Yeni Symposium 36(1-2): 37-40, 1998
BİR ASI YOLU İLE İNTİHAR GİRİŞİMİ VAKASINDA SUFFOKASYON
SONUCU ÖLÜM
(VAKA TAKDİMİ)
Dr. FARUK AŞICIOĞLU*, Dr. GÖKHAN ORAL” , Dr. MAHMUT AŞIRDİZER***
ÖZET
Adli otopsi, adli soruşturmanın en önemli parçasıdır. Doğal olmayan ölümlerde, dikkatli ve usulüne uygun
bir şekilde yapılmamış otopsi kadar şahit ifadelerine ve dış bulgulara dayanarak verilmiş kararlar da ada­
letin yerini bulmasına engel olan faktörlerdendir. Ası yoluyla mekanik asfiksi sonucu ölümün meydana ge­
lip gelmediği, boyunda saptanan telem gibi dış bulgulara bakarak değil ancak otopsi yaptıktan sonra ka­
rar verilecek bir husustur. Sosyal nedenlerle, muhafazakar bakışların etkisinde kalıp otopsi yapmamak ad­
li soruşturmanın akibeti açısından önemli bir hatadır.
SUMMARY
Legal autopsy is the most significant part of the legal inquiry. When unnatural deaths are of concern, rel­
ying only on the witnesses and on the physical appearance of the corpse is a misleading procedure as
much as an inproperly done autopsy. A mark on the neck is not enough for the decision of death due to
mechanical asphyxia by hanging and autopsy is necessary. Refraining from autopsy with social concerns,
under the influence of a conservative view is a major fault in legal inquiries.
GİRİŞ
Adli otopsilerde, var olan bulgulan objektif ve ta­
rafsız bir şekilde değerlendirmek çok önemlidir. Ay­
nı derecede önemli olan birşey de, görünüşte var
olan ölüm nedeni ne kadar inandıncı olursa olsun,
ister ölü yakınlarının isterse resmi görevlilerin, otop­
si yapılmasına gerek olmadığı şeklindeki, bilimsel ve
hukuki olmayan, ön yargılı, muhafazakar ısrarlarına
karşı koyabilmek ve adaletin doğru şekilde yerine
gelmesini sağlamaktır. Bu yazıda sunulan vakada, bu
klasik düşünceyi doğrular şekilde, görünüşteki "ası
yolu ile intihar sonrası gelişen komplikasyonlardan
ölüm" ön-teşhisi, ölü yakınları ve resmi görevliler ta­
rafından yeterli görülmüş, cesede adli otopsi uygu­
lanması gereksiz bulunarak, görevli adli tıp uzmanı­
na engel olunmaya çalışılmıştır.
Cesette açıkça görülen "telem", Cumhuriyet sav­
cısı ve cenaze yakınlarınca ölümün "ası sonrası geli­
şen komplikasyonlardan olduğu" şeklindeki yanlış
yorumu kuvvetlendirmiştir. Oysaki "telem"; çok
önemli ve değişmez bir adli tıbbi prensip olarak;
*
”
Adalet Bakanlığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, fiziksel
İncelemeler İhtisas Dairesi
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri ABD, Adli Psikiyatri
Bilim Dalı
Adalet Bakanlığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, Morg İhtisas
Dairesi
-
ölüm sebebini tayin eden bir kriter değil, sadece ki­
şinin ası fiiline maruz kaldığını gösteren bir bulgu­
dur. Ölüm sebebinin, "ası sonrası gelişen komplikas­
yonlardan" birisi olup olmadığına ve ası fiilinin "kişi
canlı iken" meydana gelip gelmediğine (yani olayın
orijininin cinayet mi yoksa intihar mı olduğunun de­
ğerlendirilmesine) karar verebilmek için otopsi şart­
tır (Gök, 1991; Özon, 1980).
Bu vakada tartışılabilecek diğer hususlar da; "ası
yoluyla intihar-depresyon" ve "ası sonrası komplikasyonlar-suffokasyon" ilişkisidir. Hangi konuyu ele
alırsak alalım, unutulmamalıdır ki, bunların herhan­
gi birinin tartışılması ancak ve ancak iyi hazırlanmış
bir hazırlık soruşturması ve usulüne uygun yapılmış
bir otopsiye ait bulgularının varlığıyla mümkündür
(Soysal, 1993; Simpson, 1985).
