ASRACK_CM_3.1.pdf
1
03/02/15
16:41
Yeni dünyanın
yeni kurallarını
öğrenme zamanı
C
M
Y
CM
26-30 Ocak arasında
İtalya’nın Milano kentinde
gerçekleştirilen Cisco Live, yeni
teknolojik gelişmeler ekseninde
bağlantılı bir dünyaya, IoE
kavramına odaklandı.
MY
CY
CMY
K
Sayfa 13
SAYI
HAFTALIK BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ VE EKONOMİSİ GAZETESİ
Sayfa
9
Sayfa
Özden Aliyagiç Uyar
Test, başlı
başına bir
projedir
12
9 - 15 Şubat 2015
BTK 2015 İş Planı’nda katılımcı
yöntem hedefleniyor
Enerji
tasarrufunun
anahtarı “yeşil
bilişim”
Şirketlerin ve
kurumların
alabilecekleri önlemler
ve ZyXEL’in yeşil
çözümlerini konuştuk.
www.bthaber.com
1008
Özel
Haber
Sayfa
3-4
Sedef Özkan
ICterra CEO’su
Vedat Uslu, 1991
yılında Siemens’te
tohumları atılan
yapının dönüşüm
hikayesini anlattı.
Vedat Uslu
Sayfa
28
Sarı sayfalarda
fırsatlar
büyüyor
Hedef, KOBİ’lerin
sayısal bilgilerini
artırırken güncel
veriler ile yurtdışından
Türkiye ile iş yapan
firmaların da
artmasını sağlamak.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu,
‘BTK 2015 Yılı İş Planı’nı yayımladı.
Plandaki faaliyetler 49 maddede
aktarılırken, ulusal ve uluslararası
işbirlikleri ve etkinlikler de dikkat çekiyor.
Semin Özmoralı
Sayfa
15
27
DOSYA:
FİNANS
Finans sektörü; teknoloji
kullanımı ve yeniliklerde, bu
konuda işbirlikleri geliştirmede
dünyaya örnek oluyor. Detaylar
dosyamızda.
Dosya
sponsoru
TP50
CLOUD TERMINAL
Gerçek Masaüstü Sanallaşşrma Çözümü
Kitap Boyutunda
5.90”x5.13”x1.78”
128/256 Bit Şifreli Güvenli İleeşim
Sabit Disksiz
Yöneelebilir
Driversız / Yazılımsız
6W Güç Tükeemi
İşlemcisiz
Vmware Ready
TP50 Cloud Terminal, geniş mullmedya deneyimi, CAD/CAM desteği, video animasyonları, 3D grafik ve daha birçok
özelliği birlikte sunar. İşleem sisteminden bağımsız olarak kullanılan TP50, geniş güvenlik çözümleri ile herhangi bir
ekipmana gerek duyulmadan yöneelebilir ve IT maliyetlerini düşürür.
Teknoloji Lideri
BThaber
GÜNDEM
9 - 15 ŞUBAT
2015
3
BTK 2015 İş Planı’nda
katılımcı yöntem hedefleniyor
Sedef Özkan
‘BTK 2016-2018 Stratejik
Planı hazırlık çalışmalarının
yürütülmesi’ maddesini de
kapsayan ‘BTK 2015 Yılı
İş Planı’ çalışması, iş planı
ve stratejik plan arasındaki
bağlantılara da yer veriyor.
Her madde; ‘Çalışma Adı’,
‘Açıklama’, ‘Somut Çıktısı’,
‘Tamamlama Tarihi’ ve
‘İlişkili Olduğu Stratejik Plan
Hedefi’ açıklamalarını içeriyor.
Tüketicinin korunmasından,
kayıtlı elektronik posta
düzenlemelerine, elektronik
haberleşme sektöründen,
sektörel SOME çalışmalarına
kadar geniş bir yelpazede
sunulan çalışma, ‘Milli frekans
yönetim sistemi yazılımının
güncellenmesi’ maddesini de
gündeme getiriyor.
İl bazında veri toplanıp
yayımlanacak
Maddelere göz atarsak şu
şekilde sıralanmaya başlıyor:
• Uluslararası elektronik
haberleşme sektöründe
düzenleyici gelişmeler bülteninin
yayımlanması
• Türkiye elektronik
haberleşme sektörü üç aylık
pazar verileri raporunun
yayımlanması
• Elektronik haberleşme
sektörüne ilişkin il bazında yıllık
istatistik bülteninin yayımlanması
• Elektronik haberleşme
sektöründe kişisel verilerin
işlenmesi ve gizliliğin
korunmasına ilişkin yapılacak
yasal düzenlemeler çerçevesinde
ilgili yönetmeliğin
hazırlanması
• Abonelik
tesisi ve fesih
işlemlerinin
elektronik
ortamda yapılabilmesinin
sağlanması
• Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun’un dikkate
alınması suretiyle elektronik
haberleşme sektöründeki
tüketicilere yönelik ikincil
düzenlemelerin gözden
geçirilmesi
• Katma değerli hizmetlere
ilişkin düzenlemelerin gözden
geçirilmesi
• Sabit telefon hizmetine
ilişkin hizmet kalitesi tebliğinde
değişiklik yapılmasına dair tebliğ
hazırlanması.
‘Türkiye Elektronik
Haberleşme Sektörü Üç Aylık
Pazar Verileri Raporları’ BTK
tarafından zaten hazırlanıp
yayımlanıyor. Hazırlanan bu
raporlar Türkiye genelindeki
göstergeleri içeriyor.
Bununla birlikte, seçilen
bazı göstergelere ilişkin il
bazında veri toplanması
ve toplanan verilerden
oluşturulan göstergelerin yıllık
olarak yayımlanması BTK’nın
çalışmalarının yanı sıra sektörde
faaliyet gösteren firmalara,
tüketicilere, araştırmacılara ve
diğer devlet kurumlarına faydalı
olacağı düşünülerek iş planına
eklendi.
Yerinde Denetim ve
Ölçüm Sistemi (YEDES)
oluşturuluyor
2015 Yılı İş Planı çerçevesinde
maddeler şöyle devam ediyor:
• İnternet servis sağlayıcılığı
hizmeti sunan işletmecilere
ilişkin hizmet kalitesi tebliğinde
değişiklik yapılmasına
dair tebliğ
hazırlanması
• Elektronik
Piyasa
Gözetimi ve
Denetimi (E-PGD) altyapısının
kurulması
• Telsiz ve Telekomünikasyon
Terminal Ekipmanları
Yönetmeliği’nin (TTTE) 2014/53/
EU sayılı Telsiz Cihazları Direktifi
(Radio Equipment Directive-RED)
ile uyumlaştırılması,
• Kurumun denetimine
tabi gerçek ve tüzel kişiler ile
yetkilendirilmiş işletmecilerin
denetimi, Elektromanyetik
alan ölçüm sertifikası kursu
düzenlenmesi
• Yerinde Denetim ve Ölçüm
Sistemi (YEDES) oluşturulması
• Frekans spektrumunun
taranması
• Referans erişim tekliflerinin
onaylanması ve güncellenmesi
• Pazar analizlerinin yapılması
• 4G hizmetlerine yönelik
yetkilendirme çalışmalarının
yürütülmesi
• Referans erişim/arabağlantı
teklifleri kapsamında yapılan
düzenlemelerin uygulamaya
yansıtılmasıyla söz konusu
düzenlemelere uyumun
sağlanması.
E-PGD altyapısının
kurulması ile ulusal ve AB’nin
telekomünikasyonla ilgili tüm
aktörlerinden elde edilen
verilerin gerçek zamanlı
ve otomatik alışverişinin
sağlanması amaçlanıyor.
Projenin tamamlanma tarihi
ekim ayı olarak öngörülüyor.
Diğer yandan ‘Elektromanyetik
alan ölçüm sertifikası kursu’
sonucunda başarılı olanlara
‘Ölçüm Sertifikası’ verilecek.
Tamamlanma tarihi Temmuz
2015 olan YEDES ile de
BTK’dan Ölçüm Yetki Belgesi
almış bulunan kuruluşların
yapmış olduğu ölçümlerin
yerinde yapılmasının
sağlanması amaçlanıyor.
Yeşil bilişimin
yaygınlaştırılmasına
yönelik düzenlemeler
geliyor
İş Planı’ndaki diğer maddeler
şöyle sıralanıyor:
• ‘Mobil Elektronik
Haberleşme Hizmetleri
Azami Ücret
Tarifesi’ çizelgesinin
güncellenmesi
• Elektronik haberleşme
sektöründe yeşil bilişim
teknolojilerinin kullanımının
yaygınlaştırılmasına yönelik
düzenleme önerilerinin
hazırlanması
Devamı 4. sayfada
4
BThaber
GÜNDEM
• Mobil geniş bandı taşıyacak
altyapının geliştirilmesi ve artan
mobil genişbant ihtiyacının
karşılanabilmesi amacıyla
alınacak tedbirlerin belirlenmesi
• Dünya Radyokomünikasyon
Konferansı 2015 (WRC-2015)
hazırlık çalışmalarının yürütülmesi
• Milli Monitör Sistemi
(MMS)’nin iyileştirilmesi
• Mobil Kestirme (DF) Sistemi
prototip geliştirilmesi
• BTK 2016-2018 Stratejik
Planı hazırlık çalışmalarının
yürütülmesi
• Mobil ödeme hizmetlerine
ilişkin araştırma raporu
hazırlanması.
Yeşil Bilişim kapsamında,
daha az enerji tüketen ve
yenilenebilir enerji kaynaklarını
kullanan geri dönüşümlü
‘Yeşil Bilişim Teknolojileri’
gündeme geliyor. Bu çalışmada;
yeşil bilişim teknolojilerinin
yaygınlaştırılmasını teminen
BTK tarafından yetkilendirilen
işletmeciler tarafından
alınabilecek tedbirlere yönelik
düzenleme önerileriyle elektronik
haberleşme sektöründeki atıkların
ekonomiye kazandırılmasına
yönelik düzenleme önerilerinin
araştırılması amaçlanıyor.
Mobil geniş bandı taşıyacak
altyapının geliştirilmesi ve artan
mobil genişbant ihtiyacının
karşılanabilmesi amacıyla
alınacak tedbirlerin belirlenmesi
doğrultusunda da konu hakkında
tüm tarafların görüşlerinin
ve önerilerinin yer aldığı bir
rapor hazırlanacak. Çalışmanın
tamamlanma tarihi Haziran
2015. Bu yıl kasım ayında
Cenevre/İsviçre’de yapılacak
olan WRC-15 Konferansı’nın
sonuçları ülke menfaatleri
açısından önemli görülüyor.
BTK bu toplantıya ilişkin ülke
koordinatörü görevinde olup
2015 yılı içerisinde hazırlık
çalışmaları devam edecek. WRC15’te ‘Ülkemiz Adına İzlenecek
Stratejiler Nihai Raporu’ da
hazırlanacak. BTK’nın 2013-2015
dönemi için hazırlanan Stratejik
Planı’nın süresi 2015 yılı sonunda
sona eriyor. 2016-2018 Stratejik
9 - 15 ŞUBAT
2015
Planı’nın hazırlanmasında yine
iç ve dış paydaşların görüşlerine
başvurarak şeffaf ve katılımcı bir
yöntem izlenmesi planlanıyor.
e-Dönüşüm sürecinde
KEP, Ulusal Genişbant
Stratejisi ve Siber Güvenlik
çalışmaları
• Sosyal ağların toplum
üzerindeki etkisinin incelenmesi
• Kayıtlı elektronik postanın
ve elektronik imzanın
yaygınlaştırılmasına ve
farkındalığın artırılmasına ilişkin
çalışmalar yapılması
• Kayıtlı elektronik posta
düzenlemelerinin güncellenmesi,
ihtiyaç duyulan alanlarda yeni
düzenlemelerin yapılması
• Kayıtlı elektronik posta
konusunda AB uzmanlarının
katılımı ile bir çalıştay
düzenlenmesi
• Ulusal genişbant stratejisi
önerisinin hazırlanması
• Mobil spektrum stratejisinin
hazırlanması
• Elektronik haberleşme
sektöründe şebeke ve
bilgi güvenliğine yönelik
düzenlemelerin kapsamına ve
uygulanmasına ilişkin rapor
hazırlanması
• Sektörel SOME çalışma usul
ve esaslarının hazırlanması
• Sektörel SOME tatbikatı
yapılması
• Elektronik haberleşme
sektöründe siber güvenlik
koordinasyonu çalışmalarının
yürütülmesi
İş Planı’nın diğer maddeleri
arasında yer alıyor.
Sanal kimliklerin gerçek
kimliklerimizin önüne geçmeye
başladığı bu çağda sosyal
paylaşım sitelerinin toplum
üzerine etkilerinin araştırılması,
olumsuz etkilerin bertaraf
edilmesine yönelik öneriler
geliştirilmesine yönelik rapor
bu yılın sonunda hazırlanıyor.
Kayıtlı elektronik posta ve
elektronik imza konularında
farkındalık oluşturmak üzere
düzenlenen konferans, seminer
ve toplantılara katılım sağlayarak
bilgi birikimimizin aktarılması,
kamu kurum ve kuruluşlarının
talepleri doğrultusunda ilgili
personellerine eğitim verilmesi
ve TODAİ tarafından bu konuda
düzenlenen eğitimlere destek
sağlanması şeklinde çalışmalar
yapılması planlanıyor. Yine
KEP ile ilgili düzenlemelerde;
e-Dönüşüm sürecini desteklemesi
öngörülen Kayıtlı Elektronik
Posta sektörünün oluşturulması,
geliştirilmesi ve Kayıtlı Elektronik
Posta hizmetlerinin güvenli
bir şekilde ve uluslararası
standartlara uygun olarak
sunulmasının sağlanması somut
çıktı olarak aktarılıyor. Ülkemizin
2023 hedefleri kapsamında,
2023 yılına kadar her hane ve
iş yerine yeni nesil teknolojiler
aracılığıyla en az 100 Mb/s
hızında genişbant erişimin
sağlanması hedefi bulunuyor.
Bu hedeflere ulaşmak için
ülkemizin genişbant stratejisinin
ve bu stratejiye ulaşmak için
atılması gereken adımlarla
gerçekleştirilecek faaliyetlerin
belirlenmesi gerekiyor. Bu
kapsamda da Ulusal Genişbant
Stratejisi önerisi bu yıl sonunda
tamamlanıyor. Diğer yandan
elektronik haberleşme sektörüne
yönelik olarak kurulan ‘Sektörel
SOME’ler, bünyesindeki
‘Kurumsal SOME’lerle ve
USOM’la koordinasyonu
sağlayacak. Bu amaçla sektörel
bir çalışma grubu kurularak
faaliyete geçirilecek, toplantılar
gerçekleştirilecek, farkındalık
çalışmaları yapılacak, mevzuat
çalışmalarına katkı sağlanacak ve
Siber Güvenlik Kurulu çalışmaları
takip edilecek.
Milli Frekans Yönetimi
Yazılımı yenileniyor
BTK 2015 Yılı İş Planı
çerçevesindeki maddeler şöyle
sona eriyor:
• İnternet alan adları
yönetiminin yeniden
yapılandırılması
• Milli frekans yönetim sistemi
yazılımının güncellenmesi
• ITU Konsey toplantılarına
yönelik hazırlık çalışmaları
yürütülmesi
• Com-ITU toplantısına yönelik
hazırlık çalışmaları yürütülmesi
• EMERG’in 2015 yılında
gerçekleştirilecek çalıştayının
organizasyonu
• Uluslararası ikili iş birliği
kapsamında eğitim programları
düzenlenmesi
• Uluslararası ikili iş birliklerinin
geliştirilmesi
• 10. Uluslararası Elektronik
Haberleşme Düzenleyiciler
Konferansı organizasyonu
• Numaralandırma
Yönetmeliği’nin gözden
geçirilmesi
• Telsiz ve Telekomünikasyon
Terminal Ekipmanları (TTTE)
Yönetmeliğinin atıfta bulunduğu
standartlara dair tebliğ
(2012/1)’in güncellenmesi
• Posta sektöründe kullanıcı
şikâyetleri çözüm mekanizması
konusunun araştırılması
• Posta sektöründe hizmet
kalitesi kriterleri konusunun
araştırılması.
İnternet Alan Adları
Yönetmeliği çerçevesinde BTK;
TRABİS’i kurmak ve işletmekle
görevlendirilmiş durumda.
Bu doğrultuda TÜBİTAKULAKBİM ile imzalanan sözleşme
çerçevesinde temel işlevlerin
yerine getirilebildiği TRABİS alt
yapısı hazır hale getirildi. Bununla
birlikte alan adları yönetiminin
devri konusunda idari ve hukuki
süreç devam ettiriliyor. Diğer
yandan Türkiye’de kullanılan
frekansları belirli bir sistem
üzerinde tahsis etmek, monitör
etmek, frekansların tahsisleriyle
ilgili ücretlerin tahsilâtını
yapmak, ücretlerden doğan
hukuki süreçleri ve benzeri
süreçleri takip etmek amacıyla
kullanılmakta olan Milli Frekans
Yönetimi Yazılımı’nın modern
ve güncel ihtiyaçlara cevap
verebilecek şekilde yenilenmesi
amaçlanıyor. 2015 yılında
gerçekleştirilecek Com-ITU ve
ayrıca EMERG’ün toplantılarından
birinin de BTK’nın ev sahipliğinde
ülkemizde yapılması planlanıyor.
10. Uluslararası Elektronik
Haberleşme Düzenleyiciler
Konferansı’nın da 2015 yılında
yine İstanbul’da yapılması
hedefleniyor. Planda; ilgili
kurul kararının alınmasını
ardından konuyla ilgili çalışmalar
başlatılacağı kaydediliyor.
Fas’tan Tayland’a iş birliği
Uluslararası ikili iş birliklerinin
geliştirilmesi kapsamında,
kurumsal kapasitenin
geliştirilmesi, kurumun
tanınırlığının arttırılması
ve uluslararası platformda
yarar sağlayacak iyi ilişkilerin
kurulması, ayrıca yakın çevrede
bulunan ve tarihi, kültürel
açıdan ortak değerlere sahip
olunan ülkelere destek olmak,
onları yönlendirmek ve ortak
hareket noktaları oluşturarak
mevcut ilişkilerin güçlendirilmesi
amaçlanıyor. Bu madde, muhtelif
ülkelerle tecrübe ve bilgi
paylaşımını içeren mekanizmalar
geliştirilmesi, üst düzey ziyaretler
yoluyla yapılacak planlamaya
uygun olarak karşılıklı uzman
ziyaretlerinde bulunulmasına
yönelik çalışmaları içeriyor.
Kurumun ikili iş birliği faaliyetleri
kapsamında; Arnavutluk, Mısır,
İran, Bulgaristan, Fas, Sudan,
Bosna-Hersek, Kosova, Ukrayna,
Senegal, Lübnan, Suriye,
Makedonya, Karadağ, Nijer,
Tunus, Kırgızistan, Sırbistan
ve Tayland ile ‘Mutabakat
Zaptı’ imzalanmış durumda.
Ayrıca 2014 yılında da Ürdün,
Moritanya, Hırvatistan,
Afganistan ve Benin ile
‘Mutabakat Zaptı’ imzalandı.
Gelişmeler ve ihtiyaçlar
paralelinde, muhtelif ülkelerle
ikili iş birliği tesisi yapılacağı, iş
birliği yapılan ülkelerle ise mevcut
ilişkilerin güçlendirilmesi yoluna
gidileceği belirtiliyor.
KÜÇÜK VE SAĞLAM.
Küçük ve sağlam.
Günümüz iş ortamı zor ve rekabetçidir. Küçük ve Orta Ölçekli işletmelerin BT ve Ofis yöneticilerinin günlük sorunlarından biri
de azalan bütçeler ile yeni BT donanımı satın almaktır ve ofis alanları oldukça değerlidir. Aklınızda bu varken, özellikle de
güvenilmez cihazların artan sayıdaki hata mesajları ile uğraşıp zaman ve kaynaklarınızı tüketirken, işinizin esas sorunlarına
odaklanmak zor olabilir.
KYOCERA Document Solutions bu sorunlara bir çözüm sunabilir. A4 yazıcı ve MFP’lerimiz az yer kaplar ve kendini ispatlamış
ECOSYS teknolojisine sahiptir. Bu ürünlerimizin sadece gayet sağlam olmakla kalmayıp, uzun ömürlü ve sık değiştirmeye gerek
olmayan parçaları ile bakım süresi ve maliyetleri azalttığı, çevreyi mutlu ettiği anlamına da gelir.
Bir bütün olarak bunlar iş ve çevre için oldukça önemlidir.
Bilgi için lütfen arayınız:
Bilgitaş Büro Mak. San.ve Tic. A.Ş.
www.bilgitas.com.tr – 0212 275 00 20
KYOCERA Document Solutions Europe B.V. - www.kyoceradocumentsolutions.eu
KYOCERA Document Solutions Inc. - www.kyoceradocumentsolutions.com
6
BThaber
E-TOPLUM
9 - 15 ŞUBAT
2015
Ankara sağlıkta
Orta Doğu ve Balkanlar’ın
marka kenti olma yolunda
ASİAD Başkanı Barış Aydın, Ankara’da
son yıllarda en hızlı gelişen sektörün
‘medikal’ olduğunu vurgulayarak
bu sektördeki gelişimin iyi
değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Haber Merkezi
Securitex Eurasia’da
sektörün sorunları tartışıldı
Haber Merkezi
CYF Fuarcılık organizasyonu
ile ATO Congresium’da
düzenlenen Securitex Eurasia
Fuarı’nın açılışını ATO Başkanı
Salih Bezci ve İSAG Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
Levent Kavlak gerçekleştirdi.
Fuarda 100’ün üzerinde
firma 3500 metrekare alanda
son teknolojileri ziyaretçilere
tanıtma olanağı buldu.
Güvenlik sektöründeki tüm
firmalar, kamu birimleriyle
OSB’ler, fabrikalar, oteller,
hastaneler, üniversiteler ve
hizmet alıcıları fuarda aynı
çatı altında yer aldı.
İş kazalarında
dünyada 3. sıradayız
Bezci, Ankara’daki ticaretin
gelişmesine vurgu yaptığı
konuşmasında fuarların
artması gerekliliğinin altını
çizdi. Kavlak da “Ülkemizde iş
sağlığı güvenliğinin oturması
gerekiyor. Ankara’da ilk
kez düzenlenen bu fuar
bu anlamda büyük önem
taşıyor. Bilim ve teknoloji,
insanların sağlıklı, konforlu
yaşam sürmeleri için değerli”
şeklinde konuştu. CYF Fuarcılık
Genel Müdürü Hakan Yüksel
güvenliğin günümüzde artık
bir ihtiyaç haline geldiğini
belirterek ülkemizin halen
iş kazlarında dünyada 3.
sırada olduğuna dikkat
çekti ve “Ankara, güvenlik
sektöründe ülkemizin en büyük
pazarlarından biri. Anadolu’nun
tam ortasında olmasından
dolayı her bölgeden
profesyonel ziyaretçiyi kolaylıkla
ağırlayacak konumda” dedi.
Securitex Eurasia kapsamında
düzenlenen seminerlere;
OHSAS 18001 Denetçisi
Merve Bozdemir, İş Güvenliği
Uzmanı Ahmet Nesimioğlu,
İş Hukuku Uzmanı Süleyman
ilhan, SGK Uzmanı Hadi Eyce,
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
Ali Özuludağ, Avukat Deniz
Vural, Yangın Eğitmeni Veyis
Şimşek katıldı. Seminerlerde
değinilen sorunlar arasında
şunlar bulunuyor: İş sağlığı
ve güvenliğinde en zor
işlemlerden biri ayrıntılı bir
tüzüğün olmaması, devletin
sadece sistemi belirleyip
kuralları koyması, detayları
ve sayısal kriterleri işletmenin
kendi risk değerlendirmesine
bırakması, inşaat sektöründeki
çalışan sirkülasyonunun sigorta
ve benzeri birçok soruna yol
açması.
AFAD simülasyon
kapsülünde deprem
canlandırıldı
Fuarda stantlarda
sergilenen ürünlerden
bazıları şöyle sıralanıyor:
Türkiye’de ilk ve tek oksijensiz
ortamlarda çalışabilmek
için üretilen kompresörlü
ve tüplü solunum havası
sağlayıcılar, tüm Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti’ni kapsayan
kablosuz orman yangını
gözetleme kamera görüntü
sistemleri, Türkiye’nin ilk
hava soğutmalı sıcak ortam
elbiseleri, özel gaz maskesi
ve filtreleri, Türkiye’de ilk
defa kullanılan patentli çift
tırnak yer tuzakları. Ayrıca
AFAD tarafından oluşturulan
simülasyon kapsülünde bir
kimya fabrikasındaki deprem
anı birebir canlandırılarak
verilen komutlarla depremden
nasıl korunulması gerektiği
gösterildi.
Ankara Sanayici ve İşadamları
Derneği (ASİAD) Başkanı
Barış Aydın, özellikle inşaat,
hizmet ve sanayi sektöründeki
gelişmelerden sonra Ankara’nın
tıbbi malzeme ve savunma
gibi bazı sektörlerde açık ara
farkla önde gittiğini söyledi.
Aydın, Başkent Ankara’nın
modern ve kapsamlı sağlık
yatırımlarının dışında tıbbi
malzemede Türkiye üretiminin
yüzde 70’ini karşılayan
potansiyeliyle sağlıkta Orta
Doğu ve Balkanlar’ın marka
kenti olabileceğini dile getirdi.
Sağlıkta markalaşmak
için sektörün
desteklenmesi gerekli
Aydın, Ankara’da son
yıllarda en hızlı gelişen
sektörün medikal sektörü
olduğunu, bu sektördeki
gelişimin iyi değerlendirilmesi
gerektiğini söyleyerek şunları
kaydetti: “Ankara, yıllardan
beri İç Anadolu’nun dışında
Doğu, Güneydoğu, Akdeniz
ve Karadeniz bölgelerinin
sağlık merkezi durumunda.
