ASRACK_SARAY_2.pdf
1
14.01.2015
09:33
En çok eğitimin
inovasyona
ihtiyacı var
C
M
Y
CM
Gazi Teknopark’taki
İnova Ar-Ge şirketinde
çalışmalarını sürdüren Doç.
Dr. Selçuk Özdemir, Bilişim
Garaj Akademisi’nin de
kurucusu.
MY
CY
CMY
K
Sayfa 26
SAYI
HAFTALIK BİLGİ TOPLUMU TEKNOLOJİLERİ GAZETESİ
Sayfa
9
Sayfa
Mücahit Gündebahar
25
Hakkı Eren
Teknolojik
şubelerle
büyüyeceğiz
11
Sayfa
19 - 25 Ocak 2015
Yerel nüfus
BT’ye yön veriyor
2015
bütünleşik
çözümlerin yılı
olacak
Avnet Genel Müdürü
Hakkı Eren ile
Avnet’in 2014 yılını,
2015 öngörülerini
ve sektördeki
değişimleri konuştuk.
www.bthaber.com
1005
5 yılı detaylı bir BT
yatırımı ile geçiren
Kuveyt Türk Katılım
Bankası, Ar-Ge
merkezi ile önemli
çalışmalara imza
atıyor.
Yerel yol
haritası
zenginlik
katıyor
Media Markt’ta
büyümenin formülü
çoklu kanal
stratejisinden ve
müşteri memnuniyeti
yaratmaktan geçiyor.
Handan Aybars
Özel
Haber
Sayfa
3
Belediyelerin nüfusu arttıkça, vatandaşın beklentileri ve belediyenin hizmet
performansı, mecburi beklentileri karşılamak için teknoloji yatırımları da orantılı
biçimde artıyor. M2S’in araştırmasına göre, yerel yönetimlerde bu şekilde birbirini
besleyen bir süreç var ve belediyeler, beklentilere yanıt verme çabasında.
Sadi Açıkalın
Sayfa
13
21
DOSYA:
Şİrketlerİn
İlk tercİhİ Hİbrİt
ve SaaS
Gelişmekte olan ülkelerin BT
fırsatlarından yararlanmasında
SaaS ve hibrit bulut çözümleri
önemli birer fırsat.
Dosya
sponsoru
BThaber
GÜNDEM
19 - 25 OCAK
2015
3
Yerel nüfus, BT’ye yön veriyor
M2S (Marketing to Sales) Araştırma ve
Pazarlama Hizmetleri’nin son sektörel
araştırmalarından bir tanesini yerel
yönetimler ve gerek sahip oldukları BT
yapıları, gerekse yapmayı planladıkları
BT yatırımları oluşturuyor. Kasım
2014’te, 68 farklı ilden belediye ile
konuşularak tamamlanan araştırmada,
Türkiye yerel yönetim yapısını
yansıtan, geniş bir kapsama ulaşıldı.
İlçelerin seçiminde nüfus yoğunluğu
baz alınarak iki gruplama yapıldı:
Nüfusu 10 bin-50 bin aralığındaki
belediyeler ve nüfusu 50 bin ve üstü
belediyeler. Her iki grupta eşit sayısal
dağılım hassasiyeti ile toplam 200
belediye ile görüştüklerini söyleyen
M2S (Marketing to Sales) Araştırma ve
Pazarlama Hizmetleri Genel Müdürü
Özlem Unan, araştırmada öne çıkan
sonuçları paylaştı.
Dönüşümü nüfus belirliyor
Belediyelerin bir e-dönüşüm
politikası olup olmadığının sorulduğu
araştırmada, yüzde 42’lik bölüm
e-dönüşüm politikası olduğu bilgisini
veriyor. Ancak Unan, önemli bir
detaya dikkat çekiyor: Bu yanıtı veren
belediyelerin nüfus yoğunluğuna
bakıldığında, nüfusu daha fazla olan
belediyelerin daha somut e-dönüşüm
politikaları olduğu görülüyor.
E-dönüşüm politikası olduğunu
belirten belediyelerin yüzde 71’i, aynı
zamanda nüfusu 50 bin ve üstü olan
yerel yönetimler. Dolayısıyla nüfus
yoğunluğu, e-dönüşüm politikası ile
doğru orantılı. Doğal olarak e-dönüşüm
politikası olmadığını belirten belediyeler
nüfus yoğunluğu daha az olanlar.
Mobil uygulama yerine
standart SMS
2014 Haziran’ında gerçekleştirilen
yerel seçimlerin genel olarak bilişim
yatırımlarına bakışta etkisinin olup
olmadığını sorduğumuzda Unan, genel
olarak böyle düşünmediğini belirtiyor.
Bu araştırmaya kadar hala birçok
belediyenin yatırım planlarının belli
olmadığına dikkat çeken Unan, yerel
seçimler geride kalmış olmasına rağmen,
bazı belediyelerin 2015 Haziran’ında
gerçekleştirilecek genel seçimlerin de
bekleyişi içinde olduğunu vurguluyor.
Araştırma sonuçlarına devam edip
‘Belediyeden hizmet alan vatandaşlara
belediyeler nasıl duyuru yapılıyor?’
sorusuna verilen yanıtlara geldiğimizde,
büyük çoğunluğun tercihinin
belediyenin web sitesi olduğu görülüyor.
Yani yerel yönetimler, belediyenin
internet sitesini sürekli güncel bilgilerle,
vatandaşla etkileşimli olarak kullanmaya
çalışıyor. İkinci bilgilendirme aracı toplu
mobil mesaj gönderimi olurken, bunu
açık alan reklamları ve broşür çalışmaları
izliyor. Mobil uygulamadan ziyade,
düz SMS olarak bilgilendirme tercihi
ışığında Unan, “Mobil uygulamalar, şu
anda belediyelerin yürüttüğü katma
değerli bir çalışma olmaktan uzak”
yorumunu yapıyor.
Bu bir vizyon meselesi
En çok kullanılan teknoloji kanalında
belediyelerin tercihi içerik bazında
güncel tutulmasına özen gösterilen
internet siteleri olurken, vatandaşlardan
tavsiye, görüş, şikayet ve talep alma
süreçlerinde kullanılan yöntemlerde
yüzde 44 ile online anket ve talep formu
tercih ediliyor.
Belediyede e-belediyecilik
ve mobil belediyecilik kullanımı
sorulduğunda, e-belediyecilik
yüzde 59, mobil belediyecilik
uygulaması da yüzde 35 oranında
kullanılırken, yüzde 39 oranında
belediyede ise ne e-belediyecilik
var ne mobil çalışma. Bu konuda
yatırımlar Unan’a göre, bir
vizyondan ziyade, ufak yazılım
çalışmaları ile kısıtlı kalabiliyor.
“Sonuçta bu bir vizyon meselesi”
diyen Unan’ın da dikkat çektiği
gibi, nüfus yoğunluğu bu konuda
yatırımların, dolayısıyla vizyonun
kaynağı.
Her işin başı bütçe
Belediyelerde kullanılan
çözümlere bakıldığında, yüzde
64’ünde bir belediye otomasyon
çözümü, yüzde 57’sinde bir araç takip
sistemi, yüzde 42’sinde bir kent bilgi
sistemi, yüzde 38’inde de bir coğrafi
bilgi sistemi ve çağrı merkezi kullanıyor.
Araştırmaya katılan belediyelerin sadece
yüzde 21’inde bunların hiçbiri yok. Bu
belediyelerin de çoğunun nüfusunun
10 bin-50 bin kişi aralığında olduğu
dikkate alındığında, 50 bin ve üstü
nüfuslu belediyelerin neredeyse hepsinin
bu yatırımları yaptığı görülüyor. Yatırım
önceliklerinde ise bu varolan yapıları
daha da geliştirmek var.
2015 yılı yatırım önceliklerinde daha
çok belediye otomasyon yenilemelerini
içeren çalışmalar var. Kent bilgi
sistemi de belediye yatırımlarında öne
çıkıyor, ama Unan’a göre, bunların
dışında daha fazla donanım yatırımı
var ve temel sebep bütçeler. Sonuçta
BT bütçeleri, belediyenin büyüklüğü
ile doğru orantılı. Örneğin 50 bin
ve üstü nüfuslu belediyelerde 1,2
milyon TL yıllık BT bütçeleri varken,
50 binin altında nüfusu olanlarda
ise ortalama BT bütçesi 321 bin TL.
Dolayısıyla BT odaklı beklentiler,
nüfus, merkezden verilen bütçe ve
bunu yatırıma dönüştürme başlıkları
arasında doğru orantı var. Unan’a göre,
belediyelerde yatırım yapılacak öncelikli
konular içinde genelde vatandaşa
yönelik başlıklar var. Bunun bir örneği
olarak, belediye çağrı merkezi yatırımı
yapacağını belirten belediyelerin oranı
yüzde 19. BT yatırımlarında itici gücün
kamu zorunlulukları değil, vatandaş
memnuniyeti olduğunun altını çizen
Unan, şöyle devam ediyor:
Beklentilerin kaynağı
vatandaş
“Araştırmamızda direkt olarak kamu
zorunluluklarını sorgulamadık, ama
elde ettiğimiz tüm sonuçlar ışığında
yatırımlarda kamuya çok bağlı hareket
edilmiyor. Vatandaş sayısı arttığı zaman
beklentiler de artıyor ve bu da belediye
üstünde ‘yatırım’ baskısı oluşturuyor.
Belediyelerde toplam çalışan sayısı
ortalamaları da, yine vatandaşa hizmet
götürme önceliği ile orantılı. Bir
sonraki araştırmamızda belediyelerde
sosyal medya kullanımını sorgulamayı
planlıyoruz. Özellikle vatandaşa hizmet
götürmede yaygın olarak kullanılmaya
başlandığını izliyoruz. 50 bin üstü
nüfuslu belediyelerde ortalama çalışan
sayısı 670 kişi, 50 bin altı nüfuslu
belediyelerde ise ortalama 134 kişi. Yani
her noktada belirleyici unsur nüfus.”
4
BThaber
E-TOPLUM
19 - 25 OCAK
2015
Projelere gençler katma
değer sağlayacak
TUSAŞ bünyesinde kurulan ‘TUSAŞ
Akademi’, Savunma Sanayi Müsteşarı
Prof. Dr. İsmail Demir’in de katıldığı
törenle 22 Aralık tarihinde açıldı.
Haber Merkezi
Uydu Fırlatma Sistemi
Projesi hızlandırılıyor
Savunma Sanayi İcra Komitesi (SSİK)
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da
katılımıyla, 7 Ocak tarihinde Savunma
Sanayi Müsteşarlığı’nda toplandı.
Haber Merkezi
Milli Savunma Bakanı İsmet
Yılmaz, Savunma Sanayi İcra
Komitesi’nin aldığı kararları
şu şekilde açıkladı: “ Uydu
Fırlatma Sistemi Projesi’ndeki
gelişmeler değerlendirildi ve
çalışmaların hızlandırılarak
devamına karar verildi.
Savunma Sanayi Müsteşarlığı
( SSM ) tarafından yürütülen
Uzun Menzilli Bölge Hava
ve Füze Savunma Sistemi
Projesi hakkında bilgi arz
edildi ve görüşmelere devam
edilmesine karar verildi.”
Projelerle ilgili yeni
kararlar
Yılmaz, SSM tarafından
değerlendirme çalışmaları
tamamlanan çeşitli projeler
ele alınarak şu sonuçların
çıkarıldığını aktardı: “Milli
Muharip Uçak Geliştirilmesi
Projesi kapsamında ön
tasarım aşamasına geçilmesi.
Toplam 100 adet tedarik
edilmesi planlanan yeni
nesil F-35 savaş uçağından
daha önce verilen 2 adet
siparişe ilave olarak 4 adet
uçağın daha tedarik edilmesi.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
muhabere kabiliyetlerinin
geliştirilmesi. Milli piyade
tüfeği (MPT-76) projesinde
seri üretime geçilmesi. Daha
önce alım kararı verilen 6
adet ağır yük helikopterine
ilaveten 5 adet daha (CH47f - CHINOOK) helikopterin
tedariki.” İcra Komitesi
ayrıca yürütülen projeler
kapsamında ortaya çıkan
ilave ihtiyaçların tedariki için
SSM’yi yetkilendirdi.
TUSAŞ-Türk Havacılık ve
Uzay Sanayii A.Ş. tesislerinde
gerçekleşen törene, birçok
üniversitenin rektör ve
rektör yardımcıları ile sektör
temsilcileri katıldı. Açılış
töreninde konuşan TUSAŞ
Genel Müdürü Muharrem
Dörtkaşlı, kurumsal bilginin
yayılmasında önemli görevler
üstlenecek Akademi’nin
teknisyen, yönetici, mühendis
olmak üzere tüm TUSAŞ
çalışanları için programlar
hazırladığını kaydederek
birlikte çalıştıkları yardımcı
sanayi firmalarına da eğitim
vererek destek olmayı
hedeflediklerini aktardı.
Teknolojiyi
kullanabilen her
elemana ihtiyacımız var
Akademinin ilk dersini veren
Savunma Sanayi Müsteşarı
Demir açılış konuşmasında,
usta çırak ilişkisiyle insan
kaynağı yetiştirmenin
zaman kaybettirebileceğini,
TUSAŞ Akademi eğitimleri
ve devamında planlanacak
akıl hocalığı uygulamasıyla
insan kaynağı yetiştirilmesinin
hızlandırılabileceğini ifade
etti. Demir, “Her kademede
eleman ihtiyacı göz ardı
edilmemelidir. Eli iş tutan
teknolojiyi kullanabilen her
Savunma Sanayi Müsteşarı Prof.
Dr. İsmail Demir
elemana ihtiyacımız var.
Şirketler bu farkındalıkla
hareket etmeli, içerdeki
elemanlarını da bu şekilde
eğitmeliler. Genç insanların
tecrübe kazanarak projelere
katma değer sağlamaları
çok önemli” açıklamasını
yaptı. TUSAŞ, açılışını yaptığı
Akademi ile bilgi birikimini
gelecek kuşaklara aktarmayı
hedefliyor. Akademiden
eğitim alacakların ihtiyaçlarını
özel olarak belirleyerek,
birebir programlar çıkaracak
olan TUSAŞ Akademi,
elektronik kütüphane gibi
uygulamalarla da bilgiye
erişimi kolaylaştıracak.
Siber güvenlikte işbirliği
İstanbul Teknik Üniversitesi
ve Savunma Teknolojileri
Mühendislik ve Ticaret A.Ş.,
siber güvenlik alanında birlikte
hareket etmek için protokol
imzaladı. Protokolle birlikte
iki kurum savunma ve siber
güvenlik alanında ortak
çözümler üretecek.
Son yıllarda büyük önem
kazanan siber güvenlik
ve savunma alanında güç
birliği oluşturmak amacıyla
imzalanan protokol
çerçevesinde STM ve İstanbul
Teknik Üniversitesi, ileri
teknoloji gerektiren alanlarda
kritik teknolojileri ülkemize
kazandırmak için birlikte
çalışacak.
Günümüzde siber dünyadaki
güvenliğin kritik hale gelmeye
başladığının altını çizen STM
Genel Müdürü Davut Yılmaz,
devletlerin ve bireylerin
güvenliği ile ilgili ortaya çıkan
problemler için yeni çözümler
üretilmesi gerektiğini söyledi
ve sözlerine şöyle devam
etti: “Son yıllarda güvenlik
kaynaklı medyaya sızan
özel bilgi ve belgeler, siber
güvenliğin önemini bir kez
daha hatırlamamıza yardımcı
olmuştur. Tüm bunlar sanal
ortamdaki bilgilerin korunma
yöntemlerindeki yetersizliği
ortaya koymakla birlikte,
ülkelerin siber güvenlik
konusuna eğilmesini sağlamış
ve onları siber tehdide karşı
önlemler almaya sevk etmiştir”
dedi.
Akıllı cihazların da
artmasıyla birlikte internet
kullanımının en üst düzeye
çıktığı bu dönemde siber
güvenlik alanında etki
oluşturulabilmesi için bilimsel
çalışmalara ağırlık verilmesi
gerektiğini belirten Yılmaz,
“Siber güvenlik alanı, ürün
ve sistemler yönünden
çok geniş bir yelpazeyi
içermektedir. Milli ürün ve
çözümlerin geliştirilmesinde
ve üretilmesinde milli
üreticiler, üniversitelerimiz ve
Ar-Ge kurumları ile işbirliği
zorunludur. Ülkemizde de
siber tehditle mücadele
bağlamında somut adımlar
son dönemde giderek
artmakta ve bu yönde ciddi
çalışmalar yapılmaktadır. STM
olarak biz de konusunda
uzman üniversitelerle işbirliği
yaparak katma değeri
yüksek bütünleşik siber
güvenlik çözümleri sunmayı
hedefliyoruz” dedi.
İTÜ, bilgi akışının
odağında yer alıyor
18 bin lisans, 7 bin
lisansüstü öğrencisi ve 2
bin 200 civarında öğretim
görevlisi ile eğitim hayatını
sürdüren İstanbul Teknik
Üniversitesi (İTÜ), sektörde
kurmuş olduğu iş birlikleri
ve uluslararası üniversite
ağlarındaki aktif rolü
sayesinde bilgi akışının
odağında yer alıyor.
6
BThaber
E-TOPLUM
Haber Merkezi
‘Ulusal e-Devlet Stratejisi
ve Eylem Planı’ oluşturma
projesinin önemli
adımlarından biri olan
çalıştayda; ortak akıl teknikleri
kullanılarak katılımcı bir
yöntemle yerel yönetimlerin
ve paydaşlarının elektronik
hizmet sunumu konusundaki
görüş ve önerileri alındı.
Moderatörlüğünü Atılım
Üniversitesi Siyaset
Bilimi ve Kamu Yönetimi
Bölümü Öğretim Üyesi ve
aynı zamanda projenin
danışmanı olan Doç. Dr.
Savaş Zafer Şahin’in yaptığı
çalıştaya; konuyla doğrudan
ilgili merkezi hükümet
kuruluşları, büyükşehir,
ilçe, il belediyeleri, belediye
şirketleri, belediyelerin ilgili
birimleri, il özel idareleri,
özel sektör firmaları,
STK’lar ve akademisyenler
katıldı. Katılımcılar; farklı
coğrafi bölge, başarı ve
sektörel temsiliyet esasına
göre analiz edilip temsili
bir örneklem olarak davet
edildi. Katılımcıların vizyon
geliştirme, sorunları tespit
etme çalışmaları yaptıkları
çalıştayda; ortak akıl
yöntemleri kullanıldı. Şahin,
çalıştay sonuçlarının daha
sonra raporlaştırılarak
e-Devlet strateji ve eylem
planı oluşturma çabalarına
önemli bir girdi oluşturacağını
vurguladı.
Yerel yönetimler
doğrudan vatandaşa
temas eden hizmetler
sunuyor
Etkinliğin açılış
konuşmasında, Ulaştırma,
19 - 25 OCAK
2015
e-Devlet stratejisi için yerel
yönetimler masaya yatırıldı
‘2015 – 2019 Ulusal e-Devlet Stratejisi ve Eylem Planı
Projesi - Yerel Yönetimler ve Elektronik Hizmet Sunumu
Çalıştayı’, 9-10 Ocak tarihinde UDHB ve TUBİTAK BİLGEM’in
ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirildi.
Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığı, Haberleşme
Genel Müdürlüğü,
e-Devlet Hizmetleri Daire
Başkanı Ensar Kılıç, tüm
paydaşların ortak akılla
birlikte hareket ederek
değişime ayak uydurmak
zorunda olduğunun altını
çizerek merkezi yönetimle
yerel yönetim arasındaki
farkları şöyle dile getirdi:
“Merkezi yönetimlerle
yerel yönetimlerin sayısını
karşılaştırdığımızda 1442 tane
yerel yönetim bulunuyor.
Yerel yönetimler, merkezi
yönetimlerden daha önemli
hizmetler üretmekte.
Doğrudan vatandaşa temas
eden hizmetler sunuyorlar.
Yerel yönetimler, merkezi
yönetimlerden daha fazla
vatandaşla iç içe, daha fazla
yüz yüze geliyor.” Kılıç,
2015 – 2019 Ulusal e-Devlet
Stratejisi ve Eylem Planı
Projesi’nde, yerel yönetimlerin
üretmekte oldukları
hizmetleri bakanlık olarak
çok önemsediklerine dikkat
çekip bu hizmetlerin göz
ardı edilmemesi gerektiğini
düşündüklerini kaydetti.
Kılıç, “Hizmetleri, birleşik ve
bütünleşik bir yapıda sunma
Haberleşme Genel Müdürlüğü, e-Devlet Hizmetleri Daire
Başkanı Ensar Kılıç
gayreti ve çabası içinde
olacağız. Vatandaşı birden
fazla noktaya yönlendirmek
verimliliği düşürüyor. Bütün
bir yapı içerisinde sunmak
hepimize önemli katkılar
sağlayacaktır. Bugün bu
çalıştayda;
Sorunların neler olduğuna,
çözümlerin neler olacağına,
önümüzdeki dönemlere
ilişkin öngörülere dair fikir
üreteceğiz.
Bütüncül bir e-Devlet
stratejisi ve eylem
planı hazırlamak, bunu
izlemek ve ölçümlemesini
gerçekleştirmek, tüm
paydaşların ihtiyaçlarına
cevap vermek istiyoruz”
şeklinde konuştu.
e-Belediyecilik
tartışmalarında
geleceği belirleyecek
faktörler
Toplantıda, TÜBİTAK’ın
hazırladığı 2015-2019 Bilgi
Toplumu Stratejisi ve Eylem
Planı çalışmasında proje
danışmanı olarak görev
yapan Hacettepe Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Kamu
Yönetimi Bölümü Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Mete Yıldız,
‘Yerel yönetimlerde e-Devlet’
konulu bir sunum yaptı.
Konuşmasına teknolojinin
bir araç olduğunu söyleyerek
başlayan Yıldız, asıl amacın
ise teknoloji yoluyla devletin
ve belediyelerin hem
hizmet sunumu çeşidini ve
kalitesini hem de vatandaş
memnuniyetini artırması
olduğunu kaydetti. Yıldız,
90’lı yılların sonundan
beri e-Devlet konusunda
çalıştığını, bu süre içerisinde
internet üzerinden hizmet
standardının önce web
sitesi, daha sonra mobil
uygulamalar, en son
olarak da sosyal medya
platformları üzerinden
hizmet olarak evrildiğini
belirtti. e-Belediyeciliği,
idari ve siyasi boyutlar
olmak üzere ikiye ayıran
Mete Yıldız, Türkiye’den
örnekler vererek, öncü ve
başarılı bazı uygulamaları
dinleyicilerin dikkatine
sundu, konuşmasının son
bölümünü ise, e-Belediyecilik
alanında yaşanan kimi
sorunlara ve bu alandaki
olası gelişmelere ayırdı.
Yıldız, e-Belediyecilik
tartışmalarında geleceği
belirleyecek faktörler
olarak da, sosyal medya
platformlarının kullanımını,
e- Belediyecilik yoluyla
doğal afetler sonrasında
yapılacak müdahalelerin
etkinleşmesini, ortak fikir,
karar ve uygulama üretmeyi,
değişik e-Belediyecilik
finansmanı yöntemlerini
ve hizmetlerde doğru
ölçeklendirmeyi işaret etti.
TBD Ankara’nın yeni başkanı Kavasoğlu oldu
Selçuk Kavasoğlu,
11 Ocak tarihinde
gerçekleştirilen
TBD Ankara
Şubesi 4.
Olağan Genel
Kurulu’unda,
Türkiye Bilişim
Derneği Ankara
Şube Yönetim
Kurulu Başkanı
olarak seçildi.
Haber Merkezi
TBD Ankara şubesinin geçen
yıllara göre daha yoğun bir
katılımla gerçekleştiğine dikkat
çeken Selçuk Kavasoğlu,
düşüncelerini şöyle aktardı:
“Genel kurul, geçmişte TBD’yi
ileriye taşıyan başkanlarımız ve
üyelerimizle, günümüz üyelerini
kaynaştıran bir ortamda geçti.
İki yıllık çalışma stratejimizi
Türkiye’nin bilgi toplumuna
geçişinde TBD’nin çok önemli
ve etkin bir aktör olması
üzerine kurmuştuk. Katılım
sağlayan üyelerimizin bilgi ve
deneyim potansiyelinden bunu
4. Olağan Genel Kurul’da
belirlenen 5. dönem yönetimi
şu şekilde açıklandı:
Selçuk Kavasoğlu
başarabileceğimizi gördük. Bu
bakımdan da çok başarılı bir
genel kurul gerçekleşti. Genel
kurula katılan ve hedeflerimize
inanıp bizi destekleyen tüm
üyelerimize teşekkür ederim.”
