılan ekonomi reformlarından sonra altyapı, yatırım, üretim ve ihracat için
teşvik sistemleri geliştirilmiş, düşük enflasyon ve sürgündeki Hint-Ugandalı girişimcilerin ülkeye gönderdiği dövize
dayanan sağlam bir ekonomik büyüme dönemi başlamış
bulunuyor.
Yeni keşfedilen petrol rezervlerinin önümüzdeki birkaç yıl
içinde büyük bir kaynak yaratması beklenen Uganda’da,
özellikle 2011 yılında yükselen gıda ve yakıt fiyatları protestolara yol açmasına rağmen yeni bulunan petrol rezervlerinin yakıt fiyatlarını aşağı çekmesi beklentisi yaratmakta.
Hükümetin bir petrol rafinerisi ve petrol dağıtım ağı kurması bunun yanında hidroelektrik üretimi için yatırımlar yapması yine beklentiler içerisinde yer alıyor.
Uganda 2006 yılından itibaren toplam ihracatının yaklaşık
olarak %20’sini Güney Sudan’a gerçekleştirmekte. Ayrıca,
binlerce Ugandalı Güney Sudan’daki inşaat ve hizmet sektörlerinde çalışmakta ve bu işçilerin gelirleri geride kalan
ailelerinin geçimleri için önemli bir kaynağı oluşturmakta.
Söz konusu sebeplerden dolayı Güney Sudan’da yaşanan istikrarsızlık 2014 yılında Uganda ekonomisi için bir risk oluşturmaya devam etmekte.
Yolsuzluk Uganda’nın kronik sorununu oluşturuyor. Yolsuzlukla mücadele kapsamında getirilen hapis cezaları ise caydırıcı olmamakta. Ülke Uluslararası Şeffaflık sıralamasında
183 ülke arasında 143. sırada yer almakta.
SEKTÖRLER
Uganda, özellikle son yıllarda Afrika’nın en hızlı büyüyen
ülkelerinden biri olarak yerli ve yabancı sermayeyi çekmek
için uygun bir ortam ve çok çeşitli teşvikler sağlamakta.
Özellikle ülkenin batısı tropikal ormanlar bakımından zengin. Ülkenin ormanlarından kaliteli mobilya yapımında,
palmiye yağı elde edilmesinde, kereste, kazık ve ambalaj
malzemesi imalatında yararlanmak mümkündür.
Madencilik sektörü yılda yüzde 11 büyüme oranına ulaşmış
olup, çimento üretiminde kullanılan kireçtaşı ve kireç büyük
oranda iç piyasada tüketilmekte; çakıltaşı, mıcır, az miktarda çıkarılan altın, kalay ve tungsten madenleri ise daha çok
ihraç edilmekte.
Uganda, zengin su (akarsu ve göller) kaynakları ile hidroelektrik santraller ve diğer yenilenebilinir enerji yatırımları
bakımından büyük potansiyel taşımakta. Uganda devleti,
ülkenin artan enerji talebinin karşılanmasını teminen, güvenilir ve yeterli enerji tedarikinin sağlanmasını teşvik etmekte.
2003-2006 döneminde başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası piyasalarda talebin artması nedeniyle
Uganda’nın balık ihracatı ikiye katlanmıştır. Denize kıyısı olmamasına rağmen, ülke tatlı su kaynakları bakımından çok
zengindir.
Uganda’nın çiçekçilik sanayi henüz 15 sene önce kurulmasına rağmen şimdiden 30 Milyon ABD Dolarlık iş hacmine
ulaşmış olup, yılda yüzde 14’lük büyüme oranı yakalamış.
Uganda’da mevcut 46 tane havaalanı bulunmakta, ancak
bunlardan sadece 5 tanesi asfaltla döşenmiş uçak pistine
sahip. Entebbe, Arua, Gulu ve Moyo havaalanlarında uluslararası uçuşlar yapılmakta. THY’nin Entebbe havaalanına
düzenli seferleri mevcuttur. Ülke ayrıca, 1244 km’lik demiryolu ve 71.000 km’lik kara yoluna sahiptir. Ancak karayolunun sadece 16.000 km2’lik bölümü asfaltlanmış.
Uganda’nın telekomünikasyon altyapısı da gün geçtikçe
gelişmekte. Ülkede halen mevcut 464.000 sabit hat ve 17
milyon cep telefonu hattı kullanıcısı bulunuyor.
v
İHRACATIN EN ÖNEMLİ
GELİRİ KAHVEDEN
Active Business |
37
ÜLKE
TANITIM
DOĞRUDAN YABANCI
YATIRIMLAR
Uganda yatırımcılar için artık yabancı bir ülke olmaktan çıkmış ve Doğu Afrika bölgesinin son beş yılda en fazla doğrudan yabancı yatırım alan ülkesi konumuna gelmiş. Bunun
nedenleri arasında öngörülebilir bir yatırım ortamı (2007
yılından bu yana artan büyüme oranları), tamamen liberalleşmiş ekonomi (yabancılar kurulan şirketin %100’üne sahip
olabilir), iyi bir pazar erişimi (uluslar arası üyelikler, coğrafi
konum), güçlü doğal kaynak tabanı (verimli topraklar,bol
mineral yatakları) ve hükümet tarafından özel sektöre verilen teşvikler sayılabilir.
Ülkenin 2012 yılı ithalatı 6 milyar dolar. En çok ithal edilen
ürünler ham petrol, demir, petrol ürünleri, otomobil, makineler ve motorlu taşıtlardan oluşuyor.
Uganda’nın başlıca ihraç pazarı %18 pay ile Sudan ve %11
pay ile Kenya’dır. Ruanda ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti %8’er payla Uganda’nın diğer önemli ihraç pazarlarıdır.
Türkiye Uganda’nın ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında
%0,1 pay ile 47. sırada yer almakta.
UGANDA PAZARI
Uganda, zengin doğal kaynakları, dinamik ekonomisi ve
benzersiz stratejik konumu ile yatırımcılara Afrika’nın kalbinde önemli fırsatlar sunmakta. Uganda, özellikle son yıllarda Afrika’nın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri olarak
yerli ve yabancı sermayeyi çekmek için uygun bir ortam ve
çok çeşitli teşvikler sağlamaktadır. Bunların yanı sıra makro
ekonomik seviyede kaydedilen başarılar, yakalanan siyasi
istikrar ve dünya çapında yapılan başarılı tanıtım çalışmaları sayesinde doğrudan yabancı yatırımlarda istikrarlı bir
artış görülmektedir.
Uganda’nın yatırımlar
açısından avantajları arasında;
• Öngörülebilir bir ekonomik ortam olması,
• Ekonominin tamamen liberalleştirilmiş
olması,
• Yatırımların güvence altına alınması,
Uganda’nın ithalat gerçekleştirdiği başlıca pazarlar ve
payları şöyledir: Hindistan (%20), Çin (%11), Kenya (%10),
B.A.E (%7). Türkiye ise %0,7 pay ile Uganda’nın ithalatında
30. sırada bulunuyor.
• Cazip yatırım teşvik politikaları,
TÜRKİYE İLE TİCARET
• Doğal kaynaklarının zenginliği,
Uganda ile 2000 yılında 2,3 Milyon dolar olan ticaret hacmimiz 2012 yılı itibarıyla 26,1 Milyon Dolar’a çıkmıştır.
Uganda ile olan ticaret Türkiye lehine işleyen dalgalı bir
seyir izlemektedir. Özellikle 2006 yılında ihracatta gösterdiğimiz büyük artış diğer yıllarda da devam etmiştir. Ülkemizden Uganda’ya 2012 yılında 22 Milyon Dolar ihracat,
3 Milyon Dolar ise ithalat yapılmıştır. İhracatımız 2012
yılında, 2011 yılına göre %8 azalırken, ithalatımız ise %53
oranında azalmıştır.
Diğer taraftan, Türkiye ile Uganda arasındaki ticari ilişkiler incelendiğinde, Uganda’ya hemen her türlü ürün ithal
edildiğinden, ihracatımız bakımından potansiyel pazar teşkil ettiği görülmekte olup,
Türk ürünleri kalitesi ve uygun fiyatıyla
Uganda’da pazar avantajına sahiptir.
38
| Active Business
• Stratejik konumu,
• Pazara giriş kolaylığı,
• Devletçe özel sektöre verilen önem,
• Eğitimli ve nitelikli iş gücü,
• Mükemmel doğası ve iklimi,
• İstisnai, benzersiz yaşam kalitesi sayılabilir.
Ülkede düzenlenen
uluslar arası fuarlar;
• The International Exhibition for Building &
Construction in the East Africa (Kampala Mayıs/İki Yılda Bir),
• Uganda International Trade Fair (Kampala Ekim/Her Yıl)
Active Business |
39
AKTİF
FAALİYET
ULUSLARARASI
YERLİ MARKALAR
ÖDÜLLENDİRİLDİ
Aktif, Türkiye’de Üretilen Malı Kullanıyorum temalı “7.Geleneksel Üyeler Buluşması” organizasyonunu Sincan
OSB’de gerçekleştirdi. Programda, yerli üretime katkı sağlayan uluslararası marka bilinirliliği kazanmış Türk Traktör,
MAN Türkiye, Hidromek, Yakupoğlu ve Yiğit Akü firmalarına ödül verildi. Firmalar, ihracat rakamları dikkate alınarak
belirlendi.
Türkiye’de gündemin çok hızlı değiştiğini ifade eden Ufuk
Bayraktar, Aktif olarak ana gündemlerinin yerli malı ve yerli
üretim olduğunu yineledi. Aktif’in kurulduğundan bu yana
yerli üretim ve tüketim konusuna dikkat çektiğini kaydeden
Bayraktar, “Türkiye’de Üretilen Malı Kullanıyorum’ kampanyalarını da bu amaçla sürdürdüklerini dile getirdi.
40
| Active Business
Başkentli işadamı ve
sanayiciler Sincan
OSB’de yerli malı ödülleri
için bir araya geldi.
Aktif’in düzenlediği
programda, Türk
Traktör, MAN Türkiye,
Hidromek, Yakupoğlu
ve Yiğit Akü’ye yerli
üretime katkılarından
dolayı ödül verildi.
Yerli Malı Haftası nedeniyle kampanyalarını bir kez daha
kamuoyu gündemine sunmak istediklerini ve 7’nci Geleneksel Üye Buluşması programlarında yerli malı temasını
işlemek istediklerini ifade eden Bayraktar, sözlerini şöyle
sürdürdü:
“12-18 Aralık tarihleri Yerli Malı Haftası. Türkiye’nin gündemi çok hızlı ilerliyor, çok hızlı değişiyor. Her gün yeni bir
olayla uyanıyoruz. Gündeme herhangi bir yorum yapmak
niyetinde değilim, ancak işadamları tarafından baktığımızda, bizler yatırım yapan insanlarız, ülkemiz için, üretim için
ciddi manada külfetler altına giriyoruz. Bizim için öncelik
ülkemizdeki huzur ve güven ortamının, istikrarın devamı.
Yarın yapacağımız yatırımlarda önümüzü görebilmemiz ve
Hedeflerinin yerli malı, inovasyon, Ar-Ge, ihracat, güçlü markalar ve güçlü Türkiye olduğuna işaret eden Bayraktar, Aktif’in bu anlamda üye firmaları için yaptığı
çalışmalardan söz ederek, şunları söyledi:
“Biz her şeyden önce işadamları derneğiyiz. Birinci görevimiz bize üye olan iş adamlarının ticari gelişimlerine
katkıda bulunmak. Onların ürettiği mal ve hizmetlerin
katma değerini arttırmak. Faaliyetlerimizi hep bu yönde gerçekleştiriyoruz. Bağlı olduğumuz TUSKON bizlere çok ciddi bir network sağlıyor. Türkiye’nin hemen
hemen her ilinde TUSKON çatısı altında derneklerimiz
var. Yine yurtdışında 6 başkentte TUSKON’a bağlı temsilciliklerimiz bulunuyor. Bunların dışında Türk girişimcilerinin dünyanın yaklaşık 140 ülkesinde girişimleriyle
doğal bağlantılar oluşturmuş durumda. Aktif olarak
225 yakın üyemize dünya networkünü kullandırmaya
çalışıyoruz. TUSKON’dan günlük olarak bize aktarılan
mal ve hizmetlere ait talepleri interaktif yöntemlerle
üyelerimize yönlendiriyoruz.
Ayrıca, Aktif olarak dernek merkezimizde düzenlediğimiz programlarla firmalarımızı devlet destekleri konusunda bilgilendiriyoruz.”
CARİ
AÇIK
İÇİN
YERLİ
TÜKETİM
Yerli Malı Haftası’nın nostalji gibi görünse de milli üretim,
kendine yetebilme anlamında ciddi önem taşıdığını belirten Bayraktar, ifadelerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de Üretilen Malı Kullanıyorum deyince bugün
de farklı bir şey yapmadığımızı görüyorum. Yerli tüketimi
Türkiye’nin cari açığına bir çözüm yolu olarak görüyoruz.
Bununla birlikte işsizlik sorununa çözüm olarak görüyoruz.
Yerli malı kullanımını, Türkiye’nin firmaların Ar-Ge ve inovasyona para ayırmak için bir özkaynak birikimi, Türk insanının özgüveninin, motivasyonunun artmasında bir yol
olacağını düşünüyoruz. Toplumun bütün katmanlarının
bunun üzerine dertlenmesi gerekiyor. Ülke olarak güçlü olmanın yolunun bu olduğu kanaatindeyiz. Türkiye’de
hala kamu alımları çok ciddi bir pay oluşturuyor. Son yıllarda Cumhuriyet tarihinin en büyük ihalelerini yapıyoruz.
Böyle bir dönemi fırsat olarak kullanabiliriz. Bu ihalelerde
ülkemize getireceğimiz hizmetlerin bir kısmı yurt dışından
geliyor. Yurt dışından gelen insanlara şunu diyebilmeliyiz;
v
ona göre planlama yapmamız. Her şeyden de önce
motivasyonumuzun üst düzeyde olması önemli. Herkesin, ülkemizi yönetenlerin ve bütün tarafların bu ana
düşünce etrafında bir araya gelmeleri gerek. Son 10
yılda bu motivasyonla ciddi merhaleler kaydetmiş bir
ülke olarak bundan sonra da aynı güçle biz işadamları
olarak koşmak, üretmek ve ihracat yapmak istiyoruz.
Buradan bir kez daha sesimizi duyurmak istiyoruz. Bizim gündemimiz üretim, ihracat ve Türkiye’nin gelişmiş
bir dünya ülkesi olmasıdır.”
Active Business |
41
AKTİF
FAALİYET
‘Senden bunu alacağım ama bunun yüzde 51’i yerli olacak.’ O zaman işin büyük bir kısmını çözmüş oluruz.
Offset uygulamalarında da kendi koşullarımızı koymalıyız. Kamu alımlarında en büyük tedarikçi olan
Devle Malzeme Ofisi (DMO) bizim için çok önemli bir kuruluş. Türkiye’de yerel yönetimlerin büyük bir kısmı
ve kamu kurumlarının neredeyse tamamı, ihtiyacı olan ürünleri ihalesiz olarak DMO’nun kataloğundan
alıyorlar. DMO’nun kataloğuna yerli firmalarımızın ürünlerinin girmesi çok önem taşıyor. Yine Eximbank
çok önemli. Yurt dışında gerek müteahhitlik hizmetlerinde gerek mal ve hizmet alımında Eximbank’ın
kaynaklarını kullanmak zorundayız. Devletimizin de bu anlamda bir sinerji oluşturması gerek.”
Teknoloji transfer merkezleri aracılığıyla blok halinde
teknoloji transferi yapmanın da Türkiye için iyi bir fırsat
olduğuna değinen Bayraktar, “Hem bizim hem çalışanlarımızın motivasyonunun da yüksek düzeyde olması lazım.
Genç, eğitimli ve girişimci bir nüfusumuz var. Bunlar bizim avantajlı yönlerimiz. Türkiye’nin geleceğine inanıyoruz. Avrupa’da Almanya ve Türkiye’nin kalacağımıza inanıyoruz. Yeter ki içerde birlik ve beraberlik bozulmasın.
Bunlar bir araya gelirse ülkemizin önü açık diye düşünüyorum” dedi.
Bayraktar, programda ödül alan firmalara yönelik ise, “Sanayide yapmış oldukları başarılar, ülke ekonomisine katkıları, ihracatta göstermiş oldukları başarı ve dolayısıyla
ithalatın önünü kesmek suretiyle firmalarımıza ödüller
vereceğiz. Bu yatırımları yaptıkları için teşekkür ediyorum. Bu firmalar inşallah global markalar olacak” değerlendirmesinde bulundu.
ASO 1. OSB Bakanı Ahmet Kaya da konuşmasında, içinde
bulundukları OSB’nin 10 milyon m2’de, 330 sanayi parseli
olan örnek bir OSB olduğunu, bölgede 40 bin personel
çalıştığını ve şıllık 6 milyar doları aşkın ekonomik katkı
sağladığı bilgisini verdi. Bölgede sanayici olmanın bir ayrıcalık olduğunu vurgulayan Kaya, “Yeni müteşebbisleri
bölgemize bekliyoruz” dedi.
Aktif ödül programında, OSTİM OSB Başkanı Orhan Aydın,
İvedik OSB Başkanı Hasan Gültekin ve ANFED’e bağlı dernek yöneticileri ile çok sayıda iş adamı ve sanayici katıldı.
42
| Active Business
TUSKON Başkan Yardımcısı ve ANFED Başkanı Rahmi Bıyık, ise gecede yaptığı konuşmada, Aktif’in yerli malını kullanmaya
yönelik çalışmalarından söz ederek, “Ülkemiz gelişiyor, dünya gelişiyor. İş adamlarımızın buna ayak uydurması lazım. Derneklerimiz bunun için çalışmalar yapıyorlar.
Türkiye’nin en önemli konusu 2023 yılı ve
500 milyar dolarlık ihracat. İşadamlarımız
bu konuda üzerine düşeni yapmaya çalışıyor. Yerli malı ile bunu yapmaya çalışan firmalarımız çok önemli. Birlikte iş yapma ve
markalaşmayı sağlamalıyız. Bu yapılmazsa
yabancı firmaların taşeronu oluruz. Dünya
şirketlerinin yanında ezilmemek için birlikte
iş yapmayı geliştirmeliyiz. Kurumsallaşmalıyız. Yabancı firmalar bizim bilançolarımızın sağlam olmasına bakıyorlar. Yaptığımız
işlerde marka olmaya çalışmalıyız. Türk insanında bunu görüyoruz. Birinci derecede
kendi bilgimizi öne çıkararak üretimler yapmalıyız” diye konuştu.
Active Business |
43
AKTİF
FAALİYET
Ugandalı Bakan’dan Yatırım Daveti
Ankara’da çeşitli temaslarda bulunan Uganda Sanayi ve Ticaret Bakanı Amelia Anne Kyambadde, Aktif Yönetim Kurulu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri ile akşam yemeğinde
bir araya geldi.
ürünleri ile birlikte demir çelik endüstrisi olduğunu kaydetti. Ugandalı Bakan, ülkelerindeki yatırım fırsatları konusunda da bilgi aktararak Aktif üyelerini Uganda’da yatırıma
yapmaya davet etti.
Bakan Kyambadde, Uganda’daki yatırım alanları ve avantajları konusunda Aktif yönetimine bilgi verdi. Ülkelerinde
ana ihracat kaleminin kahve, çay ve pamuk olduğunu ifade eden Kyambadde, ithalatlarının başında ise Türk tekstil
Uganda Cumhuriyeti Büyükelçisi Johnson Agara Olwa’i de
Aktif üyelerini Uganda hakkında bilgilendirdi. Büyükelçi,
bulundukları coğrafyada komşu ülkeler ile vizesiz geçiş
imkanlarının olduğunu, komşu ülkelerle olan ticaretlerinde vergi uygulanmadığını
vurguladı.
Aktif yönetimi
ise Afrika’nın doğru bir yatırım noktası olduğunu dile
getiren Büyükelçi Olwa’yı
Kasım ayında düzenleyecekleri Uganda’ya yönelik
“Ülke Tanıtım Günleri”ne
davet etti. Bayraktar, yemek
sonunda Uganda Bakanı
Kyambadde’ye ebru bir eser
hediye etti.
Uganda, Spesifik Önerilere Açık
Uganda’nın Ankara Büyükelçisi Johnson Ogara Olwa’yı ziyaret eden Aktif Yönetim Kurulu Başkanı ve yönetim kurulu
üyeleri, Büyükelçi ile karşılıklı işbirliklerini görüştü.
Ziyaretten memnuniyetini dile getiren Büyükelçi Olwa,
“Güzel ve güvenli bir ülkeniz var. Kendimi evden uzakta değilmiş gibi güvende hissediyorum. Karşılıklı ticaretin artırılması misyonu ile buradayım. İki tarafında kazanacağı işler
yapmak gerek. Yatırımlarda iki tarafın da nemalanmasını
arzu ediyoruz.
Spesifik önerilerle gelin, buna açığız. Dernek olarak getireceğiniz projeleri değerlendiririz. Uganda da şuanda polis
kampları askeri kamplar inşa ediliyor. Eximbank’ın ülkemizdeki yatırımcılar için destekleri söz konusu.
Son 26 yıldır aynı liderler yönetimde. Bu
durum yatırımcılar için bir güven oluşturuyor. Sanayi bölgelerini gezmeye hazırız. İşbirliklerimizi artırmak için elimizden
geleni yapacağız.
Müşavirlerimiz aracılığı ile ülkemizdeki
yatırımlar konusunda sizleri bilgilendireceğiz. Türkiye’nin son 10 yıldır gelişmesini biz de izliyoruz. Türk tekstilini çok fazla
kullanıyoruz.
Ayrıca günlük uçuşların karşılıklı olmasını
da ticari ilişkiler için önemli bir adım olarak görüyorum.”
Büyükelçi Olwa’ya Aktif ve çalışmaları
hakkında ise şu bilgiler veridi:
“Türkiye ile Uganda işadamları arasında
44
| Active Business
bir köprü oluşturma amacıyla buradayız. TUSKON, 7 federasyonu, 55 bin üyesi olan ve 155 bin firmanın bağlı olduğu
önemli bir işadamları organizasyonu. Bütün sektörlerden
temsilcileri bünyesinde bulunduran bir yapı. TUSKON Afrika ülkeleri ile ticarete ağırlık verilmesi konusunda bir misyon üstlenmiş durumda. Coğrafyanızda yapılacak çok fazla iş var. Biz bu büyük yapının 200’ün üzerinde üyesi olan
OSTİM merkezli bir derneğiz. Ana amacımız üyelerimizin
ihracatını artırmak.