Son birkaç yıldan beri
sağlık alanındaki yatırımlar
öncekilerle kıyaslanmayacak
kadar büyüdü. Şu an özel
ve devlet olmak üzere 100’e
yakın hastane bulunuyor; 10
üniversite hastanesi, 32’si özel,
4’ü askeri hastane, 6 tane diş
sağlığı merkezi, 2 doğumevi,
3 resmi ve kamu hastanesi,
38 devlet hastanesi şeklinde
sıralayabiliriz. Kaplıcalarımız da
büyük öneme sahip. Sadece
Türkiye’nin değil, Orta Doğu
ve Balkanlar’ın da sağlıkta
ASİAD Başkanı
Barış Aydın
marka kenti olabiliriz.” Aydın,
markalaşmak için sektörün
desteklenmesi ve tanıtım
çalışmalarının büyük önemi
olduğunu vurgulayarak “Biz
iş dünyası olarak bunun
bilincindeyiz. Ankara’yı sağlıkta
Türkiye ve bölgesinin başkenti
yapmaya kararlıyız” şeklinde
konuştu.
ANKA ilk uçuşunu gerçekleştirdi
Savunma Sanayi
Müsteşarlığı’ndan yapılan
açıklamaya göre ANKA
İnsansız Hava Aracı
Sistemi’nde elde edilen
deneyimlerle geliştirilen ‘Yeni
Nesil Yüksek Performans
ANKA Blok B’, 30 Ocak
tarihinde ilk uçuşunu
başarıyla tamamladı.
2013 yılında Blok A
konfigürasyonuna
yönelik kabulleri
tamamlanan
ANKA
İnsansız
Hava Aracı Sistemi’nde
elde edilen deneyimler ile
geliştirilen ‘Yeni Nesil Yüksek
Performans ANKA Blok B’,
ilk uçuşunu gerçekleştirdi.
Otomatik kalkış ve iniş ile
yapılan ilk uçuşta, farklı
oto pilot ve iniş modlarının
testleri eksiksiz tamamlandı.
Blok A uçağında taşınmakta
olan kızıl ötesi ve gündüz
kamerası ile yüksek kalite
video verisi alınmasını
sağlayan sensör (EO/IR)
kameraya ek olarak, yüksek
çözünürlüklü istihbarat
verisi elde etmeyi sağlayan
SAR/ISAR/GMTI radarı
taşıyabilen sistem,
faydalı yük taşıma
kapasitesiyle yeni
nesil entegrasyon
projeleri için de
önemli bir alt
yapı sağlıyor.
8
BThaber
E-TOPLUM
9 - 15 ŞUBAT
2015
Edip Emil Öymen [email protected]
Gözlük gitti, ama gelecek
Mobil
İnternet
Ekonomisi
Boston Consulting Group’un
Mobil İnternet Ekonomisi
Raporu’na göre sadece 5 AB
ülkesinde (Almanya, Fransa,
İngiltere, İtalya, İspanya)
mobil ekonomi 2013’te 120
milyar Dolar gelir sağladı.
Bu hesaba göre AB5’li her
yetişkin yılda 630 Dolarını
telefon, tablet, uygulama,
dijital içerik ve e-ticaret için
harcadı.
Mobil internet, AB5’te
500 bin kişiye istihdam
sağladı. Raporun daha
geniş ele aldığı 13 ülkede
ise her yıl 682 milyar Dolar
kazanç sağlıyor. Bu miktar,
dünya milli gelirinin (GDP)
yüzde 70’i demek. Ayrıca,
bu ülkelerde 3 milyon kişiye
istihdam sağlıyor.
AB5’in mobil internet geliri
2017’ye kadar 300 milyar
Dolara yükselecek. Toplam
13 ülkede ise bu rakam 1.55
trilyon Dolara çıkacak.
Bu 13 ülke arasında
Türkiye yok: Avustralya,
Brezilya, Kanada, Çin, Fransa,
Almanya, Hindistan, İtalya,
Japonya, Kore, İspanya,
İngiltere, ABD.
Rapordaki veri
bolluğundan seçmece bir
kaçı:
*Halen dünyada, dünya
nüfusu kadar 7 milyar cep
telefonu abonesi var. Batı
Avrupa’da abone sayısı 530
milyon. Bunların yarıdan
fazlası akıllı telefon.
*Sadece Batı Avrupa’da
veri trafiği bugünkü, ayda
187 bin terabayt düzeyinden
2017’de ayda 1.1 milyon
terabayta çıkması bekleniyor.
*Dünyada tablet satışı
2014’te 260 milyonu aştı. 72
milyonu Avrupa’da satıldı.
*Facebook’un günlük 829
milyon aktif kullanıcısının
(Haziran 2014) 654 milyonu
mobil telefondan ulaştı.
*2008’den beri 200 milyar
uygulama (app) indirildi.
Bunun 102 milyarı sadece
2013’te, ve 20 milyarı da AB
ülkelerinde indirildi.
*2017’ye kadar uygulama
indiriminin 269 milyara (15
milyarı ücretli) yükselmesi
bekleniyor. 13 ülkede bu
işten kazanç 2013’te 26
milyar Doları buldu. 2017’de
76 milyar Dolar bekleniyor.
Google Gözlüğü, şimdilik
ortadan çekildi. Ama bu,
geri gelmek üzere bir geri
çekilme. Çünkü giyilebilir
teknoloji diye yenilikçi bir
süreç başlamışken, akıllı
gözlük ve benzerleri daha
da gelişkin biçimleriyle
ortaya çıkacak. Mecbur!
Google o kadar uğraştı
bu gözlüğün tanıtımı için.
Hatta patron Sergey Brin ile
Amerikalı sosyetik modacı
Diane von Fürstenberg
(DVF) ortak bir proje
yaptılar. DVF Hanım, bir
defilesinde mankenlere
bu gözlükten taktırdı.
Kendisi ve Bay Brin de
taktılar. Defileyi “öyle”
izlediler. Tabii, fotoğrafları
dünyaya yayıldı. Ama bu
bile, Google Gözlüğü’nü
sempatik ve cazip yapmadı.
Özel ortamlarda, tanımlı
profesyonel ortamlarda bu
gözlüğün devrimsel
nitelikte yarar sağladığı
görüldü. Ama kamusal
alanda kullanımında
yığınla sorun vardı. Bir
dizi mahremiyet, teknik,
hukuki sorunun yanıtı
ortada kaldı. Kısacası,
Google’ın bir tür “beta”
muamelesi yaptığı gözlük,
iyileştirmeler yapılmak üzere
laboratuvara geri gitti.
Akıllı gözlük işinde
Twitter var, Toshiba
var, Sony var, Panasonic
var... Ve adı sadece ArGe dünyasında tanınanlar
var. Ama esas iş galiba
onlarda? Örneğin, Lumiode,
Google türü özel bir gözlük
değil, normal, bildiğimiz
gözlüğe bilgi yansıtacak bir
sistem üzerinde çalışıyor.
Google’ınkinden 10 kat
daha berrak ve üstelik
herkesinkinden çok daha
uzun dayanan piliyle.
Innovega ise konuyu
daha bilim-kurgusal bir
boyuta götürmeye kararlı:
Gözün üzerine lens gibi
takılacak bir ekrana bilgiyi
yansıtacak. Bilgi, oraya
gözlük çerçevesinde
gizli bir mekanizmadan
ulaşacak. Innovega, “-cek,
-cak” aşamasını çoktan
geçti: Bu yılki değil, taa
geçen 2014’teki Tüketici
Elektroniği Fuarı’nda (CES)
bu yenilikçi cihazı sergiledi.
Göz üstünde duracak lensin
ilişki içinde olacağı gözlük,
bir güneş gözlüğünü
andırıyor. ABD’de ilaçtan
gıdaya kadar bütün sağlık
ürünlerine OK demeden
kimsenin bunları satamadığı
Gıda ve İlaç Kurumu’ndan
(FDA) bu yıl OK bekliyorlar.
Bütün bu yenilikçi
girişimlerin ilerlemesi için,
pillerin daha hafiflemesi,
ufalması, ömrünün uzaması
gerekiyor. Bu yönde çalışan
şirketlerden biri Imprint,
lityumlu değil çinkolu pil
geliştirerek daha hafif ve
ince pil üreteceğini açıkladı.
Yine bir başka pilci,
Perpetua Power, akıllı
gözlüğün elektriğini
doğrudan vücuttan
(deriden) almayı sağladı.
Deride zaten elektrik var,
az-maz ama var. Bunu
niye boşa harcayalım?
Gözlükten şakak
istikametinde uzanacak
bir duyarga, deriyle temas
sağlayarak bu bedava
enerjiyi gözlüğe aktaracak.
Ortalıkta bu kadar çok
akıllı gözlükçü dolaşırken
Google sahayı onlara
bırakacak değil her halde?
art” kavramından da
söz etmenin tam sırası:
Sanatatak adlı sitede
Selman Akıl şöyle
tanımlıyor: “Glitch sözcüğü
kayma, hata, kırılma ve
bozukluk anlamlarına
gelmektedir ve daha
çok elektronik ortamda
yazılım dilinde oluşan
bir yazım yanlışının, bir
hatanın ekrana yansıttığı
bozulmuş görüntü olarak
kullanılmaktadır. Bu hata
bir görüntü ya da ses hatası
olabilir. Görüntü hatası
olarak bir resim ya da
videoda gerçekleşebiliyor
olabilir. İşte bu hataların
sesle, videoda ya da
resimde yarattığı bozulmuş
görüntüdür Glitch Sanatı.”
Paraya mimar tasarımı
Norveç’in yeni
banknotlarının bir yüzünü
bir mimarlık şirketi, öbür
yüzünü ise bir tasarım
şirketi ayrı ayrı tasarlayacak.
Bir kağıt paranın bu şekilde
tasarlanması dünyada
bir ilk. Ama iş, bununla
da kalmıyor: Norveç’in
dünyaya iş yapan marka
mimarlık tasarım şirketi
SnØhetta, paranın kendine
ait yüzünü boydan boya
“pikselleri artırılmış ve
görüntüsü bozulmuş” soyut
bir resim (glitch art) olarak
tasarlayacak.
Öbür yüzünden sorumlu
olacak The Metric System
grafik tasarım şirketi
ise, Banka’nın talimatı
üzerine, Norveç kültürünü
yansıtan çizimlerle katkıda
bulunacak. Şirketin, paralar
için esas önerisi, para yüzeyi
genişliğinde siyah beyaz
fotoğraf kullanmaktı. Ama
Banka, “artık daha da sıra
dışı” bir ürüne imza atmak
istemedi doğrusu! Zaten,
SnØhetta’nın “yaptığı”
yeterdi. Burada örneğini
görüyorsunuz. Üzerinde
ulusal kahraman, ulusal
bina, ulusal bir şey olmayan
para olur mu canım?!
Norveç’in yenilikçiliği bile
bir yere kadar...
Bu arada, “glitch
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
8 - 15 ŞUBAT
2015
9
Enerji tasarrufunun anahtarı “yeşil bilişim”
Ekrem Uçman
n Teknolojinin gelişimi,
enerji ihtiyacını da
artırdı. Bu durum doğayı
kötü yönde etkiliyor.
Şirket olarak bu olumsuz
tablonun önüne geçmek
için ne gibi çalışmalar
yapıyorsunuz?
Hızla gelişen teknoloji ve
artan enerji ihtiyacı ile birlikte
dünyanın doğal kaynaklarını
çok daha yoğun bir şekilde
zorlamaya başladık. Üretilen
tüm ürünlerde karbon ayak izi
değerinin yükselmeye başladığı
görülüyor. 2000’li yıllardan
sonra yükselen bir trend olarak
kurumların ve şirketlerin,
çevreye verdikleri zararı
minimum seviyeye çekmeye ve
daha doğa dostu bir iş yaşamı
benimsemeye başladığı da
ortada.
ZyXEL olarak biz de
1989’dan bu yana “Çevre
Dostu Şirket” olmak için
çaba sarf ediyor, hem kendi
kullandığımız ürünlerde, hem
tedarik zincirimizde hem de
geliştirdiğimiz teknolojilerde bu
iki unsuru ön planda tutuyoruz.
Ürünlerimizi geliştirirken tüm
süreçlerimizin en az seviyede
enerji tüketimi yaptığını
sürekli kontrol ediyoruz.
Tüm tedarikçilerimizin bizlere
sağladığı hammaddeler
ve nihai ürünlerin, doğa
dostu geri dönüştürülmüş
ürünler olmasına dikkat
ediyoruz. Yenilikçiliği ve
sürdürülebilirliği temel alıyor,
çevresel sürdürülebilirlik
politika faaliyetlerine uygun
olan kaliteli ürünleri piyasaya
sunmaya devam ediyoruz.
Çevreye gösterdiğimiz duyarlılık
sonucunda network ürünleri
için verilen “ISO 14006 Çevre
Yönetim Sistemleri- Çevreci
Tasarımı Birleştirme Esasları” ve
“ISO 5000- Enerji Yönetimi”
sertifikasını dünyada ilk alan
firmalardan biriyiz.
Ayrıca ZyXEL, VDSL2 CPE
ekipmanı için PAS2050
Belgesi verilen ilk ağ şirketi
olmuştur. PAS 2050, ISO
14040/14044 standartlarına
dayanarak, üretim hattının beş
aşaması boyunca işletmeler ve
fabrikalar bünyesindeki sera
gazı emisyonunu tanımlayan
ve bunu azaltmaya çalışan
firmalara verilen bir belgedir.
n Şirketler yeşil
teknolojilerden
sağlayacakları tasarrufun
farkında. Peki bu
Gelişen
teknolojiyle
beraber artan
enerji ihtiyacı
doğayı olumsuz
yönde etkiliyor.
Şirketlerin ve
kurumların
bu noktada
alabilecekleri
önlemleri ve yeşil
çözümleri ZyXEL
Türkiye Marka
ve Pazarlama
Müdürü Özden
Aliyagiç Uyar ile
ele aldık.
teknolojilerden sağlanan
tasarruf, yapılan
yatırımları ne kadar
sürede karşılıyor?
Günümüzde teknoloji
altyapıları büyüdükçe,
harcanan enerji maliyetinin
de arttığı bir gerçek. Yeşil
teknolojilerin kullanılmasıyla
birlikte bu maliyetlerin gözle
görülür bir şekilde azalacağını
unutmamak gerek. Yeşil
teknolojiler konusunda
şirketlerin uzun vadeli
düşünmesi de çok önemli bir
unsur.
100 kullanıcılı bir şirkette
sunucular, bilgisayarlar, ağ
geçitleri, kablosuz ağlar,
güvenlik ekipmanları ve
bunlara bağlı daha birçok
servis ve donanım sürekli
çalışır durumda olabilir. ZyXEL
tarafından sunulan tüm ağ
çözümleri, kullanılmadığı
anlarda güç tasarruf moduna
girerek yüzde 82’lere varan
oranda tasarruf sağlayabilir.
Aynı şekilde Akıllı PoE
teknolojisi, Ethernet kablosu
üzerinden güç sağlamaya
olanak tanır. Bu sayede
hem kurumlar tüm cihazlara
ulaşması için pahalı elektrik
kablo donanımları döşemek
zorunda kalmazlar, hem
de tüm ağdaki cihazların
elektrik kullanımlarını uzaktan
denetleyebilir, kullanılmadığı
durumlarda tamamen
kapatabilirler. Operasyonların
büyüklüğüne göre bunlar
yüzde 80’lere varan oranda
enerji tasarrufu sağlayabilir.
Burada önemli olan husus,
enerji tasarrufu sağlayan
ve sağlamayan ürünler
arasındaki seçim kriteriniz ve
arasındaki maliyet farkıdır.
Bu açıdan bakıldığında size
enerji tasarrufu sağlayan
ürünler ilk günden daha karlı
bir operasyon yürütmenizi
sağlayacaktır.
n Şirketler bulut
bilişimi büyük bir hızla
benimseyip, donanım
maliyetlerinden
kurtulmaya başladılar.
Bulut bilişimin bir diğer
artısı da doğaya verilen
zararın azaltılması olarak
öne çıkıyor. Bu noktada
bulut bilişimin yeşil
bilişim üzerindeki etkisini
değerlendirebilir misiniz?
Veri miktarı arttıkça
bunları depolama ve dağıtma
ihtiyaçları da giderek
artıyor. Daha önceleri farklı
bölgelerdeki büyük sunucular,
aynı veriyi saklardı, birbirleri
ile eşleştirirdi ve kullanıcılara
hizmet verirdi.
Bulut bilişim sayesinde
sunucu kullanımlarında
ciddi konsolidasyon imkanı
doğmuş oldu. Bu sayede
verilerin saklanması için gerekli
donanımsal altyapıda ciddi
azalmalar meydana geldi. Farklı
coğrafi bölgelerdeki kullanıcılar,
tek bir merkezi sunucu
üzerinden çalışabilir ve dosyaları
görebilir hale geldi. ZyXEL olarak
bulut teknolojiler konusunda
hem bireylerin hem de küçük ve
orta boy işletme segmentindeki
kurumların ihtiyaçlarını
karşılayacak çözümler
geliştiriyoruz. Bu çözümlerimiz
sayesinde kullanıcılar özel
bulutlarını yaratabiliyor ve
veri depolama çözümlerini
tekilleştirip tüm kullanıcılara
açabiliyorlar. Bu sayede hem
daha az cihaz kullanımı ile
enerji tasarrufu sağlanabiliyor
hem de cihaz sayısının azalması
ile birlikte karbon ayak izi de
azalmış oluyor.
n Çevreci teknolojilerin
şirketlere ve kurumlara
sağladığı faydaları göz
ardı etmek günümüzde
iyice imkansız hale
geldi. Özellikle enerji
maliyetlerin sağlanan
tasarruf şirketlerin ve
kurumların yüzünü
güldürüyor. Bu bağlamda
şirketlerin ve kurumların
izlemesi gereken yolu
çizebilir misiniz?
Kurumlar ve şirketlerin
hızla büyüyen ağları içerisinde
en büyük sıkıntıları, artan
enerji maliyetleri. Enerji
maliyetlerini kontrol etmenin
ve daha tasarruflu bir yapıya
kavuşmanın yolu ise çevreci
teknolojileri kullanmaktan
geçiyor.
Özellikle geniş bir alana
yayılmış sunucular, istemciler,
ağ geçitleri yani IP üzerinden
haberleşen her cihaz kontrol
edilebilir ve gerekirse uzaktan
yönetilebilir hale gelmelidir.
IT yöneticileri artan enerji
maliyetleri ile baş edebilmek
için iklimlendirmeyi, enerji
kullanımı, atıl cihazları
ve yüksek enerji tüketen
cihazları uzaktan rahatlıkla
takip edebilme ve gerekli
müdahaleleri yapabilir hale
gelmelidir. Daha da önemlisi
yeşil teknolojiler tasarruf
konusunda birçok işlemi
otomatik olarak yapabilir ki
bu IT ekiplerinin iş yüklerini de
büyük oranda hafifletir. Ağda
kullanılan akıllı anahtarlar
ve yönetim yazılımları, çevre
birimlerinin tamamının işlemleri
konusunda bilgi sahibidir. Bu
akıllı çevre dostu anahtarlar
sayesinde kullanılmayan
cihazların enerjileri uzaktan
kesilebilir, uygun iklimlendirme
ortamlarında fan güçleri
azaltılabilir ve enerji tasarrufu
sağlanır. Çevreci ağ teknolojileri,
kurumlara hem ciddi oranda
enerji tasarrufu sağlarken hem
de iş gücü azalması ve daha
kontrol edilebilir bir BT altyapısı
sunarlar.
10
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
9 - 15 ŞUBAT
2015
Ekrem Uçman
Türkiye’de çeşitli alanlarda
faaliyet gösteren CDT’nin
Bilgi Teknolojileri Genel
Müdrü Alpay Göğüş
ile sundukları ürün ve
çözümler, Türkiye pazarı
ve gelecek planları
ile ilgili konuştuk.
Özellikle elektronik,
telekomünikasyon,
savunma, otomotiv, uzay,
uçak ve üretim sektörlerine
odaklandıklarını belirten
Göğüş bize çeşitli bilgiler
verdi.
n Şirketler, kendi
yapılarıyla en uyumu
olan çözümleri ve
hizmetleri kullanmayı
tercih ediyorlar. CDT
olarak çözüm ve
hizmetlerini şirketlerle
nasıl buluşturuyorsunuz?
“Yazılımlarımızı ve
çözümlerimizi ihtiyaçlara
göre hazırlamıyoruz.
Çalıştığımız tüm
sektörlerdeki ilk
yaklaşımımız genelde
şirketlerin ihtiyaçlarını tespit
etmek üzerine oluyor.
Satış öncesi danışmanlık
da diyebileceğimiz bu
yaklaşımla birlikte,
dünyada elektronik
otomasyon alanındaki
eğilimlerin ne yöne doğru
gittiğini, hangi çözümlerin
şirketlerin yapılarıyla uyum
gösterebileceğini şirketlerle
birlikte değerlendiriyoruz.
Daha sonra bu ihtiyaçları
hangi çözümlerle ve bizim
portföyümüzde yer alan
hangi hizmet ve ürünlerle
nasıl destekleyebileceğimizi
irdeleyerek, müşterilerimizi
bu şekilde kazanıyoruz ve
onlara hizmet sunuyoruz.”
n Satış öncesi destekle
birlikte müşterilerinize
geniş kapsamlı çözümler
sunuyorsunuz. Peki
müşterileriniz bu
çözümlerle kendilerine
ne gibi avantajlar
sağlayabiliyorlar?
“CDT olarak temsil
ettiğimiz ve birbirini
tamamlayan birçok ürüne
sahibiz. Bu çözümlere,
belirli konularda standartla
uyumluluğu sağlayacak
hizmetleri, sertifikasyon
desteklerini ve danışmanlık
hizmetlerini de ekledik.
Birbirini tamamlayan
birçok ürüne sahibiz. 2014
“Amacımız şirketleri uygun
çözümlerle buluşturmak”
CDT Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Alpay Göğüş ile CDT’nin
sektördeki konumunu, sunduğu çözümleri konuşurken,
sektördeki genel durumu da masaya yatırdık.
itibariyle sunduğumuz
çözümlere belirli konularda
standartlarla uyumluluk
sağlayacak hizmetleri,
sertifikasyon desteklerini ve
danışmanlık hizmetlerini de
ekledik. Eğitim şirket olarak
sunduğumuz çözümlerin
her zaman bir parçası
oldu. Artık belirli konulara
özel ürünleri vermek ve
eğitimler sunmanın yanı
sıra o konseptle ilgili
bilgilendirmeyi de sunmak
gerekiyor. Bu sebeple
2014 yılında bu konudaki
temsilciliklerimizi hizmet
alanındaki sertifikasyon
danışmanlıklarıyla
genişlettik. Bu sayede
müşterilerimiz de
sunulan çözümlerden ve
hizmetlerden alabilecekleri
maksimum faydayı almayı
başarıyorlar.”
n CDT’nin sunduğu
ve sağladığı çözümler
Türkiye’de de yoğun
bir şekilde kullanılıyor.
Türkiye’deki sunduğunuz
çözümlerin ve
hizmetlerin özellikle
hangi sektörlerde
yoğunlaştığını
söyleyebilir misiniz?
“Savunma sanayinde
hizmet veren birçok şirketle
iş yapıyoruz Aselsan,
Roketsan, TÜBİTAK’ın
bazı bölümleri, SDT
ve Vestel gibi büyük
çaptaki müşterilerimizin
yanı sıra KOBİ’lere
yönelik çalışmalarımız
da var. Otomotiv
alanında Türkiye’de
Otokar, yurtdışında ise
Mercedes, Renault ve
Ford gibi şirketlere yönelik
çalışmalarımız var. İş
ortaklarımızdan Mentor
Graphics üzerinden
örnek vermek gerekirse,
şirketler genellikle Mentor
Graphics’in büyük çapta
çözümleri olduğunu
düşünüyorlar. Buna karşın
2014 yılı içerisinde Mentor
Graphics’in daha küçük
ürün gruplarında yüzde
100 oranına büyümeler
yaşadığını gözlemledik.
Bir iki lisanslık daha küçük
projelerde kullanılan
uygulamaları da adreslemeyi
başardık. 2015 yılında da
yeni ürünlerle bu yaklaşım
devam edeceği gibi,
Mentor Graphics’in bu yeni
ürünlerini ve çözümlerini
hem büyük şirketlere hem
de KOBİ’lere sunmaya
hazırlanıyoruz.”
n Şirketler ve özellikle
KOBİ’ler yeni ürün
ve hizmetlerden
getirecekleri yeni
maliyetler sebebiyle
kaçınabiliyorlar. CDT
olarak bu konuda
eğitimler ya da
seminerler düzenliyor
musunuz?
“2014’ün Eylül ayında
200 kişinin katılımıyla
Ankara’da “Teknoloji
Günü” adında bir seminer
düzenledik. Büyük şirketlerin
yanı sıra KOBİ’lerden de
önemli bir katılımla geçen
bu seminerde, elektronik
tasarım alanında çok önemli
bir bilgi paylaşımı sağlanıyor.
Bu seminerde dizüstü
bilgisayar kiralayarak çalışma
grupları oluşturduğumuz
gibi, katılımcılardan da
Türkiye’de bu alanda bu
kadar geniş kapsamlı bir
seminer düzenlenmediği
geri dönüşlerini aldık. Çıtayı
yükselttiğimiz bu etkinlikle
birlikte 2015 yılı için de
10 bin kişinin katılımıyla
interaktif bir çalışma
ortamının sunulacağı bir
seminer düzenlemeyi
amaçlıyor. Bunun yanı sıra
neredeyse her ay internet
üzerinde düzenlediğimiz
“web seminerleri” ile
müşterilerimize ulaşmaya
gayret ediyoruz. Belirli ya
da farklı konular üzerinde
düzenlenen bu seminerler
ve seminer serileri ile yeni
ürünler ve hizmetler ile ilgili
temel eğitimler veriyoruz.”
n 2014 yılında sektörde
oldukça etkin bir rol
oynadınız. 2015 yılı için
CDT’nin hedeflerini ve
önümüzdeki aylarda
gerçekleşecek seçimlerin
sektör üzerindeki etkisini
değerlendirebilir misiniz?