Yazımızda önce vakaya ait gerek hazırlık soruş­
turması sırasında elde edilen ve yakınlarının ifadele­
rine dayanan gerekse hastahanede yapılan tetkik so­
nuçlan ve tedavilerin kayıtlı olduğu hastahane evra­
kının incelenmesine dayanan veriler ile adli otopsi
sırasında tespit edilen bulgular sunulmuş, bunların
ışığında "tartışma ve sonuç" bölümünde tartışılmıştır.
VAKA
29 yaşında, Erzurum-Narman doğumlu, erkek,
bekar, çciftçilikle uğraşır. Erzurum Numune Hastaha37-
nesi Psikiyatri servisi tıbbi müşahede ve muayene
evrakına göre; 7-19-4.994 tarihlerinde" Borderline Ki­
şilik Bozukluğu, Majör Depresyon" tanısıyla yatırıla­
rak tedavi edildiği belirtilmektedir. Yine aynı evrak­
ta, bir yıl kadar önce uykusuzluk, çevreye saldırgan­
lık, etraftaki kişilerden şüphelenme, sıkıntı, referans
fikirleri, suisid düşünceleri gibi şikayetlerle başlayan
ve suisid girişimleri (ilaç içerek ve ası yolu ile) ile
devam eden bir ruhsal rahatsızlığı olduğu, 25 gün
önce bir psikiyatra müracaat ettiği, ancak verilen
ilaçları kullanmayarak hastahaneye getirilmeden bir
süre önce kendisine verilen ilaçlardan çok miktarda
içmek suretiyle intihar girişiminde bulunduğu, zama­
nında farkedilerek acil servise getirildiği kayıtlıdır.
Fizik muayenesinde herhangi bir özellik saptanma­
dığı, şuurunun açık, oryante ve koopere olduğu,
anksiete, ajite ve absürd davranışlar, psikomotor hu­
zursuzluk, insomnia, referans fikirleri ve keder yö­
nünde artmış affekt gözlendiği, haloperidol 30 dam­
la (3mg)/ gün, bornaprin 6mg/gün kullanıldığı,
19.4.994 tarihinde "salah hali" ile taburcu edildiği be­
lirtilmektedir.
6.6.994 günü sabah saat 05.00 sularında annesin­
den kahvaltı hazırlamasını istediği, annesi kahvaltıyı
hazırlayıp 5-10 dakika içinde tekrar odaya girdiğin­
de oğlunu asılı gördüğü, çığlık atınca da komşuları­
nın yetişip ipi kestikleri, suni teneffüs yaptırıp Erzu­
rum Devlet Hastahanesine götürdükleri tahkikat sıra­
sında öğrenilmiş ve "Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı"na kaydedilmiştir.
Erzurum Numune Hastahanesi tıbbi müşahede ve
muayene kağıdındaki kayıtlara, görevli doktor ve ya­
kınlarının ifadelerine göre, 6.6.994 tarihinde nefes al­
mada güçlük şikayetiyle getirildiği, setvikal bölgede
ası izi gözlendiği, hyoid kemik ile thyroid ve krikoid kıkırdakta bir patoloji ve larynxte ödem saptan­
madığı, şuurun zaman zaman açıldığı, onun dışında
verbal uyaranlara cevap vermeden yattığı, el ve kol­
larında 15 ile 30 saniye süren tonik ve klonik kasıl­
malar olduğu saptanıp kliniğe gözlem ve tedavi
maksadıyla yatırıldığı, 7.6.994 tarihinde akşam saat
20.00 sularında bir anda nefes alamamaya başladığı,
ressüsitasyona fırsat kalmadan öldüğü anlaşılmakta­
dır.
Bir gün sonra, 8.6.994 tarihinde yapılan otopsi­
sinde;
Dış m uayenede
Cesedin 185 cm. boyunda, 70 kg. ağırlığında, te­
ni buğday renginde, önden dökülmüş siyah kıvırcık
saçlı, siyah kaş ve kirpikli, 4-5 günlük köse sakallı,
sünnetli erkek cesedi olduğu, ölü sertliğinin tüm vü­
cutta gelişmiş, ölü morluklarının boyun arkaSı ve her
iki skapula lateralinde daha kesif olmak üzere sakral, posterior femoral ve baldır arkalarında koyu mor
renkte yer aldığı gözlendi. Lomber bölgede 3 cm bo­
yunda hiperemik bir alan, sağ dirsekte 0.5 cm'den 1
cm'ye değişen büyüklüklerde 3 adet, sol dirsekte 0.5
cm'den 2 cm'ye değişen büyüklüklerde yine 3 adet,
-
sol dizden ayağa kadar, çok sayıda 0.5 cm'den 3
cm'ye değişen büyüklüklerde aynı vasıfta üzeri kurt­
lanmış sıyrıklar bulunduğu tespit edildi. Boyunda
larynx üzerinden başlayarak boynun her iki yanında
yükselici bir seyir gösteren, ense ortasında incelene­
rek sonlanan, en geniş yeri 5 cm. en dar yeri 0.5 cm.
eninde, yer yer kesintili, yüzeyden hafifçe derinde
telem izi görüldü. Başka bir özelliğe tesadüf edilme­
di.