Ziyaret amacımız, üyelerimiz ve Uganda Elçiliğinin birlikte
iş yapabilecek iş adamlarını bir araya getirmek. Kazan kazan prensibi ile hareket etmekten yanayız. Karşılıklı ihtiyaçların ortaya koymamız ve paylaşmamız gerek.”
Active Business |
45
AKTİF
FAALİYET
Romanya Büyükelçisi’nden
Yatırım Çağrısı
Romanya Büyükelçisi Radu Onofrei’yi ziyaret eden Aktif Sanayici ve İşadamları Derneği üyeleri, Romanya’da yapılacak
yatırımlar konusunda bilgi aldı. Romanya’daki avantajlı iş
alanları içerisinde özellikle gıda, tarım ve alternatif enerji
sektörlerinde yatırım yapılabileceğini ifade eden Büyükelçi, otoban ve tren yolu konusunda da yatırımların cazip olduğunu belirtti.
“Gaz olan bir ülkeyiz, gaz depolaması için tesisler kurulabilir” diyen Onofrei, tarım ülkesi olan Romanya’nın mekanizasyon ihtiyacına yönelik, traktör fabrikası ve tarım makinası yatırımcıları için de avantajlı olduğunu dile getirdi.
Büyükelçi Onofrei, her iki ülke arasında sadece ikili iş görüşmeleri ile sınırlı kalınmaması gerektiğine de vurgu yaparak, her iki ülke işadamlarının iş birliklerine açık olması
gerektiğini kaydederek, Aktif işadamlarının Bükreş Sanayi
ve Ticaret Odası ile temasa geçmelerinin ticari ilişkilere fayda sağlayacağının altını çizdi.
Aktif Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Bülent Erdoğan, üyelerinin Romanya ile ticaretlerini geliştirerek sürdürmeleri
konusunda çalışma başlattıklarını, bu kapsamda Büyükelçi
Onofrei ile görüştüklerini belirterek şunları söyledi:
46
| Active Business
Romanya Büyükelçisi Radu
Onofrei, ülkesinde gıda, tarım,
alternatif enerji yatırımları,
otoban, tren yolu ve gaz
depolama konularında yatırıma
davet etti.
“Romanya Türk firmalarının yatırım yoğunluğunun olduğu
ender bir ülke. Yakın coğrafyada ve Avrupa Birliği’ne üye
olması Türk yatırımcılar için tercih sebebi. Ülkede, Türk yatırımcılar turizmin yanı sıra sanayi yatırımları ile de dikkat
çekiyor. Söz konusu yatırımlar iki ülkenin karşılıklı ilişkilerini çok daha sağlam bir zemine oturmasına büyük katkı
sağlıyor.
Bu kapsamda, önümüzdeki günlerde Romanya’nın tanıtımı
ve ticari olanaklarının incelenmesi için üyelerimize programlar düzenlemeyi planlıyoruz. Bu programlarda özellikle
ikili iş görüşmeleri ve ticari olanakların oluşması için çaba
göstereceğiz.”
Erdoğan, Romanya programlarında Renault grubuna bağlı,
Dacia Otomotiv fabrikasına bir gezileri olacağını kaydetti.
Active Business |
47
AKTİF
FAALİYET
Guatemala Elçisi Firmalarımızda
Guatemala Büyükelçisi LarsPira, Aktif firmalarını gezdi. Pira’ya gezi programında
Aktif Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Bülent Erdoğan eşlik etti. Gezi programında,
Hidromek, Termikel, Aymak Makine ve Aksa Park ziyaret edildi.
HİDROMEK
Hidromek Yönetim Kurulu Başkanı Hasan
Basri Bozkurt, ürünleri ve yeni yatırımları
hakkında Büyükelçi Pira’ya bilgi aktardı.
Latin Amerika’da satışlarını artırmayı hedeflediklerini belirten Bozkurt, Guatemala için
de iş birlikteliklerine açık oldukların söyledi.
Programın devamında Termikel Yönetim
Kurulu Başkanı Ahmet Kaya, Büyükelçi
onuruna bir öğle yemeği verdi. Yemeğin
ardından grubun ev gereçleri fabrikası gezildi. Büyükelçi daha sonra Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde Avrupa’nın en büyük
oyun grubu ve şehir mobilyaları üretim tesisini kuran Aksa Park firması ve inşaat makinaları sektörü pazar liderlerinden Aymak
Makine’nin yeni yatırımlarını inceledi.
AYMAK
48
| Active Business
TERMİKEL
AKSAPARK
www.kozmaksan.com.tr • [email protected]
Double output split shaft
Çift çıkışlı ara şanzıman
TS EN ISO 14001:2004
TS EN ISO 9001:2008
Hydrostatic type split shaft
Hidrostatik ara şanzıman
Single output split shaft
Tek çıkışlı ara şanzıman
Merkez: 1175. (7.) Sokak No: 7-9 (06370) Ostim-Ankara- TÜRKİYE
Tel : +90 312 354 05 39 • Faks : +90 312 354 34 59
4x4 Transfer case for 5 tons truck
5 ton araçlar için 4x4 transfer kutusu
Double output PTO
Çift çıkışlı PTO
Automatic Allison type PTO
Otomatik Allison tip PTO
Fabrika: 1. ASO. OSB. Erkunt Cad. No:6 (06935) Sincan-Ankara-TÜRKİYE
Tel : +90 312 267 39 71 (pbx) • Faks : +90 312 267 38 72
Fuller
Active Business |
49
AKTİF
FAALİYET
Ostim‘de
Guatemala Günü
STARBUCKS’IN TEDARİKÇİSİ
Büyükelçi LarsPira ise Guatemala ile ilgili şu
bilgileri verdi:
“1986 yılında kahve, muz, şeker ve pamuk gibi
geleneksel ürünlerimizin ihracatı, toplam ihracatın %75’ini teşkil ederken, bu oran 2013 yılında %25 düzeyine inmiş bulunuyor. Anck buna
karşın, geçen süre içerisinde toplam ihracatımız 10 kat artmış bulunuyor. Bu durum ürün
ihracatımızın farklı alanlarda yapılan yatırımlara bağlı olarak arttığını gösteriyor. Toplam
ihracatımızın %40’ı ABD’ye, %28’i Orta Amerika, %7’si ise AB’ye gerçekleştiriliyor. Enerji, baraj, petrol rezervlerinin çıkarılması, turizm ve
liman işletmeciliği alanlarında yatırımcılar için
oldukça avantajlı bir ülke konumundayız. Nike,
Aktif, “Ülke Tanıtım Günü”nde üyelerine Guatemala’yı anlattı. Programa katılan Guatemala Büyükelçisi LarsPira, özellikle enerji, inşaat,
petrol, turizm ve liman yatırımcılarını ülkelerine davet etti.
OldNavy, Guess gibi dünya markalarının ürün-
Dış pazarlara yönelik çalışmalarını sürdüren Aktif, “Ülke Tanıtım
Günü” etkinliğinde Latin Amerika ülkelerinden Guatemala’yı ele
aldı. Guatemala Büyükelçisi LarsPira’nın da katıldığı etkinlikte konuşan, Aktif Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Bülent Erdoğan, işadamlarına Guatemala’nın Latin Amerika ülkeleri arasında en az dış borcu
olan ve cari fazlası bulunan ülke olduğuna vurgu yaptı. Erdoğan, şu
bilgileri aktardı:
ABD pazarının sebze ihtiyacında önemli yer tu-
“Guatemala, son dört yılda yabancı yatırım tutarını ikiye katladı. 15
milyon nüfusu olmasına karşın, 1.6 milyon Guatemalalı ABD’de çalışıyor. Bu da işçilik maliyetlerinin yatırımcılar için avantajlı olduğunu
gösteriyor. Orta Amerika, Kolombiya, Meksika, Panama, Dominik
Cumhuriyeti, Şili ve El Salvador ile serbest ticaret anlaşması olan
bu ülke, Kuzey ve Güney Amerika’ya bu coğrafyada üretim yaparak
satış ve pazarlama yapmak isteyen yatırımcılar için oldukça avantajlı
bir konumda.”
turizmciler için de oldukça avantajları olan bir
50
| Active Business
leri Guatemala’da üretiliyor. Starbucks kahvelerinin 1 numaralı tedarikcisi konumundayız.
tuyoruz. Brokoli, karnabahar, bezelye ihracatının ortalama %25’ini karşılıyoruz. Dünya muz
üretiminde ise 8’inci sıradayız.Ülke gelirimizin
%12’si turizmden sağlanıyor. Yıllık 2 milyon
turist Guatemala’yı tercih ediyor. Dolayısıyla
ülkeyiz.”
Haftalık 160 uçuş olan Guatemala, Türk Hava
Yollarının yakında başlayacak olan Meksika
seferi ile Türkiye ile olan mesafesini kısaltacak.
Active Business |
51
AKTİF
FAALİYET
ÇANKAYA
ÜNİVERSİTESİ PROTOKOLÜ
Aktif, Çankaya Üniversitesi ile üniversite-sanayi işbirliği protokolü imzaladı. Bayraktar,
“Sanayiciler ve eğitim kurumları olarak haddimizi aşan işler yapmazsak, Türkiye’nin
haddini aşması mümkün değil” dedi.
Üniversite-sanayi işbirliğinde farkındalık yaratmayı hedefleyen Aktif, Çankaya Üniversitesi ile işbirliği protokolü imzaladı. Çankaya Üniversitesi’nde düzenlenen törene Aktif
Yönetim Kurulu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri, Çankaya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ziya Burhanettin Güvenç,
OSTİM OSB Başkanı Orhan Aydın ile çok sayıda sanayici,
öğretim görevlisi ile öğrenciler katıldı. Ufuk Bayraktar, bir
yıldır Çankaya Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri
ile çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Programda söz konusu işbirliği ile sanayicilerin ihtiyaçlarının tespit edileceğine vurgu yapılarak, sanayicilerin “röntgenin” çekileceği
belirtildi. Protokol çerçevesinde, Çankaya Üniversitesi öğrencilerine Aktif’in üye işletmelerinde staj olanakları sağlanacak. Protokol ile staj sonrası istihdam koşulunun da oluşturulması hedeflenmekte. Aktif, üniversite ile ürettikleri
ürünlerin iç ve dış pazarda satılmasına yönelik çalışmaları
da hedefliyor.
üniversitelerin sorumlu olduğunu söyledi. Güvenç, “Üniversite yerinde durmayıp sahaya giderse bu hastalıkların
tümü iyileşir” değerlendirmesinde bulundu.
OSTİM OSB Başkanı Orhan Aydın ise, kümelenme çalışmalarının üniversite hocaları ile hız kazandığını dile getirdi.
Yerli üretimin önemine de değinen Aydın, bugüne kadar
attıkları adımlarla Ankara Metrosu’nda yüzde 51 yerli katkı
koşulunu sağladıklarını, milli tren projesinin gündeme getirdiklerini ve Offset Kanunu’nun çıkmasında da etkin olduklarına dikkat çekti.
Çankaya Üniversitesi Rektörü Güvenç de konuşmasında
üniversite-sanayi işbirliğinin çok fazla konuşulduğunu ancak içinin doldurulmadığına işaret etti. Güvenç, işsizlikten,
cari açıktan, KOBİ’lerin her türlü hastalığından, sokakta yatan insanlardan, marka üretememekten, çocuk yaşta çalışanların varlıklarından, bilgi yoğun ürün üretilmemesinden
“BİRBİRİMİZE MECBURUZ”
Protokol töreninde tecrübelerini paylaşan sanayici Aksan
Kardan firmasının kurucusu Ali Fuat Erdoğan ise üniversite ve sanayicinin birbirine mecbur olduğunu ifade etti. Erdoğan, üretimsiz bir ülkenin gelişemeyeceğini belirterek,
“Gelişmişlik, araştırma sebep-sonuç ilişkisini sorgulamayı
gerektiriyor. Üretim ise; müteşebbis ve üniversitelerin bir
araya gelmesiyle oluşabilir” dedi. Üniversiteleri bilimsel çalışmaların yapıldığı merkezler olarak tanımlayan Erdoğan,
“Bilimsellik kısmı çıkartılırsa, üniversite yüksek lise olur”
diye konuştu. Eğitimin her şeyin temeli olduğunu kaydeden
Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Birbirimizi anladığımız sürece başarılı oluruz. Beni korkutan; İçinde bulunduğumuz durumu okuyamamak. Ön saf-
52
| Active Business
lara nasıl geçeceğimizi sorgulamıyorsak, endişe duymamız
gerekir.”
Protokol töreni nde ayrıca Çankaya Üniversitesi Endüstri
Mühendisliği öğrencileri İbrahim Ethem Altürk, Oktay Mesut Arslan, Kadir Döğer ve Ece Pınar Kocatepe, bir firmanın
“Depo ile Üretim Hatları Arasında Malzeme Elleçleme Yönetimi projesini, İrem Aydın, Özlem Akbudak, Gökalp Sarper ve Doruk Bilgin de, başka bir üretici firmanın Günler
Arası Teslimatın Dengelenmesi ve Araç Rotalama projelerini katılımcılara sundu.
Konuşmalar ve sunumların ardından Aktif Sanayici ve İşadamları Derneği ve Çankaya Üniversitesi işbirliği protokolünü imzaladı.
Active Business |
53
AKTİF
FAALİYET
ABD İle İş Yapmanın Yolları
Amerika ile ticareti ve yatırım avantajlarını anlatan Güney Eyaletler İşadamları Derneği Başkanı
Ömer Casurluk, “Amerika ile ticaret yapmayı gözünüzde büyütmeyin” dedi.
Amerika’da faaliyetlerini sürdüren Güney Eyaletler
İşadamları Derneği Başkanı Ömer Casurluk ve TENNESSEE
Eyaleti İşadamları Derneği Başkanı Ufuk Levent, Türk
işadamlarını Amerika ile ticaret yapmanın yollarını anlattı.
Aktif merkezinde, dernek üyelerine Amerika’daki yatırım
avantajları hakkında bilgilendirme programı düzenlendi.
Açılış konuşmasını, Ufuk Bayraktar’ın yaptığı programda,
Güney Eyaletler İşadamları Derneği Başkanı Ömer Casurluk
ve TENNESSEE Eyaleti İşadamları Derneği Başkanı Ufuk
Levent, Amerika’da yatırım yapma ve ticaretin koşulları ile
ilgili bilgi verdi.
Ömer Casurluk, işadamlarına, ABD’nin çok büyük bir
tüketici olduğunu ifade ederek, “ABD’yi gözünüzde
büyütmeyin, çok büyük bir tüketici. Brezilya’dan Afrika’ya
birçok ülkeden buraya ürün girişi söz konusu. Ancak
Türkiye’nin satışı çok düşük” dedi. Casurluk, Amerika’da
yatırım yapacağım, ya da oraya doğrudan mal satacağım
düşüncesi ile hareket etmemek gerektiğine dikkat çekerek,
şöyle konuştu:
“Amerika, işadamlarımız için dünyaya açılan bir kapı
konumunda. Orada ticaret yapan çok küçük firmalar
söz konusu. Amerika’da küçük bir büro tutuyorlar. Bir
sekretarya koyarak ürünlerini dünyaya Amerika üzerinden
pazarlıyorlar. Amerika firması gibi görünse de Çin firması
da, Türk firması da bu yöntemi uyguluyor. Şartlar eşit olsa
da Amerika firması ya da markası olmak ihalelerde avantaj
sağlıyor. Ülke, yatırımcılara çok büyük vergi avantajları ve
bölgesel teşvikler sağlıyor.”
TENNESSEE Eyaleti İşadamları Derneği Başkanı Ufuk
Levent ise, Amerika’nın işadamlarına sağladığı vergi
teşvikleri konusunda bilgi verdi. Dernek olarak Türkiye’den
54
| Active Business
gelen iş adamlarına bölgeyi gezdirdiklerini ve anlattıklarını
kaydeden Levent, şunları söyledi:
“Derneğimizin ufuk turları var. Ufuk turları daha çok
Türkiye’den gelen iş insanlarının ufuklarını açmaya yönelik.
Mesela Türkiye’den gelen market sahibi girişimcilere,
Eyaletimizdeki marketler zincirlerini gezdiriyoruz.
Girişimcilerimiz, gördükleri değişiklikleri gelip Türkiye’de
uygulayabiliyorlar. Ayrıca TUSKON üyelerine verdiğimiz
hizmetler söz konusu. Eğer firma gelip Amerika’da mal
satmak istiyorsa, bize başvuruda bulunuyor. Amerika
piyasasına girmek istediğini bildiriyor. Biz dernek olarak
yaklaşık altı ay boyunca o firma için bölgesel çalışma
yapıyoruz. Bu çalışmalar bazen olumlu, bazen de olumsuz
sonuçlanabiliyor. Türkiye’den gelen firmalara ücretsiz
fizibilite çalışması yapıyoruz. Ama şartlar olgunlaşıp firma
mal satmaya başladıktan sonra, mal satışından belli oranda
kar talebimiz oluyor. Önemli bir nokta ise; bugün ABD
piyasasına girmek istemeyip, 5 ya da 10 yıl sonra girmek
isteniyorsa, Amerika piyasasında bir güven oluşturmak
gerekiyor. Bunun için de Amerikan bankalarından küçük
limitli de olsa aldığınız bir kredi kartı ilerde sizin için ciddi
avantaj oluşturuyor. İlerde şirket açmak istediğinizde kredi
kartınızın olması sizi daha güvenilir kılıyor. Küçük bir arsa,
küçük bir kredi kullanarak Amerika’da bir şeyler yapmak
size ilerde çok büyük avantajlar sağlayacaktır.”
Toplantıda ayrıca, Amerika’nın güney eyaletlerinde hangi
alanlarda yatırım yapılabileceği, bu yatırımlar yapılırken
iki devletten de alınacak yardımlar, Amerika’ya sadece
yatırıma gelinmemesi ve Amerika’dan alınacak önemli
fikirlerin Türkiye’de iş dünyasına uygulanması gibi
konularda da bilgi verilirken, Amerika’da şirket açmanın
şartları anlatıldı.
w w w .k a rdelenboya .com .tr.
Profesyonel İnsaat ve Sanayi Boyaları
Kardelen Boya ve Kimya San. Tic.Ltd.Şti.
Havaalanı Yolu 25. Km. Akyurt / Ankara Tel : (0.312) 398 11 33 (Pbx) Fax : (0.312) 398 09 11
E-mail : [email protected]
AKTİF
FAALİYET
DACIA
Fabrikasında
Türk Sanayi Ürünleri
Otomotiv parçası üreten Aktif sanayicileri Romanya’ya gerçekleştirdikleri
program kapsamında, Dacia fabrikasını gezdi. Heyet, ayrıca ikili iş
görüşmeleri gerçekleştirdi.
Aktif, yurtdışı pazarlarda daha fazla yer
alma çalışmaları kapsamında Romanya’ya
iş gezisi düzenledi. Programa, otomotiv
sektörüne üretim yapan üyelerinden oluşan bir grup sanayici katıldı. Romanya’da Dacia fabrikası ile görüşmeler yaptıklarını belirten Aktif Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Bülent
Erdoğan, Mart ayı sonunda gerçekleştirdikleri
gezi ile ilgili şu bilgileri aktardı:
“Romanya gezimizi otomotiv sektörüne
hâlihazırda üretim yapan ve yapabilecek olan
üye firmalarımıza yönelik programladık. Bu program çerçevesinde Romanya’nın en büyük ana sanayi firmalarından Dacia’nın fabrikasını ziyaret ettik.
Heyetimizi, Dacia Grubu Satınalma Direktörlerinden
Florin Pana karşıladı ve çalışmaları hakkında bilgi
verdi. İkili iş görüşmelerimizin ardından 3 milyon
metrekare üzerinde kurulu fabrika gezimizi gerçekleştirdik. Dacia yetkilileri, tesisinde birçok Türk
ürünü kullanıldığını belirtirken, yıllık 350 bin aracın
yanı sıra, motor, şasi ve şanzıman üretildiği bilgisini
verdi. Ayrıca Dacia’nın 4 kıtada 40’ın üzerinde ülkeye ihracatı olduğun ifade ettiler.”
Erdoğan, Romanya ihracatının yüzde 10’unu gerçekleştiren Dacia Grubu’nun tedarik zincirine daha fazla Türk
56
| Active Business
markası eklemek hedefiyle söz konusu
geziyi düzenlediklerine vurgu yaparak,
programın olumlu sonuçlar vereceğini
düşündüklerini ifade etti.
Heyetin, Romanya’da faaliyet gösteren
TIAD İşadamları Derneği yöneticileri ve üyeleri ile de bir araya geldiğini söyleyen Erdoğan, TIAD Başkanı Aykut Akbulut ve Dernek
Genel Sekreteri Güven Güngör ile görüşerek Romanya hakkında bilgi aldıklarını kaydetti.
Akbulut’un, işadamı heyetine, Romanya’nın yatırım için
doğru bir ülke olduğu ve yerleşik Türk firmaları ile işbirliği
yapılabileceği önerisinde bulunduğunu belirten Erdoğan,
şöyle devam etti:
“Avrupa’da 2013 yılında yüzde 2.5 oranında bir büyüme ile
üçüncü sırada yer alan Romanya, bünyesinde birçok fırsatı
barındırıyor. Düşük risk taşıyan ülkelere yatırım yapmayı
tercih eden ülkelerin başında yer alan Hollanda, Almanya
ve Fransa, Romanya’da önde gelen yatırımcı ülkeler konumunda. Ayrıca Romanya’da aktif faaliyet gösteren 6 bin
Türk şirketinin olması da, bu ülkenin Avrupa’ya doğru giriş
kapısı olduğunun bir göstergesi diye düşünüyoruz.”