“2015 yılında temel
olarak sunduğumuz yüksek
teknolojili ürünleri daha
da geniş bir alana yaymak
istiyoruz. Bunun için
önemli yatırımlar yaparak
planlamalar yapıyoruz.
Özellikle Şubat ayının
sonundan itibaren yeni
projelerimizi duyurmaya
başlayacağız. Seçimler ve
olası ekonomik krizden
ziyade, bu “olası” krizin
yarattığı tedirginlik piyasayı
ve dolayısıyla CDT’yi kötü
yönde etkileyebilir. Buna
karşın 5 ya da 10 yıllık bir
projenin içerisinde yer alan
bir şirketseniz, bu tarz geçici
sorunların çok fazla kafaya
takılmaması gerekiyor.
KOBİ’ler gibi daha kritik
durumda olan ve kısa vadeli
projelere sahip şirketlerin
bu tarz sorunlardan daha
fazla etkilenebileceğini
düşünüyorum. Bu noktada
önemli olan ekonomi bir
şekilde dönmeye devam
etmesi olacak. Yavaş da
olsa dönen ekonomi çarkı,
bir şekilde sektöre hayat
vermeye devam edecektir.”
n CDT’nin bir diğer
ayağını da Doxoft
oluşturuyor. Bilgi-belgesüreç yönetimi üzerine
hizmet veren Doxoft’tan
bahsedebilir misiniz?
“Doxoft tarafında bilgibelge-süreç yönetimi
işi yapıyoruz. Daha çok
özel sektörle iş yapıyor
olsak da kamu alanında
da birlikte çalıştığımız
kurumlar mevcut. Özel
sektöre baktığımızda
küçük işletmelerle olan
ilişkilerimiz gelişse de, büyük
çapta işletmelerin Doxoft
çözümlerini büyük bir hızda
çözümlerimizi tercih etmeye
başladıklarını görüyoruz.
Bu alanda aralarında Çelebi
Holding’in de olduğu
birçok önemli şirketle
birlikte çalışmaya başladık.
2015 yılında da mevcut
aktivitelerimizi bir adım
öteye götürmek istiyoruz.”
12
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
Sedef Özkan
ICterra’nın Türkiye’de
tamamıyla Ar-Ge faaliyetleri
yürütmek üzere bir araya
gelen bir ekipten oluştuğunu
kaydeden Vedat Uslu, kendi
tarihlerini beraberlerinde
taşıdıklarını ifade ederek
bu uzun yolculuğu kısaca
şöyle aktardı: “2000 yılında
Siemens’in küresel ArGe merkezlerinden biri
olduk. Siemens’in tüm
dünyada satmakta olduğu
iletişim ürünleri için yazılım
geliştirmeye ve test etmeye
başladık. Çok uluslu projelerin
parçası haline geldik. Ekibimiz,
2006 yılında Siemens
Enterprise Communications
bünyesine geçti ve uzmanlığını
bu yeni yapıya taşıdı. Kısa
sürede Siemens Enterprise
Communications’ın dünya
genelindeki ilk 5 Ar-Ge
merkezinden biri haline
geldik. 2012’de Siemens’in
Türkiye’deki faaliyetlerini
Hindistan’a kaydırma
fikri vardı. Faaliyetleri
kaydırmamaları için Siemens’e
teklif götürerek ‘size Ar-Ge
hizmetini dışarıdan sağlayalım’
dedim. 24 yaşında başladığımız
bu hikâyenin bir anda yok
olup gitmesini istemedim. 1
Mart 2013 itibarıyla ICterra’nın
sahibi oldum. Bu şekilde
bir devirle yurt dışından
satın alınan ilk BT şirketi
olduk. Çok güzel şeyler dile
getirildi; Türkiye’de yaşanan
en güzel teknoloji transfer
olayını yapan kişi olduğum
söylendi. 20 yıllık teknoloji
birikimini tamamıyla yerlileştirip
Türkiye’ye kazandırdık. Bu
zorlu bir değişim oldu; ICterra
markasının hem iç hem dış
pazarda kabul görmesi zaman
aldı. 2015, ICterra’nın yılı
olacak. Asıl potansiyelimizi
2015’te göstereceğiz.”
‘Offshoring’ Türkiye için
çok önemli
Yakın coğrafyalara alt
yüklenici hizmetler, dış kaynak
kullanım hizmetleri verdiklerini
ifade eden Uslu, stratejilerini de
bunun etrafında oluşturmaya
başladıklarını söyleyerek
“Uluslararası birikimimiz
bizi çok motive ediyor. Yurt
dışında yakın coğrafya dış
kaynak kullanımı işlerini çok
yakından takip ediyoruz. Bu
konu Türkiye için çok önemli
ve kritik. Hindistan’ın çıkış
noktası; ‘offshoring’ oldu.
Günümüzde Romanya,
Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti,
Slovakya, Ukrayna gibi
ülkeler kendilerini yakın kıyıcoğrafya olarak lanse etmeye
başladılar ve bu şekilde bugün
9 - 15 ŞUBAT
2015
Test, başlı başına bir projedir
ICterra CEO’su
Vedat Uslu, 1991
yılında Siemens’te
çekirdek bir oluşum
olarak ortaya çıkan
yapının zaman
içinde ICterra’ya
dönüşmesinin
öyküsünü paylaştı.
Romanya, Avrupa bankacılık
sektörünün merkezi olmaya
başladı” açıklamasını yaptı ve
bunun niş bir alan olduğunu
vurgulayarak sözlerini
şöyle sürdürdü: “Eğilimleri
yakalayabilmeniz için halkanın
içinde olmanız gerekiyor;
‘offshoring’ ile binlerce kişiye
istihdam yaratılıyor. Türkiye’de
bunu adreslemekte geri
kalmış durumdayız. Pazardaki
oyuncuların bu konuda
atılım yapması kolay değil”
dedi. Bu noktada sektördeki
sıkıntıları da ifade eden Uslu,
“Türk BT sektörü ucuz bir
sektör değil. Maliyetlerimiz
de yüksek. Teknokentler
bunları destekliyor olmasına
rağmen yukarıda saydığımız
ülkelerle rekabet etmekte
zorlanıyoruz. Birikimlerimizi
ön plana çıkarabildiğimiz,
farkındalık yaratabildiğimiz
yerlerde hâlâ şansımızın
olduğunu düşünüyorum.
Türkiye geniş coğrafyasıyla, bu
ülkelerle karşılaştıralamayacak
potansiyele sahip. Türkiye’nin
buradaki şansını artırmak
ucuz işçilik ile değil, kalifiye
işçiliğini, belli konulardaki
bilgi birikimini lanse edip
farkındalığını yaratak mümkün
olacak. Özellikle Avrupa’da
yazılım geliştirmede katma
değer sunmanız gerekiyor”
açıklamasını yaptı.
BT hizmet ve danışmanlık
firması olarak yolumuza
devam edeceğiz
Vedat Uslu, inovasyon
projelerinden de bahsederek
haberleşmedeki yeni eğilimin
kurumsal sosyal ağlar
olduğunu ve bu konuda da
çalışmaları bulunduğunu
belirtti. Uslu, “Firma olarak
sektörün gelişimini bizzat
aktörü olduğumuz bir
oyunun içinden seyrettik.
Bugün, telekomünikasyonun
nereye gideceğini bu yüzden
farkediyoruz. Dünya sosyal
kalibrasyona gidiyor, birleşik
haberleşmeye, mobiliteye
gidiyor. Yaptığımız çalışmalarla
başarılı sonuçlar alabilecek
kabiliyete sahip bir ekibiz.
ICterra 100 kişilik büyük bir
organizasyon; 90 kişilik bir
Ar-Ge ekibimiz var, bir BT
hizmet ve danışmanlık firması
olarak yolumuza devam
edeceğiz. Birikimimizle beraber
projeci yaklaşımla; çözümler,
ürünler ortaya çıkarmak
istiyoruz. Yaptığımız inovasyon
çalışmaları belki içimizden
çıkacak ‘spin-off’ların nüvesi
olabilir” şeklinde konuştu
ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim asıl odağımız hep BT
dünyasındaki gelişmeleri takip
etmek. Test, BT alanında çok
önemli. Yazılım testi konusu
hep geriye atılmış, arka
planda kalmış. Geliştiricinin
bütçesini kısamazsınız ama
testçinin kısarsınız; sektörde
de böyle bir düşünce hâkim,
test önemsiz bir kalem gibi
sunularak küçümsenmiş. Bugün
dünyadaki eğilim şu: Test, başlı
başına bir projedir. Geliştirme
projesinden daha az önemli
değildir. Test konusunda
iddialıyız. Testin; proje
yönetiminin, proje yöneticisinin
olması, sorumlu ve etkili
kılınması gerek. Sistem için
test edeceksin, projenin sahibi
testçiler olmalı, geliştiriciler
değil. Test mühendisi olmak
bir ayrıcalık olmaya doğru
gidiyor” Her şeyin ters
dönmesi, alışkanlıklarımızda
ciddi paradigmaların değişmesi
gerektiğini söyleyen Uslu, kendi
süreçlerini de yeniden gözden
geçirdiklerini kaydederek
“Biz bu eğilimlerin tam
ortasında olmak istiyoruz.
Yurt dışından danışmanlık
vereceğini düşündüğümüz,
olgunlaşmamızı hızlandıracak
kurumlarla olmak istiyoruz.
Birikimlerimizi tüm sektör
oyuncularına sunma gibi
bir hedefimiz var. Öncelikli
hedefimiz savunma sanayi
ki savunma sanayi testin
öneminin çok farkında. Biz
yazılım tarafındayız, yazılımın
planlamasından; analiz, tasarım,
gerçekleştirme ve test olarak–
tüm bu süreçlerin hepsinde
yer alabiliyoruz. Yönetim
yazılımlarının testlerini de
burada yapıyoruz. Dünyadaki
Siemens yönetim katmanındaki
yazılımları ve testlerini biz
Türkiye’de gerçekleştiriyoruz.
IP telefon sistemlerinin
gömülü yazılımlarını da
burada geliştiriyoruz. ODTÜ
Teknokent’te komşumuz olan
SDT ile ortak çalışmalarımız
bulunuyor. Biz bir yazılımevi,
bir Ar-Ge, bir BT hizmet
ve danışmanlık evi olarak
kurumsal olgunluk içinde diğer
kurumsal firmalarla bu kıt
kaynaklarda ortak çalışmalarla
daha etkin bir yapı sağlamak
istiyoruz. Beraber çalışmak,
güç birliği yapmak hem yurt
içi hem yurt dışı pazarı için
çok önemli. Benim beraber
iş yapma kültürüm var. Biz
BT’nin ustabaşılarını tutmak
ve bu hizmeti yaygınlaştırmak
istiyoruz; Aselsan, SDT, ATOS
ile bunu yaptık. Bu konuda
ciddi bir ihtiyaç olduğunu
görüyorum. Bu sektörün ayakta
kalmasının tek yolu, şirketlerin
sepetlerinde birden fazla ülkeyi
barındırmalarından geçiyor.
Güçlerimizi birleştirip yurt
dışına götürmeliyiz. ICterra
olarak yurt dışı portföyümüzü
artırmak, yurt içinde de
operasyonlarımızdaki faaliyet
payımızı yüzde 30-40’lara
çekmek istiyoruz. Test çok
büyük potansiyelimiz.
İnovasyon bizim
kültürümüzde var, temel
amacımız nühendislerimizin
kabiliyetlerini geliştirmek…”
şeklinde konuştu.
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
8 - 15 ŞUBAT
2015
Handan Aybars / MİLANO
IoT, yani ‘şeylerin interneti’
yerine, ‘herşeyin interneti’,
IoE kavramının öne çıktığı
etkinlik boyunca bu kavramla
güvenlikten sektörel
uygulamalara, yaşanması
beklenen değişim ele alındı.
Tüm sunumlarda IoE, ‘akıllanan
eşyalarla çevrelenmek’ olarak
tanımlanırken, ancak bu iletişim
yapısının ve ‘bağlı olma’ halinin
kimseyi akıllı kılmayacağına
vurgu yapıldı. Geçen yıldan
fazla, 8 binden fazla insan bu
yıl etkinlikte bir aradaydı ve
Türkiye’den de Netaş, fuar alanı
World of Solutions’ta standıyla
yerini aldı.
Eksikler tamamlanırken
fırsatlar da doğacak
IoE’in Cisco için ‘bağlı
olmayanı bağlamak’
(connecting the unconnected)
olarak tanımlandığına işaret
edilirken, bu yapının istisnasız
her sektörü etkilediği, kamu
ve özel sektörde tasarruf
imkanı sağladığı üzerinde
duruldu. Ancak sunumlarda,
IoE kavramını yavaşlatan
temel faktörlere de vurgu
yapıldı. İlk sırada yer alan
‘güvenlik’ faktöründe, gelişen
BT ile kurumsal kırılganlığın
arttığına, güvenliğe uçtan uca
bir kavram olarak bakmanın
gerektiği üzerinde duruldu.
İkinci faktör de ‘Fast IT’ olarak
gösterildi ve kurum bütününü
sayısallaştırmak ve IoE algısını
yaymanın önemine dikkat
çekildi. Üçüncü unsur ise IoE ile
herşeyi yeniden tanımlamanın
bir gereklilik halini aldığı. Bu
temel eksikliklerin zamanla
tamamlanacağı, bu arada
geçecek sürecin aynı zamanda
fırsatlar yaratacağına da
değinilirken, özellikle İK ve
farklı uzmanlıklar anlamında
gelişim olacağına işaret edildi.
Herşey daha yeni başlıyor
27 Ocak’ta yapılan açılışta ilk
sözü Cisco EMEAR Pazarlama
Başkan Yardımcısı Jeremy
Bevan yaptı. İnterneti ‘bu
devrin en önemli icadı’ olarak
tanımlayan Bevan, eklemeden
geçmedi: “Ama aslında her
şey daha yeni başlıyor.” IoE
yapısını ‘internetteki bir sonraki
devrim’ olarak gösteren
Bevan’a göre, IoE; girişimciliği,
fırsatı görebilmek demek ve
böylece hayatlarımız çok daha
hızlı dönüşecek. Sahneye
Vespa motorla çıkan Cisco
CEO’su Carlos Dominguez
Yeni dünyanın yeni
kurallarını öğrenme zamanı
26-30 Ocak tarihleri arasında İtalya’nın Milano kentinde
‘Tomorrow Starts Here’ mottosuyla gerçekleştirilen Cisco
Live, yeni teknolojik gelişmeler ekseninde bağlantılı bir
dünyaya, IoE kavramına odaklandı.
Cisco EMEAR Pazarlama
Başkan Yardımcısı
Jeremy Bevan
Cisco
CEO’su
Carlos
Dominguez
Yenilikler bulutta
Cisco Meraki Bulut Yönetim
Çözümü: 2013 yılında
Meraki’yi bünyesine katan
Cisco, Cisco Live ile ‘bulutta
yönetilen BT yapısını’ tanıttı.
Doğru bağlantıların kurulumu
ve güvenlik Meraki’de öne
çıkarken, her ölçekte şirket
için bu yapıda uygun bir
teknoloji var. Bu yapı, BT
için hız ve çeviklik olduğu
kadar, servis sağlayıcılar
ve iş ortakları için fırsatlar
geliştirme imkanı demek.
Cisco ONE Software: Bir
donanım şirketi olmanın
yanında, yazılımda da önde
gelindiği üzerinde durularak
yapılan tanıtımda, bu yazılım
lisansı için Cisco cihaz almak
de “22 yıldır Cisco’dayım ve
dünyanın değişimine şahit
olmak inanılmaz” sözleriyle
başladığı konuşmasında
değişimi şöyle detaylandırdı:
“Yeni bir dünya ve yeni
kurallar var. Bu sürekli bağlantı
hali, her şeyin değişimini sağladı.
Birincisi, insanlar bağlanınca
güçlü olur. Facebook gibi sosyal
medya yapıları sayesinde bireysel
güç ‘biz’ oldu. İkincisi mesafeler
yok oldu. Her yerde ve her
zaman bağlantı halindeyiz.
Y nesli ise bu teknoloji ile
büyüyen tek nesil ve bizden
çok farklılar. Bağlantılı olmak
dünyamızı ve tüm sektörlerde
iş hayatımızı değiştirdi. BYOD,
yeşil BT, ortak tüketim bunun
gerekmediği vurgulandı.
Yüzlerce yazılım sunmak
yerine yazılım süitleri ile
ihtiyaçları çözebilmek bu
yeni yazılım yapısıyla hedef
olurken, Cisco ONE Enterprise
Cloud Suite de bulutu daha
pratik hale getiriyor, hızlı
BT ve kolayca melez bulut
oluşturmak mümkün oluyor.
Cisco InterCloud Stratejisi:
Bu strateji ile Cisco ve iş
ortaklarının dünyanın en
büyük, küresel ‘bulutların
bulutunu’ kurduğuna dikkat
çekilirken, küresel iş ortağı
ekosisteminin çok sayıda
iş ortağını kapsadığına
değinildi. InterCloud stratejisi
4 temele dayanıyor: Buna
göre, ortak bulut finansal
olarak sürdürülebilir değil.
Bulut bilişim geliri artıyor,
ama marjlar yerinde sayıyor.
İkincisi her şeyin temeli olan
açık ve güvenli bağlarla,
servis uyumu. Üçüncü unsur,
kritik bir role sahip olan
ağ yapısı ve Cisco, servis
sağlayıcılar, uygulamalar
ve InterCloud iş ortakları
burada buluşuyor. Dördüncü
unsurda güçlü bir iş ortağı
ekosisteminin gelişimin temeli
olduğu üzerinde duruyor.
13
Şehir, bilişim yüklü bir
Expo için kazılıyor
Milano’da inşaat ve altyapı
çalışmaları son derece
yoğun. İstanbul’dan
etkinliğe katıldığım
için garipsemediğim bu
hareketliliğin sebebi ise
çok farklı: Expo Milano
2015 hazırlıkları. 1 Mayıs’ta
başlayacak bu küresel
etkinlikte Cisco da IP
çözüm sağlayıcı olarak
görev alıyor ve Smart City’i
kurma odaklı çalışmalar
yürütüyor. Bununla ilgili
olarak Expo Milan, Cisco ve
Telecom Italia temsilcilerinin
katıldığı bir basın toplantısı
düzenlendi. Expo 2015
İnovasyon Ürün ve Hizmet
Direktörü Guido Arnone,
Expo 2015 hakkında bilgi ve
dijital deneyim hedeflerini
anlattı. Akıllı şehir ve
sayısal etkinliğin birlikte
ilerleyeceğini, Dijital Smart
City Expo’nun; enerji, BT,
güvenlik, eğitim-eğlence
ve hizmetlerini içereceğini
vurgulayan Arnone, “BT
yatırımlarıyla hedef, etkinlik
sonrasında şehrin gelişimine
katkı sağlayacak bir yapı
ortaya koymak, sürekliliği
sağlamak” dedi. Telecom
Italia Expo 2015 Proje
Müdürü Andrea Costa,
platform, uygulamalar,
bulut altyapısı, TLC altyapısı
gibi çalışmaları yaptıklarını,
bütünleşik Smart City servis
platformu kurduklarını,
birçok başlıkta birçok iş
ortaklığı olduğunu söyledi
ve ekledi: “İlk kez bir Expo,
sayısal anlamda bu kadar
geniş kapsamlı olacak.”
İlk kez tam anlamıyla
bütünsel bir IP etkinliğinin
hayata geçeceğini söyleyen
Cisco’dan Fabio Flori de,
“Cisco, IP ağ ve çözümleri
resmi iş ortağı. En yoğun
fiber alanı burada ve 2 bin
erişim noktası ile Wi-Fi gücü
büyük. Ağ güvenliği altyapısı
çok kapsamlı. Tümleşik
iletişim esas” dedi.
Geliştiricilerin buluşma noktası: DevNet Sandbox
Cisco, 2014 Mayıs’ında
duyurduğu, bu alanda
Avrupa’da bir ilk olan programı
DevNet Sandbox konusunda,
28 Ocak’ta bir bilgilendirme
toplantısı düzenledi ve DevNet
alanında düzenlediği bir turla
geliştiricilerin çalışmaları
basınla paylaşmalarını
sağladı. Çalışmalarında Cisco
teknolojilerini kullanan yazılım
geliştirme toplulukları ile
güçlü bir geliştirici ekosistemi
örnekleri. Müşteri beklentileri
sürekli değişiyor. İş modelleri
de öyle. Bu, rekabet algısında
değişim demek. Bu nedenle iş
modelini bu yapıya uygun hale
kuruldu. Tüm teknoloji, araçlar
ve uzman paylaşımı da bulutta
geliştiricilere sunuluyor.
Geliştiriciler için bir değer ve
fırsat zinciri oluşturulurken,
‘Dare to Develop’ (geliştirmeye
cesaretin olsun) felsefesi
temel alınıyor. Cisco Geliştirici
Stratejisi, farklı iş yükleri
karşısında çevikliği sağlayan
DevOp’ları kapsıyor. BT
birimlerinin bakışı ve
ihtiyaçlara verdikleri yanıtların
getirmeyen S&P 500 şirketlerinin
önemli bir bölümü gelecekte
yok olacak. İnovasyonun şirket
içinde sürekli işlediğinden emin
olmalısınız. IoE’nin hem avukatı
değişimi ile geleneksel
BT dünyasının bu yapıda
buluştuğu üzerinde durulan
konuşmalarda, tüm BT yapısına
yeniyi ve eskiyi kombin
ederken, tüm BT birimleri
arasındaki kopukluğun da
ortadan kaldırıldığına işaret
edildi. DevNet Sandbox’ı
önemli bir topluluk olarak
gösteren girişimcilere göre,
SDN bu başlıkta strateji
geliştirmede önemli bir adım.
hem gurusu olun ki, bir sonraki
aşamaya geçişi kaçırmayın.
Bunun için denemeye açık
olun, gelişen eğilimleri gözden
kaçırmayın.”
14
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
9 - 15 ŞUBAT
2015
Natasha Levitan,
UXIstanbul için
Türkiye’ye geliyor
Goldman Sachs’ın kullanıcı deneyimi
yöneticisi Natasha Levitan, kullanıcı
deneyimi tasarımı ve kullanılabilirlik
alanındaki çözümlerin aktarılacağı
UXIstanbul için Türkiye’ye geliyor.
Haber Merkezi
Kullanılabilir ekran tasarımlarının
nasıl yapıldığı ve en iyi kullanıcı
deneyiminin nasıl yaşatılabileceğinin
örneklerle anlatılacağı etkinlik, 28
Nisan 2015 tarihinde Esentepe
Dedeman Otel’de gerçekleştirilecek.
Konferansta iş analistleri, UX ve
Kullanılabilirlik uzmanları, grafik
tasarımcıları, yazılım ve test
uzmanları, pazarlama uzmanları gibi
farklı alanlardan 500’ün üzerinde
profesyonelin katılması bekleniyor.
Goldman Sachs’tan Natasha
Levitan’ın da katılacağı etkinlikte;
bankacılık, telekom, e-ticaret ve
yazılım gibi sektörlerde kullanıcı
deneyimi tasarımı ve kullanılabilirlik
testi alanında çeşitli bilgiler
aktarılacak. İnternet bankacılığı,
mobil bankacılık, ATM, çağrı
merkezi gibi alternatif dağıtım
kanallarına yönelik trendlerin de ele
alınacağı etkinlikte küresel çapta
en iyi uygulamalar da katılımcılara
örnekleriyle aktarılacak.
Kullanıcı deneyimleri ve
kullanılabilirlik mercek
altına alınıyor
“Global UX and Usability Best
Pratices and Techniques – Küresel
UX ve En İyi Kullanılabilirlik
Deneyimleri ve Teknikleri” teması
altında etkinlikte tüm dünyadan ve
Türkiye’den alanında önde gelen
isimler konuşmacı olarak yer alacak.
Ayrıntılı bilginin www.uxistanbul.
org adresinden alınabileceği
etkinlikte yer alacak konuşmacılar
şöyle:
1. Cory Lebson – President at
UXPA
2. Natasha Levitan – UX Lead at
Goldman Sachs
3. Lucas Pettinati – UX Director at
Google
4. Matt Lea – UX Researcher at
Booking.com
5. Pınar Cinali - UXservices
Associate Partner
6. Prarthana Johnson – Senior
Design Manager Microsoft
15
BThaber
DOSYA
Finans
9 - 15 ŞUBAT
2015
www.bthaber.com
Dünyayı imrendirmeye
devam edeceğiz
Türk finans sektörü BT
alanına çok uzun süredir
düzenli yatırım yapan bir
sektör. Ama bu kadar
da değil. Çözümler,
Handan Aybars uygulamalar, hizmetler
ekseninde yenilikler Türk finans
sektörünü dünyanın başarı hikayeleri
ile buluşturuyor. Bilişim adına
yeniliklerin asla gerisinde kalmayan
sektör, gerek kendi iç yapılanmasında,
gerek bireysel ve kurumsal müşterilere
yapılan sunumlarda sürekli kendini
aşıyor. Bu kadar emeğin ardından
‘Durmak yok, yola devam’ diyen
sektör temsilcilerinin yanında artık
operatörler, internet şirketleri, farklı
çözümleri ile finans sektörünün
vizyonunu daha genişletmesini
sağlayan bilişim şirketleri de var.
Dosyamızda da göreceğiniz gibi, bu
çoklu paylaşım yapısı, hem verim hem
de yine dünyaya örnek olacak başarılar
anlamına geliyor.