İç muayenede
Cranium tetkiki:
Saçlı deri altı soluk görünümde, temporal adale
grublarında bir özellik yok, kafatası kemikleri sağ­
lam olarak görüldü. Beyin her iki hemisferinde, inter-hemisferik yüzlerde, frontal nahiyede, subarach­
noidal mesafede, 0,5x10 cm'lik bir alanda, sarı-yeşil
renkte, pürülan görünümlü eksüda mevcut olduğu
saptandı. Beyin ve beyincik kesitlerinde parlak ve ıs­
lak görünüm hakim, kesit yüzeylerinde silinmekle
geçmeyen peteşial kanamalar görüldü. Kafa kaide
kemikleri sağlam olarak bulundu.
Thorax boşluğu tetkiki:
Deri altı katlarıda sağ sternokleidomastoid üze­
rinde 2x3 cm. ebadında, teleme uyan bölgelerde de
küçük ekimozlar dışında bir özellik gözlenmedi.
Kotlar sağlam bulundu. Sterno-costal plastron kaldı­
rıldıktan sonra boyun organları akciğerlerle birlikte
çıkartıldığı. Sağ akciğer plevraya yapışık bulundu.
Her iki thorax boşluğunda sıvıya rastlanmadı. Epiglot girişinde 3x3x2 cm. ebadlarında portakal parçası
bulunduğu ve solunum yolunu tamamiyle kapattığı
görüldü. Hyoid kemik, thyroid ve krikoid kartilaj
sağlam bulundu. Oesophagusta beyaz köpüklü ma­
yi bulundu, trachea boyunca ve bronş ile bronşiyoller de dahil olmak üzere, gıdai muhteviyata rastlan­
madı ancak pürülan mayii geldiği gözlendi. Her iki
akciğer normal büyüklük ve ağırlığında olup, sağ ak­
ciğer orta ve üst lobda, median kenarda, 3x5 ve 4x5
cm'lik alanlarda, 3 cm. derine kadar giden, parenkim
içi hemorajik alanlar mevcut. Akciğer kesitlerinde
alacalı bir görünüm hakim ve sıkmakla pürülan ma­
yii gelmekte.
Abdominal boşluk tetkiki:
Midede epiglotta görülen portakala benzer vasıf­
ta gıdai muhteviyat bulundu. Batın içi organlar nor­
mal büyüklük ve ağırlıklarında, herhangi bir patolo­
ji saptanmadı.
Elde edilen bulgular; 1. boyundaki yükselici ve
sathileşen telem gözönüne alınarak "ası fiilinin ger­
çekleşmiş olduğu", 2. Teleme uyan bölgelerde göz­
lenen ekimozlara dayanarak "ası fiilinin kişi canlı
iken gerçekleşdiği", 3- Akciğer ile beyindeki makroskopik ve mikroskopik bulgulara ve epiglotta gözle­
nen, solunum yolunu tamamen tıkayan, "portakal
parçası" yorumlanarak "kişide pnömoni ve menenjit
mevcut olduğu, gıda aspirasyonu sonucu sufokasyon (boğulma) yolu ile ölmüş olduğu", şeklinde de­
ğerlendirildi.
38-
TARTIŞMA VE SONUÇ
Vakamızın yaşı, cinsiyeti, psikiyatrik teşhisi gibi
kriterler gözönüne alındığında intihar riski en yük­
sek olan grubta epidemiyolojik açıdan yer aldığını
görüyoruz.