Active Business |
57
AKTİF
FAALİYET
Niğde GESİAD ile
Tecrübe Paylaşıldı
Niğde Genç Sanayici ve İşadamları Derneği (GESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şan ve beraberindeki genç
işadamları heyeti Aktif merkezini ziyaret etti. Aktif Yönetim Kurulu’nun ağırladığı Niğdeli işadamları ile karşılıklı tecrübe
alışverişi yapıldı. Her iki dernek üyesi ihracatçı firmaları bu anlamda dikkat edilmesi gereken hususlarda bilgi paylaşımında bulundu. Görüşmede, yurtdışına açılma konusunda firmaların özellikle İngilizce katalog oluşturmaları, farklı dillerden
oluşan web sayfası hazırlamaları gibi konuların yanı sıra pazar
araştırması, yabancı dış ticaret
uzmanı bulundurma, yurtdışı gezilerin önemi, TUSKON’un üyelerine
sağladığı avantajlar ve bunlardan
yararlanılması gibi başlıklar ele
alındı. GESİAD heyetinin yöresel
hediyelerini Aktif yönetimine sunmasıyla devam eden ziyaret, Aktif
yönetiminin “Türkiye’de Üretilen
Malı Kullanıyorum” plaketini GESİAD heyetine takdimi ile sonlandı.
Hakkari Yatırımcı Bekliyor
Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası (HATSO) Başkanı Servet Taş ve beraberindeki bir grup iş adamı Aktif’e ziyarette bulundu. Hakkari’deki ticari olanaklar hakkında bilgi veren heyet, bölgede ucuz işçiliğe dikkat çekerek, asgari ücretin çok
kıymetli olduğunu ifade ettiler. Hakkari’de en iyi çalışan işletmelerin kahvehaneler olduğu bilgisini aktaran bölge işadamları, kentin Irak ve İran’a yakınlığı ile yatırımcı için önemli bir avantaj sağladığını dile getirdiler. Bölgede ticaret yapmak
isteyen iş adamlarına gereken desteği vereceklerini kaydeden HASO heyeti, “Yeter ki bölge halkına iş olanakları sağlayın.
Siz burada işçi bulamamaktan yakınırken, biz de iş bulamamaktan sıkıntılıyız” dedi. Heyette yer alan Hakkari Organize
Sanayi Bölgesi Müdürü ise “Organize Sanayi Bölgesi müdürüyüm ama şu anda sanayi bölgesinde ot biçiyoruz. Siz yeter
ki yatırım yapın arsalarınızı biz veririz” çağrısında bulundu.
58
| Active Business
Active Business |
59
AKTİF
FAALİYET
Uygulamaları Semineri
Uyumsoft Proje, Aktif üyelerine e-fatura uygulamaları ve
e-fatura sürecini anlattı. Dernek genel merkezinde düzenlenen eğitimde, öncelikle e-faturanın tanımını yapan Şengül, “e-fatura, Vergi Usül Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na
göre, tutulması zorunlu olan faturaların elektronik ortamda oluşturma, gönderme, saklama, ibraz aşamalarının
gerçekleştirildiği ve tarafları arasında dolaşımını güvenli
ve sağlıklı bir biçimde sağlamak amacı ile GİB tarafından
oluşturulan uygulamanın genel adıdır” dedi. E-fatura yasal
sürecine değinen Şengül, şu bilgileri aktardı:
“421 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (14 Aralık
2012) ile ; Kayıtlı kullanıcılar arasında e-fatura kullanımı,
alternatif yöntem olmaktan çıkarılmıştır. Bazı sektörler için
e-fatura kullanma zorunluluğu getirilmiştir. Özel Entegrasyon yöntemi getirilmiştir. E-Faturanın saklanması konusunda Başkanlıktan izin almış saklamacı kuruluşlardan hizmet
alınabilmesine izin verilmiştir. Mükelleflerin, 2 Eylül 2013
tarihine kadar E-Fatura kullanımı ile ilgili olarak GIB ’e başvuru yapmaları, Entegrasyon çalışmalarının 31.12.2013 tarihine kadar tamamlanması gerekmektedir.”
Elektronik fatura zorunluluğu kapsamına giren mükellefler
ile ilgili bilgi veren Şengül, “4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası . Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar ile bunlardan 2011 takvim yılında mal
alan mükelleflerden 31 Aralık 2011 tarihi itibarıyla asgari
25 milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar elektronik
60
| Active Business
fatura düzenlemek zorundadır. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (III) sayılı listedeki
kolalı gazozlar, biralar, şaraplar ve diğer alkollü içecekler
ile tütün ve tütün mamullerini imal veya ithal edenler ile
bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31
Aralık 2011 tarihi itibarıyla asgari 10 milyon TL brüt satış
hasılatına sahip olanlar da E-Fatura uygulamasına geçmek
zorundadır” dedi.
Şengül, e- faturanın avantajlarını ise şöyle aktardı:
“ Faturanın en görünür avantajları arasında kâğıt
faturadan kurtularak baskı, yazdırma, posta ve arşiv maliyetlerinin çok büyük ölçüde ortadan kaldırılması. E-Fatura düzenlemek satıcı için kağıt faturaya göre % 57, alıcı için ise % 62 daha fazla tasarruf
sağlamaktadır (Billentis, 2013). Faturaya ilişkin bilgilerin anında kontrolü, doğrulanması ve anlık uyuşmazlık çözümü , Anlık ve otomatik veri kaydı ile hata
ihtimalinin en aza indirgenmesi . Elektronik arşivleme ve Fatura bilgilerine sistem sorgusuyla anında
erişim sağlanması ise eko-sistem ve paydaşlarına
sağladığı diğer faydalardır. Tedarik zincirlerindeki
iş ve işlem süreçlerinin azaltılması, hızlandırılması
yönünden işletmelerin tedarik zincirinin tasarım ve
yönetilmesinde kullanılabilecek en önemli araçlardan birisidir.”
Active Business |
61
AKTİF
FAALİYET
Bölgesel Yemekler
İşbirliği Doğuruyor
Başkan Tolga Bülent Erdoğan
yaptığı açıklamada, Ostim, Sincan ve Başkent OSB’de gerçekleşen programların amacına
ulaştığını ve olumlu sonuçlar
alındığını ifade etti. Ayrıca bölgesel yemek programlarının
üyelerin birbiri ile ticaretine
katkısının yanın da Aktif’in tanıtımı ve yeni üye kazanımına da
fayda sağladığını belirtti.
SPONSOR
ARMA DERS ALETLERİ
Siteler Bölgesi
SPONSOR
FIRAT MÜHENDİSLİK
Keresteciler OSB
SPONSOR
ERKAN MAKİNA
Başkent OSB
SPONSOR
ÖZDEKAN KAUÇUK
Ostim OSB
Genç İşadamları Bowlingde Yarıştı
SPONSOR
AKSAN KARDAN
Genç Aktif Bowling Turnuvası, Armada RollHouse’da 20
genç sanayici ve işadamının katılımıyla gerçekleştirildi. İki
turda gerçekleştirilen turnuvayı, Halil Aşkın Anıt birinci olarak tamamlayarak, kupanın sahibi oldu. 4’er kişilik takımlar
halinde başlayan birinci turda galip gelenler, ikinci turda
oynadıkları tek oyunla birinciyi belirlediler. Her ay üyele-
62
| Active Business
rine farklı sosyal etkinliklerle bir araya getiren Aktif’in oluşumu Genç Aktif, gelecek aylarda düzenleyeceği futbol ve
paintball turnuvaları ile de genç üyelerini bir araya getirecek. Turnuvaya, Aktif Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Bülent
Erdoğan ve Yönetim Kurulu Üyesi Halit Erol da katıldı.
İvedik OSB Arı Sanayi Sit.
1473 Sk. (690.Sk) No: 63-65
Yenimahalle -Ankara
Tel :0312 394 73 38
Fax :0312 394 73 41
[email protected]
www.mersahidrolik.com.tr
AKTİF
HAYAT AKADEMİSİ
Günde 1
Milyon
İş kazası
Yaşanıyor!
Aktif, İş Sağlığı ve İş Güvenliği semineri
düzenledi. Programda yeni İş Sağlığı ve
İş Güvenliği Yasası’nın önemine değinen
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ISG
Uzmanı Mehmet Said Ağaoğlları, dünyada
günde 1 milyon iş kazası yaşandığını ve
kazalar nedeniyle maliyet rakamlarının ciddi
boyutlara ulaştığını söyledi.
İ
ş dünyası, 2013 yılı ile birlikte uygulaması kısmen
başlayan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
konusunda bilgilenme çalışmalarını sürdürüyor. Aktif
de, dernek merkezinde düzenlediği seminerle, Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerini üyeleri ile bir
araya getirerek söz konusu yasayı ele aldı.
Türkiye’de
ise her gün 170 iş
kazası olmakta, 2 kişi iş kazası nedeniyle
ölürken, 6 kişi sürekli iş göremez hale
gelmektedir. Bu durumun maliyeti ise 2012
verilerine göre 60 milyar TL.”
Söz konusu kayıpların maddi değerinin
ülkelerin GSYİH’nın yüzde 3-5’i arasında
değişmekte olduğuna işaret eden
Ağaoğulları, şöyle devam etti:
Dünyada ve Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusunda
bir sunum yapan Ağaoğulları, dünyada her gün 1 milyon
iş kazası olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de ise günde 170 iş
kazası istatistiğinin elde edildiğini ifade eden Ağaoğulları,
şu verileri aktardı:
“Dünyada 4 bin 932 çalışan işle ilgili hastalık yaşarken, bin
96 çalışan iş kazası nedeniyle ölmekte. 2008 yılı verilerine
göre bu tablonun toplam kaybı 2,8 trilyon dolar düzeyinde.
64
| Active Business
v
Bakanlık desteği ile
düzenlenen
programa,
İş Sağlığı ve İş Güvenliği Genel
Müdür Yardımcısı Ahmet Çetin
ve Bakanlık ISG Uzmanı Mehmet Said
Ağaoğulları katıldı.
“2010 yılına ait görünür
maliyetler, 4 milyar 537
milyon 619 bin 815 TL.
Görünür
maliyetleri;
Katma
değer
kaybı,
sigortacılık ödemeleri ve
tedavi hizmetleri gibi maliyetler
oluşturuyor.
Görünmeyen
maliyetler ise; işi bırakma,
doktor, araç getirilmesi ve/
veya kazalının taşınması, kaza
mahallinin tekrar çalışır konuma
getirilmesi
gibi
nedenlerle
oluşan maliyetler. Görünür ve
görünmeyen maliyetlerin yine 2010
yılı verilerine göre toplamı 9 milyar
75 milyon 239 bin 630 lira olarak
hesaplanmış durumda.
”
Kolon & Bom manipülatörleri, özellikle boru imalatı,
basınçlı kaplar ve tank üretimi, petrokimya sanayisi, tersaneler, nükleer ve konvansiyonel güç santralleri gibi
tesislerde yaygın olarak kullanılan otomasyonlarıdır.
Kolon & Bom sistemi, bir kolonun üzerinde aşağı-yukarı,
ileri-geri ve sağa sola hareket ettirilebilen, 360 derece
kaynak yapabilmeyi sağlayan bir bomdan oluşur.
Kaynak kafası diğer yardımcı aksesuarlarla birlikte
bom’un en ucunda bulunur ve bomla birlikte hareket
ederek kaynak yapar. Kaynak tozunun geri dönüşümü
Nuriş’in özel vakumlama sistemiyle sağlanmaktadır.
Dairesel kaynak için Kolon & Bom ile birlikte çalışan
Nuriş Rotatörleri, doğrusal kaynaktaki hassasiyetin ve
kaynak kalitesinin dairesel kaynakta da yakalanmasını
sağlar.
sağla Ayrıca değişik yönelere yerleştirilecek birden fazla
Nuriş Rotatör Sistemi yardımıyla imalat hızında artış
sağlanır.
Kolon & Bomlar projelerin kaynak uygulamaları
değerlendirip ihtiyaca özel olarak farklı boyutlarda,
gerektiğinde rotator ile birleştirerek müşterilerimizin
kullanımına sunulur.
Çapı 800mm gibi küçük tank ve boruların iç
kaynaklarında tel sürme ilave motoru bomun
arka kısmına takılarak küçük çaplı boruların kaynak
yapılabilmesi sağlanır. Çapı 6000 mm’ye kadar olan
boruların iç ve dış kaynaklarını başarıyla gerçekleştirilir.
Genellikle tozaltı (SAW) kaynağı ile kullanılsa da, Kolon &
Bom’a TIG ve MIG / MAG kaynak makineleri bağlanarak
tek başına doğrusal kaynak veya rotatör yardımıyla
dairesel kaynak yapılabilmektedir.
Ankara 1. Organize Sanayi Bölgesi Göktürk Cad. No: 14
Sincan - Ankara - TÜRKİYE
Tel : +90 312 267 08 18
KOLON-BOM
ROTATORLAR
“ Ağır şartların vazgeçilmez lideri “
Active Business |
65
AKTİF
HAYAT AKADEMİSİ
AB’nin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin 89/391/EEC sayılı çerçeve direktifinin uyumlaştırılması gerektiğini
ifade eden Ağaoğulları, ayrıca iş sağlığı ve güvenliği ve çalışma ortamına ilişkin 155 Sayılı
sözleşmesi ile iş sağlığı hizmetlerine ilişkin
161 Sayılı ILO sözleşmelerinin iç hukuka
yansıtılarak uygulanmasının sağlanması gerektiğini kaydetti. Kuralcı
değil önleyici yaklaşımın kabul edildiği bir iş sağlığı
ve güvenliği mevzuatının hazırlanmasının
önemine
değinen
Ağaoğulları, iş sağlığı
ve güvenliği konusunun
ilk kez müstakil bir kanunda ele alındığını dile getirerek,
“Kamu ve özel sektör gözetmeksizin tüm çalışanlar kanun kapsamına alındı” dedi.
Kanunun uygulamasında çalışan temsilcilerinin görevlendirileceğini kaydeden
Ağaoğulları,
işyerinde yetkili sendika bulunması halinde, işyeri sendika temsilcilerinin çalışan temsilcisi
olarak da görev yapacağını belirtti. Çalışan temsilcilerinin, tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin azaltılması için, işverene öneride bulunma ve işverenden
gerekli tedbirlerin alınmasını isteme hakkının bulunduğunu
belirten Ağaoğulları, kanunun 1 Ocak 2013’te yürürlüğe girdiğini, 50’den az çalışanı olan, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta
yer alan işyerlerinin Ocak 2014’te, kamu kurumları ile 50’den
az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin ise
Temmuz 2016’da kanunu uygulayacağını dile getirdi.
66
| Active Business
DEVLET DESTEĞİ
İşverenler ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alabilecek. Devlet, 10’dan az çalışanı olan işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği
hizmetleri giderlerini destekleyecek.
Kamu hariç,
10’dan az çalışanı olan tehlikeli
ve çok tehlikeli işyerleri desteklenecek. Hayati tehlike
durumunda
işyerlerinin tamamında veya
bir bölümünde iş
durdurulabilecek.
Çalışanlar belli aralıklarla sağlık gözetiminden geçirilecek. İş
kazası kayıtları etkinleştirilecek. Meslek hastalıklarının
kayıtları daha etkin ve güncel hale
getirilecek. Elli ve daha fazla çalışanın
bulunduğu altı aydan fazla süren işlerin
yapıldığı tüm işyerlerinde iş sağlığı
ve güvenliği kurulu oluşturulacak.
Birden fazla işverenin olduğu yerlerde, iş sağlığı ve güvenliği konusunda koordinasyon sağlanacak.
Çalışan, ciddi ve yakın tehlikeyle karşı karşıya
kaldığında çalışmaktan kaçınma hakkını kullanabilecek. İşyerlerinde acil durum planları hazırlanacak. Çalışanlar işyerlerindeki iş sağlığı ve
güvenliği faaliyetlerine aktif katılım sağlayacak.
İşveren tüm çalışanlarını, iş sağlığı ve güvenliği
ile çalışma hayatına dair hak ve sorumlulukları
hakkında bilgilendirecek.
Active Business |
67
AKTİF
HAYAT AKADEMİSİ
Sanayide
Endüstriyel
R b tlar
Dönemi
Endüstriyel robotlar, Türk sanayinde de yerini
alıyor. Aktif, düzenlediği panelde, endüstriyel
robotların sanayideki önemini ve bu
kapsamda verilen teşvikleri anlattı.
Endüstriyel robotların Türk sanayinde bir an önce yerini alması konusunda farkındalık yaratan Aktif, düzenlediği panelle, konunun uzmanlarını sanayici ile buluşturdu. Panelin
katılımcılarından İntecro firmasının kurucularından Ali Şen,
endüstriyel robot yatırımı için öncelikle karar verilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Yapılacak yatırımın, sanayici ve çözüm ortaklarıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Şen,
“Partnerlerinizle oturup yatırımı nasıl realize edeceğinizi
adım adım görüşmeniz gerekir” dedi.
İlk etapta verimlilik çok düşük de olsa, kısa vadede diğer
adımların devreye girmesiyle verimliliğin artacağını kaydeden Şen, şöyle devam etti:
“Bir yerden başlamalısınız ve bu kültürü kazanmalısınız.
Robotu eğer bünyenize almak istiyorsanız bir operatöre
ihtiyacınız var. Tıpkı CNC operatörü gibi, robot operatörünüz olmalı. Robotlar, maliyet anlamında erişilemez değil.
TÜBİTAK, Kalkınma Ajansları ve KOSGEB’in endüstriyel robot yatırımları için destekleri söz konusu. Öncelikle yatırımı
doğru planlamak, sonrasında finansman kısmına yönelmek
lazım. Bu konu Ar-Ge’den biraz daha farklı. İhracat rakamlarını yükseltmeye yönelik bir teşviklendirme. Sanayicilerin bu teşvikleri incelemesinde yarar var.”
Endüstriyel robotun, üç veya daha fazla eksenden oluşan,
programlanabilir, yenilenebilir, öğrenebilir, beraberinde
güvenlik unsurları, çevre ile iletişimi olan elektromekanik
monipilatörler olarak tanımlayan Şen, farklı ülkelerde,
farklı tanımlar olsa da robotun genel tanımının böyle ifade
edildiğini kaydetti. Genel olarak ISO8373 standardının robotu tanımladığını ifade eden Şen, “Robotlar bir işi yaparken insandan daha hassastır. Örneğin yüzde 1 milimetre
hassasiyetle iş yapabilirler. Aynı pozisyona milyonlarca kez
gitme eylemini gösterebilirler. İnsanda böyle bir kesinlik
elde etmek mümkün değil. Daha yüksek hassasiyetleri size
sürekli verme garantisi sağlıyorlar. İkincisi, robotlar acıkmaz, susamaz ve yorulmaz” değerlendirmesinde bulundu.
“OSTİM GİZLİ SANDIK”
OSTİM OSB’nin sanayi anlamında bir gizli sandık olduğunu
anlatan Şen, şöyle devam etti:
“ Küçücük bir yerde, devası bir press yatırımı görüyorsunuz. Makine alınmış ve
üretim yapılıyor. Ama onu iyileştirme
adına, sürdürülebilirlik adına, rekabetçi olabilmek adına yapılan
bir şey yok. Makineyi kimse
görmesin diye adeta saklıyor
sanayici. Bu durumu henüz anlamış değiliz. Ama bir sorun olduğu kesin, amacımız bu sorunları ortadan kaldırmak. Türkiye’de
robot uygulamaları yapan çok değerli
firmalar var. Ve sektör çok genç.
İsveç’e ilk kez bir Türk firması robot mühendisliği yapabilmek için
firma açtı. Yüzde yüz yerli bir firma ve gurur verici. Siz talepte
bulunmadığınız sürece, endüstriyel robot üretimi yapan bu firmalar sizleri görmeyecektir.
KOBİ’lerin gelişmesinde bu teknolojiler çok önemli. Dolayısıyla bunları takip etmenizde fayda var.”
Endüstriyel robotların çok farklı sektörlerde yer almaya başladığını kaydeden Şen, örneklerden şöyle söz etti:
“Robotlar artık parça işleyebiliyor.
Mermer, ahşap, kalıpçılık, modelleme,
dökümcülük çözümlerinde efektif çözümler yapabiliyorlar. Araştırdığınızda
robotların çok ekonomik olduğunu da
göreceksiniz. Bir endüstriyel robotu,
altı eksenli CNC gibi kullanabiliyorsunuz. Esnek üretim yapıyorsanız ve bir
takım tezgahlarınız varsa, bir robotla
üç tezgahı kontrollü vaziyette yönetebilirsiniz.
68
| Active Business
Robot istatistikleri ile ilgili rakamsal veriler, bizim 100 bin kişiye düşen robot istatistiğimiz maalesef 0.2. Japonya’da bu rakam 100 binde 326. Almanya’da 100 binde 96. Kore’de yüz binde 112.
Japonya’nın robot nüfusunun 556 bin, dünyadaki endüstriyel robot nüfusunun ise 1.7 milyon
olduğu bilgisini aktaran Şen, şöyle konuştu:
2023 vizyonunda ise katma değerli üretim, kalite, sürdürülebilirlilik,
tekrarlanabilirlik çok önemli.
“ Japonya, yılda 100 bin robot alıyor, Almanya
26 bin, Amerika 60 bin civarında, Türkiye’de sayı
şuan 2 bin civarında. Biz diyoruz ki; 2015’te doğru yatırım ve doğru teşviklerle, sanayicimiz tıpkı
diğer makine ve teknolojilerdeki gibi bu gelişimi
de doğru algılayacak ve sonuçlandıracaktır. “
Robot geleceğin konularından biri. Bunu biz kabul etmesek de, dünya bu şekilde değerlendiriyor. Biz robot yapmaktan bahsederken insanlar bunu bırakmış. İnsanlar robotları kullanarak üretiyor. Biz bugün bir endüstriyel robot üretebiliriz ama emin olun bunu 1960’ta
yapan firmalar kadar ucuz ve kaliteli yapamayız.”
İkinci el robotlar konusunda da uyarıda bulunan Ali Şen, “Robotlar
da özelliklerini kaybediyor. Almaya müsait bir taraf bulunursa satılıyor. Bedava bile verilse, ikinci el endüstriyel robotları fabrikanıza
sokmanızı tavsiye etmiyoruz. İkinci el robotu işe yarar hale getirmek
için yapacağınız harcama, sıfır robot maliyetini geçecektir” diyor.
PAZAR HIZLANIYOR
Türkiye’de endüstriyel robot pazarının hareketlendiğine dikkat çeken
Şen, “Bu da iyi bir şey değil. 2008’den bugüne yüzde 400 artış seviyesi söz konusu. Türkiye 2001’de yılda 50 endüstriyel robot alırken, bugün 3200 civarında yıllık ortalaması olan bir robot entegrasyonuna
sahip. Bu sayının ne kadarı verimli çalışıyor derseniz o da
ayrı sorun. Çünkü sanayici robottan korkuyor ve robotlar atıl kalıyor. Her zaman risk vardır, fizibilite, proje çalışması bu yüzden çok değerlidir. Doğru
partnerlerle çalıştığınız sürece başarılı
olmama şansınız yok” diye anlattı.