Dosya Sponsoru
Sayfa
18
19
16
DOSYA
BThaber
FİNANS
9 - 15 ŞUBAT
2015
Veriyi etkin yönetebilmek
avantaj sağlıyor
ACRON Finansal Uygulamalar Direktörü
Mete Çağlayan
ACRON Bilişim Finansal Uygulamalar, İş
Analitikleri ve Teknolojiden Sorumlu Genel
Müdür Yardımcısı Özgür Yavuzkara
Otomatik ve anlık analiz
hızı, fark yaratıyor
Türkiye’de 2000 yılından sonra, enflasyonun
düşmesiyle beraber şirketler, vadeli mevduat
ürünleri üzerinden gelir elde edememeye başladı ve
egzotik finansal ürünlere yönelmeye başladılar.
Sistemlerin değişimine yönelik
yatırımlar hız kazandı. Şirketler için
belli bir dönemden sonra, klasik Excel
tabloları ile takip yeterli olmayınca,
BT tarafında, finansal sistemlerin
takibi için yeni ürün arayışları başladı.
ACRON Finansal Uygulamalar
Direktörü Mete Çağlayan’ın dikkat
çektiği gibi, 2000’li yıllardan itibaren
şirketlerin finans departmanları,
teknolojinin imkânlarından daha çok
faydalanmaya başladılar. Sektörün
yatırım gündeminde öne çıkan başlıklar
da var. Mete Çağlayan bunları, “Bütçe
takibi için SAP’nin BPC (Business
Planning and Consolidation) ürünü ön
plana çıktı. Ayrıca hazine takibi için,
TRM (Hazine ve Risk Yönetimi) modülü
de tercih edilen bir çözüm. Nakit akış
takibi şirketler için önemli hale geldi.
Şirketlerin günlük kazançlarının ve
harcamalarının takibi, birçok konuda
belirleyici. Özetle; nakit akış, bütçe
ve hazine ürünlerinin takibi, hedge
ürünleri ve IFRS’e göre muhasebe
sektörde son dönemde öne çıkan
konular” sözleri ile örnekliyor.
Kapsamlı destek hiç bitmiyor
SAP projeleri canlı kullanıma
alındıktan sonra kullanıcıların
desteklenmesi, yeni iş taleplerinin
modellenip devreye alınması, ek
taleplerin yönetilmesi gibi konu
başlıkları; “ACRON SAP Destek
Hizmetleri” ekibi tarafından yönetiliyor.
ACRON Bilişim Finansal Uygulamalar,
İş Analitikleri ve Teknolojiden
Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Özgür Yavuzkara, uzaktan, yerinde,
tam/yarı zamanlı gibi farklı kriterler
ölçümlenerek sunulan hizmetler
çerçevesinde, müşterilerine hızlı dönüş
sağladıklarını belirtiyor. ACRON Destek
Hizmetleri ile, iyileştirilmesi ve destek
performansının ölçümlenmesi süreçleri
de yönetiliyor. Bunun haricinde alınan
talepler ise gerçekleştirilen projeleri
üzerine yeni katmanlar ekleyerek,
geliştirmek yönünde oluyor. Yavuzkara,
sektörün yatırım ilgisini şöyle anlatıyor:
“Son dönemde krizlerin de etkisiyle,
nakit akışını iyi takip etmeyen
firmaların batma noktasına gelmesi,
bu yöndeki yatırımların artmasına yol
açtı. Bu süreç sonunda döviz takibi ve
faiz oranlarının takibi daha da önem
kazandı. Raporlama süreçlerinde
bilişim teknolojileri daha fazla devreye
girdi. Şirketler SAP ürünleri, BPC gibi
iş modelleri ve ACRON’un sunduğu
iş analitik ürünlerinden daha fazla
faydalanmaya başladılar.”
Anlık analiz, fark yaratıyor
Finans sektörünün BT odaklı
bu yatırımları, sektör için önemli
kazanımlar demek. Yavuzkara bunları
örneklerken, “Öncelikle şirketler,
verilere anlık olarak ulaşabiliyorlar,
analizlerini anlık olarak yapabiliyorlar,
veri analizini iş gücü değerlerine
daha iyi kanalize edebiliyorlar ve
güvenilir veriye ulaşabiliyorlar” bilgisini
paylaşıyor. Sistemden otomatik olarak
çıkan ve işlenen veri, ilgili CFO’nun
önüne sorunsuz şekilde geliyor.
Sonuçta şu bir gerçek ki, teknolojiden
uzak sistemlerde kullanıcının
manuel olarak yapabileceği bir hata,
raporlamada ciddi sonuç hatalarına
da yol açabilir. Bu sürecin gelişimine
yönelik, tüm süreçleri otomatize
ederek, insan eli değmemiş verilerin
raporlanması özelindeki hizmetlerle
uçtan uca çözümler sunduklarını
vurgulayan Yavuzkara’ya Mete
Çağlayan şu eklemeleri yapıyor:
“Finans tarafında önemli
yatırımlar yapıyoruz. Güçlü bir
finansal danışman kadromuz var.
Bizim için satıştan önceki hedef,
şirketlerin bu segmentteki vizyonunu
genişletmek. Yeni ve gelişen
teknolojinin neler kazandıracağını BT
yöneticilerine aktarıyoruz. İş analitikleri
uygulamalarına baktığımızda, geçmiş
verinin analizi, veri madenciliği gibi
konularda raporlama anlamında birçok
farklı seçenek sunuyoruz.”
BT yatırımları alanında, ülkemizde finans
sektörünün oldukça ileride olduğunu
söyleyebiliriz. Pazara sunmak zorunda olduğu
hizmetler, çözümler ve zorlayıcı rekabet şartları;
özellikle dinamik yapısından dolayı finans
sektörünü bu yatırımlara zorunlu kılmakta.
Dünyada ve Türkiye’de finans
sektörüne yön veren trendler,
paralellik arz etmekte. Ülkemizde de
finans sektörü özelinde, ‘Yönetişim,
Risk ve Uyumluluk’, ‘Operasyonel
verimlilik ve modernizasyon projeleri’,
‘Dijital bankacılık ve mobilite’,
‘Kesintisiz müşteri deneyimi özelinde,
merkezinde müşteri olan omnichannel uygulamalar’’ ve ‘analitik’ öne
çıkan trendler. Yatırımların dağılımı
konusunda ise iki temel yaptırım söz
konusu. Birincisi kamusal zorunluluklar
ve regülasyonlar, ikincisi müşteri
beklentileri. Rekabetin zorladığı bir
ortamda, geleneksel ve yeni nesil
müşterilerin beklentilerine yanıt
verebilecek teknolojilerin yatırımları
öncelikli hale geliyor.
Sektör verisini etkin
yönetebiliyor
KOMTAŞ Bilgi Yönetimi olarak,
veri yönetimi ve analitik uygulamalar
alanında günümüz teknolojilerini
yakından takip ederek müşterilerimize
etkin çözümler sunuyoruz.
Çalışmalarımızda özellikle finans
sektörünü daha analitik bir hale
getirmek üzere hizmet üretiyoruz.
Analitik odaklı hale getirmenin
temelinde, sektörün verisini etkin
olarak yönetebilmesi yer alıyor.
Bizim sürecimiz; liderliğin daha
analitik donelere bağlı kararlar
vermesini, tüm organizasyonel
yapının; insan kaynaklarının ve
sistemlerin analitik yetkinliklerini
artırmayı, daha çevik ve enformasyon
odaklı bir altyapının tüm bu analitik
sürece hizmet etmesini sağlıyor.
Önümüzdeki dönemde, kamusal
risk uyum dinamiklerinin ve müşteri
beklentilerinin analitik odaklı olmayı
zorunlu hale getireceğine şahit
olacağız.
Stratejik bir iş ortaklığı
Bahsettiğimiz, ‘Yönetişim, Risk ve
Uyumluluk’; ‘Operasyonel verimlilik
ve modernizasyon projeleri’,
‘Dijital bankacılık ve mobilite’,
‘Kesintisiz müşteri deneyimi için
omni-channel uygulamalar’ ve
‘analitik’ başlıklarındaki ana trendler
doğrultusunda, finans sektörü
özelinde, dünyada 5 binden fazla
organizasyonun güvendiği yazılım
şirketi Informatica teknolojileri ile
birlikte çözüm sağlıyoruz. Hizmet
sunduğumuz alanlar; Veri Yönetişimi,
KOMTAŞ Bilgi Yönetimi Genel Müdürü
Yüksel Çomak
Veri Kalitesi, Ana Veri Yönetimi,
Uygulama Konsolidasyonu, Veri
Taşıma, Toplam Müşteri İlişkileri, Veri
Güvenliği, Dinamik Veri Maskeleme,
Test Verisi Yönetimi, Veri Arşivleme.
Bu çerçevede, müşterilerimizi, stratejik
iş ortağı olarak görüyor, proje
süresince ve sonrasında veri yönetimi
ve analitik uygulamalar alanında
teknoloji ve ihtiyaçlar arasında köprü
görevi görüyoruz.
Finans sektörü, dünyada ve
ülkemizde, başta perakende ve
telekom sektörü olmak üzere diğer
sektörlerle de yakın ilişki içinde.
Ekosistem oldukça genişlemiş
durumda. Bu gelişim, finans
sektörünün oyun alanını genişletirken,
diğer sektörlere de gelişim fırsatı
sunmakta. BT yatırımları alanında
lokomotif rolü üstlenen finans sektörü
ile aynı dili konuşabilmek ve kesintisiz
müşteri deneyimine hizmet etmek
amacıyla, perakende ve telekom
sektörünün de, ‘hesap merkezli’’
yapıdan ‘müşteri merkezli’’ yapıya
geçecek adımları atması beklenmekte.
Bu anlamda finans, perakende ve
telekom sektörü birlikte hareket
edecekler, birbirleri ile olan ilişki
zincirinde zaman zaman kanal, zaman
zaman iş ortağı olacaklar.
Finanstaki uzmanlık
tüm sektörlere yayılıyor
Çözümlerini, danışmanlık desteği ile müşterilerine sunan Mirsis, hizmet
sunduğu sektörleri çeşitlendirirken, KOBİ’lere de erişmeyi gündemine aldı.
F
inans sektörü kökenli
iki isim, Gül Düzgider
ve Ece Kutlucan’ın eseri
olan Mirsis, yine finans
sektörü başta olmak üzere
tüm sektörleri kapsayan
çözümleri, yetkin bir
danışmanlıkla sunuyor. Mirsis
Kurucu Ortağı Ece Kutlucan,
finans sektörüne sundukları
çözümlerin yanında, müşteri
beklentilerinin Mirsis çözüm
yelpazesinin gelişmesini
sağladığını vurguluyor. Bunun
ilk akla gelen örnekleri
telekom ve enerji sektörleri.
Ayrıca ilaç, sağlık gibi
sektörlerden referanslar
da Mirsis’in çözümlerinin
yayıldığı alanlar. Bu gibi
‘hizmet sürekliliğini esas alan’
sektörlerde çalışmalarının
hiç sonu olmadığına işaret
eden Ece Kutlucan, sektörel
dağılımlarını şu sözlerle
analiz ediyor:
“Büyük verisi ve veri
hassasiyeti olan, sektörel
bazda düzenleyici kurumlarla
belli açılardan sınırlandırılmış
sektörler ön planda. Zaten bu
da, sunduğumuz çözümlerin
sektörel gerekliliklere
ne kadar güçlü biçimde
uyduğunun göstergesi.”
Terzi usulü bir çalışma
Mirsis Genel Müdürü ve
Kurucu Ortağı Gül Düzgider,
önemli bir detaya işaret
ediyor: Hizmet sürekliliği
işin temeli ve bu da, sektörel
ihtiyaçlar paralelinde hizmet
çeşitliliğini sağlamayı önemli
kılıyor. Mirsis’i bu noktada
farklı kılan unsur ise tek bir
çözümü her sektörde her
şirkete uygulamak yerine,
terzi usulü bir çalışma
yapması, sektörel özellikler
ve kurumsal ihtiyaçları ön
planda tutması. Zaten bu
yaklaşım, özellikle finans
sektöründe yürütülen
projelerde olumlu geri
dönüşleri beraberinde
getiriyor. Çünkü gerçek
anlamda müşteriye özel,
kişiselleştirilebilen yapılar
sunulabiliyor. Ece Kutlucan,
şöyle devam ediyor:
“Bu gibi büyük kurumlarda
kurum kültürü kadar köklü
bir unsur da departman
kültürü. Bunun bir sonucu
departmana özel sunumlar da
yapmak. Bir bankada bireysel
ve kurumsal bankacılığın
bile birbirinden çok farklı
olduğunu düşündüğümüzde,
her bir finans sektörünün
içindeki büyük yapıyı anlamak
da kolaylaşıyor. Müşterilerin
beklentileri ve iş akışları
birbirinden çok farklı. Bu
nedenle mutlaka müşteri
ortamında, müşteriye uygun
bir modelleme yapmak
gerekiyor. Bu bir yönüyle
hizmeti zorlaştıran
ama özünde sektörel
uzmanlığı gerekli
kılan bir faktör.
Bu noktada,
ihtiyaca uygun
geliştirdiğimiz
çözümlerimizin
bizi farklı kıldığına
inanıyoruz. Bu
esneklik ve
geliştirilebilir yapı
özellikle finans ve
telekom gibi zorlu
sektörlerde önem
taşıyor.”
İK sağlama
yetkimiz var
Merkez ofisi İstanbul
Ataşehir’de bulunan Mirsis,
Kocaeli Teknopark’ta bir
Ar-Ge birimine de sahip.
Ayrıca müşteri ortamında
görev yapan Mirsis çalışanları
da var. Bu üç başlıkta
yaklaşık 175 çalışanla
hizmet verdiklerini belirten
Gül Düzgider, çözümleri ve
üzerinde çalışılan konular
hakkında da bilgi paylaşıyor.
Bu noktada Mirsis servis
kataloğunda yer alan
servislerin kategorize
edildiğini belirterek sözlerine
başlayan Gül Düzgider,
detayları şu sözlerle
paylaşıyor:
“Bunlardan biri, söz konusu
sektörlerde danışmanlık
hizmetleri. Bir de kurumların
istihdamlarına personel
sağlıyoruz. Bu, Seçme ve
Yerleştirme Birimi’mizin
sunduğu bir hizmet. Türkiye
İş ve İşçi Bulma Kurumu’ndan
bu konuda aldığımız
belgemiz, bunun sonucunda
da Mirsis olarak kurumlara
kendi kadrolarında istihdam
etmek üzere kaynakları
sağlama yetkimiz var.”
Reel sektör bütünüyle
hedefimiz
Mirsis’in temel hizmet alanı
danışmanlık hizmetleri
ve bu konuda yürütülen
Ar-Ge çalışmaları ile bu
başlıkta daha da zengin bir
çeşitlilik sağlamak da 2015
yılı önceliği. Bunun ilk akla
gelen örneği ise mobil. ArGe çalışmaları sonucunda
pazara sunulan, daha çok
B2C olabilecek hizmetleri
geliştirmek de gündemde.
Bu konuda iki yıl önce altyapı
M
Yazılım ihracatı,
tüm sektör gibi
bizim de hedefimiz
irsis Genel Müdürü
ve Kurucu Ortağı
Gül Düzgider:
“Tüm hizmetleri belli kalite
standartlarında verme önceliği
ile hareket ettik. Çünkü en
önemli referansımız işimiz.
Ama yurtdışına açılım söz
konusu olduğunda, küresel
geçerliliği olan bir yetkinlik
sertifikası herkes için ortak
bir değer. Bu öncelikle CMMI
(Yetenek Olgunluk Model
Entegrasyonu - Capability
Maturity Model Integration)
servis belgesini almamız
çok önemli bir adım oldu. Bu
belgeyi 2014 yılında aldık ve
aynı zamanda Türkiye’de de ilk
alan firmayız. Bu sertifika için
3 yıl çalıştık. Bundan sonra
yurtdışına daha net biçimde
ve işimizle, referanslarımız
ve uluslararası geçerliliği
olan sertifikamızla daha
profesyonelce odaklanacağız.
Ama temel önceliğimiz iç
pazarda ihtiyacı uçtan uca
karşılamak. Finansta küresel
çalışması önceliği ile yapılan
yatırımları örnek gösteren
Ece Kutlucan, kurumsal
felsefelerini de oluşturan ArGe politikalarını ve 2015 yılı
stratejilerini şöyle anlatıyor:
“Teknoloji firmasıyız. Bu
nedenle teknik birimleri
M
büyük entegratörlerle
de çalışıyoruz ve Türk
firmalarının burada öne
çıkması lazım. Bu kolay
olmayacak. Ama biz
bunca yılda yaptığımız
tüm çalışmalarla farklı
olduğumuzu düşünüyoruz.
Hatta artık biraz da yurtdışı
firmalarla rekabet etmemiz
gerektiğini düşünüyor,
bunu hedefliyoruz. Sonuçta
ihalelerde yabancı şirketler
gibi tercih edilmek adına
bu tarz uluslararası kalite
belgelerinin önemli olduğunu
düşündüğümüz için bunları
alıyoruz. Ayrıca ihtiyaç ve
beklentilerin ne olduğunu
biliyoruz.”
tatmin edecek, uzun
soluklu işbirliklerine zemin
oluşturacak çalışmalar
bizim için her zaman
öncelikli. Bunun yanında,
bir iş ortağımızla sistem
danışmanlığı hizmeti
veriyor, farklı ürünlerle
Farklı sektörler
ve KOBİ’ler
gündemimizde
irsis Kurucu Ortağı
Ece Kutlucan:
“Sektörel uzmanlıkla
proaktif olmaya ve sürekli
yenilikler yapmaya çalışıyoruz.
Mirsis’in finans odaklı algısını
değiştirip tüm sektörlere
danışmanlık sunumumuz
bundan sonraki dönemde
öne çıkacak. Danışmanlık
hizmetinde belli bir noktaya
geldik ve bu hizmetimiz, tek
sektöre odaklı bir yapı değil.
Ama referans sektörlerdeki
iş yapabilme pratiğimizi
farklı sektörlerde de
başarılı çalışmalarla hayata
geçireceğiz. Uzmanlaştığımız
alanların yanında, şimdi de
farklı sektörlerde büyümek,
uzmanlığımızı oraya aktarmak,
KOBİ’lere erişmek istiyoruz.
Mirsis hızlı büyüdü ve bir
olgunluk seviyesine geldi. Ama
daha da güçlü bir büyüme
ivmesi hedefliyoruz. İki
yıldır önceliğimiz ‘verimlilik’
ve ‘proaktif’ olmak, yani
ihtiyaçları ve fırsatları
hizmet verdiğimiz sektör
kombinasyonlar yaparak
bunları sunmayı planlıyoruz.
Kısa bir zaman içinde bu
konuda sonuçları alacağız,
hizmetlerimizi daha da
çeşitlendireceğiz. Sonuçta
bu yapı, sadece finansın
değil tüm sektörlerin ihtiyacı.
şirketlerinden önce görmek. Bu
da belli bir araştırma, belli bir
birikim oluşturma, teknolojik
gelişmeleri ve bunun sektörlere
yansımalarını doğru ve erken
okuyabilmeyi gerektiriyor.
Kendimizi sürekli yeniliyor ve
öğrenen bir sistem kurmaya
çalışıyoruz. Bu gelişimimiz
ve stratejimiz yabancı
şirketlerin de ilgisini çekiyor.
Bu gelişimimiz ve stratejimiz
yabancı şirketlerin de ilgisini
çekiyor. Bu durum bizi
gururlandırıyor. Fakat Mirsis’in
şuan ana hedefi gelişim ve
yenilenme olup, bir Türk firması
olarak emin adımlarla sektörde
ilerlemek.”
Böylece reel
sektörün tüm
paydaşlarına,
diğer sektörlere ve
özellikle de KOBİ’lere
ulaşacağız. Bu yıl
KOBİ’ler daha net biçimde
hedefimiz olacak.”
20
DOSYA
BThaber
FİNANS
9 - 15 ŞUBAT
2015
Sektörde dış kaynak
kullanımı artacak
Türkiye’de finans sektörü oldukça dinamik ve
rekabetçi bir yapıya sahip. Sektör kuruluşları da
müşterilerine çok çeşitli ürün portföyleri sunuyor.
Finans sektöründe, bilgi teknolojilerinin
dış kaynak hizmeti olarak alınması,
Türkiye’de yeni yeni oturmaya başlayan
ve gelişmeye açık bir alan. Dış kaynaklı
çağrı merkezi hizmetleriyle başlayan bu
sürecin, diğer alanlarda da gelişmesini
bekliyoruz. 2015’te sektörün dış kaynak
hizmetlere daha fazla yöneleceğini
düşünüyoruz. Dış kaynak alanında
önümüzdeki dönemde küresel pazarla
Türkiye arasındaki farkın kapandığına
tanık olacağız.
Finans sektörüne, uçtan uca ve
kapsamlı hizmet sunuyoruz. Finans,
hem yoğun veri ve işlem trafiği hem de
CRM ihtiyaçlarıyla BT çözümlerinden
en çok faydalanması gereken sektörler
arasında. Sektöre özel çözümlerimizi;
çağrı merkezi dış kaynak hizmetleri,
doküman yönetimi, test ve veri
yönetimi, iş zekâsı uygulama yönetimi
olarak sıralamak mümkün. BT dış
kaynak hizmet portföyümüzde
ise masaüstü cihaz yönetimi, ağ
yönetimi, veri merkezi ve olağanüstü
durum merkezi hizmetleri yer alıyor.
İhtiyaca göre “terzi dikimi” olarak
adlandırdığımız, kurumların ihtiyaçlarına
uygun çözümlerimizi de oluşturuyoruz.
Sahada iş yapış şekli tepeden
tırnağa değişiyor
Özellikle büyük şirketlerin sahadaki
satış ekibinin iş yapış şeklini değiştirecek
“Sales Force Automatization” (SFA)
projesi bunun son örneklerinden.
Türkiye’de iki büyük bankada bu
alanda hizmet vermeye başladık. Bu
iki bankanın sahadaki satış ekiplerine,
içinde hazır bir şekilde yazılım
bulunan tablet cihazlar verdik. Artık
satış ekipleri, bu yazılım ve tablet
cihazlarla tüketicilerin tüm bankacılık
başvurularını, çok daha kısa zamanda
ve daha etkin olarak toplayabiliyor. Bu
veriler doğru ve çok daha hızlı şekilde
merkeze iletilebildiğinden, müşterilerin
bankacılık işlemleri hızla tamamlanıyor.
Müşterilerin bu süreçte şubeye
gelmelerine gerek kalmıyor. Bu projeyle
Atos HTTS Birimi olarak, “inovasyon”,
“çalışanları teknolojiye yakınlaştırmak”,
“sürdürülebilirlik” ve “yeşil BT” gibi
hedeflerimize sadık kaldığımızı da
eklemem gerek.
Mobil imza teknolojisini de
sisteme ekleyeceğiz
Bu projeyle çok büyük bir verinin
yönetimi de artık mümkün. Bu yazılım
ve BT altyapısı sayesinde, çoğu bilgiler
seçmeli olarak elemanının önünde
bulunduğu için bilgilerin yüzde 85’i
doğru olarak kayıt altına alınabiliyor.
Böylece hem hızlı şekilde hem doğru
CCR Direktörü Ali
Murat Gürçay
Finans sektörü son
yıllarda rekabetin
güçlenmesi ile
beraber daha iyi
ve kaliteli hizmet
vermek adına
BT yatırımlarını
oldukça arttırdı.
Çağrı merkezleri BT ile
güncelleniyor
Atos Finansal Hizmetler Sektör Satış
Direktörü Funda Yeşim Çınar
veriye ulaşmak mümkün oluyor.
Bu proje öncesinde müşterilerin
şubeye kimlik fotokopisi, gelir vergisi,
vekâletname gibi dokümanlarla birlikte
gelmelerine ihtiyaç duyuluyordu. Bu
sistemle tüm bu dokümanların sadece
fotoğraflarını çekip sisteme iletmek
mümkün. Bir sonraki aşamada mobil
imza teknolojisini de sisteme eklemeyi
planlıyoruz. SFA çözümü sadece ilgili
bankaya değil, sokaktaki vatandaşa da
dokunuyor. Ayrıca yaptığımız çalışmalar,
SFA ile birlikte bir şirketin yılda yaklaşık
1 milyon 600 binin üzerinde kağıttan
tasarruf ettiğini gösteriyor. Bu da yılda
yaklaşık 2 bin 200 ağaç demek.
Şubesiz bankacılığın gelecekte
çok daha önemli bir yer edineceğini
düşünüyorum. Mobilite eğiliminin
başındayız. Yakın gelecekte içinde
iOS barındıran saatler hayatımıza
girecek. Planlarımız arasında bu saatler
aracılığıyla kurumsal çalışanların ofis
verilerine ulaşmalarını sağlayacak
çözümler üretmek var.
Bu artan BT yatırımının bir kısmı
da çağrı merkezlerinin altyapı ve
yazılımlarının güncellenmelerine
olanak sağladı. Müşterilerimizden
bu yönde bize gelen taleplerinde de
artış görüyoruz. Gelinen nokta tabii
ki yeterli değil. Bu alanda dünya
standartlarını yakalayıp geçmek için
daha fazla yatırım yapılması gerekli.
Bu yatırımları yaparken göz önüne
alınacak en önemli nokta ise insan
ve teknolojinin uyum içinde nasıl
çalışacağının planlanması. Sonuçta
yapılan her BT yatırımı, müşteri ve
çalışan memnuniyetini arttırarak,
şirketleri daha rekabetçi yapacaktır.
Çağrı merkezi hizmetlerinin daha
iyi ve müşteri odaklı olarak sunulması
için en çok konuşma teknolojileri,
ses tanıma, sesli yönlendirme, sosyal
medya ve dinamik IVR konseptleri
öne çıkan başlıklar. İnovasyon bizim
için en önemli konulardan biri.
Finans sektörünün daha iyi ve verimli
çağrı merkezi hizmeti verebilmesi
için bu sektöre yönelik özgün,
yenilikçi ve müşteri odaklı yazılımlar
geliştiriyoruz. Bu yatırımlarımız
sonucunda geliştirdiğimiz yazılımları
müşterilerimize ve sektöre tanıtarak,
müşterilerine ne tür hizmetler
sağlayabilecekleri konusunda destek
oluyoruz.