YÖNETİM KURULU:
Selçuk KAVASOĞLU
Ahmet PEKEL
Dr. Nergiz ERCİL ÇAĞILTAY
Dr. Altan ÖZKİL
Nurcan ÖZYAZICI SUNAY
Sedat ZENCİRCİ
Nejat ÇERÇİ
YEDEK:
Lütfi ÖZBİLEN
Seyit Ali KAYA
Evrim Oya GÜNER
Gökhan EMRE
Ümit KOÇAK
DENETLEME KURULU:
Çiğdem ÇAMURDAN
Senai ARLI
Cahit İLERİ
YEDEK:
Cumhur ERCAN
Serdar ÜLGEN
Bülent TIRPANALAN
ONUR KURULU:
Gürkut KOÇAK
Cemal TURA
Dr. Murat ERTEN
YEDEK:
Zekeriya ÇATAN
Hülya YARDIMOĞLU
Burçak ÇUBUKÇU
Acronis Access
ile
Tüm Mobil Cihazlardan Güvenli Dosya Eriimi, Senkronizasyonu ve Payla›m›
Kurumsal dosya sunucular›n›z ve PC/Mac istemcilerinizdeki verilerinize mobil
cihazlardan güvenli olarak eriebilir, paylaabilir ve senkronize edebilirsiniz. Üstelik
BT yönetiminin tam kontrolü alt›nda ve güvenlik endiesi duymadan.
Veri Güvenli¤i:
Bulut ve son kullan›c› tabanl›
çözümlerden farkl› olarak kurumsal
sunucu üzerinde bulunur, BT birimi
taraf›ndan tam olarak kontrol edilir.
Active Dictionary Entegrasyonu:
Kullan›c› do¤rulamas›, eriimi ve yönetimi
kusursuz biçimde gerçekletirilir.
Acronis Policy Engine:
Güvenli Veri Ta›mas›:
Access trafi¤i uçtan uca kriptolu HTPS
olarak gönderilir ve al›n›r.
Mobil Cihaz Güvenli¤i:
Reverse Proxy ve farkl› aamalardaki
ifrelemelerle çok katmanl› bir
güvenlik yap›s› oluturulur.
Güçlü Yönetim Fonksiyonlar›:
Kapsaml› araçlarla politikalar, izinler kolayl›kla yönetilir,
kurulum, yayg›nlat›rma ve ölçeklendirmeler çok h›zl›
biçimde gerçekletirilir.
Etkin güvenlik politikalar› oluturulur,
içerik, kullan›c› ve cihazlarla ilgili kontrol
ve düzenlemelere uygunluk tam olarak
sa¤lan›r.
Uzaktan Silme:
Kaybolan ya da çal›nan
cihazlardaki hassas kurumsal
veriler güven alt›na al›n›r.
Denetim Log'lar›:
Kullan›c›lar›n tüm hareketleri, hangi
dosyalara eriti¤i, kimlerle paylat›¤› BT
yönetimi taraf›ndan izlenir.
Acronis Access - Küçük/Orta ölçekli iletmeler versiyonu
Acronis Access Advanced - Kurumsal versiyon
www.acronis.com/en-eu/mobility/access-advanced
Deneme sürümünü hemen indirin, iinizi güvenle mobil platforma ta›man›n ilk ad›m›n› at›n!
Logosoft Biliim Teknolojileri
Seda Tuna, [email protected]
Aptec Ingram Micro
Y›ld›z Özgen, [email protected]
8
BThaber
E-TOPLUM
19 - 25 OCAK
2015
Edip Emil Öymen [email protected]
Wi-Fi ibrik hazır
FATİH’teki eksiklik nedir?
Türk Eğitim Derneği’nin
düşünce üretim kuruluşu
TEDMEM tarafından
hazırlanan 2014 Eğitim
Değerlendirme Raporu
yayınlandı. 212 sayfalık
rapordaki bir çok konu
arasından FATİH Projesi’ne
dair görüşler (dilini azıcık
sadeleştirerek) özetle:
“Projede ilerleme
kaydedilse de, bu
ilerlemeler sonucunda
gelinen nokta ile projenin
başındaki hedeflerin hem
nicel hem nitel açıdan
tutarlılık gösterdiğini
söylemek mümkün
görünmüyor. Böylesine
önemli bir projenin iş
çizelgesi yayımlanmış
olmakla birlikte, kamuoyu
ile paylaşılmış bir uygulama
modeli bulunmuyor.
Projenin başlangıcında
gerekli olan proje
planlamasının yapılmadığı
ve günlük alınan
kararlar doğrultusunda
şekillendirildiği bugün
daha net gözleniyor.”
“Türkiye’de bilgisayar
temelli eğitimin
yaygınlaştırılması amacıyla
yürütülen önceki
projelerde olduğu gibi,
FATİH Projesi’nde de
yatırımın büyük bir oranı
altyapı ile donanıma
ayrılmıştır. Niteliği
artırmada ön koşul
olan öğretmen eğitimi
ve e-içeriklere gereken
önem atfedilmediğinden,
bu ihtiyaca yeterince
cevap verilememiştir.
Ayrıca, halihazırda
nitelik artırmaya yönelik
yapılan çalışmaların da
nitelikleri sorgulanmalıdır.
Bilgisayar temelli projelerin
temelinde, bilgisayarın
öğrenme için farklı bir
ortam oluşturması olsa da;
bu bakışın anlamının kağıt
ve kara tahta üzerinde
yapılabilecek çalışmaların
görsel olarak cazip hale
getirilmesi ile sınırlı
olmaması gerekmektedir.
Ancak, mevcut
çalışmaların bu bakışa
sıkıştırıldığı gözleniyor.”
“Projenin en önemli
ayağı olan eğitsel modelin
üretilememiş olması,
projenin ana çıkmazıdır...
Eğitim sisteminin sorunu
teknoloji eksikliği
değildir.”
Tüketici elektroniği
konusunda dünyanın en
yenilikçi ve en büyük fuarı
CES’den gelen haberler,
“Şeylerin İnterneti”
(Internet of Things-IoT)
hakkında akılların uçtuğunu
gösteriyor. O kadar ki, cep
telefonundan su ısıtıcısına
mesaj atarak, suyun
ısınmasını sağlayacak Wi-Fi
ibrik en “heyecan yaratan”
cihazlardan biri olarak
etiketlenmiş. CES’teki
abartılı ve sonunun nereye
varacağı belli olmayan
süper-über cihazlarla dalga
geçen makalesinde Los
Angeles Times, bu WiFi su ısıtıcısının ABD’de
Mart ayında 199 Dolardan
satılmaya başlanacağını da
haber verdi.
İnovasyonun ticarileşmesi
elbette amaç. Ticarileşen
ürünün satılması ve
işe yaraması da... Ama
acaba, her ticari ürünün
işe yaraması şart mı?
CES’i düzenleyen Tüketici
Elektroniği Birliği Baş
Ekonomisti Shawn
DuBravac bile, Los Angeles
Times’a şöyle dedi: “Bir
ürüne dijital özellik
verilebilir. Ürün, böylece
dijitalleşebilir. Ama bunun
yapılmasının anlamı ne
olacaktır?”
Wi-Fi su ısıtıcısı “mucidi”
İngiliz Smarter şirketinin
yöneticisi Isabella Lane,
ilgiden memnun: “Bizim
için önemli olan, Şeylerin
İnterneti’nden doğan
heyecanın parçası olmaktı.
Herkes bunda yer almak
istiyor. Ama, tembelliği
yüceltmiş oluyoruz.” Los
Angeles Times makalesinde,
su ısıtıcısı özelinde şu yorum
dikkat çekiyor: “Mevcut
olmayan bir probleme
çözüm bulmuşlar.” Ancak,
Samsung ortak CEO’su
Boo-Keun Yoon, heyecanını
gizlemeye gerek görmemiş:
“Bu ürünler artık bilim
kurgu değil, bilim gerçek.
Hepimize yeni bir özgürlük
sunacak.”
IoT ne büyüklükte bir
ekonomi yaratacak?
Bu sorunun yanıtı, her
araştırma kurumuna göre
farklı. Seç beğen al. IDC,
bu konuda 2013’te 1.9
trilyon Dolarlık ekonominin,
2020’de 7.1 trilyon Dolara
yükseleceğini söylüyor.
Bunun daha azını söyleyen
de var, çoğunu söyleyen
de...
Ama CES’in pırıltılı
ortamından uzaklaşıp,
güvenlik ve mahremiyet gibi
Çin’de e-ticaret piyasa
değeri 295 milyar Dolar (ABD:
270 milyar Dolar)
Çin’de en büyük e-ticaret
sitesi Taobao 800 milyon “şey”
satıyor (ABD: eBay 550 milyon
“şey”)
Çin’de aktif e-ticaret
müşterisi 231 milyon (ABD: 128
milyon)
Çin’de şirketlerin bulut
kullanım oranı % 21 (ABD: %
55-63)
Çin’de KOBİ’lerin internet
kullanım oranı % 20-25 (ABD:
% 72-85)
McKinsey’in hesaplarına
göre, internet kullanımında
beklenen “artış” gerçekleşirse,
bundan en büyük faydayı
tüketici elektroniği sağlayacak.
Bu sektörde şimdiki büyüme
hızı % 14 beklenirken, 20132025 arasında % 24’lük bir
artış bekleniyor.
Çin, internet ekonomisinin,
ekonomik büyümeyi
şahlandırdığını göstererek,
bu konuda hala tereddütleri
olanlara bir ders verebilir.
İnternet Çin’e yarıyor...
McKinsey, Çin’de 6 sektörde
internet kullanımındaki artış
bu hızıyla devam ederse, 2025
yılına kadar GSYH’a 10 milyar
ila 193 milyar Dolar arasında
bir katma değer ekleyeceğini
hesapladı. Bu artışı bütün Çin
ekonomisine göre yeniden
hesaplayan McKinsey, şu
rakama ulaştı: 2025 yılına kadar
Çin’in GSYH’sı 644 milyar Dolar
ila 2.25 trilyon Dolar arasında
artacak (Çin para birimiyle
4-14 trilyon renminbi). İnternet
ekonomisinin GSYH katkı oranı
2013-2025 arasındaki dönemde
% 7 – 22 olacak.
McKinsey’in “Çin’in dijital
dönüşümü: İnternetin üretim
ve büyümeye etkisi” başlıklı
raporundaki bu tahminleri
tutar mı bilinmez, ama yaptığı
hesaplardaki rakamlar tam
“Çinlik.” Orada her sayı büyük:
2013 verilerine göre Çin’de
internet kullanıcı sayısı 632
milyon (ABD: 277 milyon)
Çin’de internet kullanım
oranı nüfusun % 46’sı (ABD:
% 87)
karanlık konulara bakınca,
aniden Hollywood film
setinin arkasına geçmiş
oluyoruz. Öyle ki, IoT
vasıtasıyla, suikast, cinayet,
terör eylemi yapmanın
nasıl daha kolaylaşacağına
dair endişeler ortaya
çıkıyor. Bunlar, paranoyak
felaket tellallarının değil,
Europol gibi ciddi ve önemli
güvenlik kurumlarının
tahminleri üstelik.
Eski ABD Başkan
Yardımcısı Dick Cheney, taa
2007’de, kalbine takılacak
pilin Wi-Fi özelliğine itiraz
ettiğini, taktırmadığını
söylemişti. Europol ise, “İlk
siber cinayetin işlendiğine
tanık olacağız. Akıllı
otomobillere veya akıllı
evlere yönelik şantajlar, veri
hırsızlığı, fiziksel saldırı ve
belki cinayetlere...” gibi bir
tahmini her halde rastgele
yapmadı.
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
19 - 25 OCAK
2015
9
2015 bütünleşik çözümlerin yılı olacak
Avnet Genel Müdürü Hakkı Eren ile Avnet’in 2014 yılını,
2015 öngörülerini ve sektördeki değişimleri konuştuk.
Ekrem Uçman
2014 yılını oldukça verimli
geçirdiklerini belirten
Avnet Genel Müdürü
Hakkı Eren, şirket olarak
2014 finansal yılını henüz
tamamlamalarına karşın,
beklentilerin büyük oranda
karşılandığını söyledi.
Önümüzdeki 6 ay için
benzer beklentilere sahip
olduklarını söyleyen Eren,
bu süreçle ilgili herhangi bir
endişe taşımadıklarını dile
getirdi.
Geçtiğimiz yıl için
çizdiğiniz tablo oldukça
olumlu. Fakat 2015
yılında gerçekleşecek
genel seçimler sektörde
dalgalanmalara neden
olabilir.
Pazarda bir durağanlık
yaşanmayacak
Seçimlerin pazarda
ve sektörde büyük
dalgalanmalara neden
olmayacağı öne süren Hakkı
Eren sözlerine şu şekilde
devam etti:
“Türkiye’de bir seçim
olacak. Fakat ülkenin
nabzı az çok belli. Pazarda
durağanlaşmaya neden
olacak gelişmelerin
olmasını beklemiyorum.
Avnet özelinde bakacak
olursak, pazarda girdiğimiz
projelerin oldukça
büyük çapta olduğunu
söyleyebilirim. Büyük çapta
ve uzun vadeli projelere
yoğunlaştığımızdan ve son
kullanıcıya yönelik satışlara
girmediğimiz için olası
dalgalanmalardan da şirket
olarak etkileneceğimizi
zannetmiyorum. Bu iş
modelini ele aldığımızda,
işlerimizin gayet iyi
gittiğini söyleyebilirim.
Yıllık 60 milyon dolarlık
cirolardan 200 milyon
dolarlara ulaştık. Bu olumlu
tablonun sonucu olarak
katma değer koymadığımız
işlere girmeyeceğimizi
söyleyebilirim.”
Hizmetin değeri ön
plana çıkıyor
Şirket politikası olarak son
kullanıcıya yönelik satışlar
gerçekleştirmediklerini
yineleyen Eren, her
zaman iş ortaklarına satış
yaptıklarının altını çizdi.
Projelere her zaman tek
iş ortağı ile çıktıklarını
söyleyen Eren sözlerini şu
şekilde sürdürdü:
“İş ortaklarımızdan
herhangi biri bize bir
proje ile geldiklerinde,
o projeyi doğru bir
şekilde modellendirip,
şekillendiriyoruz. Üzerinde
çalıştığımız bir projeye
başka bir iş ortağımız
dahil olmak istediğinde,
bunu kabul etmiyoruz ve
o proje üzerinde başka bir
iş ortağımız ile çalıştığımızı
belirtiyoruz.”
Sundukları satış öncesi
hizmetler, ziyaretler, iş
modellemeleri ve buna
benzer birçok hizmet
sayesinde iş ortaklarının
kendileriyle çalışmaktan
dolayı mutlu olduklarını
söyleyen Hakkı Eren,
bu hizmetlerin hepsinin
ücretsiz olarak verildiğini de
sözlerine ekledi.
KOBİ’lere yatırım
alternatifleri
sunuyoruz
KOBİ’lerin teknolojiye
yatıracak fazla bütçeleri
olmadığını belirten Eren,
10 bin liralık donanım
yatırımlarının bile KOBİ’leri
oldukça zorladığını ifade
etti. Dolayısıyla teknolojinin
KOBİ’lere girmesi biraz zor
görünüyor. Türkiye’deki
önemli sorunlardan biri
de burada ortaya çıkıyor:
Sermaye. Büyük ölçekli
şirketlerde de benzer
sorunlar görülürken, birçok
şirketin bütçelerine ve
sermayelerine bakmadan
yaptıkları yatırımların
kendilerine uzun vadede
sorunlar çıkarttığını
ve gereken yatırımları
yapmalarına engel
olduğunu görüyoruz.”
Buluttan kaçmak
imkansız
Bulut bilişim kavramının
giderek sektörlerdeki
yerini sağlamlaştırdığını
dile getiren Eren, bulutun
getirdiği maliyet avantajına
dikkat çekti. Şirketlerin
buluta olan yaklaşımlarının
artan bir ivmeyle devam
edeceğini belirten Eren
konuyu şöyle değerlendirdi:
“Üreticilerimizin bulut
hizmetlerini son dönemde
hem bayilere hem de
müşterilere sunmaya
başladık. Üretici markalar,
donanım hizmetlerinin yanı
sıra, sundukları tekliflerde
bulut hizmet maliyetlerini de
sunmaya başladılar. Bunun
yanı sıra piyasada sadece
donanım ağırlıklı çözümler
yerine “hepsi bir arada”
çözümlerin öne çıktığını
görüyoruz. Operasyonel
işletimi oldukça kolay olan
bu çözümler, müşterilerin
iş süreçlerini oldukça
hızlandırıyor. Donanım
karlılığının giderek azaldığını
da göz önüne alırsak,
servislerin ve hizmetlerin
öne çıkması çok şaşırtıcı
olmuyor. Avnet olarak
buna yönelik bir kurarak,
hizmetleri son kullanıcıya
ulaştırmayı amaçlıyoruz.
Bayilere bu servis ve
hizmetlerin karlılıklarını
ve faydalarını göstererek,
piyasaya yeni ürünleri
sunmayı planlıyoruz.”
2015 yılının hizmetin
farkındalığının artacağı bir
yıl olarak öne çıkacağını
belirten Hakkı Eren, artık
bir donanım parçası yerine
komple bir çözümün
ortaklar tarafından tercih
edilmeye başlandığının altını
çizdi. Bu noktada bayilere
ve iş ortaklarına verecekleri
eğitimler ve seminerlerle,
onları bu konuda sertikalı
ve yetkin bir hale getirmek
istediklerini vurguladı.
Bu sayede Avnet’in
katma değerli yapısını
sürdürebileceğini söyleyen
Eren, yeni iş modellerinin de
sektörlere rahatlıkla entegre
edilebileceğini sözlerine
ekledi.
Callpex ve Isobar’ın sosyal güçbirliği
Haber Merkezi
Sosyal medya üzerinden
müşterilere ulaşmak, pazar
fırsatlarını araştırmak,
tüketicilerin yeni ürünler
hakkındaki algısını takip
etmek ve kurumsal itibarı
yönetmek önem kazanmaya
devam ediyor. Kurumlar
sosyal medyayı en önemli
pazarlama alanlarından biri
haline getirirken, bu alanda
faaliyet gösteren ajanslar
ve iletişim şirketleri de
yenilikçi çözümler sunmak
için ileri teknoloji ve yeni
müşteri ilişkileri kanallarını
daha yoğun kullanmaya
başlıyorlar. Dünyanın önde
gelen dijital ajanslarından
biri olan Isobar, sosyal
medya üzerinden kullanıcılar
ile etkileşimi maksimize
etmek ve iç verimliliği
artırmak için Callpex ile
birlikte çalışmaya başladı.
Sosyal medya analizi
konusunda uzun
zamandır kendi Ar-Ge
birimi üzerinden projeler
geliştiren Callpex, bundan
sonra Isobar ile yaptığı
işbirliği ile sosyal medya
operasyonlarına hız verecek.
Yapılan işbirliği kapsamında
Isobar’ın küresel ölçekte
geliştirdiği dijital pazarlama
araçları ve deneyimi, Callpex
tarafından özel olarak bir
ekip sayesinde sosyal medya
üzerindeki müşteri ilişkileri
ve talep yönetiminde
kullanılacak.
10
BThaber
GÖRÜŞ
19 - 25 OCAK
2015
ERP yatırımınızın tüm
potansiyelini ortaya çıkarın
ERP Güvenlik Yönetimi ve GRC teknolojileri neden önemlidir? PwC Türkiye ERP
Hizmetleri Lideri Başak Hekimoğlu anlatıyor.
Şirketlerin sistem
güvenliğinin yanı sıra bilgi
güvenliğini de sağlayabiliyor
olması, gerçek zamanlı ve
doğru bilgilerle beslenen,
etkin ve güvenilir süreçlerin
işletilmesini sağlar. Kurumsal
kaynak planlaması (ERP)
sistemlerinde bilgi güvenliği,
ancak sağlıklı bir altyapının
kurulması ile mümkündür.
Bir başka deyişle sistemsel
yetkilerin görev ve
sorumluluklara uygun olarak
verilmesi, stratejik bilgilere
erişimlerin uygun şekilde
düzenlenmesi ve kullanıcı
rol ve yetkilendirmelerinin
sağlıklı işletilmesi; görevler
arasındaki ayrımların
korunarak sağlıklı
bir altyapının hayata
geçirilmesini sağlar.
İşletmelerin işgücü,
makine ve malzeme gibi
tüm kaynaklarını verimli
bir şekilde kullanabilmesini
sağlayan ve bu anlamda
şirket verimliliği için çok
önemli olan ERP sistemleri,
maalesef Türkiye’deki büyük
ya da orta ölçekli birçok
şirkette geri plana atılıyor.
Türkiye’de işletmelerin
ERP sistemine bağlı yetki
mekanizmalarında önemli
GRC (Yönetişim Risk ve
Uyum) Uygulamalarının
sadece bir yazılım olarak
değerlendirilmesi,
sağladığı stratejik
önemin gözden
kaçırılmasına neden
olabilir. GRC projeleriyle
birlikte şirketin
stratejileri ve hedefleri
masaya yatırılıyor ve
bu strateji ve hedefleri
destekleyen iş akışları
tartışılmaya başlanıyor…
gerçekleştirilmesine ve
zayıflıklar bulunduğunu ve
fark edilememesine fırsat
yöneticilerin, bu durumun
tanıyor.
yarattığı risk ve kontrol
Artan rekabet ortamı
noktalarından pek haberdar
ile birlikte kurumsal
olmadığını gözlemliyoruz.
yönetim ilkelerinin önem
Özellikle kullanıcıların
sorumlu
oldukları
modül bazında
Karmaşıklaşan süreçler, artan
değil de, tüm
riskler ve mevzuat yükümlülükleri
sisteme yetkilisi
şirketleri etkin bir risk yönetimi
olabilen roller ile
yapma ve iç kontrol ortamı
donatıldıklarına
sağlama noktasında zorlarken,
güvenli bir ERP altyapısını doğru
sıklıkla şahit
kurgulanmış araçlarla destekleyen
oluyoruz.
şirketler, bu süreci çok daha etkin
Son derece
ve az maliyetle yönetebiliyor.
karmaşık ve
çok kullanıcılı
yapılara sahip
ERP sistemlerinde, güvenlik
değerlerinin düşük olması,
yetkisiz kullanıcıların
sistemde yüksek yetkiler ile
işlem yapmasına ve yapılan
işlemlerde sorumlulukların
belirlenememesine sebep
olabiliyor. Ayrıca görevlerin
ayrılığı ilkesi ile ters
düşen yetki tasarımları
mali tablolarda geri
dönülemez hataların
oluşmasına;
suistimale yönelik
işlemlerin
kazandığı ve şirket
ortakları ve yöneticilerinin
şirketin iç kontrol
ortamının sağlanması
konusunda devredilemez
yükümlülüklere sahip
oldukları günümüzde, etkin
bir ERP altyapısı işletemediği
için yukarıda belirtilen
risklerle karşı karşıya kalan
birçok kurum “ERP Güvenlik
Yönetimi” konusunu
gündemlerine alıyor.
Kullanıcı erişim yönetimini
iyi uygulamalar çerçevesinde
yeniden yapılandırarak
merkezi ve standart bir
kontrol platformuna
taşımayı hedefliyorlar.
“ERP Güvenlik Yönetimi”
çalışmalarının hemen
takibinde; risklerini
sistematik ve kapsamlı
bir yaklaşımla yönetme
ihtiyacı duyan birçok
şirketin, gerçek zamanlı ve
doğru bilgilerle beslenen
“Yönetişim Risk ve Uyum
(GRC) - Erişim Yönetimi”
teknolojik çözümünün
kurulumu ve kullanımına
“ERP Güvenlik
Yönetimi” ile:
• Şirketlerin iş akışları,
bu akışları destekleyen
yetki mekanizmaları ve
yarattığı risk durumu
farklı uzmanlık ve bilgi
birimine sahip birimler
tarafından şirket
genelinde ve birim
özelinde tartışılabiliyor.
• Görev-Temelli Erişim
Yöntemi ile kişilere
doğrudan yetki verme
anlayışının ötesine
geçilerek, iş gören yetkiler
görevlerle ilişkilendiriliyor
ve kişilere görevleri içeren
roller atanıyor.