Robotların niteliksiz, ağır işlerle birlikte, gerçekten insan fizyolojisinden çok yüksek kalitede
işleri yaptığını belirten Ali Şen, “Robot, asla bir
insanı işsiz bırakmaz. Bu yanlış bir algı, eğer aksi
olsaydı bugün Japonya ve Almanya olmazdı. Robotların devreye girmesi demek, operatörlerin
atılması demek değil , onları farklı birimlerde değerlendirmektir. Şu anda kim otomasyon sistemlerinde robotları kullanmaya başlarsa, üretkenlik
anlamında öne geçme şansını yakalayacaktır.
25-30 yıl önce CNC’lerin devreye girdiği gibi, bugünlerde de sanayide üretimde robotlar devreye
giriyor” dedi.
“ÇOK ZAMAN KAYBETTİK”
Programda katılımcılar, üretim süreçlerinde endüstriyel robotların olması gerektiğinin farkına
vardıklarını belirttiler. Türkiye’nin çok zaman
kaybettiğini ve teknoloji transfer merkezlerinin
bu anlamda önem taşıdığını kaydedilerek aşağıdaki konulara vurgu yapıldı.
“Sanayicilerimiz Ar-Ge ve inovasyonla üretimlerini belli bir noktaya getirmiş, kabuğunu kırmış,
ürününü dünyaya nasıl satabileceğini, nasıl rekabet edebileceğini, üretim teknolojilerini kullanarak üretim maliyetlerini nasıl düşüreceğini ve katma değeri nasıl yükselteceğini
araştırıyor.
Türkiye’de ileri teknolojik ürün yüzdesi,
yüzde 3.5. Bunun ihracattaki payı ise
yüzde 3.7. 2012-2013 değişiminde ihracattaki payda maalesef pozitif bir gelişme yok. Üniversite -sanayi işbirliğine inanmış
bir oluşumuz. İşletmelerimizde otomasyonu,
robotu nerede kullanacağımızı bilmiyoruz.
Taşıma maliyetlerini nasıl azaltacağımızı bilmiyoruz. Bazen bir ustanın çıkarımıyla yönlendiriliyoruz. Bir on yıl aynı yöntemi devam
ettiriyoruz, sonra hasbelkader yurt dışında rakip
firmanın işletmesini gördüğümüz zaman diyoruz ki; Biz iyi ayakta kalmışız, iyi rekabet etmişiz.
Dolayısıyla her şeyden önce, ürettiğimiz ürün ile
ilgili fizibiliteyi iyi yapmalıyız. Sizleri öncelikle işletmelerimizde görmemiz lazım. Süreçlerimizde
artık endüstriyel robotların olması gerektiğinin
farkına vardık. Ülke olarak çok zaman kaybettik.
Teknoloji transfer merkezleri de bu yüzden Türkiye için önem taşıyor.”
Active Business |
69
AKTİF
HAYAT AKADEMİSİ
TASARIM ÜRETİMİN
OLMASSA OLMAZI
OSTİM Endüstriyel Tasarım
ve Mühendislik Merkezi ile
düzenlenen programda,
sanayide ve üretimde
endüstriyel tasarımın
önemine dikkat çekildi.
Endüstriyel tasarımın üretimdeki
önemi Başkentli sanayicilere anlatıldı. Aktif’in, OSTİM Endüstriyel
Tasarım ve Mühendislik Merkezi
ile birlikte düzenlediği eğitim
programında üretimde tasarımın önemine vurgu yaptı.
OSTİM Endüstriyel Tasarım ve
Mühendislik Merkezi Direktörü Berna Dalaman ve Makine
Mühendisi Kadir Aras’ın bilgilendirme yaptığı programda
konuşan Dalaman, endüstriyel tasarımın bir fikri ürüne
taşıma süreci olduğunu ifade etti.
Dalaman, tasarımın öneminden söz ederken, “Bir
ürün fonksiyon özellikleri
bakımından rakiplerinden
üstün olsa da tasarımı sayesinde belki de piyasada
daha iyi bir noktaya gelebilir. Daha pahalıya satılabilir” dedi. Bu anlamda
tansiyon aletini örnekleyen Dalaman, şöyle devam etti:
“Klasik bir tansiyon aleti belki de tansiyonu
en doğru ölçen, mekanik fonksiyonlu bir
üründür. Ama diğer
taraftan çok daha
estetik, daha kullanıcıya yakın bir tasarım söz konusu ise
tüketici onu tercih
edebilir. Yani çok
nitelikli bir ürün
tasarımı iyi olmadığı için satın alıcı
tarafından tercih
70
| Active Business
edilmeyebilir. Pazarda hak ettiği
yeri alamayabilir. Eğer ürün tasarımı ile farklılaşmazsa diğer ürünlerle
ayırt edilemez, görülmez hale gelir.
Estetikte, teknolojide fark yaratmıyorsanız geride kalırsınız.”
Dalaman tasarımda nasıl fark yaratıldığını ise şöyle dile getirdi:
“Ürün kullanışlı, daha güvenli ve
daha estetik oluyor. Hem ergonomik hem göze de hitap eden ürünlerden söz edilebilir. Yenilik, teknoloji endüstriyel mühendisliğin
ürüne sağladığı katkıdır. Tasarım
ürünün kullanıcının güvenli ve en
rahat kullanımını sağlıyor. Endüstriyel tasarımın verimlilikle de ilgisi
söz konusu. Tasarım ve mühendislikle yoluyla ekonomi yapmış
oluyorsunuz. Aynı zamanda efektif
ürünler de tasarım ve mühendislikle sağlanıyor.”
Programda mühendisliğin üretimindeki önemi konusunda konuşan Makine Mühendisi Kadir Aras
ise şu değerlendirmelerde bulundu:
“Mühendislik, müşteri talebi ya da
bir gereksinim nedeniyle yapılması
gereken bir ürün ile ilgili kaygıların,
problemlerin çözülmesi anlamını
taşır. Ürün emniyeti, ekonomisi, tasarımı gibi oldukça zordur. Mühendis dediğimiz kişi, kabaca modern
bilim insanlarının teorik olarak sahip oldukları bilgileri veya elindeki
sonuçları teknisyen, tekniker veya
usta gibi personellerle pratik bir
uygulamaya çevirir. Yani teorik bir
bilgiyi alır, pratik bir hale çevirir. Aslında bir nevi köprü niteliği taşır fikir ile ürün arasında. Bir fikrin ürüne
dönüşmesi belirli süreçlerden geçer. Bu sürece Ar-Ge veya Ür-Ge diyoruz. Ar-Ge genellikle varolmayan
bir ürünün, yeni bir fikrin ortaya
atılmasında karşılaşılacak problemlerin çözüm süreci olarak karşımıza
çıkıyor. Temel araştırma dediğimiz
bir süreçle başlar. Öncelikle mühendis veya tasarımcı üreteceği
ürünle veya fikirle alakalı bir araştırma içerisine girer. Araştırmasını
yapar akabinde uygulamalı araştırma gelir. Mühendis yapacağı ürüne yönelik çeşitli protatip çalışmalar, tasarım
çalışmaları ortaya çıkartmaya çalışır. Bu süreç deneyimsel geliştirme yani Ar-Ge’dir. Devamında ortaya çıkarılan ürün protatipleri çeşitli deneylerle geliştirilmeye çalışılır ve nihai ürüne ulaşılır. Ar-Ge dediğimiz kavram
kabaca budur. Bir de Ür-Ge var ki, genellikle Türkiye’deki
birçok firma tarafından Ar-Ge ve Ür-Ge birbirine karıştırılıyor. Ar-Ge kabaca şöyle tanımlanabilir; varolmayan
bir ürünün, yeni bir fikrin ortaya atılması. Ür-Ge ise,
mevcut bir ürün veya benzer bir ürünün geliştirilerek
yeni bir ürün haline getirilmesidir. Her ikisinde de tasarım ve süreç mantığı birbirine çok yakındır. Mühendisin
çözmesi gereken temel sorun zamandır. Çünkü mühendise çok fazla problem gelir. Fikri ne kadar hızlı bir ürün haline
getirirseniz o kadar hızlı pazara girme gibi şansınız olur. Bir
diğeri ekonomidir, ne kadar uygun maliyetli, ne kadar ucuz
ürün üretirseniz yine son kullanıcısını o kadar mutlu edersiniz. Mühendisin çözmesi gereken bir diğer problem ise üretim yöntemleridir. Bunların dışında belki onlarca problemle
karşılaşır mühendis. Mühendisin yapması gereken optimizasyondur. En uygun zamanda, en uygun kaynakla, en verimli bir
şekilde fikri ürün haline getirmek. Mühendis problemi doğru
anlayıp doğru çözüme gitmelidir. Doğru tecrübe, doğru insanlarla çalışmak gerekir.” Aras, iyi mühendisliğin teknolojiyi yakından takip ederek olacağına dikkat çeken Aras,
doğru sonuca ulaşmanın yolunun doğru mühendislik
hizmeti ile olacağını kaydetti.
Programla ilgili değerlendirme yapan Aktif Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Bülent Erdoğan, kendi
bünyesinde Ar-Ge ve Ür-Ge birimi olmayan, bunun
için bütçe ayıramayan firmaların OSTİM Endüstriyel
Tasarım ve Mühendislik Merkezi gibi kuruluşlardan
yardım alabileceğini belirtti.
Active Business |
71
AKTİF
HAYAT AKADEMİSİ
Girişimciye e-Ticaret Anlatıldı
Aktif, eğitim programları çerçevesinde üyelerini e-ticaret konusunda bilgilendirdi. Gelir İdaresi Başkanlığı Hukuk ve Müşavirlik Kurulu’nun hazırladığı panel Aktif merkezinde gerçekleştirildi. E- ticarette
girişimcinin vergisel ödevlerinin neler olduğu konusu anlatılırken, şunlara dikkat çekildi:
“Avrupa Birliği e-ticareti basit bir şekilde “mal ve hizmetlerin internet üzerinden satılması”olarak tanımlamıştır.
Buna ek olarak OECD, e-ticareti “internet üzerinden yapılan ticari işlemler” olarak tanımlamakta ve “işletmeler
arası ve işletmelerle son kullanıcı arasında olan işlemler”
olarak ikiye ayırmaktadır. Mal ve hizmet alışverişinin hangi tip oyuncular / kullanıcılar arasında olduğuna bakılarak
yapılan sınıflandırmada farklı tip e- ticaret modelleri ortaya çıkmaktadır. Kullanılan tanım işletmeden tüketiciye
ve işletmeler arası elektronik ticareti kapsar.
İşletmeler arası otomatik veri degişim
sistemlerini (EDI) içermez. İşetmeden
tüketiciye e-ticaret : Bir ürün veya
hizmetin tekrar satılmayacak
veya el değiştirmeyecek şekilde
bir birey veya bir şirket tarafından internet üzerinden tüketiciye satılması olarak tanımlanmaktadır. Örnek olarak
Hepsiburada.com, Trendyol.
com gibi sitelerle tüketiciler
arasındaki ticaret gösterilebilir. İşletmeler arası e-ticaret
: İnternet üzerinde işletmeler
arasında gerçeklesen her türlü
ticari işlemler olarak tanımlanabilmektedir. Kapsamı içerisinde bir
ürünün üreticisi ile ham madde tedarikçisi, üretici ile toptancı ve toptancı ile
perakendeci arasında olan ve internet üzerinden
ilerleyen ticari işlemler sayılabilmektedir. Ayrıca, ürün ticaretinin ötesinde, kurumlar arasında veya kurumlar ile
serbest çalışanlar arasındaki internet üzerinden yapılan
hizmet anlaşmalarını (Projekurdu.com örneginde olduğu
gibi) da kapsamaktadır.
Şirket olarak işletmenizi çalıştırıyorsanız “tüzel kişi mükellefiyet kaydı” yaptırmalısınız. Şirketinizin kuruluş aşamasında, bağlı bulunduğunuz ticaret sicil müdürlüğü ilgili vergi dairesine işe başladığınızı bildirecek ve buna bağlı olarak
mükellefiyet kaydınız yapılacaktır. Vergi kanunlarına göre
sizin için belirlenen usulde defter tutmak ve tüm ticari hareketlerinizi vergi kanunlarına uygun olarak bu defterlere
kayıt etmek zorundasınız.
Hangi usule tabisiniz?
Tüccarlar (ticaret yapanlar) defter tutma bakımından iki sınıfa ayrılırlar.
I’inci sınıf tüccarlar bilanço esasına göre, II’nci sınıf tüccarlar
ise işletme hesabı esasına göre
defter tutarlar. Gerçek kişi
mükellefler ilk işe başladıklarında işletme hesabı esasına
göre defter tutabilmektedir.
Ancak, mükelleflerin kendi istekleri ile bilanço esasına göre
defter tutmaları da mümkündür. Anonim ve limited şirketler
ise her koşulda bilanço esasına
göre defter tutmak zorundadır. Vergi
kanunları gereği tutmak zorunda olduğunuz yevmiye, envanter ve işletme hesabı
defterlerinin noterlere tasdik ettirilmesi gereklidir.
Defterler işyerinin, işyeri yoksa ikametgâhın bulunduğu
yer noterine tasdik ettirilir.”
E-ticarette öncelikle açılış öncesinde hedef ve strateji belirlemenin önemine vurgu yapılırken, şunlara dikkat çekildi:
1. Bir işyeriniz varsa bu işyerinizin adresinin
bağlı bulunduğu,
“İnternette satışa başlamadan önce hedef müşteri kitlenizi
belirlemelisiniz. Rakip analizleri yaparak rakiplerinizin siteleri ile ilgili bilgiler edinip yeni fikirler yakalayarak hedef
kitlenizin ilgisini ekmelisiniz. Müşteri kimdir? Hangi ürünlerle ilgilenir? Ödeme seçenekleri ne olmalı? Satın alma
kararına etkenler nelerdir? Bu ve benzeri soruların cevapları doğrultusunda ürün, ürün tedariki, sevkiyat, memnuniyet, pazarlama gibi stratejileri belirlemelisiniz. e-ticaret
sitenizin yazılım altyapısını belirlemeniz, sağlıklı teknolojik
çözümler ve hizmetler almak için gerekli anlaşmaları yapmalısınız. Müşterilerinize sunacağınız alternatif ödeme
araçlarını seçmeli ve sisteminize entegre etmelisiniz.”
2. Bir işyeriniz yok ancak işlerinizi
ikametgâhınızdan sürdürüyorsanız
ikametgâhınızın bağlı olduğu,
vergi dairesine işe başlama bildirimi ve nüfus cüzdanınız ile
şahsen başvurmanız yeterlidir.
Panelde ayrıca, Dünyada E-Ticaretin Durumu, Türkiye
‘de E-Ticaretin Durumu, E-Ticaret Rakamları, E-Ticaret
‘in Avantajları, Neden E-Ticaret?, E-Ticaret ‘in Zorlukları,
Riskler, E-Ticaret Modelleri , E-Ticaret Nasıl Yapılır?, Sektör
Paydaşları Hakkında, Başarı Örnekleri ve Yakın Gelecek konularında bilgilendirme yapıldı.
İnternet üzerinden ticaret yaptığınız için
vergi kanunlarına göre, vergi dairesine
kayıt yaptırmanız gerekmektedir. İki tür mükellef kaydı yaptırılabilir:
a. Gerçek kişi mükellef kaydı;
Şahıs olarak işletmenizi çalıştırıyorsanız “ gerçek kişi mükellefiyet kaydı” yaptırmalısınız. Bunun için;
72
b. Tüzel kişi mükellefiyet kaydı
| Active Business
v
Active Business |
73
AKTİF
HAYAT AKADEMİSİ
Ma ka Patent
ve
Endüstriyel Tasarım Semineri
Aktif merkezinde düzenlenen programda Patent Uzmanı Emre Seyrek yaptığı sunumda, patent ve buluş ile
ilgili bilgi verdi.
Teknik bir probleme, yeni bir teknik çözüm getirilmesi
veya bir işin gerçekleştirilmesi için önerilen yeni metotlar ya da yeni ürünleri buluş olarak tanımladıklarını ifade
eden Seyrek, “Patent ise buluş sahibine, buluşunun kullanımına ilişkin belirli bir süre boyunca haklar sağlayan
ve devlet tarafından verilen bir belgedir. Patent bilgileri
herkes tarafından kullanılabilir. Dünyada 70-80 milyon
patent dokumanı bulunmaktadır. Her yıl 1 milyon patent
dokumanı bu sayıya eklenmektedir” dedi. Seyrek, firmalar için patentin önemi konusunda ise şunları ifade etti:
TPE uzmanlarının verdiği
seminerde patent, marka,
ürün, faydalı model ve
endüstriyel tasarım gibi
konular ele alındı.
“Rakipleriniz tarafından zor durumda bırakılmayı önler, üretim yapmadan da piyasada söz sahibi
olma imkanı verir, rakiplerinizin patentlerinden yararlanmak için çapraz lisans anlaşmaları yapılmasına yardımcı olur, pazardaki rakipleriniz açısından bakıldığında; yapılan araştırma ve geliştirme faaliyetleriniz sonucunda geliştirdiğiniz bir geliştirmenizin başkaları tarafından sizden daha ucuza piyasaya sunulması söz konusudur. Çünkü bu kişiler sizin tarafınızdan yapılan araştırma ve geliştirmeler
için herhangi bir zaman veya para harcamamakta sadece kopyalamak masrafı yaparak bu ürünü
üretmektedirler. Bu nedenle de suretiyle bu ürünü sizden daha ucuza üretip piyasaya sunabilirler.
Bu durumda sizin tarafınızdan geliştirilen bir ürüne patent koruması alınmadığı takdirde rakipleriniz
sizden daha ucuza satış yaparak sizi pazarda zor durumda bırakabilir. “
Şengül Kultufan Bilgili Türk Patent Enstitüsü Mühendisi
74
| Active Business
Melih MELEN Türk Patent Enstitüsü Marka Uzman Yardımcısı
Bazı patent sahipleri her hangi bir ürün üreterek piyasaya
sunmamaktadırlar. Bu kişiler daha çok araştırma geliştirme
faaliyetinde bulunmakta ve yeni buluşlar ortaya çıkarmaktadırlar. Bu kişiler aldıkları patentleri ya tamamen başkalarına satmakta ya da başkalarına lisanslı bir şekilde kullandırmaktadırlar. Her iki şekilde de ürünü üretmese bile,
sadece yapmış oldukları araştırma geliştirme çabalarının
sonucunda bir gelir elde etme imkanına kavuşmaktadırlar.
Emre Seyrek, patente konu olacak ve olamayacak konuları
ise şöyle ifade etti:
“Ürünler, ürünü üretmek için aletler, ürün üretim metodları, ürünün kullanımı patentlenebilir.
Patent verilmeyecek ürünler ise konusu kamu düzenine
veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar.
Kara mayınları, hayvanlarda ötenazi yöntemi, bombalı mektuplar, bitki
veya hayvan türleri veya önemli ölçüde biyolojik esaslara
dayanan bitki veya hayvan yetiştirilmesi usulleri. Biyolojik
temelli olan yetiştirme usulleri insan katkısı olmaksızın
gerçekleşemeyecekse patent alabilir.”
MARKA KAVRAMI
Seminerin ikinci sunumunu ise Türk Patent Enstitüsü Marka Uzman Yardımcısı Melih Melen tarafından
yapıldı. Marka kavramı ve marka tescili konusunda
işadamlarını bilgilendiren Melen’in başlıklarını
Marka Kavramı, Marka Tescil Süreci, Markanın
Hukuki İşlemlere Konu Olması, Marka Hakkının
Sona Ermesi, Uluslar arası Marka Tescili oluşturdu.
“Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla
çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen her türlü işaretleri
içerir” diyen Melen, “Firmanın ticaret unvanının tescili, marka tescilinden farklıdır.
Ticaret unvanı, her tacirin işletmesine ilişkin iş ve işletmelerde kullandığı addır, taciri tanıtır. Marka ise, işletmeye ait mal veya
hizmetleri ayırt etmeye yarar” değerlendirmesinde bulundu.
ENDÜSTRİYEL TASARIM
Programın üçüncü sunumunu ise yine
TPE mühendislerinden Şengül Kultufan Bilgili
gerçekleştirdi. Bilgili, tasarım tanımı, tasarım tescilinin genel özellikleri, başvuru için gerekli evraklar,
başvuru incelenmesi, tescile itiraz işlemleri, belge verme, soruma süresi ve yenileme, tasarım hakkının kullanımı ve sona ermesi, web sayfamızda araştırma yapma, uluslararası tasarım tescili gibi konularda bilgilendirme yaptı.
Active Business |
75
AKTİF
HAYAT AKADEMİSİ
Patronlara
“beden dili”Dersi
Aktif, düzenlediği programla, beden dilinin iş yaşamındaki önemine dikkat çekti. İmaj ve İletişim
Uzmanı Bülent Ay’ın bilgilerini paylaştığı program, işverenle birlikte, çalışanlar tarafından da
ilgi gördü.
Beden dili ile ilgili birçok kitap olduğuna
dikkat çeken İmaj ve İletişim Uzmanı Bülent Ay, “Ancak, kitaplarda kullanılan resimlerleri günlük yaşamda uygulamaya
kalkarsak ortaya çok saçma ve komik görüntüler çıkar” diyor.
Bülent Ay, “Kitapta diyor ki; ‘İçtenliğinizi
anlatmak için avuç içinizi göstererek konuşun.’ Böyle bir gayreti göstermek, ortaya komik görüntüler çıkartır. Beden dili,
her insanda farklıdır ve sonradan öğrenilir.
Doğuştan itibaren, çevrenizdeki insanların
beğendiğiniz beden dillerini alırsınız, ortaya kendi beden diliniz çıkar. Bunu standart
hale getirmek mümkün değil” diye ifade
ediyor.
Beden dilini; bir olaya, bireye, ortama ya
da bir soruya karşı tepki anında sergilenen
hareketler olarak tanımlayan Ay, söz konusu hareketlerin istem dışı ve kontrol edilebilir olarak iki gruba ayrıldığını belirtiyor.
Yüzdeki hareketlerin istem dışı olduğunu
kaydeden Ay, baş ve vücut hareketlerini,
oturuş ve yürüyüşün ise kontrol edilebilir
hareketleri oluşturduğunu söylüyor.