Vakadan elde edilen bilgi ve bulguları üç ayrı
başlık altında tanışmak istiyoruz:
1. Ası yoluyla intihar-depresyon ilişkisi;
Erzurum Numune Hastahanesi'ne ait "hasta mü­
şahede evrakı" ve görevli doktorların ifadelerine gö­
re, kişi Bordeline Kişilik Bozukluğu + Majör Depres­
yon tanısıyla yatırılarak tedavi edilmekteymiş. DSM
IV kriterleriyle var olan bulgular dikkate alındığında,
I. eksen tanısı olarak, "psikotik özellikli majör dep­
resyon" tanısı alabilir gözükmektedir (5). Yine aynı
kriterler kullanılarak II. eksende "borderline kişilik
bozukluğu" tanısı mevcut bulgulara göre konulabilir
gibi gözükmemekle birlikte klinik içi takipte, düşük
doz antipsikotikle tedaviye çok kısa sürede iyi cevap
vermesi muhtemel bir kişilik bozukluğu tanısını akıl­
da tutmayı gerektirmektedir. Zira borderline kişilik
bozukluluğu gibi bazı kişilik bozukluklarında mikropsikotik atakların görülmesi mevcut psikiyatrik lite­
ratüre göre mutad bir durumdur {Oral, 194; Üner,
1990).
Depresyon vakalarının erkeklerde %82, kadınlar­
da %80'i intihar fikirleri taşımaktadır ve 6 depressiften biri ergeç intihara kalkışır (Kaplan ve Sadock,
1989). Erkeklerde, yaşlı kadınlarda ve yanlız yaşa­
yanlarda intihar riski daha fazladır (Kaplan ve Sa­
dock, 1989). Erkekler arasında suisid riskinin yüksek
olması ateşli silahlar, ası ve yüksekten atlama gibi
başarıya ulaşma ihtimali yüksek vasıtalarla intihara
kalkışmalanndandır (Kaplan ve Sadock, 1994). İstan­
bul Adli Tıp Kurumu'nda yapılan iki ayrı çalışmada
ası yoluyla intihar vakalarındaki erkeklerin oranı;
551 olguda %73-7, 200 vakalık bir seride de %70 ola­
rak bulunmuştur (Oral, 1994; Üner, 1990). Bu oran­
lar ası yoluyla intihar eden vakalarda intihar öncesi
psikiyatrik bir bozukluğu olup olmadığı konusunda
veriler içermiyorsa da, bu konudaki tıbbi literatür
psikiyatrik faktörlerin intiharda çok önemli bir predispozan faktör olduğunu söylemektedir. İntihar
eden popülasyonda %95'lik bir oranda psikiyatrik
teşhis konulabileceğini kaynaklar ifade etmektedirler
(Kaplan ve Sadock, 1989; 1994; Oral ve ark, 1994).
Bu yüzdenin %80'lik bölümü depressif bozukluklar­
dır (Beskou), 1990).
İntihara kalkışma yaşı genellikle orta veya geç
yaşlardır. Bir çalışmaya göre intihara kalkışmanın en
önemli yaşı erkeklerde 29.5'dur (Kaplan ve Sadock,
1994).
Yine psikiyatrik tedavi görmüş 5.000 hastada Io­
wa Psikiyatri hastahanesi'nde yapılan bir çalışmada,
hastahaneden taburcu edildikten sonraki 3 ay için­
deki intihar riski erkeklerde normal popülasyona gö­
re 70 misli daha yüksektir (Roy, 1983)• Depressif
hastalarda da diğer psikiyatrik hastalarda olduğu gi­
bi hastaheneden taburcu olduktan sonraki 6 hafta
içinde 1/3 oranında relaps ve intihar gözlenmektedir
{Kaplan ve Sadock, 1994).
-
2.
Ası sonrası gelişen kom plikasyonlar-suffokasyon ilişkisi:
Asıdan kurtulanların sayısı oldukça az olup ölüm,
inhibisyon olmadığı hallerde, 5 ile 20 dakikadaki bir
süre içinde meydana gelir {Gök, 1991; Ören, 1980;
Simpson ve ark, 1985; Aşıcıoğlu ve ark, 1994). Ası­
dan canlı olarak kurtarılanlarda yaşayabilme kaabiliyeti, ipte kalma süresi, ası ipinin boyundaki yeri, sı­
kılık derecesi, hareketliliği, düğümün bulunduğu
yer, asının tam ası olup olmadığı gibi çeşitli faktörle­
re bağlıdır {Gök, 1991; Özen, 1980; Aşıcıoğlu ve ark,
1994). Bir kısmı komadan çıkamadan çok kısa bir
süre içinde ölürken, diğerlerinde pnomoni, bronşit,
bronşiolit, trakeit, serebral hipoksiye bağlı reversibl
veya irreversibl nörolojik hasarlar (hemipleji, parapleji, quadropleji, koreik tablolar, Korsakoff sendromu, retrograd amneziler, epilepsi v.b.) ve psikiyatrik
tablolar gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu kompli­
kasyonlar sonrası yatağa bağlı kalan hastada sistemik problemler ortaya çıkar ve sıklıkla kişinin ölü­
müne sebebiyet verir {Gök, 1991; Özen, 1980; Aşıcıoğlu ve ark, 1994; Herrick ve ark, 1990; Camps ve
Gradıvohls, 1976; Pradep, 1993).
