Hikmet
Ne garip değil mi Hikmet?
Kıyamıyor canına insanlar
Ne tatlıymış canları
Ne acı Hikmet ne acı
Oysa bilmiyorlarki nefes almaktır bazen gitmek
Saçma Hikmet
İnsanların para karşılığı bakışlarını satması saçma
Sen anlamazsın Hikmet
Sen zaten hiç anlamadın
Yalnızlık en güzel sevgilidir insana
Sen yalnız kalmayı bile beceremiyorsun Hikmet
Çünkü sen yalnız başına bir hiçsin
Tanır gibiyim yüzünü
Seni biyerden çıkaracağım Hikmet
Galiba içimden
Hiç
Şair burada seni özlediğini öyle bir cümleyle dile getirecekti ki
Şair seni sevmekten vazgeçmeseydi eğer
Özlemek ne fiil bir kelime hiç kalpten dökülür değil
mek, mak
Gökyüzü olurum belki bir gece vakti
Yıldızları dökerim pervazlarına
Gözünün tentesine yağmur damlası düşürürüm
Göz ne organdan bir kelime
Hiç öyle içine bakıpta kaybolunası değil.
Eğer gökyüzüne basabilseydim ayaklarımla
Kafamdaki yıldızlar yaban geyikleri olacaktı
Belki bir de sevgilim olacaktı ölü bebeklerin kaburgasından
Bebek ne insan yavrusu bir kelime
Hiç öyle ikimizin meyvesi felan değil.
Kaburga Kemikleri
Özlemek; kaburga kemiklerini kırmak zamanın
Gökyüzü gibi kocaman ama yalnız
Bir söz dahi edilmez ayrılıktan öte
Ölmek ki ayrılıktır biraz, biraz da vedadır gülmelere
Sesinizin en gür olduğu yerlerde
En kalabalık olduğu günlerde insanların
Meydanlar doluyken sebepli - sebepsiz
Hayvanlar su içerken plastik kaplarından
Çiçeklerin üzerine basılırken nasırlı ayaklarla
İşte o gün öleceğim
Hemde arkamda bir kadın bırakarak.
Öyle İşte
Öyle işte
Kalbimin içinde idam sehpaları kurmuştum
Hiçbirinin taburesine tekme atamıyordum
İçim içime sığmıyordu
İçim içimden büyüktü
Gözümle su içemediğim gibi
Ağzımla da gitme diyemiyordum
Ama sen gittin
Ve sonra ben dedim ki;
Şimdi sen gidiyorsun ya
Gittiğin yerdeki ağaçlar...
Sığmayan
Bir kavuşmak ki kör zamanlarda
Yani acıyı ayırmak bıçak gibi keskin
Bir uçurtmanın gölgesinde uyur ayrılık
Sevmek diyorum ele avuca sığmayan.
Uçsuz bucaksız bir tarla gibi
Ya da kadın gibi verimli değil, çorak
Kıraç sevdalara ekilmez hasret
Özlemek diyorum yere göğe sığmayan.
Bir kadın diyorum hepsinden öte
Bir koku diyorum hepsinden eftal
Bir sevmek diyorumki dilin ucunda
Söyleyeceğim dile ağza sığmayan.
Muzaffer
Başka türlü yaşayamazdık Muzaffer
şiirsiz, sözsüz
ne yavan olurduk bir bilsen
Cahitsiz, Cemalsiz.
Başka türlü yaşayamazdık ki Muzaffer
Kelamsız, kitapsız
ne boş olurduk bir bilsen
Ne boş...
Başka türlü yaşayamazdık Muzaffer
-Aslında yaşardık Numan
Yaşayanlar gibi...
Ölür giderdik belkide
İnançsız.
Karanfil
Belki ayazında ölürüm Ankara'nın
Bir ölüm düşünüyorum ki Başkentin ''Karanfil'' kokulu sokağında.
Grand tuvalet giymiş bütün adamlar
Ve yüzünü öldürmüş kadınlarla
Bir de Karanfil'de gül satan sümüklü çocuklarla...
Yalnızlık içine işlemiş Ankara'nın
Sokakları bürokrasi kokuyor
Bu şehir en güzel kadınları hak ediyor
Fakat bu şehirde hep yalnız kadınlar yaşıyor.
Kadın Başına
Sen toprağa bastığında ayaklarını, çırılçıplak
Tanrıçalar güneşi doğuruyordu tepelerden
Sen kadın başına ne güzeldin öyle
Göz kapakların yelkeni sanki gemimin
Denizi yutacakmışsın gibi birazdan,
Gemiler dişlerine çarpacak
Çocuk
Bıyıkların daha yeni terlemiş
ellerin daha yeni ekmek tutacak
ölmeye daha çok uzaksın
sen büyüyeceksin çocuk
seni bir vuracaklar sen bin yaşayacaksın
sen demir makinalara göğüs gerdin çocuk
zamanın pezevenk gülüşleri vururken kıyıya
sen gözünü bulutlara yumdun çocuk
sen daha sevdalara karışacak yaştasın
ellerin hala sevdalara gebedir çocuk
kanadında özgürlüğü taşıyan kuşları vurdular
isimleri Aliydi, Ayşeydi...
Döngü
Önce bir yağmur damlası düşüverir toprağa
Sonra toprağın dili ıslanır azıcık
Bir kuytu oluşur düzlük yerden
Küçük bir kuytu
Büyür, kocaman göl oluverir
Su düşer üzerine sonradan
Bir bakmışsın dere oluverir
Sonra neden denize dökülür dereler
Her suyun büyük bir suya kavuşma hevesidir bu
Tıpkı insanın yaratanına dönmesi gibi
Cümlemsi
''Ben şair değilim.
Sadece geceleri cümlemsileri kağıtlara yapıştırırım siyah bantlarla.
Ve gül yüzünü hayal ederim, dikenleriyle.
Ödüm ödüme karışır zifiri karanlıkta.
Ben cesaretli falan da değilim.
Aklıma ölüm gelir mesela kalabalık meydanlarda.
Ne çok yalnızız derim içimden, ne çok...
Dedim ya ben şair felan değilim.
Sadece cümlemsileri yapıştırırım alt alta.''
Zarife I
Ellerin çorak tarla gibidir
tutulması gerekir çatlamış yerlerinden
bu eller nadasa bırakılamaz Zarife elini ver.
Sırtına kuşlar konar vakitsiz
sen onlar yokmuş gibi uyuyamazsın Zarife
Zaman akarken gökten yere doğru
özlemek diyorum avazım çıktığı kadar susarak
bazen gitmek gerekir Zarife
anıları arkada bırakarak.
Ve sen büyük kadın saçlarınla yavaş yavaş gidiyorsun
''Şimdi yoksun ölmek zamanıdır.''
Zarife II
Bu sabah yalnızlığıma sarılıp uyandım Zarife
Dudağından öptüm hasretinin
ve güzel özlemler biriktirdim sana
El değmemiş kavuşmalar hayal ettim
Boynundan öptüm ayrılığın
Bu sabah iki ince belli bardak koydum üzerimize
Belkide mutsuzluğa alışmışız Zarife.
Kim bilebilir yanağını koklamanın ne
''muzaffer'' bir şey olduğunu, benim gibi...
Zarife’ye Mektup
Sevgili Zarife.
Bugün seni düşünerek günü bitiriyorum.
Sende beni aklına getirmeyerek.
Ama düşünsene günü beraber bitiriyoruz yine çok şükür.
Tasarım ve Düzenleme : Adem ŞEN
Download

Untitled