OKULLARDA NE ÖĞRETİLİR1
Dr. Hasan BACANLI
Okullarda neyin öğretileceği eğitim programlarında belirlenir. Eğitim
programları hangi dersler, ne, nasıl öğretileceğini gösterir. Eğitim programı (veya
Türkçe'deki galat-ı meşhuru ile "müfredat") çeşitli açılardan sınıflandırılabilir. Nitelik
dikkate alındığında yapılabilecek sınıflamalardan biri de, açık müfredat - gizli
müfredat şeklinde olabilir.
 Açık müfredat yazılıdır; gizli müfredatın yazılı kuralları yoktur.
 Açık müfredatta ne, nasıl sorularının cevapları açıkça belirtilir; gizli
müfredatta bu soruların cevapları da belli değildir, incelemeler
sonucunda anlaşılabilir.
 Açık müfredat genellikle sınıf içi etkinliklerle sınırlıdır; gizli müfredat ise
tüm eğitim etkinlikleriyle ve ortamlarıyla ilgilidir.
 Açık müfredatta öğretmen-öğrenci ilişkisi esastır; gizli müfredat
öğrencinin etkileşime girebildiği her şeyle ilgili olabilir: tahta, kürsü,
tuvalet, koridor düzeni, bahçe, bahçedeki çiçekler, okuldaki hizmetliler,
sınıf öğretmeni (ders işleyiş biçimi, sınıfta oluşturduğu ortam, giyimkuşamı, kullandığı kelimeler, vb.), diğer sınıfların öğretmenleri, vb.
 Açık müfredat genellikle bilişsel (bilgiye dayalı) davranışlara ağırlık verir;
gizli müfredat duyuşsal (duygularla ilgili) davranışlar (tutumlar, tavırlar,
kişilik, kendine güven, başkalarına saygı, vb.) ağırlıktadır.
Bu karşılaştırmalardan sonra, tanımlamak gerekirse, açık müfredat
"okullarda öğretilmesi amaçlanan davranışları ve bu davranışların ne zaman, nasıl
öğretileceğini belirten yazılı kurallar" şeklinde; gizli müfredat ise, "okulda
öğretileceği açıkça belirtilmeyen, ama öğrencinin okuldaki çeşitli eğitim öğeleriyle
etkileşimi sonucunda edindiği davranışlar" şeklinde tanımlanabilir.
Açık - gizli müfredatı şu örnekle göstermek mümkündür: Dersin konusu
olarak insanlara saygının işlendiği bir okulda, başkalarına saygı açıkça ifade
edilmiştir ve açık müfredatta belirtilmiştir. Ama gerek dersin işlenişi sırasında
öğretmenin otoriter tavrı, gerek ders esnasında sınıftaki bazı öğrencilerin
öğretmene ve diğer öğrencilere saygısızlıkları, gerek teneffüse çıkışta öğrencilerin
saygısızca birbirleriyle itişmeleri, gerek hizmetlinin öğrencilere veya idarecilerin
hizmetlilere saygısız davranışları, gerek bahçede öğrencilerin birbirlerine
sataşmaları, vb. öğrenciye insan haklarına saygı duymamayı öğretebilir. Bunlar
gizli müfredattır. Kolayca anlaşılabileceği gibi, açık müfredat öğretime, gizli
müfredat eğitime yakındır. Öğretilen bilgiler unutulabilir, ama eğitim daha uzun
sürelidir (Eğitim ve öğretim kavramları burada gündelik dildeki karşılıklarıyla
kullanılmıştır. Yoksa, bunların bilimsel tanım ve özellikleri farklı şekillerde
belirlenebilir). Bu yüzden, eğitim, öğretimden daha önemlidir; yani, gizli müfredat
açık müfredattan daha önemlidir.
Eğitim sistemimiz bu müfredat çeşitleri açısından ele alınıp incelendiğinde
ortaya çıkan durum şudur:
Eğitim sistemimizde açık müfredat tutarsız ve çelişik bilgi ve uygulamalar
içermektedir. Öğretilmek üzere seçilen konular ve ele alınan metinler hedeflerle
çelişkili görünmektedir. Bu noktada iki örnek vermek yeterlidir: Birinci örnek,
1
Aylık Bülten, 1(9), 37-39 (Temmuz 1995)’te yayınlanmıştır.