Asıdan kurtulanların akciğerlerinde ön planda
gelen patolojiler ödem ve konjesyondur. Bu tabloya
üst solunum yollarındaki silier fonksiyonun harabiyetine bağlı olarak gelişen trakeit, bronşit ve bronşi­
olit eşlik edebilir {Aşıcıoğlu ve ark, 1994). Üst solu­
num yollarının enfeksiyonuna bağlı olan sekresyonun atılamayarak birikmesi, enfeksiyonun aşağıya
inmesi, serebral hasara bağlı olarak oluşan immobilizasyon akciğerlerde enfeksiyon meydana gelmesi­
ne sebeb olur {Herrick ve ark, 1990; Camps ve ark,
Gradıvhols, 1976; Pradep, 1993).
Vakamızda ası süresi, yakınlarının ifadesine göre,
30-60 saniye arasındadır. Yine ifadelere göre, ipten
indirildiği sırada çırpınmalarının olması ve otopside,
özellikle sol tarafta olmak üzere, kol. ve ellerde sap­
tanan çok sayıdaki sıyrıklar asının "konvülsiyonlar"
devresindeyken vakanın ipten kurtarıldığı kanaatini
uyandırmıştır (Gök, 1991; Özen, 1980; Uysal, 1994;
Aykan ve ark, 1986).
İpten indirildikten sonra ortaya çıkan konfüzyon
hali, amneziler, zaman zaman gelen şuur kayıpları
ile tonik ve klonik kasılmalar ası sırasında oluşmuş
serebral anoksiye bağlı olarak gelişen tablolar olarak
düşünülmüştür. Her ne kadar üst solunum yollan
muayenesinde herhangi bir patoloji saptanmadığı
hastahane kayıtlarında mevcut olsa da silier fonksi­
yonlarda bir bozulma ası sonrası komplikasyonu
olarak beklenebilir. Şuuru kapanıp açılan ve zaman
zaman tonik-klonik kasılmalarla karakterize nöbetler
geçiren hastanın, yakınları tarafından (çabuk iyileş­
sin diye) ikram edilen portakal diliminin epiglotu
39-
tam olarak tıkayarak, kimse ne olduğunu anlamadan
suffokasyon yolu ile ölümüne sebebiyet vermesi de
bu sayede mümkün olur.
Otopsi sırasında akciğerlerde gözlenen hemorajik
alanlar, ödem ve konjesyon bulguları ası sonrası
komplikasyonu olarak beklenebileceğini yukarda
belirtmiştik. Meninxte saptanan ve mikroskopik ola­
rak menenjite uyan bulgulan ise ası sonrası uygun
zeminde nazofarinxten menşeini alan bakteriyel
kontaminasyon olarak değerlendirmek mümkün ola­
bilir. Tabloda ateş ve ense sertliği gibi bulguların ol­
maması ve subarachnoidal mesafede saptanan püy,
gelişmekte olan menenjitin (lokalizasyonu itibarıyla
sık rastlanan bölgede olmasa da) bakteriyel kaynak­
lı bir menenjit olabileceğini ve klinik belirti henüz
vermediğinden henüz başlangıç safhasında olduğu­
nu, dolayısıyla ası sonrası meydana geldiği kanaati
uyandırmaktadır (Bradley ve ark, 199D3-Hatasız yargılam a-adli otopsi ilişkisi:
Bu vakada da açıkça görüldüğü gibi, orijni intihar
gibi gözükmekte olan bir" ası sonrası komplikasyon­
lardan ölüm" olgusu, adli otopsi sonrası orijini "ka­
za" olan "suffokasyon sonucu ölüm" vakası haline
gelmiştir. Adli yargılama açısından bu durum son de­
rece önem taşır. TCK.'nun 455. maddesine göre so­
rumlu kişiler hakkında "tedbirsizlik ve dikkatsizlik
sonucu ölüme sebebiyet"ten dava açılabilir (İçel ve
ark, 1991). Bize göre burada sorumlu tutulabilecek
kişiler, cenazenin yakınları kadar, önce bu durumda­
ki bir hastanın ziyaretine izin verip sonra da ziyaret
süresince hasta yakınlarına gereken bilgiyi vermeyi
organize edememiş olan hastahane yönetimidir. Do­
ğal olarak bu değerlendirmeyi yapacak olan adli yet­
kililerdir. 1940 yılları sonrası bulunan çeşitli ilaçlarla
birçok ruhi hastalığın ve tabi "depresyon"un tedavi
edilebildiğini bilmekteyiz (Leonard ve ark, 1992).