TİCARİ YAŞAM İÇİN TÜYOLAR
Ay, ticari yaşam içerisinde beden dili konusunda ise şunları söylüyor:
“Pazarlama, satış anlamında bakarsak, müşterinin ya da muhatabımızın istem dışı hareketlerini çok iyi gözlemlemeliyiz ki, ona kontrol edilebilir hareketlerimizle, doğru
iletiyi verelim.Beden dili, kapıdan giren müşterinin yüz ifadesinden sorucu mu, alıcı mı olduğunu bize verir. Karşılaşma anındaki tokalaşmalar da önemlidir. El ne fazla, ne
de az sıkılmamalı, çok sallanmamalı.
Güvensiz bir tokalaşma olmamalı.
Diyaloglarda özel alan diye bir
kavram vardır. Samimi iki arkadaşımızla, uzun süre görüşmemişsek, karşılaşma anında
‘merhaba, ne haber’ diyerek
sarılıp öpüşürüz. Aynı arkadaşımızla yeniden karşılaştığımızda ‘ne var, ne yok nasılsın’
dersek oluşturduğumuz mesafe rahatsız eder.
Pazarlama açısından bakarsak;
Tebessüm edeceğiz, ama özel
alana girmemek gerekir. Ciddi
anlamda iş görüşeceğiniz
kişilerle karşı karşıya
oturmaktan şiddetle
kaçının. Aksi durumda, bu psikolojik olarak
karşı görüşlü olmayı veya
tartışma zeminine neden olabilir.
Toplantı masaları köşesiz, yuvarlar olmalı.
Tezgah arkasında müşteri karşılamak kesinlikle yanlış. Arada bir obje olması bir kopukluk ve
mesafe oluşturur. En ideali yan yana oturmaktır. Bankalarda yuvarlak masaların, bankoların
kullanılması da bu yüzdendir. Müşteri ile masada otururken, tek kural dirseklerin masaya
konulmamasıdır. Eller masanın üzerinde, elinizde kalem ve önünüzde bloknot bulunmalı.
76
| Active Business
Bu görüntü, sizin işinize olan saygınızı ve profesyonelliğinizi sergiler. Ayakta iseniz, elbette ki okulda sözlüye kalkmış
gibi durmamalısınız. Abartılmadan, doğal ve rahat olunmalı. Sıkılmış imajı oluşturulmamalı. Diz titretmek, kalem
çevirmek yanlış. İlgiyi dağıtmamak gerek. Her toplumun
kültürü farklı, bu durum da dikkate alınmalı.Müşteri ile diyalogdayken telefon görüşmesi çok yanlış. Kaşınızdaki eğer
ayak ayak üstüne atarsa, siz de atabilirsiniz.
Kişi otururken, karşısındaki ile iyi bir
iletişim kurmuşsa, ayak uçları birbirine yaklaşır. Terslik varsa ayak uçları
ters yöne gider. Görüşme sırasında,
dirsek ile diz mümkün olduğunca aktif olmamalı. Dirsek dışlamaktır, sınır
koymaktır. ‘Benim kendime ait
kurallarım var’ demektir.”
EĞİTİMDE BEDEN DİLİ
Beden dilinin eğitimlerdeki uygulamalarına da değinen Ay,
şu bilgileri aktardı:
“Eğitimler verilirken, objeler, masalar konuşmacı ile dinleyenler arasında kesinlikle bulunmamalı.. Bu, mesafe,
Pazarlamanın temelinde üç kural
olduğunu kaydeden Ay, “Birincisi; mevcut müşterilerle
ilişkilerin sağlıklı yürümesi.
İkincisi; mevcut müşterilerin iş potansiyellerinin
artırılmasına yönelik faaliyetler. Üçüncüsü ise;
müşteri olmayan kişileri
müşteri yapmak.Her birine baktığımızda yaklaşımlar, ziyaretler, konuşma biçimleri ve davranış
biçimlerimiz farklı
olacaktır. Çünkü yeni müşteriye, daha
önceden tanıştığınız müşteri ile
yaptığınız konuşmayı yapamazsınız.
Ya da gidip müşteriye
her seferinde ‘Abi bir şeye
ihtiyacın var mı? diyemezsiniz.
Mevcut müşterinin devamı için, sadece ‘Şuraya gelmiştim, yolum düştü, bir
hal hatır sorayım’ denir. Kapasite artırması
ise; müşteri sizin ürününüzün bir kısmını alıyordur. Alınmayan kısmına da müşterinin ihtiyacı olduğunu hissetirebilecek bir pazarlama
yöntemi ile yaklaşmak, ya da mevcut ürünü
daha fazla satabilmek için birtakım kampanya
ya da avantajları yansıtarak alış miktarını artırabilirsiniz” diyor.
kapalılık ve samimiyetten uzak, ciddi bir durum oluşturur.
Konuşmacı alan kullanırken de, çok seri hareketler yapmamalı, sakin ve etkin bir alan kullanmalı.Yansı kullanırken,
ayakta olmak gerekir.
İyi bir sunumun hazırlığı 24 saat öncesinden başlar. Acı,
tatlı ve sigara yasaklanır, ya da sigara azaltılır. Bu saydıklarım sesin üzerinde katman oluşturur. 24 saat önceden
sürekli ılık su içilmeli. Sunum öncesi iyi bir uyku gerekir.
Konuşma öncesi alkol, cola, meyve suyu kahve içilmemeli.
Ağızda tortu bırakan şeylerden uzak durulmalı.”
Active Business |
77
AKTİF
ÜNİVERSİTE SANAYİ İŞBİRLİĞİ
Üniversite-Sanayi İşbirliği ile
KOBİ Tedavi Projeleri
KOBİ’lerin bilgi açlığına çözüm
hedefli geliştirilen “KOB’i Tedavi
Projeleri”, küme üyesi firmalar
ile Çanakaya Üniversitesi
arasında uygulanıyor. Çankaya
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ziya
Burhanettin Güvenç’in “Sahaya
inmeyene diploma yok!” yaklaşımı,
üniversitenin bugüne kadar 295
KOBİ Tedavi Merkezi Projesi”ne imza
atmasını sağladı.
Çankaya Üniversitesi politikası gereğince Mühendislik Fakültesi’nin bütün
bölümlerindeki, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin ise işletme, iktisat ve
uluslararası ticaret bölümlerindeki her öğrenci mutlaka bir sanayi kuruluşu
ile birlikte gerçekleştirilen projelerde en az bir dönem veya iki dönem
çalışarak mezun olabiliyor.
KOBİ’lerin Ar-Ge,
inovasyon, ürün
geliştirme, üretim,
pazarlama, ihracat
gibi konularda yeterli
zaman ve personel
ayıramadıkları için
yaşadıkları sıkıntıları ve
karşılaştıkları problemleri
üniversite-sanayi işbirliği
ile çözmeyi hedefleyen
Çankaya Üniversitesi,
KOBİ Tedavi Projeleri’ni
başlattı.
78
| Active Business
Üniversite’nin diğer bölümlerinde ise öğrencilerin sanayi kuruluşlarında
bir dönem veya iki dönem projelerde çalışmaları teşvik edilirken, istekli
öğrencilerin Çankaya Üniversitesi KGE ve GİMER Birimleri ile Küme Yönetimlerinin ortak koordinasyonuyla uygun bir sanayi firmasında çalışması
sağlanıyor. KOBİ Tedavi Projeleri, sadece firmaların bir sorunun çözümü
ve son sınıf öğrencilerinin uygulamalı girişimcilik eğitimi alması ile sonuçlanmazken, ilave olarak uygulamalı eğitimi alan öğrencilerin bazıları, BSTB
Teknogirişim Sermayesi Desteği’ne başvurarak kendi şirketlerini kurarak
başarılı girişimciler haline gelmekte ve bu çalışmaları sırasında yaptıkları buluşların da patentlerini alabiliyor. Projede mentörlük yapan öğretim
üyeleri de BSTB SAN-TEZ ve/veya sanayici firmalarla hem doğrudan hem
de uygun olması durumunda “TÜBİTAK 1512 Girişimcilik Aşamalı Destek
Programı”, “TÜBİTAK 1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı” vb
programlardan desteklenen hibe fonlardan da yararlanarak kontratlı ArGe projeleri yapıyor. 6 ay ile 1 yıl arasında süren projeler, TTO uzmanları
tarafından iletişim kurmak ve firmanın Ar-Ge ihtiyacını belirlemek amacıyla sadece birkaç saat veya yarım gün süren firma ziyaretine göre çok
uzun bir süre olup, bu sürede mentör akademisyen ve son sınıf öğrencisi,
KOBİ ile daha yakın iletişimde bulunuyor. Yani, “sanayinin kılcal damarlarına” nüfuz ediyor. Böylece ortak bir proje yapmanın en temel ihtiyacı
olan, akademisyen, öğrenci ve firma arasında güven duygusu gelişiyor.
Bunun sonucunda belki sanayicinin bile farkında olmadığı yeni teknoloji
geliştirme, Ar-Ge ihtiyaçları tespit ediliyor. Firmanın tespit edilen bu yeni
teknoloji geliştirme ve Ar-Ge ihtiyaçlarını karşılamak üzere veya firmanın
talep ettiği bir Ar-Ge’yi gerçekleştirmek üzere kontratlı yeni projeler veya
destekler de ortaya çıkabiliyor.
KOBİ Tedavi Projeleri sonucunda ortaya çıkan çeşitli hibe destekli veya
kontratlı projeler, Çankaya Üniversitesi Kaynaklı kurulan yeni teknoloji
firmaları, alınan ve ticarileştirilen patentlerden bazıları şöyle:
KOBİ Tedavi Projesi Adı : “Building a simple LED Spectrometer”
Mentör Adı
: Prof. Dr. Celal Zaim ÇİL, Yrd.
Doç. Dr. Göknur CAMBAZ
Son Sınıf Öğrencinin Adı
Sercan ÖZDUMANLAR
: Hüseyin Galip YURTTAŞ,
Ortaya Çıkan Yeni Proje : Proje kapsamında LED’li diyotların kullanılması ile gelen bir ışının hangi frekanslarda ışın içerdiği ölçülebiliyor. BSTB’nın Teknogirişim
proje desteğine sunulan ve kabul edilen proje ile öğrenci 100.000 TL’lik hibe ile ….. adlı firmayı kurarak,
Çankaya Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde sistem prototipini geliştirmeye başladı. Geliştirilen cihaz henüz
Türkiye’de üretilmiyor. Çankaya Üniversitesi TTO tarafından ürünün ticarileştirilme çalışmaları devam ediyor. Ayrıca şarj edilebilen LED’li trafik işaretleri konusunda yeni bir ürün geliştirme çalışmaları söz konusu.
devam etmektedir.
Mentör Adı
: Prof. Dr. Yusuf Ziya UMUL
Son Sınıf Öğrencinin Adı
: Nusret Erdi AKDENİZ, Filiz
ÇOLAK
Ortaya Çıkan Yeni Proje : Özellikle mobil cihazların
uzaktan kablosuz şarj edilmesine sağlayacak, ticari
potansiyeli çok yüksek bir sistem. Proje üzerinde çalışılmış ve oluşturulan sistem, BSTB’nın Teknogirişim
proje desteği programına sunularak kabul görmüş.
Alınan 100.000 TL’lik hibe ile 2 Çankaya Üniversitesi
öğrencisi, …… firmasını kurarak, prototipini Çankaya
Üniversitesi’nin Kuluçka Merkezi’nde geliştirmeye başladı.
KOBİ Tedavi Projesi Adı : “Building a light beam spot
profiling system”
KOBİ Tedavi Projesi Adı : “Free Space Optics (FSO) Modem”
Mentör Adı
: Prof. Dr. Yahya Kemal BAYKAL,
Prof. Dr. Celal Zaim ÇİL
Mentör Adı
: Prof. Dr. Yahya Kemal BAYKAL,
Prof. Dr. Celal Zaim ÇİL, Yrd. Doç. Dr. Çağlar ARPALI
Son Sınıf Öğrencinin Adı : Murat BÜK
Ortaya Çıkan Yeni Proje : Proje kapsamında bir ışının
alıcı bir düzlem üzerindeki şiddet dağılımını ölçen ve
bunu gösteren bir sistem tasarlandı. Geliştirilen proje,
BSTB’nın Teknogirişim proje desteğine sunularak kabul
gördü. Öğrenci, 100.000 TL’lik hibe ile …….. adlı firmayı
kurarak Çankaya Üniversitesi’nin Kuluçka Merkezi’nde
sistem prototipini geliştirdi. Geliştirilen cihaz henüz
Türkiye’de üretilmiyor. Çankaya Üniversitesi TTO tarafından ürünün ticarileştirilme çalışmaları devam ediyor.
KOBİ Tedavi Projesi Adı : “Parking Management
System”
Mentör Adı
: Prof. Dr. Celal Zaim ÇİL
Son Sınıf Öğrencinin Adı
AĞAR
: Mert BAYRAKTAR, Tevfik
Ortaya Çıkan Yeni Proje: ………. firması ile gerçekleştirilen bu KOBİ Tedavi Projesi çalışmasında tasarlanan
“FSO modem”, BSTB’nin Teknogirişim projesine sunuldu ve proje kabul edildi. Alınan 100.000 TL’lik hibe ile
2 Çankaya Üniversitesi öğrencisi ……KOBİ Tedavi Projesi
Adı : “Wireless Transmission of Power”
Kontratlı Proje Adı: …. Süreç Takip Sistemi hakkında,
Öğretim Üyesinin Adı
: Yrd. Doç. Dr. Benhür SATIR
Son Sınıf Öğrencinin Adı : Sadık TURGUT
……. Kent Mobilyaları A.Ş. ‘nin isteği üzerine, firmada
Ortaya Çıkan Yeni Proje : …… firmasının özellikle
AVM’lerdeki çok katlı park sistemlerinin yönetimi için
geliştirilmesini istediği proje tasarımı. Geliştirilen sistem, henüz yerli olarak üretilmiyor. Ürünün prototip
tasarım gerçekleştirilmiş ve doğrulaması yapılmış durumda. Firma tarafından ürünün ticarileştirilmesi planlanıyor.
gerçekleştirilen toplantıda firmanın durumu, sıkıntıları
ve gelecek planları konuşularak en güncel sorunun Süreç Takip Sistemi olduğu belirlenip, Çankaya Teknoloji
Ltd. Şti. ile firmanın birlikte çalışmasına karar verildi.
Proje devam etmekte.
Active Business |
79
AKTİF
KADIN KOLLARI
Kadın Girişimcilerden
“Yerli Malı” Hareketi
Aktif Kadın Kolları’nın düzenlediği panelde, yerli tüketimin yaygınlaştırılması konusu ele
alınırken, ithalatın Türkiye ekonomisine verdiği zararlara dikkat çekildi.
Dernek merkezinde düzenlenen panelin açılış konuşmasını Aktif Kadın Kolları Başkanı Avukat Canan Kırbaç yaptı. Tüketici Hakları Derneği Yenimahalle Şube Başkanı
Sabire Narlı, sanayici Ülke Gümüşay ve MAG Dergisi
Editörü Beril Çavuşoğlu’nun panelist olarak katıldığı
programın moderatörlüğünü ise Aktif üyesi Nesrin
İşçi gerçekleştirdi.
Derneğin, kuruluşundan bu yana “Türkiye’de
Üretilen Malı Kullanıyorum” kampanyası ile
yerli üretimin tüketilmesini yaymaya çalıştığını belirten Canan Kırbaç, Kadın Kolları olarak
bu farkındalığa katkı sağlamak için Yerli Malı
Haftası’nda bir araya geldiklerini söyledi.
Kırbaç, iş kadınlarına yerli tüketim için şöyle seslendi:
“Derneğimiz,
sloganını
özellikle
Türkiye’de yatırım yapmış olan ve üreten yabancı sermayeyi de küstürmeyecek şekilde
“Türkiye’de Üretilen Malı Kullanıyorum” olarak belirledi.
Faaliyetlerimizi bu yaklaşımla sürdürüyoruz. Yerli malı,
milli kaynakların işletilmesi, yerli fabrikaların kurulması,
paranın dış ülkelere gitmesini önlemek ve kendi içimizde
büyümek adına önem taşıyor. Yabancı malı kullanmanın sıkıntısı ise; ülke sanayicimizin üretiminin sekteye uğraması
ve dolayısıyla istihdam yaratılmasının da engellenmesidir.
bir toplum yaratma adına çalıştıklarını ifade etti. Narlı,
Türkiye’de yerli malı kullanımına önem verilmediğini şu örneklerle dile getirdi:
BİLİNÇLİ TOPLUM
“Üniversitede ekonomi dersinde öğrencilerden birisi dersi
veren Profesöre ‘Hocam kriz nedir? diye sorar. Bunun üzerine Hoca sınıfa bir soru yöneltir; “Sınıfta kaç kişinin kalem
ve silgisi Türk Malı?” diye. 18 kişilik sınıfta Türk malı kalem ve silgiye sahip sadece bir öğrenci çıkmıştır. Hoca ‘işte
kriz budur çocuklar’ der. Ülkemiz tekstilde bir numara iken
şimdi Çin’in esiri oldu ise, tekstil atölyeleri ve kumaş fabrikaları üçer beşer kapanıyorsa o ülkede işsizlik ve yoksulluk
kaçınılmazdır. Sadece bununla da bitmiyor. Bir zamanlar
tarım ülkesiyiz diye övünürken, hızla bu noktadan uzaklaşan ülke olduk. Ülkemiz milyarlarca dolar vererek insan
sağlığına zarar veren risk oluşturan genetik yapısı bozulmuş çoğu Amerika’dan tarım ürünleri ve mamuller ithal
edilmektedir. Bu ithal edilen malların yerine yerli tüketim
malları kullanmış olsaydık, bu parayla açılan fabrikalarda
150 bin kişiye iş imkanı sağlanacaktı.
Panelistlerden Tüketici Hakları Derneği Yenimahalle Şube
Başkanı Sabire Narlı, Tüketici Hakları Derneği olarak bilinçli
Bir baba 12 yaşında oğlu ile dizi izlerken araya reklamlar
giriyor ve çocuk babasına ‘Hiç yerli malımız yok mu?’ diye
Yapılan bir araştırma; Türkiye’de yabancı ülkelere giden
her 7 bin dolar, ülkemizde bir insanımızın işsiz kaldığını
gösteriyor. Son 4 yılda 60 milyar dolarlık ithalatın yerine 9
bin kişi için istihdam sağlanacağı yine bu araştırmada belirtiliyor. Bu çok üzücü bir durum.
Bizim bu gerçeğimize karşılık yabancılar ne yapıyor; Mesela Amerika’da yılda bir kez ‘Buy American’ günü düzenleniyor. Vatandaşları Amerikan mallarını tüketmeye yönlendirmek için. Ülke çıkarları için Amerikan malı kullanmayı
işliyor. Almanya ise dışarıdan gelen mal kalitesizdir bilincini
yayıyor. Ama biz yurt dışından alımlar için sürekli fırsat yaratıyoruz. Yabancı mallarına dur demeliyiz.”
80
| Active Business
soruyor. Babası ‘Bu da nereden çıktı’ dediğinde, çocuk,
‘Dikkat ettim de reklam ürünlerinin hepsi yabancı da ondan’ der. Babası ‘Bugüne kadar hiç dikkatimi çekmemişti’ diye düşünür. Bir sonraki reklam kuşağında Türk Malı
ürünleri saymak ister ve reklamı yapılan 15 ürünün sadece
3’ünün Türk malı olduğunu görür. İç pazarda tüketicilerin
beğenisine sunulan beyaz eşya alırken Türk malı olmasına
özen gösteren kaç kişiyiz acaba. Oysa yerli malı kullanmak
tüketicinin bir yurttaşlık ve yurtseverlik görevidir.”
İthalatın arttığını, buna karşılık ihracatın azaldığını ifade
eden Narlı, şöyle devam etti:
“Dış ticaret açığımız giderek büyümekte, iç ve dış borçlar
artarken, kişi başına düşen ulusal gelir payı giderek azalmaktadır. Oysa sanayileşmiş zengin batı ve kuzey ülkeleri
kendi pazarlarını korumak, kendi mallarını ihraç etmek,
işsizine iş bulabilmek, malının kalitesini arttırabilmek, tüketici haklarını ve bilincini topluma anlatabilmek, diğer
ülkelere karşı güçlü duruma gelebilmek, kitle örgütleri ve
kamu kuruluşlarıyla bir araya gelerek uzlaşma sağlamaya
çalışmaktadır. Yani kavgalarını birbirleriyle vermekten çok
dışarıya karşı vermektedirler.
ÜLKEYE VE KENDİNE KATKI
Zengin-yoksul tüm tüketicilere yerli malı kullanımının
önemini anlatacak ve onlarda yerli malı kullanma bilincini, sorumluluğunu ve yurtseverlik duygusunu geliştirecek
çalışmalar yapılmalıdır. Ülkemizin yerli üretimine, tarımına
ve sanayileşmesine zarar verecek ithalat politikaları terk
edilmelidir. Özellikle de tüketicilerin sağlık ve güvenliğini
tehlikeye sokacak kalitesiz,
sağlıksız ve güvensiz malların ithalatı yasaklanmalı,
bu amaçla gümrüklerde
etkili bir denetim sistemi
kurulmalıdır. Nasıl ki bizim
ürünlerimiz yurt dışında
gümrükten çevriliyor, ülkelerine giriş yapılmasına izin
verilmiyorsa, bizim ülkemizde de aynı itina gösterilmelidir. Alış verişte her aldığımız
yerli malında ‘ülkeme ve
kendime katkıda bulundum’
diye düşünmeliyiz.”
O yüzden Aktif’in Türkiye’de Üretilen Malı Kullanıyorum
konulu bu paneline katılmış olmak bizim için çok anlamlı.
MAG Dergisi olarak kendi kültürümüzü ve kendi değerlerimizi vermeye özen gösteriyoruz. Medya hızlı bir değişim ve
dönüşümle toplumda güçlü bir konuma gelmiştir. Medya
geniş halk kitlelerine hitap etme niteliği ile farklı anlamlar yüklenmiştir.Üretim sürecinin de ayrılmaz bir parçasıdır. Medya ile sanayici ve perakendeci el ele olursa sonuç
daha başarılı olacaktır. Burada önemli olan etik içerisinde
bu birlikteliğin sürdürülmesidir. Basına ve Türk üreticisine
yerli malı kullanımının yaygınlaştırılmasında önemli görev
düşmektedir. Türk üreticilerine tavsiyem, basınla doğru iletişim kurmaları.”