• Yetki mekanizmalarında
standardizasyon
sağlanarak şirketin
hedefleri ile uyumlu,
risklerden arındırılmış,
standart ve yönetilebilir
bir yetki yapısı
kurgulanıyor.
ciddi yatırımlar yaptığını
gözlemliyoruz. Böylece, iyi
uygulamalar çerçevesinde
yapılandırılan kullanıcı
erişim yönetiminin takibi
için etkin bir altyapı hayata
geçiriliyor. Görevlerin ayrılığı
prensibini ihlal eden kuruma
özel olarak tasarlanmış
yetki kombinasyonlarının
ayrılamayacağı durumlar
tespit edici kontrollerle
destekleniyor ve acil
durumlarda yetki
gereksinimlerini hızlı bir
şekilde ele almak için
kullanıcılara ayrıcalıklı
ancak kontrollü erişimler
sağlanıyor.
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
19 - 25 OCAK
2015
11
“Teknolojik şubelerle büyüyeceğiz”
Handan Aybars
Geçen 5 yılı detaylı bir BT yatırımı ile geçiren Kuveyt Türk
Katılım Bankası, Ar-Ge merkezi ile sektöre örnek olacak
çalışmalara imza atıyor. Yapılan çalışmaları, ulaşılan
konumu ve hedefleri Kuveyt Türk Bilgi Teknolojileri Grup
Müdürü Mücahit Gündebahar paylaşıyor.
n Bankada BT adına nasıl
bir dönüşüm hayata geçti?
Son 5 yılda tüm sistemlerimizi,
bankacılık altyapımızı,
kanallarımızı dönüştürdük, BT
kadromuz katlanarak büyüdü.
Ar-Ge merkezi olduk ve tüm
platformlarımızı yeniledik.
Organizasyonu yeni baştan
tanımladık ve projeleri yılbaşında
tamamladık. Elimizde hem ArGe hem bankacılık sistemleri
anlamında ciddi portföy var. Bu
portföyün özellikle Ortadoğu
ve Kuzey Afrika coğrafyasında
konuşlandırılması çabalarımız var.
n Bu çalışmalar neleri
içeriyor?
Aktif olarak yürüttüğümüz
20’ye yakın çalışma var.
Bankalarla görüşüyoruz
çoğunlukla. Sahip olduğumuz bir
veya birkaç ürünün o coğrafyada
konuşlandırılması veya bölgede
aktif rol alan firmalarla iş ortaklığı
modeli üzerine görüşüyoruz.
Bankamız bünyesinde BT’nin
ayrı bir teknoloji firması olarak
konumlandırılması gündemde.
Bununla ilgili fizibilite çalışmaları
yapıyoruz. Çünkü büyük bir
organizasyon ve 350’ye varan
İK’nın olduğu yapı. Bu konuda
yol haritasını dikkatli çizmemiz
gerek. Bu ticarileşme noktasında
yurtdışı pazarları hedef seçtik.
2014 Eylül’ünde iki arkadaşımızı
Dubai’de görevlendirdik. Biri
oradaki ofisimizi kullanıyor. Diğeri
ise bizim adımıza bankalarla
görüşüyor, satış ve ticarileşme
odaklı çalışmaları yürütüyor.
Oradaki ofisimizi de büyütmeyi
düşünüyoruz.
n 5 yıllık kapsamlı
yatırımın temel gerekçeleri
neler oldu?
Toplam 40 milyon dolar
maliyeti olan bir proje bu.
Kadroyu 90’dan 330 kişiye
yükselttik. Tüm altyapılarımızı
değiştirdik ve hepsini tekil bir
platformda konsolide ettik.
Temel itici güç; bankanın
sistemlerini ve mimarisini, dağıtık
yapısını dönüştürmekti. Tüm
hedeflerimizi gerçekleştirdik ve
zamansal sarkma olmadı. ‘BOA’
adını verdiğimiz ‘Banking on the
Air’ açılımıyla, kendi yarattığımız,
bankanın tüm sistemlerinin
çalıştığı bir platform var. Bankada
yeni ürün geliştirmek, ürünün
konfigürasyonunu, fiyatlamasını,
bunlarda değişiklikleri yapmak
çok kolay. BT ve iş birimleri aynı
dili konuşur hale geliyor. Zaten
teknikten ziyade, iş odaklı bir
dönüşüm yaptık. Teknolojimiz
kadar, iş süreçlerimizi de
geliştirdik.
n Ar-Ge merkezi ne zaman
hayata geçti?
Kasım 2009’da, dönüşüm
projesi ile birlikte başladık
çalışmalara. 1 yıllık süreçte ciddi
altyapı ve Ar-Ge çalışmalarına
sahip olduğumuzu görüp, bunları
bir üst noktaya taşımak istedik.
O dönemde Sanayi Bakanlığı’nın
Ar-Ge merkezi süreçlerinden
haberdar olup başvurumuzu
yaptık ve Kasım 2010’da fiili
olarak ‘Ar-Ge merkezi’ ünvanını
aldık. Bundan sonra yaptığımız
projelerin kalitesinde, teknolojik
ve iş tarafında ihtiyaçların
karşılanmasında önemli gelişim
var. Üniversitelerle işbirliğine
başladık. 20’ye yakın üniversite
ile ortak projeler üretiyor,
üniversite-sanayi işbirliğini hayata
geçiriyoruz. Ayrıca Avrupa
Birliği (AB) ve TÜBİTAK ile ortak
ilerleyen projelerimiz oldu ve
bunların sayısı artıyor. Ar-Ge
merkezi olduktan hemen sonra
kadromuzda üniversitelerin
ilgili bölümlerinden 3’üncü
ve 4’üncü sınıf öğrencilerini
staja değil, doğrudan işe aldık.
Buna ‘Bankada Kampüs’ adını
verdik. Haftada en az iki gün işe
gelen bu öğrenci arkadaşların,
ücretlendirme, SGK girişleri,
kartvizit basımları gibi detaylarla
normal bir çalışandan farkları yok.
Şu an 50 civarında öğrencimiz
var. Bu çalışmadan çok verim
alıyoruz. Amacımız öğrencilere
sektörde işe başlamadan
önce nelerle karşılaşacaklarını
göstermek. Bu programımız
devam edecek.
n Merkez, bankaya ne gibi
faydalar sağlıyor?
Buradaki çalışmaları ikiye
ayırıyoruz: Bankadan gelen iş
taleplerini konumlandırıyor,
ayrıca BT olarak takip ettiğimiz,
iş birimlerinin o an gündeminde
olmayan iş ihtiyaçlarını da Ar-Ge
başlığında ele alıyoruz. BT, tüm
sektör bankaları için stratejik bir
unsur ve bu konuda yaptığımız
birçok proje var. Bunun bir örneği
insansız şube konsepti.
n Nasıl bir yapı sergiliyor
bu şubeler?
Bankamız için stratejik,
1,5 yıldır varolan bir ürün bu
ve Türkiye’de halen 20’nin
üstünde lokasyonda var.
Ocak sonundan itibaren 100
lokasyonda daha bu yapı
konumlandırılacak. Bir şubede
araştırmalar yaptık. Ar-Ge ve
akademik olarak yaklaştık. İnsan
diyaloğu, müşteri kanadında
öncelik. Bu nedenle kişiler her
işlemi şubeden yapmayı tercih
ediyor. Bu beklenti ışığında
insansız şube konseptini
oluştururken, merkezde bir
görevliyle video konferans sistemi
ile müşteriye hizmet veriliyor.
Yani bir insan etkileşimi yine var.
yapılan her şeyi yapabileceğiniz
şubeler bunlar. Ocak ayından
sonra konumlandıracağımız
şubelerin konseptinde ‘kart
basımı’ da olacak. 20’nin üstünde
lokasyonda olan bu konseptle
ilgili geliştirmelerde müşteri
yorumlarını sürekli takip ediyor,
kullanıcı deneyimini iyileştiriyoruz.
Self-servis yapısında kullanıcıların
zorlandığını öngördük ve
her bir şubede cihazın nasıl
kullanılabileceğini anlatan,
‘yardım masası’ gibi çalışan bir
görevlimiz var. Ama gelecek
birkaç yıl içinde bu ihtiyaç da
kalmayacak.
n Ar-Ge merkezi olarak
üzerinde çalıştığınız ne gibi
projeler var?
Kredi kartı gibi sistemlere
alternatif ödeme sistemi
oluşturmayı hedefliyoruz. Yani
işlemlerin bir uygulama üzerinden
yönetilebildiği, güvenli, mobil
cüzdanın bir üst versiyonu gibi
ve kartı ortadan kaldıracağımız
projeler üstünde çalışıyoruz.
Biyometri çalışmalarımızın
yanında, bulut uygulamalarımız
var. Bunu PaaS ve SaaS olarak
müşterilere bir ürün olarak
sunmayı planlıyoruz. Mobile
ciddi yatırım yapıyoruz. Bu
başlıkta kadromuzu genişlettik
ve buna devam edeceğiz 2015
yılında. Mobil platform ve mobil
bankacılık sistemimizi yine
bankanın kendi iç kaynakları
ile geliştirdik ve onlarca yeni
uygulamamız olacak. Bunlar
bankacılık servisleri dışında, ama
finansal sektöre hizmet veren
uygulamalar olacak. Mobil,
üzerinde çok durduğumuz
bir başlık. 5 yıl önce kendi
bünyemizde bir ‘kullanıcı
deneyimi’ departmanı kurduk,
onları eğittik, bu kültürü
oluşturduk. Tamamen kalite
odaklı bir yaklaşım bu. Tüm
uygulamalarımız bu ekibin
onayıyla üretim ortamına
yansıyor. 2014 yılında bu birimin
ismini ‘costumer experience’
olarak değiştirdik.
n Bu şubeleri hangi
kriterlere göre
kuruyorsunuz?
Ciddi bir analitik çalışmamız
oluyor. Bir şube açılamayacak
kadar zorlu yerlerde bu
şubeleri açıyoruz. Yani örneğin
küçük bir ilçe, hiçbir banka
şubesi yok ve şube açmak da
mantıklı değil. Bu tip noktalara
bunları konuşlandırıyoruz. Bu
iş modelimiz, teknoloji gibi
sürekli gelişiyor. Her yerde bir
bankacılık kültürü oluşturmayı
da hedefliyoruz. İlerleyen süreçte
iş modelimiz beklentilerimizin
üstüne çıkınca, bu şubeleri yoğun
noktalarda ve AVM’lerde de
konumlandıracağız. Bu insansız
şubeyi yapmadan önce de bazı
n 2015 yılı planlarınız,
hedef ve projeleriniz neler?
Teknolojik şubelerle büyüyeceğiz.
Önceliğimiz, ürünlerimizin
konumlandırılması. Ayrıca ödeme
sistemleri ile ilgili ve tüm kanal
yapısı üstünde çalışmalarımız
sürecek. Analitik boyutta da
çalışmalarımız artacak. Sonuçta
bankalarımızdaki müşteri verilerini
finansal değere dönüştürmek
gerek. Bulut uygulamalarımız var
ve bunları müşterilerimize ürün
olarak sunmayı düşündüğümüz bir
platforma taşımayı hedefliyoruz.
Bu çalışmada hedefimiz ise
KOBİ’ler. Onlara hem platformu
hem uygulamaları sunacağız. Bu
da 2015’in ikinci yarısında hayata
geçecek.
BThaber
12 BİLİŞİM DÜNYASI
19 - 25 OCAK
2015
İhtiyacın kadar kullan,
etkili ve hesaplı olsun
Handan Aybars
n Özelleştirilen
e-ticaret yazılımını nasıl
geliştirdiniz?
Sektörde hizmet veren
firmaların eksikleri vardı ve şu
öngörülerle yola çıktık: Stabil bir
çözüm, altyapı sunmalıydık. Yeni
teknolojilere ve özelleştirmelere
açık dinamik bir yazılım mimarisi
geliştirmeli, bütünleşik bir
çözüm ve kiralık değil, firmaya
ait olacak yazılım sunmalıydık.
Ayrıca teknik destek gereksinimi
az olan bir çözüm sunmayı
hedefledik. Microsoft Azure
bulut bilişim çözümlerine uyumlu
altyapı hazırlama kararı aldık.
Test aşamalarını saymazsak,
2013 Şubat ayından bu yana
e-ticaret sitelerimizi Azure’da
barındırıyoruz. Azure ile firmalara
kendi işlerine odaklanma fırsatı
veriyoruz. Kiralık bir yazılım
sunmaya sıcak bakmadık.
Sunduğumuz tüm kurumsal
çözümlerde yazılım kullanım
lisansı sahipliği ve firmaya özel
sunucu altyapısı, yazılımın tüm
modüllerinin firmanın kullanımına
açık olması temel özelliklerimiz.
Çözümlerimizde fiyatı değiştiren
unsur firmanın ne kadar
özelleştirme ve entegrasyon
geliştirme ihtiyacının olduğu.
Yönetim panelinde bile masaüstü
ve web tabanlı olmak üzere 2
farklı kullanım modeli sunuyoruz.
n Yazılımın içerdiği
başlıklar neler?
E-ticaret altyapısı ve B2C
çözümleri, muhasebe ve
stok yönetim altyapısı ile
B2B çözümler. Küçük ve orta
ölçekli firmalarda e-ticaret
mağazasının kurulmasıyla birlikte
muhasebe, stok yönetimi,
hatta şubeleşmiş satıcıların
kasa programı ihtiyaçlarını da
kapsayan bütünleşik bir yazılım
çözümüyle varız. Büyük ölçekli
firmalarda ise bu süreçlerin
bazıları farklı uygulamalara
bırakılmış durumda. Bu noktada
örneğin Logo entegrasyonu,
gelişmiş XML çözümlerimiz ve
web servis API entegrasyonları ile
gerçekleştirdiğimiz uygulamalar
mevcut.
n KOBİ’lere çözümünüzü
nasıl anlatıyorsunuz?
Birden fazla operasyonu
birbirinden bağımsız yürütmeye
çalışırken harcanan zaman ve
gereksiz insan kaynağı, bütçeleri
çok daha yüksek olabiliyor.
Büyüme hedefleri
paralelinde
başka yatırımlara
açık olduklarını
söyleyen Omay
Bilişim İnternet
Hizmetleri
Kurucu Ortağı
İsmail Mertoğlu,
hedeflerini ve
stratejilerini
paylaştı.
bootstrap framework’ünü
kullanarak, e-ticaret sitelerimizi
4 farklı çözünürlükte farklı
görünecek şekilde düzenlemeler
yapabiliyoruz.
İsmail Mertoğlu
Sunduğumuz altyapıda ise teknik
ekiplere gereksinim minimum
seviyelerde. Çözümlerimizi
anlatma stratejimizde dünyada
gelişen bir kavram olan
“affordable luxury” (elde edilebilir
lüks) üzerinde duruyoruz. Aynı
çözüm büyük ölçekli firmaların
hayatını kolaylaştırırken, küçük
ve orta ölçekli firmalar için satın
alınabilir oluyor.
n Kurumların genel olarak
bulut bilişime bakışı nasıl?
Gerek dünyada gerek
ülkemizde ‘Bulut nedir?’i değil,
bundan nasıl faydalanabileceğimizi
konuşuyoruz. Stratejik olarak
Azure çözümlerini kullanmayı
tercih ettik. Temel olarak bulut
bilişim altyapılarına uyumlu ve
farklı bulut bilişim çözümlerine
kolay adapte edilebilecek bir
yazılım sunduk. Bulut bilişim
uyumlu yazılım çözümlerimizle
yüklemek, kurmak, güncellemek
ya da yönetmek zorunda
olmadıkları, ölçeklenebilir ve
kullandıkları kadar ödedikleri
altyapıyı sunmuş oluyoruz.
Özellikle KOBİ’ler için bulut bilişim
çözümleri önemli.
n Ya mobil uyumluluk?
Yaptığımız tüm e-ticaret
sitelerinde ‘responsive’ tasarımlar
ve ‘bootstrap’ kullanıyoruz.
‘Responsive’i bilişim açısından
“çalıştığı altyapıya uyumluluk”
olarak tanımlayabiliriz. Yani
tasarımınız PC ya da mobil
cihazlara uygun görünüm
kazanabiliyor. Tasarımlarımızı
kodlarken Twitter’ın kullandığı
n Escort Teknoloji ile
görüşmeler hakkında bilgi
verir misiniz?
Escort’la görüşmeler 2014
başlarına dayanıyor. Escort
Teknoloji bünyesinde ve Toshiba
Türkiye distrübütörü olan TNB
Bilişim’le yaptığımız e-ticaret
görüşmeleri, bizim e-ticaret
yazılımımızın grup içerisinde
nasıl konumlandırılacağına
doğru ilerlemeye başladı. Grup
içindeki farklı firmalardan üst
düzey ekiplerle toplantılar
gerçekleştirdik. Konuştuğumuz
şey; bizim yazılımımızın grup
içerisinde farklı çözümlerle
birlikte konumlandırılması ve
müşterilerine bütünleşik çözümler
sunmak ve satmaktı. Yatırım
talebi Escort Teknoloji’den
gelmişti ve görüşmelerimiz
bundan yaklaşık 3 ay kadar önce
yine Escort Teknoloji’nin “stratejik
olarak şu an bu alanda yatırım
yapmayı düşünmüyoruz.” yanıtıyla
sonuçlandı. Bu süreç bizim için
önemliydi. Ortaya çıkardığımız
yazılımın değerini ve önemini
ölçebilmiş olduk. Sektörün önemli
firmalarından birisi yazılımımıza
talip olmuştu ve olumsuz
sonuçlanan sürecin nedeni grubun
stratejik kararıydı. Bu süreç bize
ivme kazandırdı.
n Bu gibi yatırım
tekliflerine açık mısınız?
Yatırımlara açığız. Çünkü ortaya
çıkardığımız yazılıma güveniyor
ve ülkemize marka değeri
katmak gibi bir vizyonumuzun
olması gerektiğini düşünüyoruz.
Bunu kendi özsermayemizle
başarmamız ise en azından kısa
vadede mümkün gözükmüyor.
BThaber
GÖRÜŞ
19 - 25 OCAK
2015
13
Erciyes Teknopark’ta bugün 250’nin üzerinde Ar-Ge projesi aktif
olarak yürütülüyor. Tarihsel girişimcilik kültürü taşıyan bu bölgede;
girişimcilerin eğitimi ve başarılı işletmelere dönüşümü için Ser@ adlı
önemli bir ön kuluçka programı yine Erciyes Teknopark’ta yürütülüyor.
K. İhsan Mutlu
Geçtiğimiz yılın son iki
konferansı için Erciyes
Üniversitesi Teknoloji Transfer
Ofisi (ETTO) tarafından davet
edildiğimde, bölgedeki
çalışmalar hakkında daha
fazla bilgi sahibi olacağımı
düşünerek heyecanlanmıştım.
Gerek Develi’deki MYO’da,
gerekse ETTO’da gördüklerim
duyduğum heyecanı daha
da artırdı. Çünkü, yapılan
çalışmalar öylesine planlı ve
mükemmeldi ki yönetim iyi
ve gayretli olunca nelerin
başarılabildiğine uzun bir aradan
sonra ilk kez tanık oldum.
Ve “Ar-Ge dediğimizde ne
anlıyoruz? –Yeme de yanında
yat mı?!” başlıklı yazımda
değindiğim teknopark ve ArGe çalışmalarını incelerken,
yararlı çalışma yapanlarla önemli
bir katkı sağlamadan gün
geçirenleri ortaya çıkarmanın
daha uygun olacağını
düşündüm. Bundan sonra
inceleyeceğim Teknopark’ları bu
açıdan mercek altına alıp sizlerle
paylaşacağım.
Teknopark Kavramı–
Teknopark nedir?
Uluslararası Bilim Parkları
Birliği (International Association
of Science Parks -IASP)
teknoparkı; “temel amacı,
rekabet gücünü ve yenileşim
(inovasyon) kültürünü
geliştirmek suretiyle üyelerine
değer artışı sağlamak olan,
profesyonel yönetici tarafından
yönetilen örgüt” olarak
tanımlamaktadır.
Teknoparklar, bir üniversite
veya araştırma kurumunda ve/
veya öncülüğünde üretilen
bilginin ticarileşmesine imkân
sağlayarak katma değeri yüksek
ürünler elde etmek suretiyle
bölge ve ülke kalkınmasına
katkı sağlamayı amaç edinen;
Ar-Ge ve inovasyon temelli
firmaları bünyesinde barındıran,
yönetici veya işletici bir şirket
tarafından yönetilen ve
mevzuatında öngörülen bir
takım destek mekanizmalarına
sahip ortamlardır.
1950’li yıllarda ABD’de
oluşmaya başlayan Silikon
Vadisi ile ortaya çıkan
teknoparklar, dünyada
Kayseri Konferansları ve ETTO
üniversite sanayi işbirliğini
sağlama konusundaki en
başarılı model olarak öne
çıkmaktadır. Günümüzde,
sanayileşmiş ülkeler
teknoparkları, teknolojik ve
ekonomik gelişmenin en
önemli araçlarından birisi olarak
görmektedir. ABD, İngiltere,
Fransa, Japonya, Çin, Kore,
Hindistan, İsrail, Finlandiya gibi
birçok ülkede üretim ve hizmet
sektörleri ürettikleri katma
değerin önemli bölümünü
teknoparklar bünyesinde
yürütülen Ar-Ge ve yenileşim
çalışmalarına borçludur.
Örneğin; Fransız sanayisi,
oluşturduğu katma değerin
%24’ünü teknoparklarda
yapılan Ar-Ge çalışmalarıyla
sağladığını açıklamıştır.
Büyüyen Türkiye’nin
Teknoloji üsleri:
Teknopark’lar...
Örnek Teknopark’lardan
biri: Erciyes
Erciyes Teknopark bugün
itibari ile 160 işletmeyi ve
kuluçka (incubation) firmasını
bünyesinde barındırıyor.
Bölge firmalarının Ar-Ge’ye
dayalı cirolarının toplamı 250
milyon TL’ye ulaşmış durumda.
Bünyesinde yer alan işletmelere
kaliteli hizmet vermek amacı ile
çalışan bölge yönetici şirketi,
30.500 metrekare kapalı alanda
nitelikli teknopark hizmetleri
sunuyor ve katma değeri
yüksek, ihracat potansiyeli
bulunan ürünlerin geliştirildiği
Erciyes Teknopark’ta bugün
250’nin üzerinde Ar-Ge projesi
aktif olarak yürütülüyor. Tarihsel
girişimcilik kültürü taşıyan bu
bölgede; girişimcilerin eğitimi ve
başarılı işletmelere dönüşümü
için Ser@ adlı önemli bir ön
kuluçka (incubation) programı
yine Erciyes Teknopark’ta
yürütülüyor.
Bilindiği gibi; Teknoloji
Transfer Ofisleri (TTO),
üniversitede var olan nitelikli
bilgiyi endüstrinin hizmetine
sunmak ve ortak projeler
geliştirmek üzere görev
yapan iletişim köprüleri ve
arayüzleridir. TTO’lar aynı
zamanda üniversitedeki nitelikli
bilgiyi korumak, tescillemek,
proje sahiplerinin fon
kaynaklarından daha verimli
bir biçimde yararlanmalarını
sağlamak, yeni girişimciler
bulmak ve yetiştirmek gibi
görevler de üstleniyorlar.
Teknoloji Transfer Ofisleri
aynı zamanda endüstrinin
teknolojik problemlerine
nitelikli çözümler üreten
ve bunu sahada uygulayan
mekanizmalar. Bununla birlikte
endüstride üretilen teknolojinin
korunması ve geliştirilmesi için
de hizmetler sunuluyor.
Erciyes Teknopark, TÜBİTAK
tarafından desteklenmeye
hak kazanan ilk 20 TTO
arasına girerek bölgenin en
büyük Teknoloji Transfer
Ofisi’ni kurmuş durumda.
Erciyes Teknoloji Transfer Ofisi
(ETTO)’nde proje destekleme
ve rehberlik faaliyetleri,
üniversite – sanayi işbirliği
faaliyetleri, kuluçka (incubation)
hizmetleri, patent’leme,
patent araştırma ve teknoloji
pazarlama hizmetleri de bu
kapsamda sunuluyor.
.....ve Ser@ (Start-Up
Erciyes Atölye)
Teknopark’lar Start-Up
şirketlere pozitif ayrımcılık
yaparak kuluçka aşamasındaki
şirket sayısını artırmayı
hedeflemekte. Teknolojideki
gelişmelerin ve Ar-Ge
faaliyetlerinin giderek önem
kazandığı günümüzde
girişimcilerin teknolojik
gelişime ayak uydurmaları
şart. Ancak özellikle KOBİ
ölçeğindeki firmaların kendi
imkanları ile bunu yapması
oldukça zor. Buradan yola
çıkarak üniversitelerin de
içinde bulunduğu bir kavram
yaratılarak üniversitegirişimciler-devlet iş birlikteliği
ile teknoloji geliştirme bölgeleri
meydana getiriliyor. Özellikle
başlangıç aşamasındaki şirketler
(Start-Up) için teknoparklar
büyük önem taşıyor.