öğrencilere divan edebiyatından zevk almayı öğretmeyi amaçlayan, ama aruz
vezinleri
ve
Arapça-Farsça
kelimelerin
ezberletilmeleri
ve
bunların
vurgulanmasıyla "azap" haline gelen edebiyat, öğrencilere çevreyi koruma bilinci
ve sorumluluğu ve çevre sevgisi aşılamayı amaçlayan, ama biyoloji dersine
benzetilerek öğrencilere "işkence" haline getirilen çevre bilgisi gibi derslerdir. İkinci
örnek ise, çeşitli derslerde işlenen konulardır. İlkokul I. sınıf Hayat Bilgisi kitabında
bulunan "Düşmesem de inecektim" başlıklı Nasreddin Hoca fıkrası bunun bir
örneğidir. Bilinen fıkrada, Nasreddin Hoca eşekten düşer ve kendisine gülen
çocuklara "düşmesem de inecektim" cevabını verir. Bu fıkranın öğrencilere
kazandırmak istediği davranış, olsa olsa "nahoş bir durumda 'kıvırma', yani gerçeği
gizleyip sudan bahaneler bulma" olabilir.
Burada Hoca'nın fıkralarını eleştirdiğim zannedilmesin. Eleştirilen ilkokul I.
sınıf öğrencilerine bunların öğretilmeye çalışılması ve ardındaki mesajın iyi
irdelenmemiş olmasıdır. Hocanın fıkralarının çoğu, ilkokul öğrencilerine uygun
gözükmemektedir.
 kapitalist bir sisteme insan yetiştirmeyecekseniz, "parayı verenin düdüğü
çaldığını (parası olmayanın düdük çalmayı aklından bile geçirmemesi
gerektiğini),
 maceraperest bir insan yetiştirmeyecekseniz, "göle mayanın belki
tutabileceğini (tutmazsa emeğinin boşa gitmesinin önemli olmadığını),
 yalancı bir insan yetiştirmeyecekseniz, "insanın sözüne değil de, eşeğin
sözüne mi inanacağını (yalan söyleyen bir insanın doğru söyleyen bir
eşekten tabii ki (!) üstün olduğunu)" veya "ipe un serilebileceğini",
 üçkağıtçı bir insan yetiştirmek istemiyorsanız, "kazanın doğurabileceğini
ve bunun tabii bir sonucu olarak ölebileceğini",
öğretmeyeceksiniz, demektir. Hoca'nın fıkralarının yetişkinler için eğitici değeri
inkar edilemez, ama bu fıkralar çocuklara uygun görünmemektedir.
Eğitim sistemimizde gizli müfredat ise daha içler acısı bir durumdadır. Her okulun
gizli müfredatı tabii ki kendine özgüdür ve her okulun ayrı incelenmesi gerekir.
Ama küçücük bir bahçede birbirini çiğneyen çocukların, öğrendikleri bu çiğneme
davranışını büyüdükleri zaman nasıl ortaya koymalarını bekliyoruz?
Sakız çiğneyerek değil herhalde.
Teneffüs zili çalınca ite-kaka bahçeye çıkan çocukların, büyüdükleri zaman neyi
itip kakmalarını bekleyebiliriz?
Bu da herhalde otobüs olmayacaktır.
Derste şu veya bu nedenle, fikrini açıkça ifade etmesine izin verilmeyen çocuk,
büyüyünce "saman altından su yürütmenin" ve "pek akıl yürütmemenin" dışında
nasıl bir davranış gösterebilir?Üniversiteden bir örnek: üniversite kapısından içeri
girebilmek için, kapıdaki hizmetlinin çeşitli maddî ve manevi "işkenceleri"
dokuz takla ve üç de parende atıp
karşısında
el-pençe divan durmak zorunda kalan üniversite öğrencisinin hayatta alabileceği
bir tek tavır vardır: bu davranışını bir yere kadar
o yer istediklerini elde etmek olur herhalde
sürdürmek ve eline bir fırsat geçtiğinde, bunun acısını
tabii ki, başkalarından, ve birkaç misliyle
çıkarmak.
Eğitim sistemimiz el yordamıyla ilerlerken, yetiştirdiği nesiller de ellerinin
üzerinde
doğru yürümeyi öğrenememişlerdir
ve hangi tarafa gidilebileceği hakkında yordamalarla
tahmin ederek: kafalarını kullanmayı öğrenememişlerdir
yürüyüp gitmektedirler. Çocuklarımızın eğitimini açık ve gizli müfredatlar
çerçevesinde yeniden değerlendirelim. Burada, okullar ve milli eğitim ele alındı.
Evdeki eğitimimiz acaba nasıl? Açıktan neyi nasıl öğretmeye çalıştığımızı
düşünüyoruz? Gizli gizli çocuğumuz gerek ev ortamından gerekse bizlerin
davranışlarından neleri öğreniyor? Onun analizini her birimiz kendisi yapmak
zorundadır.
Download

OKULLARDA NE ÖĞRETİLİR1 - Hasan BACANLI, Prof.Dr.