Diğer ülkelerde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde, hastalan intihar etmiş psikiyatrlara karşı mik­
tarı ciddi boyutlara varabilen tazminat davaları açıl­
dığı konusundaki yaygın bilgiyi bu yazının amacı dı­
şında gibi görünmekle beraber tekrar hatırlatmakta
fayda buluyoruz.
KAYNAKLAR
Aşıcıoğlu F., Sarı H., Aşırdizer M., O kudan M. Ası Kompli­
-
kasyonu Olarak Gelişen Ölümler. Ulusal I. Adli Tıp
Kongresi, Poster Bildiri, 1994.
Aykan TB., Tüzüner N., Sav A., İnce Ü. Kısa Patoloji (Çe­
viri: W.A.D. Anderson's Synopsis of Pathology), Fatih
Gençlik Vakfı Matbaa İşi. İst. 1986, 478-479.
Beskow J. D epresyon and suicide. Pharmacopsychiatry 23
(Suppl 1). 1990:3-4.
Bradley WG., Darrof RB., Fenichel GM., Marsden CD. Ne­
urology in Clinical Practice. Vol. II. Butterworth-Heinemann, Stoneham, MA-USA. 1991,1049-1054.
Camps FE., Gradwohls Legal Medicine, 3. Edition. John
Wright & Sons Ltd, Bristol, 1976, 326-336, 339.
Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 4.
edition, "DSM IV". american Psychiatric Assosiation,
Washington D.C. USA. 1994:317-328.
Gök Ş. Adli Tıp VI. Baskı, Filiz kitabevi, İstanbul,
1991:103-116.
Herrick JA., Mahedran B., Penny FJ. Journal of Clinical
Anesthesiologia, 2 (2), 1990, 116-120.
İçel K., Yenisey F.Türk Ceza Kanunu. 2. Baskı. Beta Basım
Yayım Dağıtım A.Ş. İst. 1991:206-207.
Kaplan HI., Sadock BJ. Com prehensive Textbook of
Psychiatry, 5- edition. Williams&Wilkins Comp, Baltimore-Maryland. USA. 1989,897.
Kaplan HI., Sadock BJ., Grebb JA. Synopsis of Psychiatry,
7. edition. Williams&Wilkins Comp. Baltimore-Maryland. USA. 1994:803-806.
Leonard BE. Fundamentals of Psychopharmacology John
Wiley & Sons Ltd. Chistester. West Sussex-England
1992, 55-77.
Oral G., Tanm an Ç., Bayar R., Ö zm en M., İlkay E. Ası ile
İntihar Sonucu Ölümlerin İstatistiki Değerlendirilmesi.
III. Anadolu Psikiyatri Günleri, serbest bildiri 1994.
Ö zen C. Adli Tıp Ders Kitabı. İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi
Yayınlan, rek. no:W 2227, Fak. no: 111. II. Baskı,
1980:84-94.
Pradep KG., Kanthaswamy V. The American Jour, of For.
Med. and Path. 14(1), 1993, 80-81.
Roy A. Risk Faktors for Suicide in Psychiatric Paients. Arch
Gen Psych. 1983;40:971.
Simpson K., Knight B. Forensic Medicine, 9. edition. Ed­
w ard Arnold Ltd. London-U.K. 1985, 102-106.
Sosyal Z., Kolusayın Ö., Çetin G., Azmak D., Adli O topsi­
nin Önemi. Dirim Dergisi, 1993,233-240.
Uysal C. Yatak İstirahati Komplikasyonlarının Adli Tıp Açı­
sından İncelenmesi. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı-Uzmanlık Tezi, İst. 1994.
Üner S.Ası ile Ölümlerin Adli Tıp Açısından İncelenmesi.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, uzmanlık tezi, İstanbul.
1990:124-125.
40-
Download

ÖZET SUMMARY VAKA