Bu bağlamda, ETTO içinde
tahsis edilen yepyeni bir
binada konuşlandırılan Ser@,
proje fikri olan girişimci
adaylarına açık ofis imkanı
sağlarken bir birinden değerli
uygulamalı eğitimleri içeren
bir program. Bu program;
ticari değer taşıyan, teknoloji
odaklı projeleri olan genç
girişimci adaylarını başarılı bir
girişimci haline dönüştürmeyi
amaçlayan, uygulamalı bir ön
kuluçka (incubation) hizmeti.
Sağlanan ortam ise disiplinli
bir ortam gerektiren bir çeşit
“BootCamp”. Yöneticiler
“Mentor” olarak gerekli
desteği sağlama açısından
önemli çalışmalar da yapıyorlar.
Burada, konferansım sırasında
Ser@ içinde çalışan genç
girişimci adaylarının yüzündeki
başarı arzusu ve heyecanını
görmenin çok keyif ve umut
verici olduğunu belirtmeden
geçemeyeceğim.
Sonuç olarak; yenileşim,
Ar-Ge ve teknolojide
gelişimin kaynağını oluşturan
Teknopark’ların doğru
yönde geliştirilmesi için konu
üzerinde önemle durmak ve
yukarıda ancak çok özetle
aktarabildiğim çalışmalara
destek vermek iş adamlarımızın
ana amaçlarından biri olmalı.
Bu vesileyle,böylesine önemli
bir amaca ulaşma yolunda
çok değerli emek sarfeden
tüm kahramanlara (saygıdeğer
hocalar, yöneticiler, genç
girişimciler, öğrenciler)
saygılarımı sunuyorum. Umarım
çalışmalarınız ülkemize üstün
yarar ve başarılar getirir.
[email protected]
14
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
19 - 25 OCAK
2015
Karma bulut yılı, kanalda değişim getirecek
Haber Merkezi
EMC Türkiye ve Doğu Avrupa Bölgesi
Kanal Satış Müdürü Erkut Göktan
EMC, 2015’in kanal yönetim
stratejilerinde etkili olacak
temel unsurları ele alırken,
CIO’ların değişen görev
tanımına da değindi. Buna
göre, daha önce sadece BT
sistemlerinin sorumluluğunu
üstlenen CIO’lar’ın, artık
işletmelerin büyümesine olanak
sağlayacak sayısal stratejileri
de uygulamaları bekleniyor.
CEO’lar da yeni teknolojilerin üç
kilit hedefe, farklılaşma, çeviklik
ve büyümeye uygunluğunu
görebilmek için değişim
projelerinin içinde yerini alıyor.
2015’te kanal için önem
taşıyacak eğilimlere dikkat
çeken EMC Türkiye ve Doğu
Avrupa Bölgesi Kanal Satış
Müdürü Erkut Göktan,
“Karma bilişim teknolojilerinin
kurumsal BT dünyasındaki
etkisiyle iş ortakları da büyüme
potansiyeline sahip yeni alanlar
görebilir” derken, eklemeden
geçmedi: “Ancak iş ortakları,
bu alanlardaki fırsatlardan
işletmelerinde özellikle
yetenek yönetimi konusunda
bazı değişiklikler yapmadan
yararlanamayacak.”
Sanallaştırma çeviklik
sağlayacak
2015 ‘Karma Bulut Yılı’ olarak
tanımlanırken, bunu destekleyen
üç teknolojide de büyüme
beklentisi öne çıkıyor. Bunlardan
ilki Flash tabanlı yapılar ve bulut
ortamlarının temelini oluşturan
teknoloji olma yolunda ilerleyen
Flash dizilimlerin satışının
2015’te katlanarak artacağı
üzerinde duruluyor. Öne çıkan
ikinci teknoloji; yakınsanmış
ve referans mimari gibi
entegrasyon teknolojileri. Bu
teknolojiler de kanalın büyümesi
için uygun bir iş alanı sunuyor.
Üçüncü olarak ise yazılım tanımlı
veri depolama ve yazılım tanımlı
veri merkezlerinin işleyişini
mümkün kılan her tür yazılım
çözümünün yüksek satış geliri
getireceği üzerinde duruluyor.
2015’te toplam sanallaştırma
maliyeti ve sanallaştırmanın
getirdiği çeviklik avantajları
sayesinde bu yükselişin de
sürmesi bekleniyor.
Sanallaştırma, kurumsal BT
sektöründe 2015 yılında da ön
planda olacak ve buna bağlı
olarak karmaşıklığa yönelik
eğilimin de ivme kazanacağı
üzerinde duruluyor. Öte
yandan, kanal iş ortaklarının
hayatta kalması ve başarılı
olması, tedarikçi ile ilişkisini üç
önemli temele oturtmasına bağlı
olacak: Basitlik, öngörülebilirlik
ve kârlılık.
Çalışma şekli değişiyor
“Karma Bulut” kullanımının
artışı, iş ortakları için önemli
fırsatlar da yaratacak. Birçok iş
ortağı iş modellerini bu gelişime
hazır hale getirdi. Böylece
hizmet entegratörleri satıcılara,
satıcılar da hizmet sağlayıcılara
dönüştü. İşletmelerin ‘Karma
Bulut’ uzmanlığının büyük önem
taşıyacağına işaret edilirken, bu
yüzden sadece bu uzmanlığa
sahip satıcıların başarılı
olabileceği üzerinde duruluyor.
Bu kapsamda yetenek
yönetimi, iş ortakları için
2015’te öncelikli gündem
maddelerinden biri olurken,
kanal satış ve satış öncesi
ekiplerinin yeni bir çalışma
şeklini benimsemesinin
gerekliliğine işaret ediliyor.
Bu arada 2015’te veri
depolama ürün ve hizmetleri
sunan satıcıların, aynı zamanda
güvenlik konusunda da
uzman olmaları önemli bir
gereklilik halini alacak. Ayrıca
ihtiyaç halinde müşterilerine
“Karma Bulut” altyapılarını
nasıl verimli ve güvenli hale
getirebilecekleri konusunda
yardımcı olmaları da gerekecek.
Tamamı Flash dizilimlerin
önemi arttıkça, satıcıların da
satış ekiplerine bu konuda
eğitim vermeleri gerekecek. Bu
arada işletmelerin ve satıcıların
“Nesnelerin İnterneti’nin”
yaygınlaşması sonucunda
büyük verinin mümkün kıldığı
iş modelleri konusunda daha
fazla bilgi sahibi olmaları
beklenebilecek.
15
Formalis CEO’su Tamer Gülce
İşnet Teknoloji, Operasyon ve Strateji Direktörü Ali Taşkın
Citrix Türkiye Ülke Müdürü Mehmet Emrali
Bulut bilişim SaaS ile anlamlı
En hızlı Hibrit Bulut büyüyecek
SaaS bir zorunluluk halini alıyor
AloTech Ortağı ve CTO’su İdris Avcı
Türkiye’de hibrit bulut
ivme kazanacak
Turkcell Kurumsal Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel
Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş
Bulut ile iş yapış şekilleri
değişiyor
Sayfa 16
Proline Sistem Çözümleri Yöneticisi Yasin Çolakoğlu
Bulut bilişim SaaS ile anlamlı
Ortak akıl hibrit bulutu işaret ediyor
Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu
Sadecehosting / TelecityGroup Satış ve Pazarlama Direktörü
Aydın Işık
Her iki model de EMEA’da öne çıkıyor
Sayfa 20
BThaber
DOSYA
PwC Türkiye Risk, Süreç ve Teknoloji Hizmetleri Bilgi
Teknolojileri Risk Hizmetleri Lideri Özkan Kıvanç
Sayfa 21
NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı
Dünya çapında başarılı projeler
SaaS ile ortaya çıkacak
VMware Türkiye Ülke Müdürü Murat Mediçeler
SaaS Türkiye’deki şirketler
için fırsat sunuyor
Sayfa 23
Hibrit Bulut
ve Saas
KOBİ’ler hibriti yaygınlaştıracak
daha.net Genel Müdürü Emin Gür
Bulut dönüşüyor
Sayfa 24
19 - 25 OCAK
2015
www.bthaber.com
Dosya Sponsoru
Sayfa
18
19
Bulutta sürdürülebilir müşteri memnuniyeti
Şirketlerin ilk tercihi hibrit ve SaaS
Türkiye gibi
gelişmekte
olan ülkelerin
çıkış yolu SaaS
ve kurumların
hem bulutun
avantajlarından
faydalanıp
hem de güvenli
hissettikleri
hibrit bulut
çözümleri öne
çıkıyor.
2014 CIO araştırmasına
göre, gelecek iki sene
içerisinde BT yöneticilerinin
yüzde 70’inden fazlasının
öncelikli sorumluluğu BT
Evren Gülyaşar
yönetiminden, inovasyon ve
transformasyon yönetimine doğru yönelecek.
Ayrıca, yüzde 40’ından fazlasından işe değer
katan büyük veri analizleri ve iç görüler talep
edilecek. Operasyonel işler yerine stratejik
beklentiler artış gösterecek. Bu nedenle IT
yöneticilerinin üstlerindeki operasyonel iş
yüklerini, işi yapandan çok denetleyen bir
role geçiş için tekrar gözden geçirmeleri
gerekecek.
Hem esnek ve ölçeklenebilir hem de güvenli
bir bulut hizmeti almak isteyen şirketler
düşünüldüğünde bulut bilişimde en hızlı
büyüyen alan hibrit bulut sistemlerinde
olacak. Yapılan bir araştırmaya göre dünyada
hibrit bulut pazarının 2018 yılında yaklaşık 80
milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması bekleniyor.
2020’lere gelindiğinde dünya çapında
geliştirilen yazılımların yüzde 80’inin bulut
tabanlı olacağını öngörebiliriz. IDC tarafından
Türkiye’de 30 BT şirketine yapılan anketin
analizlerine göre, genel bulut pazarının 2016
yılında 150 milyon doların üzerinde olması
hedeflenmektedir.
Yine IDC’nin rakamlarına göre SaaS pazarının
2014 sonunda 40,5 milyar doları bulması
bekleniyor. Bu da kurumsal yazılım pazarı
içerisinde SaaS pazarının payının yüzde
16’ya yükseleceği anlamına geliyor. Dünyada
SaaS pazarının her yıl yüzde 30 büyüyerek
2025 sonunda da 160 milyar dolara çıkması
bekleniyor.
Mayıs 2014’te T.C. Kalkınma Bakanlığı
tarafından yayınlanan “2014-2018 Bilgi
Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı”na göre
küresel BT hizmetleri pazarı içerisinde en
fazla gelişmesi beklenen alan bulut bilişim
hizmetleri pazarı haline geldi. Ülkemizin
nüfusu ve dünya ekonomisindeki payı dikkate
alındığında, BT pazarının küçük olduğu
ve önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığı
görülüyor. Türkiye BT pazarı 2007’deki 5,93
milyar dolar seviyesinden 2012 yılı itibarıyla
9,6 milyar dolar seviyesine ulaşıyor.
BT harcamaları kişi başına düşen gelir
seviyesiyle ilişkilendirildiğinde orta gelir
grubundaki ülkelerin alt bandında yer
aldığımız görülmektedir. Ülkemizde yazılım
ve BT hizmetleri harcamalarının BT pazarı
içerisinde aldığı yüzde 21’lik pay, yüzde 50’lik
dünya ortalamasına göre oldukça düşük
kalıyor.
16
DOSYA
BThaber
Hibrit Bulut
ve Saas
Bilişim insan ve kurumların hizmetine
girmeye başladığında önce donanımları
tanıdık. Asıl olan “computer” idi.
Sistemler alındığında yazılım içinde
ücretsiz gelir veya geliştirilirdi. Hatta
ihaleler ve satın almalar bir kalemde
yapılırdı. Tedarikçilerden ikisi birden, hem
yazılım hem donanım istenirdi. Zaman
geçtikçe, yazılımın ağırlığı ve önemi
arttı. Yazılımlar başka donanımlarda da
çalışabilir hale geldi. Veri tabanları ayrıştı.
Sanal sunucular ortaya çıktı. Artık çözüm
derken neredeyse sadece yazılımları ve
veri tabanlarını kastediyoruz.
Sosyal medya uygulamaları, e-posta
uygulamaları, internet bankacılığı
uygulamaları, gazeteler, hatta e-devlet
uygulamaları de birer SaaS uygulaması
örneği. Bu sayede, bulut bilişime gün
geçtikçe daha fazla ısındık.
Aşağıdaki soruları endişelerimizi
en azından kategorize etme olanağı
verecektir.
a) Mevcut kendi sistem altyapımız,
bulut bilişimin sağladığından daha
“güvenli” mi? Bu sorunun yanıtının,
çoğu kurum için, SaaS’ın daha güvenli
olduğu şeklinde çıkması çok da şaşırtıcı
olmayacaktır. Bu durumda SaaS bu tür
kurumlar için tam bir fırsattır.
b) Mutlaka bizim olsun dediğimiz;
dışarı çıkartmak, kimseyle paylaşmak
istemediğimiz tam olarak nedir?
Verilerimiz mi, iş yapış şekillerimiz
mi, donanım mı? Bu soruyu doğru
yanıtlamak da önemli, çünkü hibrit SaaS
çözümlerinin, verinin sahipliği konusunda
çok çeşitli çözümleri bulunmaktadır.
c) SaaS uygulamasının, hangi
sistemlerimizle beraber hatta iç içe
olacağını belirledik mi? Böylelikle,
Hibrit Saas’tan en yüksek verimi
bekleyebileceğiz. SaaS çözümleri internet
üzerinden gayet başarılı entegrasyon
olanakları sunmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde
bulut daha yaygın
Bulut bilişim gelişmiş ülkelerde,
19 - 25 OCAK
2015
Bulut bilişim SaaS ile anlamlı
ülkemize göre çok daha önce
kurgulanmaya ve yaygınlaşmaya
başladı. Dolayısı ile hem bulut teknoloji
çözümleri sağlayan firmalar hem
faydalananlar, ülkemizden yıllar önce
yapılandırdı.
Devlet, kanunlar ve genelde
ekonomik düzen bulut ve hibrit bulut
teknolojilerine göre evrilmiş ve bu
tür çözümlere ilişkin kurallar, ödeme
biçimleri, anlaşmalar, kişisel verilerin
korunma sertifikasyonları ülkemizden
çok daha önce gelişti.
Formalis olarak, Silikon
Vadisi’ndeki şirketimiz aracılığı ile
tüm ürünlerimiz için küresel SaaS
çözümlerinin sağlaması gereken temel
sertifikasyonlarımızı tamamladık.
Bu süreçte, bu tip sertifikasyonların
Türkiye’de de verilmesi konusunda
devlet kurumları ve üniversiteler
de dahi çeşitli kurumlara öncülük
önerdik. Önemini yıllar önce anlatmaya
gayret ettik. Ancak başarılı olamadık.
Kendi firmamızı ABD’de kurup
sertifikasyonlarımızı tamamlamak
zorunda kaldık. Çünkü ABD’de devlet,
bulut bilişişimin farkında, kurumların
çekincelerinin de farkında. Dolayısı
ile kendi şirketlerinin tüm dünyada
iş yapma potansiyellerini her açıdan
geliştirmeye çalışıyorlar. Ancak, birçok
destek paketi, globalleşen ürünler, için
devlet tarafından sağlanıyor. Ar-Ge
desteklerini de sektör gayet iyi biliyor.
Eleştirilerimiz daha iyisi için. Çünkü
bulut bilişim kaçırmak olmak üzere
olduğumuz bir başka tren.
Bulutun asıl verimi SaaS
ile ortaya çıkıyor
Bulut teknolojilerinin asıl verimli
kullanımı SaaS çözümleri kullanmaktır.
Hem uygulama hem veri tabanı SaaS
sağlayıcının kontrolündedir. Hatta
sizin firmanız için ayrı bir veri tabanları
da yoktur. Multi-tenant uygulama
mimarisi sayesinde, tek uygulama ve
tek veri tabanı ile tüm müşterilerine
hizmet sunarlar. Sundukları SaaS
çözümüne odaklanmış bu firmaların
çözümleri, sizin sağlayacağınız
performans ve güvenilirlikten daha
fazlasını dahi sağlayabilirler. Birçok
güvenlik sertifikalarına sahiptirler.
Bu tip çözümlerde SaaS çözümünün
gereksinimlerinizle ne kadar uyuştuğu,
platformun veri güvenliği, veri iletişim
güvenliği, kritik veya tüm verilerin nasıl
şifrelendiği, erişilebilirlik konusunda
sağlayacağı SLA’ler ve SaaS sağlayıcının
bir bütün olarak finansal ve kurumsal
güvenilirliği ön plana çıkar. Diğer
önemli bir unsur, SaaS çözümünün
diğer çözümlerle ve özellikle sizin lokal
çözümlerinizle nasıl entegre olacağıdır.
Hibrit SaaS uygulamalar internet
üzerinden mevcut sistemlerinizle
entegre çalışabilmektedir. Kimi hibrit
SaaS uygulamalarının veri tabanları sizin
sahip olduğunuz sunucular üzerinde de
çalışabilir.
Mi4biz, Helpalive, Pollactive,
Sommoni ve Opheleia hibrit bulut SaaS
çözümlerimiz. Tümü için hem response
time, hem erişebilirlik açısında net ve
aksatmadan sağladığımız SLA’lerimiz
var. SafeHarbor sertifikasayonu ile
kişisel verileri koruma politikalarımız
sürekli denetletiyor ve güncel kılıyoruz.
SaaS’da başlangıç
maliyeti çok daha düşük
Yazılım geliştirme, ihtiyaçlara
göre sürekli iyileştirme maliyetli bir
süreç. Oysa SaaS çözümleri bunu iyi
yapabildikleri için varlar. Bu çözümleri
kullanmak, yazılım geliştirme ve
barındırma süreçlerinden tasarruf
etme ve asıl işimize odaklanma fırsatı
Formalis CEO’su
Tamer Gülce
sunmaktadır.
İyi SaaS çözümleri sürekli gelişir ve
yenilenir. İnternet erişimi ve genel
olarak erişilebilirlik SLA’leri yüksektir.
İnternet uygulamaları olduğu için,
kullanıcılarınızın internete çıkabiliyor
olmaları tek kriterdir. Dolayısı ile
kullanıcılarınızın destek maliyetleri
daha azdır. Başlangıç yazılım lisans
maliyetler klasik lisans satın almaya
göre daha azdır.
Mi4biz dünya markası
haline geliyor
Başarılı örneklerden biri, Mi4biz’dir.
Son olarak New York’ta düzenlenen
ve 3 gün süren Customer Service
Exhibition etkinliğinde altın sponsor
olarak yer aldık. Mi4biz’i küresel bir
marka haline getiriyoruz. Doha ve
Milano’da etkinliklere katıldık. 30,000
kullanıcı ile ülkemizdeki en büyük SaaS
uygulamasıyız. Bankalardan e-ticarete,
belediyelerden, üniversitelere,
perakende şirketlerinden mağazalara
50’den fazla müşterimiz yıllardır
Mi4biz’i kullanıyorlar.
Türkiye’de hibrit bulut ivme kazanacak
AloTech Ortağı ve CTO’su
İdris Avcı
Buluta geçişte en çok veri güvenliği
ve servis güvenirliği sorgulanıyor.
Hibrit bulut her iki endişeye de
çözüm olabilir. Kurumlar uygulama
ve verilerini segmente edip hassas
verilerin olduğu, yüksek hizmet
seviyesi gereken uygulamaları özel
bulutta, yüksek yük gerektiren
uygulamalarını ise genel bulutta
barındırarak hibrit bulutun
avantajından faydalanabilirler.
Hibrit bulutun ABD ve Avrupa’da
oldukça yaygın kullanıldığını
görüyoruz. Türkiye’de ise donanım
yatırımları oranı hibrit bulut
ölçeğinde halen yüksek. Ülkemizde
veri merkezi operatörlerinin bulut
hizmetlerini yaygınlaştırmak üzere
büyük yatırımlar yaptığını biliyoruz.
Bu alanda her gün yeni servisler
ve merkezler devreye giriyor. 2015
ve 2016’da Türkiye’de hibrit bulut
kullanımının çok hızlı bir ivmeyle
artacağını düşünüyorum.
SaaS sunucu maliyetlerini
ortadan kaldırıyor
SaaS modeli ile kurumların hizmet
alımında mekân bağımlılıkları
ortadan kalkar. SaaS kapsamında
uygulamalarınızı mekândan bağımsız
olarak her yerden kullanabilirsiniz.
Söz konusu modelde kullanıcı
sayısı ve kullanım süresine bağlı
ödeme yapılır. Böylelikle yalnızca
kullandığınız bölümü ödersiniz ve
bu sayede de maliyetleriniz düşer.
Bakım, yönetim ve geliştirme gibi
hizmetler SaaS hizmet sağlayıcısı
tarafından karşılandığı için kullanıcılar
kendi işlerine odaklanabilirler.
SaaS, sunucu, lisans ve barındırma
maliyetini de ortadan kaldıran bir
çözümdür.
“AloTech ile dünya pazarına
yayılmayı hedefliyoruz”
Gelişmekte olan ülkelerden
çıkan birçok SaaS uygulamasının
dünya çapında başarı yakaladığını,
Türkiye’den de birçok firmanın bu
ürünleri kullandığını görüyoruz. SaaS
Türk girişimler için çok önemli bir
fırsattır. Doğru marka stratejisinin
benimsenmesiyle bu alanda
çok başarılı projeler çıkacağına
inanıyorum.
AloTech olarak SaaS fırsatını
değerlendirerek hizmetlerimizi
küresel pazara yaymak istiyoruz.
Platformumuzu çoklu dil desteğiyle
geliştirdik ve geçtiğimiz Haziran
ayında Türkçe’nin yanına İngilizce
versiyonu da ekledik. İngiltere
pazarından potansiyel müşteri ve
iş ortaklarıyla demo çalışmalarımızı
sürdürüyoruz.
Ofis giderlerinize
ortak oluyoruz.
Evet, yanlış duymadınız. Ofisinizin BT harcamalarının büyük
kısmını oluşturan, fiziksel sunucular, web altyapısı, e-posta
yönetimi, yedekleme, barındırma, güvenlik ve soğutma
giderlerinizin hepsine birden ortak oluyoruz.
Teletek’in güçlü altyapısı ve cazip fiyat teklifleri ile sunduğu bulut
bilişim ve destek çözümlerine geçiş yaparak %90’a varan tasarruf
imkanı elde etmek için hemen bize ulaşın, siz de kazanın.
0 216 576 21 21
www.teletek.net.tr
20
DOSYA
BThaber
Hibrit Bulut
ve Saas
19 - 25 OCAK
2015
En hızlı Hibrit Bulut büyüyecek
CLOUD
CONTROL
Become your company's cloud
service provider with SUSE Cloud
®
suse.com/cloudcontrol
Hibrit (karma) bulut bilişim,
kullanıcı şirketlere sunduğu esnek
yapısıyla güvenlik, veri güvenliği
ve gizlilik gibi endişeleri giderebilir.
Hibrit bulut hizmetleri ile şirketler
kendi verilerini ister ofisten isterse
dışarıdan yönetebiliyor. Her iki
bulut yapısı da birbiriyle uyumlu
çalışabiliyor. Böylece şirketler
hem açık bulut hem de özel
bulut sistemlerine sahip olabiliyor.
Açık bulut bilişim şirketlere hızlı
ölçekleme yapma becerisi, çok
büyük depolama alanları ya da
çalışma kapasitesi sunabiliyor.
İşnet Teknoloji, Operasyon ve
tercihi de hibrit bulut bilişimden
yana olacaktır. Aynı zamanda
kamuda da geniş veri ve iş hacmine
yanıt verecek, mahremiyeti ön
planda tutacak hibrit bulut bilişim
sistemleri öncelikli tercih edilecektir
diye düşünüyorum.
Mevcut gidişata bakıldığında,
2020’lere gelindiğinde dünya
çapında geliştirilen yazılımların
yüzde 80’inin bulut tabanlı
olacağını öngörebiliriz. IDC
tarafından Türkiye’de 30 BT
şirketine yapılan anketin analizlerine
göre, genel bulut pazarının 2016
yılında 150 milyon doların üzerinde
olması hedeflenmektedir.