Beril Çavuşoğlu, halkın bilinçlenmesinde en etkin aracın
medya olduğuna vurgu yaparak, “Dünyanın en iyi işini yapsanız da, bunun duyurulması ayrı bir önem taşıyor. Medyanın bu anlamda gücünün farkında olunması gerekir” dedi.
Panelin yerli üretim yapan kadın sanayicisi Ülke Gümüşay
ise, yerli üretici olarak hep yeni projelere imza atmak için
çalıştıklarını söyleyerek, şöyle konuştu:
“Maden makinası elekleri üreten dünyadaki 17 sanayici içerisinde tek kadın sanayici konumundayım. Girişimcilik sürecim 1996 yılında başladı, 2002’den buyana ise
OSTİM’de elek sektöründe üretim yapıyoruz. Bir kadın
olarak dere kenarları, yerleşim yerlerine uzak yerlerde 4
bine yakın maden ocağına gittim. Sektöre kendimizi kabullendirdik. Çok büyük holdinglerle çalışıyoruz. Başarının en
önemli faktörü farklı olmak. Şirketimizin en önemli özelliği
bir aile gibi olmamız ve işimizi ince eleyip, sık dokumamız.”
MEDYA ETKİN ARAÇ
MAG dergisi kurucularından
Beril Çavuşoğlu ise panelde
yaptığı konuşmada, medyanın yerli malı kullanılmasının yaygınlaştırılmasındaki
gücüne değinerek şunları
söyledi:
“Yüzde 100 Türk dergisi sloganıyla sizlere ulaşıyoruz.
Active Business |
81
AKTİF
KADIN KOLLARI
Şentepe Çocuklarıyla
Müzik Dinletisi
Aktif Kadın Kolları Başkanı Avukat
Canan Kırbaç ve beraberindeki işkadınlarından oluşan heyet, Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla
Şentepe Okuma Salonu’nda bölge
çocukları ile bir araya geldi. Aktif
kadınları, çocuklara çeşitli hediyelerle birlikte aşure dağıttı. Okuma
salonunda çocukların oluşturduğu
koronun müzik dinletisi ile devam
eden programda Başkan Kırbaç,
çocuk hakları konusunda bir konuşma yaptı.
Aktif Kadın Kolları
8 Mart İçin Buluştu
Aktif Kadın Kolları, 8 Mart için buluştu. Dernek merkezinde düzenlenen
etkinliğe Kadın Kolları Başkanı Avukat Canan Kırbaç, Kadın Kolları Genel
Sekreteri Ayşegül Benli ve çeşitli sektörlerden çok sayıda Aktif kadın üye
katılımı oldu. Programda konuşan Kırbaç, kadının iş hayatında daha fazla
yer alması için bu tür etkinlikleri yaptıklarını belirterek, yoğun katılımlarından dolayı iş kadınlarına teşekkür etti. Kırbaç, etkinliğe katılan tüm
kadınları kırmızı karanfille karşıladı. Aktif iş kadınları, kahvaltı ve müzikle
eğlenceli bir sabah keyfi yaşadı.
82
| Active Business
Active Business |
83
AKTİF
NESİLDEN NESİLE
Bilso’da,
İkinci
Kuşak Devrede
Gıda sektöründe önemli yeri olan soğutma odaları konusunda başta Ankara olmak üzere, İç Anadolu ve Batı Karadeniz’de zincir marketler için
projeler gerçekleştiren Bilso Soğutma, 1998’de Sincan OSB’de üretime
başlamış. Bilal Okur tarafından kurulan firma, bugün çalışmalarını Gersan
Sanayi Sitesi’nde ikinci kuşağın da katılımıyla sürdürüyor. Emre Okur, her
ne kadar işin önemli kısmını üstlenmiş olsa da komutanın hala baba Okur
olduğunu söylüyor. 2008 yılında işe dahil olduğunu belirten Okur, çalışmalarını ve sürece dahil oluşunu şöyle aktarıyor:
Emre OKUR
Zincir marketlere soğuk oda projeleri
gerçekleştiren Bilso, ikinci kuşakla
büyüyor. 1998 yılında Bilal Okur tarafından Sincan OSB’de kurulan firma,
faaliyetlerini Gersan Sanayi Sitesi’nde
sürdürüyor. İşlerin baba Okur’un
komutasında devam ettiğini anlatan
oğul Emre Okur, işe dahil oluş sürecini,
çalışmalarını Active Business’e anlattı.
“Ankara ve İç Anadolu bölgesinde pastane, fastfood, restoran ve ağırlıklı olarak süpermarket reyonları, soğuk oda, sütlük grubu projelendirme
ve satışı yapıyoruz. Bu anlamda bazı ölçülerimiz standart olmak üzere,
genelde müşterinin talebi doğrultusunda proje hazırlayarak uygulamalar yapıyoruz. Daha önce 2003’te Ulus’ta Sanayi Han’da yedek parça işi
üzerine bir mağazam vardı. Yine soğutma sektörüne yakın bir alanda iş
yapıyordum. Beş yıllık bir tecrübenin ardından askerlik gündeme geldi.
Askerlik sonrası mağazayı devrettim. Kendi mağazamın olduğu dönemde
babam Bilso’da olmam konusunda çok ısrarcı olmadı. Bunda biraz babaoğul ilişkilerinde yaşanan sıkıntıların etkisi vardı. Bu durumu tırmandırmamak için ayrı işlerde devam ettik. Ama sermayenin bölünmesi anlamında ayrı iş kollarında olmak, iş güncü bölmek büyümemize olumsuz
yansıyordu.Dolayısıyla gücümüzü birleştirme noktasında askerliğim sonrası Bilso’da görevimi aldım.
Ağırlıklı olarak satış ve pazarlamaya bakıyorum. Yanı sıra
finansın bir bölümünü yönetmeye çalışıyorum. Genelde babamla müşterilerimizi ayırdık.
Kimse kimsenin müşterisine
müdahale etmiyor. Ancak yine
da şirket politikasında, satın
almada, dijital ortamda artık
biraz çağa ayak uyma konusunda çatıştığımız oluyor. Daha çok
teknolojik yatırımlarda, yeni
personel alımında karşı karşıya gelebiliyoruz. Birinci kuşağa
bazı konuları kabul ettirmek,
anlatmak zor. Her ne kadar belli
etmese de, ısrarla kabul ettirdiğimiz gerek yatırımlar, gerekse
diğer konularda aldığımız iyi
sonuçlardan memnun olduğunu gözlemliyorum. Daha çok bu
memnuniyet üstü kapalı ve ima
ederek yapıyor.”
84
| Active Business
“TECRÜBE İLMİN ÜSTÜNDE”
Emre Okur, “Babamın 1984 yılına dayanan bir ticari hayatı
var ve tecrübeleri benim için çok önemli. Tabi ki tecrübe
her zaman ilmin üstünde” diyerek şöyle devam ediyor:
“
Dolayısıyla babamın görüp, bizim
göremediğimiz durumlar oluyor. Özellikle müşteri anlamında, bazen biz
satalım diye heyecanlanıyoruz ama o
beklemeyi ve geri durmayı uygun görüyor. İşin neticesinde babamın söylediğinin daha hayırlı olduğunu yaşayabiliyoruz. Gençliğin verdiği heyecanlar
olabiliyor ikinci kuşakta. Kız kardeşim
Merve Okur o da dış satım ve projeler
ile ilgileniyor.
Daha çok fiziki görüşmelere ben gidiyorum. Proje kısmı ve teklif hazırlama
da Merve Hanım devreye giriyor. Bilal
Bey daha çok bizleri kontrol ve denetim görevini yürütüyor.
”
Hem yurt dışı hem de yurt içi pazarda yer aldıklarını aktaran Okur, şu bilgileri aktarıyor:
“Yurt dışı pazara, birlikte çalıştığımız inşaat firmaları aracılığıyla iş yapıyoruz. Türkmenistan, Kırgızistan, Azerbaycan bu şekilde çalıştığımız ülkeler arasında yer alıyor.
Genelde proje bazlı çalışıyoruz. İç pazarda ise İç Anadolu
ve Batı Karadeniz’de ağırlıklı olarak varız. Ankara’da zincir marketlerin birçoğu ile çalışıyoruz. Bölgesel zincirlerin yanı sıra, ulusal zincirlere de çözüm ortağı oluyoruz.
Ankara’da en fazla iki ya da üç firma ile aynı işi yapıyoruz.
Ama sektörümüzde merdiven altı üretim yapan çok firma
söz konusu. Bilso, 250 metrekare ve üzeri zincir marketlerde çözüm ortağı oluyor.
Sektördeki farkımızı tanımlarsak; bilindiği gibi gıda ürünlerinin saklanması çok hassas bir iş. Gıdanın bozulması,
bozuk ürünün müşteriye ulaşması beraberinde ciddi sıkıntıları da yaşatıyor. Yani işin sadece ekonomik boyutu,
ya da ürünü satan marketin imaj kaybı olmuyor, yanı sıra
müşterinin sağlığı gündeme geliyor.
Ankara içi, gerekse Ankara dışında pazar günü ihtiyaç olması halinde hemen teknik servis gönderiyoruz. Müşteri
memnuniyetini çok önemsiyoruz. Bütün bu durumlar da
tercih edilmemizi sağlıyor. Eskiden bir dolap yapılıp gönderiliyordu. Şimdi müşterinin talebi çok önem taşıyor, biz
bir proje sunuyoruz, müşteri ilave değişiklikler yaptırıyor,
müşterinin isteği ve ikna olması önemli. Müşteri gelip
fabrikayı geziyor, referanslarımızla konuşuyor…”
Büyüme hedeflerinin olduğunu kaydeden Emre Okur,
Sincan OSB 5. kısımda inşaatlarının devam ettiğini belirterek, “Orada üretimi yeniden canlandırmayı hedefliyoruz. Sektörümüzde farklı üretim alanlarında da faaliyetlerimiz olacak” dedi.
Aktif üyesi olan Emre Okur, “Sivil
toplum kuruluşu olarak adı gibi
aktif bir dernek. Sürekli etkinlikler
yapılıyor. Aktif, gerek üye ziyaretleri, gerekse diğer çalışmaları ile
üyelerine fayda sağlıyor. Ticaretimizin gelişmesi adına özellikle
yurtdışı bağlantılarda ciddi bir sinerji oluşturuyor” diye ifade etti.
Dolayısıyla bizim işimizde teknik servis çok önemli. Bu anlamda müşteriyi hiçbir zaman mağdur etmiyoruz. Gerek
Active Business |
85
AKTİF
MESLEK HASTALIKLARI
Kanser
Meslek Hastalıkları
Çalışma ortamında çalışanların sağlığını olumsuz etkileyebilecek risk etmenlerinden çalışanları korumak, üretimin
devamlılığını sağlamak ve verimliliği artırmak için yapılan ve
çok disiplinli olarak yürütülen çalışmaları ifade eden “iş sağlığı ve güvenliği” kavramı, sanayinin ve teknolojinin gelişmesine paralel olarak giderek önem kazanmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu’nun 14’üncü maddesinde “Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı
geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük
halleridir” şeklinde tanımlanmaktadır. Meslek hastalıkları
tümüyle önlenebilir hastalıklar olup halk sağlığı ve ülke sağlık politikalarındaki yeri özel ve önemlidir. Edinilen bilgiler ışığında korunma önlemleri geliştirilmekte ve sonuç olarak önleme ve korunma tedbirlerini
yeterli ve sürekli alabilen
ülkelerde meslek hastalıklarının görülme
sıklığı azalmaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)
Meslek Hastalıkları
Listesi’nde meslek
hastalıkları üç kategoride toplanmaktadır:
Prof. Dr. Miktat BOZER
1. Ajanlarla meydana gelen meslek hastalıkları (fiziksel, kimyasal ve biyolojik),
2. Hedef organ ve sistemlerin meslek hastalıkları ( solunum, deri, kas, iskelet),
3. Mesleki kanserler.
Kanser gelişmiş ülkelerde kadın ve erkekler için kalp damar
hastalıklardan sonra gelen temel ölüm nedenidir. Diğer
taraftan artan kanser ölümlerinin sanayileşmedeki gelişmeyi izlediği görülmektedir. Kanser oluşturan ve ölüme
sebebiyet veren faktörler dünyanın çeşitli yerlerinde ve
toplumlarında geniş ölçüde değişiklik gösterirler. Ancak
kanser oluşumunda beslenme alışkanlıkları, sosyal davranışlar, mesleki maruziyet, coğrafya, ırk ve öteki genetik
faktörlerin rolü olduğu ve tek bir sebebin suçlu tutulamayacağı bilinmelidir. Tıp bilimindeki son gelişmeler
çevremizde çok sayıda kanser yapıcı etkinin bulunduğu gerçeğini ortaya koymuştur. Kansere
neden olan çevresel faktörlerin tipik örneği ise
endüstriyel etkenlerdir. Kansere neden olan çevresel faktörler genellikle çalışılan ya da yaşanılan
yerdeki kimyasal maddeler ya da fiziksel etkenlerdir.
Bu etkenlerle temas daha çok çalışma esnasında olmaktadır. Kanserler, özellikle mesleki kanserler, vücudun herhangi bir bölgesi ile kanserojen maddenin
teması sonucunda meydana gelmektedir.
Meslek ve kanser ilişkisinde ilk tespiti yapan iş sağlığının kurucusu olarak bilinen
Dr. Bernardino Ramazzani’dir ve rahibelerde yüksek oranda görülen meme kanserine işaret etmiştir. Daha sonra 1775 yılında
İngiliz Hekim Sir Percival Pott baca temizleme
işinde çalışmış olanlarda skrotum (erkek yumurta torbası) kanserinin sık görüldüğünü saptamıştır.
1895 yılında Rehn, boya sanayinde çalışmış olanlarda
mesane (idrar kesesi) kanserinin sık görüldüğünü saptamıştır. Önceleri bu kanserin, boya işlerinde sık olarak kullanılan anilin nedeni ile meydana geldiği sanılmış ve bu
nedenle boya işinde çalışanlarda görülen mesane
kanserlerine “anilin kanseri” adı verilmiştir. Ancak 1950 ve izleyen yıllarda Case ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmalar sonunda,
mesane kanserine neden olan maddenin
86
| Active Business
anilin değil, naftil amin olduğu ortaya konmuştur. Son yıllarda da ise asbeste bağlı solunum yolları kanserlerinde
artış gözlenmiştir.
Bazı etkenlerle kanserler arasındaki ilişki gün geçtikçe güçlenmektedir. 2007 yılında Uluslararası Kanser Araştırma
Ajansı tarafından 415 karsinojen tanımlanmıştır. Muhtemelen şimdiye kadar kansere neden olan tüm ajanları bilemiyoruz. Buna rağmen bilinen, muhtemel ajanlara maruziyet azaldığı takdirde kanserin önlenebildiğidir. Aşağıda
Tablo 1 de insanda kanser yaptığı kesin olan maddelerin
bazıları yer almaktadır.
Ayrıca bilim ve teknolojinin her geçen gün hızla gelişmesi sonucu, ortaya yeni kanserojenlerin çıkmasıyla beraber
her gün bazı maddelerin kanserojen olduğu veya olmadığı
şeklinde bilgiler oluşmaktadır. Bu konudaki zorluğun başlıca nedeni, kanserojen olduğundan şüphe edilen etken ile
karşılaştıktan yıllar sonra hastalığın ortaya çıkmasıdır.
Kanserlerin bu özelliği nedeni ile aradan geçen yıllar içinde,
izlenen kişiler kaybolmakta ve sonuçların değerlendirilmesi güçlükler doğurmaktadır. Bu durum, özellikle mesleksel
kanserler için söz konusudur. Kanserojen olduğu düşünülen etken ile çalışan bir kişinin herhangi bir nedenle işten
ayrılması, olayın takibini zorlaştırdığı gibi sonuçları da anlamsız kılmaktadır.
Şirket yönetimi için karsinojenlere maruziyetin önlenmesi
nadiren bir öncelik olmaktadır. Çünkü maruziyetin etkisi
genellikle kurbanların şirket için çalışmadığı oldukça uzun
bir latent(gizli, oluşma) döneminden sonra görülür. Bu nedenle önleme politikalarının uygulanması işveren için doğrudan bir ekonomik kazanç sağlamaz. Birçok olguda, sağlık
hasarları ancak yıllar sonra saptanabilecek ve sağlıksızlık
ile çalışma koşulları arasındaki bağlantı açıkça kurulamayacaktır. Özellikle de inşaat, temizlik ve tekstil endüstrisi
gibi, çoğunlukla kimyasal kullanan sektörler için böyledir.
Bu durum korunma önceliklerinin belirlenmesinde işçi katılımını anahtar etmen yapar. Kansere yol açan etkenlere
maruziyet genellikle aciliyet taşıyan bir
risk olarak görülmemektedir.
Mesleksel kanserlerin en önemli özelliği önlenebilir hastalıklar olduğundan en önemli önleme yolu birincil
korunmadır. Burada da en temel olan
kişinin hastalık yapıcı etkenden uzaklaştırılmasıdır. Yani kanserojen madde
kullanımdan kaldırılmalı ve hiç kullanılmamalıdır. Bu maddenin yerine kullanılabilecek başka maddeler bulunabilir
ve kanserojen madde yerine, kanser
yapıcı etkisi olmayan diğer maddeler
kullanılabilir. Asbest yerine lifsel yapıda sentetik bazı maddelerin kullanımı
veya benzen yerine toluen, ksilen veya
hekzan gibi başka çözücülerin kullanılması bu konunun iyi bilinen örnekleridir. Ancak bazı durumlarda bu olanaklı
değildir ve çalışma hayatının sürmesi
bakımından söz konusu maddenin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda
da etkili havalandırma sistemleri kurulması, işlemin kapalı
sistem içinde yapılması şeklinde çoğunlukla mühendislik
uygulamaları şeklinde koruyucu yaklaşımlar söz konusudur. Ancak kaynağa yönelik olan bu uygulamalara ek olarak
maske, eldiven vb. kişisel koruyucu araçların kullanılması
da korunma bakımından yarar sağlar. Kimi zamanda kanserojen maddenin kullanımı tamamen kapatılmış düzenekler
içinde yapılır veya bu işlerin sürdürülmesinde robotlardan
yararlanılır. Bu uygulamalar daha çok radyoaktif maddelerin kullanıldığı işler için söz konusudur. Bunun yanında
kanser oluşumu açısından riskli işlerde çalışanlar arasında
yapılacak işe giriş muayeneleri, düzenli sağlık taramaları
ve çalışanların eğitimi de bu tür hastalıkların oluşumunu
engellemede önemlidir. İşe giriş muayenesinde çalışma
ortamı ve karşılaşılan maddeler bakımından risk yaratabilecek özellikler yönünden değerlendirme yapılır ve sakıncalı olanların başka işlere yönlendirilmesi sağlanır. Örneğin
kan hastalığı olan bir kişinin benzen veya radyasyon maruziyeti olan bir işte çalışması sakıncalıdır. Aralıklı kontrol
muayenelerinde hastalığın türüne göre erken tanı olanağı
sağlayabilecek muayeneler yapılır. Örneğin boya ve lastik
sanayinde çalışan bir kişide mesane kanserinin erken tanısı
amacı ile aralıklı olarak idrar incelemeleri yapılması uygun
olur. Çalışılan işin niteliğine göre olası riskler ve korunma
yolları konuları da sağlık eğitiminin konularını oluşturur.
İşçi yaptığı işteki tehlikeyi bilmeli ve korunma yöntemleri
konusunda eğitilmelidir. Genellikle çalışanların çoğu karsinojenlere maruz kalmanın riskleri konusunda bilgilendirilmemektedirler. Ayrıca karsinojen maddelere maruz kalmış
çalışanların maruz kalma sonlandıktan sonra da izlenmeye
devam edilmesi gereklidir.
Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığımızın son yıllarda iş
sağlığı ve güvenliği konusunda yaptığı çalışmalar mesleki
nedenlerle oluşan kanserlerin önlenmesi ya da erken teşhisleri konusunda disiplinler getirmektedir. Olumlu katkılarını yıllar içerisinde göreceğimizi umuyorum.
Etken
İlgili Çalışma Alanı
İlgili Kanser Türü
Aflatoksin
Tarım işleri
Karaciğer tümörü
Amino bifenil
Lastik endüstrisi
Mesane
Arsenik ve bileşikleri
Böcek ilacı işleri
Akciğer, deri
Asbest İzolasyon işleri
İzolasyon işleri
Akciğer, akciğer zarı
Benzen
Boya, ayakkabı
Lösemi
Benzidin
Lastik ve boya işleri
Mesane
Kadmiyum
Pil, metal işleri
Prostat
Krom
Krom kaplama
Akciğer
Naftil amin
Lastik ve boya işleri
Mesane
Nikel
Nikel rafinerisi
Burun, akciğer
Radon
Madencilik
Akciğer
Vinil klorür
Plastik endüstrisi
Karaciğer tümörü
İyonizan radyasyon
Sağlık işleri
Lösemi, akciğer, kemik
Ultraviyole ışını
Tarım, denizcilik
Deri
Active Business |
87
BAŞKENT
OSB’leri
Eğitim Merkezi
ASO 1. OSB
Başkent Ankara’nın tüketim merkezi olmaktan kurtularak ülke
ekonomisine artı değerler katan bir sanayi merkezine dönüşmesinde önemli yeri olan ASO 1. OSB, aynı zamanda eğitim ve çevre
yatırımları ile de dikkat çekiyor.
Ankara’nın değişik yerlerinde, yeterli altyapıdan yoksun, dağınık
bir şekilde bulunan ve gelişmeler sonucu bulundukları alanlara
sığmayan tesislerin ortaya çıkardıkları tablo karşısında Ankara’ya
bir Organize Sanayi Bölgesinin gerekli olduğuna karar veren Ankara Sanayi Odası, bu konuda ilk çalışmaları başlatan kurum olmuştur.
Hakkı ALPTÜRK
Sincan OSB Bölge Müdürü
Ankara Sanayi Odası 1. Organize Sanayi Bölgesi; 1978 yılında
temeli atılarak 1990 yılında üretime başlayan ve bugün 340 sanayi parseline sahip, toplam 1000 hektar alan içerisinde yer alarak,
Türkiye’nin önde gelen Organize Sanayi Bölgelerinden biri konumuna gelmiştir. Bölgenin idari yapısı 1.OSB Bölge Müdürlüğünde
toplanmış ve altyapı çalışmaları, tüm hizmetleri kendi personeli
ve ekipmanları ile hizmet vermekte. Şu an 243 fabrikanın hizmet
verdiği Bölgede çok yakında 340 fabrika hizmette olacak. Bölgede parsel büyüklükleri 3.000m² ile 100.000m² arasında değişmekte.
ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi’nin Türkiye’nin en iyi yönetilen
ve en kurumsal organize sanayi bölgelerinden birisi olduğunu ifade eden OSB Bölge Müdürü İbrahim Hakkı Alptürk, bölge ile ilgili
şu bilgileri aktardı:
“Bölgemiz toplam 30 bin kişiye istihdam sağlıyor. Yıllık 1.8 milyar
ABD Doları ihracat hacmine sahip. Ülkemiz ekonomisine de 6 milyar ABD Doları’na yakın katkı sağlamaktadır. Tüm veriler ışığında
ASO 1. OSB’nin ülkemizde yer alan Organize Sanayi Bölgeleri
içerisinde ilk üçe girmiş olması da bölgemizin önemini göstermektedir. Ayrıca sanayicilerinin yanı sıra Ankara ve tüm Türkiye
geneline hizmet veren akredite. ASO-KOSGEB Çevre Laboratuarımız bulunmaktadır. OSB’miz, modern sanayi ortamının en doğru
örneklerinden biri olarak, ulaşım, altyapı, haberleşme, enerji dağıtım ve bakım hizmeti gibi alanlarda sanayicilere sağladığı kolaylıklar, ucuz enerji, ucuz su gibi ekonomik çözümlerle de model
konumunda.
Bölgemizde faaliyet gösteren üyelerin her türlü ihtiyaçlarına
cevap verilebilmesi amacıyla; altyapı tesisleri, elektrik, içme suyu,
pis su, yağmur suyu, doğalgaz, haberleşme şebekelerinin yanı sıra
tesislerin ortak istifadesine sunulan bankalar, 60 ve 80 tonluk tam
elektronik kantarları, kafeterya, dispanser, cami, posta hizmetleri,
eğitim merkezleri, konferans salonları, çevre laboratuarı, spor tesisleri gibi alanlar da yer almaktadır. Ayrıca Bölgemizde heliport
ve helikopter bakım-servis alanı mevcuttur.Bölgemizin mevcut
altyapısı son teknolojiler ve en modern malzemeler kullanılarak
revize edilmiştir. Her sanayi parseline doğalgaz ulaştırılmış olup,
88
| Active Business
enerji hatlarının tamamı yer altından geçmektedir. Fiber
optik kablolarla fabrikalar ile SCADA Merkezi bağlantısı
yapılmış, uzaktan ölçümleme sistemi yapabilme imkanı
yaratılmıştır. Yine bu fiber optik hatlarından haberleşme
ağı da tesis edilerek bütün firmalar genişbant, yüksek
hızla internete bağlanma imkanına kavuşturulmuştur.”
Sincan 1. OSB, karma bir organize sanayi bölgesi
özelliği taşırken, bünyesinde mobilya, döküm, gıda ,
elektrik, elektronik, makine üretimi, alüminyum, tekstil,
zirai aletler, savunma sanayi, kimya, metal işleri, madeni
eşya vb. alanlarda üretimler yapılmakta.
ÇEVRE LOBORATUVARI
Türkiye’nin en büyük çevre laboratuvarına sahip olan
OSB, sadece kendi bünyesinde yer alan sanayi kuruluşlarına değil, ülke genelinde ve yurt dışında bir çok bölge
ve sanayi kuruluşuna hizmet verecek nitelikte ve profesyonellikte. İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (İSGÜM) ile
Bölge Müdürlüğü arasında yürütülen “Metal Sektöründe
İş Sağlığı ve Güvenliği Sorunlarının Araştırılması Projesi”
ve Avrupa Birliği ile birlikte yürütülen “Eko-Endüstriyel
Parklar Çevre Destek Sistemi (EPHESUS)” çerçevesinde
işletmelerin çevresel gereksinimlerinin geliştirilmesi,
kümelenmesi, atık yönetimi, kaynak kullanımı ve enerji
verimliliklerini geliştirme konularında faaliyetler yapılmaktadır.
Ayrıca yine Türkiye’de tek olan ve ozon tabakasını
incelten maddelere ilişkin Uluslararası Montreal Protokolu kapsamında atmosfere ve ozon tabakasına zararlı
olan halon gazlarının toplanıp islah edilmesini sağlayan
“Halon Bankası” da bölgede faaliyet göstermekte. Tesis,
Türkiye çapında mevcut halon gazlarının kayıt altına
alınmasını, halon gazı alternatiflerine ait eğitimlerin ve
teknik desteğin verilmesini, halon gazlarının toplanması, depolanması işlenmesi testlerinin yapılması ve ihtiyaç
sahibi kurum ve kuruluşlara satılmasını sağlamaktadır.
OSEP PROJESİ
Sanayi kuruluşları için büyük önem taşıyan kalifiye eleman konusunda Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte
yürütülen OSEP (Okul-Sanayi-Eğitim Programları) projesini hayata geçiren ASO 1.OSB; 2006 yılından bugüne
ilköğretimi bitirmiş, mesleki eğitime istekli ve yetenekli
gençleri, 3 yıllık bir eğitimin ardından “kalfa” statüsünde
iş hayatına kazandırıyor.
OSB Başkanı Ahmet Kaya, söz konusu projeden şöyle
söz ediyor:
“İlk öğretimi bitiren öğrenciler arasında 4 aşamalı bir sınav yapılarak kayıt alınıyor. Kaydı yapılan öğrenciler ilgili
bölümde eleman isteyen fabrikada işe başlıyor ve maaş
alıyor. Öğrencilerin eğitimi boyunca sigortaları da Milli
Eğitim Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Bu öğrenciler
3 yıl sonunda iş hayatına atılmış, bilinçli, kalifiye elemanlar olarak öne çıkmaktadırlar.”
Bölgenin diğer bir okulunun ise Otomasyon Teknolojileri Eğitim ve Uygulama Merkezi olduğunu kaydeden
Kaya, şöyle devam ediyor:
“Hidrolik ve pnömatik sistemler hakkında gerek bölgemiz kuruluşlarının personellerine hizmet veren merkez;
gerektiğinde de şehir dışındaki kuruluşlara da hizmet
verebilecek kapasite ve donanımdadır.
Bölgemiz ASORA Ticaret Merkezin de Hacettepe
Ankara Sanayi Odası 1.OSB Meslek Yüksek Okulu’na yer
tahsisi yapılmış olup, Elektrik, Alternatif Enerji Kaynakları
Teknolojisi, Endüstri Ürünleri Tasarımı ve Makine bölümleri ile eğitim vermektedir.
Tüm bunların yanı sıra, eğitime büyük önem veren
ASO 1.OSB daha önce Bölge Müdürlüğü olarak kullanılan alanın üzerine ASO Teknik Koleji ve yurt binası inşa
edilmiş olup 120 öğrencisi ile eğitim çalışmalarına modern bir binada devam etmektedir.
Tes-İntes Eğitim Tesisleri de, yine Bölgemizde, inşaat sektörü çalışanlarının eğitimlerini sağlayan önemli
bir merkezdir. Yurt içinden ve Yurt dışından eğitim için
gelen konuklarını misafirhanesinde ağırlayan tesis her
konuda sektöre hizmet vermektedir.
Kurulduğu günden bugüne idari yapısı, altyapı ve üst
yapı hizmetleri, çevre düzenlemesi ve çalışmaları ile hep
göz önünde olan ASO 1.OSB; yurt dışından gelen ticari
ve resmi heyetlerin de önemli bir uğrak noktası haline
gelmiştir. Yurt dışından gelen heyetlere 1.OSB hakkında
genel ve idari yapısı hakkında bilgiler verilmekte, bölge
genel olarak gezdirilmekte ve ilgili sektörlerde üretim
yapan firmaların fabrikaları gösterilmektedir. Ayrıca,
üyelerimiz ile ziyaretçi heyetler bir araya getirilerek ticari
ilişkiler kurmaları sağlanmaktadır. Sonuç olarak, gelen
yabancı heyetler ASO 1.OSB benzeri bir bölgenin kendi
ülkelerinde de kurulabilmesi için ASO1.OSB yönetiminden işbirliği talep etmektedir. Yabancı devlet başkanlarının da ağırlandığı ASO 1.OSB, ülkemizin sanayi alanında
vitrini olmaya devam etmektedir.”
ASO 1. OSB; “Yeşil Çevre” anlayışıyla da öne çıkarken, 50
bin adet ağacı, 400 bin adet çalı grubu bitkisi, 50.000m²
çim alanına sahip. Bölge ayrıca 4 bin ağaçlık bodur elma
bahçesi, ceviz bahçesi ile de dikkat çekiyor.
BÖLGE KURULUŞLARINDAN
ASO 1.OSB’de üretim yapan önemli kuruluşlar arasında 2010 yılı ihracat ve kapasite kriterlerinde Türkiye’de
ilk 500’ e giren Hidromek, Nuh’un Ankara Makarnası,
Şahinler Metal ve Yiğit Akü bulunuyor. Ayrıca Arçelik,
Termikel, Serdar Plastik, Karel, Aksa Park, Aksan Kardan,
Çesan, Ermaksan, Kozmaksan, Karba, Aymak, Bülbüloğlu
Vinç, Nuriş, Seğmen Gıda, Bağdat Baharat gibi kuruluşlar
da önemli üretim merkezlerinden.
Active Business |
89
AKTİF
HABER ARAŞTIRMA
Dünden
Bugüne
Demiryollarımız…
Türkiye’de demiryolu
tarihi; Cumhuriyet öncesi,
Cumhuriyet dönemi ve
1950 sonrası dönem
olarak farklılık gösteriyor.
Cumhuriyet öncesi,
demiryolu hatlarının büyük
bölümü yabancılara verilen
imtiyazlarla yaptırılırken,
Cumhuriyet döneminde
ulaştırmanının altın
çağı yaşanmış.
Üçüncü dönemde
ise demiryolu
ulaştırması daha
çok yok sayılarak
ihmal edilmiş.
Osmanlı topraklarında demiryolunun tarihi, 1851
yılında 211 km’lik Kahire-İskenderiye Demiryolu hattının imtiyazının verilmesiyle, bugünkü milli sınırlar
içindeki demiryollarının tarihi ise 23 Eylül 1856 yılında 130 km’lik İzmir-Aydın Demiryolu hattının imtiyazının verilmesiyle başlıyor.
Cumhuriyetin kurulması ve demiryollarının devletleştirilmesine karar verilmesinden sonra demiryolu işletmeciliği
için 24 Mayıs 1924 tarih ve 506
sayılı Kanun ile Nafia Vekâletine
(Bayındırlık Bakanlığı) bağlı
“Anadolu- Bağdat Demiryolları Müdüriyeti Umumiyesi” kuruldu. Demiryolu
alanında ilk bağımsız yönetim birimi olarak demiryollarının yapımı ve
işletilmesinin bir arada
yürütülmesini sağlamak
amacıyla da 31 Mayıs 1927
tarih ve 1042 sayılı Kanun
ile Nafia Vekaleti (Bayındırlık
Bakanlığı)’ne bağlı “Devlet Demiryolları ve Limanları İdare-i Umumiyesi” oluşturuldu. Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü
adıyla 1939 yılında Münakalat Vekaleti (Ulaştırma
Bakanlığı)’ne bağlandı. Cumhuriyet öncesinde yapılan ve yabancı şirketler tarafından işletilen hatlar, 1928–1948 yılları
arasında satın alınarak millileştirildi.
22 Temmuz 1953 tarihine kadar katma bütçeli bir devlet idaresi şeklinde yönetilen TCDD, söz konusu tarihte Ulaştırma Bakanlığına bağlanarak “Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi (TCDD)” adı altında İktisadi Devlet Teşekkülü’ne
dönüştürüldü.
1984 yılında “Kamu İktisadi Kuruluşu” statüsü alan, aynı zamanda TÜLOMSAŞ, TÜDEMSAŞ ve TÜVASAŞ olmak üzere üç
adet bağlı ortaklığı bulunan TCDD, halen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının ilgili kuruluşu olarak faaliyetlerini yürütüyor.
1856’DAN BUGÜNE
Türkiye’de demiryolu tarihi; Cumhuriyet öncesi, Cumhuriyet dönemi (1923-1950 Dönemi) ve 1950 sonrası olarak değerlendirilebilir. Cumhuriyet öncesi demiryolu hatlarının büyük bölümü yabancılara verilen imtiyazlarla yaptırılmış. Cumhuriyet döneminde ulaştırma altın çağını yaşarken, üçüncü dönemde demiryolu ulaştırması ciddi anlamda ihmal edilmiş.
İlk olarak 130 km’lik İzmir - Aydın demiryolu hattı bir İngiliz şirketi tarafından yapılmış. İngilizlerin hattı seçme nede-
90
| Active Business
Hizmette 23.Yıl
1207 sokak No:3 Ostim-Ankara/TÜRKİYE
Telefon: +90 312 385 87 00
Faks: +90 312 385 83 03
e-mail: [email protected]
www.pimmaksan.com
CATERPILLAR
Active Business |
91
KOMATSU
AKTİF
HABER ARAŞTIRMA
ni, bölgenin yoğun nüfusu ve ticari potansiyelinin yüksek
olması. Ayrıca bölgenin Ortadoğu’nun kontrolü, Hindistan
yollarının denetime alınması bakımından stratejik önemi
de İngilizler için tercih oluşturmuş. Dolayısıyla Osmanlı
topraklarında yapılan demiryolu hatları, geçtiği güzergahlar bu ülkelerin iktisadi ve siyasi amaçlarına göre biçimlendirilmiş.
1856 - 1922 yılları arasında Osmanlı topraklarında yapılan
hatlar toplam 8.619 km.
Cumhuriyet öncesi dönemde yabancı şirketlere verilen imtiyazla, onların denetiminde ve ülke dışı ekonomilere, siyasi çıkarlara hizmet eder türde gerçekleştirilen demiryolları,
Cumhuriyet sonrası dönemde milli çıkarlar doğrultusunda
yapılandırılmış. Kendine yeten, milli ekonominin yaratılması hedeflenerek, demiryollarının ülke kaynaklarını harekete geçirmesi için start verilmiş. Bu dönemin belirgin
özelliği, 1932 ve 1936 yıllarında hazırlanan 1. ve 2. Beş Yıllık Sanayileşme Planlarında, demir-çelik, kömür ve makine
gibi temel sanayilere öncelik verilmiş olması. Bu tür kitlesel yüklerin en ucuz biçimde taşınabilmesi için demiryolu
yatırımlarına ağırlık verilmiş. İkinci Dünya Savaşı’na kadar
tüm olumsuz koşullara karşın, hızlı bir şekilde demiryolu
yapım ve işletmesi milli güçle gerçekleştirilmiş. Ancak savaş nedeniyle 1940’tan sonra süreç yavaşlamış. 1923-1950
yılları arasında yapılan 3.578 km’lik demiryolunun 3.208
km’si 1940 yılına kadar tamamlanmış. 1935-45 yılları arasında iltisak hatlarının sağlanmasına çalışılmış.
1950 yılına kadar uygulanan ulaşım politikalarında karayolunun demiryolunu besleyecek, bütünleyecek bir sistem
olması öngörülmüş. Fakat söz konusu dönemde Marshall
yardımıyla demiryolları adeta yok sayılarak karayolu yapımına ağırlık verilmiş.
1960 sonrası planlı kalkınma dönemlerinde, demiryolları
için öngörülen hedeflere hiçbir zaman ulaşılamamış. Bu
planlarda, ulaştırma alt sistemleri arasında koordinasyon
sağlanması hedeflense de, plan öncesi dönemin özellikleri
devam ettirilerek ulaştırma alt sistemleri arasında koordinasyon sağlanamamış ve karayollarına yapılan yatırımlar bütün plan dönemlerinde ağırlığını korumuş. Bütün
planlarda, sanayinin artan taşıma taleplerinin yerinde ve
zamanında karşılanabilmesi için demiryollarında yatırımlara, yeniden düzenlemelere ve modernizasyon çalışmalarına ağırlık verilmesi öngörülmüş olmasına rağmen hayata
geçirilememiş. Bu politikaların sonucu olarak, 1950-1980
yılları arasında yılda sadece ortalama 30 km. yeni hat yapılabilmiş.
1980’li yılların ortalarında ise, ülkemizde hızlı bir karayolu
yapım seferberliği başlatılmış, otoyollar, GAP ve turizmden sonra Türkiye’nin 3’üncü büyük projesi olarak kabul
edilmiş. Bu çerçevede 1990’li yılların ortalarına kadar otobanlar için yılda yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırım yapılmış.
Buna karşılık, özellikle önemli demiryolu altyapı yatırımları
konusunda yeni bir proje söz konusu olamamış. 1950’li yıllardan sonra uygulanan karayolu ağırlıklı ulaşım politikaları
sonucunda, 1950-1997 yılları arasında karayolu uzunluğu
% 80 artarken, demiryolu uzunluğu % 11’de kalmış Ulaştırma sektörleri içindeki yatırım payları ise; 1960’li yıllarda
92
| Active Business
karayolu % 50, demiryolu % 30 pay alırken, 1985’den bu
yana demiryolunun payı % 10’un altında kalmış bulunuyor.
Ülkemiz yolcu taşıma paylarına bakıldığında, karayolu
yolcu taşıma payı % 96, demiryolu yolcu taşıma payı ise
yalnızca % 2’dir. Demiryollarının, mevcut altyapı ve işletme koşullarının iyileştirilmemesi ve yeni koridorlar açılamaması nedeniyle yolcu taşımacılığındaki payı son 50
yılda % 38 oranında gerilemiş görünüyor. Ülkemiz ulaşım
sistemi içerisinde karayolu-demiryolu yük taşıma paylarına
bakıldığında, karayolu yük taşıma oranı % 94, demiryolu
yük taşıma payı ise % 4 dolayında. Demiryollarının yük taşımacılığındaki payı son 50 yılda % 60 oranında gerileme
göstermiş.
YHT PROJELERİ
Son yıllarda konjonktürel gelişmelere paralel olarak
Türkiye’nin yüksek hızlı demiryolu projeleri de yavaş yavaş
realize edilmeye başlandı. 2009 yılında Ankara-Eskişehir,
2011 yılında Ankara-Konya ve 2013 yılında Eskişehir-Konya Yüksek Hızlı Demiryolu hatlarının hizmete verilmesiyle,
yüksek hızlı tren işleten ülkeler arasında Türkiye de yer
almaya başladı. Eskişehir-İstanbul hattının ve inşaatları
devam eden Ankara-İzmir, Ankara-Sivas ve Bursa projelerinin de hayata geçmesiyle 15 il, yüksek hızlı trenle birbirine bağlanacak. Ankara-Sivas arası demiryoluyla seyahat
süresi, 10 saatten 2 saate düşürecek. İstanbul-Sivas arasını
5 saate düşürecek olan 405 kilometrelik Ankara-Sivas YHT
projesinin inşası devam etmekte.
İstanbul, Ankara ve Konya’dan Karaman-Mersin-Adana-Osmaniye ve Gaziantep illerine hızlı trenle ulaşım sağlamak
için; Konya-Karaman-Ulukışla-Mersin-Adana-OsmaniyeGaziantep Hızlı tren hattı yapım çalışmalarına başlandı.
Mürşitpınar-Şanlıurfa Kuzey Demiryolu ve Nusaybin-CizreSilopi-Habur Demiryolunun proje hazırlama çalışmaları sürüyor. Ayrıca, Malatya-Elazığ-Diyarbakır-Mardin demiryolu
etüt-projesi çalışmaları da AYGM tarafından yürütülüyor.
Kent içi ulaşımda metro standardında hizmet verilmesi
amacıyla İstanbul’da MARMARAY ve İzmir’de EGERAY projeleri tamamlandı. Ankara’da ise BAŞKENTRAY projesine
yönelik çalışmalar devam ederken, projenin 1. Etabı olan
kuzey hattın yapımı tamamlanarak işletmeye alındı.
Modern demiryolu hatlarının inşası ile birlikte, yeni nesil
demiryolu araçlarının üretilmesi için tasarımı ve teknolojisi
Türkiye’ye ait milli tren için de start verilmiş bulunuyor. Bu
proje kapsamında Türkiye, Milli Yüksek Hızlı Tren Seti, Dizel
Tren Seti (DMU), Elektrikli Tren Seti (EMU) ve Yük Vagonu
geliştirilecek.
Kaynak: TCDD
Vizyonumuz
Müşterilerimizin başarıları için değer sağlamak amacıyla uluslararası kalite standartlarında bilişim ürün ve hizmetleri üretmek.
Misyonumuz
Çelik sektöründe, yurtiçinde ve yurtdışında doğru teknolojiler ile anahtar teslimi katma değerli çözümler sunan,
teknolojik gelişmelere hızla uyum sağlayan, değişimi yönlendiren, kullanıcı ve çalışan memnuniyetini en üst düzeyde tutan, yerli ve yabancı iş ortaklarının birinci derecede
tercih ettiği, sektöründe bir dünya şirketi olmak.
ADRES :
ARI 1 SANAYİ SİTESİ 1420. (Eski 28.) CADDE NO:8 İVOGSAN / OSTİM / ANKARA
Telefon : (+ 90) 312 394 04 70 / 71 / 72 • Fax : (+ 90) 312 395 14 36
e-mail : [email protected]
Active Business |
93
AKTİF
MALİ GÜNDEM
BASİRETLİ
İŞ ADAMININ
KORKULU RÜYASI:
NAYLON FATURA
Her gün irili ufaklı yüzlerce yeni şirketin kurulduğu piyasalarda, sahte veya muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belge ile yüzleşmeyen firma sayısı yok denecek kadar azdır. Her ne kadar
vergi incelemesi esnasında sıkıntı yaratan tüm faturalar halk arasında naylon fatura olarak
adlandırılsa da “Kanun Koyucu” bahse konu belgeleri sahte belge ve muhteviyatı itibariyle
yanıltıcı belge olarak ikiye ayırmıştır. Bu belge türlerine aşağıda kısaca değinilecektir.
1) Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge
Vergi Usul Kanunu’nun “Kaçakçılık Suçları Ve Cezaları” başlıklı
359.maddesinin a-2 bendinde, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge, gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı
şekilde yansıtan belge olarak tanımlanmıştır. Muhteviyatı itibariyle
yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar hakkında18 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunmaktadır.