Müşteri sadakati yaratma fırsatı
Finans sektörü bundan sonra şu
anda kullandıkları birçok değişik bilişim
sistemin çağrı merkezine entegrasyonu
konusunda insan gücüne ve iyi analiz
edilmiş projelere yatırım yapmalı.
Finans sektörünün bilişim ve telekom
gibi sektörlerle bu yakın ilişkisi, finans
sektörünün teknolojik yenilikleri
yakında takip ederek hizmetlerini
geliştirmelerini sağlamakta. Bu da tabii
ki müşterilerde bir sadakat yaratacaktır.
22
BThaber
FİNANS
DOSYA
9 - 15 ŞUBAT
2015
Artık toplam sahip olma maliyeti önem taşıyor
Epson Türkiye
Müşteri
Hizmetleri
Müdürü Ahmet
Gürle
Her alanda olduğu gibi finans
sektöründe de teknoloji yatırımları
giderek artıyor.
Teknoloji geliştikçe hayat
kolaylaşıyor ve insanlar ilk
başta bu yenilikleri biraz
yadırgayıp zorlansa da adapte
oluyor. Tüm bu gelişmeler bir
bütünün içerisindeki uyumla
oluyor elbette. Biz de, bu
bütünün içerisinde şirketlerin
iş akışlarını kolaylaştıracak
çözümlerimizle yer alıyoruz.
Bankacılık ve finans sektöründe en iyi Müşteri Deneyimini
yaratmak için gerekli metodoloji ve teknikler nelerdir?
28 Nisan 2015
Kullanıcı Deneyimi Yöneticisi Natasha Levitan
Türkiye’ye Geliyor!
Kullanılabilirlik, Ekran Tasarımı, Müşteri Deneyimi Tasarımı Alanında Dünyanın
En Önemli Uzmanlarının Konuşmaları Simultane Çeviri ile Türkçe ve İngilizce
sunulacaktır.
Diğer Konuşmacılar
Cory Lebson
Matt Lee
Prarthana Johnson
Lucas Pettinati
Pınar Cinali
President
UX Researcher
Senior Design Manager
UX Director
Associate Partner
Ayrıntılı bilgi için: www.uxistanbul.org
Aslında sektörün,
müşterilerin, tüm kurumların
öne çıkan beklentisi maliyet
avantajı ve bundan dolayı
ekstra kazanç. Nasıl ki
müşteri komisyon oranı
düşük bankayı ya da
kredilendirmede dosya
masrafı almayan kuruluşu
tercih ediyor, kurumlar
da yapılandırmalarında
kullandıkları tüm
donanımlarda avantajlı ürün
istiyor. Eskiden daha çok ilk
alım maliyetindeki avantaj ön
plana çıkardı. Son dönemde
bizim de gözlemlediğimiz şu
ki, artık toplam sahip olma
maliyetine daha çok dikkat
ediliyor. Yani aslında ilk alım
kadar, sonrasında ürünün
kullanımında ve bakımında
ortaya çıkan maliyetler,
ürünün sağladığı fayda ve
ürünün fonksiyonuna bağlı
olarak sağladığı çıktının
kalitesi ve maliyeti de çok
önemli. Misal vermek
gerekirse, finans sektörü
yazıcı sektörü açısından son
derece değerli bir pazar. Her
ne kadar giderek dijitalleşsek
ve arşivlemelerimizi bu yönde
yapmaya çalışsak da, matbu
baskı halen vazgeçilmezlerden
biri. Genel müdürlük ve
binlerce şube devreye
girdiğinde, alınan baskıların
toplamına trilyonlarca sayfa
denebilir. Bu durumda yazıcıyı
alırkenki fiyat, baskı maliyeti
dikkate alındığında geri
planda kalıyor.
Satış sonrası hizmet
farkı
Bizim dünyada ve
Türkiye’de ilk olarak
pazara sunduğumuz tanklı
yazıcılarımız ön plana çıkıyor.
Bu teknoloji sayesinde sayfa
başı baskı maliyeti neredeyse
0’a yakın ki bu ciddi avantaj.
Ayrıca direkt olarak ödeme
sistemlerine yönelik kasa
yanı POS yazıcılarımızla
da sektörde yer alıyoruz.
Türkiye’de yer alan en
büyük perakende ve gıda
zincirlerinin çoğunda kasa
yanında bizi görürsünüz.
İddialı olduğumuz bir konu da
Türkiye’deki yapılanmamızda
satış sonrası hizmetler ve
teknik servis. Türkiye’nin
her noktasında Epson yetkili
servisine ulaşmak mümkün.
BThaber
FİNANS
9 - 15 ŞUBAT
2015
DOSYA
23
Özel buluta yönelim
kendini gösterecek
Mirsis Bilgi
Teknolojileri İş
Geliştirme Müdürü
Melike Engür
Yatırımların önemli bir
bölümü mobil finansta
Hızlı, kişiye özel, proaktif, verimliliği ve getirisi
ölçülebilen, niş alanlarda farklılığı ortaya koyabilen
çözümlerin ses getirdiğini ve bu etkileri sağlayan
yatırımlara eğilimin arttığını görebiliriz.
Sayısal dünya içinde yaşamını
sürdüren yeni nesil ile birlikte
finans sektörü için, bu nesli
anlamak, iş yapma biçimlerine ve
hizmet alma alışkanlıklarına uygun
yöntemler keşfetmek önemli oldu.
Bir konu da bankacılık sektöründe
kanallar daha çok mobil tarafta
yoğunlaşırken, sigorta sektöründe
yeni müşteri kazanmak konusunda
insan ilişkilerinin önemini koruduğu
yönünde.
BT bütçelerini en yenilikçi çözümler
için planlayan finans sektörü
için rekabet ortamı ve müşteri
eğilimleri bu planlamalarda önemli
etkenleri oluşturuyor. Mobil finans,
müşterilerin yüzde 25 gibi önemli
bir oranının kanalı olması sebebi
ile yatırımların büyük çoğunluğu
burada.
İhtiyaçlar için çözümsel
yaklaşımlar sürüyor
Verinin karar destek sistemlerine
yansıtılmasında finans sektörünün
teknolojik çözümlerde gelişimi
devam ediyor. Büyük veri olgusu
ile oluşan çözümler, son yıllarda
yükselen trend olarak doğru
müşteriye doğru ürün, hizmet
sunumu konusunda analiz ihtiyacını
karşılamaya aday. Bu çözümlerin tüm
bileşenleri ile değerlendirecek
olgunlukta olması önemli.
İnternet dünyası ve
sosyal medya boyutu da
müşteri ve piyasa nabzının
çevrimiçi tutulabilmesi için
dikkate değer bir alan.
Bu gelişmelerle birlikte,
sektördeki ekonomik
faktörler, süreçlerde
verimliliğin, çözümlerin
müşteriye sağlayacağı
katma değerin öneminin
artmasına neden
oluyor. Bir yandan bu ihtiyaçlar için
çözümsel yaklaşımlar sürerken, bir
yandan yasal mevzuatlar, güvenlik,
risklerin takibi için izleme ve önlem
yatırımları sürüyor. Özellikle iç
denetim, finans sektörü için önemli
bir kontrol mekanizması.
Deneyimlerimizin, müşterilerimize
değer katabilecek stratejilere
dönüşmesi Mirsis’in en önemli
hedefi. Artan alan uzmanlığı ile
yazılım geliştirme hizmetimize iş
pratiklerimizi aktarmaya çalışıyoruz.
Hizmetlerimizde müşterimizi
tanımanın, vizyonunu, kültürünü, iş
yapış şeklini anlamanın ve müşteriye
destek veren ekibin aynı odağı
sahiplenmesinin projeyi başarıya
götüren etkenlerin başında olduğunu
düşünüyoruz.
Siber güvenlik şu anda organizasyonların 1
numaralı teknoloji yatırımı. Sektörlerden bağımsız
olarak, BT yöneticilerinin yüzde 80’inden fazlası,
siber güvenlik yatırımlarının kritik ya da yüksek
önceliğe sahip olduğu görüşünde birleşiyor.
Finans sektöründe bu oranın yüzde
90’ın üzerine çıktığını da hatırlatalım.
Önceki yıllarda olduğu gibi, 2015’te
de özellikle finans alanındaki siber
saldırıların yoğun biçimde süreceği
düşüncesindeyiz. Güvenliğe ek olarak,
bulut ve büyük veri alanlarında da
yatırımların sürdüğünü söyleyebiliriz.
Finans sektöründeki bilişim
yatırımlarının altyapı yatırımlarından
çıkıp, iş gereksinimleri ve müşteri
odaklı yatırımlara dönüşmesi gerekiyor.
Sermaye yatırımı gerektirmeyen,
standart tarife üzerinden hizmet
karşılığı olarak kullanılan sistemlere
geçiş yapılacak.
İş birimlerinin ihtiyaçları için
kullanılan BT sistemleri, BT birimlerinin
bütçelediği yatırımlar olmaktan
uzaklaşarak, iş birimlerinin sarf
malzemesi durumuna gelmeli. Örnek
olarak CSC, kurumların sadece 2,5 ay
içinde güvenli ve esnek bir özel bulut
çözümüne kavuşmalarını sağlayan
BizCloud ile herhangi bir olumsuzluk
durumuna karşın felaket kurtarma
hizmetlerini de sunuyor.
İş birimlerinin gelecekteki
iş ihtiyaçları için BT tabanlı
gereksinimlerini tam olarak tespit
edemeyecekleri düşünüldüğünde ve BT
sektöründeki hızlı değişim de hesaba
CSC Türkiye Müşteri İlişkileri Müdürü
Hakan Taşkın
katıldığında, kurulan bulutun kısa süre
içinde yeterinden fazla ya da yetersiz
kapasitede olma veya eski teknoloji bir
yapıya dönüşme riski var. Kurumlar,
bu ve benzeri nedenlerle kendi bulut
altyapılarını kurmak yerine, ‘kullandığın
kadar öde’ modeli ile sunulan,
güncellemeleri BT biriminin üzerine yük
olmayan, güvenlik ve uyumluluk gibi
konularda sorun yaşamayacakları özel
bulutlara yönelecekler.
24
BThaber
FİNANS
DOSYA
9 - 15 ŞUBAT
2015
Bankaların yatırım stratejileri değişecek
Finans sektörünün yatırım kararlarını etkileyen ve son
zamanlarda en çok öne çıkan üç başlık var.
Paraşüt Kurucu
Ortağı Sean X. Yu
İlki, internet erişiminin ve
mobil uygulamaların artması
tüketicinin finans sektöründen
beklentilerini artırdı. Tüketiciler
artık kullanıcı dostu ve
her yerden ulaşabilecekleri
finans ve ödeme teknolojileri
kullanmak istiyorlar. Bu
yüzden mobil bankacılık
ve mobil cüzdan gibi son
kullanıcıya yönelik çözümleri
daha çok görüyoruz. Bu trend,
finans sektörünü etkileyen
HIDING IN PLAIN SIGHT
WHAT’S REALLY HAPPENING ON YOUR NETWORK
Today’s advanced cyber threats hide in plain sight amidst your
network traffic, making them nearly impossible to defend against.
These cyber threats use applications as their infiltration vector,
exhibit application-like evasion tactics and they leverage commonly
used network applications for exfiltration.
Palo Alto Networks® 2014 Application Usage and Threat Report
can help you analyze the intertwined relationship between cyber
attacks and applications based on recent data collected from over
5,500 networks worldwide, such as:
■
Which applications are
the most highly targeted.
■
Which applications are
most commonly used to
mask malware activity.
■
Which applications are
the most vulnerable.
Get your copy now at: go.paloaltonetworks.com/autr
Palo Alto Networks Turkey Barbaros Mah. Halk Cad. K: 2/3 |
Ataşehir, 34746 Istanbul – Turkey [email protected]
en önemli başlıklardan bir
tanesi. Yeni, tüketici dostu
teknolojilerden faydalanan
ve çevresinde start-up
ekosistemleri oluşturan
bankalar rekabet avantajı
sağlayacak.
Bir diğer başlık, 2008
yılındaki finansal krizi takip
eden küresel ekonomik
düşüş hem tüketiciyi hem
bankaları yeni teknoloji
arayışlarına yönlendirdi.
Tüketiciler ihtiyaçlarına
yönelik belli finansal ürünlere
erişebilmek ya da maliyetlerini
düşürebilmek için yeni ‘fintech
start-up’lardan hizmet alma
arayışı içerisine girdiler.
Örneğin, bankaların risk
filtresine takıldığı için kredi
kullanamayanlara finansman
bulan ya da daha düşük
ücretlerle para transferi
sağlayan start up’lar gibi…
Türkiye 2008 krizini iyi bir
şekilde atlattı, fakat küresel
tüketici trendlerinin etkisini de
hissetmeye başladı. Bankalar
kâr marjlarını yükseltmek
için yeni finans teknolojileri
arıyorlar ve bu altyapı için
daha çok yatırım yapıyorlar.
Üçüncü olarak, bankaları
gözetim altında tutan mevzuat
değişikleri de finans sektörünü
teknolojiye yatırım yapmaya
itiyor. Ayrıca, özellikle
Türkiye’de e-Fatura, e-Arşiv
gibi iş süreçlerini dijital ortama
taşıyan yenilikler de yatırım
kararlarını etkiliyor.
Küresel eğilim Türkiye’ye
de gelecek
Bugüne kadar Türkiye’de
‘fintech’ alanına yapılan
yatırımlar mütevazi olsa
da, gün geçtikçe artış
gösteriyor. Türkiye’deki
‘fintech’ yatırımlarının çoğu
ödeme sistemleri alanında
oldu. Daha fazla tüketicinin
internete erişmesiyle ve
e-ticaret sitelerinden
alışverişin artmasıyla ödeme
çözümlerine olan talep
arttı. Yeni fintech yatırımları
cüzdan çözümlerine ve
çevrimiçi ya da mobil ödeme
altyapılarına yapıldı. Ama
küresel yatırım trendlerine
baktığımızda, Türkiye’deki
finans yatırımlarının daha
yeni başladığını görüyoruz.
Yakın zamanda tüketiciler
ve şirketler finans yönetimi,
borç verme, yatırım ve para
transferi gibi alanlarda yenilik
talep edecekler.
Buna benzer bir trendin
Türkiye’de de olacağını
düşünüyoruz. Bankalar
inovasyonun gelişmesi için
start up’lar ile ortak olacak
ve onlara yatırım yapacaklar.
Bunu Türkiye’deki finans
sektöründe yapılması gereken
bir yatırımdan ziyade, ‘fintech
alanındaki start up’lara yönelik
yatırım stratejisinin değişimi’
olarak düşünebiliriz.
BThaber
FİNANS
9 - 15 ŞUBAT
2015
DOSYA
25
Küresel bazda liderlik
Türk bankalarında
Bugün için BT yatırımlarında gelinen nokta, finans
sektörünü Türkiye sınırlarını aşma ve özellikle bölge
ülkelerde etkin bir oyuncu olma konusunda da
cesaretlendirmekte.
KPMG Türkiye
BT Danışmanlığı
Direktörü
Tanıl Durkaya
Hedef, esnek ve
bütünleşik yapılar
Bankacılık sektörümüzün BT kullanımı açısından
dünyanın birçok ülkesinden daha ileride olduğunu
söyleyebiliriz. Buna karşın yatırımların geri dönüş
oranlarının gelişmiş ülkelerle aynı oranda dikkatle
takip edildiğini söylemek kolay olmaz.
Finansal kiralama, faktoring ve
finansman şirketleri açısından
baktığımızda ise daha yapılacak çok
çalışma olduğunu öngörüyoruz.
Yatırım gündemine baktığımızda,
hızlı büyüme ve bitmeyen taleplere
cevap verebilecek esnek ve bütünleşik
yapılara kavuşabilmek için yapılacak
yatırımlar öne çıkan başlık olarak
değerlendirilebilir. Mobil ve sosyal
ağlar üzerinden yapılacak işlemler,
siber güvenlik sorunları ile elektronik
parayı da unutmamak lazım. KPMG
olarak, yatırımı yapan tarafın danışmanı
rolümüzde, yatırım planlama,
gerçekleştirme ve yaşatma sürecinin
her aşamasında müşterilerimize
destek olmaya çalışıyoruz. Yatırımların
geri dönüş analizleri de genellikle
ihmal edilen, ama en çok yapılmasını
önerdiğimiz çalışmaların arasında.
Süreçleri ve ilişkileri doğru
yönetmek gerek
BT yönetişimi anlamında yapılan
yatırımlar artarak devam ediyor.
İnternet ve sosyal ağlar dahil,
alternatif kanallardan yapılabilecek
işlemlerin çeşitliliği yüksek. Siber
güvenliğin sağlanması ve dolandırıcılık
faaliyetlerine karşı konulması için
yapılan yatırımlar daha da öne çıkacak.
Büyük verinin işlenmesi ve detaylı veri
analizleri de gündem başlıklarından.
Türk finans sektörü BT alanına
yatırım yapmaya devam edecektir.
Ancak yapılan yatırımlar ile elde edilen
bilgi birikiminin küresel anlamda ne
kadar ihraç edilebildiğini sorarsanız,
alınacak çok mesafe olduğunu
söylemek yanlış olmaz. Finans
sektöründeki köklü küresel oyuncuların
çoğunun, Türk finans sektörünün son
25 yıldır yaşadığı yatırım sürecinin daha
başında olduğunu düşünürsek, fırsatın
büyüklüğü daha net anlaşılır.
Bilişim ve telekom gibi sektörler ile
yakın ilişki, eğer doğru yönetilebildiyse,
finans sektörü oyuncularına her şeyden
önce hız ve esneklik kazandırıyor.
Bu da müşteri sayılarının, işlem
hacimlerinin ve kârlılıkların artması
olarak kendini gösteriyor. Ama
madalyonun diğer yüzü de var.
BT yatırımlarında kararların doğru
alınmadığı, altyapıların düzgün hayata
geçirilmediği ve ilişkilerin doğru
yönetilmediği durumlarda sonuç,
sektörün ayağındaki prangadan farklı
olmayacaktır.
Sektörün yatırım gündeminde önceliği
yeni nesil veri merkezleri alıyor. Çünkü
gelinen büyüklükler, sistemlerin
kritikliği, teknolojideki gelişmeler
ve mevcut veri merkezlerinin ömrü
dikkate alındığında, finans sektöründe
yer alan oyuncular veri merkezi
stratejilerini bu dönemde yeniden
gözden geçirecek. Bu gözden geçirme
sırasında bulut bilişim ve sanallaştırma
olanaklarından yararlanma, altyapıyı
basitleştirme, bilgi ve sistem güvenliğini
artırma başlıklarında pek çok yeni
yatırım gündeme gelecek. Bu yatırım
kalemlerini teknolojik gelişim ve
bankanın kendi iç yatırımları başlığı
altında konumlandırabiliriz.
Bir yatırım alanı, müşteri beklentileri
doğrultusunda dijital dönüşüm olacak.
Özellikle mobil bankacılık ve mobil
ödeme, kurumsal süreçlerin sayısal
dünyaya uygun hale getirilmesi, büyük
verinin işlenmesi ve bilişsel yapay
zekâ kullanımına dayalı çözümlerin
hazırlanması, biyometriye dayalı
tanıma sistemleri tarzında pek çok
projede ek yatırım ihtiyaçları gündeme
gelecek. Giyilebilir teknolojilerin
gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla bankacılık
uygulamalarının akıllı gözlük, akıllı saat
gibi cihazlarda daha fazla yer bulmaya
başlayacağını söyleyebiliriz.
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı
Hakan Aran
Bilişim ve iletişimin
toplam faydası
Teknolojiyi çok yakından takip
ediyor, teknolojinin sunduğu fırsatları
düzenli olarak her yıl yenilenen 3 yıllık
stratejik planlarımız doğrultusunda
müşterilerimiz başta olmak üzere tüm
paydaşlarımızın önceliklerine göre
değerlendiriyoruz. Küresel bazda
önce çıkan konular da üç aşağı beş
yukarı ülkemizde öne çıkan başlıklarla
benzerlik gösteriyor. Şu anda tüm
dünyada mobilite, bulut bilişim, dijital
dönüşüm ve büyük veriye dayalı
inovasyon kavramları öne çıkmış
durumda. Giyilebilir teknolojiler
ve nesnelerin interneti gündemde
daha fazla yer bulmaya başladı.
Yapay zekâya ve akıllı karar destek
sistemlerine sahip robotlar ve işletim
sistemleri de yakın bir gelecekte önce
çıkacak başlıklar olarak göze çarpıyor.
Türkiye, dijital bankacılıkta dünyanın
önde gelen ülkelerinden biri. Sıkı bir
rekabetin yaşandığı ülkemiz bankacılık
sektöründe işlemlerin ağrılığı dijital
kanallardan gerçekleştirilmekte olup,
önümüzdeki 8-10 yıllık dönemde de
bu trendin bu şekilde devam edeceğini
söyleyebiliriz. Biz Türk bankalarının
bu dönemde tüm bu öne çıkan konu
başlıklarında küresel bazda liderlik
yapabileceğini öngörüyoruz. Hedefimiz
bu konuda öncü olmak, üniversite ve
reel sektör işbirlikleri ile ilerlemek.
Finans sektörünün bilişim ve
telekom gibi sektörlerle yakınlığının
en önemli kazancının müşteri
davranışlarındaki değişime ve gelişime
ayak uydurabilmeleri ve müşterileri
gözündeki değerlerini muhafaza
edebilmeleri olduğunu söyleyebilirim.
Buna verimlilik ve kârlılık da eklenebilir,
ama bunların da temelinde finans
sektöründe, bilişim ve iletişim
sektörünün tüm nimetlerinden
yararlanarak çalışan ve müşteri
ihtiyaçlarının etkin şekilde karşılanması
yatmakta.
26
DOSYA
BThaber
FİNANS
9 - 15 ŞUBAT
2015
CLOUD
CONTROL
Become your company's cloud
service provider with SUSE Cloud
®
suse.com/cloudcontrol
Ezber bozan
yaklaşımlara hazır olun
Finans kurumlarının kendilerini yenilemek ve rekabetçi
kalabilmek için sürekli olarak yeni teknolojik gelişmeleri
takip edip, bunları kendi ortamlarına hızlıca adapte ettiklerini
görüyoruz. Hatta bu anlamda sektörün genellikle liderliği ve
öncülüğü kimseye kaptırmadığı bir gerçek.
Fakat bir yandan bunun
şöyle bir dezavantajına da
tanıklık etmekteyiz: Ne yazık
ki bu yeni uygulamalar,
güncellemeler, ortaya çıkan
yeni teknolojiler günümüz
siber saldırıların doğal
hedefleri oluyorlar. Çünkü
bilinmeyen bazı saldırı
türlerine karşı savunmasız
oluyorlar. Günümüzde
siber saldırılar ve gelişmiş
kalıcı tehditler (APT) finans
sektörünü diğer sektörlere
göre çok daha fazla hedef
aldıkları için bu duruma özel
bir çözüm bulmak ihtiyacı
önem kazanmakta.
Palo Alto Networks’ün
güvenlik platformu; modern
kötücül yazılımlar ve siber
ataklarla karşı daha kolay
baş edebilme amacına
yönelik olarak sıfırdan
tasarlanmış bir sistem.
Ağ güvenliği alanındaki
bu yenilikçi yaklaşımımız,
müşteri ağındaki tüm
trafik üzerinde tam bir
denetim ve kontrol temeline
dayanmakta. Bu yaklaşım
sayesinde ağ üzerindeki tüm
uygulamaların, kullanıcıların
ve içeriğin detaylı olarak
tespit edilmesi, bu sayede
tam anlamıyla kontrolün
mümkün hale gelmesi ve
bilinmeyen risklerin çok
Palo Alto Networks Gelişmekte
Olan Pazarlardan Sorumlu Başkan
Yardımcısı Ercan Aydın
büyük oranda elimine
edilmesi sağlanabilmekte.
Yatırımlar devam edecek
Bilişim altyapılarında
ihtiyaç duyulan birçok
alan bulunmakta. Verinin
oluşturulması, saklanması,
yedeklenmesi, erişilebilir
hale gelmesi ve en
önemlisi, efektif bir şekilde
değerlendirilmesi için gerekli
yatırımlar yapılmakta ve
yapılmaya devam edecek.
Veri güvenliği, ağ güvenliği
ve siber tehditlere karşı
koruma, ATM’lerin güvenliği,
veri merkezi güvenliği
konularında yatırımlar
olmasını bekliyoruz.
Özellikle veri merkezlerinde
bir dönüşüm olması
kaçınılmaz görülmekte.
Veri merkezlerinin, sadece
internet tarafında ‘perimeter
security’ sağlanarak
korunamayacağı, veri
merkezinin iç trafiğinin de
aynı hassasiyetle incelenip
sıkı güvenlik politikalarından
geçirilmesi gerekliliğinin
anlaşılacağı günler çok yakın.
Ezber bozan yaklaşımlar ve
çözümlerle karşılaşacağımızı
düşünüyoruz.
Finans sektöründe,
müşterilerin finansal
yatırımlarını en verimli bir
şekilde değerlendirmesi en
temel hedef. Bunu sağlamak
için çeşitli araçlara ihtiyaç
var. Bu araçların başında
iletişim ve bilgiye ulaşma
gelir. İletişim araçları ve bilgi
teknolojilerinin gelişmesiyle
beraber bilgiler de dijital
ortama taşındı. Bu hem hızlı
hem de güvenilir bir erişim
ihtiyacını beraberinde getirdi.
Bilgiye ulaşmada telekom
sektörünün sunduğu
hizmetler sonucunda hem
telekom tarafında hem
de finans kurumlarının
kendi altyapılarında bilgi
güvenliğinin sağlanmasını
zorunlu hale geldi. Özellikle
güvenlik sektörünün
gelişiminde finans
kurumlarının yatırımları
öncülük etmekte.