2018’de 80 milyar dolarlık
Strateji Direktörü Ali Taşkın
büyüklüğe ulaşacak
Hem esnek ve ölçeklenebilir hem de güvenli
Türkiye yazılım ile küresel rekabete
bir bulut hizmeti almak isteyen şirketler
katılabilir
düşünüldüğünde bulut bilişimde en hızlı büyüyen
Türkiye’nin uluslararası arenada varlık göstereceği
alan hibrit bulut sistemlerinde olacak. Yapılan bir
ve küresel rekabet sağlayacağı alanların başında
araştırmaya göre dünyada hibrit bulut pazarının
yazılım sektörü geliyor. Dünyada SaaS pazarının
2018 yılında yaklaşık 80 milyar dolarlık büyüklüğe
büyüme beklentisi göz önüne alındığında SaaS
ulaşması bekleniyor.
modelinin de yerli yazılımların dış pazarlara bir
Türkiye’de KOBİ’leri kapsayan bir araştırmaya
servis hizmeti olarak sunulmasını son derece
göre ise yeni kurulmuş şirketlerle 9 yıldan fazla
kolaylaştıracaktır. Yazılımların hangi fiziksel noktada
faaliyette bulunan şirketler bulut bilişim pazarı
bulunduğunun önemli olmadığı SaaS modelinde
için en büyük potansiyeli oluşturuyor. Türkiye’de
Türkiye akılcı bir yatırımla dünyanın her ülkesine
bulut bilişime en fazla yatırım yapmayı planlayan
yazılım ve uygulama (yerli ve yabancı) barındırma
sektörler arasında da e-ticaret/perakende,
hizmetleri sunabilir. Yazılım alanında yakalanması
ulaştırma/depolama sektörleri geliyor. Hem yaygın
hedeflenen küresel rekabet hedefi, Türkiye’nin
çalışma alanı olan hem de müşteri ve veri gizliliği/
bir Küresel SaaS Hizmet Merkezi olması hedefiyle
güvenliğine önem veren bu sektörlerin öncelikli
birleştirilebilir.
Bulut ile iş yapış şekilleri değişiyor
BT dış kaynak kullanımına olan
Geniş bant fiber internet hızı,
geçişin bir benzerinin bulutta
sanallaştırma teknolojileri ve bu
da gerçekleştiğini görüyoruz.
sayede hızla çeşitliliği artan bulut
Tüm BT hizmetlerinin ilk önce
hizmetleri, BT dünyasındaki iş
kurum içinde yapılandırıldığı
yapış şekillerini ve alışılagelmiş
daha sonra bazı hizmetlerin
pratikleri tamamen değiştiriyor.
dışarıdan kaynak kullanımı
İşletmeler daha gelişmiş ve daha
yoluyla alınmaya başlandığı ve en
yenilikçi pazarlarda rekabet etmek
sonunda tüm BT hizmetleriyle
için gelişim gösteriyorlar. Bu
altyapının dış kaynak kullanımı
gelişime hızlı uyum sağlayabilecek
yöntemine geçirildiği yolculuğun
altyapıların kurulması, işletilmesi
bir benzeri şu anda bulutta
ve sürekliliklerinin sağlanması
yaşanıyor. İlk önce özel bulutlar
için harcanan kaynakla efor her
kurularak tüm bulutun sahibi
geçen gün daha fazla sorgulanıyor
kurumlar oldu, şimdiyse iş kritik
ve dışarıdan hizmet kullanımı
modellerine geçiş eğilimi
Turkcell Kurumsal Pazarlama olmayan sistemlerin bulut servis
sağlayıcılara taşındığı hibrit
gösteriliyor.
ve Satıştan Sorumlu Genel
Müdür Yardımcısı Selen
BT yöneticilerinden beklentiler
kullanımlar artıyor. Standartlar
Kocabaş
de bu gelişmelere paralel olarak
ve güven tamamen sağlanınca
her geçen gün artıyor. IDC’nin
da bütünüyle genel bulutların
gerçekleştirdiği 2014 CIO araştırmasına göre,
gündemimizde olacağını düşünüyoruz.
gelecek iki sene içerisinde IT yöneticilerinin
Bulutun en büyük faydalarından bir tanesi de
yüzde 70’inden fazlasının öncelikli sorumluluğu
servis sağlayıcıların ölçek ekonomilerini kullanarak,
IT yönetiminden, inovasyon ve transformasyon
yani büyük altyapı alımları sırasında birim
yönetimine doğru yönelecek. Ayrıca, yüzde
maliyetlerini azaltarak kurumlara çok daha fazla
40’ından fazlasından işe değer katan büyük
maliyet avantajı sunabilmesi. Bu da ancak genel
veri analizleri ve iç görüler talep edilecek.
bulut kullanımlarında hissedilebiliyor. Diğer önemli
Operasyonel işler yerine stratejik beklentiler
bir avantaj bulut servis sağlayıcıların altyapılarının
artış gösterecek. Bu nedenle BT yöneticilerinin
yedeklilik ve kesintisizlik yönünden daha
üstlerindeki operasyonel iş yüklerini, işi yapandan
yüksek standartlara sahip olmaları. Kurumların
çok denetleyen bir role geçiş için tekrar gözden
sıfır yatırımla en son teknolojilere sahip bulut
geçirmeleri gerekecek.
altyapılarını kullanabildikleri altyapılar sunuluyor.
Bulut modellerini bulut kullanımındaki
Böylece yatırım maliyetleri de işletme maliyetlerine
yolculuğun adımları olarak görebiliriz. Geçmişteki dönüşerek kurumların finansal akışları iyileşiyor.
22
DOSYA
BThaber
Hibrit Bulut
ve Saas
19 - 25 OCAK
2015
Kalkınma Bakanlığı stratejisinde bulut bilişim ilk sırada
Bilgi Teknolojileri süreç ve
organizasyonlarının mevcut durumda
bile yönetilmesinin çok da kolay olmadığı
düşünülürse Hibrit buluta geçecek
kurumların kendilerini hazırlaması gereken
konuların olması kaçınılmazdır.
Hali hazırda da kurumların endişelerinin
başında yer alan güvenlik, hibrit buluta
geçmeyi düşünen kurumların dikkat
edilecekler listesinde ilk sırada yer
almalıdır. Hibrit bulut yapısına geçişte
kimlik yönetimi, bilgi güvenliği ve uyum
konuları önemini daha da artırmaktadır.
Yerel ağlarda uygulanan veri güvenlik
politikalarının hibrit yapıda uygulanması,
mevcut veri koruma politikaları ile bulut
ortamının gerekliliklerinin uyumu gibi
konular tedarikçi seçimini ve geçiş planını
etkilemektedir.
Ek olarak, hibrit yapıya geçiş öncesi
entegrasyona uygun ağ yapısının
oluşturulması, gerek olduğunda verilerin
ve uygulamaların başka bir tedarikçiye
veya buluta taşınmasına izin verecek yedek
planların yapılması, genel ve özel bulutun
ayrı altyapılar kullanımından dolayı ortaya
çıkabilecek veri ve uygulama entegrasyon
risklerini bertaraf edecek yöntemlerin
geliştirilmesi ve hibrit yapıya geçiş planını
tasarlayabilecek ve koordine edebilecek bir
ekibin oluşturulması hibirt buluta geçecek
kurumlar için önemli unsurlardır.
Hibrit buluta geçişte bu endişeleri
giderecek çözümler ve yöntemler
bulunmaktadır. Hibrit buluta geçişin
sadece sürecin başlangıcı olduğu ve kurum
içinde yaşayan diğer süreçler gibi devam
ettirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Her projede olduğu gibi geçiş projesinin
planlaması tüm paydaşları ve unsurları
yaygınlaşması önünde engel teşkil
etmektedir. BT sektöründeki mevcut mal
ve hizmet dağıtım kanalları da KOBİ’leri
bulut bilişim hizmetleri kullanımına
yönlendirici şekilde çalışmamaktadır.
Özetle, Türkiye’de başlangıç seviyesinde
olan hibrit bulut yapısı zaman içinde
gelişmesi planlanan bir inisiyatiftir.
Sağladığı faydalar düşünüldüğünde göz
ardı edilemeyecek faydalar sağlayan
hibrit bulut, önündeki veri güvenliği,
mahremiyeti gibi konuların düzenleme,
denetim ve sertifikasyon gibi araçlarla
makul güvence altına alınması ile
yaygınlaşma hızını arttıracaktır.
PwC Türkiye Risk, Süreç ve Teknoloji Hizmetleri Bilgi Teknolojileri Risk Hizmetleri
Lideri Özkan Kıvanç
düşünerek yapılmalıdır.
Türkiye BT pazarı büyüyor
Mayıs 2014’te T.C. Kalkınma Bakanlığı
tarafından yayınlanan “2014-2018 Bilgi
Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı”na göre
küresel BT hizmetleri pazarı içerisinde en
fazla gelişmesi beklenen alan bulut bilişim
hizmetleri pazarıdır. 2012 yılı itibarıyla 40
milyar dolar büyüklüğünde olan pazarın,
yıllık ortalama yüzde 24 büyüme ile
2016 yılında 98 milyar dolara ulaşması
beklenmektedir.
Ülkemizin nüfusu ve dünya
ekonomisindeki payı dikkate alındığında,
BT pazarının küçük olduğu ve önemli bir
büyüme potansiyeli taşıdığı görülmektedir.
Türkiye BT pazarı 2007’deki 5,93 milyar
dolar seviyesinden 2012 yılı itibarıyla 9,6
milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.
BT harcamaları kişi başına düşen gelir
seviyesiyle ilişkilendirildiğinde orta gelir
grubundaki ülkelerin alt bandında yer
aldığımız görülmektedir. Ülkemizde yazılım
ve BT hizmetleri harcamalarının BT pazarı
içerisinde aldığı yüzde 21’lik pay, yüzde
50’lik dünya ortalamasına göre oldukça
düşüktür.
Bulut bilişim, kullandıkça ve kullandığın
kadar öde prensibiyle bilişim maliyetlerinde
esneklik ve tasarruf imkânı tanımaktadır.
Mevcut durumda pazar içerisinde
çok küçük bir payı olan bulut bilişim
hizmetlerinin önümüzdeki dönemde hızlı
bir büyüme göstermesi beklenmektedir.
Bulut bilişim hizmetlerine yönelik
farkındalık eksikliği ve bu hizmetlerden
yararlanmak isteyen KOBİ’lerin duyduğu
mahremiyet, güvenlik gibi endişeler
bulut bilişim hizmetlerinin KOBİ’lere
SaaS rekabete fırsat sunuyor
SaaS gelişmekte olan ülkelerde
girişimleri dünya ile rekabet edebileceği
bir platform olarak nitelemek doğru
olacaktır. Ekonomik model olarak hizmet
olarak yazılım ile ülke ve dünya çapında
başarıya ulaşacak projeleri üretmesi bu
konuda ülke stratejisinin belirlenmesi ile
doğru orantılıdır. Türkiye’nin hala donanım
ağırlıklı bir ülke konumunda olması
yazılım konusunda atılacak adımların
önemini vurgulamaktadır. Hizmet olarak
yazılımın gelişmesinin önündeki engeller
Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi
ve yaygınlaştırılması, kişisel verilerin
korunmasına ve fikri mülkiyet haklarına
yönelik düzenlemelerin hızla hayata
geçirilmesi, bilişim sektörünün öncelikli
sektör haline getirilmesi ile kaldırılmalıdır.
Bu tür aksiyonlar SaaS’ın hem tedarikçi
tarafında girişimciliği destekleyecek hem
de kullanıcı tarafında bilgi güvenliği
konularında endişeleri azaltacak unsurlar
olacaktır.
SaaS Türkiye’deki şirketler için fırsat sunuyor
Paraşüt Kurucu Ortağı
Sean X. Yu
Bulut sağlayıcıları için operasyon
büyüdükçe maliyet düşüyor. Genel bulut
hizmetleri çok geniş ölçekte hizmet
verebildikleri için maliyet tasarrufunu
müşteriye yansıtabiliyorlar. Ayrıca
genel bulut, müşterilerine ihtiyaçları
kadar depolama alanı ve bant genişliği
kullanmalarına imkan tanıyarak sunucu
ihtiyaçlarını kolayca ölçeklemesine izin
veriyor. Dolayısıyla öngörülemeyen ya da
trafiği hızlı büyüyen firmalar için genel
bulut idealdir. Genel bulut hizmetinin
düşük maliyetli ve kolay ölçeklenebilir
olması firmalar için çok cazip şartlar
sunuyor ve genel bulutun kullanımını
yaygınlaştırıyor.
Ama bazen firmalar kullandıkları
bulut çözümlerinden ekstra kontrol ve
güvenlik istiyorlar. Böyle durumlarda,
özel işletilen ve güvenlik duvarı olan
bulut çözümleri yani özel bulut tercih
edilebiliyor. Özel bulut firmanın iş
yönetim biçimi, izlediği güvenlik
standartları ile uyumlu olacak şekilde
özelleştirilebiliyor. Tabi özel bulut genel
buluta göre çok daha pahalı ve büyük
kuruluşlar için uygulanabilir bir çözüm
olarak konumlanabiliyor.
Genel ve özel bulutun birleşmesi
hibrit bulut olarak tanımlanıyor.
Hibrit bulut kullanımı, genel bulut
çözümlerinin ölçeklenebilmesini ve özel
bulut çözümlerinin kontrolünü sağlama
imkanı sunuyor. Bu günlerde karmaşık
ihtiyaçları olan büyük kuruluşlar hibrit
bulut çözümlerini daha kullanışlı
bulabiliyor.
E-şirket çözümleri
hibrit bulut oldu
E-şirket çözümleri Türkiye’de hibrit
bulut çözümleri olarak tasarlandı.
e-Fatura ve e-arşiv verileri devlet ve özel
entegratör sunucularında tutulmaktadır.
Bu sunucular özel bulut olarak
çalışıyor. e-Fatura ve e-arşiv kullanan
SaaS uygulamaları ise genel bulutta
çalışıyor ancak veri alışverişi özel bulutla
gerçekleşiyor.
Dünyada veri güvenliği endişeleri
arttıkça görüyoruz ki birçok hükümet ve
kuruluş hibrit bulut çözümlerini tercih
edebiliyor. Ancak, genel bulut çözümleri
de veri güvenliği için milyonlarca dolar
yatırım yapıyorlar. Genel bulutun çok
büyük ölçeklerde çalışması çoğu özel
bulut çözümlerinden daha fazla en
son teknolojilere yatırım yapabilme
esnekliğini sağlıyor.
SaaS’ın sunduğu faydalara
baktığımızda girişimciler için iyi bir fırsat
olduğunu söyleyebiliriz. Kullanıcıların
kullanmakta zorluk çektiği geleneksel
yazılımların yerini SaaS almaya başladı.
Pazardaki ihtiyacı iyi tespit etmiş
bir girişimci SaaS ile kullanıcıların
ihtiyaçlarına göre sürekli hızlı şekilde
geliştirebileceği ve ölçekleyebileceği bir
çözüm ortaya çıkartabilir.
Dünyada SaaS pazarı her sene yüzde
30 büyüyerek 30 milyar dolarlık bir
pazar haline geldi. 2025 sonunda bu
rakamın 160 milyar dolara çıkması
bekleniyor. Tüm yazılım çözümleri içinde
SaaS şu anda yüzde 15’lik bir paya
sahip. Dünyada SaaS yönünde yükselen
eğilimin Türkiye’de de gözleneceğini
söylemek yanlış olmaz. Girişimciler
bu modeli kendi işlerinde doğru bir
şekilde kullanarak iyi bir girişim fırsatı
yakalayabilirler.
BThaber
Hibrit Bulut
ve Saas
19 - 25 OCAK
2015
DOSYA
23
SaaS bir zorunluluk halini alıyor
BT’de buluta taşınma ihtiyacı bazı
endişeler yaratmıştı. Başta güvenlik ile
ilgili olmak üzere, kurumlar bazı endişeler
taşımışlardı. Fakat son dönemde, BT
dünyasının bu transformasyon sürecinde
bulut bilişim hakkındaki endişelerinin
azaldığını görüyoruz.
Hibrit bulut kavramı, BT masraflarını
azaltmak için şirketlere bir fırsat
sunmanın yanı sıra şirketlerin değişen iş
gereksinimlerine yanıt verme kabiliyetini
de artırıyor. Hibrit bulut yaklaşımı özel,
ortak veya yerel bulut hizmetlerinin
doğru karışımından yararlanırken; veri
güvenliği, daha iyi kaynak yönetimi,
uyumluluk ve bütçe kısıtlamalarının
üstesinden gelme konusunda şirketlere
önemli faydalar sağlıyor. Hibrit bulut
modelinin ortaya çıkışıyla birlikte
buluta dair genel endişelerin azalmaya
başladığını görüyoruz. 2014’te hibrit
bulut, tümleşik ve entegre mimarilere
yönelik BT çözümlerinde önemli gelişmeler
kaydedildiğini gözlemledik. Genel bulut ve
şirketlere özel bulut servislerini bir araya
getirmek artık bir zorunluluk halini alıyor.
Firmalar harici genel bulut servislerini
kendilerine ait kişisel bulutlarla hibrit
hale getirmek eğilimini taşıyorlar. Bulut
teknolojisinin hayatımızdaki önemi giderek
artarken, bu artışa paralel olarak geleceği
şekillendirecek konulardan biri olarak
hibrit bulut entegrasyonu da öne çıkıyor.
İş ortağı ekosistemi de dönüşüyor
Hizmet olarak yazılım (SaaS), bulut
bilişimin gelişimi ile birlikte artık bir
tercih olmaktan çıkıyor, bulut yapısından
yararlanan şirketler için neredeyse bir
zorunluluk ve olmazsa olmaz halini alıyor.
Türkiye’de de SaaS her geçen yıl etkisini
artırıyor. Türkiye’de bulut çözümler
konusundaki farkındalık ve kullanım
artışı son birkaç yılda oluştu. Bu konuda
başarılı girişimlerin ve hizmetlerin etkisiyle
buluta karşı güven ve farkındalık artıyor.
SaaS, en başta Türkiye’de dünyanın
diğer bölgelerinde olduğu kadar hızlı
yaygınlaşmadı, bu bir gerçek, ama son
iki yılda önemli gelişimler olduğunu
görüyoruz. SaaS en çok KOBİ’ler için
cazip görünürken, Türkiye’de KOBİ’ler
düzeyinde BT kullanımı arttıkça SaaS
gücünü daha da artıracak. En büyük
SaaS potansiyellerinden biri KOBİ
segmentindedir. Mevcut projelerin başarılı
olmasıyla birlikte farkındalık ve kullanım
daha da artacaktır. Küresel ekonominin
sıkıntılı olduğu süreçte SaaS’a ilgi daha da
artabilir.
SaaS, ayrıca iş ortağı ekosistemini
de dönüştürüyor. Dünyada ve Türkiye,
SaaS’ın da etkisiyle iş ortağı ekosistemi
geleneksel “al-sat” iş modelinden,
katma değerli hizmet içeren ve daha
fazla “danışmalık verme” odaklı bir satış
modeline geçiyor.
Citrix Türkiye Ülke Müdürü
Mehmet Emrali
Her iki model de
EMEA’da öne çıkıyor
Proline Sistem Çözümleri Yöneticisi Yasin Çolakoğlu
Ortak akıl hibrit bulutu
işaret ediyor
Bulut bilişime geçiş konusunda kurumları
endişelendiren konuların başında
güvenlik ve servis sürekliliği geliyor.
Hibrit bulut yapısı kurumlara test,
geliştirme veya geçici olarak ihtiyaç
duydukları sistemlerini bulut sistemine
taşıma ve geriye kalan kritik sistemlerini
mevcut ortamlarında tutma imkanı
sağlıyor. Bu esneklik sayesinde kurumlar
kontrollerinde olan sistemleri istedikleri
gibi yer değiştirebiliyor ve bu sayede ciddi
bir avantaj kazanıyorlar.
Hibrit bulut teknolojisini şirketlerin
ortak akıl oluşturma beklentilerinin
teknolojik bir izdüşümü olarak açıklamak
mümkündür. Barındırma, yedekleme,
büyük veri analizi, iş zekâsı, müşteri
ilişkileri yönetimi gibi birçok işlevi
harici bir donanım yatırımı yapmadan
gerçekleştirmenin yanı sıra farklı bulut
ortamları arasında bağlantı sağlayıp
oluşan bu ortak aklı kullanma becerisi de
kurumları hibrit buluta yönlendirmektedir.
Bu ortak akıl genişledikçe,
şirketler kendi iş alanlarına daha
fazla odaklanmakta ve daha verimli
çalışabilmektedirler. Gelecekte şirketlerin
yanı sıra devletlerin de hizmetlerini
hibrit bulut teknolojileri üzerine
konumlandırdıklarını ve entegrasyonların
bulut üzerinden yapıldığını görmemiz
olasıdır.
Veri merkezi ile kurum
iletişimine dikkat edilmeli
Kurumların hibrit buluta geçişi
öncesinde servislerinin önceliklendirmesi
ve bağımlılık haritasının çıkarılması
gerekiyor. Bu çıkarılan haritanın varlığı
kurumun servislerinin birbirleri ile olan
iletişiminin tespit edilmesini sağlayarak
veri merkezi ile iletişim ağının kurulmasını
ve bu ağın hızı/tipi konusunda net bir
bilgi alıyor olmamızı sağlamaktadır.
Hibrit bulut geçişi esnasında kurumlar en
çok buluttaki veri merkezi ile kurumun
veri merkezi arasındaki iletişime dikkat
etmelidirler.
EMEA olarak adlandırılan ve içerisine
bizim de dahil edildiğimiz bölgede
bu alanda iki model öne çıkmaktadır.
Bunlar söz konusu teknolojilerin
kullanım alışkanlıklarının daha oturmuş
olduğu gelişmiş ülkeler ve gelişmekte
olan ülkelerdir. Türkiye’nin yüksek
büyüme ve potansiyelinin, özellikle
sanallaştırma teknolojileri konusunda
çalışmalar yapan firmaların iştahını
kabarttığını söyleyebiliriz. Hibrit bulut
teknolojisinin daha iyi anlaşılması
ve hızla gelişen BT ihtiyaçlarına hızlı
uyum sağlama gereksinimleri sebebiyle
ülkemizde de bu teknolojiyi tercih
eden firmaların artması kaçınılmaz
gözükmektedir. Veri merkezimizde
konumlandırılan güncel projelerde bu
trendi her geçen gün artan bir şekilde
gözlemlemekteyiz.
SaaS yazılımın yükselen
yıldızı olacak
Teknolojinin baş döndürücü bir
hızla değiştiği günümüzde, yazılımların
da klasik yöntemlerden uzaklaşmaya
başlaması ile birlikte klasik “altyapı
yatırımını yap, üzerine yazılım satın
al, kur, çalıştır, güncel tutmaya çalış,
bakımlarını sağla” iş modeli yerine
en basit anlamıyla bir internet tarayıcı
üzerinden bu yazılımlara erişerek
kullanma imkânı sağlayan ve yalınlık
getiren SaaS modeli de kullanımının
giderek arttığını gördüğümüz bir servistir.
Gerek ilk yatırım maliyetinin olmaması
gerekse yazılım işletim ve güncelleme
maliyetlerinin asgari hale gelmesi bu
modeli kurumlar için faydalı bir hale
getirmektedir. Özellikle kurumların ana
odağında olan ve en önemli argümanlar
başında gelen maliyet konusunda
önemli avantajlar sunan SaaS’a, güvenlik
eğilimlerinin aşırı seviyelerde olduğu
firmalar ve kurumlar tarafından temkinli
yaklaşılsa da, bu anlayış yavaş yavaş
kırılmakta ve her geçen gün SaaS’ı tercih
eden kurum sayısı artmaktadır.
Yeni internet erişim teknolojileri ile
erişim hızlarının artması ve kullanım
alışkanlıklarının değişmesi ile birlikte,
geleneksel yazılım endüstrisi içinde SaaS
modelinin bir yükselen yıldız olması
kaçınılmaz gözükmektedir. Bu bağlamda
mevcut SaaS sağlayıcılarının veri
merkezlerimiz içerisinde giderek artan bir
kapasite ile hizmet vermesi ve sektördeki
yeni sağlayıcıların da veri merkezlerimize
giriş yaparak müşterilerine hizmet sunar
hale gelmesi bunu doğrulayan bir husus
olarak göze çarpmaktadır.