2) Sahte Belge
Can Galip Sabuncu Yeminli Mali Müşavir
Vergi Usul Kanunu’nun 359-2 maddesinin b bendinde ise sahte
belge tanımı yapılmaktadır. Bu tanıma göre sahte belge, gerçek bir
muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir. Bahse konu belgelerin asıl veya suretlerini tamamen
veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Görüldüğü üzere piyasada, yukarıda yer alan her iki belge türü
de naylon fatura olarak anılsa da “Kanun Koyucu” iki belge türünü
birbirinden ayırmış ve sahte belgeyi düzenleyen veya kullananların, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen veya kullananlara göre daha ağır şekilde cezalandırılacağına hükmetmiştir.
94
| Active Business
Ekonomik
Yönden
Sıkıntısı
Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanıldığının tespit edilmesi durumunda vergi denetim elemanları tarafından vergi inceleme raporu düzenlenmektedir.
Düzenlenen bu rapor neticesinde mükelleften verginin aslının yanı sıra buna bağlı olarak gecikme faizi ve ilgili cezalar
da talep edilmektedir. Hakkında vergi inceleme raporu düzenlenmiş bulunan mükelleflerin mali külfetlerini azaltmak
için başvurabileceği ilk mekanizma uzlaşma müessesesidir.
Vergi Usul Kanunu Ek Madde 1’e göre mükellef tarafından,
ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezalarının tahakkuk edecek miktarları
konusunda idareyle uzlaşabileceği belirtilmektedir. Bilindiği üzere uzlaşma durumunda vergi cezaları çoğu zaman %
5-10 oranına kadar düşürülmekte, bazen vergi asıllarında
bile önemli indirimler yapılmakta buna bağlı olarak hesaplanan gecikme faizi de düşmüş olmaktadır. Buna karşın
Kanun’un 359.maddesinde yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen cezanın bu uygulama kapsamı
dışında olduğuna hükmedilmiştir. Kanun’un 344. maddesinde ise vergi ziyaına sebebiyet verildiği taktirde, mükel-
lef veya sorumlu hakkında ziaya uğratılan verginin bir katı
tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği ancak vergi ziyaına
yukarıda açıklanan 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet
verilmesi halinde bu cezanın üç katı uygulanacağına hükmedilmiştir.
Görüldüğü üzere 359. madde kapsamında sayılan fiil
olarak nitelendirilen durumlarda mükellefler uzlaşma müessesesinden faydalanamadıkları gibi vergi ziyaı cezası da
üç kat uygulanmak suretiyle çok daha ağır bir yükle karşılaşmış olmaktadırlar.
Dolayısıyla gerek hürriyeti bağlayıcı cezalar içermesi
gerekse oldukça ağır mali yükümlülüklere sebep olması
özellikleri göz önünde bulundurulduğunda naylon fatura
olarak bilinen belge türünün başlığımızda yer aldığı gibi
basiretli iş adamının korkulu rüyası olması son derece normaldir. Bu sebeple, ticari hayatta mümkün olduğu kadar
güvenilir kişilerle mal ve hizmet alışverişinde bulunulmalı
ve yukarıda bahsedilen hususları daima hatırlamalı, gelecekte bizi sıkıntıya sokabilecek işlemlerden uzak durmaya
azami gayreti göstermeliyiz.
Active Business |
95
TUSKON
Batı Afrika
Ülkeleri
ECOWAS’ta
Buluştu
Aktif üyeleri, TUSKON Evrensel Fuar’ın bu yıl ikincisini düzenlediği ve 15 Afrika ülkesinin yer aldığı
ECOWAS Türk İhraç Ürünleri Fuarına katıldı.
2013 yılında ilki düzenlenen ECOWAS Türk İhraç Ürünleri Fuarı, bölgesel olarak düzenlenen ilk ve tek Türk ihraç
ürünleri fuarı olma özelliği taşıyor. Fuar, ECOWAS’ın merkezinin bulunduğu Nijerya’nın ticari açıdan en önemli
şehri olan Lagos’ta Eko Otel Fuar Alanı’nda düzenlendi.
Fuarın ziyaretçi organizasyonu ise 15 üye ülkede yer alan
TUSKON temsilcileri tarafından sağlandı.
ve ECOWAS Komisyonu işbirliği ile gerçekleştiriliyor. Türk
ihracatçılarının 15 Batı Afrika ülkesine açılmasını hedefleyen fuara bu yıl Aktif üyeleri de katılımda bulundu.
Batı Afrika Devletleri Ekonomi Birliği anlamına gelen ECOWAS, 15 Batı Afrika ülkesinin üye olduğu bir ekonomik
entegrasyon projesi. Avrupa Birliği’nde olduğu gibi üye
ülkelerin gümrük birliği bulunan ECOWAS Fuarı, TUSKON
Evrensel Fuar A.Ş. tarafından, Ekonomi Bakanlığı onayıyla
Fuara katılan firmalar, ECOWAS üyesi Benin, Burkina Faso,
Cape Verde, Gambiya, Gana, Gine, Gine Bissau, Fildişi Sahili, Liberya, Mali, Nijer, Nijerya, Senegal, Sierra Leone ve
Togo’dan gelen ithalatçı, toptancı ve distribitörlerle buluşma imkanı sağladı.
96
| Active Business
Aktif üyelerinden Eren Trafo ve Ülker Grup’un da yer aldığı ECOWAS fuarına katılımcı ülkelerinin toplam nüfusu
301 milyon. Söz konusu ülkelerin GSMH’sı 393 milyar dolar, ithalat toplamları da 145 milyar dolar.
Active Business |
97
AKTİF
ANLAŞMALI KURUMLAR
OTELLER
İNSAN KAYNAKLARI
İLETİŞİM
EĞİTİM
HASTANE
GIDA & RESTORANT
AKARYAKIT
TAŞIMACILIK
TURİZM
DİĞER
CEYLİN
ÇİÇEKÇİLİK
ANLAŞMALI KURUMLARIMIZLA OLAN İNDİRİM DETAYLARI İÇİN
DERNEĞİMİZLE İRTİBATA GEÇEBİLİRSİNİZ.
98
| Active Business
Active Business |
99
AKTİF
SUMMARY
The future is in innovation-based development
Uganda is open to specific recommendations
The Turkish Exporters’ Assembly (Türkiye İhracatçıları
Meclisi - TİM), representing 58 thousand exporters, places
great emphasis on innovation. TİM Chairperson Mehmet
Büyükekşi says that their most important activity related
with innovation is the “Turkish Innovation Week” that they
have made into a tradition.(Page 8)
Intel Turkey has appended its signature under an important investment to transform technologies considered as
science fiction into reality in Turkey. An investment of 40
million dollars is planned during 5 years with the center.
(Page 12)
The President of Aktif and board of directors’ members,
visiting the Ankara Ambassador of Uganda, Mr. Johnson
Ogara Olwa, have discussed about the mutual collaborations with the Ambassador. Expressing his satisfaction with
the visit, Ambassador Olwa said, “You have a beautiful and
safe country. As I feel really safe here, as if I am not away
from home. I am here with the mission to increase mutual trade. We have to perform works where both parties
will win. We want both parties to benefit from the investments. Come to us with specific recommendations, we are
open to these. We will evaluate the projects you will bring
us as an association.” (Page 44)
R&D and innovation brings an award
Guatemala Ambassador in our companies
The combined pneumatic ultrasonic lithotripter, which Elmed has designed as a result of their R&D and innovation
activities, has been found worthy of an award in the “Small
Scale Company Product category” at the 2014 11th Technology Awards. (Page 14)
The Guatemala Ambassador Lars Pira has visited the Aktif
companies. Pira was accompanied by the President of Aktif Tolga Bülent Erdoğan during his visit program. During
the program, Hidromek, Termikel, Aymak Makine and Aksa
Park have been visited. (Page 48)
Industry’s key for growth - offset
Çankaya University protocol
Offset (domestic contribution) applied by all developed
countries in the world, has started to find areas of application also in Turkey. Evaluating offset, posing as key for
the development of the industry, the Çankaya University
Rector Prof. Dr. Ziya Burhanettin Güvenç believes that offset applications will also be a solution for employment and
the current deficit. (Page 20)
Aktif, aiming to create awareness in university-industry
collaboration, has signed a collaboration protocol with
Çankaya University. The ceremony held at Çankaya University has been attended by the President of Aktif and board
of directors’ members, Çankaya University Rector Prof. Dr.
Ziya Burhanettin Güvenç, OSTİM OIZ Chairperson Orhan
Aydın and numerous industrialists, academicians and industrialists. (Page 52)
R&D Center from Intel Turkey
Turkey an energy bridge and beyond
Energy has an indisputably significant role in the constantly developing structure of the Turkish and the world
economy. The increasing need for services and production
requires a constant and reliable flow of energy. And Turkey
poses as one of the important intersection points in ensuring this flow. (Page 22)
Exports to 18 Countries by Eren Transformer
While Eren Transformer has been established as a small
workshop in 1988 at OSTİM by Electrical Engineer Atilla
Eren, and was involved in transformer maintenance-repair
works in the energy sector, it has started transformer production as of 2000. The company, currently continuing its
activities at the Sincan OIZ, carries out production primarily for the international markets and exports to 18 countries. (Page 24)
International domestic brands awarded
Aktif has held the “7th Traditional Members Meeting” organization, with the theme of ‘I am using the Product Produced in Turkey’, at the Sincan OIZ. During the program,
awards were presented to companies such as Türk Traktör,
MAN Turkey, Hidromek, Yakupoğlu and Yiğit Akü, which
have acquired international brand awareness contributing
to domestic production. The companies have been determined as based on their exports figures. (Page 40)
100
| Active Business
Ways of doing business with the US
Ömer Casurluk, Chairperson of the Businessmen of Southern States Association, and Ufuk Levent, Chairperson
of the TENNESSEE State Businessmen Association, have
explained Turkish businessmen the ways of handling trade
with America. (Page 54)
Turkish industry products at the DACIA Factory
Aktif, within the activities aimed to have higher presence
in the international markets, has organized a trip to Romania. The program was attended by a group of industrialists
producing for the automotive sector. Tolga Bülent Erdoğan,
President of Aktif, has stated that they have held discussions with the Dacia factory in Romania, emphasized that
they have organized this visit to add more Turkish brands
to the supply chain of the Dacia Group that performs 10
percent of the Romanian exports, and has expressed that
they expect the program to yield positive results. (Page 56)
1 million work accidents are experienced daily!
Aktif has organized an Occupational Health and Occupational Safety seminar. At the program, noting on the significance of the new Occupational Health and Occupational
Safety Law, the Ministry of Labor and Social Security OHS
Specialists, Mehmet Said Ağaoğulları has stated that 1 million work accidents are experienced daily throughout the
world and the cost figures due to accidents have reached
significant amounts. (Page 64)
Industrial robots era in industry
To create awareness in order for the industrial robots to
take a place in the Turkish industry as soon as possible, Aktif has brought the specialists of the field together with the
industrialists by a panel it has organized. From the panel’s
attendants, one of the founders of the Intecro company,
Ali Şen has emphasized the need to decide on industrial
robot investments should be prioritized. (Page 68)
Design is a must for production
The significance of industrial design in production has
been explained to the industrialists of the Capitol. At the
training program, which Aktif has organized together with
OSTİM Industrial Design and Engineering Center, the importance of design in production has been emphasized.
At the program where briefings have been given by the
OSTİM Industrial Design and Engineering Center Director
Berna Dalaman and Mechanical Engineer Kadir Aras, Dalaman has expressed that industrial design is the process of
transforming an idea into a product. (Page 70)
e-Trade Explained to Entrepreneurs
Aktif has informed its members on e-trade within the scope of its training programs. The panel, which was organized by the Revenues Department Law and Counselling
Board, has been held at the Aktif headquarters. During
the program, the taxational duties of the entrepreneur in
e-trade have been explained. (Page 72)
“Body Language” Course for Bosses
Aktif has pointed out to the significance on body language
in business life, by a program it has organized. The program, where Image and Communication Specialist Bülent
Ay has shared his knowledge, also attracted the interest
of employees. Image and Communication Specialist Bülent
Ay, pointing out to the fact that there are numerous books
available on body language, has said, “However, if we were
to apply the illustrations used in the books in daily life, quite absurd and ridiculous images would emerge.” Ay also
gave tips on body language in trade life to the attendants.
(Page 76)
SME Treatment Projects by University-Industry
Collaboration
The “SME Treatment Projects” developed as aimed for
solutions to the hunger for knowledge by the SME’s, are
being implemented among the group member companies and Çankaya University. Çankaya University Rector Prof.
Dr. Ziya Burhanettin Güvenç’s “No diploma to those who
do not get down to the field!” approach has allowed the
university to sign 295 SME Treatment Center Projects so
far. (Page 78)
“Domestic Goods” Move by Women Entrepreneurs
At the panel organized by the Aktif Women’s Branches,
the subject of expanding domestic consumption has been
discussed, and the damages of imports to the Turkish economy have been pointed out. The opening speech of the
panel, organized at the association’s headquarters, was
given by Attorney Canan Kırbaç, Chairperson of the Aktif
Women’s Branches. The program where Consumer Rights
Association Yenimahalle Branch Chairperson Sabire Narlı,
industrialist Ülke Gümüşay and MAG Magazine Editor Beril
Çavuşoğlu have participated as panelists, was moderated
by Aktif member Nesrin İşçi. (Page 80)
The second generation steps in at Bilso
Bilso, carrying out cold room projects for chain markets, is
gro ing with the second generation. The company, which
has been founded in 1998 at the Sincan OIZ by Bilal Okur,
currently continues its activities at the Gersan Industrial
Estate. The son Emre Okur, advising that the business still
continues under the command of the father Okur, has told
about the process of being included in the business and his
activities to Active Business. (Page 84)
Training Center of the Capitol OIZ’s - ASO 1st OIZ
The Ankara 1st OIZ, which has played a significant role in
transforming the Capitol Ankara from being a center of
consumption into an industrial center contributing added
value to the country’s economy, also attracts attention by
its training and environment investments.(Page 88)
Our Railroads from the past to the present
The history of railroads on the Ottoman lands starts with
the grant of the privilege for the 211 km Cairo-Alexandria
Railroad line in 1851, while the history of the railroads within the current national borders starts with the grant of
the privilege for the 130 km İzmir-Aydın Railroad line on
September 23, 1856. Following the foundation of the Republic and the resolution to nationalize the railroads, the
“Anatolia-Baghdad Railroads Directorate General”, affiliated with the Ministry of Public Works, has been founded
on May 24, 1924 with the Law numbered 506, for railroad
operation. (Page 90)
A prudent businessman’s nightmare; Invoice
In the markets, where hundreds of companies, either large
or small, are founded every day, the number of companies
that have not been faced with counterfeit documents or
documents with elusive contents are almost none. Although all invoices that cause problems during tax investigations are called ‘nylon’ invoices by the public in general, the
“Law Maker” has made a distinction among the aforesaid
documents as counterfeit documents and documents with
elusive contents. (Page 94)
Active Business |
101
AKTİF
ÜYE ZİYARETLERİ
Ak Misan(Ömer TÜYLÜOĞLU)
Akad Metal(Bünyamin POLAT)
As Teknik(Mustafa Yaser ATAK)
Park Tasarım (Oktay KORKU)
Turka (Ertan ORBAY)
Baloğlu (Burhan BAL)
Aksu Mozaik (Arif CEYLAN)
Aktif Kesici Takım (Ahmet ER)
Başgül Grup (Ramazan BAŞGÜL)
Anç İnşaat (Serkan DEMİR)
Arımak (Kemal ARIER)
Bilso Sogutma (Emre OKUR)
Buse Aydınlatma (Mehmet YÜKSEL)
Damga Mağzaları (Muzaffer KOLYİĞİT)
Dağcı Temizlik (Selahattin DAĞCI)
Denkur (Bilal KARAN)
Dost Teknoloji (Mehmet AKARSU)
Eren Trafo (Atilla EREN)
102
| Active Business
Erol Metal (Halit EROL)
GL Makina(Selami ÖZDEMİR)
Hasırcı Hidrolik(Mehmet HASIRCI)
HC Makina (Özlem ÜÇLER)
Hidrovat (Hüseyin CEYLAN)
İntecro (Ahmet Ali ŞEN)
Karba (Musa ERTUNÇ)
Kocaer Sigorta (İbrahim KOCAER)
Korteks Grup (Aykut AYAZOĞLU)
Korucu Makine (Nuri KORUCU)
Koyuncular Makina (Sait KOYUNCU)
Mavi Çelik (Muzaffer BİLGİN)
Merih Asansör (Ahmet ATİK)
Aymas Dişli(Asaf Haktan YAŞINKILIÇ)
Mos Metal(Tayfun GÜNDOĞDU)
My Metal (Murat ÇERÇİ)
Nazımoğlu İnşaat (G.Ali YILDIZBAŞ)
Nurlu Göz (Yaşar URLU)
Active Business |
103
AKTİF
ÜYE ZİYARETLERİ
Okay Boru (Olcay ER)
Paletsan (Hakan BİRCAN)
Promekal (İlker ŞAHİN )
Reksan Rekor (Mustafa TAŞKESTİ)
Sayal Vinç (Sabit TEKİRDAĞ)
Safa Kabin (Fahrettin SARIKAYA)
Semas Gıda (Semih GÜRKAN)
Smart Boya (Uçaner ÖZDEN)
Teksan (Yaşar AKAN)
Tessan (Metin AKDAŞ)
Ayem Medikal (Mehtap Korkmaz)
Yazkan Mühendislik (Metin YAZKAN)
Yty Metal (Yaşar ÇETİN)
Çağlayan Makina (Mustafa ÇAĞLAYAN)
Çesan (İrfan AYDOĞDU)
Çakı Makina (Mahmut ÇETİNDERE)
104
| Active Business
Öz Anadolu Kaucuk (Yunus KARAKAŞ)
FNM ORGANİZASYON (Nadire AKBOĞA)
Öz Aydınlar Makina (Mustafa AYDIN)
Özceylan Treyler (Salih ÖZTÜRK)
Özdekan Kaucuk (Yusuf Ziya KORKMAZ)
Özgür Döküm (Birol DARÇIN)
Öztepe Plastik (Seyit ALATEPE)
Ünsal Damper (Ömer ÜNSAL)
Şah Kalıp (Haşim ÇETİN)
Pekler Çelik (Taner BAŞHEKİM)
Sarteks (Burak SARIÇAM)
Ermaksan (Hasan ERDOĞAN)
MEKA (Kerem KAYBAL)
AYŞAN PRES (Ayhan AYDOĞAN)
Ete Enerji (Doruk ÖZERCİYES)
Senkron Plastik (Şenol KERVANOĞLU)
Ançağsan (Muhammed ANDUSE)
Delice Demir (Onur TÜRKCAN)
Sem Proje (Ramazan EKİZ)
Pekler Çelik (Gamze PEK)
Active Business |
105
AKTİF
ÜYE ZİYARETLERİ
Massimo (Murat HALICI)
İspa Tur (Hülya ÖZCAN)
Efendioğlu Çelik (Ali BAYHAN)
Nurkon Çelik (Nurdan KILIÇASLAN)
Öz Anadolu Makina (Mustafa KÖKSAL)
Gökağaç Elektrik (Durmuş GÖKAĞAÇ)
Kaygısız Grup (Sedat KAYGISIZ)
Altınel Mermer (Serkan Fındık)
Üçler Tanker (Meltem ÜNAL)
Akarsu Madeni Yağ (Halime AKARSU)
DKE (Çağatay KÖKSALOĞLU)
Gürkon Çelik (Güray AYDIN)
GSB Grup (Murat BOYRAZ)
Üçler Tanker (Merve ÜNAL)
Pekiş (Gökhan Karol)
Athena Güzellik Salonu (Derya MUMCU)
Tunç Döküm (Veysel TUNÇYÜZ)
MMM Erba Makina (Melih Baran KILIÇ)
106
| Active Business
Gülsan Grup (Serpil ÇAKIN)
Mert Tasarım (Özkan Murat CANBAZ)
Mert Reklam (Serpil YILMAZER)
Eltaş Elek (Gökhan AYDOĞAN)
OSB Türk (Fatma VAVAN)
ENMA (Tamer ÖZER)
Remax (Fatma ŞAHİN)
ISISO (Osman Zeki SIRCAN)
Beta Kazan (Evren UZUNALİOĞLU)
AY SE Döküm (Selami YASİL)
Tek Çelik Yapı (Talat KANTÜRK)
K.Cengiz Gayrimenkul (Kadir CENGİZ)
Geo Sondaj (Mehmet Ruhi AKÇIL)
Mersa Hidrolik (İbrahim GÖVEÇ)
Tekin Lunapark (Ali ÇOLAK)
Ören Kaucuk (Fatih ÜREN)
Yörük Hidrolik (Hakan YÖRÜK)
Öz Anıt (Metin BABAOĞLU)
Active Business |
107
BASINDA
BİZ
108
| Active Business
Active Business |
109
BASINDA
BİZ
110
| Active Business
Active Business |
111
AKTİF
ANLAŞMALI KURUMLAR
112
| Active Business
KİLMAK INO SERİSİ
Yeni Nesil İnverter Mig/Mag Kaynakları
Sıçrantısız, Çapaksız, Kusursuz Kaynak Kalitesi
Basic - Temel İhtiyaçlar
•
•
•
•
•
MIG - TIG - Örtülü Elektrot kaynağı
Dijital Volt - Amper göstergeleri
Torçtan Kontrollü Program Hafızası
Yüksek hassasiyetli ayar düğmeleri
Ön-Gaz, Hot Start, Krater Dolgu
Sinerjik Kontrol
•
•
•
•
•
•
•
Tel Hızı, Amper veya Malzeme
Kalınlığına göre tek noktadan ayar.
MIG - TIG - Örtülü Elektrot kaynağı
Dijital Volt - Amper göstergeleri
Torçtan Kontrollü Program Hafızası
Yüksek hassasiyetli ayar düğmeleri
Ön-Gaz, Hot Start, Krater Dolgu
Pulse - Çapaksız Kaynak
• Alüminyum, paslanmaz ve bütün
metallere çapaksız kaynak.
• Sinerjik Kontrol
• Tel hızı, amper veya malzeme
kalınlığına göre tek noktadan ayar.
• MIG - TIG - Örtülü Elektrot kaynağı
• Dijital Volt - Amper göstergeleri
• Torçtan Kontrollü Program Hafızası
• Yüksek hassasiyetli ayar düğmeleri
• Ön-Gaz, Hot Start, Krater Dolgu
www.kilmak.com
Download

A ĞUSTOS 2014 SA Y I 3 Business