BThaber
FİNANS
9 - 15 ŞUBAT
2015
DOSYA
27
Büyük veri, en büyük
gündem maddesi
Öncelik mobilite
ve büyük veri
Bankacılık uzun yıllardır sektörel bilişim
harcamaları anlamında Türkiye’de bilişim
sektörünün lokomotif rolünü üstlenmekte.
Finans sektöründe öne çıkan başlıklar özellikle
son 2 yılda mobil bankacılık ve dijital kuşak
bankacılığı. Ayrıca katılım bankacılığı ve ürünleri
ile yeni yasal düzenlemelerle gündeme gelen
e-Devlet projeleri de bunları takip ediyor.
Sektörün şu an öncelikli olarak ön
plana çıkan konusu, yönetilmesi
giderek zorlaşan veri ve eldeki verilerin
yönetilebilmesi için beraberinde ihtiyaç
duyulan politikaların, kurumsal olarak
hayata geçirebilmesi. Bu anlamda
büyük veri, bilişim sektöründe
günümüz önceliklerinin tam
merkezinde yer alıyor.
Kurumsal iş ihtiyaçların önceliklerine
baktığımızda, bizim açımızdan en
önemli konu Büyük Veri 2.0 olarak
karşımıza çıkmakta. Bu konuda
Türkiye ve dünyanın önde gelen
teknoloji şirketleri ile çalışıyor, sürekli
sunduğumuz çözümleri geliştiriyoruz.
Küresel yatırımlarda da öne çıkan
başlıklara baktığımızda, ülkemiz ile
benzer şekilde büyük veri kesinlikle
en önemli konu olarak karşımıza
çıkmakta. Büyük veri konusunu
uzun vadede değerlendirdiğimizde,
önümüzdeki üç yıl boyunca,
yatırımların en önemli konusu olmaya
devam edeceğini düşünüyoruz.
Türk finans sektörünün, küresel
gelişimleri yakından takip ettiğini
düşünüyoruz. Bununla birlikte,
firmaların aksiyon almadan önce,
çözüm sağlayan kurumlardan
hangilerinin Türk pazarında başarılı
olabileceğini ve kendi yapılarına
hangilerinin daha uygun olduğunu
gözlemleme ve anlama aşamalarından
geçtiği kanısındayız.
Veriyi yönetmek ve analiz
edebilmek gerek
Verinin önemi gitgide daha
anlaşılır, anlaşıldıkça kullanılabilir
bir hale gelmekle birlikte, kurumsal
bünyelerde bu farkındalık oluşana
kadar geçen zamanda sahip olunan
verinin hacmi, katlanarak büyümeye
devam etmiştir. Bu anlamda en
gerekli yatırımlar, günümüzün veri
hakkındaki ihtiyaçlarından (önce sahip
olma ve daha sonra analiz etme) çıkıp,
Ereteam Genel Müdürü
Gökhan Nalbantoğlu
bir adım öteye giderek, veriyi daha
sahip olmadan yönetilebilir ve analiz
edilebilir hale getirmemiz konusunda
gerçekleşmelidir.
Finans sektörünün lokomotif sektör
olması, zamanla ihtiyaçlara şekil
verirken; esnek ve hızlı büyüyen bilişim
ve telekomünikasyon gibi dinamik
sektörler, ihtiyaçların beslenmesi için
gerekli çözümleri kendi çerçevelerinde
daha hızlı tanımlayabilmekte. Yapısal
farklılıkları mevcut olsa da, bu yakın
ilişki sektörler arasında zengin bir bilgi
döngüsü yaratmakta. Finans sektörü,
yine öncü sektör olması sonucu hem
küresel alanda hem de ülkemizde,
firmaların hangi alanlara yatırım
yapacağına yön veren konumunu
halen korumakta.
Bu bağlamda e-Fatura, e-Defter,
e-Arşiv, e-SGK gibi hizmetleri
müşterilerimize kullandırıyoruz.
Ayrıca kayıtlı elektronik posta hizmeti
(KEP) için Türkiye’de BTK’nın lisans
verdiği dördüncü KEPHS (KEP Hizmet
Sağlayıcı) şirket olarak inter-KEP ismi
ile hizmet vermeye başladık.
Intertech’in Entegre Finans
Platformu inter-Vision, 7 ülkede 23
finans kurumu tarafından kullanılan
bir ürün. Biz hem profesyonel insan
kaynağı hem de teknoloji konusunda
tüm yatırımlarda inter-Vision’ın
mevcut modülleri ile uyumlu ve
inovatif çalışmalar üzerine gidiyoruz.
Mobilite ve büyük veri son yıllarda
yoğunlaştığımız ve yatırım yaptığımız
konular arasında. Bunların yanı sıra
mobil yaklaşımlarının beraberinde
getirdiği altyapı ve güvenlik
yatırımlarını da unutmamak gerek.
Mobilite ve büyük veri finans
sektörünün BT yatırımlarını
yoğunlaştırması gereken başlıklar
arasında. Biz de hem değişen
dünyamızın ve her geçen gün daha
mobil olan son kullanıcı profillerini
ve trendleri yakından takip etmeye
çalışıyoruz. Sosyal medya bankacılığı
konusunda yaptığımız çalışmalar
“Facebook Şubesi” ve “Twitter Loan”
gibi ürünlerimizle uluslararası ödüller
almamızı sağladı.
Banka müşterisi hız istiyor
Türk insanının birçok ülke ile
kıyaslandığında GSM kullanımında
olduğu gibi, bankacılık ürün ve
uygulamaları konusunda da diğer
ülkelere göre daha hızlı adaptasyon
yeteneğinin ve ilgisinin olduğu bir
gerçek. Bu durumda Türk finans
sektörünün teknoloji konusundaki
yaklaşım ve yatırımlara karşı duyarsız
Intertech Kurumsal Yönetim Genel Müdür
Yardımcısı Yeşim Cöngevel Sonbudak
kalma şansı zaten mümkün olamaz.
Bu nedenle, Türk finans sektörünün
ve Türk bilişim dünyasının da sosyal
medya ve mobil cihaz kullanımının göz
önünde bulundurarak BT yatırımlarını
planlaması beklenir. Türkiye, finans
sektöründe BT yatırımlarını planlayan
ve bundan en yüksek ROI’yi (yatırım
geri dönüşü) sağlayan bölgeler
arasında.
Günümüz banka müşterisi profili;
sosyal hayatlarında kullanıyor oldukları
tüm ürün ve hizmetlerde olduğu
gibi bankacılık işlemlerinde de hız,
performans, güvenlik ve mobilite
ihtiyacı duyuyor. Finans sektörünün de
iş dünyasının sürekli gelişen ve değişen
dinamik koşullarına ve yine değişen
müşteri profiline uyum sağlaması
teknolojiyi yakından takip etmesi ve
kullanma zorunluluğunu beraberinde
getiriyor.
28
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
9 - 15 ŞUBAT
2015
Sarı sayfalarda fırsatlar büyüyor
Handan Aybars
2007 sonlarında Türkiye
pazarında yerini alan Yellow
Pages, 2015 yılında kapsamlı
stratejilerle büyümeyi
hedefliyor. “Türkiye bu tarz
yatırımlar için cazip bir ülke.
Bağlı bulunduğumuz grup
Dubai merkezli” bilgisini veren
Yellow Pages Türkiye Genel
Müdürü Semin Özmoralı,
2007’de Dubai ve Mısır
pazarında konumlandığını,
elde edilen başarılı sonuçların
ardından Türkiye pazarına
odaklanıldığını belirtti. Yellow
Pages operasyonunun gerçek
alamda hayata geçmesi için önce
işyeri verisi toplanması gerekiyor.
“Ama Türkiye düzenli ve güncel
verisi olan bir ülke değil”
eleştirisini dile getiren Özmoralı,
verinin biraraya gelmesinin
de sorun olduğuna dikkat
çekti. “Bu verinin toplanması
ve operasyonun görünür hale
gelmesi ile çalışmalarımız
başladı. 7-8 ay veri toplamak
ve bunun kontrol edilmesi ile
geçti. 2008 ortalarında resmen
başlangıcımızı yaptık. Halka
açık veri yapısı ortaya çıkartmak
büyük sorumluluk” detayını
paylaşan Özmoralı, yöntemlerini
ve hedeflerini anlattı:
n Stratejiniz hakkında bilgi
verir misiniz?
Türkiye stratejisi küresel
operasyondan farklı bir yöne
gitti. Küresel operasyonun
merkezinde KOBİ’ler vardır.
Türkiye stratejisi de KOBİ
ağırlıklı. Ama işin ‘gelir’ modeli
kısmında KOBİ’ler hedeflenmedi.
Türkiye’de KOBİ’lere ulaşmak zor.
Bu nedenle gelir tarafında büyük
kurumlar var. Türkiye’de veriye
ulaşmak sıkıntı. Oysa bu verinin
işlenebilir düzende ve güncel
olması lazım. Adres verisini
almakla iş bitmiyor, bunu harita
üzerinde konumlandırmanız,
bunun elle yapılması gerek. Bu
engeller bizim için fırsat oldu.
n Nasıl bir fırsat?
Sosyal medya ve arama
motorları gibi kanallar Türkiye’de
veri lisanslama ihtiyacı duyuyor.
Bu konuda biz öne çıkıyoruz.
Çünkü Yellow Pages verisi
küresel bazda bir standarttır.
Bu platformlar bizimle lisans
anlaşması yapıyorlar ve ikinci
büyük gelir kalemimiz de bu
lisans anlaşmaları. Bir arama
motorunda bir adresi doğru
noktada koordinatları ile
görebilmeniz için o adresin
elle coğrafi konumunun enlem
Yellow Pages Türkiye için 2015 hedefleri
net: KOBİ’lerin sayısal bilgilerini
artırırken, güncel ve standart şirket
verileri ile yurtdışından Türkiye ile iş
yapan firmaların da artmasını sağlamak.
PoI (Point of Interest) yani ‘ilgi
merkezi’ nokta oluştu. Bu tabiri
kullanıyoruz, çünkü kullanıcıların
gündelik hayatında önemli olan
noktalar bunlar. Bir müze, okul,
dernek, otopark, sağlık merkezi
gibi bireyin ihtiyacına göre yaptığı
bir aramanın sonucu, şirketten
çok daha fazlası. Böylece 670
tane kategorimiz oluyor.
n Anadolu’nun ilgisi nasıl?
Yoğun. Anadolu’da dönemsel
çalışan arkadaşlarımız oluyor.
Örneğin turizm sezonunda
turistik bölgelerde dönemsel
çalıştığımız kişiler dönemsel
işletme verisini güncellemede
yardımcı oluyor. Bu, Yellow
Pages yapısını iyi bilen yabancı
kullanıcılar için de önemli kanal.
boylam olarak koordine edilmesi
gerek. Bunu biz yapıyoruz. Gelir
modelimiz olan lisanslama ve
büyük markalarla çalışmakla
2014 sonuna kadar geldik.
n 2014’te ne değişti?
Küresel Yellow Pages gelişimi
basılı rehberle başlar, sonra
sayısala geçer. 1880’lerde bu
rehber basımı başlamış. 1883’te
ABD’de firma rehberi basan
yüzlerce firmadan bir tanesi
Wyoming’de ve beyaz kağıdı
bitince, rehberi basmak için
sarı kağıda geçiyor. Böylece
firma rehberinde sarı sayfa
ayrımı başlıyor. Kullanıcılar
için de iletişim bilgisi arama
kaynaklarında ayrışma başlıyor ve
diğer matbaalar bu rehberi sarı
kağıda basıyor. Bu rehber, önemli
bir para kaynağı. Orada KOBİ’ler
buraya reklam verirler. Kuzey
Amerika’da reklam ve buna bağlı
gelir modeli, telefon rehberi
kullanımı yaygın. Bu büyük pazar
da giderek sayısallaşıyor. Mısır’da
mesela Yellow Pages basılı
yayınla ülkede yerini alıyor ve bir
şirket için bu rehberde yer almak
prestij. Orada da sayısala geçiş
başladı.
n Ya Türkiye?
Türkiye’de bu işin ekonomisi
olmamış. Bireylerde ve
kurumlarda farkındalık
gelişmemiş. Yellow Pages,
Türkiye pazarına 2007’de basılı
değil, direkt sayısal giriş yapıyor.
Bu onlar için de farklı bir adım.
Zaten bu nedenle Türkiye
pazarında KOBİ’ler değil, büyük
ölçekli şirketler ve veri lisanslama
üzerinden ilerleme sağladık.
Aradan geçen yıllarda KOBİ’ler bu
yapıyı tanıdı. Her gün web sitesi
üzerinden 7/24 yüzlerce şirketin
‘beni ekleyin’ veya ‘bilgimi
güncelleyin’ talebi geliyor.
n Bu, KOBİ’lere stratejik
yönelimi mi sağladı?
Evet, 2014 yılı bunun
yöntemlerini saptamakla geçti.
İllere, sektörlere göre ayrıştırmalar
yaptık ve 2014’te Türkiye’ye
özel, daha mikro veriler elde
ettik. Böylece 850 binden fazla
n Türkiye’de kullanıcılar
ağırlıklı olarak kimler?
Türkiye’ye iş yapmak için veya
turistik amaçla gelen yabancılar
bu yapıyı tanıdıkları için doğrudan
Yellow Pages Türkiye’ye bakıyor.
Türkiye’deki bireyler ise Yellow
Pages Türkiye sitesine girmiyor,
arama motorlarında arama
yapıyor. Hatta ABD’de kişi,
yaptığı arama üstüne indirim
kuponları kazanır ve Türkiye’de
de bu yapıya gideceğiz.
İndirim kuponları ve bölgesel
gösterimler 2015 planlarımız
içinde. Arama motorunda
yaptığınız arama sonucunda
adres veya telefon gibi bilgilere
hızla erişmeyi hedefliyorsunuz.
Sonuçta kullanıcı, web sitesine
gitmek istemiyor, en hızlı
biçimde adresi, haritayı ve
telefon bilgisini masaüstünde
veya mobilde görmek istiyor.
Bu nedenle kullanıcının aradığı
bilgiyi gösteriyoruz arama
motoru sonuç sayfasında.
Arama motorları ile işbirliği varlık
nedenimiz. Bu nedenle firmalar
da Yellow Pages’te yayınlanmak
istiyorlar. Tüm arama motorları ile
çalışıyoruz. .
n Türkiye pazarı ve diğer
noktalar arasında nasıl bir
fark var?
ABD, Kanada gibi ülkelerde
genel bir adres standardı vardır,
ama bu bizde yok. Biz adresi
kaydettikten birkaç gün sonra
sokağın ismi değişiyor veya
ilçe yenilemeleri olabiliyor.
Bu değişimler, otomatik bir
yapının önünde temel engeller.
Bu yüzden mesela bir benzin
istasyonu denizin içinde
çıkabiliyor. Biz bir koordinatı
doğru yere denk getirmeye
çabalıyoruz ve bu da elle
yapılıyor. Bu nedenle Türkiye’de
yapacak çok iş var. Bir taraftan
adres bulup sisteme eklerken
bir tarafta da varolan adreslerin
güncelliğini kontrol etmek
zorundasınız. Genel olarak
Türkiye’de harita verisi kullanan
platformların işi zor.
n Nasıl bir ekiple
çalışıyorsunuz?
Yaklaşık 40 kişilik, vardiyalı
görev yapan ekip var. 2014
sonunda üniversite öğrencileri
ile çalışmaya başladık. Eskiden
daha çok veri toplamak için bunu
yapıyorduk, şimdi ise farkındalığın
artması ile veri güncelleme odaklı
ilerleniyor. Her ölçekte şirket,
müşterinin kendisine büyük
ölçüde arama motorunda çıkan
ve bizim sağladığımız koordinat
verisi ile geldiğinin farkında.
Mobil cihazlardan yapılan
aramaların artması da itici güç.
n Merkezin bu
performansa bakışı nasıl?
Sabırlılar. Belli bir noktaya
geldik ve artık KOBİ’ler tarafından
daha da bilinir hale geleceğiz.
Türkiye’de dev KOBİ pazarı var
ve 2015’ten itibaren büyümemiz
daha hızlı olacak. Beklentileri bu
yönde ve bu da yatırım demek.
n 2015 planlarınız neler?
KOBİ pazarını hedeflerken,
sayısal alanda eğitmeye de
önem vermek. Farkındalıklarının
yükseldiği bir gerçek. Ayrıca
eskiden pahalı bir iş olan
sayısallaşma, artık KOBİ’lerin de
erişebileceği yatırım seviyelerine
indi. Bu nedenle 2015’te
KOBİ’leri sayısal tarafta eğitme,
bu eğitimi hizmetlerimize
dönüştürme hedefi var.
Lisanslama anlamında birçok
platformla çalışıyoruz. Yurtdışında
ise çok farklı, önemli bir pazar
var ve Türkiye, bu pazarın dışında
kalmış. Çünkü veriyi tutma,
organize edip güncelleme gibi
adımları atmamışız. 2014 yılında
yurtdışından Türkiye’ye gelen,
mesela ABD’li bir markanın farklı
ülkelerden sorumlu görev yapan,
bir pazara giriş kararını veren veri
uzmanlarından oluşan yabancı
heyetler oldu. Onlara kurumsal ve
güncel içeriklere erişim imkanını
sunuyoruz. Onlarla bu ilişkileri
başlattık. Sonuçta tüm dünyada
iş dünyasının derdi doğru ve
güncel veriye ulaşmak. 2015
hedefimiz; bu firma verisini
yurtdışındaki veri pazarına açmak,
firmaların sağlıklı veriler üstünden
biraraya gelmesini sağlamak.
İngilizce yapımıza da bilgileri
koymamız, KOBİ’ler için fayda
demek.
30
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
9 - 15 ŞUBAT
2015
Huawei 2014’ü yüzde 30 büyüme ile kapadı
Huawei, Tüketici İş Grubu’nun 2014 finansal performans
sonuçlarını açıkladı. Toplam satış geliri geçen yıla göre
yüzde 30 büyüme kaydederek 12,2 milyar dolara ulaştı ve
10 milyar barajını geçmiş oldu.
Huawei Tüketici İş Grubu
CEO’su Richard Yu
2014 yılında bir önceki yıla
göre yüzde 7,8 artış ile 138
milyon toplam cihaz satışı
yapıldı. En büyük büyümeyi
gösteren akıllı telefon
satışları, yüzde 45’lik artış ile
75 milyon olarak gerçekleşti.
Tüketici İş Grubu CEO’su
Richard Yu, premium
orta ve üst segment
ürünlere odaklanmaları
sonucunda ürün ArGe’si, marka bilinirliği,
kanal gelişimi ve pazar
payı gibi alanlarda başarılı
sonuçlar elde ettiklerini ve
bu başarının küresel akıllı
telefon pazarında 2014
yılında sahip oldukları
3.’lük pozisyonunu
pekiştirdiğini söyledi. Yu,
markanın küresel büyüme
ivmesinin devam ettiğini
ve bu sayede Huawei’nin
Interbrand’in “2014 Top
100 Global Firma” listesine
girebildiğinin altını çizdi.
Huawei’nin 2014
yılındaki en önemli
başarılarından biri orta ve
üst segment akıllı telefon
pazarında yüzde 18’lik ciddi
bir satış artışı elde etmesi
oldu. Amiral gemisi olan
Huawei P7, Mayıs 2014’de
Paris’te gerçekleşen
lansmanın ardından sadece
altı ay içerinde 4 milyon
sevkiyat gerçekleştirdi.
Bu süre zarfında Huawei
Mate7 de tüm dünyada
tüketiciler tarafından büyük
beğeni topladı ve Eylül
ayında gerçekleşen lansman
ardından sadece üç ay
içerisinde 2 milyondan fazla
sevkiyat yapıldı.
Huawei’nin orta ve üst
segmentte piyasaya sürdüğü
akıllı telefonlarla kazandığı
başarı, markanın tüketiciler
nezdinde dünya çapında
bilinirliğinin artmasına
katkıda bulunuyor. Huawei,
yükselen marka bilinirliğini
daha da güçlendirmek
için Türkiye dâhil olmak
üzere dünyanın her
yerinde pazarlama odaklı
faaliyetlerini sürdürmeye
devam ediyor.
Küresel marka
bilinilirliği artıyor
IPSOS tarafından
hazırlanan ve 32 ülkeyi
kapsayan tüketici
araştırması raporunda
Huawei’nin 2013
yılında yüzde 52 olan
marka bilinirliğinin
2014 yılında yüzde 65’e
çıktığı görülüyor. Bu da
Huawei’nin araştırmanın
gerçekleştiği ülkelerin üçte
ikisinde marka bilinirliğini
arttırdığını gösteriyor.
IPSOS’un raporuna göre
Huawei akıllı telefonları,
yüzde 43’lük tavsiye edilme
oranı ile ilk üç marka
arasında yer alıyor.
Huawei, müşterileri için
marka deneyimini geliştirme
ve küresel pazarda rekabet
gücünü gösteren Marka
İvmesi kategorisinde de ilk
üç marka içerisinde yerini
alıyor.
Huawei Tüketici
Ürünlerinden Sorumlu
Pazarlama Direktörü Cem
Sezer ise şunları söyledi:
“Huawei olarak, 2012
yılından bu yana yüksek
standartlarda ürünler
geliştirmek amacıyla ortaya
koyduğumuz çabaların
meyvelerini toplamaya
başladık. 2014 yılında
Dünyanın en büyük 3 cep
telefonu üreticisi arasında
yer aldık. Çin ve Batı Avrupa
gibi pazarların yanı sıra
Türkiye’de de Huawei marka
bilinirliğinin ve algısının
her geçen gün daha da
güçlendiğini görüyoruz.
Huawei olarak Türkiye’de
de temel amacımız yüksek
teknoloji ve tasarımın
bir araya geldiği akıllı
telefonlarımızı Türk
tüketicisiyle buluşturmak.”
Şirketler müşteri ihtiyaçlarını önemsemeye başladı
Bilişim sektörünün
gelişimi için, yazılım
test ve kalite alanında
dünyanın en saygın
gönüllü organizasyonu
olan International Software
Testing Qualifications
Board’a bağlı olarak
çalışan Yazılım Test ve
Kalite Derneği, Türkiye
Yazılım Kalite Raporu’nu
yayınladı. Raporda,
sektör profesyonelleri ile
gerçekleştirilen anketler
sonucunda sektörün
geleceğine yön verecek
önemli ipuçları ortaya
kondu. Android testlerinin
iOS’ta yapılan testlerin
önüne geçtiğini söyleyen
raporda, şirketlerin yazılım
süreçlerinde her geçen
gün daha çok kullanıcı ve
müşteri deneyimini hesaba
kattıkları belirtiliyor.
Teknolojiye bağlı
devamlı değişime ayak
uydurmak amacıyla
yapılması gerekenlerin
ortaya konduğu raporda,
şirketlerin her geçen gün
Türkiye’de bilişim sektörünün gelişmesi için kurulan
Yazılım ve Test Kalite Derneği, her yıl yayınladığı Türkiye
Yazılım Kalite Raporu’nu açıkladı.
müşterilerinin ihtiyaçlarını
daha çok dinledikleri ve
kullanıcı deneyimine daha
fazla önem verdikleri
belirtiliyor. Sektör
profesyonellerinin katılımı
ile toplanan veriler, bilişim
sektörünün geleceğine ışık
tutuyor.
Tepki süresinin önemi
artıyor
Mobil sistemlerin
gündelik hayatın bir parçası
olmasıyla birlikte, mobil
performansının artırılması
için önemli adımlar atılıyor.
Eskiden yalnızca masaüstü
ortamda yazılım testi
yapılırken şimdi testin
önemi dünya çapında
kavranmış durumda
ve her türlü ortam için
gerçekleştiriliyor. Sektör
profesyonelleri, mobil
performansı ölçerken
belli başlı kriterlere göre
değerlendirmelerde
bulunuyor. Rapora
göre, profesyonellerin
yüzde 78’inden fazlası,
kullanıcının yaptığı
işlem ile o işleme karşı
cevabı alana kadar geçen
süre anlamına gelen
tepki süresini mobil
performansın temel kriteri
olarak görüyor.
Sektör profesyonellerinin
neredeyse yarısı, mobil
testinin en büyük zorlukları
arasında artan platform
sayısı, test ekipmanı, ortamı
ve test uzmanı eksikliğini
dile getiriyor.
Mobil test uzmanları,
mobil hayatın daha
etkili, daha az zahmetsiz
yaşanabilmesi için, testler
ile yazılım süreçlerini
destekliyorlar. Raporun
sonuçlarına göre, mobil
testler mobil uygulamaları
ve siteleri daha fonksiyonel,
daha kullanılabilir ve daha
verimli hale getirmek
amacıyla yapıyor. Test
uzmanlarının yüzde 78’e
yakını fonksiyonelliği
öncelikleri olarak
gösterirken, yüzde 77’si de
kullanılabilirliği ön plana
koyuyor.
Geriye pek az mobil
işletim sistemi kalacak
Mobildeki hızlı
gelişmenin tüm firmaları
mobil ortamlara geçiş
için finansal ve kritik
operasyonlarını gözden
geçirmeye sevk ettiğini
söyleyen Yazılım Test ve
Kalite Derneği Başkanı
Koray Yitmen, “Mobil
kullanıcıların beklentileri
giderek artıyor ve
uygulamalar iş hayatı için
çok büyük önem taşımaya
başlıyor. Bu sebeple,
firmalar rekabetçi bir
pazarda ayakta kalabilmek
için mobil ortamlarda
uygulama performansını
yüksek tutmaları
gerektiğinin farkına
varıyor. Bu sebeple de,
mobil test ve performans
testi yükselen bir trend
konumunda” diye konuştu.
Önümüzdeki beş yıl
içinde geriye pek az mobil
işletim sistemi kalacak”
diyen Yitmen sözlerini şöyle
sürdürdü:
“Geçtiğimiz sene
düzenlediğimiz Testİstanbul
konferansında mobil test
üzerine önemli paneller
gerçekleştirmiştik. Genel
anlamıyla performansın
yüksek tutulmasının
öneminin giderek artmasıyla
beraber, Testİstanbul 2015’i
performans testi üzerine
yapmaya karar verdik.”