Sadecehosting / TelecityGroup Satış ve
Pazarlama Direktörü Aydın Işık
24
DOSYA
BThaber
Hibrit Bulut
ve Saas
19 - 25 OCAK
2015
Dünya çapında başarılı projeler
SaaS ile ortaya çıkacak
İster genel, ister özel, ister hibrit bulut
olsun, bulut sistemlerine yönelik dünya
çapındaki en büyük endişelerden
biri güvenlik. Verinin şirket dışındaki
bulut ortamlarında güvenli bir şekilde
depolanması konusunda hala bir
çekimserlik var. Ortak kaygılar ağırlıklı
olarak verinin buluta taşınması, bulut
üzerindeyken verinin korunması, felaket
kurtarma uygulamalarının çökmesi
durumunda bulut uygulamalarının
ulaşılabilirliği ve mevzuata uygunluk
konularında karşımıza çıkıyor. Fakat
her şeyden önce kritik güvenlik
gereksinimleri olan ABD Ulusal Güvenlik
Bakanlığı ve Federal Acil Durum Yönetim
Kurumu gibi kuruluşların uzun süredir
genel bulut sistemlerini kullandığını
düşünürsek, aşırıya kaçan güvenlik
endişelerinin aslında zaman zaman
mite dönüşebildiğini daha kolay kabul
edeceğimize inanıyorum.
Örneğin şirketiniz bir SaaS uygulaması
kullanmak istiyor ama güvenlik endişesi
yaşıyor. Bu durumda SaaS hizmet
sağlayıcınız, kendi güvenlik duvarının
içinde, yalnızca şirketinize özel bir özel
bulut ortamı oluşturuyor. Ek güvenlik için
de size bir VPN sağlıyor. Bir başka örnek
olarak da, şirketinizin farklı dikey pazarlar
için tasarlanan hizmetler sunduğunu
farz edelim. Bu durumda müşterileriniz
ile etkileşime geçebilmek için genel
bulutu kullanabilir ama verilerinizi özel
bulutta güvenlik altında tutabilirsiniz. Bu
örneklerden de görüldüğü gibi yalnızca
genel veya özel buluta odaklanmak
yerine şirketinize, iş hedeflerinize en
uygun hibrit bulut uygulamasını seçerek
bu tercihlere uygun, daha odaklı yüksek
güvenlik önlemleri alabilirsiniz. Böylece
verileriniz üzerinde daha fazla kontrol
sahibi olabilirsiniz.
2015’te yüzde 50 büyüme
görülecek
Türkiye’de ve dünyada hibrit
bulut henüz emekleme aşamasında.
Önümüzdeki birkaç yıl içinde
olgunlaşmasını beklediğimiz hibrit
bulut, Technology Business Research’ün
araştırmasına göre 2015’te yüzde 50
NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet
Yumrukçallı
büyüme gösterecek. Özel bulut yüzde
35’lerde kalırken, genel bulut da yüzde 25
seviyesinde seyredecek. Bu tahminlerden
de rahatlıkla görülebileceği üzere hibrit
bulut, özel ve genel buluta oranla dünya
çapında daha fazla yükseliş gösterecek.
Türkiye’deki girişimcilerin sadece
ülkemizde değil, dünya çapında
da başarılı olacak SaaS projeleri
geliştirebileceklerine yürekten inanıyorum.
Zaten ülkemizin BT geçmişine şöyle
bir bakacak olursak, başarılı firmaların
ağırlıklı olarak yazılım alanında
faaliyet gösterdiklerini görürüz. Şimdi
girişimcilerin ve mevcut firmaların bunu
bir adım daha ileri götürmeleri ve aynı
kalite standartlarında SaaS çözümleri
oluşturmaları gerekiyor. Tabii bunu
yaparken de bu çözümün önemli bir
parçası olan bulut teknolojisi için de
kendilerine doğru ve yerel iş ortakları
bulmaları gerekiyor. Özellikle Türkiye’de
telekom altyapıları dünya standartlarına
yaklaştıkça, ülke sınırları da ortadan
kalkıyor; yerel firmalar ve çözümler için
küresel fırsatlar doğuyor.
KOBİ’ler hibriti
yaygınlaştıracak
Organizasyonlar için önemli olan
kendi özel bulut yapılarının kurulması
ve gerektiğinde aynı yönetim
çözümleri ile şirket standartlarına
uygun olarak bazı servislerini hibrit
buluta taşıyabilmesi ve böylece
minimum maliyet ve maksimum
üretkenlik elde etmesidir. Bulut,
BT’ye hız kazandırmalı, böylece BT
organizasyonları da işletmelerin
kendilerine yararlı sonuçlar almasını
hızlandırmalarına yardımcı olmalıdır.
Hibrit bulut hem dünyada hem de
Türkiye’ de hızla kendine kullanım
alanı buluyor. Türkiye’de KOBİ’lerin
sayısına ve gelişimine baktığımızda
kısa sürede hibrit bulutun daha da
hızlı yaygınlaşmaya başlayacağını
söyleyebiliriz.
Hibrit Bulut BT’nin iş yükünü
hafifletirken son kullanıcıya da
esneklik, özgürlük sunuyor. Ancak bu
özgürlük ve esneklik, güvenlik zafiyeti
oluşturmamalı. Bilindiği gibi kurumsal
firmalar uzun yıllardır altyapılarının
güvenliğini sağlamak için birçok
güvenlik çözümü kullanıyorlar.
Ancak bu çözümler genel itibariyle
geleneksel diye nitelendirebileceğimiz
fiziksel ortamın güvenliğini sağlayan
çözümler. Dolayısıyla doğru güvenlik
çözümlerin seçimi çok önemli.
SaaS dış kaynak kullanım
hizmeti olarak öne çıkıyor
Başlı başına bir BT dış kaynak
hizmeti olan SaaS uygulamalarının
en cazip tarafı maliyet avantajı.
SaaS müşterileri genellikle yazılımlar
için kullanıcı başına sabit bir aylık
ücret öderler. Büyük bir yatırım
yapılmasına gerek kalmaz. Öncelikle
yazılım lisansları, yazılım geliştirme,
uygulama ve bakım maliyetleri
otomatikman düşüyor. İşletmenize
özel herhangi bir geliştirim yapıldıysa
bile bu sistemi kullanan tüm diğer
işletmelerin de kullanımına açılan bir
fonksiyon haline geliyor. Tabi bu aynı
zamanda bulut üzerindeki yazılımların
fonksiyonlarının ve güvenliğinin
sürekli geliştiğinin de garantisi oluyor.
VMware Türkiye Ülke Müdürü Murat
Mediçeler
Önümüzdeki 3-4 yıl içerisinde de
bulut dendiğinde akla SaaS gelmesini
bekliyoruz. Dünyada bulut bilişim
dönüşümü Türkiye’ye göre çok daha
hızlı gerçekleşiyor. Bulut bilişimde
temel olarak sunulan hizmetlere
baktığımızda, Türkiye henüz temel
IaaS hizmetleri noktasında. Servis
sağlayıcılar PaaS ve SaaS konusunda
gerekli yatırımları yapmaya ve bu
farkındalığı oluşturmaya başladılar.
Ancak dünyadaki trendlerle
karşılaştırdığımızda, tüm BT
hizmetlerinin servis olarak verilmesi
noktasında bizden daha ilerideler.
Avrupa Birliği maliyetleri düşürmek
ve kullanımı yaygınlaştırmak için
güvenlik konusundaki endişeleri
gidermek amacıyla farklı komisyonlar
oluşturdu. Veri güvenliği ve
hizmet sürekliliği konusunda
ciddi yaptırımlar mevcut. Bu da
kurumların bulut bilişim konusundaki
tereddütlerini gidermede pozitif bir
etki yaratarak dönüşümü hızlandıran
bir etken.
Bulut dönüşüyor
daha.net Genel Müdürü Emin Gür
Hibrit bulut, masrafların azaltılması
ve sistemin taşınması gibi önemli iki
endişeyi ortadan kaldırıyor. Ayrıca
uyum performans, geliştirilebilirilk,
paylaştırılabilirlik ve güvenlik
açısından bulut bilişim günümüzdeki
haliyle kurumları yeterli derecede
tatmin edecek altyapıyı beraberinde
getiriyor. 2006 yılında bulut bilişimin
adı “on-demand” idi. Sonra SaaS,
PaaS gibi isimler de verildi. Bulut
bilişim sadece Türkiye için değil tüm
dünya için yeni bir sistemdi.
Son 3 yıldır Microsoft, Oracle,
SAP, HP, IBM gibi kurumların
var olan geleneksel iş modelleri
dışında, bulut bilişim modeli ile
pazarlama yapmasının, birçok
kurumun bulut bilişimin faydalarını
öğrenmeye başlamasına yardımcı
olduğundan bulut bilişim dünyada
ki yaygınlaşması kadar olmasa da
Türkiye’de de önemli ölçüde ilgi
gördü.
SaaS’ı gelişmekte olan ülkelerdeki
girişimlerin dünya ile rekabet
edebileceği bir platform olarak
niteleyebiliriz. Bir girişimcinin
internete eriştiği sürece her an
ulaşabileceği, ne kadar çalıştıysa
o kadar ödeme yapacağı, ölü bir
yatırımının olmadığı her ödemenin
karşılığının işletilebileceği bir
sistemden bahsediyoruz. Girişimciler
için en önemli olan konulardan biri
finans sorunudur ki bu sorunu yüksek
bir oranda azaltmayı sağlayan SaaS
sisteminin faydası tartışılamaz bir
gerçektir.
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
19 - 25 OCAK
2015
25
Avrupa stratejisi, yerel
yol haritası ile zenginleşiyor
Handan Aybars
Teknomarketlerin satın
alma süreçleri, hem en
günceli hem tüketiciye
en çok alternatifi sunmak
üzerine kurulu. Bu arada
kurumsal verimlilik ve maliyet
muhasebesi gibi başlıklara
da dikkat etmek şart. Bu
da, sektörde satın alma
birimlerinin sonu gelmeyen
araştırmalarını gerekli kılıyor.
Sonuçta hem kurumsal hem
de teknoloji tüketicisi adına
faydaları gözetmek şart. Bu
önceliklendirmede, küresel
zincirlerin stratejileri de öne
çıkıyor.
Media Markt Satın
Almadan Sorumlu Genel
Müdürü (CPO) Sadi Açıkalın,
tüm uygulamalarının Türkiye
için geçerli olduğunu
belirtirken, “Kimi zaman
yerel değişiklikler olsa
da Media-Saturn’ün
Avrupa’daki ana stratejisi
doğrultusunda ilerliyoruz”
dedi. Bu stratejinin temelinde
müşteriler için en yeni ve
en uygun fiyatlı ürünleri
raflarda bulundurmak
için pazardaki ürün
tedarikçilerinin tamamıyla
görüşmek var. MediaSaturn’ün tedarikçilerde
gözettiği kurallara dikkat
çeken Açıkalın, bu kriterleri
ürünlerin yasal olması, tüm
yasal zorunluluklara sahip
olması, satış sonrası servisin
yaygın ve sürekli olması
sözleriyle örnekledi.
Merkezde müşteri var
Kurumsal yapı gereği
uygulanan adem-i
merkeziyetçi yapı, satış ve
satın alma stratejilerine
olumlu yansıyor. Örneğin
her mağaza kendi bölgesinin
gereklerine göre hem
satın alma hem satış
Media
Markt’ta
büyümenin
formülü
çoklu kanal
stratejisinden
ve müşteri
memnuniyeti
yaratmaktan
geçiyor.
Media Markt
Satın Almadan
Sorumlu Genel
Müdürü (CPO)
Sadi Açıkalın
stratejisinde yerel değişiklikler
yapabiliyor. “Bizler ulusal
ve yerel uygulamalarda
sonuçları analiz edip
tüm mağazalarımızla
paylaşıyoruz” diyen Açıkalın,
ekledi: “Mağazalarımızın
ve tedarikçilerimizin ciro
ve kârlılık sonuçlarına göre
belirlediğimiz stratejimiz,
ulusal ve yerel olarak
sürekli yenileniyor, pazar
ve rekabet koşullarına göre
güncelleniyor.”
Satın alma süreçlerinde
ilk kriter, kaçınılmaz
olarak, müşteri ihtiyaçları.
Bu ihtiyaçlar dönemsel ve
bölgesel farklılıklar gösteriyor.
“Satın alırken merkeze
müşteriyi koyduğunuzda
konu zaten çözülüyor, ancak
hazırlıkları yapmamız için
bazı ön çalışmalar da gerek”
diyen Açıkalın, buna örnek
olarak müşterilerin ısıtıcı
ihtiyacı oluşmadan raflarda
ısıtıcı ürünlerini yerleştirmenin
gerekliliğini gösterdi. Doğru
ürünü, doğru zamanda
doğru fiyata almak ise temel
prensip.
Farklı mağaza
formatlarımız olacak
Sadi Açıkalın, 2015 yılı
strateji ve önceliklerini
şöyle anlattı: “Bahsi geçen
şartları sağlayan her firma
sattığımız ürün yelpazesi
içinde yer alıyorsa çalıştığımız
firmalar listesine girebilir.
Yeni teknolojik ürünleri ve
özellikle gençlerin ilgisini
çekecek ürünleri sunan
firmalar bizim için 2015’te
de önemini koruyacak.
Yeni mağazalar ile Anadolu
illerinde yayılmaya devam
edeceğiz. Daha küçük
metrekarelerde mağazalar
açmayı da hedefliyoruz.
Farklı metrekarelerdeki
bu mağaza formatları ile,
daha önce olamadığımız
caddelerde veya olmayı
arzu ettiğimiz ancak daha
düşük metrekarelerde alan
temin edebilen AVM’lerde
yer alabileceğiz. Bunun
için uygun lokasyonları
araştırıyoruz. Online
mağazamızda ürün
yelpazemizi genişletiyor,
yeni kategorilerle
dönemsel kampanyalar
gerçekleştiriyoruz. Kesintisiz
müşteri deneyimi için
uyguladığımız çoklu
kanal stratejisine 2015’te
ağırlık vereceğiz ve çoklu
kanala daha çok yatırım
yapacağız. ‘İnternetten satın
al, mağazadan teslim al’
uygulamasını en hızlı yapan
firmayız. Sektör de buraya
doğru gidecek. Büyümenin
formülü çoklu kanal
stratejisinden ve müşteri
memnuniyeti yaratmaktan
geçiyor.”
Sektörde rekabet
canlılığı
“Müşteriyi şaşırtmak
her geçen gün daha
da zor hale geliyor”
derken, Türkiye
pazarında oldukça renkli
bir rekabete işaret
eden Sadi Açıkalın, şu
detayları paylaştı:
“Müşteriler daimi
bir promosyon
beklentisinde
olduğundan en iyi
fiyattan daha da iyi
fiyata ürün bulma
beklentisindeler. Ayrıca
genç nüfusun teknolojiyi
kullanmak ve adapte
olmak konusunda
gösterdiği beceri de
yüksek. Bu profili
mağazalarımıza çekmek
için mağazalarımızda
süre gelen bir fuar
havası oluşturuyoruz.”
TURCom Teknoloji, Cisco UCS Invicta ATP iş ortağı oldu
Haber Merkezi
23 yıldır bilişim teknolojileri
sektöründe hizmet veren
TURCom Teknoloji, Cisco
UCS Invicta ATP iş ortağı
olmaya hak kazandı.
TURCom Teknoloji,
Cisco’nun teknolojik iş
ortaklıklarından (Authorized
Technology Provider-ATP) biri
olan UCS INVICTA için tüm
gereklilikleri tamamlayarak iş
ortağı oldu.
UCS Invicta çözümleri,
Cisco’nun “Tümleşik İletişim”
çözümleri bünyesinde
yer alıyor ve uygulama
hızlandırma tarafında
müşteri ihtiyaçlarını
karşılamayı hedefliyor.
UCS Invicta; bu özelliği
sayesinde birim zamanda
daha fazla veriyi iletip,
işleyip ve analiz edebiliyor.
Bu sayede firmaların iş
süreçlerinin hızlanmasına
yardımcı oluyor. Avantajları
arasında iş süreçlerini
hızlandırma, ölçeklenebilir
BT altyapısı, operasyonel
etkinlik, veritabanı işlemlerini
hızlandırma, hızlı erişim ve
yüksek performanslı işlem
gücü yer alıyor.
BThaber
26 BİLİŞİM DÜNYASI
19 - 25 OCAK
2015
Ülkemizde en çok eğitimin
inovasyona ihtiyacı var
Gazi Teknopark’taki İnova Ar-Ge şirketinde çalışmalarını
sürdüren Doç. Dr. Selçuk Özdemir, Bilişim Garaj
Akademisi’nin de kurucusu. Bilişim Garaj Akademisi,
‘TechAnkara Proje Pazarı 2014’te en iyi proje seçildi.
Sedef Özkan
Geçtiğimiz yıl sonunda,
Ankara’daki girişimcilik
ekosisteminde yer alan
tüm paydaşları bir araya
getirmek amacıyla
düzenlenen ‘TechAnkara
Proje Pazarı 2014’te Bilişim
Garaj Akademisi projesiyle
birinciliği göğüsleyen Doç.
Dr. Selçuk Özdemir ile
projenin çocuklarımıza
ve ülkemize getireceği
katma değeri konuştuk.
Özdemir, projeyle ilgili şu
bilgileri paylaştı: “ Teknoloji
geliştirme bölgelerinde
faaliyet gösteren şirketlerin
144 projesinin yatırımcıların
beğenisine sunulduğu etkinlik
kapsamında düzenlenen
yarışmada; 7-16 yaş arası
gençlere çevrimiçi ortamda
kodlama, web tasarımı,
3D tasarım/üretim, robot
tasarım/kodlama ve
girişimcilik eğitimleri sunan
Bilişim Garaj Akademisi
(bilisimgarajakademisi.
com), başarılı mühendislik
projelerinin arasından sıyrılarak
en iyi proje seçildi. İkinci
yılında farklı şehirlerdeki
yaklaşık 4000 ilkokul, ortaokul
ve lise öğrencisine hizmet
veren Bilişim Garaj Akademisi,
TechAnkara Proje Pazarı
sponsorlarından Borsa İstanbul
tarafından ‘BİST Özel Pazar’
kapsamında desteklenecek.”
İnovasyonların
inovasyonu: Bilişim
Garaj Akademisi
Kazandıkları bu başarının
Bilişim Garaj Akademisi’nin
kurucusu olarak kendisini
çok mutlu ettiğinin altını
çizen Özdemir, “Çünkü
özellikle akademik dünyada,
teknoparklarda ancak tıp
ve mühendislik alanlarından
uzmanların yer alabileceği,
eğitim fakültelerinde görevli
akademisyenlerin buralarda
değer yaratamayacağı
şeklinde bir algı bulunuyor.
Hatta Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı,
üniversitelerin sadece tıp,
mühendislik ve teknoloji
fakültelerinde çalışan
Öğrenciler, Doç. Dr. Selçuk Özdemir ile beraber 3
boyutlu tasarım çalışıyor
akademisyenleri ‘Ar-Ge
personeli’ olarak hesaba
katıyor” şeklinde konuştu.
“Yarışmada, jüri önünde
yaptığım konuşmada
Bilişim Garaj Akademisi’ni
‘inovasyonların inovasyonu’
olarak tanıtmıştım” diyen
Özdemir, bu kadar güçlü
bir benzetme kullanmasının
sebebini şöyle açıkladı:
“Bilişim Garaj Akademisi’nde;
ne güneş enerjili araba
ne de toryumla çalışan
mobil nükleer santral veya
Facebook’u veya Twitter’ı
sallayacak bir sosyal medya
yazılımı geliştiriyoruz. Bilişim
Garaj Akademisi, bu saydığımız
teknolojilerin önümüzdeki
yıllarda bu topraklardan
çıkma ihtimalini artırıyor.
Daha 10’lu yaşlarında Bilişim
Garajı’nda aldığı kodlama,
web tasarımı, 3D tasarım ve
elektronik/robotik eğitimleriyle
çocuklarımızın, 20’li yaşlarına
geldiklerinde yüksek
teknolojili inovasyonlara imza
atma veya patent alma şansı
bugünkünden çok daha
yüksek olacaktır.”
“Var olan eğitim
mimarimizle
çocuklarımızı iş ve
toplum hayatına
hazırlama şansımız yok”
Doç. Dr. Selçuk Özdemir,
ülkemizin inovasyona en fazla
ihtiyaç duyduğu alanların
başında eğitimin geldiğini
vurgulayarak var olan eğitim
mimarimizle, çocuklarımızı
üretim ve sosyal ilişkilerin
tamamen şekil değiştireceği
2025’lerdeki iş ve toplum
hayatına hazırlama şansımızın
olamayacağını söyleyerek
konuşmasını şu şekilde
sonlardırdı: “Aynı zamanda,
tamamen geleneksel üretim ve
hizmet sektörleri göz önünde
bulundurularak hesaplanan
500 milyar dolarlık 2023
ihracat hedeflerine ancak
yüksek teknoloji üreterek
erişebileceğimizi idrak
edersek, eğitim fakültelerinde
görevli akademisyenlerimizi,
teknoparkların ışıklarını
sabahlara kadar açık tutacak
Ar-Ge çalışmalarının içine
çekmek için fazla zaman
yitirmememiz iyi olur.”
BThaber
GÖRÜŞ
19 - 25 OCAK
2015
27
IPTV, OTT ve televizyonun geleceği
Dr. Cebrail Taşkın
OTT’nin, IPTV’yi
öldürmesi
beklenmemektedir,
aksine IPTV ağını
genişleterek ona
yardım edecektir.
Mevcutta sunulan
IPTV hizmeti için
tamamlayıcı bir
hizmet olacaktır.
TV kanallarının IP paketlerine
dönüştürülerek bir
telekomünikasyon şebekesi
üzerinden son kullanıcıya
ulaştırılması düşüncesi
televizyonu sadece yayınları
alan bir cihaz olmaktan
çıkarmış televizyonu interaktif
çok fonksiyonlu bir cihaz haline
getirmeye başlamıştır. Bu
düşünceyle beraber Telekom
Şirketleri, Kablo TV, uydu yayını
gibi interaktif olmayan yayınlara
alternatif olarak IPTV servisi
sağlamaya başlamışlardır.
IPTV; şifreli, şifresiz TV
kanallarının ve depolanan
video içeriklerinin, IP
paketlerine dönüştürülerek
genişband erişim teknolojileri
üzerinden son kullanıcıya
yayınlanmasıdır. TV kanalları
bir yayın merkezinde IP
paketlerine dönüştürülür ve
genişband erişim teknolojileri
üzerinden müşteri lokasyonuna
taşınır. Müşteri lokasyonunda
erişimin sonlandığı modem
v.b. cihazlara ilave olarak
STB (Set Top Box) olarak
ifade edilen bir decoder’a
ihtiyaç duyulmaktadır. STB
ise televizyona bağlanır. STB
üzerindeki bulunan kullanıcı
arayüzü televizyon ekranında
görüntülenir ve seyredilmek
istenen TV kanalı veya video
filmi bu arayüz sayesinde seçilir.
Web TV, elden gelenin en
iyisi (best effort) bir servis
modeli ile; televizyon, isteğe
bağlı video ve kullanıcılar
tarafından üretilen içeriğinin IP
tabanlı iletimidir. Web TV, harici
hiç bir donanım gerektirmeden,
internete bağlı herhangi bir
bilgisayar yardımıyla ulaşılabilen
kişiye özel televizyon yayını
servisidir. Bu özelliği sayesinde
dünyanın neresinde olursa
olsun kullanıcılar takip
ettikleri programları izleyebilir,
yayın saatinde izleme fırsatı
bulamadıkları programları
istedikleri zaman tekrar
gösterilmesini sağlayabilirler.
Televizyon yayınını bir servis
haline getiren Web TV, bu
yayınları sadece uydu anteni,
kablolu yayını olan evlerde
değil internet bağlantısı
olan her türlü bilgisayar
hatta cep telefonunda da
sunabilmektedir. IPTV bir
Telekom operatörü tarafından
özel kapalı devre ağ üzerinden
hizmet verirken, WEBTV açık
internet üzerinden herhangi
bir servis garantisi olmaksızın
verilir.
OTT (Over-The-Top TV),
Televizyon ve video içeriklerinin
internet ağı üzerinden internete
bağlanabilen cihazlar vasıtasıyla
müşterilere ulaştırılmasıdır. OTT
ile telekomünikasyon altyapısına
herhangi bir para ödenmeden,
mevcut altyapılar üzerinden
TV ve video yayıncılığı hizmeti
sağlanmaktadır. Bu sayede
içerik sahipleri, internet
bağlantısı ve gerekli donanımı
olan müşterilere Telekom
operatörlerini pas geçerek
doğrudan erişme imkanı
bulmaktadırlar.
