Erdoğan haklı. Biz fıtrattan anlamıyoruz!
25 Kasım‟dan bir gün önce Erdoğan yine kadın – erkek arasındaki “fıtrat” farkına dair
konuştu. Daha önce de kadın ve erkek arasındaki eşitliğe inanmadığını fıtrata
dayandırarak söylemişti. Biz bu açıklamaya “eşit değilsiniz dendikçe biz daha çok
öldürülüyoruz” diyerek cevap verdik.
25 Kasım Kadına yönelik şiddetle mücadele gününde, son bir yılda yaşadıklarımıza
dair edecek çok sözümüz var.Erdoğan‟ın fıtrata dair sözleri neler yaşadığımız ve ne
içinde yaşadığımıza dair en açık tabloyu sunuyor bize.
Erdoğan fıtrat derken toplumsal cinsiyet rollerini doğallaştırıyor, değişmez katı
kurallar halinde sunuyor. Bu kurallara göre kadınların evlenmesi, ev işi yapması,
çocuk doğurması, çocuk ve yaşlı bakımını tek başına üstlenmesi gerekiyor. Kadınlar
çalışma hayatına ancak kendilerine göre olan işlerde çalışarak katılabilirler. “Kadınsı”
işlerde, tercihen yarı zamanlı, esnek ve güvencesiz.
Kadına yönelik erkek şiddeti, kadın ve erkek arasındaki fiili eşitsizlikten doğar.
Erkekler kadınların beden, emek ve kimliklerini kontrol altına almak, denetlemek,
iktidarlarını korumak ya da güçlendirmek için şiddet uygularlar. Şiddetin türlü türlüsü
var. Erkekler bizlere tokat atıyor, tekmeliyor, aşağılıyor, çalışmamıza izin vermiyor,
yolda yürürken laf atıyor, tecavüz ediyor, iş yerinde yükselmemize izin vermiyor.
Şiddet bazen bir tokat bazen bir aşağılamayla, bazen “onlarla görüşmeni
istemiyorum” la başlıyor ve kimi zaman cinayetle son buluyor.
Kadınlık ve erkeklik rolleri sabitlenince dışına çıkmak yasaklanmış
oluyor. Erdoğan her gün bir kadın cinayeti duyduğumuz ülkede fıtrat diyerek, kadın
cinayetlerinin faili oluyor. Kadınları “cezalandırmayı”, “öldürmeyi” meşru görüyor.
Göstermelik yasalarıyla kadını değil aileyi korumayı önceleyen, tecavüzde rıza
arayan, mahkemelerde “haksıztahrik” indirimi ile kadın cinayetlerini teşvik eden,
kadınlara tecavüz fetvası veren İŞİD‟e destek veren “fıtrat” diye direten devlettir.
Erdoğan haklı. Biz feministler fıtrattan anlamıyoruz. Erkek egemenliği sistemin bizlere
dayattığı kadınlık rollerini kabul etmiyoruz. Doğurabildiğimiz için doğurmamız
gerektiğini, doğurduğumuz için bakmamız gerektiğini düşünmüyoruz. Ailenin
hayattaki tek varoluş olmadığını biliyoruz, farklı dayanışmalar kurarak yaşamın
mümkün olduğunu görüyoruz. Biz kadınlarla erkeklerin eşit olacağı bir dünyaya olan
inancımızı hiç kaybetmiyoruz. Eşitlik, adalet ve özgürlük için mücadele ediyoruz.
Erkek adalet değil gerçek adalet talebimizin gerçekleşmesinin yolu eşitlikten geçiyor.
Kadınların erkeklerle eşit olamayacağına dayandırılarak kurulan sözün de, yürütülen
politikanın da kadınların özgürlüğünü engellediği ortada. Dolayısıyla
Cumhurbaşkanı Erdoğan‟ın ve AKP‟nin kadınların erkeklerle eşitsizliğini derinleştiren
politikalarına karşı daha çok kadın dayanışması ve örgütlenmesi diyoruz!
YAŞASIN FEMİNİST MÜCADELEMİZ
İstanbul Feminist Kolektif/ 25 Kasım 2014
[email protected]
Erdoğan is right! We do not care about fıtrat*!
One day before 25 October Erdoğan made a statement about the difference of nature or
disposition (fıtrat) between women and men. Previously, he had stated that he did not believe
in equality between women and men due to their dispositions. We replied to this statement by
saying that “the more you tell us not being equal with men, the more we get killed.”
On the International Day for the Elimination of Male Violence against Women we have a lot
to say about what we have gone through in the last twelve months. Erdoğan‟s words one again
clearly depict what we are living in.
By using the term fıtrat Erdoğan naturalizes gender roles as if these were an unchangeable
law. According to this, women are supposed to get married, do the housework, bear children,
and carry out child and elderly care. Also, women are expected to join the labor market only
through jobs that fits them, that is jobs that are „feminine‟, preferably part-time, flexible and
insecure.
Male violence against women is the outcome of actual inequality between genders. Men apply
violence to women to control women‟s bodies, labor, and identities and to consolidate their
authority. There are many forms of violence: Men slap us, kick us, humiliate us, and forbid us
to work, harass us verbally, rape us, and hinder our success at work. Violence sometimes
starts with a slap, at other times with a humiliation or a simple “I don‟t want you to see those
people” and sometimes ends with the killing of the woman.
Once the gender roles are fixed, it is forbidden to leave the marked territory. By
offering fıtrat as an excuse in a country where femicide is a daily routine, Erdoğan becomes
the perpetrator of women killings. He legitimizes the punishment and the killing of women.
It is this very state which insists on fıtrat, protects the family rather than the women with its
showpiece laws, looks for the consent of women in cases of rape, releases verdicts of “unjust
provocation” and supports the ISIS which has given a rapefetwa against women.
Erdoğan is right. We do not care about fıtrat. We reject the gender roles imposed on us by the
patriarchy. We do not think that we have to bear children simply because we can. Nor do we
think that we should carry out child care once we have. We know that family is not the only
means to exist and different solidary forms are possible. We never lose our faith in a world
where women and men are equal. We fight for equality, justice, and freedom.
The only way to achieve real justice, not male justice, is equality. It is obvious that the
statements and policies which are based on the idea that women and men cannot be equal
represent an attack on women‟s freedom. Therefore, we make a call for more women‟s
solidarity and organized struggle against the policies of the President Erdoğan and the AKP
which sharpen gender inequality.
Long live our feminist struggle!
Istanbul Feminist Collective/ 25 November 2014
[email protected]
*An Arabic word with Islamic roots which describes the „pure‟ and „natural‟ human disposition.
Download

Erdoğan haklı. Biz fıtrattan anlamıyoruz! 25 Kasım‟dan bir