“BİLİŞİMİN ETKİLEŞİMLİ PAYLAŞIMLI PLATFORMU”
24 ŞUBAT 2015
DEDEMAN OTEL / GAYRETTEPE İSTANBUL
32
BThaber
BİLİŞİM DÜNYASI
Intel Security’nin, küresel
bazda yaptırdığı ankete
göre, çalışan profesyonellerin
büyük bir bölümü bazı işleri
kendi kişisel cihazlarından
takip ediyor. Bu arada
çalışanların çoğunluğu
kurumsal bilgisayar ve cep
telefonlarını da e-posta, sosyal
medya, alışveriş gibi kendi
kişisel çevrimiçi aktiviteleri
için kullanıyor. Çalışanların
nasıl ve nerede çalıştığı,
çevrimiçi gizlilik ve verilerin
korunmasına bakışlarını
ortaya koyan ve MSI Research
tarafından Intel Security
adına gerçekleştirilen anketin
sonuçlarına güvenlik açısından
bakıldığında, çalışanların
çevrimiçi ortamda riskli
bir davranışının, işverenler
için de olumsuz sonuçlar
doğurabileceği görülüyor. Öte
yandan, çalışanlar iş için kendi
9 - 15 ŞUBAT
2015
İş ve özel hayat arasında
tam güvenlik şart
cihazlarını kullandıklarında,
hele bir de güvenlikleri
yeterli değilse, şirket verilerini
riske atıyorlar. Araştırmada
sonuçlar şöyle:
• Ankete yanıt verenlerin
yüzde 78’i, yani dörtte
üçünden fazlası kişisel
cihazlarını işle bağlantılı
faaliyetlerde kullanıyor.
• Katılımcıların yüzde 79’u
kişisel çevrimiçi aktivitelerini
şirket cihazlarında
gerçekleştiriyor.
• Kişilerin yüzde 40’ı evden
veya “herhangi bir yerden”
çalışıyor.
• Katılımcıların yüzde 65’i,
şirket cihazlarında kişisel
verilerin korunmasından bilgi
işlemin sorumlu olduğunu
düşünüyor.
• Ankete yanıt verenlerin
yüzde 77’si işverenlerinin
tüm önemli verileri korumak
için gereken tüm önlemleri
aldığı konusunda kendilerini
çok güvende veya güvende
hissediyor.
• İşyerindeki faaliyetlerin
yüzde 61’i kişisel, gizli veya
özel.
Şirketler için fırsat sunan
başlıkları da göz ardı
etmemek gerek:
• Uygun kontroller ve
politikalar uygulanmazsa,
bilgi işlem departmanları
kullanıcıların kendi tüketici
cihazlarını kurumsal ağa
getirmelerine izin verilmesi
halinde belirli miktarda
kaos, düzensizlik, veri kaybı
ve güvenlik riski potansiyeli
olabileceğini düşünüyor.
• BYOD işgücünü
güçlendirebilir. Çünkü
kurumsal ağ ve verilere
istenen zamanda istedikleri
cihazlardan herhangi bir
yerden erişebilme imkânı,
çalışanların daha fazla
esnekliğe ve üretkenliğe
ulaşması demek.
• BYOD, ekonomik olarak da
avantajlı olabilir. Birçok şirket
cihazlarından uzaklaşmaya
ve doğru uygulanırsa maliyeti
düşüreceği için BYOD modelini
kullanmaya başladı bile.
• BYOD özellikle
mobil cihazlara yönelik
yeni iş uygulamalarının
geliştirilmesinde inovasyon
için itici güç.
• Mobil kullanıcıların çoğu
kendi cihazlarının güvenliğini
yönetme konusunda fazla
kaygı duymazlar. Ancak, çoğu
zaman bilinçli olmamaktan
dolayı şirketi riske atabilecek
adımların atılması da
mümkün.
CeBIT için geri sayım başladı
Abonelerin sadakati
daha da artacak
Türkiye dahil 20 ülkede 25’den
fazla operatöre hizmet veren
Defne Telekomünikasyon,
2012’den bu yana iş ortaklığı
yaptığı CIS bölgesinin önde gelen
mobil operatörüne sunduğu
çözümlere bir yenisini daha ekledi
ve 14 milyondan fazla abonesi
olan operatörün iletişim ağında
Auto CallBack (Otomatik Geri
Arama) ürününü Ödemeli Arama
Platformu üzerinden hayata
geçirdi.
Auto CallBack, mobil
operatörün ‘meşgul’, ‘telefon
kapalı’, ‘iletişim ağı dışında’ gibi
abonelerin ulaşılamaz olduğu
durumlarda tamamlanamayan
çağrılardan kaybettiği potansiyel
geliri müşteri memnuniyetini
arttırarak kazanma imkânı
veriyor. Ulaşılamayan abonenin
tekrar tekrar aranmasına
ve meşgule düşmeye gerek
kalmadan aranan abone müsait
olduğunda sistem çağrıyı
otomatik olarak bağlıyor.
Servis, ilk olarak hali hazırdaki
CollectCall abonelerine sunuldu.
Öte yandan, şirket Auto
CallBack ile birlikte ayrıca
Defne Telekomünikasyon Genel
Müdürü Oğuz Haliloğlu
Ödemeli Arama Platformu
üzerinde “Ödemeli Arama
(CollectCall), kredisi olmayan
aboneye cevapsız çağrı bırakma
imkânı tanıyan Poke Call, Aile
& Arkadaş Servisi (Friend &
Family), Arama Anında Kredi
Teklifi (Micro Credit Hot Offer)
çözümleri de sunuyor.
Defne Telekomünikasyon
Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu
da “Auto CallBack servisi, abone
memnuniyetini artırırken aynı
zamanda abonelerin verimliliğinin
de artmasına büyük katkı
sağlıyor. Böylelikle hem abone
sadakatini hem de operatörün
gelirini arttırmış oluyor” bilgisini
verdi.
Her yıl Almanya’nın
Hannover kentinde
Deutsche Messe tarafından
düzenlenen CeBIT, bu yıl
16-20 Mart 2015 tarihleri
arasında gerçekleştirilecek.
Konuyla ilgili olarak
yaklaşık 80 ülkeden
100 basın mensubunun
katılımıyla düzenlenen
basın toplantısına Deutsche
Messe Yönetim Kurulu
üyesi Oliver Frese, BITKOM
Başkanı Prof. Dieter
Kempf, Berlin’deki Çin
Halk Cumhuriyeti elçisi Shi
Mingde ve Çin Uluslararası
Ticaret Elektronik ve Bilişim
Endüstrisi Alt Konseyi
Başkan Yardımcısı Dr. Gong
Xiao katıldı.
Açılış konuşmasında
söz alan Oliver Frese,
sayısal ekonomi, yani
‘d!conomy’nin hemen
hemen tüm katılımcıların
ürün ve hizmetleriyle
doğrudan bağlantısı
olduğuna dikkat çekerek,
etkinlikte birçok konferans
ve forumun ana konusunun
da bu olacağını ifade etti.
“Sayısal ortama geçmek
sadece yeni yazılım ya da
donanım satın almak değil”
diyen Frese, bu stratejik
kararın tüm sektörlerde
her şirket için bir kültürel
seviye yükselmesi olduğuna
işaret etti. Özellikle IoT
konusunun getirdiği
yeniliklerin altını çizen Frese,
bu teknolojilerinin de içinde
büyük fırsatlar barındırdığını
vurguladı. Bu teknolojilerin,
yalnızca ağa bağlı ürünler
olmadığını da hatırlatan
Frese, en sonunda bir değer
zincirinin oluşacağının altını
çizdi.
Bu yıl CeBIT’te yaratıcı
girişimci şirketler de yeni
fikirleri ile Hannover’de
önemli bir yer alacak. Bu
kapsamda yaklaşık 350 genç
şirket, 15 sergi salonunda
yeni iş modellerini
katılımcılarla paylaşacak.
Amerikalı ekonomist Jeremy
Rifkin, araştırmacı gazeteci
Glenn Greenwald, NATO
Genel Sekreter Yardımcısı
General Jamie Shea,
Samsung Küresel Pazarlama
Yöneticisi Won-Pyo Hong,
Infosys CEO’su Vishal Sikka,
Huawei Enterprise Group
Başkanı Yan Lida, Çinli mobil
telefon üreticisi Xiaomi’nin
kurucularından Lei Jun,
Better Place kurucusu Shai
Agassi, Airbnb’nin Genel
Müdürü Olivier Gremillon,
TransferWise kurucularından
Taavet Hinrikus gibi isimler
de etkinlik kapsamında
konuşmalar yapacak.
BThaber
BTnet.com.tr
9 - 15 ŞUBAT
2015
33
AnTuTu canavarı Meizu MX4
Haber Merkezi
Donanım özellikleri ve yüksek
performansı ile adından söz
ettiren Meizu MX4 bu haftaki
ikinci konuğumuz oldu. DG Tech
tarafından Türkiye’ye getirilmeye
başlayan MX4, yüksek fiyatlı
rakipleri karşısında hem donanım
özellikleri hem de yüksek
performansı ile dikkatimizi
çekmeyi başardı.
Meizu MX4’e dışarıdan ilk
baktığınızda tasarım olarak
Apple cihazlarını andırdığını
söylemek mümkün. Cihazın
arayüzünde de benzer bir
esinlenme söz konusu. Şık
kıvrımlı bir tasarıma sahip cihazın
ön tarafındaki yuvarlak ışıklı tuş
da bu esinlenmeyi gösteriyor.
İnternetteki kullanıcılar
arasında AnTuTu canavarı
olarak nam yapan cihazın teknik
özelliklerine gelirsek, üzerinde
MediaTek’in sekiz çekirdekli
MT6595 işlemcisi bulunuyor.
Çekirdeklerin dördü 2.2 GHz
hızında çalışan Cortex-A17,
diğer dördü ise 1.7 GHz
hızında çalışan Cortex-A7. Grafik
işlemcisi ise PowerVR G6200.
2GB belleğe sahip cihazın 16GB,
32GB ve 64GB olmak üzere
üç farklı depolama seçeneği
bulunuyor. 5.36 inç 1920x1152
piksel IPS ekrana sahip MX4’ün
kamerası ise oldukça dikkat
çekici. 20.7 megapiksel Sony
Exmor IMX220 sensöre sahip
kamerası ile oldukça kaliteli
fotoğraflar çekilebiliyor. Ayrıca
MT6595 işlemci sayesinde
cihazla 4K video kaydı da
yapılabiliyor. MX4’ün ön
kamerası 2 megapiksel. Ayrıca
cihazın arka tarafında çift ledli
flaş bulunuyor.
Harici bellek desteğine sahip
olmayan cihaza sim kart arka
kapak açılarak takılıyor. Kapak
açıldığında cihazın 3100 mAh’lik
bataryası karşımıza çıkıyor.
Batarya kullanıcı tarafından
değiştirilemiyor. Yaklaşık 15 gün
boyunca kullandığımız cihazın
bataryası yoğun kullanımda dahi
gece geç saatlere kadar yetti.
Yazılım tarafına baktığımızda
Android 4.4.2 yüklü cihaz Flyme
OS adlı özel bir arayüzle birlikte
geliyor. DG Tech tarafından
Türkçeleştirilen arayüzde ufak
tefek birkaç problem olsa da
herhangi bir sorun yaşamadık.
Diğer Android arayüzlerden
biraz farklı olan Flyme’ye
alışmak açıkçası biraz zaman
alıyor. Meizu’nun telefonları
için geliştirdiği kapsamlı bir
uygulama pazarı bulunuyor
fakat ne yazık ki şu an için
sadece Çince uygulamalar
mevcut. Uluslararası kullanıcılar
için İngilizce ve diğer dillerdeki
uygulama pazarının önümüzdeki
aylarda açılması bekleniyor. Bu
arada cihazın işletim sisteminin
önümüzdeki aylarda Android’in
5. sürümüne yükseltileceği de
gelen haberler arasında yer
alıyor.
MX4’ün bir diğer özelliği ise
ekran kapalıyken yapılabilen
parmak hareketleri ile çeşitli
fonksiyonların devreye
sokulabilmesi. Örneğin
ekrana çift tıkladığınızda
ya da parmağınızı yukarı
doğru hızla hareket
ettirdiğinizde ekran açılıyor.
Parmağınızı sola doğru
hareket ettirdiğinizde ise
kamera açılıyor. Sağa kaydırma
hareketi ise istenilen uygulamaya
atanabiliyor.
15 günlük kullanım
deneyimimizi aktarmak gerekirse,
eğer performans açısından
çok iyi bir cihaz olsun az ücret
ödeyeyim diyorsanız Meizu MX4
sizin için biçilmiş kaftan. Cihazın
gri, gümüş ve altın olmak
üzere üç farklı renk seçeneği
bulunuyor. Gri versiyonunun
fiyatı KDV dahil 999 TL. Gümüş
ve altın versiyonlarının fiyatı ise
1.149 TL.
Cihazla ilgili ayrıntılı bilgi için:
www.dgtech.com.tr
Artıları
• Yüksek performans
• Düşük fiyat
• 20 megapiksel kamerası
Eksileir
• Yazılımda bazı eksikliklerin
bulunması
TP-LINK Archer D7
ile fiyat-performans
dengesi kuruyor
Üç adet Gigabit LAN ve
bir adet Gigabit LAN/WAN
yuvaya sahip cihaz, kablolu
bağlantıdan vazgeçmeyen,
yüksek band genişliği gerektiren
internet üzerinden arama
ve konferanslar, HD video
akışları ve gecikmesiz online
oyunlar gibi uygulamaları sıkça
kullanan kullanıcılara kesintisiz
performans sunmayı vaat ediyor.
ADSL bağlantısı için RJ11
girişine sahip Archer D7 aynı
zamanda LAN veya WAN olarak
ayarlanabilen EWAN portu
ile ADSL modem haricinde
kablonet, uydunet ve fiber
gibi bağlantı tipleri için de
kablosuz yönlendirici olarak
çalıştırılabiliyor. Eş zamanlı
birden fazla kablosuz yayın
yapan cihaz, kullanıcıların
misafirleri için evde veya
işyerinde kendi ağlarındaki
kaynaklara erişime olanak
vermeyen ayrı bir ağ üzerinden
güvenli internet erişimi sağlıyor.
Modern mimariden ilham
alan Archer D7’nin tasarımı
basit kullanım, şıklık ve
modernliği bir araya getirirken,
her bir noktasında yüksek kalite
ve prestiji ön plana çıkartıyor.
Kasanın ortasında yer alan
metal çerçeve şık bir tasarım
çizgisi oluşturmanın dışında
cihazın dengesi açısından
önemli rol oynarken, aynı
zamanda cihazın soğutmasına
katkıda bulunarak performansını
dengeli bir seviyeye getiriyor.
Metal çerçevenin devamı gibi
gözüken LED ışıklarını da
yansıtarak çok daha şık bir
görünüm yaratıyor.
TP-LINK Archer D7 AC1750
Kablosuz Dual Band Gigabit
ADSL2+ Modem Router 350
lira fiyat etiketiyle tüketicilerle
buluşuyor.
Epson yeni tanklı
yazıcılarını piyasaya sürdü
Gerek profesyonellerin gerekse
tüm fotoğraf tutkunları için
alternatif olabilecek bu ikili;
Epson L810 ve L850, 6,9 cm
boyutundaki LCD ekranı ile
bilgisayarsız fotoğraf baskısı
imkanı sunuyor. L810 ve L850
fotoğrafları, hafıza kartlarından
veya doğrudan PictBridge
kullanan kameralardan,
ultra düşük maliyetli olarak
kolayca yazdırma imkanı
sağlıyor. Cihazlar, LCD ekranı
ve CD/DVD baskısı gibi daha
gelişmiş fonksiyonlarıyla
birlikte güvenilir ve yüksek
kaliteli fotoğraf baskısı imkanı
sağlıyor.
Yapısı itibariyle L810 sadece
baskı ihtiyaçlarınıza çözüm
üretirken, L850 yazıcı ise
üçü bir arada (yazıcı, tarayıcı,
fotokopi) özelliğiyle, altı renkli
bir ürün olarak kullanıcıların
birçok ihtiyacına cevap veriyor.
L850 ve L810, baskı başına
ultra düşük maliyet sağlıyor.
10 x15 cm’lik bir fotoğrafta
mürekkep maliyetiniz
neredeyse sadece 11 kuruşa
geliyor. Bir set mürekkep
şişesiyle, 1800 adede kadar
15x10 cm² boyutlarında
fotoğraf baskısı temin ediyor.
Epson L810, 511 dolar
fiyatla raflardaki yerini alırken,
bir üst model olan L850 ise
596 dolar fiyat etiketine sahip.
Avea’dan farklı bir dokunuş
Avea’nın geçtiğimiz günlerde
duyurduğu yeni akıllı telefonu
inTouch 4 bu hafta misafirimiz
oldu. inTouch 3’e göre daha
gelişmiş özelliklere sahip
olan cihaz orta segmentteki
kullanıcıları hedefliyor.
inTouch 4’ü elinize aldığınızda
hem görünüm hem de
kalite açısından ortalamanın
üzerinde bir telefon olması için
uğraşıldığı açıkça belli oluyor. 5
inçlik bir ekrana sahip cihazın
arka kapağı plastik ve kavisli
bir tasarıma sahip. Ergonomik
bir yapıya sahip olan cihazın
Titanium Gri, Gold ve Carbon
Siyah olmak üzere üç farklı
renk seçeneği bulunuyor.
Teknik özelliklerine
baktığımızda cihaz, 1.2 GHz
64 bit Qualcomm Snapdragon
410 işlemci, 1 GB bellek, 8
GB depolama kapasitesine
sahip. Cihazın arka kamerası
13 megapiksel. Özçekim seven
kullanıcılar unutulmamış,
cihazın ön kamerası 5
megapiksel.
inTouch 4’ün bataryası
ise 2100 mAh. 5 inç bir
cihaz için kapasitesi daha
yüksek bir batarya tercih
edilebilirdi. Yoğun bir günlük
kullanım olmadığı takdirde
inTouch 4 akşam saatlerine
kadar şarj ihtiyacı duymadan
kullanılabiliyor. Cihazın oyun
performansı da gayet iyi. Şu
an popüler olan birçok oyun
herhangi bir takılma olmadan
rahatça oynanabiliyor.
Cihazın peşin satış fiyatı KDV
dahil 619 TL. Cihazı ayrıca
tarifeye ek olarak 1 TL’den
başlayan fiyatlarla satın almak
da mümkün.
Artıları:
• Şık tasarımı
• Yüksek Fiyat / Performans
oranı
• 13MP arka ve 5 MP ön
kamera
Eksileri
• Batarya kapasitesinin
düşük olması
34
BThaber
BTnet.com.tr
9 - 15 ŞUBAT
2015
Zomato Mekanist.com’u satın aldı
Haber Merkezi
Mekanist hamlesiyle birlikte
hali hazırda sadece İstanbul
ve Ankara’da 27 bin
civarında restoran ve mekan
hakkında bilgiler sunan
Zomato, bu sayıyı yeni
eklenen şehirlerle beraber
50 bine yükseltti. Satın
alma işleminin detayları
hakkında her iki tarafta da
bilgi vermekten kaçındılar.
Mekanist’in Zomato
bünyesine geçmesiyle
beraber, Zomato ülke
müdürlüğü görevini üstlenen
Oytun Çalapöver’in şirket
bünyesinde uluslararası
pazarların büyümesi ile
ilgili bir role atanması
beklenirken, Türkiye ülke
müdürlüğü görevine ise
Mekanist.net’in CEO’su Ali
Servet Eyüboğlu getirilecek.
Satın alma işlemini
değerlendiren Mekanist.
net’in CEO’su Ali Servet
Eyüboğlu,8 yıl içerisinde
Mekanist’i Türkiye’de
alanında lider bir şirket
haline getirdiklerini
belirtirken, olmayan bir
Hindistan merkezli restoran arama ve keşif platformu
Zomato, mekan değerlendirme sitesi mekanist.com’u satın
alarak 2013 yılında beri faaliyet gösterdiği Türkiye’deki en
önemli hamlesini gerçekleştirmiş oldu.
pazarı yarattıklarını ve hayal
edemeyecekleri kadar büyük
bir kullanıcı kitlesine ve
içeriğe ulaştıklarını ifade
etti. Eyüboğlu sözlerine şu
şekilde devam etti:
“Bugün, 8 yıllık serüvene,
Zomato ailesine katılarak
Uber sürücüsüz
otomobil projesini
hayata geçiriyor
Fransa nefret
suçlarına
dijital savaş
açıyor
Fransa dijital ortamda
işlenen nefret suçlarına
karşı harekete geçmeye
hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı
François Hollande’ın isteği
doğrultusunda hazırlanan
tasarıyla birlikte başta
sosyal medya siteleri
olmak üzere web siteleri,
kullanıcılarının paylaştıkları
nefret mesajlarından sorumlu
tutulacaklar. Tasarının
meclisten geçip, yasalaşması
durumunda Facebook ve
Google gibi şirketlerin nasıl bir
politika izleyecekleri bilinmiyor.
Hazırlanan yasa tasarısı
konusunda Avrupa’daki
kamuoyundan faydalanacağı
açıklayan François Hollande,
sosyal medya üzerinde işlenen
nefret suçlarının önünü
almak için böyle bir çalışma
içerisine girdiklerini belirtti.
Tasarının yasa haline gelmesi
durumunda belirlenecek
hukuki kıstaslar konusunda
Avrupa kamuoyunun yanı
devam ediyoruz. Zomato
Türkiye ekibinin bugüne
kadar gerçekleştirdiği
başarılı ilerleme ile
Mekanist’in sahip olduğu
gücü birleştirerek,
kullanıcılarımıza Türkiye
genelinde 50 binden fazla
restoran ile ilgili kapsamlı
bilgi ve yorumlar sunacağız.
Önümüzdeki aylarda
Mekanist web ve mobil
platformlarındaki içerikleri,
Zomato platformlarına
taşıyacağız ve kullanıcılara
en iyi deneyimi yaşatmaya
çalışacağız. Mekanist’in
kurucu ortağı ve CEO’su
olarak, Zomato ailesine
katılmam ile birlikte, Türkiye
Ülke Müdürü pozisyonunda,
8 yıldır peşinden koştuğum
vizyonu izlemeye devam
edeceğim.”
Anlaşmayla beraber
başlayan süreçte Mekanist’in
Zomato’ya entegrasyonu için
ekiplerin oldukça yakın bir
çalışma içine gireceği ve bu
süreçte Mekanist’in içeriği
ve trafiğinin Zomato’ya
taşınacağı belirtildi.
Bu geçişin ardından
Mekanist kullanıcılarının
Zomato uygulamasından
faydalanması da mümkün
olacak.
sıra bu tarz yasalara sahip
ülkelerdeki işleyişi gözden
geçireceklerini ifade eden
Hollande, yeni yasayla
birlikte bu tarz suçlara karşı
daha etkili bir yaptırım
uygulanacağının altını çizdi.
Önümüzdeki süreçte
Fransa ile Facebook, Google
ve Twitter gibi sitelerin önde
gelen isimlerinin görüşmeler
yapması beklenirken, ilgili yasa
tasarısının gelecek ay Fransız
Meclisi’ne gelmesi bekleniyor.
Pazara girdiği süreçten
bu yana önemli bir atılım
yapmayı başaran özel yolcu
taşıma uygulaması Uber, son
dönemde özellikle şoförler
ve yolcular arasındaki
çeşitli sorunların yer aldığı
haberlerle gündeme
gelmişti. Bu haberlerin yanı
sıra hükümetler ve yerel
yönetimler tarafından haksız
rekabete sebep olduğu
sebebiyle yasaklama kararları
çıkarılan uygulama, gündemi
yeniden değiştirmeye
hazırlanıyor.
Habere göre bir süredir
sürücüsüz araç üzerinde
çalıştığı iddia edilen
Uber, bu iddiaların doğru
olduğunu açıkladı. Carnegie
Mellon Üniversitesi ile bu
proje için işbirliği yaptığını
duyuran şirket, üniversite
kampüsüne oldukça yakın
bir konumda yer alan
bölgede “Uber Gelişmiş
Teknolojiler Merkezi”
adında birim oluşturmaya
hazırlanıyor.
Anlaşmanın her iki taraf
için de olumlu sonuçlar
doğuracak. Üniversitenin
araştırmacıları, öğrencileri ve
imkanlarından faydalanacak
Uber, bu sayede sürücüsüz
otomobil teknolojisi üzerinde
verimli bir çalışma ortamı
yakalayabilecek. Bunun
dışında da verimli çalışmalara
imza atabilecek şirket,
bu sayede müşterilerine
sunduğu hizmeti
“farklılaştırma” şansına
kavuşacak.
İşe Carnegie Mellon
Üniversitesi tarafından
bakarsak, bu anlaşmanın
onlara a epey yarayacağını
görüyoruz. Uber’den maddi
destek alacak üniversite, bu
sayede öğrencilerine daha
fazla imkan sağlayabilme
fırsatı bulacak.
All-in-one çözüm (ağ içinde, ağ dışında ve bulutta yedekleme,
replikasyon ve kurtarma)
Kullanıcı dostu web arayüzü
VM çalışma esnasında yedekleme, replikasyon ve kurtarma
Yedekleme doğrulaması
Tek tıkla Amazon Cloud ile entegrasyon
36
BThaber
KARİYER
9 - 15 ŞUBAT
2015
Yeni devrin gözde (!)
baskı yöntemi
Genel olarak bir kişi veya grubun
bir kişiye yaptığı küçük düşürücü
davranış, dışlama, aşırı ve ağır
iş verme, değersizleştirme,
yok sayma gibi eylemlerine
verilen isim, yani ‘Mobbing’
(psikolojik baskı, yıldırma), fazla
dillendirilmese de iş dünyasında
giderek büyüyen sorun. Bu
konuda bir anket yapan Yenibiris.
com’un elde ettiği sonuçlara
göre de çalışanların çoğu en
az 1 kere mobbing eylemine
maruz kalıyor. Buna göre, ankete
katılan 4 bin 668 kişinin yüzde
82’si hayatında en az 1 kere
mobbing eylemi ile karşılaşmış.