OTT’nin en yaygın kullanıldığı
Amerika’da Netflix, Hulu,
Apple TV, Google TV gibi
servis sağlayıcıları, internet
bağlantısı olan cihazlara TV
ve video içeriklerini internet
omurgası ve erişim şebekesi
üzerinden taşımaktadırlar. Bu
durum IPTV hizmeti sağlayan
Telekom Operatörlerini olumsuz
yönde etkilemekte ve abone
kayıplarına neden olmaktadır.
OTT, izleyiciler için yeni
ve avantajlı bir servis olarak
ortaya çıkıyor. OTT, isteğe
bağlı video hizmeti sunan
Netflix, Hulu vb gibi düşük
maliyetli hizmet sağlayıcıları
sayesinde popülerlik kazanmış
durumdadır. Informa tarafından
yapılan bir araştırmaya göre,
dünya genelinde 2014 yılı
sonuna kadar 110 milyon IPTV
abonesi olması beklenmektedir.
Aynı araştırmada 2015 yılında
380 milyon OTT kullanıcısı
olacağı tahmin edilmektedir.
Bu araştırma uzun süredir
tartışılagelen IPTV ve OTT
rekabetinde, OTT’nin aldığı pay
hakkında bilgi veriyor.
Bir TV şirketinin TV yayınını
izleyicilere ulaştırabilmesi
için uydu ya da karasal
yayıncılık altyapısı kurması
gerekmektedir. Mevcut
durumda yayın altyapı
maliyetleri yayıncı tarafından
karşılanırken, internet
üzerinden yapılan OTT
yayınında maliyet altyapıyı
kuran ve işleten telekom
operatörleri tarafından
karşılanmaktadır. Özetle, OTT
servisi sağlayan şirketler sabit
ve mobil telekom operatörlerin
altyapısı üzerinden herhangi bir
bedel ödemeden video servisi
vermektedirler.
Karasal, kablo TV ve
uydu yayınları, tek bir yayın
merkezinden tüm izleyicilere
yayın yapmaktadır (Biz buna
broadcasting diyoruz). OTT’de
ise durum tamamen farklı,
her bir kullanıcı isteği için bir
akış (stream) başlatılmakta ve
kullanıcı sayısı kadar toplamda
bir trafik oluşmaktadır.
Unicast trafiğin oluşturduğu
toplam bandgenişliği
ihtiyacını karşılamak üzere,
OTT servis sağlayıcıların
yayın merkezlerinde kapasite
planlaması yapması ve ihtiyaç
duyulan bandgenişliğini
sağlamak için bandgenişliği
satın alması gerekmektedir.
Kullanıcı sayısı arttıkça
bandgenişliği maliyeti artmaya
başlamaktadır.
IPTV ile OTT’yi karşılaştırmak
aslında pek doğru olmaz;
IPTV ve OTT, iş modeli,
hizmet kalitesi, içerik kalitesi,
mülkiyet, maliyet ve içerik
dağıtım mekanizması açısından
birbirinden çok farklı iki
üründür. OTT, isteğe bağlı
yayınlar (film, dizi vb) ve niş
televizyon kanalları için iyi
bir yayın platformu olacaktır,
mevcut yayın türlerinin bir
alternatifi olmayacaktır.
Sonuç olarak OTT’nin, IPTV’yi
öldürmesi beklenmemektedir,
aksine IPTV ağını genişleterek
ona yardım edecektir.
Mevcutta sunulan IPTV hizmeti
için tamamlayıcı bir hizmet
olacaktır.
Yeni nesil televizyon
yayınları izleyici alışkanlıklarını
değiştirmeye başlamıştır. Daha
önce TV karşısında pasif olarak
oturan TV izleyicisi, aktif hale
geçmiştir. İzleyici sadece TV
izlemekle kalmıyor, izlediği
TV programına katılabiliyor,
izlediği yayını arkadaş grupları
ile paylaşıyor ve izleme
deneyimini paylaşıyor hale
gelmiştir. Bu durum ‘izleyici’
kavramını ‘katılımcı’ haline
dönüştürmüştür.
Hemen hemen bütün
evlerde artık ikinci bir ekran
bulunmaktadır, ikinci ekran bir
Youtube, bir Facebook ya da
bir sosyal medya uygulaması
olabilmektedir. Dolayısıyla klasik
anlamda TV izleyicilerinin sayısı
her geçen gün azalmaktadır.
Birden fazla ekran ve cihaz
üzerinden içeriğe erişen,
dilediği zaman dilediği yerde
izleme alışkanlığını edinmiş
yeni bir izleyici kitlesi ile karşı
karşıyayız. Amerika’da bazı
yapımcılar dizilerin tamamı
çekiyor ve toptan pazarlıyor,
izleyiciler bütün bölümleri satın
alarak kendilerinin belirlediği
süre içerisinde bütün bölümleri
izleyebiliyorlar. Bu durum artık
televizyonların sonu mu geldi
sorusunu aklımıza getiriyor,
çoğu TV yayıncısı bu durumun
gelecekteki olası etkilerini
şimdiden hesaplama telaşı
içerisine girmiş durumda.
Televizyon ciddi bir değişim ve
dönüşüm içerisinde yer alıyor.
Televizyonlar, yakın gelecekte
izleyicilere yayın akışına bağlı
kalmadan istediği içeriği istediği
zaman izleyeceği ortamlar
sunacaktır. Canlı yayın dışındaki
programların isteğe bağlı
video şeklinde IP üzerinden
sunulacağı düşünülmektedir.
Yani, gelecekte televizyonlar;
haber programları, tartışma
programları, talk show ve
spor müsabakaları gibi canlı
yayından ibaret olacaktır.
İnternet temelli yayıncılığı,
televizyonculuk için bir tehdit
olarak görmemeli aksine
televizyonculuğu tamamlayan
bir müttefik olarak görmek
gerekir. İnternet gazeteciliği
başladığı ilk yıllarda mevcut
basılı gazetecilik için bir
risk olarak algılanmış, artık
yazılı basının sonu geldi
düşüncelerine yer verilmişse de,
bugün internet gazeteciliğinin
basılı gazeteciliğin bir tamlayanı
ve hatta ek gelir getiren yeni bir
mecrası olduğu görülmektedir.
Benzer durumun internet
temelli yayıncılık için geçerli
olacağı düşünülmektedir.
28
BThaber
BTnet.com.tr
19 - 25 OCAK
2015
Teknolojiden uzak
kalmak çıldırtıyor
Bugün oturduğumuz yerden alışveriş
yapabiliyor, dünya gündemini takip
edebiliyor ve hatta kombinin sıcaklığı
dahi değiştirebiliyoruz. Peki ya teknoloji
hayatımızı kolaylaştırmanın ötesine bizi
bir bağımlı haline getiriyorsa?
Charlie Hebdo saldırısı
AB’yi harekete geçirdi
Fransa’da gerçekleştirilen vahim
saldırı sonucunda aralarında
7 gazetecinin de bulunduğu
12 kişinin yaşamını yitirmesi
tüm dünyayı derinden etkiledi.
Kısa süre içerisinde dünyanın
birçok ülkesinden liderler
Fransa’daki yürüyüşlere katıldı.
Sosyal medyadaki tepkiler
hızla yayılırken Anonymous’un
radikal İslamcılara karşı siber
savaş açtığını açıklamasına
karşılık ABD’nin resmi Twitter
hesaplarına sızdığı iddia edilen
IŞİD militanları, siber savaşların
gerilla mücadelesi halinde
başladığını gösterdi.
Avrupa Birliği Bakanlarından
birkaçı ise saldırı sonrasında
yaklaşık 3 sayfalık bir kınama
yayımladılar. Kınama metninde
en fazla dikkat çeken paragraf
ise teröristlerin interneti
ifade özgürlüğü ve temel
evrensel haklara saldırı olarak
kullanmasıyla ilgili olandı.
Metinde internet sağlayıcıların
olası terör saldırıları karşısında
destek vermesi konusunda
12 sivilin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan
kanlı saldırı, Avrupa Birliği’nin internetle
ilgili yaptırımlar uygulamasını tetikleyebilir.
yönlendirmeler göze çarptı.
Açıklamada, açıkça
belirtilmese de 2013 yılında
ortaya atılan ancak somut bir
aşama kaydedilemeyen CleanIT
projesine atıfta bulunularak
internetin terörist eylemlere
yardımını engelleme hedefi
üzerinde duruldu. Bugüne
kadar 400 bin avro harcanan
CleanIT projesinde terörü
tetikleyecek ya da ilişkili olan
içerikler kullanıcılar tarafından
işaretlenecek ve o içerikler servis
sağlayıcılar erişime engellenecek
ya da tamamen kaldırılacak.
AB internete müdahale
edecek mi?
Amerika Birleşik Devletleri’nin
de 12 Eylül saldırılarının
ardından NSA üzerinden kendi
vatandaşları da dahil olmak
Britanya mesajlaşma uygulamalarına gözünü dikti
Paris’teki saldırının ardından
Britanya Başbakanı David
Cameron, WhatsApp,
Snapchat gibi uygulamaları
kastederek şifreli iletişim
uygulamalarının kendilerine
bilgi vermesi gerektiğini
yoksa yasaklanacağını
duyurdu. Cameron,
Mayıs ayındaki seçimde
yeniden göreve gelmesi
durumunda bu konuda
harekete geçeceğini aktardı.
Geçtiğimiz hafta İspanya’daki
mahkeme de RISE UP gibi
sunucularda barındırılan
güvenli e-postalarla
ilgili araştırma yapılması
gerektiğini açıklamıştı.
Edward Snowden da
Skype’ın bir arka kapısı
olduğunu ve NSA tarafından
rahatlıkla takip edilebildiğini
açıklamıştı.
üzere tüm dünyadaki dijital
ortamı bir istihbarat aracı
olarak kullanması ve yasadışı
faaliyetlerde bulunmasıyla
ilgili gelişmeler ortaya çıkalı
çok da uzun zaman geçmedi.
Avrupa Birliği’nin Fransa’daki
saldırıyı gerekçe ederek yeni
bir ifade özgürlüğü karşıtı
yasa çıkarması ya da girişimde
bulunması kendi ilkeleriyle
çelişebilir.
Avrupa Birliği’nde de projeye
tam destek verilmediği için
CleanIT şimdilik rafta duruyor.
Projeye karşı sesini en fazla
yükselten isimlerden biri olan
Avrupa Parlamentosu Üyesi
Jan-Phillip Albrecht, şu sözlerle
fikirlerini açıklıyor:
“Proje hayata geçerse tüm
yasal süreç geride bırakılarak
‘yasadışı içerik’ kaldırma
işlemini tamamen özel sektöre
veriyor. Yasal bir dayanağı
olmadan gönüllü olarak yapılan
işlemler Avrupa’daki insan
hakları ve birçok kanunla itilafa
düşecektir. Avrupa Birliği’ndeki
temel hakların yer aldığı
kanunlarda açıkça herkesin
ifade özgürlüğüne sahip olduğu
yazıyor. Buna hiçbir kamusal
otorite ve sınırlama olmadan
fikirlerin dağıtılabilmesi de
dahil. CleanIT insanların özel
yaşamlarında ne yaptığını
soramaz.”
Teknoloji bağımlılığı otoriteler
tarafından henüz resmen
bir hastalık olarak kabul
edilmemiş olsa da vaktimizin
çok büyük bir kısmını sanal
ortamda geçiriyor olmamızın,
ciddi psikolojik sorunlara yol
açtığı ortaya çıktı. Geçtiğimiz
yıl İstanbul’da düzenlenen
Teknoloji Bağımlılığı
Kongresi’ne katılan uzmanlara
göre, internet bağımlılığının
çocukların beynindeki ödül ve
ceza yapısını tahrip ederek,
kimyalarını bozarken, gençler
de ise obeziteyi tetikliyor.
Teknoloji bir güçtür
ve bunu doğru
kullanmak gerekir
Teknolojinin gelişmesiyle
artan cihaz çeşitliliği ise
teknoloji bağımlılarının
teknolojiyi hayatımızda
konumlandırmamız ile
doğrudan ilişkili olarak
görülüyor. Henüz literatüre
bir ‘hastalık’ olarak girmemiş
olsa da teknoloji bağımlılığının
farklı örneklerini de
görüyoruz. Geçtiğimiz yılın
sonlarında Amerika Birleşik
Devletleri’nde görev yapan
psikiyatr Dr. Andrew Doan,
ismi açıklanmayan Amerikan
ordusuna mensup bir askerin,
Google Glass bağımlılığına
yakalandığını açıkladı.
İsmi açıklanmayan askerin
SARP (Substance Abuse
and Recovery ProgrammeMadde Bağımlılı Rehabilite
Programı) kapsamında
tedaviye alındığını belirten Dr.
Doan, askerin uyuduğu ve
duş aldığı zamanlar dışında
Google Glass’ı gözünden hiç
çıkarmadığını ve rüyalarında
bile cihazı kullandığını
gördüğünü belirtti. İnsanların
eskiden alkolizmin de gerçek
bir hastalık olmadığını
düşündüklerini söyleyen Dr.
Doan, teknoloji bağımlılığının
da gerçek bir hastalık olarak
kabul edilmesinin zaman
alacağını belirtti. Teknolojinin
bir güç olduğunu ve bunu
doğru kullanmak gerektiğini
belirten Dr. Doan, teknoloji
bağımlılığının kişinin okul
veya iş performansının
düşmesi, ilişkilerinin
bozulması, sorumluluklarını
yerine getirememesi
noktasına kadar gelebildiğinin
altını çiziyor.
iPhone’dan uzak
kalan bulmaca dahi
çözemiyor
Geçtiğimiz günlerde
Kolombiya’da yer alan
Missouri Üniversitesi
tarafından yapılan bir
araştırma ise iPhone
bağımlılığının ne kadar ciddi
sorunlar yarattığını ortaya
çıkardı. Kişilerin iPhone’dan
uzak kaldıklarında farklı
fizyolojik ve psikolojik
sorunlarla karşılaştığı belirtilen
araştırma sonuçlarına göre,
kullanıcılar iPhone’u vücut ve
ruh bütünlüğünü sağlayan bir
eklenti olarak görüyorlar.
40 iPhone kullanıcısı üzeride
yapılan araştırma kapsamına
kullanıcılar, iPhone’ları ile
birlikte ve ayrı olarak iki
aşamalı bir testten geçtiler.
Her iki aşamada da kan
basınçları, kalp atış hızları
incelenirken aynı zamanda
sergiledikleri tavırlar da
gözlemlendi. İki aşamada
da kelime bulma oyunu
ile test edilen kullanıcıların
sergiledikleri tavırlar ve
oyundaki performanslarına
bakıldığında ise iPhone’dan
uzak kalan kullanıcıların ruhsal
dengelerinin kötü etkilendiği
ortaya çıktı.
Missouri Üniversitesi
doktora öğrencisi olan ve
bu araştırmayı yürüten
Russel Clayton, kullanıcıların
iPhone’larından uzakta
kaldıklarında kalp atış hızı, kan
akış hızı ve kaygı düzeylerinde
ciddi oranda bir artış
olduğunu belirtirken, bulmaca
çözme performanslarında ise
azalma olduğunu söylüyor.
Araştırmanın sonucunda
ise iPhone’ları yakınlarında
olduğunda ise tam tersi bir
biçimde bulmaca çözme
performanslarında kayda
değer oranda bir iyileşme
olduğu gözleniyor.
30
BThaber
BTnet.com.tr
19 - 25 OCAK
2015
Lenovo Türkiye’de akıllı telefon pazarına girdi
Lenovo Kıdemli Başkan
Yardımcısı ve EMEA Başkanı
Aymar de Lencquesaing
ve Lenovo Türkiye Genel
Müdürü Gülfem Çakmakçı’nın
katılımıyla gerçekleşen
tanıtımda, farklı model ve
segmentte telefonlar dikkat
çekerken, özellikle VIBE serisi
dikkat çekti.
Lenovo Kıdemli Başkan
Yardımcısı ve EMEA Başkanı
Aymar de Lencquesaing,
Lenovo’nun Türkiye’deki
başarısı ve akıllı telefon
pazarına girmesi ile ilgili olarak
şunları söyledi:
“Lenovo, Dünya PC
pazarındaki liderliğini
Türkiye’de de son 5 çeyrektir
devam ettiriyor. Şimdi ise
farklı fiyat segmentleriyle her
kesimden tüketicinin ihtiyacını
karşılayacak yepyeni bir ürün
grubu olan akıllı cep telefonları
ile Türkiye gibi önemli bir
pazara girmenin heyecanını
yaşıyoruz. Türkiye’ye tüm
ürün portföyümüzle ve çok
iddialı bir giriş yapıyoruz. Türk
tüketicileri tarafından büyük
ilgi göreceğine inandığımız
ileri teknolojili ve uygun
Uzun süredir Türkiye akıllı telefon pazarında girmesi
beklenen Lenovo, farklı kullanıcı segmentlerine yönelik
telefonlarını düzenlenen tanıtımda görücüye çıkardı.
fiyatlı ürünlerimizle artık bizi
Türkiye’de büyük oyuncular
arasında göreceksiniz.”
Lenovo akıllı telefonların
en önemli özelliklerinden
biri de uygulamaları olacak.
Lenovo’nun diğer akıllı
telefonlarla kurduğu WiFi
bağlantısıyla fotoğraf ve
doküman paylaşımına izin veren
SHAREit uygulaması sayesinde
Bluetooth’tan 40 kat daha hızlı
aktarım yapılabiliyor. Üstelik
resimler, notlar ve rehber de
dahil telefonunuzda bulunan
tüm bilgiler (iOS, Win8 ve
Android dahil tüm platformlar)
yeni Lenovo telefonlara sadece
dakikalar içinde aktarılabilecek.
Ayrıca özel Security uygulaması
ile telefon performansı
hızlanacak, virüs ve diğer
zararlı yazılımlardan korunma
sağlanacak.
Lenovo Türkiye Genel
Müdürü Gülfem Çakmakçı
ise bugün Türkiye’de satılan
her 4 üründen birini Lenovo
olduğunu dile getirirken aynı
gücü akıllı telefon pazarına da
yansıtacaklarını dile getirerek
şunları söyledi:
“Lenovo, Türkiye’de çok
geniş bir ürün yelpazesinde
üstün kaliteli ve uygun fiyatlı
ürünleriyle yer alacak. En
yeni teknolojilerle tasarlanmış
ürünlerimiz kendi fiyat
aralıklarındaki ürünlere göre
ekran büyüklüğünden pil
ömrüne, kamera kalitesinden
tasarıma kadar birçok artı
özelliğe sahip. Bütün dünyada
büyük beğeni kazanan
telefonlarımızı, tüketicilerimizin
kısa sürede benimseyip çok
seveceklerine inanıyoruz.”
Kısa bir süre önce KVK
ve İndeks Bilgisayar ile
distribütörlük anlaşması
imzalayan Lenovo, akıllı
telefonlarının satışını, operatör,
bayi ağı ve perakende zincirleri
ile gerçekleştirecek.
Western Digital yeni hibrit
sürücüsünü görücüye çıkardı
WD’nin prototip sürücüsü,
masaüstü ve oyun uygulamaları
için çarpıcı performans ve GBfiyat değeri sunmak için SATA
Express PCI-e ara birimi, 4 TB
kapasiteli 3,5 inçlik hibrid sabit
disk ve 128 gigabayta varan
katı hal sürücüsü kullanıyor.
Storage Visions 2015’teki iki WD
SATA Express ara birimi tanıtımı,
WD ortakları ASRock ve
Gigabyte’ın piyasadaki
ana kartlarını da kapsadı.
Bu sistemler, tek bir
birimde ön belleğe alma
ve RAID için kablolu SATA
Express PCI-e bağlantı
esnekliği ve konfigürasyon
seçeneklerini sergiledi.
WD Depolama
Teknolojileri Kıdemli
Başkan Yardımcısı Matt
Rutledge şunları söyledi:
“WD, kendini,
geleneksel bir sabit diskten
bekleyebileceklerinizin sınırlarını
zorlamak üzere sektörle birlikte
çalışmaya adamıştır. Sektör, PCI
Express’e geçerek, dünyanın en
gözde depolama veri yolunu,
dünyanın en gözde bilgisayar
veri yolu ile buluşturuyor.
Bu birliktelik yeni yeterlilikler
geliştirmek için sağlam bir
büyüme alanı sağlarken, eski
SATA sürücüleri yeni SATA
Express tabanlı bilgisayarlara
takma yeteneğini de muhafaza
ediyor.”
Yoğun masaüstü kullanımı
senaryoları, çoklu uygulamalar
üzerinde kritik sıcak verilerin
tutulmasına olanak vererek
genel performansı artıran büyük
ön bellek kapasitelerinden
faydalanıyor. WD’nin 64
gigabayt ön bellekli SATA
Express 4 TB kapasiteli sürücüsü,
WD laboratuarlarında PCMark8
karşılaştırmalı testinde 4459
puana ulaşarak uygun gigabaytfiyat değeri seviyesinde SSD’ye
yakın performans gösterdi.
WD Mühendislik Kıdemli
Başkan Yardımcısı Gary Meister
da şöyle konuştu:
“WD kültürü, hızla değişen
sektördeki ortaklarıyla, güçlü
işbirliklerinin kültürüdür.
Sektörün PCIe protokolü
etrafında tek bir
depolama veri yoluna
dayanan genel PC alt
sisteminde basitleşmeye
doğru yöneldiğini
görüyoruz. Bu tanıtımda
bir sabit disk, flash NAND
ve SATA teknolojisini tek
bir pakette birleştirip,
sistemdeki bir yuvayı
boşa çıkarttık ve
müşterilerimizin böyle
gelişmiş bir depolama çözümü
oluşturmaları ve sürdürmelerini
basitleştirdik. Müşterilerimiz bir
sonraki depolama veri yoluna
geçmemizi istediğinde, bu
geçişi desteklemeye hazır olmak
için gereken çalışmayı yapmış
olacağız.”
Sony SmartBand Talk Türkiye’de
Hızla gelişen giyilebilir teknoloji
pazarında öncü rol oynamak
isteyen Sony Mobile, Lifelog
uygulamasının yeni üyesi
SmartBand Talk ile teknoloji
severlerin giyilebilir teknoloji
deneyimlerini zenginleştirmeyi
amaçlıyor.
Lifelog uygulaması ile
kullanıcıların günlük aktivitelerini
kayıt altına alabilen ve 1,4
inç e-Ink ekranı sayesinde
bileklikten kısa konuşmalar
yapmaya olanak sağlayan
Sony SmartBand Talk, üç güne
kadar kullanım süresi sunuyor.
Suya dayanıklı yapısıyla dikkat
çeken akıllı bant, kullanıcılarının
giyilebilir teknoloji deneyimlerini
bir adım öteye taşımayı
amaçlıyor.
IP 68 sertifikası ile dayanıklı
yapısını belgeleyen akıllı bant,
Voice Control teknolojisi ile
entegre olarak kullanıcının ses
ile özel uygulamaları kontrol
edebilmelerine imkan sağlıyor.
Kendilerine özel ses komutları
da oluşturabilen kullanıcılar,
bu sayede akıllı bantlarını
kişiselleştirebiliyorlar.
SmartBand Talk ile kullanıcılar
uyku süresi, yürüyüş mesafesi,
bisiklet veya arabada geçen
zaman, adım sayısı, nabız
gibi verileri kayıt altında
tutabiliyor.
Suya dayanıklı tasarımıyla
her türlü hava koşulunda
tek dokunuş ile ulaşılabilir
olma imkanı sunuyor. Sony
Smartband Talk, 369 liralık
fiyat etiketiyle Türkiye’deki
tüketicilerle buluştu.
32
BThaber
KARİYER
19 - 25 OCAK
2015
Girişimciler destek
için yarışacak
Etohum tarafından bu yıl
yedinci kez düzenlenecek
Startup Turkey, 700 katılımcı,
150’den fazla yatırımcı ve
100’ü aşkın girişimciyi 26-28
Şubat tarihlerinde Antalya’da
Regnum Carya Golf & Spa
Resort’ta buluşturacak. Birçok
ülkenin de temsil edileceği
etkinlikte, küresel bazda
uzman isimler paneller ve
networking seanslarında bilgi
ve deneyimlerini paylaşacak.
Melek yatırımcıları, mentorları,
iş adamlarını ve internet
girişimcilerini ağırlayacak olan
etkinlikte, ayrıca yatırımcıların
ve risk sermaye şirketlerinin
yeni girişimlerin sunumlarını
dinleme ve ilgilendikleri yatırımı
belirleme şansı olacak.
Startup Turkey, programın
iki saatini de 2015’in
yatırım yapılacak en başarılı
15 girişimine ve “Startup
Pitches” olarak adlandırılan
‘girişimcilerin yatırımcı
sunumlarına’ ayıracak. Bu yıl
yaklaşık 2 bin 500 başvuru
arasından seçilen girişimler,
31 Ocak’ta düzenlenecek
Etohum Girişimcilik Zirvesi’nde
kendilerini tanıtırken, Startup
Turkey’ye katılma hakkı
kazanmak için mücadele
edecek. Öte yandan, Etohum
girişimlerine çok sayıda ülkeden
girişimci de eşlik edecek.
Türkiye operasyonunun başında
Mehmethan Şişik var
2013 Mayısı’nda SadeceHosting’i bünyesine
katan Avrupa veri merkezi pazarının önde
gelen şirketi TelecityGroup’un Türkiye
operasyonunu Mehmethan Şişik yönetecek.
Daha önce Siemens, HP ve Innova gibi
şirketlerde çeşitli görevlerde bulunan Şişik’in
BT sektöründe 20 yılı aşkın deneyimi var.
1991 yılında Boğaziçi Üniversitesi Elektrik ve
Mehmethan
Şişik
Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun
olan, ardından İstanbul Üniversitesi’nde
İşletme alanında yüksek lisans yapan Şişik, kariyerine Siemens’te
Ar-Ge Mühendisi olarak başladı. Turkcell ve Ericsson’da teknik
müdür olarak görev yapan Mehmethan Şişik, 1999 yılında
HP’de baş danışman olarak, Telekom Danışmanlık ekibini kurdu
kurdu. 2003 yılında yazılım şirketi Novell’in Türkiye ofisini hayata
geçiren Şişik, BT altyapı ve otomasyon çözümlerinde HP’nin
bölgedeki en üst düzey iş ortaklığına getirdiği şirketi SPD’yi bir
Türk Telekom iştiraki olan Innova’ya sattı. Teknoloji Çözümleri
Direktörü olarak 2009 – 2013 yılları arasında Innova’da görev
yapan Şişik’in, telekomünikasyon, veri merkezleri, bulut bilişim,
yönetilen servisler, iş geliştirme ve BT güvenliği alanlarında
uzmanlıkları bulunuyor.
Etiya, Ortadoğu’da yapılanmasını
tamamlıyor
Kurumsal yazılım şirketi Etiya, yurtdışı
yatırımlarına devam ediyor. 2015 yılı
önceliğini ‘yurtdışında büyümek’ olarak
belirleyen şirket, Orta Doğu pazarını ise
stratejik bölgelerden biri olarak belirledi.
Bölgedeki yatırımlarını hızlandırmayı
hedefleyen şirket, bu kapsamda Mustafa
Arı’yı ekibine kattı. Etiya’nın Avrupa, Orta
Mustafa
Arı
Doğu, Afrika ve Rusya’dan Sorumlu İş
Geliştirme ve Satış Genel Müdür Yardımcısı
olarak kariyerine devam eden Arı, söz konusu bölgede ürün
ve çözümlerinin kullanım yaygınlığı için çalışmalar yapacak.
Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nde lisans,
Marmara Üniversitesi Yönetim ve Organizasyon Bölümü’nde
yüksek lisansını tamamlayan, telekom sektöründe 25 yıldan fazla
deneyime sahip olan Mustafa Arı, Etiya’dan önce Telenity ve
Innova gibi şirketlerde üst düzey yöneticilik görevi üstlenmişti.
Finans başlığında
yaratıcılık yarıştı
Intertech’in
Hackathon’u
“Code The Bank
İstanbul”un ilki
Urban Station
Maslak’ta
gerçekleşti.
Üniversite öğrencileri ve genç
profesyoneller, 19 Aralık
– 21 Aralık 2014 tarihleri
arasında, finans sektörüyle ilgili
yenilikçi ve yaratıcı çözümler
sunabilecekleri bir kod
yarışmasında bir araya geldiler.
Urban Station Maslak’ta
gerçekleşen ve gençlerin
yoğun ilgi gösterdiği
yarışmada birinciliği, ölçek
ekonomisine dayalı bir
sistem ile, tüketicilerin
daha uygun fiyata daha
güvenilir teknolojik ürün
alışverişi yapmalarını
sağlayan ‘Techno-Investment
Accounting’ uygulaması
aldı. Konut kredisi ile ev
almak isteyen kullanıcıya
kredi kullanımı için optimum
zamanı öneren ‘Kredojo’
uygulaması ikinci olurken,
E T K İ N L İ K L E R
8-11 Şubat 2015
Solidworks World 2015
Phoenix, Arizona
AYRINTILI BİLGİ:
www.solidworks.com/sww/
24-26 Şubat 2015
embedded world
Exhibition&Conference
Nürnberg, Almanya
AYRINTILI BİLGİ:
http://www.embedded-world.
de/en/
birikim yapmak isteyen
kullanıcıları motive etmeye
yönelik ‘Kazandıran Vadesiz
Hesap’ ise üçüncü oldu.
Microsoft Jüri Özel Ödülü’nü
de ebeveynlerin çocuklarına
verdikleri harçlıkları
yönetebilecekleri ‘Cep
Harçlık’ uygulaması aldı.
Y U R T D I Ş I
26-30 Ocak 2015
Cisco Live 2015
Milano, İtalya
AYRINTILI BİLGİ:
www.ciscolive.com/emea/
27-30 Ocak 2015
The Business Technology
Event
Miami, Florida
AYRINTILI BİLGİ:
itexpo.tmcnet.com/east/
20-22 Ocak 2015
Mobile Money & Digital
Payments Asia
The Ritz-Carlton Jakarta,
Endonezya
AYRINTILI BİLGİ:
www.mobile-money-asia.com/
2-5 Mart 2015
Mobile World Congress –
GSMA
Barselona, İspanya
AYRINTILI BİLGİ:
www.gsma.com/events/
mobile-world-congress
Bu köşede yayınlanmasını istediğiniz etkinliklerinizle ilgili bilgileri [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
E T K İ N L İ K L E R
27- 31 Ocak 2015
22. İTÜ EMÖS “Sınırsızlık
Çağı”
İTÜ Maçka Kampüsü
AYRINTILI BİLGİ:
www.emos.itu.edu.tr/
17 Şubat 2015
Y U R T İ Ç İ
11-12 Şubat 2015
İnsan Kaynakları Zirvesi 2015
İstanbul Lütfi Kırdar
Uluslararası Kongre ve Sergi
Sarayı
AYRINTILI BİLGİ:
www.insankaynaklarizirvesi.com/
19-21 Şubat 2015
alldesign Yaratıcı Endüstriler
ve Gelişen Teknolojiler Fuarı
İstanbul Lütfi Kırdar
Uluslararası Kongre ve Sergi
Sarayı
AYRINTILI BİLGİ:
alldesignistanbul.com/
IDC IT Security Roadshow
2015
Wyndham Grand Levent,
İstanbul, Turkey
AYRINTILI BİLGİ:
http://idc-cema.com/eng/events/
overview
Bu köşede yayınlanmasını istediğiniz etkinliklerinizle ilgili bilgileri [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
KVK,
1994 yılından bu yana mobil
iletişim ürünlerinin satış ve satış
sonrası hizmet sektöründe Türkiye’nin
en bilinen ve en yaygın distribütörü
olarak öne çıkıyor. Mobil alanda
global markalarla işbirliği yapan
KVK, yönetim merkezi İstanbul’da
olmak üzere yurt çapına yayılmış 2
bine yakın bayi ile faaliyet gösteriyor.
Teknolojik ürünler sunan bir kuruluş olarak
teknolojik altyapısına geniş özen gösteren
KVK, iş akışının kesintisiz ve sorunsuz devam
etmesi amacıyla verilerinin replikasyonu için
Double-Take’i tercih etti.
KVK Bilgi İşlem ve İş Destek Direktörü
Fatih Özengin, niçin Double-Take’i tercih
ettiklerini anlattı.
KVK’nın tercihi Double-Take
KVK, müşterilerine hangi hizmetleri sunuyor ?
Türkiye çapında yaklaşık 2 bine yakın bayiden oluşan ağımızla toptan,
İstanbul’da bulunan Cevahir, Şişli, Çeliktepe, Sefaköy, Zeytinburnu ve Viaport
mağazalarımızda da perakende olarak cep telefonu ve aksesuarları satışı
yapıyoruz. Ayrıca KVK Teknik Servis şirketimizle de satış sonrası teknik servis
hizmeti veriyoruz.
Şirketinizin IT altyapısı nasıl ?
Çok yönlü ve çok amaçlı sistemler kullanan firmamızın IT donanım altyapısı,
Turkcell Super online firmasına outsource edilmiş durumdadır. Ankara’da bir
disaster site yani felaketten kurtarma merkezi oluşturduk. Tüm sistemlerimizin
birebir anlık replikasyonu buraya aktarılmaktadır. Sistemimize genel olarak
bakarsak Oracle veri tabanı üzerinde IFS ERP sistemi koşmaktadır. Bayi ağı ile
web üzerinde bir B2B sistemi üzerinden faturalama, tahsilat ve temlik işlemleri
gerçekleştirilmektedir. Kredi kartı ile yapılan satışlarda web servis üzerinde
veri alışverişi yapmaya başlayan sanal pos sistemimiz vardır. Banka tahsilat
işlemleri için yine Windows üzerinde çalışmaya başlayan DBS sistemimiz söz
konusu. Mağazalarımızla Peros adlı bir sistem ile IFS arasında muhasebe ve
stok bağlantısı bulunmaktadır. Bayilerle de Turkcell’in Stok Kontrol Sistemi ile
IFS arasında fatura ve stok bazlı bir entegrasyon çalışmaktadır. Mağazalar ve
bölgelerimiz ise 40mbit MPLS ile bağlantı sağlamaktadırlar.
Kaç sunucunuz var ?
Sanalda 63, fiziksel olarak ise 10 sunucumuz bulunmaktadır.
Kritik sunucu sayısı kaç ?
Sunucularımızdan Oracle, Wmvare platformu üzerinde yer alan 2 ESXI ve
1 Storage Server bizim için kritik seviyededir.
IT altyapısı açısından herhangi bir felaket yaşadınız mı ?
Hayır yaşamadık ama yaşanmadan önlemimizi alalım istedik.
Verileriniz buluta mı yoksa başka bir lokasyondaki
sunuculara mı taşınıyor ?
Bulutta şu anda verimiz yok. Verilerimiz başka lokasyondaki sunuculara
taşınıyor.
Double-Take ile nasıl tanıştınız ?
Sistemimizi outsource etme kararı aldıktan sonra Turkcell Superonline
vasıtasıyla Double-Take ile tanıştık.Ürünü önce test ettik, sonra
değerlendirmeye karar verdik. Son 6 aydır da kullanıyoruz.
Ürün desteği konusunda düşünceleriniz nedir ?
Turkcell Superonline Stratejik Müşteriler Satış Müdürü Şafak
Dinçbakkal: KVK, operasyonlarını olağanüstü durumlarda da veri kaybına
uğramadan devam ettirme zorunluluğu bulunan ve Türkiye’de önemli mobil
iletişim ürünlerinin tedariğini sağlayan öncü bir şirket. Turkcell Superonline
bünyesindeki Olağanüstü Durum Merkezi ise deprem, sel gibi felaket
durumlarından etkilenmeksizin iş sürekliliğinin sağlanmasına yardımcı olur.
Dünya standartlarında inşa edilmiş Turkcell Superonline fiber-optik altyapısını
tercih eden KVK, sunucuları üzerindeki tüm uygulama ve verilerini, herhangi
bir felaket durumunda hiçbir kayıp olmaksızın kullanmaya devam edecektir.
Veriler her zaman ulaşılabilir durumda
Double-Take Türkiye Ürün Yöneticisi Ayşenur Ketenci’nin verdiği bilgiye
göre Double-Take, sürekli veri replikasyonu yaparak kurumların verilerine,
uygulamalarına ve işletim sisteminin en güncel kopyalarına her zaman
erişilebilmesini sağlıyor. Yazılım, bütün dosya yerine sadece değişen verilerin
replikasyonunu gerçekleştiriyor. Böylece hem iş operasyonları etkilenmiyor
hem de sistemin performansı düşmüyor.
Açıkçası şu ana kadar ürün desteğine ihtiyacımız olmadı. Turkcell
Superonline ve iş ortaklarına güvenerek işimizi gönül rahatlığı ile
sürdürebiliyoruz.
Double-Take’ı niçin tercih ettiniz ?
• Bu yazılımın öne çıkan ve avantaj sağlayan özellikleri var.
• Korunan tüm dosyaların izlenebilmesi ve sadece değişen kısımların
replike edilmesi
• Verileri göndermeden önce sıkıştırarak performansı iyileştirebilmesi
• Veri değişikliklerini gerçek zamanlı çoğaltması
• Verilerin zamanlanmış anlık görüntülerinin alınabilmesi
• Ayrıca veri geçişlerinin kullanıcılar çevrimiçi kalırken ve çalışmayı
sürdürürken saydam biçimde yapabilmesi ürünü tercih etmemizdeki
unsurlar olarak sıralanabilir.
34
BThaber
MEKTUP
Dondurucu soğuk eşliğinde
merhaba,
Geçen mektubumda olduğu
gibi bu haftaya Yandex
detayı ile başlamak istiyorum.
(Bu başlangıçlarla kendimi
biraz havayı koklayan editör,
biraz da trafik denetçisi gibi
hissediyorum.) Geçen hafta
paylaştığım, ‘trafikte heba olan
saatler’ haberinin ardından, bu
seferki konumuz kar yağışının
trafikte yarattığı mucize. İşte
detaylar: Yandex Trafik Bilgi
Ajansı verilerine göre 7 Ocak
sabahı son 3 ay içinde İstanbul’da
trafiğin en rahat olduğu sabah
oldu. İstanbul Valiliği’nin okulları
tatil etmesi, medyanın uyarıları ile
çalışanların kişisel araçları yerine
toplu taşımayı tercih etmesi
trafiğin rahatlamasını sağladı. Kar
yağışının İstanbul’da etkili olmaya
başladığı 6 Ocak’ta da trafik
diğer günlere göre daha rahattı.
Dondurucu soğukların değil ama
trafikte bu huzur dolu anların
devamı dileğiyle…
Madem konumuz şehiriçi
ulaşım, bir İstanbullu’nun
vazgeçilmezi İETT’ye bakalım.
İETT verilerine göre, İstanbul’da
her gün 5,7 milyon kişi toplu
taşıma araçları kullanıyor. Bu
yolcuları kısa bir süre sonra
duraklarda ve örneğin yolcu
araca yaklaştığında ya da
bindiğinde kişiye özel reklam
ve marka kampanyaları
bekleyecek. Hatta her toplu
taşıma müdaviminin korkulu
rüyası ‘İstanbulkart’da bakiye
kalmadığı için araçtan inmek’
de tarihte yerini alacak. Pozitim
Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi
Onur Baran Çağlar, ulaşımda
rekabetin ve hizmet çeşitliliğinin
YIL 21
SAYI 1005
19 - 25 OCAK
19 - 25 OCAK
2015
Ulaştırmada
yenilikler dolu dizgin
vatandaşlara yarayacağını,
kaliteli ürün ve hizmete kolay
ve uygun fiyatla ulaşılacağını
belirtirken, kısa vadede beklenen
değişiklikleri yorumlamış. İşte
Çağlar’ın ziyadesiyle mantıklı
çözüm önerileri: Kredi kartları
ve banka kartları ile geçiş, cep
telefonları ile geçiş, sadakat
uygulamaları, ulaşım kartlarının
alışverişte de kullanılması, online
bakiye yükleme (OTA), kişiye
özel reklam ve kampanyalar,
standart bir Wi-Fi ve 3G yapısı.
Bu teknolojiye, bir de makul
kalabalıkla yoğrulacağımız toplu
taşıma eşlik ederse, şehir de
bayram eder, ne dersin?
Bu hafta yollardayım madem,
bir güzel haber taksilerden gelsin.
Akıllı telefon uygulamasında
taksicilerle yolcuları buluşturan
BiTaksi, geliştirdiği yeni yazılımla
işitme engellilerin daha kolay
taksi bulmasını ve taksicilerle
daha rahat iletişim kurmasını
sağlıyor. Hayata geçen
yeni güncelleme ile BiTaksi
uygulaması, işitme engeli
bulunan yolcuların uygulama
üzerinden taksi şoförleriyle
yazılı mesajlaşmasını, konum
ya da yol güzergahları gibi
bilgileri paylaşmasını sağlıyor.
Yolcu, işitme engelini belirtme
seçeneğine tıklayarak sisteme
kaydoluyor ve şoförler bu
yolcunun çağrısını özel bir
işaretle görüyor. Güncellemede
yolcular ve şoförlerin hızlı
BThaber Yayıncılık ve Etkinlik Hizmetleri A.Ş. adına Sahibi
Ayhan Sevgi
[email protected]
2015
[email protected]
www.bthaber.com
online
BThaber Gazetesi’nin bu ve
bundan önceki sayılarına
www.bthaber.com
adresinden ulaşabilirsiniz.
www.
bthaber
.com
www.linkedin.com/groups/BThaber
twitter.com/bthaber
www.facebook.com/BThaber
BThaber Grubu
Yayın Koordinatörü
Ayhan Sevgi
[email protected]
Yazı İşleri Müdürü
(Sorumlu)
Bülent Nevres
[email protected]
Editörler
Handan Aybars
[email protected]
Sedef Özkan (Ankara)
[email protected]
Evren Gülyaşar
[email protected]
Haber Merkezi
Ekrem Uçman
[email protected]
Görsel Tasarım
Nevzat Karataş
[email protected]
Mukadder Keskingözler
[email protected]
mesajlaşabilmesi için hazır mesaj
menüsü de var. Bu bilgiyi sosyal
medyada ve yakınımızdaki
insanlarla paylaşalım ki, ihtiyacı
olan herkes bilsin.
Trafikte biraz sağa çekip,
ödüllere geliyor, siftahı Avea ile
yapıyorum. Şirket, TESİD (Türk
Elektronik Sanayicileri Derneği)
tarafından bu yıl 13’üncüsü
düzenlenen TESİD Yenilikçilik
ve Yaratıcılık Ödülleri’nde 4
projeyle finale kalmış. Avea’nın
finalde yarışacak projeleri “Mobil
Uzaktan Kontrol Yeteneği”,
“Avea Yetenekler Platformu”,
“IntelliMAP” ve Avea Kuluçka
Merkezi şirketlerinden BAYT
Teknoloji’nin “B-Locator Küçük
Hücre Platformu” olarak
sıralanıyor.
Bu arada, Renault’nun liseli
gençleri ulaşım ve yol güvenliği
sorunlarının çözümü için
harekete geçirdiği, İstanbul
Milli Eğitim Müdürlüğü, Total
Oil Türkiye ve Türkiye Trafik
Kazalarını Önleme Derneği
ortaklığıyla gerçekleştirilen ‘Sizin
Fikriniz Sizin Projeniz’ yarışması
ODD tarafından Yılın Sosyal
Sorumluluk Projesi ödülüne layık
görülmüş. Renault Mais Genel
Müdürü İbrahim Aybar, gurur
veren şu sözleri söylemiş: “Bu,
kurumsal sosyal sorumluluğun
üçlü sacayağı özel şirket, kamu
ve STK birlikteliğiyle büyüyen bir
proje.”
Gurur veren diyorum, çünkü
İstanbul liselerinde dört yıldır
düzenlenen yarışma kapsamında,
bugüne kadar toplam 9 bin 390
öğrenci 80 proje gerçekleştirmiş.
Hedef ise 10 yıl içinde 1 milyon
liseli gence güvenli ve daha iyi
bir yaşam için birlikte harekete
geçmeyi öğretmek.
Örnek olmasını dilediğimiz
haberlere devam… Tunçmatik’in
yan kuruluşu Powergie tarafından
kurulacak Türkiye’nin en büyük
güneş enerjisi santrali Konya
Kızören’de 144 dönümlük alana
inşa edilecekmiş. Yeni güneş
santrali yılda 6 bin 500 ton
CO2 salınımını önleyeceği gibi,
yılda 12 milyon 800 bin kwh
enerji üretimi hedefleniyormuş.
Temmuz 2015’te devreye girmesi
öngörülen santralin, enerjiye her
zaman ihtiyacı olan Türkiye’de
yeni santrallerle desteklenmesi,
temiz enerji projelerinin artması
dileğiyle.
Bu haftayı böyle tamamlayalım,
detaylar haftaya…
REKLAM SATIŞ GRUBU
ASR
ACK
_SA
RAY
_2.
pdf
1
14.
01.
C
201
5
M
09:
33
Y
CM
Satıştan Sorumlu
Genel Müdür Yardımcısı
Zehra Sevimli
[email protected]
Satış Müdürü
Nurşen Usta
[email protected]
Satış Yöneticisi
Perihan Kıtay Özden
[email protected]
MY
CY
CMY
K
En ço
inova k eğitim
ihtiya syona in
cı va
r
HAFT
ALIK
BİLG
İ TO
PLUM
U TE
KNOL
OJİLE
Sayfa
ZETE
2015
bütün
çözü leşik
olaca mlerin yıl
ı
k
Avn
Sayfa
Tekn
şube olojik
büyü lerle
yece
5 yılı
ğiz
det
Sayfa
25
Müca
hit Günd
ebah
Yere
harit l yol
zeng ası
katıy inlik
or
ww
w.bth
aber
.com
Yere
BT’y l nüfu
e yö s
n ve
riyo
r
ar
19 - 25
Hakkı
Eren
yatırım ayl
Kuvey ı ile ı bir BT
geç
iren
Ban t Tür
kası, k Kat
merke
ılım
Arçalışm zi ile Ge
atıy alara önemli
or.
imz
a
Handa
Abone ve Dağıtım Sorumlusu
Canan Şahin
[email protected]
26
1005
SAYI
Sİ
et
Hak Genel
kı
Avn Eren Müdür
ile
et’in
ü
201
201
5
ve sek öngörü 4 yılını,
değ tördeki lerini
işim
leri
kon
uştuk.
11
Sayfa
Rİ GA
9
Ocak
2015
n Ayb
ars
Öze
Haber l
Media
Markt’
büy
üm
çoklu enin ta
stra kanal formülü
teji
müşter sinden
yaratm i memn ve
aktan uniyet
geçiyor i
.
Sayfa
3
Sadi
Açıka
lın
Bele
perf diyelerin
nüfu
biçimorman
sı,
besle de artıy mecbusu artt
ıkça
yen
ri
or
bir sü . M2S beklen , vatand
tiler
reç ’in ar
aşın
i
var
aş
ve be tırmas karşıla beklen
ledi ına gö mak içi tileri
yele
ve
r, be re, yere n tekn bele
di
ol
klen
l
tiler yönetimoji yatır yenin hi
e ya
ımla
zmet
Sayfa
nıt ve lerde
rı
rme bu şeki da oran
çaba
tıl
ld
sında e birb ı
irini
.
13
21
DOSY
A:
Şİrk
İlk teetlerİn
ve Sa rcİhİ hİ
brİt
aS
Satış Temsilcisi
Özge Karataş
[email protected]
Reklam Rezervasyon
Evrim Koç Demirci
[email protected]
Gazi
İnova Teknop
ark’ta
çalışm Ar-Ge
ki
aların şirketin
Dr.
ı
Se
de
Garaj lçuk Öz sürdüren
kuru Akadem demir, Doç.
cusu
isi’nin Bilişim
.
de
Gelişm
fırsatl ekte
ola
SaaS arından n ülk
önem ve hib yarar elerin BT
rit bu lanma
li
Hazır birer fırsat.lut çözümsında
leri
Evren layan:
GÜLY
AŞAR
Yönetim Yeri:
BThaber Yayıncılık ve Etkinlik Hizmetleri A.Ş.
Fetih Mah. Tahralı Sokak Kavakyeli Plaza
C Blok 7/5 34704 Ataşehir/İSTANBUL
Tel 0216- 291 13 90
ISSN 1300-6495
tarafından
dağıtılmaktadır.
Cilt, Baskı, Poşetleme: Apa Uniprint San. ve Tic. A.Ş. - Hadımköy İstanbul Asfaltı Ömerli Köyü İstanbul - Tel 0212-798 28 40. l BThaber kontrollü abonelik sistemiyle dağıtılmaktadır. - Fiyatı 1 Kuruş (KDV dahil) - BThaber, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 2/f maddesi hükmü gereği ‘yerel süreli yayın’dır.
Download

Buradan - BThaber