Mobbing, eşit seviyede çalışanlar
arasında olduğu gibi, yönetici
kademesinde de öne çıkabiliyor.
Ancak en çok karşılaşılan durum,
yöneticinin çalışanına psikolojik
baskı ve yıldırma uygulaması
şeklinde görülüyor. İşte
araştırmada öne çıkan sonuçlar:
İşyerinde mobbing
eylemlerine hiç maruz
kaldınız mı?
• Evet % 82
• Hayır % 14
• Emin değilim % 4
İşyerinde mobbing
eylemlerini sizce en çok
kim kime yapıyor?
• Yönetici çalışanına % 59
• Çalışan çalışana % 32
• Yönetici yöneticiye % 5
• Çalışanlar yöneticiye % 4
İş Kanunu’nda bir
düzenleme yok
Kurumsal verimlilik ve işgücü
kaybına neden olan mobbing’e
karşı önlem almak, bu sıkıntıyı
azaltmanın da temel yöntemi
olarak gösteriliyor. Hatta bazı
şirketlerin İK birimlerinde
mobbingle ilgili farkındalık
çalışmaları veya yönetmelikler
var. Ancak bunlar da pek yeterli
görünmüyor. Çünkü bu soruna
maruz kalanlar konuyu yetkili
kişilere ilettiğinde, fazla sonuç
alamıyor. Anket katılımcılarının
yarısından fazlası bu durumu
yöneticisine veya eğer mobbingi
uygulayan kişi yöneticisi ise üst
yönetime bildirdiğini belirtirken,
yüzde 30’luk kesim de kendisine
mobbing uygulayanla iletişim
kurmayı denediğini belirtiyor.
2011’de yayınlanan
Başbakanlık Genelgesi ile
işverenlerin mobbingle ilgili işçiyi
koruyan düzenlemeler getirmeleri
gerektiği vurgulanmıştı. Borçlar
Kanunu’na göre de işveren,
işçinin hem kişilik haklarını
korumak, hem cinsel
tacize uğramaması
için gerekli
önlemleri almakla
yükümlü. Ancak
İş Kanunu’nda
mobbing ile
ilgili özel bir
düzenleme yok.
Samsung ekibi sahada
Samsung Electronics Türkiye
tüketici elektroniği yönetim
ekibi, ihtiyaç ve sorunları
yerinde tespit etmek amacıyla
sahada tüketicileriyle buluştu.
Etkinliğe Samsung Electronics
Türkiye Başkanı Yoonie Joung
öncülük etti. 55 kişilik üst
düzey yöneticilerden oluşan
Samsung ekibi tüm gün
sahada, zincir ve Samsung
Electronics mağazalarında
satış ekibi ile beraber çalıştı.
Ekip, satış ekiplerinin yaşadığı
sıkıntıları da görme imkanına
sahip oldu. Yoonie Joung,
tüketicileri daha yakından
tanımak, taleplerini ve
sorunlarını öğrenmek adına
sahada onlarla bire bir iletişim
kurduklarını söylerken,
“Aldığımız geri dönüşler
geliştireceğimiz tüketici
odaklı üretim ve pazarlama
stratejilerimizi doğrudan
etkileyecek” bilgisini verdi.
ÇMD Yönetim Kurulu Başkanı Metin Tarakçı
‘Alo’lar 2 milyar
adete yaklaştı
Çağrı Merkezleri
Derneği’nin (ÇMD) IMI
Conferences işbirliğiyle
gerçekleştirdiği, Türkiye
çağrı merkezi sektörü
hakkında güncel bir
çalışma olan “Türkiye
Çağrı Merkezleri Sektör
Araştırması’ sektör
büyüklüğü ve hedefler
konusunda sonuçları
ortaya koyuyor. Buna
göre, çağrı merkezleri,
geçtiğimiz yıl 577 milyon
kez vatandaşı ararken,
1.289 milyar kez vatandaş
tarafından arandı ve
toplam yaklaşık 1,9 milyar
kez sektöre hizmet verdi.
Sektörde faaliyet gösteren
212 şirket ile yürütülen
çalışma, geçen yılın
verilerini de analiz ediyor.
ÇMD Yönetim Kurulu
Başkanı Metin Tarakçı
araştırmanın sonuçları
hakkında şunları söyledi:
“Sektörün hızla
büyüyebilmesi, doğru
yatırım kararlarının
alınabilmesi ve iş
ortaklarına doğru
mesajların iletilebilmesi
için mevcut durumun
ve geleceğe yönelik
beklentilerin ortaya
konulabilmesi gerek. Bu
çalışma gösteriyor ki, çağrı
merkezlerine duyulan
ihtiyaç artarak devam
ediyor. Gelen arama ve
yapılan çağrı adedindeki
artışlar gösteriyor ki,
Türkiye’de çağrı merkezleri
satış, pazarlama, servis
ve müşteri memnuniyeti
artırmadaki en önemli
kanallardan biri oldu.”
Araştırmaya katılan çağrı
merkezlerinden elde edilen
verilere göre, geçtiğimiz
yıl vatandaşın 1.289 milyar
çağrısına cevap veren
sektör, 577 milyondan
fazla çağrı yaptı. Bu
aramaların konusu daha
çok satış-pazarlama,
bilgilendirme ve tahsilat
amaçlı oldu. Gelen
aramaların içeriklerinin
analiz edildiği çalışmaya
göre ise şirketlerin en çok
ürün/hizmet bilgisi, işlem,
teknik destek ve şikayet
amacıyla gelen çağrılara
cevap verdikleri görülüyor.
İç kaynak çağrı merkezleri
şikâyet yönetimini daha
fazla yaparken, dış kaynak
çağrı merkezleri daha çok
tele satış / tele pazarlama
amacıyla çağrılar yapıyor.
Kamunun rolü daha
da artacak
Kamunun çağrı merkezi
kullanımı ve potansiyeli
de araştırmada yerini
alıyor. Araştırmaya 14
kamu kurumu katılırken,
bunlardan 11 tanesi iç
bünyesinde çağrı merkezi
barındırırken, kalan 3
tanesi de çağrı merkezi
hizmetini dışarıdan alıyor.
Çağrı merkezleri kamu
kurumlarında ağırlıklı olarak
vatandaş hizmetleri, şikâyet
yönetimi ve arka ofis
hizmetleri için kullanılıyor.
80 bin olan sektördeki
toplam istihdam da en
çok telekomünikasyon
ve finans iş kollarında
yoğunluk göstermesine
karşılık, kamu iş kolundaki
istihdam da geçtiğimiz
yıl yüzde 8,9 oranda artış
gösterdi ve 7 bin 99 kişiye
ulaştı. Önümüzdeki süreçte
devletin vatandaş odaklı
hizmet anlayışının e-devlet
stratejileriyle birlikte
gelişmesi ve çağrı merkezi
kullanım artışının sürmesi
bekleniyor.
BThaber
KARİYER
9 - 15 ŞUBAT
2015
37
Hedef, 81 ilde var olmak
Türk Telekom grup şirketi
olan ve çağrı merkezi
sektöründe faaliyet gösteren
AssisTT, 21’inci çağrı
merkezini Çorum’da açtı.
Açılış törenine Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme
Bakanı Lütfi Elvan, Grup
Bireysel İş Birimi CEO’su
Erkan Akdemir, Çorum
Valisi Ahmet Kara ve Çorum
Belediye Başkanı Muzaffer
Külcü katıldı. Ulaştırma,
Denizlik ve Haberleşme
Bakanı Lütfi Elvan yaptığı
konuşmada “Dünyada
çağrı merkezi sektörü 374
milyar dolarlık büyüklüğe
ulaştı. Türkiye’de ise 1,6
milyar TL’lik büyüklük
var. Sektör gelişmeye çok
açık. 2023’te Türkiye’de
çağrı merkezi çalışanlarının
sayısını 350 bine çıkartmayı
hedefliyoruz” dedi. Halen 43
ilde çağrı merkezi olduğunu
söyleyen Bakan Elvan,
E T K İ N L İ K L E R
8-11 Şubat 2015
Solidworks World 2015
Phoenix, Arizona
AYRINTILI BİLGİ:
www.solidworks.com/sww/
24-26 Şubat 2015
hedeflerinin 81 ilde bu
merkezleri faaliyete geçirmek
olduğunu vurguladı. Çorum
Valisi Ahmet Kara, çağrı
Y U R T D I Ş I
2-5 Mart 2015
Mobile World Congress –
GSMA
Barselona, İspanya
AYRINTILI BİLGİ:
www.gsma.com/events/
mobile-world-congress
16-20 Mart 2015
CEBIT 2015
Hannover, Almanya
AYRINTILI BİLGİ:
http://www.cebit.de/home
embedded world
Exhibition&Conference
Nürnberg, Almanya
AYRINTILI BİLGİ:
http://www.embedded-world.de/en/
Bu köşede yayınlanmasını istediğiniz etkinliklerinizle ilgili bilgileri [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
E T K İ N L İ K L E R
11-12 Şubat 2015
İnsan Kaynakları Zirvesi 2015
İstanbul Lütfi Kırdar
Uluslararası Kongre ve Sergi
Sarayı
AYRINTILI BİLGİ:
www.insankaynaklarizirvesi.com/
17 Şubat 2015
IDC IT Security Roadshow 2015
Wyndham Grand Levent,
İstanbul, Turkey
AYRINTILI BİLGİ:
http://idc-cema.com/eng/events/
overview
19 Şubat 2015
HP Yazılım Çevik Yaklaşım ile
Mobilite ve Performans Zirvesi
Çırağan Sarayı, İstanbul
AYRINTILI BİLGİ:
www8.hp.com/tr/tr/home.html
Y U R T İ Ç İ
19-21 Şubat 2015
alldesign Yaratıcı Endüstriler
ve Gelişen Teknolojiler Fuarı
İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası
Kongre ve Sergi Sarayı
AYRINTILI BİLGİ:
alldesignistanbul.com/
5 Mart 2015
SAP Forum Ankara
JW Marriott Hotel, Ankara
AYRINTILI BİLGİ:
www.sapkayit.com/
5-6 Mart 2015
VI. Bilgi Teknolojileri
Yönetişim ve Denetim
Konferansı
Milli Reasürans Konferans Salonu
AYRINTILI BİLGİ:
www.btyd.org.tr
12-13-14 Mart 2015
Yönetim Bilimleri Kongresi
İTÜ Maçka
AYRINTILI BİLGİ:
www.ybk.org.tr
28 Nisan 2015
UXIstanbul 2015
Esentepe Dedeman Otel
AYRINTILI BİLGİ:
www.uxistanbul.org
13-14 Mayıs 2015
UX Alive Konferansı
İstanbul Wyndham Grand
Levent
AYRINTILI BİLGİ:
www.uxalive.com
Bu köşede yayınlanmasını istediğiniz etkinliklerinizle ilgili bilgileri [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
merkezinde 416 genç
Çorumlunun çalıştığını ve
bu rakamı bine çıkartmak
istediklerini belirtirken, Türk
Telekom Grup Bireysel İş
Birimi CEO’su Erkan Akdemir
de, “Bu çağrı merkezi ile
Çorum nitelikli istihdama
kavuştu” dedi.
Çağrı merkezinde TTNET
müşterilerine sunulacak
hizmetler arasında Fibernet
ve Hipernet paketlerine ait
bağlantı problemini çözme,
nakil, hat dondurma, fatura
bilgisi ve kampanya-tarife
değişiklikleri var. AssisTT
Çorum çağrı merkezi
çalışanlarının yüzde 61’ini
kadınlar oluşturuyor.
Merkez ayrıca AssisTT’in
çalışanlarına verdiği ve
önümüzdeki dönemde
sürecek olan mesleki ve
kişisel gelişim eğitimleri ile
bölgedeki işgücü donanımını
destekleyecek.
İş ortaklarına eğitim desteği
Panasonic Görsel Çözümler bölümü; bayiler, sistem
entegratörleri, AV kiralama şirketleri ve distribütörler gibi
görsel çözüm profesyonelleri için özel olarak hazırlanan
bir eğitim programı başlattı. Program, Panasonic’in görsel
ürünlerine dair bilgi seviyesini artırmak ve özel sertifikalar
kazanmak için çeşitli seviyeleri içeriyor. Panasonic’in iş
ortakları, Akademi portalı aracılığıyla erişebilecekleri,
projektörler ve ekranlar için ayrı ayrı tasarlanan (sırasıyla üç ve
iki seviye barındırıyorlar) ücretsiz online eğitim oturumlarına
katılarak Görsel Profesyonel sertifikası alabilecekler. Bu
sertifikayı aldıktan sonra, Uzman ve İleri Uzman (sadece
projektör için) sertifikası almak üzere, Almanya’nın
Wiesbaden kentindeki Panasonic Avrupa genel merkezinde
gerçekleşen yüz yüze eğitimlere katılmak da mümkün olacak.
Microsoft’ta iki atama
Microsoft Orta Doğu ve Afrika Bölgesi
Kanal Pazarlama Direktörü Sarper Saraçoğlu
Microsoft Türkiye’ye Perakende Satış ve
Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı olarak
atandı. Sarper Saraçoğlu, Microsoft Orta
Doğu ve Afrika Bölgesi sorumluluğu
öncesinde, PepsiCo Beverages, Frito Lay
ve Marsa Kraft Foods şirketlerinde satış,
Sarper
Saraçoğlu
pazarlama ve strateji geliştirme alanlarında 15
yıllık tecrübeye sahip.
Bu görevi 2012’den beri yürüten İpek
Baykurt ise Microsoft Ortadoğu ve Afrika
Bölgesi İş Geliştirme Müdürü KOBİ Segmenti
sorumlusu olarak atandı. Microsoft Türkiye’de
2004 yılında Orijinal Ürün Üreticileri
Departmanı’nda Dağıtım Yönetimi ve İş
Geliştirme alanlarından sorumlu olarak göreve
İpek
başlayan Baykurt, 2006’da Sistem Üreticileri
Baykurt
Direktörü olarak görev yaptı. 2009 yılında
KOBi Segmenti Departmanında yöneticiliğe
geçen Baykurt, 2011 yılında Müşteri ve İş Ortağı Memnuniyeti ve
İş Yönetiminden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı oldu. Baykurt,
Kasım 2012’den beri Microsoft Türkiye’de Perakende Satış ve
Pazarlama Direktörü olarak görev yapıyordu.
38
BThaber
MEKTUP
Yine ağır lodoslu bir dönemden
yazıyorum sana mektubumu,
Haklısın, hele de kış günü bu
ılık rüzgara çamur atmamak
gerek. Zaten son haftalarda
gelen elektrik faturaları malum,
herkesin derdi. Çifte sosyal
mesaj zamanı: Faturalarda
yaşanan sorunlar için vatandaşlık
hakkını kullanıp itiraz etmek
en iyisi, ama bazı önlemleri
almak da sonrasında en azından
kişisel kullanım kaynaklı fatura
korkusunu azaltmaya birebir.
Kamu ve STK’lar bu konuda
ipuçlarını vatandaşla paylaşıyor.
Bunun örneği Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı, Aile ve
Sosyal Politikalar Bakanlığı ve
Enerji Verimliliği Derneği’nin
enerji tasarrufu verimliliği
sağlanması noktasındaki “Enerji
Hanım Projesi”. Özellikle ev
içinde kullanılan enerjiden
tasarruf konusunda 21 ilde
34 bin kadına ulaşılmış. Öyle
ki, Enerji Hanım’ın verdiği
eğitimlerde anlatılanları
uygulayan kadınlar, faturalarında
20- 35 TL arasında düşüş
sağlıyormuş. Evin tüm irili ufaklı
demirbaş beyaz eşyalarından
başlayarak bu tasarruf önerilerini
izlemek, acı vermeyen faturalar
için önemli bir adım olabilir.
Gurur verici bir haber: Borsa
İstanbul Özel Pazar, Türkiye
Melek Yatırımcılar Derneği
(TBAA) ve Avrupa Melek
Yatırımcılar Ağı (EBAN) tarafından
“Bölgede Girişimciliği En Çok
Destekleyen Borsa” ödülüne layık
görülmüş. Malum, Borsa İstanbul
Özel Pazar, Türkiye İhracatçılar
Meclisi (TİM) tarafından Ekonomi
Bakanlığı’nın desteğiyle üçüncüsü
düzenlenen Türkiye İnovasyon
YIL 21
SAYI 1008
9 - 15 ŞUBAT
9 - 15 ŞUBAT
2015
Ödüller, sektörün gurur kaynağı
Haftası kapsamında Yılın En
İnovatif Girişimi ödülüne de layık
görülmüştü.
Bir ödül haberi de KOMTAŞ
Bilgi Yönetimi’nden gelsin.
KOMTAŞ, veri bütünleştirme
yazılımında dünyanın önde gelen
çözüm sağlayıcısı Informatica
tarafından ‘’EMEA Bölgesi’nde
Yılın En Başarılı Partner’i’’
ilan edilmiş. Bu arada, Türk
Elektronik Sanayicileri Derneği
(TESİD) tarafından 13’üncüsü
düzenlenen “TESİD Yenilikçilik
Yaratıcılık Ödülleri” de sahiplerini
buldu. Bölgede Ar-Ge ve üretim
üssü haline gelerek, elektrik
ve elektronik alanında dünya
pazarında söz sahibi olma
hedefi paralelinde yenilikçilik
bir kez daha ödüllendirilmiş.
Bahsettiğimiz sektörün önemli
bir istihdam kaynağı olan İTÜ,
önemli bir yenilikle karşımızda:
Türkiye’nin en gelişmiş üniversite
mobil uygulaması. Öyle ki,
dünyadaki sayılı üniversite mobil
uygulaması örnekleri arasına
giren İTÜ Mobil, tüm İTÜ’lülerin
günlük hayatta ihtiyaç duyduğu
çok sayıda işlemi birkaç tuş ile
yapabilmesini sağlıyor. Online
yerleşke turundan kütüphane
veri tabanına erişime, panik
butonu ile acil yardım çağrısından
yemekhane menüsünü takibe,
İTÜ Radyosu’nu dinlemekten
ring servislerin yerleşke içindeki
yerine kadar birçok bilgi kolayca
öğrenilebiliyor. Mobil uygulama,
‘Bize bu yetmez’ felsefesiyle yeni
özelliklerde de zenginleşecekmiş.
BThaber Yayıncılık ve Etkinlik Hizmetleri A.Ş. adına Sahibi
Ayhan Sevgi
[email protected]
2015
[email protected]
www.bthaber.com
online
BThaber Gazetesi’nin bu ve
bundan önceki sayılarına
www.bthaber.com
adresinden ulaşabilirsiniz.
www.
bthaber
.com
www.linkedin.com/groups/BThaber
twitter.com/bthaber
www.facebook.com/BThaber
BThaber Grubu
Yayın Koordinatörü
Ayhan Sevgi
[email protected]
Yazı İşleri Müdürü
(Sorumlu)
Bülent Nevres
[email protected]
Editörler
Handan Aybars
[email protected]
Sedef Özkan (Ankara)
[email protected]
Haber Merkezi
Ekrem Uçman
[email protected]
Görsel Tasarım
Nevzat Karataş
[email protected]
Mukadder Keskingözler
[email protected]
Üniversitelerden gurur
veren bir haber daha: Kadir
Has Üniversitesi bünyesindeki
Girişimcilik, Yenilikçilik ve
Teknoloji Transferi Araştırma
ve Uygulama Merkezi (İNEO),
Türkiye Bilimsel
ve Teknolojik
Araştırma Kurumu
(TÜBİTAK) Teknoloji
Transfer Ofisi destek
programına girmeye
hak kazanmış. Kadir
Has Üniversitesi,
bu başarısıyla,
TÜBİTAK’ın
“Teknoloji Transfer
Ofislerine Yönelik Hazırlık,
Başlangıç ve Kapasite Artırımı
Sağlanması ve Uygulanması”
başlıklı çağrısına başvuruda
bulunan ve hibe desteği alan 9
üniversiteden de biri olmuş.
Konu çay olunca, sıcak veya
soğuk hava fark etmez bize
malum. Ama mevzu sadece
dem değil bu sefer. Doğadan’ın
bu yılki sayısal kampanyası Bay
Hastalık’ın yeni versiyonu, yayına
girdiği 6 Ocak’tan beri sosyal
medyada hızla yayılıyor. Film,
herkesi hasta etmeye çalışan Bay
Hastalık’ı usta dövüş teknikleriyle
şaşırtan Bağışıklık Sistemi’ni konu
alıyor. Aksiyonuyla güldürürken
düşündüren bir çalışma bu, ama
bu kadar değil: Kısa zamanda
7 milyona yakın izlemeye
ulaşan ve kısa film tadında bir
macera sunan Bay Hastalık’ın
ünü Türkiye sınırlarını aşmış.
Dünyaca ünlü teknoloji ve
pazarlama gurusu Guy Kawasaki,
ilgi çeken çalışmaları paylaştığı
blogu Holykaw.alltop.com’da
Bay Hastalık videosunu etkileyici
bir örnek olarak paylaşmış,
hatta “Türkler nasıl çay reklamı
yapacağını biliyor” yorumunu da
eklemeden geçmemiş.
Haftayı bir kitapla
sonlandırmayalı çok zaman
oldu, farkındayım. İşte beklenen
fırsat, 70’inci yaşını
kutlayan KoçSistem’le
geldi: Jeremy Rifkin’in
‘Sıfır Marjinal Maliyet
Toplumu-Nesnelerin
İnterneti ve İşbirliği
Çağı’ kitabı. Teknoloji
sayesinde yeni bir
ekonomik sisteme
geçişin tüm detayları
kitapta. Okuduktan
sonra seninle detayları konuşmayı
çok isterim.
Bu hafta bu kadar olsun, yeni
gündem başlıkları da haftaya,
REKLAM SATIŞ GRUBU
ASR
ACK
_CM
_3.
1.p
df
1
03/
02/
C
15
16:
41
M
Y
CM
MY
Satıştan Sorumlu
Genel Müdür Yardımcısı
Zehra Sevimli
[email protected]
Satış Müdürü
Nurşen Usta
[email protected]
CY
CMY
K
Yeni
yeni dünyan
öğre kuralla ın
nme rını
zam
anı
HAFT
ALIK
BİLİŞ
İM TE
KNOL
OJİLE
Rİ VE
Sayfa
Enerj
tasarr i
anah ufunun
bilişi tarı “yeş
il
m”
Şirk
Sayfa
12
Sayfa
Sİ
Veda
t Uslu
10
ww
w.bth
aber
.com
Ved
CEO
yılın at Uslu, ’su
da Sie 199
tohum
mens’ 1
ları
yap
atıl te
ının
hikaye dön an
sini üşüm
anlattı
.
Aliya
giç Uyar
13
SAYI
08
BTK
yön 2015 İ
tem
ş Pl
hed anı’
efle nda
niyo kat
ılım
r
c
9 - 15
Özden
Sarı
fırsa sayfalar
da
büyü tlar
yor
Sayfa
İSİ GA
ZETE
etle
kurum rin ve
alab ların
ilec
ve ZyX ekleri
çözüm EL’in önlemler
lerin yeşil
i kon
uştu
k.
Test,
başın başlı
projed a bir
ICterra ir
28
EKON
OM
9
Şubat
2015
Öze
Haber l
Sayfa
3-4
Sedef
Özkan
ı
Hed
ef,
sayısal KOBİ’l
artırırk bilgiler erin
veriler en gün ini
Türkiye ile yur cel
firm
ile iş tdışınd
an
alar
artm ın da yapan
asın
ı sağ
lam
ak.
Sem
Satış Grubu
Evrim Koç Demirci
[email protected]
26-3
İtalya 0 Ocak
arasın
gerçe ’nın M
da
ila
tekno kleştirile no kent
bağla lojik ge n Cisco inde
kavra ntılı bir lişmeler Live, ye
ni
ekse
mına düny
ninde
odak aya,
landı. IoE
in Özm
oralı
Sayfa
15
27
Bilg
i Te
‘BTK knoloj
ileri
20
Plan 15 Yılı ve İle
tişim
da
İş
işbirl
ak
ikle tarılırkki faaliy Planı’n Kuru
ri ve
ı ya
m
et
en
etki , ulus ler 49 yımla u,
nlik
ler deal ve ul madde dı.
dikk uslara de
at çe rası
kiyo
r.
DOSY
A:
FİNA
NS
Perihan Kıtay Özden
[email protected]
Finan
kulla s sektör
konu nımı ve ü; tek
no
düny da işbirli yenilikl loji
dosya aya örn kleri geerde, bu
mızd ek olu liştirm
a.
yor.
ed
Detay e
lar
spo Dosya
nso
ru
Özge Karataş
[email protected]
Gizem Güç
[email protected]
Abone ve Dağıtım Sorumlusu
Canan Şahin
[email protected]
Yönetim Yeri:
BThaber Yayıncılık ve Etkinlik Hizmetleri A.Ş.
Fetih Mah. Tahralı Sokak Kavakyeli Plaza
C Blok 7/5 34704 Ataşehir/İSTANBUL
Tel 0216- 291 13 90
ISSN 1300-6495
tarafından
dağıtılmaktadır.
Cilt, Baskı, Poşetleme: Apa Uniprint San. ve Tic. A.Ş. - Hadımköy İstanbul Asfaltı Ömerli Köyü İstanbul - Tel 0212-798 28 40. l BThaber kontrollü abonelik sistemiyle dağıtılmaktadır. - Fiyatı 1 Kuruş (KDV dahil) - BThaber, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 2/f maddesi hükmü gereği ‘yerel süreli yayın’dır.
Mitel.com +90 216 345 53 40
csciletisim.com +90 216 469 17 55
Download

BTK 2015 İş Planı`nda katılımcı yöntem hedefleniyor